SON DAKİKA
Hava Durumu

#Hindistan

Ekometre - Hindistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hindistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

WEF'ten küresel ekonomi uyarısı Haber

WEF'ten küresel ekonomi uyarısı

Katılımcıların yüzde 56'sı önümüzdeki bir yılda istikrarlı veya iyileşen bir ekonomik görünüm beklerken, jeopolitik çatışmalar, yüksek enflasyon, daralan mali destekler ve yapay zeka yatırımlarının yarattığı belirsizlikler öne çıktı. Dünya Ekonomik Forumu (WEF), kamu ve özel sektörde görev yapan başekonomistlerin katılımıyla hazırlanan Başekonomistlerin Değerlendirmeleri raporunu yayımladı. Araştırma, küresel ekonominin gelecek bir yılına ilişkin beklentileri ve büyümeyi etkileyebilecek yapısal riskleri ele aldı. Ekonomide istikrarlı görünüm beklentisi Ankete katılan başekonomistlerin yüzde 56'sı, önümüzdeki 12 ayda küresel ekonominin istikrarlı kalmasını veya iyileşmesini bekliyor. Buna karşın katılımcıların yüzde 97'si jeopolitik çatışmaları gelecek yıl boyunca belirsizliğin önemli kaynaklarından biri olarak gösteriyor. Başekonomistlerin yalnızca dörtte biri, küresel ekonominin daha dayanıklı hale geleceğini öngörüyor. Mali desteğin yerini yeni dayanıklılık unsurları alıyor Başekonomistlerin yüzde 69'u, mali desteğin 2020'den bu yana küresel ekonomi açısından en önemli dayanıklılık kaynaklarından biri olduğunu belirtiyor. Ancak bu desteğin önümüzdeki 12 ay boyunca aynı rolü sürdüreceğini düşünenlerin oranı yüzde 28'de kalıyor. Ekonomistlerin çoğu, gelecekte ekonomik dayanıklılığın esnek tedarik zincirlerine, teknolojik yeniliklere ve enerji piyasalarına uyum sağlama kapasitesine daha fazla bağlı olacağını düşünüyor. ABD ve Çin, ekonomik şoklara karşı en yüksek dayanıklılığı gösterebilecek ülkeler arasında değerlendiriliyor. Yapay zeka yatırımları büyümenin yeni dinamiği Ankete katılanların yüzde 97'si, gelecek bir yılda yapay zeka kullanımının artacağını tahmin ediyor. Katılımcıların yüzde 69'u ise bu teknolojinin önemli verimlilik artışı sağlayacağını öngörüyor. Yapay zeka alanındaki rekabetin ABD ve Çin arasında yoğunlaşması beklenirken, başekonomistlerin yüzde 69'u iki ülke arasındaki teknolojik farkın daralacağını düşünüyor. Aynı orandaki katılımcı, Çin'in büyük dil modellerinin 12 ay içinde ABD'deki muadillerine yetişebileceği görüşünde. Veri merkezi yatırımlarına ilişkin beklentiler Her 10 başekonomistten yaklaşık 8'i, veri merkezi yatırımlarının küresel ekonomik büyümenin önemli bir bölümünü oluşturacağını düşünüyor. Bununla birlikte, katılımcıların yüzde 79'u bu yatırımların yerel topluluklardan ciddi direnç görebileceğini öngörüyor. Veri merkezlerinin istihdam yaratma kapasitesine ilişkin beklentiler ise daha sınırlı. Başekonomistlerin yüzde 61'i, bu yatırımların istihdam oluşturma açısından önemli bir paya sahip olacağını düşünmüyor. Katılımcıların çoğu, veri merkezi yatırımlarının elektrik ve su fiyatlarını artırabileceği görüşünde. Jeoekonomik parçalanma riski artıyor Başekonomistlerin yüzde 77'si, gelecek yıl jeoekonomik parçalanmanın artmasını bekliyor. Katılımcıların yüzde 55'i ABD'de, yüzde 43'ü ise Avrupa'da gümrük vergilerinin yükseleceğini tahmin ediyor. Ankete katılanların üçte ikisi küresel ticaret hacminin artacağını düşünürken, yüzde 83'ü Çin'in ABD dışındaki pazarlara yönelik ihracatının büyümesini bekliyor. Hindistan, Güneydoğu Asya, Orta Asya ve ABD, ekonomik görünüm açısından en olumlu değerlendirilen bölgeler arasında yer alıyor. Çin'in görünümünün ise zayıfladığı belirtiliyor. Ekonomistlerin yaklaşık üçte biri Çin'de zayıf büyüme bekliyor. Avrupa ekonomisinde sınırlı bir iyileşme öngörülmesine rağmen, katılımcıların yüzde 61'i bölgede zayıf veya çok zayıf büyüme tahmininde bulunuyor. Para politikalarında farklılaşma beklentisi Başekonomistlerin yaklaşık üçte biri, ABD, Çin ve Avrupa'da işsizliğin artacağını öngörüyor. Katılımcılar ayrıca para politikalarında ülkeler ve bölgeler arasında farklı yönlere doğru bir ayrışma yaşanabileceğini değerlendiriyor. Ankete göre, Japonya'da para politikasının sıkılaşmasını bekleyenlerin oranı yüzde 70, Avro Bölgesi için yüzde 53, ABD için ise yüzde 42 olarak ölçüldü. Gıda ve enerji maliyetlerinde artış beklentisi Başekonomistlerin yüzde 88'i gıda, yüzde 83'ü elektrik ve yüzde 77'si ulaşım maliyetlerinde artış bekliyor. Katılımcıların çoğu, birçok bölgede reel gelirlerin azalacağını veya mevcut seviyelerde kalacağını tahmin ediyor. Hükümetlerin temel ihtiyaç ürünlerinde vergi indirimleri ve tavan fiyat gibi görünür önlemlere başvurması beklenirken, düşük gelirli hanelere yönelik vergi indirimi öngören ekonomistlerin oranı yüzde 36'da kalıyor. WEF'ten dayanıklılık çağrısı WEF Ekonomik Büyüme ve Dönüşüm Bölümü Başkanı Attilio Di Battista, değerlendirmesinde başekonomistlerin küresel ekonomide istikrar beklentisini koruduğunu ancak belirsizliğin yüksek seviyede olduğunu belirtti. Di Battista, jeopolitik dalgalanmalar, olası varlık fiyatı düzeltmeleri, yapay zeka yatırımlarına yönelik artan denetimler ve yaşam maliyeti baskılarının küresel ekonomi açısından risk oluşturduğunu ifade etti. Son yıllarda yaşanan krizlerin aşılmasında hükümet desteklerinin önemli rol oynadığını belirten Di Battista, mali kapasitenin ilerleyen dönemde daralabileceğine dikkat çekerek, yeni bir şok ortaya çıkmadan önce dayanıklılığın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Küresel kömür talebinde yeni rekor beklentisi Haber

