SON DAKİKA
Hava Durumu

#Faiz Artışı

Ekometre - Faiz Artışı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Faiz Artışı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Altın fiyatlarında sert düşüş Haber

Altın fiyatlarında sert düşüş

Ons altın 4 bin 396 dolara gerilerken gram altın iki işlem gününde 365 TL düşerek 6 bin 818 TL seviyesini gördü. Piyasalarda Fed’in eylül ayında faiz artırabileceği beklentisi yüzde 60’a yükseldi. Altın piyasası yeni haftaya sert satışlarla başladı. Jackson Hole toplantısının ardından güçlenen düşüş eğilimi, Fed Başkanı Kevin Warsh’ın faiz politikasına ilişkin şahin mesajlarıyla devam ederken, Orta Doğu’daki gerilimin petrol fiyatlarını yukarı taşıması da piyasalardaki enflasyon endişelerini artırdı. Satışların etkisi hem küresel hem de yurt içi altın fiyatlarında belirgin şekilde hissedildi. Gram altın iki işlem gününde 365 TL değer kaybederken ons altın da 19 Ağustos’tan bu yana gördüğü en düşük seviyeye geriledi. Gram altında iki günde 365 TL’lik kayıp Yurt içinde gram altındaki düşüş cuma günü başladı ve yeni haftanın ilk işlem gününde de devam etti. Cuma günü 7 bin 183 TL seviyesinde bulunan gram altın, gün içinde 6 bin 886 TL’ye kadar geriledi. Satış baskısının yeni haftada da sürmesiyle fiyat 6 bin 818 TL seviyesini gördü. Böylece gram altın yalnızca iki işlem gününde 365 TL değer kaybetmiş oldu. Ons altın 4 bin 396 dolara indi Küresel piyasalarda spot altın fiyatı da düşüşünü derinleştirdi. Ons altın 4 bin 396 dolara kadar gerileyerek 19 Ağustos’tan bu yana en düşük seviyesini gördü. Değerli metal, cuma günü de yüzde 3’ün üzerinde kayıp yaşamıştı. ABD altın vadeli işlemlerinde ise düşüş yüzde 1,4 oldu. Vadeli altın fiyatı 4 bin 466,80 dolara çekildi. Warsh’ın şahin mesajları satış baskısını artırdı Altındaki düşüşün temel nedenlerinden biri, Fed Başkanı Kevin Warsh’ın Jackson Hole toplantısında verdiği mesajlar oldu. Warsh, enflasyonun yüzde 2 hedefi doğrultusunda yeterince ikna edici bir şekilde gerilememesi halinde Fed’in ilave adımlar atması gerekebileceğine işaret etti. Piyasalar bu açıklamaları, faiz artışlarının yeniden gündeme gelebileceği yönünde değerlendirdi. CME FedWatch fiyatlamalarına göre yatırımcılar, Fed’in eylül ayında faiz artırma ihtimalini yaklaşık yüzde 60 seviyesinde fiyatlıyor. Faiz beklentisi yükseldikçe altının cazibesi azalıyor Altının faiz getirisi sağlamaması, yüksek faiz beklentilerinin güçlendiği dönemlerde değerli metal üzerindeki baskıyı artırabiliyor. Yatırımcıların tahvil ve benzeri getirili varlıklara yönelme ihtimali, faiz artışı beklentileriyle birlikte altının görece cazibesini sınırlıyor. KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, altının Warsh’ın Jackson Hole’daki şahin tonunun etkisini hâlâ üzerinden atmaya çalıştığını belirtti. Waterer ayrıca Orta Doğu’daki askeri gelişmelerin petrol fiyatlarını yukarı taşımasının enflasyon endişelerini yeniden güçlendirdiğine dikkat çekti. Petrol yükseldi, enflasyon endişesi arttı Altın piyasasında fiyatlamaları etkileyen bir diğer gelişme ise Orta Doğu’daki gerilim oldu. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın önemli enerji merkezlerinden Harg Adası’nın hedef alındığını açıklamasının ardından küresel petrol fiyatlarında yüzde 2’nin üzerinde yükseliş görüldü. Petrol fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerindeki baskıyı canlı tutabileceği beklentisi, Fed’in daha sıkı bir para politikası izleyebileceğine ilişkin endişeleri artırdı. Bu durum da faiz getirisi bulunmayan altın üzerindeki satış baskısının güçlenmesine katkıda bulundu. Piyasaların gözü ABD istihdam verilerinde Altının bundan sonraki yönünde ABD’den gelecek istihdam verileri kritik önem taşıyor. Bu hafta piyasaların gündeminde JOLTS açık iş ilanları, ADP özel sektör istihdam verileri, haftalık işsizlik maaşı başvuruları ve cuma günü açıklanacak tarım dışı istihdam verisi bulunuyor. Tim Waterer, özellikle tarım dışı istihdam verisinin altının Jackson Hole sonrasında başlayan zayıf seyrini sürdürüp sürdürmeyeceği açısından belirleyici olabileceğini ifade etti. Gümüş, platin ve paladyum da satıştan etkilendi Altındaki düşüş diğer değerli metallere de yayıldı. Spot gümüş yüzde 0,4 gerileyerek 66,30 dolara düşerken, platin yüzde 1,3 kayıpla 1.797,03 dolara indi. Paladyumda ise günlük kayıp yüzde 2,5 oldu ve fiyat 1.386,96 dolara geriledi. BMI, yatırım talebi ve sınırlı maden arzının gümüş fiyatlarını desteklemeyi sürdürebileceğini öngördü. Bununla birlikte, fiziksel arz sıkışıklığının azalması halinde gümüşteki yükseliş potansiyelinin de sınırlanabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Fed’in Jackson Hole mesajı piyasayı değiştirdi Haber

