SON DAKİKA
Hava Durumu

#İş Dünyası

Ekometre - İş Dünyası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İş Dünyası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yeni OVP açıklandı: Enflasyon hedefi yükseldi Haber

Yeni OVP açıklandı: Enflasyon hedefi yükseldi

Büyüme beklentisi ise yüzde 3,3’e çekildi. Hükümet, enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a gerilemesini hedefliyor. Türkiye ekonomisinin gelecek üç yılına ilişkin hedefleri içeren yeni Orta Vadeli Program (OVP) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklandı. Programda büyüme ve enflasyon hedeflerinde önemli değişikliklere gidildi. 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 3,3 olarak belirlenirken, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28,4’e yükseltildi. Hükümet, büyümenin 2027’de yüzde 4,2’ye, 2028’de yüzde 4,6’ya ve 2029’da yüzde 5’e ulaşmasını öngörürken, enflasyonun aynı yıllarda sırasıyla yüzde 21, yüzde 13,5 ve yüzde 9 seviyelerine gerilemesini hedefliyor. Enflasyon tahmini 12 puan yükseldi 2026-2028 dönemini kapsayan önceki OVP’de yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 16 olarak belirlenmişti. Yeni programda 2026 yılı için bu tahmin yüzde 28,4’e çıkarıldı. Böylece enflasyon beklentisi bir önceki programa göre 12,4 puan yükselmiş oldu. Cevdet Yılmaz, küresel ekonomik görünümdeki değişimlerin ve jeopolitik gelişmelerin yeni programın hazırlanmasında etkili olduğunu belirtti. Yılmaz, dünya ekonomisinin ekonomik ve teknolojik gelişmelerin iç içe geçtiği, öngörülebilirliğin azaldığı bir dönemden geçtiğini ifade ederek, bölgedeki savaşların da ekonomik dengeler üzerindeki etkisine dikkat çekti. 2026 büyüme beklentisi yüzde 3,3 Yılmaz, 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,3 olarak güncellediklerini açıkladı. Sanayi büyümesi beklentisinin de yüzde 2,3’e indirildiğini belirten Yılmaz, buna karşın büyümenin sonraki yıllarda kademeli olarak güçlenmesini beklediklerini söyledi. Buna göre büyümenin 2027’de yüzde 4,2, 2028’de yüzde 4,6 ve 2029’da yüzde 5 seviyesine ulaşması öngörülüyor. Yılmaz, ihracatçıların zorlu dış talep koşullarına rağmen 2026 yılında başarılı bir performans gösterdiğini belirtti. Jeopolitik risklerdeki artışın da ekonomi üzerinde önemli etkiler yarattığını ifade eden Yılmaz, enerji ithalatı beklentisinin 63 milyar dolardan 71 milyar dolara çıkarılmasında bu gelişmelerin etkili olduğunu söyledi. “Enflasyon kontrolden çıkabilirdi” Programın soru-cevap bölümünde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise enflasyon hedeflerindeki sapmaya ilişkin özeleştiri yaptı. Şimşek, mevcut ekonomik koşullarda enflasyonun yalnızca düşmemekle kalmayıp kontrolden çıkabileceğini, ancak bunun gerçekleşmediğini belirtti. Başlangıçta belirlenen hedeflerin iddialı olduğunu ifade eden Şimşek, “Biz ataleti muhtemelen düşük ölçtük. Açık konuşalım burada.” değerlendirmesinde bulundu. Enflasyonun 2029’da tek haneye inmesi hedefleniyor Yeni OVP’de hükümetin enflasyonla mücadelede kademeli düşüş hedefi korunuyor. 2026 sonunda yüzde 28,4 olması beklenen enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a gerilemesi hedefleniyor. Yılmaz, mayıs 2024’te yüzde 75,5 seviyesine yükselen enflasyonun uygulanan politikalarla belirgin bir düşüş eğilimine girdiğini söyledi. Ancak savaş koşullarının oluşturduğu arz yönlü baskılar nedeniyle düşüş eğiliminin geçici olarak yataylaştığını belirten Yılmaz, Merkez Bankası hesaplamalarına göre savaşın enflasyon üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkisinin yaklaşık 7 puan olduğunu aktardı. Milli gelir 1,8 trilyon doları aşacak OVP kapsamında Türkiye ekonomisinin büyüklüğüne ilişkin hedefler de açıklandı. Yılmaz, 2026 sonunda milli gelirin Cumhuriyet tarihinde ilk kez 1,8 trilyon doları aşmasının beklendiğini belirtti. Kişi başına milli gelirin de ilk kez 20 bin doları geçmesinin öngörüldüğünü söyledi. Program döneminde yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması ve daha fazla kişinin işgücüne katılması hedefleniyor. Program sonunda milli gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, mal ve hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara çıkarılması amaçlanıyor. TL mevduatın payı yüzde 61,5’e yükseldi Yılmaz, uygulanan ekonomi politikalarının Türk lirasına güveni artırdığını savundu. TL mevduatının toplam mevduat içerisindeki payının yüzde 31,6’dan 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5’e yükseldiğini belirten Yılmaz, bu gelişmenin uygulanan politikaların sonuç verdiğinin göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. Bütçe açığının da kademeli olarak düşürülmesi hedefleniyor. 2026 yılı için daha önce yüzde 3,5 olarak öngörülen bütçe açığının alınan tedbirlerle yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Sosyal konut yatırımları artırılacak Yeni programda konut politikası da öncelikli alanlar arasında yer aldı. Yılmaz, dar ve orta gelirli vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırmak amacıyla sosyal konut yatırımlarının yüzde 150 artırılacağını açıkladı. Ekonomik güvenlik ve dayanıklılığın da programın temel unsurlarından biri olduğunu belirten Yılmaz, kritik alanlarda dışa bağımlılığın azaltılmasını ve ekonominin dış şoklara karşı direncinin güçlendirilmesini hedeflediklerini söyledi. Yılmaz’dan seçim açıklaması Cevdet Yılmaz, OVP’nin hazırlanmasında seçim takvimine ilişkin herhangi bir spekülatif varsayım yapılmadığını söyledi. Yılmaz, programın seçimlerin zamanında yapılacağı varsayımıyla hazırlandığını belirterek, 2028 baharı veya yazına doğru bir seçim öngördüklerini ifade etti. Seçimin daha erken bir tarihe alınmasının ise Meclis’in takdirinde olduğunu belirten Yılmaz, şimdiden farklı bir varsayım üzerinden hareket etmenin doğru olmayacağını söyledi. İş dünyası OVP’yi nasıl değerlendirdi? İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, yeni OVP’de üretim ve ihracatın yanı sıra küresel yatırımların ve yeteneklerin teşvik edilmesine yönelik düzenlemelere kapsamlı biçimde yer verilmesini olumlu karşıladıklarını belirtti. Avdagiç, dezenflasyon programının kararlı biçimde uygulanmasının ve oluşacak alanın kademeli faiz normalizasyonuna dönüştürülmesinin önemine dikkat çekti. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe ise yeni programın küresel belirsizlikleri ve mevcut ekonomik koşulları dikkate alan daha temkinli bir çerçeve sunduğunu ifade etti. Gültepe, imalat sanayisinin üretim ve ihracat kapasitesinin korunmasına verilen önemi vurgularken, finansman, işletme sermayesi ve emek yoğun sektörlere yönelik desteklerin somutlaştırılmasını olumlu değerlendirdi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Başkanı Nail Olpak da OVP’yi Türkiye ekonomisinin gelecek üç yıllık yol haritasını ortaya koyması ve iş dünyasının planlamalarına rehberlik etmesi açısından önemli bulduklarını belirtti. İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz ise fiyat istikrarı, büyüme, yatırım ve ihracatı güçlendirmeye yönelik hedeflerin önemine dikkat çekti. Kopuz, seçici finansman imkanlarının yatırım yapan, ihracat gerçekleştiren, istihdam sağlayan ve katma değer üreten işletmelere yönlendirilmesinin üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artıracağını ifade etti. YENİ Parti’den OVP’ye sert eleştiri YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç ise yeni OVP’yi önceki programlarla karşılaştırarak hükümetin hedeflerinde ciddi sapmalar yaşandığını savundu. Genç, 2023’te açıklanan hedefler gerçekleşseydi, o yıl sonunda 100 lira olan bir mal sepetinin 2026 sonunda yaklaşık 166 liraya çıkacağını, gerçekleşmeler ve yeni OVP tahmini dikkate alındığında ise aynı sepetin yaklaşık 243 liraya ulaştığını belirtti. Genç, “OVP artık ekonominin önünü göstermiyor, gerçekleşmelerin arkasından hedef değiştiriyor” değerlendirmesinde bulundu. “Enflasyon hedefi 8,5’ten 28,4’e çıktı” Genç, 2026 yılı enflasyon hedefinin son üç yılda sürekli yukarı yönlü revize edildiğine dikkat çekti. 2023’te yüzde 8,5 olarak açıklanan 2026 enflasyon hedefinin 2024’te yüzde 9,7’ye, 2025’te yüzde 16’ya ve yeni programda yüzde 28,4’e yükseldiğini belirten Genç, üç yıl içerisinde tahminin yaklaşık 3,3 katına çıktığını söyledi. Genç, yalnızca son bir yıldaki artışın 12,4 puan olduğunu ve bunun yüzde 77,5’lik yükselişe karşılık geldiğini ifade etti. Büyüme hedefi de aşağı çekildi Genç, enflasyon hedefindeki yükselişin yanı sıra büyüme beklentisindeki gerilemeye de dikkat çekti. 2026 yılı için üç yıl önce yüzde 5 olarak açıklanan büyüme hedefinin yeni OVP’de yüzde 3,3’e indirildiğini belirten Genç, “Üç yılda daha yüksek enflasyon, daha düşük büyüme tablosuyla karşı karşıyayız” dedi. Genç ayrıca, geçen yılki OVP’de 2027 yılı için yüzde 9 olarak öngörülen enflasyonun yeni programda yüzde 21’e çıkarıldığını, tek haneli enflasyon hedefinin ise 2027’den 2029’a ötelenmiş olduğunu belirtti. 2024 yılında açıklanan OVP’de 2027 enflasyonunun yüzde 7 olarak öngörüldüğünü hatırlatan Genç, yeni hedeflerin önceki programlarla arasındaki farkın ekonomik beklentiler açısından önemli bir sapmaya işaret ettiğini savundu.

