SON DAKİKA
Hava Durumu

#İş Dünyası

Ekometre - İş Dünyası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İş Dünyası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Alman devlerinden hükümete acil reform çağrısı Haber

Alman devlerinden hükümete acil reform çağrısı

İş dünyası, üretim ve istihdamın Almanya’da korunması için maliyetlerin düşürülmesini ve çalışma hayatında daha fazla esneklik sağlanmasını istiyor. Almanya’da sanayinin önde gelen temsilcileri, hükümete yönelik reform baskısını artırdı. Otomotiv ve sanayi sektörünün büyük şirketleri ile işveren örgütleri, Berlin yönetimine gönderdikleri ortak mesajda, yüksek enerji maliyetleri ve artan iş gücü maliyetlerinin ülkenin küresel rekabet gücünü tehdit ettiğini belirterek yapısal reformların gecikmeden hayata geçirilmesini istedi. Özellikle Bavyera ve Baden-Württemberg'deki iş dünyası temsilcilerinin öncülük ettiği çağrıda, hükümetin koalisyon programında yer alan ekonomi ve çalışma hayatına yönelik reformları hızlandırması talep edildi. İş dünyasına göre Almanya'nın önündeki temel mesele, yalnızca mevcut ekonomik yavaşlamayı aşmak değil; şirketlerin üretim, yatırım ve istihdam için ülkeyi uzun vadede cazip bir merkez olarak görmeye devam etmesini sağlamak. Yüksek maliyetler sanayiyi zorluyor Alman sanayisi son yıllarda enerji fiyatları, küresel rekabetin sertleşmesi ve yüksek maliyetler nedeniyle önemli bir baskı altında bulunuyor. Şirketler, enerji maliyetlerinin kalıcı biçimde daha rekabetçi seviyelere çekilmesini isterken, sosyal güvenlik sisteminden kaynaklanan mali yüklerin de işverenler ve çalışanlar açısından sürdürülebilir hale getirilmesini talep ediyor. Almanya'da 2026 yılı için sosyal güvenlik sistemine ilişkin hesaplama sınırları da ücret gelişimine paralel olarak yeniden artırıldı. Federal Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı, bu düzenlemelerin sosyal güvenlik sisteminin finansman tabanını ve ödeme dengesini korumayı amaçladığını belirtiyor. Ancak iş dünyası, primler ve diğer yan maliyetlerdeki yükselişin toplam iş gücü maliyetini artırarak Almanya'nın uluslararası rekabetçiliğini zayıflattığı görüşünde. İş dünyasının beklentisi: Daha düşük maliyet, daha fazla esneklik Sanayi temsilcilerinin hükümetten beklentileri birkaç ana başlıkta toplanıyor. İlk sırada enerji fiyatlarının düşürülmesi bulunuyor. Özellikle enerji yoğun sektörler açısından yüksek maliyetlerin üretim yatırımları üzerinde baskı oluşturduğu belirtiliyor. İkinci önemli başlık ise sosyal güvenlik yükleri. İş dünyası, artan maliyetlerin hem şirketlerin yatırım kararlarını hem de istihdam kapasitesini olumsuz etkilediğini savunuyor. Reform çağrısında ayrıca: çalışma hayatında daha fazla esneklik sağlanması,bürokratik süreçlerin azaltılması,kamu hizmetlerinde dijitalleşmenin hızlandırılması,yatırım süreçlerinin kolaylaştırılması gibi talepler öne çıkıyor. Berlin reform gündemini hızlandırmak istiyor Federal hükümet de ekonominin yeniden güçlendirilmesini öncelikli başlıklardan biri olarak görüyor. Hükümetin açıkladığı reform programlarında büyümenin desteklenmesi, rekabet gücünün artırılması, bürokrasinin azaltılması, sosyal güvenlik sisteminin uzun vadeli sürdürülebilirliğinin sağlanması ve iş gücü piyasasının güçlendirilmesi yer alıyor. Temmuz ayında hükümet, bu alanları kapsayan toplam 34 önlem üzerinde uzlaşıldığını açıklamıştı. Ancak iş dünyasının temel eleştirisi, reform başlıklarının belirlenmesinin tek başına yeterli olmadığı yönünde. Şirketler, özellikle maliyet baskısının devam ettiği mevcut dönemde uygulamaya geçiş sürecinin hızlandırılmasını istiyor. Sanayinin geleceği Almanya'nın gündeminde Almanya'nın güçlü sanayi altyapısı uzun yıllardır Avrupa ekonomisinin temel taşı olarak görülüyor. Ancak enerji maliyetleri, küresel tedarik ve rekabet koşullarındaki değişim, iş gücü açığı ve yüksek üretim maliyetleri bu model üzerinde yeni baskılar oluşturuyor. Hükümet de rekabet gücünü artırmak amacıyla yatırım ve reform odaklı bir politika izliyor. 2026 bütçe ve mali planında büyümeyi destekleyecek yatırımların yanı sıra kamu harcamalarında yapısal düzenlemeler ve sosyal güvenlik reformları öne çıkarılıyor. Alman iş dünyasının son çağrısı ise Berlin'e açık bir mesaj niteliği taşıyor: Reformların etkisini gösterebilmesi için yalnızca planlanması değil, hızla uygulamaya geçirilmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde Almanya'nın enerji maliyetlerinden sosyal güvenlik sistemine, çalışma hayatından bürokrasiye kadar uzanan reform gündemini ne hızla hayata geçireceği, ülkenin sanayi üretimi ve küresel rekabet gücü açısından belirleyici olacak.

