SON DAKİKA
Hava Durumu

#İnovasyon

Ekometre - İnovasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnovasyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İzocam’a iki prestijli ödül birden Haber

İzocam’a iki prestijli ödül birden

İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru, Yılın Yeşil Yapı Malzemesi & Teknolojisi 2025 ödülleri kapsamında “Yılın Yeşil Yapı Malzemesi” seçilirken; İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası, Şantiye'nin Yıldızı 2025 ödüllerinde “Şantiye® Özel Ödülü”ne layık görüldü. Türkiye'nin en büyük yalıtım üreticisi İzocam, Ar-Ge ve inovasyon alanındaki başarılarını iki ayrı prestijli ödülle taçlandırdı. Firmanın, yalıtım sektöründe fark yaratan ürünleri arasında yer alan İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru, Yılın Yeşil Yapı Malzemesi & Teknolojisi 2025 ödülleri kapsamında “Yılın Yeşil Yapı Malzemesi” ödülüne layık görülürken; İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası ise Şantiye'nin Yıldızı 2025 ödüllerinde “Şantiye® Özel Ödülü”ne layık görüldü. Şantiye® Dergisi ve Dijital Platformları tarafından bu yıl 6’ncısı düzenlenen “Yılın Yeşil Yapı Malzemesi & Teknolojisi” ve “Şantiye’nin Yıldızı” ödülleri, yeni-inovatif-sürdürülebilir çözümlerin inşaat sektörüne daha yakından tanıtılması amacıyla gerçekleştiriliyor. İzocam HT camyünü prefabrik boru, sanayi tesislerine özel olarak geliştirildi Sektörde 60 yılı aşkın deneyimiyle sürdürülebilir, güvenli ve yüksek kaliteli yalıtım çözümleri sunan İzocam, geçen sene piyasaya kazandırdığı yeni ürünü "HT Camyünü Prefabrik Boru" ile yüksek sıcaklıklarda yalıtım performansını bir üst seviyeye taşıdı. Performans, güvenlik ve konforu bir arada sunduğu bu ürününü sanayi tesislerine özel olarak tasarlayan lider firma, endüstriyel yalıtıma güçlü bir katkı daha sunmuş oldu. Yüzde 80’e kadar geri dönüştürülmüş içeriğe sahip camyününden imal edilen ve dış yüzeyi alüminyum folyo ile kaplanan bu inovatif ürün, 450°C’ye kadar sıcaklıklara dayanıklılığı ile öne çıkıyor. Sanayi tesisleri, enerji santralleri, doğalgaz ve petrokimya hatları gibi yüksek sıcaklıkla çalışan sistemlerde ideal bir çözüm sunan bu benzersiz ürün, tesisatlarda ve boru hatlarında ısı yalıtımı, terleme ve donmaya karşı koruma gibi temel işlevlerinin yanı sıra; basınçlı su borularında titreşim ve ses yalıtımı amacıyla da kullanılıyor. A sınıfı yangın dayanımı ile öne çıkan “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru”, yangın güvenliği açısından da önemli bir avantaj sunuyor. Yüksek sıcaklıklarda bile düşük ısı iletkenlik değerleriyle mükemmel bir enerji tasarrufu sağlayan ürün, çalışanlar için daha sessiz, güvenli ve konforlu bir ortam yaratılmasına katkıda bulunuyor. Modüler yapısı sayesinde kolay montaj imkânı sunan “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru”, montaj sürecinde zaman ve iş gücünden de önemli ölçüde tasarruf edilmesini sağlıyor. Böylece büyük ölçekli endüstriyel projelerde hem ekonomik hem de verimli bir tercih olarak öne çıkıyor. İzocam everest mineral asma tavan levhası ile yalıtımı zirveye taşıdı İzocam, geçen yıl sektöre kazandırdığı diğer ürünü “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası” ile de iç mekan tasarımında estetik ve işlevi bir arada sunuyor. Üstün teknik performansı şık tasarımla birleştiren bu özel ürün, modern mimarinin ihtiyaçlarına kusursuz bir çözüm getirirken yalıtımı da zirveye taşıyor. “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”, yüksek performanslı mineral yün yapısı sayesinde A sınıfı yangın dayanımı sunarken, aynı zamanda ses ve ısı yalıtımında da üstün bir performans sergiliyor. Farklı en, boy ve kalınlık seçenekleri ile projelere esneklik kazandıran bu yenilikçi çözüm, üzerindeki dekoratif cam tülü kaplama sayesinde estetik beklentileri de karşılıyor. Ofislerden okullara, kamu binalarından alışveriş merkezlerine kadar birçok alanda kullanım için ideal olan ürün, mekanlara güvenli ve konforlu bir atmosfer kazandırıyor. Mineral yünün doğal ses yutma özelliği, “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”nın en güçlü yönlerinden biri. Ortamda oluşan gürültüyü önemli ölçüde azaltarak daha huzurlu ve verimli yaşam alanları sunan “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”, okul ve ofislerde hem öğrenciler hem de çalışanlar için dikkatlerini daha kolay toplayarak, performanslarını artırabilecekleri ortamların oluşmasına maksimum katkı sağlıyor.

