SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gümrük Birliği

Ekometre - Gümrük Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gümrük Birliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

AB’nin sanayi planında Türkiye için kritik viraj Haber

AB’nin sanayi planında Türkiye için kritik viraj

Türk sanayisinin Gümrük Birliği sayesinde Avrupa değer zincirlerine derin biçimde entegre olduğu vurgulanırken, Türkiye’nin kapsam dışında bırakılmasının Avrupa’nın maliyetlerini ve küresel rekabet gücünü olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor. Avrupa Birliği’nin sanayi politikasını güçlendirmek ve küresel rekabet gücünü artırmak amacıyla hazırladığı Sanayi Hızlandırma Yasası (Industrial Accelerator Act-IAA), Türkiye açısından kritik bir başlık haline geldi. Avrupa Komisyonu tarafından 4 Mart 2026’da açıklanan yasa teklifi, Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’ndeki yasama sürecinden geçiyor. Teklifte çelik, çimento, alüminyum, otomotiv ve net sıfır teknolojiler gibi stratejik alanlarda “Made in EU” ve düşük karbon şartlarının kamu alımları ile destek mekanizmalarında kullanılması öngörülüyor. Yasanın nihai kapsamı henüz kesinleşmezken, Türkiye’nin AB’nin yeni sanayi politikasında nasıl konumlandırılacağı Ankara ile Brüksel arasındaki temasların önemli gündem maddelerinden biri oldu. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın 16-17 Temmuz’da Brüksel’de gerçekleştirdiği temaslarda da Türkiye’nin AB ile 30 yıllık Gümrük Birliği ortaklığının ve mevcut ticari entegrasyonunun dikkate alınması gerektiği vurgulandı. Türkiye üçüncü ülke kategorisinde görülmemeli Türkiye açısından temel argüman, Türk sanayisinin Çin, Hindistan veya diğer üçüncü ülkelerle aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiği üzerine kuruluyor. Yaklaşık 30 yıldır yürürlükte bulunan Gümrük Birliği, Türkiye’nin Avrupa sanayi ve tedarik zincirleriyle güçlü biçimde bütünleşmesini sağladı. Bu nedenle “Made in EU” uygulamasının Türkiye’nin mevcut entegrasyon seviyesini göz ardı edecek biçimde uygulanmasının hem Türk üreticiler hem de Avrupa sanayisi açısından sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor. AB Komisyonu’nun Nisan 2026’da verdiği bir yanıtta ise IAA teklifinin Gümrük Birliği’ni değiştirmediği, ayrıca Türkiye gibi AB ile gümrük birliği bulunan ülkelerden gelen ve ilgili koşulları sağlayan içeriğin, teklif kapsamındaki “Union origin” şartları bakımından Birlik menşeli içerikle eşdeğer kabul edildiği belirtildi. “Made in EU” tartışmasında Türkiye detayı Türk iş dünyasının yakından takip ettiği başlıklardan biri de IAA kapsamındaki menşe ve yerli içerik kriterleri. Yasanın nihai metni üzerindeki görüşmeler devam ederken, “Made in EU” yaklaşımının Avrupa’nın üretim kapasitesini güçlendirme amacıyla nasıl uygulanacağı tartışılıyor. Türkiye açısından kritik nokta ise mevcut Gümrük Birliği entegrasyonunun bu kuralların dışında bırakılıp bırakılmayacağı. AB Konseyi’ndeki değerlendirmelerde de “Made in EU” yaklaşımının ithalata bağımlılığı azaltabileceğini savunan ülkelerin yanı sıra, uygulamanın Dünya Ticaret Örgütü kuralları ve değer zincirleri üzerindeki etkilerine ilişkin çekinceler dile getiriliyor. Avrupa sanayisi de maliyetle karşılaşabilir Türkiye’nin kapsam dışında bırakılmasına ilişkin tartışmaların yalnızca Türk