SON DAKİKA
Hava Durumu

#İhracat

Ekometre - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Elektrik ve elektronik ihracatında tarihi rekor Haber

Elektrik ve elektronik ihracatında tarihi rekor

Türkiye'nin elektrik ve elektronik sektörü, 2026 yılının ilk altı ayında ihracatta tarihi bir başarıya imza attı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre sektörün ihracatı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 9,8 artarak 9,1 milyar dolara yükseldi. Böylece sektör, tüm zamanların en yüksek ilk yarı ihracatına ulaştı. Bu performansla elektrik ve elektronik sektörü, Türkiye'nin en fazla ihracat gerçekleştiren sektörleri arasında üçüncü sıraya yerleşti. Haziran ayında ise ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 30,6 artışla 1 milyar 664,6 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yılın ilk yarısında en fazla ihracat 901,3 milyon dolarla Birleşik Krallık'a yapıldı. Bu ülkeyi Almanya (686,9 milyon dolar), ABD (679,2 milyon dolar), Polonya (394,6 milyon dolar) ve Ukrayna (364,1 milyon dolar) takip etti. Elektrik ve Elektronik İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Kavaklıoğlu, elde edilen sonucun sektör açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, enerji dönüşümü, yenilenebilir enerji yatırımları, elektrik şebekelerinin modernizasyonu ve veri merkezlerine yönelik küresel yatırımların ihracatı desteklediğini ifade etti. Kavaklıoğlu, Türkiye'nin teknik standartlara uyum kabiliyeti, esnek üretim yapısı ve Avrupa başta olmak üzere ana pazarlara yakınlığının firmalara önemli rekabet avantajı sağladığını vurguladı. Sektörün büyümesinde özellikle elektrik üretim ve dağıtım ekipmanları ile kablo ürünleri öne çıkarken, ABD pazarındaki talep artışının da dikkat çekici olduğu belirtildi. Kavaklıoğlu, ABD'nin sektör için geçici değil, uzun vadeli ve stratejik bir büyüme pazarı olarak görüldüğünü ifade etti. Elektrik ve elektronik sektörünün yaklaşık 300 bin kişiye doğrudan istihdam sağladığını belirten Kavaklıoğlu, güç elektroniği, enerji depolama sistemleri, elektrikli araç şarj ekipmanları ve akıllı şebeke teknolojilerinin önümüzdeki dönemde ihracatın lokomotifi olacağını söyledi. Görsel önerim: Bu haber için; modern bir elektronik üretim tesisinde çalışan mühendisler, ön planda yüksek gerilim kabloları ve elektrik ekipmanları, arka planda konteyner gemisi ve ihracatı simgeleyen liman vinçleri. Aydınlık, dinamik, mavi-beyaz tonların hâkim olduğu, temiz ve yazısız güçlü bir editoryal kompozisyon. Bu haberin ana mesajı "yüksek teknoloji ve ihracat başarısı" olmalı.

