SON DAKİKA
Hava Durumu

#Epdk

Ekometre - Epdk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Epdk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de 7 milyon elektrik abonesinin sayacı uzaktan okunacak Haber

Türkiye’de 7 milyon elektrik abonesinin sayacı uzaktan okunacak

İki yıllık süreçte 7 milyon abonenin sayacı uzaktan okunabilecek, 15 milyon abonenin bağlantı noktasındaki kesinti ve teknik kalite verileri izlenebilecek. Türkiye’de elektrik dağıtımında dijital dönüşüm hız kazanıyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Milli Akıllı Sayaç Sistemi (MASS) kapsamında 2027 sonuna kadar yaklaşık 7 milyon abonenin sayaçlarını uzaktan okuma sistemine dahil etmeyi hedefliyor. Uygulamayla elektrik tüketiminin takibinin yanı sıra kesinti yönetimi, teknik kalite ölçümü ve şebeke güvenilirliğinin artırılması amaçlanıyor. EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, EPDK ve Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (Elder) işbirliğiyle düzenlenen Elektrik Dağıtım Sektöründe 1. İnovasyon, Yaygınlaştırma ve Girişimcilik Günleri etkinliğinde yaptığı konuşmada, enerji sektörünün yenilenebilir enerji, elektrikli ulaşım, enerji depolama ve dağıtık üretimle kapsamlı bir değişimden geçtiğini belirtti. Bu dönüşümün elektrik dağıtım şebekelerinin işleyişini de değiştirdiğini vurgulayan Yılmaz, daha güçlü şebekeler, kaliteli hizmet ve geleceğin ihtiyaçlarına uygun enerji altyapısının öncelikleri arasında yer aldığını ifade etti. Dağıtım yatırımları ve bakım bütçeleri artırıldı EPDK’nın 2026-2030 dönemini kapsayan beşinci uygulama dönemine ilişkin düzenlemelerini değerlendiren Yılmaz, yatırım tavanının önceki döneme kıyasla reel olarak yaklaşık 1,5 katına, planlı bakım kaynaklarının ise 2,1 katına çıkarıldığını açıkladı. Yılmaz, yatırımların yalnızca büyüklüğünün değil, tüketicilere sunulan hizmetin kalitesine katkısının da önemli olduğunu belirtti. Nisan 2026’da yayımlanan kalite faktörü düzenlemesiyle elektrik kesintilerinin süresi ve sıklığı, teknik kalite, kullanıcı memnuniyeti ile iş sağlığı ve güvenliği göstergelerinin birlikte değerlendirildiğini kaydetti. Söz konusu göstergelerin dağıtım şirketlerinin gelir tavanlarını da etkilediğini belirten Yılmaz, yatırımların ve bakım faaliyetlerinin somut hizmet kalitesi artışına dönüşmesini hedeflediklerini söyledi. EPDK 724 AR-GE projesini kabul etti Elektrik ve doğal gaz dağıtım sektörlerine yönelik AR-GE destekleri hakkında da bilgi veren Yılmaz, Temmuz 2014’ten itibaren toplam 2 bin 85 proje başvurusu yapıldığını, bunların 724’ünün kabul edildiğini bildirdi. Kabul edilen projelerin 619’u elektrik, 105’i ise doğal gaz dağıtımı alanında gerçekleştirildi. 