Türkiye ile Tunus ticaretinde yeni iş birliği hamlesi Haber

Türkiye ile Tunus ticaretinde yeni iş birliği hamlesi

İstanbul'da düzenlenen Türkiye-Tunus İşbirliği ve Yatırım Geliştirme Forumu'nda konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, Türkiye ile Tunus arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da güçlendirilmesinin hedeflendiğini belirterek, mevcut 1,6 milyar dolarlık ticaret hacminin yeni iş birlikleriyle daha üst seviyelere taşınacağını ifade etti. Tunus Türk Ticaret ve Sanayi Odası (CCITT), Türkiye-Tunus Sanayi ve Ticaret Platformu ile Dünya Sektörler Arası İşbirliği Forumu (WCI Forum) iş birliğinde düzenlenen etkinliğe, Türkiye'nin Tunus Büyükelçisi Ahmet Misbah Demircan, Tunus'un Ankara Büyükelçisi Ahmed Ben Sghaier ve iki ülkenin iş dünyası temsilcileri katıldı. "Türkiye stratejik üretim ortağı konumunu güçlendiriyor" Küresel ekonomide tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiğine dikkat çeken Gürcan, ülkelerin artık yalnızca ticaret ortağı değil, aynı zamanda stratejik üretim ve yatırım ortağı arayışında olduğunu söyledi. Türkiye ekonomisinin küresel belirsizliklere rağmen güçlü performans sergilediğini vurgulayan Gürcan, 2026'nın ilk çeyreğinde ekonominin yüzde 2,5 büyüyerek 23 çeyrektir kesintisiz büyümesini sürdürdüğünü, yıllıklandırılmış GSYH'nin ise 1 trilyon 639 milyar dolarla tarihi zirveye ulaştığını belirtti. İhracatta güçlü performans Türkiye'nin dış ticarette dayanıklılığını koruduğunu ifade eden Gürcan, 2025 yılında mal ihracatının 273,4 milyar dolar, hizmet ihracatının ise 122,6 milyar dolar olduğunu, toplam mal ve hizmet ihracatının 396 milyar dolara ulaştığını söyledi. Gürcan, Türkiye'nin Tunus'a ihracatının da 2025 yılında yüzde 11,6 artışla 1,2 milyar dolar seviyesine yükseldiğini kaydetti. Hedef karşılıklı ticaret ve ortak üretim İki ülke arasındaki ticaret hacmini artırmayı amaçladıklarını belirten Gürcan, hedeflerinin yalnızca Türkiye'nin Tunus'a ihracatını artırmak olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: "Amacımız hem Tunus'a mal satmak hem de Tunus'un ürettiği ürünleri ülkemize kazandırmak. Karşılıklı ticaret ve yatırım iş birliklerini daha ileri seviyeye taşımak istiyoruz." Gürcan, ekonomik iş birliğinin güçlenmesinin Türkiye ile Tunus arasındaki dostluk ve kardeşlik bağlarını da daha sağlam bir zemine oturtacağını ifade etti. DEİK: Yeni sektörlerde önemli potansiyel var Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Tunus İş Konseyi Başkanı Banu Küçükel de iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2025 itibarıyla 1,6 milyar dolara ulaştığını belirtti. Küçükel, Tunus'un Afrika pazarına açılan önemli bir üretim ve yatırım üssü olduğuna dikkat çekerek; otomotiv, makine, elektrik-elektronik, tekstil, gıda ve tarım sektörlerinin yanı sıra lojistik, yenilenebilir enerji, sağlık, dijital dönüşüm, yaşlı bakımı ve sanayi yatırımlarında da önemli iş birliği fırsatları bulunduğunu söyledi. Forum kapsamında Türk ve Tunuslu firmalar arasında ikili iş görüşmeleri gerçekleştirilerek yeni ticaret ve yatırım ortaklıklarının temelleri atıldı.

