SON DAKİKA
Hava Durumu

#İhracat

Ekometre - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İthalat ve ihracatta birim değerler yükseldi Haber

İthalat ve ihracatta birim değerler yükseldi

Buna karşın ihracat miktar endeksi yüzde 4,9, ithalat miktar endeksi yüzde 6,9 geriledi. Dış ticaret haddi ise 91,3’e düştü. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz 2026 dönemine ilişkin dış ticaret endekslerini açıkladı. Veriler, dış ticarette birim değerlerin yükseldiğini, ancak ihracat ve ithalat miktar endekslerinde yıllık bazda gerileme yaşandığını ortaya koydu. İhracat birim değer endeksi temmuz ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,2 artarken, ithalat birim değer endeksindeki yıllık artış yüzde 12,8 oldu. İhracatta en yüksek artış yakıtlarda İhracat birim değer endeksindeki yükseliş alt gruplara da yansıdı. Temmuz ayında endeks, geçen yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 6,5, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 10, yakıtlarda yüzde 39,4 ve imalat sanayisinde (gıda, içecek ve tütün hariç) yüzde 6,1 arttı. İthalat birim değer endeksinde ise gıda, içecek ve tütün grubunda yüzde 3,3'lük düşüş görüldü. Buna karşılık yakıtlarda yüzde 23,7, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 11,6 ve imalat sanayisinde (gıda, içecek ve tütün hariç) yüzde 9,1 artış kaydedildi. Dış ticaret miktarında gerileme Birim değerlerdeki yükselişin aksine, miktar endekslerinde yıllık bazda düşüş yaşandı. İhracat miktar endeksi temmuzda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,9 azaldı. Alt gruplarda gıda, içecek ve tütünde yüzde 2,9, ham maddelerde ise yüzde 6,4 artış gerçekleşti. Buna karşılık ihracat miktar endeksi yakıtlarda yüzde 30,2, imalat sanayisinde ise yüzde 4,2 geriledi. İthalat miktar endeksinde de yıllık bazda yüzde 6,9 düşüş görüldü. Gıda, içecek ve tütün grubunda yüzde 24,4, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 11,3 artış kaydedilirken; yakıtlarda yüzde 8,6, imalat sanayisinde ise yüzde 7,7 azalış yaşandı. Arındırılmış verilerde ihracat ve ithalat ayrıştı Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre ihracat miktar endeksi haziranda 139,6 seviyesindeyken temmuzda yüzde 2,7 artarak 143,3 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seride ise ihracat miktar endeksi Temmuz 2025'te 149,4 iken Temmuz 2026'da yüzde 4,9 azalarak 142,1 seviyesine geriledi. İthalat miktar endeksinde ise mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veriler düşüşe işaret etti. Haziranda 125,7 olan endeks, temmuzda yüzde 8,7 azalarak 114,7 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seride ithalat miktar endeksi de geçen yıl temmuzdaki 129,2 seviyesinden bu yılın aynı ayında yüzde 6,9 düşüşle 120,3'e indi. Dış ticaret haddi 91,3'e geriledi Dış ticaret haddi de temmuz ayında gerileme gösterdi. İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan dış ticaret haddi, Temmuz 2025'te 95,3 seviyesindeydi. Temmuz 2026'da ise dış ticaret haddi 4 puan azalarak 91,3 oldu. Böylece temmuz verileri, dış ticarette hem ihracat hem de ithalat birim değerlerinin yıllık bazda yükseldiğini, buna karşın miktar endekslerinin gerilediğini ortaya koydu.

Şimşek’ten cari açık mesajı Haber

Şimşek’ten cari açık mesajı

Şimşek, küresel ticaretteki belirsizliklere karşı ihracatçıların rekabet gücünü artıracak ve yüksek teknolojili, katma değerli üretimi destekleyecek politikaların sürdürüleceğini bildirdi. Türkiye’nin temmuz ayı ödemeler dengesi verilerinin açıklanmasının ardından ekonomi yönetiminden ihracat ve üretim odaklı mesaj geldi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, cari açığın görünümünü değerlendirirken Türkiye’nin küresel ticaretteki değişime uyum sağlayabilmesi için üretim ve ihracat kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik politikaların devam edeceğini belirtti. Cari açık 40,7 milyar dolar Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan temmuz ayı ödemeler dengesi verilerini değerlendirdi. Yıllıklandırılmış cari işlemler açığının temmuz itibarıyla 40,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Şimşek, küresel ticarette belirsizliklerin ve maliyet baskılarının arttığı bir döneme dikkat çekti. Bakan Şimşek, Türk ihracatçılarının değişen küresel koşullara uyum sağlamaya devam ettiğini ifade etti. İhracatçının rekabet gücü desteklenecek Şimşek, önümüzdeki dönemde ihracatçıların uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmaya yönelik adımların sürdürüleceğini açıkladı. Türkiye’nin ürün ve pazar çeşitliliğinin yanı sıra güçlü üretim altyapısının ihracat performansını desteklediğini belirten Şimşek, firmaların küresel ticaretteki değişimlere hızlı uyum sağlama kapasitesinin önemine işaret etti. Yüksek teknolojili üretim öncelikte Ekonomi yönetiminin mesajında yüksek teknolojili ve katma değerli üretim öne çıktı. Şimşek, “Önümüzdeki dönemde ihracatçılarımızın rekabet gücünü artıracak adımlar atmaya, yüksek teknolojili ve katma değerli üretimi güçlendirecek yapısal dönüşüm politikalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi. Bu yaklaşım, cari açığın kalıcı olarak azaltılması açısından yalnızca ihracat hacminin değil, ihracatın teknoloji ve katma değer kompozisyonunun da güçlendirilmesinin hedeflendiğine işaret ediyor. Hizmet ihracatı dış dengeyi destekliyor Şimşek, mal ihracatının yanı sıra hizmet ihracatındaki güçlü görünümün de cari denge açısından destekleyici olduğunu belirtti. Hizmet ihracatındaki dirençli seyrin dış dengedeki görünümü olumlu etkilediğini ifade eden Şimşek, Türkiye’nin cari dengesindeki iyileşmenin sürdürülebilir olması için üretim ve ihracat yapısının güçlendirilmesinin önemini vurguladı. Tedarik güvenliği de gündemde Küresel ticarette yaşanan dönüşüm ve jeopolitik gelişmelerin yeni riskler ortaya çıkardığına dikkat çeken Şimşek, Türkiye’nin rekabet gücünün yanı sıra tedarik güvenliğinin de artırılmasının hedeflendiğini bildirdi. Yüksek teknoloji ve katma değer odaklı yapısal dönüşümün, Türkiye’nin küresel ticaretteki konumunu güçlendirmesinin yanı sıra dış dengedeki kırılganlıkların azaltılmasına da katkı sağlaması hedefleniyor.