üreticiler açısından değerlendirilmemesi gerektiği belirtiliyor. Otomotivden makineye, demir-çelikten kimyaya kadar birçok alanda Avrupalı üreticiler Türkiye’deki tedarikçilerle uzun süredir entegre biçimde çalışıyor. Türkiye’nin Avrupa üretim zincirlerinden uzaklaştırılması halinde tedarik maliyetlerinin yükselmesi, teslim sürelerinin uzaması ve tedarik güvenliğinin zayıflaması gibi sonuçların ortaya çıkabileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle Türkiye’nin Avrupa sanayisi açısından yalnızca bir ihracat pazarı değil, üretim ve tedarik zincirinin tamamlayıcı bir parçası olduğu vurgulanıyor. Otomotivde kritik eşik “Made in EU” tartışmasının en kritik alanlarından biri otomotiv sektörü. IAA kapsamında otomotiv ve diğer stratejik sektörlerde Avrupa üretimini ve yerli içeriği artırmaya yönelik politikalar gündemde bulunuyor. Avrupa otomotiv tedarik sanayisini temsil eden CLEPA da Avrupa’nın rekabet gücünün yalnızca araç montajına değil, parçalar ve kritik teknolojiler dahil olmak üzere tüm değer zincirine bağlı olduğunu vurguluyor. Bu çerçevede Türkiye’nin otomotiv üretimi ve tedarik altyapısı, Avrupa’nın dönüşüm sürecinde önemli bir tamamlayıcı kapasite olarak öne çıkıyor. CLEPA: Rekabet gücünün temeli tedarik zinciri Tartışmalarda öne çıkan çalışmalardan biri, CLEPA tarafından Roland Berger’e hazırlatılan Avrupa otomotiv tedarik zincirinin rekabet gücüne ilişkin analizler oldu. Çalışmalarda Avrupa otomotiv tedarikçilerinin araç değerinin önemli bölümünü oluşturduğu ve küresel rekabet koşullarının Avrupa’daki üretim kapasitesi üzerinde baskı yarattığı belirtiliyor. CLEPA, Avrupa’nın rekabet gücünü koruyabilmesi için yalnızca nihai araç üretimine değil, parçalar, elektronik, yazılım ve diğer kritik bileşenlerden oluşan geniş tedarik zincirine odaklanılması gerektiğini savunuyor. CLEPA’nın değerlendirmelerine göre Avrupa’daki otomotiv tedarikçilerinin oluşturduğu değer, sektörün toplam rekabet gücünde belirleyici rol oynuyor. Bu nedenle “Made in Europe” politikalarının tedarik zincirinin tamamını dikkate alacak biçimde tasarlanması gerektiği ifade ediliyor. Rekabet montajla sınırlı değil Avrupa otomotiv sanayisinin geleceğine ilişkin tartışmalarda öne çıkan temel başlıklar şöyle sıralanıyor: Araç montajı tek başına yeterli değil: Avrupa’da aracın monte edilmesi kadar kritik parçaların ve teknolojilerin de değer zinciri içinde üretilmesi önem taşıyor.Katma değer tedarik zincirine yayılıyor: Motor, elektronik, güç elektroniği, yazılım ve şasi sistemleri gibi bileşenler rekabet gücünün temel unsurları arasında yer alıyor.Tedarik zinciri korunmalı: Avrupa’nın küresel rekabette güçlü kalabilmesi için yalnızca nihai ürün üretimine değil, üretimin tamamını destekleyen tedarik altyapısına odaklanması gerekiyor.Çin ve ABD rekabeti bütüncül kapasite gerektiriyor: Avrupa’nın küresel rekabette teknoloji, üretim kapasitesi ve tedarik güvenliğini birlikte güçlendirmesi gerekiyor. CLEPA’nın 2026 yılı analizleri de Avrupa otomotiv tedarikçilerinin küresel maliyet ve rekabet baskısıyla karşı karşıya olduğunu ve Avrupa’daki üretim kapasitesinin korunmasının önemini ortaya koyuyor. “Avrupa duvar örmek yerine zinciri güçlendirmeli” Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneği (OSS) Genel Sekreteri Emirhan Silahtaroğlu da Avrupa’nın Çin ve ABD karşısındaki rekabet