SON DAKİKA
Hava Durumu

#Fintech

Ekometre - Fintech haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fintech haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BAE zor testi geçti büyüme yoluna devam edecek Haber

BAE zor testi geçti büyüme yoluna devam edecek

Körfez, 2026'nın ilk yarısında uzun yıllardır yaşamadığı ölçekte bir jeopolitik sarsıntıyla karşı karşıya kaldı. Hürmüz Boğazı'ndaki kriz; petrol piyasalarını, deniz taşımacılığını ve bölgedeki yatırım iştahını ciddi biçimde sınadı. Peki Birleşik Arap Emirlikleri bu sınavdan nasıl çıktı ve Türk yatırımcılar hangi dersleri çıkarmalı? Yaklaşık 20 yıldır Dubai'de yaşayan Türk İş Konseyi Başkanı Kanat Kutluk ile bu soruların yanıtlarını konuştuk. 2026'nın ilk yarısındaki çalkantının ardından Dubai ve BAE'yi bugün nasıl okuyorsunuz? “Kısa cevabım şu olur: Bölge, uzun süredir karşılaşmadığı büyüklükte bir stres testinden geçti ve BAE bu testi başarıyla verdi. Şubat sonunda başlayan İran-Hürmüz krizi teorik bir risk değildi; petrol 120 doların, Dubai ham petrolü ise tarihi zirvelerin üzerine çıktı, boğazdaki ticari trafik haftalarca fiilen durdu. Böyle bir şokun ardından ‘her şey yolunda’ demek elbette gerçekçi olmaz. Ama önemli olan sistemin nasıl tepki verdiğidir. BAE ekonomisi çökmedi, panikle sermaye kaçışı yaşamadı, tersine bir güvenli liman gibi davrandı. Bugün büyüme beklentileri hâlâ yüzde 5 civarında; petrol dışı ekonomi millî gelirin dörtte üçünden fazlasını oluşturuyor. Yani ateş yükseldi ama bünye sağlam çıktı. Benim tezim cok net: BAE büyümeye kaldığı yerden devam edecek. Bu durumu doğru değerlendiremeyenler, bu coğrafyadaki onemli fırsatların dışında kalır. Ben meseleye stratejik derinlik ve dayanıklılık penceresinden bakıyorum; bugün önemli olan yatırım hacmi değil, yatırımın arkasındaki süreklilik. Hürmüz'de yaşananların iş dünyası açısından anlamı neydi? Hürmüz, dünyada deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık beşte birinin ve küresel LNG'nin önemli bölümünün geçtiği bir kanal. Buradaki birkaç haftalık tıkanma bile küresel enerji arzının 1970'lerden bu yana gördüğü en büyük kesintilerden birine dönüştü; navlun ve savaş-riski primleri fırladı, konteyner devleri seferleri askıya aldı, Körfez'de binlerce denizci ve yüzlerce gemi mahsur kaldı, üreticiler üretimi kıstı. Ama izin verin altını çizeyim: Ben yıllardır kırılgan deniz yollarına alternatif oluşturan kara koridorlarının önemini yazıyorum. Irak üzerinden Türkiye'ye, oradan Avrupa'ya uzanan Kalkınma Yolu ve Körfez-Akdeniz lojistik hattı, yalnızca bir ulaştırma yatırımı değil; tam da bu tür jeopolitik riskleri azaltmayı hedefleyen bir ticaret mimarisidir. Hürmüz krizi, bu tezi acı ama net biçimde doğruladı. Tek boğaza, tek limana, tek rotaya bağımlılığın bir maliyeti var; bunu artık herkes gördü. “Test başarıyla verildi” diyorsunuz. BAE'yi bu dayanıklılığa taşıyan nedir? Üç önemli parametre sayarım. Birincisi çeşitlendirme. BAE artık bir petrol ekonomisi değil; gelirinin büyük kısmı lojistik, finans, turizm, gayrimenkul, ticaret, teknoloji ve yeniden-ihracattan geliyor. Abu Dhabi bile, federasyonda petrol gelirinden en yüksek payı alan emirlik olmasına rağmen, petrol sonrası çeşitlenmeyi en güçlü uygulayan aktör; aktif kalkınma ve altyapı projelerinin toplam değeri 758 milyar doları aşıyor. Petrol fiyatı oynadığında bütçe titremiyor bile. İkincisi kurumsal öngörü. Fujeirah limani gibi boğazın dışına konumlanmış terminaller, stratejik boru hatları ve stok kapasiteleri, “boğaz kapanırsa ne yaparız?” sorusunun yıllar önce sorulup cevaplandığını gösteriyor. Üçüncüsü güven sermayesi. Kriz anında paranın nereye kaçtığına bakın; istikrar arayan sermaye Dubai'ye aktı, kaçmadı. Hukuki güvenlik, mülkiyet hakları, konvertibl para, düşük vergi ve öngörülebilir yönetim bir slogan değil; kriz anında test edilen ve işleyen özelliklerdir. Şu an icin yaşananlardan sonra bile BAE’nin tek alternatifi yine kendisi. Gerçekçi olmak adına sorayım: Kriz tam olarak bitti mi, riskler masada değil mi? Dürüst olalım