Yazılım sektörüne yeni teşvik Haber

Yazılım sektörüne yeni teşvik

Yazılım ve oyun sektörüne yönelik açıklanan yeni teşvik paketi, Türkiye’nin teknoloji ekosisteminde yeni bir büyüme dönemi başlatabileceği beklentisini güçlendirdi. Özellikle hizmet ihracatında sağlanan yüzde 100 vergi istisnasının, sektörün küresel rekabet gücünü artırabilecek kritik adımlardan biri olduğu değerlendiriliyor. Sektör temsilcileri, düzenlemenin yalnızca kısa vadeli mali avantaj sağlamayacağını, aynı zamanda Türkiye’nin yüksek katma değerli teknoloji üretiminde daha güçlü konuma gelmesine katkı sunacağını ifade ediyor. Ar-Ge ve küresel açılım hızlanabilir Yeni teşviklerin, yazılım şirketlerinin maliyet yükünü azaltarak Ar-Ge yatırımlarını hızlandırabileceği belirtiliyor. Özellikle ihracat odaklı çalışan teknoloji firmalarının yeni pazarlara açılma süreçlerinde önemli avantaj elde edebileceği değerlendiriliyor. Uzmanlara göre vergi yükünün azalması, şirketlerin daha agresif büyüme stratejileri geliştirmesine ve ürün geliştirme süreçlerine daha fazla kaynak ayırmasına imkan sağlayabilir. Yatırım ekosistemine olumlu yansıma bekleniyor Teşvik paketinin teknoloji girişimlerine yönelik yatırım iştahını artırabileceği de konuşulan başlıklar arasında yer alıyor. Sektör kaynakları, vergi avantajlarının hem yerli yatırımcıların teknoloji alanına yönelmesini hızlandırabileceğini hem de uluslararası yatırım fonlarının Türkiye’ye ilgisini artırabileceğini belirtiyor. Bu sürecin, girişimlerin yalnızca kurulmasını değil ölçeklenmesini ve küresel oyuncular haline gelmesini de destekleyebileceği ifade ediliyor. “Teşvik kadar ekosistem de önemli” Öte yandan uzmanlar, Türkiye’nin yazılım alanında küresel merkez haline gelmesi için yalnızca mali teşviklerin yeterli olmayacağı görüşünde birleşiyor. Hukuki öngörülebilirlik, nitelikli insan kaynağı, finansmana erişim, uluslararası çalışma ortamı ve yaşam kalitesi gibi başlıkların da teknoloji ekosisteminin büyümesinde belirleyici rol oynadığı vurgulanıyor. Türkiye bölgesel teknoloji merkezi olabilir Türkiye’nin genç nüfusu, stratejik coğrafi konumu ve gelişen girişimcilik ekosistemi sayesinde bölgesel teknoloji merkezi olma potansiyelini artırdığı değerlendiriliyor. Uzmanlara göre yazılım sektörüne sağlanacak güçlü destekler; ihracat, inovasyon ve yüksek katma değerli üretim açısından Türkiye ekonomisine uzun vadeli katkı sağlayabilir.

