SON DAKİKA
Hava Durumu

#Finansal Istikrar

Ekometre - Finansal Istikrar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finansal Istikrar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Küresel tedarik zincirleri değişiyor Haber

Küresel tedarik zincirleri değişiyor

Avdagiç, bu fırsatın kalıcı kazanıma dönüşmesi için üretim, teknoloji, finansman ve ihracat politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Küresel ekonomide üretim ve ticaretin kuralları yeniden yazılırken, Türkiye açısından yeni bir jeoekonomik dönem şekilleniyor. Şirketler artık yalnızca en düşük maliyetli üretim merkezlerini aramak yerine tedarik zincirlerinin dayanıklılığına, üretimin pazarlara yakınlığına ve jeopolitik güvenliğe daha fazla önem veriyor. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, bu dönüşümün Türkiye için önemli bir fırsat yarattığını belirterek, ülkenin Avrupa pazarlarına yakınlığı ve güçlü üretim altyapısının doğru politikalarla kalıcı ekonomik avantaja dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Avdagiç'e göre Türkiye'nin önündeki temel mesele, dezenflasyon sürecini üretim ve ihracat kapasitesini zayıflatmadan sürdürebilmek. Enflasyon düşerken üretim korunmalı Türkiye ekonomisinde aynı anda iki farklı eğilimin yaşandığına dikkat çeken Avdagiç, dezenflasyon ve makroekonomik dengelenme alanında önemli kazanımlar elde edildiğini, buna karşın yüksek faiz ve maliyetlerin üretici ile ihracatçı üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti. Avdagiç, ekonomi politikalarının enflasyonla mücadele ile üretim kapasitesini koruma hedeflerini karşı karşıya getirmemesi gerektiğini belirterek, önümüzdeki dönemin asıl sorusunun enflasyonun ne kadar düşeceğinden çok bu süreçte Türkiye'nin üretim ve ihracat kapasitesinin nasıl korunacağı olduğunu söyledi. Dünya ticaretinde 'dayanıklılık' dönemi Küresel ticarette son yıllarda hızlanan parçalanmanın üretim kararlarını da değiştirdiğini belirten Avdagiç, jeopolitik risklerin ve ticaret politikalarının şirketlerin tedarik stratejilerinde daha belirleyici hale geldiğini kaydetti. ABD'nin yeni tarifeleri ve küresel ticarette artan belirsizlikler karşısında şirketlerin üretim merkezlerini ve tedarik kaynaklarını yeniden değerlendirdiğini ifade eden Avdagiç, eski modelin değiştiğine dikkat çekti. Yeni dönemi “en ucuz üretimden dayanıklı üretime geçiş” olarak tanımlayan Avdagiç'e göre şirketler artık maliyet kadar tedarik güvenliğini, lojistik bağlantıları ve tüketici pazarlarına yakınlığı da hesaba katıyor. Bu değişim kısa vadede üretim maliyetlerini artırsa da Türkiye gibi Avrupa'ya yakın ve güçlü bir sanayi tabanına sahip ülkeler için yeni fırsatlar yaratıyor. Avrupa'nın tedarik zincirinde Türkiye avantajı Avrupa'nın savunma, enerji ve tedarik güvenliğini yeniden değerlendirdiği bir dönemde Türkiye'nin üretim kapasitesini geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Avdagiç, küresel şirketlerin tedarik kaynaklarını çeşitlendirme arayışının Türkiye tarafından yakından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'nin coğrafi konumunun tek başına yeterli olmayacağını belirten Avdagiç, üretim kapasitesinin teknoloji yatırımlarıyla güçlendirilmesi, finansmana erişimin iyileştirilmesi ve ihracatçının rekabet gücünün korunmasının fırsatın ekonomik değere dönüşmesi açısından kritik olduğunu ifade etti. Enerjide hedef transit ülkenin ötesine geçmek Küresel enerji piyasalarında jeopolitik gelişmelerin etkisinin giderek arttığını belirten Avdagiç, enerji arz güvenliğinin ekonomi politikalarının temel unsurlarından biri haline