Alman ekonomisinde güven artıyor Haber

Alman ekonomisinde güven artıyor

Ifo İş Dünyası Güven Endeksi 86,6 seviyesine yükselirken, gelecek döneme ilişkin beklentiler üst üste üçüncü ayda da iyileşti. Ancak mevcut ekonomik koşullara ilişkin değerlendirmelerde zayıflama dikkat çekti. Avrupa'nın en büyük ekonomisi olan Almanya'da iş dünyasının geleceğe yönelik iyimserliği güçleniyor. Ifo Enstitüsü tarafından açıklanan temmuz ayı verileri, iş dünyası güveninin beklentilerin üzerinde arttığını ortaya koyarken, ekonomik toparlanmaya ilişkin umutları da destekledi. Verilere göre Ifo İş Dünyası Güven Endeksi, temmuz ayında 86,6 seviyesine yükselerek piyasa beklentisi olan 86,0 puanın üzerine çıktı. Beklentiler güçlenmeye devam ediyor Ekonominin geleceğine ilişkin beklentileri gösteren Beklentiler Endeksi, haziran ayında revize edilen 84,3 seviyesinden 86,7 puana yükseldi. Piyasalar endeksin 84,8 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyordu. Böylece Alman şirketlerinin gelecek aylara ilişkin beklentileri üst üste üçüncü ayda da iyileşme gösterdi. Mevcut koşullar zayıfladı Olumlu beklentilere rağmen mevcut ekonomik koşulları ölçen Cari Koşullar Endeksi ise beklentilerin aksine geriledi. Endeks, haziran ayındaki 87,0 seviyesinden 86,5 puana düştü. Bu tablo, şirketlerin geleceğe daha umutlu baktığını ancak mevcut faaliyet ortamında enerji maliyetleri, yüksek finansman giderleri ve küresel belirsizliklerin etkisini hissetmeye devam ettiğini gösteriyor. Ifo Başkanı: "Ekonomi daha az karamsar" Ifo Başkanı Clemens Fuest, Basra Körfezi'nde süren jeopolitik belirsizliklere rağmen Alman ekonomisinin önceki aylara kıyasla daha az karamsar bir görünüm sergilediğini söyledi. Son dönemde Alman hükümetinin büyümeyi desteklemeye yönelik reform paketlerini açıklaması da iş dünyasının beklentilerini olumlu etkileyen gelişmeler arasında yer aldı. Toparlanma sinyalleri güçleniyor Son haftalarda açıklanan PMI verileri, yatırımcı güven endeksleri ve diğer öncü göstergeler de Almanya ekonomisinde toparlanma eğiliminin güçlendiğine işaret ediyor. Almanya Ekonomi Bakanlığı da yayımladığı son raporda, ekonomik göstergelerin yılın ikinci yarısında büyümenin yeniden ivme kazanabileceğini gösterdiğini belirtti. Riskler devam ediyor Buna karşın ekonomistler, toparlanmanın önünde önemli risklerin bulunduğuna dikkat çekiyor. Özellikle; Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler,enerji fiyatlarındaki yükseliş,Çin ekonomisindeki yavaşlama,ihracat talebindeki zayıflama Almanya'nın ihracata dayalı ekonomik yapısı açısından en önemli risk unsurları olarak görülüyor. Avrupa ekonomisi için kritik gösterge Ifo İş Dünyası Güven Endeksi, Avrupa ekonomisinin yönünü gösteren en önemli öncü göstergelerden biri olarak kabul ediliyor. Temmuz ayında beklentilerin üzerinde gelen veriler, Alman şirketlerinin geleceğe ilişkin güveninin yeniden güçlenmeye başladığını ortaya koyarken, mevcut ekonomik koşullardaki zayıflık ise toparlanma sürecinin kırılganlığını koruduğunu gösteriyor. Ekonomistler, önümüzdeki aylarda enerji fiyatlarının seyri, Avrupa Merkez Bankası'nın para politikası ve küresel ticaretteki gelişmelerin Alman ekonomisinin toparlanma hızını belirleyecek temel unsurlar olacağını değerlendiriyor.