Türk ihracatçılarının Çin yolculuğuna EİB desteği Haber

Türk ihracatçılarının Çin yolculuğuna EİB desteği

24 Temmuz 2026 Cuma günü saat 10.00’da Ege İhracatçı Birlikleri hizmet binası 7. Kat Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilecek toplantıya, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü E-İhracat, Dijital Pazarlama, Davranışsal Kamu Politikaları ve Yeni Nesil Teknolojiler Dairesi Başkanı Hasan Önal katılacak. Önal, e-ihracat politikaları, e-ihracata yönelik devlet destekleri ve sınır ötesi e-ticaret uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunacak. Program kapsamında ayrıca milli katılım organizasyonu Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği tarafından yürütülen 9. Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nın (CIIE) sunduğu ticari fırsatlar, organizasyon süreci ve katılım koşulları hakkında ihracatçılara bilgi verilecek. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, “Çin; 5 trilyon dolara ulaşan ticaret hacmi, 1,5 milyarlık nüfusu ve hızla genişleyen orta ve üst gelir grubuyla Türk ürünleri için büyük bir pazar potansiyeli sunuyor. Ülkede yaklaşık 300 milyon tüketicinin Avrupa standartlarına yakın bir yaşam ve tüketim düzeyine sahip olması, özellikle kaliteli ve katma değerli ürünlerimiz açısından önemli fırsatlar barındırıyor. Son dönemde Çin’den Türkiye’ye gelen ticaret heyetlerinin sayısındaki artış ve CIIE yönetiminin Türk ihracatçılarına yönelik daveti, ülkemize duyulan ilginin açık bir göstergesi. Bu ilgiyi kalıcı ticari ilişkilere ve daha yüksek ihracat rakamlarına dönüştürmek istiyoruz.” dedi. Çin’in e-ticaret ekosistemi ihracatçılara anlatılacak Muhammet Öztürk, Çin’in geniş tüketici kitlesi, gelişmiş dijital altyapısı ve yüksek ithalat kapasitesiyle Türk ihracatçıları açısından önemli olduğunu söyledi. Öztürk, “Çin, dünyanın en büyük ithalat pazarlarından biri olmasının yanında dünyanın en gelişmiş e-ticaret ekosistemlerinden birine sahip. Düzenleyeceğimiz toplantıyla ihracatçılarımıza Çin pazarına ilişkin kapsamlı ve doğrudan bilgi sunmayı hedefliyoruz. Ticaret Bakanlığımızın sunduğu destekler firmalarımızın bu yolculukta daha güçlü adımlar atmasına katkı sağlıyor. Hasan Önal’ın katılımıyla gerçekleştirilecek toplantımızda firmalarımız, e-ihracat politikaları ve destek mekanizmaları hakkında en güncel bilgileri doğrudan edinme fırsatı bulacak.” dedi. Türkiye, son yıllarda varlığını istikrarlı biçimde güçlendiriyor Başkan Öztürk, “CIIE, küresel ölçekte en önemli ve prestijli ithalat fuarlarından biri. Türkiye, son yıllarda varlığını istikrarlı biçimde güçlendiriyor. Ege İhracatçı Birlikleri olarak 2026 yılında dokuzuncusu düzenlenecek fuarın Türkiye milli katılım organizasyonunu üstleniyor, ihracatçılarımızın Çinli alıcılarla buluşmasına ve pazarda kalıcı bağlantılar kurmasına öncülük ediyoruz. 2026’nın Ocak-Haziran döneminde Çin’e Türkiye geneli ihracatımız yüzde 32 artışla 1 milyar 808 milyon dolara ulaştı. Çin ile olan 41,6 milyar dolarlık ticaret açığımızı daha dengeli bir yapıya kavuşturma hedefimiz doğrultusunda CIIE’yi önemli bir buluşma noktası olarak değerlendiriyoruz.” diye konuştu. “Şanghay’da daha güçlü bir Türkiye varlığı hedefliyoruz” Geçmiş yıllarda fuara katılan Türk firmalarının önemli iş bağlantıları kurduğuna dikkati çeken Öztürk, 9. Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nda daha geniş bir katılımla güçlü bir Türkiye varlığı oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Muhammet Öztürk, “Türkiye; kaliteli üretimi, güçlü tedarik altyapısı, rekabetçi ürünleri ve geniş ürün çeşitliliğiyle Çin pazarında daha fazla pay alabilecek potansiyele sahip. Özellikle gıda, tarım ürünleri, doğal taş, tekstil, hazır giyim, mobilya, kozmetik ve sağlıklı yaşam ürünlerinde önemli fırsatlar görüyoruz. Amacımız firmalarımızı Çin pazarına hazırlamak, doğru alıcılarla buluşturmak ve ülkemizin Çin’e ihracatını sürdürülebilir biçimde artırmak. İhracatçılarımızı hem 24 Temmuz’daki toplantımıza hem de CIIE çatısı altında yer almaya davet ediyoruz.” dedi. Toplantıda ihracatçılara Çin pazarındaki güncel eğilimler, dijital satış kanalları, e-ihracat destekleri, sınır ötesi e-ticaret uygulamaları ile CIIE’nin organizasyon ve katılım süreçleri hakkında ayrıntılı bilgi aktarılacak. Katılımcılar, merak ettikleri konuları doğrudan uzmanlara yöneltme imkânı da bulacak.