OVP’nin ihracat ve verimlilik hedeflerine Konya’dan güçlü destek Haber

OVP’nin ihracat ve verimlilik hedeflerine Konya’dan güçlü destek

Türkiye ekonomisinin 2027-2029 dönemine ilişkin yol haritasını ortaya koyan Orta Vadeli Program’da makroekonomik istikrarın güçlendirilmesinin yanı sıra verimlilik ve rekabet gücünün artırılması, yüksek katma değerli üretimin desteklenmesi, yeşil ve dijital dönüşümün hızlandırılması ile ihracat kapasitesinin geliştirilmesi öncelikli politika alanları arasında yer aldı. Üretim odaklı büyümeye vurgu Orta Vadeli Program’ı değerlendiren Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, fiyat istikrarı ve mali disiplin korunurken büyümenin üretim kapasitesi, verimlilik ve yüksek katma değer temelinde güçlendirilmesini doğru bir yaklaşım olarak değerlendirdiklerini belirtti. Öztürk, “Üretim, verimlilik, rekabet gücü ve ihracata verilen önceliği reel sektörümüz açısından önemli buluyoruz. İmalat sanayisinin üretim ve ihracat kapasitesini koruyacak, işletmelerimizin rekabet gücünü geliştirecek politikalar kalıcı ekonomik istikrarın sağlanmasına katkı sunacaktır. Programda yer alan tedbirlerin belirlenen takvim çerçevesinde kararlılıkla uygulanması ve sağlanacak imkânların işletmelerimize hızlı biçimde yansıması büyük önem taşımaktadır” dedi. OVP’nin reel sektör hedeflerine KTOTEK desteği OVP’de ihracatın geliştirilmesi, verimliliğin artırılması ve işletmelerin rekabet gücünün desteklenmesine verilen öncelik, reel sektörün bu alanlardaki dönüşümünü daha da önemli hâle getiriyor. Konya Ticaret Odası da KTO Teknoloji ve Eğitim Kampüsü bünyesinde yürüttüğü çalışmalarla Konya iş dünyasına bu süreçte destek sağlıyor. Kampüs içerisinde faaliyet gösteren KTO Dış Ticaret Merkezi firmaların yeni pazarlara ulaşmasına, Konya Model Fabrika ise üretim süreçlerini geliştirerek verimliliklerini artırmasına yönelik hizmetler sunuyor. Firmalara yeni pazarlar için yol haritası KTO Dış Ticaret Merkezi, ihracata yeni başlayacak işletmeler ile mevcut ihracatını geliştirmek isteyen firmalara yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor. İhracat Koçluğu, Hedef Pazar Analizi ile Hedef Müşteri ve Tedarikçi Araştırmaları kapsamında işletmelerin doğru pazarları belirlemelerine, potansiyel müşterilere ulaşmalarına ve dış ticaret süreçlerini planlamalarına destek veriliyor. İhracatta kalıcı artış için firmaların yeni pazarlara ulaşmasının önemine dikkat çeken Öztürk, “Küresel belirsizliklerin, korumacı politikaların ve zayıflayan dış talebin iş dünyamız üzerindeki baskıyı artırdığı bir dönemden geçiyoruz. Firmalarımızın mevcut pazarlarını korurken yeni pazarlara açılması ve dış ticaret kabiliyetlerini geliştirmesi gerekiyor. KTO Dış Ticaret Merkezimizle üyelerimizin bu süreçlerini destekliyor, ihracat hedeflerine ulaşmaları için ihtiyaç duydukları alanlarda yanlarında oluyoruz” ifadelerini kullandı. Verimlilik odaklı dönüşümde model fabrika desteği OVP’nin temel başlıklarından biri olan verimlilik ve rekabet gücü alanında ise Konya Model Fabrika tarafından sanayi işletmelerine yönelik uygulamalı çalışmalar yürütülüyor. Yalın üretim eğitimleri ile Öğren ve Dönüş Programları sayesinde üretim süreçlerindeki israfların azaltılması, kaynakların daha etkin kullanılması ve işletmelerde verimlilik kültürünün geliştirilmesi amaçlanıyor. Öztürk, “Günümüzde rekabet gücünü korumak yalnızca daha fazla üretmekle mümkün değildir. Kaynakları etkin kullanan, süreçlerini geliştiren ve daha yüksek katma değer oluşturan bir üretim yapısına yönelmek zorundayız. Konya Model Fabrikamızla işletmelerimizin verimlilik odaklı dönüşümüne katkı sağlıyoruz. KTO Teknoloji ve Eğitim Kampüsümüz bünyesinde yürüttüğümüz çalışmalarla OVP’de ortaya konulan hedeflerin Konya iş dünyasında karşılık bulmasını ve firmalarımızın yeni döneme hazırlanmasını desteklemeye devam edeceğiz” dedi.

