SON DAKİKA
Hava Durumu

#İnovasyon

Ekometre - İnovasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnovasyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

GITEX AI Türkiye İstanbul’da başladı Haber

GITEX AI Türkiye İstanbul’da başladı

Türkiye’nin yapay zekâ ve teknoloji ekosistemini küresel yatırımcılarla buluşturan GITEX AI Türkiye 2026, İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. 10 Eylül’e kadar devam edecek etkinlik; teknoloji şirketleri, girişimler, yatırımcılar, kamu temsilcileri ve teknoloji yöneticilerini bir araya getiriyor. Etkinlikte Türkiye’nin dijital ekonomisinin geliştirilmesi, yapay zekâ altyapısının güçlendirilmesi ve teknoloji şirketlerinin küresel pazarlara açılması öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. 350’den fazla şirket ve girişim İstanbul’da GITEX AI Türkiye, 350’den fazla kurumsal katılımcı ve girişimi, 100 konuşmacıyı ve 75 milyar doların üzerinde varlığı yöneten 150 yatırımcıyı bir araya getiriyor. Etkinliğe 70 ülkeden binlerce teknoloji yöneticisi de katılıyor. Yapay zekâdan bulut teknolojilerine, veri merkezlerinden siber güvenliğe, fintekten akıllı altyapılara kadar geniş bir teknoloji gündemi ele alınıyor. Etkinlikte Google Cloud, HPE & NVIDIA, AWS, Huawei, Dell Technologies, SAP ve TrendAI gibi küresel teknoloji şirketlerinin yanı sıra Türkiye’den Trendyol, Andevos ve Halkbank ile çeşitli teknokent ve teknoparklar da yer alıyor. Türkiye’nin yapay zekâ hedefleri gündemde GITEX AI Türkiye, Türkiye’nin 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı kapsamında hedeflerini hızlandırdığı bir dönemde gerçekleştiriliyor. Plan kapsamında; 1 GW veri merkezi kapasitesine ulaşılması,yapay zekâ altyapısına özel sektörden 10 milyar dolar yatırım çekilmesi,iki yıl içinde 5 milyon kişiye yapay zekâ okuryazarlığı kazandırılması hedefleniyor. “Türkiye’yi dünyanın buluşma noktası olarak tanımlıyoruz” Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi İletişim Dairesi Başkanı Gökhan Yücel, açılış konuşmasında Türkiye’de yaklaşık 1.500 aktif yapay zekâ şirketi bulunduğunu belirtti. Yücel, Türkiye’nin dört saatlik uçuş mesafesinde 1,3 milyar kişiye ve toplam 35 trilyon dolarlık pazara erişebildiğini ifade ederek, ülkeyi yalnızca bir köprü olarak değil, küresel teknoloji ekosisteminin buluşma noktası olarak konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi. Yapay zekâ altyapısı için yatırımlar güçleniyor Etkinliğin ilk gününde yapay zekânın ihtiyaç duyduğu işlem gücü, bulut teknolojileri ve veri merkezi kapasitesi de gündeme geldi. Dell Technologies Türkiye Ülke Müdürü İlker Rodoplu, dijital dönüşümün artık iş sürekliliği ve rekabet gücü açısından temel bir gereklilik haline geldiğini belirtti. Huawei ise Türkiye’deki yapay zekâ ve bulut altyapısına yönelik yatırımlarını ve gelecek dönem planlarını paylaştı. Şirket, 2023’ten bu yana Türkiye’de yerel bulut altyapısı hizmeti sunarken, Ankara’da 2024 yılında açtığı felaket kurtarma merkeziyle desteklenen üç erişilebilirlik bölgesine sahip altyapısını da kullanıyor. Huawei Cloud Türkiye Satış Direktörü Safder Baydur, küresel veri merkezi kapasitesinin 2020’de yaklaşık 60 gigavattan 2024’te 97 gigavata yükseldiğini, 2030 için ise 226 gigavatlık kapasite öngörüldüğünü belirtti. GITEX ile Terminal İstanbul arasında iş birliği Etkinliğin ilk gününde GITEX ile Terminal İstanbul arasında Mutabakat Zaptı imzalandı. Anlaşmayla Terminal İstanbul’un dünyanın farklı noktalarında düzenlenen GITEX etkinliklerinde yer alması ve Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminin uluslararası yatırımcılarla daha güçlü şekilde buluşturulması hedefleniyor. Terminal İstanbul projesi kapsamında eski Atatürk Havalimanı terminallerinin yaklaşık 500 bin metrekarelik alanda inovasyon ve girişimcilik merkezine dönüştürülmesi planlanıyor. Teknoloji şirketleri için uzun vadeli sermaye vurgusu Etkinliğin yatırım gündeminde teknoloji şirketlerinin küresel ölçekte büyümesi için uzun vadeli sermayenin önemi de ele alındı. Türkiye Varlık Fonu Yatırımlar Genel Müdürü ve Türkiye Teknoloji Fonu Yönetim Kurulu Üyesi Bilal Bedir, varlık fonlarının uzun vadeli yatırım yaklaşımıyla teknoloji ekosistemine daha fazla kurumsal ve uluslararası sermaye çekebileceğini ifade etti. Fintek dönüşümünde yapay zekâ ve açık bankacılık öne çıkıyor GITEX AI Türkiye’nin gündeminde finans teknolojileri de önemli bir yer tuttu. Bankalar, fintek şirketleri ve teknoloji sağlayıcıları; yapay zekâ, açık bankacılık ve akıllı otomasyonun finansal hizmetleri nasıl dönüştürdüğünü ele aldı. Halkbank da yapay zekâ, dijital bankacılık ve yeni nesil teknolojilere yönelik yatırımlarını etkinlikte gündeme getirdi. Türk teknoloji şirketi Andevos ise ödeme, kiosk yönetimi, açık bankacılık ve yapay zekâ destekli çözümlerini tanıtıyor. Etkinlik 10 Eylül’de devam edecek GITEX AI Türkiye, 10 Eylül sabahı gerçekleştirilecek bakan konuşmasının ardından yapay zekâ, veri merkezleri, akıllı altyapı, fintek, siber güvenlik, ileri üretim ve kurumsal dijital dönüşüm oturumlarıyla devam edecek.

