SON DAKİKA
Hava Durumu

#Faiz İndirimi

Ekometre - Faiz İndirimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Faiz İndirimi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Borsa Ortadoğu'da barış bekliyor Haber

Borsa Ortadoğu'da barış bekliyor

Yıla oldukça güçlü bir başlangıç yapan ve şubat ayında 14 bin 532 puanla tüm zamanların rekorunu test eden Borsa İstanbul (BIST 100) endeksi, ABD, İsrail ve İran hattında patlak veren çatışmalardan etkilendi. Bölgede jeopolitik gerilimlerin hızla tırmanması küresel risk iştahını baskılarken, tedarik zinciri endişeleri ve petrol fiyatlarındaki sert yükseliş enflasyonist korkuları yeniden alevlendirdi. Yatırımcıların riskli varlıklardan kaçarak güvenli liman arayışına girdiği bu zorlu süreçte, BıST 100 endeksi 13 bin puanın altını görerek satış dalgalarına maruz kalsa da savaşın yarattığı küresel sarsıntıya rağmen Borsa İstanbul’un gelişmekte olan diğer piyasalarla (EM) kıyaslandığında bu şoku nispeten daha az hasarla atlatması dikkat çeken bir diğer unsur oldu. Ekonomi yönetiminin savaşın olası etkilerini sınırlamak adına esnek ve proaktif bir yaklaşım benimsemesi, uygulanan güçlü rezerv yönetimi ve Türkiye’nin süreçteki arabuluculuk adımları, yurt içi piyasaların direncini önemli ölçüde artırdı. Gelişmekte olan birçok ülke borsası artan enerji maliyetleri ve enflasyon baskılarıyla daha derin sarsıntılar yaşarken; Borsa İstanbul, güven veren yatırım ortamı ve alınan önlemlerin katkısıyla süreci rakiplerine kıyasla daha sınırlı kayıplarla ve pozitif bir ayrışmayla yönetmeyi başardı. Borsada yeni rota ne olacak? Piyasalardaki bu tablo, tarafların müzakere masasına oturması ve bölgede kalıcı bir barışın sağlanabileceğine yönelik güçlü sinyallerin gelmesiyle yerini temkinli bir iyimserliğe bırakmaya hazırlanıyor. Diplomatik uzlaşı ile jeopolitik tansiyonun düşmesi durumunda; enerji maliyetleri üzerindeki baskının hafiflemesi, küresel piyasalarda risk iştahının yeniden canlanması ve yabancı fonların Borsa İstanbul gibi gelişmekte olan piyasalara geri dönmesi bekleniyor. Uzmanlar, savaş fiyatlamasının devreden çıkmasıyla birlikte çatışma öncesi seviyelerine doğru kayıplarını telafi eden BıST 100 endeksinin önümüzdeki süreçteki olası yükseliş senaryolarını ve yeni dönemde hangi sektörlerin öne çıkabileceğini İstanbul Ticaret için değerlendirdi. Fiyatlamada ana beklenti petrol Geçtiğimiz 28 Şubat’tan bu yana jeopolitik gelişmelerin piyasalar üzerinde belirleyici bir rol üstlendiğini belirten Gedik Yatırım-Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, haber akışlarına bağlı oynaklığın ciddi şekilde arttığına dikkat çekti. aBD ve İran arasında gündeme gelen ateşkes ihtimalinin piyasalara nefes aldırdığını hatırlatan Bal, BıST 100 endeksinde 14 bin puanın üzerine doğru yaşanan toparlanmanın da bu haberlerle desteklendiğini ifade etti. Bu süreçte takip ettikleri en önemli göstergenin petrol fiyatları olduğunun altını çizen uzman isim, enerji maliyetlerindeki artışın küresel enflasyonist baskı yaratarak merkez bankalarını daha sıkı bir duruşa zorladığını belirtti. Bal, bu durumun zayıflayan faiz indirimi beklentileriyle birleştiğinde gelişmekte olan piyasalardan çıkış eğilimini hızlandırdığını vurguladı. Endekste 15 bin puan hedefi Olası bir diplomatik anlaşma durumunda petrol fiyatlarının nerede dengeleneceğinin kritik bir eşik olacağını ifade eden Onurcan Bal, savaşın sona ermesinin enerji fiyatlarını hemen eski seviyelerine düşürmeyeceğini tahmin ettiğini belirtti. Bölgedeki enerji altyapılarında oluşan hasarın boyutu tam bilinmediği için düşüşün zaman alabileceğini söyleyen Bal, petrolün kademeli de olsa düşüş eğilimine girdiği senaryoda Borsa İstanbul için yeni hedeflerin gündeme geleceğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu: “Böyle bir senaryoda Borsa İstanbul’da özellikle 14 bin 530 civarında bulunan zirve seviyesi aşılabilirse, kısa vadede 14 bin 750-15 bin bölgesine doğru teknik bir hareket söz konusu olabilir.” Ralli için gözler enflasyonda Savaş riskinin ortadan kalkmasının borsada ilk etapta bir toparlanma yaratacağını, ancak soluksuz bir ralliden ziyade kontrollü bir seyir beklediğini belirten Onurcan Bal, savaşın Türkiye’nin dezenflasyon sürecine kaçınılmaz etkileri olduğunu hatırlattı. Merkez Bankası’nın enflasyondaki yüksek seyir nedeniyle mart ayını pas geçtiğini ve bu ay da yüzde 2.5 civarında bir aylık enflasyon beklediklerini söyleyen Bal, yabancı çıkışları ve carry trade pozisyonlarının terse dönmesi ve