Demir-çelik ihracatında ağustos atağı Haber

Demir-çelik ihracatında ağustos atağı

Türkiye genelinde Almanya, ADMİB’de ise İtalya ağustosun en büyük pazarı oldu. İlk 10 pazar içinde Türkiye’nin ABD’ye ihracatı yüzde 137, ADMİB’in Estonya’ya ihracatı yüzde 210 arttı. Ağustos ayı ihracat performansını değerlendiren ADMİB Başkanı Rahmi İncetan, “Türkiye demir-çelik sektörü olarak ağustos ayında ihracatımızı artırmayı başardık. Özellikle ADMİB’in çelik ihracatındaki yüzde 48,1’lik artış, firmalarımızın zorlu küresel koşullara rağmen pazarlardaki varlığını koruduğunu gösteriyor. Bu olumlu tablonun sürdürülebilir olması için maliyet ve rekabet koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.” dedi. Türkiye’nin demir ve demir dışı metaller ile çelik sektörlerindeki ihracat performansı ağustos ayında da yükselişini sürdürdü. Türkiye genelinde ağustos ayında demir ve demir dışı metaller ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19,3 artarak 1,3 milyar dolar olurken, çelik ihracatı yüzde 12,2 artışla 1,5 milyar dolara çıktı. Böylece iki sektörün toplam ağustos ihracatı 2,8 milyar doları aştı. ADMİB’in ağustos ayı performansında ise çelik ihracatındaki yükseliş dikkat çekti. Birliğin demir ve demir dışı metaller ihracatı yüzde 12,7 artışla 73 milyon dolar olurken, çelik ihracatı yüzde 48,1 artışla 270 milyon dolara ulaştı. Ocak-ağustos döneminde ADMİB’in demir ve demir dışı metaller ihracatı yüzde 3,7 artışla 549 milyon dolara, çelik ihracatı ise yüzde 19,9 artışla 1,7 milyar dolara yükseldi. ADMİB’in yılın ilk sekiz ayındaki toplam demir ve demir dışı metaller ile çelik ihracatı 2,2 milyar doları aştı. Türkiye genelinde ABD ve Mısır’a ihracatta güçlü artış Türkiye’nin demir-çelik ve demir dışı metaller ihracatında ağustos ayında en büyük pazar Almanya oldu. Almanya’ya 222,4 milyon dolarlık ihracat yapılırken, İtalya 182,1 milyon dolarla ikinci, Birleşik Krallık 163,8 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı. İspanya’ya 162,8 milyon dolar, ABD’ye ise 154,4 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. İlk 10 pazar içinde ihracatını oransal olarak en fazla artıran ülke yüzde 137 ile ABD olurken, Mısır’a ihracat yüzde 134, İspanya’ya yüzde 69, Bulgaristan’a yüzde 56 ve Birleşik Krallık’a yüzde 50 arttı. Ocak-ağustos döneminde de Almanya ilk sıradaki yerini korudu. Bu dönemde Almanya’ya yapılan ihracat 1,73 milyar dolara ulaşırken, İtalya 1,48 milyar dolarla ikinci sırada yer aldı. Romanya 1,2 milyar dolarla üçüncü, Birleşik Krallık 1,09 milyar dolarla dördüncü, Bulgaristan ise 975 milyon dolarla beşinci sırada yer aldı. İlk 10 pazar arasında en yüksek artış yüzde 281 ile Fransa’da kaydedilirken, Almanya’ya ihracat yüzde 260, Polonya’ya yüzde 222 ve Bulgaristan’a yüzde 123 arttı. ADMİB’de ağustosun lideri İtalya, en hızlı artış Estonya’da ADMİB’in ağustos ayı ihracatında İtalya 31,7 milyon dolarla ilk sırada yer alırken, İspanya 24,6 milyon dolarla ikinci, Mısır 23,4 milyon dolarla üçüncü oldu. Romanya’ya 20 milyon dolar, Irak’a ise 17,9 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. İlk 10 pazar içinde en güçlü artış yüzde 210 ile Estonya’da yaşandı. Birleşik Krallık’a ihracat yüzde 170, Romanya’ya yüzde 148, İspanya’ya yüzde 133, Mısır’a yüzde 127 ve İtalya’ya yüzde 123 arttı. Ocak-ağustos döneminde ADMİB’in en büyük pazarı 155,5 milyon dolarla Romanya olurken, Mısır 140,5 milyon dolarla ikinci, İtalya 133,4 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı. Fas’a 115,5 milyon dolar, Almanya’ya ise 113,5 milyon dolarlık ihracat yapıldı. İlk 10 pazar içinde ihracatın en fazla arttığı ülke yüzde 106 ile Birleşik Krallık oldu. Ukrayna’ya ihracat yüzde 67, Libya’ya yüzde 65, Romanya ve Fas’a ihracat yüzde 43 arttı. Ürün bazında Türkiye’de diğer demir-çelik, ADMİB’de boru öne çıktı Türkiye’nin demir-çelik ve demir dışı metaller ihracatında ağustos ayında en fazla ihracat diğer demir-çelik ürün grubunda gerçekleştirildi. Bu gruptan 261,6 milyon dolarlık ihracat yapılırken, demir-çelik çubuk ihracatı 234 milyon dolar, demir-çelik inşaat aksamı ihracatı 230,7 milyon dolar oldu. Demir-çelik yassı sıcak ürünleri 199,6 milyon dolarla dördüncü, demir-çelik boru ihracatı ise 187,2 milyon dolarla beşinci sırada yer aldı. Ocak-ağustos döneminde de sıralamanın ilk üçünde değişiklik yaşanmadı. Diğer demir-çelik ürün grubunda 2,08 milyar dolarlık ihracata ulaşılırken, bunu 1,81 milyar dolarla demir-çelik çubuk ve 1,73 milyar dolarla demir-çelik inşaat aksamı izledi. Demir-çelik yassı sıcak ürünleri 1,38 milyar dolarla dördüncü, alüminyum çubuk ve profiller ise 1,37 milyar dolarla beşinci sırada yer aldı. ADMİB’in ağustos ayındaki demir-çelik ve demir dışı metaller ihracatında en yüksek payı demir-çelik boru ürün grubu aldı. Boru ihracatı 78,1 milyon dolara ulaşırken, demir-çelik yassı sıcak ürünleri 71,8 milyon dolarla ikinci sırada yer aldı. Demir-çelik yassı kaplama ürünleri 34,8 milyon dolar, demir-çelik inşaat aksamı 26 milyon dolar ve diğer demir-çelik ürünleri 20,6 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Sekiz aylık dönemde de boru ihracatı ADMİB’in en önemli ürün grubu olmayı sürdürdü. Ocak-ağustos döneminde demir-çelik boru ihracatı 403,1 milyon dolara ulaşırken, yassı sıcak ürün ihracatı 349,5 milyon dolar, yassı kaplama ürünleri ihracatı 252,3 milyon dolar oldu. İnşaat aksamı 199,2 milyon dolarla dördüncü, diğer demir-çelik ürünleri ise 130,8 milyon dolarla beşinci sırada yer aldı. “Rekabet gücümüzü maliyet yapımızla birlikte ele almalıyız” Ağustos ayı ihracat rakamlarını değerlendiren ADMİB Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi İncetan, küresel rekabetin ihracatçılar üzerindeki maliyet baskısını artırdığını belirterek, destek mekanizmalarının üretim yapısı ve maliyet koşulları dikkate alınarak şekillendirilmesi gerektiğini söyledi. İncetan, şöyle devam etti: “Türkiye demir-çelik sektörü olarak ağustos ayında ihracatımızı artırmayı başardık. Özellikle ADMİB’in çelik ihracatındaki yüzde 48,1’lik artış, firmalarımızın zorlu koşullara rağmen pazarlardaki varlığını koruduğunu gösteriyor. Ancak bu artışın sürdürülebilir olması için maliyet ve rekabet koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Çin ile fiyat rekabetinde ciddi zorluklar yaşarken, bazı ürün gruplarında Avrupa’daki rakiplerimize karşı maliyet avantajımızı kaybettik. Maliyet artışlarını fiyatlara tam olarak yansıtamadığımız için de kâr marjlarımız baskı altında. Bu nedenle ihracat desteklerinin enerji, işçilik, finansman ve lojistik gibi temel maliyet unsurlarının dikkate alınarak tasarlanması büyük önem taşıyor. Döviz dönüşüm desteğinin devamına ilişkin yaklaşımı olumlu buluyoruz. Demir-çelik ve demir dışı metaller sektörlerinin de yeni düzenlemelerde güçlü şekilde desteklenmesini bekliyoruz. Rekabet gücümüzü korumak için mevcut pazarları güçlendirirken, yeni pazarlara yönelecek ve daha yüksek katma değerli ürünlere odaklanacağız.”

