SON DAKİKA
Hava Durumu

#İhracat

Ekometre - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Dış ticaretteki tehlikeyi liman tonajları ortaya koydu Haber

Dış ticaretteki tehlikeyi liman tonajları ortaya koydu

Sanayiciler enflasyonla mücadele programının faturasını büyük kapasite kayıplarıyla öderken, limanlardan gelen tonaj verileri, imalatta daralmanın daha da derinleşeceğine işaret ediyor. Ocak 2026’da limanlarda toplam yük elleçlemesi %8,6 gerilerken, ithalattaki tonaj düşüşü % 11,3’e dayandı. Sektör temsilcilerine göre, özellikle taş kömüründe 2 milyon tonu aşan gerileme ve yakıt ithalatındaki sert düşüş, enerji ve demir-çelik gibi ağır sanayide hammadde girişinin yavaşladığını gösterdi. Uzmanlar, bu tablonun son yılların en çarpıcı ocak verisi olduğuna işaret etti. Türk limancılık sektörü, 2025 yılındaki rekor performansın ardından 2026’ya sert frenle başladı. Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaşılan 2025’in ardından, Ocak 2026 verileri sanayi ve dış ticaretteki tehlikeyi liman tonajları üzerinden ortaya koydu. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2026 yılı ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre ihracat, yüzde 3,9 oranında azalarak 20 milyar 328 milyon dolar, ithalat ise yüzde 0,03 oranında artarak 28 milyar 681 milyon dolar oldu. Böylece dış ticaret hacmi yüzde 1,7 oranında azalarak 49 milyar 9 milyon dolar olarak gerçekleşti. Denizcilik Genel Müdürlüğü’nün ocak ayı limanlarda elleçlenen yük istatistikleri ise ithalatın finansal değer bazında düşmemesine rağmen, tonaj bazında yüksek oranda gerilediğine işaret ediyor. Aysel Yücel'in haberine göre ocak ayında toplam yük elleçlemesi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,6 gerileyerek 48,6 milyon tondan 44,4 milyon tona düştü. Tonaj kaybı 4 milyon tonu aştı. İhracatta yüzde 17,1 gerileme yaşanırken ithalattaki kayıp yüzde 11,3’e çıktı. Bu dönemde konteyner hacmi ise yıllık yüzde 6,6 daraldı. “Veriler, temkinli olmamızı gerektiriyor” Türkiye Liman İşletmecileri Derneği (TÜRKLİM) Başkanı Hamdi Erçelik, 2025 yılında limanlarda yüzde 4 artışla 553,2 milyon ton yük elleçlendiğini ve Cumhuriyet tarihinin rekor yılı olduğunu hatırlatarak, “Maalesef 2026’ya iyi başlamadık. Hem ihracatta hem ithalatta önemli oranda daralma yaşanması küresel yavaşlama karşısında temkinli olmamız gerektiğini gösteriyor” dedi. Prof. Dr. Soner Esmer: “Mesleki hayatımda ilk kez böyle bir ocak verisi görüyorum” Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Soner Esmer, Ocak 2026 verilerini değerlendirirken tablonun sıra dışılığına dikkat çekti. Esmer, “Ocak verisi gerçekten çok çarpıcı, ben mesleki hayatım boyunca böyle bir şey görmedim. Limanlardaki yüzde 17,1’lik ihracat tonajı düşüşünün temelinde, Türkiye’nin genel ihracat değerinin de ocak ayında yüzde 3,9 oranında azalma yatıyor. Diğer yandan Ocak 2026’da dış ticaret açığı yüzde 11,2 artışla 8,4 milyar dolara yükseldi. Baskılanan kur ve yüksek üretim maliyetleri, ihracatçının rekabet gücünü zayıflatarak liman çıkış hızını düşürdü. İthalatın değer (finansal tutar) bazında düşmeyip limanlarda tonaj (ağırlık/hacim) bazında yüzde 11,3 düşmesi ise ‘değer-hacim ayrışması’ ile açıklanabilir” diye konuştu. “Hammadde girişinde sert düşüş var” Limanlardaki tonaj rakamlarını asıl şişiren kalemlerin hurda demir, kömür, tahıl, maden veya ham petrol gibi birim değeri düşük ama ağırlığı çok yüksek dökme yükler olduğunu hatırlatan Esmer, “Sanayideki yavaşlama nedeniyle bu ağır ham maddelerin ithalatı kesildiğinde limanlardaki tonaj da düşer. Ocak 2025 ve 2026 ürün bazlı verileri karşılaştırmalı olarak incelediğimde özellikle taş kömürü ve yakıt ithalatında ciddi azalmayı gördüm. Taş kömüründe 2 milyon tonun üzerindeki bu devasa çekilme, toplam ithalat düşüşünün yaklaşık yarısını tek başına açıklıyor. Bu tablo, enerji santralleri ve ağır sanayi (demir-çelik gibi) tesislerinin hammadde girişindeki sert daralmayı temsil ediyor” açıklamasını yaptı. “İmalat sanayiindeki daralmanın somut göstergesi” Metal ürünleri ithalatındaki düşüşe de dikkat çeken Esmer, “Sanayinin ana girdisi olan metal ürünlerindeki bu gerileme, imalat sektöründeki yavaşlamanın limanlardaki somut yansımasıdır. Burada iki ürün kalemi var ancak toplam metal ürünlerinde 800 tonluk düşüş söz konusu. Ayrıca detayda gübre ihracatında da önemli bir düşüş var” dedi. İhracatta boş konteynerde %31 artış var Ocak ayı verilerinin genel olarak umut vermediğini belirten Prof. Dr. Soner Esmer, konteyner tarafında ihracat yükündeki kayba dikkat çekerek, “Limanlarımızda 2026’nın ilk ayında, 2025’in aynı dönemine göre belirgin bir daralma var. Toplam yük elleçlemesi yüzde 8,6 oranında gerilerken tonaj kaybı 4 milyon tonu aştı. Benzer bir tablo konteyner tarafında da hakim. Konteyner hacmi toplamda yüzde 6,6 küçülürken ithalat dahil tüm gümrük rejimlerinde gerileme görüldü. Dikkat çekici bir diğer veri ise ihracat konteynerleri içindeki boş konteyner hareketliliğinin yüzde 31 oranında artış göstermesi oldu" dedi. Yük grupları incelendiğinde sadece sıvı dökme yüklerde sınırlı bir artış gözlemlenirken, kuru dökme ve genel kargoda çift haneli düşüşler yaşandı. Ro-Ro taşımaları yüzde 12, otomobil ve diğer araç taşımaları yüzde 28, kruvaziyer yolcu sayısı ise yüzde 12 geriledi. Liman başkanlıkları bazında toplam yüke bakıldığında ilk sırada yer alan Aliağa’da düşüş yüzde 3,3 olurken, ikinci sıradaki Kocaeli’de yüzde 19,2 gibi oldukça yüksek bir gerileme gerçekleşti. İlk 10 içinde yalnızca Mersin, Ambarlı ve Samsun artış gösterebildi; diğer liman başkanlıklarında düşüş kaydedildi. Konteyner özelinde de benzer şekilde ilk 5 liman içinde sadece Ambarlı ve Mersin büyüme gösterebildi.