Bankaların %11’i güvenilir yapay zeka yetkinliğine ulaşabildi Haber

Bankaların %11’i güvenilir yapay zeka yetkinliğine ulaşabildi

Bankacılıkta güven bir tercih değil, temel bir gerekliliktir. Ancak bankalar yapay zeka yatırımlarını diğer sektörlere kıyasla daha hızlı artırıyor. Buna rağmen çoğu kurum, bu teknolojiyi güven oluşturacak yönetişim, gözetim ve altyapıdan yoksun şekilde hayata geçiriyor. IDC’nin araştırma verilerine dayanan SAS Veri ve Yapay Zeka Etki Raporu: Güven Esası (The Trust Imperative), sektördeki bu temel çelişkiye dikkat çekiyor. Araştırmada, incelenen dört sektör arasında bankacılık; hem yapay zeka harcamalarında hem de güvenilir yapay zeka uygulamalarının benimsenmesinde kamu, sigorta ve yaşam bilimleri sektörlerini geride bırakıyor. Nitekim bankaların yaklaşık dörtte biri (%23), IDC’nin Güvenilir Yapay Zeka Endeksi’nde en yüksek seviyede yer alıyor. Ancak bu avantajlara rağmen, kurumların büyük çoğunluğu raporun "ideal durum" olarak tanımladığı "yüksek iç güven ve kanıtlanmış güvenilirlik" kombinasyonunun çok uzağında kalıyor. Rapora göre: Bankaların yalnızca %11’i hem kurum içi yapay zekâ güvenini yüksek seviyede tesis edebilmiş hem de somut olarak güvenilirliği kanıtlanmış yapay zekâ sistemlerine sahip. Bankaların yaklaşık yarısı (%47) IDC’nin “güven ikilemi” olarak tanımladığı noktada konumlanıyor. Bu kurumlar ya güven eksikliği nedeniyle güvenilir yapay zekayı yeterince kullanamıyor ya da doğrulanmamış sistemlere aşırı bağımlı hale geliyor. SAS Risk, Dolandırıcılık ve Uyum Çözümlerinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Stu Bradley, konuya ilişkin şunları söyledi: “Güvenilir yapay zeka söz konusu olduğunda bankacılık, bu çalışmadaki tüm sektörlerin önünde yer alıyor. Buna rağmen çoğu bankanın temel hazırlık seviyesi olması gereken noktanın oldukça gerisinde kalıyor. Yaklaşık 10 bankadan 9'u henüz güven algısını somut kanıtlarla hizalayamadı ve her beş bankadan biri hâlâ izole edilmiş (silo) veri yapılarıyla çalışıyor. Yapay zeka hedefleri ile hazırlık seviyesi arasındaki bu boşluğu kapatmak, tüm bankalar için yönetim katında bir öncelik olmalıdır.” Yatırımlar artıyor, ancak temeller hâlâ kırılgan Dünya genelinde 2.375 BT ve iş dünyası liderinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, endişe verici bir tabloyu ortaya koyuyor: Yapay zeka yetkinliklerine yapılan yatırımlar; bu teknolojiyi güvenilir kılan "sorumlu inovasyon" ilkeleri ile yapılan yatırımlarla eşleşmiyor. Tek bir model hatasının bile ağır düzenleyici cezalara yol açabileceği veya müşteri güvenini bir gecede yerle bir edebileceği bu sektörde, söz konusu kopukluk ciddi bir risk arz ediyor. Sorun yatırım eksikliği değil: Bankaların yapay zeka harcama grafiği, araştırmadaki diğer tüm sektörlerin üzerinde seyrediyor. Bankaların %60’ı bu alanda %4 ile %20 arasında bir büyüme beklerken, %12’lik bir kesim çok daha keskin artışlar öngörüyor. Bu ivmeye rağmen, çalışmada şu kritik temel yapısal zayıflıklara dikkat çekiyor: Veri siloları: Bankaların %19’u hâlâ silo veri altyapısıyla faaliyet gösteriyor; bu oran araştırmadaki en yüksek seviye. Yetersiz veri temelleri: Bankaların önemli bir bölümü etkin veri yönetişimi (%45) ve/veya merkezi ya da optimize edilmiş veri altyapısından (%41) yoksun. Yetenek açığı: Kurumların %42’si uzmanlaşmış yapay zekâ yetkinliklerinde eksiklik yaşıyor. Bu sorunları aşmak için bankaların %52’si yapay zekâ mimarisini genişletmeyi, %43’ü ise özel yapay zekâ ekipleri kurmayı veya büyütmeyi planlıyor. Ancak yalnızca %31’i doğrudan yapay zekâ modellerinin geliştirilmesi ve iyileştirilmesine odaklanmayı hedefliyor. Bu da karşı karşıya olunan engellerin teorik değil, doğrudan yapısal olduğunu ortaya koyuyor. IDC Yapay Zeka ve Otomasyon Bölümü Araştırma Direktörü Kathy Lange, “Bankacılık sektörü yapay zekanın potansiyelini açıkça anlıyor, ancak anlamak ile uygulamak aynı şey değil. Güçlü veri mimarileri, yönetişim çerçeveleri ve yetkin insan kaynağı olmadan bankalar, yatırım getirisi (ROI) sağlayamayan projelere kaynak ayırma riskiyle karşı karşıya kalır. Daha da önemlisi, bu durum güven temelini zedeleyebilir.” uyarısında bulundu. Yapay zekada gerçek değer: maliyet değil, inovasyon Rapor, yapay zekânın bankacılıktaki temel değerinin maliyet azaltımı olduğu yönündeki yaygın varsayımı da sorguluyor. Buna karşılık bankacılık sektörü, yapay zekâdan elde edilen değerin ana kaynağı olarak süreç verimliliği yerine ürün ve hizmet inovasyonunu önceliklendiren tek sektör olarak öne çıkıyor. Sektörler arası yatırım getirisi (ROI) verileri de bu yaklaşımı destekliyor. Yapay zekayı müşteri deneyimini iyileştirmek için kullanan kurumlar, yapılan her 1 dolarlık yatırım karşılığında 1,83 dolar ile en yüksek getiriyi elde ediyor. Pazar payını artırmaya odaklananlar 1,74 dolar ile ikinci sırada yer alırken, maliyet tasarrufuna odaklananların getirisi 1,54 dolar ile en düşük seviyede kalıyor. Ayrıca güvenilir yapay zekâyı önceliklendiren kurumların, yapay zekâ yatırımlarından elde ettikleri toplam getiriyi iki katına çıkarma olasılığı %60 daha yüksek. Bankalar aynı zamanda agentic AI (ajan tabanlı yapay zeka) konusunda diğer sektörlere göre daha kararlı adımlar atıyor. Kurumların yaklaşık üçte biri, daha otonom sistemleri desteklemek için güvenilir yapay zeka yatırımlarını artırmayı planlıyor. Ancak yapay zeka sistemleri daha fazla karar verme yetkisi kazandıkça, zayıf yönetişimin doğuracağı sonuçlar da bir o kadar ağırlaşıyor. SAS Global Finansal Hizmetler Direktörü Alex Kwiatkowski ise şunları söyledi: “Düzenleyici kurumlar ve müşteriler süreci yakından takip ediyor. Şu anda bankaların neredeyse yarısı ya doğrulanmamış yapay zekalar kullanıyor ya da onayladıkları teknolojileri hayata geçirmekte tereddüt ediyor,” diyerek ekledi: “Hiçbir banka bu rekabetçi rekabette geri planda kalan oyuncu olmak istemez ancak maliyet tasarrufu tek başına onları yarışta tutmaya yetmeyecektir. Kazananlar; yönetişim, açıklanabilirlik, şeffaflık ve güçlü veri temellerine işi ölçeklendirmeden önce, yani henüz bir şeyler bozulmadan yatırım yapan bankalar olacak.” dedi.

