SON DAKİKA
Hava Durumu

#Faiz Artırımı

Ekometre - Faiz Artırımı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Faiz Artırımı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Altında sert düşüş Haber

Altında sert düşüş

Değerli metal, son yılların en sert aylık ve çeyreklik kayıplarından birine hazırlanıyor. Orta Doğu'da jeopolitik gerilimin hafiflemesi ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) enflasyonla mücadele kapsamında faiz artırımlarını sürdüreceği beklentisinin güçlenmesi, altın fiyatlarında sert satışlara neden oldu. Değerli metal, Ekim 2008'den bu yana en sert aylık düşüşüne hazırlanıyor. Spot altının ons fiyatı salı günü yüzde 1,5 düşüşle 3.956,92 dolara geriledi. Böylece aylık kayıp yüzde 12,7'ye ulaşırken, fiyatların bu seviyelerde kalması halinde altın üst üste dördüncü ayını da değer kaybıyla tamamlayacak. ABD'de işlem gören ağustos vadeli altın kontratları ise yüzde 1,7 gerileyerek 3.969,30 dolara indi. Son yılların en sert çeyreklik kaybı Altının, İran savaşı sırasında yükselen enerji fiyatlarının enflasyon baskısını artırması ve bunun faiz artırımı beklentilerini güçlendirmesi nedeniyle, 2024'ten bu yana ilk, 2013'ün ikinci çeyreğinden bu yana ise en sert çeyreklik düşüşünü yaşaması bekleniyor. Bloomberg HT'nin aktardığına göre Marex Analisti Edward Meir, yüksek enflasyon, güçlü dolar ve yüksek faiz beklentilerinin, normal şartlarda altını destekleyen unsurların önüne geçtiğini belirtti. Enflasyona karşı güvenli liman olarak görülen altın, faiz getirisi sağlamayan bir yatırım aracı olması nedeniyle yüksek faiz ortamında yatırımcıların ilgisini kaybediyor. Piyasaların odağında Fed var Piyasalarda, Fed'in yıl içinde üç kez faiz artıracağı beklentisi güç kazanırken, CME FedWatch verilerine göre eylül ayında faiz artırımı ihtimali yaklaşık yüzde 64 seviyesinde fiyatlanıyor. Yatırımcılar, Fed'in para politikasına ilişkin yeni sinyaller almak amacıyla bu hafta açıklanacak haziran ayı ADP özel sektör istihdamı ve tarım dışı istihdam verilerini yakından takip ediyor. Güçlü dolar altını baskılıyor ABD dolarının üst üste ikinci ayı da yükselişle tamamlamaya hazırlanması, altını diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından daha pahalı hale getirerek talebi baskılıyor. Petrolde de sert düşüş beklentisi Petrol fiyatları da yatırımcıların İran-ABD görüşmelerine ilişkin gelişmeleri izlemesiyle birlikte 2020'den bu yana en sert çeyreklik düşüşüne hazırlanıyor. İran yönetimi henüz resmi bir görüşme planı bulunmadığını açıklasa da piyasalar diplomatik gelişmeleri yakından takip ediyor. Altın için yeni hedef aralığı Marex Analisti Edward Meir, yılın ikinci yarısında altının ons fiyatının 3.500-4.400 dolar bandında işlem görebileceğini öngördü. Diğer değerli metallerde ise satış baskısı devam etti. Spot gümüş yüzde 2, platin yüzde 1,1 ve paladyum yüzde 0,4 değer kaybetti. Üç metalin de hem aylık hem de çeyreklik dönemi kayıpla tamamlaması bekleniyor.