Atlas Copco Kompresör Türkiye'de üst düzey atama Haber

Atlas Copco Kompresör Türkiye'de üst düzey atama

Özge Kefeli Erkan, Atlas Copco Group bünyesindeki satış, pazarlama, iş geliştirme ve genel yönetim alanlarındaki kapsamlı deneyimiyle dikkat çekiyor. Yirmi yılı aşkın kariyeri boyunca farklı coğrafyalarda ticari organizasyonlara liderlik eden Erkan, yüksek performanslı ekiplerin oluşturulması, müşteri odaklı büyüme stratejilerinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir iş sonuçlarının elde edilmesinde önemli başarılara imza attı. Son olarak Atlas Copco Enerji Tekniği İş Alanı'nda Bölgesel Genel Müdür olarak görev yapan Erkan, Türkiye'nin yanı sıra Azerbaycan, Gürcistan, Irak ve Pakistan operasyonlarının yönetiminden sorumluydu. Bu görevinde bölgesel büyüme stratejilerinin hayata geçirilmesi, operasyonel mükemmelliğin geliştirilmesi ve müşteri deneyiminin güçlendirilmesi konularında önemli katkılar sağladı. Atlas Copco'daki uzun soluklu kariyeri boyunca Bölgesel Satış ve Pazarlama Müdürü, Portatif Hava Ürünleri Bölgesel İş Hattı Müdürü, Ürün Uzmanı ve Satış Mühendisi gibi birçok farklı pozisyonda görev alan Erkan, ticari liderlikten iş geliştirmeye, stratejik planlamadan müşteri ilişkileri yönetimine kadar geniş bir uzmanlık alanı oluşturdu. Kocaeli Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü mezunu olan Özge Kefeli Erkan, yüksek lisans eğitimini Maltepe Üniversitesi İşletme Yönetimi (MBA) programında tamamladı. Atlas Copco Kompresör Tekniği, bu atamayla birlikte müşteri odaklı büyüme stratejilerini güçlendirmeyi ve Türkiye pazarındaki konumunu pekiştirmeyi hedefliyor. Özge Kefeli Erkan’ın liderliğinde şirketin sürdürülebilir büyüme, inovasyon ve müşteri memnuniyeti alanlarında yeni başarılara imza atması bekleniyor.

Bayer Türkiye’de üst düzey atama Haber

Bayer Türkiye’de üst düzey atama

André Santiago Silva, 2023 yılından bu yana Bayer Türkiye’nin İlaç bölümüne liderlik eden ve Bayer’deki başarılı kariyerinin ardından emekliye ayrılacak olan Colin Tyrer’dan görevi devralıyor. Silva, yeni görevinde Bayer’in Türkiye’deki ilaç faaliyetlerine liderlik edecek; şirketin bilim ve inovasyon odağı doğrultusunda hastalar ve sağlık ekosistemi için değer yaratmaya yönelik çalışmalarını sürdürecek. Bu kapsamda Bayer ekiplerinin yanı sıra sağlık mesleği mensupları, ilgili kamu kurumları ve sektör paydaşlarıyla yürütülen ilişkilerin ve iş birliklerinin güçlendirilmesine odaklanacak. Silva ayrıca Bayer’in İran’daki ilaç operasyonlarını da yönetecek. Lisans ve yüksek lisans eğitimini Lizbon Üniversitesi’nde eczacılık alanında tamamlayan ve sağlık sektöründe 20 yılı aşkın deneyime sahip olan André Santiago Silva; Portekiz, Almanya ve Nordik ülkelerini kapsayan güçlü bir uluslararası liderlik geçmişine sahip. Silva son olarak Bayer Danimarka ve Norveç Ülke Müdürü olarak görev yaptı. Bu görevinde, organizasyona önemli bir dönüşüm sürecinde liderlik ederken sağlık ekosistemindeki güçlü iş birlikleri aracılığıyla hastaların yenilikçi tedavilere erişiminin artırılmasına katkıda bulundu. Silva, bu görevinden önce Bayer’de Global Marka Direktörü olarak çalıştı ve önemli markaların küresel stratejilerinin oluşturulmasında rol aldı. André Santiago Silva atamasına ilişkin şunları söyledi: “Bayer Türkiye’ye katıldığım ve deneyimli ekiplerimizle birlikte çalışma fırsatı bulduğum için büyük memnuniyet duyuyorum. Türkiye, güçlü bilimsel birikimi ve gelişmiş sağlık ekosistemiyle Bayer açısından önemli bir ülke. Önümüzdeki dönemde, bugüne kadar elde edilen başarıları ve oluşturulan güçlü temeli daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Sağlık mesleği mensupları, kamu kurumları ve sektör paydaşlarıyla uzun yıllara dayanan ilişkilerimizi ve iş birliklerimizi güçlendirerek sürdürmeye; bilim ve inovasyon odağımız doğrultusunda hastalar ve sağlık sistemi için değer yaratmaya devam edeceğiz. Bu süreçte Bayer Türkiye’nin köklü deneyiminden ve ekiplerimizin uzmanlığından güç alarak ülkemizde sağlık alanındaki gelişime katkı sunmayı sabırsızlıkla bekliyorum.”