Fed’in Jackson Hole mesajı piyasayı değiştirdi

Açıklamaların ardından piyasalarda eylül ayında faiz artışı ihtimali yaklaşık yüzde 50’ye yükseldi. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh, Jackson Hole Sempozyumu’nda verdiği mesajlarla para politikasının önceliğinin değişmediğini ortaya koydu. Enflasyonun yüzde 2 hedefine ikna edici ve sürdürülebilir bir hızda ilerlemediğini belirten Warsh, fiyat istikrarı sağlanıncaya kadar Fed’in kararlı duruşunu koruyacağı sinyalini verdi. Warsh’ın açıklamaları finansal piyasalarda hızlı bir karşılık buldu. Faiz vadeli işlem piyasalarında Fed’in eylül toplantısında faiz artırabileceğine yönelik fiyatlama, konuşma öncesindeki yaklaşık yüzde 36 seviyesinden yüzde 50 civarına yükseldi. Enflasyonda kalıcı iyileşme görülmüyor Wyoming’de gerçekleştirilen Jackson Hole Sempozyumu’nda konuşan Warsh, temel enflasyon göstergelerinin Fed’in yüzde 2 hedefiyle uyumlu bir patikaya henüz yeterince güçlü biçimde girmediğini belirtti. Yaz aylarında açıklanan TÜFE ve PCE verilerinde olumlu gelişmeler görülmesine karşın, enflasyondaki ana eğilimin kalıcı biçimde iyileştiğine ilişkin yeterli kanıt bulunmadığını vurgulayan Warsh, Fed’in fiyat istikrarı hedefinden geri adım atmayacağını ifade etti. Yüzde 2 hedefi Fed’in temel çıpası Warsh’ın konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri Fed’in yüzde 2’lik enflasyon hedefi oldu. Fed Başkanı, fiyat artışlarının hedefe doğru net ve sürdürülebilir biçimde ilerlediğinden emin olunması gerektiğini belirterek, gerekli görülmesi halinde ilave politika adımlarının gündeme gelebileceği mesajını verdi. Bu yaklaşım, Fed’in enflasyonla mücadelede erken bir gevşemeye gitmek yerine mevcut politika duruşunu koruyabileceği şeklinde yorumlandı. Finansal koşullar hâlâ yeterince sıkı değil Warsh ayrıca mevcut finansal koşulların enflasyonu hedef seviyeye çekmek açısından yeterince sıkı olmadığını söyledi. Faiz oranlarının para politikasının temel araçlarından biri olmaya devam edeceğini belirten Fed Başkanı’nın bu ifadeleri, piyasalarda doğrudan şahin bir mesaj olarak değerlendirildi. Eylül toplantısı yeniden kritik hale geldi Warsh’ın açıklamaları, Fed’in bir sonraki toplantısına ilişkin beklentileri de önemli ölçüde değiştirdi. Konuşma öncesinde yaklaşık yüzde 36 düzeyinde bulunan eylül ayında faiz artışı ihtimali, açıklamaların ardından yüzde 50 seviyesine yaklaştı. Böylece yatırımcıların bir bölümü, Fed’in enflasyonla mücadelede daha sıkı bir politika izleyebileceği ihtimalini yeniden fiyatlamaya başladı. İstihdam ve tüketim verileri yakından izlenecek Fed’in bundan sonraki kararlarında enflasyonun yanı sıra istihdam piyasasındaki gelişmeler ve ekonomik aktivitenin seyri belirleyici olacak. Perakende satışlardaki zayıflama ve istihdam piyasasında görülen soğuma işaretleri daha önce faiz artışı beklentilerini aşağı çekmişti. Ancak Jackson Hole’dan gelen şahin mesajlar, enflasyonun Fed açısından hâlâ birincil risk olduğunu yeniden ortaya koydu. Bu nedenle piyasaların odağında artık yalnızca ekonomik büyüme ve istihdam değil, fiyat baskılarının önümüzdeki dönemde nasıl şekilleneceği de bulunuyor. Fed’in eylül toplantısına kadar açıklanacak enflasyon ve istihdam verileri, faiz kararına ilişkin beklentilerin yönünü belirleyecek.

