SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gayrimenkul

Ekometre - Gayrimenkul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gayrimenkul haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İnşaat sektörünü kamu yatırımları ayakta tutuyor Haber

İnşaat sektörünü kamu yatırımları ayakta tutuyor

İnşaat sektörüne ilişkin ikinci çeyrek verileri, sektörün ekonomik büyümeye katkısını sürdürmesine rağmen finansman koşullarındaki sıkılaşmanın etkisinin giderek daha belirgin hale geldiğini gösteriyor. Analizlere göre kamu yatırımları büyümeyi desteklemeye devam ederken, özel sektör yatırımlarındaki yavaşlama sektörün büyüme hızını sınırlıyor. Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyürken, inşaat sektörü yüzde 3,2, gayrimenkul faaliyetleri ise yüzde 3 büyüme kaydetti. Böylece sektör üst üste 14 çeyrektir büyümesini sürdürmesine rağmen, önceki yıllarda görülen yüksek büyüme temposunun gerisinde kaldı. Raporda, sıkı para politikası, yüksek faiz ortamı ve krediye erişimde yaşanan güçlüklerin yatırım kararları üzerinde belirleyici olmaya devam ettiği belirtiliyor. Deprem bölgesindeki yeniden inşa faaliyetleri ile kamu altyapı yatırımları sektöre destek sağlarken, özel sektör yatırımlarındaki zayıflık büyümenin önündeki temel engeller arasında gösteriliyor. Üretim göstergeleri ise sektörün kapasitesini koruduğuna işaret ediyor. Yapı ruhsatlarındaki artış yeni projeler açısından olumlu sinyal verirken, inşaat güven endeksinin eşik değer olan 100 puanın altında kalmayı sürdürmesi sektör temsilcilerinin geleceğe ilişkin temkinli beklentilerini ortaya koyuyor. İşçilik ve finansman maliyetleri de şirketlerin kârlılığı üzerindeki baskısını sürdürüyor. Konut piyasasında haziran ayında hareketlenme gözlendi. İlk el konut satışları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 23,1, ikinci el satışlar ise yüzde 12,5 arttı. Buna rağmen ilk el satışlardaki toparlanmanın sınırlı kalması, yeni konut üretimini destekleyecek talep koşullarının henüz kalıcı şekilde güçlenmediğine işaret ediyor. Finansman tarafında ise ipotekli konut satışlarında artış yaşansa da krediyle yapılan satışların toplam satışlar içindeki payı yaklaşık yüzde 20 seviyesinde kaldı. Bu görünüm, konut finansmanında tam anlamıyla normalleşme sağlanamadığını ve kredi maliyetlerinin satın alma kararları üzerindeki etkisini sürdürdüğünü gösteriyor. Uluslararası müteahhitlik hizmetlerinde ise küresel gelişmeler belirleyici olmaya devam ediyor. Yılın ilk yarısında yurt dışında üstlenilen proje hacmi 2,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, jeopolitik riskler ve küresel finansman koşullarının uluslararası proje pazarında büyümeyi sınırladığı değerlendiriliyor. Analizde ayrıca küresel ekonomide büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edildiği, jeopolitik gerilimler, enerji piyasalarındaki oynaklık ve sıkı para politikalarının hem dünya ekonomisi hem de inşaat sektörü açısından belirsizlikleri artırdığı vurgulanıyor. Bu versiyon, basın bültenindeki tanıtım dilini çıkararak farklı kaynaklardan derlenmiş araştırma haberi formatına dönüştürülmüş bir metindir.