Çin Merkez Bankası faizleri değiştirmedi Haber

Çin Merkez Bankası faizleri değiştirmedi

Buna göre bir yıllık kredi referans faizi yüzde 3,00, konut kredileri başta olmak üzere uzun vadeli krediler için esas alınan beş yıllık faiz oranı ise yüzde 3,50 seviyesinde korundu. Böylece Çin, politika faizlerinde üst üste 14'üncü ayda da değişikliğe gitmedi. Karar, küresel piyasalarda sürpriz olarak değerlendirilmedi. Son haftalarda açıklanan ekonomik veriler, Çin ekonomisinde büyümenin hız kestiğine işaret etse de, Pekin yönetiminin kapsamlı bir parasal genişleme yerine hedefe yönelik destek politikalarını tercih ettiği görülüyor. Uzmanlar, Çin yönetiminin para politikasında istikrarı korurken maliye politikası araçlarını daha etkin kullanmayı planladığını değerlendiriyor. Çin ekonomisinde ihracat güçlü seyrini korurken, iç tüketim ve gayrimenkul sektöründeki zayıflık dikkat çekiyor. Bu nedenle piyasalarda, yılın ikinci yarısında ekonomiyi destekleyecek yeni teşvik paketleri ve mali önlemlere ilişkin beklentiler güç kazanmış durumda. Küresel piyasalara etkisi PBOC'nin faizleri sabit tutması, Asya piyasalarında önemli bir dalgalanmaya yol açmadı. Ancak karar; bakır, demir cevheri, enerji ve diğer sanayi emtialarına yönelik talep beklentileri açısından yakından takip ediliyor. Çin'in büyüme performansı, küresel tedarik zincirleri ve uluslararası ticaret hacmi üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Ekonomi çevreleri, Çin'de güçlü ve sürdürülebilir bir iç talep oluşmasının küresel ekonomik toparlanma açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Bu nedenle yatırımcılar, faiz kararından çok önümüzdeki dönemde açıklanabilecek yeni destek paketlerine odaklanmış durumda. Bursa sanayisi için neden önemli? Türkiye'nin ihracat ve üretim üslerinden biri olan Bursa da Çin ekonomisindeki gelişmeleri yakından izliyor. Otomotiv, makine, tekstil, metal ve yan sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren firmalar açısından Çin'deki talep görünümü, hammadde fiyatları ve küresel rekabet koşulları üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Özellikle çelik, alüminyum, kimyasal ürünler ve elektronik bileşenlerde Çin kaynaklı fiyat hareketleri, üretim maliyetlerini etkileyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Bu nedenle PBOC'nin para politikası kararları, yalnızca Asya piyasaları için değil, ihracat odaklı Türk sanayisi açısından da dikkatle takip edilen gelişmeler arasında bulunuyor. Ekonomistler, Çin ekonomisinde yılın ikinci yarısında atılacak adımların, küresel büyüme görünümü kadar Türkiye'nin dış ticaret performansı üzerinde de etkili olabileceğini ifade ediyor.

Merkez Bankası kararı öncesi piyasalar beklemede Haber

Merkez Bankası kararı öncesi piyasalar beklemede

Kararın yalnızca finans piyasalarını değil, kredi faizlerinden yatırım kararlarına, döviz kurundan enflasyon beklentilerine kadar ekonominin birçok alanını etkilemesi bekleniyor. Piyasalarda genel beklenti, TCMB'nin politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bırakacağı yönünde şekilleniyor. Ekonomistler, Merkez Bankası'nın bu toplantıda faiz oranından ziyade para politikasına ilişkin vereceği mesajların ve fonlama stratejisinde atabileceği olası adımların daha belirleyici olacağını değerlendiriyor. Haziran ayında politika faizini değiştirmeyen Merkez Bankası, enflasyonda kalıcı düşüş sağlanıncaya kadar sıkı para politikası duruşunu sürdüreceği mesajını vermişti. Bu nedenle yatırımcılar, temmuz ayı karar metninde kullanılacak ifadelerde olası bir değişiklik olup olmayacağını yakından izleyecek. Özellikle enflasyon görünümü, iç talep, kredi büyümesi ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmeler piyasaların yönü açısından önem taşıyor. Faiz kararının ardından döviz piyasası, Borsa İstanbul ve tahvil piyasalarında hareketliliğin artabileceği belirtiliyor. Kararın beklentilere paralel gelmesi halinde yatırımcıların dikkatini karar metnindeki yönlendirmelere çevirmesi beklenirken, sürpriz bir adımın ise finansal piyasalarda daha sert fiyatlamalara neden olabileceği ifade ediliyor. Bankacılık sektörü başta olmak üzere krediye duyarlı sektörler de kararı yakından takip ediyor. Ticari kredi maliyetleri, yatırım iştahı ve finansmana erişim koşulları açısından Merkez Bankası'nın para politikası, reel sektörün önümüzdeki dönemdeki planlamalarında belirleyici rol oynayacak. Bursa sanayisi açısından da kritik hafta İhracat ağırlıklı üretim yapan Bursa sanayisi için faiz politikası kadar döviz kuru ve finansman maliyetleri de büyük önem taşıyor. Otomotiv, makine, tekstil ve yan sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren firmalar, hem iç piyasadaki kredi koşullarını hem de Avrupa'daki ekonomik görünümü yakından izliyor. Faiz kararının ardından oluşacak piyasa dengeleri, işletmelerin yatırım ve finansman kararlarını doğrudan etkileyebilecek. TCMB'nin 2026 takvimine göre Para Politikası Kurulu toplantısı 23 Temmuz Perşembe günü gerçekleştirilecek ve faiz kararı saat 14.00'te kamuoyuyla paylaşılacak. Piyasalar, kararın yanı sıra yayımlanacak metinden çıkacak mesajların yılın ikinci yarısındaki para politikasına ilişkin önemli ipuçları vermesini bekliyor.

