SON DAKİKA
Hava Durumu

#Gayrimenkul

Ekometre - Gayrimenkul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gayrimenkul haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İnşaat sektörünü şekillendirecek yatırım trendleri Haber

İnşaat sektörünü şekillendirecek yatırım trendleri

Gayrimenkul ve inşaat sektörü, değişen ekonomik dinamikler, teknolojik gelişmeler ve tüketici beklentileri doğrultusunda dönüşümünü sürdürürken, 2026 yılında sektöre yön verecek yatırım trendleri de netleşmeye başladı. Deprem güvenliği, sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve yaşam kalitesi odaklı projeler yatırımcıların karar süreçlerinde belirleyici unsurlar haline gelirken, sektör temsilcileri de geleceğin ihtiyaçlarına uygun projeler geliştirmeye odaklanıyor… SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, gayrimenkul sektöründe yaşanan dönüşümü değerlendirerek yatırımcı davranışlarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini söyledi. Artukoğlu, “Geçmişte yatırım kararlarında öncelikli kriter lokasyon ve fiyat olurken, bugün güvenli yapılaşma, sosyal yaşam alanları, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik gibi unsurlar da en az bunlar kadar önem taşıyor. Özellikle deprem gerçeğinin daha fazla hissedildiği bir dönemde yatırımcılar yalnızca bir mülk satın almıyor; güvenli ve uzun vadeli bir yaşam alanına yatırım yapıyor” ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir projeler ön plana çıkıyor Küresel ölçekte çevresel farkındalığın artmasıyla birlikte sürdürülebilir yapıların önem kazandığını belirten Artukoğlu, enerji tasarrufu sağlayan sistemlerin ve çevre dostu uygulamaların yeni projelerin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ifade etti. “Yeşil bina uygulamaları, yenilenebilir enerji çözümleri ve düşük karbon ayak izine sahip projeler artık yatırımcıların tercih sebepleri arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik odaklı projelerin sektördeki payının daha da artacağını öngörüyoruz” diye konuştu. Akıllı teknolojiler yatırım değerini artırıyor Dijitalleşmenin inşaat ve gayrimenkul sektöründe de etkisini gösterdiğine dikkat çeken Artukoğlu, akıllı bina teknolojilerinin yatırım kararlarında giderek daha fazla rol oynadığını belirtti. Artukoğlu, “Enerji tüketimini optimize eden sistemler, uzaktan yönetilebilen yaşam alanları ve güvenlik teknolojileri artık modern projelerin standartları arasında yer alıyor. Akıllı teknolojilere sahip yapılar hem kullanıcı deneyimini artırıyor hem de uzun vadede yatırım değerine katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı. Ankara ve gelişen şehirler yatırımcıların radarında Türkiye’de yatırımcı ilgisinin yalnızca büyük metropollerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Artukoğlu, gelişen şehirlerin ve yeni yaşam merkezlerinin öne çıkmaya başladığını söyledi. “Ulaşım yatırımları, yeni ticaret alanları ve planlı şehirleşme projeleri sayesinde Ankara başta olmak üzere birçok şehir yatırım açısından önemli fırsatlar sunuyor. Özellikle yaşam kalitesini yükselten, sosyal donatıları güçlü ve ulaşım avantajı sağlayan projeler yatırımcıların dikkatini çekmeye devam edecek” dedi. ‘Geleceğin projeleri bugünden şekilleniyor’ 2026 yılında sektörün odağında güven, sürdürülebilirlik ve teknoloji ekseninin yer alacağını belirten Artukoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Gayrimenkul sektörü yalnızca yapı üretmekten ibaret değil. İnsanların yaşamlarına değer katan, şehirlerin gelişimine katkı sağlayan ve gelecek nesillere daha yaşanabilir alanlar bırakan projeler geliştirmek gerekiyor. Biz de SOA Holding olarak geleceğin ihtiyaçlarını bugünden analiz ederek, uzun vadeli değer üreten projelere odaklanmayı sürdürüyoruz” ifadelerinde bulundu.