5 Eylül’de yayımlanan düzenlemelerle AR-GE ve yenilik faaliyetlerine ilişkin usul ve esasların güncellendiğini aktaran Yılmaz, prototip geliştirme, doğrulama testleri, pilot uygulamalar, saha gösterimleri, siber güvenlik testleri ve yerlileştirme çalışmalarının belirli şartlarla destek kapsamına alındığını ifade etti. Yılmaz, araştırma sonuçlarının uygulanabilir ürünlere ve yerli teknolojilere dönüştürülmesinin önemine dikkat çekti. Yerli yazılım projelerine teşvik Elektrik dağıtımında dijitalleşmenin şebeke yönetimi, arıza tespiti ve bakım süreçlerini dönüştürdüğünü belirten Yılmaz, sistemler arası uyum ve siber güvenliğin öneminin arttığını söyledi. Ocak 2023 döneminden itibaren başvuruların alındığı Yerli Yazılım Ekosistemi Çağrısı kapsamında 72 proje başvurusu yapıldığını, bunların 26’sının kabul edildiğini açıkladı. Yılmaz ayrıca, 2026-2030 döneminde yerli yazılım kullanan dağıtım şirketlerine yönelik ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti oranında yüzde 5’lik artışın mevcut düzenleyici teşvikler arasında bulunduğunu belirtti. Akıllı sayaç dönüşümü başladı Milli Akıllı Sayaç Sistemi’nin EPDK tarafından desteklenen bir AR-GE projesi kapsamında geliştirildiğini belirten Yılmaz, sistemin arıza tahmini, risk bazlı bakım, kayıp ve kaçak elektrikle mücadele ve afetlere karşı şebeke dayanıklılığı açısından önemli imkanlar sunduğunu ifade etti. MASS kapsamında akıllı sayaç dönüşümünün 1 Mart 2026 itibarıyla başladığını aktaran Yılmaz, eylül ayına kadar 4 milyon Akıllı Sayaç EKO ile 70 bin Akıllı Sayaç PRO modelinin kurulumunun tamamlandığını bildirdi. Dönüşüm sürecinde mümkün olan en düşük maliyetle en fazla sayacın yenilenmesinin temel ilke olduğunu vurgulayan Yılmaz, 2027 sonuna kadar yaklaşık 2,7 milyon Akıllı Sayaç PRO kurulmasının planlandığını kaydetti. Bu çalışmalarla iki yıllık süreçte yaklaşık 7 milyon abonenin sayacının uzaktan okuma kapsamına alınması hedefleniyor. Ayrıca 15 milyon abonenin bağlantı noktasındaki elektrik kesintileri ve teknik kalite verilerinin şebeke izleme sistemi üzerinden takip edilmesi planlanıyor. MASS mobil uygulaması test aşamasında Akıllı sayaç dönüşümüyle birlikte MASS kullanıcı mobil uygulamasının test sürümü de hizmete sunuldu. Uygulama üzerinden Türkiye’deki elektrik abonelerinin tüketim ve üretim verilerine, kesinti kayıtlarına, tazminat bilgilerine ve planlı kesinti bildirimlerine erişebilmesi amaçlanıyor. Dönüşümün farklı haberleşme yöntemlerinin devreye alınmasıyla devam edeceğini belirten Yılmaz, sayaç değişimlerinin EPDK tarafından yakından takip edileceğini söyledi. Yılmaz, planlamanın gerisinde kalan dağıtım şirketleri hakkında gerekli tedbirlerin alınacağını da vurguladı. Hedef, yerli teknoloji ekosistemini güçlendirmek EPDK ile Elder işbirliğinde düzenlenen etkinliğin, 21 elektrik dağıtım şirketinin bilgi ve deneyimini araştırmacılar, teknoloji geliştiriciler ve girişimcilerle buluşturduğunu belirten Yılmaz, AR-GE ve ÜR-GE faaliyetlerinin desteklenmeye devam edeceğini ifade etti. Yeni düzenlemeler kapsamında kuluçka merkezleri, hızlandırma programları, eğitim ve yaygınlaştırma faaliyetlerine yönelik giderler de belirlenen şartlarla destekleniyor. EPDK’nın öncelikleri arasında daha güvenilir elektrik şebekeleri, etkin yatırım ve bakım kararları, çalışanlar için daha güvenli koşullar ve tüketiciler için daha kaliteli hizmet bulunuyor.