Yapay zekâ çağında rekabetin yeni anahtarı: Marka değeri Haber

Yapay zekâ çağında rekabetin yeni anahtarı: Marka değeri

Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), iş dünyasının rekabet gündemini doğrudan ilgilendiren “Yapay Zekâ Çağında Markalaşma Forumu”nu İzQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirdi. NETNOCON ve İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen forum, markalaşmanın yapay zekâ, algoritmalar, dijital topluluklar, veri temelli müşteri içgörüsü ve yeni nesil tüketici davranışları ekseninde yeniden tanımlandığı dönemi İzmir iş dünyasının gündemine taşıdı. Forumun keynote konuşmacısı, netnografi yönteminin kurucusu, dijital pazarlama ve tüketici kültürü alanında dünyanın önde gelen akademisyenlerinden Prof. Dr. Robert V. Kozinets oldu. Yaklaşık 14 yıl sonra yeniden Türkiye’de iş dünyasıyla buluşan Kozinets, markalaşmanın geleceğine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen “Markalaşmanın Geleceği: Şirketlerin Yol Haritası” başlıklı panelde ise; University of Southern California’dan Dijital Pazarlama ve Tüketici Kültürü Profesörü Prof. Dr. Robert V. Kozinets, Università Cattolica del Sacro Cuore’dan Marka ve Tüketici Kültürü Profesörü Prof. Dr. Rossella Gambetti, University of Southern California’dan İletişim ve Turizm Profesörü Prof. Dr. Ulrike Gretzel ve Pacific University’den Pazarlama ve Tüketici Kültürü alanında çalışmalar yürüten Dr. Öğr. Üyesi Lena Çavuşoğlu yer aldı. Panelin moderasyonunu Dr. Öğr. Üyesi Lena Çavuşoğlu üstlendi. İzmir’i markalaşan bir şehir olarak konumlandıracağız Açılışta konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, markalaşmanın artık yalnızca pazarlama departmanlarının konusu olmadığını belirterek, küresel rekabet gücünü belirleyen stratejik bir liderlik alanına dönüştüğünü söyledi. Özhelvacı, “Bugün yalnızca bir marka forumu düzenlemiyoruz. İzmir iş dünyasını; yapay zekânın, algoritmaların, dijital toplulukların, derin müşteri içgörülerinin ve yeni nesil tüketici davranışlarının şekillendirdiği büyük bir dönüşüm alanıyla buluşturuyoruz. Markalaşmayı yalnızca pazarlamanın bir başlığı olarak değil; şirketlerimizin geleceğe kalma becerisini belirleyen stratejik bir yönetim sorumluluğu olarak ele alıyoruz” dedi. EGİAD’ın 18. Dönem vizyonunun merkezinde yer alan “Üçüz Dönüşüm” yaklaşımına dikkat çeken Özhelvacı, dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve toplumsal dönüşümün birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, yapay zekâ çağında şirketlerin değişimi takip eden değil, değişime yön veren aktörler olması gerektiğini vurguladı. “Algoritmalar görünürlüğü belirliyor, içerikler saniyeler içinde üretiliyor, trendler hızla yayılıyor, veri ise müşteri içgörüsünün ana kaynağı haline geliyor. Böyle bir dönemde markalaşma, yalnızca pazarlama departmanlarının görevi olmaktan çıkıyor; yönetim kurullarının, şirket sahiplerinin ve girişimcilerin sahiplenmesi gereken stratejik bir sorumluluğa dönüşüyor” diyen Özhelvacı, Türkiye’nin üretim gücünü küresel marka değerine dönüştürmesinin kritik önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin üretim gücü, girişimcilik enerjisi, genç insan kaynağı, sanayi tecrübesi ve ihracat kapasitesiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Özhelvacı, bu potansiyelin küresel marka değerine dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Brand Finance Türkiye 2026 verilerine göre Türkiye’nin en değerli 125 markasının toplam değerinin 19,6 milyar dolara yükseldiğini hatırlatan Özhelvacı, bu artışın değerli olduğunu ancak küresel rekabet ölçeğinde Türkiye’nin markalaşma ajandasını daha stratejik, uzun vadeli ve kararlı biçimde ele alması gerektiğini söyledi. Özhelvacı, “Üretim gücümüz var. Girişimcilik enerjimiz var. Genç ve dinamik insan kaynağımız var. Sanayi tecrübemiz ve ihracat kapasitemiz var. Ancak bütün bu değerleri küresel ölçekte daha güçlü marka hikâyelerine dönüştürme konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyacımız var” dedi. İzmir’in köklü ticaret kültürü, güçlü sanayi altyapısı, liman kenti kimliği, yaratıcı sektörleri, tarım ve gıda potansiyeli ile teknoloji ve inovasyon ekosistemi sayesinde önemli bir marka değerine sahip olduğunu kaydeden Özhelvacı, kentin bu potansiyelinin daha görünür ve ayırt edici bir küresel kimliğe taşınması gerektiğini ifade etti. “İzmir’i yalnızca üreten bir şehir olarak değil; tasarlayan, anlatan, dönüştüren, markalaşan ve dünyaya değer sunan bir şehir olarak konumlandırmalıyız” diyen Özhelvacı, genç iş insanlarına bu noktada büyük sorumluluk düştüğünü belirtti. EGİAD Başkanı Özhelvacı, forumun yalnızca bir bilgi paylaşımı değil, İzmir iş dünyası için yeni sorular üretmesi gereken stratejik bir başlangıç olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Markamızı gerçekten tanıyor muyuz? Müşterimizi yeterince dinliyor muyuz? Dijital toplulukların sesini anlayabiliyor muyuz? Yapay zekâyı yalnızca verimlilik aracı olarak mı görüyoruz, yoksa daha derin müşteri içgörüsü üretmek için kullanabiliyor muyuz? İzmir’den dünyaya nasıl daha güçlü markalar çıkarabiliriz? Çünkü bazen dönüşüm, tek bir cevaptan değil; doğru zamanda sorulan güçlü bir sorudan başlar.” Perihan İnci: “Geleceğin rekabeti markalar arasında yaşanacak” EGİAD Danışma Kurulu Başkanı Perihan İnci ise markalaşmanın artık yalnızca şirketlerin değil, şehirlerin ve ülkelerin de rekabet gücünü belirleyen stratejik bir unsur haline geldiğini vurguladı. Yapay zekâ ve veri ekonomisinin şekillendirdiği yeni dünyada üretmenin tek başına yeterli olmadığını belirten İnci, güçlü markaların güven, sürdürülebilirlik, inovasyon ve değer üretimi üzerine inşa edildiğini ifade etti. İzmir’in üretim gücü, limanı, girişimcilik ekosistemi ve uluslararası vizyonuyla önemli bir marka şehir potansiyeline sahip olduğuna dikkat çeken İnci, şunları söyledi: “Önümüzdeki dönemde hem Türkiye markasını hem de İzmir markasını daha güçlü bir şekilde inşa etmek zorundayız. Çünkü geleceğin rekabeti yalnızca ekonomiler arasında değil; markalar arasında yaşanacaktır.” Kozinets: “Markalar mesaj üreten değil, topluluk oluşturan yapılar haline geldi” Forumun keynote konuşmacısı Prof. Dr. Robert V. Kozinets ise, markalaşmanın yapay zekâ çağında köklü bir dönüşüm geçirdiğini belirterek, markaların artık yalnızca ürün ve hizmet sunan yapılar değil, dijital topluluklar içerisinde şekillenen kültürel ekosistemler haline geldiğini söyledi. Günümüz rekabetinde marka değerinin şirketlerin anlattığı hikâyelerden çok, tüketicilerin kendi aralarında kurduğu etkileşimlerden doğduğunu vurgulayan Kozinets, “Markalar mesaj üreten değil, topluluk oluşturan yapılar haline geldi” dedi. Dijital çağda müşteri sadakatinin yerini topluluk aidiyetinin aldığını belirten Kozinets, başarılı markaların tüketicileri yalnızca hedef kitle olarak görmeyip onları marka deneyiminin aktif bir parçası haline getiren kurumlar olacağını ifade etti. Yapay zekânın içerik üretimi, veri analizi ve müşteri deneyimi yönetiminde önemli fırsatlar sunduğunu belirten Kozinets, teknolojinin marka yaratmadığını ancak marka deneyimini büyüttüğünü vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Yapay zekâ marka yaratmaz; marka deneyimini ölçeklendirir. Veri bize ne olduğunu söyler, kültür ise neden olduğunu açıklar.” Yapay zekânın giderek yaygınlaştığı yeni dönemde teknolojinin herkes tarafından erişilebilir hale geleceğini ifade eden Kozinets, sürdürülebilir rekabet avantajının kültürel anlam üretebilen markalar tarafından yaratılacağını belirtti. Tüketici artık hedef kitle değil, marka ortağı Konuşmasında tüketicinin değişen rolüne de dikkat çeken Kozinets, dijital çağın tüketicisini yalnızca satın alma kararı veren bir müşteri olarak değil; içerik üreten, marka hikâyelerini şekillendiren ve kurumların algısını doğrudan etkileyen bir paydaş olarak tanımladı. Markaların tüketicilerle tek yönlü iletişim kurmak yerine ortak değer üretme anlayışıyla hareket etmeleri gerektiğini belirten Kozinets, markalaşmanın geleceğinin katılımcı, topluluk temelli ve insan merkezli modeller üzerinden şekilleneceğini söyledi. Forumda yapılan değerlendirmelerde; yapay zekânın markalar için yalnızca verimlilik sağlayan bir teknoloji değil, tüketiciyi, toplulukları ve kültürel kodları anlamaya imkân veren stratejik bir içgörü altyapısı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, yapay zekâ destekli markalaşma, dijital topluluklar, tüketici deneyimi, kültürel içgörü ve küresel rekabet başlıklarında geleceğin iş dünyasına ilişkin önemli perspektifler kazandı. Yoğun katılımla gerçekleşen forum, İzmir iş dünyası için markalaşmayı yapay zekâ çağının en kritik rekabet başlıklarından biri olarak yeniden gündeme taşırken; şirketlerin yalnızca üretim, fiyat ve kalite avantajıyla değil, anlam yaratan marka hikâyeleri, güçlü müşteri içgörüleri, dijital topluluklarla kurulan güven ilişkisi ve küresel ölçekte ayırt edici konumlanma ile öne çıkabileceği mesajını verdi.

