SON DAKİKA
Hava Durumu

#Faiz İndirimi

Ekometre - Faiz İndirimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Faiz İndirimi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Finansmanda rahatlama 2027’ye kaldı Haber

Finansmanda rahatlama 2027’ye kaldı

Yabancı finans kuruluşlarının önemli bölümü ekim ayında 100 baz puanlık indirim öngörürken, KOBİ kredilerindeki büyüme sınırının yükseltilmesi ve likidite düzenlemeleri işletmelerin finansman imkanlarını destekliyor. Uzmanlar, ilk rahatlamanın KOBİ’ler, ihracatçılar ve yatırım odaklı şirketlerde hissedileceğini, ticari kredi faizlerinde belirgin düşüşün ise 2027’nin ilk yarısında gündeme gelebileceğini değerlendiriyor. Türkiye’de enflasyondaki gerileme ve para politikasında gevşeme beklentileri, reel sektörün finansman koşullarına ilişkin umutları artırdı. Eylül ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık yüzde 1,84 artarken yıllık enflasyon yüzde 29,73’e geriledi. Böylece yıllık enflasyon Kasım 2021’den bu yana ilk kez yüzde 30’un altına indi. Enflasyondaki düşüş, Merkez Bankası’nın faiz politikasına yönelik beklentileri etkilerken, kredi piyasasında normalleşmenin ne zaman ve hangi kesimlerde hissedileceği de gündemin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Faiz indirimi beklentileri güçleniyor Piyasaların odağı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 22 Ekim’de gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısına çevrildi. Yabancı finans kuruluşlarının faiz kararına ilişkin tahminleri farklılaşsa da kurumların önemli bölümü 100 baz puanlık indirim bekliyor. Citi, ekim ayında 100 baz puanlık faiz indirimi öngörürken yıl sonu politika faizi tahminini yüzde 35 seviyesinde koruyor. Commerzbank ve BBVA da 100 baz puanlık indirim beklentisini paylaşıyor. BBVA, dış koşullarda yeni bir bozulma yaşanmaması halinde aralık ayında da benzer büyüklükte bir indirim yapılabileceğini değerlendiriyor. Goldman Sachs ise faiz indirimi için henüz erken olduğu görüşüyle politika faizinin yüzde 37’de sabit tutulmasını bekliyor. KOBİ kredilerinde yeni düzenleme Faiz kararına yönelik beklentilerin yanı sıra TCMB’nin ekim ayı başında yaptığı düzenlemeler de işletmelerin finansmana erişimi açısından önem taşıyor. Bankaların KOBİ kredilerindeki aylık büyüme sınırı yüzde 4,5’ten yüzde 5’e yükseltilirken, Türk lirası zorunlu karşılıklara ilişkin bloke tesis oranlarında da indirime gidildi. Düzenlemelerle bankaların likidite yönetiminin desteklenmesi ve işletmelere kredi sağlama imkanlarının genişletilmesi amaçlanıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de makroihtiyati adımlarla finansal sistemi ve reel ekonomiyi desteklediklerini belirtti. Kredi büyüme sınırındaki artışın ve zorunlu karşılık düzenlemelerinin bankaların likidite yönetimini güçlendireceğini ifade eden Şimşek, dezenflasyon süreciyle uyumlu, hedefli ve seçici adımların sürdürüleceğini vurguladı. Yeni düzenlemeler özellikle işletme sermayesi ve yatırım finansmanına ihtiyaç duyan şirketler açısından önem taşıyor. Ancak kredi imkanlarının genişlemesi kadar, işletmelerin kullandığı kredilerin maliyetinin ne zaman düşeceği de belirleyici olacak. Ölçülü normalleşme bekleniyor Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Dinçer Kurt, enflasyondaki gerilemenin TCMB’ye faiz indirimi için daha geniş bir hareket alanı sağladığını belirtti. Kurt, ekim toplantısında 100 baz puanlık indirimin olası senaryolardan biri olduğunu ifade ederken, bu adımın hızlı ve agresif bir gevşeme sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Para politikasında ölçülü bir normalleşme beklediğini belirten Kurt, enerji fiyatları, hizmet enflasyonu ve enflasyon beklentilerindeki risklerin yakından izleneceğini kaydetti. Kurt’un yıl sonu politika faizi tahmini yüzde 35 civarında bulunurken, 2027’nin ilk yarısına ilişkin beklentisi yüzde 30-32 bandında şekilleniyor. Kredi faizlerine yansıma gecikebilir Politika faizindeki olası indirimlerin ticari kredi maliyetlerine aynı hızda yansıması beklenmiyor. Bankaların mevduat maliyetleri, likidite koşulları ve makroihtiyati düzenlemeler, kredi faizlerinin seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor. Dinçer Kurt, politika faizindeki düşüşün ticari kredi faizlerine bire bir ve eş zamanlı yansımasının beklenmemesi gerektiğini belirterek, kredi maliyetlerindeki gerilemenin bankaların kaynak maliyetlerine bağlı olacağını ifade etti. Faiz indirimlerinin zaman içinde birikimli etki oluşturmasıyla ticari kredi piyasasında daha belirgin bir iyileşme yaşanabileceğini değerlendiren Kurt, politika faizi ile şirketlerin kullandığı kredilerin maliyeti arasında zaman farkı oluşabileceğine işaret etti. Belirgin rahatlama 2027’nin ilk yarısında Ticari kredi faizlerinde daha güçlü bir düşüş için 2027’nin ilk yarısını işaret eden Kurt, politika faizindeki indirimlerin birikimli hale gelmesi ve bankaların fonlama maliyetlerinin gerilemesinin bu süreçte etkili olacağını belirtti. Genel kredi faizlerinde de aynı dönemde aşağı yönlü hareket bekleyen Kurt, faiz indirimlerinin mevduat ve kredi maliyetlerine ne ölçüde yansıyacağının yakından izlenmesi gerektiğini vurguladı. Öncelik KOBİ’ler ve ihracatçılar Finansmana erişimdeki iyileşmenin bütün kesimlerde aynı anda ve aynı ölçüde gerçekleşmesi beklenmiyor. Dinçer Kurt’a göre ilk rahatlama, işletme sermayesi ve yatırım finansmanı ihtiyacı bulunan reel sektör şirketlerinde görülebilir. KOBİ’ler, ihracatçılar ve yatırım yapmayı planlayan işletmeler, kredi imkanlarındaki kademeli iyileşmeden öncelikli olarak yararlanabilecek kesimler arasında bulunuyor. Buna karşılık hanehalkı kredilerinde aynı hızda bir gevşeme öngörülmüyor. TCMB’nin kredi büyüme sınırına ilişkin düzenlemesinin de kredi kanalını tamamen açmaktan ziyade finansal kaynakların yönlendirileceği alanları belirlediğini ifade eden Kurt, üretim ve yatırım odaklı bir normalleşme sürecinin öne çıkacağını belirtti. Yatırım iştahı desteklenebilir Ticari kredi faizlerindeki olası düşüşün yatırımlara etkisinde bankaların fonlama maliyetleri kritik rol oynayacak. Enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin korunması ve bankaların kaynak maliyetlerinin gerilemesi halinde ticari kredi faizlerinde daha belirgin bir normalleşme yaşanabileceği değerlendiriliyor. Böyle bir gelişmenin işletmelerin yatırım kararlarını ve işletme sermayesi finansmanını desteklemesi bekleniyor. Önümüzdeki dönemde temel beklenti, ekonominin bütün kesimlerine yayılan hızlı bir kredi genişlemesinden çok, üretim, ihracat ve yatırımları destekleyen seçici bir finansal normalleşmenin gerçekleşmesi yönünde şekilleniyor.