Küresel kömür talebinde yeni rekor beklentisi

Daha önce bu yıl için düşüş öngören IEA, 2026’da kömür tüketiminin yüzde 1,2 artarak 8,94 milyar tona ulaşacağını ve yeni bir rekor kıracağını açıkladı. Uluslararası Enerji Ajansı’nın Kömür Piyasası Yıl Ortası Güncellemesi raporuna göre, küresel kömür talebindeki artışın temel nedenlerinden biri doğalgaz fiyatlarındaki yükseliş oldu. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin küresel LNG arzını ve enerji piyasalarını etkilemesi, doğalgazla çalışan santrallerin maliyetlerini artırırken bazı elektrik piyasalarında kömürün yeniden daha rekabetçi hale gelmesine yol açtı. Doğalgaz fiyatları kömürün kullanımını artırdı Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığı sorunları kömür arzını doğrudan etkilemese de bölgedeki LNG akışlarının sekteye uğraması doğalgaz piyasalarında fiyat baskısı oluşturdu. Bunun sonucunda doğalgaz santrallerinin yanında yedek kömür kapasitesine sahip bazı elektrik sistemlerinde üretimin kömüre kaydığı görüldü. IEA, bu gelişmenin özellikle Avrupa, Japonya, Güney Kore, Çin ve diğer bazı piyasalarda daha yüksek kömür tüketimine yol açtığını belirtti. Elektrik üretiminde doğalgaz ile kömür arasındaki maliyet farkının kömür lehine değişmesi, daha önce beklenen küresel talep düşüşünün yerini artış beklentisine bırakmasında etkili oldu. El Nino elektrik talebini yükseltiyor Kömür talebini destekleyen bir diğer unsur ise 2026’da beklenen güçlü El Niño hava olayı. Asya’nın önemli kömür tüketicilerinde sıcaklıkların yükselmesi, soğutma amaçlı elektrik kullanımını artırırken hidroelektrik üretimindeki olası düşüşün de kömür santrallerine olan ihtiyacı artırması bekleniyor. Çin’de ise yüksek petrol fiyatlarının kömürden kimyasal üretimini daha cazip hale getirmesi, enerji sektörünün dışındaki kömür talebini de destekleyen unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Çin ve Hindistan küresel talepte belirleyici IEA, Çin’in kömür tüketiminin 2026’da yüzde 1 artarak yaklaşık 5 milyar tona ulaşmasını bekliyor. Çin, küresel kömür talebinin yönünü belirleyen en önemli ülke olmaya devam ediyor. Hindistan’da ise yüksek elektrik talebi, hava koşulları ve hidroelektrik üretimindeki gelişmeler kömür kullanımının seyrinde belirleyici olacak. Asya’daki diğer önemli tüketicilerde de doğalgaz fiyatlarının yükselmesi ve elektrik talebindeki artış kömür kullanımını destekliyor. Buna karşılık ABD ve Avrupa Birliği gibi gelişmiş ekonomilerde kömür talebindeki uzun vadeli yapısal gerilemenin devam etmesi bekleniyor. ABD’de kömür tüketiminin 2026’da yüzde 7 azalacağı öngörülürken, Avrupa Birliği’nde de düşüş eğiliminin sürmesi bekleniyor. Üretimde gerileme bekleniyor Küresel kömür talebi yükselirken üretim tarafında ters yönde bir görünüm ortaya çıkıyor. IEA, dünya genelinde kömür üretiminin 2026’da yaklaşık yüzde 2 gerilemesini bekliyor. Buna rağmen küresel üretimin üst üste üçüncü yıl 9 milyar tonun üzerinde kalacağı tahmin ediliyor. Çin’de mayıs ayında Şansi eyaletinde meydana gelen ölümcül maden kazasının ardından başlatılan güvenlik denetimleri üretimi önemli ölçüde etkiledi. IEA’ya göre Çin’de haziran ve temmuz aylarında kömür üretimi yıllık bazda yaklaşık yüzde 10 geriledi. Üretimdeki daralma ve talepteki artış, küresel kömür stoklarının son yıllardaki yüksek birikiminin azalmasına neden oluyor. Newcastle termal kömür fiyatı da 2026’nın ilk yarısında yükselirken, ağustos sonunda 6 bin kilokalori seviyesindeki gösterge fiyat yaklaşık 136 dolar/ton olarak kaydedildi. 2027’de gözler Hürmüz Boğazı’nda IEA’nın 2027 görünümünde ise Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler belirleyici olacak. LNG akışının savaş öncesi seviyelere doğru toparlanması ve doğalgaz fiyatlarının gerilemesi halinde kömürün elektrik üretimindeki maliyet avantajının azalması bekleniyor. Bu senaryoda küresel kömür talebinin 2027’de yüzde 0,4 gerileyerek 8,91 milyar tona düşmesi öngörülüyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki LNG akışının kısıtlı kalması ve doğalgaz fiyatlarının yüksek seyretmesi halinde kömür talebinin yeniden artabileceği belirtiliyor. IEA, küresel kömür üretiminin ise 2027’de Çin’deki üretimin toparlanmasının etkisiyle sınırlı ölçüde yükselmesini bekliyor.

