SON DAKİKA
Hava Durumu

#İşlem Gücü

Ekometre - İşlem Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İşlem Gücü haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

GITEX AI Türkiye İstanbul’da başladı Haber

GITEX AI Türkiye İstanbul’da başladı

Türkiye’nin yapay zekâ ve teknoloji ekosistemini küresel yatırımcılarla buluşturan GITEX AI Türkiye 2026, İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. 10 Eylül’e kadar devam edecek etkinlik; teknoloji şirketleri, girişimler, yatırımcılar, kamu temsilcileri ve teknoloji yöneticilerini bir araya getiriyor. Etkinlikte Türkiye’nin dijital ekonomisinin geliştirilmesi, yapay zekâ altyapısının güçlendirilmesi ve teknoloji şirketlerinin küresel pazarlara açılması öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. 350’den fazla şirket ve girişim İstanbul’da GITEX AI Türkiye, 350’den fazla kurumsal katılımcı ve girişimi, 100 konuşmacıyı ve 75 milyar doların üzerinde varlığı yöneten 150 yatırımcıyı bir araya getiriyor. Etkinliğe 70 ülkeden binlerce teknoloji yöneticisi de katılıyor. Yapay zekâdan bulut teknolojilerine, veri merkezlerinden siber güvenliğe, fintekten akıllı altyapılara kadar geniş bir teknoloji gündemi ele alınıyor. Etkinlikte Google Cloud, HPE & NVIDIA, AWS, Huawei, Dell Technologies, SAP ve TrendAI gibi küresel teknoloji şirketlerinin yanı sıra Türkiye’den Trendyol, Andevos ve Halkbank ile çeşitli teknokent ve teknoparklar da yer alıyor. Türkiye’nin yapay zekâ hedefleri gündemde GITEX AI Türkiye, Türkiye’nin 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı kapsamında hedeflerini hızlandırdığı bir dönemde gerçekleştiriliyor. Plan kapsamında; 1 GW veri merkezi kapasitesine ulaşılması,yapay zekâ altyapısına özel sektörden 10 milyar dolar yatırım çekilmesi,iki yıl içinde 5 milyon kişiye yapay zekâ okuryazarlığı kazandırılması hedefleniyor. “Türkiye’yi dünyanın buluşma noktası olarak tanımlıyoruz” Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi İletişim Dairesi Başkanı Gökhan Yücel, açılış konuşmasında Türkiye’de yaklaşık 1.500 aktif yapay zekâ şirketi bulunduğunu belirtti. Yücel, Türkiye’nin dört saatlik uçuş mesafesinde 1,3 milyar kişiye ve toplam 35 trilyon dolarlık pazara erişebildiğini ifade ederek, ülkeyi yalnızca bir köprü olarak değil, küresel teknoloji ekosisteminin buluşma noktası olarak konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi. Yapay zekâ altyapısı için yatırımlar güçleniyor Etkinliğin ilk gününde yapay zekânın ihtiyaç duyduğu işlem gücü, bulut teknolojileri ve veri