SON DAKİKA
Hava Durumu

#Faiz Artırımı

Ekometre - Faiz Artırımı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Faiz Artırımı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Fed’in faiz artışı beklentisi zayıfladı Haber

Fed’in faiz artışı beklentisi zayıfladı

Dolar endeksi DXY, 99,294 seviyesine inerek haziran başından bu yana en düşük değerini gördü. ABD doları, ABD ekonomisine ilişkin son verilerin Fed’in faiz artırımı ihtimalini azaltmasıyla haftaya düşüşle başladı. Zayıf istihdam ve perakende satış verilerinin yanı sıra enflasyon göstergelerindeki ılımlı seyir, para piyasalarında Fed’in eylül ayında faiz artıracağı yönündeki fiyatlamayı aşağı çekti. DXY 10 haftanın en düşük seviyesinde Doların başlıca para birimleri karşısındaki performansını ölçen DXY endeksi, Avrupa işlemlerinin ilk bölümünde yüzde 0,3 gerileyerek 99,294 seviyesine indi. Böylece endeks, haziran başından bu yana en düşük seviyesini gördü. Doların zayıflamasına karşılık euro iki ayın zirvesi olan 1,1614 dolara, sterlin ise üç ayın en yüksek seviyesi olan 1,3571 dolara yükseldi. Euro/dolar paritesi de yüzde 0,25 artışla 1,15991 seviyesine çıktı. Fed’in eylül toplantısına ilişkin beklenti değişti Fed, temmuz toplantısında politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutarken karar üç üyenin faiz artışı yönündeki itirazına rağmen alındı. Fed Başkanı Kevin Warsh ise gelecekteki faiz kararlarına ilişkin net bir yönlendirme yapmak yerine ekonomik verilere odaklanılacağını vurguladı. Para piyasalarında Fed’in 16 Eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artırma ihtimali yüzde 31 seviyesine geriledi. Söz konusu oran, 7 Ağustos’ta açıklanan beklentilerin altında kalan tarım dışı istihdam verisi öncesinde yüzde 50’nin üzerindeydi. Piyasalarda yıl sonuna kadar toplam 21 baz puanlık faiz artışı fiyatlanıyor. Avrupa'da faiz artışı beklentisi daha güçlü ABD ile Avrupa arasındaki faiz beklentilerindeki ayrışma da dolar üzerindeki baskıyı artırıyor. Euro Bölgesi para piyasalarında Avrupa Merkez Bankasının eylül ayında 25 baz puanlık faiz artırımına gitme ihtimali yüzde 84 olarak fiyatlanırken, yıl sonuna kadar toplam 38 baz puanlık artış bekleniyor. İngiltere'de ise piyasalar, İngiltere Merkez Bankasının yıl sonuna kadar 25 baz puanlık faiz artırımını tamamen fiyatlamış durumda. Analistler: Dolar üzerindeki baskı sürebilir Commerzbank analisti Volkmar Baur, piyasaların Fed’in faiz artışı beklentilerini daha da azaltması halinde dolar üzerindeki baskının güçlenebileceğini belirtti. Banka, gelecek yıl Fed'den üç faiz indirimi bekliyor. MUFG analistleri Lee Hardman ve Derek Halpenny ise son ekonomik verilerin Fed’in faiz artırma ihtiyacının azaldığı yönünde güçlü bir sinyal verdiğini ifade etti. ING analisti Chris Turner da temmuz toplantısından bu yana gelen zayıf ekonomik aktivite verilerinin, Fed tutanakları kararın sanılandan daha çekişmeli geçtiğine işaret etse dahi piyasalarda güçlü faiz artışı beklentisinin yeniden oluşmasını zorlaştırabileceğini belirtti. Piyasaların gözü Fed tutanaklarında Yatırımcıların odağında bu hafta yayımlanacak Fed'in temmuz toplantısına ilişkin tutanaklar bulunuyor. Tutanakların, faiz kararının arka planına ve Fed üyelerinin önümüzdeki dönemdeki para politikasına ilişkin görüşlerine ışık tutması bekleniyor. Öte yandan Orta Doğu'daki jeopolitik belirsizlikler doların kayıplarını sınırlayabilecek önemli bir risk unsuru olarak öne çıkıyor. Gerilimin yeniden tırmanması halinde güvenli liman talebinin doları desteklemesi, petrol fiyatları ve tahvil getirileri üzerinde de yukarı yönlü baskı oluşturması bekleniyor.