rezervlerde yaşanan düşüşe de dikkat çekti. Kısa vadede bir faiz indirimi beklemediklerini dile getiren Bal, “Piyasada bu savaşın bitmesiyle ilk fiyatlamalarda bir yükseliş görürüz ama bu yükselişin devamlılığı, tekrar faiz indirim beklentilerinin güçlenmesine bağlı” diye konuştu. Bankacılık ve havacılık öne çıkabilir Jeopolitik gerilimin kalıcı olarak azalmasıyla birlikte Borsa İstanbul’da sektörel rotasyon yaşanacağına işaret eden Onurcan Bal, çatışmaların başlamasıyla en büyük tahribatı faiz indirimlerinin zora girmesi nedeniyle bankacılık, gayrimenkul yatırım ortaklığı (GYO) ve havacılık sektörlerinin aldığını belirtti. artan ülke risk priminin (CDS) bankacılığı ekstra baskıladığını söyleyen Bal, barış ihtimalinde yaşanacak değişimi şu sözlerle özetledi: “Riskler yatışırsa bankalar, GYO’lar, havacılık ve holdingler toparlanma anlamında biraz daha öne çıkabilir. Bu süreçte daha kuvvetli kalan savunma ve petrokimya sektöründe ise bu sefer tersi fiyatlamalar görebiliriz.” Bal ayrıca, işlerin iyiye gittiği bir senaryoda telekomünikasyon sektörünün de takip edilebileceğini ekledi. Yabancı için ‘ucuzluk’ fırsatı Bölgede suların durulması ve gıda/enerji kaynaklı risklerin geride kalmasıyla birlikte yabancı yatırımcıların yeniden Türkiye piyasalarına yönelmesini bekleyen Onurcan Bal, yabancı fonların da enflasyon görünümünü ve faiz indirim takvimini yakından izleyeceğini vurguladı. Borsa İstanbul’un son yıllarda dolar bazında sergilediği zayıf performansın yarattığı ucuzluk algısına dikkat çeken Bal, “Dezenflasyon süreci devam ettiği ve Merkez Bankası kademeli faiz indirimlerini sürdürdüğü müddetçe Türk varlıklarına yönelik ilgi korunur” diyerek, barış senaryosunda tahvil ve hisse senedi piyasalarında yabancı girişinin yeniden canlanacağını öngördü. Barış haberiyle yukarı yönlü hareketler hızlanır İran odaklı jeopolitik risklerin son bulmasının Borsa İstanbul’a olumlu yansıyacağını belirten İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, piyasanın yakın zamanda bu senaryoyu test ettiğini vurguladı. Altunsaray, “Aslında bunun ön gösterimini 6-10 Nisan tarihleri arasında Borsa İstanbul tarafında gördük. Ateşkes haberinin gelmesi ve görüşmelerin başlayacağı haberi piyasaya gelince Borsa İstanbul’un hızlı bir şekilde 14 bin puanı geçmesi, jeopolitik risklerin bitmesi ihtimalinde olacak hareketi gösterdi” dedi. Bu süreçte kritik olan noktanın resmi bir barış anlaşmasının imzalanması olduğunun altını çizen uzman isim, “Yeni bir yukarı yönlü ralli hareketinin barış haberi ile gelme ihtimalinin çok yüksek olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Veriler yükselişi sınırlayarabilir Beklenen barış anlaşması güçlü bir katalizör olsa da Altunsaray, savaşın geride bıraktığı ekonomik tahribatın göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda yatırımcıları uyardı. Çatışmaların küresel piyasalardaki yansımalarını değerlendiren Altunsaray, “Atlanmaması gereken nokta; savaş sebebiyle tedarik zincirleri bozuldu, enerji maliyetleri çok arttı ve bunların da enflasyona bir etkisi olacaktır. Bu sebeple de yükselişin ekonomik veriler gelmeye başladıkça sınırlı kalacağını düşünebiliriz” diye konuştu. Piyasalar için ana odak noktasının zamanla değişeceğini belirten Altunsaray, “Asıl hikayenin bu etkilerin azalmaya başladığı zamanda ortaya çıkacağını düşünüyorum” dedi. İki farklı senaryo Jeopolitik tansiyonun düşmesiyle birlikte Borsa İstanbul’da öne çıkacak sektörleri analiz eden Altunsaray, piyasadaki olası sektörel rotasyonu şu sözlerle özetledi: “Tabii ki burada öne çıkacak sektörler aslında savaşla hızı düşen sektörler olacaktır. Örnek olarak bankacılık, ulaştırma ve holdingleri sayabiliriz. Fakat ekonomik veriler geldikçe bu sektörlerde geri çekilmeler görebiliriz.” Açıklanacak enflasyon verilerinin yaratacağı fırsatlara da dikkat çeken Altunsaray, “Küresel enflasyon riskinden özellikle olumlu etkilenebilecek sektörler olarak telekomünikasyon, perakende ve gıda tarafının ön plana çıkmasını bekleyebiliriz. Bu çerçevede doğru risk yönetimi ile bu sektörlere dikkat edilebilir” şeklinde konuştu. Yabancı ilgisinin güçlü bir şekilde artması için küresel çapta likidite oluşumunun şart olduğunu vurgulayan Altunsaray, “Bunun için de gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının tekrar faiz indirimlerini konuşması veya gevşek politikalar uygulaması kritik olacaktır. Ancak son yaşanan küresel enflasyon riski altında bu ihtimalin daha zamanı olduğunu düşünen taraftayım” dedi.