merkezi kapasitesi de gündeme geldi. Dell Technologies Türkiye Ülke Müdürü İlker Rodoplu, dijital dönüşümün artık iş sürekliliği ve rekabet gücü açısından temel bir gereklilik haline geldiğini belirtti. Huawei ise Türkiye’deki yapay zekâ ve bulut altyapısına yönelik yatırımlarını ve gelecek dönem planlarını paylaştı. Şirket, 2023’ten bu yana Türkiye’de yerel bulut altyapısı hizmeti sunarken, Ankara’da 2024 yılında açtığı felaket kurtarma merkeziyle desteklenen üç erişilebilirlik bölgesine sahip altyapısını da kullanıyor. Huawei Cloud Türkiye Satış Direktörü Safder Baydur, küresel veri merkezi kapasitesinin 2020’de yaklaşık 60 gigavattan 2024’te 97 gigavata yükseldiğini, 2030 için ise 226 gigavatlık kapasite öngörüldüğünü belirtti. GITEX ile Terminal İstanbul arasında iş birliği Etkinliğin ilk gününde GITEX ile Terminal İstanbul arasında Mutabakat Zaptı imzalandı. Anlaşmayla Terminal İstanbul’un dünyanın farklı noktalarında düzenlenen GITEX etkinliklerinde yer alması ve Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminin uluslararası yatırımcılarla daha güçlü şekilde buluşturulması hedefleniyor. Terminal İstanbul projesi kapsamında eski Atatürk Havalimanı terminallerinin yaklaşık 500 bin metrekarelik alanda inovasyon ve girişimcilik merkezine dönüştürülmesi planlanıyor. Teknoloji şirketleri için uzun vadeli sermaye vurgusu Etkinliğin yatırım gündeminde teknoloji şirketlerinin küresel ölçekte büyümesi için uzun vadeli sermayenin önemi de ele alındı. Türkiye Varlık Fonu Yatırımlar Genel Müdürü ve Türkiye Teknoloji Fonu Yönetim Kurulu Üyesi Bilal Bedir, varlık fonlarının uzun vadeli yatırım yaklaşımıyla teknoloji ekosistemine daha fazla kurumsal ve uluslararası sermaye çekebileceğini ifade etti. Fintek dönüşümünde yapay zekâ ve açık bankacılık öne çıkıyor GITEX AI Türkiye’nin gündeminde finans teknolojileri de önemli bir yer tuttu. Bankalar, fintek şirketleri ve teknoloji sağlayıcıları; yapay zekâ, açık bankacılık ve akıllı otomasyonun finansal hizmetleri nasıl dönüştürdüğünü ele aldı. Halkbank da yapay zekâ, dijital bankacılık ve yeni nesil teknolojilere yönelik yatırımlarını etkinlikte gündeme getirdi. Türk teknoloji şirketi Andevos ise ödeme, kiosk yönetimi, açık bankacılık ve yapay zekâ destekli çözümlerini tanıtıyor. Etkinlik 10 Eylül’de devam edecek GITEX AI Türkiye, 10 Eylül sabahı gerçekleştirilecek bakan konuşmasının ardından yapay zekâ, veri merkezleri, akıllı altyapı, fintek, siber güvenlik, ileri üretim ve kurumsal dijital dönüşüm oturumlarıyla devam edecek.