Sanayici karbon sertifikası sürecine hazır mı? Haber

Sanayici karbon sertifikası sürecine hazır mı?

Şimdi ise gözler Şubat 2027'de başlayacak karbon sertifikası satışlarına çevrildi. Isıtma sektörünün öncü sanayi kuruluşlarından Çukurova Isı, sanayicilerin karbon maliyetlerinden etkilenmemek için bugünden enerji tüketimi yoğun sistemleri gözden geçirmeleri ve verimlilik yatırımlarını hızlandırmaları gerektiğine dikkat çekti. Avrupa Birliği'nin iklim politikaları kapsamında uygulamaya aldığı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), 2026 yılıyla birlikte mali yükümlülük dönemine geçmişti. Bu yeni dönemde, AB pazarına ihracat yapan şirketler, ürünlerinin karbon emisyonlarını raporlamakla kalmayıp bu emisyonlar için mali sorumluluk da üstlenmeye başladı. Sanayiciler şimdi de mekanizmanın en kritik aşamalarından biri olan karbon sertifikası sürecine hazırlanıyor. Sertifika uygulaması Şubat 2027’de başlayacak Şubat 2027’de başlayacak sertifika uygulamasıyla birlikte demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, hidrojen ve elektrik sektörlerinde faaliyet gösteren AB ithalatçıları, SKDM yükümlülükleri kapsamında 2026 ve 2027 yılı ithalatlarına ilişkin sertifika satın alacak. SKDM sertifikalarının fiyatı ise Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi'nde (AB ETS) oluşan karbon fiyatlarına göre belirlenecek. 2026 yılı ithalatları için sertifika bedeli, 2026 yılı boyunca oluşan karbon fiyatlarının çeyrek dönem ortalaması esas alınarak hesaplanacak. 2027 ve sonraki yıllarda ise sertifika fiyatı, satışın yapıldığı haftadan önceki haftada Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi’nin (AB ETS) karbon fiyatına göre belirlenecek. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, şunları söyledi: "Karbon emisyonu artık ticaretin önemli maliyet kalemlerinden biri" “SKDM, artık yalnızca çevresel bir düzenleme değil, ihracat yapan sanayiciler açısından doğrudan maliyet oluşturan bir mekanizma haline geldi. Şimdi ise karbon sertifikası süreci devreye giriyor. Sertifika satın alma uygulamasıyla birlikte karbon emisyonları doğrudan ticari maliyete dönüşecek. Dolayısıyla sanayicilerin yalnızca emisyonlarını hesaplamaları değil, bu emisyonları azaltacak yatırımları da hızla hayata geçirmeleri gerekiyor. Düşük karbonlu üretim yapan işletmeler hem daha düşük karbon maliyetleriyle karşılaşacak hem de Avrupa pazarındaki rekabet gücünü artıracak." dedi. Sanayiciler enerji tüketen sistemleri gözden geçirmeli “SKDM kapsamında ürünlerin karbon emisyonları, gerçek üretim verileriyle birlikte hesaplanıyor. Bu nedenle üretim süreçlerinde enerji tüketimini azaltacak yatırımlar oldukça önemli” diyen Osman Ünlü, şu değerlendirmede bulundu: Sertifika maliyetlerini minimize ediyor "Sanayicilerin ilk olarak tesislerindeki yüksek enerji tüketen sistemleri analiz etmeleri gerekiyor. Isıtma sistemleri de bunların başında geliyor. Fabrikalarda kullanılan eski ve verimsiz sistemlerin yerine yüksek verimli teknolojilere geçilmesi, hem enerji tüketimini hem de karbon emisyonlarını önemli ölçüde azaltıyor. Biz de Çukurova Isı olarak, sanayicilerin emisyon yükünü azaltmalarına katkı sağlayan çözümler geliştiriyoruz. Avrupa Komisyonu'nun Ecodesign (ErP) Direktifi'ne uygun olarak geliştirdiğimiz Goldsun CPH seramik plakalı radyant ısıtıcı ürünümüzle geleneksel ısıtma sistemlerinden %70 daha verimli ısıtma sağlıyoruz. İşletmeler daha düşük enerji tüketimi sayesinde hem enerji maliyetlerini düşürüyor hem de ürünlerinin gömülü karbon emisyonlarını azaltarak SKDM kapsamında doğacak sertifika maliyetlerini minimize edebiliyor.” Bugün yapılan yatırımlar, yarının rekabet gücünü şekillendirecek Önümüzdeki yıllarda ücretsiz karbon tahsisatlarının kademeli olarak kaldırılmasıyla birlikte karbon maliyetlerinin daha da artmasının beklendiğini vurgulayan Ünlü, firmaların bugünden atacakları enerji verimliliği adımlarının hem işletme maliyetlerini hem de gelecekteki ihracat performanslarını doğrudan etkileyeceğini ifade etti.

