SON DAKİKA
Hava Durumu

#Güneş Enerjisi

Ekometre - Güneş Enerjisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güneş Enerjisi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kimya sanayisi kaynak verimliliğine odaklandı Haber

Kimya sanayisi kaynak verimliliğine odaklandı

Karbon emisyonlarıyla birlikte su tüketimi, enerji verimliliği, hammadde kullanımı ve atıkların yeniden ekonomiye kazandırılması, üretimin çevresel performansını belirleyen temel göstergeler arasında öne çıkıyor. Özellikle kimya sanayisinde bu yaklaşım, kaynak tedarikinden üretim tesislerine ve sanayi bölgelerinin altyapısına kadar uzanan kapsamlı bir kaynak yönetimini beraberinde getiriyor. Sanayide yeşil dönüşümün odağı karbon emisyonlarının ötesine geçerek su, enerji, hammadde ve atık yönetimine genişliyor. Kaynakların daha verimli kullanılması, üretim maliyetlerinin azaltılmasının yanı sıra sanayinin çevresel performansında da belirleyici hale geliyor. Kimya sanayi yaptığı çalışmalarla yeşil dönüşüme öncülük ediyor. Türkiye’nin ilk Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi olan GEBKİM OSB, 2025 yılında aldığı Yeşil OSB Sertifikasıyla sürdürülebilirlik çalışmalarını belgelendirirken, su ve enerji verimliliği, atık yönetimi, sera gazı emisyonlarının takibi ve yenilenebilir enerji kullanımı alanlarında çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. Kimya sanayinde suyun tekrar kullanılması öne çıkıyor İklim değişikliği ile beraber su kaynakları üzerindeki baskı, sanayide suyun verimli kullanılmasından geri kazanımına kadar tüm sürecin yeniden ele alınmasını beraberinde getiriyor. Kimya sanayisinde proseslerde kullanılan suyun verimli yönetilmesi ve atıksuyun geri kazanımı, kaynak verimliliğinin önemli başlıkları arasında yer alıyor. GEBKİM OSB bu alanda 100 bin metreküp hacme sahip GEBKİM Gölet Projesini hayata geçirmek üzere çalışılıyor. Gölet Projesiyle, bölgede yağmur suyu hasadı gerçekleştirilerek bölge katılımcıların alternatif su kaynağı oluşturulacaktır. Su tasarrufuna yönelik uygulamalar da mevcut tesislerde devam ediyor. Atıksu arıtma tesisinde yapılan hat revizyonlarıyla kimyasal hazırlama, çamur susuzlaştırma ünitesi ve insani kullanım gerektirmeyen temizlik işlemlerinde arıtılmış atıksu kullanılmaya başlandı. Bu uygulamayla aylık 1.000 metreküp şebeke suyu kullanımının önüne geçilirken, atıksu ve kuyu suyu arıtma tesislerinde yapılan revizyonlarla yıllık 20 bin metreküp su geri kazanılmaya devam ediyor. “Mavi Damla Projesi” ile su verimliliği analiz edilmekte Sanayide su verimliliğinin bir diğer boyutunu tüketimin ölçülmesi ve verimli kullanım için üretim süreçlerinin analiz edilmesi oluşturuyor. GEBKİM OSB tarafından Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) desteğiyle yürütülen Mavi Damla Su Verimliliği Projesi kapsamında, su kullanımının yüksek olduğu iki pilot tesisin tüketim profilleri analiz edildi. Yapılan ölçüm ve değerlendirmeler doğrultusunda firmaların uygulayabileceği su verimliliği çalışmaları belirlendi. Proje kapsamında GEBKİM OSB Yönetim Merkezi'nde de Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Su Verimliliği Yönetmeliği doğrultusunda su verimliliği sistemi oluşturularak dokümante edildi. OSB’ye ait bina ve tesislerde gerekli verimlilik önlemleri alındı. OSB katılımcılarına yönelik su verimliliği eğitimleri de gerçekleştirildi. Yeşil alanlarda ise su tüketimini azaltmaya yönelik damlama sulama sistemleri kullanılıyor. GEBKİM OSB'nin 246 hektarlık alanındaki yeşil alanların 10 bin 880 metrekarelik bölümünde yağmurlama, 176 bin 64 metrekarelik bölümünde ise damlama sulama sistemi uygulanıyor. Enerji tüketimi de ölçülüyor, yenilenebilir kaynaklar artırıyor Kaynak verimliliğinin diğer önemli ayağını enerji yönetimi oluşturuyor. Sanayide enerji tüketiminin ölçülmesi, yüksek tüketim noktalarının belirlenmesi ve verimlilik sağlayan teknolojilerin kullanılması, yeşil dönüşüm yatırımlarının temel başlıkları arasında yer alıyor. GEBKİM OSB, TS EN ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi kapsamında enerji tüketimlerini takip etnekte ve kayıt altına almaktadır. Atıksu arıtma tesisi ve çevre aydınlatması gibi önemli enerji kullanım noktaları analizlerle izlenirken, OSB Yönetim binalarında elektrik tüketimini azaltmak amacıyla LED aydınlatma ve enerji verimli ekipman kullanımına geçildi. OSB içerisindeki belirli alanlarda bulunan Güneş Enerjisi Santrali (GES) panelleri de yenilenebilir enerji üretimine katkı sağlıyor. Sera gazı emisyonları izleniyor Yeşil dönüşümde üretimin çevresel etkisinin ölçülmesi, yatırım kadar önemli hale geliyor. Bu kapsamda GEBKİM OSB'de sera gazı emisyonlarının hesabı ve takibi OSB Yönetim Merkezi tarafından gerçekleştiriliyor. Doğrudan ve dolaylı emisyonlar izlenirken, sürdürülebilirlik raporlaması yapan ve sera gazı emisyon hesabı gerçekleştiren katılımcı firmaların oranı da takip ediliyor. Mevcut verilere göre, GEBKİM OSB katılımcılarının yüzde 31'i sera gazı hesaplarını tamamlamış durumda. Bu verilerin düzenli olarak takip edilmesi, OSB ölçeğinde çevresel performansın ölçülebilir hale getirilmesine ve gelecekteki iyileştirme çalışmalarının somut göstergeler üzerinden yürütülmesine imkan sağlıyor. Atık yönetiminden dijital dönüşüme Kimya sanayisinde çevresel performansın önemli başlıklarından biri de atıkların kaynağında azaltılması ve uygun şekilde yönetilmesi. GEBKİM OSB, TS EN ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi kapsamında atıkların uygun bertaraf firmalarına yönlendirilmesini, çalışanların çevre konusunda bilinçlendirilmesini ve su tüketimi, enerji kullanımı ile mevzuata uyum süreçlerinin kayıt altında tutulmasını sağlıyor. Kaynak kullanımının azaltılmasına yönelik uygulamalar yalnızca üretim süreçleriyle sınırlı kalmıyor. GEBKİM OSB'nin fiziksel arşivinin dijital ortama taşınmasıyla kağıt tüketiminin azaltılması ve buna bağlı atık oluşumunun önlenmesi sağlanmakta. GEBKİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı V. İbrahim Aracı, sanayide sürdürülebilirliğin artık üretim süreçlerinin temel unsurlarından biri olduğunu belirterek, “Kaynakların verimli kullanılması, çevresel etkilerin azaltılması ve üretim altyapısının geleceğin ihtiyaçlarına göre geliştirilmesi sanayinin öncelikli sorumlulukları arasında yer alıyor. GEBKİM olarak su ve enerji verimliliğinden atık yönetimine, sera gazı emisyonlarının azaltılmasından, yenilenebilir enerji kullanımına kadar farklı alanlarda ölçülebilir çalışmalar yürütüyoruz. Yeşil OSB Sertifikamızla da bu çalışmalarımızı belirli kriterler çerçevesinde belgeledik. Önümüzdeki dönemde özellikle suyun geri kazanımı ve kaynak verimliliği alanındaki uygulamalarımızı geliştirmeye devam edeceğiz.” dedi.