Altın 4.200 doları aşmakta zorlandı Haber

Altın 4.200 doları aşmakta zorlandı

Ancak gün içinde yükselişini hızlandıran ons altın, 4.200 dolar seviyesinin üzerinde kalıcı olmayı başaramadı. Ons altın zirveden geri döndü Spot altının ons fiyatı gün içinde 4.220,74 doları test ettikten sonra kazançlarının bir bölümünü geri verdi. Ons altın işlemlerde yüzde 0,95 primle 4.194,90 dolar seviyesinde dengelendi. Yurt içinde ise gram altın yüzde 0,9 yükselişle 6.261,15 TL'den işlem gördü. Kapalıçarşı'da yükseliş sürdü Kapalıçarşı'da gram altın günü yüzde 0,31 artışla 6.329,48 TL'den tamamlarken, Cumhuriyet altını yüzde 0,45 değer kazanarak 42.605 TL'ye yükseldi. Petrol fiyatları altını destekliyor Saxo Bank Emtia Stratejisti Ole Hansen, kısa vadede enerji fiyatlarının değerli metaller üzerinde belirleyici olmaya devam edeceğini belirtti. Hansen'e göre ABD ile İran arasında İsviçre'de devam eden görüşmelerin piyasaya ilave petrol arzı beklentisini artırması, petrol fiyatlarını baskılarken altın fiyatlarına destek sağlıyor. Bankalardan farklı altın senaryoları Bank of America, ons altının 6.000 dolara ulaşmasının mevcut piyasa koşullarında zor olduğunu değerlendirirken, bu seviyenin görülebilmesi için faiz artırımı beklentilerinin tamamen ortadan kalkması gerektiğini belirtti. Morgan Stanley ise yıl sonuna yönelik 5.200 dolar/ons hedefini korurken, bu seviyeye ulaşılabilmesi için altın ETF'lerine güçlü fon girişlerinin yeniden başlamasının kritik önemde olduğunu vurguladı.

Altın fiyatları haftaya yükselişle başladı Haber

Altın fiyatları haftaya yükselişle başladı

Petrol fiyatlarındaki gerileme de değerli metaller üzerindeki baskının azalmasına katkı sağladı. Altın fiyatları toparlandı Spot altın yüzde 0,9 yükselişle ons başına 4.197 dolara çıktı. Geçtiğimiz hafta 11 Haziran'dan bu yana en düşük seviyesini gören altın, böylece kayıplarının bir bölümünü geri aldı. ABD'de işlem gören ağustos vadeli altın kontratları ise yüzde 0,7 düşüşle 4.215 dolar seviyesinde işlem gördü. Gram Altın 6.300 TL'yi Aştı Yurt içinde gram altın fiyatı da yükseliş eğilimini sürdürdü. Gram altın yüzde 1'e yakın değer kazanarak 6.300 TL seviyesinin üzerine çıktı. Gün içerisinde en düşük 6.175 TL seviyesi görüldü. ABD-İran görüşmeleri etkili oldu İsviçre'de gerçekleştirilen ABD-İran görüşmelerinin ilk turunun ardından taraflardan olumlu mesajlar geldi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini açıkladı. Arabulucu ülkeler Katar ve Pakistan'ın ortak açıklamasında ise tarafların 60 gün içerisinde nihai bir anlaşmaya ulaşmayı hedefleyen yol haritası üzerinde uzlaştığı belirtildi. Fed belirsizliği sürüyor Altın fiyatlarındaki yükselişe rağmen ABD Merkez Bankası'nın faiz politikası piyasaların odağında kalmaya devam ediyor. Fed Başkanı Kevin Warsh'ın enflasyona yönelik açıklamaları ve faiz artırımı ihtimalini dışlamaması, yatırımcıların yeni faiz artışlarını fiyatlamasına neden oldu. CME FedWatch verilerine göre piyasalar, aralık ayında faiz artırımı olasılığını yüzde 89 seviyesinde fiyatlıyor. Diğer değerli metallerde yükseliş Diğer değerli metallerde de yükseliş görüldü. Spot gümüş yüzde 1,8 artışla 66,10 dolara, platin yüzde 0,2 yükselişle 1.667 dolara çıktı. Paladyum ise yüzde 1 değer kazanarak 1.270 dolar seviyesine ulaştı.