Yalnız yaşayanların sayısı 10 yılda yüzde 66,5 arttı Haber

Yalnız yaşayanların sayısı 10 yılda yüzde 66,5 arttı

Yalnız yaşayanların sayısı 10 yılda yüzde 66,5 arttı Türkiye'de tek kişilik hanelerin sayısı son 10 yılda dikkat çekici bir artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2025 yılı itibarıyla tek başına yaşayanların sayısı 5 milyon 523 bin 321'e ulaştı. Aynı dönemde ortalama hanehalkı büyüklüğü ise 3,08 kişiye gerileyerek değişen demografik yapının konut sektörüne etkisini gözler önüne serdi. TÜİK verilerine göre Türkiye'deki toplam hane sayısı 26 milyon 977 bin 795'e yükselirken, tek kişilik hanelerin sayısı 5,5 milyonu aştı. Artan bireyselleşme, evlilik yaşındaki yükseliş ve yaşam alışkanlıklarındaki değişim, daha küçük ve fonksiyonel konutlara yönelik talebi artırıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hane Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yusuf Keklik, konut ihtiyacının artık yalnızca nüfus artışı üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirtti. Keklik, "Hane sayısındaki artış, yaşam biçimlerindeki değişim ve bireyselleşmenin etkisiyle konut talebi farklı bir boyuta taşınıyor. Özellikle tek kişilik yaşayan bireylerin ve küçük ailelerin artması, daha fonksiyonel, ulaşılabilir ve yaşam kalitesini artıran konut projelerine olan ihtiyacı güçlendiriyor." dedi. Geleceğin konut projelerinin yalnızca metrekare odaklı olmayacağını vurgulayan Keklik, kullanıcı deneyimi, sürdürülebilirlik ve erişilebilirlik kriterlerinin ön plana çıkacağını ifade etti. Kentleşme ve bireysel yaşamın yaygınlaşmasının sektörde önemli bir dönüşüm yarattığını belirten Keklik, "Gayrimenkul sektöründe artık önemli olan yalnızca daha fazla konut üretmek değil, değişen yaşam biçimlerine uygun, kullanıcı odaklı ve uzun vadeli değer sunan projeler geliştirmektir." değerlendirmesinde bulundu.

Konut üreticisinin iştahı azalıyor Haber

Konut üreticisinin iştahı azalıyor

Buna karşın metrekare üretim maliyeti 40 bin 500 TL'ye yükseldi. Sektör temsilcileri, artan maliyetler ve yüksek faiz nedeniyle yeni konut üretiminde yavaşlama yaşandığını belirtiyor. Konut piyasasında fiyat artış hızı yavaşlarken, üretim maliyetleri yükselmeye devam ediyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, yüksek maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan zorlukların yeni konut üretimini baskıladığını söyledi. "Oturum amaçlı alıcı için fırsat dönemi" Mayıs ayında konut fiyatlarının yıllık bazda nominal yüzde 24,5 arttığını, ancak reel olarak gerilediğini belirten Yazıcı, yatırım yerine oturum amacıyla konut almak isteyenler için mevcut piyasa koşullarının fırsat sunduğunu ifade etti. 2023 yılındaki hızlı fiyat artışlarının geride kaldığını vurgulayan Yazıcı, piyasanın daha dengeli bir yapıya kavuştuğunu söyledi. Metrekare maliyeti 40 bin 500 TL'ye çıktı Bayındırlık Bakanlığı verilerine göre konutun metrekare üretim maliyetinin 40 bin 500 TL'ye yükseldiğini belirten Yazıcı, bir yıl önce yaklaşık 20 bin TL seviyesinde olan maliyetlerin kısa sürede iki katına yaklaştığına dikkat çekti. İnşaat maliyetlerindeki artışın üreticilerin yatırım iştahını azalttığını belirten Yazıcı, konut, AVM ve iş merkezi maliyetlerinin birbirine yaklaşmasının sektör açısından sağlıklı olmadığını ifade etti. Yüksek faiz yeni projeleri yavaşlatıyor Konut üreticilerinin projelerini büyük ölçüde satış gelirleriyle finanse ettiğini belirten Yazıcı, yüksek faiz ortamı ve finansman maliyetleri nedeniyle yeni proje geliştirme konusunda daha temkinli davranıldığını söyledi. Konut arzındaki yavaşlamanın uzun vadede kira piyasasını da etkileyeceğini belirten Yazıcı, yatırım amaçlı alımların azalmasının yeni konut üretimini sınırladığını, bunun da kiralar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini ifade etti. Gözler yılın son çeyreğinde Jeopolitik risklerin azalması ve faiz indirimlerinin başlaması halinde yılın son çeyreğinde konut piyasasında hareketlenme beklediklerini söyleyen Yazıcı, özellikle eylül sonrası dönemin sektör açısından kritik olacağını belirtti. Mortgage faizlerinde olası gerilemenin, mevduatta bekleyen tasarrufların yeniden gayrimenkul piyasasına yönelmesini sağlayabileceğini ifade eden Yazıcı, mevcut hareketliliğin önemli bölümünün ise kentsel dönüşüm projelerinden kaynaklandığını söyledi. Sosyal konut projelerinin piyasaya katkı sağlayacağını belirten Yazıcı, ancak mevcut konut arzı açığı nedeniyle kira fiyatlarında tek başına belirgin bir düşüş beklenmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