Şişecam’ın 'Geleceğe ilerleyen kadınlar’ projesi tamamlandı Haber

Şişecam’ın 'Geleceğe ilerleyen kadınlar’ projesi tamamlandı

Kurulduğu günden bu yana üretimden Ar-Ge’ye, satış-pazarlamadan bilgi teknolojilerine kadar her alanda kadınların iş hayatında var olmasını destekleyen Şişecam, 2025 yılının sonunda başladığı Geleceğe İlerleyen Kadınlar sosyal sorumluluk projesinin ilk etabını tamamladı. İstanbul, Kocaeli, Mersin, Eskişehir, Bursa, Kırklareli, Ankara, Balıkesir ve Denizli’den 960 genç kadın, STEM, yapay zekâ, öz gelişim ve liderlik alanında toplam 13 eğitim aldı. Program boyunca ayrıca 7 farklı deneyim aktarım seansında Şişecam’ın liderleri katılımcılarla bir araya geldi. 48 yeni proje fikri geliştirildi Program sonunda düzenlenen ideathon kapsamında katılımcılar, toplumsal fayda yaratmaya yönelik 48 yenilikçi proje fikri geliştirdi. Bu projeler teknoloji, sürdürülebilirlik, toplumsal cinsiyet eşitliği, yerel kalkınma ve sosyal inovasyon gibi farklı alanlarda çözüm önerileri sundu. Toplumsal cinsiyet eşitliğini kurumsal bir değer olarak benimseyen Şişecam, “Geleceğe İlerleyen Kadınlar” programıyla genç kadınların potansiyellerini keşfetmelerine, teknolojiye ve geleceğin becerilerine erişim sağlamalarına destek olmaya devam edecek. Program, bilimsel çerçeveye dayanarak hazırlandı UNESCO ve küresel eğitim politikaları; kapsayıcı eğitim, mentorluk, rol modellerle buluşma ve teknoloji odaklı beceri gelişiminin, genç kadınların akademik ve profesyonel yaşama güçlü bir başlangıç yapmalarında kritik rol oynadığını vurguluyor. Şişecam’ın “Geleceğe İlerleyen Kadınlar” programı tam da bu bilimsel çerçeveye dayanarak tasarlandı. Program, genç kadınların geleceğin becerilerine erişimini artırmak, STEM ve yapay zekâ alanlarında güçlendirmek, inovasyon süreçlerine katılımlarını desteklemek ve toplumsal cinsiyet eşitliği bilincini yaygınlaştırmak amacıyla hayata geçirildi. Bu yönüyle, Şişecam’ın başlattığı program yalnızca katılımcıların bireysel gelişimine değil; aynı zamanda toplumun yenilik kapasitesinin, ekonomik dinamizminin ve eşitlik düzeyinin güçlenmesine yönelik stratejik bir yatırım niteliği taşıyor.

Dünya değişiyor; Kendinizi yenileyin Haber

Dünya değişiyor; Kendinizi yenileyin

Başta yapay zekâ olmak üzere dünyadaki gelişmelere kayıtsız kalınmaması gerektiğini belirten Başkan Öztürk, “Kendinizi yenileyin, geliştirin” çağrısı yaptı. Konya Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Konya İl Genç Girişimciler Kurulu, TOBB Konya Kadın Girişimciler Kurulu ve KTO Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi İşbirliğinde, KTO’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Bir Fikirle Başlar” programında genç girişimcilerle bir araya geldi. TOBB Konya İl Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Erhan Öncan ve TOBB Konya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Meryem Betül Özkardeş’in moderatörlüğünü yaptığı programda Başkan Öztürk, gençlere tavsiyelerde bulunurken, güncel ekonomik konularla ilgili sorulara da yanıt verdi. KTO önemli çalışmalar yürütüyor TOBB Konya İl Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Erhan Öncan, Kurul olarak genç girişimcilerin önünü açıcı çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Gerçekleştirilen toplantının genç girişimcilere yol göstermesi adına önemli olduğunu belirten Öncan, Başkan Öztürk’e katılımlarından dolayı teşekkür etti. TOBB Konya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Meryem Betül Özkardeş de Konya Ticaret Odası’nın ve iştiraklerinin Konya ve ülkeye dair önemli çalışmalar yürüttüğünün altını çizerek, Başkan Öztürk’e programa katılımından dolayı teşekkür etti. Yeni dünya düzenini iyi kavramak gerekiyor Programda gençlere seslenen KTO Başkanı Selçuk Öztürk, girişimcilikte başarılı olabilmek için günümüz dünyasındaki gelişmeleri iyi anlamak gerektiğini vurguladı. Son dönemde dünyada sıra dışı gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Başkan