Dubai’de yeni projeler ekonomiye güç verdi Haber

Dubai’de yeni projeler ekonomiye güç verdi

Dubai yönetimi tarafından duyurulan yeni ekonomi programları kapsamında özellikle yapay zekâ, finans teknolojileri ve sürdürülebilir enerji yatırımlarına yönelik teşviklerin genişletileceği belirtildi. Emirlikte açıklanan yeni projeler, uluslararası yatırımcı ilgisini yeniden artırdı. Turizmde güçlü sezon beklentisi Yılın ilk aylarında otel doluluk oranlarının yüksek seyretmesi ve yeni uçuş bağlantılarının devreye girmesi, Dubai turizminde güçlü yaz sezonu beklentisini artırdı. Özellikle Avrupa, Körfez ve Asya pazarlarından gelen rezervasyonlarda artış yaşandığı belirtiliyor. Gayrimenkul piyasasında hareketlilik sürüyor Dubai’de lüks konut ve yatırım amaçlı projelere olan talep hız kesmeden devam ediyor. Yeni marina, yaşam merkezi ve karma proje yatırımlarıyla birlikte yabancı yatırımcı ilgisinin yükseldiği ifade ediliyor. Uzmanlar, düşük vergi politikası ve yüksek kira getirilerinin Dubai’yi küresel yatırımcı açısından cazip kılmayı sürdürdüğünü belirtiyor. Yapay zekâ ve teknoloji yatırımları öne çıkıyor Dubai’nin dijital ekonomi hedefleri kapsamında yeni teknoloji serbest bölgeleri ve yapay zekâ merkezleri için çalışmalar hız kazandı. Yetkililer, Emirliğin önümüzdeki dönemde Orta Doğu’nun en büyük teknoloji ve finans merkezlerinden biri olmayı hedeflediğini açıkladı. “Bölgesel merkez olma hedefi güçleniyor” Ekonomi çevreleri, lojistik, finans, turizm ve teknoloji yatırımlarındaki büyümenin Dubai’nin bölgesel merkez konumunu daha da güçlendirdiğini değerlendiriyor. Önümüzdeki dönemde yeni uluslararası fon girişleri ve mega projelerle birlikte Dubai ekonomisindeki büyümenin sürmesi bekleniyor.

Değerleme raporlarında yeni dönem başlıyor Haber

Değerleme raporlarında yeni dönem başlıyor

Yeni düzenlemeye göre, Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yetkilendirilen değerleme kuruluşlarının hazırladığı raporlar; kamu kurumları, bankalar ve finans kuruluşları tarafından düzenlendiği gün TKGM’ye iletilecek. “Şeffaf piyasa için doğru veri şart” Düzenlemeyi değerlendiren Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, gayrimenkul piyasasında sağlıklı veri altyapısının kritik önemde olduğunu söyledi. Özelmacıklı, “Adil ve gerçekçi bir değerleme sistemi için en önemli unsur; doğru, standart ve denetlenebilir veridir. Raporların elektronik ortamda paylaşılması uzun vadede piyasa şeffaflığına katkı sağlayabilir” dedi. Veri seti genişliyor Yeni sistemde yalnızca taşınmaz değeri değil; rapor numarası, ekspertiz bilgileri, tapu detayları, imar durumu, enerji sınıfı, deprem dayanıklılığı ve çevresel gelişim verileri gibi çok sayıda bilginin sisteme aktarılması planlanıyor. Özelmacıklı, veri setinin kapsamlı olduğunu belirterek, teknik altyapının doğru kurulmasının önemine dikkat çekti. “Mükerrer bildirim riski oluşabilir” Sistemde aynı raporun farklı kurumlar tarafından yeniden girilmesinin operasyonel yük oluşturabileceğini ifade eden Özelmacıklı, veri aktarımının tekil rapor numarası üzerinden entegre şekilde yapılması gerektiğini söyledi. Değer Bilgi Merkezi vurgusu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın hayata geçirmeyi planladığı “Değer Bilgi Merkezi” uygulamasına da değinen Özelmacıklı, sistemin bu proje için önemli bir hazırlık niteliği taşıdığını ifade etti. İstanbul’da bu yıl başlaması planlanan uygulamanın, 2027 yılında 81 ilde devreye alınması hedefleniyor. “Harç indirimi ve değer barışı gerekli” Özelmacıklı ayrıca, gerçek değer haritalarının oluşabilmesi için tapu harç oranlarının düşürülmesi ve “değer barışı” benzeri uygulamaların değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Dubai örneğini veren Özelmacıklı, değer artış kazancı vergisinin düşük beyanı teşvik ettiğini belirterek, sistemin yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti.