İnşaat sektörünü şekillendirecek yatırım trendleri Haber

İnşaat sektörünü şekillendirecek yatırım trendleri

Gayrimenkul ve inşaat sektörü, değişen ekonomik dinamikler, teknolojik gelişmeler ve tüketici beklentileri doğrultusunda dönüşümünü sürdürürken, 2026 yılında sektöre yön verecek yatırım trendleri de netleşmeye başladı. Deprem güvenliği, sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve yaşam kalitesi odaklı projeler yatırımcıların karar süreçlerinde belirleyici unsurlar haline gelirken, sektör temsilcileri de geleceğin ihtiyaçlarına uygun projeler geliştirmeye odaklanıyor… SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, gayrimenkul sektöründe yaşanan dönüşümü değerlendirerek yatırımcı davranışlarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini söyledi. Artukoğlu, “Geçmişte yatırım kararlarında öncelikli kriter lokasyon ve fiyat olurken, bugün güvenli yapılaşma, sosyal yaşam alanları, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik gibi unsurlar da en az bunlar kadar önem taşıyor. Özellikle deprem gerçeğinin daha fazla hissedildiği bir dönemde yatırımcılar yalnızca bir mülk satın almıyor; güvenli ve uzun vadeli bir yaşam alanına yatırım yapıyor” ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir projeler ön plana çıkıyor Küresel ölçekte çevresel farkındalığın artmasıyla birlikte sürdürülebilir yapıların önem kazandığını belirten Artukoğlu, enerji tasarrufu sağlayan sistemlerin ve çevre dostu uygulamaların yeni projelerin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ifade etti. “Yeşil bina uygulamaları, yenilenebilir enerji çözümleri ve düşük karbon ayak izine sahip projeler artık yatırımcıların tercih sebepleri arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik odaklı projelerin sektördeki payının daha da artacağını öngörüyoruz” diye konuştu. Akıllı teknolojiler yatırım değerini artırıyor Dijitalleşmenin inşaat ve gayrimenkul sektöründe de etkisini gösterdiğine dikkat çeken Artukoğlu, akıllı bina teknolojilerinin yatırım kararlarında giderek daha fazla rol oynadığını belirtti. Artukoğlu, “Enerji tüketimini optimize eden sistemler, uzaktan yönetilebilen yaşam alanları ve güvenlik teknolojileri artık modern projelerin standartları arasında yer alıyor. Akıllı teknolojilere sahip yapılar hem kullanıcı deneyimini artırıyor hem de uzun vadede yatırım değerine katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı. Ankara ve gelişen şehirler yatırımcıların radarında Türkiye’de yatırımcı ilgisinin yalnızca büyük metropollerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Artukoğlu, gelişen şehirlerin ve yeni yaşam merkezlerinin öne çıkmaya başladığını söyledi. “Ulaşım yatırımları, yeni ticaret alanları ve planlı şehirleşme projeleri sayesinde Ankara başta olmak üzere birçok şehir yatırım açısından önemli fırsatlar sunuyor. Özellikle yaşam kalitesini yükselten, sosyal donatıları güçlü ve ulaşım avantajı sağlayan projeler yatırımcıların dikkatini çekmeye devam edecek” dedi. ‘Geleceğin projeleri bugünden şekilleniyor’ 2026 yılında sektörün odağında güven, sürdürülebilirlik ve teknoloji ekseninin yer alacağını belirten Artukoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Gayrimenkul sektörü yalnızca yapı üretmekten ibaret değil. İnsanların yaşamlarına değer katan, şehirlerin gelişimine katkı sağlayan ve gelecek nesillere daha yaşanabilir alanlar bırakan projeler geliştirmek gerekiyor. Biz de SOA Holding olarak geleceğin ihtiyaçlarını bugünden analiz ederek, uzun vadeli değer üreten projelere odaklanmayı sürdürüyoruz” ifadelerinde bulundu.