Rusya'nın petrol üretiminde tarihi düşüş Haber

Rusya'nın petrol üretiminde tarihi düşüş

Rafineri altyapısına yönelik saldırılar ve ihracat kısıtlamaları nedeniyle petrol ürünleri ihracatının da 2026'da 98,5 milyon tona gerilemesi bekleniyor. Rusya'nın enerji sektöründe savaşın etkileri, hükümetin gelecek yıllara ilişkin petrol üretimi ve ihracatı projeksiyonlarına yansıdı. Bütçe hazırlıklarında kullanılması beklenen yeni taslak tahminler, petrol üretiminde aşağı yönlü revizyona işaret ederken rafineri kapasitesindeki sorunların işlenmiş petrol ürünleri ihracatını da baskılayabileceğini ortaya koydu. 2026 üretim tahmini 494,2 milyon tona çekildi Yeni taslak projeksiyona göre Rusya'nın ham petrol ve gaz kondensatı üretiminin 2026'da 17,2 milyon ton azalarak 494,2 milyon tona gerilemesi bekleniyor. Söz konusu miktar günlük yaklaşık 9,88 milyon varile karşılık geliyor. Tahminin gerçekleşmesi durumunda Rusya'nın petrol üretimi 2009'dan bu yana en düşük seviyesine inecek. Hükümetin mayıs ayında yayımlanan önceki tahmininde ise 2026 petrol üretiminin 511 milyon ton olması bekleniyordu. 2027-2029 projeksiyonları da aşağı çekildi Rusya'nın 2026-2029 dönemine ilişkin petrol üretim beklentileri de önceki tahminlere göre aşağı yönlü revize edildi. Yeni projeksiyonda 2027 üretiminin 500 milyon tona yükselmesi bekleniyor. Ancak bu rakam, mayıs ayındaki tahminin 16 milyon ton altında kalıyor. 2028 ve 2029 yılları için petrol üretimi beklentisi ise 505 milyon ton olarak belirlendi. Önceki tahminlerde her iki yıl için 525 milyon ton üretim öngörülüyordu. Buna göre üretimin önümüzdeki yıllarda toparlanması beklense de yeni tahminler, Rusya'nın 2025'te gerçekleştirdiği 511,4 milyon tonluk üretimin altında kalıyor. Rafinerilere yönelik saldırılar baskıyı artırdı Üretim ve petrol ürünleri ihracatındaki aşağı yönlü beklentilerde rafineri altyapısında yaşanan sorunlar önemli rol oynuyor. Ukrayna'nın son aylarda Rus rafinerilerine yönelik yoğunlaştırdığı İHA saldırıları yakıt üretimini olumsuz etkilerken, ülkenin bazı bölgelerinde benzin sıkıntısına da neden oldu. Bunun yanında Avrupa Birliği'nin savaş sonrasında Rus petrolü ve petrol ürünlerinin büyük bölümüne yönelik uyguladığı ithalat yasağı, Rusya'nın geleneksel ihracat kanalları üzerindeki baskıyı artırdı. Rusya Başbakan Yardımcısı Alexander Novak da haziran ayında petrol üretiminin yıl başından bu yana gerilediğini belirtmiş ve düşüşü rafinerilerdeki plansız bakım çalışmalarına bağlamıştı. Ham petrol ihracatında artış bekleniyor Rafineri kapasitesindeki kayıpların işlenmiş petrol ürünleri üretimini sınırlaması, Rusya'nın daha fazla ham petrol ihraç etmesine neden olabilir. Yeni tahmine göre Rusya'nın ham petrol ihracatı 2026'da 244,7 milyon tona ulaşacak. Ülkenin ham petrol ihracatı 2025'te 230,8 milyon ton seviyesindeydi. 2026 beklentisi, mayıs ayında açıklanan 237,2 milyon tonluk önceki tahminin de 7,5 milyon ton üzerinde bulunuyor. Asya pazarlarının ağırlığı artıyor Ham petrol ihracatındaki artışta Çin ve Hindistan başta olmak üzere Asya pazarlarının etkili olması bekleniyor. Bununla birlikte yeni projeksiyonlar, ham petrol ihracatında 2026 sonrasında düşüş öngörüyor. İhracatın 2027'de 232,5 milyon tona, 2028 ve 2029 yıllarında ise 216,6 milyon tona gerilemesi bekleniyor. Önceki tahminlerde 2027 için 227,4 milyon ton, 2028 ve 2029 yılları için ise 236,3 milyon ton ihracat öngörülmüştü. Petrol ürünleri ihracatında 27,3 milyon tonluk düşüş İşlenmiş petrol ürünlerinde ise daha sert bir gerileme beklentisi bulunuyor. Rus hükümeti, petrol ürünleri ihracatının 2026'da 27,3 milyon ton azalarak 98,5 milyon tona düşmesini bekliyor. Yeni tahmin, önceki projeksiyonun 24,1 milyon ton altında bulunuyor. 2027'de petrol ürünleri ihracatının 113,1 milyon tona yükselmesi bekleniyor. Ancak bu seviye de 2025'in yaklaşık 13 milyon ton ve önceki tahminin 21 milyon ton altında kalacak. Yeni projeksiyona göre petrol ürünleri ihracatı 2028'de 134 milyon ton, 2029'da ise 130 milyon ton olacak. Moskova iç piyasayı korumak için ihracatı sınırlıyor Rusya, iç piyasadaki yakıt arzını artırmak amacıyla petrol ürünleri ihracatına yönelik kısıtlamalarını da sürdürüyor. Ülke, benzin ve jet yakıtı ihracatına yönelik kısıtlamaların yanı sıra motorin ihracatını da yasakladı. Yeni projeksiyonlar, rafineri kapasitesindeki sorunlar, saldırılar ve ihracat kısıtlamalarının Rusya'nın enerji dengesini önümüzdeki yıllarda da şekillendireceğine işaret ediyor.