Irak'tan Türk şirketlerine yeni yatırım kapısı Haber

Irak'tan Türk şirketlerine yeni yatırım kapısı

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, Türk şirketlerini havaalanları, demir yolu, enerji, metro, tarım ve su projelerinde yatırım yapmaya çağırırken, iki ülke ticaret hacmini orta vadede 30 milyar dolara çıkarma hedefini koruyor. Türkiye ile Irak arasındaki ekonomik ilişkiler, yeni altyapı ve enerji projeleriyle birlikte yeni bir aşamaya giriyor. Irak yönetimi, ülkenin yeniden yapılanma ve kalkınma sürecinde Türk şirketlerinin daha fazla rol üstlenmesini isterken, özellikle ulaştırma ve enerji yatırımları öne çıkıyor. Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin Türk iş dünyası temsilcileriyle gerçekleştirdiği görüşmede, ülkedeki yatırım fırsatları ve Türk şirketlerinin üstlenebileceği projeler ele alındı. Zeydi, Türk şirketlerini Irak'taki yatırım imkanlarından yararlanmaya davet etti. Öncelik ulaşım ve enerji projelerinde Irak'ın yatırım gündeminde havaalanlarının yapımı ve işletilmesi, Kalkınma Yolu Projesi kapsamındaki demir yolu hatları, Necef-Kerbela arasındaki metro projesi ve enerji yatırımları bulunuyor. Bunun yanında termik ve güneş enerjisi santralleri, barajlar, tarım ve su yönetimi alanlarında da yatırım fırsatları değerlendiriliyor. Kalkınma Yolu, Irak'ın Basra Körfezi'ndeki Faw Limanı'nı Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına bağlamayı hedefleyen yaklaşık 1.200 kilometrelik stratejik bir ulaştırma koridoru olarak öne çıkıyor. Projenin ilk aşamasında demir yolu altyapısına öncelik verilmesi planlanıyor. Türkiye-Irak ticaretinde hedef 30 milyar dolar Yatırım çağrısı, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılmasına yönelik hedeflerin de gündemde olduğu bir döneme denk geliyor. Türkiye ve Irak, temmuz ayında gerçekleştirdikleri görüşmelerde orta vadede 30 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefini yeniden teyit etti. Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye'nin Irak'a ihracatı 2025'te yaklaşık 12,4 milyar dolar oldu. Irak, Türkiye'nin geçen yıl en fazla ihracat yaptığı beşinci ülke olarak kayıtlara geçti. Bu nedenle yeni yatırım projeleri, yalnızca müteahhitlik faaliyetleri açısından değil; makine, enerji ekipmanları, lojistik, finansman ve hizmet sektörleri açısından da Türk şirketleri için yeni pazar oluşturabilir. Kalkınma Yolu'nda uygulama aşaması hızlanıyor İki ülke arasında temmuz ayında yapılan görüşmelerde Kalkınma Yolu'nun sahadaki uygulamasına başlanması konusunda önemli adımlar atıldı. Irak tarafı projenin demir yolu ve kara yolu bölümlerine ilişkin teknik çalışmalarını ilerletirken, finansman mekanizmasının oluşturulması da gündemin önemli başlıkları arasında bulunuyor. Projenin hayata geçmesi halinde Irak'ın yalnızca petrol ihracatına dayalı ekonomik yapısını çeşitlendirmesi ve bölgesel bir lojistik merkez haline gelmesi hedefleniyor. Türkiye açısından ise Körfez'i Avrupa'ya bağlayan yeni bir ticaret koridorunun ortaya çıkması söz konusu. Enerjide işbirliği de genişliyor Türkiye-Irak ilişkilerinde enerji başlığı da giderek daha fazla önem kazanıyor. İki ülke ağustos ayında Irak petrolünün Türkiye üzerinden Ceyhan'a taşınmasına ilişkin yeni bir anlaşmaya imza attı. Anlaşma kapsamında Irak petrolünün Irak-Türkiye Boru Hattı üzerinden taşınması için günlük en az 750 bin varillik kapasite öngörülüyor. Taraflar ayrıca petrolün yanı sıra elektrik ve su kaynaklarını da kapsayan daha geniş bir işbirliği çerçevesi üzerinde çalışıyor. Bu gelişmeler, Türk şirketlerinin Irak'taki enerji yatırımlarında daha fazla rol üstlenmesinin önünü açabilecek bir ekonomik çerçeve oluşturuyor. Türk şirketleri için pazar genişliyor Irak'ın yatırım programı yalnızca büyük altyapı projeleriyle sınırlı değil. Tarım, sağlık, enerji, sanayi, lojistik, su yönetimi ve finans gibi farklı sektörlerde de Türk şirketleri için fırsatlar bulunuyor. Temmuz ayında Irak'ta Türk iş dünyası temsilcileriyle yapılan görüşmelerde de inşaat, sağlık, enerji, sanayi, gıda, lojistik, finans ve imalat sektörlerindeki yatırım imkanları ele alınmıştı. Irak yönetiminin Türk yatırımcılara yönelik çağrıları, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin yalnızca ihracat-ithalat ekseninden çıkarılarak karşılıklı yatırım ve ortak proje modeline taşınmak istendiğini gösteriyor. Asıl sınav finansman ve uygulamada Irak'ın önündeki en önemli konu ise açıklanan projelerin finansmanı ve sahada uygulanabilir hale getirilmesi olacak. Özellikle Kalkınma Yolu gibi büyük ölçekli projelerde finansman modeli, teknik altyapı, sınır geçişleri ve proje takvimi yatırımcıların kararlarında belirleyici olacak. Türkiye açısından ise Irak'ın kalkınma yatırımları, Türk müteahhitlik ve hizmet şirketleri için yeni bir büyüme alanı yaratabilir. İki ülkenin 30 milyar dolarlık ticaret hedefi ve enerji ile ulaştırma alanındaki yeni anlaşmalar, ekonomik ilişkilerin önümüzdeki dönemde daha çok yatırım ve ortak proje ekseninde ilerleyebileceğine işaret ediyor. Bu haber için dış görselde yazı kullanmadan; Irak-Türkiye haritası, Faw Limanı, demir yolu hattı, enerji santrali ve Türk-Irak bayraklarını bir araya getiren aydınlık, gerçekçi bir ekonomi haber görseli daha uygun olur.