Dubai’de yeni projeler ekonomiye güç verdi Haber

Dubai’de yeni projeler ekonomiye güç verdi

Dubai yönetimi tarafından duyurulan yeni ekonomi programları kapsamında özellikle yapay zekâ, finans teknolojileri ve sürdürülebilir enerji yatırımlarına yönelik teşviklerin genişletileceği belirtildi. Emirlikte açıklanan yeni projeler, uluslararası yatırımcı ilgisini yeniden artırdı. Turizmde güçlü sezon beklentisi Yılın ilk aylarında otel doluluk oranlarının yüksek seyretmesi ve yeni uçuş bağlantılarının devreye girmesi, Dubai turizminde güçlü yaz sezonu beklentisini artırdı. Özellikle Avrupa, Körfez ve Asya pazarlarından gelen rezervasyonlarda artış yaşandığı belirtiliyor. Gayrimenkul piyasasında hareketlilik sürüyor Dubai’de lüks konut ve yatırım amaçlı projelere olan talep hız kesmeden devam ediyor. Yeni marina, yaşam merkezi ve karma proje yatırımlarıyla birlikte yabancı yatırımcı ilgisinin yükseldiği ifade ediliyor. Uzmanlar, düşük vergi politikası ve yüksek kira getirilerinin Dubai’yi küresel yatırımcı açısından cazip kılmayı sürdürdüğünü belirtiyor. Yapay zekâ ve teknoloji yatırımları öne çıkıyor Dubai’nin dijital ekonomi hedefleri kapsamında yeni teknoloji serbest bölgeleri ve yapay zekâ merkezleri için çalışmalar hız kazandı. Yetkililer, Emirliğin önümüzdeki dönemde Orta Doğu’nun en büyük teknoloji ve finans merkezlerinden biri olmayı hedeflediğini açıkladı. “Bölgesel merkez olma hedefi güçleniyor” Ekonomi çevreleri, lojistik, finans, turizm ve teknoloji yatırımlarındaki büyümenin Dubai’nin bölgesel merkez konumunu daha da güçlendirdiğini değerlendiriyor. Önümüzdeki dönemde yeni uluslararası fon girişleri ve mega projelerle birlikte Dubai ekonomisindeki büyümenin sürmesi bekleniyor.

Değerleme raporlarında yeni dönem başlıyor Haber

Değerleme raporlarında yeni dönem başlıyor

Yeni düzenlemeye göre, Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yetkilendirilen değerleme kuruluşlarının hazırladığı raporlar; kamu kurumları, bankalar ve finans kuruluşları tarafından düzenlendiği gün TKGM’ye iletilecek. “Şeffaf piyasa için doğru veri şart” Düzenlemeyi değerlendiren Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, gayrimenkul piyasasında sağlıklı veri altyapısının kritik önemde olduğunu söyledi. Özelmacıklı, “Adil ve gerçekçi bir değerleme sistemi için en önemli unsur; doğru, standart ve denetlenebilir veridir. Raporların elektronik ortamda paylaşılması uzun vadede piyasa şeffaflığına katkı sağlayabilir” dedi. Veri seti genişliyor Yeni sistemde yalnızca taşınmaz değeri değil; rapor numarası, ekspertiz bilgileri, tapu detayları, imar durumu, enerji sınıfı, deprem dayanıklılığı ve çevresel gelişim verileri gibi çok sayıda bilginin sisteme aktarılması planlanıyor. Özelmacıklı, veri setinin kapsamlı olduğunu belirterek, teknik altyapının doğru kurulmasının önemine dikkat çekti. “Mükerrer bildirim riski oluşabilir” Sistemde aynı raporun farklı kurumlar tarafından yeniden girilmesinin operasyonel yük oluşturabileceğini ifade eden Özelmacıklı, veri aktarımının tekil rapor numarası üzerinden entegre şekilde yapılması gerektiğini söyledi. Değer Bilgi Merkezi vurgusu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın hayata geçirmeyi planladığı “Değer Bilgi Merkezi” uygulamasına da değinen Özelmacıklı, sistemin bu proje için önemli bir hazırlık niteliği taşıdığını ifade etti. İstanbul’da bu yıl başlaması planlanan uygulamanın, 2027 yılında 81 ilde devreye alınması hedefleniyor. “Harç indirimi ve değer barışı gerekli” Özelmacıklı ayrıca, gerçek değer haritalarının oluşabilmesi için tapu harç oranlarının düşürülmesi ve “değer barışı” benzeri uygulamaların değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Dubai örneğini veren Özelmacıklı, değer artış kazancı vergisinin düşük beyanı teşvik ettiğini belirterek, sistemin yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti.