KTO’ da “güncel vergi mevzuatı ve yeni gelişmeler” semineri Haber

KTO’ da “güncel vergi mevzuatı ve yeni gelişmeler” semineri

TOBB Konya GGK İcra Kurulu Başkanı Muharrem Erhan Öncan da TOBB Konya Genç Girişimciler Kurulu olarak, Konya’da girişimcilerin her adımında yanlarında olmaya çalıştıklarını söyledi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Konya Genç Girişimciler Kurulu (GGK) organizasyonuyla, Konya Defterdarlığı ve Konya Vergi Denetim Kurulu katkılarıyla Konya Ticaret Odası (KTO) ev sahipliğinde “Güncel Vergi Mevzuatı ve Yeni Gelişmeler” semineri gerçekleştirildi. KTO Konferans Salonu’nda düzenlenen programa; KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, Konya Vergi Denetim Kurulu Başkanı Haluk Özyürek, Konya Defterdarı Yusuf Hamzaoğlu, Konya Defterdarlığı Grup Müdürü Mehmet Say, Konya Sanayi Odası (KSO) Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Özarpa, KTO Yönetim Kurulu Üyesi Serhat Yaya ve iş dünyasının temsilcileri katıldı. ÖNCAN: Program iş dünyası için önemli bir fırsat Programın açılış konuşmasını yapan TOBB Konya GGK İcra Kurulu Başkanı Muharrem Erhan Öncan, verginin girişimciler için ticari hayata atılmanın en somut göstergelerinden biri olduğunu belirterek, programın iş dünyası için önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. TOBB Konya Genç Girişimciler Kurulu olarak, Konya’da girişimcilerin her adımında yanlarında olmaya çalıştıklarını belirten Öncan; “Biliyorsunuz, bir girişimci için vergiyle tanışmak aslında o girişimin kağıt üzerinde değil, sahada da gerçekleştiğinin en somut ispatıdır. Yani vergi ödemeye başlamak, 'Ben artık bu piyasada ben de varım' demenin bir nevi tescilidir. Katılımınız için hepinize çok teşekkür ediyor; programımızın hem şehrimiz hem de işletmelerimizin geleceği için verimli geçmesini temenni ediyorum” dedi. ÖZTÜRK: “Mevzuata hâkimiyet rekabetin belirleyicisi” Programda konuşan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk ise, günümüz ekonomik koşullarında işletmeler için yalnızca üretim ve ticaretin değil, mevzuata hâkimiyetin de büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Öztürk, “İçinden geçtiğimiz küresel ekonomik süreçte işletmelerimizin rekabet gücünü belirleyen en önemli unsurlardan biri de mevzuata hâkimiyet olmuştur. Ticaret artık doğru üretim kadar doğru bilgiyle hareket etmeyi ve değişimleri yakından takip etmeyi gerektiriyor” dedi. Vergi sisteminin ekonomik yapıdaki rolüne de değinen Öztürk, verginin sadece bir yük değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın teminatı olduğunu ifade ederek, “Kamu hizmetlerinin devamlılığı ve toplumsal refahın artırılması vergi sistemiyle mümkündür” diye konuştu. “İş dünyası sade, öngörülebilir ve adil sistem bekliyor” İş dünyasının en temel beklentisinin öngörülebilir ve adil bir vergi sistemi olduğunu vurgulayan Başkan Öztürk, özellikle üretim ve yatırım süreçlerinde mali yüklerin rekabet gücünü zayıflatmayacak şekilde düzenlenmesinin önemine işaret etti. Dünyadaki başarılı örneklere dikkat çeken Başkan Öztürk, üretimi, Ar-Ge’yi ve ihracatı teşvik eden vergi politikalarının ülkeleri küresel rekabette öne çıkardığını belirtti. Öztürk, Türkiye’de de bu yönde atılacak adımların reel sektöre önemli katkılar sağlayacağını dile getirdi. Konya Ticaret Odası olarak üyelerin yaşadığı sorunları yakından takip ettiklerini ifade eden Başkan Öztürk, bu sorunların ilgili mercilere iletilerek çözüm süreçlerinde aktif rol üstlendiklerini belirterek; “Bugün gerçekleştirdiğimiz bu programı yalnızca bir bilgilendirme toplantısı olarak değil, kamu ile iş dünyası arasındaki iletişimi güçlendiren önemli bir platform olarak değerlendiriyoruz” dedi. TOBB Konya Genç Girişimciler Kurulu’nun organizasyondaki rolüne de değinen Öztürk, genç girişimcilerin ekonominin dinamizmini temsil ettiğini belirterek kurulun bu tür etkinliklerle iş dünyasına önemli katkı sunduğunu ifade etti. Başkan Öztürk, Konya Defterdarı Yusuf Hamzaoğlu’na, Konya iş âleminin talep ve beklentilerine gösterdiği hassasiyet, çözüm odaklı yaklaşımı ve yapıcı iş birliği anlayışı nedeniyle teşekkür etti. Programda güncel vergi uygulamaları ele alındı Açılış konuşmalarının ardından Öncan moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda; Konya Vergi Denetim Kurulu Başkanı Haluk Özyürek, Konya Defterdarı Yusuf Hamzaoğlu ve Konya Defterdarlığı Grup Müdürü Mehmet Say tarafından güncel vergi mevzuatı ve yeni gelişmelere ilişkin kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Seminer, katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.