Piyasaların gözü ABD istihdam verilerinde Haber

Piyasaların gözü ABD istihdam verilerinde

Veriler, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikasına ilişkin beklentileri şekillendirirken; dolar, altın, petrol ve borsa endekslerinde kısa vadeli yön üzerinde belirleyici olabilir. Yatırımcılar hafta sonunda açıklanacak tarım dışı istihdam verisini de yakından takip ediyor. Küresel piyasalarda yatırımcıların odağında bugün ABD'den gelecek istihdam verileri bulunuyor. Özellikle ADP özel sektör istihdam raporu, Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentilerin yeniden şekillenmesinde önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor. Piyasa uzmanları, istihdam piyasasının güçlü kalmaya devam etmesi halinde Fed'in sıkı para politikası duruşunu koruyabileceğini, zayıf verilerin ise faiz artışı beklentilerini azaltabileceğini değerlendiriyor. ADP istihdam verisi neden önemli? ABD'de özel sektör istihdamındaki değişimi gösteren ADP raporu, resmi tarım dışı istihdam verisi öncesinde piyasalara önemli ipuçları veriyor. Her ne kadar iki veri her zaman birebir örtüşmese de yatırımcılar, iş gücü piyasasının genel görünümünü değerlendirmek için ADP verisini yakından izliyor. Beklentilerin üzerinde gelecek bir veri, ABD ekonomisinin güçlü seyrini koruduğu algısını destekleyebilir. Beklentilerin altında kalacak bir veri ise ekonomide yavaşlama sinyali olarak yorumlanabilir. Fed'in faiz kararı açısından kritik İstihdam piyasasının güçlü kalması, ücret artışları ve enflasyon üzerindeki baskının devam edebileceği beklentisini güçlendiriyor. Bu nedenle güçlü istihdam verileri, Fed'in faiz indirimlerini ertelemesi veya gerektiğinde yeniden faiz artırımı seçeneğini masada tutması yönünde fiyatlamalara neden olabilir. Zayıf istihdam verileri ise para politikasında daha güvercin bir yaklaşım beklentisini artırabilir. Dolar, altın ve petrol nasıl etkilenebilir? Analistlere göre açıklanacak veriler yalnızca ABD piyasalarını değil, küresel finans piyasalarını da doğrudan etkileyebilir. Güçlü istihdam verisi doların değer kazanmasına neden olabilir.Doların güçlenmesi altın fiyatları üzerinde baskı oluşturabilir.ABD tahvil faizlerinde yukarı yönlü hareket görülebilir.Petrol ve gelişmekte olan ülke piyasalarında dalgalanma yaşanabilir. Beklentilerin altında gelecek veriler ise bunun tam tersi yönde fiyatlamalara neden olabilir. Gözler cuma günkü tarım dışı istihdam verisinde Bugünkü ADP raporunun ardından piyasalar, haftanın en önemli ekonomik verilerinden biri olan ABD tarım dışı istihdam rakamlarını beklemeye başlayacak. Tarım dışı istihdam, işsizlik oranı ve saatlik kazanç verileri, Fed'in önümüzdeki dönemde izleyeceği para politikasına ilişkin en önemli göstergeler arasında yer alıyor. Küresel piyasalarda volatilite artabilir Ekonomistler, ABD'den gelecek istihdam verilerinin ardından küresel piyasalarda volatilitenin artabileceğine dikkat çekiyor. Yatırımcıların açıklanacak rakamların yanı sıra Fed yetkililerinden gelecek olası açıklamaları da yakından izlemesi bekleniyor. Verilerin, önümüzdeki haftalarda küresel piyasalarda fiyatlamaların yönünü belirleyen en önemli başlıklardan biri olacağı değerlendiriliyor.

