SON DAKİKA
Hava Durumu

#Finansal Piyasalar

Ekometre - Finansal Piyasalar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finansal Piyasalar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ABD tahvil faizinde yüzde 5 alarmı Haber

ABD tahvil faizinde yüzde 5 alarmı

Piyasaların odağında 30 yıllık ABD tahvil faizindeki yüzde 5 seviyesi bulunuyor. ABD tahvil piyasasındaki gerilim küresel finans piyasalarının ana gündemlerinden biri haline gelirken, Bank of America stratejisti Michael Hartnett’ten dikkat çeken bir değerlendirme geldi. Hartnett, ABD Hazinesinin uzun vadeli tahvil faizlerini kontrol altına alma çabalarının sonuç vermemesi halinde dolar üzerinde baskı oluşabileceğini ve riskli varlıklara yönelik satış eğiliminin güçlenebileceğini belirtti. Stratejistin değerlendirmesinde, 30 yıllık ABD tahvil faizindeki yüzde 5 seviyesi kritik bir eşik olarak öne çıktı. 30 yıllık tahvil faizinde kritik eşik yüzde 5 ABD tahvil piyasasında son günlerde sert bir satış dalgası yaşandı. 30 yıllık ABD tahvil faizi 19 Ağustos'ta yüzde 5,34'e çıkarak 2007'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Bu yükselişin ardından ABD Hazinesi, 10 ila 30 yıl vadeli tahvillerdeki geri alım operasyonlarının büyüklüğünü operasyon başına daha önce planlanan 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkardı. Yeni uygulamanın 9 Eylül ile 4 Kasım 2026 arasında yürürlükte olması planlanıyor. Hazine'nin hamlesi ilk aşamada uzun vadeli faizlerde düşüş sağladı. Ancak piyasalardaki temel tartışma, bu tür müdahalelerin yüksek faizlerin arkasındaki yapısal baskıları kalıcı biçimde azaltıp azaltamayacağı üzerinde yoğunlaşıyor. Reuters'ın aktardığı piyasa değerlendirmelerinde yüksek bütçe açıkları, kamu borcu, enflasyon endişeleri ve tahvil arzına ilişkin kaygıların etkisini sürdürdüğü vurgulanıyor. Hartnett: Plan başarısız olursa baskı artabilir Michael Hartnett'in son değerlendirmesine göre, Hazine'nin uzun vadeli faizleri sakinleştirme planının sonuç vermemesi dolar açısından olumsuz bir tablo yaratabilir. Böyle bir senaryoda riskli varlıklara yönelik satış baskısının artması ve yatırımcıların daha temkinli bir pozisyon alması beklenebilir. Hartnett, 2026 boyunca 30 yıllık tahvil faizindeki yüzde 5 seviyesine özel önem atfediyordu. Daha önceki değerlendirmelerinde bu seviyenin üzerinde kalıcı bir seyrin finansal piyasalar açısından daha sorunlu bir döneme işaret edebileceği uyarısında bulunmuştu. Yüksek faiz neden piyasaları baskılıyor? Uzun vadeli tahvil faizlerinin yükselmesi, yalnızca devletin borçlanma maliyetini artırmıyor. Şirketlerin ve hanehalklarının finansman koşulları da doğrudan etkileniyor. Reuters'ın değerlendirmesine göre yüksek tahvil faizleri, borçlanma maliyetlerini artırarak şirketler, hanehalkları, finansal piyasalar ve federal bütçe üzerinde baskı oluşturuyor. Bu nedenle uzun vadeli faizlerdeki yükselişin sürmesi, özellikle yüksek değerlemelerle işlem gören ve finansmana daha duyarlı varlıklar açısından risk iştahını zayıflatabilir. Son günlerde küresel piyasalarda yaşanan satış baskısında da tahvil faizlerindeki yükseliş etkili oldu. Reuters, 21 Ağustos tarihli piyasa değerlendirmesinde 30 yıllık ABD tahvil faizinin yüzde 5,34'e ulaşmasının ardından tahvil piyasasındaki kaygıların küresel risk iştahını olumsuz etkilediğini bildirdi. Hazine geri alımları faizleri kalıcı olarak düşürebilecek mi? ABD Hazinesinin son adımı piyasalara kısa süreli rahatlama sağladı. Ancak analistlerin temel sorusu, geri alım programının tek başına tahvil faizlerini yukarı taşıyan yapısal sorunları çözmeye yetip yetmeyeceği. Hazine'nin artırdığı geri alım operasyonları, 10 ila 30 yıl vadeli tahvillerde likiditeyi desteklemeyi amaçlıyor. Buna karşın Reuters'a konuşan bazı piyasa uzmanları, bu hamlenin bütçe açıkları, enflasyon ve tahvil arzı gibi temel sorunları ortadan kaldırmayacağı görüşünde. Bu nedenle piyasaların odağında artık yalnızca geri alım programının büyüklüğü değil, 30 yıllık tahvil faizinin yeniden yüzde 5'in altına inip inemeyeceği de bulunuyor. Dolar ve risk iştahında yeni sınav Tahvil piyasasındaki gelişmelerin doların yönü açısından da önem taşıdığı görülüyor. Hazine'nin geri alım kararının ardından doların zayıflaması, piyasanın bu adımı ABD'nin mali görünümüne ilişkin daha geniş endişeler çerçevesinde değerlendirdiğini gösterdi. Reuters'ın piyasa analizinde de tahvil piyasasını sakinleştirmeye yönelik teknik adımların, temel mali sorunlar çözülmedikçe geçici rahatlama sağlayabileceği ve dolar üzerinde baskı yaratabileceği değerlendirmesine yer verildi. Önümüzdeki dönemde piyasalardaki en kritik göstergelerden biri, 30 yıllık ABD tahvil faizinin yüzde 5 eşiğinin altında kalıcı biçimde dengelenip dengelenemeyeceği olacak. Faizlerin yüksek seyri sürerse dolar ve riskli varlıklar üzerindeki baskı artabilir; tahvil piyasasında kalıcı bir rahatlama ise küresel risk iştahına destek sağlayabilir. Ekometre'nin değerlendirmesiyle, küresel piyasalar açısından yeni dönemin en kritik sorularından biri şu: ABD Hazinesi tahvil piyasasını gerçekten sakinleştirebilecek mi, yoksa yüzde 5 eşiği finansal piyasalarda daha geniş bir baskının başlangıç noktası mı olacak?