Halkbank'tan Esnaf Kredilerinde yeni düzenleme Haber

Halkbank'tan Esnaf Kredilerinde yeni düzenleme

Vergi ve SGK borcu nedeniyle kredi şartlarını karşılayamayan esnafa, kredi tutarının yüzde 25’ine kadar borçlarını doğrudan kapatma imkânı tanındı. Düzenlemeyle bazı kredi gruplarında uygulanan faiz indirim oranları da yeniden belirlendi. Esnaf ve sanatkârların finansmana erişimini ilgilendiren Hazine destekli Halkbank kredilerinde yeni dönem başladı. Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile hem kredi kullanım şartlarında hem de faiz desteği oranlarında değişikliğe gidildi. Yeni düzenlemeye göre vergi ve SGK borcu bulunan, bu nedenle kredi kullanım koşullarını yerine getiremeyen esnaf ve sanatkârlar için borçların kredi aracılığıyla mahsup edilmesinin önü açıldı. Ancak bu uygulama belirli tutar ve şartlarla sınırlandırıldı. Vergi ve SGK borcu olanlara mahsup imkânı Türkiye Halk Bankası AŞ aracılığıyla kullandırılan Hazine faiz destekli yatırım ve işletme kredilerine ilişkin kararın ilgili hükümlerinde değişiklik yapıldı. Düzenleme, 27 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Normal şartlarda kredi kullanacak esnaf ve sanatkârlardan, başvuru tarihinden en fazla 15 gün önce alınmış belgeyle vergi dairelerine 6183 sayılı Kanun’un 22/A maddesi kapsamında vadesi geçmiş borcunun bulunmadığını göstermesi istenecek. Vadesi geçmiş borcun yeniden yapılandırılmış veya taksitlendirilmiş olması halinde ise ödeme planının bozulmamış olması şartı aranacak. Bu koşulları karşılayamayan esnaf ve sanatkârlar için ise yeni bir alternatif uygulama devreye alınacak. Kredinin yüzde 25’i borç kapatmada kullanılabilecek Düzenlemeye göre, vergi veya SGK borcunun belirlenen şartlar kapsamında olması halinde, Hazine faiz destekli kredi tutarının en fazla yüzde 25’ine karşılık gelen bölüm öncelikli olarak ilgili tahsil dairesine aktarılabilecek. Banka tarafından borç kapatmak amacıyla tahsil dairelerine yatırılacak tutar, kredi miktarından bağımsız olarak bir yıl içinde toplam 300 bin TL’yi geçemeyecek. Borç tutarının bu yöntemle kapatılmasının ardından kredinin kalan bölümü esnaf ve sanatkârın kullanımına sunulacak. Borç ödemesi için kullanılan krediye yüzde 25 Hazine desteği Vergi ve SGK borçlarının kapatılmasında kullanılan kredi bölümü için de Hazine faiz desteği uygulanacak. Bu kapsamda söz konusu kredi tutarına yönelik faiz indirim oranı yüzde 25 olarak belirlendi. Borç ödemesi amacıyla kullandırılan kredi ve buna ilişkin Hazine faiz desteği, esnafın kullandığı ana krediden ayrı olarak banka tarafından kayıt altına alınacak ve ayrıca takip edilecek. Faiz indirim oranları da aşağı çekildi Kararla birlikte Hazine destekli esnaf kredilerinde uygulanan bazı faiz indirim oranlarında da değişikliğe gidildi. Buna göre: Yüzde 50 faiz indirimi yüzde 40'a,Yüzde 100 faiz indirimi yüzde 80'e,Yüzde 60 faiz indirimi ise yüzde 48'e düşürüldü. Böylece kredi kullanımında vergi ve SGK borçları nedeniyle yaşanan sorunların çözümüne yönelik yeni bir mekanizma oluşturulurken, bazı kredi türlerinde sağlanan faiz avantajlarının oranı ise azaltılmış oldu. Karar, Resmî Gazete’de yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlüğe girerken, düzenlemenin uygulanmasına ilişkin hükümleri Hazine ve Maliye Bakanı yürütecek.