Özer Matlı’dan BTSO için yeni dönem vizyonu Haber

Özer Matlı’dan BTSO için yeni dönem vizyonu

Matlı, 60 bin BTSO üyesini kapsayan yeni dönem vizyonunda adalet, şeffaflık ve ortak akıl vurgusu yaptı.Bursa iş dünyasının farklı sektörlerinden temsilcileri bir araya getiren Birlikte Çalışma Merkezi, BTSO Başkan Adayı Özer Matlı’nın katılımıyla açıldı. Sanayiciden tüccara, KOBİ’lerden küçük işletmelere kadar iş dünyasının farklı kesimlerine yönelik mesajlar veren Matlı, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın 60 bin üyesini merkeze alan bir yönetim anlayışı hedeflediklerini söyledi. Yeni dönemin temelinde ortak yönetim var Özer Matlı, yeni dönem vizyonlarının adalet, şeffaflık ve birlikte yönetim ilkeleri üzerine kurulacağını belirtti. Bursa iş dünyasının tüm kesimlerinin karar alma süreçlerinde daha etkin şekilde yer alması gerektiğini ifade eden Matlı, farklı ölçeklerdeki işletmelerin ihtiyaçlarını dikkate alan bir yönetim modeli oluşturmayı amaçladıklarını dile getirdi. Bursa Dönüşüm Planı geliyor Matlı, Bursa’nın ticaret ve sanayi yapısını kapsayacak kapsamlı bir Bursa Dönüşüm Planı üzerinde çalıştıklarını da açıkladı. Planın önümüzdeki dönemde kamuoyuyla paylaşılacağını belirten Matlı, Bursa iş dünyasının değişim ve dönüşüm sürecine hazır olduğunu söyledi. Matlı, “Bursa iş dünyası dönüşüme hazır. Bu akşam yalnızca kapıyı açıyoruz, asıl yürüyüş şimdi başlıyor” ifadelerini kullandı. Birlikte Çalışma Merkezi’nin, yeni dönemde iş dünyası temsilcileri arasında iletişim ve ortak çalışma kültürünün geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