Pirge bu yıl da ihracatın metalik yıldızı oldu Haber

Pirge bu yıl da ihracatın metalik yıldızı oldu

Pirge, 2025 yılında İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği’nin (İDDMİB) gerçekleştirdiği 13,5 milyar dolarlık ihracata sağladığı katkı ile İhracatın Metalik Yıldızı Ödülleri’nde Paslanmaz Çelik Mutfak Bıçakları kategorisi 1’incilik ödülünü almaya hak kazandı. Ticaret Bakanı Yardımcısı Ö. Volkan Ağar ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe’nin katılımıyla 12 Şubat’ta Renaissance Polat İstanbul Otel’de gerçekleştirilen ödül töreninde Pirge adına ödülü Pirge Ticari Direktörü Sedat Yamansucu ve Pirge Global Satış Müdürü Mustafa Doğanay aldı. “5 yıllık süreçte toplam ciro içindeki ihracat payını çok daha yukarılara taşımak istiyoruz” Pirge Ticari Direktör’ü Sedat Yamansucu, “Pirge olarak her geçen gün artırdığımız ihracatla 147 yıllık keskinlik, paslanmazlık ve tasarım mükemmelliği anlayışımızı ülkemiz sınırları dışına taşımanın gururunu yaşıyoruz. Bununla birlikte ihracatımızla ülkemiz ekonomisine döviz girdisi sağlarken, Türkiye'nin önde gelen ihracatçı birliklerinden biri olan İDDMİB’in 2025 yılında gerçekleştirdiği 13,5 milyar dolarlık ihracatta katkımızın olduğunu bilmek mutluluğumuzu artırıyor. Pirge olarak 2025 yılında gerçekleştirdiğimiz ihracatla bu yıl da İhracatın Metalik Yıldızı Ödülü’nün sahibi olduk. Bugün itibarıyla 85 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Giderek sayısını ve oranını artırdığımız ihracatta istikrarlı hedeflerimizi koruyoruz. Farklı pazarlara yönelik çözümler sunan serilerimizle yeni ülkeler, yeni pazarlar kısa vadeli hedeflerimiz arasındayken, önümüzdeki 5 yıllık süreçte toplam ciro içindeki ihracat payını çok daha yukarılara taşımak istiyoruz. Amerika, Uzak Doğu ve İngiltere gibi daha önce girmediğimiz pazarlara girmek de gelecekteki öncelikli ihracat hedeflerimiz arasında” açıklamalarında bulundu.

Pirge ihracat vizyonunu Ambiente Fuarı ile dünyaya taşıdı Haber

Pirge ihracat vizyonunu Ambiente Fuarı ile dünyaya taşıdı

6-10 Şubat tarihleri arasında Almanya Frankfurt’ta düzenlenen fuarda Pirge, ev kullanıcıları ve profesyonel mutfaklara yönelik geliştirdiği farklı seri ve ürün gruplarını tanıttı. Birçok iş birliği görüşmesi de gerçekleştiren Pirge, ihracat vizyonunu Ambiente ile dünyaya taşıdı. Pirge, tüketim ürünleri, ev ve mutfak gereçleri, sofra ürünleri, tasarım ve yaşam stili alanlarında dünyanın en prestijli uluslararası ticaret fuarlarından biri olan Ambiente fuarına bu yıl da katıldı. Her yıl dünyanın dört bir yanından binlerce marka, tasarımcı, satın almacı ve sektör profesyonelini bir araya getiren, global ölçekte güçlü iş birliklerine zemin hazırlayan fuarda Pirge, keskinlik, paslanmazlık ve tasarım mükemmelliğiyle öne çıkan bıçaklarını tanıttı. Pirge standında; kusursuz tasarım ve el işçiliğini buluşturan, sınırlı sayıda üretilen Handmade serisinin yeni nesil renkli sap tasarımları büyük ilgi gördü. Seride yer alan; dizayn odaklı renkli sap seçeneklerinin yanı sıra 135 katmanlı Damascus çeliği ve 1500 yıllık meşe fosili sap gibi nadir materyallerle hayat bulan özel bıçaklar; estetik, tasarım ve keskinliği bir araya getirerek dünya mutfak trendlerine güçlü bir yansıma sundu. Ziyaretçiler, profesyonel ve ev kullanımına yönelik Pirge serilerini yakından keşfederek ürünleri deneyimledi. “İhracat hedeflerimizi keskinleştiriyoruz” Pirge Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ömer Pirge, “Pirge olarak bu yıl da Ambiente’deki yerimizi alarak köklü üretim mirasımızı ve mutfaklardaki uzmanlığımızı uluslararası ziyaretçilerle buluşturduk. Hem ev kullanıcılarına hem de profesyonel mutfaklara yönelik geliştirdiğimiz farklı seri ve ürün gruplarımızı sektör profesyonelleriyle buluşturduk. Standımız bıçaklarımızın yanı sıra ülkemizin kültürel bıçak mirasını yansıtmamız açısından da oldukça yoğun talep aldı. Birçok sektör profesyoneli ile tanışarak, iş birliği görüşmeleri gerçekleştirdik. Yaptığımız iş birliği görüşmelerini Pirge’nin yurt dışı pazarlardaki varlığı ve ihracatı açısından oldukça önemsiyoruz. 2025 yılı küresel belirsizliklere rağmen üretim gücümüzü ve ihracat performansımızı koruduğumuz, kontrollü ve istikrarlı ilerlediğimiz bir yıl oldu. Bu başarımızın altında köklü geçmişimiz olduğu kadar katıldığımız fuarlar, sektör profesyonelleriyle bir araya geldiğimiz etkinlikler ve gerçekleştirdiğimiz görüşmeler de yatıyor. 2025’i istikrarlı bir ihracatla kapatmışken, Ambiente ve diğer uluslararası fuarlarla ihracat hedeflerimizi keskinleştiriyoruz. Önümüzdeki 5 yılda ihracattın toplam ciromuz içindeki payını artırmayı hedefliyoruz. Özellikle Amerika, Uzak Doğu ve İngiltere yeni hedef pazarlarımız arasında yer alıyor. Ambiente’nin de bu pazarlara girişimizde katkılarının büyük olacağını düşünüyoruz. Yine Pirge’yi bu pazarlarda sadece bir üretici değil; köklü bir marka ve güvenilir bir iş ortağı olarak konumlandırmak istiyoruz” şeklinde konuştu.