Merkez Bankası'ndan fiili 3 puanlık faiz indirimi Haber

Merkez Bankası'ndan fiili 3 puanlık faiz indirimi

Bankaların yaklaşık yüzde 40 seviyesindeki fiili fonlama maliyetinin yüzde 37'ye yaklaşması beklenirken, piyasalarda bu adım fiili 3 puanlık faiz indirimi olarak değerlendirildi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlama kararı, para piyasalarında önemli bir gevşeme adımı olarak yorumlandı. TCMB, politika faizini resmen değiştirmese de bankaların fonlama maliyetinin mevcut koşullarda yaklaşık yüzde 40'tan yüzde 37 seviyesine yaklaşmasının önünü açtı. Bu nedenle alınan karar, piyasada fiili 3 puanlık faiz indirimi olarak değerlendiriliyor. TCMB, Türk lirası likidite yönetimi kapsamında 1 Mart 2026 tarihinde ara verilen bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlanmasına karar verdi. Böylece Merkez Bankası yaklaşık altı aylık aranın ardından bankacılık sisteminin fonlanmasında politika faizinden yeniden daha etkin biçimde yararlanabilecek. Politika faizi değişmedi Kararın en önemli ayrıntısı, TCMB'nin politika faizinde yeni bir değişiklik yapmamış olması. Resmi politika faizi yüzde 37 seviyesinde bulunuyor. Ancak haftalık repo ihalelerine ara verilmesi nedeniyle bankaların Merkez Bankası'ndan sağladığı fonlamanın maliyeti politika faizinin üzerine çıkmış ve fiili fonlama maliyeti yaklaşık yüzde 40 seviyesine yükselmişti. Repo ihalelerinin yeniden başlamasıyla birlikte bankaların daha düşük maliyetle, yüzde 37'lik politika faizine yakın seviyelerden fonlanabilmesinin önü açılmış oldu. Piyasalar bunu 'fiili faiz indirimi' olarak okudu Karar, PPK toplantısı yapılmadan para politikası koşullarında gevşeme sağlanması açısından dikkat çekti. Politika faizi kâğıt üzerinde yüzde 37'de kalırken, bankaların fiilen karşı karşıya kaldığı fonlama maliyetinin yaklaşık 3 puan gerilemesi bekleniyor. Bu nedenle ekonomistler ve piyasa çevreleri, adımı teknik bir likidite düzenlemesinin ötesinde, fiili faiz indirimi olarak değerlendiriyor. Söz konusu değişiklik, bankaların kaynak maliyetleri ve para piyasalarındaki faizler üzerinde etkili olabilecek. Gözler bankacılık hisselerine ve kredi faizlerine çevrildi TCMB'nin kararının ilk etkilerinin bankacılık sektöründe görülmesi bekleniyor. Daha düşük fonlama maliyeti, bankaların kredi ve mevduat fiyatlamalarını doğrudan etkileyebilecek unsurlar arasında bulunuyor. Borsa İstanbul'da da bankacılık hisseleri yeni haftaya güçlü alımlarla başladı. Kararın ardından yatırımcıların, para politikası koşullarındaki gevşemenin bankaların maliyetleri ve kârlılıkları üzerindeki olası etkisini fiyatladığı görülüyor. Ancak kredi faizlerinde aynı oranda ve hemen bir düşüş yaşanıp yaşanmayacağı, bankaların fonlama yapısı, piyasa koşulları ve enflasyon görünümüne bağlı olacak. Resmi faiz kararı için gözler 10 Eylül'de TCMB'nin politika faizine ilişkin resmi kararı ise Para Politikası Kurulu'nun takvimi çerçevesinde alınacak. Bu nedenle son adım, resmi politika faizinin yüzde 37'den indirildiği yeni bir PPK kararı anlamına gelmiyor. Buna karşın haftalık repo ihalelerinin yeniden devreye alınması, Merkez Bankası'nın piyasaya sağladığı fonlamanın maliyetini aşağı çekebileceği için para politikası açısından önemli bir gevşeme hamlesi olarak öne çıkıyor.