Güvenli liman algısı gayrimenkul talebini güçlendiriyor Haber

Güvenli liman algısı gayrimenkul talebini güçlendiriyor

Bu yeni eğilim gayrimenkul piyasasında da etkisini gösterirken, turizm altyapısı, yüksek yaşam potansiyeli ve uluslararası talep avantajıyla Antalya, Manavgat ve Side hattı yatırımcıların radarına daha güçlü girmeye başladı. Jeopolitik riskler ve değişen yatırım tercihleri, gayrimenkulde yeni güvenli liman arayışını hızlandırdı. Türkiye’nin Akdeniz hattı, özellikle Antalya-Manavgat-Side ekseni, bu dönüşümün dikkat çeken adreslerinden biri olarak değerlendiriliyor. Turizm altyapısı, yıl boyu yaşam potansiyeli, uluslararası erişim kolaylığı ve artan güvenli destinasyon algısıyla bölge, yalnızca klasik konut yatırımının değil, daha stratejik ve uzun vadeli yatırım modellerinin de merkezlerinden biri haline geliyor. Uzmanlara göre bu ilgi, dönemsel bir hareketten çok yapısal bir yatırım eğilimine işaret ediyor. Gayrimenkul, turizm ve yatırım alanlarında uzun yıllara dayanan tecrübeye sahip girişimci Ahmet Tanır’a göre, son dönemde değişen yatırım davranışlarında güven, erişilebilirlik ve değer koruma potansiyeli çok daha belirleyici hale gelmiş durumda. Turizm destekli gayrimenkul modeli güçleniyor Klasik konut yatırımının ötesine geçen modelde, gayrimenkul artık turizm ekonomisiyle birlikte okunuyor. Sezonluk kira getirileri, kısa dönem kiralama imkanları, döviz bazlı değer üretim potansiyeli ve yaşam odaklı projeler yatırımcı ilgisini artırıyor. Özellikle Side’nin uluslararası bilinirliği ve Manavgat’ın gelişime açık yapısı, bölgeyi yalnızca tatil odaklı değil, yatırım perspektifiyle de güçlü kılıyor. Tanır, “Burada yatırım sadece konut almak değil; turizmle beslenen bir değer zincirine dahil olmak anlamına geliyor. Bu nedenle bölge, klasik yatırım bölgelerinden farklı bir dinamik taşıyor” değerlendirmesinde bulunuyor. Yaşam odaklı ve uzun vadeli yatırımlar Bölgede yalnızca kısa vadeli yatırım modelleri değil, yaşam temelli yeni yatırım kurgularının da dikkat çekmeye başladığı belirtiliyor. Özellikle uzun süreli yaşam, emeklilik odaklı yerleşim modelleri ve wellness eksenli projeler, Akdeniz hattında yeni bir yatırım segmenti oluşturuyor. Sektör temsilcilerine göre bu dönüşüm, konutu sadece bir varlık değil, yaşam ve gelir modeli olarak konumlandıran yeni bir yatırım yaklaşımına işaret ediyor. Arsa ve proje geliştirmede hareketlilik artıyor Manavgat ve Side hattında artan proje stoğu, arsa geliştirme faaliyetleri ve nitelikli konut projeleri bölgedeki büyümenin diğer dikkat çekici göstergeleri arasında yer alıyor. Villa, rezidans ve karma yaşam projelerine artan ilginin, bölgenin uzun vadeli büyüme potansiyelini desteklediği ifade ediliyor. Bu hareketliliğin geçici olmadığını belirten Ahmet Tanır, “Bugün bu bölge yalnızca bugünün değil, geleceğin yatırım merkezlerinden biri olarak okunmalı” diyor. Doğru lokasyon, doğru zaman, doğru proje Artan ilginin yatırım kararlarını daha stratejik hale getirdiğini vurgulayan Tanır, yeni dönemde doğru lokasyon, doğru zamanlama ve doğru proje seçiminin her zamankinden daha önemli olduğuna dikkat çekerek, “Yatırımcı artık yalnızca fiyat odaklı değil; ulaşım, turizm potansiyeli, yaşam kalitesi ve bölgesel gelişim perspektifiyle karar veriyor. Bu da profesyonel bakışı zorunlu hale getiriyor” dedi. Tanır, özellikle Akdeniz hattının bu anlamda güçlü fırsatlar sunduğunu ifade ediyor. Uzmanlara göre güvenli liman algısı, turizm destekli büyüme ve değişen yatırım tercihleri birlikte değerlendirildiğinde, Akdeniz hattı Türkiye gayrimenkul piyasasında yeni büyüme koridorlarından biri olmayı sürdürüyor. Özellikle Manavgat-Side ekseni, hem değer koruma hem uzun vadeli getiri açısından yatırımcı radarındaki yerini güçlendiriyor.