Türkiye’nin dijital egemenlik sınavı Haber

Türkiye’nin dijital egemenlik sınavı

Ekometre Araştırma, Türkiye’nin dijital egemenlik hedefini rakamlar ve politika başlıkları üzerinden inceledi. Dijital teknolojiler artık yalnızca ekonomik büyümenin veya günlük hayatın bir parçası değil. Veri, yapay zekâ, bulut bilişim ve dijital altyapılar; ülkelerin ekonomik rekabet gücü kadar kamu kapasitesi ve stratejik bağımsızlığı açısından da önem taşıyan alanlara dönüşüyor. Türkiye de yapay zekâ ve dijital dönüşümde yeni dönem hedeflerini ortaya koymuş durumda. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 13 Haziran 2026’da açıklanan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı, insan kaynağından veri altyapısına, yapay zekâ uygulamalarından dijital kapasitenin güçlendirilmesine kadar geniş bir yol haritası sunuyor. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün “Yeni Güç Mimarisi: Dijital Hegemonya” başlıklı çalışması ise tartışmayı daha geniş bir çerçeveye taşıyor. Raporda dijital teknolojilerdeki dış bağımlılığın yalnızca ekonomik bir konu olmadığı; veri egemenliği, kritik altyapılar ve devletlerin bağımsız karar alma kapasitesi bakımından da değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Dijital güç, yeni rekabet alanı haline geliyor Dijital ekonomide büyük platformların ve teknoloji şirketlerinin etkisi arttıkça, ülkelerin teknolojiye erişimi kadar bu teknolojiler üzerindeki denetim ve yönetişim kapasitesi de önem kazanıyor. TÇE’nin raporunda öne çıkan temel yaklaşım, dijital gücün yalnızca piyasa büyüklüğüyle açıklanamayacağı yönünde. Veri yoğunlaşması, platform ekonomilerinin ağ etkisi ve kritik altyapılardaki bağımlılık, dijitalleşmenin aynı zamanda jeopolitik sonuçlar doğuran bir güç alanına dönüştüğünü gösteriyor. Bu çerçevede dijital egemenlik tartışmasının merkezinde dört temel soru bulunuyor: Kritik veriler nerede ve hangi kurallar çerçevesinde işleniyor?Dijital altyapılarda tek bir kaynağa aşırı bağımlılık oluşuyor mu?Devletler, kendi pazarlarında faaliyet gösteren büyük dijital platformları ne ölçüde denetleyebiliyor?Kritik teknolojilere erişimde kesinti yaşanması halinde alternatif kapasite bulunuyor mu? Türkiye'nin önümüzdeki dönemdeki teknoloji politikası açısından bu soruların önemi giderek artacak. Türkiye, yapay zekâ için yeni hedeflerini açıkladı Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı, “Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet” başlıkları altında şekilleniyor. Planın insan kaynağı hedefleri arasında 81 ilde kurulacak yapay zekâ okuryazarlığı atölyeleri aracılığıyla iki yılda 5 milyon vatandaşa eğitim verilmesi bulunuyor. Aynı dönemde 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştirilmesi hedefleniyor. Bu hedefler, yapay zekâ rekabetinin yalnızca yazılım veya donanım yatırımlarıyla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Teknolojiyi geliştirecek, uygulayacak ve kamu ile özel sektörde kullanıma dönüştürecek nitelikli insan kaynağı, dijital kapasitenin temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Veri altyapısı ve hesaplama kapasitesi kritik olacak Yapay zekâ sistemlerinin gelişmesi, büyük miktarda verinin işlenmesini ve güçlü fiziksel altyapıların kurulmasını gerektiriyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın açıkladığı hedefler arasında, Türkiye'nin veri merkezi kapasitesinin mevcut 250 megavat seviyesinden 1 gigavat düzeyine yükseltilmesi de yer alıyor. Bakanlık, bu amaçla enerji altyapısı güçlü yapay zekâ büyüme bölgeleri oluşturulacağını ve özel sektör yatırımlarının hızlandırılacağını belirtiyor. Bu hedef, dijital egemenlik tartışmasının görünmeyen ancak en kritik boyutlarından birine işaret ediyor: Yapay zekâ yalnızca yazılım değil, aynı zamanda büyük ölçekte enerji, işlem gücü ve veri merkezi altyapısı gerektiriyor. Dolayısıyla ülkelerin yapay zekâ yarışındaki konumu, geliştirdikleri uygulamalar kadar bu uygulamaları destekleyecek fiziksel ve teknik kapasiteyle de belirlenecek. Türkiye büyük bir dijital pazar Türkiye'nin dijitalleşmedeki mevcut ölçeği de dikkat çekici. Digital 2026 Türkiye verilerine göre, 2025 yılı sonunda Türkiye'de 77,5 milyon internet kullanıcısı bulunuyordu. İnternet penetrasyonu ise nüfusun yüzde 88,3'üne ulaştı. Aynı veri setine göre ülkede 62,3 milyon sosyal medya kullanıcı kimliği bulunuyor. Bu büyüklük Türkiye'yi küresel dijital ekonomi açısından önemli bir pazar haline getiriyor. Ancak büyük bir dijital kullanıcı tabanına sahip olmak ile dijital teknolojilerin kritik katmanlarında güçlü bir üretim ve kontrol kapasitesine sahip olmak aynı anlama gelmiyor. TÇE'nin dijital hegemonya tartışmasının Türkiye açısından en önemli yönlerinden biri de burada ortaya çıkıyor: Dijitalleşme büyürken stratejik bağımlılıkların hangi alanlarda yoğunlaştığı ve bu bağımlılıkların nasıl yönetileceği. 