Tekstil sektöründe oyunun kuralları çok hızlı değişiyor Haber

Tekstil sektöründe oyunun kuralları çok hızlı değişiyor

TİM Başkanı Gültepe, hazır giyimin Türkiye’de bitmediğini ve bitmeyeceğini ifade ederek, fiyat odaklı rekabet şansının azaldığını, Bangladeş’le, Hindistan’la, Vietnam’la fiyat rekabeti yapamayacaklarını ancak moda endüstrisinin yıllarca ihracata liderlik ettiğini, Türkiye'de cari açığın azalmasına en büyük katkıyı veren, küresel oyuncu olduklarından bahsederek bu sektörü kaybetmeye niyetli olmadıklarından bahsetti. Mustafa Gültepe, Türkiye’nin orta ve uzun vadeli hedeflerine ulaşabilmesi için 27 sektörün hepsinden katkı almak durumunda olduğunu ifade ederek, emek yoğun sektörlerini oyuna dahil etmek için acil destek gerektiğini vurguladı. Yaptıkları girişimler sonucunda 2025'te başlatılan istihdam desteğinin önemli bir adım olduğunu ancak mevcut koşullarda 3 bin 500 liralık desteğin yetmediğini söyleyen Gültepe, "İstihdam desteğinin 6 bin liraya, asgari ücret desteğinin 2 bin 500 liraya çıkarılması, döviz dönüşüm desteğinin daha etkin ve verimli bir şekilde uygulanması, ihracatçımızın uzun vadeli ve düşük faizli finansmana erişimini sağlayacak politikaların devreye alınması gerekiyor. Dört başlık altında topladığımız taleplerimizi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a bizzat arz ettim." diye konuştu. Gültepe, hazır giyimin Türkiye’de bitmediğini ve bitmeyeceğini ifade ederek, fiyat odaklı rekabet şansının azaldığını, Bangladeş’le, Hindistan’la, Vietnam’la fiyat rekabeti yapamayacaklarını ancak moda endüstrisinin yıllarca ihracata liderlik ettiğini, Türkiye'de cari açığın azalmasına en büyük katkıyı veren, küresel oyuncu olduklarından bahsederek bu sektörü kaybetmeye niyetli olmadıklarından bahsetti. Moda endüstrisinin global marka çıkarma aşamasına geldiğini belirten Gültepe, "Bu sektörde oyunun kuralları çok hızlı değişiyor. Yazılımcı diliyle konuşmak gerekirse her üç beş yılda, bir üst sürüme geçmemiz gerekiyor. Dolayısıyla yüksek teknolojiyi, AR-GE’yi, inovasyonu, tasarımı, markalaşmayı daha çok işin içine katacağız. Daha fazla katma değerli üretime odaklanacağız. Dijital ve yeşil dönüşümü daha da hızlandıracağız." açıklamasında bulundu. Gültepe 8 yıllık başkanlık döneminin sonuna yaklaştığını hatırlatarak, hiçbir zaman bireysel ikbal peşinde olmadığını her zaman sektörün çıkarlarını savunduğunu söyledi. İHKİB'den yapılan açıklamaya göre, birlik tarafından düzenlenen ve Trendyol işbirliği ile gerçekleştirilen ödül töreninde 42’si platin, 53’ü altın, 143’ü gümüş, 179’u bronz ve 768’i başarı ödülü olmak üzere toplam bin 185 firmaya plaket ve sertifika verildi. "Başarının izinde ihracatın peşinde" sloganı ile düzenlenen ödül töreninde konuşan Gültepe, hazır giyim sektörünün katma değerli üretimi, istihdamı ve ihracatı ile ülke ekonomisi için stratejik önemini sürdürdüğünü vurgulayarak, sektörün global marka çıkarma aşamasına geldiğini ve üç yıldır zorluklar yaşandığını söyledi. Sektörün daralma yaşadığını belirten Gültepe, "Cari açığın kapatılmasına 12 milyar dolardan fazla katkı sağlayan moda endüstrisini feda etmeyeceğiz. Hazır giyim gibi ilklere imza atan bir sektörde 20 milyar doların altına düşmeyi istemezdik. Ancak maliyetlerle kur arasında denge bozuldu. Ocak 2022’den Ocak 2026’ya kadar dört yılda; asgari ücret yüzde 560, enflasyon yüzde 367, dolar kuru yüzde 217, avro kuru ise yüzde 228 arttı. Enflasyonla kur arasında 150 puanlık fark oluştu. Bu fark nedeniyle tekstilden mobilyaya, makineden deriye, birçok sektörümüzün rekabet gücü zayıfladı." dedi. Bu tür görevlerin fedakarlık ve sorumluluk istediğini aktaran Gültepe, "8 yıllık başkanlık görevim boyunca bu sorumluluğu tüm benliğimde hissettim. Bana duyduğunuz güven için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Nisan ayında yapılacak genel kurulda aynı güveni Mustafa Paşahan kardeşimize de göstereceğinize inanıyorum." ifadelerini kullandı. "Markaların ülkesi bir türkiye hayal ediyoruz" İHKİB Başkan Yardımcısı Mustafa Paşahan da küresel modaya yön veren, markaların ülkesi bir Türkiye hayal ettiklerini söyleyerek, bir yandan sektörün güncel sorunlarına çözüm üretirken diğer taraftan moda endüstrisinin geleceğini kurguladıklarını vurguladı. Sektörde iddialı olabilmek için ikiz dönüşümü hızla tamamlamak durumunda olduklarını belirten Paşahan, "İHKİB olarak bu bilinçle yıllardır ikiz dönüşüm üzerinde çalışıyoruz. Bugüne kadar tasarımı ve ikiz dönüşümü odağına alan 12 projeyi tamamladık. Geçen yıl üç yeni projeyi başlattık." ifadelerini kullandı. Paşahan, hayata geçirdikleri projeler için Avrupa Birliği’nden (AB), ulusal ve uluslararası kuruluşlardan hibe destekleri sağladıklarını dile getirerek, sağlanan desteklerle sektöre kalıcı kurumlar kazandırdıkların ve Ekoteks’i bu desteklerle dünyanın sayılı laboratuvarlarından biri haline getirdiklerini kaydetti. KOBİ’lere hizmet veren Dijital Dönüşüm Merkezi’ni bu desteklerle kurduklarına dikkati çeken Paşahan şunları kaydetti: "Bu desteklerle kurduğumuz İstanbul Moda Akademisi’nde (İMA) moda endüstrimiz için tasarımcı ve donanımlı insan kaynağı yetiştiriyoruz. İMA, EKOTEKS ve Dijital Dönüşüm Merkezinin her biri alanında marka iştirakler. Üçü de moda endüstrimiz için değer yaratıyor, markalı ihracat için kaldıraç görevi üstleniyor. Şimdi bu üç kurumu tek çatı altında topluyoruz. 14 bin metrekare kapalı alana sahip Tasarım ve Eğitim Merkezimizin inşaatı tamamlandı. Taşınma sürecimizi de başlattık. Sektörümüze şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Biz birilerinin hayal bile edemediği projelerle sektörü geleceğe hazırlıyoruz. Birilerinin vaat olarak sunduklarını zaten sektöre kazandırmış olmanın gururunu yaşıyoruz."