HOMETEX ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor Haber

HOMETEX ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor

İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç: “HOMETEX, Dünyanın En Önemli Ev Tekstili Fuarlarından Biri” Ev tekstili sektörünün önemli buluşmalarından HOMETEX Ev Tekstili Fuarı, İstanbul Fuar Merkezi’nde sektör temsilcilerini ve alım heyetlerini bir araya getirmeyi sürdürüyor. İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Şahinler fuarı ziyaret ederek stantlarda incelemelerde bulundu. Fuar ziyaretinin ardından değerlendirmelerde bulunan Avdagiç, organizasyonun sektör adına gurur verici bir tablo ortaya koyduğunu söyledi. HOMETEX’in başarılı bir organizasyonla gerçekleştirildiğini belirten Avdagiç, fuarın düzenlenmesine katkı sağlayan TETSİAD’a, KFA Fuarcılık’a, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay’a ve emeği geçenlere teşekkür etti. 11 salonun tamamı doldu İstanbul Fuar Merkezi olarak fuarın en iyi şekilde gerçekleştirilmesi için tüm imkanları seferber ettiklerini vurgulayan İTO Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, “Şu anda bölgemizin, hatta dünyanın en önemli ev tekstili fuarlarından biri İstanbul’da gerçekleştiriliyor. İstanbul Fuar Merkezi’ndeki 11 holün tamamı bu fuarda katılımcı firmalarla dolmuş durumda. Yaklaşık 600 firmamız burada yer alıyor.” ifadelerini kullandı. “Ziyaretçi sayısında yüzde 8 artış” Avdagiç, zorlu ekonomik şartlara rağmen fuara ilginin güçlü olduğunu dile getirerek, ilk gün verilerinde ziyaretçi sayısının geçen yıllara göre yaklaşık yüzde 8 arttığını gözlemlediklerini kaydetti. Fuarın ihracata katkısına da işaret eden Avdagiç, şöyle konuştu: “Bizim için önemli olan yurt dışından daha fazla alım heyetinin gelmesi ve firmalarımızın daha fazla ihracat yapabilmesi. Fuarı gezdiğimizde tüm stantlarda memnuniyet olduğunu gördük. Bu memnuniyetin arkasında fuarın fiziki hazırlığı kadar organizasyon başarısı da var. Doğru alım heyetlerinin seçilmiş olması çok önemli. Buraya turistik amaçla değil, gerçek alıcıların gelmesi fuarın değerini artırıyor.” Avdagiç, fuarın gelecek yıllarda daha da büyüyeceğine inandıklarını belirterek, organizasyonun 700-750 firmanın katıldığı, uluslararası ziyaretçi ve alıcı sayısı daha da artan bir yapıya ulaşmasını temenni etti. Burkay: “Üretileni alıcılarla buluşturmak çok önemli” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay da üretmenin kıymetli olduğunu ancak üretileni dünyadaki gerçek alıcılarla buluşturacak platformları oluşturmanın da büyük önem taşıdığını söyledi. Fuarcılığın bu açıdan ihracatın en stratejik alanlarından biri olduğunu belirten Burkay, İstanbul Fuar Merkezi’nin son yıllarda önemli bir dönüşüm yaşadığını ifade etti. İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç’in liderliğinde merkezin fiziki altyapısının güçlendiğini dile getiren Burkay, “Pandemi dönemi sonrasında Şekib Başkanımızın İstanbul Fuar Merkezi’ne yaptığı yatırımlar, uzun yıllardır ihtiyaç duyduğumuz fiziki altyapıyı bize sağladı. Türk üreticileri, ihracatçıları ve iş dünyası adına kendisine teşekkür ediyorum.” dedi. “Fuarın potansiyeli yüksek” HOMETEX’in 33 yıldır düzenlenen köklü bir fuar olduğunu hatırlatan Burkay, son üç yılda katılımcılardan ve ziyaretçilerden memnuniyet verici geri dönüşler aldıklarını bildirdi. BTSO ve KFA Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, HOMETEX’in sektörün ihracat hedefleri açısından önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. Başkan Burkay, fuarın gelecek dönemde 750 firmaya ulaşabilecek potansiyele sahip olduğunu da sözlerine ekledi. Şahinler: “Fuarımız çok güzel geçiyor” TETSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Şahinler ise HOMETEX’e verdiği destek dolayısıyla İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç’e teşekkür etti. Fuarın sektör açısından güçlü bir atmosferde devam ettiğini belirten Şahinler, “HOMETEX’e vermiş olduğu destekten dolayı Şekib Başkanımıza teşekkür ediyorum. Fuarımız çok güzel geçiyor.” dedi. 45 Ülkeden ziyaretçi HOMETEX Ev Tekstili Fuarı, ev tekstili sektöründeki üretici, ihracatçı, alıcı ve profesyonelleri İstanbul Fuar Merkezi’nde bir araya getirmeye devam ediyor. TETSİAD ev sahipliğinde, BTSO iştiraki KFA Fuarcılık organizasyonuyla düzenlenen fuar, 11 holde yaklaşık 200 bin metrekarelik alanda gerçekleştiriliyor. Fuarda, 600’e yakın firma ürünlerini ve yeni koleksiyonlarını sergiliyor. Fuar kapsamında yüzlerce yabancı firma temsilcisi yeni ticaret bağlantıları için HOMETEX’i ziyaret ederken, alım heyeti kapsamında da 45 ülkeden 250’ye yakın iş insanı Türk firmalarıyla iş görüşmeleri gerçekleştiriyor.

VakıfBank’tan rekor finansman Haber

VakıfBank’tan rekor finansman

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın karşı-garantisi ve Dünya Bankası Grubu üyesi IBRD’nin kısmi garantisi altında sağlanan finansman, Türk bankacılık sektöründe kalkınma finansmanı alanında gerçekleştirilen en yüksek tutarlı işlemlerden biri oldu. Temin edilen bu kaynak; VakıfBank’ın “Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı” yaklaşımı çerçevesinde geliştirilen ürünler aracılığıyla, başta kadınlar, gençler, kadın ve genç girişimciler olmak üzere istihdamın artırılması, afet bölgesindeki ekonomik hayatın güçlendirilmesi ve kalkınmada öncelikli illerde üretimin desteklenmesi amacıyla kullandırılacak. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın karşı-garantisi ve Dünya Bankası Grubu üyesi IBRD’nin kısmi garantisi altında VakıfBank, Türk bankacılık sektöründe kalkınma finansmanı alanında gerçekleştirilen rekor seviyede işlemlerden birine imza attı. İstanbul Finans Merkezi’nde bulunan VakıfBank Genel Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen imza törenine T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek ve Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez ile paydaş finansal kuruluşların üst düzey temsilcilerinin yanı sıra iş dünyası, girişimcilik ekosistemi ve finans sektöründen davetliler katıldı. 1,5 milyar Euro tutarındaki kaynağın; başta kadınlar ve gençler olmak üzere girişimcilerin desteklenmesi, afet bölgesinin yeniden ekonomik olarak güçlendirilmesi ve kalkınmada öncelikli illerde üretimin artırılması amacıyla kullandırılması planlanıyor. “KOBİ’lerimizin finansmana erişimini desteklemeye devam ediyoruz” Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin üretim ekosistemini güçlendirecek her türlü konuda Dünya Bankası ile tesis edilen iş birliğinin, kararlılıkla sürdürüleceğine işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu: “KOBİ’lerimizin uzun vadeli ve uygun koşullu finansmana erişimini desteklemeye devam ediyoruz. Sağlanacak 1,5 milyar avro tutarındaki kaynak; istihdamın artırılması, özellikle genç ve kadın girişimcilerin desteklenmesi amacıyla kullanılacaktır. Uyguladığımız ekonomi programına duyulan güven, uluslararası kalkınma bankaları ile ilişkilerimize doğrudan yansımaktadır” dedi. “Bu finansman, ülkemize duyulan güvenin somut göstergesi” İmza töreninde konuşan VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, gerçekleştirilen işlemin yalnızca finansman sağlamakla sınırlı olmadığını belirterek şunları söyledi: “Dünya Bankası İcra Kurulu tarafından onaylanan bu proje kapsamında, uluslararası finans kuruluşlarıyla 1,5 milyar Euro tutarında, 10 yıl vadeli bir kredi anlaşmasına imza attık. Bu işlem, Türk bankacılık sektöründe kalkınma finansmanı alanında gerçekleştirilen en yüksek tutarlı fonlama işlemlerinden biri olma özelliğini taşıyor. Bu iş birliği, uluslararası finans çevrelerinin hem Bankamıza hem de ülkemize duyduğu güvenin güçlü bir göstergesidir.” “200 bin kadın ve gencin iş hayatına katkı sağlayacağız” “VakıfBank olarak ülkemizin üretim gücünü, istihdam kapasitesini ve toplumsal refahını destekleyen kalıcı değerler üretmeyi önceliklendiriyoruz. Bu anlayışla, özellikle gelişim potansiyeli yüksek alanlarda sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen finansman modelleri geliştiriyoruz. Çünkü biz inanıyoruz ki, sürdürülebilir bir yaşam sadece ekonomik büyüme ile değil, kapsayıcılıkla, eşit fırsatlarla ve insanı merkeze alan bir anlayışla mümkündür” diyen Osman Arslan, Finansmanın kapsayıcı büyümeye hizmet edecek şekilde yapılandırıldığını vurgulayarak “Kaynağın önemli bir bölümünü kadınlar ve gençler için ayırıyoruz. Kadınların ve gençlerin üretim süreçlerine daha güçlü katılımı, ekonomik büyümeyi hızlandırırken toplumsal kalkınmayı da destekliyor. VakıfBank olarak 200 bin kadın ve gencin iş hayatına katılmasına katkı sağlayarak bu hedefin güçlü bir parçası olacağız. İnşallah attığımız bu adımlarla kadın ve genç istihdamına ölçülebilir düzeyde önemli bir katkı sağlayacağız” dedi. Afet bölgesine yönelik çalışmalara da özel önem verdiklerini belirten Arslan sözlerini şöyle tamamladı: “Afet bölgesinde ekonomik hayatın yeniden güçlenmesi için finansmana erişimi kolaylaştırıyoruz. İşletme ve yatırım kredileriyle üretimin yeniden canlanmasına katkı sağlarken, istihdam odaklı kredi programlarımızla kadınların ve gençlerin iş gücüne katılımını destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde 150 bin kadın ve 50 bin gencin istihdama katılmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.”