ASELSAN NATO'nun 5 stratejik ortağından biri oldu Haber

ASELSAN NATO'nun 5 stratejik ortağından biri oldu

Şirket, radar, elektronik harp, haberleşme ve ÇELİKKUBBE teknolojileriyle ittifakın savunma mimarisinde daha güçlü bir rol üstleniyor. Ankara'da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi sürerken ASELSAN'ın, NATO Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA) ile NATO Haberleşme ve Bilgi Ajansı (NCIA) bünyesindeki projelerdeki etkinliği dikkat çekiyor. Şirketin NATO ile iş birliği, 1990'lı yıllarda Stinger hava savunma füzelerinin elektronik bileşenlerinin üretimiyle başlamış, bugün ise haberleşme, hava savunması ve dost-düşman tanıma sistemlerini kapsayan stratejik ortaklık seviyesine ulaştı. Küresel devlerle aynı masada ASELSAN, NATO'nun Modüler Hava Savunma Konsepti çalışmalarında Airbus, Lockheed Martin UK, Raytheon ve Thales LAS ile birlikte görev alacak beş şirketten biri olarak seçildi. Şirket ayrıca Portatif IFF Sorgulayıcı IDENTA 4000I çözümüyle NATO'nun dost-düşman tanıma ihalesini kazanarak önemli bir başarıya imza attı. İlk teslimatların önümüzdeki aylarda NATO üyesi ülkelere başlaması planlanıyor. NATO tatbikatlarında aktif rol ASELSAN son üç yılda 50'den fazla NATO çalışma grubunda görev aldı. CWIX 2025 tatbikatında hava komuta kontrol sistemleriyle birlikte çalışabilirlik testlerini başarıyla tamamlayan şirket, REPMUS deniz tatbikatlarında da yer aldı. İhracatta yeni başarılar Şirketin NATO ülkelerindeki faaliyetleri ihracat rakamlarına da yansıdı. ASELSAN, Polonya'da 410 milyon dolarlık sözleşmeye imza atarken, elektronik harp, radar ve haberleşme alanlarında yeni anlaşmalar yapmayı sürdürüyor. Yetkililer, önümüzdeki dönemde haberleşme sistemleri, komuta kontrol, anti-drone çözümleri ve ÇELİKKUBBE bileşenlerinde NATO ile iş birliğinin daha da derinleşmesini bekliyor. Zirve güvenliğinde de ASELSAN teknolojisi ASELSAN'ın geliştirdiği ROADGUARD sistemi de NATO Zirvesi'nin güvenlik altyapısında görev alıyor. Yapay zekâ destekli sistem; hareket halindeki araçlarda yüz tanıma, plaka tespiti ve anlık veri analizi yaparak güvenlik birimlerine gerçek zamanlı destek sağlıyor.