PLASFED’den “büyümenin kalitesi” uyarısı Haber

PLASFED’den “büyümenin kalitesi” uyarısı

PLASFED Başkanı Ömer Karadeniz, ilk çeyrekteki yüzde 0,8’lik daralmanın ardından gelen toparlanmanın umut verici olduğunu belirterek, kalıcı büyüme için finansman, enerji, hammadde ve işçilik maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini söyledi. Türkiye ekonomisinin ikinci çeyrekte yüzde 2,3 büyümesi sanayideki toparlanmayı da beraberinde getirdi. Sanayi sektörü, yılın ilk çeyreğinde kaydettiği yüzde 0,8’lik daralmanın ardından ikinci çeyrekte yüzde 2,4 büyüdü. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerini değerlendiren Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, sanayinin yeniden büyüme eğilimine girmesinin üretim gücü açısından olumlu olduğunu belirtti. Ancak Karadeniz, büyüme oranının yanı sıra büyümenin niteliğine de odaklanılması gerektiğini vurguladı. Sanayideki toparlanma umut verdi Türkiye ekonomisi ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3 büyürken, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,1 arttı. Bu dönemde sanayi sektörünün yüzde 2,4 büyümesi dikkat çekti. İlk çeyrekte yüzde 0,8 küçülen sanayinin yeniden büyümeye dönmesi, üretim cephesindeki hareketliliğin güçlendiğine işaret etti. Karadeniz, sanayideki toparlanmanın olumlu bir gelişme olduğunu belirterek, bunun kalıcı hale getirilmesinin önemine dikkat çekti. “Sanayi sektörünün yılın ilk çeyreğinde yaşadığı yüzde 0,8'lik daralmanın ardından ikinci çeyrekte yüzde 2,4 büyümesi, üretim cephesinde yeniden hareketlenme başladığını göstermesi açısından umut verici. Ancak Türkiye'nin sürdürülebilir ve yüksek kaliteli bir büyüme patikasına girebilmesi için sanayideki bu toparlanmanın kalıcı hale gelmesi gerekiyor” dedi. “Sanayinin büyümesi tek başına yeterli değil” Karadeniz’e göre Türkiye ekonomisinde sürdürülebilir büyümenin temel koşullarından biri üretim ve sanayinin güçlendirilmesi. Büyüme oranının tek başına yeterli olmadığını belirten Karadeniz, sanayicilerin karşı karşıya bulunduğu maliyet ve rekabet baskısının devam ettiğini söyledi. “Sanayinin yüzde 2,4 büyümesi önemli ve değerli bir gelişme. Ancak sanayicimizin bugün karşı karşıya olduğu yüksek finansman maliyetleri, enerji ve hammadde giderleri, işçilik maliyetleri ve küresel rekabet baskısı devam ediyor” ifadelerini kullandı. Karadeniz, mevcut koşullarda sağlanan büyümenin kalıcı hale gelebilmesi için üretim maliyetlerini aşağı çekecek ve yatırımları destekleyecek politikaların güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Plastik sektörü sanayi için kritik önemde Türkiye’nin üretim ve ihracat kapasitesinde plastik sektörünün önemli bir yere sahip olduğunu belirten Karadeniz, sektörün otomotiv, ambalaj, inşaat ve sağlık başta olmak üzere çok sayıda alana girdi sağladığına dikkat çekti. Plastiğin artık çok geniş bir üretim zincirinin temel girdilerinden biri olduğunu ifade eden Karadeniz, sektörün teknoloji ve inovasyon açısından da stratejik önem taşıdığını belirtti. “Daha yüksek katma değerli yapıya geçmeliyiz” Karadeniz, sanayideki toparlanmanın plastik sektörüne de güçlü biçimde yansımasını istediklerini söyledi. “Plastik sanayisi, Türkiye'nin üretim ekosisteminin temel sektörlerinden biri. Dolayısıyla sanayideki toparlanmanın plastik sektörüne de güçlü biçimde yansımasını istiyoruz” diyen Karadeniz, sektörün temel sorunlarının başında hammadde, finansman ve enerji maliyetlerinin geldiğini belirtti. Karadeniz, Türkiye’nin mevcut üretim kapasitesini korurken daha yüksek katma değerli ve rekabetçi bir üretim yapısına yönelmesi gerektiğini ifade etti. Sanayideki ikinci çeyrek performansının olumlu bir başlangıç olduğunu belirten Karadeniz’in değerlendirmeleri, önümüzdeki dönemde büyümenin sürdürülebilirliği açısından maliyetlerin azaltılması, yatırımların desteklenmesi ve ihracat rekabetçiliğinin güçlendirilmesi başlıklarını öne çıkarıyor.