İş dünyası Gümrük Birliğinde güncelleme istiyor Haber

İş dünyası Gümrük Birliğinde güncelleme istiyor

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında 1996 yılından bu yana yürürlükte olan Gümrük Birliği (GB), özellikle sanayi malları üzerinden kurgulanarak ikili ticaret hacmini önemli ölçüde büyüttü. Ancak aradan geçen 30 yılda küresel ticaret yapısı kökten değişti. Hizmetler, dijital ekonomi, yeşil dönüşüm ve kamu alımları gibi yeni alanlar mevcut anlaşmanın yenilenmesi ihtiyacını ortaya çıkardı. İkili ticaret hacminin 8 kat artarak 230 milyar doları aştığı ve ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 100 seviyesine yakın seyrettiği bildirildi. Bu süreçte orta-yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payının yüzde 43.5’e yükselmesi ve Türkiye’nin dünya ihracatından aldığı payın iki katına çıkması dikkat çekti. Ancak mevcut yapının artık küresel ekonominin yeni dinamiklerini karşılamakta zorlandığı değerlendirmesi yapılıyor. 3 AŞAMALI SÜREÇ Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik müzakerelerin resmen başlayabilmesi için ilk adımın AB Komisyonu tarafından atılması gerekiyor. Komisyon, güncelleme için kapsam ve çerçeveyi içeren müzakere taslağını hazırlayarak yetki talebinde bulunuyor. Ancak Komisyon tek başına müzakere başlatamıyor. Resmi yetkilendirme kararı ise üye ülkeleri temsil eden AB Konseyi tarafından alınıyor. Konsey, Komisyon’a müzakere yetkisi verdiği takdirde süreç teknik olarak başlatılmış sayılıyor. Mevcut aşamada beklenen adımın bu yetkilendirme kararı olduğu belirtiliyor. Müzakereler tamamlandıktan sonra ortaya çıkacak nihai anlaşma metninin yürürlüğe girebilmesi için ise Avrupa Parlamentosu onayı gerekiyor. TÜRKİYE REKABET GÜCÜNÜ KORUMALI Türk özel sektörü, AB üyesi ülkelerin siyasi başlıkları bir yana bırakıp resmi görüşmelerin başlaması için kapıyı açmasını talep ediyor. Çünkü değişen dünya konjonktürüyle birlikte AB’nin tedarik kanallarını Türkiye ile güvenceye alması mümkün. Türkiye ise hem yeni gelişen sektörleri kapsayan hem de üçüncü ülkelerle ticarette yaşanan asimetriyi gideren bir Gümrük Birliği güncellemesi ile rekabet gücünü korumak istiyor. ‘KAZAN-KAZAN’ FORMÜLÜ Türk iş dünyasında güncelleme süreci ‘kazan-kazan’ formülü çerçevesinde ele alınarak şu başlıklar öne çıkarılıyor: 1. Hizmetler, tarım ve kamu alımlarının kapsama alınması 2. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmalarında (STA) eş zamanlı ve bağlayıcı katılım sağlanması 3. Ulaştırma kotalarının kaldırılması ve lojistik engellerin azaltılması 4. Yeşil ve dijital dönüşüm sürecinin finansman ve teknik işbirliğiyle desteklenmesi 5. Uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının güçlendirilmesi ve karar süreçlerine daha etkin katılım sağlanması. Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin, mevcut ticaret hacmini artırmanın ötesinde, Avrupa değer zincirlerinin güçlendirilmesi ve küresel rekabette konumun sağlamlaştırılması açısından yapısal bir adım olacağı değerlendiriliyor. STA’LARDA UYUMSUZLUK VAR İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Gümrük Birliği’nin şu anki halinde yaşanan en büyük sorunlardan birinin iki tarafın bağımsız olarak imzaladığı STA’ların giderek uyumsuzluk yaratması olduğunu söyledi. Zeytinoğlu, “STA konusunda AB ve Türkiye arasında giderek artan bir uyumsuzluk var. Türkiye’nin 44 STA’sına karşılık AB’nin 80’e yakın ülke ve bölge ile ticaret, ortaklık anlaşmaları bulunuyor. AB ile ticaret anlaşması bulunan ülkeler Türkiye pazarına da gümrüksüz erişim sağlarken, Türkiye ayrı bir STA’sı olmadığı zaman bu ülkeyle ticaretini serbestleştiremiyor. Yani mütekabiliyet ortadan kalkıyor” diye konuştu. HİNDİSTAN-MERCOSUR FAKTÖRÜ AB, Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) ve Hindistan Anlaşması ile ticari ağlarını 1 milyar 800 milyona yakın bir nüfusu kapsayan coğrafyaya kadar genişletti. AB, bunun yanı sıra Endonezya ile STA müzakerelerini tamamlarken, Meksika ile Global Anlaşması’nı modernize etti. Bu durumun AB’nin Çin ve ABD dışında önemli ticaret oyuncuları ile serbest ticaret ağını giderek genişletip, konsolide etmesi anlamına geldiğini söyleyen Zeytinoğlu, şu uyarıyı yaptı: “Gümrük Birliği’nin yapısı gereği, ticaretteki değişimlere adapte olacak şekilde güncellenmesi gerekiyor. Türkiye ve AB, masaya oturup giderek büyüyen sorunları çözmek için çaba sarf etmeli.” TARİFELER VE ÇİN Öte yandan, ABD tarifeleri ve Çin’in agresif dış pazar politikası dikkate alındığında AB’nin ticari kayıpları söz konusu. Bu nedenle AB için de Türkiye ile ekonomik ve sınai tamamlayıcılık, ekonominin dirençliliği ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığı açısından güncelleme kaçınılmaz gözüküyor. Zeytinoğlu, bu durumun AB açısından sadece ticaret değil, yatırım açısından da olumsuz bir tabloya neden olduğunu belirterek, şunları söyledi: “AB açısından Türkiye’nin aldığı ticari korunma tedbirleri sebebiyle kayıplar gerçekleşiyor. Örneğin İtalya’dan yapılan ithalatta 2024 ve 2025 arasında yüzde 18’lik bir azalma var. Ayrıca AB tedarik zincirlerini güçlendirme, daha dayanıklı hale getirme ve çeşitlendirme arayışı içinde. Türkiye, bu açıdan sınai kapasitesi ile önemli bir ortak. Ayrıca ticaretin yanı sıra yatırım boyutuyla da düşündüğümüzde Gümrük Birliği ilişkisinin statik kalması ve yıpranması AB açısından da kayıptır.” AB LİDERLERİNE AÇIK MEKTUP DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri tarafından hazırlanan ve Türk iş dünyasının beklentilerini içeren açık mektup, 26 AB üyesi ülkenin iş konseyi başkanının imzasıyla Avrupa Birliği liderlerine gönderildi. MADE IN EUROPE UYARISI Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve çelik kotalarını ‘yeni ticaret duvarları’ olarak tanımlayan DEİK Başkanı Nail Olpak, AB’nin Made in Europe yaklaşımıyla üretimi kendi sınırları içine çekme eğilimine dikkat çekti. Türkiye’nin bu çemberin dışında bırakılmaması gerektiğinin altını çizen Olpak, Türkiye’nin Avrupa üretim ekosisteminin doğal bir parçası olduğunu vurguladı. ‘TÜRKİYE, AVRUPA İÇİN VAZGEÇİLMEZ ORTAK’ DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ise Türkiye-AB ilişkisinin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik entegrasyon ve ortak üretim anlamına geldiğini söyledi. Türkiye’nin genç nüfusu, sanayi altyapısı, enerji ve lojistik gücüyle Avrupa’nın stratejik geleceğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Yalçındağ, bu yıl somut sonuçlar alınması çağrısında bulundu. İTO BAŞKANI ŞEKİB AVDAGİÇ: BAKANLIĞIN HASSASİYETLE GEREKENİ YAPACAĞINA İNANIYORUZ İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, AB’nin MERCOSUR ve Hindistan ile sonuçlandırdığı serbest ticaret anlaşmalarının, Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği anlaşmasını hızla güncellemesi gerektiğini bir kez daha gösterdiğini söyledi. Avdagiç, “AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarından yana yaşadığımız olumsuzlukların ve risklerin giderilmesi için bir an evvel tedbir alınması yararlı olacaktır. Ticaret Bakanlığı’nın konuyu hassasiyetle ele aldığına ve gerekenleri yapacağına inanıyoruz. Öte yandan, mevcut küresel konjonktürde STA imzaladığımız diğer ülkelerle ithalat-ihracat dengesi göz önüne alınarak STA’ların yeniden müzakere edilmesi ve revize edilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi. BAKAN BOLAT: GÜNCELLEME AB İÇİN DE ZORUNLULUK Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Gümrük Birliği’nin Türkiye ekonomisinin aleyhine işlediği yönündeki görüşlerin gerçeklerle örtüşmediğini belirtti. Bolat, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin yalnızca Türkiye için değil, AB’nin ekonomik güvenliği açısından da zorunluluk haline geldiğini vurguladı. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının yarattığı asimetriler ve karar alma süreçlerine Türkiye’nin sınırlı katılımının güncelleme tartışmalarının merkezinde yer aldığını ifade eden Bolat, taşımacılık kotaları ve iş insanlarının serbest dolaşımının önemine dikkat çekti. Bolat, Avrupa Komisyonu ile ‘Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu’ toplantılarının başlatıldığını, Gümrük Birliği kapsamında sorun oluşturan 29 alt başlıktan 15’inin karşılıklı uzlaşıyla çözüldüğünü belirtti. Kalan başlıklar için temasların ve toplantıların sürdüğünü aktardı. Bolat, müzakerelerin resmen başlayabilmesi için AB Konseyi tarafından Komisyonun yetkilendirilmesi gerektiğini, bu süreç beklenirken teknik diyalog kanallarının işletildiğini söyledi.