Başkan Öztürk: “Konya’mız yılın ilk yarısını ihracatta güçlü bir performansla tamamladı” Haber

Başkan Öztürk: “Konya’mız yılın ilk yarısını ihracatta güçlü bir performansla tamamladı”

Konya’nın haziran ayında ihracatını yüzde 25,5 artırarak 302 milyon 412 bin dolara ulaştırdığını ifade eden Başkan Öztürk, yılın ilk yarısında ise şehrin ihracatının yüzde 3,4 artışla 1 milyar 691 milyon dolar seviyesine yükseldiğini söyledi. Konya’nın üretim, ticaret ve ihracat kabiliyetiyle Türkiye ekonomisine değer katmaya devam ettiğini belirten Başkan Öztürk, “Küresel ekonomide belirsizliklerin, finansman şartlarında sıkılaşmanın ve ihracat pazarlarında yoğun rekabetin yaşandığı bir dönemde Konya’mızın ihracatını artırması son derece kıymetlidir. Haziran ayında Türkiye ihracatı yüzde 21,8 artarken, Konya ihracatının yüzde 25,5 artış göstermesi, şehrimizin üretim gücünü ve ihracatçı firmalarımızın dinamizmini açıkça ortaya koymuştur” dedi. “Konya haziran ayında 302,4 milyon dolar ihracata ulaştı” TİM verilerine göre Türkiye’nin Haziran 2026 ihracatı 21 milyar 804 milyon dolar olarak gerçekleşirken, Konya’nın aynı dönemdeki ihracatı 302 milyon 412 bin dolar oldu. “Konya il bazında ihracatımız 2025 yılının haziran ayına göre yüzde 25,5, 2026 yılı mayıs ayına göre ise yüzde 10,8 oranında artmıştır. Bu tablo, Konya iş dünyasının değişen şartlara hızlı uyum sağlama kabiliyetini, üretimden vazgeçmeyen güçlü duruşunu ve yeni pazarlara erişme iradesini göstermektedir” ifadelerini kullandı. “İlk yarıda ihracatımız 1,691 milyar dolara yükseldi” 2026 yılının ilk altı ayında Konya’nın ihracatının 1 milyar 691 milyon 66 bin dolara ulaştığını ifade eden Başkan Öztürk, ilk yarı ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,4 arttığını söyledi. Öztürk, “Yılın ilk yarısında elde ettiğimiz bu sonuç, Konya’nın üretim altyapısının, girişimci ruhunun ve ihracat potansiyelinin güçlü şekilde devam ettiğini göstermektedir. Sanayicimiz, ihracatçımız ve çalışanlarımız zor şartlara rağmen üretmeye, satmaya, yeni pazarlara ulaşmaya ve ülkemize döviz kazandırmaya devam etmektedir. Bu başarıda emeği olan tüm firmalarımızı, ihracatçılarımızı ve alın teriyle üretime katkı sunan çalışanlarımızı gönülden tebrik ediyorum” dedi. “KTO olarak ihracatçımızın yanında olmaya devam ediyoruz” Konya Ticaret Odası olarak ihracatın artırılması, firmaların yeni pazarlara açılması ve dış ticaret kapasitelerinin geliştirilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Başkan Öztürk, KTO’nun eğitim, bilgilendirme, B2B organizasyonları, dış ticaret programları, fuar çalışmaları ve alım heyetleriyle üyelerin yanında olduğunu vurguladı. Başkan Öztürk, “KTO olarak üyelerimizin küresel pazarlarda daha güçlü yer alması için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Dış ticaret eğitimlerimiz, ihracata yönelik bilgilendirme programlarımız, ikili iş görüşmeleri organizasyonlarımız, fuar çalışmalarımız ve uluslararası iş birliklerimizle firmalarımızın yanında olmaya devam ediyoruz. Temel hedefimiz; Konya’mızın ihracatçı firma sayısını artırmak, mevcut ihracatçılarımızın pazar çeşitliliğini güçlendirmek ve şehrimizin Türkiye ihracatından aldığı payı daha yukarı taşımaktır” diye konuştu. “Hedefimiz daha güçlü, daha katma değerli ihracat” Konya’nın makineden otomotiv yan sanayine, tarım makinelerinden gıdaya, ayakkabıdan mobilyaya, savunma sanayinden birçok üretim alanına kadar geniş bir ihracat kapasitesine sahip olduğunu belirten Başkan Öztürk, yeni dönemde katma değerli üretim, markalaşma, dijitalleşme ve pazar çeşitliliğinin daha da önem kazanacağını söyledi. Öztürk, “Konya’nın ihracatta daha güçlü hedeflere ulaşacak potansiyele sahip olduğuna yürekten inanıyoruz. Bunun için üretim kapasitemizi artırmamız, teknolojik dönüşümü hızlandırmamız, katma değeri yüksek ürünlere yönelmemiz ve firmalarımızı yeni pazarlara daha etkin şekilde taşımamız gerekiyor. Konya Ticaret Odası olarak bu hedef doğrultusunda üyelerimizin yanında olmaya, şehrimizin ihracat vizyonuna katkı sunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Başkan Öztürk, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Haziran ayında ve yılın ilk yarısında ortaya çıkan ihracat performansı, Konya iş dünyasının azmini, üretim gücünü ve rekabet kabiliyetini bir kez daha göstermiştir. Şehrimizin ekonomisine, istihdamına ve ihracatına katkı sunan tüm sanayicilerimizi, tüccarlarımızı, ihracatçılarımızı ve çalışanlarımızı tebrik ediyor; Konya’mızın daha güçlü ihracat hedeflerine hep birlikte ulaşacağına inanıyorum.”