geldiğini söyledi. Hürmüz'deki gelişmelerin enerji piyasalarının jeopolitik risklere duyarlılığını bir kez daha ortaya koyduğunu ifade eden Avdagiç, enerji fiyatlarındaki hareketlerin artık tek tek sektörleri değil, küresel ekonominin tamamını etkileyebilecek boyuta ulaşabildiğini belirtti. Türkiye'nin coğrafi konumunun enerji alanında önemli bir avantaj sunduğuna dikkat çeken Avdagiç, hedefin yalnızca transit ülke olmakla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin enerji ticareti, depolama, fiyatlama, finansman ve dağıtım süreçlerinde daha etkin bir merkez haline gelmesi gerektiğini belirten Avdagiç, bu alandaki dönüşümün hızlandırılmasını istedi. Finansal istikrar artık daha küresel Küresel ekonomik dönüşümün finansal sistem üzerinde de önemli etkiler yarattığını ifade eden Avdagiç, finansal istikrarın yalnızca merkez bankalarının para politikalarıyla yönetilen bir alan olmaktan çıktığını söyledi. Ülkeler arasındaki para politikası ve finansal koordinasyonun öneminin arttığını belirten Avdagiç, Japonya ile ABD arasında yen üzerinden yürütülen operasyonları bu değişimin güncel örneklerinden biri olarak değerlendirdi. Avdagiç'e göre enerji fiyatlarındaki oynaklık, ticaretin farklı bloklara ayrılması ve finansal istikrar için ülkeler arası koordinasyon ihtiyacının artması, küresel ekonominin yeni döneminin temel özelliklerini oluşturuyor. Türkiye'nin önünde üç stratejik dönüşüm var Avdagiç, Türkiye'nin küresel ekonomide değişen dengelerden kalıcı avantaj sağlayabilmesi için üç temel dönüşüme odaklanması gerektiğini belirtti: 1. Jeostratejik konum jeoekonomik güce dönüştürülmeli Türkiye'nin Avrupa, Asya, Orta Doğu ve enerji koridorları arasındaki konumu yalnızca coğrafi bir avantaj olarak kalmamalı; ticaret, yatırım, lojistik ve enerji alanlarında ekonomik güce çevrilmeli. 2. Üretim ekonomisi teknoloji ekonomisine evrilmeli Mevcut sanayi altyapısının korunmasının yanı sıra teknoloji yatırımları hızlandırılmalı, yüksek katma değerli üretim ve Ar-Ge kapasitesi artırılmalı. 3. Transit ülke kimliğinden merkez ülkeye geçilmeli Türkiye, lojistik ve enerji koridorlarında yalnızca geçiş noktası olmak yerine ticaretin, finansmanın, depolamanın ve karar süreçlerinin merkezlerinden biri haline gelmeli. Fırsatı kaçırmamak için dört öncelik İTO Başkanı Avdagiç'in değerlendirmeleri, Türkiye açısından yeni dönemin yalnızca dış ticaret fırsatı olmadığını; ekonomi politikasının bütün unsurlarının aynı hedef doğrultusunda çalışması gerektiğini ortaya koyuyor. Bu çerçevede üretim kapasitesinin korunması, teknoloji yatırımlarının hızlandırılması, ihracat finansmanının güçlendirilmesi ve Avrupa tedarik zincirleriyle entegrasyonun derinleştirilmesi öne çıkıyor. Türkiye'nin Avrupa'ya yakınlığı, geniş sanayi altyapısı ve enerji geçiş güzergahlarındaki konumu önemli avantajlar sağlasa da bu avantajların kendiliğinden ekonomik kazanca dönüşmesi beklenmiyor. Asıl yarış şimdi başlıyor Küresel şirketlerin tedarik zincirlerini yeniden kurduğu bir dönemde Türkiye'nin önünde önemli bir jeoekonomik fırsat bulunuyor. Ancak bu fırsatın kalıcı bir avantaja dönüşmesi, yalnızca coğrafi konuma değil; rekabetçi maliyetlere, teknolojik kapasiteye, uzun vadeli finansmana ve güçlü ihracat altyapısına bağlı olacak. Avdagiç'in mesajı bu nedenle yalnızca bir ticaret politikası çağrısı değil, Türkiye'nin yeni küresel ekonomik düzende hangi konumda yer alacağına ilişkin bir strateji önerisi niteliği taşıyor: Türkiye küresel değişime yalnızca uyum sağlayan değil, yeniden kurulan tedarik zincirlerinin merkezlerinden biri olan ülke olmalı.