Müzakere haberleri piyasalara nefes aldırdı Haber

Müzakere haberleri piyasalara nefes aldırdı

Spot altın, ons başına 4 bin 841,76 dolar seviyesinde sabit kaldı. Değerli metal, gün içinde 8 Nisan’dan bu yana en yüksek seviyesini test etti. ABD’de Haziran vadeli altın kontratları ise yüzde 0,3 artışla 4 bin 866,50 dolara yükseldi. Gram altın ne kadar? Gram altın, yeni güne 6 bin 935 lira seviyesinden başladı. Uzmanlar uyarıyor: Ralli var ama güvenli liman değil Cnbc-E'de yer alan habere göre OCBC analistleri, altın ve gümüşte gece saatlerinde güçlü bir yükseliş görüldüğünü, ancak genel piyasa sinyalinin savunmacı pozisyonlardan ziyade “risk iştahına” işaret ettiğini ifade etti. Petrol düştü, borsalar yükseldi İran’ın ABD ve İsrail ile yeniden müzakere masasına dönebileceğine yönelik beklentiler, küresel piyasalarda risk iştahını artırdı. Bu gelişmeyle birlikte petrol fiyatları gerilerken, hisse senedi piyasalarında yükseliş görüldü. Daha önce çatışmalar nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanması enerji arzı üzerinde baskı yaratmıştı. Zayıflayan dolar, altına destek verdi ABD dolarının bir ayın en düşük seviyelerine yakın seyretmesi, dolar bazlı emtiaları diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar için daha cazip hale getirerek altına destek verdi. Görüşmeler yeniden başlayabilir ABD Başkanı Donald Trump, hafta sonu çöken müzakerelerin ardından İran ile barış görüşmelerinin önümüzdeki iki gün içinde Pakistan’da yeniden başlayabileceğini açıkladı. Washington yönetimi, müzakerelerin başarısız olmasının ardından İran limanlarına yönelik abluka kararı almıştı. ABD’de açıklanan verilere göre üretici fiyatları mart ayında beklentilerin altında arttı. Hizmet maliyetleri değişmezken, İran ile süren savaşın etkisiyle yükselen enerji fiyatları enflasyonist baskıları artırmaya devam etti. Faiz indirimi beklentisi yükseldi Piyasalarda, ABD Merkez Bankası’nın bu yıl 25 baz puanlık faiz indirimi yapma ihtimali yüzde 30’a yükseldi. Geçen hafta bu oran yaklaşık yüzde 13 seviyesindeydi. Savaş öncesinde ise yıl içinde iki faiz indirimi beklentisi öne çıkıyordu. Diğer değerli metallerde son durum ne? Diğer değerli metallerde ise yükseliş görüldü. Spot gümüş yüzde 0,4 artışla 79,87 dolara, platin yüzde 1,1 yükselişle 2.127,45 dolara, paladyum ise yüzde 0,1 artışla 1.596,28 dolara çıktı.