gücünü koruyabilmesi için Türkiye ile sanayi entegrasyonunu güçlendirmesi gerektiğini belirtti. Avrupa’da son dönemde öne çıkan “Made in EU” yaklaşımının yerine, Türkiye gibi yakın ve entegre üretim merkezlerini de kapsayan “Made with Europe” anlayışının daha rekabetçi bir model oluşturabileceğini ifade eden Silahtaroğlu, Türkiye’nin Avrupa açısından yalnızca bir tedarikçi değil, stratejik bir üretim ortağı olduğunu söyledi. Silahtaroğlu, Çin’in üretim ölçeği ve maliyet avantajı ile ABD’nin teknoloji ve sermaye gücü karşısında Avrupa’nın yakın coğrafyadaki güvenilir üretim merkezlerine ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Türkiye dışlanırsa tedarik süresi uzayabilir Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı, nitelikli iş gücü ve lojistik avantajlarıyla Avrupa otomotiv değer zincirinin önemli bir parçası olduğunu belirten Silahtaroğlu, Türkiye’nin sistem dışına itilmesinin maliyetleri artırabileceği ve tedarik sürelerini uzatabileceği değerlendirmesinde bulundu. Silahtaroğlu, Avrupa’nın Çin karşısındaki rekabet gücünü artırmak için yeni ticari duvarlar oluşturmak yerine mevcut ve güvenilir değer zincirlerini güçlendirmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin ürün çeşitliliği avantajı Türk otomotiv satış sonrası sektörünün yalnızca üretim kapasitesiyle değil, ürün çeşitliliği ve teknik yetkinlikleriyle de Avrupa açısından önemli bir avantaj sunduğunu belirten Silahtaroğlu, Türkiye’nin motor parçaları, fren sistemleri, filtreler, süspansiyon bileşenleri, elektrik-elektronik parçalar ve kablo sistemleri gibi geniş bir ürün grubunda üretim gerçekleştirdiğine dikkat çekti. Silahtaroğlu, hızlı teslimat kabiliyeti, ürün çeşitliliği ve maliyet avantajının Avrupa satış sonrası pazarında tedarik sürekliliğine katkı sağladığını belirterek, Türkiye ile sanayi entegrasyonunun derinleştirilmesinin Avrupa’nın dönüşüm kapasitesini ve küresel rekabet gücünü destekleyeceğini söyledi.

OİB’in yeni dönemdeki başkanı Kemal Yazıcı Haber

OİB’in yeni dönemdeki başkanı Kemal Yazıcı

Tek liste girilen seçimlerin sonucunda Ecoplas Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, katılan üyelerinin tamamının oylarını alarak OİB Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi. OİB’in 2026-2030 dönemini kapsayacak Kemal Yazıcı Başkanlığında yeni Yönetim Kurulunda; Beyçelik Gestamp, Ford Otomotiv, Martur Sünger ve Koltuk Tesisleri, Bosch Sanayi ve Ticaret, Toyota Otomotiv, Oyak Renault, Tofaş Türk, İnci GS Yuasa Akü, Teknorot Otomotiv ve Valeo Otomotiv, Denetim Kurulu’nda ise TKG Otomotiv, OSKİM Pazarlama ve Canel Otomotiv yer aldı. Çelik: “Sekiz yıla devasa bir dönüşümü sığdırdık” Başkanlık dönemi sona eren Baran Çelik, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, sekiz yıl önce görevi devraldıklarında tek bir hedefleri olduğuna dikkat çekerek “Hedefimiz; Türk otomotiv sanayisini ihracatta daha güçlü, küresel değer zincirlerinde daha stratejik bir konuma taşımak. Bu hedef doğrultusunda önemli mesafeler kat ettik. Göreve başladığımız 2018 yılında 31,5 milyar dolar olan otomotiv ihracatımız 2025 yılında 41,5 milyar dolara yükseldi. Bu yıl 43 milyar dolar ile bu rakamı daha da yukarıya taşımayı hedefliyoruz. Pandemi nedeniyle bir yıllık ara dışında 19 yıldır ülkemizin ihracat şampiyonuyuz. Birliğimiz sadece ihracat rakamlarıyla