Şişecam verimlilik, maliyet ve finansman yönetimine odaklandı Haber

Şişecam verimlilik, maliyet ve finansman yönetimine odaklandı

2026 yılının ilk altı ayında 122 milyar TL net satış elde eden şirketin uluslararası satışlarının toplam satışlar içindeki payı yüzde 61 seviyesinde gerçekleşirken, yatırımları 12 milyar TL'ye, ihracatı ise 464 milyon dolara ulaştı. İlk yarıda Türkiye ve Avrupa’da yeni kaplamalı cam hatlarını devreye alan Şişecam, Avrupa'da ayrıca ilk cam ambalaj tesisi yatırımı olan Macaristan'da önemli bir eşiği geride bıraktı. Cam ve kimyasallar sektörlerinin küresel oyuncusu Şişecam, 2026 yılı ilk yarı finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, yılın ilk altı ayında 122 milyar TL net satış gerçekleştirirken, toplam satışları içinde uluslararası satışların payı yüzde 61 oldu. Aynı dönemde 12 milyar TL yatırım yapan Şişecam'ın ihracatı 464 milyon dolar olarak gerçekleşti. Şirket ilk altı ayda 2,8 milyon ton cam, 2,2 milyon ton soda külü ve 2 milyon ton endüstriyel hammadde üretti. Can Yücel: "Önceliğimiz verimlilik, maliyet ve finansman yönetimi ile operasyonel çeviklik oldu" Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, yılın ilk yarısını değerlendirirken şunları söyledi: "Küresel ekonomideki belirsizliklerin, enerji ve lojistik maliyetlerindeki dalgalanmaların devam ettiği bir dönemi geride bıraktık. Bu süreçte küresel üretim ağımız, güçlü müşteri portföyümüz ve çevik yönetim anlayışımız sayesinde operasyonel ve finansal performansımızı korurken yeni fırsatları değerlendirmeye de devam ettik. İlk yarıdaki önceliğimiz verimlilik artışı, maliyet ve finansman yönetimi ile operasyonel çeviklik oldu. Güçlü bilanço ve sağlıklı nakit akışı hedefimiz doğrultusunda nakit yaratımı ve likidite yönetimine öncelik verdik. İşletme sermayesi yönetiminde disiplinli yaklaşımımızı ve sadeleşme çalışmalarımızı sürdürdük. Fon kaynaklarımızı ve nakit varlıklarımızı en verimli şekilde yönetmeye odaklandık. Yılın ilk çeyreğinde yatırımcıların yoğun ilgisiyle tamamlanan Eurobond ihracımız ve uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz iş birlikleri; kısa-orta vadeli likidite yönetimimizi ve uzun vadeli hedeflerimizi desteklememize katkı sağladı." Tarsus yatırımıyla kaplamalı cam kapasitesi yüzde 17 arttı Şişecam, yılın ilk çeyreğinde Bulgaristan ve İtalya'daki düz cam tesislerinde devreye aldığı iki yeni kaplamalı cam hattı ile Avrupa'daki kaplama kapasitesini yaklaşık iki katına çıkararak katma değerli ürün portföyünü genişletti.​ Yılın ikinci çeyreğinde ise Tarsus’taki yeni kaplamalı cam hattını tamamlayan Şişecam; yıllık 7 milyon metrekare kapasiteli bu yeni yatırımla, toplam kaplamalı cam kapasitesini yüzde 17 artırarak yıllık 48,1 milyon metrekareye ulaştırdı. Şirket, yıl sonuna kadar Hindistan'da devreye alacağı yıllık 4,5 milyon metrekare kapasiteli yeni hattıyla bu alandaki küresel varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Dünyanın en büyük düz cam üretim komplekslerinden birini devreye aldı Şişecam, Tarsus'ta ilk çeyrekte devreye aldığı yeşil saha düz cam yatırımındaki TR9 hattını tamamlayarak, yıllık 432 bin ton brüt üretim kapasitesine ulaştı. Bu stratejik adımla Tarsus düz cam tesisi, dünyanın en büyük düz cam üretim komplekslerinden biri haline geldi. Ayrıca, Kuzey İtalya düz cam fabrikasında planlanan periyodik bakım ve soğuk tamir çalışmaları başarıyla tamamlandı ve üretim yeniden başladı. Şişecam, bu planlı duruş yönetimi sayesinde Avrupa’daki diğer üretim tesislerinin kapasite kullanım oranlarını dengeli bir şekilde optimize etmeyi başardı. Avrupa'daki ilk cam ambalaj tesisi Macaristan'da üretime hazırlanıyor Şişecam, Avrupa'daki ilk cam ambalaj üretim tesisi olan Macaristan yatırımında önemli bir aşamayı tamamladı. Şirket, yıllık brüt 198 bin ton kapasiteli ilk fırınını test üretimlerine başlamak üzere ateşledi. Tesisin tam kapasiteyle devreye alınmasıyla birlikte Avrupa pazarındaki operasyonel gücün ve tedarik kabiliyetinin daha da artırılması hedefleniyor. ABD'deki büyüme planlarında ilerleme Şişecam, ABD'deki doğal soda külü faaliyetlerini sürdürürken, aynı bölgede geliştirdiği Pasifik Soda yatırımında ise izin süreçlerinde son aşamaya geldi. Şirket, değişen piyasa koşullarını dikkate alarak yatırımın en uygun şartlarda ilerletilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Yenilenebilir enerji kapasitesi yıl sonunda 106 MW'a ulaşacak Karbonsuz üretim hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarına devam eden Şişecam, daha önce devreye aldığı 25 MW kurulu güce sahip güneş enerjisi santrallerine Manisa'da kurulan 20 MW'lık yeni tesisi ekledi. Böylece şirketin toplam GES kurulu gücü 45 MW'a ulaştı. Yıl sonuna kadar Kars'ta devreye alınması planlanan 61 MW kapasiteli yeni yatırımla toplam kapasitenin 106 MW'a yükselmesi hedefleniyor. İhracat liderliği ve uluslararası başarılar Şişecam, 2025 yılında gerçekleştirdiği 938 milyon dolarlık ihracat performansıyla Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından bir kez daha sektörünün ihracat lideri seçildi. Şirket ayrıca, dünyada ilk kez dijital müzakere edilebilir enstrüman olarak yapılandırılan Working Capital Note işlemiyle GTR Awards 2025 kapsamında "En İyi İşlem" ödülüne layık görüldü. Kurumsal yönetim uygulamalarıyla World Finance tarafından Türkiye'nin en iyisi seçilen Şişecam, TSRS uyumlu sürdürülebilirlik raporunu bağımsız güvence sürecinden geçirerek yayımladı. "Uzun vadeli rekabet gücümüzü artıracak alanlara odaklanıyoruz" Yılın geri kalanına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Can Yücel şunları söyledi: "Değişen piyasa koşullarına uyum sağlamayı sürdürürken, uzun vadeli rekabet gücümüzü artıracak alanlara odaklanacağız. Verimlilik programlarımızı yaygınlaştıracak, katma değerli ürünlerin portföyümüzdeki payını artıracak, yeni pazarlardaki etkinliğimizi geliştirecek ve sürdürülebilirlik çalışmalarımızı ileri taşıyacağız. Aynı zamanda bilanço yapımızı daha da güçlendirmeye ve finansal dayanıklılığımızı korumaya devam edeceğiz."