253,6 milyar TL’lik pazarda dijitalin ağırlığı arttı Dijitalleşmenin ekonomik boyutu, Türkiye'deki medya ve reklam yatırımlarında da açık biçimde görülüyor. Reklamverenler Derneği verilerine göre Türkiye'de toplam medya ve reklam yatırımları 2024 yılında yüzde 78,9 artarak 253,6 milyar TL'ye ulaştı. Medya yatırımları içinde en büyük pay ise yüzde 74,2 ile dijital mecralara ayrıldı. Dijital yatırımların tutarı 158 milyar TL'yi aştı. Bu tablo, ekonomik faaliyetlerin giderek daha büyük bölümünün dijital platformlar ve dijital iletişim kanalları üzerinden yürütüldüğünü gösteriyor. Dijital platformların ekonomik etkisi ise yalnızca reklam gelirleriyle sınırlı değil. Kullanıcı verilerinin işlenmesi, içeriklerin algoritmalar aracılığıyla sıralanması ve dijital görünürlüğün platform kurallarıyla şekillenmesi, dijital piyasalardaki gücün çok boyutlu hale geldiğini gösteriyor. Asıl mesele dış bağımlılığı sıfırlamak değil Dijital egemenlik tartışmasında en kritik noktalardan biri, kavramın yanlış biçimde “bütün yabancı teknolojilerden vazgeçmek” şeklinde yorumlanması. Bugünün teknoloji değer zinciri küresel ölçekte birbirine bağlı durumda. Yarı iletkenlerden bulut sistemlerine, telekomünikasyon altyapısından yapay zekâ modellerine kadar birçok kritik alanda üretim farklı ülkeler ve şirketler arasında dağılmış bulunuyor. Bu nedenle daha gerçekçi yaklaşım, tüm dış bağımlılıkları ortadan kaldırmaya çalışmak değil; kritik bağımlılıkları belirlemek, riskleri ölçmek ve stratejik alanlarda alternatif kapasite oluşturmaktır. TÇE'nin raporunda da dijital egemenlik, Türkiye'nin tüm teknoloji katmanlarında tek başına yeterli hale gelmesi hedefinden ziyade, stratejik risk yaratabilecek bağımlılıkların yönetilmesi çerçevesinde ele alınıyor. Türkiye için asıl rekabet: Kullanmak mı, üretmek ve yönetmek mi? Türkiye'nin yapay zekâ alanında açıkladığı yeni hedefler, dijital ekonomide daha güçlü bir kapasite oluşturma isteğini ortaya koyuyor. Beş milyon kişiye eğitim verilmesi, on bin ileri düzey uzman ve yüz bin uygulama profesyoneli yetiştirilmesi ile veri merkezi kapasitesinin 1 gigavata çıkarılması hedefi; insan kaynağı ve altyapının birlikte geliştirilmesine yönelik kapsamlı bir yaklaşımı işaret ediyor. Ancak Ekometre Araştırma'nın değerlendirmesine göre, önümüzdeki dönemde başarı yalnızca bu hedeflere ulaşılmasıyla ölçülmeyecek. Asıl belirleyici olan, Türkiye'nin kritik dijital altyapılardaki kapasitesini ne ölçüde artırdığı,veri ve yapay zekâ alanında yerli üretim gücünü ne kadar geliştirdiği,tek bir teknoloji veya tedarikçiye aşırı bağımlılık riskini ne ölçüde yönettiği,büyük dijital platformlar karşısında etkili bir düzenleme ve denetim kapasitesi oluşturup oluşturamadığı olacak. Ekometre Araştırma'nın sonucu Dijital çağda güçlü olmak, yalnızca en fazla teknolojiyi kullanan ülkeler arasında yer almak anlamına gelmiyor. Asıl güç; kritik teknolojileri anlayabilmek, stratejik bağımlılıkları yönetebilmek, gerekli altyapıyı kurabilmek, insan kaynağını yetiştirebilmek ve dijital alanın kurallarında söz sahibi olabilmekten geçiyor. Türkiye'nin 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı bu hedef doğrultusunda önemli bir yol haritası ortaya koyuyor. Bundan sonraki kritik aşama ise açıklanan hedeflerin uygulanması ve Türkiye'nin büyük bir dijital tüketici pazarının ötesine geçerek teknoloji üretimi, altyapı kapasitesi ve dijital yönetişimde daha güçlü bir konuma ulaşıp ulaşamayacağı olacak. Özetle Türkiye'nin dijital egemenlik tartışmasındaki temel soru şu: Teknolojinin yalnızca büyüyen pazarlarından biri mi olacak, yoksa teknolojiyi üreten, yöneten ve kurallarının şekillenmesinde söz sahibi olan ülkeler arasına mı girecek?

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.