Küresel piyasalar Jackson Hole'a kilitlendi Haber

Küresel piyasalar Jackson Hole'a kilitlendi

PCE enflasyonunun beklentileri aşmasının ardından piyasalarda faiz artışı beklentisi de gündemde kalmayı sürdürüyor. Küresel finans piyasalarında Jackson Hole öncesi temkinli bir görünüm hakim. Dolar ve ABD tahvil faizleri dar bantta hareket ederken, yatırımcıların ana gündemini Fed Başkanı Kevin Warsh'ın sempozyumda yapacağı konuşma oluşturuyor. Bu yıl Jackson Hole'da yalnızca kısa vadeli faiz kararlarına ilişkin sinyaller değil, Warsh yönetimindeki Fed'in para politikası anlayışı ve piyasalarla kuracağı iletişimin çerçevesi de izlenecek. Son PCE verilerinin enflasyon baskısının sürdüğüne işaret etmesi ise Fed'in faiz patikasına ilişkin beklentileri daha da kritik hale getirdi. Warsh, Jackson Hole'a ilk kez Fed Başkanı olarak katılıyor Kansas City Fed tarafından düzenlenen Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu öncesinde piyasalardaki beklenti, Kevin Warsh'ın vereceği mesajlara yoğunlaştı. Isio Investment Management CIO'su Ajith Nair, yatırımcıların doğal olarak faiz görünümünü takip edeceğini ancak bu yılki toplantının en önemli başlığının Warsh'ın Jackson Hole'a ilk kez Fed Başkanı sıfatıyla katılması olduğunu ifade etti. Nair'e göre Warsh'ın konuşması, Fed'in önümüzdeki dönemdeki vizyonu ve merkez bankasının finansal piyasalarla iletişiminde benimseyeceği yaklaşım konusunda önemli işaretler verebilir. Fed'in yeni iletişim anlayışı da masada Warsh döneminde piyasalarda öne çıkan değerlendirmelerden biri, Fed'in ekonomik tahminler ve politika projeksiyonları üzerinden yapılan yönlendirmeye daha az bağımlı bir iletişim modeli benimseyebileceği yönünde. Jackson Hole'daki konuşmanın, bu yaklaşımın kapsamına ilişkin daha net mesajlar vermesi bekleniyor. Bu nedenle yatırımcılar yalnızca bir sonraki faiz kararına ilişkin ipuçlarını değil, Fed'in uzun vadede piyasaları nasıl yönlendireceğini de takip edecek. Dolar endeksi 99,13 seviyesinde Sempozyum öncesinde döviz piyasalarında sınırlı hareketler yaşanıyor. Dolar endeksi, sekiz günlük zirvesinin ardından elde ettiği kazanımların bir bölümünü geri verse de 99,13 seviyesinde yatay seyrini sürdürüyor. Euro, dolar karşısında yüzde 0,05 değer kazanarak 1,1655'e yükseldi. Sterlin ise yüzde 0,05 düşüşle 1,3586 dolar seviyesine geriledi. Avustralya doları da yüzde 0,18 artışla 0,718 dolara çıktı. PCE enflasyonu beklentilerin üzerinde geldi Fed'in para politikası beklentilerini etkileyen son önemli gelişme, ABD'de açıklanan kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi oldu. Temmuz ayında yıllık PCE enflasyonu yüzde 3,7 ile bir önceki aya göre değişmezken, yüzde 3,6 seviyesindeki piyasa beklentisinin üzerine çıktı. Aylık artış ise yüzde 0,2 olarak gerçekleşti. Piyasalarda aylık bazdaki beklenti yüzde 0,1 düzeyindeydi. Veriler, enflasyonist baskıların Fed açısından tamamen ortadan kalkmadığına işaret ederken, faiz beklentilerinin de canlı kalmasına neden oldu. Faiz artışı beklentisi gündemde kalıyor Westpac ekonomisti Ryan Wells, açıklanan enflasyon verilerinin yıl sonuna kadar Fed'den faiz artırımı beklentisini desteklediğini belirtti. Wells'e göre piyasaların asıl odağı ise Kevin Warsh'ın Jackson Hole'da kullanacağı ton olacak. Danske Bank analisti Jesper Fjarstedt de çekirdek PCE enflasyonunun yıllık yüzde 3,3 seviyesinde kalmasının ve “supercore” enflasyondaki yeniden hızlanmanın, Warsh üzerinde daha şahin mesaj verme baskısı oluşturduğunu ifade etti. Buna karşın Fjarstedt, Fed Başkanı'nın Jackson Hole konuşmasında belirgin ve doğrudan bir politika taahhüdünde bulunmaktan kaçınmasının daha olası olduğunu değerlendirdi. Japonya'da faiz artışı olasılığı yüzde 86 Asya piyasalarında da merkez bankalarının para politikası adımları yakından takip ediliyor. Japon yeni dolar karşısında 159,30 seviyesinde yatay hareket ederken, Japonya Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Ryozo Himino, zamanında yapılacak faiz artırımlarının ilerleyen dönemde daha sert bir parasal sıkılaşma ihtiyacını azaltabileceğini söyledi. Himino, eylül ayındaki toplantıya ilişkin açık bir yönlendirme yapmazken, Totan Tanshi verilerine göre piyasalar BOJ'un gelecek ay faiz artırma ihtimalini yüzde 86 olarak fiyatlıyor. Güney Kore'den ikinci faiz artırımı Güney Kore Merkez Bankası'nın politika faizini 25 baz puan yükselterek yüzde 3'e çıkarmasının ardından Güney Kore wonu dolar karşısında yüzde 0,39 değer kazandı. Söz konusu karar, merkez bankasının art arda gerçekleştirdiği ikinci faiz artırımı olarak kayıtlara geçti. ABD tahvil faizleri yüksek seviyesini koruyor ABD tahvil piyasasında da Fed'in daha sıkı bir politika izleyebileceği beklentisi etkisini sürdürüyor. 10 yıllık ABD Hazine tahvili faizi yüzde 4,652 civarında işlem görürken, 30 yıllık tahvil faizinde yüzde 5,171 seviyesi öne çıkıyor. Küresel piyasaların gözü şimdi Jackson Hole'da Kevin Warsh'ın yapacağı konuşmaya çevrilmiş durumda. Warsh'ın enflasyon görünümü, faizlerin gelecekte izleyeceği rota ve Fed'in yeni iletişim stratejisine ilişkin vereceği mesajların, önümüzdeki dönemde piyasalardaki fiyatlamalar üzerinde belirleyici olması bekleniyor.