GençBizz gençleri iş dünyasının deneyimli isimleriyle buluşturdu Haber

GençBizz gençleri iş dünyasının deneyimli isimleriyle buluşturdu

GençBizz öğrencilerine özel olarak hayata geçirilen zirve; gençlerin girişimcilik bilgi ve becerilerini geliştirmeyi, sürdürülebilir girişimcilik bakış açısı kazanmalarını ve gelecek yolculuklarında onlara ilham olmayı hedefledi. Genç Başarı Eğitim Vakfı (GBEV) tarafından, Genç Yönetici ve İş İnsanları Derneği (GYİAD) desteğiyle, lise çağındaki gençleri iş dünyasının önde gelen temsilcileriyle bir araya getirmek amacıyla düzenlenen GençBizz Bursa Girişimcilik Zirvesi, BTSO Nilüfer Bursa’da gerçekleştirildi. GençBizz öğrencilerine özel olarak hayata geçirilen zirve; gençlerin girişimcilik bilgi ve becerilerini geliştirmeyi, sürdürülebilir girişimcilik bakış açısı kazanmalarını ve mezunlarla etkileşim kurmalarını hedefledi. GençBizzli gençlerin katıldığı GençBizz Bursa Girişimcilik Zirvesi Genç Başarı Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Evrim Bayam, GYİAD Yönetim Kurulu Başkanı Başak Öğütken Çetinkaya ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz’ın Başkanı’nın gençlere ve genç girişimciliğine hitap eden açılış konuşmalarıyla başladı. ‘Benden Girişimci Olur Mu?’ isimli panel, BAIC Hukuk Bürosu Ortağı, GYİAD Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet İstif moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelde GYİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Envisor Teknoloji Danışmanlık Kurucusu, Melis Topal, GYİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Medipera Sağlık ve Keyo Dijital Çözümler Kurucu Ortağı Mustafa Kemal Sözkesen ve GYİAD Üyesi ve Voltify Pazarlama Direktörü Yasemin Ağırdır Aktan, girişimcilik yolculukları, iş fikrinin olgunlaşma süreci ve genç girişimcilere yönelik deneyimlerini paylaştı. İkinci panelde ise “Girişimciliğin Sürdürülebilirliği” başlığı ele alındı. HP Sürdürülebilirlik Müdürü, GBEV Yönetim Kurulu Üyesi Hande Baloğlu Toker moderatörlüğünde gerçekleşen panelde; Koçfinans Genel Müdürü, Yönetim Kurulu Üyesi ve GBEV Yönetim Kurulu Üyesi Y. Pınar Kitapçı, Yapay Zeka ve Teknoloji Derneği Genel Sekreteri Dr. Cihan Sarı ile BEBKA Genel Sekreteri Sabri Bayram, sürdürülebilir iş modelleri, teknoloji ve bölgesel kalkınma perspektifinden girişimciliği değerlendirdi. Panellerin ardından düzenlenen networking etkinliğinde öğrenciler, konuşmacılar ve mezunlarla birebir iletişim kurma fırsatı buldu. GençBizz öğrencilerine özel olarak hayata geçirilen zirve; gençlerin girişimcilik bilgi ve becerilerini geliştirmeyi, sürdürülebilir girişimcilik bakış açısı kazanmalarını ve katılımcılar arasında etkileşim ile öğrenme hedefledi. Zirvenin son bölümünde ise Genç Başarı Mezun Paneli gerçekleştirildi. GBEV Lise Programları Koordinatörü Selin Güler moderatörlüğünde yapılan panelde GBEV Vakıf Asistanı Sıla Günay ve GBEV Stajyeri Pelin Kaya, GençBizz sonrası kariyer yolculuklarını ve programın kendilerine kattıklarını paylaştı. GençBizz Bursa Girişimcilik Zirvesi, katılım belgelerinin takdimi ve kapanış konuşmalarıyla sona ererken; gençlerin ilham alabilecekleri rol modellerle buluşmalarına olanak tanıyan, Bursa’daki girişimcilik ekosisteminin güçlenmesine katkı sunan önemli bir buluşma olarak tamamlandı. GBEV Yönetim Kurulu Başkanı Evrim Bayam, “GençBizz programımızla gençlerimizin girişimci zihin yapısını lise sıralarındayken güçlendirmeyi ve onları bugünün ve geleceğin dünyasına hazırlamayı en büyük önceliğimiz olarak görüyoruz. Bugün Bursa’da, 400’e yakın gencimizle bir araya gelerek aslında vakfımızın 'uygulayarak öğrenme' modelinin en güçlü yansımalarından birine tanıklık ediyoruz. Bu zirve, sadece bir etkinlik değil; gençlerimizin iş dünyası profesyonelleriyle buluştuğu, fikirlerini somutlaştırdığı ve birbirinden öğrendiği, kendi potansiyellerini keşfettiği yaşayan bir ekosistemdir. İnanıyorum ki bugün burada bizimle olan gençlerimiz, ülkemizin ekonomik ve sosyal geleceğinde sorumluluk alacak olan liderler olarak bugünün ve yarının gerçek fark yaratanları onlar. Vakıf olarak, gençlerimizin bu ilham verici yolculuğuna eşlik etmekten ve onlara bu alanı açmaktan büyük gurur duyuyoruz.” şeklinde konuştu. GYİAD Yönetim Kurulu Başkanı Başak Öğütken Çetinkaya ise; konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bu yıl 40’ıncı yaşını kutladığımız GYİAD, genç yönetici ve iş insanlarını bir araya getiren, genç iş dünyasının sesi olan bir dernek. Yaklaşık 15 yıldır GYİAD Akademi ile üniversitelerle iş birliği yapıyoruz. Bugüne kadar 12 binden fazla üniversiteli gence girişimcilik eğitimi verdik. Gençlerin girişimcilik ekosistemine katılımını desteklemek üzere yürüttüğümüz çalışmalarımız, GençBizz projesinin destekçisi olduğumuz bu zirve ile lise çağındaki gençleri de kapsıyoruz. Ben bBiliyorum ki bugün bu salonda bulunanlardan sadece kendi işini kurmuş gençler değil, ülkemizin geleceği için sorumluluk alan gençler, geleceğin GYİAD’lıları çıkacak. GençBizz’in destekçisi olmaktan ve gençlere yatırım yapmaktan mutluluk duyuyoruz”