Enerji şoku faiz indirimini engelliyor Haber

Enerji şoku faiz indirimini engelliyor

Yıla faiz indirimi beklentisiyle giren piyasalarda ‘şahin’ politikaların devam edeceği beklentisi hakim olmaya başladı. Küresel piyasalar nisan ayına İran merkezli jeopolitik gerilimlerin gölgesinde girerken, tedarik endişeleriyle 115 dolar seviyelerine kadar tırmanan Brent petrol, yüksek enflasyonun kalıcı hale geleceği korkusunu tetikleyerek, para politikasının dizginlerini elinde tutan merkez bankalarının mevcut planlarını doğrudan etkiledi. Yaşanan bu ani enerji şoku, yıla faiz indirim döngüsü beklentisiyle giren majör merkez bankalarının nisan ayındaki toplantılarında planları değiştirdi. 29 Nisan’da toplanacak ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerini ertelemesi bekleniyor. Fed, kararını 30 Nisan’da açıklayacak. Avrupa Merkez Bankası’nın da (ECB) olası bir ‘faiz artırımı’ senaryosu dahi yeniden dillendirilmeye başlandı. İngiltere Merkez Bankası’na (BOE) yönelik faiz indirimi beklentileri ise yerini sabit tutma eğilimine bırakırken, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz artıracağına ilişkin öngörüler güçlendi. 22 Nisan’da toplanacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da değişen bu küresel ve yerel şartlar ışığında faiz kararını piyasalarla paylaşacak. Enerjide ‘hürmüz’ çıkmazı İstanbul Ticaret’e değerlendirmede bulunan Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan ve halen devam eden mevcut savaş halinin en çok enerji piyasalarını vurduğunu belirtti. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki sert artışın nedenlerini detaylandıran Bal, “Bölgedeki altyapı tesislerinin zarar görmesi ve üretimin ilerleyen sürece dair ne kadar hasar alacağına ilişkin belirsizliğin yanı sıra dünyadaki petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine hizmet eden Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması, enerji maliyetlerinde ciddi bir artışı beraberinde getirdi” dedi. Enerji maliyetlerinin artmasının küresel çapta enflasyon ve büyüme üzerinde olumsuz etkiler yarattığına dikkat çeken Bal, savaş sona erse dahi petrol fiyatlarının çok hızlı bir şekilde savaş öncesi seviyelere dönmesinin ana senaryo olmadığını vurguladı. İndirim döngüsü şimdilik rafa kalktı Son bir buçuk aylık süreçte artan maliyetler ve enflasyon tarafında gündeme gelen endişelerin merkez bankalarının stratejilerini doğrudan değiştirdiğini ifade eden Bal, “Savaş öncesinde küresel piyasalarda hâkim olan kademeli faiz indirim döngüsü şu an için rafa kaldırılmış durumda. Merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelediğini söyleyebiliriz” dedi. Küresel çapta çok hızlı bir şahinleşme ve sert faiz artırımları beklemediklerini dile getiren Bal, beklentilerindeki değişimi şu sözlerle aktardı: “Fed’e ilişkin genel beklentiler, bu yıl faiz indirimi yapılmaması yönünde ama kuvvetli bir faiz artırım beklentisi yok. Avrupa Merkez Bankası’nda ise bu yıl faiz değişimi beklenmiyordu, şimdi ‘bir artırım olabilir’ düşüncesi daha ağır basıyor. Fed ve İngiltere Merkez Bankası gibi faiz indirim döngüsünde olan merkez bankalarının bu döngüyü şu an için ertelemesi anlamına geliyor.” Enerji maliyetlerindeki tırmanış, zayıflayan faiz indirimi beklentileri ve riskli varlıklara yönelik azalan iştahın, gelişmekte olan ülkelerden para çıkışlarına sebep olduğunu belirten Bal, jeopolitik riskler sürdükçe bu çıkış eğiliminin devam edebileceğinin altını çizdi. Güvenli liman arayışında yatırımcıların ağırlıklı olarak tahvil ve dolara yöneldiğini aktaran Bal, değerli metallerdeki alışılagelmişin aksine yaşanan düşüşe dikkat çekti: “Normal şartlarda güvenli liman talebiyle altın talep görür, ancak içinde bulunduğumuz sürecin faiz indirim beklentilerini zayıflatması, tahvil faizlerini yükseltmesi ve dolara olan ilgiyi artırması, altını ve gümüşü