Şişecam verimlilik, maliyet ve finansman yönetimine odaklandı Haber

Şişecam verimlilik, maliyet ve finansman yönetimine odaklandı

2026 yılının ilk altı ayında 122 milyar TL net satış elde eden şirketin uluslararası satışlarının toplam satışlar içindeki payı yüzde 61 seviyesinde gerçekleşirken, yatırımları 12 milyar TL'ye, ihracatı ise 464 milyon dolara ulaştı. İlk yarıda Türkiye ve Avrupa’da yeni kaplamalı cam hatlarını devreye alan Şişecam, Avrupa'da ayrıca ilk cam ambalaj tesisi yatırımı olan Macaristan'da önemli bir eşiği geride bıraktı. Cam ve kimyasallar sektörlerinin küresel oyuncusu Şişecam, 2026 yılı ilk yarı finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, yılın ilk altı ayında 122 milyar TL net satış gerçekleştirirken, toplam satışları içinde uluslararası satışların payı yüzde 61 oldu. Aynı dönemde 12 milyar TL yatırım yapan Şişecam'ın ihracatı 464 milyon dolar olarak gerçekleşti. Şirket ilk altı ayda 2,8 milyon ton cam, 2,2 milyon ton soda külü ve 2 milyon ton endüstriyel hammadde üretti. Can Yücel: "Önceliğimiz verimlilik, maliyet ve finansman yönetimi ile operasyonel çeviklik oldu" Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, yılın ilk yarısını değerlendirirken şunları söyledi: "Küresel ekonomideki belirsizliklerin, enerji ve lojistik maliyetlerindeki dalgalanmaların devam ettiği bir dönemi geride bıraktık. Bu süreçte küresel üretim ağımız, güçlü müşteri portföyümüz ve çevik yönetim anlayışımız sayesinde operasyonel ve finansal performansımızı korurken yeni fırsatları değerlendirmeye de devam ettik. İlk yarıdaki önceliğimiz verimlilik artışı, maliyet ve finansman yönetimi ile operasyonel çeviklik oldu. Güçlü bilanço ve sağlıklı nakit akışı hedefimiz doğrultusunda nakit yaratımı ve likidite yönetimine öncelik verdik. İşletme sermayesi yönetiminde disiplinli yaklaşımımızı ve sadeleşme çalışmalarımızı sürdürdük. Fon kaynaklarımızı ve nakit varlıklarımızı en verimli şekilde yönetmeye odaklandık. Yılın ilk çeyreğinde yatırımcıların yoğun ilgisiyle tamamlanan Eurobond ihracımız ve uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz iş birlikleri; kısa-orta vadeli likidite yönetimimizi ve uzun vadeli hedeflerimizi desteklememize katkı sağladı." Tarsus yatırımıyla kaplamalı cam kapasitesi yüzde 17 arttı Şişecam, yılın ilk çeyreğinde Bulgaristan ve İtalya'daki düz cam tesislerinde devreye aldığı iki yeni kaplamalı cam hattı ile Avrupa'daki kaplama kapasitesini yaklaşık iki katına çıkararak katma değerli ürün portföyünü genişletti.​ Yılın ikinci çeyreğinde ise Tarsus’taki yeni kaplamalı cam hattını tamamlayan Şişecam; yıllık 7 milyon metrekare kapasiteli bu yeni yatırımla, toplam kaplamalı cam kapasitesini yüzde 17 artırarak yıllık 48,1 milyon metrekareye ulaştırdı. Şirket, yıl sonuna kadar Hindistan'da devreye alacağı yıllık 4,5 milyon metrekare kapasiteli yeni hattıyla bu alandaki küresel varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Dünyanın en büyük düz cam üretim komplekslerinden birini devreye aldı Şişecam, Tarsus'ta ilk çeyrekte devreye aldığı yeşil saha düz cam yatırımındaki TR9 hattını tamamlayarak, yıllık 432 bin ton brüt üretim kapasitesine ulaştı. Bu stratejik adımla Tarsus düz cam tesisi, dünyanın en büyük düz cam üretim komplekslerinden biri haline geldi. Ayrıca, Kuzey İtalya düz cam fabrikasında planlanan periyodik bakım ve soğuk tamir çalışmaları başarıyla tamamlandı ve üretim yeniden başladı. Şişecam, bu planlı duruş yönetimi sayesinde Avrupa’daki diğer üretim tesislerinin kapasite kullanım oranlarını dengeli bir şekilde optimize etmeyi başardı. Avrupa'daki ilk cam ambalaj tesisi Macaristan'da üretime hazırlanıyor Şişecam, Avrupa'daki ilk cam ambalaj üretim tesisi olan Macaristan yatırımında önemli bir aşamayı tamamladı. Şirket, yıllık brüt 198 bin ton kapasiteli ilk fırınını test üretimlerine başlamak üzere ateşledi. Tesisin tam kapasiteyle devreye alınmasıyla birlikte Avrupa pazarındaki operasyonel gücün ve tedarik kabiliyetinin daha da artırılması hedefleniyor. ABD'deki büyüme planlarında ilerleme Şişecam, ABD'deki doğal soda külü faaliyetlerini sürdürürken, aynı bölgede geliştirdiği Pasifik Soda yatırımında ise izin süreçlerinde son aşamaya geldi. Şirket, değişen piyasa koşullarını dikkate alarak yatırımın en uygun şartlarda ilerletilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Yenilenebilir enerji kapasitesi yıl sonunda 106 MW'a ulaşacak Karbonsuz üretim hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarına devam eden Şişecam, daha önce devreye aldığı 25 MW kurulu güce sahip güneş enerjisi santrallerine Manisa'da kurulan 20 MW'lık yeni tesisi ekledi. Böylece şirketin toplam GES kurulu gücü 45 MW'a ulaştı. Yıl sonuna kadar Kars'ta devreye alınması planlanan 61 MW kapasiteli yeni yatırımla toplam kapasitenin 106 MW'a yükselmesi hedefleniyor. İhracat liderliği ve uluslararası başarılar Şişecam, 2025 yılında gerçekleştirdiği 938 milyon dolarlık ihracat performansıyla Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından bir kez daha sektörünün ihracat lideri seçildi. Şirket ayrıca, dünyada ilk kez dijital müzakere edilebilir enstrüman olarak yapılandırılan Working Capital Note işlemiyle GTR Awards 2025 kapsamında "En İyi İşlem" ödülüne layık görüldü. Kurumsal yönetim uygulamalarıyla World Finance tarafından Türkiye'nin en iyisi seçilen Şişecam, TSRS uyumlu sürdürülebilirlik raporunu bağımsız güvence sürecinden geçirerek yayımladı. "Uzun vadeli rekabet gücümüzü artıracak alanlara odaklanıyoruz" Yılın geri kalanına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Can Yücel şunları söyledi: "Değişen piyasa koşullarına uyum sağlamayı sürdürürken, uzun vadeli rekabet gücümüzü artıracak alanlara odaklanacağız. Verimlilik programlarımızı yaygınlaştıracak, katma değerli ürünlerin portföyümüzdeki payını artıracak, yeni pazarlardaki etkinliğimizi geliştirecek ve sürdürülebilirlik çalışmalarımızı ileri taşıyacağız. Aynı zamanda bilanço yapımızı daha da güçlendirmeye ve finansal dayanıklılığımızı korumaya devam edeceğiz."