Gayrimenkulde yatırım rotası Akdeniz’e kaydı Haber

Gayrimenkulde yatırım rotası Akdeniz’e kaydı

Türkiye’de gayrimenkul piyasasında dengeler yeniden şekillenirken, yatırımcıların rotası turizmle entegre, değer üretme potansiyeli yüksek bölgelere yöneliyor. Bu dönüşümde öne çıkan lokasyonların başında ise Antalya’nın Manavgat ve Side hattı geliyor. Yalnızca dönemsel bir ilgi değil, sürdürülebilir talep yapısı ve güçlü yatırım dinamikleriyle dikkat çeken bölge, her dönemde değerini koruyan ve geliştiren nadir yatırım alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Gayrimenkul, turizm ve yatırım alanlarında uzun yıllara dayanan tecrübeye sahip girişimci Ahmet Tanır, Akdeniz hattında yatırım dengelerinin değişmediğini, aksine daha da güçlendiğini vurguluyor. “Manavgat ve sıde her dönemde yatırımcının radarında” Bölgenin yalnızca yazlık ya da ikinci konut talebiyle değil, yatırım odaklı bir açıdan değerlendirildiğini belirten Ahmet Tanır, “Manavgat ve Side, turizm potansiyeli, doğal ve tarihi zenginlikleri ve gelişen şehir yapısıyla Türkiye’de yatırım açısından her zaman güçlü bir konumda oldu. Bugün de bu değişmiş değil. Aksine, artan talep ve gelişen projelerle birlikte bölge yatırımcılar için daha stratejik hale geliyor.” Dedi. Turizm gücü yatırım değerini destekliyor Özellikle Side’nin uluslararası bilinirliği ve Manavgat’ın geniş gelişim alanı, bölgeyi farklı yatırım segmentleri için cazip hale getiriyor. Yüksek sezonluk kira potansiyeli, kısa dönem kiralama modeli ve döviz bazlı gelir imkânı, yatırımcıların ilgisini artıran başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Turizmle entegre bir gayrimenkul yapısına sahip olan bölgede yatırım, klasik konut anlayışının ötesine geçtiğini belirten Tanır, “Burada yatırım sadece bir konut almak değil; doğru lokasyonda, doğru projeye dahil olarak uzun vadeli bir değer yaratmak anlamına geliyor.” İfadelerini kullandı. Yeni projeler ve arsa geliştirme hareketliliği dikkat çekiyor Manavgat’ta son dönemde artan proje üretimi ve arsa geliştirme faaliyetleri, bölgenin büyüme potansiyelini ortaya koyuyor. Özellikle villa, site ve rezidans projelerine olan talep artarken, yatırımcıların arsa tarafında da daha bilinçli hareket ettiği gözlemleniyor. Bölgedeki bu hareketliliğin kalıcı olduğuna dikkat çeken Tanır, “Manavgat, gelişmeye açık yapısıyla yalnızca bugünün değil, geleceğin yatırım bölgeleri arasında yer alıyor” ifadelerini kullanıyor. “Doğru yatırım için uzmanlık şart” Artan talep ile birlikte yatırım kararlarının daha stratejik hale geldiğini belirten Tanır, yatırımcıların profesyonel destek almadan hareket etmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Bugün en kritik konu doğru yer, doğru proje ve doğru zaman üçlüsünü bir araya getirebilmek. Bu da ancak bölgeyi iyi tanıyan, sahaya hakim bir bakış açısıyla mümkün.” Dedi. Akdeniz’de değer kaybetmeyen yatırım hattı Manavgat ve Side, turizm gücü, altyapı gelişimi ve artan yatırım ilgisiyle Türkiye’de gayrimenkul yatırımının en güçlü bölgeleri arasında yer almaya devam ediyor. Uzmanlara göre, bu bölgede doğru yapılan yatırımlar, hem kısa vadeli getiri hem de uzun vadeli değer artışı açısından önemli fırsatlar sunuyor.