Yatırımcı rotayı yurtdışı hisselerine çevirdi Haber

Yatırımcı rotayı yurtdışı hisselerine çevirdi

TCMB verilerine göre toplam yurtdışı hisse yatırımı 4,77 milyar dolarla, hanehalklarının portföyü ise 3,98 milyar dolarla tarihi zirveye çıktı. Portföylerde en büyük payı yüzde 86 ile ABD hisseleri aldı. Yurtiçi yerleşiklerin yatırım tercihinde yılın ikinci çeyreğinde dikkat çekici bir değişim yaşandı. Jeopolitik gerilimlerin etkisiyle dalgalı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da yatırımcı ilgisi zayıflarken, özellikle yapay zeka temasıyla güç kazanan ABD teknoloji hisseleri yurtiçi yatırımcının yeni adresi oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, yurtiçi yerleşiklerin yurtdışı hisse senetlerindeki toplam yatırımı nisan-haziran döneminde 4,77 milyar dolara ulaşarak tarihi rekor kırdı. Hanehalklarının yurtdışı hisse portföyü de 3,98 milyar dolarla şimdiye kadarki en yüksek seviyesine çıktı. Yatırımcıların yurtdışına yönelmesinde, teknoloji hisselerindeki yüksek getiri potansiyelinin yanı sıra yurtiçinde sınırlı kalan döviz kazancı arayışının da etkili olduğu değerlendiriliyor. Borsa İstanbul'daki dalgalanma tercihi değiştirdi Ekonomim'den Şebnem Turhan'ın haberine göre, yılın ikinci çeyreğinde ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının yarattığı jeopolitik ortam, finansal piyasalar üzerinde etkili oldu. Bu süreçte Borsa İstanbul'daki dalgalı seyir yatırımcı tercihlerinde değişime yol açarken, yurtdışı piyasalarda özellikle teknoloji ve yapay zeka temalı şirketlerin yükselişi Türk yatırımcıların ilgisini artırdı. TCMB'nin sıkı para politikası çerçevesinde TL varlıkları desteklemek amacıyla uyguladığı makroihtiyati tedbirler de yatırım ortamının önemli başlıkları arasında yer aldı. İran savaşı sonrası dezenflasyon programına ilişkin risklerin artması, yüksek faiz ve enflasyonun daha uzun süre devam edebileceği beklentilerini de güçlendirdi. Döviz getirisi arayışı yurtdışına taşındı Haziran 2023'ten bu yana dolar/TL'deki yükselişin görece sınırlı kalması, yurtiçi yatırımcıların döviz bazlı getiri arayışını farklı piyasalara yöneltti. Yılın ikinci çeyreğinde TCMB'nin haftalık repo ihalelerine ara vermesi ve piyasayı üst banttan fonlaması, kredi ve mevduat faizlerinin yüksek seyretmesine neden oldu. Bankacılık sektöründe TL mevduat faizleri ikinci çeyrek boyunca yüzde 40'ın altına gerilemedi. Buna karşılık döviz kurundaki hareketin Merkez Bankası'nın müdahaleleriyle dengelenmesi, yatırımcıların döviz getirisi elde etmek için yurtdışı varlıklara ilgisini artırdı. Yurtdışı portföy yatırımları 9 milyar doları aştı TCMB verilerine göre yurtiçi yerleşiklerin toplam yurtdışı portföy yatırımları yılın ikinci çeyreğinde 9,1 milyar doların üzerine çıktı. Bu tutar