Türkiye'nin elektrik kurulu gücü 126 bin megavatı aştı Haber

Türkiye'nin elektrik kurulu gücü 126 bin megavatı aştı

Türkiye'nin elektrik kurulu gücü haziran sonu itibarıyla 126 bin 113 megavata yükseldi. Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu güç içindeki payı yüzde 62,7'ye ulaşırken, yerli kaynakların payı ise yüzde 71,9 olarak gerçekleşti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre, toplam 126 bin 113 megavatlık kurulu gücün 79 bin 62 megavatını yenilenebilir enerji kaynakları oluşturdu. Güneş ve rüzgarın payı arttı Haziran sonu itibarıyla güneş enerjisi kurulu gücü 27 bin 210 megavata ulaşarak toplam kurulu gücün yüzde 21,6'sını oluşturdu. Rüzgar enerjisi kurulu gücü ise 15 bin 281 megavat ile yüzde 12,1 pay aldı. Böylece güneş ve rüzgar santrallerinin toplam kurulu gücü 42 bin 491 megavata yükselirken, toplam elektrik kurulu gücü içindeki payı yüzde 33,7'ye çıktı. Hidroelektrik ilk sırada Kaynak bazında dağılım incelendiğinde hidroelektrik santralleri 32 bin 344 megavatlık kurulu güç ve yüzde 25,6 pay ile ilk sırada yer aldı. Doğal gaz santrallerinin kurulu gücü 25 bin 21 megavat (yüzde 19,9), yerli kömür santrallerinin kurulu gücü 11 bin 565 megavat (yüzde 9,2), ithal kömür santrallerinin kurulu gücü ise 10 bin 466 megavat (yüzde 8,3) olarak kaydedildi. Biyokütle kaynaklı kurulu güç 2 bin 428 megavatla yüzde 1,9, jeotermal enerji ise 1.798 megavatla yüzde 1,4 paya ulaştı. Bayraktar: Enerjide dönüşüm hız kazanıyor Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, özellikle güneş ve rüzgar enerjisindeki büyümenin Türkiye'nin enerji dönüşümünün en önemli göstergelerinden biri olduğunu belirtti. Bayraktar, elektrik kurulu gücünün 126 bin megavat eşiğini aşmasının önemli bir kilometre taşı olduğunu ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu: "Kurulu gücümüzü daha da yukarılara taşıyarak 'Enerjide Tam Bağımsız Türkiye' hedefimize emin adımlarla ilerlemeyi sürdüreceğiz. Özellikle güneş ve rüzgar enerjisinde yakaladığımız ivme, ülkemizin enerji mimarisindeki büyük dönüşümün en net göstergesidir."