değil, vizyonu, projeleri ve sektörün dönüşümüne liderlik eden yaklaşımıyla da güçlü bir kurumsal yapı haline geldi. Görev süremiz boyunca Dünya çapında ayak basmadığımız kıta, Türk bayrağını dalgalandırmadığımız ticaret merkezi bırakmadık. Bu dönemde 59 uluslararası fuara katılım sağladık, 63 sektörel ticaret heyeti ve 24 alım heyeti düzenledik” dedi. Görev süresi boyunca son sekiz yıla sadece projeleri değil, devasa bir dönüşümü sığdırdıklarını da belirten Baran Çelik “Otomotiv Geleceği Tasarım Yarışması’ndan Otomotiv Mühendisliği ve Aftermarket Konferansına, Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum sürecinde Türkiye Otomotiv Endüstrisi Sürdürülebilirlik Eylem Planını hazırlayarak firmalarımıza karbon ayak izinin azaltılması, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi ve SKDM uyumu gibi başlıklarda rehberlik etmemizden Yeşil Dönüşüm UR-GE projelerimiz ve SKDM eğitim programlarımız ile de özellikle KOBİ’lerimizin bu dönüşümün dışında kalmaması için finansman, danışmanlık ve teknik destek modellerini devreye almamıza kadar çok sayıda ilke, projeye ve çalışmaya imza attık. Yine en güncel ve en önemli gelişmelerden biri; Ticaret Bakanlığımızın öncülüğünde hayata geçirilen Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Girişim Sermayesi Yatırım Fonu oldu. Bu fon ile birlikte sektörümüzde teknoloji geliştiren, inovasyon üreten girişimlerin finansmana erişimini güçlendirmeyi ve otomotiv ekosistemimizin geleceğini desteklemeyi amaçlıyoruz” dedi. Otomotiv, teknolojik dönüşümün de lokomotifidir Konuşmasında Başkanlığı süresince yaşadıkları zorluklardan da bahseden Çelik, şunları söyledi: “2020 yılından sonra Dünya ekonomisinin ve küresel ticaretin en çalkantılı dönemlerinden birini yaşadık. Pandemi ve ardından gelen, Çip krizi, tedarik zinciri kırılmaları, Brexit süreci, Yeşil dönüşüm, Enflasyonist ortam, Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere hem insanlık hem küresel ekonomi için yıkıcı etkiler bırakan savaşlar ve son dönemde küresel siyasette hızla yükselen korumacılık trendinin sonucunda Avrupa’da gündeme gelen “Made in EU” yaklaşımı… Tüm bu fırtınalı süreçte gemiyi limana sağ salim yanaştırmak için var gücümüzle çalıştık ve bunu başarmanın gururunu yaşıyoruz. Sektörümüz; Türkiye sanayisinin teknolojik dönüşümünün de lokomotifidir. Bugün geldiğimiz noktada Türk otomotiv endüstrisi Avrupa değer zincirinin en güçlü üretim ve tedarik merkezlerinden biri haline gelmiş durumda. Bu başarı, birlikte çalıştığımız yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerimizin, Birliğimizin kıymetli çalışanlarının ve en önemlisi siz değerli üyelerimizin ortak emeğinin sonucu. Bu vesileyle görev sürem boyunca birlikte çalıştığımız tüm yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerine içtenlikle teşekkür ediyorum. Şimdi bayrağı devretme vakti. Yeni seçilecek yönetim kurulumuzun, bu çıtayı çok daha yukarılara taşıyacağına inancım tamdır. Onların başarısı, Türkiye’nin başarısı olacaktır. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği güçlü bir kurumdur. Bu kurumun en büyük gücü ise üyelerinin vizyonu ve dayanışmasıdır. Ben de bundan sonra sektörümüzün bir temsilcisi olarak otomotiv endüstrimizin gelişimi için çalışmaya devam edeceğim.” Baran Çelik’in konuşmasının ardından Birliğin bir önceki döneminde görev alan yönetim ve denetim kurulu üyelerine teşekkür plaketi takdim edildi. Yazıcı: “Üç ana başlıkta ihracatı artırmaya odaklıyız” OİB’in yeni Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı ise şunları söyledi: “Sektörümüz; Türkiye ekonomisinin temel taşlarından biri. Türkiye ihracatının yüzde 17,5’ini tek başına gerçekleştiriyor. Direkt çalışan 300 bin kişi, servis ve satışlar dahil 550 bin kişiye istihdam sağlıyoruz. En büyük pazarımız olan Avrupa Birliği ülkelerinin 2035 yılında sıfır emisyonlu araçlara geçiş planı sektörümüz ihracatı açısından çok kritik bir karar. AB ülkeleri sıfır emisyonlu araçlar konusunda kararlılar ama Çin ile rekabette zorlanıyorlar. Kendilerini Çin’e karşı koruyabilmek için “made in Europe” kavramını geliştirdiler. Biz sektör olarak Gümrük Birliği sayesinde bu kapsamda yer alacağız ama sıfır emisyonlu araçlar için gereken teknolojilere henüz hakim değiliz. Bu durum önümüzdeki dönemlerde ihracat açısından bir risk oluşturuyor. Eksiklerimizi hızlı bir şekilde tamamlayarak hazır hale gelmek zorundayız. Bu kapsamda yeni Yönetim Kurulu olarak üç ana başlık üzerinde çalışmak istiyoruz. İlk alanı “Geleceğe Hazırlanmak ve İhracat Artışı” olarak belirledik. İkinci olarak “Rekabetçi Otomotiv Sanayi” ve son olarak da “Güçlü Birlik ve Üye İlişkileri” konularına yoğunlaşmak kararı verdik. Türkiye otomotiv endüstrisi ihracatını korumaya ve artırmaya yönelik stratejiler geliştirerek sektör ve ilgili kurumlar ile birlikte çalışacağız ve geleceği birlikte şekillendireceğiz.”

İş dünyası Gümrük Birliğinde güncelleme istiyor Haber

İş dünyası Gümrük Birliğinde güncelleme istiyor

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında 1996 yılından bu yana yürürlükte olan Gümrük Birliği (GB), özellikle sanayi malları üzerinden kurgulanarak ikili ticaret hacmini önemli ölçüde büyüttü. Ancak aradan geçen 30 yılda küresel ticaret yapısı kökten değişti. Hizmetler, dijital ekonomi, yeşil dönüşüm ve kamu alımları gibi yeni alanlar mevcut anlaşmanın yenilenmesi ihtiyacını ortaya çıkardı. İkili ticaret hacminin 8 kat artarak 230 milyar doları aştığı ve ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 100 seviyesine yakın seyrettiği bildirildi. Bu süreçte orta-yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payının yüzde 43.5’e yükselmesi ve Türkiye’nin dünya ihracatından aldığı payın iki katına çıkması dikkat çekti. Ancak mevcut yapının artık küresel ekonominin yeni dinamiklerini karşılamakta zorlandığı değerlendirmesi yapılıyor. 3 AŞAMALI SÜREÇ Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik müzakerelerin resmen başlayabilmesi için ilk adımın AB Komisyonu tarafından atılması gerekiyor. Komisyon, güncelleme için kapsam ve çerçeveyi içeren müzakere taslağını hazırlayarak yetki talebinde bulunuyor. Ancak Komisyon tek başına müzakere başlatamıyor. Resmi yetkilendirme kararı ise üye ülkeleri temsil eden AB Konseyi tarafından alınıyor. Konsey, Komisyon’a müzakere yetkisi verdiği takdirde süreç teknik olarak başlatılmış sayılıyor. Mevcut aşamada beklenen adımın bu yetkilendirme kararı olduğu belirtiliyor. Müzakereler tamamlandıktan sonra ortaya çıkacak nihai anlaşma metninin yürürlüğe girebilmesi için ise Avrupa Parlamentosu onayı gerekiyor. TÜRKİYE REKABET GÜCÜNÜ KORUMALI Türk özel sektörü, AB üyesi ülkelerin siyasi başlıkları bir yana bırakıp resmi görüşmelerin