Altın yükselişte gözler ABD enflasyon verisinde Haber

Altın yükselişte gözler ABD enflasyon verisinde

Altın piyasasında hareketlilik devam ediyor. Küresel piyasalarda yatırımcıların gözü ABD’de açıklanacak temmuz ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisine çevrilirken, altının ons fiyatı yeniden yükselişe geçti. Spot altının ons fiyatı 4 bin 414 dolar seviyesine yaklaşırken, yurt içinde gram altın 6 bin 767 TL seviyelerinde işlem görüyor. Altın fiyatlarında yükseliş Gram altın, ağustos ayının başından bu yana yükselişini sürdürürken yatırımcıların odağında ABD enflasyon verisi bulunuyor. Piyasalarda enflasyon verisinin, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasına ilişkin beklentiler üzerinde belirleyici olması bekleniyor. Enflasyonun beklentilerin altında kalması halinde Fed’in faiz politikasında daha gevşek bir tutum izleyebileceği beklentisi güçlenebilir. Bu durumun altın fiyatlarını desteklemesi beklenirken, yüksek bir enflasyon verisi ise faiz indirimi beklentilerini zayıflatarak altın üzerinde baskı oluşturabilir. Jeopolitik riskler de altını destekliyor Altın fiyatlarında makroekonomik gelişmelerin yanı sıra jeopolitik riskler de etkili oluyor. Orta Doğu’daki gelişmeler ve bölgedeki gerilimin devam etmesi, yatırımcıların güvenli liman olarak görülen altına yönelmesini destekleyen unsurlar arasında bulunuyor. 12 Ağustos 2026 güncel altın fiyatları Altın türü Alış Satış Gram altın 6.767,28 TL 6.768,41 TL Ons altın 4.413,88 $ 4.414,61 $ Çeyrek altın 10.826,36 TL 11.064,64 TL Yarım altın 21.618,07 TL 22.163,03 TL Tam altın 43.774,00 TL 44.066,00 TL Cumhuriyet altını 43.303,96 TL 44.121,92 TL Ziynet altını 43.371,67 TL 44.190,50 TL Ata altın 44.251,55 TL 45.375,74 TL 14 ayar bilezik 3.681,32 TL 4.897,80 TL 22 ayar bilezik 6.126,28 TL 6.339,77 TL Altın fiyatlarının gün içindeki seyri, ABD enflasyon verisinin yanı sıra doların ve tahvil faizlerinin hareketine göre şekillenmeye devam edecek.

Petroldeki düşüş faiz indirimi beklentilerini güçlendirdi Haber

Petroldeki düşüş faiz indirimi beklentilerini güçlendirdi

Ekonomistler, ilk indirimin eylül ayında gelebileceği görüşünde birleşiyor. ABD ile İran arasında sağlanan geçici barış anlaşması ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden tanker trafiğine açılması, petrol fiyatlarında sert geri çekilmeyi beraberinde getirdi. Brent petrolün varil fiyatı yeniden 70 dolar bandına gerilerken, bu gelişme küresel enflasyon baskılarının hafiflemesine katkı sağladı. Enerji fiyatlarındaki düşüşün Türkiye açısından cari açığı azaltması, enerji ithalatı maliyetlerini düşürmesi ve enflasyon görünümünü iyileştirmesi bekleniyor. Tarımsal üretimde yüksek rekolte beklentisi de dezenflasyon sürecini destekleyen unsurlar arasında gösteriliyor. JP Morgan faiz tahminini düşürdü Petrol fiyatlarındaki gerilemenin ardından uluslararası finans kuruluşları da beklentilerini güncelledi. JP Morgan, Türkiye için 2026 yıl sonu politika faizi tahminini yüzde 37'den yüzde 35'e çekti. Banka, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) eylül ve ekim aylarında 100'er baz puanlık faiz indirimi yapabileceğini öngördü. İş dünyası faiz indirimi bekliyor Yüksek finansman maliyetleri nedeniyle krediye erişimde zorlanan reel sektör, faiz indirim sürecinin başlamasını bekliyor. Yatırım Finansman Strateji ve Yatırım Danışmanlığı Müdürü Seda Yalçınkaya, petrol fiyatlarının 70 doların altında kalıcı olması halinde bunun enerji, ulaştırma ve döviz kuru kanalları üzerinden enflasyonu aşağı yönlü destekleyeceğini belirtti. Yalçınkaya, finansman baskısının tamamen ortadan kalkmasının ise 2027 yılında daha belirgin hissedilebileceğini ifade etti. İlk indirim eylülde gelebilir İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arif Yavuz, Merkez Bankası'nın temmuz toplantısında faizleri sabit bırakmasını, yılın son çeyreğinde ise kademeli indirimlere başlamasını beklediğini söyledi. Yavuz, yıl sonunda politika faizinin yüzde 34 seviyesine gerileyebileceğini ifade etti. Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Karakaş da ilk faiz indiriminin eylül ayında gelebileceğini belirterek, düşen petrol fiyatlarının hem enflasyonu hem de cari açığı olumlu etkileyeceğini değerlendirdi. Ekonomistler, faizlerde başlayacak olası gevşeme sürecinin kredi maliyetlerini kademeli olarak düşüreceğini ancak düşük faiz dönemine hızlı bir dönüş beklenmemesi gerektiğini vurguluyor.