Öztürk; “Dünya uzun yıllardır güçlünün haklı olduğu bir düzeni yaşıyor. Ancak artık bu durumu gizlemeden açık açık uyguluyorlar. Bu anlamda dünyada artık yeni bir düzen hâkim olmaya başladı. Olağanüstü bir gelişme olmazsa, daha kuralsız bir dünya ekonomik sisteminde devam edeceğiz. Artık küreselleşme kavramı bitmeye başladı. Devletlerin ekonomik güç olarak daha fazla yer aldığı bir döneme doğru gidiyoruz. Yeni gelecekte bunları bilmemiz gerekiyor ki yeni girişimlerimizi buna göre şekillendirelim. Yeni dünyadaki siyasi ve ekonomik düzeni iyi kavramamız gerekiyor” dedi. Enflasyonla mücadele hepimizin sorumluluğunda Türkiye’nin dünyadaki yeni konjonktürü erken koklayabilen ülkelerden biri olduğunu ve bu durumun büyük avantaj getirdiğini belirten Başkan Öztürk, şöyle devam etti; “Yakın çevremizde yaşanan hadiseler sanırım ülkemizin gelişmelere adapte olmasını zorunlu kıldı. Elbette enflasyonla mücadele ettiğimiz zorlu bir dönemden geçiyoruz. Ancak gelecekten umutluyuz. Enflasyonda düşüş devam ediyor. Bu yılın ikinci yarısından itibaren ekonomideki iyileşme daha görünür hale gelecek. Enflasyonla mücadele önemli bir konu. Bu mücadele hepimizin sorumluluğundadır.” Konya; Daha fazlasını yapabilir Başkan Öztürk, Konya ekonomisi üzerine yaptığı açıklamada, Konya’nın son yıllardaki başarılarına dikkat çekti. Son 25 yılda Konya’nın Türkiye ortalamasının üzerinde bir grafik ortaya koyduğunu dile getiren Başkan Öztürk; “Konya ihracatta, üretimde, istihdamda kısaca ekonomideki hemen her parametrede Türkiye ortalamasının üzerinde bir gelişme gösteriyor. Ancak Konya’nın çok daha fazlasını yapabilecek potansiyeli var. Bunu da biliyoruz. Özellikle geçtiğimiz günlerde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan yeni Sanayi Alanları Master Planı’yla sanayi üretiminin Anadolu’ya yayılması gündeme alındı. Bu da gösteriyor ki Konya ve bölgesinin geleceği daha umut verici” ifadelerine yer verdi. Kendinizi geliştirin ve değiştirin Başkan Öztürk genç girişimcilere önemli tavsiyelerde de bulundu. Özellikle Çin’in dünya ekonomisindeki konumuna dikkat etmek gerektiğinin altını çizen Başkan Öztürk, şunları kaydetti; “Bir üretim yapacaksanız, yeni bir yatırım yapacaksanız Çin’in o sektördeki durumunu analiz ederek yapın. Çünkü karşınızda orantısız bir güç var. Ucuz iş gücü üzerinden rekabet edebileceğinizi düşünerek iş yapmayın. Türkiye’de işçilik maliyetlerini hepimiz biliyoruz. Önümüzün çok açık olduğu sektörler var. Özellikle hizmetler sektörünü mutlaka gündeme alın. Türkiye hizmetler sektöründe çok başarılı. Avrupa da bu konuda Türkiye’ye olumlu bakıyor. Bir de son dönemde hepimizin takip ettiği üzere yapay zekâ diye bir olgu ortaya çıktı. Bu anlamda, yapacağınız işlerde yapay zekânın o sektöre etkilerini göz ardı etmeyin. Bunu olumsuzluk anlamında söylemiyorum. Yapay zekâ ile bazı sektörler ölecek diye bir durum söz konusu değil. Yapay zekâdaki gelişmelere göre kendinizi geliştirin ve değiştirin. Değişime karşı inat ederek başarı elde edemezsiniz. Yapay zekâ diye bir sel geliyor önümüze, bu sele karşı durmayın. Rekabetler sertleşecek. Buna göre planlamalar yapın. Özellikle verimlilik gibi konular gündeminizde olsun.” Finansal okur yazarlığın önemine de değinen Başkan Öztürk, bir firmanın sürdürülebilirliğinin finansal okur yazarlılıkla doğrudan ilgili olduğuna dikkat çekerek, iş insanlarının mutlaka bu konuda eğitim alması gerektiğini söyledi. KTO genç girişimcinin yanında KTO olarak genç girişimcilere destek olmak için büyük gayret gösterdiklerini de belirten Başkan Öztürk; “KTO Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi kurduk. Burada genç arkadaşlarımızın iş fikirleriyle gelmesini, KTO’nun bu fikirleri süzgeçten geçirdikten sonra bu fikirlerin yatırıma dönüşmesine katkı sunmak istiyoruz. Türkiye’nin her şeyi yapabilecek beşeri sermayesi var. Bu avantajımızı değerlendirmeliyiz” dedi. Programda Başkan Öztürk genç girişimcilerin sorularını yanıtladı, önerilerini dinledi.