bitmedi, normalleşiyor. Ağustos itibarıyla Umman arabuluculuğunda yürüyen müzakereler son aşamada ama süreç kırılgan; trafik ve fiyatlar hâlâ haber akışına göre iniyor çıkıyor, Brent zirvesinden geriledi ama kriz öncesinin üzerinde. Yaklaşık 20 yıldır Dubai'de yaşayan biri olarak şunu defalarca gördüm: Körfez, sabit dengelerin değil, hızla değişen önceliklerin coğrafyasıdır. Bugün stratejik görünen ittifaklar, yarın farklı bir konjonktürde yeniden tanımlanabiliyor. Dolayısıyla ben size “risk sıfırlandı” demiyorum; “risk yönetilebilir hale geldi ve yapısal dayanıklılık kendini kanıtladı” diyorum. Stratejik derinlik tam da budur: Riski inkâr etmek değil, fiyatını ve yönetim yolunu doğru okumak. Bu bölgede kalıcı olacak yatırımcı, jeopolitiği bir sürpriz olarak değil, bir parametre olarak modelleyen yatırımcıdır. Türk firmaları bu tablodan hangi yatırım kararlarını çıkarmalı? En temel mesajım: Kısa vadeli manşetlere bakıp uzun vadeli konumlanmayı ıskalamayın. Kriz dönemleri, zayıf oyuncuların sahayı boşalttığı, hazırlıklı oyuncuların ise pazar payı ve varlık kaptığı dönemlerdir. BAE'nin cazibesi krizle azalmadı; dayanıklılığını ispat ederek arttı. Somut olarak BAE'yi bir “pazar” değil bir “üs” olarak düşünün, nakit ve tedarik zinciri dayanıklılığına yatırım yapın ve bölgenin yapısal büyüme alanlarına yaslanın. Hangi sektörlerde fırsat var? Öncelikli fırsat gördüğüm sektörleri şu sekilde sayarım: Gıda ve gıda güvenliği BAE ve Orta Doğu'da Türk ürünlerine talep hızla artıyor, örneğin taze yumurta ihracatımız bir yılda sıçrayarak 200 milyon doları aştı; lojistik ve liman işletmeciliği; inşaat, altyapı ve mega projeler; turizm, sağlık ve medikal turizm ki Türk hastanelerinin arayışını sürdürdüğünü duyuyoruz; finans ve fintech; yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik dünyanın en büyük solar alan güneş projesi Mohammed Bin Rashid Al Maktoum Güneş Parkı Dubai'de; teknoloji, yapay zekâ ve siber güvenlik; ve belki de en dikkat çekeni, siyasi ilişkilerin düzelmesiyle âdeta altın çağını yaşayan havacılık ve savunma sanayii. Türk şirketleri artık Körfez'de yalnızca yüklenici değil; ortak, yatırımcı ve karar verici olarak konumlanmalı. Sürekli “coğrafya” vurgusu yapıyorsunuz. BAE'nin hitap ettiği potansiyeli açar mısınız? Bu en çok gözden kaçan nokta. BAE'nin gerçek değeri sınırlarının içinde değil, bir kavşak olmasında. Dubai, beş saatlik bir uçuş mesafesinde yaklaşık 3,5 milyar insana ve 35 trilyon dolarlık bir ekonomiye temas ediyor; bu yarıçapta Körfez'in yüksek gelirli pazarları, Suudi Arabistan'ın devasa dönüşümü, Doğu Afrika'nın büyüyen tüketici tabanı, Güney Asya'nın milyarlık nüfusu ve Orta Asya-Kafkasya hattı var. BAE bu coğrafyanın finans, lojistik, ticaret ve tahkim merkezi olarak çalışıyor; Dubai'deki ticari varlığınız bölgedeki diğer ülkelere açılmanızı kolaylaştırıyor. Sunu da ekleyeyim: İki ülke arasındaki ticaret 2023'te 20,1 milyar dolara ulaştı ve imzalanan Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması bu hacmi beş yılda 40 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Yani BAE'ye yatırım yaparken aslında milyarlarca insanlık bir erişim alanına ve hızla büyüyen bir ticaret hattına bilet almış olursunuz. Meseleyi “Dubai'de daire almak” düzeyinde okuyanlar tabloyu küçük görüyor; asıl fırsat, bu kavşağı bir büyüme platformu olarak kullanmakta. Türk müteahhitlik ve mühendislik tarafında somut fırsat nerede? Tam da mega projelerde. Abu Dhabi hükümeti çatısı altında 600'ü aşkın proje, çok sektörlü büyük bir bütçeyle yürüyor; finans merkezi genişlemesi gibi tek başlıklar bile 16 milyar doları aşan yatırım planlarıyla gündemde. Bu ölçek, uluslararası müteahhitlik ve danışmanlık için güçlü bir çekim alanı ve Türk firmalarının küresel referansları bu çağrıya doğrudan yanıt verebilecek kapasitede. Nurol, Rönesans, Tekfen, Limak, TAV gibi firmalarımız sahada ciddi referans portföyleri oluşturdu; özellikle kamu-özel ortaklığı (PPP), karma kullanım ve ileri mühendislik işlerinde rekabet gücümüz belli. Ama iş almak