Jeotermal sektöründen yasama yılı öncesinde TBMM’ye çağrı Haber

Jeotermal sektöründen yasama yılı öncesinde TBMM’ye çağrı

Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap: “Türk jeotermal sektörü olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı, 2035 yılında 4 bin 500 megavat jeotermal enerji kurulu güç hedefini başarmaya hazırız.” “Jeotermal faaliyetlerden tahsil edilen devlet payının belirli bir bölümü, kaynağın bulunduğu bölgedeki altyapı, çevresel iyileştirme, kırsal kalkınma, mesleki eğitim ve sosyal destek projelerinde kullanılmalı.” “Vatandaşımız, yaşadığı coğrafyanın ürettiği değeri günlük yaşamında doğrudan hissetmeli.” Jeotermal Enerji Derneği, sektörünü tek bir noktadan koordine edecek idari yapının kurulmasını, izin süreçlerinin hızlandırılmasını, arama ve sondajda destek mekanizmalarının geliştirilmesini ve Jeotermal Kanunu’nun günün ihtiyaçlarına göre yenilenmesini talep etti. Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, derneğin taleplerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar ve Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan başta olmak üzere ilgili tüm Bakanlık bürokrasisi ile paylaştıklarını belirtti. Öncelikli talep 2040 takvimi Kındap, sektörün ilk ve en öncelikli gündem maddesinin Yenilenebilir Enerji Kaynakalrı Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamındaki santrallerin işletmeye giriş tarihinin 31 Aralık 2030 tarihinden 2040 yılına uzatılması olduğunu vurguladı. Güneş enerjisi ile hibrit jeotermal santrallerin geliştirilmesi, jeotermalin entegre kullanımının teşvik edilmesi ve tesislerin bulunduğu sahalarda yerele doğrudan pay sağlayacak devlet hakkı uygulamaları önerdiklerini kaydeden Ali Kındap, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’mıza ilettiğimiz öneriler arasında; stratejik mineraller ve Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler konusunda da yeni düzenlemeler, jeotermal enerji santrallerinin ruhsatlandırma, izin, denetim, imar ve taşınmaz temini süreçlerinin tek merkezden koordine edilmesi yer alıyor. Arama ve sondaj yatırımlarında risk paylaşımı ve sigorta modeli dahil olmak üzere, petrol ve doğal gazda olan teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi, yatırımcıya uzun vadeli öngörülebilirlik sağlanması da sektörümüzün altı çizilmesi gereken talepleri arasında bulunuyor.” dedi. 4.500 MW Kurulu güç hedefini başarırız Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından tüm dünyaya ilan edilen 2035 yılı Ulusal Enerji Hedefi politika belgesinde, bugün bin 800 Megavat (MW) seviyesinde olan jeotermal enerji kurulu gücünün 9 yıl sonra iki buçuk kat artışla 4 bin 500 MW’a yükselmesinin öngörüldüğünü anımsatan Ali Kındap, Türk jeotermal sektörünün motivasyon, finansal güç ve yetişmiş insan kaynağı başlıklarında bu büyük yatırım ajandasını gerçekleştirmeye hazır olduğunu dile getirdi. Mevcut bürokratik yapıda jeotermal yatırımlarının, merkezi ve yerel yönetim kurumlarında farklı uygulamayla karşı karşıya kaldığını belirten Kındap, bu durumun yatırım sürelerini uzattığını, maliyetleri artırdığını ve denetimde ortak kuralların ve standartların uygulamasını zorlaştırdığını söyledi. Bütüncül bir kanun ihtiyacı Yeni yasama yılının jeotermal yatırımlar için bir dönüm noktası olabileceğinin altını çizen JED Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: “TBMM’de temsil edilen tüm siyasi partilerimize çağrıda bulunuyoruz. İklim koşullarından bağımsız, yüksek kapasite faktörüyle kesintisiz üretim yapabilen, şebeke dostu, tamamen yerli, temiz ve çok amaçlı olan jeotermal kaynaklarımızın ülkemize çok daha yüksek seviyede değer yaratmasını istiyoruz. Türkiye’nin enerji arz güvenliği, tarımsal üretimi, bölgesel kalkınması ve net sıfır hedefleri açısından jeotermalin taşıdığı değer, yalnızca kurulu güç rakamıyla ölçülemez. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımıza sunduğumuz önerilerin, yeni yasama yılında TBMM’nin ortak iradesiyle kalıcı düzenlemelere dönüşmesini bekliyoruz. Kamu yararını, çevresel sürdürülebilirliği, yerel kalkınmayı ve yatırım güvenliğini aynı zeminde buluşturan yeni bir dönem başlatabiliriz. Türk jeotermal sektörünün yarım asra yaklaşan birikimini, bugünün enerji güvenliği ve iklim hedefleriyle buluşturacak yeni bir hukuki çerçeveye ihtiyacımız var. Aramadan üretime, denetimden çevresel izlemeye kadar tüm süreçlerin ortak standartlarla yürütülmesi; yatırımcı, kamu ve bölge halkı açısından güveni güçlendirecektir. Sektörümüzün beklentisi, yeni yasama yılında bütüncül Jeotermal Kanunu’nun Meclis gündemine alınmasıdır.” Türk Jeotermal Sektörü TBMM’den neler bekliyor? Jeotermal kaynaklara ilişkin ruhsatlandırma, sicil, denetim, kaynak koruma, veri yönetimi ve idari yaptırım süreçlerinin uzmanlaşmış güçlü bir yapı tarafından koordine edilmeli. Kesintisiz elektrik üretiminin yanında ısıtma, seracılık, kurutma, termal turizm ve stratejik madencilik uygulamaları ile ekonomiye çok yönlü değer sunan jeotermal kaynakların taşıdığı büyük potansiyel, bütüncül bir kanunla harekete geçirilmeli. Rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarındaki süreçleri hızlandırmak amacıyla getirilen “Süper İzin” benzeri kolaylaştırıcı düzenlemeler, jeotermal enerji yatırımlarını da kapsamalı. Lisanslı bir jeotermal santralin alanı, üretim ve reenjeksiyon kuyuları ile akışkan isale hatlarını kapsayan tüm taşınmaz temini işlemleri EPDK tarafından tek elden yürütülmeli. Petrol ve doğal gaz aramalarında uygulanan vergi istisnası ve muafiyetlere benzer destekler; jeotermal arama, sondaj, rezerv geliştirme ve üretim kuyularına da sağlanmalı. Kamu destekli bir “Jeotermal Arama Risk Fonu” ile risk paylaşım ve sigorta mekanizması kurulmalı; arama ve sondaj yatırımlarında KDV, ÖTV, damga vergisi ve harç istisnaları sağlanmalı. Sondaj ekipmanları ile yüksek sıcaklığa dayanıklı ekipman ve ölçüm cihazlarında yerli üretim geliştirilmeli ve yatırımcıların yerli ekipmana erişimi teşvik edilmeli. Jeotermal kaynakların sürdürülebilirliği ve çevrenin korunması bakımından kritik öneme sahip olan reenjeksiyon yatırımları stratejik çevre yatırımı olarak kabul edilmeli. Jeotermal akışkanın içerdiği lityum, bor, potasyum ve diğer ekonomik değere sahip elementlerin geri kazanılmasına ilişkin yasal belirsizlikler giderilmeli. Bu yatırımlar, jeotermal işletme faaliyetinin tamamlayıcı unsuru olarak görülerek; stratejik yatırım, kritik mineral yatırımı veya yüksek teknoloji yatırımı olarak desteklenmeli. Dünyada uygulama alanı hızla artan Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler (Enhanced Geothermal System - EGS), ve “kızgın kuru kayaç” teknolojilerine yönelik ayrı bir mevzuat ve teşvik altyapısı oluşturulmalı. Jeotermal santrallerin iç tüketiminin diğer yenilenebilir enerji tesislerine göre çok daha yüksek olduğu gerçeğinden hareketle, yardımcı kaynağa dayalı hibrit kapasitelerin belirlenmesinde öncelikle tesislerin iç tüketimini karşılayacak asgari kapasite güvence altına alınmalı. Büyük ova kısıtları nedeniyle yardımcı kaynak tesislerinin mutlaka ana santrale bitişik olması koşulunun JES’ler için esnetilerek, ruhsat sahası içinde veya dışında uygun alanlarda kurulumuna izin verilmeli. Jeotermal faaliyetlerden tahsil edilen devlet payının belirli bir bölümü, kaynağın bulunduğu bölgedeki altyapı, çevresel iyileştirme, kırsal kalkınma, mesleki eğitim ve sosyal destek projelerinde kullanılmalı. Jeotermal kaynakların teknik ve rezerv kapasitesinin uygun olduğu bölgelerde konut ısıtması, sera ve tarımsal üretim için yerel kullanıma pay ayrılması ile jeotermalin sosyal kabulü güçlendirilmeli. Bölge halkı, yaşadığı coğrafyanın ürettiği değeri günlük yaşamında doğrudan hissetmeli.