Petrol şoku Fed'i zorluyor Haber

Petrol şoku Fed'i zorluyor

Ortadoğu'da tırmanan gerilim petrolü 100 doların üzerine taşıdı. İran merkezli jeopolitik gerilimin yeniden tırmanmasıyla birlikte küresel enerji piyasalarında sert fiyat hareketleri yaşanıyor. Brent petrolün varil fiyatının 100 dolar seviyesini aşması, yalnızca enerji maliyetlerini değil, küresel enflasyon beklentilerini de yukarı çekti. Bu gelişme, gözlerin yeniden ABD Merkez Bankası'nın (Fed) gelecek haftaki faiz kararına çevrilmesine neden oldu. Piyasalarda son bir haftada yaşanan fiyatlamalar, Fed'in politika faizini artırabileceği beklentisinin hızla güçlendiğini ortaya koyuyor. Financial Times'ın aktardığı ve CME Group vadeli işlem verilerine dayandırdığı hesaplamalara göre, yatırımcıların Fed'in toplantısında 25 baz puanlık faiz artışı ihtimaline verdiği olasılık kısa sürede yaklaşık üç kat yükseldi. Bu değişim, yalnızca ABD ekonomisini değil, küresel sermaye hareketlerini de etkileyebilecek yeni bir sürecin habercisi olarak değerlendiriliyor. Petrol fiyatları neden kritik? Petrol fiyatlarındaki yükseliş, üretimden taşımacılığa kadar hemen her sektörde maliyet baskısını artırıyor. Enerji maliyetlerindeki artışın tüketici fiyatlarına yansıması ise enflasyonun yeniden hız kazanması riskini doğuruyor. Fed'in temel görevi fiyat istikrarını sağlamak olduğu için enerji kaynaklı enflasyon baskısı, faiz artırımı ihtimalini güçlendiren en önemli unsurlar arasında gösteriliyor. Brent petrolün son Fed toplantısından bu yana yaklaşık yüzde 25 yükselmiş olması da piyasalarda bu beklentiyi destekleyen gelişmelerden biri olarak öne çıkıyor. Piyasalar neden fikir değiştirdi? Temmuz ayı başında beklentilerin altında kalan ABD enflasyon verileri sonrasında piyasalar faiz artışı ihtimalini oldukça düşük görüyordu. Ancak petrol fiyatlarındaki sert yükseliş tabloyu değiştirdi. Uluslararası yatırım kuruluşlarının ekonomistleri, enerji fiyatlarındaki artışın kalıcı hale gelmesi durumunda Fed'in enflasyonla mücadelede daha agresif davranmak zorunda kalabileceğini belirtiyor. Bank of America ve PGIM gibi büyük finans kuruluşlarının ekonomistleri de faiz artırımının artık masadaki güçlü seçeneklerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Fed içinde şahin kanat güçleniyor Fed içerisinde enflasyona karşı daha sert adımlar atılmasını savunan üyelerin sayısının arttığı değerlendiriliyor. Dallas Fed Başkanı Lorie Logan ile Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack'ın enflasyonla mücadelede daha fazla beklenmemesi gerektiği yönündeki açıklamaları, piyasalarda "şahin" duruşun güç kazandığı şeklinde yorumlanıyor. Buna karşın bazı üyeler, enflasyonun yaz aylarındaki seyrinin görülmesi için eylül ayına kadar beklenmesini savunuyor. Bu nedenle faiz kararının son ana kadar belirsizliğini koruması bekleniyor. Sadece petrol değil, tarifeler ve yapay zekâ yatırımları da baskı oluşturuyor Ekonomistler, enflasyon riskinin yalnızca enerji fiyatlarından kaynaklanmadığını vurguluyor. ABD'nin uyguladığı gümrük tarifeleri, çip ve teknoloji yatırımlarında hızlanan yapay zekâ harcamaları ile hizmet sektöründeki yüksek fiyat artışlarının da enflasyonu yukarıda tutmaya devam ettiği belirtiliyor. Bu nedenle Fed'in önümüzdeki dönemde yalnızca petrol fiyatlarına değil, ekonominin genel enflasyon görünümüne odaklanacağı ifade ediliyor. Türkiye açısından ne anlama geliyor? Fed'in faiz artırması halinde küresel dolar faizleri yükselmeye devam edecek. Bu durum gelişmekte olan ülkeler açısından finansman koşullarını zorlaştırabilecek önemli bir risk olarak görülüyor. Türkiye açısından ise olası etkiler şu başlıklarda öne çıkıyor: Dış borçlanma maliyetleri artabilir.Küresel fonların gelişmekte olan ülkelerden çıkışı hızlanabilir. Döviz kuru üzerinde yukarı yönlü baskı oluşabilir. Yabancı yatırım girişleri yavaşlayabilir. Şirketlerin ve bankaların dış finansmana erişim maliyetleri yükselebilir. Ekonomistler, Fed'in alacağı kararın yalnızca ABD ekonomisini değil, küresel finansal dengeleri de etkileyeceğini belirtiyor. Özellikle enerji fiyatlarının yüksek seyretmeye devam etmesi halinde, para politikalarında yeniden sıkılaşma sürecinin güç kazanabileceği ve bunun Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ekonomiler üzerinde yakından hissedileceği değerlendiriliyor.