başlangıçtır; asıl başarı sahadaki performansı sürdürülebilir kılmaktır. Kısaca başarının sırları: yerel iş yapış kültürünü ve güven ilişkisini anlamak, doğru yerel ortaklıklar kurmak, finansman ve risk planlamasını sağlam yapmak, Türk ve yerel iş gücünü karma yönetmek, mevzuata uyum ve zamanında teslim. Sahaya ilk kez gelecek bir firmaya pratik olarak ne söylersiniz? Körfez'de iş yalnızca sözleşmeyle yürümez. Buradaki iş insanları çok sıkı pazarlık yapar, anlaşmayı gerçekçi koşul ve rakamlar çerçevesinde kurar. Türkiye'den gelmeden önce seyahatinizi iyi bir ekran çalışmasıyla hazırlayın; ilgili Türk ve yabancı firmalarla çok önceden randevu alın, gideceğiniz tarihteki bayram, millî gün ve fuar takvimini hesaba katın. “Arap dünyası” diye tek bir blok yok; Körfez ülkelerinin bile her birinin insanı ve iş yapış biçimi farklı buna göre yaklaşım geliştirin. Şirket kuruluşu ve ortaklıklarda güvenilir firma seçimine baştan azami hassasiyet gösterin; her yeni ülkede olduğu gibi burada da ilk doğru adım iyi bir avukat ve muhasebeciyle çalışmaktır. BAE hızlı büyürken yasalarını da hızla değiştiriyor: Dün belli stratejik sektörler dışında yerel ortak şartı vardı, bugün kalktı; birkaç yıl öncesine kadar KDV ve kurumlar vergisi yokken artık çeşitli vergiler tanımlandı. İşte tam bu noktalarda doğru yönlendirmeyi yapacak ilk iletişim noktası olmak istiyoruz. Bu noktada Türk İş Konseyi'nin rolü nedir? Yatırımcılar size nasıl ulaşabilir? Dubai ve Kuzey Emirlikleri Türk İş Konseyi, 2004 yılında Dubai Ticaret Odası'na bağlı olarak kuruldu; 2024'te 20. yılımızı kutladık, bugün 22 yılı geride bırakmış köklü bir kurumuz. Abu Dhabi dışındaki altı emirlik etki ve sorumluluk alanımızda. 300'e yakını kurumsal olmak üzere 900'ü aşkın, bine yakın üyemiz var; aralarında Doğuş, Zorlu, Çalık, TAV, Beko, Aksa, Emirates ve Türk Hava Yolları gibi isimler bulunuyor. Şu an başkanlığını yürütmekten onur duydugum kurumumuz Büyükelçiliğimiz ve Başkonsolosluğumuzla oldugu gibi tum BAE kamu kuruluşlarıyla da oldukca yakın koordinasyon içinde çalışıyor; klasik temsil ve networking anlayışının ötesine geçerek Türk şirketlerinin Körfez'de yüklenici değil ortak ve karar verici olarak konumlanmasına katkı sağlıyoruz. Firmalarımız Konsey aracılığıyla zamandan, paradan ve enerjiden tasarruf ederek doğru iş odaklarına ulaşıyor. Yatırım kararı almadan önce bizimle konuşmak isteyen tüm iş insanlarımız business@tbcdubai.org adresinden bize ulaşabilir. Kapımız, tecrübemiz ve ağımız üyelerimize ve bölgeye ilgi duyan tüm Türk firmalarına açık. Son olarak, tek cümlelik bir kapanış istesek? BAE zor bir testi başarıyla verdi ve büyümeye kaldığı yerden devam edecek; bu gerçeği zamanında ve doğru okuyanlar önümüzdeki dönemin kazananları olacak, erteleyenler ise sadece bir yatırımı değil bir coğrafyayı kaçıracak. Unutmayalım: Bugün diplomasi artık yalnızca başkentlerde değil; limanlarda, serbest bölgelerde, lojistik merkezlerinde ve iş konseylerinin masalarında şekilleniyor. Röportaj: Kenan SERTALP / Dubai

Türkiye yapay zekâda küresel sahneye çıkıyor Haber

Türkiye yapay zekâda küresel sahneye çıkıyor

GITEX Ai Türkiye 2026, 9-10 Eylül’de İstanbul Fuar Merkezi’nde küresel teknoloji şirketleri, yatırımcılar ve girişimcilik ekosistemini bir araya getirecek. Türkiye, yapay zeka ve dijital teknolojilerde küresel yatırım çekim merkezi olma hedefi doğrultusunda yeni bir uluslararası organizasyona hazırlanıyor. Dünyanın önde gelen teknoloji ve yapay zeka etkinlik ağlarından GITEX’in Türkiye organizasyonu olan GITEX Ai Türkiye 2026, 9-10 Eylül tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Etkinlik, Türkiye ile Avrasya bölgesindeki yapay zeka yatırımları, teknoloji iş birlikleri ve girişimcilik ekosistemini küresel yatırımcılarla buluşturmayı amaçlıyor. Yapay zeka ve veri merkezlerine milyarlarca dolarlık yatırım Türkiye’nin bilgi ve iletişim teknolojileri pazarının 2026 yılında 38 milyar dolar seviyesinde olduğu, 2031 yılına kadar 58 milyar dolara ulaşmasının öngörüldüğü belirtiliyor. Türkiye’nin