SON DAKİKA
Hava Durumu

#Fiyat İstikrarı

Ekometre - Fiyat İstikrarı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fiyat İstikrarı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Karahan’dan enflasyon mesajı: Fiyat baskıları zayıflıyor Haber

Karahan’dan enflasyon mesajı: Fiyat baskıları zayıflıyor

Karahan, temmuz ayından itibaren enflasyonun ana eğiliminde yeniden gerileme görüldüğünü ifade etti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, “Yatırımın Yeni Odağı Geleceğe Değer Üretmek” zirvesinde para politikası, enflasyon ve yatırım ortamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sıkı para politikası duruşunun iç talepteki yavaşlamayı belirginleştirdiğini belirten Karahan, fiyat istikrarının kalıcı hale gelmesinin yatırım ortamını da daha elverişli bir yapıya kavuşturacağını söyledi. Dezenflasyon yeniden hızlanacak Karahan, şokların etkisinin hafiflemesiyle dezenflasyon sürecinin yeniden ivme kazanacağını belirtti. Temmuz ayından itibaren enflasyonun ana eğiliminde yeniden gerileme görüldüğünü ifade eden Karahan, para politikasındaki sıkı duruşun iç talep üzerindeki etkilerinin belirginleştiğine dikkat çekti. Fiyat istikrarı için sıkı duruş sürecek Fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda tüm politika araçlarının kararlılıkla kullanılmaya devam edileceğini belirten Karahan, enflasyondaki kalıcı düşüşün yatırım kararları açısından daha elverişli bir ortam oluşturacağını söyledi. Karahan, fiyat istikrarının uzun vadeli yatırım kararları için önemli bir zemin oluşturduğunu ifade etti. Enerji hariç enflasyonda gerileme Enflasyon görünümüne ilişkin değerlendirmesinde Karahan, eylül itibarıyla alt gruplar bazında enerji dışında yıllık enflasyonun gerilediğini belirtti. Bu yıl dezenflasyon sürecinde yaşanan ivme kaybının jeopolitik gelişmelerden kaynaklandığını söyleyen Karahan, dezenflasyon kazanımlarının korunması için ihtiyatlı duruşun sürdürüleceğini ifade etti. Rezervlerde toparlanma sürüyor Karahan, savaş sonrasında rezervlerde yaşanan gerilemenin bir bölümünün telafi edildiğini belirtti. Türk lirasına yönelik istikrarlı talep ile cari işlemler dengesindeki görünümün rezervlere de yansıdığını ifade eden Karahan, rezervlerdeki toparlanmaya dikkat çekti. Cari açığın milli gelire oranı gerileyecek Cari açığın ikinci çeyrekte olumsuz dış koşullara rağmen gerilediğini belirten Karahan, 2026 yılında cari açığın milli gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşmesini beklediklerini söyledi. Temel mal enflasyonu ılımlı seyrediyor Jeopolitik gelişmelerin yol açtığı maliyet artışlarına rağmen temel mal enflasyonunun ılımlı seyrini koruduğunu belirten Karahan, zayıf talep koşullarının maliyetlerin fiyatlara geçişini sınırladığını söyledi. Karahan, para politikasındaki sıkı duruşun etkisiyle enflasyon beklentilerindeki bozulmanın sınırlı kaldığını, talepteki zayıflamayla birlikte enflasyonun ana eğiliminin düşüş yönünde olduğunu ifade etti. Bununla birlikte yıl başında öngörülen enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin henüz sağlanamamasının dezenflasyon süreci açısından risk oluşturduğunu belirten Karahan, bu nedenle ihtiyatlı para politikası duruşunun korunmasının gerekli olduğunu söyledi. Türk lirasının payı yüzde 61 Mevduat tercihleri ve para birimi kompozisyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karahan, Türk lirasına yönelik tercihin mevcut TL payıyla uyumlu olduğunu belirtti. Yatırım fonları dahil veya hariç hesaplamalarda Türk lirasının payının yüzde 61 seviyesinde kalmaya devam ettiğini ifade etti.