İhracatta 2026 miladı Haber

İhracatta 2026 miladı

"Dijital Ürün Pasaportu" olmayan avrupa kapısından dönecek Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirdiği en kritik düzenlemelerden biri olan Dijital Ürün Pasaportu (DPP) uygulaması, 2026 yılı itibarıyla kademeli olarak yürürlüğe girdi. Türk ihracatçısının küresel pazardaki rekabet gücünü korumak amacıyla harekete geçen İnovakademi ve Sürdürülebilir Ticaret Derneği ile stratejik bir eğitim ve danışmanlık seferberliği başlattı. Doç. Dr. Şenay BALBAY'ın liderliğinde oluşturulan içeriğe katılımcılar yoğun ilgi gösteriyor. “Bu Bir Mevzuat Değil, Yeni Bir Ticaret Rejimi” Konunun akademik ve yasal çerçevesini değerlendiren Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Endüstriyel Sürdürülebilirlik Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şenay Balbay, Dijital Ürün Pasaportu’nun teknik bir belgeden çok daha fazlası olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Şenay Balbay:“Dijital Ürün Pasaportu, bir ürünün ham maddesinden geri dönüşümüne kadar tüm yaşam döngüsünü şeffaf bir şekilde kayıt altına alıyor. 2026 itibarıyla bu veri setini sunamayan ürünlerin AB gümrüklerinden geçişi imkansız hale gelecek. Akademik bakış açısıyla uyarımız net: Bu bir tercih değil, zorunluluktur. Şirketlerin yaşam döngüsü analizlerini (LCA) bilimsel temellere oturtması ve verilerini uluslararası denetim standartlarında doğrulatması gerekiyor. Biz bu projeyle, bilginin sanayiye aktığı güvenli bir liman inşa ediyoruz,” dedi. “35 Yıllık Tecrübemle Söylüyorum: Pazar Kaybetme Riski Kapıda” Dış ticaretin duayen isimlerinden, İnovakademi Kurucusu Gökhan Erol ise sürecin saha gerçeklerine ve sanayici üzerindeki etkilerine dikkat çekti. 35 yıllık dış ticaret geçmişiyle ihracatçının nabzını tutan Erol, tehlikenin boyutunu şu sözlerle özetledi: Gökhan Erol:“Sahadaki 35 yılım bana şunu öğretti: Türk sanayicisi kaliteli üretir, zamanında teslim eder ama değişen regülasyonun getirdiği görünmez gümrük duvarlarını görmezden gelip öteler. Şu an karşımızda duran Dijital Ürün Pasaportu, ihracatçımız için bir 'dijital vize'dir. Eğer bu vizeyi alamazsanız, malınız gümrükte kalır, rakipleriniz sizin rafınıza yerleşir. Özellikle Bursa, Gaziantep, Kocaeli ve İstanbul gibi üretim merkezlerimizdeki tekstil, otomotiv ve kimya devleri için 'bekleyip görme' dönemi bitti. Biz İnovakademi olarak, sadece eğitim vermiyoruz, sanayicinin ticari sırlarını koruyarak bu dijital dönüşümü nasıl yapacağını, tedarik zincirini nasıl ayakta tutacağını gösteren bir hayatta kalma stratejisi sunuyoruz. Artık pazar kaybetmeye ihracatçılarında bizim de tahammülümüz yok.” Eğitim Turu Bursa, Gaziantep ve İstanbul’dan Başlıyor Nisan ayı itibarıyla start alacak olan kapsamlı eğitim ve danışmanlık faaliyetleri, tekstil, otomotiv yan sanayi, plastik ve kimya gibi lokomotif sektörlerin yoğunlaştığı sanayi illerinde hayata geçiyor. Program sonunda şirketler; veri katmanlandırma, ticari gizlilik yönetimi, tedarikçi izleme sistemleri ve finansal yüklerin yönetimi gibi kritik başlıklarda uzmanlaşarak, 2026’da hayata geçen yeni ticaret düzenine tam donanımlı birer stratejik oyuncu olarak dahil olacaklar.