Orta Doğu gerilimiyle küresel enerji güvenlik ağı çöküyor Haber

Orta Doğu gerilimiyle küresel enerji güvenlik ağı çöküyor

ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ve İran'ın misillemeleri ile İran savaşı, enerjiyi ve sıvılaştırılmış doğalgaz tedarik zincirinin her noktasını etkiledi. WSJ'daki habere göre Hürmüz Boğazı'nın da kapanmasıyla oluşan petroldeki arz krizinin yaratacağı tahribat öngörülemiyor. LNG, savaş alanının ta kendisi haline gelirken, dünya da bu konuda zorlu bir sınava giriyor Wall Street Journal'daki habere göre İran'daki savaş, bölgesel LNG tedarik zincirinin her noktasını parçaladı. Dünyanın en büyük LNG üreticilerinden biri olan Katar'a İran'ın düzenlediği misilleme saldırıları, Ras Laffan tesisine zarar vererek kapasitesinin yaklaşık yüzde 17'sini beş yıla kadar devre dışı bıraktı ve ülkenin devasa genişleme planlarını geciktirdi. Salı günü ise QatarEnergy; Çin, Güney Kore, İtalya ve Belçika'daki müşterileri de dahil olmak üzere bazı LNG tedarik sözleşmelerinde mücbir sebep ilan etti. "LNG, savaş alanının ta kendisi oldu" Yani on yıllar boyunca sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG), enerji krizleri sırasında küresel ekonominin güvenilir bir çıkış noktası görevi görülürken, şimdi savaş alanının ta kendisi haline geldi. Tüm bunlarla beraber küresel LNG'nin yaklaşık beşte birini taşıyan Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemi trafiği de felç olmuş durumda. Körfez'den gelen arz konusunda alıcı güveni de sarsılmış durumda. Uzmanlar, Trump yönetimi ve İran kısa süre içinde savaşı sona erdirmek konusunda anlaşsalar bile, LNG piyasası üzerindeki sonuçların uzun süreli ve petrol piyasasına göre daha da derin olacağını söylüyor. Ham petrolün aksine, dünyada acil durumlarda kullanılabilecek büyük bir stratejik doğalgaz rezervi bulunmamakta. Ortadoğu petrolünün bir kısmı karayolu boru hatlarıyla Hürmüz Boğazı'nı atlayarak Katar'a taşınabilirken, Katar LNG'sinin alternatif çıkış yolları yok. Öte yandan, sıvılaştırma tesisleri, inşası yıllar süren ve geleneksel petrol sahalarına göre onarımı çok daha uzun süren son derece uzmanlaşmış mühendislik mega projeler olarak biliniyor. "Savaş bir gecede bitse bile, doğalgaz piyasasının normale dönmesi çok uzun sürecek" WSJ'a konuşan Oxford Üniversitesi'nde öğretim görevlisi ve eski enerji ticaret yöneticisi Adi Imsirovic "Savaş bir gecede bitse bile, doğalgaz piyasasının normale dönmesi petrol piyasasına göre çok daha uzun sürecektir. Sistemdeki açığın büyük bir kısmı eskiden LNG tarafından karşılanıyordu, bu nedenle zincirleme etkiler çok büyük" dedi. LNG krizi, zengin ülkeleri uzun süreli enerji kaynaklı enflasyon dalgasıyla tehdit ederken, aynı zamanda kırılgan gelişmekte olan ekonomileri yakıtı kısıtlamaya ve fabrika üretim hatlarını kapatmaya zorluyor. Ayrıca küresel mahsul verimini de tehlikeye atıyor. Uzmanlara göre bu yeni gerçeklik, LNG'nin jeopolitik bir güvenlik ağı olarak uzun süredir sahip olduğu itibarını da zedeliyor. Rusya'nın 2022'de Ukrayna'ya saldırısının ardından Avrupa'nın doğalgaz boru hattı tedarikini kesmesiyle, deniz yoluyla taşınan LNG sevkiyatları bu boşluğu hızla doldurmaya yardımcı oldu. 2011'deki Fukuşima felaketinin ardından, LNG sevkiyatları Japonya'nın nükleer reaktörlerini kapatmasının şokunu absorbe etti ve elektrik şebekesinin çalışmasını sağladı. Rystad Energy danışmanlık firmasının kıdemli analisti Jan-Eric Fähnrich "Bu, doğalgaz piyasası için yönsel bir değişim: zaman içinde daha fazla arz esnekliği beklemekten, daha sıkı dengeler ve daha büyük altyapı riskiyle karşı karşıya kalmaya doğru bir geçiş. Şimdi önemli olan sadece kaybedilen hacim değil, aynı zamanda oluşturulan emsaldir. Körfez'deki kritik enerji altyapısının savunmasız olduğu görüldüğünde, alıcılar bu riski ilk kesintiden daha uzun süre fiyatlandıracaklardır." değerlendirmesinde bulundu. "Savaş özellikle asya'yı orantısız şekilde etkiliyor" Katar ve BAE ihracatının durmasıyla birlikte, Avrupa ve Asya, ABD ve Avustralya'dan gelen boş kapasite için agresif bir şekilde rekabet etmek zorunda kalıyor. Veri sağlayıcısı Kpler'e göre, Avrupa'ya gitmesi planlanan yaklaşık 11 LNG tankeri 3 Mart'tan bu yana Asya'ya yönlendirildi. Geçtiğimiz hafta, Louisiana'daki Plaquemines LNG terminalinde yüklediği kargoyu taşıyan ve yaklaşık üç futbol sahası uzunluğundaki La Seine adlı tanker, yolculuğunun ortasında rotasını değiştirdi. Kpler verilerine göre, tanker batı Fransa'daki bir ithalat terminali yerine Asya'da daha yüksek fiyat veren bir alıcıya yöneldi. Rystad'a göre, İran savaşının sonuçları Asya'yı orantısız bir şekilde etkiliyor. Çin, Katar LNG'sinin en büyük ithalatçısı olup ihracatının yaklaşık dörtte birini satın alırken, Hindistan yaklaşık yüzde 10'unu ithal ediyor. LNG'lerinin çoğunu Körfez'den alan Asya'daki gelişmekte olan ülkeler, fiyatların yüksekliği nedeniyle özellikle zor durumda kalıyorlar. Planlar teker teker erteleniyor Saldırılardan önce, Katar'ın devasa Kuzey Sahası genişletme projesinin bu yılın sonlarından itibaren piyasayı yeni LNG ile doldurması bekleniyordu. Körfez'deki altyapı hasarı ve lojistik felci, bu planları erteleyecek gibi görünüyor. Rystad, genişlemede bir yıla kadar gecikmeler olabileceğini, Ras Laffan'ın yeniden inşasının ise beş yıl sürebileceğini tahmin ediyor. Danışmanlık firması Eurasia Group, müşterilerine gönderdiği bir raporda, "Aşırı arz beklenirken, küresel doğalgaz piyasası artık yetersiz arz (ve pahalılık) durumuna düşecek" diye yazdı. En büyük LNG ihracatçısı olan ABD, kıtlık döneminde büyük bir kazanç elde edecek olsa da, yeni ihracat kapasitesi eklemek yıllar alacak. Yine de yöneticiler, fiyatların hızla yükselmesinin talep düşüşüne ve ekonomik yavaşlamaya yol açabileceği konusunda uyarıyor. Shell, küresel LNG talebinin 2040 yılına kadar yüzde 68'e kadar artacağını öngörüyor. Ancak LNG'nin taşınabilirliğini sağlayan mühendislik, altyapısını benzersiz derecede kırılgan hale getiriyor. Uzmanlara göre savaş devam ettiği sürece kırılganlıklar ve belirsizlikler dünyayı ve enerji piyasalarını sarsmaya devam edecek gibi görünüyor...