Türkiye’de doğal gaz ithalatı temmuzda geriledi Haber

Türkiye’de doğal gaz ithalatı temmuzda geriledi

Aynı dönemde doğal gaz tüketimi yüzde 25,22 düşerken, ay sonunda depolanan toplam gaz miktarı 5,64 milyar metreküp oldu. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) temmuz ayına ilişkin Doğal Gaz Piyasası Sektör Raporu, Türkiye’nin doğal gaz ithalatı, tüketimi ve stoklarında yaşanan değişimi ortaya koydu. İthalat 3,06 milyar metreküpe geriledi Türkiye’nin doğal gaz ithalatı temmuzda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21,72 azalarak yaklaşık 3 milyar 63 milyon metreküp oldu. İthal edilen doğal gazın 2 milyar 869 milyon metreküplük bölümü boru hatlarıyla, 194 milyon metreküpü ise LNG tesisleri aracılığıyla Türkiye’ye ulaştı. Boru gazında Azerbaycan ilk sırada Temmuz ayında boru hatlarıyla gerçekleştirilen doğal gaz ithalatında Azerbaycan öne çıktı. Azerbaycan’dan 1 milyar 1 milyon metreküp doğal gaz ithal edilirken, Rusya’dan 948 milyon, İran’dan ise 919 milyon metreküp doğal gaz alındı. LNG ithalatının tamamı ise Cezayir’den gerçekleştirildi. Cezayir’den temmuz ayında 194 milyon metreküp doğal gaz ithal edildi. Doğal gaz tüketimi yüzde 25,22 azaldı Türkiye’nin toplam doğal gaz tüketimi de temmuz ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 25,22 düşerek yaklaşık 2 milyar 648 milyon metreküp seviyesinde gerçekleşti. Sektörel dağılımda en yüksek tüketim 1 milyar 114 milyon metreküp ile sanayi sektöründe kaydedildi. Elektrik üretimini de kapsayan dönüşüm/çevrim sektörünün doğal gaz tüketimi 770 milyon metreküp olurken, konutlardaki tüketim 376 milyon metreküp olarak gerçekleşti. Temmuz sonunda stok 5,64 milyar metreküp Türkiye’nin doğal gaz stokları temmuz sonu itibarıyla 5 milyar 638 milyon metreküp seviyesine ulaştı. Bu miktarın 5 milyar 413 milyon metreküpü yer altı depolama tesislerinde, 225 milyon metreküpü ise LNG terminallerinde tutuldu. Böylece temmuz ayı verileri, Türkiye’nin doğal gaz piyasasında hem ithalat hem de toplam tüketimde yıllık bazda belirgin bir gerilemeye işaret ederken, depolardaki gaz miktarının 5,6 milyar metreküp seviyesinde bulunduğunu gösterdi.