Avdagiç: Politikaya birkaç noktada güncelleme gelmeli Haber

Avdagiç: Politikaya birkaç noktada güncelleme gelmeli

İTO Başkanı Avdagiç, gazetecilere yaptığı açıklamada iş dünyasındaki güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Dışarıdan fon tedarikinde önemli bir hedefe ulaşıldı" Avdagiç, ekonomi yönetiminin üç yılı aşkın süredir başarılı çalışmalarıyla Türkiye'nin döviz rezervlerinde sıkıntılı bir tablodan oldukça makul bir noktaya gelindiğini, dışarıdan fon tedariki konusunda önemli bir hedefe ulaşıldığını söyledi. Savaşla ortaya çıkan gelişmelerle birlikte meseleye geniş çerçeveden bakılmasının doğru olacağını ifade eden Avdagiç, "Ekonomik programın hedeflerini realize etmek için iş dünyası olarak elimizden gelen katkıyı vermeye çalıştık. Bunun için iş dünyası ciddi bir bedel de ödedi." diye konuştu. Avdagiç, 2026'nın ikinci yarısına doğru daha makul bir döneme geçilmesinin öngörüldüğü bir sırada çıkan bölgesel savaşın yurt içi ve yurt dışı dengelerde değişikliklere yol açtığını dile getirdi. "Program dinamik bir süreç içeriyor" Bir gazetecinin Merkez Bankasının faiz kararına ilişkin sorusu üzerine Avdagiç, "Konuya sadece basit bir faiz artışı ya da sabit kalması zaviyesinden bakmanın çok doğru, gerçekçi ve sonuç odaklı olacağını düşünmüyorum. Bütüncül olarak ekonomi süreçlerinin, iş dünyasının sürdürülebilirliği açısından gözden geçirilmesi gereken bir döneme girdiğimizi öngörüyorum." yanıtını verdi. Avdagiç, şöyle devam etti: "Ekonomi yönetimi başarılı bir kurgu ve risk yönetimi yaptı. Kazanımlarımızı yok saymak mümkün değil. Gelinen aşamada ise savaşın getirdiği şartlarla birlikte iş dünyasının beklentileri de dikkate alınarak bugüne kadar finans ağırlıklı, rezerv ağırlıklı sürdürülen politikaya birkaç noktada güncelleme gelmesi gerektiğini düşünüyoruz. Şüphesiz program, dinamik bir süreç içeriyor. Burada enflasyonla mücadeleyi kenara koymayacağız, ama bir ince ayar ile programdaki kur politikasını, ihracat rejimini, ithalat rejimini gözden geçirmemiz lazım. Hepsini içeren bir süreci kurgulayıp çok hızlı hayata geçmemizin gerektiğini düşünüyorum." "Asgari ücretle ilgili mevcut sürecin muhafaza edilmesi makul olur" Avdagiç, asgari ücrette ara zam beklentilerine ilişkin bir soruya ise "Asgari ücret yılda bir defa düzenleniyor. Şu anda mevcut sürecin muhafaza edilmesi makul olur." yanıtını verdi.