Jeotermal sektöründe “ayrımcılık” rahatsızlığı Haber

Jeotermal sektöründe “ayrımcılık” rahatsızlığı

Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, 24 Temmuz tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmeliğin, lisanslı yatırımların imar ve ruhsat süreçlerindeki bürokratik mekanizmaları sadeleştirdiğine dikkat çekerek, “Yönetmeliğin hazırlık safhasında jeotermal yatırımlarının da kapsama dâhil edilmesi yönündeki düşüncelerimizi başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu olmak üzere kamu otoritelerimiz ve kamuoyumuzla şeffaf şekilde paylaşmıştık. Ülkemizin kapasite faktörü en yüksek ve baz yük olma özelliği taşıyan tek yenilenebilir enerji kaynağı olan jeotermalin düzenlemenin dışında tutulmasını ayrımcılık olarak görmekteyiz.” dedi. 2035’E kadar 10 milyar dolar yatırım Jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi kurulu gücünde 1.800 Megavat (MW) seviyesine ulaşan Türkiye’nin, 2035 enerji hedefleri çerçevesinde, gelecek on yılda kurulu gücünü iki buçuk kat artırarak 4.500 MW seviyesine çıkaracağını anımsatan Kındap, yaklaşık 10 milyar dolarlık yatırıma karşılık gelen projelerin çevresel standartları en yüksek seviyede karşılar nitelikte olduğunu belirtti. Türkiye’nin son yirmi yılda yenilenebilir enerjide tüm dünyanın dikkatini çeken bir başarı öyküsü yazdığını kaydeden Ali Kındap, bu başarıda jeotermal enerjinin çok önemli payı olduğunu, küresel jeotermal literatürüne “Türk Mucizesi” olarak geçen bu başarı sonucunda kurulu gücün son on beş yılda 15 Megavat (MW)’tan 1.800 MW’a yükseldiğini hatırlattı. “Üvey kardeş değil öz kardeş” JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: “Türk jeotermal sektörü olarak, dünyanın en çevreci santrallerine, küresel ölçekte başarılar kazanan sondaj teknolojilerine ve insan kaynağına sahibiz. Ülkemizin temiz enerji yolculuğunda tamamlayıcı değil, baz yük işlevi yüklenen temel enerji kaynağını değere dönüştürüyoruz. Rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımları için gerçekleştirilen düzenlemeyi isabetli ve gerçekçi buluyoruz. Ancak hepimiz çok iyi biliyoruz ki ülkemizin yenilenebilir enerji ve Net Sıfır hedeflerine ulaşabilmesi için yatırım süreçlerinin hızlanması gerekiyor. Aynı hedefe hizmet eden jeotermal yatırımların bu düzenlemenin dışında kalmasını anlamakta güçlük çekmekteyiz. Bir yenilenebilir enerji kaynağının yatırım süreçlerini hızlandırırken, dünyada dördüncü ve Avrupa’da birinci olduğumuz bir başka yenilenebilir enerji kaynağını mevcut bürokratik süreçlerle baş başa bırakmanın hakkaniyetle bağdaşmadığını ifade ediyoruz. İmar ve ruhsat süreçlerinin sadeleştirilmesi ve yatırımcı açısından öngörülebilir hâle getirilmesi vizyonu, tüm enerji yatırımları için geçerli olmalı. Bu düşüncemizi kamu otoritelerimiz ve kanun yapıcılarla şeffaf şekilde paylaşarak raporladık. Türk jeotermal sektörü olarak ayrımcılık değil eşitlik, üvey kardeş olmak değil öz kardeş olmak istiyoruz.” Öngörülebilir yatırım ortamı talebi Jeotermal enerji yatırımlarında kaynak arama çalışmalarının taşıdığı riskin tamamıyla yatırımcıya ait olduğuna ve bu durumun yatırımların başlangıç aşamasında yüksek maliyetli arama ve sondaj çalışmaları gerektirdiğine dikkat çeken Kındap, izin ve ruhsat süreçlerindeki zaman kaybının jeotermal yatırımlar açısından rüzgâr ve güneş enerjisine kıyasla çok daha kritik sonuçlar doğurduğunu kaydetti. Sektörün talep ajandasının hiçbir zaman çevre mevzuatının, teknik denetimlerin ya da kamu yararını güvence altına alan süreçlerin ortadan kaldırılması veya zayıflatılması olmadığının altını çizen JED Başkanı Kındap; kuralları açık, denetimi güçlü ve süresi öngörülebilir bir yatırım ortamı talep ettiklerini sözlerine ekledi. JED olarak uzun süredir lisans, izin, ruhsat, arazi, imar, ÇED ve sondaj süreçlerinde mükerrer işlemlerin kaldırılması ve birbirinden bağımsız yürüyebilecek süreçlerin eş zamanlı başlatılması gerektiğini dile getirdiklerini anımsatan Ali Kındap, sözlerini şöyle sürdürdü: “2035’te 4.500 mw kurulu güce rahatlıkla ulaşırız” “Aynı belgenin farklı kurumlar tarafından tekrar tekrar istenmediği, birbirini beklemek zorunda olmayan izinlerin eş zamanlı yürütülebildiği bir modelden söz ediyoruz. Rüzgâr ve güneş için ortaya konulan iradenin jeotermal enerji için de gösterilmesini bekliyoruz. Bu bir ayrıcalık talebi değil, yenilenebilir enerji kaynakları arasında eşit bir yatırım ortamı talebidir. Türkiye’nin enerji dönüşümünde temiz enerji kaynaklarını birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan stratejik unsurlar olarak görmemiz gerekiyor. Ülkemizin enerjide dışa bağımlılığını azaltmak ve yerli, yenilenebilir kaynaklarımızdan azami ölçüde yararlanmak istiyorsak bütün yenilenebilir enerji kaynaklarına aynı kararlılıkla yol açmalıyız. Jeotermalde bugün ulaştığımız başarı seviyesine tesadüfen gelmedik. İlmek ilmek örülen bir yatırım, mühendislik bilgisi, insan kaynağı ve sektör tecrübesi oluşturduk. Şimdi önümüzde bu birikimi çok daha ileriye taşıma fırsatı bulunuyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın 2035 yılı için belirlediği 4.500 MW jeotermal kurulu güç hedefine rahatlıkla ulaşabileceğimizi tüm kamuoyumuzla paylaşmak istiyoruz. Küresel ölçekte jeotermal enerjiye ilgi yeniden hızla artarken, Türkiye’nin yatırım süreçlerindeki bürokratik yük nedeniyle sahip olduğu avantajı kaybetmesine izin vermemeliyiz.”