Yeni OVP açıklandı: Enflasyon hedefi yükseldi Haber

Yeni OVP açıklandı: Enflasyon hedefi yükseldi

Büyüme beklentisi ise yüzde 3,3’e çekildi. Hükümet, enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a gerilemesini hedefliyor. Türkiye ekonomisinin gelecek üç yılına ilişkin hedefleri içeren yeni Orta Vadeli Program (OVP) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklandı. Programda büyüme ve enflasyon hedeflerinde önemli değişikliklere gidildi. 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 3,3 olarak belirlenirken, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28,4’e yükseltildi. Hükümet, büyümenin 2027’de yüzde 4,2’ye, 2028’de yüzde 4,6’ya ve 2029’da yüzde 5’e ulaşmasını öngörürken, enflasyonun aynı yıllarda sırasıyla yüzde 21, yüzde 13,5 ve yüzde 9 seviyelerine gerilemesini hedefliyor. Enflasyon tahmini 12 puan yükseldi 2026-2028 dönemini kapsayan önceki OVP’de yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 16 olarak belirlenmişti. Yeni programda 2026 yılı için bu tahmin yüzde 28,4’e çıkarıldı. Böylece enflasyon beklentisi bir önceki programa göre 12,4 puan yükselmiş oldu. Cevdet Yılmaz, küresel ekonomik görünümdeki değişimlerin ve jeopolitik gelişmelerin yeni programın hazırlanmasında etkili olduğunu belirtti. Yılmaz, dünya ekonomisinin ekonomik ve teknolojik gelişmelerin iç içe geçtiği, öngörülebilirliğin azaldığı bir dönemden geçtiğini ifade ederek, bölgedeki savaşların da ekonomik dengeler üzerindeki etkisine dikkat çekti. 2026 büyüme beklentisi yüzde 3,3 Yılmaz, 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,3 olarak güncellediklerini açıkladı. Sanayi büyümesi beklentisinin de yüzde 2,3’e indirildiğini belirten Yılmaz, buna karşın büyümenin sonraki yıllarda kademeli olarak güçlenmesini beklediklerini söyledi. Buna göre büyümenin 2027’de yüzde 4,2, 2028’de yüzde 4,6 ve 2029’da yüzde 5 seviyesine ulaşması öngörülüyor. Yılmaz, ihracatçıların zorlu dış talep koşullarına rağmen 2026 yılında başarılı bir performans gösterdiğini belirtti. Jeopolitik risklerdeki artışın da ekonomi üzerinde önemli etkiler yarattığını ifade eden Yılmaz, enerji ithalatı beklentisinin 63 milyar dolardan 71 milyar dolara çıkarılmasında bu gelişmelerin etkili olduğunu söyledi. “Enflasyon kontrolden çıkabilirdi” Programın soru-cevap bölümünde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise enflasyon hedeflerindeki sapmaya ilişkin özeleştiri yaptı. Şimşek, mevcut ekonomik koşullarda enflasyonun yalnızca düşmemekle kalmayıp kontrolden çıkabileceğini, ancak bunun gerçekleşmediğini belirtti. Başlangıçta belirlenen hedeflerin iddialı olduğunu ifade eden Şimşek, “Biz ataleti muhtemelen düşük ölçtük. Açık konuşalım burada.” değerlendirmesinde bulundu. Enflasyonun 2029’da tek haneye inmesi hedefleniyor Yeni OVP’de hükümetin enflasyonla mücadelede kademeli düşüş hedefi korunuyor. 2026 sonunda yüzde 28,4 olması beklenen enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a gerilemesi hedefleniyor. Yılmaz, mayıs 2024’te yüzde 75,5 seviyesine yükselen enflasyonun uygulanan politikalarla belirgin bir düşüş eğilimine girdiğini söyledi. Ancak savaş koşullarının oluşturduğu arz yönlü baskılar nedeniyle düşüş eğiliminin geçici olarak yataylaştığını belirten Yılmaz, Merkez Bankası hesaplamalarına göre savaşın enflasyon üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkisinin yaklaşık 7 puan olduğunu aktardı. Milli gelir 1,8 trilyon doları aşacak OVP kapsamında Türkiye ekonomisinin büyüklüğüne ilişkin hedefler de açıklandı. Yılmaz, 2026 sonunda milli gelirin Cumhuriyet tarihinde ilk kez 1,8 trilyon doları aşmasının beklendiğini belirtti. Kişi başına milli gelirin de ilk kez 20 bin doları geçmesinin öngörüldüğünü söyledi. Program döneminde yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması ve daha fazla kişinin işgücüne katılması hedefleniyor. Program sonunda milli gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, mal ve hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara çıkarılması amaçlanıyor. TL mevduatın payı yüzde 61,5’e yükseldi Yılmaz, uygulanan ekonomi politikalarının Türk lirasına güveni artırdığını savundu. TL mevduatının toplam mevduat içerisindeki payının yüzde 31,6’dan 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5’e yükseldiğini belirten Yılmaz, bu gelişmenin uygulanan politikaların sonuç verdiğinin göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. Bütçe açığının da kademeli olarak düşürülmesi hedefleniyor. 2026 yılı için daha önce yüzde 3,5 olarak öngörülen bütçe açığının alınan tedbirlerle yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Sosyal konut yatırımları artırılacak Yeni programda konut politikası da öncelikli alanlar arasında yer aldı. Yılmaz, dar ve orta gelirli vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırmak amacıyla sosyal konut yatırımlarının yüzde 150 artırılacağını açıkladı. Ekonomik güvenlik ve dayanıklılığın da programın temel unsurlarından biri olduğunu belirten Yılmaz, kritik alanlarda dışa bağımlılığın azaltılmasını ve ekonominin dış şoklara karşı direncinin güçlendirilmesini hedeflediklerini söyledi. Yılmaz’dan seçim açıklaması Cevdet Yılmaz, OVP’nin hazırlanmasında seçim takvimine ilişkin herhangi bir spekülatif varsayım yapılmadığını söyledi. Yılmaz, programın seçimlerin zamanında yapılacağı varsayımıyla hazırlandığını belirterek, 2028 baharı veya yazına doğru bir seçim öngördüklerini ifade etti. Seçimin daha erken bir tarihe alınmasının ise Meclis’in takdirinde olduğunu belirten Yılmaz, şimdiden farklı bir varsayım üzerinden hareket etmenin doğru olmayacağını söyledi. İş dünyası OVP’yi nasıl değerlendirdi? İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, yeni OVP’de üretim ve ihracatın yanı sıra küresel yatırımların ve yeteneklerin teşvik edilmesine yönelik düzenlemelere kapsamlı biçimde yer verilmesini olumlu karşıladıklarını belirtti. Avdagiç, dezenflasyon programının kararlı biçimde uygulanmasının ve oluşacak alanın kademeli faiz normalizasyonuna dönüştürülmesinin önemine dikkat çekti. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe ise yeni programın küresel belirsizlikleri ve mevcut ekonomik koşulları dikkate alan daha temkinli bir çerçeve sunduğunu ifade etti. Gültepe, imalat sanayisinin üretim ve ihracat kapasitesinin korunmasına verilen önemi vurgularken, finansman, işletme sermayesi ve emek yoğun sektörlere yönelik desteklerin somutlaştırılmasını olumlu değerlendirdi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Başkanı Nail Olpak da OVP’yi Türkiye ekonomisinin gelecek üç yıllık yol haritasını ortaya koyması ve iş dünyasının planlamalarına rehberlik etmesi açısından önemli bulduklarını belirtti. İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz ise fiyat istikrarı, büyüme, yatırım ve ihracatı güçlendirmeye yönelik hedeflerin önemine dikkat çekti. Kopuz, seçici finansman imkanlarının yatırım yapan, ihracat gerçekleştiren, istihdam sağlayan ve katma değer üreten işletmelere yönlendirilmesinin üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artıracağını ifade etti. YENİ Parti’den OVP’ye sert eleştiri YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç ise yeni OVP’yi önceki programlarla karşılaştırarak hükümetin hedeflerinde ciddi sapmalar yaşandığını savundu. Genç, 2023’te açıklanan hedefler gerçekleşseydi, o yıl sonunda 100 lira olan bir mal sepetinin 2026 sonunda yaklaşık 166 liraya çıkacağını, gerçekleşmeler ve yeni OVP tahmini dikkate alındığında ise aynı sepetin yaklaşık 243 liraya ulaştığını belirtti. Genç, “OVP artık ekonominin önünü göstermiyor, gerçekleşmelerin arkasından hedef değiştiriyor” değerlendirmesinde bulundu. “Enflasyon hedefi 8,5’ten 28,4’e çıktı” Genç, 2026 yılı enflasyon hedefinin son üç yılda sürekli yukarı yönlü revize edildiğine dikkat çekti. 2023’te yüzde 8,5 olarak açıklanan 2026 enflasyon hedefinin 2024’te yüzde 9,7’ye, 2025’te yüzde 16’ya ve yeni programda yüzde 28,4’e yükseldiğini belirten Genç, üç yıl içerisinde tahminin yaklaşık 3,3 katına çıktığını söyledi. Genç, yalnızca son bir yıldaki artışın 12,4 puan olduğunu ve bunun yüzde 77,5’lik yükselişe karşılık geldiğini ifade etti. Büyüme hedefi de aşağı çekildi Genç, enflasyon hedefindeki yükselişin yanı sıra büyüme beklentisindeki gerilemeye de dikkat çekti. 2026 yılı için üç yıl önce yüzde 5 olarak açıklanan büyüme hedefinin yeni OVP’de yüzde 3,3’e indirildiğini belirten Genç, “Üç yılda daha yüksek enflasyon, daha düşük büyüme tablosuyla karşı karşıyayız” dedi. Genç ayrıca, geçen yılki OVP’de 2027 yılı için yüzde 9 olarak öngörülen enflasyonun yeni programda yüzde 21’e çıkarıldığını, tek haneli enflasyon hedefinin ise 2027’den 2029’a ötelenmiş olduğunu belirtti. 2024 yılında açıklanan OVP’de 2027 enflasyonunun yüzde 7 olarak öngörüldüğünü hatırlatan Genç, yeni hedeflerin önceki programlarla arasındaki farkın ekonomik beklentiler açısından önemli bir sapmaya işaret ettiğini savundu.