dijital dönüşüm hedefleri kapsamında veri merkezleri ve yapay zeka altyapısına yönelik yatırımlar da artırılıyor. Kamu desteğiyle 3 milyar dolarlık yatırımın harekete geçirilmesi ve özel sektörden 10 milyar dolarlık kaynağın teknoloji yatırımlarına yönlendirilmesi hedefleniyor. Yapay zeka alanında insan kaynağının geliştirilmesi de büyüme stratejisinin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Türkiye'nin Yapay Zeka Eylem Planı kapsamında 100 bin yapay zeka uygulama profesyoneli ve 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı yetiştirilmesi hedefleniyor. Girişim ekosistemi yatırım çekiyor Türkiye'nin teknoloji girişimciliği ekosisteminde de yatırım hareketliliği sürüyor. 2026'nın ilk çeyreğinde Türkiye'deki girişimler 559 milyon dolarlık yatırım çekti. Bu tutarın geçen yılın aynı dönemine göre yedi katın üzerinde artış anlamına geldiği belirtiliyor. Türkiye'nin teknoloji altyapısında ise teknoparklar ve Ar-Ge merkezleri önemli bir rol üstleniyor. Ülkede 100'ün üzerinde teknoparkın yanı sıra çok sayıda Ar-Ge ve tasarım merkezi faaliyet gösteriyor. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi de Türkiye'de 2025'in üçüncü çeyreği itibarıyla 1.059 aktif yapay zeka girişimi bulunduğunu açıklamıştı. GITEX Ai Türkiye İstanbul’da küresel teknoloji ağını buluşturacak GITEX Ai Türkiye 2026, Türkiye'nin Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumunu teknoloji ve yatırım alanında avantaja dönüştürmeyi hedefliyor. İki gün sürecek etkinlikte yapay zeka, 5G ve telekomünikasyon, bulut teknolojileri, siber güvenlik, veri merkezleri, fintech, e-ticaret, oyun, yeşil teknolojiler, sağlık teknolojileri, mobilite, kuantum bilişim ve akıllı üretim gibi alanlar öne çıkacak. Etkinliğin Türkiye ve Avrasya'da teknoloji yatırımlarını, sınır ötesi iş birliklerini ve girişimlerin uluslararası pazarlara erişimini hızlandırması amaçlanıyor. Küresel teknoloji şirketleri İstanbul’a geliyor GITEX Ai Türkiye 2026'da Google Cloud, HPE, NVIDIA, ASUS, Dell Technologies, SAP ve TrendAI gibi küresel teknoloji şirketlerinin yanı sıra Türkiye'nin teknoloji ve girişimcilik ekosisteminden şirketlerin de yer alması bekleniyor. Etkinlikte kamu kurumları, yatırımcılar, girişimler, teknoloji şirketleri ve teknoparkların bir araya gelmesi planlanıyor. GITEX'in resmi organizasyon sayfasında da etkinliğin yatırımcılar, girişimler ve teknoloji şirketleri arasında doğrudan bağlantı kurulmasına yönelik özel programlar içereceği belirtiliyor. Google Cloud’dan Türkiye’ye uzun vadeli yatırım Google Cloud'un etkinliğe ana ortak olarak katılması, şirketin Türkiye'deki uzun vadeli teknoloji yatırımları açısından da dikkat çekiyor. Google, Turkcell ile iş birliği kapsamında Türkiye'de yeni bir Google Cloud bölgesi kurulmasına yönelik yatırım planını daha önce açıklamıştı. HPE ve NVIDIA da yapay zeka altyapısı ve hızlandırılmış bilgi işlem teknolojilerini bir araya getiren çözümlerle etkinlikte yer alacak. Yatırımcılarla girişimler buluşacak GITEX Ai Türkiye 2026'nın önemli başlıklarından biri de girişimcilik ekosistemi olacak. Etkinlik kapsamında farklı ülkelerden yatırımcıların Türkiye'deki yapay zeka, fintech, oyun, e-ticaret, endüstriyel teknoloji ve derin teknoloji girişimleriyle bir araya gelmesi hedefleniyor. Türkiye'deki teknopark ve inovasyon merkezlerinin de etkinlikte yer almasıyla, yerli girişimlerin uluslararası yatırımcılara ve stratejik iş ortaklarına erişiminin artırılması amaçlanıyor. İstanbul teknoloji yatırımlarının yeni buluşma noktası olmayı hedefliyor GITEX Ai Türkiye'nin İstanbul'da düzenlenmesi, Türkiye'nin teknoloji ekosistemini uluslararası yatırımcılarla buluşturma hedefinin önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor. Etkinlik, yapay zeka ve dijital teknolojilerin yanı sıra veri merkezleri, siber güvenlik, bulut bilişim, fintech ve ileri üretim gibi alanlarda yeni yatırım ve iş birliği fırsatlarının oluşturulmasını hedefliyor. GITEX Ai Türkiye 2026, 9-10 Eylül tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek.