ilk çeyreğe göre 1 milyar doların üzerinde gerilemeye işaret etse de, düşüşün önemli bölümünün ilk çeyrekte para piyasası araçlarına yapılan olağan dışı yüksek yatırımlardan kaynaklandığı belirtildi. İlk çeyrekte 1,6 milyar dolar seviyesinde bulunan yurtdışı para piyasası araçları yatırımı, ikinci çeyrekte 127 milyon dolara geriledi. Böylece yatırım tutarı önceki dönemlerdeki eğilimine yeniden yaklaştı. Yurtdışı bono ve tahvil yatırımlarında da gerileme görüldü. İlk çeyrekte 4,66 milyar dolar olan yatırım tutarı, ikinci çeyrekte 4,2 milyar dolara indi. Yurtdışı hisselerde 5 yılda dört katlık büyüme İkinci çeyrekte diğer portföy araçlarında gerileme yaşanırken, yurtdışı hisse senetleri yatırımcıların en fazla ilgi gösterdiği alan oldu. Yurtiçi yerleşiklerin yurtdışı hisse senedi yatırımları, ilk çeyrekteki 3,97 milyar dolar seviyesinden 4,77 milyar dolara yükseldi. Böylece yurtdışı hisse yatırımları tarihi zirvesine ulaştı. Geçen yılın aynı dönemine göre artış yüzde 67,22 olurken, toplam portföyün yüzde 83,4'ünün hanehalklarına ait olduğu görüldü. Hanehalklarının yurtdışı hisse portföyü ise ikinci çeyrekte 3,98 milyar dolara çıktı. Bu rakam, yaklaşık beş yıl önceki seviyenin dört katına ulaşırken, yılın ilk çeyreğine göre yaklaşık 800 milyon dolarlık artış anlamına geldi. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla hanehalklarının yurtdışı hisse yatırımlarındaki artış yüzde 68,33 olarak hesaplandı. Bono ve tahvilden çıkıp hisseye yöneldiler Hanehalklarının yatırım tercihlerinde hisse senetleri lehine belirgin bir değişim yaşandı. Yurtiçi hanehalklarının yurtdışı bono ve tahvil yatırımları, yılın ilk çeyreğine göre yaklaşık 500 milyon dolar azalarak 2,18 milyar dolar seviyesinde kaldı. Borsa İstanbul'daki kayıplar ve yurtiçi hisse yatırımlarına yönelik ilginin azalmasıyla birlikte yatırımcıların, döviz bazlı getiri arayışında yurtdışı borsalara yöneldiği görülüyor. Portföylerin yüzde 86'sı ABD hisselerinde Yurtiçi yerleşiklerin yurtdışı hisse yatırımlarında açık ara en büyük pay ABD piyasalarının oldu. TCMB verilerine göre yurtdışı hisse senedi portföyünün yüzde 86'sı ABD hisselerinde bulunuyor. Amerika borsalarındaki toplam hisse yatırımı 4,1 milyar doları aşarken, Avrupa piyasalarındaki hisse portföyü 619 milyon dolar seviyesinde kaldı. Diğer kıtalardaki yatırımlar ise oldukça sınırlı düzeyde gerçekleşti. Özellikle yapay zeka teknolojilerinin sürüklediği ABD teknoloji endekslerindeki güçlü performansın, yurtiçi yatırımcıların Amerikan hisselerine yönelmesinde belirleyici olduğu değerlendiriliyor. İkinci çeyrek verileri, Türk yatırımcının döviz bazlı getiri arayışında yurtdışı piyasalara ve özellikle yapay zeka odaklı teknoloji şirketlerine daha güçlü biçimde yöneldiğini ortaya koydu.