Yalçındağ: Gümrük Birliği güncellemesi zaruridir Haber

Yalçındağ: Gümrük Birliği güncellemesi zaruridir

DEİK Türkiye-Almanya İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, "Küresel gelişmelerin baş döndürücü bir hızda ilerlediği günümüzde, 30 yıldır aynı şekilde sürdürdüğümüz Gümrük Birliği'ni, yeşil ve dijital dönüşümü ve çağın küresel ticari gereksinimlerini de dikkate alarak güncellememiz zaruri önemdedir" dedi. Almanya'ya yapılan ihracat 1,7 milyar dolar arttı Almanya'ya yapılan ihracat bir önceki yıla nazaran 1 milyar 732 milyon dolar artarak 19 milyar 834 milyon dolar seviyesine ulaşıp listede zirveyi alırken Birleşik Krallık 14,2 milyar dolarla ikinci, ABD ise 13,2 milyar dolarla üçüncü sırada kendine yer buldu. Mehmet Ali Yalçındağ: Türkiye, tarihi olarak Avrupa'nın ayrılmaz bir parçasıdır Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Almanya İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, ihracat verilerine ilişkin soruları yanıtladı. Türkiye'nin Almanya'ya yaptığı yaklaşık 20 milyar dolarlık ihracatın, toplam ihracatın yüzde 8,36'sına denk geldiğine dikkati çeken Yalçındağ, şöyle konuştu: "Almanya'nın Avrupa kıtası için bir üretim ve dağıtım merkezi olduğu düşünüldüğünde, hem lojistik avantaj hem de coğrafi konum nedeniyle Türkiye vazgeçilmez bir 'nearshoring' merkezi olarak öne çıkıyor. Özellikle otomotiv ve makinelerde kurulmuş olan, geliştirilen veya hedeflenen tedarik zincirlerinin varlığı ihracatı da artırıyor. Mevcut siyasi ve ekonomik konjonktürün dayadığı belirsizlikler yumağında ise hem geçmişten gelen sınanmış ticari ilişkiler hem de zaruri olan bölgesel işbirlikleri Türkiye'yi Almanya için vazgeçilmez bir ticari ve ekonomik partner olarak öne çıkarıyor. Almanya ve AB'yi Türkiye'den ayrı düşünemezsiniz, bu bir tercih değildir. Türkiye, tarihi olarak Avrupa’nın ayrılmaz bir parçasıdır." Güncel gelişmelerin dayattığı zorlukların aşılması için Türkiye, Almanya ve AB arasındaki işbirliklerinin artması gerektiğini vurgulayan Yalçındağ, bu sebeple ticaretin rakamlarla ortaya koyduğu rasyonel partnerliğin politik safhada da güçlendirilmesi gerektiğini savundu. Yalçındağ, "Bunun için de Almanya ve AB'nin rasyonel hareket etmesi ve ortak bir vizyonu yakalamak için çaba sarf etmesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye olmadan Avrupa, Avrupa olmadan Türkiye eksik kalır ifadesini tekrar ederek, Avrupa'nın Türkiye ile birlikte kazanacak çok şeyi olduğunu en kısa zamanda idrak etmesini temenni ediyorum." dedi. İKİLİ TİCARİ İLİŞKİLERİN GÜÇLENDİRİLMESİNE YÖNELİK ÖNCELİKLİ ALANLAR Türkiye-Almanya ticari ilişkilerinin daha da derinleştirilmesi için önceliklendirilmesi gereken politika araçları, yatırım modelleri ve işbirliği mekanizmalarına da değinen Yalçındağ, öncelikle Türkiye'nin, Avrupa'nın bir parçası olarak görülmesi ve bu bağlam içerisinde her türlü ilişkinin sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Yalçındağ, Avrupa Birliği üyelik sürecinde Almanya'nın Türkiye'ye destek olması gerektiğini dile getirerek, şöyle devam etti: "Son zamanlardaki gelişmeler, özellikle Şansölye Friedrich Merz'in Türkiye ziyareti sırasındaki açıklamaları olumlu yönde bir yaklaşım olarak algılansa da bölgenin karşı karşıya olduğu sorunların aciliyeti göz önünde bulundurulduğunda yeterli değildir. İlk ve en önemli adımın bu olacağı kanaatindeyim. Ayrıca özellikle Türk iş dünyası özelinde, iyi ilişkilerimiz ve farklı işbirliği imkanlarımız bulunan Alman kamu ve özel sektör temsilcilerine, ülkelerinin politikalarını etkileme kabiliyetleri göz önünde bulundurulup bu meseleleri her fırsatta, her platformda ve her seviye için dile getirmek şarttır. Ülkemizin stratejik hedefleri arasında yerini koruyan AB'ye tam üyelik, Türkiye-Almanya ticari ilişkilerini de doğal olarak etkileyeceği için bu meseleye doğrudan eğilmek de hayati önem taşımaktadır." İş dünyasının gerçekleştirdiği faaliyetleri "ticari diplomasi" olarak da gördüklerinin altını çizen Yalçındağ, karar alma süreçlerini etkileyebilecek mekanizmaların önemini vurguladı. Yalçındağ, "Almanya ile ticari ilişkileri derinleştirmek için hedef sektörlerin ve işbirliği imkanlarının derinlemesine incelenmesi ne kadar zaruri ise hem iş dünyası hem de karar alıcılar nezdinde ticari diplomasi faaliyetleri yürüterek karar alma süreçlerini etkileyebilecek mekanizmaları sağlamak da o kadar zaruridir." şeklinde konuştu. GÜmrük Birliği ve 'MADE IN EUROPE' Yalçındağ, Gümrük Birliği protokolü ile Avrupa'nın son dönemde Asya ülkelerine karşı bir tedbir olarak gündeme getirdiği "Made in Europe" konularına da değinerek, şu ifadeleri kullandı: "Küresel gelişmelerin baş döndürücü bir hızda ilerlediği günümüzde 30 yıldır aynı şekilde sürdürdüğümüz Gümrük Birliği'ni, yeşil ve dijital dönüşümü ve çağın küresel ticari gereksinimlerini de dikkate alarak güncellememiz de zaruri önemdedir. Avrupa'nın son dönemde Asya ülkelerine karşı bir tedbir olarak gündeme getirdiği 'Made in Europe' ile Avrupa'da üretilen ürünlerin desteklenmesi ve teşvik edilmesi konusu bir diğer önemli konudur. Türkiye'nin mevcut durumda AB ile arasında Gümrük Birliği mekanizması bulunmasına rağmen yeni uygulamanın sadece AB'ye üye ülkeleri kapsaması ve Gümrük Birliği ilişkisi olan Türkiye'yi dışarıda bırakması durumunda gümrük mekanizmamız fiilen işlevsiz olacaktır. Bu çerçevede, henüz net bir karar alınmamış olmakla beraber bizler ticari diplomasi faaliyetlerimiz çerçevesinde bunun lobisini yapıyoruz." Almanya'ya ihracatta 2025 yılında ivme kazanan sektörler Yalçındağ, Almanya ile dış ticarette Türkiye'nin ihracat kompozisyonunda öne çıkan sektörler ile 2025 yılında ivme kazanan alanlar ve mevcut güçlü konumunu koruyan sektörlere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Otomotiv, makine, metal ürünleri, elektrik ekipmanları gibi sektörlerin ana omurgayı oluşturduğunu anlatan Yalçındağ, şöyle devam etti: "Otomotiv ve makinelerin, bahsettiğim kilitlenmiş ve karşılıklı bağımlılıklar yürütülen tedarik zincirlerinin bir sonucu olarak ağırlığını sürdürdüğünü söylemek mümkün. TİM tarafından açıklanan son raporda, özellikle otomotiv sektöründe Almanya'ya yaptığımız ihracatın yıllık yüzde 36,1 artarak 6,5 milyar doları aştığını görüyoruz. Bu sebeple bir kez daha Türk-Alman ilişkilerinin ticari ayağında tedarik zincirlerinin ne kadar önemli olduğunu, bu başarıyı kritik sektörler başta olmak üzere birçok alana yayabileceğimizi ve Avrupa Birliği ülkeleri de dahil edildiğinde bölgenin kendi kendine yetebilecek bir vaziyet içerisinde, karşı karşıya kaldığımız belirsizlik çağında ayakta kalabileceğini görüyoruz." Yalçındağ, Almanya pazarında Türkiye'nin ihracat potansiyelini artırabilecek alanlar ve dış ticaret çerçevesinde stratejik konumlanma önerilerine ilişkin şunları söyledi: "Avrupa'nın, temelde Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle enerji tedarikinde zorlandığı bu dönemde, ülkemizin jeopolitiği ve yenilenebilir enerji alanındaki kararlılığı, bizi Almanya ile birbirini tamamlayan iki ortak haline getirebilir. Ayrıca yüksek katma değerli ürünler ve özellikle sanayide dijitalleşmeye bağlı ticari faaliyetler yüksek potansiyele sahip. Tüm bu alanda ürün kalitesini koruyarak ülkemizin coğrafi konumu ve güçlü lojistik ağıyla anılan sektörlerde sağlanacak tedarik zincirleri, tabiri caizse, bulmacanın parçalarını bir araya getirerek hem ticari ve ekonomik safhada stratejik bir ortaklığı hem de politik anlamda da yakınlaşmayı zaruri hale getirecektir." 2026 beklentileri Yalçındağ, 2026 yılına ilişkin Türkiye-Almanya ticaret hacmi beklentileri, bu hacim içerisinde Türkiye'nin ihracat payının konumlanışı ile Almanya özelinde yükseliş potansiyeli en yüksek görülen sektörlere değindi. Almanya'nın büyüme rakamlarının 2026 içerisinde zayıf kalmaması ve sınamalara reaksiyon gösterebilme durumunda, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artacağını belirten Yalçındağ, şunları kaydetti: "DEİK Türkiye-Almanya İş Konseyi olarak, karşı kanat kuruluşumuz Alman-Türk İş Konseyi ve bağımsız araştırma kuruluşlarıyla işbirliği içerisinde, ticaret hacmimizin doğal seyrini tespit etmek ve ortada duran muazzam potansiyeli gerçekleştirerek ticaret hacmini katlamak amacıyla neler yapılabileceğine dair yoğun çalışma sürdürüyoruz. Potansiyeli yüksek sektörler ise otomotiv, makineler, elektrik-elektronik ve savunma-havacılık sektörleri olarak yorumlanabilir. Özellikle, 2025 yılında yüzde 50'ye yakın artış ile 10 milyar dolar küresel ihracatı geçen Türk savunma ve havacılık sektöründeki başarımızın ikili ilişkilerimiz açısından da yüksek potansiyel barındırdığını düşünüyorum. Avrupa'nın kendi güvenliğini sağlamaya ve bunun için harcamalarını artırmaya angaje olduğu bu dönemde, sadece Almanya ile değil bölgedeki tüm ülkelerle aramızda muazzam bir imkan bulunuyor."