ABD enflasyonu Bitcoin'i vurdu Haber

ABD enflasyonu Bitcoin'i vurdu

ABD'de beklentilerin üzerinde gelen enflasyon verileri ve Fed'in faiz indirimlerini geciktirebileceği beklentisi, kripto para piyasasında sert satışları tetikledi. Bitcoin 60 bin doların altına gerilerken, Ethereum da değer kaybetti. ABD'de açıklanan beklenti üstü enflasyon verileri, küresel piyasalarda risk iştahını azaltırken kripto para piyasasında da sert satış dalgasına neden oldu. Yatırımcıların odağındaki en önemli konu, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faizleri beklenenden daha uzun süre yüksek seviyelerde tutabileceği ihtimali oldu. Fed'in yakından takip ettiği kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksinin mayıs ayında son üç yılın en yüksek seviyesine ulaşması, faiz indirimi beklentilerini zayıflattı. Bu gelişme sonrası Asya işlemlerinde Bitcoin hızla değer kaybederek psikolojik öneme sahip 60 bin dolar seviyesinin altına indi. Kaldıraçlı işlemler düşüşü hızlandırdı Sygnum Bank analistleri, yüksek faiz ortamında getiri üretmeyen varlıkların yatırımcı açısından cazibesinin azaldığını belirtti. Analistler ayrıca kaldıraçlı pozisyonlar ve düşük piyasa likiditesinin satış baskısını artırarak düşüşü hızlandırdığına dikkat çekti. Piyasalarda yeniden güçlü bir yükselişin başlaması için enflasyonda belirgin bir yavaşlama ya da kripto para piyasasını destekleyecek yeni bir gelişmenin gerekli olduğu değerlendiriliyor. Bitcoin ve Ethereum'da son durum Son işlemlerde Bitcoin yüzde 1,27 değer kaybederek 59.460 dolar seviyesine gerilerken, Ethereum ise yüzde 1,79 düşüşle 1.587 dolar seviyesinde işlem görüyor.

Altın fiyatları barış iyimserliğiyle dengelendi Haber

Altın fiyatları barış iyimserliğiyle dengelendi

Son günlerde sert yükseliş gösteren altın fiyatları, yatırımcıların diplomatik gelişmeleri yakından takip etmesiyle yatay seyre geçti. Ons altın, önceki işlem gününde yüzde 3 yükseldikten sonra yaklaşık 4.690 dolar seviyesinde işlem gördü. Böylece altın, mart sonundan bu yana en güçlü günlük yükselişlerinden birinin ardından dengelenme sürecine girdi. Faiz getirisi olmayan altın, özellikle doların değer kaybettiği dönemlerde yatırımcıların güvenli liman tercihi olmaya devam ediyor. İran, ABD’nin teklifini değerlendiriyor Konuya yakın kaynaklara göre İran yönetimi, yaklaşık 10 haftadır devam eden çatışmaları sona erdirmek amacıyla ABD’den gelen yeni teklifi değerlendirmeye aldı. Çin’in de diplomatik çözüm çağrılarına destek vermesi, küresel piyasalardaki iyimserliği artırdı. ABD Başkanı Donald Trump ise yaptığı açıklamada, İran’ın şartları kabul etmesi halinde ABD’nin askeri operasyonları durdurabileceğini ve Hürmüz Boğazı’ndaki baskının sona erebileceğini ifade etti. Analistler: İyimserlik kırılgan Uzmanlar, piyasaların barış ihtimalini fiyatlamaya başladığını ancak sürecin halen kırılgan olduğunu belirtiyor. TD Securities analistleri yayımladıkları değerlendirmede, barış anlaşmasına yönelik haber akışının değerli metallerde alımları desteklediğini vurguladı. Ancak tarafların taleplerinde büyük değişiklik olmaması nedeniyle müzakerelerin kolay sonuçlanmayacağı ifade ediliyor. Gözler Fed yetkililerinde Piyasalardaki iyimser havaya rağmen ABD Merkez Bankası yetkilileri enflasyon konusunda temkinli mesajlar vermeyi sürdürüyor. Fed üyeleri Austan Goolsbee ve Alberto Musalem, enflasyonun halen yüzde 2 hedefinin üzerinde olduğunu belirterek faiz indirimi konusunda dikkatli olunması gerektiğine işaret etti. Gümüş ve Platin de yükseldi Altın fiyatlarındaki hareketlilik diğer değerli metallere de yansıdı. Gümüş önceki seansta yüzde 6’nın üzerinde yükselirken, platin ve paladyum fiyatlarında da artış görüldü. Dolar endeksi ise son düşüşün ardından yatay seyir izledi.