Finans dünyasının karar vericileri TechFinTech 2026’da buluştu Haber

Finans dünyasının karar vericileri TechFinTech 2026’da buluştu

4. defa gerçekleşen etkinlikte, dijital finans ekosisteminin bugünü ve geleceği çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Ana sponsorluğunu Mayasoft’un üstlendiği etkinlikte; gerçek zamanlı ekonomi, yapay zekâ destekli finansal karar mekanizmaları, gömülü finans ve otonom sistemler gibi kritik başlıklar yoğun bir program kapsamında değerlendirildi. Türkiye’nin finans ve teknoloji alanındaki stratejik buluşmalarından biri olarak konumlanan TechFinTech’te yalnızca mevcut dönüşümü değil, finansın geleceğinin nasıl şekilleneceğini de çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Bilişim Zirvesi Etkinlik Şirketi tarafından 4. kez gerçekleştirilen etkinlikte, gerçek zamanlı ekonomi, yapay zekâ destekli finansal karar mekanizmaları, gömülü finans ve otonom sistemler gibi kritik başlıklar büyük ilgi gören oturumlarda kapsamlı şekilde değerlendirildi. Finansın Yeni Oyun Kuralları TechFinTech Sahnesinde TechFintech 2026 açılış konuşmasını BTHaber Genel Yayın Koordinatörü Ayhan Sevgi yaptı. Sevgi, “Finansal Dijitalleşmenin Yeni Evresi” başlıklı açılış konuşmasında, “Son 3 yıl durgunluk yaşayan fintech dünyası, 2025’te küresel yatırımların 116 milyar dolara ulaşmasıyla yeniden yükselişe geçti. Fintech’ler artık alternatif değil, geleceğin finansal altyapısı olarak konumlanırken; Türkiye’de sektör yaklaşık 214 milyon dolarlık yatırım ile startup yatırımlarında işlem hacmi bakımından ikinci sıraya yerleşti. Yatırımcı ilgisi varlık yönetimi ve yatırım odaklı çözümlere kayarken, özellikle dolandırıcılık önleme ve kritik skorlama alanlarında yapay zeka algoritmaları, operasyonel maliyetleri düşürerek verimliliği ana yatırım odağı haline getiriyor. Bu teknolojik gelişmelerin yakın gelecekte fintech sekötürnün en önemli belirleyicisi olacağı tahmin ediliyor” dedi. Etkinliğin ana konuşmacısı Deloitte Sorumlu Ortak ve Blokzincir Hizmetleri Lideri Uğur Kağan Dinçsoy, konuşmasında “Finansın Yeni Denkleminde Kim Nerede?” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Dinçsoy sunumunda “Fintech dünyasında son dönemde dikey yapılardan yatay modellere geçiş hızlanırken, şirketler yazılım ve BT süreçlerini dış kaynak kullanmak yerine kendi bünyelerine alarak daha hızlı ve verimli büyümeye yöneliyor. Yapay zeka uygulamaları kullanıcı harcamalarında oyun harcamalarını geride bırakmaya başlarken, bu durum önemli bir trend değişimine işaret ediyor. Türkiye’de artan yatırım ilgisi ve global oyuncuların potansiyel girişleriyle birlikte rekabetin daha da sertleşmesi bekleniyor. Hyperscaler yatırımlarının Türkiye’ye gelmesiyle regülasyon kaynaklı sıkışıklıkların azalacağı öngörülüyor. Bankacılık tarafında ise platform bankacılığına ek olarak servis bankacılığı modeli öne çıkarken, müşteri deneyimi de merkeze yerleşiyor. Kripto varlıklar tarafında ise sıkılaşan regülasyonlarla birlikte saklama hizmetleri yeni dönemin temel başlıkları haline geliyor. Tüm bu dönüşüm içinde fintech şirketleri için artık sadece büyüme değil; risk yönetimi, uyum ve sürdürülebilir kârlılık en kritik öncelikler olarak öne çıkıyor” dedi. Ana sponsor Mayasoft’un CEO’su Yasin Aşır, “Finansın Yeni Altyapısı: Gerçek Zamanlı, Akıllı, Kesintisiz” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Aşır sunumunda; “Finansın yeni işletim sistemi yazılırken müşteri deneyimi veriyle tamamen entegre hale gelmiş durumda; karar alma süreçleri köklü bir dönüşüm yaşıyor. Eskiden sezgisel ve tecrübeye dayalı kararlar alınırken, bugün veriyi bir ‘yakıt’ gibi kullanarak iş zekâsı çıktıları ve algoritmalarla daha akıllı, veri odaklı kararlar veriliyor. Bu yapıya yapay zekanın eklenmesiyle çok daha güçlü sonuçlar ortaya çıkıyor. Yapay zeka günlük hayatımızda ve finans sektöründe aktif şekilde kullanılmaya başlanmış olsa da hangi ölçekte, hedefle ve regülasyon çerçevesinde kullanılacağı hâlâ kritik bir soru olarak duruyor. Öte yandan artan entegrasyonlar ve genişleyen API ekosistemi sistemleri daha kırılgan hale getirirken, saldırı yüzeylerinin büyümesi ve yapay zeka destekli tehditlerdeki artış bu riski daha da belirgin kılıyor. Bu nedenle geleceğin kazananları yalnızca teknolojiyi