Jeopolitik riskler azalırken ekonomik belirsizlikler sürüyor Haber

Jeopolitik riskler azalırken ekonomik belirsizlikler sürüyor

Küresel piyasalar yeni haftaya karışık bir görünümle başladı. ABD ile İran arasında diplomatik temasların yeniden başlayacağı yönündeki açıklamalar, jeopolitik tansiyonun düşeceği beklentisini güçlendirirken, yatırımcıların odağı ekonomik veriler ve merkez bankalarının para politikalarına çevrildi. Orta Doğu'da uzlaşı beklentisi piyasaları rahatlattı ABD Başkanı Donald Trump, İran ile müzakerelerin yeniden başlayacağını ve taraflar arasında anlaşma sağlanabileceği konusunda iyimser olduğunu açıkladı. Trump ayrıca Hürmüz Boğazı'nın yeniden tam kapasiteyle açık kalması ve İran'ın nükleer programına ilişkin uzlaşının yakın olduğunu ifade etti. Bu açıklamalar jeopolitik risk algısını azaltırken, petrol fiyatlarında da gerilemeye neden oldu. Ancak yüksek tahvil faizleri ve küresel büyümeye ilişkin belirsizlikler piyasalardaki iyimserliği sınırlıyor. ABD verileri Fed beklentilerini değiştirdi ABD'de enflasyonun yavaşlaması ve büyüme verilerinin beklentilerin altında kalması, Fed'in agresif faiz artırımlarına devam edeceği yönündeki beklentileri zayıflattı. Piyasalarda yıl sonuna kadar tek bir faiz artışı öngörülürken, yatırımcılar bu hafta açıklanacak tarım dışı istihdam verisini yakından takip edecek. Asya borsalarında çip baskısı Çin'in yapay zeka ve yarı iletken teknolojilerindeki yatırımları sektör genelinde rekabet ve kârlılık endişelerini artırırken, teknoloji hisselerindeki satış baskısı yeni haftada da devam etti. Güney Kore'de SK Hynix ve Samsung Electronics hisselerinde sert kayıplar yaşanırken, Japonya ve Çin'de açıklanan ekonomik veriler de piyasalara destek vermedi. Kapanışa yakın işlemlerde; Japonya Nikkei 225 Endeksi yüzde 1,2,Güney Kore Kospi Endeksi yüzde 5,4,Çin Şanghay Bileşik Endeksi yüzde 0,7 gerilerken,Hong Kong Hang Seng Endeksi yatay seyir izledi.Tahvil faizleri gerilerken petrol düştü ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,70'e, 30 yıllık tahvil faizi ise yüzde 5,24 seviyesine geriledi. Dolar endeksi 99,7 seviyesinde dengelenirken, ons altın faiz artışı beklentilerinin zayıflamasıyla yükselişini sürdürdü. Brent petrolün varil fiyatı ise arz endişelerinin azalmasının etkisiyle yüzde 5'in üzerinde değer kaybederek 83,4 dolar seviyesine geriledi. Avrupa'da gözler ekonomik verilere çevrildi Avrupa piyasalarında da Orta Doğu'daki gerilimin azalması olumlu karşılandı. Bu hafta açıklanacak üretici enflasyonu ve PMI verilerinin Avrupa ekonomisinin büyüme görünümüne ilişkin önemli sinyaller vermesi bekleniyor. Para piyasalarında Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) eylül ayında faiz artırma olasılığı yüksek fiyatlanmaya devam ediyor. Yurt içinde enflasyon verisi öne çıkıyor Yurt içinde yatırımcıların odağında temmuz ayı enflasyon rakamları bulunuyor. Ekonomistlerin beklentisi, Tüketici Fiyat Endeksi'nin (TÜFE) temmuz ayında yüzde 1,82 artacağı yönünde. Analistler, BIST 100 Endeksi'nde 13.300 ve 13.200 puanı destek, 13.600 ve 13.700 puanı ise direnç seviyeleri olarak değerlendiriyor.