Türk lezzetleri Uzak Doğu yolcusu Haber

Türk lezzetleri Uzak Doğu yolcusu

Türkiye'nin yaş meyve, sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatında katma değeri yüksek pazarlara yönelme stratejisi kapsamında, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 20-29 Kasım 2026 tarihlerinde, Japonya ve Güney Kore'yi kapsayan “Sektörel Ticaret Heyeti” düzenleyecek. Ticaret Bakanlığı koordinasyonu ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği organizasyonunda gerçekleştirilecek programda Türk ihracatçıları, Seul ve Tokyo'da ithalatçılar, ulusal perakende zincirleri, distribütörler ve gıda sektörünün önde gelen satın alma kuruluşlarıyla ikili iş görüşmeleri yapacak. "Uzak Doğu, kilogram başına ihracat değerimizi artırabilecek en önemli pazarlardan biri" Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, küresel gıda ticaretinde rekabetin artık fiyat kadar kalite, güvenilirlik ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiğini belirterek, Japonya ve Güney Kore'nin bu dönüşümün en güçlü örnekleri arasında yer aldığını söyledi. İhracatta hedefimiz orta vadede 200 milyon dolar İhracatta sadece hacim artışı değil, kilogram başına ihracat değerini yükseltecek pazarlara odaklanıyoruz” diyen Balık, “Japonya ve Güney Kore, yüksek gelir seviyeleri, kaliteli ürün talebi ve güvenilir tedarikçi arayışlarıyla sektörümüz için stratejik öneme sahip. Türk üreticisi ve ihracatçısı son yıllarda kalite, gıda güvenliği, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim alanlarında önemli mesafe kat etti. Bu birikimi artık Uzak Doğu pazarlarında daha güçlü şekilde değerlendirmek istiyoruz. 2025 yılında Japonya ve Güney Kore’ye 63 milyon dolar olan yaş meyve sebze ve mamul ihracatımızı kısa vadede 100 milyon dolara orta vadede 200 milyon dolara çıkarmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. İki ülke 110 milyar dolarlık gıda ithal ediyor Güney Kore’nin yıllık 40 milyar dolar, Japonya’nın ise yıllık 70 milyar dolar gıda ürünleri ithal ettiğine vurgu yapan Başkan Balık sözlerini şöyle tamamladı; “İki ülkenin gıda ithalatlarının yüksek olması Türk gıda sektörüne büyük fırsatlar sunuyor. Alım gücü yüksek ve yaklaşık 175 milyonluk nüfusa sahipler. Türk yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörleri Meyve suları, kuru domates, salça, meyve püreleri, turşular, dondurulmuş meyveler, konserve, narenciye, domates, kiraz, üzüm, elma, şeftali-nektarin, nar başta olmak üzere yaş meyve sebze ve mamul üretiminde dünyanın en güçlü ülkelerinden biri. Dünya’nın gıda ambarı konumundayız. Sektörel ticaret heyetleriyle taze ürünlerde ve mamul ihracatında pazar payımızı artırmak için çalışıyoruz. Türk yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatçılarımızı sektörel ticaret heyetimize katılmaya davet ediyoruz.” Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin “Güney Kore-Japonya Sektörel Ticaret Heyeti”ne katılmak isteyen firma temsilcilerimiz 7 Temmuz 2026 Salı günü mesai bitimine kadar tarim3@eib.org.tr adresiyle iletişime geçebilirler.