Güvenli liman algısı gayrimenkul talebini güçlendiriyor Haber

Güvenli liman algısı gayrimenkul talebini güçlendiriyor

Bu yeni eğilim gayrimenkul piyasasında da etkisini gösterirken, turizm altyapısı, yüksek yaşam potansiyeli ve uluslararası talep avantajıyla Antalya, Manavgat ve Side hattı yatırımcıların radarına daha güçlü girmeye başladı. Jeopolitik riskler ve değişen yatırım tercihleri, gayrimenkulde yeni güvenli liman arayışını hızlandırdı. Türkiye’nin Akdeniz hattı, özellikle Antalya-Manavgat-Side ekseni, bu dönüşümün dikkat çeken adreslerinden biri olarak değerlendiriliyor. Turizm altyapısı, yıl boyu yaşam potansiyeli, uluslararası erişim kolaylığı ve artan güvenli destinasyon algısıyla bölge, yalnızca klasik konut yatırımının değil, daha stratejik ve uzun vadeli yatırım modellerinin de merkezlerinden biri haline geliyor. Uzmanlara göre bu ilgi, dönemsel bir hareketten çok yapısal bir yatırım eğilimine işaret ediyor. Gayrimenkul, turizm ve yatırım alanlarında uzun yıllara dayanan tecrübeye sahip girişimci Ahmet Tanır’a göre, son dönemde değişen yatırım davranışlarında güven, erişilebilirlik ve değer koruma potansiyeli çok daha belirleyici hale gelmiş durumda. Turizm destekli gayrimenkul modeli güçleniyor Klasik konut yatırımının ötesine geçen modelde, gayrimenkul artık turizm ekonomisiyle birlikte okunuyor. Sezonluk kira getirileri, kısa dönem kiralama imkanları, döviz bazlı değer üretim potansiyeli ve yaşam odaklı projeler yatırımcı ilgisini artırıyor. Özellikle Side’nin uluslararası bilinirliği ve Manavgat’ın gelişime açık yapısı, bölgeyi yalnızca tatil odaklı değil, yatırım perspektifiyle de güçlü kılıyor. Tanır, “Burada yatırım sadece konut almak değil; turizmle beslenen bir değer zincirine dahil olmak anlamına geliyor. Bu nedenle bölge, klasik yatırım bölgelerinden farklı bir dinamik taşıyor” değerlendirmesinde bulunuyor. Yaşam odaklı ve uzun vadeli yatırımlar Bölgede yalnızca kısa vadeli yatırım modelleri değil, yaşam temelli yeni yatırım kurgularının da dikkat çekmeye başladığı belirtiliyor. Özellikle uzun süreli yaşam, emeklilik odaklı yerleşim modelleri ve wellness eksenli projeler, Akdeniz hattında yeni bir yatırım segmenti oluşturuyor. Sektör temsilcilerine göre bu dönüşüm, konutu sadece bir varlık değil, yaşam ve gelir modeli olarak konumlandıran yeni bir yatırım yaklaşımına işaret ediyor. Arsa ve proje geliştirmede hareketlilik artıyor Manavgat ve Side hattında artan proje stoğu, arsa geliştirme faaliyetleri ve nitelikli konut projeleri bölgedeki büyümenin diğer dikkat çekici göstergeleri arasında yer alıyor. Villa, rezidans ve karma yaşam projelerine artan ilginin, bölgenin uzun vadeli büyüme potansiyelini desteklediği ifade ediliyor. Bu hareketliliğin geçici olmadığını belirten Ahmet Tanır, “Bugün bu bölge yalnızca bugünün değil, geleceğin yatırım merkezlerinden biri olarak okunmalı” diyor. Doğru lokasyon, doğru zaman, doğru proje Artan ilginin yatırım kararlarını daha stratejik hale getirdiğini vurgulayan Tanır, yeni dönemde doğru lokasyon, doğru zamanlama ve doğru proje seçiminin her zamankinden daha önemli olduğuna dikkat çekerek, “Yatırımcı artık yalnızca fiyat odaklı değil; ulaşım, turizm potansiyeli, yaşam kalitesi ve bölgesel gelişim perspektifiyle karar veriyor. Bu da profesyonel bakışı zorunlu hale getiriyor” dedi. Tanır, özellikle Akdeniz hattının bu anlamda güçlü fırsatlar sunduğunu ifade ediyor. Uzmanlara göre güvenli liman algısı, turizm destekli büyüme ve değişen yatırım tercihleri birlikte değerlendirildiğinde, Akdeniz hattı Türkiye gayrimenkul piyasasında yeni büyüme koridorlarından biri olmayı sürdürüyor. Özellikle Manavgat-Side ekseni, hem değer koruma hem uzun vadeli getiri açısından yatırımcı radarındaki yerini güçlendiriyor.