Bewen Enerji sermaye piyasalarına adım atıyor Haber

Bewen Enerji sermaye piyasalarına adım atıyor

Talep toplama ise 29-30-31 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleşecek. Bewen Enerji Genel Müdürü Zafer İğdeli: “Halka arzdan elde edeceğimiz net gelirin yüzde 55’ini mevcut santrallerimizdeki kapasite artışlarına ve inorganik büyüme fırsatlarına ayıracağız.” Türkiye’nin yeşil enerji dönüşümünde etkin rol üstlenen Bewen Enerji A.Ş., Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) onayının ardından halka arz sürecindeki detayları ve gelecek vizyonunu düzenlediği basın lansmanıyla paylaştı. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. (TSKB) konsorsiyum liderliğinde ve Yatırım Finansman Menkul Değerler A.Ş. konsorsiyum eş liderliğinde yürütülen süreçte, Bewen Enerji’nin toplam 80.000.000 adet payı, 48,10 TL sabit fiyatla yatırımcılara sunulacak. Halka arz sonrasında şirketin halka açıklık oranının yüzde 25,24, halka arz büyüklüğünün ise 3 milyar 848 milyon TL seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Yatırımcılar için talep toplama ise 29-30-31 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek. İki dev kurumsal gücün sinerjisi Türk sanayisinin lokomotif gruplarından Beyçelik Holding ile küresel finans devi Japon ORIX Corporation iştiraki olan İspanyol Elawan Energy ortaklığında faaliyetlerini sürdüren Bewen Enerji, yarım asırlık yerli sanayi tecrübesiyle küresel yenilenebilir enerji birikimini aynı çatıda buluşturuyor. Bewen Enerji Genel Müdürü Zafer İğdeli, basın toplantısında yaptığı konuşmada şirketin kurumsal gücüne dikkat çekerek “Portföyümüzün yüzde 100’ü sıfır karbonlu yeşil enerjiden oluşuyor. Genlerimizde fosil yakıt veya karbon bazlı tek bir yatırım dahi bulunmuyor. Bugün itibarıyla Kayseri Yahyalı’da, Aydın Çine’de ve İzmir Selçuk’taki rüzgar enerji santrallerimiz (RES) ve Kayseri Yahyalı RES’e yardımcı kaynak güneş enerjisi santralimiz (GES) ile toplam 208,9 MW mekanik kurulu güce sahibiz. Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Ocak 2026 İstatistik Raporuna göre işletmedeki RES’ler bazında Türkiye’nin en büyük 33. yatırımcısı, MW100 araştırmasına göre ise kurulu güç bakımından ülkemizin 76. büyük elektrik üreticisiyiz” dedi. Gelirin yüzde 55’i büyüme ve yeni yatırımlara ayrılacak Halka arzdan elde edilecek kaynağın kullanım stratejisini paylaşan Zafer İğdeli, önceliğin büyüme olduğunun altını çizdi: “Net halka arz gelirimizin yüzde 55’lik en büyük kısmını mevcut üç rüzgar santralimizdeki 53,35 MW elektriksel kapasite artışlarında ve inorganik büyüme fırsatlarında değerlendireceğiz. Yaklaşık 55-60 milyon dolarlık bu yatırım süreciyle üretim gücümüzü artıracağız. Gelirimizin yüzde 40’lık stratejik kısmıyla finansal maliyetlerimizi düşürerek bilançomuzu daha da sağlamlaştıracak; kalan yüzde 5’lik bölümü ise işletme sermayemizi güçlendirmek için kullanacağız. Yatırımcılarımıza geleceğin sektörü yenilenebilir enerjide uzun vadeli bir değer ortaklığı sunuyoruz.” Talep toplama 29, 30 ve 31 Temmuz tarihlerinde Toplantıda ayrıca Elawan Energy CEO’su Dionisio Fernandez Auray, Beyçelik Holding CFO’su Merve Gökdemir ve TSKB Proje Lideri Uğur Aydın Ünüvar da birer konuşma yaparak ortaklık yapısının küresel vizyonuna ve halka arzın finansal boyutlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sermaye artırımı ve ortak satışı yöntemiyle gerçekleştirilecek halka arzda; payların yüzde 50’si Yurt İçi Bireysel Yatırımcılara, yüzde 40’ı Yurt İçi Kurumsal Yatırımcılara ve yüzde 10’u Yüksek Talepte Bulunacak Yatırımcılara tahsis edildi. Bireysel yatırımcılar için eşit dağıtım yöntemi uygulanacak. Yatırımcılar, 29, 30 ve 31 Temmuz 2026 tarihlerinde taleplerini iletebilecek. Halka Arzın Öne Çıkan Detayları: Halka Arz Fiyatı: 48,10 TL (Sabit Fiyat)Toplam Pay Adedi: 80.000.000 Lot (56.000.000 Lot Sermaye Artırımı, 24.000.000 Lot Ortak Satışı)Halka Arz Büyüklüğü: 3.848.000.000 TLHalka Açıklık Oranı: Yüzde 25,24Dağıtım Yöntemi: Bireysel Yatırımcılara Eşit DağıtımKonsorsiyum Liderleri: TSKB (Lider), Yatırım Finansman (Eş Lider)Talep Toplama Tarihleri: 29-30-31 Temmuz 2026