Trump'tan Fed'e mesaj "Artırmak değil, düşürmek gerek" Haber

Trump'tan Fed'e mesaj "Artırmak değil, düşürmek gerek"

ABD Başkanı Donald Trump, beklentilerin üzerinde gelen istihdam verilerinin ardından oluşan faiz artırımı beklentilerine karşı çıkarak, Federal Rezerv'in faizleri yükseltmek yerine düşürmesi gerektiğini söyledi. Trump, ekonominin iyi performans gösterdiği bir dönemde faizlerin yükseltilmesinin yanlış olacağını savundu. NBC televizyonunda yayımlanan bir programda konuşan Trump, güçlü ekonomik verilerin artık piyasalar tarafından olumlu değil, faiz artırımı endişesi nedeniyle olumsuz karşılandığını belirtti. Faiz oranlarını yükseltmek için herhangi bir neden görmediğini ifade eden Trump, mevcut ekonomik koşullarda faiz indiriminin daha doğru bir adım olacağını savundu. Trump'ın açıklamaları, 16-17 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek Federal Açık Piyasa Komitesi toplantısına ilk kez başkanlık etmeye hazırlanan Fed Başkanı Kevin Warsh üzerindeki baskıyı artırdı. Warsh'a büyük saygı duyduğunu belirten Trump, ekonominin güçlü seyrettiği dönemlerde faiz artırılarak büyümenin cezalandırılmaması gerektiğini söyledi. Trump, "Ülke iyi gidiyorsa bunun karşılığı faiz artırımı olmamalı" mesajı verdi. ABD ekonomisinin karşı karşıya olduğu borç yüküne ve kamu harcamalarına da değinen Trump, özellikle savunma alanında yatırımların artırılması gerektiğini vurguladı. Faiz oranlarının yükselmesinin bu hedefleri daha maliyetli hale getireceğini ifade etti. Öte yandan ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu tarafından açıklanan verilere göre tarım dışı istihdam mayıs ayında 172 bin kişi arttı. Beklentilerin üzerinde gelen veri, piyasalarda Fed'in yıl içinde faiz artırabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi. ABD'de işsizlik oranı ise yüzde 4,3 seviyesinde sabit kaldı. Güçlü istihdam verilerinin ardından ABD tahvil faizleri yükselirken, yatırımcılar Fed'in para politikasına ilişkin yeni sinyalleri yakından izlemeye devam ediyor.

FED tutanaklarında yeni faiz artışı sinyali Haber

FED tutanaklarında yeni faiz artışı sinyali

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yayımladığı Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) tutanaklarında, politika faizinin yüzde 3,5-3,75 aralığında sabit tutulduğu toplantıda yetkililerin büyük bölümünün temkinli duruşunu koruduğu görüldü. Tutanaklarda, enflasyonun halen yüzde 2 hedefinin üzerinde seyrettiği, ekonomik aktivitenin ise güçlü kalmaya devam ettiği belirtildi. Buna karşın istihdam piyasasında büyümenin yavaşladığı ve işsizlik oranında belirgin bir değişim yaşanmadığı ifade edildi. Fed yetkilileri, özellikle enerji fiyatlarındaki yükseliş ve Orta Doğu’daki jeopolitik risklerin enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğine dikkat çekti. Bu nedenle faizlerin beklenenden daha uzun süre yüksek seviyelerde tutulabileceği vurgulandı. Tutanaklarda dikkat çeken en önemli mesaj ise bazı üyelerin, enflasyonun kalıcı şekilde yüksek seyretmesi halinde ilave sıkılaşmanın uygun olabileceğini değerlendirmesi oldu. Böylece Fed’in yeniden faiz artırımı ihtimalini masada tuttuğu görüldü. Öte yandan bazı üyeler, dezenflasyon sürecinin yeniden güç kazanması veya iş gücü piyasasında belirgin zayıflama görülmesi halinde yılın ilerleyen dönemlerinde faiz indiriminin mümkün olabileceğini belirtti. Fed yetkilileri ayrıca enerji fiyatlarının uzun süre yüksek kalmasının enflasyon beklentilerini bozabileceği ve para politikasında daha zor bir denge yaratabileceği uyarısında bulundu.