kullananlar değil; yapay zekayı güvenli ve regülasyonlara uyumlu şekilde kurumsallaştıran, altyapıyı güçlü ve esnek kurgulayan, ekosistemi güvenle yöneten ve operasyonlarını kesintisiz sürdürebilen kurumlar olacak. Yarının kazananları ekosistemi kuran değil, güvenle yöneten olacak” dedi. Finansta Karar Mekanizması Yeniden Şekilleniyor Verinin karar verme süreçlerindeki yeri ve etkisinin panelistler tarafından ele alındığı “Veriyle Karar Veren C-Suite” ana panelinin moderatörlüğünü BTHaber Başkanı Murat Göçe üstlendi. Murat Göçe giriş konuşmasında “Bir zamanlar bankacılık işlemleri hesap cüzdanına bağlıydı; bugün ise fintech ve yapay zekâ ile bambaşka bir noktadayız. Eskiden başka bir şubeden para çekmek günler sürerken, bugün finans dünyası hız ve teknolojiyle yeniden şekilleniyor. Artık sadece bankalar değil; fintech’ler, ödeme sistemleri ve yapay zekâ da finansın merkezinde yer alıyor” diyerek alınan yola dikkat çekti. Panel konuğu Koç Finans CFO’su Doğu Özden, “Veri ve yapay zekâ aslında karar vermiyor; önemli bir girdi sağlıyor ancak burada hala karar verenler veriyi yönetenler. Ancak burada veriyi zaman zaman kutsallaştırdığımızı da düşünüyorum. Burada veriye karşı çok duygusal olmadan onu yöneterek o duygusallığı tecrübe ile sonraki aşamaları devreye almamız gerekir. Veri bize sadece bir fotoğraf sunuyor ve bu fotoğraf çoğu zaman soğuk olabilir. Günün sonunda o kararı verirken bu fotoğrafın üzerine bağlamı, tecrübeyi ve insan faktörünü eklemek gerekir. Bu yüzden bugün geldiğimiz noktada yapay zekâdan ziyade hibrit zekânın, yani insan ve yapay zekânın birlikte çalışmasının daha doğru olduğunu düşünüyorum” açıklamasında bulundu. Panelde görüşlerini paylaşan bir diğer konuk isim ING Türkiye IT Direktörü Hale Kocabıyık, “Veri üretimi ve anlamlandırılması hiç olmadığı kadar hızlandı; bu da doğal olarak kararların aynı hızda alınması beklentisini doğurdu. Ancak organizasyonlarda her kararın doğası farklıdır. Bu nedenle mesele, veri ile karar alma süreçleri arasındaki bir hız farkı değil; kararların doğası gereği farklı hız ihtiyaçlarına sahip olmasıdır. Bu bağlamda asıl kritik konu, hangi kararın ne şekilde ve hangi hızda verilmesi gerektiğini doğru tasarlayabilmek, yani sağlam ve işlevsel bir karar mimarisi kurabilmektir. Bu başarıldığında, kararın ihtiyacı ile veri akışı zaten doğal olarak senkronize olur” diyerek görüşlerini aktardı. Ana panel sponsoru HPE İş Geliştirme ve Dönüşüm Projeleri Yöneticisi Mert Sarıkaya ise “Veri, kararın tek kaynağı değil; çoğu zaman insanlar sezgileriyle bir noktaya geliyor ve veriyi bunu desteklemek için kullanıyor. Bunun arkasında insan psikolojisi, ön yargılar ve veriyi seçme biçimimiz yatıyor. Ayrıca veri bize geçmişi ve bugünü gösterirken, biz karar verirken geleceği tahmin etmeye çalışıyoruz. Bu noktada bağlam, sezgi ve tecrübe devreye giriyor ve nihai kararı şekillendiriyor. Yapay zekânın yükselişiyle birlikte kararların bir kısmını makinelere bırakıyoruz; ancak asıl soru artık şu: İnsan bu sürecin neresinde konumlanacak ve nasıl değer katacak?” dedi. Bulut, GPU ve Yapay Zekâ ile Finansın Yeni Altyapısı “Finans Sektöründe Dijital Dayanıklılık: Bulut, Regülasyon ve Süreklilik” başlıklı oturumda konuşan İşNet Satış Direktörü Pınar Tüfenkci, “Yapay zekâ dönüşümünün etkisi hızla artarken, İşNet olarak GPU as a Service hizmetimizle şirketlerin NVIDIA H100 ve H200 gibi güçlü GPU’lara bulut üzerinden, donanım yatırımı yapmadan erişmesini sağlıyoruz. Bu yapı, Türkiye’nin finans bulutu gereklilikleri ve KVKK uyumluluğu gözetilerek tasarlandı; böylece kurumlar hem yüksek işlem gücüne hem de güçlü veri güvenliği altyapısına sahip oluyor. GPU tabanlı altyapımız ve akıllı yönetim katmanımız sayesinde yapay zekâ uygulamalarını güvenli, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir şekilde çalıştırarak fintech ekosisteminin dönüşümüne katkı sunuyoruz” dedi. Aynı oturumda yer alan Upsonic Co-Founder & CEO’su Taygun Alban ise “Upsonic olarak elektronik para kuruluşları, bankalar ve finansal kurumların dijital dönüşüm süreçlerinde aktif rol alıyor, fintech süreçlerini uçtan uca yapay zekâ ile otomatize etmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz AI ajanlar, özellikle işe alım gibi karmaşık süreçlerde evrak