CW Enerji Plus bayi ağına İstanbul'u da ekledi Haber

CW Enerji Plus bayi ağına İstanbul'u da ekledi

Yenilenebilir enerji alanında kalite, güven ve teknolojiyle özdeşleşen marka, yeni nesil bayilik yapılanması olan CW Enerji Plus Bayileri ile hizmet ağını genişleterek büyüme yolculuğunda yeni adımlar atıyor. İş ortaklarına daha güçlü ve verimli bir altyapı sunmak, müşteri memnuniyetini en üst düzeye taşımak ve sürdürülebilir enerji çözümlerini ülke geneline yaymak amacıyla hayata geçirilen bu model kapsamında, CW Enerji Plus'ın İstanbul'daki yeni şubesi hizmete açıldı. Yerli ve milli üretim gücüyle geliştirilen entegre enerji çözümlerinin tek noktadan deneyimlenebileceği Plus bayi, güneş enerjisi teknolojilerini İstanbul'un dinamik yapısıyla buluşturarak bireysel kullanıcıların, ticari işletmelerin ve yatırımcıların enerji dönüşümüne daha kolay, hızlı ve güvenilir şekilde erişmesini sağlayacak. Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, iş ortaklarına daha güçlü ve verimli bir iş modeli sunmak, yurt içindeki müşteri ağı ile operasyonel gücünü artırmak amacıyla hayata geçirdiği CW Enerji Plus Bayi yapılanmasını genişletmeye devam ediyor. Bu doğrultuda Türkiye'nin ekonomi ve ticari merkezi konumundaki İstanbul'da yeni CW Enerji Plus bayisi hizmete açıldı. Güneş panellerinden enerji depolama sistemlerine, elektrikli araç şarj çözümlerinden beyaz eşya entegrasyonlu solar akıllı ev sistemlerine kadar geniş ürün yelpazesinin sergilendiği İstanbul Plus bayi, ziyaretçilere entegre enerji teknolojilerini yakından deneyimleme imkanı sunuyor. CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, Türkiye genelinde büyüyen CW Enerji Plus Bayi ağıyla yenilenebilir enerji çözümlerini daha fazla kullanıcıyla buluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Sarvan, “CW Enerji olarak sürdürülebilir enerji teknolojilerine erişimi kolaylaştırmak amacıyla güçlü ve kapsamlı bir bayi yapılanması geliştiriyoruz. CW Enerji Plus modeli kapsamında iş ortaklarımıza teknik bilgi, operasyonel süreçler, satış ve pazarlama alanlarında çok yönlü destek sağlıyoruz. İstanbul’da hizmete açılan yeni bayimizle birlikte bölgedeki varlığımızı güçlendirirken, güneş enerjisi yatırımlarının artmasına ve temiz enerji dönüşümünün hız kazanmasına katkı sunmaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi. İstanbul stratejik bir konuma sahip İstanbul'un Türkiye'nin en önemli ticaret, yatırım ve teknoloji merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Sarvan, bu nedenle CW Enerji Plus Bayi yapılanmasında İstanbul'un stratejik bir konuma sahip olduğunu kaydetti. Sarvan, sürdürülebilir enerji dönüşümünün her geçen gün hız kazandığını dile getirerek, “İstanbul sanayisi, ticaret hacmi, konut projeleri ve milyonlarca nüfusuyla yenilenebilir enerji yatırımları açısından da çok büyük bir potansiyele sahip. Bu potansiyeli yerli ve milli üretim gücümüzle desteklemek amacıyla CW Enerji İstanbul Plus Bayimizi hizmete açmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Burada yalnızca ürün sergilemiyor, ziyaretçilerimize geleceğin enerji teknolojilerini birebir deneyimleyebilecekleri kapsamlı bir çözüm merkezi sunuyoruz” diye konuştu. Yerli ve milli üretim gücü tek çatı altında CW Enerji'nin Türkiye'deki üretim yatırımlarıyla güneş enerjisi sektörüne değer katmaya devam ettiğini vurgulayan Sarvan, şirketin tam entegre üretim yapısıyla fark oluşturduğunu dile getirdi. Sarvan, “Bugün ulaştığımız noktada, yerli ve milli üretim gücümüzü yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan bir kapasite olarak değil, Türkiye’nin enerji teknolojilerindeki geleceğini şekillendiren stratejik bir yapı olarak görüyoruz. Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren güneş hücresi fabrikamız, güneş paneli ve alüminyum üretim tesislerimiz ile EVA, EPE ve POE film üretim altyapımız sayesinde değer zincirinin kritik halkalarını kendi bünyemizde bir araya getiriyoruz. Bu entegre üretim modeliyle kalite, verimlilik, tedarik güvenliği ve sürdürülebilirlik alanlarında güçlü bir yapı oluştururken, dışa bağımlılığın azaltılmasına da katkı sağlıyoruz. Üretim gücümüzü enerji depolama sistemleri, elektrikli araç şarj çözümleri, inverter teknolojileri ve akıllı enerji yönetim sistemleriyle destekleyerek müşterilerimize tek noktadan, uçtan uca enerji çözümleri sunuyoruz. Böylece yalnızca enerji üreten değil; enerjiyi depolayan, yöneten ve farklı yaşam alanlarına entegre eden bütüncül bir ekosistem oluşturuyoruz. CW Enerji Plus konsepti de bu vizyonun en güçlü yansımalarından biridir. İstanbul’da hayata geçireceğimiz CW Enerji Plus deneyim merkezimizde; güneş panellerinden enerji depolama sistemlerine, elektrikli araç şarj istasyonlarından beyaz eşya entegrasyonlu solar akıllı ev çözümlerine kadar uzanan geniş ürün ve teknoloji portföyümüzü kullanıcılarla buluşturacağız.” dedi. Tarık Sarvan: Enerji dönüşümünü ülkemizin her noktasına taşıyoruz CW Enerji İstanbul Plus Bayisi'nin yalnızca bir satış noktası olmadığını ifade eden Sarvan, merkezin aynı zamanda yenilenebilir enerji teknolojilerinin deneyimlenebileceği, doğru ürün seçimi konusunda profesyonel danışmanlık alınabileceği ve enerji dönüşümünün tüm aşamalarının planlanabileceği bir merkez olarak hizmet vereceğini belirtti. Sarvan, amaçlarının yalnızca ürün sunmak değil, enerji verimliliğini artıran, sürdürülebilir yaşamı destekleyen ve kullanıcıların geleceğe güvenle yatırım yapmasını sağlayan bütüncül çözümler geliştirmek olduğuna dikkat çekerek, şunları kaydetti: “Türkiye genelinde CW Enerji Plus yapılanmasını güçlendirmeyi sürdüreceğiz. Yenilenebilir enerjiyi Türkiye'nin dört bir yanında daha ulaşılabilir hale getirmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz. CW Enerji Plus yapılanmamız sayesinde yerli ve milli üretim gücümüzü daha fazla kullanıcıyla buluşturuyor, enerji dönüşümünü ülkemizin her noktasına taşıyoruz. İstanbul'da attığımız bu yeni adımın hem sektörümüz hem de ülkemizin sürdürülebilir enerji hedefleri açısından önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz."