Enerji şoku faiz indirimini engelliyor Haber

Enerji şoku faiz indirimini engelliyor

Yıla faiz indirimi beklentisiyle giren piyasalarda ‘şahin’ politikaların devam edeceği beklentisi hakim olmaya başladı. Küresel piyasalar nisan ayına İran merkezli jeopolitik gerilimlerin gölgesinde girerken, tedarik endişeleriyle 115 dolar seviyelerine kadar tırmanan Brent petrol, yüksek enflasyonun kalıcı hale geleceği korkusunu tetikleyerek, para politikasının dizginlerini elinde tutan merkez bankalarının mevcut planlarını doğrudan etkiledi. Yaşanan bu ani enerji şoku, yıla faiz indirim döngüsü beklentisiyle giren majör merkez bankalarının nisan ayındaki toplantılarında planları değiştirdi. 29 Nisan’da toplanacak ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerini ertelemesi bekleniyor. Fed, kararını 30 Nisan’da açıklayacak. Avrupa Merkez Bankası’nın da (ECB) olası bir ‘faiz artırımı’ senaryosu dahi yeniden dillendirilmeye başlandı. İngiltere Merkez Bankası’na (BOE) yönelik faiz indirimi beklentileri ise yerini sabit tutma eğilimine bırakırken, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz artıracağına ilişkin öngörüler güçlendi. 22 Nisan’da toplanacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da değişen bu küresel ve yerel şartlar ışığında faiz kararını piyasalarla paylaşacak. Enerjide ‘hürmüz’ çıkmazı İstanbul Ticaret’e değerlendirmede bulunan Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan ve halen devam eden mevcut savaş halinin en çok enerji piyasalarını vurduğunu belirtti. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki sert artışın nedenlerini detaylandıran Bal, “Bölgedeki altyapı tesislerinin zarar görmesi ve üretimin ilerleyen sürece dair ne kadar hasar alacağına ilişkin belirsizliğin yanı sıra dünyadaki petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine hizmet eden Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması, enerji maliyetlerinde ciddi bir artışı beraberinde getirdi” dedi. Enerji maliyetlerinin artmasının küresel çapta enflasyon ve büyüme üzerinde olumsuz etkiler yarattığına dikkat çeken Bal, savaş sona erse dahi petrol fiyatlarının çok hızlı bir şekilde savaş öncesi seviyelere dönmesinin ana senaryo olmadığını vurguladı. İndirim döngüsü şimdilik rafa kalktı Son bir buçuk aylık süreçte artan maliyetler ve enflasyon tarafında gündeme gelen endişelerin merkez bankalarının stratejilerini doğrudan değiştirdiğini ifade eden Bal, “Savaş öncesinde küresel piyasalarda hâkim olan kademeli faiz indirim döngüsü şu an için rafa kaldırılmış durumda. Merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelediğini söyleyebiliriz” dedi. Küresel çapta çok hızlı bir şahinleşme ve sert faiz artırımları beklemediklerini dile getiren Bal, beklentilerindeki değişimi şu sözlerle aktardı: “Fed’e ilişkin genel beklentiler, bu yıl faiz indirimi yapılmaması yönünde ama kuvvetli bir faiz artırım beklentisi yok. Avrupa Merkez Bankası’nda ise bu yıl faiz değişimi beklenmiyordu, şimdi ‘bir artırım olabilir’ düşüncesi daha ağır basıyor. Fed ve İngiltere Merkez Bankası gibi faiz indirim döngüsünde olan merkez bankalarının bu döngüyü şu an için ertelemesi anlamına geliyor.” Enerji maliyetlerindeki tırmanış, zayıflayan faiz indirimi beklentileri ve riskli varlıklara yönelik azalan iştahın, gelişmekte olan ülkelerden para çıkışlarına sebep olduğunu belirten Bal, jeopolitik riskler sürdükçe bu çıkış eğiliminin devam edebileceğinin altını çizdi. Güvenli liman arayışında yatırımcıların ağırlıklı olarak tahvil ve dolara yöneldiğini aktaran Bal, değerli metallerdeki alışılagelmişin aksine yaşanan düşüşe dikkat çekti: “Normal şartlarda güvenli liman talebiyle altın talep görür, ancak içinde bulunduğumuz sürecin faiz indirim beklentilerini zayıflatması, tahvil faizlerini yükseltmesi ve dolara olan ilgiyi artırması, altını ve gümüşü