Fed’den 25 baz puanlık faiz artışı Haber

Fed’den 25 baz puanlık faiz artışı

Temmuz 2023’ten bu yana gerçekleştirilen ilk faiz artışı, piyasa beklentileri doğrultusunda geldi. Fed’in yeni projeksiyonları ise yıl içinde bir faiz artışının daha gündemde olduğunu gösterdi. Küresel piyasaların odaklandığı Fed toplantısının ardından faiz kararı açıklandı. Fed, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve ABD’de beklentilerin üzerinde gerçekleşen çekirdek tüketici enflasyonu verilerinin ardından politika faizinde 25 baz puanlık artışa gitti. Piyasalarda yaklaşık yüzde 90 ihtimalle fiyatlanan artış sonrasında politika faizinin hedef aralığı yüzde 3,75-4,00 seviyesine yükseldi. Karar, Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) üyelerinin tamamının oyuyla alındı. Karar metninde enflasyon vurgusu öne çıktı FOMC’nin karar metninde, faiz artışının fiyat istikrarı hedefine ulaşılması açısından önem taşıdığı belirtildi. Metinde, alınan politika adımının Fed’in yüzde 2’lik enflasyon hedefine daha zamanında dönmesine katkı sağlayacağı ifade edildi. Fed yetkilileri ayrıca enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşacağı beklentisini bir yıl öteleyerek 2029 yılına işaret etti. Yeni faiz artışı için kapı açık bırakıldı Toplantının ardından yayımlanan yeni nokta grafiği, Fed yetkililerinin bu yıl içinde ilave bir sıkılaşma adımını gündemde tuttuğunu ortaya koydu. 16 Fed yetkilisi, 2026 yılı sona ermeden en az bir faiz artışı daha yapılması gerektiğini öngördü. Fed yetkililerinin 2026 sonu medyan faiz tahmini de yüzde 3,8’den yüzde 4,1’e yükseltildi. Trump’ın faiz çağrılarına rağmen artış kararı Faiz kararı, ABD Başkanı Donald Trump’ın borçlanma maliyetlerinin düşürülmesi yönündeki çağrıları ve Fed yetkililerine yönelik eleştirilerinin bulunduğu bir dönemde alındı. Fed yönetimi, yükselen enflasyon risklerini dikkate alarak para politikasında sıkılaşma yönünde adım attı. Büyüme tahminleri yukarı çekildi Fed, faiz kararıyla birlikte 2026-2028 dönemine ilişkin makroekonomik projeksiyonlarını da güncelledi. Buna göre Fed’in 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 2,2’den yüzde 2,3’e, 2027 yılı büyüme tahmini ise yüzde 2,3’ten yüzde 2,4’e yükseltildi. İşsizlik oranına ilişkin tahminler de aşağı yönlü revize edildi. 2026 ve 2027 yılları için daha önce yüzde 4,3 olarak öngörülen işsizlik oranı yüzde 4,1’e çekildi. Fed ekonomide verimlilik ve yatırımlara dikkat çekti Komite, ekonomik değerlendirmesinde verimlilik artışının güçlü seyrettiğini, sermaye yatırımlarının sağlamlığını koruduğunu ve istihdam piyasasının dengeli görünümünü sürdürdüğünü belirtti. Fed’in faiz artışıyla birlikte yayımladığı yeni projeksiyonlar, para politikasında enflasyonla mücadele önceliğinin korunduğunu ve yılın geri kalanında yeni bir faiz artışı ihtimalinin gündemde tutulduğunu gösterdi.