Altında sert düşüş Haber

Altında sert düşüş

Değerli metal, son yılların en sert aylık ve çeyreklik kayıplarından birine hazırlanıyor. Orta Doğu'da jeopolitik gerilimin hafiflemesi ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) enflasyonla mücadele kapsamında faiz artırımlarını sürdüreceği beklentisinin güçlenmesi, altın fiyatlarında sert satışlara neden oldu. Değerli metal, Ekim 2008'den bu yana en sert aylık düşüşüne hazırlanıyor. Spot altının ons fiyatı salı günü yüzde 1,5 düşüşle 3.956,92 dolara geriledi. Böylece aylık kayıp yüzde 12,7'ye ulaşırken, fiyatların bu seviyelerde kalması halinde altın üst üste dördüncü ayını da değer kaybıyla tamamlayacak. ABD'de işlem gören ağustos vadeli altın kontratları ise yüzde 1,7 gerileyerek 3.969,30 dolara indi. Son yılların en sert çeyreklik kaybı Altının, İran savaşı sırasında yükselen enerji fiyatlarının enflasyon baskısını artırması ve bunun faiz artırımı beklentilerini güçlendirmesi nedeniyle, 2024'ten bu yana ilk, 2013'ün ikinci çeyreğinden bu yana ise en sert çeyreklik düşüşünü yaşaması bekleniyor. Bloomberg HT'nin aktardığına göre Marex Analisti Edward Meir, yüksek enflasyon, güçlü dolar ve yüksek faiz beklentilerinin, normal şartlarda altını destekleyen unsurların önüne geçtiğini belirtti. Enflasyona karşı güvenli liman olarak görülen altın, faiz getirisi sağlamayan bir yatırım aracı olması nedeniyle yüksek faiz ortamında yatırımcıların ilgisini kaybediyor. Piyasaların odağında Fed var Piyasalarda, Fed'in yıl içinde üç kez faiz artıracağı beklentisi güç kazanırken, CME FedWatch verilerine göre eylül ayında faiz artırımı ihtimali yaklaşık yüzde 64 seviyesinde fiyatlanıyor. Yatırımcılar, Fed'in para politikasına ilişkin yeni sinyaller almak amacıyla bu hafta açıklanacak haziran ayı ADP özel sektör istihdamı ve tarım dışı istihdam verilerini yakından takip ediyor. Güçlü dolar altını baskılıyor ABD dolarının üst üste ikinci ayı da yükselişle tamamlamaya hazırlanması, altını diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından daha pahalı hale getirerek talebi baskılıyor. Petrolde de sert düşüş beklentisi Petrol fiyatları da yatırımcıların İran-ABD görüşmelerine ilişkin gelişmeleri izlemesiyle birlikte 2020'den bu yana en sert çeyreklik düşüşüne hazırlanıyor. İran yönetimi henüz resmi bir görüşme planı bulunmadığını açıklasa da piyasalar diplomatik gelişmeleri yakından takip ediyor. Altın için yeni hedef aralığı Marex Analisti Edward Meir, yılın ikinci yarısında altının ons fiyatının 3.500-4.400 dolar bandında işlem görebileceğini öngördü. Diğer değerli metallerde ise satış baskısı devam etti. Spot gümüş yüzde 2, platin yüzde 1,1 ve paladyum yüzde 0,4 değer kaybetti. Üç metalin de hem aylık hem de çeyreklik dönemi kayıpla tamamlaması bekleniyor.