başlaması için kapıyı açmasını talep ediyor. Çünkü değişen dünya konjonktürüyle birlikte AB’nin tedarik kanallarını Türkiye ile güvenceye alması mümkün. Türkiye ise hem yeni gelişen sektörleri kapsayan hem de üçüncü ülkelerle ticarette yaşanan asimetriyi gideren bir Gümrük Birliği güncellemesi ile rekabet gücünü korumak istiyor. ‘KAZAN-KAZAN’ FORMÜLÜ Türk iş dünyasında güncelleme süreci ‘kazan-kazan’ formülü çerçevesinde ele alınarak şu başlıklar öne çıkarılıyor: 1. Hizmetler, tarım ve kamu alımlarının kapsama alınması 2. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmalarında (STA) eş zamanlı ve bağlayıcı katılım sağlanması 3. Ulaştırma kotalarının kaldırılması ve lojistik engellerin azaltılması 4. Yeşil ve dijital dönüşüm sürecinin finansman ve teknik işbirliğiyle desteklenmesi 5. Uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının güçlendirilmesi ve karar süreçlerine daha etkin katılım sağlanması. Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin, mevcut ticaret hacmini artırmanın ötesinde, Avrupa değer zincirlerinin güçlendirilmesi ve küresel rekabette konumun sağlamlaştırılması açısından yapısal bir adım olacağı değerlendiriliyor. STA’LARDA UYUMSUZLUK VAR İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Gümrük Birliği’nin şu anki halinde yaşanan en büyük sorunlardan birinin iki tarafın bağımsız olarak imzaladığı STA’ların giderek uyumsuzluk yaratması olduğunu söyledi. Zeytinoğlu, “STA konusunda AB ve Türkiye arasında giderek artan bir uyumsuzluk var. Türkiye’nin 44 STA’sına karşılık AB’nin 80’e yakın ülke ve bölge ile ticaret, ortaklık anlaşmaları bulunuyor. AB ile ticaret anlaşması bulunan ülkeler Türkiye pazarına da gümrüksüz erişim sağlarken, Türkiye ayrı bir STA’sı olmadığı zaman bu ülkeyle ticaretini serbestleştiremiyor. Yani mütekabiliyet ortadan kalkıyor” diye konuştu. HİNDİSTAN-MERCOSUR FAKTÖRÜ AB, Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) ve Hindistan Anlaşması ile ticari ağlarını 1 milyar 800 milyona yakın bir nüfusu kapsayan coğrafyaya kadar genişletti. AB, bunun yanı sıra Endonezya ile STA müzakerelerini tamamlarken, Meksika ile Global Anlaşması’nı modernize etti. Bu durumun AB’nin Çin ve ABD dışında önemli ticaret oyuncuları ile serbest ticaret ağını giderek genişletip, konsolide etmesi anlamına geldiğini söyleyen Zeytinoğlu, şu uyarıyı yaptı: “Gümrük Birliği’nin yapısı gereği, ticaretteki değişimlere adapte olacak şekilde güncellenmesi gerekiyor. Türkiye ve AB, masaya oturup giderek büyüyen sorunları çözmek için çaba sarf etmeli.” TARİFELER VE ÇİN Öte yandan, ABD tarifeleri ve Çin’in agresif dış pazar politikası dikkate alındığında AB’nin ticari kayıpları söz konusu. Bu nedenle AB için de Türkiye ile ekonomik ve sınai tamamlayıcılık, ekonominin dirençliliği ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığı açısından güncelleme kaçınılmaz gözüküyor. Zeytinoğlu, bu durumun AB açısından sadece ticaret değil, yatırım açısından da olumsuz bir tabloya neden olduğunu belirterek, şunları söyledi: “AB açısından Türkiye’nin aldığı ticari korunma tedbirleri sebebiyle kayıplar gerçekleşiyor. Örneğin İtalya’dan yapılan ithalatta 2024 ve 2025 arasında yüzde 18’lik bir azalma var. Ayrıca AB tedarik zincirlerini güçlendirme, daha dayanıklı hale getirme ve çeşitlendirme arayışı içinde. Türkiye, bu açıdan sınai kapasitesi