Euro/dolar paritesi ihracatçının kârlılığını zorluyor Haber

Euro/dolar paritesi ihracatçının kârlılığını zorluyor

Uzmanlar, şirketlerin parite riskini finansal yapıları ve nakit akışlarına uygun yöntemlerle yönetmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Fed'in mesajları doları güçlendirdi Fed'in haziran ayında politika faizini sabit tutmasına rağmen enflasyonla mücadelede sıkı duruşunu koruyacağı mesajını vermesi, doların küresel piyasalarda değer kazanmasına neden oldu. Haziran ortasında 1,16 seviyelerinde bulunan Euro/dolar paritesi, ay sonunda 1,1340 seviyesine kadar gerileyerek yaklaşık son bir yılın en düşük düzeylerini gördü. Temmuz ayında ABD'de açıklanan beklentilerin altındaki istihdam verileri ise faiz artışı beklentilerini zayıflattı. Bunun etkisiyle Euro/dolar paritesi yeniden 1,14 seviyesinin üzerine çıkarken, dolar endeksi de 101 seviyesinin altına geriledi. Parite ihracatçıyı nasıl etkiliyor? Paritedeki gerileme en çok, satış gelirlerini Euro ile elde ederken hammadde, enerji, ara malı ve finansman giderlerini dolar üzerinden karşılayan şirketleri etkiliyor. Örneğin, 1 milyon Euro ihracat geliri elde eden bir şirket, paritenin 1,16 olduğu dönemde yaklaşık 1 milyon 160 bin dolar karşılığı gelir elde ederken, paritenin 1,14'e gerilemesiyle aynı satıştan elde ettiği dolar karşılığı gelir 20 bin dolar azalıyor. Dolar cinsinden maliyetlerin değişmediği durumda bu fark doğrudan kâr marjını aşağı çekiyor. Buna karşılık maliyetleri de büyük ölçüde Euro olan, yerli girdi oranı yüksek bulunan veya kur riskini finansal araçlarla yöneten şirketlerde paritenin etkisi daha sınırlı kalabiliyor. Parite riskine karşı beş öneri Uzmanlar, ihracatçıların yalnızca kur hareketlerine odaklanmak yerine kapsamlı bir risk yönetimi uygulaması gerektiğini belirtiyor. Bu kapsamda öne çıkan öneriler şöyle sıralanıyor: Forward ve opsiyon işlemleriyle kur riskinin kademeli olarak yönetilmesi,Uzun vadeli sözleşmelere parite uyarlama maddeleri eklenmesi,Ticari koşulların uygun olduğu durumlarda çift para birimli fiyatlama yapılması,Gelir ve giderlerin mümkün olduğunca aynı para biriminde dengelenmesi,Tek pazara bağımlılığı azaltacak şekilde müşteri ve pazar çeşitliliğinin artırılması.Tedarik kararlarında yalnızca kur belirleyici olmamalı Uzmanlara göre güçlü dolar pozisyonuna sahip şirketler, Euro cinsinden tedarik seçeneklerini değerlendirebilir. Ancak tedarikçi seçiminde yalnızca parite avantajı değil; ürün kalitesi, teslim süresi, navlun, gümrük maliyetleri, ödeme koşulları ve tedarik güvenliği gibi unsurlar da birlikte analiz edilmeli. Gözler yeni verilere çevrildi Piyasalarda Euro/dolar paritesinin yönünü önümüzdeki dönemde ABD enflasyonu, istihdam verileri, Fed yetkililerinin açıklamaları ve enerji fiyatlarının seyri belirleyecek. Uzmanlar, şirketlerin kısa vadeli kur hareketlerine göre karar almak yerine, uzun vadeli risk yönetimi stratejileri oluşturmasının finansal sürdürülebilirlik açısından daha sağlıklı olacağı görüşünde.