Borsa Ortadoğu'da barış bekliyor Haber

Borsa Ortadoğu'da barış bekliyor

Yıla oldukça güçlü bir başlangıç yapan ve şubat ayında 14 bin 532 puanla tüm zamanların rekorunu test eden Borsa İstanbul (BIST 100) endeksi, ABD, İsrail ve İran hattında patlak veren çatışmalardan etkilendi. Bölgede jeopolitik gerilimlerin hızla tırmanması küresel risk iştahını baskılarken, tedarik zinciri endişeleri ve petrol fiyatlarındaki sert yükseliş enflasyonist korkuları yeniden alevlendirdi. Yatırımcıların riskli varlıklardan kaçarak güvenli liman arayışına girdiği bu zorlu süreçte, BıST 100 endeksi 13 bin puanın altını görerek satış dalgalarına maruz kalsa da savaşın yarattığı küresel sarsıntıya rağmen Borsa İstanbul’un gelişmekte olan diğer piyasalarla (EM) kıyaslandığında bu şoku nispeten daha az hasarla atlatması dikkat çeken bir diğer unsur oldu. Ekonomi yönetiminin savaşın olası etkilerini sınırlamak adına esnek ve proaktif bir yaklaşım benimsemesi, uygulanan güçlü rezerv yönetimi ve Türkiye’nin süreçteki arabuluculuk adımları, yurt içi piyasaların direncini önemli ölçüde artırdı. Gelişmekte olan birçok ülke borsası artan enerji maliyetleri ve enflasyon baskılarıyla daha derin sarsıntılar yaşarken; Borsa İstanbul, güven veren yatırım ortamı ve alınan önlemlerin katkısıyla süreci rakiplerine kıyasla daha sınırlı kayıplarla ve pozitif bir ayrışmayla yönetmeyi başardı. Borsada yeni rota ne olacak? Piyasalardaki bu tablo, tarafların müzakere masasına oturması ve bölgede kalıcı bir barışın sağlanabileceğine yönelik güçlü sinyallerin gelmesiyle yerini temkinli bir iyimserliğe bırakmaya hazırlanıyor. Diplomatik uzlaşı ile jeopolitik tansiyonun düşmesi durumunda; enerji maliyetleri üzerindeki baskının hafiflemesi, küresel piyasalarda risk iştahının yeniden canlanması ve yabancı fonların Borsa İstanbul gibi gelişmekte olan piyasalara geri dönmesi bekleniyor. Uzmanlar, savaş fiyatlamasının devreden çıkmasıyla birlikte çatışma öncesi seviyelerine doğru kayıplarını telafi eden BıST 100 endeksinin önümüzdeki süreçteki olası yükseliş senaryolarını ve yeni dönemde hangi sektörlerin öne çıkabileceğini İstanbul Ticaret için değerlendirdi. Fiyatlamada ana beklenti petrol Geçtiğimiz 28 Şubat’tan bu yana jeopolitik gelişmelerin piyasalar üzerinde belirleyici bir rol üstlendiğini belirten Gedik Yatırım-Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, haber akışlarına bağlı oynaklığın ciddi şekilde arttığına dikkat çekti. aBD ve İran arasında gündeme gelen ateşkes ihtimalinin piyasalara nefes aldırdığını hatırlatan Bal, BıST 100 endeksinde 14 bin puanın üzerine doğru yaşanan toparlanmanın da bu haberlerle desteklendiğini ifade etti. Bu süreçte takip ettikleri en önemli göstergenin petrol fiyatları olduğunun altını çizen uzman isim, enerji maliyetlerindeki artışın küresel enflasyonist baskı yaratarak merkez bankalarını daha sıkı bir duruşa zorladığını belirtti. Bal, bu durumun zayıflayan faiz indirimi beklentileriyle birleştiğinde gelişmekte olan piyasalardan çıkış eğilimini hızlandırdığını vurguladı. Endekste 15 bin puan hedefi Olası bir diplomatik anlaşma durumunda petrol fiyatlarının nerede dengeleneceğinin kritik bir eşik olacağını ifade eden Onurcan Bal, savaşın sona ermesinin enerji fiyatlarını hemen eski seviyelerine düşürmeyeceğini tahmin ettiğini belirtti. Bölgedeki enerji altyapılarında oluşan hasarın boyutu tam bilinmediği için düşüşün zaman alabileceğini söyleyen Bal, petrolün kademeli de olsa düşüş eğilimine girdiği senaryoda Borsa İstanbul için yeni hedeflerin gündeme geleceğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu: “Böyle bir senaryoda Borsa İstanbul’da özellikle 14 bin 530 civarında bulunan zirve seviyesi aşılabilirse, kısa vadede 14 bin 750-15 bin bölgesine doğru teknik bir hareket söz konusu olabilir.” Ralli için gözler enflasyonda Savaş riskinin ortadan kalkmasının borsada ilk etapta bir toparlanma yaratacağını, ancak soluksuz bir ralliden ziyade kontrollü bir seyir beklediğini belirten Onurcan Bal, savaşın Türkiye’nin dezenflasyon sürecine kaçınılmaz etkileri olduğunu hatırlattı. Merkez Bankası’nın enflasyondaki yüksek seyir nedeniyle mart ayını pas geçtiğini ve bu ay da yüzde 2.5 civarında bir aylık enflasyon beklediklerini söyleyen Bal, yabancı çıkışları ve carry trade pozisyonlarının terse dönmesi ve rezervlerde yaşanan düşüşe de dikkat çekti. Kısa vadede bir faiz indirimi beklemediklerini