toplama, doğrulama ve analiz adımlarını otomatikleştirerek operasyonel yükü önemli ölçüde azaltıyor. Ancak bu sistemlerin sürdürülebilir şekilde çalışabilmesi için güçlü, güvenli ve regülasyona uygun bir altyapı kritik önem taşıyor. Bu noktada İşNet ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, yalnızca yüksek GPU kapasitesi ve yerel veri uyumluluğu sağlamakla kalmadı; aynı zamanda sunduğu esnek ve ölçeklenebilir altyapı sayesinde hem maliyet optimizasyonu sağlıyor hem de sürdürülebilir ve güvenilir bir büyüme modeli oluşturabiliyoruz” dedi. “Finansta Yapay Zekâ ile Değer Yaratmak: Bugün Ne Mümkün?” başlıklı sunumu gerçekleştiren Oredata COO’su Çağlar Kara, “Bugün dünya genelinde her 10 şirketin 9’u yapay zekâ ile ilgili çalışmalar yürütüyor; ancak bu projeleri ölçekleyebilen şirketlerin oranı hâlâ oldukça sınırlı. Kurumlar strateji tarafında belirli bir olgunluğa ulaşmış olsa da veri altyapısı ve organizasyonel kültür, dönüşümün önündeki en büyük engeller olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ projelerinde başarıyı belirleyen unsur yalnızca teknoloji değil; aynı zamanda kurumların bu değişime ne kadar hızlı uyum sağlayabildiğidir. Bu nedenle kısa sürede değer üreten, ölçülebilir ve önceliklendirilmiş projelerle ilerlemek kritik önem taşıyor. Yapay zekâ artık bir tercih değil, rekabet gücünü korumak isteyen kurumlar için stratejik bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Doğru kurgulanmış projelerle kurumlar, yatırım geri dönüşünü çok daha hızlı şekilde elde edebiliyor” diyerek görüşlerini paylaştı. “Finansın Kör Noktası, Erişilemeyen Müşteri Kitlesi” başlıklı sunumda Binclusive Kurucu Ortak Atakan Nalbant, “Finansın en kritik ancak çoğu zaman göz ardı edilen alanı erişilebilirlik. Bugün milyonlarca kullanıcı için mesele yalnızca teknolojiye ulaşmak değil, o teknolojiyi gerçekten kullanabilmek. Doğru tasarlanmayan dijital deneyimler kullanıcıları sistemin dışında bırakırken, erişilebilirlik artık sadece bir kullanıcı deneyimi konusu değil; aynı zamanda kurumlar için regülasyon, sorumluluk ve sürdürülebilir büyümenin temel bir parçası haline geliyor. Bu nedenle erişilebilirliği her yeni ürün ve özellikte temel bir öncelik olarak ele almak gerekiyor. Çünkü erişilebilirlik sağlandığında yalnızca belirli bir kullanıcı grubu değil, tüm kullanıcı deneyimi daha güçlü ve kapsayıcı hale geliyor” dedi. Ekonomist Dr. Hakan Yurdakul ise “Yeni Ekonomik Düzende Finans” başlıklı sunumunda; FinTech ekosisteminin üç katmanlı bir yapıdan oluştuğunu belirtti. İlk katmanda elektronik para ve ödeme kuruluşları ile dijital bankaların, ikinci katmanda analitik yapıların, üçüncü katmanda ise son kullanıcıya ulaşan dijital ödeme, müşteri sadakati ve gömülü finans uygulamalarının yer aldığını ifade eden Yurdakul, “Bu katmanlar arasında güçlü bir entegrasyon ve iş birliği sağlanması durumunda ekosistemin hızlı büyüyecek. Aksi durumda rekabet ve koordinasyon eksikliğinin önemli bir potansiyelin kaçırılmasına yol açabilir” dedi. Finans Dünyasında Dönüşüm ve Yeni Nesil Yaklaşımlar Bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen TechFinTech etkinliği, sektörün fikir önderlerini ve karar vericilerini bir araya getirerek katılımcılara farklı bakış açıları kazandırdı. Birbirinden farklı sunumlarıyla konuşmacı olarak etkinliğe değer katan isimler arasında; Boyner Büyük Mağazacılık CTO’su Cihan Yıldız, OdeaTech Data Yönetimi Direktörü Gamze Kaplan Gökalp, TFI Holding Group CFO’su Furkan Ünal, Dünya Katılım Bankası Servis ve Ekosistem Bankacılığı Direktörü Dr. Erhan Bahtiyar, MasterLabs Kurucu & CTO’su Kerem Çeliker, Hannover Fairs Turkey BT Dijitalleşme Projeleri ve Veri Yönetimi Direktörü Cihan Keser ve Trakya Yatırım Holding Teknoloji Başkanı Ümit Bilik yer aldı. Güçlü iş birlikleriyle hayata geçirilirken Techfintech’in bu yılki ana sponsoru Mayasoft oldu. Ana panel sponsorluğunu HPE üstlenirken, etkinliğin premium sponsorları İşNet ve Oredata oldu. Binclusive ve MasterLabs sunum sponsorları, E-Güven, Infotelica, İzometri, Pax, Techincube, Verion, Vesta ve WGuard ise tanıtım sponsorları olarak etkinlikte yer aldı. Hizmet sponsorları tarafında ise Ajans Press, Eti Danışmanlık, Faselis, Megisty, Pax, Postaban, Sirius ve Ventus Creative markaları yer aldı.