Fed faizleri sabit tuttu Haber

Fed faizleri sabit tuttu

Fed, bu yıl üst üste dördüncü toplantısında da faiz oranlarında değişikliğe gitmedi. Karar, Fed Başkanlığı görevini Jerome Powell'dan devralan Kevin Warsh'ın başkanlık ettiği ilk Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında alındı. Piyasaların yakından takip ettiği toplantı sonrası yapılan açıklamalarda, enflasyonla mücadele vurgusu öne çıktı. Enflasyon hedefinin üzerinde seyrediyor Fed Başkanı Kevin Warsh, enflasyonun uzun süredir bankanın yüzde 2'lik hedefinin üzerinde kaldığını belirterek fiyat istikrarını sağlamaya kararlı olduklarını söyledi. "Bu Komite fiyat istikrarını sağlayacak" diyen Warsh, Fed'in bu konuda hem gerekli araçlara hem de kararlılığa sahip olduğunu vurguladı. Büyüme beklentisi düştü Fed üyeleri, 2026 yılına ilişkin büyüme beklentisini yüzde 2,4'ten yüzde 2,2'ye indirirken, çekirdek enflasyon tahminini yüzde 2,7'den yüzde 3,6'ya yükseltti. İşsizlik beklentisi ise yüzde 4,4'ten yüzde 4,3'e çekildi. 2027 yılı için çekirdek enflasyon beklentisi yüzde 2,3'e yükselirken, büyüme beklentisi yüzde 2,3 seviyesinde korundu. Faiz indirimi sinyalleri metinden çıkarıldı Warsh yönetimindeki ilk toplantının ardından yayımlanan karar metninde dikkat çeken değişiklikler yapıldı. Önceki dönemlerde yer alan ve gelecekte faiz indirimi ihtimaline işaret eden ifadeler metinden çıkarıldı. Fed, ekonomik faaliyetlerin Orta Doğu'daki jeopolitik risklere rağmen büyümeyi sürdürdüğünü belirtirken, fiyat istikrarının sağlanmasının öncelikli hedef olmaya devam ettiğini vurguladı. 2026 için faiz artışı ihtimali Fed'in güncellenen projeksiyonlarında federal fon oranı tahminlerinin yukarı yönlü revize edilmesi dikkat çekti. Banka, yıl sonu faiz beklentisini yüzde 3,4'ten yüzde 3,8'e yükseltti. Bu değişiklik, piyasalarda Fed'in 2026 yılında faiz artırımı seçeneğini masada tuttuğu şeklinde yorumlandı. Warsh, faiz artırımı ihtimaline ilişkin soruya ise "Bu masanın etrafındaki 19 kişiden hiçbiri tarafından dile getirilmedi. Altı hafta sonra tekrar toplanacağız ve konuyu yeniden değerlendireceğiz" yanıtını verdi. Fed'de yeni dönem Yeni başkan Warsh, Fed'in iletişim politikası, bilanço yönetimi, veri kullanımı, verimlilik ve istihdam ile enflasyon çerçevesi başlıklarında beş ayrı çalışma grubu kurulacağını açıkladı. Warsh, bu ekiplerin mevcut uygulamaları gözden geçirerek politika yapıcılara öneriler sunacağını ve çalışmaların büyük bölümünün yıl sonuna kadar tamamlanmasının hedeflendiğini söyledi.