SKD Türkiye COP31 öncesinde iş dünyasının hazırlık karnesini açıkladı Haber

SKD Türkiye COP31 öncesinde iş dünyasının hazırlık karnesini açıkladı

Araştırma sonuçları, şirketlerin niyet aşamasını geçerek artık eylem ve yatırım odaklı bir sürece girdiğini gösteriyor. Türkiye’nin bu yıl ev sahipliği yapacağı BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31), ülkemizin iklim ve sürdürülebilirlik alanındaki dönüşüm kapasitesini küresel ölçekte sergileyeceği önemli bir eşik olacak. Türkiye’nin Antalya’da 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında ev sahipliği yapacağı ve Başkanlığını üstleneceği COP31, ülkelerin iklim hedeflerini tartıştığı bir diplomasi platformu olmasının yanı sıra, Türkiye iş dünyasının dönüşüm kapasitesini, yatırım hazırlığını ve rekabetçiliğini küresel ölçekte görünür kılacak. Bu durum, Türkiye’deki şirketlerin uluslararası pazarlardaki gücünü ve yatırım çekme potansiyelini doğrudan etkileyecek. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), iş dünyasının bu tarihi sorumluluğa hazırlık düzeyini veriye dayalı biçimde ortaya koymak amacıyla, 109 kurumsal üyesinin katılımıyla kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi. “SKD Türkiye COP31 Öncesi Üye Anketi”, Türkiye’de iş dünyasının iklim ve sürdürülebilirlik alanında bugün hangi aşamada olduğunu, hangi alanlarda olgunlaştığını, karşılaştığı darboğazları ve kapasite ihtiyaçlarını analiz ederek hazırlık sürecine rehberlik ediyor. Türkiye’de iş dünyası sürdürülebilirliği en üst düzeyde sahipleniyor Araştırma sonuçları, sürdürülebilirlik ve iklim başlıklarının şirketlerin ana iş stratejilerine entegre olduğunu, bununla birlikte bir sonraki faz için KPI, veri altyapısı ve finansman entegrasyonunun hızlanması gerektiğini gösteriyor: Yönetim Kurulu düzeyinde sahiplenme güçlü: Şirketlerin %69’unda sürdürülebilirlik ve iklim başlıkları Yönetim Kurulu veya Yönetim Kurulu Komitesi seviyesinde ele alınıyor. Bu oran, sürdürülebilirliğin operasyonel bir yan başlık olmaktan çıkarak, risk yönetimi ve uzun vadeli değer yaratımı perspektifiyle stratejik bir yönetişim konusu haline geldiğini gösteriyor.Ana odak enerji ve iklim dönüşümü: Şirketlerin %85’i önceliğini enerji ve iklim dönüşümüne veriyor. Döngüsellik (%45) ile su, doğa ve biyoçeşitlilik (%43) ikinci öncelik grubunu oluşturuyor. Bu dağılım, enerji ve iklim alanında oluşan olgunluğun, önümüzdeki dönemde diğer sürdürülebilirlik başlıklarına yayılması gerektiğine de işaret ediyor. Öte yandan, Kapsam 3 emisyonlarına yönelik iş birliklerinin payının düşük olması, şirketlerin değer zincir dönüşümünün hala erken aşamada olduğunu gösteriyor.En önemli bariyer finansman ve belirsizlikler: Dönüşümün önündeki başlıca engeller finansman (%47), regülasyon belirsizliği (%28) ve veri eksikliği/izlenebilirlik (%12) olarak öne çıkıyor. Finansmanın en önemli bariyer olarak tanımlanması, sürdürülebilirlik hedeflerinin yatırım ve finansman araçlarıyla yeterince entegre edilemediğini ve “bankable” proje yaratma konusunda eksiklikler olduğunu gösteriyor.Emisyon hedeflerinde büyük sıçrama var ancak bütçe geriden geliyor: Şirketlerin %72’si net sıfır, karbon nötr ya da mutlak/yoğunluk bazlı emisyon azaltım hedeflerine sahipken, 2026’ya kadar ayrılmış sürdürülebilirlik bütçesi bulunan şirket oranı %33’te kalıyor. Bu tablo, güçlü stratejik niyetle bu niyeti hayata geçirecek yatırım kapasitesi arasında dikkatle yönetilmesi gereken bir fark olduğunu ortaya koyuyor.Sürdürülebilirliğe özel yatırım planlaması: Sürdürülebilirlik bütçesi bulunan şirketlerin oranı yalnızca %33. KPI koyan şirketlerde yatırım ve raporlama entegrasyonunun daha güçlü olduğu görülüyor.Veri altyapısı ortak darboğaz: Şirketlerin %40’ında veri altyapısındaki kapasite ihtiyacı öne çıkıyor. Bu bulgu, sürdürülebilirlik performansının ölçümü, raporlanması ve yönetiminin yanı sıra, TSRS uyumlu raporlama altyapısının güçlendirilmesi, yatırım önceliklerinin belirlenmesi ve risk yönetimi açısından da veri altyapısının kritik bir rol oynadığını gösteriyor. Dijital ve yapay zeka çözümleriyse ağırlıklı olarak enerji optimizasyonu ve raporlama otomasyonunda kullanılıyor.Adil geçiş ve yetkinlik dönüşümü yükselen gündem: Şirketlerin %42’si adil geçiş ve sosyal etkiyi stratejik bir başlık olarak ele alıyor. Öncelikli sosyal dönüşüm alanları, çalışan yetkinlik dönüşümü (%66) ve tedarik zincirinde sosyal standartların güçlendirilmesi (%45) olarak öne çıkıyor. Bu tablo, iklim dönüşümünün insan kaynağı ve tedarik zinciri boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.Su yönetimi gündemde, iş birlikleri sınırlı: Şirketlerin %69’u suya ilişkin mutlak veya yoğunluk bazlı hedeflere ulaşmak için çalışıyor. Buna karşın, havza bazlı su yönetimi ve çok paydaşlı iş birlikleri halen sınırlı kalıyor. Bu alan, önümüzdeki dönemin önemli gelişim başlıkları arasında yer alıyor. Ediz Günsel: “Sürdürülebilirlik konusundaki güçlü sahiplenmeyi ölçülebilir performans ve yatırıma çevirmeliyiz” SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, araştırma sonuçlarına ilişkin şunları söyledi: “Türkiye’nin COP31 ev sahipliği, iş dünyamız için sadece diplomatik bir başarı değil, küresel sürdürülebilirlik liginde dönüşüm kapasitemizi kanıtlayacağımız tarihi bir fırsat. Araştırmamız, üyelerimizin bu süreci en üst yönetim düzeyinde sahiplendiğini açıkça ortaya koyuyor. Şimdi hedefimiz, bu güçlü niyeti daha ölçülebilir hedeflere ve somut yatırımlara dönüştürerek küresel arenada rekabetçiliğimizi artırmak olmalı. Hedeflerimizi artık daha büyük koymalıyız” dedi. Türkiye iş dünyasının önde gelen şirketlerinden oluşan üyelerinin paylaştığı iyi uygulama örneklerinden yola çıkarak değerlendirmede bulunan Ediz Günsel, “COP31 yolunda üyelerimizin paylaştığı iyi uygulama örneklerine baktığımızda, artık sadece 'niyet' etmediğimizi, aksine çok somut ve cesur adımlar attığımızı gururla görüyorum. Şirketler bilim temelli iklim geçiş planlarından adil geçiş projelerine, sürdürülebilir finansmanla güçlenen yenilenebilir enerji yatırımlarından doğa temelli yaklaşımlara uzanan kapsamlı bir dönüşüm yürütüyor. Bu kolektif dönüşüm ruhu, Türkiye’nin COP31’deki en güçlü hikayesi olacak” dedi. COP31’e giden yolda 5 stratejik öncelik “SKD Türkiye COP31 Öncesi Üye Anketi”, iş dünyasının ölçüm, entegrasyon ve etki dönemine geçişini destekleyecek yol haritasını da ortaya koydu. Buna göre; Performans yönetimi: Sürdürülebilirlik KPI’larla izlenmeli ve kurumsal süreçlere entegre edilmeli.Yatırım ve finansman entegrasyonu: Şirketler yeşil finansman, sürdürülebilir tahviller ve performansa dayalı finansman modellerini stratejik araç setinin ayrılmaz parçası haline getirmeli.Veri, dijitalleşme ve risk odaklılık: İklim, su ve doğa riskleri, dijital altyapı ile sistematik olarak yönetilmeli. Özellikle TSRS, CSRD, CBAM ve TNFD gibi küresel çerçeveler, şirketler için yalnızca bir uyum yükümlülüğü değil, stratejik bir yönlendirme aracı olarak ele alınmalı.Enerji ötesi temalarda derinleşme: Şirketler, döngüsellik, su, biyoçeşitlilik ve adil geçiş gibi alanlarda derinleşme sağlamalı.Değer zinciri ve çok paydaşlı iş birlikleri: Şirketler sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak ve su gibi ortak risk alanlarında ölçeklenebilir etki yaratmak için tedarikçilerden lojistiğe, ürün kullanımından atık yönetimine uzanan tüm değer zinciri boyunca oluşan emisyonları (Kapsam 3) birlikte azaltmaya odaklanmalı. Bunun için sektörler arası ve çok paydaşlı iş birlikleri güçlendirilmeli. SKD Türkiye, COP31’e doğru iş dünyasının ilerlemesini somut olarak ortaya koyacak SKD Türkiye, COP31 sürecini iş dünyası için görünürlük sağlanan bir dönemin ötesinde, ölçüm, yatırım ve etki kapasitesinin birlikte güçlendirildiği bir dönüşüm süreci olarak ele alıyor. Bu doğrultuda SKD Türkiye, üyelerinin iyi uygulama örneklerini COP31’in altı tematik ekseniyle uyumlu biçimde görünür kılmayı, iş dünyasının mevcut durumunu veriye dayalı şekilde izleyerek ortaya koymayı taahhüt ediyor. Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlikte geldiği noktayı yalnızca taahhütlerle değil, ölçülebilir performans ve somut etki üzerinden ortaya koymayı hedefleyen dernek, bu kapsamda COP31 Webinar Serisi’ni başlatıyor. Şubat ve Temmuz ayları arasında toplam altı oturumdan oluşacak seri, iş dünyası için yol gösterici bir platform sağlayarak, kamu tarafıyla anlamlı bir diyalog zemini oluşturacak. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) Hakkında: İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), 2005 yılında 13 özel sektör temsilcisinin öncülüğünde kurulmuş ve sadece kurumsal üyelik kabul eden bir iş dünyası derneğidir. Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi’nin (WBCSD - World Business Council for Sustainable Development) Türkiye’deki bölgesel ağı ve iş ortağı olan SKD Türkiye, bu iş birliğinin beraberinde getirdiği sürdürülebilirlik birikimini de çalışma grupları faaliyetleri aracılığıyla üyeleriyle ve çeşitli platformlarda paydaşlarıyla paylaşır. Halihazırda, SKD Türkiye çatısı altında, Türkiye’nin GSYH’nin %25’ini temsil eden ve 1,4 milyon kişiye istihdam sağlayan 14 ana sektör 45 alt sektörden 192 üye şirket bulunuyor.