Maliye sıcak parayı izliyor fonlarda vergi seçeneği masada Haber

Maliye sıcak parayı izliyor fonlarda vergi seçeneği masada

Kurumsal ve yabancı yatırımcıların ilgisinin arttığı fonlarda vergi uygulaması dahil çeşitli seçenekler değerlendirilirken, henüz kesinleşmiş bir düzenleme bulunmuyor. Türkiye'de yüksek faiz ortamının etkisiyle büyüyen para piyasası fonları, ekonomi yönetiminin gündemine girdi. Hazine ve Maliye yönetiminin, özellikle kurumsal ve yabancı yatırımcıların bu fonlara yönelttiği kısa vadeli sermayenin büyüklüğünü ve niteliğini incelediği bildiriliyor. Çalışmanın odağında, kısa vadeli sermaye giriş ve çıkışlarının daha istikrarlı hale getirilmesi ve Türkiye'ye gelen kaynakların daha uzun vadeli, üretken yatırımlara yönlendirilmesi bulunuyor. Vergilendirme de değerlendirilen seçenekler arasında yer alıyor. Ancak henüz uygulanmasına karar verilmiş yeni bir vergi bulunmuyor. Fonların büyüklüğü 2,8 trilyon liraya çıktı Para piyasası fonlarının ulaştığı büyüklük, ekonomi yönetiminin neden bu alana odaklandığını gösteren önemli göstergelerden biri. TCMB'nin Finansal İstikrar Raporu'na göre para piyasası ve benzeri fonların toplam büyüklüğü 2023 sonunda 234 milyar lira seviyesindeydi. Bu tutar 30 Nisan 2026 itibarıyla 2,8 trilyon liraya yükseldi. Böylece fonların büyüklüğü yaklaşık üç yılda 12 kat arttı. Bu hızlı büyüme, para piyasası fonlarını Türkiye'nin finansal sisteminde çok daha önemli bir konuma taşırken, bu fonlara yönelen sermayenin niteliği de ekonomi politikası açısından daha fazla önem kazandı. Kurumsal yatırımcıların vergi avantajı dikkat çekiyor Mevcut uygulamada yatırım fonlarından elde edilen gelirlerde stopaj uygulaması yatırımcının niteliğine ve fonun özelliklerine göre farklılaşıyor. Para piyasası fonlarında bireysel yatırımcılar açısından yüzde 17,5 stopaj uygulanırken, mevcut düzenlemeye göre kurumsal yatırımcılar açısından stopaj uygulanmıyor. Bu farklılık, özellikle yabancı kurumsal yatırımcıların kısa vadeli fonlara yönelimi açısından Maliye'nin incelemeye aldığı başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Neden para piyasası fonları tercih ediliyor? Para piyasası fonları, yüksek likidite özellikleri nedeniyle yatırımcıların kısa vadeli nakitlerini değerlendirmesinde önemli bir araç haline geldi. Faizlerin yüksek olduğu dönemlerde yatırımcı açısından likit kalırken getiri elde etme imkanı sunan bu fonlar, özellikle kısa vadeli sermaye için alternatif bir park alanı oluşturuyor. TCMB verileri de bu eğilimin boyutunu ortaya koyuyor. Para piyasası ve benzeri fonların yatırım fonları içindeki payı da son yıllarda belirgin şekilde yükseldi. Maliye'nin hedefi sermayeyi uzun vadeye taşımak Ekonomi yönetiminin çalışmasının yalnızca yeni bir vergi getirilmesine odaklanmadığı belirtiliyor. Sermaye hareketlerinin yapısı, fonlara giriş-çıkışların niteliği ve bu kaynakların ekonomiye katkısı birlikte değerlendiriliyor. Buradaki temel hedef, Türkiye'ye gelen sermayenin kısa vadeli finansal araçlarda kalmak yerine daha uzun vadeli ve üretken alanlara yönelmesini sağlamak. Bu yaklaşım, özellikle doğrudan yatırımlar ile kısa vadeli portföy hareketleri arasındaki farkı yeniden gündeme getiriyor. Kısa vadeli sermaye finansal piyasalara likidite sağlarken, hızlı giriş ve çıkışların finansal istikrar açısından oluşturabileceği riskler de ekonomi yönetiminin takip ettiği başlıklardan biri. Yeni vergi kesinleşmiş değil Para piyasası fonlarına yönelik olası vergi değişikliği konusunda şu aşamada kesinleşmiş bir karar bulunmuyor. Maliye'nin değerlendirdiği seçenekler arasında vergilendirme bulunurken, nihai düzenlemenin nasıl şekilleneceği ve hangi yatırımcı gruplarını kapsayacağı henüz belli değil. Bu nedenle mevcut gelişmeyi doğrudan “para piyasası fonlarına yeni vergi geliyor” şeklinde değerlendirmek için erken. Gözler sermayenin yönünde Para piyasası fonlarının 2,8 trilyon liralık büyüklüğe ulaşması, kısa vadeli finansal araçların Türkiye'deki yatırım tercihleri içerisindeki ağırlığını açıkça ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde ekonomi yönetiminin atacağı adımların, kurumsal ve yabancı yatırımcıların fon tercihleri üzerinde etkili olması bekleniyor. Asıl soru ise kısa vadeli sermayenin vergilendirilip vergilendirilmeyeceğinden çok, Türkiye'ye gelen finansal kaynakların ne kadarının kalıcı sermayeye ve üretken yatırımlara dönüşeceği olacak.