zayıflatan bir faktör. Enerji maliyetleri yüksek seyretmeye devam ederse altın ve gümüş tarafı zayıf kalmaya devam edebilir.” TCMB için beklenti Küresel jeopolitik tablonun yurt içine yansımalarını da değerlendiren Bal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) cephesinde de indirim beklentilerinin ötelendiğini kaydetti. Yüzde 1.94 gelen mart enflasyonunun ardından nisan ayının da marttan düşük olmayacağına işaret eden Bal, “Hâlihazırda zaten üst banttan fonlama yapıldığını görüyoruz. Dolayısıyla kısa vadeli bir faiz indirimi şu an bizim taraf için de yok” dedi. Küresel enflasyon korkusunun yeni bir faza geçebileceği uyarısında da bulunan Bal, “savaş uzamaya devam eder, daha da şiddetlenir ve enerji maliyetlerindeki artış eğilimi tekrar hızlanacak olursa hem bizde hem dünyada faiz artırım ihtimalleri daha ciddi konuşulmaya başlanabilir” değerlendirmesinde bulundu. Piyasalar yön arıyor İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, yıla başlarken dünyada enflasyonun kontrol altına alındığı ve gelişmekte olan ülkelerde dezenflasyon sürecinin devam ettiği iyimser bir tablo olduğunu hatırlattı. Ancak jeopolitik gerilimlerin bu durumu hızla tersine çevirdiğini belirten Altunsaray, “ABD, İran ve İsrail savaşının başlaması, devamında Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve petrolde arz sıkıntısının devreye girmesiyle beraber petrol fiyatlarında ciddi artışlar gördük” dedi. Dünya LNG ticaretinin de sekteye uğramasıyla enerji maliyetlerinin ciddi oranda tırmandığını vurgulayan Altunsaray, enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü her hareketin tarihi olarak enflasyonist baskı yarattığını ifade etti. Fiyat istikrarının merkez bankalarının ana görevi olduğunu hatırlatan Altunsaray, değişen beklentileri şu sözlerle özetledi: “Şu an enerji maliyetlerinin artmasından dolayı küresel bir enflasyon riski olduğunu düşünecek olursak merkez bankalarının faiz indirimlerinin rafa kalktığını söyleyebiliriz. Hatta Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BOE) gibi kimi merkez bankalarından faiz artışları bile bekleniyor.” Gelişmekte olan borsalardan çıkış hızlandı Gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz politikalarındaki şahinleşme eğiliminin piyasalardaki para akışını doğrudan değiştirdiğini vurgulayan Altunsaray, bu durumun borsalar üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekti. Ocak başından şubat sonuna kadarki süreci örnek gösteren Altunsaray, “Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının faiz indirimi yaptığı ya da beklendiği dönemlerde genelde gelişmekte olan ülkelerin borsalarına ve piyasalarına para girişi olduğunu görmüşüzdür” dedi. Ancak mevcut tabloda rüzgarın tersine döndüğünü belirten Altunsaray, “Faiz indirimi beklentileri değişip merkez bankalarının faiz politikaları sıkılaşma anlamında değiştiği zaman, gelişmekte olan ülkelerin borsalarından çıkış olup paranın sabit getirili ürünlere gittiğini görmüşüzdür. Aslında şu anda gerçekleşen durum tam olarak bu” değerlendirmesinde bulundu. Yeni güvenli liman talebi Yatırımcıların bu belirsizlik ortamında nasıl bir strateji izlemesi gerektiğine de değinen Altunsaray, portföylerin bir miktar nakitte tutulmasının veya para piyasası fonları (PPF) ile mevduat gibi sabit getirili enstrümanlarda değerlendirilmesinin daha kritik olacağını kaydetti. Altın fiyatlarında yaşanan geri çekilmenin arka planını da açıklayan Altunsaray, şunları söyledi: “Şu an merkez bankalarının altın satması, Körfez ülkelerinden likidite ihtiyacı dolayısıyla altın satılması ve dolar endeksinin (DXY) güçlenmesi geri çekilmelere sebep oldu. Aynı zamanda Fed’in faiz indirimlerini ötelemesi dünyada doları güçlendirdi. Bu yüzden güvenli liman tarafının, piyasadaki belirsizlikten dolayı şu an için sabit getirili ürünlerde olduğunu düşünüyorum.”