Asya borsaları pozitif seyir izliyor Haber

Asya borsaları pozitif seyir izliyor

Orta Doğu’da gerilimin azalabileceğine yönelik mesajlar ve enerji fiyatlarındaki sınırlı geri çekilme, Asya piyasalarında alımları destekledi. Orta Doğu'daki gelişmelere ilişkin her türlü haber akışı varlık fiyatlarını etkilemeye devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın, önceki günkü Orta Doğu'da bir anlaşma zemini üzerinde çalışıldığına yönelik açıklamalarına ek dün de İran ile müzakere halinde olduklarını ifade etmesi bölgedeki gerilimlerin yakın zamanda sona erebileceğine dair umutları artırdı. Bölgede tansiyonun tam olarak yatışmaması yatırımcıları temkinli hareket etmeye yöneltirken bu durum piyasaların güçlü bir toparlanmaya girmesini engelliyor. Asya piyasalarında enerji maliyetlerindeki sınırlı geri çekilme ve gerilimlerin azalacağına yönelik iyimserliklerle alış ağırlıklı bir seyir izleniyor. Bölge genelinde jeopolitik gelişmeler yakından takip edilirken Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi telefonda görüştü. Erakçi, görüşmede, uluslararası enerji ve mal ticareti açısından kritik bir nakil hattı olan deniz yolunun durumuna ilişkin, "Hürmüz Boğazı herkese açıktır ve tüm gemiler güvenle geçebilir fakat (bizimle) savaşan ülkeler söz konusu değildir." ifadesini kullandı. Çinli Bakan Vang da krizlerin güç kullanımıyla değil diyalog ve müzakereyle çözümünden yana olduklarını, bunun İran devletinin ve halkının çıkarına olduğu kadar uluslararası toplumun da genel arzusu olduğunu vurguladı. Vang, tarafların barış için tüm fırsatları ve fırsat pencerelerini değerlendirmelerini ve barış sürecini en kısa zamanda başlatmalarını umut ettiklerini belirtti. Analistler, Orta Doğu'daki gelişmelerin enerji açısından Çin'i yakından ilgilendirdiğini ifade ederken Çin'in ithal ettiği petrolün yaklaşık yüzde 45'i, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndan geçerek ülkeye ulaştığını hatırlattı. Öte yandan, uluslararası derecelendirme kuruluşu S&P Global Ratings, Orta Doğu savaşının tetiklediği enerji şokuna karşın Asya'da teknoloji odaklı ekonomiler ve sektörlerin desteğiyle büyümenin süreceğini tahmin etti. Buna ek olarak, Çin'de düzenlenen Boao Asya Forumu'nun "Asya'da Ekonomik Görünüm ve Bütünleşmenin Gelişimi" başlıklı raporunda, Asya ülkelerinin toplam gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) bu yıl yüzde 4,5 artacağının öngörüldüğü bildirildi. Raporda Asya-Pasifik ekonomilerinin bölgesel entegrasyon yoluyla küresel değer zincirlerine eklemlenme sürecinin hızlandığı, ülkelerin bölgesel dayanışma sayesinde değer zincirinde hızla üst basamaklara tırmandığına işaret edildi. Makroekonomik veri tarafında ise Japonya'da ekonomik faaliyetlerdeki gelecek yönlü eğilimi ölçmek için kullanılan öncü endeks, ocakta 112,1 oldu. Bu gelişmelerle Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 1,6 yükselişle 5.642 puandan, Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 2,8 artışla 53.727 puandan günü tamamladı. Şu sıralarda Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,2 değer kazancıyla 3.926 puandan, Hong Kong'da Hang Seng endeksi ise bir önceki kapanışına göre yüzde 0,3 primle 25.147 puandan işlem görüyor. Hindistan'da Sensex endeksi ise yüzde 2,2 yükselişle 75.668 puan seviyesinde bulunuyor.