Türk ilaç devi Sanovel İngilizlere satıldı Haber

Türk ilaç devi Sanovel İngilizlere satıldı

Şirketin eski ortağı Zafer Toksöz, satışa tepki göstererek, “Yarım yüzyıla yakın bir sürede oluşmuş mükemmel bir değeri maalesef yabancıların eline yok pahasına kaptırmış bulunmaktayız” dedi. Portföyünde Majezik, Lansor, Selectra, Ator, Neruda, Cempes gibi popüler ilaçları bulunduran ve yılda yaklaşık 300 milyon kutu üretim kapasitesine sahip Sanovel’in çoğunluk hisseleri, Londra merkezli yatırım fonu Afendis Capital Management’a satıldı. FDA onaylı tesisleriyle Türkiye ilaç sanayisinin önde gelen firmaları arasında yer alan şirketin devri, sektörde geniş yankı uyandırdı. Hisseler ingiliz fonuna satıldı 2020 yılında şirketin yüzde 30’u 200 milyon dolar karşılığında uluslararası yatırımcılardan oluşan bir konsorsiyuma devredilmişti. Sözcü'deki habere göre bu hafta ise çoğunluk hisseleri, henüz açıklanmayan bir bedel karşılığında Afendis Capital Management’a satıldı. Satışla birlikte Sanovel’in yönetim yapısında da önemli değişiklikler yaşandı. Miras kavgası satış sürecini başlattı Şirketin kurucusu Erol Toksöz 2012’de, eşi Sebahat Toksöz ise 2021’de hayatını kaybetti. Vefatların ardından kardeşler Zafer Toksöz ile Ahmet Toksöz arasında yüz milyonlarca dolarlık mirasın paylaşımında anlaşmazlık çıktı. Şirketlerin ve taşınmazların devri konusunda anlaşmaya varamayan kardeşler davalık olurken, yaşanan gerginlik şirketin yönetim sürecinde de başarısızlığa neden oldu. Zafer Toksöz’ün daha küçük ölçekli ilaç şirketleri için konkordato talebinde bulunduğu ve iflas sürecine sürüklendiği bilinirken, tartışmalı sürecin ardından Toksöz Grup’un amiral gemisi Sanovel’in çoğunluk hisseleri yabancılara devredildi. Zafer toksöz’den tepki: yok pahasına yabancılara kaptırdık Şirketin eski ortağı Zafer Toksöz, ağabeyi Ahmet Toksöz’ün gerçekleştirdiği satış işlemine sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla tepki gösterdi. Toksöz, yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğini duyurduğu açıklamasında, satışı eleştirerek şunları söyledi: “Bugün yarım yüzyıla yakın bir sürede oluşmuş mükemmel bir değeri maalesef yabancıların eline yok pahasına kaptırmış bulunmaktayız. Türkiye’de neden üçüncü nesile bu tip şirketlerin kalmadığına örnek olarak hep uzmanlar kurumsallaşamamaktan bahseder. Oysa son beş senedir kurumsallaşamamış bir firma nasıl oldu da profesyonellerin elinde değerini korumayı başardı, bu da bir örnek olarak tarihe not düşülsün. Aile fertlerinin hırsa kapılarak, hakkından daha fazlasına elde etme rüyası ile yapılan yanlışlar; bugün gösterdi ki sorun kurumsallaşmada değil miras hukukunda. Kumdan altın yaratan bir neslin kurduğu bu değerler çarçur olurken, maalesef kurucuların mezarda kemiklerinin sızlamasına yol açar, böyle de devam eder gider.” 250 milyon dolarlık mirası bölüşemediler Küçük kardeş Zafer Toksöz, ağabeyi Ahmet Toksöz'ü annesinin mirasından daha fazla pay alabilmek için varlıkların paylaşımı konusunda zorluk çıkarmakla suçlamış, kardeşlerin davalık olmasının ardından anne Sebahat Toksöz'ün 250 milyon dolar değerindeki mirası ortaya çıkmıştı. Olaylı mirasta, anne Sebahat Toksöz’ün, İsviçre bankalarında bulunan 32 milyon dolar para, İstinye’de 100 milyon dolarlık gayrimenkul, Zorlu Center’da bulunan 100 milyon TL’lik lüks daire, 100 milyon dolara satışa konulan 260 yıllık Saffet Paşa Yalısı, kendisinden geriye kalan varlıklar arasında yer alıyor.