Petrol Ofisi Grubu 18. kez zirvede Haber

Petrol Ofisi Grubu 18. kez zirvede

Petrol Ofisi Grubu, yurt içi toplam satışlarda 2025 yılını da zirvede kapattı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Petrol Piyasası 2025 Yılı Sektör Raporu’nu yayımladı. Raporda yer alan verilere göre 2025 yılında toplam yurt içi akaryakıt satışları bir önceki yıla göre yüzde 5,34 artarak 34,5 milyon tona yükseldi. Petrol Ofisi Grubu ise 2025 yılındaki 8,9 milyon tonluk yurt içi satış miktarı ve yüzde 25,7’lik pazar payı ile sektördeki geleneksel liderliğini üst üste 18. yıla taşıdı.* Konuyla ilgili açıklama yapan Petrol Ofisi Grubu CEO’su Mehmet Abbasoğlu, “2025, bp satın almasını gerçekleştirdiğimiz; istasyon, terminal ve depolama kapasite yatırımlarımızı daha da hızlandırdığımız, operasyon ve satış algoritmamızı da kamudan nihai tüketiciye tüm kademelerde bütünleşik bir bakış açısıyla zenginleştirdiğimiz önemli bir yıl oldu. Sektöre olduğu kadar Türkiye’nin enerji dönüşümü ajandasına da hizmet eden ürün ve hizmet çeşitliliğimizle birlikte gelenekselleşen liderliğimizi sürdürmekten ötürü gururluyuz.” dedi. *Petrol Ofisi A.Ş. (Petrol Ofisi), %100 oranında hissedarı olduğu BP Petrolleri A.Ş. ile Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 155 vd. maddeleri ile düzenlenen “sermaye şirketlerinin kolaylaştırılmış şekilde birleşmesi” usulü kapsamında birleşmiş olup, söz konusu birleşme işlemi mevzuata uygun olarak 28.02.2025 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nce (Sicil) tescil ve 28.02.2025 tarihinde Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edilmiştir. Bahse konu birleşme işlemi ile BP Petrolleri A.Ş.’nin bir bütün olarak, tüm aktif ve pasifleriyle birlikte Petrol Ofisi Anonim Şirketi’ne devrolması nedeniyle infisah etmiş ve ticaret sicil kaydı Sicil tarafından terkin edilerek TTSG’de ilan edilmiştir. Birleşmenin tescilini müteakip BP Petrolleri A.Ş., tasfiyesiz infisah etmiş ve tüzel kişiliği TTK gereğince kendiliğinden sona ermiştir. BP Petrolleri A.Ş.’nin Bayilik anlaşmaları ve sair tüm hak ve alacakları külli halefiyet yoluyla Petrol Ofisi A.Ş.’ne geçmiştir. Bu nedenle anılan veriler BP Petrolleri A.Ş.’nin 2025 yılı verilerini de içermektedir.

İlk 6 ayda 15,4 milyon şarj işlemi gerçekleştirildi Haber

İlk 6 ayda 15,4 milyon şarj işlemi gerçekleştirildi

Türkiye'de elektrikli araç pazarındaki büyüme, şarj altyapısında da dikkat çekici bir ivme oluşturdu. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerine göre, 2026 yılının ilk altı ayında elektrikli araçların şarj hizmeti kapsamında tükettiği elektrik miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 153,5 artarak 392 bin 252 megavatsaate ulaştı. Elektrikli araç sayısındaki artış, şarj istasyonlarının kullanım yoğunluğunu da önemli ölçüde yükseltti. Ocak-Haziran döneminde Türkiye genelinde faaliyet gösteren lisanslı şarj ağı işletmecileri tarafından 15 milyon 408 bin 578 şarj işlemi gerçekleştirildi. Böylece şarj işlemi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 96,6 artış gösterdi. Aynı dönemde elektrikli araçların toplam şarj süresi de 17 milyon 569 bin 444 saate ulaşarak bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 137,4 yükseldi. Veriler, elektrikli mobilitenin Türkiye'de hızla yaygınlaştığını ortaya koydu. Şarj ağı büyümeye devam ediyor EPDK Enerji Dönüşüm Dairesi Başkanı İbrahim Öz, Türkiye genelindeki şarj altyapısının yatırımlarla birlikte hızla genişlediğini belirterek, toplam şarj noktası sayısının 45 bin 660'a ulaştığını açıkladı. Bu altyapının 19 bin 903'ünü hızlı şarj (DC) üniteleri, 25 bin 731'ini alternatif akım (AC) şarj noktaları oluştururken, 26 mobil şarj ünitesi de hizmet veriyor. 2024 yılı başında yaklaşık 12 bin seviyesinde bulunan şarj noktası sayısının iki yıl içinde yaklaşık dört katına yaklaşması, elektrikli araç ekosistemindeki yatırım iştahını da ortaya koyuyor. Yatırımlar sürecek EPDK, elektrikli araç kullanımındaki büyümeye paralel olarak şarj altyapısının ülke genelinde daha yaygın hale getirilmesi için düzenleme ve lisanslama çalışmalarını sürdürüyor. Kullanıcılar ise kurum tarafından geliştirilen Şarj@TR uygulaması üzerinden istasyonların konumu, şarj tipi, güç kapasitesi, müsaitlik durumu ve fiyat bilgilerine anlık olarak ulaşabiliyor. Uzmanlar, hızlı büyüyen elektrikli araç pazarının enerji, otomotiv ve teknoloji sektörlerinde yeni yatırım alanları oluşturduğunu, önümüzdeki dönemde özellikle yüksek hızlı şarj istasyonlarına yönelik yatırımların daha da hız kazanmasını bekliyor.