Fed’in Jackson Hole mesajı piyasayı değiştirdi Haber

Fed’in Jackson Hole mesajı piyasayı değiştirdi

Açıklamaların ardından piyasalarda eylül ayında faiz artışı ihtimali yaklaşık yüzde 50’ye yükseldi. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh, Jackson Hole Sempozyumu’nda verdiği mesajlarla para politikasının önceliğinin değişmediğini ortaya koydu. Enflasyonun yüzde 2 hedefine ikna edici ve sürdürülebilir bir hızda ilerlemediğini belirten Warsh, fiyat istikrarı sağlanıncaya kadar Fed’in kararlı duruşunu koruyacağı sinyalini verdi. Warsh’ın açıklamaları finansal piyasalarda hızlı bir karşılık buldu. Faiz vadeli işlem piyasalarında Fed’in eylül toplantısında faiz artırabileceğine yönelik fiyatlama, konuşma öncesindeki yaklaşık yüzde 36 seviyesinden yüzde 50 civarına yükseldi. Enflasyonda kalıcı iyileşme görülmüyor Wyoming’de gerçekleştirilen Jackson Hole Sempozyumu’nda konuşan Warsh, temel enflasyon göstergelerinin Fed’in yüzde 2 hedefiyle uyumlu bir patikaya henüz yeterince güçlü biçimde girmediğini belirtti. Yaz aylarında açıklanan TÜFE ve PCE verilerinde olumlu gelişmeler görülmesine karşın, enflasyondaki ana eğilimin kalıcı biçimde iyileştiğine ilişkin yeterli kanıt bulunmadığını vurgulayan Warsh, Fed’in fiyat istikrarı hedefinden geri adım atmayacağını ifade etti. Yüzde 2 hedefi Fed’in temel çıpası Warsh’ın konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri Fed’in yüzde 2’lik enflasyon hedefi oldu. Fed Başkanı, fiyat artışlarının hedefe doğru net ve sürdürülebilir biçimde ilerlediğinden emin olunması gerektiğini belirterek, gerekli görülmesi halinde ilave politika adımlarının gündeme gelebileceği mesajını verdi. Bu yaklaşım, Fed’in enflasyonla mücadelede erken bir gevşemeye gitmek yerine mevcut politika duruşunu koruyabileceği şeklinde yorumlandı. Finansal koşullar hâlâ yeterince sıkı değil Warsh ayrıca mevcut finansal koşulların enflasyonu hedef seviyeye çekmek açısından yeterince sıkı olmadığını söyledi. Faiz oranlarının para politikasının temel araçlarından biri olmaya devam edeceğini belirten Fed Başkanı’nın bu ifadeleri, piyasalarda doğrudan şahin bir mesaj olarak değerlendirildi. Eylül toplantısı yeniden kritik hale geldi Warsh’ın açıklamaları, Fed’in bir sonraki toplantısına ilişkin beklentileri de önemli ölçüde değiştirdi. Konuşma öncesinde yaklaşık yüzde 36 düzeyinde bulunan eylül ayında faiz artışı ihtimali, açıklamaların ardından yüzde 50 seviyesine yaklaştı. Böylece yatırımcıların bir bölümü, Fed’in enflasyonla mücadelede daha sıkı bir politika izleyebileceği ihtimalini yeniden fiyatlamaya başladı. İstihdam ve tüketim verileri yakından izlenecek Fed’in bundan sonraki kararlarında enflasyonun yanı sıra istihdam piyasasındaki gelişmeler ve ekonomik aktivitenin seyri belirleyici olacak. Perakende satışlardaki zayıflama ve istihdam piyasasında görülen soğuma işaretleri daha önce faiz artışı beklentilerini aşağı çekmişti. Ancak Jackson Hole’dan gelen şahin mesajlar, enflasyonun Fed açısından hâlâ birincil risk olduğunu yeniden ortaya koydu. Bu nedenle piyasaların odağında artık yalnızca ekonomik büyüme ve istihdam değil, fiyat baskılarının önümüzdeki dönemde nasıl şekilleneceği de bulunuyor. Fed’in eylül toplantısına kadar açıklanacak enflasyon ve istihdam verileri, faiz kararına ilişkin beklentilerin yönünü belirleyecek.