KTO Başkanı Selçuk Öztürk sorunların takipçisiyiz Haber

KTO Başkanı Selçuk Öztürk sorunların takipçisiyiz

Konya Ticaret Odası (KTO) Meslek Komiteleri ile istişare toplantılarını sürdürüyor. Bu kapsamda son olarak KTO 67. İdari Destek Hizmetleri Meslek Komitesi İstişare Toplantısı KTO Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk’ün başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, KTO üyelerinin sorunları ve talepleriyle ilgili istişarelerde bulunuldu. Toplantıda konuşan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, üyelerle bir araya gelerek sektörel sorunları masaya yatırdıklarını söyledi. Toplantıların oldukça verimli geçtiğini dile getiren Başkan Öztürk; “Konya Ticaret Odamızın bünyesinde bulunan 70 Meslek Komitesi bu anlamda üyelerimizin ve sektörlerimizin sorunlarına dönük çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalar ışığında komitelerimiz tarafından bizlere iletilen sektörel sorunlar konusunda bizler de üzerimize düşeni yapma gayretiyle çalışıyoruz” dedi. Konya, ülkemizin ekonomisine güçlü bir katkı sunuyor Başkan Öztürk, güncel ekonomideki gelişmeler üzerine de değerlendirmelerde bulundu. Dünya ekonomisinin, belirsizliklerin ve risklerin arttığı bir dönemden geçtiğine dikkat çeken Başkan Öztürk, şunları aktardı; “Küresel ölçekte yaşanan savaşlar, jeopolitik gerilimler ve ticaret hatlarındaki kırılmalar; enerji maliyetlerinden lojistik süreçlere kadar birçok alanda ciddi etkiler oluşturmaktadır. Tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ve maliyet artışları, tüm sektörler gibi hizmet sektörlerini de doğrudan etkilemektedir. Ancak Türkiye ekonomisi, üretim gücü, girişimci yapısı ve dinamik iç pazarı ile bu zorlu süreçte direnç göstermeye devam etmektedir. Ülkemizin ihracat odaklı büyüme stratejisi, yeni pazarlara açılma kabiliyeti ve sanayi altyapısı, küresel dalgalanmalara karşı önemli bir avantaj sağlamaktadır. Bu noktada Konya’mız, sahip olduğu üretim kültürü, sanayi altyapısı ve ticaret tecrübesi ile Türkiye ekonomisine güçlü katkı sunan şehirlerin başında gelmektedir. Sanayiden tarıma, ticaretten hizmet sektörüne kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren Konya iş dünyası, her türlü zorluğa rağmen üretmeye, istihdam sağlamaya ve ihracatını artırmaya devam etmektedir. İdari destek hizmetleri sektörü de bu yapının önemli bir parçasıdır. İş dünyasının arka plandaki en önemli destek mekanizmalarından biri olan bu sektör; temizlikten güvenliğe, organizasyondan ofis destek hizmetlerine kadar birçok alanda ekonominin sürdürülebilirliğine katkı sağlamaktadır.” Dile getirilen sorunların takipçisi olacağız Toplantıda dile getirilen her görüş ve öneriyi titizlikle takip edeceklerini vurgulayan Başkan Öztürk; “Bugün burada dile getireceğiniz her görüş, her öneri bizim için son derece değerlidir. Bu toplantıdan çıkacak sonuçları ilgili kurum ve kuruluşlara iletecek, çözüm süreçlerinin takipçisi olacağız. Konya Ticaret Odası olarak bizler; sizlerin sesi olmaya, haklı taleplerinizi en güçlü şekilde ifade etmeye ve sektörlerimizin gelişimi için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. KTO 67. İdari Destek Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı İsmail Yıldız ise, meslek komitesi olarak sektör temsilcilerinin sorunlarına dönük çalışmaya devam edeceklerini kaydetti. Yıldız, gerçekleştirilen toplantının sektörün sorunları ve çözüm önerileri adına oldukça kıymetli olduğuna değinerek KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk ve Yönetim Kuruluna teşekkür etti. Konuşmaların ardından KTO üyelerine söz verilerek sektörel sorunlar ve talepler konusunda istişarelerde bulunuldu.