İş dünyasının 2026 asgari ücret beklentisi nedir? Haber

İş dünyasının 2026 asgari ücret beklentisi nedir?

Reel sektör yöneticileriyle yapılan çalışma, ücret artışlarının yalnızca maaş düzeyinde değil; kamu politikaları, enflasyonla mücadele ve şirketlerin uzun vadeli sürdürülebilirliği çerçevesinde ele alındığını gösteriyor. Araştırma, Türkiye ekonomisinin nabzının attığı şehirlerde, farklı sektörleri temsil eden ve yönetici pozisyonunda görev yapan 202 iş dünyası temsilcisiyle online yöntemle gerçekleştirildi. İş Dünyasının 2026 Asgari Ücret Beklentisi: Araştırmaya katılan yöneticilerin verdiği yanıtlar doğrultusunda, 2026 yılına yönelik ortalama asgari ücret beklentisi 27.800 TL olarak belirlendi. Bu sonuç, iş dünyasının yüksek enflasyon ortamında maliyet baskısını güçlü biçimde hissettiğini; buna karşın çalışanların alım gücünü koruma ihtiyacını da göz ardı etmediğini ortaya koyuyor. Ortaya çıkan beklenti seviyesi, şirketlerin ani ve sert artışlar yerine, kontrollü ve öngörülebilir ücret politikalarını daha sürdürülebilir bulduğuna işaret ediyor. Asgari ücret çalışan refahını artıracak mı? “Asgari ücret 2026 yılında reel olarak çalışan refahını artırır mı?” sorusuna verilen yanıtlar, temkinli bir tablo ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 54,5’i “hayır” yanıtını verirken, yüzde 36,6’sı “kısmen” görüşünü paylaşıyor. “Evet” diyenlerin oranı ise yüzde 8,9 ile sınırlı kalıyor. Ücret belirlemede kamu politikaları öne çıkıyor Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri, iş dünyasının asgari ücretin hangi dinamiklere göre belirlenmesi gerektiğine dair yaklaşımı oldu. Katılımcıların yüzde 55,5’i kamu politikalarını en belirleyici unsur olarak tanımlıyor. Bunu sırasıyla enflasyon oranı (%21,8), toplumsal beklenti ve sosyal baskı (%11,9), döviz kuru hareketleri (%7,9) izliyor. İşgücü arz-talep dengesi (%2) ve işveren maliyetleri (%1) ise son sıralarda yer alıyor. Bu tablo, ücret politikalarının yalnızca ekonomik göstergelerle değil; siyasi kararlar ve toplumsal hassasiyetlerle birlikte ele alındığını gösteriyor. Ücret artışlarına karşı strateji: Verimlilik ve dönüşüm Araştırma, yüksek asgari ücret ihtimaline karşı şirketlerin izlemeyi planladığı stratejilere de ışık tutuyor. Katılımcıların yüzde 58,4’ü bu süreçte önceliğin verimlilik artırıcı uygulamalar olacağını belirtiyor. Diğer stratejiler ise otomasyon ve dijitalleşme yatırımlarına hız verme (%16,8), ürün ve hizmet fiyatlarında artış (%10,9), ücret ve yan hak politikalarının yeniden yapılandırılması (%8,9) ve istihdam azaltma (%5) olarak sıralanıyor. Bu dağılım, iş dünyasının ücret artışlarını doğrudan istihdam daraltma yoluyla değil; teknoloji ve süreç iyileştirme üzerinden yönetmeyi hedeflediğini ortaya koyuyor. Asgari ücrette denge arayışı “Asgari ücret belirlenirken en çok hangi denge gözetilmeli?” sorusuna verilen yanıtlar ise şu şekilde sıralanıyor: çalışan refahı (%46,5), enflasyonla mücadele (%24,8), işveren maliyet dengesi (%10,9), istihdamın korunması (%8,9) ve ekonomik büyüme (%8,9). “Asgari ücret artık yalnızca bir maaş başlığı değil” Araştırma sonuçlarını değerlendiren Loginsight CEO’su Kadir Duzcu, asgari ücret tartışmalarında önemli bir zihniyet dönüşümü yaşandığını vurguladı: “Araştırma bulguları, iş dünyasında ücret gündeminin giderek daha bütüncül bir zemine taşındığını gösteriyor. Asgari ücret artık yalnızca bir maaş düzenlemesi olarak görülmüyor. Kamu politikaları, enflasyonla mücadele, verimlilik ve dijital dönüşüm aynı denklem içinde ele alınıyor. Şirketlerin verimlilik ve otomasyon yatırımlarına yönelmesi, önümüzdeki dönemde ücret artışlarının sürdürülebilirliğinin ancak dönüşümle sağlanabileceğini gösteriyor. 2026’ya yaklaşırken asıl kritik soru ‘asgari ücret ne kadar artacak?’ değil; ‘bu artış ekonomi ve şirketler için nasıl sağlıklı yönetilecek?’ sorusu olacak.”

İş dünyası “geleceğin önsözü”nü yazdı Haber

İş dünyası “geleceğin önsözü”nü yazdı