Küresel piyasalarda savaşın faturası 14 trilyon dolar Haber

Küresel piyasalarda savaşın faturası 14 trilyon dolar

Orta Doğu’da bir ayı geride bırakan askeri gerilim, küresel hisse senedi piyasalarında yaklaşık 14 trilyon dolarlık değer kaybına yol açarken, borsaların toplam piyasa değeri 157,5 trilyon dolardan 143,5 trilyon dolara geriledi. ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı saldırılar ve ardından Tahran yönetiminin misillemeleri sonrası bölgesel bir gerginliğe dönüşen çatışmalar 1 ayı geride bıraktı. ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan Orta Doğu'daki gerilimlerde ilk ay geride kalırken çatışmaların piyasalarda oluşturduğu tahribat dikkat çekici boyutlara ulaştı. Savaşın başladığı 28 Şubat'tan itibaren geçen bir ayda, küresel borsaların 157,5 trilyon dolar olan toplam piyasa değeri 30 Mart itibarıyla 143,5 trilyon dolara indi. Bu dönemde piyasalardaki değer kaybı yaklaşık 14 trilyon dolar olarak hesaplandı. Söz konusu kayıp, Almanya, Japonya, İngiltere ve Fransa gibi birçok gelişmiş ülkenin yıllık Gayri Safi Yurt İçi Hasılasını (GSYH) geride bıraktı. En fazla Güney Kore borsası geriledi Bu dönemde Amerika, Avrupa ve Asya'daki en çok takip edilen ülke endekslerinin tamamı negatif seyrederken, en fazla gerileyen borsa yüzde 16,8 ile Güney Kore'de Kospi endeksi oldu. Analistler, Temmuz 2025’ten bu yana yükseliş trendinde olan Kospi endeksindeki geri çekilmelerde, dünya genelinde artan risk algısına ek olarak yatırımcıların kar realizasyonu isteğinin de etkili olduğunu belirtti. Bu endeksi, yüzde 12 kayıpla Japonya'da Nikkei 225, yüzde 10,7 düşüşle Almanya'da DAX 40 endeksi, yüzde 9,4 azalışla Fransa'da CAC 40 endeksi, yüzde 7,6 değer kaybıyla İspanya'da IBEX 35 endeksi, yüzde 7,2 geri çekilmeyle İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi ve FTSE 100 endeksi izledi. Bu dönemde Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 6, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 7,4 geriledi. ABD'de New York borsasında da büyük kayıplar görüldü. Savaşın başından beri S&P 500 endeksi yüzde 7,7, Nasdaq endeksi yüzde 8,2 ve Dow Jones endeksi yüzde 7,6 değer kaybetti. Söz konusu gelişmelerle piyasalarda "korku endeksi" olarak bilinen ve S&P 500'deki dalgalanmayı gösteren VIX Endeksi, bu periyotta yaklaşık yüzde 46'lık artışla 31,3 seviyesine çıktı. Merkez Bankalarına yönelik "Şahinleşen" beklentiler tahvil piyasalarını sarstı Savaş süresinde ABD ve İran tarafından savaşın seyrine ilişkin gelen çelişkili mesajlar, piyasalarda risk algısının yüksek kalmasına neden oldu. Gelişmelere ilişkin olumlu ve olumsuz haberler piyasalarda dalgalanmaları beraberinde getirirken, petrol fiyatlarındaki artışın devam etmesi, küresel çapta enflasyon endişelerinin sürmesine yol açtı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabileceğine ilişkin görüşler öne çıkıyor. Başta Fed olmak üzere önemli merkez bankalarının para politikalarında beklenen gevşeme sürecini öteleyebileceği değerlendiriliyor. Piyasa fiyatlamalarında Fed başta olmak üzere önemli merkez bankalarına yönelik daha önceki "güvercin" beklentiler, yerini "şahin" adımlara bıraktı. Para piyasalarında, bankanın bu yıl politika faizini sabit tutması güçlü şekilde fiyatlanırken olası faiz artırımı senaryoları hala masada