EKK yeni programı hızla devreye alacak Haber

EKK yeni programı hızla devreye alacak

Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısının ardından yapılan açıklamada, "Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır." ifadesi kullanıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantıya, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci ve Ahmet Baha Öğütken, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanı Ümit Önal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar ve bazı bakan yardımcıları katıldı. Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, küresel ekonominin, belirsizliklerin ve jeopolitik gerginliklerin arttığı zorlu bir dönemden geçtiğine işaret edilerek, uygulanan program sayesinde makrofinansal istikrarın önemli ölçüde güçlendiği, ekonomideki kırılganlıklar azalırken, şoklara karşı dayanıklılığın arttığı belirtildi. "Bölgemizde yaşanan gelişmelerin ekonomimize olası etkilerini en aza indirmek ve piyasaların sağlıklı işleyişini sürdürmek için gerekli tedbirler alınmaktadır" ifadesine yer verilen açıklamada, artan petrol fiyatlarına yönelik eşel mobil sisteminin geçici olarak uygulamaya alındığı, gübre başta olmak üzere kritik tarımsal girdilere yönelik dış ticaret tedbirlerinin getirildiği ve stratejik stok yönetiminin güçlendirildiği kaydedildi. "Aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir" Açıklamada, turizm sektörüne yönelik destek paketinin devreye alındığı ve ihracatçıların kefalet limitleri artırılarak finansmana erişimlerinin kolaylaştırıldığı hatırlatılarak, "Tedarik zincirlerinde değişimin hız kazandığı, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı bir dönemde, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretimi güçlendirmek amacıyla aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir." değerlendirmesinde bulunuldu. Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile stratejik yatırımlar ve yüksek teknolojili üretimin desteklendiği anımsatılan açıklamada, şunlar paylaşıldı: "KOSGEB aracılığıyla KOBİ'lerimizin finansmana erişimini kolaylaştıran, üretim kapasitesini geliştiren, yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıran, rekabetçiliğini güçlendiren ve inovasyon odaklı üretimlerini destekleyen adımlar atılmaktadır. Ayrıca savunma sanayimizin yerli ve milli imkanlarla geliştirilmesi, ihracat ve yüksek teknoloji üretimi teşvik edilmekte, bu alandaki yatırım ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz hafta açıklanan 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' kapsamında atılacak hukuki, idari, mali ve kurumsal adımlarla, ülkemizin bölgesel bir yönetim merkezi haline gelmesi, küresel transit ticaretten daha fazla pay alması, girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi ve İstanbul Finans Merkezi'nin önde gelen finans merkezlerinden biri olması hedeflenmektedir. Program çerçevesinde hayata geçirilecek yatırımcı dostu düzenlemeler, vergi teşvikleri, 'Tek Durak Büro' uygulamasıyla sadeleştirilen ve hızlandırılan bürokratik süreçler ile İstanbul Finans Merkezi (İFM) odaklı politikalar sayesinde daha rekabetçi bir yatırım ortamı oluşturulması amaçlanmaktadır." "Türkiye önemli bir potansiyele sahip" EKK toplantısında, imalat sanayisindeki gelişmeler ile KOBİ'lerin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların da değerlendirildiği aktarılan açıklamada, "Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır." bilgisi verildi. Toplantıda, son dönemdeki finansal gelişmelerin ele alındığı, ABD/İsrail-İran savaşının finansal piyasalar ve bankacılık sektörü üzerindeki muhtemel etkilerinin Kurul üyeleriyle istişare edildiği belirtilen açıklamada, şunlar dile getirildi: "İFM başta olmak üzere finansal sistemimizin küresel piyasalardan daha fazla pay almasını hedefleyen tedbirler gözden geçirilmiştir. Kamu bankalarının yurt dışında şube açmalarına ilişkin yürütülen çalışmalar ele alınmıştır. Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve jeostratejik konumuyla önemli bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, ülkemizi enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.