Türk kimya şirketine Avrupa’dan 15/15 tam puan Haber

Türk kimya şirketine Avrupa’dan 15/15 tam puan

Enerji yoğun endüstrilerden kaynaklanan karbondioksitin (CO₂) yakalanarak yüksek katma değerli bir kimyasal olan formik aside dönüştürülmesini amaçlayan FLEX-CIRC-CO₂ projesi, Avrupa Komisyonu tarafından 15/15 tam puanla değerlendirildi. 8 ülkeden 14 ortağın yer aldığı uluslararası konsorsiyumda Koruma Klor Alkali, elektrokimyasal proses geliştirme ve pilot ölçekte elektroliz hücresinin geliştirilmesine katkı sağlayacak. Koruma Klor Alkali, sürdürülebilir üretim teknolojileri, döngüsel ekonomi ve karbon dönüşümü alanlarında yürüttüğü Ar-Ge çalışmalarını Horizon Europe kapsamındaki yeni bir uluslararası iş birliğine taşıdı. Koruma Klor Alkali’nin ortakları arasında bulunduğu FLEX-CIRC-CO₂ – “Flexible Circular CO₂ Capture and Utilisation Across Energy-Intensive Industries” projesi 36 ay boyunca yürütülecek. Birleşik Krallık, Portekiz, Almanya, Yunanistan, İspanya, İtalya, Avusturya ve Türkiye’den araştırma ve sanayi kuruluşları projede birlikte çalışacak. Karbondioksit aynı proseste değerli bir kimyasala dönüştürülecek FLEX-CIRC-CO₂ projesi ile enerji yoğun endüstrilerden kaynaklanan karbondioksitin (CO₂) yakalanması ve aynı entegre proses içerisinde elektrokimyasal yöntemlerle yüksek katma değerli bir kimyasal olan formik aside dönüştürülmesi hedefleniyor. Projenin temel yeniliklerinden biri, karbondioksit yakalama ve elektrokimyasal dönüşüm süreçlerinin entegre bir platformda bir araya getirilmesidir. Koruma Ar-Ge Merkezi, sahip olduğu elektrokimyasal proses geliştirme ve CO₂ kullanım alanlarındaki bilgi birikimiyle projeye katkı sağlayacak. Merkez, özellikle pilot ölçekte elektroliz hücresinin geliştirilmesi çalışmalarında görev alacak. Avrupa Birliği projelerinde uzun soluklu deneyim Koruma’nın Avrupa Birliği destekli projelerdeki deneyimi önceki yıllara uzanıyor. 2015 yılında Ar-Ge tesisini hayata geçiren şirket, 2018 yılında Horizon 2020 kapsamında kabul edilen projeyle ilk kez Avrupa Birliği destekli bir projede görev aldı. Koruma Klor Alkali, Avrupa Komisyonu’nun CORDIS kayıtlarında Horizon 2020 kapsamında yürütülen USABLE PACKAGING (Sürdürülebilir Biyobozunur Ambalajların Potansiyelinin Ortaya Çıkarılması) projesinin katılımcıları arasında da yer alıyor. Aracı: “Ar-Ge ekibimizin ulaştığı teknik yetkinliğin güçlü bir karşılığı” Koruma Klor Alkali Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, FLEX-CIRC-CO₂ projesinin kabul edilmesini Koruma’nın Ar-Ge yaklaşımı ve uluslararası çalışma vizyonu açısından değerli bir gelişme olarak değerlendirdi. Aracı, şunları söyledi: “Koruma’da Ar-Ge’yi üretim süreçlerimizin, rekabet gücümüzün ve sürdürülebilirlik çalışmalarımızın merkezinde konumlandırıyoruz. Bilimsel bir çalışmanın sanayide uygulanabilir, ölçeklenebilir ve katma değer üreten bir sonuca ulaşmasını önemsiyoruz. Avrupa Birliği proje deneyimimizin bugün Horizon Europe kapsamında 15/15 tam puanla değerlendirilen FLEX-CIRC-CO₂ projesiyle devam etmesi, Ar-Ge ekibimizin ulaştığı teknik yetkinliğin uluslararası ölçekte güçlü bir karşılığı. Ekibimizin bu başarısından dolayı büyük gurur duyuyoruz. Projede geliştirilecek yenilikçi, entegre karbondioksit yakalama ve dönüşüm sistemiyle daha verimli, kompakt ve ölçeklenebilir çözümler üzerinde çalışılacak. Koruma’nın elektrokimya alanındaki bilgi birikimini Avrupa’nın güçlü araştırma ve sanayi kuruluşlarıyla buluşturan bu iş birliğini, Ar-Ge vizyonumuz ve uluslararası Ar-Ge hedeflerimiz açısından değerli bir adım olarak görüyorum.” Avrupa’nın 93,5 milyar avroluk araştırma ve inovasyon programı 2021-2027 dönemini kapsayan Horizon Europe, Avrupa Birliği’nin araştırma ve inovasyon alanındaki temel finansman programı olarak uygulanıyor. Programın söz konusu dönem için gösterge niteliğindeki bütçesi 93,5 milyar avro. Horizon Europe; iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilir kalkınma, Avrupa’nın rekabet gücünün artırılması ile yeni bilgi ve teknolojilerin geliştirilmesine yönelik araştırma ve inovasyon çalışmalarını destekliyor.