Beyaz Saray'dan Kripto para mevzuatına uzlaşı çıkmadı Haber

Beyaz Saray'dan Kripto para mevzuatına uzlaşı çıkmadı

Kripto para mevzuatındaki tıkanıklığı aşmak amacıyla Beyaz Saray’da pazartesi günü düzenlenen toplantıdan herhangi bir mutabakat çıkmadı. Büyük ABD bankaları ile kripto para şirketleri arasındaki aylardır süren görüş ayrılığı, kripto piyasası yapısı tasarısının geleceğine ilişkin belirsizliği korudu. Toplantı, Beyaz Saray bünyesindeki kripto konseyi tarafından organize edildi ve basına kapalı gerçekleştirildi. Taraflar görüşmeleri “yapıcı” olarak nitelendirse de, tasarının ilerlemesini engelleyen temel başlıklarda uzlaşma sağlanamadı. Görüşmelere bankacılık cephesinde Amerikan Bankacılar Birliği ve Bağımsız Topluluk Bankacıları Birliği, kripto sektöründen ise Blockchain Birliği ile Dijital Ticaret Odası temsilcileri katıldı. Taraflar, Senato’da ilerleyemeyen kripto piyasası yapısı tasarısı üzerinde ortak bir zemin aradı ancak pozisyonlar büyük ölçüde korunmaya devam etti. Kilit başlık sabit kripto paralarda faiz ve ödüller Tasarıdaki en büyük anlaşmazlık, sabit kripto paralar üzerinden ödenen faiz ve benzeri ödüllerin yasal çerçevesi oldu. Bankalar, bu tür getirilerin açık biçimde yasaklanmasını isterken, kripto şirketleri söz konusu mekanizmaların iş modellerinin temel unsuru olduğunu savunuyor. Bankacılık sektörü, kripto platformlarının sunduğu faiz ve ödüllerin mevduatları bankalardan çekerek sigortalı kredi kuruluşlarında çıkışa yol açabileceğini ve bunun finansal istikrar açısından risk oluşturduğunu dile getiriyor. Kripto şirketleri ise bu yaklaşımın rekabeti bozacağını, yeniliği sınırlayacağını ve sektörün büyüme potansiyelini zayıflatacağını belirtiyor. Beyaz Saray’daki toplantı, ABD Senatosu Bankacılık Komitesi’nin geçen ay tasarıyı oylamayı ertelemesinin ardından gerçekleştirildi. Komite, hem bankacılık hem de kripto sektöründen gelen itirazlar nedeniyle süreci durdurmuştu. Tasarıyı tam Senato gündemine taşıyacak yeterli siyasi desteğin bulunup bulunmadığı da hâlen netlik kazanmış değil.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.