Hazır giyimde tehdit haritası değişiyor Haber

Hazır giyimde tehdit haritası değişiyor

Rapora göre Türkiye açısından en kritik rakipler artık Bangladeş, Fas ve Tunus olarak öne çıkıyor. Türkiye, Avrupa Birliği dışı hazır giyim tedarikçileri arasında yüzde 9,1 payla üçüncü sırada yer alırken, Çin yüzde 30,9 ve Bangladeş yüzde 19,3 paya sahip bulunuyor. Ancak TGSD, Türkiye'nin asıl rekabeti Avrupa'ya yakınlık avantajını kullanan Fas ve Tunus ile yaşadığına dikkat çekiyor. Yakın üretim avantajı paylaşılıyor Fas ve Tunus, Avrupa markalarına kısa teslim süreleri sunarak Türkiye'nin en önemli avantajlarından biri olan "yakın üretim" modelinde güçlü alternatifler haline geliyor. Her iki ülkenin Avrupa pazarındaki payı henüz yüzde 5 seviyelerinde olsa da son yıllardaki büyüme hızları dikkat çekiyor. Bangladeş ise düşük maliyetli üretim gücü ve Avrupa Birliği'ne sağlanan gümrük avantajları sayesinde özellikle temel ürün gruplarında Türkiye'nin pazar payı üzerinde baskı oluşturuyor. Raporda, sektörün fiyat rekabetine odaklanmak yerine hız, kalite, sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve katma değerli üretim alanlarında farklılaşması gerektiği vurgulanıyor. Avrupa bağımlılığı risk oluşturuyor TGSD raporunda Türkiye'nin ihracatta Avrupa pazarına yüksek bağımlılığına da dikkat çekildi. Küresel hazır giyim talebinin yaklaşık yarısı Avrupa kaynaklı olsa da bu durum sektör için önemli bir risk olarak değerlendiriliyor. Dünyanın en büyük hazır giyim ithalatçısı konumundaki ABD'nin yıllık ithalatı 97,9 milyar dolar seviyesinde bulunurken, Türkiye'nin bu pazardaki payı yalnızca yüzde 1,24 olarak ölçülüyor. Almanya ve Hollanda öne çıkıyor Rapora göre Türkiye'nin özellikle Almanya, Hollanda ve İspanya gibi yüksek hacimli Avrupa pazarlarında büyüme fırsatları bulunuyor. Almanya tek başına 22,7 milyar euro tutarında AB dışı hazır giyim ithalatı gerçekleştirirken, Hollanda Avrupa'nın önemli dağıtım merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. İngiltere Stratejik Fırsat Sunuyor Brexit sonrası değişen tedarik zincirleri, İngiltere'yi Türkiye açısından önemli bir büyüme pazarı haline getirdi. Yıllık 24 milyar dolarlık hazır giyim ithalatına sahip olan İngiltere'de Türkiye, 1,6 milyar dolarlık ihracat ve yüzde 6,7 pazar payıyla dördüncü sırada bulunuyor. TGSD'ye göre kısa teslim süresi, esnek üretim yapısı ve coğrafi yakınlık avantajı sayesinde Türkiye, İngiltere pazarındaki payını artırma potansiyeline sahip. Rekabette yeni dönem Rapor, Türkiye'nin Bangladeş, Fas ve Tunus'tan gelen rekabete fiyat indirimiyle karşılık vermesinin sürdürülebilir olmadığını ortaya koyuyor. Sektörün kumaştan hazır giyime uzanan güçlü üretim altyapısını, sürdürülebilirlik uyumunu ve orta-üst segmentteki kalite avantajını öne çıkararak rekabet gücünü koruyabileceği belirtiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.