Arteche'nin küresel büyümesine Türkiye'den güçlü katkı Haber

Arteche'nin küresel büyümesine Türkiye'den güçlü katkı

Dünyanın en büyük üç ölçü ve koruma trafosu üreticisinden biri olan İspanya merkezli Arteche, 2026 yılının ilk yarısında güçlü finansal ve operasyonel performansını sürdürdü. Yılın ilk altı ayında net kârını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 44,3 artırarak 30,6 milyon Euro'ya çıkaran şirket, siparişlerini yüzde 15,7, satışlarını ise yüzde 10,7 artırdı. Arteche'nin küresel ölçekte devam eden büyümesinde Türkiye fabrikası da üretim, mühendislik ve ihracat kabiliyetiyle stratejik rol üstleniyor. Arteche'nin açıkladığı 2026 ilk yarı sonuçlarına göre şirketin siparişleri 338 milyon Euro'ya, satışları ise 277,9 milyon Euro'ya ulaştı. Operasyonel verimlilik ve ürün karmasındaki gelişimin de katkısıyla FAVÖK yüzde 29,2 artışla 51,1 milyon Euro seviyesine yükselirken, FAVÖK marjı yüzde 18,4 olarak gerçekleşti. Özellikle Türkiye'nin de içinde bulunduğu EMEA bölgesinde siparişlerin yüzde 23,4, satışların ise yüzde 18,8 artması, bölgenin Arteche'nin küresel büyüme stratejisindeki önemini bir kez daha ortaya koydu. Bayram: "Türkiye fabrikamız küresel büyümenin önemli yapı taşlarından biri" Arteche'nin Türkiye ve Endonezya fabrikalarından sorumlu Genel Müdürü Murat Bayram, grubun ilk yarı performansını değerlendirirken, güçlü finansal sonuçların arkasında teknoloji, insan kaynağı, operasyonel verimlilik ve sürdürülebilir büyüme anlayışının bulunduğunu belirtti. Bayram, "Arteche'nin 2026 yılının ilk yarısında ortaya koyduğu güçlü performans, küresel ölçekte izlediğimiz uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli bir sonucu. Özellikle EMEA bölgesinde kaydedilen büyüme bizim açımızdan ayrıca değerli. Türkiye fabrikamız; sahip olduğu üretim kabiliyeti, mühendislik gücü, kalite standartları ve ihracat yetkinliğiyle Arteche'nin bu bölgedeki ve küresel pazarlardaki büyümesinin önemli yapı taşlarından biri olmayı sürdürüyor" dedi. Birçok alanda etkin çalışma Öte yandan, Türkiye operasyonunda sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve yalın üretim uygulamalarını öncelikli alanlar arasında tutan Arteche; üretim süreçlerinin gerçek zamanlı izlenebilirliğinden enerji verimliliğine, çevre dostu ürün geliştirmeden kaynakların etkin kullanımına kadar birçok alanda çalışmalar yürütüyor. Türkiye fabrikasında mühendislik, inovasyon, kalite ve sürdürülebilirliğin birlikte ele alındığı yaklaşım, şirketin daha önce açıkladığı uzun vadeli büyüme stratejisinin de temelini oluşturuyor.