zayıflatan bir faktör. Enerji maliyetleri yüksek seyretmeye devam ederse altın ve gümüş tarafı zayıf kalmaya devam edebilir.” TCMB için beklenti Küresel jeopolitik tablonun yurt içine yansımalarını da değerlendiren Bal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) cephesinde de indirim beklentilerinin ötelendiğini kaydetti. Yüzde 1.94 gelen mart enflasyonunun ardından nisan ayının da marttan düşük olmayacağına işaret eden Bal, “Hâlihazırda zaten üst banttan fonlama yapıldığını görüyoruz. Dolayısıyla kısa vadeli bir faiz indirimi şu an bizim taraf için de yok” dedi. Küresel enflasyon korkusunun yeni bir faza geçebileceği uyarısında da bulunan Bal, “savaş uzamaya devam eder, daha da şiddetlenir ve enerji maliyetlerindeki artış eğilimi tekrar hızlanacak olursa hem bizde hem dünyada faiz artırım ihtimalleri daha ciddi konuşulmaya başlanabilir” değerlendirmesinde bulundu. Piyasalar yön arıyor İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, yıla başlarken dünyada enflasyonun kontrol altına alındığı ve gelişmekte olan ülkelerde dezenflasyon sürecinin devam ettiği iyimser bir tablo olduğunu hatırlattı. Ancak jeopolitik gerilimlerin bu durumu hızla tersine çevirdiğini belirten Altunsaray, “ABD, İran ve İsrail savaşının başlaması, devamında Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve petrolde arz sıkıntısının devreye girmesiyle beraber petrol fiyatlarında ciddi artışlar gördük” dedi. Dünya LNG ticaretinin de sekteye uğramasıyla enerji maliyetlerinin ciddi oranda tırmandığını vurgulayan Altunsaray, enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü her hareketin tarihi olarak enflasyonist baskı yarattığını ifade etti. Fiyat istikrarının merkez bankalarının ana görevi olduğunu hatırlatan Altunsaray, değişen beklentileri şu sözlerle özetledi: “Şu an enerji maliyetlerinin artmasından dolayı küresel bir enflasyon riski olduğunu düşünecek olursak merkez bankalarının faiz indirimlerinin rafa kalktığını söyleyebiliriz. Hatta Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BOE) gibi kimi merkez bankalarından faiz artışları bile bekleniyor.” Gelişmekte olan borsalardan çıkış hızlandı Gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz politikalarındaki şahinleşme eğiliminin piyasalardaki para akışını doğrudan değiştirdiğini vurgulayan Altunsaray, bu durumun borsalar üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekti. Ocak başından şubat sonuna kadarki süreci örnek gösteren Altunsaray, “Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının faiz indirimi yaptığı ya da beklendiği dönemlerde genelde gelişmekte olan ülkelerin borsalarına ve piyasalarına para girişi olduğunu görmüşüzdür” dedi. Ancak mevcut tabloda rüzgarın tersine döndüğünü belirten Altunsaray, “Faiz indirimi beklentileri değişip merkez bankalarının faiz politikaları sıkılaşma anlamında değiştiği zaman, gelişmekte olan ülkelerin borsalarından çıkış olup paranın sabit getirili ürünlere gittiğini görmüşüzdür. Aslında şu anda gerçekleşen durum tam olarak bu” değerlendirmesinde bulundu. Yeni güvenli liman talebi Yatırımcıların bu belirsizlik ortamında nasıl bir strateji izlemesi gerektiğine de değinen Altunsaray, portföylerin bir miktar nakitte tutulmasının veya para piyasası fonları (PPF) ile mevduat gibi sabit getirili enstrümanlarda değerlendirilmesinin daha kritik olacağını kaydetti. Altın fiyatlarında yaşanan geri çekilmenin arka planını da açıklayan Altunsaray, şunları söyledi: “Şu an merkez bankalarının altın satması, Körfez ülkelerinden likidite ihtiyacı dolayısıyla altın satılması ve dolar endeksinin (DXY) güçlenmesi geri çekilmelere sebep oldu. Aynı zamanda Fed’in faiz indirimlerini ötelemesi dünyada doları güçlendirdi. Bu yüzden güvenli liman tarafının, piyasadaki belirsizlikten dolayı şu an için sabit getirili ürünlerde olduğunu düşünüyorum.”