ile önemli bir ortak. Ayrıca ticaretin yanı sıra yatırım boyutuyla da düşündüğümüzde Gümrük Birliği ilişkisinin statik kalması ve yıpranması AB açısından da kayıptır.” AB LİDERLERİNE AÇIK MEKTUP DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri tarafından hazırlanan ve Türk iş dünyasının beklentilerini içeren açık mektup, 26 AB üyesi ülkenin iş konseyi başkanının imzasıyla Avrupa Birliği liderlerine gönderildi. MADE IN EUROPE UYARISI Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve çelik kotalarını ‘yeni ticaret duvarları’ olarak tanımlayan DEİK Başkanı Nail Olpak, AB’nin Made in Europe yaklaşımıyla üretimi kendi sınırları içine çekme eğilimine dikkat çekti. Türkiye’nin bu çemberin dışında bırakılmaması gerektiğinin altını çizen Olpak, Türkiye’nin Avrupa üretim ekosisteminin doğal bir parçası olduğunu vurguladı. ‘TÜRKİYE, AVRUPA İÇİN VAZGEÇİLMEZ ORTAK’ DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ise Türkiye-AB ilişkisinin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik entegrasyon ve ortak üretim anlamına geldiğini söyledi. Türkiye’nin genç nüfusu, sanayi altyapısı, enerji ve lojistik gücüyle Avrupa’nın stratejik geleceğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Yalçındağ, bu yıl somut sonuçlar alınması çağrısında bulundu. İTO BAŞKANI ŞEKİB AVDAGİÇ: BAKANLIĞIN HASSASİYETLE GEREKENİ YAPACAĞINA İNANIYORUZ İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, AB’nin MERCOSUR ve Hindistan ile sonuçlandırdığı serbest ticaret anlaşmalarının, Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği anlaşmasını hızla güncellemesi gerektiğini bir kez daha gösterdiğini söyledi. Avdagiç, “AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarından yana yaşadığımız olumsuzlukların ve risklerin giderilmesi için bir an evvel tedbir alınması yararlı olacaktır. Ticaret Bakanlığı’nın konuyu hassasiyetle ele aldığına ve gerekenleri yapacağına inanıyoruz. Öte yandan, mevcut küresel konjonktürde STA imzaladığımız diğer ülkelerle ithalat-ihracat dengesi göz önüne alınarak STA’ların yeniden müzakere edilmesi ve revize edilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi. BAKAN BOLAT: GÜNCELLEME AB İÇİN DE ZORUNLULUK Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Gümrük Birliği’nin Türkiye ekonomisinin aleyhine işlediği yönündeki görüşlerin gerçeklerle örtüşmediğini belirtti. Bolat, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin yalnızca Türkiye için değil, AB’nin ekonomik güvenliği açısından da zorunluluk haline geldiğini vurguladı. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının yarattığı asimetriler ve karar alma süreçlerine Türkiye’nin sınırlı katılımının güncelleme tartışmalarının merkezinde yer aldığını ifade eden Bolat, taşımacılık kotaları ve iş insanlarının serbest dolaşımının önemine dikkat çekti. Bolat, Avrupa Komisyonu ile ‘Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu’ toplantılarının başlatıldığını, Gümrük Birliği kapsamında sorun oluşturan 29 alt başlıktan 15’inin karşılıklı uzlaşıyla çözüldüğünü belirtti. Kalan başlıklar için temasların ve toplantıların sürdüğünü aktardı. Bolat, müzakerelerin resmen başlayabilmesi için AB Konseyi tarafından Komisyonun yetkilendirilmesi gerektiğini, bu süreç beklenirken teknik diyalog kanallarının işletildiğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.