Sanipak, Arch Peninsula çatısı altında yeni büyüme dönemine girdi Haber

Sanipak, Arch Peninsula çatısı altında yeni büyüme dönemine girdi

Şirket, yeni dönemde küresel ölçekte büyümesini hızlandırmayı ve bölgesel liderliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Tamamlanan işlemle birlikte Sanipak, dünyanın önde gelen entegre selüloz, kâğıt ve ambalaj üretim gruplarından biri olan Arch Peninsula'nın bir parçası oldu. Şirket, grubun küresel üretim gücü ve sektörel uzmanlığını, Türkiye ve Fas'taki üretim altyapısı ile güçlü marka portföyüyle birleştirerek uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor. Yeni dönemde Sanipak'ın temizlik kâğıtları kategorisindeki liderliğini pekiştirirken, kişisel bakım ve ev bakım kategorilerindeki büyümesini hızlandırması ve dünya standartlarında yenilikçi ürünleri pazara sunmaya devam etmesi hedefleniyor. "Büyüme yolculuğunda yeni bir sayfa açılıyor" Grubun Yatırımlar Eş Başkanı ve Sanipak Yönetim Kurulu Başkanı Nishant Grover, işlemin Sanipak'ın büyüme yolculuğunda yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu belirterek, "Sanipak; güçlü markaları, deneyimli ekibi ve Türkiye ile Fas'taki modern üretim altyapısıyla sağlam temeller üzerine kurulmuş bir şirket. Bu yatırım, bölgedeki portföyümüzü genişletme stratejimiz açısından önemli bir adım. Önümüzdeki dönemde Sanipak'ın inovasyon gücünü destekleyerek markalarının bölgesel erişimini daha da artıracağız. Kullanıcılarımıza üstün deneyim sunarken iş ortaklarımız için de uzun vadeli değer üretmeyi sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı. Yatırımlar ve ihracat büyümeye devam edecek Sanipak CEO'su Bülent Kozlu ise yeni ortaklık yapısının şirket için önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, son dört yılda döviz bazında cirolarını iki katına çıkardıklarını, Türkiye'deki pazar payını artırırken ihracat ağını genişlettiklerini ve Fas'taki operasyonlarını büyüttüklerini söyledi. Kozlu, "Yeni sermayedarımızın küresel ölçeği ve uzmanlığıyla bu güçlü performansı daha ileri taşımayı hedefliyoruz. Türkiye ve Fas'taki üretim altyapımıza, markalarımıza ve ihracat kapasitemize yatırım yapmayı sürdüreceğiz. Tüm paydaşlarımız için uzun vadeli değer yaratırken, Türkiye'de istihdama ve ekonomik büyümeye katkımızı artırmaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan işlem kapsamında Barclays Bank PLC, Arch Peninsula'nın finansal danışmanı olarak görev alırken, hukuki danışmanlığı Paksoy ve Mehigan, borç finansmanının yapılandırılmasını Dome Financial Advisors, finansal ve vergisel durum tespiti çalışmalarını ise EY Türkiye yürüttü.

Noodle pazarına Japon imzası Haber

Noodle pazarına Japon imzası

Türkiye’de kişi başı yıllık noodle tüketiminin ortalama 6 paket seviyelerine ulaşması ve özellikle Z kuşağı ile beyaz yaka genç profesyonellerin pratik ama lezzetli öğün arayışı, pazarın dinamiklerini değiştiriyor. Ajinomoto İstanbul, bu değişimi Oyakata Noodle serisi ile karşılamayı hedefliyor. Körili, Tavuk Aromalı ve Sebze Aromalı seçenekleriyle raflarda yerini alan ve 3 dakikada hazırlanan seri, sadece bir atıştırmalık değil; doyurucu porsiyonu, iri noodle yapısı, özel baharat karışımları ve isteğe bağlı acı biber ilavesiyle erişilebilir gurme bir öğün çözümü sunarak gerçek bir Japon noodle deneyimi yaşatıyor. “Noodle tüketimi son 5 yılda düzenli olarak artış gösterdi” Yeni görevine başlamasıyla markanın inovasyon vizyonunu güçlendiren Ajinomoto İstanbul CEO’su Satoshi Kitamura, yeni ürün serisi hakkında şunları söyledi: "Türkiye, noodle pazarında Avrupa’nın en hızlı büyüyen ülkelerinden biri. Global verilere baktığımızda, noodle tüketiminde porsiyon miktarının düzenli bir artış gösterdiğini görüyoruz; bu da tüketicilerin artık noodle’ı sadece bir atıştırmalık değil, ana öğün olarak konumlandırdığının bir göstergesi. Türkiye ise bu yükselişin merkezinde yer alıyor. Ülkede noodle pazarı son 10 yılda tam 25 kat büyüyerek gıda sektöründe eşine az rastlanır bir başarı hikayesine imza attı. Ajinomoto olarak, Bizim Mutfak Oyakata serisiyle bu devasa büyümenin bir sonraki aşamasına liderlik etmeyi ve Türk tüketicisini Japonya’nın otantik lezzet kalitesiyle buluşturmayı hedefliyoruz. Bizim Mutfak Oyakata serisi ile amacımız, tüketicilerimize sadece hız değil, aynı zamanda Japonya’nın gerçek noodle dokusunu ve lezzet derinliğini sunmak. Ambalaj içindeki özel çeşni karışımlarımızla, evde, okulda veya ofiste sadece 3 dakikada doyurucu ve lezzetli bir deneyim vadediyoruz."