SİKA AKKİM satın alımını tamamladı Haber

SİKA AKKİM satın alımını tamamladı

Bu stratejik yatırım, Sika'nın sızdırmazlık ve yapıştırıcılar segmentindeki konumunu daha da güçlendirirken, genişleyen dağıtım ağı, artan coğrafi erişim ve büyüyen üretim kapasitesi sayesinde önemli büyüme fırsatları sunuyor. Akkim, 2025 yılında yaklaşık 220 milyon İsviçre Frangı net satış geliriyle faaliyet gösterdiği pazarlarda güçlü bir büyüme performansı sergiliyor. Şirket; Doğu Avrupa, Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki yüksek büyüme potansiyeline sahip pazarlarda, yaygın ve güçlü dağıtım ağıyla geniş bir müşteri kitlesine hizmet veriyor. Güçlü Ar-Ge ekibi tarafından geliştirilen yenilikçi ve özgün formülasyonlara dayanan kapsamlı ürün portföyü, inşaat sektöründeki çok çeşitli uygulama ve teknolojilere yönelik çözümler sunuyor. Akkim’in üretim kapasitesi ve ihracat yetkinlikleri, Sika’nın sızdırmazlık ve yapıştırıcılar iş kolunda verimli bir üretim ve tedarik merkezi oluşturmasına katkı sağlarken uzun vadeli büyüme hedeflerini de destekliyor. Satın almanın tamamlanmasına ilişkin değerlendirmede bulunan Sika EMEA Bölge Müdürü Christoph Ganz, şunları söyledi: “Akkim'in Sika ailesine katılması, sızdırmazlık ve yapıştırıcılar alanındaki büyüme stratejimiz açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Güçlü markalarımızı, birbirini tamamlayan ürün portföylerimizi ve yetenekli ekiplerimizi bir araya getirerek müşterilerimize daha fazla değer sunmayı ve yeni pazarlarda büyüme fırsatlarını değerlendireceğiz. Akkim ekibini Sika ailesinde görmekten büyük mutluluk duyuyor, birlikte güçlü bir gelecek inşa edecek olmanın heyecanını yaşıyoruz.”