İhracatçılar dezavantajlı konuma düşüyor Haber

İhracatçılar dezavantajlı konuma düşüyor

ABD’nin, AB ürünlerinde ek gümrük vergilerini yüzde 15 olarak belirlerken, Türkiye’ye uyguladığı vergileri artırması; tekstil, mobilya ve otomotiv tedarik sanayinde pazar kaybı korkusunu büyüttü. Tekstilde vergi yükü %34’e ulaştı. Mobilyaya ekimde ayında yüzde 25’e çıkarılan ek vergi, yılbaşından itibaren %30’a yükselecek. Otomotiv yan sanayinde çelik ve alüminyum içeren ürünlere getirilen yüzde 50 ek vergi ise ihracatı durma noktasına taşıyor. Tablonun giderek ağırlaştığına işaret eden ihracatçılar, her iki tarafl a acilen yeni bir müzakere zemini tesis edilmesini istiyor. Aysel Yücel'in haberine göre Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, ABD ve AB arasında 21 Ağustos’ta imzalanan ABD ve AB arasında 21 Ağustos’ta imzalanan “Karşılıklı, Adil ve Dengeli Ticaret Çerçeve Anlaşması’nın Türkiye açısından ağır sonuçlar doğuracağını söyledi. Gültepe, “Anlaşmaya göre ABD, otomobiller de dahil olmak üzere AB’den gelen ürünlerin büyük bölümüne en fazla yüzde 15 gümrük vergisi uygulamayı kabul etti. Buna karşılık AB, ABD’den ithal edilen sanayi ürünlerinde tarifeleri tamamen kaldırdı ve tarım ürünlerine yönelik belirli kotalar açtı. Ancak çelik, alüminyum ve bakır ithalatına uygulanan yüzde 50 seviyesindeki yüksek ABD tarifeleri kapsam dışı bırakılarak yürürlükte kalmaya devam etti. Ayrıca AB, anlaşma çerçevesinde ABD’den 750 milyar dolarlık enerji ürünü ve 40 milyar dolarlık yapay zekâ çipi satın almayı, bunun yanında ABD’de 600 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirmeyi taahhüt etti. Türkiye için minimum verginin yüzde 15’e yükseltilmesi ve AB’nin birçok üründe maksimum yüzde 15 tavan tarife hakkı elde etmesi, özellikle otomotiv, ticari araçlar, kimya, ilaç, tekstil, hazır giyim ve mobilya gibi ABD’ye ihracat gerçekleştiren sektörlerimizi rekabet açısından dezavantajlı konuma taşıyor” diye konuştu. En ağır etkinin ticari araç ve otomotiv yan sanayinde görülmesi beklenirken, AB’nin bu alanda yüzde 15’lik tavan tarifeden yararlanacak olması, Türkiye’nin ABD pazarındaki uzun süredir devam eden avantajlı konumunu büyük ölçüde ortadan kaldırarak ihracat üzerinde baskı yaratacak bir yapı oluşturuyor. İlaç ve kimyasal girdilerdeki tarife sabitlemelerinin ise küresel hammadde ve ilaç fiyatlarını artırması bekleniyor. Mobilyada, AB ile vergi farkı iki katına çıkacak Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç, ABD ile AB arasındaki anlaşmanın mobilya sektöründe büyük tedirginlik yarattığını söyledi. Güleç, “Maalesef ABD’ye mobilya ihracatında AB ülkelerine karşı sahip olduğumuz avantajlı konu kaybettik. Türkiye’den ABD’ye ihracatta ek gümrük vergisi ağustosta yüzde 15 olarak belirlenmişti. Ancak ABD yönetimi, ekim ayında Türkiye’den mobilya ithalatında ek gümrük vergisini yüzde 15’ten yüzde 25’e çıkardı. Ocak 2016’da yüzde 30’a çıkarılacak. Mutfak ürünleri ihracatında ise gümrük vergisinin yüzde 50’ye çıkarılacağı söyleniyor. Bu durum maliyet artışları ve döviz kuru nedeniyle rekabet gücü aşınan sektörümüzün ABD pazarını tamamen kaybetmesine yol açabilir. ABD, sektörümüz için önemli bir pazar, Türkiye’nin ABD ile müzakereleri hızlandırması gerekiyor” diye konuştu. ABD ihracatında kritik eşikteyiz Dışyönder Başkanı Dr. Hakan Çınar, Türkiye’nin ABD pazarını kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, “Türkiye’nin ABD’ye ihracatında kritik bir eşikteyiz. ABD ile Avrupa Birliği arasında Ağustos ayında imzalanan ve karşılıklı vergileri sınırlayan çerçeve anlaşması sonrasında AB menşeli ürünler ABD pazarına önemli vergi avantajlarıyla giriş yaparken, Türkiye aynı ürünlerde gümrük tarifeleriyle yüzde 15–35’e varan oranlarda vergi ödemeye devam edecek. Bu durum, başta tekstil ve mobilya sektörlerimiz olmak üzere birçok sanayi kolu için ciddi bir rekabet dezavantajı beraberinde getirecek. ABD ile acilen ikili bir ticareti kolaylaştırma ve vergi indirimi mekanizması kurulmalı. Öte yandan tekstil, mobilya ve sanayi ürünlerinde Türkiye’nin ABD pazarında dezavantajlı duruma düşmesini engelleyecek geçici koruma mekanizmaları devreye alınmalı. Türkiye’nin en büyük alternatif pazarı olan ABD’nin kaybedilmesi, sadece ilgili sektörlerin değil, dış ticaretimizin geneli açısından önemli bir kayba neden olacak” açıklamasını yaptı. Tekstilde, Gümrük Vergisi %34’E ÇIKTI! Tekstil sektörü temsilcileri de ABD pazarını kaybetme endişesi taşıyor. Tekstilciler, ABD’ye ihracatta yüzde 15 olan ek gümrük vergisinin, yüzde 9 ila yüzde 30 arasında zaten mevcutta olan gümrük vergilerine ekleneceğini hatırlatarak, “Bunun ortalaması yaklaşık yüzde 19. Bu yüzde 19’un üzerinde yüzde 15’i eklediğimiz zaman yüzde 34 yapıyor” uyarısında bulundu İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Öksüz, ABD’nin hayata geçirdiği gümrük duvarları sebebiyle Türkiye’nin rakip ülkelere kıyasla daha düşük ek gümrük vergilerine sahip olmasının Türkiye için bir avantaj gibi gözükse de dolaylı olarak sektör ihracatını etkilediğini dile getirdi. Öksüz, “2025 yılı Ocak – Temmuz döneminde ABD’nin tekstil ithalatı yüzde 3 oranında gerileyerek 17 milyar dolar değerinde gerçekleşti. Bu dönemde ABD’nin Çin Halk Cumhuriyeti’nden ithalatı yüzde15 oranında gerilerken; Türkiye’den ithalatı yüzde 0,6 oranında arttı. ABD’de pazar payımızı artırırken yüksek gümrük duvarları sebebiyle ABD’ye ihracat gerçekleştiremeyen ülkeler, hedef noktasını Türkiye’nin ana ihracat pazarı Avrupa Birliği ülkeleri olarak belirledi. 2025 yılı Ocak – Temmuz döneminde Türkiye’nin AB’ye ihracatı yüzde 2,2 oranında gerilerken AB’nin Çin’den ithalatı yüzde 11,7 oranında arttı. Dolayısıyla maliyet artışları ve kur baskısı ile mücadele eden sektörümüz; aynı zamanda rekabetçilikte de dar boğazdan geçiyor” diye konuştu. Öksüz, “Ocak – Ekim döneminde ABD’ye olan ihracatımız tekstil sektörümüzde 650 milyon doları geçti ve ABD’nin 8. büyük tedarikçisi konumundayız. Bu veriyi tekstil sektörünün de dahil edileceği tercihli ticaret anlaşmasıyla birlikte daha da yukarılara taşıyabiliriz. Ticaret Bakanlığımızın başta ilave gümrük vergilerinin düşürülmesi olmak üzere ABD ile Serbest Ticaret Anlaşması, Tercihli Ticaret Anlaşması imzalanması gibi gündem maddelerini sürekli sıcak tutarak girişimlerde bulunmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu dönemde ABD ile Türkiye’nin arasında sektörlerimizi içerecek şekilde imzalanacak bir Tercihli Ticaret Anlaşması; sadece zor bir dönemden geçen tekstil ve hazır giyim sektörlerimizin nefes almasını sağlamaz; aynı zamanda sürdürülebilir ihracat başarısı sağlanmasına yönelik de sektörümüze büyük bir alan açılmış olur” açıklamasını yaptı. “Otomotivde pazar tamamen kaybedilebilir” TOBB Otomotiv Tedarik Sanayi Meclis Başkanı Alper Kanca, ABD’nin yayımladığı ‘232 Çelik Türevleri Tarife Listesi’nin motor, şanzıman, krank, dişli gibi neredeyse tüm temel parçaları kapsadığını vurgulayarak, “Eskiden yüzde 2,5 olan vergiye yüzde 50 eklendi. Sadece otomotiv değil, başka döküm parçalarının da işi çok zor” açıklamasını yapmıştı. Otomotiv Tedarik Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (TOSB) Başkanı Dr. Mehmet Dudaroğlu da, “2025 itibarıyla ‘Reciprocal Tariff ’ kapsamında Türk ihraç ürünlerine önce yüzde 10, ardından yüzde 5 olmak üzere toplam yüzde 15 gümrük vergisi getirildi. Ayrıca 1 Ağustos 2025 itibarıyla ‘Section 232’ kapsamında uygulamaya başlayan yüzde 25 + yüzde 25 ek gümrük vergisi, otomotiv parça ihracatını bitirme noktasına getirdi. Bu vergi yükleri tedarik sanayimizin altından kalkabileceği yükler değildir. Eğer kaldırılmazsa ABD pazarı fiilen kapanmış olacak” diye konuşmuştu. ABD’ye ihracat ekimde %10 düştü TİM verileri, ABD pazarındaki zorluğun rakamlara da yansıdığını gösteriyor. Ekim ayında Türkiye’nin ABD’ye ihracatı yüzde 10 azalarak 1, 9 milyar dola olurken, Ocak–Ekim dönemindeki düşüş yüzde 2,5 olarak gerçekleşti ve 10, 8 milyar dolara geriledi. Türkiye, 2024 yılında ABD ile 33 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında varılan 100 milyar dolarlık ticaret hedefini hatırlatan sektör yetkilileri, ek vergilerin düşürülmemesi halinde bu hedefe ulaşmanın mümkün olmayacağı görüşünde.