İşveren markası alanındaki en köklü ve etkili buluşmalardan olan People Make The Brand (PMB), bu yıl 13. kez gerçekleşerek iş dünyasının geleceğine ışık tuttu. Alanında uzman konuşmacıların ilham verici perspektifler sunduğu konferans, katılımcılara yeni bir çalışma kültürünün kapılarını aralayan yoğun bir içerik akışı sundu. Konferans Türkiye İş Bankası ana sponsorluğu ve Vodafone’un eş sponsorluğunda gerçekleşti. People Make The Brand, yerli ve yabancı konuşmacıların iş dünyasının dönüşümüne dair görüşlerini paylaştığı, ufuk açıcı bir programa ev sahipliği yaptı. PMB 2025, “From Epilogue to Prologue – Sonsözden Önsöze” temasıyla iş dünyasını geçmişten geleceğe uzanan yeni bir hikâyeyi birlikte yazmaya davet etti. Konferans bu yıl da HBR Türkiye Webinar Tool üzerinden tüm katılımcılara ücretsiz olarak sunuldu. Konferansın moderatörlüğünü yine People Make The Brand’in yaratıcısı, Universum Türkiye Lideri Evrim Kuran ile Harvard Business Review Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan üstlendi. NELER KONUŞULDU? Kültürle Geleceği İnşa Etmek: İşveren Markasının Yeni Yüzyılı – Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Hakan Aran Konferansın ilk konuşmacısı olan Hakan Aran, teknolojinin çalışanların yerine geçmesi değil, onların “yanında durması” gerektiğini vurguladı. “Buyurgan değil hizmetkâr liderlik mümkün. Lider, çalışanın özgüvenini artırmalı” diyerek yeni nesil liderlik anlayışına dikkat çekti. 21. Yüzyılda Yetkinlik Gelişimi – MEF Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin Şahin, yapay zekâ ile ilgili kaygıları ele alarak, “Yapay zekâ işimizi kaybettirmeyecek; yapay zekâyı iyi bilenlere işimizi kaybedeceğiz” diyerek yetkinlik dönüşümünün önemini hatırlattı. Sinir Sistemi ve Dayanıklılık: Zorluklara Karşı Güçlü Kalmak – Psikolog Dr. Nilüfer Devecigil Devecigil, stresin aslında bağ kurma içgüdüsünü artırdığından bahsederek, “Bağ kur, destek iste, destek ver” mesajıyla yeni çalışma ikliminin temelinin güvenli sosyal bağlar olduğunu belirtti. Dünya’dan Gezegen’e: Hakların, Sorumlulukların ve Markaların Yeni Çağı– Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Yenal Yenal, iklim krizi ve toplumsal dönüşüm arasındaki bağı vurgulayarak, insanın ötesine geçen, türleri ve ekosistemleri hesaba katan demokratik denetimin gerekliliğini anlattı. Bir Yönetmenin Gözünden Hikayeyi Yeniden Yazan Liderlik – Film Yönetmeni ve Yapımcı Selman Nacar Nacar, yaratıcılığın egodan arınmış bir üretim olduğuna değinerek, “Kurduğunuz hayal egonuzu kenara bıraktığınız ölçüde büyür.” dedi. Sürdürülebilirlikte Yeni Hikayeler – Mazars Denge CEO'su Dr. İzel Levi Coşkun Coşkun, içinde bulunduğumuz fetret dönemini “interregnum” olarak tanımlayarak iş dünyasına şu soruyu yöneltti: “Ben neden bu işi yapıyorum? Faydası nedir? Kimde ve nasıl bir değişim yaratıyorum?” Bir Suistimalcinin Profili – KPMG Türkiye Danışmanlık Şirket Ortağı Oytun Önder Önder, suistimalle mücadelenin mikro kırılmaları takip etmekten başladığını, etik düzenin ise liderlerin değerleri sahiplenmesiyle mümkün olacağını vurguladı. Dönüşümün Formülü: İnsan, Kültür ve Teknoloji – Vodafone Türkiye CHRO’su Nazlı Tlabar Güler, Vodafone Türkiye CEO'su Engin Aksoy Güler, “İnsan ve teknoloji dengesinin yeniden kurulduğu bir dönemdeyiz” diyerek çalışan deneyiminin teknolojinin merkezinde geliştiğini ifade etti. Aksoy, CEO’nun sadece strateji anlatan değil, kültürü yaşatan kişi olduğunu dile getirdi. Canavarlar Zamanı – Özyeğin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve TÜSİAD Küresel Siyaset Forumu Akademik Koordinatörü Prof. Dr. Evren Balta Balta, değişen güç dengelerini analiz ederek, eski dünyanın tehditleri ile yeni dünyanın fırsatları arasında kritik bir tercih aşamasında olduğumuzu belirtti. İş Birliği – Egon Zehnder Kıdemli Ortağı Murat Yeşildere & Egon Zehnder Küresel CEO'su Francesco Buquicchio İkili, gelecekte engel oluşturabilecek eski kaslarımızdan kurtulmak ve yenilerini geliştirmek gerektiğine dikkat çekti. İnsan Stratejisi: Yapay Zekâ Çağında İnsan, Teknoloji ve Organizasyonları Uyumlaştırmak – Kültür Stratejisti & Dijital Dönüşüm Danışmanı, İnsan Odaklı Teknoloji Lideri, Akademisyen Dr. Behice Ece İlhan İlhan, yapay zekânın insanların empati ve anlamlandırma gücünü devralmasından korkmanın gereksiz olduğunu; önemli olanın bu güçlerle iş birliği yapmak olduğunu anlattı. Dijital İkizler ve Artırılmış Zeka Çağı – Dijital Pazarlama ve İletişim Danışmanı, Öğretim Görevlisi Ercüment Büyükşener Büyükşener, psikolojik liderliğin veriye dayalı ama aynı zamanda sezgileri ve kültürü gözeten bir yönetim biçimi gerektirdiğini vurguladı. Sonsöz Teknoloji, Önsöz Kültür: Geleceğin Hikâyesini Kim Yazıyor? – Teknoloji Yazarı ve Trend Avcısı M. Serdar Kuzuloğlu Kuzuloğlu, “Yapay zekânın ihtiyaç duyduğu kültürü ve gereksinimleri gözeten liderlik, liyakate dayalı bir düzenin temelidir” diyerek konuşmasını sonlandırdı. People Make The Brand 2025, teknolojinin, kültürün, sürdürülebilirliğin ve liderliğin kesiştiği noktada hem bugünün hem yarının iş dünyasına yön veren içgörüler sundu.