Altın 4.200 doları aşmakta zorlandı Haber

Altın 4.200 doları aşmakta zorlandı

Ancak gün içinde yükselişini hızlandıran ons altın, 4.200 dolar seviyesinin üzerinde kalıcı olmayı başaramadı. Ons altın zirveden geri döndü Spot altının ons fiyatı gün içinde 4.220,74 doları test ettikten sonra kazançlarının bir bölümünü geri verdi. Ons altın işlemlerde yüzde 0,95 primle 4.194,90 dolar seviyesinde dengelendi. Yurt içinde ise gram altın yüzde 0,9 yükselişle 6.261,15 TL'den işlem gördü. Kapalıçarşı'da yükseliş sürdü Kapalıçarşı'da gram altın günü yüzde 0,31 artışla 6.329,48 TL'den tamamlarken, Cumhuriyet altını yüzde 0,45 değer kazanarak 42.605 TL'ye yükseldi. Petrol fiyatları altını destekliyor Saxo Bank Emtia Stratejisti Ole Hansen, kısa vadede enerji fiyatlarının değerli metaller üzerinde belirleyici olmaya devam edeceğini belirtti. Hansen'e göre ABD ile İran arasında İsviçre'de devam eden görüşmelerin piyasaya ilave petrol arzı beklentisini artırması, petrol fiyatlarını baskılarken altın fiyatlarına destek sağlıyor. Bankalardan farklı altın senaryoları Bank of America, ons altının 6.000 dolara ulaşmasının mevcut piyasa koşullarında zor olduğunu değerlendirirken, bu seviyenin görülebilmesi için faiz artırımı beklentilerinin tamamen ortadan kalkması gerektiğini belirtti. Morgan Stanley ise yıl sonuna yönelik 5.200 dolar/ons hedefini korurken, bu seviyeye ulaşılabilmesi için altın ETF'lerine güçlü fon girişlerinin yeniden başlamasının kritik önemde olduğunu vurguladı.

Altın fiyatları haftaya yükselişle başladı Haber

Altın fiyatları haftaya yükselişle başladı

Petrol fiyatlarındaki gerileme de değerli metaller üzerindeki baskının azalmasına katkı sağladı. Altın fiyatları toparlandı Spot altın yüzde 0,9 yükselişle ons başına 4.197 dolara çıktı. Geçtiğimiz hafta 11 Haziran'dan bu yana en düşük seviyesini gören altın, böylece kayıplarının bir bölümünü geri aldı. ABD'de işlem gören ağustos vadeli altın kontratları ise yüzde 0,7 düşüşle 4.215 dolar seviyesinde işlem gördü. Gram Altın 6.300 TL'yi Aştı Yurt içinde gram altın fiyatı da yükseliş eğilimini sürdürdü. Gram altın yüzde 1'e yakın değer kazanarak 6.300 TL seviyesinin üzerine çıktı. Gün içerisinde en düşük 6.175 TL seviyesi görüldü. ABD-İran görüşmeleri etkili oldu İsviçre'de gerçekleştirilen ABD-İran görüşmelerinin ilk turunun ardından taraflardan olumlu mesajlar geldi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini açıkladı. Arabulucu ülkeler Katar ve Pakistan'ın ortak açıklamasında ise tarafların 60 gün içerisinde nihai bir anlaşmaya ulaşmayı hedefleyen yol haritası üzerinde uzlaştığı belirtildi. Fed belirsizliği sürüyor Altın fiyatlarındaki yükselişe rağmen ABD Merkez Bankası'nın faiz politikası piyasaların odağında kalmaya devam ediyor. Fed Başkanı Kevin Warsh'ın enflasyona yönelik açıklamaları ve faiz artırımı ihtimalini dışlamaması, yatırımcıların yeni faiz artışlarını fiyatlamasına neden oldu. CME FedWatch verilerine göre piyasalar, aralık ayında faiz artırımı olasılığını yüzde 89 seviyesinde fiyatlıyor. Diğer değerli metallerde yükseliş Diğer değerli metallerde de yükseliş görüldü. Spot gümüş yüzde 1,8 artışla 66,10 dolara, platin yüzde 0,2 yükselişle 1.667 dolara çıktı. Paladyum ise yüzde 1 değer kazanarak 1.270 dolar seviyesine ulaştı.