2025 yılında Türkiye'nin ihracatı rekor seviyeye ulaştı Haber

2025 yılında Türkiye'nin ihracatı rekor seviyeye ulaştı

Kullanıcı deneyimi, teknik yeterlilik ve içerik kalitesi hiç olmadığı kadar önem kazandı. Growify Ajans Kurucusu ve CEO’su Ahmet Kemal A., bu dönüşümün sektöre etkilerini değerlendirdi. TÜİK'in 2025 yılı Temmuz ayı verilerine göre, e-ticaret hacmi geçen yıla oranla %18 artış gösterdi. Aynı dönemde, Google arama sonuçlarında yapay zekâ özetleri kullanıcı davranışlarını kökten değiştirdi. Semrush verilerine göre, ABD’deki aramaların %13’ünde AI özetleri görülürken, sıfır tıklama oranları bazı ürün kategorilerinde %70’e yaklaştı. Bu trend, Türkiye’deki dijital pazarlamacılar için de kritik uyarılar içeriyor. Sektördeki bu gelişmeler üzerine Growify Ajans Kurucusu ve CEO’su Ahmet Kemal A.’ya mikrofonumuzu uzattık. Ahmet Kemal A., şu değerlendirmede bulundu: "SEO artık sadece Google için değil, kullanıcı yolculuğu için optimize edilmelidir. Yapay zekâ destekli sonuçlar, bilgiye ulaşımı hızlandırırken, markaların görünürlüğünü azaltabiliyor. Bu yeni dönemde kalite, otorite ve deneyim kazandıran içerikler en büyük farkı yaratacaktır." ‘Algoritmalar değişti, SEO bakışı da değişmeli’ dedi Search Engine Land ve Semrush tarafından yayınlanan 2025 analizlerine göre, Google’ın yeni yapay zekâ destekli yapısı, klasik SEO anlayışını kökten değiştirdi. Özellikle bilgi odaklı sorgularda, kullanıcılar herhangi bir bağlantıya tıklamadan arama sonuçlarından ayrılabiliyor. Bu durum, yüzeysel içeriklerin etkisini azaltırken, teknik SEO’nun yanında kullanıcı niyeti odaklı içerik stratejilerini öne çıkarıyor. *A.Kemal, bu gelişmelerin SEO uzmanlarını daha stratejik düşünmeye zorladığını belirtiyor: "Kullanıcının sadece ne aradığı değil, neden aradığı da önemli hale geldi. Biz Growify Ajans olarak her bir projede bu amacı merkeze alıyoruz. Özellikle Beylikdüzü’ndeki ofisimizde yürüttüğümüz eğitimlerde, genç SEO uzmanlarını bu dönüşüme hazırlıyoruz." Sektördeki yapay zekâ devrimi rekabeti artırdı 2025 itibariyle SEO çalışmaları, yalnızca arama motorlarında değil, aynı zamanda sosyal platformlarda da yürütülmeye başladı. Google’ın "Perspectives" özelliği ile sosyal medya içeriklerinin SERP’te daha fazla yer bulması, markaları çok formatlı içerik üretmeye yöneltti. Z kuşağının bilgi arama davranışları değişirken, video ve UGC içerikler giderek daha değerli hale geldi. ‘Sektördeki yerimizi daha da güçlendireceğiz’ dedi Growify Ajans, 2025 yılı itibariyle dijital pazarlama sektöründe önemli adımlar attı. Özellikle SEO ve web tasarım alanında uzmanlaşan marka, Beylikdüzü merkezli operasyonlarıyla birçok e-ticaret sitesine danışmanlık verdi. Ahmet Kemal A. bu gelişmeleri şöyle özetledi: "Growify Ajans olarak 360 derece dijital pazarlama yaklaşımımızla müşterilerimize hem stratejik hem teknik destek sağlıyoruz. SEO’nun geleceği, yalnızca sıralama almak değil, markayı dijital dünyada doğru konumlandırmaktır. Eğitim faaliyetlerimizle sektöre bilgili ve dürüst profesyoneller kazandırıyoruz. 2026 yılında yeni alt markalarla dijital dönüşüme öncülük etmeyi hedefliyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.