İş Dünyasının Yeni Trendi  “Kurumsal Bağışıklık” Haber

İş Dünyasının Yeni Trendi  “Kurumsal Bağışıklık”

Günümüz iş dünyasında şirketler, ekonomik dalgalanmalar, teknolojik gelişmeler ve küresel olayların getirdiği yoğun rekabet ve sürekli adaptasyon ihtiyacıyla karşı karşıya. Bu dinamik ortamda, şirketlerin hayatta kalabilmesi ve sürdürülebilir başarıyı yakalayabilmesi için yeni bir kavram ön plana çıkıyor: Kurumsal Bağışıklık. Bu, sadece bir trend olmaktan öte, şirketlerin geleceği için en güçlü kalkan olarak konumlanıyor. Modern kariyerlerin getirdiği yoğunluk ve iş yerinde artan stres gibi olgular, işverenlerin çalışanlarına yönelik yaklaşımlarını yeniden gözden geçirmeleri gerektiğini ortaya koydu. İşverenler çalışan sağlığına önemli yatırımlar yapmış olsa da yapılan araştırmalar bu alanda daha fazlasının yapılması gerektiğini gözler önüne seriyor. Kurumsal Bağışıklık Nedir? Elkin Consultancy Kurucusu Elif Elkin, "Kurumsal Bağışıklık" kavramını şöyle tanımlıyor: "Kurumsal bağışıklık, bir şirketin dış tehditlere karşı direnç gösterme ve iç sorunlara hızlı bir şekilde cevap verme yeteneğidir. Bu, şirket kültüründen, çalışanların bağlılığına, risk yönetiminden inovasyona kadar birçok faktörü kapsar. Güçlü bir kurumsal bağışıklık sistemine sahip şirketler, krizlere daha hızlı adapte olur, değişime daha açık olur ve uzun vadede daha başarılı olurlar." Kurumsal Bağışıklığın önemi neden artıyor? Dijitalleşme, küreselleşme ve sürdürülebilirlik gibi mega trendlerin, şirketlerin sürekli olarak dönüşüm geçirmesini gerektirdiğini belirten Elif Elkin, “Bu ortamda, çalışan bağlılığı hiç olmadığı kadar büyük önem kazanıyor. Gallup'un "Küresel İşyerinin Durumu: 2024 Raporu"na göre, dünya genelinde çalışan bağlılık oranı sadece %23 seviyesinde. Bu oran, dünya genelindeki çalışanların yalnızca yaklaşık dörtte birinin işlerine tutkuyla bağlı ve heyecanlı olduğunu göstermektedir. ABD ve Kanada'da bağlılık %33 iken, Avrupa'da bu oran %13 ile oldukça düşük. Dahası, düşük bağlılık gösteren ekiplerde işten ayrılma oranları %18 ila %43 daha yüksek seyrediyor ve ayrılan bir çalışanı değiştirme maliyeti, çalışanın yıllık maaşının yarısı ile iki katı arasında değişebiliyor. Düşük çalışan bağlılığının küresel ekonomiye maliyeti yıllık yaklaşık 8,9 trilyon dolar olarak tahmin edilmektedir. Bu, küresel GSYİH'nın %9'una denk gelmektedir ve şirketler için büyük bir verimlilik kaybı anlamına gelmektedir.” Kurumsal Bağışıklığı güçlendirmenin yolları neler? Elif Elkin, kurumsal bağışıklığı güçlendirmenin yollarını anlatarak sözlerini şöyle noktaladı: “Kurumsal bağışıklığı artırmaya yönelik çalışmalar sadece inovasyon, risk yönetim sistemleri, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik gibi başlıklarla sınırlı kalmıyor. Tüm bu stratejilerin temelinde, çalışanın yaşam deneyimi ve sağlığı yer alıyor. Araştırmalar, yüksek bağlılığa sahip ekiplerin, düşük bağlılığa sahip ekiplere göre ortalama %14 ila %18 daha üretken olduğunu gösteriyor Bu nedenle, kurumlar her geçen gün çalışan sağlığına yönelik yaptıkları yatırımlarını artırıyor. Elkin Consultancy olarak, şirketlerin bu yeni dönemde kurumsal bağışıklıklarını güçlendirmeleri için stratejik danışmanlık hizmetleri sunuyoruz. Çalışanların bütünsel esenliğini merkeze alan yaklaşımlarımızla, şirketlerin sadece krizlere dayanıklı değil, aynı zamanda geleceğe hazır, dinamik ve başarılı yapılar inşa etmelerine destek oluyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.