TCMB'den faiz indirimi bekleniyor Haber

TCMB'den faiz indirimi bekleniyor

Piyasalar 100-150 baz puanlık faiz indirimini fiyatlamaya başladı. Aralık enflasyonunun aylık bazda yüzde 1’in altında kalmasının piyasa algısı açısından olumlu karşılandı. BIST 100 endeksi 11.690 puanı görerek tüm zamanların rekorunu test etti. Aylık enflasyonda bu seviyelerin görülmesinin, psikolojik eşik açısından da önemli olduğu değerlendirilirken, söz konusu verinin ocak ayına ilişkin faiz indirimi beklentilerini desteklediği ifade ediliyor. Yıllık enflasyonda belirgin gerileme Yıllık enflasyonun yüzde 30,89 olarak gerçekleşerek 13,5 puanlık bir gerileme yaşandığı dikkat çekti. Bu durum aralık ayı verisinin genel dezenflasyon süreciyle uyumlu olduğu belirtiliyor. Alt kalemler incelendiğinde, konut grubunda bir miktar yumuşama gözlendiği, bunun olumlu bir sinyal olarak değerlendirildiği aktarılıyor. Buna karşılık gıda grubunda önceki aya kıyasla artış yaşandığı ve bu durumun temkinle izlendiği ifade ediliyor. Hizmet kalemlerinde ise fiyat artışlarının sürdüğü, özellikle çeşitli mal ve hizmetler, lokanta ve oteller ile haberleşme gruplarında güçlü seyrin devam ettiği belirtiliyor. Bu görünümün, hizmet enflasyonunun hâlen yüksek seyrettiğine işaret ettiği kaydediliyor. Piyasalarda enflasyon verisini olumlu karşıladı Enflasyon verisinin ardından Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi 11 bin 690 puanı test ederek tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Ancak piyasalarda temkinli duruşun sürdüğü ifade edildi. Faiz indirimi beklentisi öne çıkıyor Para politikasına ilişkin beklentilerde, ocak ayı toplantısında 100-150 baz puanlık faiz indiriminin güçlü bir olasılık olarak öne çıktığı belirtiliyor. İndirimin miktarı piyasa beklentileri ve Merkez Bankası’nın iletişim tonuna bağlı olarak şekillenecek. Merkez Bankası'nın (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) 2026 takvimine göre bankanın 2026 yılındaki ilk toplantısı 22 Ocak'ta gerçekleşecek.

Bakan Bolat faiz indirimini değerlendirdi Haber

Bakan Bolat faiz indirimini değerlendirdi

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, NSosyal hesabından,TCMB'nin politika faizini 250 baz puan indirerek yüzde 40,5'e çekmesine ilişkin değerlendirme yaptı. Faizlerde düşüşün devam ettiğine dikkati çeken Bolat, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası başta olmak üzere devletin ilgili kurum ve kuruluşlarıyla koordinasyon içinde olduklarını aktardı. Bolat, ihracatçıların finansman imkanlarının geliştirilmesi için çalıştıklarını belirterek, şunları kaydetti: "TCMB Para Politikası Kurulu faiz kararında, politika faizinin indirilmesiyle reeskont kredisi iskonto oranı yüzde 20,33'e gerilemiş, ihracatçı firmalara net maliyet yüzde 25,52'ye düşmüştür. Bu süreçte ihracatçılarımızın desteklenmesi, finansmana erişim imkanlarının genişletilmesi ve kolaylaştırılması hususlarına hassasiyetle eğiliyoruz. Türk Eximbank, 2024 yılında ihracatçılarımıza sağladığı 48,7 milyar dolarlık destekle önemli bir güç kaynağı olmuş, 2025 yılı için bu desteği 52 milyar dolara çıkarma hedefiyle ihracatçılarımızı küresel ticarette daha rekabetçi kılmak adına kararlılıkla yoluna devam etmektedir. Özellikle enflasyondaki düşüş, milli gelirdeki artış, dış ticaret ve cari işlemler dengesindeki iyileşmeler, finansal istikrarı sağlama yönündeki kararlı adımlarımız, döviz rezervlerindeki artış ve toplumsal refahın adil dağılımı için sarf ettiğimiz çabalar, ekonomimizdeki dengelenme ve istikrar sürecini güçlendirmektedir."