ÜÇGE, Geleceğin İnovasyon liderlerini yetiştiriyor Haber

ÜÇGE, Geleceğin İnovasyon liderlerini yetiştiriyor

ÜÇGE BRAVO Fikir Yönetim Sistemi ile geleceğe yön veren atılımlardan biri olan ve ÜÇGE çalışanlarından oluşan 24 katılımcının yer aldığı program, alanında uzman akademisyenlerin rehberliğinde, inovasyon liderlerini yetiştirmek ve inovasyon sürecinin sağlam temelli şekilde işlemesini sağlamak üzere tasarlandı. Şirketlerde inovasyon kültürünün ve bu kültürün eğitim ile desteklenmesinin önemine değinen ÜÇGE Yönetim Sistemleri Direktörü Halit Yılmaz konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “İnovasyon Liderleri Programı, şirketimizin yenilikçi ve dönüşümü destekleyen yapısını daha da güçlendirmek için atılan çok önemli bir adımdır. ÜÇGE olarak sadece sektörümüzün bugününe değil, yarınına da katkı sunacak liderler yetiştiriyoruz. Bu program, global standartlarda yenilikçi yaklaşımları benimseyen liderlerimizle sektörde öncü rolümüzü sürdüreceğimizin bir kanıtıdır. İnanıyoruz ki; “yenilikçi olmak” prensibimizle ve şeffaf, güvenilir, saygılı ve tutkulu değerlerimizle birlikte daha güçlü bir geleceğe yön vereceğiz. Çalışma arkadaşlarımızın yenilikçi fikirleri ile inovasyon ve girişimcilik etkinliğimizi artırarak sürdüreceğiz.” Program, katılımcı tüm çalışanlara inovasyon liderliği, tasarım odaklı düşünme, ekonomi okuryazarlığı ve değişim yönetimi gibi konularda bilgi ve yetkinlik kazandırmayı hedefliyor. Öğretim kadrosu, alanında uzman akademisyenlerden oluşuyor ve program sonunda katılımcılara sertifika takdim ediliyor. Program Hakkında: ÜÇGE İnovasyon Liderleri Programı, şirketlerin dinamik ve hızla değişen dünya koşullarına adapte olması için gereken yaklaşımların şirket içinde geliştirilmesine olanak tanıyor. Bu kapsamda, stratejik düşünme becerileri ve yenilikçi yaklaşımların entegre edilmesi ön planda tutuluyor. ÜÇGE İnovasyon Akademisi, bu projeyle hem bireysel gelişimlere hem de kurumsal kültüre katkı sağlarken, şirketin sektördeki öncü rolünü pekiştiriyor. İnovasyon odaklı bu stratejik amaç, satış ve tasarımdan başlayarak, üretim ve değerin sunumuna kadar ÜÇGE Grup Şirketleri’nin bütün alanlarında dönüşüm sağlamaya devam ediyor.  