Türk hazır giyim sektörü Paris’te gücünü gösterecek Haber

Türk hazır giyim sektörü Paris’te gücünü gösterecek

Dünya moda endüstrisinin önemli merkezlerinden Paris’te yılda iki kez düzenlenen Premiere Vision Paris; hazır giyimden kumaşa, iplikten deriye, aksesuardan tasarıma kadar moda endüstrisinin tüm bileşenlerini aynı çatı altında buluşturuyor. EHKİB, 19 Türk hazır giyim ihracatçısıyla fuarda yer alarak sektörün üretim kabiliyetini, tasarım gücünü, esnek üretim altyapısını ve sürdürülebilirlik alanındaki dönüşümünü uluslararası alıcılara tanıtacak. Bağcı: “Fransa dünyanın en büyük üçüncü giyim ithalatçısı” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, Avrupa Birliği’nin Türkiye hazır giyim sektörünün en önemli ihracat pazarı olduğunu, Fransa’nın ise sektör açısından stratejik ülkelerin başında geldiğini söyledi. Türkiye’nin Fransa’ya hazır giyim ihracatının 2026 yılının Ocak-Temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 azalarak 468 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini paylaşan Bağcı, şöyle devam etti: “Fransa, Türkiye genelinde en fazla hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı gerçekleştirdiğimiz 6’ncı büyük pazar konumunda. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz açısından ise Fransa 8’inci büyük ihracat pazarımız. Fransa 2025 yılında yaklaşık 30 milyar dolarlık hazır giyim ithalatı gerçekleştirdi. ABD ve Almanya’nın ardından dünyanın en büyük üçüncü giyim ithalatçısı konumunda bulunuyor. Türkiye ise Çin, Bangladeş ve İtalya’nın ardından Fransa’nın dördüncü büyük giyim tedarikçisi. Bu tablo, Fransa pazarının sektörümüz açısından taşıdığı potansiyeli açık şekilde ortaya koyuyor.” “Türkiye fuarın en güçlü katılımcı ülkeleri arasında” Premiere Vision Paris’in Türk moda endüstrisinin Avrupa’daki konumunu güçlendirmesi açısından kritik bir platform olduğunun altını çizen Bağcı, Türkiye’nin fuardaki güçlü varlığının uzun yıllara dayandığını dile getirdi. Bağcı, “Türkiye; yaklaşık 200 kumaş, hazır giyim, deri ve aksesuar üreticisiyle Premiere Vision Paris’e en fazla katılımcı gönderen ülkelerin başında geliyor. Bu güçlü katılım, Türk moda endüstrisinin küresel tedarik zincirindeki öneminin de göstergesi. Türkiye olarak Avrupa’ya coğrafi yakınlığımız, hızlı ve esnek üretim kabiliyetimiz, güçlü tekstil ve hazır giyim altyapımız, tasarım yetkinliğimiz ve sürdürülebilir üretime yönelik yatırımlarımızla rakiplerimizden ayrışıyoruz.” diye konuştu. “Fiyat rekabetinden katma değer rekabetine geçmek zorundayız” Türk hazır giyim sektörünün son yıllarda küresel pazarlarda yoğun bir rekabet ortamıyla karşı karşıya olduğuna işaret eden Bağcı, artan üretim maliyetleri nedeniyle Türkiye’nin özellikle fiyat odaklı siparişlerde Asyalı ve Kuzey Afrikalı rakipleriyle rekabet etmekte zorlandığını vurguladı. Bağcı sözlerini şöyle sürdürdü: “Hazır giyim sektörümüzün küresel rekabette yeniden ivme kazanması için fiyat rekabetinden ziyade tasarım, inovasyon, sürdürülebilirlik, dijitalleşme, hızlı teslimat ve yüksek katma değerli üretime odaklanması gerekiyor. Avrupa’nın yakın coğrafyadan tedarik eğilimi Türkiye açısından önemli bir fırsat. Bu avantajı kalıcı hale getirmek için müşterilerimizle doğrudan temasımızı artırmamız ve uluslararası fuarlarda güçlü şekilde yer almamız gerekiyor. Premiere Vision Paris’i bu açıdan yalnızca bir fuar değil, sektörümüzün Avrupa’daki mevcut müşterileriyle ilişkilerini geliştirdiği ve yeni iş bağlantıları kurduğu stratejik bir platform olarak görüyoruz.” Seyfeli: “Fransa pazarındaki payımızı korumak ve büyütmek istiyoruz” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Dış Pazar Komitesi Başkanı Seray Seyfeli ise Türk hazır giyim sektörünün son dönemde artan üretim maliyetleri nedeniyle geçmiş yıllardaki maliyet avantajını önemli ölçüde kaybettiğine dikkat çekti. Türkiye’nin Fransa pazarındaki güçlü konumunu korumasının sektör açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Seyfeli, “Fransa pazarında hemen arkamızda Hindistan, Vietnam ve Tunus gibi güçlü ihracatçı ülkeler bulunuyor. Bu ülkelere karşı mevcut konumumuzu korumak ve pazar payımızı artırmak için müşterilerimizle yakın temas halinde olmamız gerekiyor. Premiere Vision Paris gibi sektörün küresel ölçekte referans kabul edilen fuarlarına düzenli katılım sağlamamız bu nedenle çok önemli.” dedi. “Müşteriye yakın olmak her zamankinden daha önemli” Avrupalı markaların tedarik kararlarında fiyatın yanı sıra hız, esneklik, kalite, düşük adetli üretim kabiliyeti, sürdürülebilirlik ve izlenebilirlik kriterlerinin giderek daha belirleyici hale geldiğine işaret eden Seyfeli, Türkiye’nin bu alanlarda önemli avantajlara sahip olduğunu kaydetti. Seyfeli, “Avrupa pazarına yakınlığımız sektörümüzün en önemli avantajlarından biri. Ancak yalnızca coğrafi yakınlık yeterli değil. Alıcıların değişen beklentilerini yakından takip etmek, sürdürülebilir üretim altyapımızı geliştirmek, tasarım ve koleksiyon gücümüzü artırmak ve müşterilerimizle sürekli iletişim halinde olmak zorundayız. PV Paris bu anlamda sektörümüz için son derece değerli. EHKİB olarak fuara 19 firmamızla katılıyoruz. Firmalarımızın yeni müşterilere ulaşmasını sağlarken mevcut müşterileriyle ticari ilişkilerini güçlendirmelerini hedefliyoruz.” diye konuştu. 40 ülkeden yaklaşık 1.000 üretici Paris’te buluşacak Küresel moda endüstrisinin önemli buluşma noktalarından Premiere Vision Paris Fuarı, dünyanın dört bir yanından tekstil ve moda profesyonellerini bir araya getirecek. Fuar kapsamında iplik, kumaş, deri, hazır giyim, aksesuar ve tasarım başta olmak üzere moda endüstrisinin farklı alanlarında faaliyet gösteren 40 ülkeden yaklaşık 1.000 üreticinin koleksiyonlarını uluslararası alıcıların beğenisine sunması bekleniyor. Premiere Vision Paris’in Şubat 2026 edisyonunu yaklaşık 20 bin sektör profesyoneli ziyaret etmişti. Eylül buluşmasında da dünyanın önde gelen moda markalarının satın alma ekipleri, tasarımcılar, üreticiler, tedarikçiler ve sektör profesyonellerinin Paris’te bir araya gelmesi bekleniyor. EHKİB’den uluslararası pazarlarda kesintisiz tanıtım Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Türk hazır giyim sektörünün uluslararası pazarlardaki görünürlüğünü artırmak, ihracatçıların yeni müşterilere ulaşmasını sağlamak ve mevcut pazarlardaki konumunu güçlendirmek amacıyla Premiere Vision Manufacturing Paris Fuarı’na uzun yıllardır düzenli olarak milli katılım organizasyonu gerçekleştiriyor. EHKİB, 1-3 Eylül 2026 tarihlerindeki organizasyonla Premiere Vision Manufacturing Paris’e 21’inci kez milli katılım gerçekleştirerek Ege Bölgesi’nin tasarım, üretim, kalite ve sürdürülebilirlik kabiliyetini dünyanın önde gelen moda profesyonelleriyle buluşturacak.