Craftgate ve TKPAY’den stratejik iş birliği Haber

Craftgate ve TKPAY’den stratejik iş birliği

TKPAY’in dahil olduğu ilk ödeme orkestrasyonu platformu olan Craftgate üye işyerleri, herhangi bir ek geliştirme sürecine ihtiyaç duymadan TKPAY’in kullanıcı odaklı ödeme çözümlerini mevcut ödeme akışlarına dahil ederek, müşterilerine daha geniş ve esnek ödeme seçenekleri sunabiliyor. Dijital ticaretin hacmi büyüdükçe ödeme sistemleri çok daha katmanlı ve zengin bir yapıya evriliyor. Ödeme orkestrasyonu platformu Craftgate ve Türk Hava Yolları’nın “fintech” iştiraki TKPAY, ödeme dünyasındaki bu çeşitliliği işletmeler için erişilebilir ve yönetilebilir bir rekabet avantajına dönüştürmek üzere iş birliğine imza attı. Fintek ekosisteminden iki güçlü oyuncunun bu iş birliği hem işletmeler hem de son kullanıcılar için daha kapsayıcı, esnek ve bütüncül bir ödeme deneyimi sağlayacak. İş birliği kapsamında, TKPAY’in havacılık ve seyahati merkeze alan ödeme altyapısı doğrudan Craftgate’in orkestrasyon ağına entegre ediliyor. Craftgate’in ödeme sağlayıcılarını tek çatı altında toplayan mimarisi sayesinde üye işyerleri, mevcut sistemleri üzerinden hiçbir ek yazılım geliştirmesi yapmadan TKPAY’in sunduğu alternatif ödeme deneyimini ödeme seçeneklerine dahil edebiliyor. TKPAY’in sunduğu hızlı, pratik ve kullanıcı dostu ödeme deneyimini mevcut ödeme akışlarına zahmetsizce entegre edebilecek Craftgate üye işyerleri, daha akıcı bir satın alma süreciyle son kullanıcı deneyimini iyileştirebilecek. Bu sayede ödeme başarı oranları ve müşteri memnuniyeti üzerinde olumlu etki yaratabilecek. İş birliğinin kısa vadeli öncelikleri arasında, entegrasyonun e-ticaret işletmeleri tarafından hızla benimsenmesi ve aktif kullanımının artırılması yer alıyor. Orta vadede ise TKPAY’in sunduğu ödeme deneyiminin, Craftgate üye işyerleri aracılığıyla farklı sektörlerde daha geniş bir kullanım alanı bulması hedefleniyor. Bu sinerjiyle Türkiye ödeme ekosisteminde daha entegre, daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapının desteklenmesi amaçlanıyor. İş birliği hakkında konuşan Craftgate Kurucu Ortağı ve CEO’su Hakan Erdoğan, “Ödeme dünyasındaki fragmantasyon, doğru teknoloji ve doğru iş birlikleriyle yönetildiğinde online ödeme alan işletmeler için güçlü bir değere dönüşüyor. TKPAY gibi güvenilir ve ekosistemde öne çıkan oyuncuların Craftgate bünyesinde yer alması, hem sunduğumuz değeri büyütüyor hem de Türkiye ödeme ekosisteminin gelişimine katkı sağlıyor.” dedi. Türk Hava Yolları Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş. (TKPAY) Genel Müdürü Mustafa Ekmen ise açıklamasında, “Craftgate ile gerçekleştirdiğimiz bu entegrasyon, Türk Hava Yolları Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş. (TKPAY)’nin ödeme çözümlerini binlerce işyerine hızlı ve zahmetsiz şekilde ulaştırmamızı sağlıyor. Havacılık ve seyahat sektöründe ödeme yönetmek uzmanlık istiyor. Çoklu para birimi, dinamik fiyatlandırma, anlık iptal/iade akışları, farklı satış kanalları… Bir seyahat işletmesinin ödeme altyapısından beklentisi son derece yüksek ve bu beklentiyi karşılayamamak, doğrudan gelir kaybına dönüşüyor. Craftgate ile kurduğumuz entegrasyon, bu karmaşıklığı işletmeler adına çözüyor. Seyahat ekosistemindeki işyerleri artık TKPAY'nin ödeme altyapısına tek bir entegrasyonla bağlanabiliyor. Ek geliştirme yükü yok, uzun onboarding süreçleri yok. Türk Hava Yolları’nın kurumsal güvencesiyle desteklenen, dönüşüm odaklı bir ödeme deneyimi hazır. Seyahat sektörü hız ve güven ister. Ödeme altyapısı da öyle olmalı.” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.