Dünya dengeleri değişiyor mu? Haber

Dünya dengeleri değişiyor mu?

Ancak bu yıl fuarın asıl dikkat çeken yönü, ölçeğinden çok ortaya koyduğu tablo oldu. Önceki yıllara kıyasla daha sakin, daha kontrollü bir atmosfer vardı. Körfez temsilinde gözle görülür azalma Geçmişte geniş standları, kalabalık delegasyonları ve büyük tanıtım kampanyalarıyla fuarın güçlü aktörlerinden olan Körfez ülkelerinin (GCC) önceki yıllara kıyasla sınırlı katılımı bu yıl göze çarpan noktalardan biri oldu. Bu durum sermayenin piyasadan çekilmesinden , çok, stratejik bir nefes alma ve yeniden konumlanma dönemi olarak değerlendirilmeli. Avrupa’da temkinli toparlanma 2025 yılı boyunca Avrupa gayrimenkul pazarlarında yatırımcı iştahı yavaş yavaş toparlanmış, kredi piyasaları kısmen rahatlamış ve yatırımcıların beklentileri daha olumlu bir çerçeveye oturmaya başlamıştı. Ancak 2026’ya girerken özellikle İran merkezli bölgesel gerilimler, enerji fiyatlarındaki artış, enflasyon beklentilerinin bozulması ve faiz indirimlerinin ötelenmesi, Avrupa’daki iyileşme havasını yeniden temkinli bir noktaya çekti. Çatışmaların ardından gayrimenkul sektöründeki birçok fondaki değer kaybının kısa sürede %7’ye yakın seviyelere ulaşması ve enerji fiyatlarındaki artış, Avrupa’daki yatırımcıların risk algısını yeniden şekillendirdi. Bu tablo, güçlü bir toparlanmadan ziyade daha kırılgan ve koşullara bağlı bir iyileşme sürecine işaret ediyor. Türkiye zorluklara rağmen denge noktası Türkiye ekonomisi her ne kadar kendi içinde enflasyon, finansman maliyetleri, kurdaki volatilite gibi çeşitli zorluklarla karşı karşıya olsa da MIPIM 2026’da hissedilen başka bir gerçeklik oldu. O da Türkiye’nin sadece ekonomik göstergelerle değil; daha geniş bir çerçevede değerlendirildiğiydi. Jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde, Türkiye’nin savunma kapasitesi, kendi coğrafyasındaki dengeleyici rolü ve bölgesel jeopolitik konumu; yatırımcıların Türkiye’ye yalnızca ekonomik değil, güvenlik temelli bir istikrar perspektifiyle yaklaşmasına da imkan veriyor. Bu durum Türkiye ekonomisinin sorunlarının yok sayıldığı anlamına gelmiyor. Tam tersine, bu zorlukların yanında jeopolitik güç, savunma yatırımları ve stratejik konumlanma sayesinde riskleri dengeleme kapasitesi yatırımcı gözünde Türkiye’yi ayrı bir yere koyuyor. Bağlantısallık Türkiye’nin stratejik avantajı Türkiye’nin cazibesini artıran bir diğer etken ise artan bağlantısallık altyapısı. Türk Hava Yolları’nın 2024’te 78,7 milyon yolcuya ulaşması ve 489 uçaklık filoya erişmesi, Türkiye’yi bölgesel bir ulaşım merkezi haline getiriyor. Bu durum, özellikle Körfez bölgesindeki gerginliklerden etkilenip alternatif güvenli merkez arayan yatırımcılar ve uluslararası profesyoneller için Türkiye’yi erişilebilir ve operasyonel olarak sürdürülebilir bir merkez konumuna taşıyor. Yeni dönemin belirleyicisi uyum yeteneği MIPIM 2026’da en net duyulan mesaj şuydu: “Bu dönem güç gösterisi dönemi değil; ayakta kalabilme, uyum sağlayabilme ve değişime hızlı tepki verebilme dönemi.” Ekonomik belirsizliklerin, jeopolitik risklerin ve finansal koşulların daha karmaşık hale geldiği bu dönemde; yatırım kararları daha seçici, daha temkinli ve daha uzun vadeli bir perspektifle alınıyor. Bu çerçevede Türkiye, mevcut ekonomik zorluklarına rağmen; güvenliği, jeopolitik konumu ve değişen koşullara hızlı uyum sağlama kapasitesiyle bölgesel ölçekte dikkat çeken bir konumda yer alıyor. Türkiye’nin uzun yıllardır gösterdiği en önemli refleks, değişen koşullara hızlı uyum sağlayabilme yeteneği. Yeni dönemde belirleyici olan da bu olacak: Büyüklük değil, değişime ne kadar hızlı ve doğru yanıt verilebildiği. MIPIM 2026 boyunca, Cushman & Wakefield ekibi olarak sahada kurduğumuz temaslar ve gözlemlerimiz de küresel sermayenin giderek daha seçici, daha temkinli ve daha stratejik bir zeminde konumlandığını net biçimde ortaya koydu.