Küresel tedarik zincirleri değişiyor Haber

Küresel tedarik zincirleri değişiyor

Avdagiç, bu fırsatın kalıcı kazanıma dönüşmesi için üretim, teknoloji, finansman ve ihracat politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Küresel ekonomide üretim ve ticaretin kuralları yeniden yazılırken, Türkiye açısından yeni bir jeoekonomik dönem şekilleniyor. Şirketler artık yalnızca en düşük maliyetli üretim merkezlerini aramak yerine tedarik zincirlerinin dayanıklılığına, üretimin pazarlara yakınlığına ve jeopolitik güvenliğe daha fazla önem veriyor. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, bu dönüşümün Türkiye için önemli bir fırsat yarattığını belirterek, ülkenin Avrupa pazarlarına yakınlığı ve güçlü üretim altyapısının doğru politikalarla kalıcı ekonomik avantaja dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Avdagiç'e göre Türkiye'nin önündeki temel mesele, dezenflasyon sürecini üretim ve ihracat kapasitesini zayıflatmadan sürdürebilmek. Enflasyon düşerken üretim korunmalı Türkiye ekonomisinde aynı anda iki farklı eğilimin yaşandığına dikkat çeken Avdagiç, dezenflasyon ve makroekonomik dengelenme alanında önemli kazanımlar elde edildiğini, buna karşın yüksek faiz ve maliyetlerin üretici ile ihracatçı üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti. Avdagiç, ekonomi politikalarının enflasyonla mücadele ile üretim kapasitesini koruma hedeflerini karşı karşıya getirmemesi gerektiğini belirterek, önümüzdeki dönemin asıl sorusunun enflasyonun ne kadar düşeceğinden çok bu süreçte Türkiye'nin üretim ve ihracat kapasitesinin nasıl korunacağı olduğunu söyledi. Dünya ticaretinde 'dayanıklılık' dönemi Küresel ticarette son yıllarda hızlanan parçalanmanın üretim kararlarını da değiştirdiğini belirten Avdagiç, jeopolitik risklerin ve ticaret politikalarının şirketlerin tedarik stratejilerinde daha belirleyici hale geldiğini kaydetti. ABD'nin yeni tarifeleri ve küresel ticarette artan belirsizlikler karşısında şirketlerin üretim merkezlerini ve tedarik kaynaklarını yeniden değerlendirdiğini ifade eden Avdagiç, eski modelin değiştiğine dikkat çekti. Yeni dönemi “en ucuz üretimden dayanıklı üretime geçiş” olarak tanımlayan Avdagiç'e göre şirketler artık maliyet kadar tedarik güvenliğini, lojistik bağlantıları ve tüketici pazarlarına yakınlığı da hesaba katıyor. Bu değişim kısa vadede üretim maliyetlerini artırsa da Türkiye gibi Avrupa'ya yakın ve güçlü bir sanayi tabanına sahip ülkeler için yeni fırsatlar yaratıyor. Avrupa'nın tedarik zincirinde Türkiye avantajı Avrupa'nın savunma, enerji ve tedarik güvenliğini yeniden değerlendirdiği bir dönemde Türkiye'nin üretim kapasitesini geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Avdagiç, küresel şirketlerin tedarik kaynaklarını çeşitlendirme arayışının Türkiye tarafından yakından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'nin coğrafi konumunun tek başına yeterli olmayacağını belirten Avdagiç, üretim kapasitesinin teknoloji yatırımlarıyla güçlendirilmesi, finansmana erişimin iyileştirilmesi ve ihracatçının rekabet gücünün korunmasının fırsatın ekonomik değere dönüşmesi açısından kritik olduğunu ifade etti. Enerjide hedef transit ülkenin ötesine geçmek Küresel enerji piyasalarında jeopolitik gelişmelerin etkisinin giderek arttığını belirten Avdagiç, enerji arz güvenliğinin ekonomi politikalarının temel unsurlarından biri haline geldiğini söyledi. Hürmüz'deki gelişmelerin enerji piyasalarının jeopolitik risklere duyarlılığını bir kez daha ortaya koyduğunu ifade eden Avdagiç, enerji fiyatlarındaki hareketlerin artık tek tek sektörleri değil, küresel ekonominin tamamını etkileyebilecek boyuta ulaşabildiğini belirtti. Türkiye'nin coğrafi konumunun enerji alanında önemli bir avantaj sunduğuna dikkat çeken Avdagiç, hedefin yalnızca transit ülke olmakla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin enerji ticareti, depolama, fiyatlama, finansman ve dağıtım süreçlerinde daha etkin bir merkez haline gelmesi gerektiğini belirten Avdagiç, bu alandaki dönüşümün hızlandırılmasını istedi. Finansal istikrar artık daha küresel Küresel ekonomik dönüşümün finansal sistem üzerinde de önemli etkiler yarattığını ifade eden Avdagiç, finansal istikrarın yalnızca merkez bankalarının para politikalarıyla yönetilen bir alan olmaktan çıktığını söyledi. Ülkeler arasındaki para politikası ve finansal koordinasyonun öneminin arttığını belirten Avdagiç, Japonya ile ABD arasında yen üzerinden yürütülen operasyonları bu değişimin güncel örneklerinden biri olarak değerlendirdi. Avdagiç'e göre enerji fiyatlarındaki oynaklık, ticaretin farklı bloklara ayrılması ve finansal istikrar için ülkeler arası koordinasyon ihtiyacının artması, küresel ekonominin yeni döneminin temel özelliklerini oluşturuyor. Türkiye'nin önünde üç stratejik dönüşüm var Avdagiç, Türkiye'nin küresel ekonomide değişen dengelerden kalıcı avantaj sağlayabilmesi için üç temel dönüşüme odaklanması gerektiğini belirtti: 1. Jeostratejik konum jeoekonomik güce dönüştürülmeli Türkiye'nin Avrupa, Asya, Orta Doğu ve enerji koridorları arasındaki konumu yalnızca coğrafi bir avantaj olarak kalmamalı; ticaret, yatırım, lojistik ve enerji alanlarında ekonomik güce çevrilmeli. 2. Üretim ekonomisi teknoloji ekonomisine evrilmeli Mevcut sanayi altyapısının korunmasının yanı sıra teknoloji yatırımları hızlandırılmalı, yüksek katma değerli üretim ve Ar-Ge kapasitesi artırılmalı. 3. Transit ülke kimliğinden merkez ülkeye geçilmeli Türkiye, lojistik ve enerji koridorlarında yalnızca geçiş noktası olmak yerine ticaretin, finansmanın, depolamanın ve karar süreçlerinin merkezlerinden biri haline gelmeli. Fırsatı kaçırmamak için dört öncelik İTO Başkanı Avdagiç'in değerlendirmeleri, Türkiye açısından yeni dönemin yalnızca dış ticaret fırsatı olmadığını; ekonomi politikasının bütün unsurlarının aynı hedef doğrultusunda çalışması gerektiğini ortaya koyuyor. Bu çerçevede üretim kapasitesinin korunması, teknoloji yatırımlarının hızlandırılması, ihracat finansmanının güçlendirilmesi ve Avrupa tedarik zincirleriyle entegrasyonun derinleştirilmesi öne çıkıyor. Türkiye'nin Avrupa'ya yakınlığı, geniş sanayi altyapısı ve enerji geçiş güzergahlarındaki konumu önemli avantajlar sağlasa da bu avantajların kendiliğinden ekonomik kazanca dönüşmesi beklenmiyor. Asıl yarış şimdi başlıyor Küresel şirketlerin tedarik zincirlerini yeniden kurduğu bir dönemde Türkiye'nin önünde önemli bir jeoekonomik fırsat bulunuyor. Ancak bu fırsatın kalıcı bir avantaja dönüşmesi, yalnızca coğrafi konuma değil; rekabetçi maliyetlere, teknolojik kapasiteye, uzun vadeli finansmana ve güçlü ihracat altyapısına bağlı olacak. Avdagiç'in mesajı bu nedenle yalnızca bir ticaret politikası çağrısı değil, Türkiye'nin yeni küresel ekonomik düzende hangi konumda yer alacağına ilişkin bir strateji önerisi niteliği taşıyor: Türkiye küresel değişime yalnızca uyum sağlayan değil, yeniden kurulan tedarik zincirlerinin merkezlerinden biri olan ülke olmalı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.