Tek başına faiz indirimi iş dünyasına yetmedi Haber

Tek başına faiz indirimi iş dünyasına yetmedi

Nurullah Gür, bu haftaki yazısında Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 43’e çeken 300 baz puanlık indirimini ele aldı. Gür'e göre bu indirim, tek başına kredi sorununu çözmeye yetmese de son iki yıldır yüzde 60'ın üzerindeki maliyetler nedeniyle finansmana erişimi "neredeyse imkânsız hale gelen" reel sektörün algısı ve psikolojisi açısından "kritik bir hamle" niteliği taşıyor. Gür, ilave bir şok yaşanmaması durumunda politika faizinin kademeli düşüşle yıl sonunda yüzde 35 civarına inmesinin sürpriz olmayacağını belirtti Nurullah Gür'ün bu haftaki yazısı şöyle: Faiz indiriminin reel sektöre olası yansımaları Finansmana erişim, son iki yıldır reel sektör için neredeyse imkânsız hale geldi. Ticari kredilerin yıllık ortalama finansman maliyeti yüzde 60’ın üzerinde seyrediyor. Sorun yalnızca yüksek faiz oranları değil; kredi büyümesine yönelik bankalara uygulanan limitler de finansmana erişimi zorlaştırıyor. Enflasyonun kontrol altına alınabilmesi için faizlerin yükselmesi ve kredi büyümesinin yavaşlaması gerekiyordu. Ancak, sıkı para politikasının süresi beklenenden uzun oldu. Reel sektör, bu yıl faizlerin kademeli olarak düşmesini bekliyordu. Nitekim Merkez Bankası yılın ilk çeyreğinde faiz indirimlerine başlamıştı. Ancak yurt içinde dava süreçleriyle artan siyasi riskler ve yurt dışında farklı cephelerde yoğunlaşan jeopolitik gerilimler, Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine ara vermesine neden oldu. Hatta nisan-haziran döneminde faiz oranlarında yeniden yükseliş gözlendi. Son dönemde ise koşullar, kısmen de olsa değişmeye başladı. Enflasyonun son iki ayda piyasa beklentilerinin altında gerçekleşmesi, döviz rezervlerinin güçlenmesi ve iç-dış şoklara dair hassasiyetin geçici olarak ikinci plana düşmesi gibi gelişmeler, Merkez Bankası’na faiz indirimi konusunda manevra alanı sağlıyor. Merkez Bankası 300 baz puanlık indirime gitti. Politika faizi yüzde 43’e indi. Bu faiz indirimi, tek başına krediye erişimi rahatlatmaya yetmeyebilir; ancak reel sektörün algısı ve psikolojisi açısından kritik bir hamle olacaktır. Eğer ilave bir şok yaşanmazsa, politika faizinin yıl sonuna kadar kademeli olarak düşmesi öngörülüyor. Yıllık enflasyonun aralık ayında yüzde 29-30 seviyelerine gerilemesi durumunda, politika faizinin yüzde 35 civarına inmesi sürpriz olmaz. Bu senaryoda, TL bazlı ticari kredilerde ortalama faiz seviyesi yüzde 42-45 bandına inebilir. Bu oranlar yeni yatırımlar için hâlâ yüksek olsa da işletme sermayesini döndürme açısından bir miktar rahatlama sağlayabilir. Tabii bir taraftan da kredi limitlerine ilişkin makro ihtiyati tedbirlerin gevşetilmesi gerekiyor. Özellikle KOBİ'ler için… Yılın ikinci yarısında para politikasında kademeli gevşemenin önündeki en büyük engeller, siyasi ve jeopolitik risklerdir. Normal şartlar altında, mevcut ekonomik göstergelerle enflasyonun yıl sonuna kadar izleyebileceği seyir az çok öngörülebilir durumda. Ancak bu ‘normal şartlar’ bir türlü oluşmuyor. Ekonomi için dışsal kabul edilen faktörler; faiz, kur ve enflasyon üzerinde daha fazla belirleyici konumda. Reel sektörün 2025’in ikinci yarısına daha umutlu bakabilmesi ve 2026’yı sağlıklı bir şekilde planlayabilmesi için politika faizinin kademeli olarak gerilemesine ihtiyaç var. Finansman maliyetlerindeki düşüşün kalıcı olabilmesi için ise siyasi ve jeopolitik kaynaklı belirsizliklerin mümkün mertebe azalması ve enflasyonla mücadelede yapısal politikalara daha fazla ağırlık verilmesi büyük önem taşıyor.