Konut satışında tarihi zirve Haber

Konut satışında tarihi zirve

Bucak, “Türkiye genelinde konut satışları aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 19.8 artarak 254 bin 777 oldu. Bugüne kadar yapılan en yüksek aylık satış gerçekleşti. Yılın tamamında ise satışlar yüzde 14.3 oranında artarak 1 milyon 688 bin 910’a ulaştı. Böylece yıllık satışta tarihi zirve görüldü.” dedi. Yüksek kredi faizine ve gerileyen alım gücüne rağmen satış rekoru kırıldığını dile getiren Hakan Bucak, talebi tetikleyen temel faktörler hakkında şunları söyledi: “Konut fiyatları Şubat 2024’ten bu yana reelde geriliyor. Bu da birikimi olan için önemli bir fırsat yarattı. Altın ve mevduat gibi farklı yatırım araçlarında olanlar, bu yolla sağladıkları geliri gayrimenkulde değerlendirdi. Çünkü ilerde fiyat artar, erişemem düşüncesi hakimdi. Yatırımcının alım kararında etkili olan faktörlerden biri de amortisman süresi. Fiyat artışı hızı düşerken kiraların yükselmesi konutta amortisman süresini yeniden cazip hale getirdi. Son dönemde ev sahipleri ile yaşanan sorunlar da kiracı olan kesimi harekete geçirdi. Ayrıca faizsiz finansman sistemine ilginin giderek büyümesi konut satışını destekleyen bir diğer etken oldu.” 2026’da yeni modeller devreye girmeli Artan satışlarla Türkiye’de ev sahipliği oranının bir puan artarak yüzde 56’dan yüzde 57’ye yükseldiğini ifade eden Hakan Bucak, “Uzun süre yaşanan gerilemeden sonra artış yaşanması önemli. Ancak oran hala istenen seviyenin gerisinde. Konutta satış rekoru kırılıyor ama görüyoruz ki alıcının büyük kısmı yatırımcı. Asıl talebin olduğu kitle, yani evi olmayanlar ise hala beklemede. Tarihin en büyük sosyal konut seferberliği ile 500 bin sosyal konut yapılması dar gelirli için kritik bir hamle oldu. Ancak başvuruların yoğunluğu çok daha fazlasına ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle dar gelirli için kamu proje üretirken orta gelirli için de yeni modeller denemenin zamanı geldi. Dünyada örnekleri olan erişilebilir konut modellerini 2026’da ülkemizde de uygulamalıyız. Kamu arsasında özel sektör işbirliği, markalı konut projelerinde sosyal konuta pay ayrılması, sosyal kiralık konut üretimi gibi modeller için pilot uygulamalara başlamalı ve başarısına göre genele yaymalıyız. 2025 konutta satış yılıydı, 2026 da üretim yılı olmalı.” 