Küresel ticari sigorta fiyatları yüzde 4 düştü Haber

Küresel ticari sigorta fiyatları yüzde 4 düştü

Dünyanın lider sigorta brokeri ve risk danışmanı Marsh, ‘Küresel Sigorta Piyasası Endeksi’nin 2025 yılı son çeyrek sonuçlarını açıkladı. Verilere göre, küresel ticari sigorta fiyatları yüzde 4 düşüş gösterdi. Sigorta sektöründe artan rekabet, avantajlı hasar prim oranları ve reasürans düşüşün başlıca nedeni olarak öne çıkıyor. 2025’in dördüncü çeyreğinde; ABD hariç tüm bölgelerde yıllık ortalama sigorta fiyatlarında düşüş kaydedildi. En sert gerilemeler yüzde 12 ile Pasifik ile Hindistan, yüzde 10 ile Orta Doğu ve Afrika (IMEA) bölgelerinde görüldü. Latin Amerika ve Karayipler (LAC), Birleşik Krallık ve Kanada’da fiyatlar yüzde 7 oranında düşerken; Avrupa’da bu oran yüzde 6, Asya’da ise yüzde 5 olarak gerçekleşti. ABD’de ise 2025’in üçüncü çeyreğinde yüzde 1 gerileyen ortalama fiyatlar, dördüncü çeyrekte sabit kaldı. 2021’in ilk çeyreğinde başlayan ılımlı fiyat seyri, 2025’in son çeyreğinde de devam etti. Böylece küresel sigorta fiyatlarında üst üste altıncı çeyrek düşüş yaşandı. Raporda öne çıkan diğer bulgular ise şöyle; Sabit kıymet sigortaları: Üçüncü çeyrekteki yüzde 8’lik gerilemenin ardından, dördüncü çeyrekte küresel ölçekte yüzde 9 düşüş kaydedildi. Dört bölgede çift haneli gerilemeler yaşandı. Pasifik’te yüzde 14, Latin Amerika ve Karayipler – LAC’de yüzde 12, Hindistan, Orta Doğu ve Afrika – IMEA’da yüzde 11 ile Birleşik Krallık’ta yüzde 10. ABD, Kanada ve Avrupa’da düşüş yüzde 8, Asya’da ise yüzde 5 oldu. Sorumluluk sigortaları: Fiyatlar, üçüncü çeyrekteki yüzde 3’lük artışın ardından yüzde 4 yükseldi. Bu artışta, özellikle ABD’de görülen yüzde 9’luk yükseliş etkili oldu. Sigortacıların, artan hasar frekansı ve hasar tutarlarına yönelik endişelerinin sürmesi bu artışta belirleyici olurken, yüksek tazminatlarla sonuçlanan jüri kararları (nükleer kararlar) da önemli rol oynadı. Finansal sigortalar ve mesleki sorumluluk sigortaları: Üçüncü çeyrekte yüzde 5 düşen fiyatlar, dördüncü çeyrekte yüzde 4 geriledi. ABD hariç çoğu bölgede düşüş yaşanırken; IMEA’da yüzde 11, Birleşik Krallık ve Kanada’da ise yüzde 5 oranında gerileme kaydedildi. ABD’de ise üçüncü çeyrekteki yüzde 2’lik düşüşün ardından fiyatlar sabit kaldı. Siber sigortalar: Küresel ölçekte fiyatlar yüzde 7 oranında düştü. En belirgin gerileme LAC’ta yüzde 14 olurken, ABD’de düşüş yüzde 3 seviyesinde gerçekleşti. Rapor sonuçlarını değerlendiren Marsh Türkiye CEO’su Yeşim Aksüt, “Küresel sigorta piyasasında son altı çeyrektir, birçok bölge ve sigorta branşında kapasite fazlası gözlemliyoruz. Ani ve beklenmedik gelişmeler yaşanmadığı sürece, bu eğilimin 2026 yılı boyunca da devam etmesini öngörüyoruz. 2025 yılı, müşterilerimizin karmaşıklaşan risklerine yönelik sigorta çözümlerinde hem fiyat pazarlığı yapabilecekleri hem de teminat kapsamlarını genişletebilecekleri olumlu bir dönem olacak” dedi.