Gayrimenkulde yatırım rotası Akdeniz’e kaydı Haber

Gayrimenkulde yatırım rotası Akdeniz’e kaydı

Türkiye’de gayrimenkul piyasasında dengeler yeniden şekillenirken, yatırımcıların rotası turizmle entegre, değer üretme potansiyeli yüksek bölgelere yöneliyor. Bu dönüşümde öne çıkan lokasyonların başında ise Antalya’nın Manavgat ve Side hattı geliyor. Yalnızca dönemsel bir ilgi değil, sürdürülebilir talep yapısı ve güçlü yatırım dinamikleriyle dikkat çeken bölge, her dönemde değerini koruyan ve geliştiren nadir yatırım alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Gayrimenkul, turizm ve yatırım alanlarında uzun yıllara dayanan tecrübeye sahip girişimci Ahmet Tanır, Akdeniz hattında yatırım dengelerinin değişmediğini, aksine daha da güçlendiğini vurguluyor. “Manavgat ve sıde her dönemde yatırımcının radarında” Bölgenin yalnızca yazlık ya da ikinci konut talebiyle değil, yatırım odaklı bir açıdan değerlendirildiğini belirten Ahmet Tanır, “Manavgat ve Side, turizm potansiyeli, doğal ve tarihi zenginlikleri ve gelişen şehir yapısıyla Türkiye’de yatırım açısından her zaman güçlü bir konumda oldu. Bugün de bu değişmiş değil. Aksine, artan talep ve gelişen projelerle birlikte bölge yatırımcılar için daha stratejik hale geliyor.” Dedi. Turizm gücü yatırım değerini destekliyor Özellikle Side’nin uluslararası bilinirliği ve Manavgat’ın geniş gelişim alanı, bölgeyi farklı yatırım segmentleri için cazip hale getiriyor. Yüksek sezonluk kira potansiyeli, kısa dönem kiralama modeli ve döviz bazlı gelir imkânı, yatırımcıların ilgisini artıran başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Turizmle entegre bir gayrimenkul yapısına sahip olan bölgede yatırım, klasik konut anlayışının ötesine geçtiğini belirten Tanır, “Burada yatırım sadece bir konut almak değil; doğru lokasyonda, doğru projeye dahil olarak uzun vadeli bir değer yaratmak anlamına geliyor.” İfadelerini kullandı. Yeni projeler ve arsa geliştirme hareketliliği dikkat çekiyor Manavgat’ta son dönemde artan proje üretimi ve arsa geliştirme faaliyetleri, bölgenin büyüme potansiyelini ortaya koyuyor. Özellikle villa, site ve rezidans projelerine olan talep artarken, yatırımcıların arsa tarafında da daha bilinçli hareket ettiği gözlemleniyor. Bölgedeki bu hareketliliğin kalıcı olduğuna dikkat çeken Tanır, “Manavgat, gelişmeye açık yapısıyla yalnızca bugünün değil, geleceğin yatırım bölgeleri arasında yer alıyor” ifadelerini kullanıyor. “Doğru yatırım için uzmanlık şart” Artan talep ile birlikte yatırım kararlarının daha stratejik hale geldiğini belirten Tanır, yatırımcıların profesyonel destek almadan hareket etmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Bugün en kritik konu doğru yer, doğru proje ve doğru zaman üçlüsünü bir araya getirebilmek. Bu da ancak bölgeyi iyi tanıyan, sahaya hakim bir bakış açısıyla mümkün.” Dedi. Akdeniz’de değer kaybetmeyen yatırım hattı Manavgat ve Side, turizm gücü, altyapı gelişimi ve artan yatırım ilgisiyle Türkiye’de gayrimenkul yatırımının en güçlü bölgeleri arasında yer almaya devam ediyor. Uzmanlara göre, bu bölgede doğru yapılan yatırımlar, hem kısa vadeli getiri hem de uzun vadeli değer artışı açısından önemli fırsatlar sunuyor.