Türkiye'nin petrol ithalatı nisanda yüzde 12,6 geriledi Haber

Türkiye'nin petrol ithalatı nisanda yüzde 12,6 geriledi

Ham petrol ve motorin ithalatındaki gerileme dikkat çekti. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) "Nisan 2026 Petrol Piyasası Sektör Raporu"na göre, Türkiye'nin toplam petrol ve petrol ürünleri ithalatı geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 12,6 azalarak 3 milyon 757 bin 501 ton olarak gerçekleşti. Toplam ithalatın en büyük bölümünü oluşturan ham petrol ithalatı, nisanda yıllık bazda yüzde 9,19 düşüşle 2 milyon 620 bin 645 tona geriledi. Motorin türleri ithalatı da yüzde 26,22 azalarak 802 bin 329 ton oldu. Kalan ithalat kalemlerini ise havacılık ve denizcilik yakıtları ile diğer petrol ürünleri oluşturdu. Türkiye'nin en fazla ham petrol ve petrol ürünü ithal ettiği ülke 1 milyon 758 bin 314 tonla Rusya oldu. Rusya'yı 529 bin 551 tonla Kazakistan ve 314 bin 827 tonla Irak takip etti. Yurt içi satış verileri incelendiğinde ise benzin tüketimindeki artış öne çıktı. Benzin satışları nisanda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,08 yükselerek 466 bin 449 tona ulaştı. Buna karşılık motorin satışları yüzde 4,10 azalarak 2 milyon 4 bin 871 ton olarak gerçekleşti. Toplam petrol ürünü satışları ise yüzde 2,06 düşüşle 2 milyon 602 bin 949 ton seviyesinde kaldı. Petrol ihracatı yüzde 22,78 azaldı Türkiye'nin petrol piyasasındaki toplam ihracatı da nisanda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,78 azalarak 1 milyon 69 bin 143 ton oldu. Ürün bazında değerlendirildiğinde denizcilik yakıtları ihracatı yüzde 47,82 artışla 98 bin 578 tona yükselirken, motorin ihracatı yüzde 77,47 düşüşle 101 bin 235 tona geriledi. Havacılık yakıtları ihracatı yüzde 14,29 azalarak 508 bin 950 ton, benzin ihracatı ise yüzde 39,98 düşüşle 4 bin 190 ton olarak kaydedildi. Rafineri üretimi geriledi Nisan ayında toplam rafineri petrol ürünleri üretimi de yıllık bazda yüzde 6,07 azalarak 3 milyon 200 bin 59 ton oldu. Üretim kalemlerinde ise farklı bir görünüm ortaya çıktı. Havacılık yakıtı üretimi yüzde 16,61 artışla 669 bin 985 tona, benzin üretimi yüzde 5,02 artışla 445 bin 902 tona yükseldi. Motorin üretimi ise yüzde 7,44 düşüşle 1 milyon 300 bin 381 ton olarak gerçekleşti.