Ateşkes belirsizliğiyle altın piyasası yatay seyrediyor Haber

Ateşkes belirsizliğiyle altın piyasası yatay seyrediyor

Altın fiyatları, ABD ile İran arasındaki ateşkes görüşmelerinin seyrine yönelik belirsizlik nedeniyle perşembe günü yatay bir görünüm sergiledi. Yatırımcıların odağında ayrıca gün içinde açıklanacak kritik ABD enflasyon verileri yer aldı. Spot altın, ons başına 4 bin 720 dolarda sınırlı değişim gösterdi. ABD’de haziran vadeli altın kontratları ise yüzde 0,8 düşüşle 4 bin 736,50 dolara geriledi. Gram altın ne kadar? Gram altın fiyatları yeni güne 6 bin 756 lira seviyesinde başladı. GoldSilver Central Genel Müdürü Brian Lan, altının kısa vadede net bir yön arayışında olmadığını belirterek, “Ateşkes sonrası gelişmelere dair spekülasyonlar sürüyor. Altın şu an için belirgin bir hareket sinyali vermiyor” dedi. Lan, fiyatların yakın vadede 4 bin 607 ile 4 bin 860 dolar aralığında konsolide olmasını beklediğini ifade etti. Jeopolitik riskler piyasaları baskılıyor Çarşamba günü İsrail’in Lübnan’a yönelik bugüne kadarki en yoğun saldırılarını gerçekleştirmesi ve yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesi, bölgede tansiyonu yeniden yükseltti. İran’dan gelen misilleme tehdidi ise risk iştahını baskıladı. Öte yandan petrol fiyatları, Ortadoğu’daki arzın ateşkese rağmen tam olarak toparlanamayabileceğine yönelik endişelerle yükseldi. Altında savaş sonrası sert geri çekilme Spot altın, 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından yüzde 10’dan fazla değer kaybetti. Artan enerji fiyatlarının enflasyon baskısını güçlendirmesi, piyasaların faiz beklentilerini yeniden şekillendirmesine neden oldu. Faiz getirisi bulunmayan altın, genellikle düşük faiz ortamlarında daha güçlü performans gösteriyor. FED mesajları ve veri gündemi belirleyici olacak ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 17-18 Mart tarihli toplantı tutanakları, enflasyonun yüzde 2 hedefinin üzerinde kalmaya devam etmesi nedeniyle daha fazla faiz artışı ihtimalinin güç kazandığını ortaya koydu. Özellikle İran savaşı kaynaklı enflasyon baskısı bu beklentiyi destekledi. Piyasalar şimdi ABD’de açıklanacak şubat ayı Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) verisi ile cuma günü yayımlanacak mart ayı enflasyon verilerine odaklanmış durumda. Bu verilerin, Fed’in para politikası patikasına dair yeni ipuçları sunması bekleniyor. Standard Chartered tarafından yayımlanan notta ise kısa vadeli dalgalanmalara rağmen, artan jeopolitik riskler nedeniyle altının önümüzdeki aylarda yeniden yükseliş trendine girebileceği öngörüldü. Diğer değerli metallerde düşüş Diğer değerli metallerde ise satış baskısı öne çıktı. Spot gümüş yüzde 0,5 düşüşle ons başına 73,71 dolara, platin yüzde 0,6 kayıpla 2.017,26 dolara ve paladyum yüzde 0,4 gerileyerek 1.549,18 dolara indi.

JPMorgan Türkiye için faiz beklentisini yükseltti Haber

JPMorgan Türkiye için faiz beklentisini yükseltti

JPMorgan, Türkiye ekonomisine yönelik yayımladığı raporda, enerji fiyatlarındaki yükselişin oluşturduğu risklere dikkat çekerek faizlerdeki yüksek seyrin beklenenden daha uzun süre korunabileceği öngörüsünde bulundu. Raporda Türkiye’de yıllık enflasyonun mart ayında yüzde 30,87’ye gerilediği hatırlatılırken, yıl sonu enflasyon beklentisi enerji fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle daha önce yüzde 26,4 olan seviyesinde yüzde 28’e yükseltildi. Faiz beklentisi de yükseldi JPMorgan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın politika faizine ilişkin yıl sonu beklentisini yüzde 32’den yüzde 34’e çıkardı. Kısa vadede faiz artışı ihtimalinin de masada olduğu ifade edilerek, TCMB'nin 22 Nisan'da yapacağı PPK toplantısında politika faizini yüzde 37'den yüzde 40'a yükseltmesini bekledikleri belirtildi. Gecelik borç verme faizinin de yüzde 43’e çıkması beklenirken, temmuzda faiz indirimlerinin yeniden başlayabileceği öngörüldü. Faiz indirimlerinde yıl sonuna dek 100'er baz puanlık 3 adım beklendiği belirtildi. Elektrik ve doğalgaza zam beklentisi Raporda, elektrik ve doğalgaz fiyatlarında artış öngörülürken, bu kalemlerde yıllık enflasyonun yüzde 39 seviyesine ulaşabileceği tahmin edildi. JPMorgan’a göre enerji fiyatları kaynaklı enflasyon baskısı devam ettiği sürece, para politikasında sıkı duruş korunacak. Bu da Türkiye’de faizlerin beklenenden daha uzun süre yüksek kalacağı anlamına geliyor.

