Ekonomide yeni nesil yeteneklere ihtiyaç artıyor
TÜİK verileri, önümüzdeki yıllarda bu oranın daha da gerileyeceğine işaret ediyor. Uzmanlara göre eğitim, teknoloji, girişimcilik ve iş dünyasıyla gençler arasındaki bağın güçlendirilmesi ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor.
Türkiye’nin genç nüfusu önemli bir ekonomik potansiyel oluşturmaya devam ederken, demografik değişim bu avantajın gelecekte aynı ölçüde korunamayabileceğini gösteriyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı verilerine göre, 15-24 yaş grubundaki genç nüfus 12 milyon 708 bin 348 kişi oldu. Gençlerin toplam nüfus içindeki payı ise yüzde 14,8 olarak gerçekleşti.
TÜİK’in nüfus projeksiyonları da genç nüfusun toplam nüfus içerisindeki payının önümüzdeki yıllarda azalabileceğine işaret ediyor. Ana senaryoya göre genç nüfus oranının 2040’ta yüzde 12,2’ye, 2060’ta yüzde 10,3’e ve 2080’de yüzde 8,8’e gerilemesi bekleniyor.
Gençlerin işgücüne katılımı yüzde 47,6
Demografik değişimin yanı sıra gençlerin eğitim ve istihdam süreçlerine katılımı da Türkiye ekonomisinin geleceği açısından kritik başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.
TÜİK verilerine göre gençlerde işgücüne katılma oranı 2025 yılında yüzde 47,6 oldu. Bu oran genç erkeklerde yüzde 60,1, genç kadınlarda ise yüzde 34,3 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerin oranı yüzde 23,3 seviyesinde bulundu.
Bu tablo, genç nüfusun yalnızca sayısal büyüklüğüyle değil, sahip olduğu becerilerin ekonomiye ne ölçüde aktarılabildiğiyle değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Teknoloji ve girişimcilik öne çıkıyor
Ekonomide yaşanan dijital dönüşüm, gençlerin sahip olması gereken yetkinliklerin de değişmesine neden oluyor. Yazılım, yabancı dil, finansal okuryazarlık, dijital pazarlama ve girişimcilik gibi alanlarda kazanılan beceriler, gençlerin hem geleneksel iş piyasasında hem de yeni nesil çalışma modellerinde daha güçlü bir konuma gelmesini sağlayabiliyor.
Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve NEFA Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu Mehmet Konuralp Yılmaz da genç nüfusun üretim ve girişimcilik süreçlerine daha fazla dahil edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Yılmaz, ülkelerin rekabet gücünün yalnızca doğal kaynaklarla değil, nitelikli insan kaynağıyla da belirlendiğini belirterek, Türkiye’nin genç nüfus potansiyelinin doğru eğitim ve fırsatlarla desteklenmesi gerektiğini ifade ediyor.
“Gençlerin üretime katılımı güçlendirilmeli”
Yılmaz’a göre gençlerin yalnızca kamu istihdamına odaklanmak yerine üretim, girişimcilik ve yatırım alanlarında da aktif rol üstlenmesi gerekiyor. Özel sektörün gençlere daha fazla sorumluluk vermesi ve onların kendilerini geliştirebilecekleri çalışma ortamları oluşturması gerektiğini belirten Yılmaz, gençlere yönelik yatırımların uzun vadeli ekonomik getirisine dikkat çekiyor.
Yılmaz’ın değerlendirmeleri, Türkiye’de genç nüfusun gelecekteki büyüklüğünden çok, mevcut genç nüfusun eğitim, istihdam, girişimcilik ve teknoloji alanlarında ne ölçüde ekonomiye kazandırılabildiği tartışmasını öne çıkarıyor.
Demografik avantaj için zaman daralıyor
Türkiye halen 12,7 milyonluk 15-24 yaş grubu nüfusuyla önemli bir genç insan kaynağına sahip. Ancak TÜİK projeksiyonları, bu avantajın önümüzdeki on yıllarda kademeli olarak azalabileceğini gösteriyor.
Bu nedenle gençlere yönelik eğitim ve istihdam politikalarının yanı sıra girişimcilik, teknoloji ve mesleki yetkinlik yatırımlarının da uzun vadeli ekonomik planlamanın bir parçası olması bekleniyor.
Türkiye’nin genç nüfus avantajını sürdürülebilir ekonomik güce dönüştürmesinde belirleyici unsur ise yalnızca gençlerin sayısı değil; ne kadarının eğitim aldığı, istihdama katıldığı, girişim kurduğu ve katma değer üreten alanlarda çalıştığı olacak.