Trump'tan Fed'e mesaj "Artırmak değil, düşürmek gerek" Haber

Trump'tan Fed'e mesaj "Artırmak değil, düşürmek gerek"

ABD Başkanı Donald Trump, beklentilerin üzerinde gelen istihdam verilerinin ardından oluşan faiz artırımı beklentilerine karşı çıkarak, Federal Rezerv'in faizleri yükseltmek yerine düşürmesi gerektiğini söyledi. Trump, ekonominin iyi performans gösterdiği bir dönemde faizlerin yükseltilmesinin yanlış olacağını savundu. NBC televizyonunda yayımlanan bir programda konuşan Trump, güçlü ekonomik verilerin artık piyasalar tarafından olumlu değil, faiz artırımı endişesi nedeniyle olumsuz karşılandığını belirtti. Faiz oranlarını yükseltmek için herhangi bir neden görmediğini ifade eden Trump, mevcut ekonomik koşullarda faiz indiriminin daha doğru bir adım olacağını savundu. Trump'ın açıklamaları, 16-17 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek Federal Açık Piyasa Komitesi toplantısına ilk kez başkanlık etmeye hazırlanan Fed Başkanı Kevin Warsh üzerindeki baskıyı artırdı. Warsh'a büyük saygı duyduğunu belirten Trump, ekonominin güçlü seyrettiği dönemlerde faiz artırılarak büyümenin cezalandırılmaması gerektiğini söyledi. Trump, "Ülke iyi gidiyorsa bunun karşılığı faiz artırımı olmamalı" mesajı verdi. ABD ekonomisinin karşı karşıya olduğu borç yüküne ve kamu harcamalarına da değinen Trump, özellikle savunma alanında yatırımların artırılması gerektiğini vurguladı. Faiz oranlarının yükselmesinin bu hedefleri daha maliyetli hale getireceğini ifade etti. Öte yandan ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu tarafından açıklanan verilere göre tarım dışı istihdam mayıs ayında 172 bin kişi arttı. Beklentilerin üzerinde gelen veri, piyasalarda Fed'in yıl içinde faiz artırabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi. ABD'de işsizlik oranı ise yüzde 4,3 seviyesinde sabit kaldı. Güçlü istihdam verilerinin ardından ABD tahvil faizleri yükselirken, yatırımcılar Fed'in para politikasına ilişkin yeni sinyalleri yakından izlemeye devam ediyor.

FED tutanaklarında yeni faiz artışı sinyali Haber

FED tutanaklarında yeni faiz artışı sinyali

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yayımladığı Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) tutanaklarında, politika faizinin yüzde 3,5-3,75 aralığında sabit tutulduğu toplantıda yetkililerin büyük bölümünün temkinli duruşunu koruduğu görüldü. Tutanaklarda, enflasyonun halen yüzde 2 hedefinin üzerinde seyrettiği, ekonomik aktivitenin ise güçlü kalmaya devam ettiği belirtildi. Buna karşın istihdam piyasasında büyümenin yavaşladığı ve işsizlik oranında belirgin bir değişim yaşanmadığı ifade edildi. Fed yetkilileri, özellikle enerji fiyatlarındaki yükseliş ve Orta Doğu’daki jeopolitik risklerin enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğine dikkat çekti. Bu nedenle faizlerin beklenenden daha uzun süre yüksek seviyelerde tutulabileceği vurgulandı. Tutanaklarda dikkat çeken en önemli mesaj ise bazı üyelerin, enflasyonun kalıcı şekilde yüksek seyretmesi halinde ilave sıkılaşmanın uygun olabileceğini değerlendirmesi oldu. Böylece Fed’in yeniden faiz artırımı ihtimalini masada tuttuğu görüldü. Öte yandan bazı üyeler, dezenflasyon sürecinin yeniden güç kazanması veya iş gücü piyasasında belirgin zayıflama görülmesi halinde yılın ilerleyen dönemlerinde faiz indiriminin mümkün olabileceğini belirtti. Fed yetkilileri ayrıca enerji fiyatlarının uzun süre yüksek kalmasının enflasyon beklentilerini bozabileceği ve para politikasında daha zor bir denge yaratabileceği uyarısında bulundu.