Organon ve Flat6Labs2’ten Sağlık Sektöründe Büyük İş Birliği Haber

Organon ve Flat6Labs2’ten Sağlık Sektöründe Büyük İş Birliği

Kendini kadın sağlığı alanını iyileştirmeye adamış global bir sağlık şirketi olan Organon, MENA bölgesinin önde gelen tohum ve erken aşama girişim sermayesi şirketi Flat6Labs ortaklığıyla Kadın Sağlığında İnovasyonu Hızlandırma Programı'nın ikinci döneminin başladığını duyurmaktan heyecan duyurdu.  Başlangıç niteliğindeki ilk dönemin başarısı ve bölge genelinde elde edilen olumlu sonuçlar üzerine ikincisi gerçekleştirilecek girişim; Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye (MENAT) bölgesinde kadın sağlığını iyileştirecek çözümlerle dijital sağlık girişimleri güçlendirmeyi amaçlıyor. Organon ve Flat6Labs ortaklığıyla yapılacak “Kadın Sağlığında İnovasyonu Hızlandırma Programı”nın ikinci dönemi “Aile Planlaması”, “Gebelik Planlaması” ve “Kadınların Sağlıklı Yaşamı” olmak üzere 3 temaya odaklanacak. “Aile Planlaması”da kontrollü üreme sağlığı danışmanlığı ve eğitimini geliştiren teknolojiler ile bu konuda geliştirilen araçlar ve seçenekler hakkında farkındalığı artırmak, "Gebelik Planlaması”nda tüp bebek tedavisinde psikolojik destek ve danışmanlık için üretilen çözümler ve “Kadınların Sağlıklı Yaşamı”nda kişisel bakım ve anne bakımı, hastalıkların erken tanısı, menstrüel sağlık alanlarında yenilikler üzerine çalışmalar gerçekleştirilecek. Bu hızlandırma programının genel amacı, sürdürülebilir ve uzun vadeli çözümler bulmayı amaçlayarak bölgedeki kadınların sağlıklarıyla ilgili karşılaştıkları belirli zorlukları ele almak. Kadının sağlık hizmetlerine erişilebilirliğini iyileştirmeye, bireyleri güçlendirmeye ve genel sağlıklı yaşam kalitesini artırmaya yardımcı olabilecek dijital çözümlerin belirlenmesi ve desteklenmesi ve nihayetinde belirlenen alanlarda kadın sağlığının geliştirilmesi üzerinde durulacak. Bu yıl gerçekleştirilecek program Kuveyt, Lübnan, Umman, Türkiye, Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan ve BAE dahil olmak üzere çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren start-uplar’ı hedefliyor. Bu ülkelerin çoğunda Organon ve Flat6Labs ofisleri yer almakta olup, her iki kuruluşun bu coğrafyalarda yerel ortaklıkları bulunuyor. Bu ortaklık, seçilen 15 startup'ın büyümesini hızlandırmayı, çeşitli paydaşlarla etkileşim kurmayı ve nihayetinde kadın sağlığı alanındaki mevcut zorlukları ele almaya hazır startup'ları eğitmeyi amaçlıyor. Ayrıca program, sosyal yardım, keşif ve seçim çabalarını güçlendirmek için bilgilendirme oturumları, roadshowlar, pitchathonlar ve web seminerleri gibi sanal ve yerinde topluluk etkinliklerini de içerecek. Kadın Sağlığında İnovasyonu Hızlandırma Programı’nın ikinci döneminin genişletilmiş içeriği ise şu şekilde:  - Derinlemesine Eğitim: Start-up’lar, başarılı olmak için gerekli bilgi ve becerilerle donatılarak iş ve teknik konularda özel eğitimler alacaklar. - Mentorluk ve Rehberlik: Katılımcılar bu alandaki uzmanlar tarafından sağlanan mentorluklardan yararlanarak yerel ve uluslararası mentorlar, yatırımcılar ve şirketlerin yer aldığı geniş bir ağla bağlantı kuracaklar. - Paydaşlara Erişim: Start-up’lar, kilit paydaşlara erişim için benzersiz fırsatlara sahip olacak, görünürlüklerini artıracak ve sektör içinde değerli bağlantılar kuracaklar. - Bölgesel İş Desteği: Bölge genelindeki iş destek ağına erişim sağlanacak ve pazar genişlemesine destek olunacak. Organon Orta Doğu Kuzey Afrika ve Türkiye (MENAT) Lideri Ramy Koussa, programın ikinci dönemiyle ilgili olarak şu yorumda bulundu: "Kadın sağlığına yapılan her bir yatırım, pozitif yatırım getirisi (ROI) sağlamaktadır: Bu bakış açısı ise yatırılan her 1 Amerikan Doları için yaklaşık 3 Amerikan Doları ekonomik büyüme öngörülmektedir. Kadın sağlığının iyileştirilmesine yapılan yatırım, kadınların yaşam kalitesini arttırmakla kalmayıp aynı zamanda işgücünde daha aktif bir rol alarak geçimlerini sağlamalarını da mümkün kılmaktadır. Kadın Sağlığında İnovasyonu Hızlandırma Programı’nın ikinci döneminin başlatılması, MENAT bölgesinde kadın sağlığının geliştirilmesine yönelik süregelen taahhüdümüzde önemli bir kilometre taşına işaret etmektedir. Flat6Labs ile ortaklığımızı derinleştirmekten ve kadınların ihtiyaçlarını dinlemeye devam etmekten, her gün daha iyi ve daha sağlıklı bir yaşamı teşvik eden yenilikçi çözümler belirlemekten heyecan duyuyoruz. Başlayan ikinci dönem, dijital sağlık hizmetleri alanında iş birliğine, yeniliğe ve kadın liderliğindeki girişimlerin güçlendirilmesine yönelik sürekli bağlılığımızın bir kanıtıdır." Flat6Labs'in Program Müdürü Yehia Houry, kadın girişimcileri desteklemenin ve kadın sağlık hizmetlerini ilerletmenin önemini vurguladı ve şöyle devam etti: "Kadın Sağlığında İnovasyonu Hızlandırma Programı’nın ikinci dönemine başlamaktan, kadın sağlığı hizmetlerinin geleceğini şekillendiren girişimcilerin desteğini artırmaktan heyecan duyuyoruz. Bu girişim sadece yenilikle ilgili değil, uzun süreli bir etki yaratmak için görsel zihinleri güçlendirmekle ilgili. Organon ile süregelen ortaklığımız ve bu dönemin gelişen odak noktası, kadın liderliğindeki girişimler için dinamik bir ekosistem geliştirme yönündeki taahhüdümüzü tekrar teyit ediyor. Birlikte, MENAT bölgesindeki kadınların dile getirilmemiş ihtiyaçlarını yansıtarak sağlık hizmetleri alanında devrim yaratmayı hedefliyoruz.” Hızlandırma programının ilk döneminde öne çıkarak program sonunda kazanan olarak açıklanan üç girişimin dikkate değer başarılarına tanık olduk: Yunanistan ve Lübnan'da Doreen Toutikian ve Elisabeth Milini tarafından kurulan "OMGYNO", Lübnan'da Sandra Salame tarafından kurulan "Siira" ve Yasmin El Mouallem tarafından BAE'de kurulan "Maternally". Bu vizyoner şirketler yalnızca yenilik ve mükemmellik sergilemekle kalmayıp, aynı zamanda girişim ekosisteminin ayrılmaz parçaları haline geldiler. Onların paha biçilmez içgörüleri, deneyimleri ve başarıları, yeni girişim grupları için yol gösterici olacak, uzmanlıklarıyla programı zenginleştirecek ve programın sürekli başarısına katkıda bulunacaktır. Son başvuru tarihi 16 Mayıs 2024 olan Kadın Sağlığında İnovasyonu Hızlandırma Programı’nın ikinci dönemi ve başvuru süreci hakkında detaylı bilgi için buraya tıklayarak web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Türkiye, Ar-Ge ve inovasyonda sürdürülebilirliği sağlıyor Haber