Yapay zekâ çağında rekabetin yeni anahtarı: Marka değeri Haber

Yapay zekâ çağında rekabetin yeni anahtarı: Marka değeri

Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), iş dünyasının rekabet gündemini doğrudan ilgilendiren “Yapay Zekâ Çağında Markalaşma Forumu”nu İzQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirdi. NETNOCON ve İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen forum, markalaşmanın yapay zekâ, algoritmalar, dijital topluluklar, veri temelli müşteri içgörüsü ve yeni nesil tüketici davranışları ekseninde yeniden tanımlandığı dönemi İzmir iş dünyasının gündemine taşıdı. Forumun keynote konuşmacısı, netnografi yönteminin kurucusu, dijital pazarlama ve tüketici kültürü alanında dünyanın önde gelen akademisyenlerinden Prof. Dr. Robert V. Kozinets oldu. Yaklaşık 14 yıl sonra yeniden Türkiye’de iş dünyasıyla buluşan Kozinets, markalaşmanın geleceğine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen “Markalaşmanın Geleceği: Şirketlerin Yol Haritası” başlıklı panelde ise; University of Southern California’dan Dijital Pazarlama ve Tüketici Kültürü Profesörü Prof. Dr. Robert V. Kozinets, Università Cattolica del Sacro Cuore’dan Marka ve Tüketici Kültürü Profesörü Prof. Dr. Rossella Gambetti, University of Southern California’dan İletişim ve Turizm Profesörü Prof. Dr. Ulrike Gretzel ve Pacific University’den Pazarlama ve Tüketici Kültürü alanında çalışmalar yürüten Dr. Öğr. Üyesi Lena Çavuşoğlu yer aldı. Panelin moderasyonunu Dr. Öğr. Üyesi Lena Çavuşoğlu üstlendi. İzmir’i markalaşan bir şehir olarak konumlandıracağız Açılışta konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, markalaşmanın artık yalnızca pazarlama departmanlarının konusu olmadığını belirterek, küresel rekabet gücünü belirleyen stratejik bir liderlik alanına dönüştüğünü söyledi. Özhelvacı, “Bugün yalnızca bir marka forumu düzenlemiyoruz. İzmir iş dünyasını; yapay zekânın, algoritmaların, dijital toplulukların, derin müşteri içgörülerinin ve yeni nesil tüketici davranışlarının şekillendirdiği büyük bir dönüşüm alanıyla buluşturuyoruz. Markalaşmayı yalnızca pazarlamanın bir başlığı olarak değil; şirketlerimizin geleceğe kalma becerisini belirleyen stratejik bir yönetim sorumluluğu olarak ele alıyoruz” dedi. EGİAD’ın 18. Dönem vizyonunun merkezinde yer alan “Üçüz Dönüşüm” yaklaşımına dikkat çeken Özhelvacı, dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve toplumsal dönüşümün birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, yapay zekâ çağında şirketlerin değişimi takip eden değil, değişime yön veren aktörler olması gerektiğini vurguladı. “Algoritmalar görünürlüğü belirliyor, içerikler saniyeler içinde üretiliyor, trendler hızla yayılıyor, veri ise müşteri içgörüsünün ana kaynağı haline geliyor. Böyle bir dönemde markalaşma, yalnızca pazarlama departmanlarının görevi olmaktan çıkıyor; yönetim kurullarının, şirket sahiplerinin ve girişimcilerin sahiplenmesi gereken stratejik bir sorumluluğa dönüşüyor” diyen Özhelvacı, Türkiye’nin üretim gücünü küresel marka değerine dönüştürmesinin kritik önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin üretim gücü, girişimcilik enerjisi, genç insan kaynağı, sanayi tecrübesi ve ihracat kapasitesiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Özhelvacı, bu potansiyelin küresel marka değerine dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Brand Finance Türkiye 2026 verilerine göre Türkiye’nin en değerli 125 markasının toplam değerinin 19,6 milyar dolara yükseldiğini hatırlatan Özhelvacı, bu artışın değerli olduğunu ancak küresel rekabet ölçeğinde Türkiye’nin markalaşma ajandasını daha stratejik, uzun vadeli ve kararlı biçimde ele alması gerektiğini söyledi. Özhelvacı, “Üretim gücümüz var. Girişimcilik enerjimiz var. Genç ve dinamik insan kaynağımız var. Sanayi tecrübemiz ve ihracat kapasitemiz var. Ancak bütün bu değerleri küresel ölçekte daha güçlü marka hikâyelerine dönüştürme konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyacımız var” dedi. İzmir’in köklü ticaret kültürü, güçlü sanayi altyapısı, liman kenti kimliği, yaratıcı sektörleri, tarım ve gıda potansiyeli ile teknoloji ve inovasyon ekosistemi sayesinde önemli bir marka değerine sahip olduğunu kaydeden Özhelvacı, kentin bu potansiyelinin daha görünür ve ayırt edici bir küresel kimliğe taşınması gerektiğini ifade etti. “İzmir’i yalnızca üreten bir şehir olarak değil; tasarlayan, anlatan, dönüştüren, markalaşan ve dünyaya değer sunan bir şehir