2025 yılında yapılan satışlarda banka kredili satışın payının sadece yüzde 14 olduğunu dile getiren Bucak, konut erişimi kolaylaştırmak için evi olmayanlara özel faiz oranlarına ihtiyaç olduğuna da dikkat çekti. Gayrimenkulde cari açık büyüyor Yabancıya konut satışının giderek gerilediğini söyleyen Hakan Bucak, “2025 yılında yabancıya konut satışı bir önceki yıla göre yüzde 9.4 oranında azalarak 21 bin 534 oldu. 2025 yılında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 1.3 olarak gerçekleşti. Bu son 12 yılın en kötü oranı. Sadece konut değil, tüm gayrimenkul satışında tablo benzer. Son bir yıllık verilere bakıldığında yabancıların Türkiye’deki net gayrimenkul alımı 2 milyar 308 milyon dolar oldu. Türklerin yurtdışı gayrimenkul alımı ise 2 milyar 657 milyon dolar ile tarihi zirveyi gördü. Gelen yatırım gidenin gerisinde kaldı. Gayrimenkulde cari açık büyüyor. Bu alanda kamu öncülüğünde iyileştirme olmazsa kaybeden ülke ekonomisi olacak.” şeklinde konuştu.

Konut satışları 2025’e artışla başladı Haber

Konut satışları 2025’e artışla başladı

Ocak ayı satışlarını değerlendiren gayrimenkul girişimcisi Hakan Bucak, “Türkiye genelinde konut satışları ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 39,7 oranında artarak 112 bin 173 oldu. Böylece Temmuz 2024’te başlayan artış dönemi yedinci ayına girdi. Ayrıca 2020 yılından sonra en iyi ocak ayı satışı da gerçekleşmiş oldu. Bir diğer dikkat çeken nokta ipotekli satışlardaki artış. İpotekli satışlar ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 182,8 oranında artarak 16 bin 726 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 14,9’a kadar yükseldi. Artış olumlu olsa da banka kredili işlemlerin payı hala oldukça düşük. Sağlıklı bir piyasa ortamı için banka kredili satışlar artmalı ve yüzde 50 seviyesine kadar gelmeli. Öte yandan milyonlara varan ama gerek fiyat, gerek vade, gerek faiz getirilerinden, gerekse kredi problemlerinden ötürü satışa dönüşmeyen bir talep var. Kamunun özellikle orta ve düşük bütçeli konut üretim seferberliğini devreye sokması gerekiyor” diye konuştu. Yabancıya satış düşüyor Yabancıya satışta düşüşün sürdüğünü belirten Hakan Bucak, “Yabancılara yapılan konut satışları ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,9 oranında azalarak bin 547 oldu. Böylece adet bazında son 7 ayın en düşük rakamı görüldü. Ocak ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 1.4 olarak gerçekleşti. Tüm dünya bu pastadan aldığı payı artırırken, bizde kayıplar var. Üstelik gayrimenkulde cari açık veriyoruz. Kamunun yabancıya karşı satışı düşüren gölge önlemler almasından ve yabancının yatırımcı dostu bir ortam hissetmemesinden ötürü bu rakamlar oluştu. Bu nedenle yabancıya satışı iyileştiren adımlara ihtiyaç var” dedi.  

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.