Enerji şoku faiz indirimini engelliyor Haber

Enerji şoku faiz indirimini engelliyor

Yıla faiz indirimi beklentisiyle giren piyasalarda ‘şahin’ politikaların devam edeceği beklentisi hakim olmaya başladı. Küresel piyasalar nisan ayına İran merkezli jeopolitik gerilimlerin gölgesinde girerken, tedarik endişeleriyle 115 dolar seviyelerine kadar tırmanan Brent petrol, yüksek enflasyonun kalıcı hale geleceği korkusunu tetikleyerek, para politikasının dizginlerini elinde tutan merkez bankalarının mevcut planlarını doğrudan etkiledi. Yaşanan bu ani enerji şoku, yıla faiz indirim döngüsü beklentisiyle giren majör merkez bankalarının nisan ayındaki toplantılarında planları değiştirdi. 29 Nisan’da toplanacak ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerini ertelemesi bekleniyor. Fed, kararını 30 Nisan’da açıklayacak. Avrupa Merkez Bankası’nın da (ECB) olası bir ‘faiz artırımı’ senaryosu dahi yeniden dillendirilmeye başlandı. İngiltere Merkez Bankası’na (BOE) yönelik faiz indirimi beklentileri ise yerini sabit tutma eğilimine bırakırken, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz artıracağına ilişkin öngörüler güçlendi. 22 Nisan’da toplanacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da değişen bu küresel ve yerel şartlar ışığında faiz kararını piyasalarla paylaşacak. Enerjide ‘hürmüz’ çıkmazı İstanbul Ticaret’e değerlendirmede bulunan Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan ve halen devam eden mevcut savaş halinin en çok enerji piyasalarını vurduğunu belirtti. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki sert artışın nedenlerini detaylandıran Bal, “Bölgedeki altyapı tesislerinin zarar görmesi ve üretimin ilerleyen sürece dair ne kadar hasar alacağına ilişkin belirsizliğin yanı sıra dünyadaki petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine hizmet eden Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması, enerji maliyetlerinde ciddi bir artışı beraberinde getirdi” dedi. Enerji maliyetlerinin artmasının küresel çapta enflasyon ve büyüme üzerinde olumsuz etkiler yarattığına dikkat çeken Bal, savaş sona erse dahi petrol fiyatlarının çok hızlı bir şekilde savaş öncesi seviyelere dönmesinin ana senaryo olmadığını vurguladı. İndirim döngüsü şimdilik rafa kalktı Son bir buçuk aylık süreçte artan maliyetler ve enflasyon tarafında gündeme gelen endişelerin merkez bankalarının stratejilerini doğrudan değiştirdiğini ifade eden Bal, “Savaş öncesinde küresel piyasalarda hâkim olan kademeli faiz indirim döngüsü şu an için rafa kaldırılmış durumda. Merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelediğini söyleyebiliriz” dedi. Küresel çapta çok hızlı bir şahinleşme ve sert faiz artırımları beklemediklerini dile getiren Bal, beklentilerindeki değişimi şu sözlerle aktardı: “Fed’e ilişkin genel beklentiler, bu yıl faiz indirimi yapılmaması yönünde ama kuvvetli bir faiz artırım beklentisi yok. Avrupa Merkez Bankası’nda ise bu yıl faiz değişimi beklenmiyordu, şimdi ‘bir artırım olabilir’ düşüncesi daha ağır basıyor. Fed ve İngiltere Merkez Bankası gibi faiz indirim döngüsünde olan merkez bankalarının bu döngüyü şu an için ertelemesi anlamına geliyor.” Enerji maliyetlerindeki tırmanış, zayıflayan faiz indirimi beklentileri ve riskli varlıklara yönelik azalan iştahın, gelişmekte olan ülkelerden para çıkışlarına sebep olduğunu belirten Bal, jeopolitik riskler sürdükçe bu çıkış eğiliminin devam edebileceğinin altını çizdi. Güvenli liman arayışında yatırımcıların ağırlıklı olarak tahvil ve dolara yöneldiğini aktaran Bal, değerli metallerdeki alışılagelmişin aksine yaşanan düşüşe dikkat çekti: “Normal şartlarda güvenli liman talebiyle altın talep görür, ancak içinde bulunduğumuz sürecin faiz indirim beklentilerini zayıflatması, tahvil faizlerini yükseltmesi ve dolara olan ilgiyi artırması, altını ve gümüşü zayıflatan bir faktör. Enerji