Karahan: Enflasyon beklentileri iyileştikçe faizler geriliyor Haber

Karahan: Enflasyon beklentileri iyileştikçe faizler geriliyor

TCMB Başkanı Fatih Karahan, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası'nda (ETSO) düzenlenen toplantıda yaptığı sunumda, Merkez Bankası'nın reel sektörle güçlü bir iletişim içinde olduğunu söyledi. 2013 yılından bu yana farklı sektör ve ölçeklerdeki firmalarla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Karahan, "2026 yılında Erzurum ve bölge illerinde 132, son beş yılda ise toplam 1.413 firma ile görüşme yaptık." ifadelerini kullandı. Karahan, bu görüşmelerden elde edilen güncel bilgilerin para politikası kararlarında önemli rol oynadığını, firmalardan gelen beklenti ve önerilerin ilgili kamu kurumlarıyla paylaşıldığını belirterek, reel sektörle çift yönlü bir iletişim yürüttüklerini söyledi. Dezenflasyonda ilerleme sürüyor Sunumunda enflasyondaki gelişmelere de değinen Karahan, Temmuz ayında yıllık enflasyonun yüzde 31,8 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlattı. Mayıs 2024'ten bu yana enflasyonda genele yayılan bir gerileme yaşandığını belirten Karahan, özellikle kira ve eğitim kalemlerindeki katılığın azalmasının dezenflasyon sürecini desteklediğini ifade etti. İş yeri kira enflasyonundaki düşüşün maliyet baskılarını hafiflettiğini vurgulayan Karahan, iç talepte dengelenmenin sağlandığını, tüketici ve firmaların enflasyon beklentilerinde de gerileme görüldüğünü söyledi. Buna karşın gıda fiyatlarında ürün bazında yüksek oynaklığın sürdüğünü, jeopolitik gelişmeler nedeniyle enerji fiyatlarında yukarı yönlü baskının devam ettiğini belirten Karahan, kira ve eğitimde dezenflasyonun süreceğini, ancak savaş kaynaklı maliyet artışlarının yurt içi fiyatlar üzerinde etkisini sürdürdüğünü kaydetti. "Politika faizindeki gerileme piyasa faizlerine yansımaktadır" İç talepteki yavaşlamanın daha belirgin hale geldiğini ifade eden Karahan, bu durumun ithalattaki artışı da 2022'ye kıyasla sınırladığını söyledi. Reel sektörün enflasyon beklentilerinin savaş dönemindeki yükselişin ardından gerilemeye başladığını dile getirdi. Kredi faizlerinin enflasyon ve enflasyon beklentilerinden doğrudan etkilendiğini vurgulayan Karahan, şöyle konuştu: "Faiz indirimleri ancak enflasyon kontrol altındayken etkili olabilir. Enflasyon beklentileri iyileştikçe kredi ve tahvil faizleri gerilemektedir. Politika faizindeki gerileme piyasa faizlerine yansımaktadır." Küresel risklere dikkat çekti Karahan, savaşın küresel ekonomiye etkilerinin sürdüğünü belirterek, küresel büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edilirken enflasyon tahminlerinin yükseldiğini söyledi. Savaşın enflasyonist baskıları artırdığını ifade eden Karahan, yıl sonu piyasa beklentilerine göre ABD Merkez Bankası (Fed) politika faizinin yüzde 3,97, Avrupa Merkez Bankası (ECB) politika faizinin ise yüzde 2,59 seviyesinde öngörüldüğünü aktardı. Jeopolitik gelişmeler ve yapay zekâ yatırımlarının küresel büyüme dinamiklerini değiştirdiğini belirten Karahan, küresel tedarik zincirlerindeki yeniden yapılanmanın Türkiye'nin ihracatına olumlu katkı sağladığını ve ihracatçı firmaların beklentilerinin olumlu seyrettiğini söyledi. "Sıkı para politikası sürecek" Fiyat istikrarının yatırım ve üretim ortamını güçlendirdiğini vurgulayan Karahan, dezenflasyon sürecinin verimliliği desteklediğini belirtti. Çalışan başına üretimin 2026 yılının ilk çeyreğinde yıllık yüzde 3,8 arttığını ifade eden Karahan, sıkılaşma dönemlerinde AR-GE harcamalarının yükseldiğini ve yüksek verimliliğe sahip firmaların ekonomik dalgalanmalara karşı daha dayanıklı olduğunu söyledi. Konuşmasının sonunda para politikasına ilişkin mesaj veren Karahan, fiyat istikrarı sağlanıncaya kadar sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: "Kurul, politika faizine ilişkin adımları enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilimi ve beklentilerini dikkate alarak belirleyecektir. Para politikası kararları toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması halinde para politikası duruşu ilave sıkılaştırılacaktır."

Şimşek: Türkiye güçlü bir üretim üssü Haber

Şimşek: Türkiye güçlü bir üretim üssü

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin güçlü üretim kapasitesi, stratejik konumu ve mali disiplini sayesinde yatırımcılar için önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Şimşek, bütçe açığı ve kamu borcu göstergelerinde kaydedilen iyileşmeye dikkat çekerek Türkiye ekonomisinin temellerinin güçlü olduğunu vurguladı. Küresel Kadınlar Zirvesi 2026 kapsamında düzenlenen "Türkiye'de Ticaret Yapmak" oturumunda konuşan Şimşek, jeopolitik gerilimler, ticarette artan korumacılık ve yüksek küresel borçluluğun dünya ekonomisi üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti. Türkiye'nin 1,6 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip olduğunu belirten Şimşek, satın alma gücü paritesine göre bu rakamın 4 trilyon doların üzerine çıktığını söyledi. Son 23 yılda ekonominin yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüdüğünü hatırlatan Şimşek, Türkiye'nin stratejik projelerle bölgesel önemini artırmaya devam ettiğini kaydetti. Türkiye'nin sanayi alanında güçlü bir üretim üssü olduğunu vurgulayan Şimşek, orta gelir tuzağını aşmak için yüksek teknolojili üretime geçişi desteklediklerini ifade etti. Savunma sanayisinde elde edilen teknolojik kazanımların sağlık, tarım ve biyoteknoloji gibi alanlara da aktarılacağını belirten Şimşek, yapay zeka destekli teknolojilerin ekonomik dönüşümde önemli rol oynayacağını söyledi. Sanayi ve tarım sektörlerine yönelik desteklerin sürdüğünü belirten Şimşek, üretim yapan şirketler için kurumlar vergisi oranının yüzde 12,5'e düşürüldüğünü hatırlattı. Hizmet ihracatı gerçekleştiren firmalara da önemli vergi avantajları sağlandığını ifade etti. Makroekonomik programın temel hedefinin kalıcı fiyat istikrarı olduğunu vurgulayan Şimşek, enflasyondaki düşüş sürecinin devam ettiğini belirterek yıl sonunda enflasyonun yüzde 20'li seviyelerde gerçekleşmesini beklediklerini söyledi. Bütçe performansına da değinen Şimşek, deprem harcamalarına rağmen bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 5'ten yüzde 2,9'a gerilediğini açıkladı. Kamu borcunun milli gelire oranının yaklaşık yüzde 24 seviyesinde bulunduğunu belirten Şimşek, bu oranın küresel ortalama olan yüzde 74'ün oldukça altında olduğuna dikkat çekti. Dış dengedeki gelişmelerin yönetilebilir seviyede olduğunu ifade eden Şimşek, hükümetin yatırım ortamını iyileştirmeye ve Türkiye'de iş yapmayı kolaylaştırmaya yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü söyledi.