dile getiren Bal, “Piyasada bu savaşın bitmesiyle ilk fiyatlamalarda bir yükseliş görürüz ama bu yükselişin devamlılığı, tekrar faiz indirim beklentilerinin güçlenmesine bağlı” diye konuştu. Bankacılık ve havacılık öne çıkabilir Jeopolitik gerilimin kalıcı olarak azalmasıyla birlikte Borsa İstanbul’da sektörel rotasyon yaşanacağına işaret eden Onurcan Bal, çatışmaların başlamasıyla en büyük tahribatı faiz indirimlerinin zora girmesi nedeniyle bankacılık, gayrimenkul yatırım ortaklığı (GYO) ve havacılık sektörlerinin aldığını belirtti. artan ülke risk priminin (CDS) bankacılığı ekstra baskıladığını söyleyen Bal, barış ihtimalinde yaşanacak değişimi şu sözlerle özetledi: “Riskler yatışırsa bankalar, GYO’lar, havacılık ve holdingler toparlanma anlamında biraz daha öne çıkabilir. Bu süreçte daha kuvvetli kalan savunma ve petrokimya sektöründe ise bu sefer tersi fiyatlamalar görebiliriz.” Bal ayrıca, işlerin iyiye gittiği bir senaryoda telekomünikasyon sektörünün de takip edilebileceğini ekledi. Yabancı için ‘ucuzluk’ fırsatı Bölgede suların durulması ve gıda/enerji kaynaklı risklerin geride kalmasıyla birlikte yabancı yatırımcıların yeniden Türkiye piyasalarına yönelmesini bekleyen Onurcan Bal, yabancı fonların da enflasyon görünümünü ve faiz indirim takvimini yakından izleyeceğini vurguladı. Borsa İstanbul’un son yıllarda dolar bazında sergilediği zayıf performansın yarattığı ucuzluk algısına dikkat çeken Bal, “Dezenflasyon süreci devam ettiği ve Merkez Bankası kademeli faiz indirimlerini sürdürdüğü müddetçe Türk varlıklarına yönelik ilgi korunur” diyerek, barış senaryosunda tahvil ve hisse senedi piyasalarında yabancı girişinin yeniden canlanacağını öngördü. Barış haberiyle yukarı yönlü hareketler hızlanır İran odaklı jeopolitik risklerin son bulmasının Borsa İstanbul’a olumlu yansıyacağını belirten İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, piyasanın yakın zamanda bu senaryoyu test ettiğini vurguladı. Altunsaray, “Aslında bunun ön gösterimini 6-10 Nisan tarihleri arasında Borsa İstanbul tarafında gördük. Ateşkes haberinin gelmesi ve görüşmelerin başlayacağı haberi piyasaya gelince Borsa İstanbul’un hızlı bir şekilde 14 bin puanı geçmesi, jeopolitik risklerin bitmesi ihtimalinde olacak hareketi gösterdi” dedi. Bu süreçte kritik olan noktanın resmi bir barış anlaşmasının imzalanması olduğunun altını çizen uzman isim, “Yeni bir yukarı yönlü ralli hareketinin barış haberi ile gelme ihtimalinin çok yüksek olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Veriler yükselişi sınırlayarabilir Beklenen barış anlaşması güçlü bir katalizör olsa da Altunsaray, savaşın geride bıraktığı ekonomik tahribatın göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda yatırımcıları uyardı. Çatışmaların küresel piyasalardaki yansımalarını değerlendiren Altunsaray, “Atlanmaması gereken nokta; savaş sebebiyle tedarik zincirleri bozuldu, enerji maliyetleri çok arttı ve bunların da enflasyona bir etkisi olacaktır. Bu sebeple de yükselişin ekonomik veriler gelmeye başladıkça sınırlı kalacağını düşünebiliriz” diye konuştu. Piyasalar için ana odak noktasının zamanla değişeceğini belirten Altunsaray, “Asıl hikayenin bu etkilerin azalmaya başladığı zamanda ortaya çıkacağını düşünüyorum” dedi. İki farklı senaryo Jeopolitik tansiyonun düşmesiyle birlikte Borsa İstanbul’da öne çıkacak sektörleri analiz eden Altunsaray, piyasadaki olası sektörel rotasyonu şu sözlerle özetledi: “Tabii ki burada öne çıkacak sektörler aslında savaşla hızı düşen sektörler olacaktır. Örnek olarak bankacılık, ulaştırma ve holdingleri sayabiliriz. Fakat ekonomik veriler geldikçe bu sektörlerde geri çekilmeler görebiliriz.” Açıklanacak enflasyon verilerinin yaratacağı fırsatlara da dikkat çeken Altunsaray, “Küresel enflasyon riskinden özellikle olumlu etkilenebilecek sektörler olarak telekomünikasyon, perakende ve gıda tarafının ön plana çıkmasını bekleyebiliriz. Bu çerçevede doğru risk yönetimi ile bu sektörlere dikkat edilebilir” şeklinde konuştu. Yabancı ilgisinin güçlü bir şekilde artması için küresel çapta likidite oluşumunun şart olduğunu vurgulayan Altunsaray, “Bunun için de gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının tekrar faiz indirimlerini konuşması veya gevşek politikalar uygulaması kritik olacaktır. Ancak son yaşanan küresel enflasyon riski altında bu ihtimalin daha zamanı olduğunu düşünen taraftayım” dedi.