maliyetleri yüksek seyretmeye devam ederse altın ve gümüş tarafı zayıf kalmaya devam edebilir.” TCMB için beklenti Küresel jeopolitik tablonun yurt içine yansımalarını da değerlendiren Bal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) cephesinde de indirim beklentilerinin ötelendiğini kaydetti. Yüzde 1.94 gelen mart enflasyonunun ardından nisan ayının da marttan düşük olmayacağına işaret eden Bal, “Hâlihazırda zaten üst banttan fonlama yapıldığını görüyoruz. Dolayısıyla kısa vadeli bir faiz indirimi şu an bizim taraf için de yok” dedi. Küresel enflasyon korkusunun yeni bir faza geçebileceği uyarısında da bulunan Bal, “savaş uzamaya devam eder, daha da şiddetlenir ve enerji maliyetlerindeki artış eğilimi tekrar hızlanacak olursa hem bizde hem dünyada faiz artırım ihtimalleri daha ciddi konuşulmaya başlanabilir” değerlendirmesinde bulundu. Piyasalar yön arıyor İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, yıla başlarken dünyada enflasyonun kontrol altına alındığı ve gelişmekte olan ülkelerde dezenflasyon sürecinin devam ettiği iyimser bir tablo olduğunu hatırlattı. Ancak jeopolitik gerilimlerin bu durumu hızla tersine çevirdiğini belirten Altunsaray, “ABD, İran ve İsrail savaşının başlaması, devamında Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve petrolde arz sıkıntısının devreye girmesiyle beraber petrol fiyatlarında ciddi artışlar gördük” dedi. Dünya LNG ticaretinin de sekteye uğramasıyla enerji maliyetlerinin ciddi oranda tırmandığını vurgulayan Altunsaray, enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü her hareketin tarihi olarak enflasyonist baskı yarattığını ifade etti. Fiyat istikrarının merkez bankalarının ana görevi olduğunu hatırlatan Altunsaray, değişen beklentileri şu sözlerle özetledi: “Şu an enerji maliyetlerinin artmasından dolayı küresel bir enflasyon riski olduğunu düşünecek olursak merkez bankalarının faiz indirimlerinin rafa kalktığını söyleyebiliriz. Hatta Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BOE) gibi kimi merkez bankalarından faiz artışları bile bekleniyor.” Gelişmekte olan borsalardan çıkış hızlandı Gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz politikalarındaki şahinleşme eğiliminin piyasalardaki para akışını doğrudan değiştirdiğini vurgulayan Altunsaray, bu durumun borsalar üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekti. Ocak başından şubat sonuna kadarki süreci örnek gösteren Altunsaray, “Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının faiz indirimi yaptığı ya da beklendiği dönemlerde genelde gelişmekte olan ülkelerin borsalarına ve piyasalarına para girişi olduğunu görmüşüzdür” dedi. Ancak mevcut tabloda rüzgarın tersine döndüğünü belirten Altunsaray, “Faiz indirimi beklentileri değişip merkez bankalarının faiz politikaları sıkılaşma anlamında değiştiği zaman, gelişmekte olan ülkelerin borsalarından çıkış olup paranın sabit getirili ürünlere gittiğini görmüşüzdür. Aslında şu anda gerçekleşen durum tam olarak bu” değerlendirmesinde bulundu. Yeni güvenli liman talebi Yatırımcıların bu belirsizlik ortamında nasıl bir strateji izlemesi gerektiğine de değinen Altunsaray, portföylerin bir miktar nakitte tutulmasının veya para piyasası fonları (PPF) ile mevduat gibi sabit getirili enstrümanlarda değerlendirilmesinin daha kritik olacağını kaydetti. Altın fiyatlarında yaşanan geri çekilmenin arka planını da açıklayan Altunsaray, şunları söyledi: “Şu an merkez bankalarının altın satması, Körfez ülkelerinden likidite ihtiyacı dolayısıyla altın satılması ve dolar endeksinin (DXY) güçlenmesi geri çekilmelere sebep oldu. Aynı zamanda Fed’in faiz indirimlerini ötelemesi dünyada doları güçlendirdi. Bu yüzden güvenli liman tarafının, piyasadaki belirsizlikten dolayı şu an için sabit getirili ürünlerde olduğunu düşünüyorum.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.