Türk İhracatçıları için “Hindistan Tehdidi” kapıda Haber

Türk İhracatçıları için “Hindistan Tehdidi” kapıda

Avrupa Birliği ve Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması (STA), Türkiye’nin en büyük ihracat pazarındaki dengeleri değiştirmeye hazırlanıyor. İnovakademi Kurucusu Gökhan Erol, anlaşmanın sadece tekstili değil, Türkiye'nin ihracat şampiyonu otomotiv sektörünü de tehdit ettiğini belirterek, "Gümrük kalkanımız iniyor, rekabetin kuralları yeniden yazılıyor" uyarısında bulundu. Dış ticaret ve dijitalleşme alanında eğitim ve danışmanlık hizmetleri veren İnovakademi'nin kurucusu Gökhan Erol, AB ile Hindistan arasındaki yeni ticaret anlaşmasının Türkiye ekonomisi üzerindeki olası etkilerini, son ticaret verileri ışığında değerlendirdi. Erol, sürecin Türkiye için bir "çifte kıskaç" yarattığını vurguladı. "Oyunun kuralları değil, oyunun kendisi değişti" Anlaşmanın Türkiye için "soğuk duş" etkisi yaratabileceğini belirten Gökhan Erol, şu ifadeleri kullandı: "Biz yıllardır Gümrük Birliği sayesinde AB pazarında 'bizden biri' muamelesi görüyor, gümrüksüz ticaretin konforunu yaşıyorduk. Ancak bu anlaşma ile AB, 1.42 milyar nüfuslu Hindistan'a da aynı VIP giriş kartını verdi. Artık rafta yanımızda, işçilik maliyeti bizden çok daha düşük, üretim kapasitesi devasa bir rakip var. Oyunun kuralları değişmedi, oyunun kendisi değişti." "5.5 milyar dolarlık otomotiv ihracatımız risk altında" Kamuoyunda sadece tekstil sektörünün etkileneceğine dair yanlış bir algı olduğunu belirten Erol, 2024 verilerine dikkat çekerek asıl tehlikenin sanayide olduğunu vurguladı: "Rakamlar duygusal değildir, gerçeği söyler. Türkiye, 2024 yılında AB'ye 5.57 Milyar Dolar değerinde otomotiv yedek parçası sattı. Bu bizim kalemiz. Ancak Hindistan, gümrük duvarlarına rağmen şimdiden aynı kalemde 1.71 Milyar Dolar ihracat yapıyor. Gümrükler sıfırlandığında, aradaki %10-15’lik maliyet avantajı Hintli üreticinin lehine dönecek. Bir Alman otomotiv devi için %10 maliyet farkı, tedarikçi değiştirmek için yeterli bir sebeptir. Yan sanayicimizin acilen bu senaryoya hazırlanması gerekiyor." "İç pazarda da 'Arka Kapı' tehlikesi var" Gökhan Erol, tehlikenin sadece ihracatla sınırlı kalmayacağını, Türkiye iç pazarının da tehdit altında olduğunu şu sözlerle açıkladı: "Gümrük Birliği'nin teknik yapısı gereği, AB'ye gümrüksüz giren bir Hint malı, 'Serbest Dolaşım' ilkesiyle Türkiye'ye de gümrüksüz girebilecek. Yani Bayrampaşa'daki tekstilci veya Konya'daki parçacı, sadece Almanya'da değil, kendi evinde de Hint mallarıyla rekabet edecek. Biz Hindistan'a mal satarken gümrük ödeyeceğiz, onlar bize satarken ödemeyecek. Bu, sürdürülebilir bir denklem değil." Çıkış yolu: "Hız, Güven ve Dijital Markalaşma" Türk ihracatçısının "ucuzluk" yarışına girmemesi gerektiğini savunan Erol, çıkış reçetesini ise şöyle özetledi: "Hindistan ile fiyat rekabetine girersek kaybederiz. Bizim kazanacağımız alan 'Hız ve Güven'. Hindistan'dan gelen bir konteynerin Avrupa'ya ulaşması haftalar sürerken, biz 48-72 saatte teslimat yapabiliyoruz. Avrupalı satın almacıya şunu anlatmalıyız: 'Tedarik zincirini riske atma, yeşil lojistikle malını kapına indireyim.' Bunun için de klasik pazarlamayı bırakıp, LinkedIn ve B2B platformlarında dijital markalaşmaya yatırım yapmalıyız. Artık sadece malı değil, güveni pazarlama devrindeyiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.