Şimşek’ten ekonomi mesajı; Programı rayında tutacağız Haber

Şimşek’ten ekonomi mesajı; Programı rayında tutacağız

Şimşek, enerji arz güvenliği konusunda risk görmediklerini belirtirken, mevcut küresel şokların ekonomi programını “bir miktar etkilemesinin kaçınılmaz” olduğunu ifade etti. Küresel ekonominin son yılların en sert arz şoklarından biriyle karşı karşıya olduğunu belirten Şimşek, finansal koşullardaki sıkılaşmanın dünya genelinde büyüme üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Küresel ekonomide baskı arttı Şimşek, 1970’lerden bu yana en büyük arz şoklarından birinin yaşandığını belirterek uzun vadeli tahvil faizlerinde yaşanan yükselişin küresel likiditeyi zorlaştırdığını ifade etti. Küresel ekonomideki dalgalanmaların gelişmekte olan ülkeler üzerinde baskıyı artırdığına dikkat çeken Şimşek, finansal koşullardaki sıkılaşmanın ekonomik aktiviteyi yavaşlatabileceğini kaydetti. Enerji arzında risk görmüyoruz Enerji tarafına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Şimşek, Türkiye’nin enerji arz güvenliği konusunda önemli ilerleme kaydettiğini söyledi. Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesinin kritik önem taşıdığını belirten Şimşek, mevcut süreçte enerji arzına ilişkin ciddi bir risk öngörmediklerini ifade etti. Büyümede ivme kaybı uyarısı Bakan Şimşek, küresel şokların ve sıkı para koşullarının büyüme üzerinde baskı oluşturduğunu belirterek ekonomik aktivitede ivme kaybı riskine dikkat çekti. Sanayi sektöründe yaşanan sorunların yalnızca iç piyasadan kaynaklanmadığını vurgulayan Şimşek, küresel dönüşümün üretim yapıları üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu söyledi. “Her tedavinin yan etkileri var” Ekonomi programına ilişkin mesajlar veren Şimşek, uygulanan politikaların kısa vadeli bazı maliyetler doğurabileceğini ancak uzun vadeli dengelenme açısından gerekli olduğunu ifade etti. “Her tedavinin yan etkileri var” diyen Şimşek, ekonomi yönetiminin temel hedefinin sürdürülebilir büyüme ve kalıcı fiyat istikrarı olduğunu belirtti. Cari denge önceliğini koruyor Şimşek, yatırım, üretim ve istihdam odaklı politikaların sürdüğünü ifade ederek cari dengedeki iyileşmenin ekonomi yönetiminin temel öncelikleri arasında yer aldığını söyledi. Orta Vadeli Program’ın mevcut küresel gelişmelerden etkilenebileceğini belirten Şimşek, buna rağmen program hedeflerine bağlı kalacaklarını vurguladı. “Ne gerekiyorsa yapacağız” Ekonomi yönetiminin programı kararlılıkla sürdürdüğünü belirten Şimşek, “Programı rayında tutmak için ne gerekiyorsa yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz” dedi. Şimşek’in açıklamaları, küresel piyasalardaki belirsizliklere rağmen ekonomi yönetiminin mevcut politikaları sürdürme kararlılığı mesajı olarak değerlendirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.