Türkiye, Ar-Ge ve inovasyonda sürdürülebilirliği sağlıyor

Ar-Ge personeli ve harcamalarında özel sektörün güçlendiği, ihracatta yüksek teknolojinin payının katma değeri yükselttiğini bunun da inovasyonun sürdürülebilirliğini sağladığı açıklandı. Türkiye’nin patentte uluslararasılaşma, teknoparklarda verimlilik ve akademide nitelik konusunun yeniden analiz edilerek iyileşmesinin gelişmeyi hızlandırıcı etkisi olduğunun altı çizildi. Cumhuriyet’in 100’üncü yılında, her yıl Türkiye’nin gelişme trendini belirleyen Türkiye Ar-Ge ve İnovasyon Raporu’nda bu yıl çarpıcı sonuçlar yer alıyor. Bu yıl dördüncüsü açıklanan Türkiye Ar-Ge İnovasyon Raporu Direktörü ve raporu hazırlayan Ser Akademi Genel Müdürü Dr. Ömer Özdinç, Ar-Ge ve inovasyon tarihinin son 16 yılında olan bir ekip olarak dünya çapında onlarca veriden çıkan sonuçlar ışığında raporu hazırladıklarını belirterek, “Türkiye’nin 100’üncü yılında yüz yıllık birikimimizi değerlendirme ve ülke olarak katettiğimiz mesafeyi görme imkanını rapora yansıttık. Bugün, yukarıda saydığımız alanlarda ulaştığımız seviye, tam arzuladığımız düzeyde olmasa da bu ülkeyi bizler ve çocuklarımız için hür bir vatan kılmak uğruna canını veren şehitlerimizin ve Cumhuriyetimizin kurucularının çabalarının boşa gitmediğini göstermektedir.” şeklinde konuştu. Ekonomik bağımsızlık göstergesi olan imalat sanayi ihracatında 1962 yılında 4 milyon dolar civarındayken, Dünya Bankası verilerine göre bugün 190 milyar dolara yaklaştığının altını çizen Özdinç şöyle devam etti:  “Son 60 yılda dünyada bu değeri en çok artıran ilk 3-4 ülkeden biriyiz. Üstelik yüksek teknoloji ve orta-yüksek teknolojinin toplam payı bu tutar içinde %35’i aşmıştır. 1962’de 70 ülke içinde 43’üncü sırada olan Türkiye, bugün 103 ülke içinde Avusturya, İsveç, Macaristan, BAE, Slovakya, Danimarka, Brezilya, Romanya ve İsrail’in üzerinde 21. sırada yer almaktadır. Bu veri, imalat sanayi ihracatında muasır medeniyetlerden uzak olmadığımızı ancak, daha iyisini yapmamız gerekiyor ama doğru yoldayız.” Ar-Ge ve inovasyonun karnesi bu raporda Türkiye ekonomisinin bugünü ve geleceğine ışık tutan araştırma, geliştirme ve inovasyon odağında verileri anlamlandıran Türkiye 2023 Ar-Ge ve İnovasyon Raporu, Türkiye’nin Ar-Ge personelinin artmaya devam etmesinin yanında, 12 yıl önce sadece yükseköğretimin yarısı kadar Ar-Ge personeli istihdam eden özel sektör, Ar-Ge personeli istihdamında yükseköğretimi geçti. Bu da özel sektörün Ar-Ge yatırımlarına daha çok odaklandığını gösteriyor. Türkiye, OECD ülkeleri içinde ile Ar-Ge personeli sayısını en çok artıran ülke konumuna yükseldi. Yüksek teknoloji ve yazılım bir yıl içinde 52.000’in üzerinde istihdam sağlayarak bu alanda liderliğini sürdürüyor. Ar-Ge Harcamalarında OECD’de Artış Trendinde İzlanda’dan Sonra İkinciyiz Türkiye, OECD ülkeleri içinde İzlanda’dan sonra nüfus başına Ar-Ge harcamalarını (satın alma gücü dolar paritesi bazında) ile en çok artıran ikinci ülke olduğu açıklanan raporda, son 7 yılda Ar-Ge harcamalarında 4'lük artış ile OECD içinde artış trendinde lider konuma yükseldiği görülüyor. 2022’de enerji ve ulaşım telekomünikasyon alanlarında büyük artışlar yaşandığı Ar-Ge harcamalarında ’lik artışla kamunun en çok artış sağladığı belirtilen raporda, özel sektörün payının %61,4, kamunun payının %4,8 ve üniversitenin payının ise %33,8 olarak gerçekleştiği görülüyor İhracatta katma değerli yükseliş sürüyor Diğer yandan, teknopark şirketlerinin ihracatının cirolarının %68’ine ulaşmasının yanında, yazılım ve yüksek teknoloji ihracatı ilk kez ciro içinde %21’e ulaşması dikkat çekiyor. Yazılım sektörünün önceki yıla göre yurt içi satışları dolar bazında sadece %5 civarında artarken yurt dışı satışları %20 oranında yükselmiş ve olan genel özel sektör genel artış ortalamasının üzerine çıktığı açıklanan Türkiye Ar-Ge ve İnovasyon Raporu’nda yazılım sektörü ilk defa ciro içindeki ihracat oranını %21’e çıktı. Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerinde Firma Başına Patent ve Personel Sayısında Artış Türkiye Ar-Ge ve İnovasyon Raporu verilerine göre, Ar-Ge ve tasarım merkezlerinin toplam sayısında düşüş devam ettiği, buna karşılık son yıllarda verimlilik ve performans artışı gözlemlendiği açıklandı. Ar-Ge merkezi sayısı 1592'den 1576'ya düşerken, Tasarım merkezlerinin sayısında 338’den 316’ya daha belirgin düşüş oldu. Toplam istihdam sayısı ise, 4.000'e yakın artış göstererek, 82.500 kişiye ulaştı Firma başına ortalama tescilli patent sayısı 5,2'den 6,5'e yükselmiş, firma başına ortalama personel sayısı ise 49'dan 53'e çıkmıştır. Yeni kurulan her 10 firmanın 1’i yüksek teknoloji ve yazılım şirketi 2022 yılında firma sayısı; yüksek teknoloji sektörlerinde 600, yazılım sektöründe ise 3.500 arttığı belirtilen raporda, Türkiye’deki toplam firma sayısındaki artışın ’una yakını yüksek teknoloji imalatı ve yazılım sektöründen gelmiştir. Üç büyük sorun: Patentte globalleşme, teknoparklarda verimlilik, akademide nitelik  Patent başvurularında Türkiye’den 9.000 sınırı aşıldığı açıklanan raporda, yerleşiklerin yaptıkları uluslararası başvurularda ise ciddi bir düşüş gerçekleşmiştir. Aynı şekilde yabancıların başvurularında da %25 küçülmeyle ciddi bir düşüş görülüyor. Tasarım tescil başvurularında ise 2021’de başlayan yüksek artış (%41,3) bu yıl da devam ederek (%32,1) toplam başvuru sayısı 7.800’ün üstüne çıktı. Yabancıların tasarım tescil başvurularında ise ’un üzerinde artış yaşandığı görülüyor. Teknoparklarda Kapasite Artışı Yüksek, Verimlilik Artışı Sınırlı Teknoparkların toplam performanslarına bakıldığında genel olarak kapasitelerinin arttığı ancak verimliliğin ve performansın aynı oranda artmadığı ortaya çıktı. Kapasite açısından geçtiğimiz yıl 8 yeni teknopark ile toplam teknopark sayısı 81'e yükseldiği belirtilen raporda, teknoparklara yaklaşık 1.300 yeni firma ile toplam firma sayısı 8.605'e çıkmış ve 14.000 yeni istihdam toplam yaklaşık 90.000 kişiye ulaştığı görülüyor. Toplam ciro 141 milyar TL'den 196 milyar TL'ye yükselmiş olsa da, ABD doları bazında son yıllarda ilk kez azalarak 16 milyar ABD dolarından 11,8 milyar ABD dolarına düştüğü ortaya çıktı. Teknoparklardan yapılan toplam ihracatın cironun %68'ini oluşturması dikkat çekiyor. Firma başına performans değerlendirmesi yapıldığında, anlamlı yükselişin olmadığı dikkat çekiyor. Bilimsel yayınlarda nicelikte lideriz, nitelikte ise anlamlı artış yok! Bilimsel yayınlarda Türkiye bir önceki yıla göre, ’lik artış oranıyla, atıf alabilen yayın sayısını en çok artıran OECD ülkesi olarak yüksek düzeyli nicelik artışı devam ettiği açıklanan raporda, atıf sıralamasında da 1 sıra yükselerek 13’üncü olmasına rağmen nitelik göstergeleri aynı seviyede kaldığı ortaya çıktı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.