Türk ilaç devi Sanovel İngilizlere satıldı Haber

Türk ilaç devi Sanovel İngilizlere satıldı

Şirketin eski ortağı Zafer Toksöz, satışa tepki göstererek, “Yarım yüzyıla yakın bir sürede oluşmuş mükemmel bir değeri maalesef yabancıların eline yok pahasına kaptırmış bulunmaktayız” dedi. Portföyünde Majezik, Lansor, Selectra, Ator, Neruda, Cempes gibi popüler ilaçları bulunduran ve yılda yaklaşık 300 milyon kutu üretim kapasitesine sahip Sanovel’in çoğunluk hisseleri, Londra merkezli yatırım fonu Afendis Capital Management’a satıldı. FDA onaylı tesisleriyle Türkiye ilaç sanayisinin önde gelen firmaları arasında yer alan şirketin devri, sektörde geniş yankı uyandırdı. Hisseler ingiliz fonuna satıldı 2020 yılında şirketin yüzde 30’u 200 milyon dolar karşılığında uluslararası yatırımcılardan oluşan bir konsorsiyuma devredilmişti. Sözcü'deki habere göre bu hafta ise çoğunluk hisseleri, henüz açıklanmayan bir bedel karşılığında Afendis Capital Management’a satıldı. Satışla birlikte Sanovel’in yönetim yapısında da önemli değişiklikler yaşandı. Miras kavgası satış sürecini başlattı Şirketin kurucusu Erol Toksöz 2012’de, eşi Sebahat Toksöz ise 2021’de hayatını kaybetti. Vefatların ardından kardeşler Zafer Toksöz ile Ahmet Toksöz arasında yüz milyonlarca dolarlık mirasın paylaşımında anlaşmazlık çıktı. Şirketlerin ve taşınmazların devri konusunda anlaşmaya varamayan kardeşler davalık olurken, yaşanan gerginlik şirketin yönetim sürecinde de başarısızlığa neden oldu. Zafer Toksöz’ün daha küçük ölçekli ilaç şirketleri için konkordato talebinde bulunduğu ve iflas sürecine sürüklendiği bilinirken, tartışmalı sürecin ardından Toksöz Grup’un amiral gemisi Sanovel’in çoğunluk hisseleri yabancılara devredildi. Zafer toksöz’den tepki: yok pahasına yabancılara kaptırdık Şirketin eski ortağı Zafer Toksöz, ağabeyi Ahmet Toksöz’ün gerçekleştirdiği satış işlemine sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla tepki gösterdi. Toksöz, yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğini duyurduğu açıklamasında, satışı eleştirerek şunları söyledi: “Bugün yarım yüzyıla yakın bir sürede oluşmuş mükemmel bir değeri maalesef yabancıların eline yok pahasına kaptırmış bulunmaktayız. Türkiye’de neden üçüncü nesile bu tip şirketlerin kalmadığına örnek olarak hep uzmanlar kurumsallaşamamaktan bahseder. Oysa son beş senedir kurumsallaşamamış bir firma nasıl oldu da profesyonellerin elinde değerini korumayı başardı, bu da bir örnek olarak tarihe not düşülsün. Aile fertlerinin hırsa kapılarak, hakkından daha fazlasına elde etme rüyası ile yapılan yanlışlar; bugün gösterdi ki sorun kurumsallaşmada değil miras hukukunda. Kumdan altın yaratan bir neslin kurduğu bu değerler çarçur olurken, maalesef kurucuların mezarda kemiklerinin sızlamasına yol açar, böyle de devam eder gider.” 250 milyon dolarlık mirası bölüşemediler Küçük kardeş Zafer Toksöz, ağabeyi Ahmet Toksöz'ü annesinin mirasından daha fazla pay alabilmek için varlıkların paylaşımı konusunda zorluk çıkarmakla suçlamış, kardeşlerin davalık olmasının ardından anne Sebahat Toksöz'ün 250 milyon dolar değerindeki mirası ortaya çıkmıştı. Olaylı mirasta, anne Sebahat Toksöz’ün, İsviçre bankalarında bulunan 32 milyon dolar para, İstinye’de 100 milyon dolarlık gayrimenkul, Zorlu Center’da bulunan 100 milyon TL’lik lüks daire, 100 milyon dolara satışa konulan 260 yıllık Saffet Paşa Yalısı, kendisinden geriye kalan varlıklar arasında yer alıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.