Ticari krediler daraldı faizler yüzde 55’e yükseldi
Döviz kredisine erişim neredeyse dururken; TL kredilere yönelen talep, faizlerin yüzde 55 seviyelerine yükselmesine yol açtı. Sektör temsilcileri tahsilatların aksadığı piyasada ‘yaprak dökümü’ uyarısında bulunurken, savaşın 2026’yı da ‘kayıp yıla’ dönüştürmesinden endişeli.
ABD-İsrail ile İran arasında 28 Şubat’ta başlayan çatışmaların gerilimi sürerken, savaşın ateşi iç piyasayı ısıtmaya devam ediyor. Küresel enerji koridorunun merkezi konumundaki Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla petrol kaynaklı hammadde krizi, başta plastik olmak üzere birçok sektörde maliyetleri ve belirsizliği artırırken, reel sektörün daralan finansman kanallarını iyice sıkıştırdı. Savaşın başlamasının hemen ardından Merkez Bankası’nın (TCMB) önlem amacıyla attığı sıkılaştırma adımlarının yanı sıra artan döviz kredilerine erişimin neredeyse durması kredi maliyetlerini fırlattı. Bankalar kredi faiz oranlarını yüzde 45’ler seviyesinden yüzde 55’lere kadar yükseltirken, yüksek maliyetine katlanan firmaların dahi kredi bulmakta zorlandığı iddia ediliyor. Savaşın doğurduğu petrol krizinin enflasyonist etkisinden endişe edinen reel sektör, finansman ve operasyonel maliyetlerde yukarı yönlü hareketin 2026’yı da tıpkı 2025 gibi kayıp yıla çevirmesinden endişe ediyor.
FAYAT: TL kredi kıymete bindi
Merve Yiğitcan'ın haberine göre, piyasadaki finansal sıkışıklığa ilişkin değerlendirmelerde bulunan TOBB Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sanayi Meclisi Başkanı Şeref Fayat, Merkez Bankası’nın politika faizine dokunmadan attığı adımların piyasa faizlerini yukarı çektiğini söyledi. Fayat, “Merkez Bankası, birkaç regülasyonla politika faizini artırmadan gecelik borçlanma maliyetini yaklaşık 300 baz puan yukarı çekmiş oldu. Bu hamle, bankaları döviz kredisi kullandırmama noktasına itti. Şu an hangi bankaya gitseniz ‘döviz yok’ yanıtını alıyorsunuz” dedi.
Döviz kanallarının kapanmasıyla TL kredilere yönelik bir talep yığılması olduğunu dile getiren Fayat, “Adeta TL kredi kıymete bindi. Son iki haftada faizlerin yüzde 10 gibi çok yüksek bir oranda yukarı çekildiğini görüyoruz, yüzde 55 oranları konuşulmaya başlandı. Hem bayram öncesi ödemeler hem de çalışan maliyetleri bu talebi artırmış olabilir ancak asıl tetikleyici, döviz verilmemesi sebebiyle TL faizinin tırmanmasıdır” diye konuştu. Sektörün gelecek projeksiyonuna dair endişelerini de dile getiren Fayat, “Avrupa’nın satın alma endeksinin yükselmesiyle yılın ikinci yarısında bir toparlanma bekliyorduk ancak savaş kaynaklı ortaya çıkan bu finansal sıkıntılar ile bir çeyrek daha kaybetmiş olduk. Son çeyreğe kadar önümüzü göremeyeceğimiz bir hasar aldık. Eğer bu durum biraz daha uzarsa, 2025 yılını komple ‘kayıp yıl’ olarak geçirebiliriz. Risk gerçekten çok büyük” uyarısında bulundu.
EROĞLU: En ufak sıkıntıda dahi kredi bulmak zorlaşıyor
TOBB Plastik, Kauçuk ve Kompozit Sanayi Meclisi Başkanı Yavuz Eroğlu, savaşın başlamasıyla kredi maliyetlerinin bir anda yükselmesinin sanayiciyi şaşırtmadığını, ancak zor durumda bıraktığını anlattı. Eroğlu, “Biz sanayiciler olarak şunu hep yaşıyoruz, en ufak bir sıkıntı olduğunda kredi bulmak zorlaşıyor. Bankalar biraz nazlı davranıyor böyle zamanlarda, ilk adım olarak kredileri zorlaştırıyorlar. Zaten bu kadar zorken kredi bulmak, kaynağı elinde bulunduranların bu kadar sıkı davranması ister istemez durumu sanayiciler için daha da güçleştiriyor” şeklinde konuştu.
ÖNEL: Kredi bulamayan faktoringe yöneldi
İstanbul Tüccarlar Kulübü Başkanı İlker Önel de, finansman maliyetlerindeki artışın reel sektörü faktoring kıskacına ittiğini belirtirken, bankaların ‘isteksiz’ tavrına dikkat çekti. Önel, piyasadaki son durumu şu sözlerle aktardı: “Bankalar arası para piyasasında maliyetler hızla artarken, reel tarafta borçlanma imkanları neredeyse durdu. Bankalar artık kredi kullandırma taraftarı değil. Hatta maliyetine katlanıp yüksek faizle kredi almak isteyene dahi kaynak yaratılmıyor. Kredi bulamayan işletmeler zorunlu olarak faktoring firmalarına yöneliyor ancak orada da maliyetlerin yüzde 100 sınırını aşması kaçınılmaz hale geldi. Bir taraftan hammadde tedarikinde lojistik sıkıntılar var, diğer taraftan paraya ulaşamıyorsun. Bu tabloda üretimin ve ticaretin sürdürülebilirliği ortadan kalkıyor.”
Piyasadaki nakit akışının bozulmasının bir ‘yaprak dökümüne’ dönüşebileceği uyarısında bulunan Önel, tahsilat sürelerinin dramatik şekilde uzamasının büyük bir risk olduğuna işaret etti. Savaşın piyasada güveni zedelediğine dikkat çeken Önel, “Savaş ve bölgesel riskler bahane edilerek tahsilat süreleri çok uzatıldı. Piyasada talep zaten düşük, bir de üzerine tahsilatların durma noktasına gelmesi işletmelerin öz sermayesini tamamen tüketti. İcra ve iflas dosyalarındaki ivmeli artış ile kapanan işletme sayılarındaki yükseliş piyasanın ne kadar sıkıştığını net bir şekilde gösteriyor. Kamunun selektif kredi türleri veya sektörel destek paketleriyle piyasayı rahatlatacak farklı kanallar açması artık bir zorunluluk haline geldi” ifadelerini kullandı.