Akçay: Otomatik faiz indirimi yapmayacağız Haber

Akçay: Otomatik faiz indirimi yapmayacağız

TCMB Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay, faiz indirim süreciyle ilgili açıklamalarda bulundu. Akçay, faiz kararlarına yönelik otomatik faiz indirimi ile ilgili, faiz kararlarının toplantıdan toplantıya enflasyon trendine göre belirleneceğini söyledi. Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay, kapalı kapılar ardında bankacılara faiz indirimlerinin hızının enflasyon seyrine bağlı olacağını söyledi. Akçay, piyasalarda her toplantıda otomatik faiz indirimi yapılacağı yönündeki algının doğru olmadığını belirtti. Bloomberg’in konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, TCMB yönetimi, faiz indirimlerinin piyasa beklentilerinde olduğu gibi kesintisiz ve hızlı bir süreç olmayacağını vurguluyor. Akçay’ın bankacılara yaptığı açıklamada, faiz kararlarının her toplantıda enflasyon trendi dikkate alınarak şekilleneceğini ifade ettiği aktarıldı. Piyasalarda, yıl içinde planlanan sekiz Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının tamamında ciddi faiz indirimleri yapılacağı beklentisi hakim. Bloomberg anketine göre, yıl sonu politika faizinin %30 seviyesine düşmesi öngörülüyor. Türev piyasalar ise bu oranı %31,8 olarak fiyatlıyor. Öte yandan, Barclays ve Türkiye Ekonomi Bankası ekonomistleri, her toplantıda 250 baz puanlık faiz indirimi beklediklerini açıklamıştı. Ancak Akçay’ın açıklamaları, Merkez Bankası’nın piyasa beklentilerinden farklı bir yol izleyebileceğine işaret ediyor. TCMB yetkilileri ayrıca, son dönemde döviz kredilerindeki artışın dikkat çekici olduğunu belirterek, bankaların kredi portföy büyüme limitinin %1,5’ten %1’e düşürülmesi kararında bu faktörün etkili olduğunu bildirdi. Bir sonraki PPK toplantısı 23 Ocak’ta gerçekleştirilecek. Analistler, bu toplantıda 250 baz puanlık bir indirim daha beklerken, Mart ayında enflasyondaki olası yükseliş nedeniyle Merkez Bankası’nın faiz politikasında frene basabileceği öngörülüyor. Ekonomistler, TCMB’nin Mart toplantısını pas geçerek daha şahin mesajlar vermesinin, enflasyon beklentilerini kontrol altına almak açısından kritik olabileceğini değerlendiriyor.

Goldman Sachs: TCMB'nin faiz indirmesi erken olur Haber

Goldman Sachs: TCMB'nin faiz indirmesi erken olur

Piyasada genel beklenti Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) Aralık toplantısında politika faizini 150 baz puan indirmesi yönündeyken, Goldman Sachs ekonomistlerinden farklı bir tahmin geldi. "Faiz yüzde 50'de sabit bırakılır" öngörüsü Banka ekonomistleri Clemens Grafe ve Başak Edizgil imzalı 20 Aralık tarihli raporda, TCMB'nin Aralık toplantısında politika faizini yüzde 50 seviyesinde sabit bırakacağı öngörüldü. Goldman Sachs ekonomistleri Aralık ayında olası bir faiz indiriminin erken bir indirim olabileceğine işaret etti. Raporda tahminlerinin normatif analizlere dayandığını ifade eden ekonomistler TCMB'nin ana hedefinin para politikasını belirlerken kredibilite oluşturma odaklı olmaya devam ettiğini belirtti. Goldman Sachs, gelecek toplantının, yerel seçimlere iki hafta kala Mart ayında politika faizinin yükseltildiği ve TCMB'nin fiyat istikrarı taahhüdüne yönelik kredibiliteyi yukarı çektiği toplantıyla kıyaslanabileceğini ifade etti. Beklenti ocak'ta yüz baz puanlık indirim Son çeyrekte enflasyonda hem TCMB hem de kendi projeksiyonlarına göre yukarı yönlü sürprizler yaşandığına dikkat çeken Goldman Sachs ekonomistleri mevsimsellikten arındırılmış göstergelerin dezenflasyonun ikinci çeyrekte durgunlaştığına işaret ettiğini ifade etti. Banka politika faizinde Ocak ayında 100 baz puanlık indirim beklentisini de koruduklarını söyledi. Goldman Sachs ekonomistleri enflasyondaki yapışkanlık, ekonomik aktivitedeki toparlanma eğilimi ve Ocak ayında beklenenden daha yüksek bir asgari ücret artışı olasılığı göz önüne alındığında, risklerin gevşeme döngüsüne daha da geç başlama yönünde kaldığını değerlendirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.