Devlet Bahçeli: İç ve dış borç artışı felaketin diğer adıdır Haber

Devlet Bahçeli: İç ve dış borç artışı felaketin diğer adıdır

Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gündemdeki konuları değerlendirdi. Bahçeli'nin gündeminde ekonomi de vardı Bahçeli, 'faiz artışı' ile ilgili çarpıcı mesajlar verirken "Faiz artışı yatırımı caydıran, üretim çarkına çomak sokan, kredi ihtiyacını pahalandıran politik bir tercihtir. Ancak alınması gereken kısa dönemli ve bazen de can yakan tedbirler vardır. Parlak geleceğimiz için bugünkü külfete katlanmak kaçınılmazdır" ifadelerini kullandı. Bahçeli ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde "Açık veren bütçenin ilk sancılı sonucu iç borç artışıdır. Daralan ve durgunluk politikasına mahkûm olan bir ekonomide iç ve dış borç artışı felaketin diğer adıdır" sözleriyle de dikkat çekti. "Felaketin diğer adıdır" Güven ortamını kalıcı ve kurumsal hale getirmek müşterek vazifemizdir. MHP yeni kabinenin ekonomi politikalarına ve enflasyonla mücadele kararlılığına güvenmektedir. Ekonomi politikaları bütünlük içinde eşgüdüm halinde uygulanıp piyasa şartlarıyla insan ve toplum huzurunu dengelediği sürece anlamlı ve başarılı olacaktır. Cari fazlayı temin etmek amacıyla iç tasarruf hacmimizi artırmanın yanı sıra yeni ihracat pazarlarını keşfetmemiz Türk markalarını dünyanın en ücra köşelerine taşımamız ülkemizin gücüne güç katacaktır. Bugün 27 ihracatçı sektörde faaliyet gösteren 115 bine yakın firmamız ihracat yapmaktadır. Türkiye'nin 2022'deki mal ihracatı 254,2 milyar dolar, hizmet ihracatı 90 milyar doları bulmuştur. Bu bir rekordur. Açık veren bütçenin ilk sancılı sonucu iç borç artışıdır. Daralan ve durgunluk politikasına mahkûm olan bir ekonomide iç ve dış borç artışı felaketin diğer adıdır. Birincisi hedeflenen büyümeyi sağlamak, ikincisi fiyat istikrarını ve adaletli vergi sistemini kurmak, üçüncüsü de alınan borçlarla hazineye gelir yaratacak üretken varlıklara yatırım yapmaktır. Türkiye ekonomisi 11 çeyrektir büyümektedir. Bizim görüşümüze göre ekonomik adalet, ekonomik özgürlük, ekonomik güvenlik taviz verilmemesi gereken ilkeler olmalıdır. "Faiz artışı politik bir tercihtir" Son günlerde politika faizinin arışı hususunda beklentileri yükseltmek amacıyla iç ve dış lobilerin son derece faal olduğu gözlemlenmektedir. MHP'nin faize karşı bakışı bellidir, değişme göstermemiştir. Teorik ve pratik uygulamada faiz artışı yatırımı caydıran, üretim çarkına çomak sokan, kredi ihtiyacını pahalandıran politik bir tercihtir. Ancak Türkiye'nin ekonomik istikrarı ve huzuru elde etmesi için de alınması gereken kısa dönemli ve bazen de can yakan tedbirler vardır. Parlak geleceğimiz için bugünkü külfete katlanmak kaçınılmaz hale gelmektedir. Batan gemiyi ilk terk eden, korkaklar ve korsanlardır. Batık gemiyi limana sağlam götürmekten bahseden Kılıçdaroğlu'nun baba-oğul arasındaki saltanat kavgasından nasıl çıkacağı da merak konusudur. Mensuplarının birbirine güvenmediği, inanmadığı, arkadan dolaşmanın, fitne yaymanın geçer akçe sayıldığı bir siyasi bünyenin çürüyüp kadavraya dönüşmesi kaçınılmaz bir gerçektir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.