Müzakere haberleri piyasalara nefes aldırdı Haber

Müzakere haberleri piyasalara nefes aldırdı

Spot altın, ons başına 4 bin 841,76 dolar seviyesinde sabit kaldı. Değerli metal, gün içinde 8 Nisan’dan bu yana en yüksek seviyesini test etti. ABD’de Haziran vadeli altın kontratları ise yüzde 0,3 artışla 4 bin 866,50 dolara yükseldi. Gram altın ne kadar? Gram altın, yeni güne 6 bin 935 lira seviyesinden başladı. Uzmanlar uyarıyor: Ralli var ama güvenli liman değil Cnbc-E'de yer alan habere göre OCBC analistleri, altın ve gümüşte gece saatlerinde güçlü bir yükseliş görüldüğünü, ancak genel piyasa sinyalinin savunmacı pozisyonlardan ziyade “risk iştahına” işaret ettiğini ifade etti. Petrol düştü, borsalar yükseldi İran’ın ABD ve İsrail ile yeniden müzakere masasına dönebileceğine yönelik beklentiler, küresel piyasalarda risk iştahını artırdı. Bu gelişmeyle birlikte petrol fiyatları gerilerken, hisse senedi piyasalarında yükseliş görüldü. Daha önce çatışmalar nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanması enerji arzı üzerinde baskı yaratmıştı. Zayıflayan dolar, altına destek verdi ABD dolarının bir ayın en düşük seviyelerine yakın seyretmesi, dolar bazlı emtiaları diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar için daha cazip hale getirerek altına destek verdi. Görüşmeler yeniden başlayabilir ABD Başkanı Donald Trump, hafta sonu çöken müzakerelerin ardından İran ile barış görüşmelerinin önümüzdeki iki gün içinde Pakistan’da yeniden başlayabileceğini açıkladı. Washington yönetimi, müzakerelerin başarısız olmasının ardından İran limanlarına yönelik abluka kararı almıştı. ABD’de açıklanan verilere göre üretici fiyatları mart ayında beklentilerin altında arttı. Hizmet maliyetleri değişmezken, İran ile süren savaşın etkisiyle yükselen enerji fiyatları enflasyonist baskıları artırmaya devam etti. Faiz indirimi beklentisi yükseldi Piyasalarda, ABD Merkez Bankası’nın bu yıl 25 baz puanlık faiz indirimi yapma ihtimali yüzde 30’a yükseldi. Geçen hafta bu oran yaklaşık yüzde 13 seviyesindeydi. Savaş öncesinde ise yıl içinde iki faiz indirimi beklentisi öne çıkıyordu. Diğer değerli metallerde son durum ne? Diğer değerli metallerde ise yükseliş görüldü. Spot gümüş yüzde 0,4 artışla 79,87 dolara, platin yüzde 1,1 yükselişle 2.127,45 dolara, paladyum ise yüzde 0,1 artışla 1.596,28 dolara çıktı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.