olarak konumlandırmalıyız” diyen Özhelvacı, genç iş insanlarına bu noktada büyük sorumluluk düştüğünü belirtti. EGİAD Başkanı Özhelvacı, forumun yalnızca bir bilgi paylaşımı değil, İzmir iş dünyası için yeni sorular üretmesi gereken stratejik bir başlangıç olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Markamızı gerçekten tanıyor muyuz? Müşterimizi yeterince dinliyor muyuz? Dijital toplulukların sesini anlayabiliyor muyuz? Yapay zekâyı yalnızca verimlilik aracı olarak mı görüyoruz, yoksa daha derin müşteri içgörüsü üretmek için kullanabiliyor muyuz? İzmir’den dünyaya nasıl daha güçlü markalar çıkarabiliriz? Çünkü bazen dönüşüm, tek bir cevaptan değil; doğru zamanda sorulan güçlü bir sorudan başlar.” Perihan İnci: “Geleceğin rekabeti markalar arasında yaşanacak” EGİAD Danışma Kurulu Başkanı Perihan İnci ise markalaşmanın artık yalnızca şirketlerin değil, şehirlerin ve ülkelerin de rekabet gücünü belirleyen stratejik bir unsur haline geldiğini vurguladı. Yapay zekâ ve veri ekonomisinin şekillendirdiği yeni dünyada üretmenin tek başına yeterli olmadığını belirten İnci, güçlü markaların güven, sürdürülebilirlik, inovasyon ve değer üretimi üzerine inşa edildiğini ifade etti. İzmir’in üretim gücü, limanı, girişimcilik ekosistemi ve uluslararası vizyonuyla önemli bir marka şehir potansiyeline sahip olduğuna dikkat çeken İnci, şunları söyledi: “Önümüzdeki dönemde hem Türkiye markasını hem de İzmir markasını daha güçlü bir şekilde inşa etmek zorundayız. Çünkü geleceğin rekabeti yalnızca ekonomiler arasında değil; markalar arasında yaşanacaktır.” Kozinets: “Markalar mesaj üreten değil, topluluk oluşturan yapılar haline geldi” Forumun keynote konuşmacısı Prof. Dr. Robert V. Kozinets ise, markalaşmanın yapay zekâ çağında köklü bir dönüşüm geçirdiğini belirterek, markaların artık yalnızca ürün ve hizmet sunan yapılar değil, dijital topluluklar içerisinde şekillenen kültürel ekosistemler haline geldiğini söyledi. Günümüz rekabetinde marka değerinin şirketlerin anlattığı hikâyelerden çok, tüketicilerin kendi aralarında kurduğu etkileşimlerden doğduğunu vurgulayan Kozinets, “Markalar mesaj üreten değil, topluluk oluşturan yapılar haline geldi” dedi. Dijital çağda müşteri sadakatinin yerini topluluk aidiyetinin aldığını belirten Kozinets, başarılı markaların tüketicileri yalnızca hedef kitle olarak görmeyip onları marka deneyiminin aktif bir parçası haline getiren kurumlar olacağını ifade etti. Yapay zekânın içerik üretimi, veri analizi ve müşteri deneyimi yönetiminde önemli fırsatlar sunduğunu belirten Kozinets, teknolojinin marka yaratmadığını ancak marka deneyimini büyüttüğünü vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Yapay zekâ marka yaratmaz; marka deneyimini ölçeklendirir. Veri bize ne olduğunu söyler, kültür ise neden olduğunu açıklar.” Yapay zekânın giderek yaygınlaştığı yeni dönemde teknolojinin herkes tarafından erişilebilir hale geleceğini ifade eden Kozinets, sürdürülebilir rekabet avantajının kültürel anlam üretebilen markalar tarafından yaratılacağını belirtti. Tüketici artık hedef kitle değil, marka ortağı Konuşmasında tüketicinin değişen rolüne de dikkat çeken Kozinets, dijital çağın tüketicisini yalnızca satın alma kararı veren bir müşteri olarak değil; içerik üreten, marka hikâyelerini şekillendiren ve kurumların algısını doğrudan etkileyen bir paydaş olarak tanımladı. Markaların tüketicilerle tek yönlü iletişim kurmak yerine ortak değer üretme anlayışıyla hareket etmeleri gerektiğini belirten Kozinets, markalaşmanın geleceğinin katılımcı, topluluk temelli ve insan merkezli modeller üzerinden şekilleneceğini söyledi. Forumda yapılan değerlendirmelerde; yapay zekânın markalar için yalnızca verimlilik sağlayan bir teknoloji değil, tüketiciyi, toplulukları ve kültürel kodları anlamaya imkân veren stratejik bir içgörü altyapısı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, yapay zekâ destekli markalaşma, dijital topluluklar, tüketici deneyimi, kültürel içgörü ve küresel rekabet başlıklarında geleceğin iş dünyasına ilişkin önemli perspektifler kazandı. Yoğun katılımla gerçekleşen forum, İzmir iş dünyası için markalaşmayı yapay zekâ çağının en kritik rekabet başlıklarından biri olarak yeniden gündeme taşırken; şirketlerin yalnızca üretim, fiyat ve kalite avantajıyla değil, anlam yaratan marka hikâyeleri, güçlü müşteri içgörüleri, dijital topluluklarla kurulan güven ilişkisi ve küresel ölçekte ayırt edici konumlanma ile öne çıkabileceği mesajını verdi.