İş Dünyasından 23 Nisan mesajları Haber

İş Dünyasından 23 Nisan mesajları

İş dünyası temsilcileri, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılışının 106. yılı ve “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”nı yayımladıkları mesajlarla kutladı. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu: Eğitimli, özgüvenli ve mutlu çocuklar, güçlü bir Türkiye’nin temelidir “Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği camiası olarak, yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımızın daha güçlü, daha müreffeh ve daha huzurlu bir ülkede yaşamaları için çalışmayı en önemli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. TOBB olarak ülkemizin 81 ilinde 245 eğitim/öğretim tesisini hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. Biliyoruz ki; eğitimli, özgüvenli ve mutlu çocuklar, güçlü bir Türkiye’nin temelidir. Son günlerde yaşanan ve hepimizi derinden üzen okul saldırıları, toplum olarak üzerinde hassasiyetle durmamız gereken önemli bir gerçeği bir kez daha hatırlatmıştır. Okullarımız, çocuklarımızın kendilerini en güvende hissetmeleri gereken yerlerdir. Şiddetin her türlüsünü reddediyor; çocuklarımızın güvenli, sağlıklı ve sevgi dolu ortamlarda büyümesi için hep birlikte daha fazla sorumluluk almamız gerektiğine inanıyorum. Saldırıların tüm boyutlarıyla araştırılıp aydınlığa kavuşturulması ve tekrarlanmaması için gerekli önlemlerin acil bir şekilde alınması önem arz etmektedir. Çocuklarımızın yüzünün güldüğü, umutlarının yeşerdiği, barış ve güven içinde bir gelecek diliyorum. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, milli egemenliğimizi bizlere emanet eden tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyor; tüm çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten duygularımla kutluyorum”. TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol: Çocuklarımız bu ülkenin gerçek sahipleri ve geleceğimizin teminatı "23 Nisan, milletimizin bağımsızlık mücadelesini ulusal egemenlikle taçlandırdığı, iradesini tüm dünyaya ilan ettiği tarihi bir dönüm noktasıdır. Büyük fedakarlıklar, yokluklar ve destansı mücadeleler sonucunda kazanılan ulusal egemenliğin çocuklara emanet edilmesi, geleceği inşa edecek gücün çocuklar olduğuna duyulan derin inancı ortaya koymaktadır. Bizler, çocuklarımızı bu ülkenin gerçek sahipleri ve geleceğimizin teminatı olarak görüyoruz. Onların gözlerindeki umut, bizlere daha iyisini yapma sorumluluğu yüklüyor. Çocuklarımızın, geleceklerini sevgiyle ve güvenle inşa eden ailelerin yanında, umutla yarınlara bakabilmeleri ve yüzlerindeki mutluluğun daim olması en büyük temennimizdir. Bu duygu ve düşüncelerle, TİSK ve şahsım adına, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize saygı ve minnetlerimi sunuyorum. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı tüm çocuklarımıza ve milletimize kutlu olsun." TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken: Çocuklarımıza emeğin kıymetini aktarmaya devam ediyoruz "Çocuklarımız sadece yarının büyükleri değil, aynı zamanda bugünün de en kıymetli varlıklarıdır. Güçlü bir Türkiye'nin temeli, iyi yetişmiş, bilinçli, çalışkan ve değerlerine sahip çıkan nesillerle mümkündür. Esnaf ve sanatkar camiası olarak köklü Ahilik geleneğimizden aldığımız terbiye ile çocuklarımıza dürüstlüğü, emeğin kıymetini ve üretmenin önemini aktarmaya devam ediyoruz. Bu vesileyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm milli mücadele kahramanlarımızı minnetle anıyor, milletimizin ve çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı en içten dileklerimle kutluyorum". ATO Başkanı Gürsel Baran: Çocuklarımızın güçlü girişimci olmaları için çalışıyoruz "Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bu anlamlı günü çocuklara armağan etmesinin, tam bağımsızlık meşalesini genç nesillere emanet etme kararlılığı ve güçlü vizyonunun göstergesidir. 'Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir' şiarıyla kurulan, millet egemenliğinin karargahı olan TBMM ve çocuklarımız, yarınlarımızın en güçlü teminatıdır. Başkentimizin iş dünyası temsilcileri olarak, çocuklarımızın, hayallerini katma değere dönüştüren, üretim, teknoloji ve inovasyonla ekonomiye yön veren güçlü girişimciler olarak yetişmesi için çalışıyoruz". TÜRMOB Genel Başkanı İrfan Hüseyin Yıldız: Çocuklarımızın daha güçlü bir Türkiye'de yaşamaları için çalışmak en önemli görevimizdir "Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün çocuklara verdiği değer, onların çağdaş, özgür ve bilinçli bireyler olarak yetişmesi yönündeki inancını ortaya koymaktadır. Bu özel gün vesilesiyle, demokrasimizin temeli olan milli egemenliğin korunması ve geliştirilmesi sorumluluğunu hep birlikte taşımamız gerektiğini bir kez daha hatırlıyoruz. Çocuklarımızın daha aydınlık, daha adil ve daha güçlü bir Türkiye'de yaşamaları için çalışmak en önemli görevimizdir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kurtuluş mücadelesi kahramanlarını saygı ve minnetle anıyorum" Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi: 23 Nisan Türkiye’nin kuruluş tohumlarının atıldığı gündür 23 Nisan 1920, Kurtuluş Savaşı’nın en zorlu döneminde millet iradesinin tecelli ettiği, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun dünyaya ilan edildiği tarihi bir dönüm noktasıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu anlamlı günü çocuklara armağan etmesi, geleceğe duyulan güvenin en güçlü ifadesidir. Bugün bizler, Türk ihracatçıları olarak yalnızca ekonomik değer üretmiyor; aynı zamanda umut, emek ve daha iyi bir gelecek vizyonunu da dünyaya taşıyoruz. Çocuklarımızın güven içinde eğitim aldığı, hayallerini özgürce kurabildiği bir world, sürdürülebilir kalkınmanın temelidir. Son dönemde okullarda yaşanan üzücü olaylar hepimizi derinden yaralamış; çocuklarımızın neşeyle ve güvenle eğitim aldığı ortamların korunmasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır. Bu bilinçle eğitime katkı sunmak adına iki okul inşa ederek Millî Eğitim Bakanlığı’na bağışlamış bulunuyor, aynı zamanda ülkemizi daha aydınlık yarınlara taşımak için üretmeye ve ihracata devam ediyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle başta çocuklarımız olmak üzere tüm milletimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyor, geleceğimizin mimarı evlatlarımıza sağlıklı ve umut dolu bir yaşam diliyorum. İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli: Egemenliğin ve geleceğin emaneti 23 Nisan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun ilan edildiği bu anlamlı gün, Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk tarafından 106 yıl önce çocuklara armağan edilmiştir. İzmir Ticaret Borsası olarak, onun izinde yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımızı tarımsal üretim, sürdürülebilir çevre ve doğa bilinciyle yetiştirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. “Toprak ve Çocuk” programımızla çocuklarımızın erken yaşta çevre ve doğa sevgisi kazanmasını, çağdaş ve donanımlı bireyler olarak yetişmesini destekliyoruz. Çünkü biliyoruz ki gelecek toprakta, toprağımız ise çocuklarımız sayesinde emin ellerdedir. İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener: Geleceğin güvencesi çocuklar ve 23 Nisan’ın mirası 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. yıl dönümünü kutladığımız bu anlamlı gün, yalnızca bir bayram değil; geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza duyulan güvenin ve verilen değerin en güçlü ifadesidir. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu bayram, bizlere hem geçmişimizin onurunu hem de yarınlara olan sorumluluğumuzu hatırlatmaktadır. Millî egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu bilinciyle, çocuklarımızın özgür, çağdaş ve güçlü bireyler olarak yetişmesi için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. İzmir’in üretim, ticaret ve girişimcilik gücünden aldığımız ilhamla, çocuklarımızın hayallerini destekleyen ve onları geleceğe hazırlayan bir anlayışı büyütmeyi sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki güçlü yarınlar ancak iyi yetişmiş, özgüveni yüksek ve umut dolu nesillerle mümkündür. Bu vesileyle başta çocuklarımız olmak üzere tüm milletimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyor, Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.