Borusan EnBW Enerji’den örnek döngüsel ekonomi modeli Haber

Borusan EnBW Enerji’den örnek döngüsel ekonomi modeli

"Doğal Otlatma Yoluyla Sosyal Katkı ve Karbon Azaltım Projesi" ile güneş panel bakım süreçlerinde doğa temelli çözümler kullanılırken, yerel ekonomiye de katkı sağlandı Değer yaratan bu proje sadece çevreyi korumakla kalmıyor, aynı zamanda yerel ekonomiye de katkı sağlıyor. Borusan Holding ve Energie Baden-Württemberg AG’nin (EnBW) ortak girişimi Borusan EnBW Enerji, %100 yenilenebilir enerji üretiminin yanı sıra faaliyet gösterdiği sahalarda doğa pozitif uygulamalar geliştirerek çevresel ve sosyal fayda yaratmaya devam ediyor. Bu kapsamda Çanakkale’de Çan ve Merkez ilçelerinde bulunan ülkemizin en büyük RES-GES hibrit tesisi olan Saros Rüzgar ve Güneş Enerjisi Santrali çalışanları tarafından hayata geçirilen “Güneş Enerjisi Sahalarında Doğal Otlatma Yoluyla Sosyal Katkı ve Karbon Azaltım Projesi”, panel verimliliğini korumak için sahalarda yapılması gereken düzenli ot temizliği ve kontrolü için sürdürülebilir bir model sunuyor. Geleneksel yöntemlerde ot kontrolü, fosil yakıtlı ekipmanlar veya kimyasal herbisitler kullanılarak gerçekleştiriliyor. Bu yöntemler karbon salımı, maliyet artışı ve çevresel etkiler gibi çeşitli sorunlar doğurabiliyor. Projenin geliştirdiği doğa temelli yaklaşımla, güneş enerjisi sahasında kimyasallar kullanılarak yapılan ot mücadelesi yerine kısmi bir mekanik biçmeye ek olarak kontrollü koyun ve kuzu otlatma yöntemi uygulanmaya başlandı. Döngüsel ekonomi modeli: Doğal otlatma yöntemi sayesinde, sahadaki otlar doğal yollarla temizlenerek güneş panellerinin verimini olumsuz etkileyebilecek yoğun bitki örtüsü kontrol altına alındı, panellerin performansı korundu. Aynı zamanda yaz aylarında kuru ot birikiminin engellenmesiyle yangın riski azaltıldı ve iş güvenliği de sağlanmış oldu. Sadece hayvan otlatmaya uygun olmayan dikenli otların bulunduğu bölgede biçme ekipmanı kullanıldığı için saha bakım süreçlerinden kaynaklanan karbon emisyonları azaltıldı. Saros Rüzgar ve Güneş Enerji Santrali’nin, işletmeye geçmesinden bu yana otla mücadele için hiçbir kimyasal kullanılmadı. Böylece, toprak biyolojik çeşitliliğinin ve su kaynaklarının korunmasına katkı sağladı. Projenin sosyal ve ekonomik katkıları da öne çıkıyor Proje, çevresel hassasiyetleri gözetirken aynı zamanda bölgedeki besiciler için sosyal ve ekonomik fayda yaratıyor. Yerel besicilerle kurulan iş birliği sayesinde kırsal ekonomiye doğrudan katkı sağlanıyor. Doğal yırtıcılardan korunan sürüler güvenli bir ortamda otlarken, besiciler de diğer günlük işlerini yapabilme fırsatı yakalıyor. Besiciler, yem maliyetleri azalırken, yaptıkları tasarruf sonucu sürülerini genişletme imkanı da buluyor. Ayrıca, alımına destek olunan yün kırkma makineleri ile bölge hayvancılığına katkı sunuldu. Bölgede besiciliği yapılan küçükbaş hayvan sayısı 5 misline çıktı. Proje uygulamasının ilk 6 ayında ciddi boyutta ot kaynağı doğal yollarla değerlendirilirken, bölgedeki yetiştiricilerin yem maliyetlerinde büyük bir tasarruf sağlandı. Saros Rüzgar ve Güneş Enerji Santralinde uygulama sayesinde dış kaynaklı bakım faaliyetlerine kıyasla önemli bir ekonomik fayda elde edildi. Güvenli ve sürdürülebilir bir model Uygulama kapsamında hayvanların güvenliği ve konforu için tüm detaylar düşünüldü. Trafo merkezleri ve kablo kanalları fiziksel bariyerlerle çevrilerek riskler ortadan kaldırıldı, saha içerisine hayvanlar için su kaynakları ve gölgelik alanlar oluşturuldu. Borusan EnBW Enerji, bu uygulamayla yenilenebilir enerji üretimi ile tarımsal faaliyetlerin uyum içinde yürütüldüğü yeni bir örnek gösterirken, döngüsel ekonomi yaklaşımını da sahaya taşımış oldu. Şirket, elde edilen sonuçlar doğrultusunda doğal otlatma modelini farklı sahalarda yaygınlaştırmayı ve sürdürülebilir arazi yönetimi uygulamalarını geliştirmeyi hedefliyor. Borusan Grubu’nun "İklim, İnsan ve İnovasyon" odaklı sürdürülebilirlik yaklaşımını tüm süreçlerinde uygulayan Borusan EnBW Enerji, bu projeyle hem karbon ayak izini azaltan hem de yerel ekonomiyi güçlendiren örnek bir model sunuyor.

TCK BY Kıraç’tan 2026’ya 8 milyar TL ciro hedefi Haber

TCK BY Kıraç’tan 2026’ya 8 milyar TL ciro hedefi

TCK by Kıraç markasıyla yol güvenliği, enerji ve savunma sanayinde faaliyet gösteren Kıraç Galvaniz, gerçekleştirdiği yatırımcı sunumunda büyüme stratejisini, yeni yatırımlarını ve küresel hedeflerini kamuoyuyla paylaştı. Toplantıya yerli ve yabancı yatırımcılar, portföy yönetim şirketleri ve finans kuruluşları yoğun ilgi gösterdi. Bozüyük yatırımıyla üretimde sıçrama 2025 yılında devreye alınan ve yaklaşık 1,35 milyar TL yatırım büyüklüğüne sahip Bozüyük entegre üretim tesisi, şirketin kapasite ve verimlilik yapısında belirleyici rol oynadı. Dijital izlenebilirlik sistemleri, robotik hatlar ve çevreci galvaniz teknolojileriyle donatılan tesis, TCK by Kıraç’ın operasyonel verimliliğini artırarak şirketi bölgesel üretici konumundan küresel rekabet düzeyine taşıdı. Bursa Başköy’de yapımı devam eden ve makine parkuru hariç inşaat ve altyapı yatırım harcamasının 500 milyon TL olması öngörülen yeni üretim tesisinin 2027 yılında tamamlanması hedefleniyor. Savunma ve Enerjide stratejik konumlanma Kıraç Galvaniz, savunma sanayinde attığı adımlarla yalnızca üretim kapasitesini değil, küresel sistemlere entegrasyon gücünü de yukarı taşıyor. Şirketin NATO Support and Procurement Agency (NSPA) tedarik sistemine kabul edilmesi, uluslararası savunma projelerine doğrudan erişim sağlayan kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Makine ve Kimya Endüstrisi A.Ş. (MKE) tedarikçi platformuna dahil olunması, yerli projelerdeki operasyonel rolünü derinleştiriyor. Bu çift yönlü konumlanma, TCK by Kıraç’ı hem global hem de yerel savunma ekosisteminde aktif bir oyuncu haline getiriyor. Enerji tarafında ise güneş enerjisi altyapı konstrüksiyonları üretimiyle büyümesini sürdüren şirket, yenilenebilir enerji yatırımlarındaki ivmeyi fırsata çevirerek portföyünü genişletiyor. Yol güvenliği sistemleri, solar enerji altyapısı ve savunma sanayi olmak üzere üç ana iş kolunda ilerleyen bu yapı; Avrupa, Orta Doğu ve Balkanlar’da süren faaliyetlerin yanı sıra Gürcistan ve Romanya’daki yapılanmalarla desteklenerek uluslararası pazarlarda daha derin ve sürdürülebilir bir büyüme modeline dönüşüyor.Müşteri portföyünde Amerika’ dan Çin’ e kadar sektörlerinde önemli birçok firmayla işbirliği yapan TCK by KIRAÇ, global şirket olma vizyonuyla çalışmalarını büyük bir tititizlikle yürütüyor. “Küresel oyuncu konumumuzu güçlendiriyoruz” TCK by Kıraç Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serkan Malçok, şirketin dönüşüm sürecine ve küresel hedeflerine dikkat çekti. Malçok, “son yıllarda hayata geçirdiğimiz yatırımlar ve stratejik adımlar sayesinde, TCK by Kıraç’ı küresel ölçekte rekabet eden bir yapıya taşıdık. Bozüyük fabrika yatırımımız ve planladığımız yeni tesislerle üretim gücümüzü büyütürken; savunma sanayi, solar enerji ve yol güvenliği sistemlerinde kurduğumuz dinamik yapı ile daha güçlü, daha rekabetçi ve daha sürdürülebilir bir küresel oyuncu haline geliyoruz” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.