Arçelik 25 ülkeden distribütörlerini  Manisa’da ağırladı Haber

Arçelik 25 ülkeden distribütörlerini Manisa’da ağırladı

Şirketin küresel büyüme stratejisi, yenilikçi ürün ve üretim yatırımlarına olan kararlılığı ile uzun vadeli ortaklık vizyonunu paylaştığı etkinlikte distribütörler tüketicilere sundukları ürünlerin ar-ge ve tasarım süreçleri ile üretim teknolojilerini yerinde inceleme fırsatı buldu. Arçelik CEO’su Can Dinçer, “57 ülkede 120 iştirakimiz ve 22 markamızla faaliyet gösteriyor, dünyanın dört bir yanındaki ar-ge merkezlerimizde farklı pazarların ihtiyaçları doğrultusunda ürünler geliştiriyoruz. Bu küresel yapının gücünü sahaya taşıyan, teknolojilerimizi daha geniş kitlelere ulaştıran global distribütör ağımız, büyüme stratejimizin çok kıymetli bir parçasını oluşturuyor. Distribütörlerimizin tüketicilerle buluşturdukları ürünlerin arkasında nasıl bir ar-ge birikimi, üretim teknolojisi ve mühendislik yetkinliği yattığını bizzat deneyimlemelerini istedik. Bu anlamda %80 otomasyon seviyesi, her 6 saniyede 1 ürün üretimi ve 99 ülkeye ihracatıyla şirketimizin üretim altyapısının en güçlü örneklerinden biri olan Manisa İşletmemizde bir araya geldik. Şirketimizin dünyanın dört bir yanındaki küresel varlığının ve etki alanının güzel bir yansıması olan bu etkinlikte, 25 ülkeden partnerlerimizi işletmemizde ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduk. Önümüzdeki dönemde iş birliklerimizi daha da derinleştirerek daha fazla evde katma değer yaratmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Ev teknolojileri sektörünün öncü şirketi Arçelik, Azerbaycan, Balkanlаr, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT), Doğu Avrupa, Kanada, Kıbrıs, Kuzey Afrika ve Orta Doğu distribütörlerinin temsilcilerini bir araya getirdiği Global Distribütörler Toplantısı’nı Manisa’da düzenledi. Arçelik CEO’su Can Dinçer ve Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural’ın ev sahipliğinde dijitalleşme, yapay zekâ ve ileri otomasyon da dahil sürdürülebilir üretim ve Endüstri 4.0 uygulamalarıyla Türkiye'nin en ileri üretim tesislerinden biri olan Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi'nde gerçekleştirilen etkinlikte, 100’e yakın distribütör; sattıkları ürünlerin tasarımından üretime uzanan süreçleri bizzat yerinde inceledi. Toplantıda şirketin büyüme stratejisi, rekabet avantajı, çok markalı yönetim anlayışı, kusursuz üretim yaklaşımı, ar-ge ve inovasyon platformu, müşteri hizmetleri, sürdürülebilirlik, yapay zekâ odaklı değer yaratma ve EMENA stratejisi başlıkları ele alınırken, uzun vadeli ve karşılıklı fayda sağlayan ortaklık vizyonu distribütörlerle paylaşıldı. Arçelik CEO’su Can Dinçer: “Distribütör ağımız büyüme stratejimiz için çok kıymetli” Konuyla ilgili açıklamada bulunan Arçelik CEO’su Can Dinçer, “57 ülkede 120 iştirakimiz ve 22 markamızla faaliyet gösteriyor, dünyanın dört bir yanındaki ar-ge merkezlerimizde farklı pazarların ihtiyaçları doğrultusunda ürünler geliştiriyoruz. Kalite, inovasyon, sürdürülebilirlik odağında ürün ve üretim yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyor, teknoloji altyapımızı güçlendiriyor ve tüketicilerin hayatına gerçek anlamda değer katan yenilikçi ürünler geliştirmeye devam ediyoruz. Bu küresel yapının gücünü sahaya taşıyan, teknolojilerimizi daha geniş kitlelere ulaştıran distribütör ağımız büyüme stratejimizin çok kıymetli bir parçasını oluşturuyor. Distribütörlerimizin tüketicilerle buluşturdukları ürünlerin arkasında nasıl bir ar-ge birikimi, üretim teknolojisi ve mühendislik yetkinliği yattığını bizzat deneyimlemelerini istedik. Bu anlamda %80 otomasyon seviyesi, her 6 saniyede 1 ürün üretimi ve 99 ülkeye ihracatıyla şirketimizin üretim altyapısının en güçlü örneklerinden biri olan Manisa İşletmemizde bir araya geldik. Şirketimizin dünyanın dört bir yanındaki küresel varlığının ve etki alanının güzel bir yansıması olan bu etkinlikte, 25 ülkeden partnerlerimizi işletmemizde ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduk. Önümüzdeki dönemde iş birliklerimizi daha da derinleştirerek daha fazla evde katma değer yaratmaya devam edeceğiz” dedi. Arçelik, 22 markasının sahip olduğu mağazaları, bayi ağı ve distribütörlerini kapsayan geniş satış kanalları üzerinden bugün 150’den fazla ülkede tüketicilere ulaşıyor. Şirket, bu güçlü küresel yapıyı yenilikçi ürün yatırımları ve derinleşen ortaklıklarla daha da ileriye taşıyor. 100’E yakın ülkeye çamaşır makinesi ihracatı Arçelik’in global distribütörlerini ağırladığı Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi, yapay zekâ destekli üretim sistemleri, veri odaklı yönetim anlayışı ve ileri otomasyon da dahil sürdürülebilir üretim ve Endüstri 4.0 uygulamalarıyla ülkenin en teknolojik üretim tesislerinden biri konumunda yer alıyor. 92 bin m2’lik alana kurulu tesis, 4 milyona yakın çamaşır makinesi üretim kapasitesiyle yılda ortalama 1900 kişiye istihdam sağlarken, işletmede üretilen ürünler 99 ülkeye ihraç ediliyor. Otomatik Yönlendirmeli Araçlar (AGV), Raylı Güdümlü Araçlar (RGV) ve Otomatik Depolama Sistemleri (SLS) teknolojileriyle donatılan tesis, üretim hatlarında %80 otomasyon seviyesine ulaşırken, sürdürülebilirlik performansıyla da sektörde fark yaratıyor. Tesisin çatısına kurulu 10 MW’lık güneş enerji sistemiyle yılın üç ayı enerjisinin tamamı güneşten karşılanırken, yağmur suyu depolama sistemiyle su tüketimi de önemli ölçüde azaltılıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.