kalmayı sürdürüyor. Özellikle son dönemde açıklanan makroekonomik verilerin enflasyonda katılığa işaret etmesi ve jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerinden ek baskı yaratması, piyasalarda faiz indirim beklentilerinin zayıflamasına neden oldu. Bu gelişmeler ışığında dünya genelinde devam eden enflasyon endişeleri küresel tahvil piyasalarını da sarstı. ABD, Avrupa ve Asya tarafında ülke tahvil piyasaları satış baskısı altında kalırken, ABD 10 yıllık tahvil faizi 27 Mart'ta yüzde 4,4870 seviyesine çıkarak Temmuz 2025'ten bu yana en yüksek seviyesini test etti. Avrupa'da tahvil faizleri son 18 yılın zirvelerinde Avrupa'da artan enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıları güçlendireceğine yönelik endişelerle, para piyasalarında Avrupa Merkez Bankasının (ECB) yıl sonuna kadar 3 faiz artırımına gidebileceği fiyatlanmaya başlandı. Devam eden enflasyon kaygıları bölge tahvillerinde satış baskısının sürmesine neden oldu. Bu süreçte Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,09 ile, Haziran 2011'den, Fransa'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,83 ile Haziran 2009'dan, İngiltere'nin 10 yıllık tahvil faizi de yüzde 4,99 ile Temmuz 2008'den bu tarafa en yüksek seviyesini gördü. Asya'da Çin tahvilleri ayrıştı Asya tarafında enflasyonist baskıların sürdüğü Japonya'da, para politikasının sıkılaşabileceği tahminleri öne çıkıyor. Piyasalarda Japonya Merkez Bankasının (BoJ) nisan ayında faiz artırımına gidebileceği öngörüleri yüzde 70 ihtimalle fiyatlanıyor. Bu süreçte Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,39'le 1999'dan bu yana en yüksek seviyeyi görürken, Çin'in 10 yıllık tahvil faizleri ise çatışmaların başından itibaren yüzde 1,80 ile yatay seviyesini korudu. Analistler, bu süreçte Çin tahvillerinin ise deflasyon risklerinden dolayı Çin Merkez Bankasının (PBoC) para politikasında sıkılaşmaya gidemeyeceği düşüncesiyle bu ülkelerden ayrıştığını belirtti. FED Başkanı Powell "Temkinli duruş" mesajları verdi ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell dün, Harvard Üniversitesinde "İktisadın İlkeleri" dersinde konuşma yaptığı konuşmada, Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin benzin fiyatlarını etkileyeceğini belirterek, "Ancak politikalarımızın, gelişmelerin seyrini bekleyip görmek için uygun bir konumda olduğunu düşünüyoruz." dedi. Powell, para politikası araçlarının, talep üzerinde etkisi olduğunu ve arz şoklarıyla karşılaşıldığında kısa vadede kayda değer bir etkisi bulunmadığını belirtti. Bir arz şoku meydana geldiğinde, "Buna bir tepki verilmeli mi?" sorusunun gündeme geldiğine işaret eden Powell, enerji şoklarının genellikle oldukça hızlı şekilde ortaya çıkıp kaybolma eğiliminde olduğunu, para politikasının ise uzun ve değişken gecikmelerle işlediğini vurguladı. Powell, para politikasının etkileri hissedilmeye başladığında, petrol fiyatlarındaki şokun muhtemelen çoktan geride kalacağına değinerek, arz şoklarının art arda yaşanmasının zamanla enflasyon beklentilerinin yükselmesine yol açabileceğinin altını çizdi. Bu gelişmelere paralel olarak ABD-İran hattındaki gelişmeler ve bunların küresel ekonomiye olası etkilerinin nisan ayında da piyasalarda ana gündem maddesi olması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.