EPDK’dan doğal gaz ve elektrik tarifelerinde yeni düzenleme Haber

EPDK’dan doğal gaz ve elektrik tarifelerinde yeni düzenleme

Kararlar kapsamında dört doğal gaz dağıtım şirketinin perakende satış tarifeleri yeniden düzenlenirken, lisanssız elektrik üretim tesislerine uygulanacak dağıtım bedeli ile motorin teknik standartlarında da değişikliğe gidildi. EPDK’nin yayımladığı kurul kararlarına göre Samgaz Doğal Gaz Dağıtım AŞ, Enerya Konya Gaz Dağıtım AŞ, Enerya Denizli Gaz Dağıtım AŞ ve Torosgaz Isparta Burdur Doğalgaz Dağıtım AŞ’nin üçüncü tarife uygulama dönemine ilişkin perakende satış tarifeleri revize edildi. Söz konusu düzenleme, şirketlerin 2022-2026 yıllarını kapsayan 5 yıllık tarife uygulama dönemine yönelik hesaplamaları içeriyor. Bu kapsamda sistem kullanım bedelleri, gelir gereksinimleri ve gelir farkı hesaplamaları yeniden ele alındı. EPDK kararlarıyla birlikte doğal gaz dağıtım şirketlerinin üçüncü tarife dönemine ilişkin gelir ve tarife yapıları güncellenmiş oldu. Düzenlemenin, şirketlerin maliyet hesaplamaları ve dağıtım gelirlerine yönelik teknik revizyonları kapsadığı belirtildi. Kurum ayrıca motorin türlerine ilişkin teknik düzenlemede de değişikliğe gitti. Karara göre “TS EN 590 Otomotiv Yakıtları-Dizel (Motorin)-Gerek ve Deney Yöntemleri Aralık 2025” standardında yer alan “4 mikrometreden büyük partikül sayısı” kriterinin yürürlük tarihi 1 Haziran 2027 olarak belirlendi. Elektrik tarafında ise lisanssız üretim tesislerine uygulanacak dağıtım bedeline yönelik yeni tarife kararı alındı. Buna göre Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında 10 yıllık süresini dolduran lisanssız üretim tesislerinde, Cumhurbaşkanı kararı yayımlanana kadar “Lisanssız Üretici-2” tarifesi uygulanacak. 1 Haziran itibarıyla geçerli olacak düzenlemeyle birlikte, lisanssız elektrik üretim tesislerinin veriş yönlü dağıtım bedellerine ilişkin yeni dönem başlamış olacak. EPDK’nin Resmî Gazete’de yayımlanan kararlarıyla doğal gaz tarifeleri, motorin teknik standardı ve lisanssız elektrik üretim tesislerine uygulanacak dağıtım bedellerinde kapsamlı güncellemelere gidilmiş oldu.

Türkiye’nin jet yakıtı ihracatında güçlü sıçrama Haber

Türkiye’nin jet yakıtı ihracatında güçlü sıçrama

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) mart ayına ilişkin Petrol Piyasası Sektör Raporu’na göre, Türkiye’nin havacılık yakıtı ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 41,14 artarak 683 bin 467 tona ulaştı. Aynı dönemde petrol piyasasında toplam ihracat ise yüzde 0,92 artışla 1 milyon 339 bin 667 ton olarak gerçekleşti. Petrol ithalatı yükseldi Mart ayında Türkiye’nin toplam petrol ve petrol ürünleri ithalatı yıllık bazda yüzde 7,79 artışla 4 milyon 123 bin 407 tona çıktı. Toplam ithalat içinde en büyük kalemi oluşturan ham petrol ithalatı yüzde 11,81 artarak 2 milyon 799 bin 824 ton oldu. Motorin ithalatı ise yüzde 6,26 düşüşle 987 bin 708 ton seviyesine geriledi. Türkiye’nin en fazla ham petrol ve petrol ürünü ithal ettiği ülke 2 milyon 46 bin 981 tonla Rusya olurken, onu Irak ve Kazakistan izledi. İç piyasada akaryakıt talebi arttı Yurt içi benzin satışları mart ayında yıllık bazda yüzde 8,09 artarak 480 bin 187 ton oldu. Toplam petrol ürünleri satışları yüzde 7,90 yükselişle 2 milyon 877 bin 758 tona, motorin satışları ise yüzde 8,13 artışla 2 milyon 260 bin 390 tona ulaştı. Rafineri üretiminde çift haneli büyüme Mart ayında toplam rafineri petrol ürünleri üretimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,47 artarak 3 milyon 593 bin 804 ton olarak gerçekleşti. Havacılık yakıtları üretimi yüzde 26,09 artışla 679 bin 578 tona yükselirken, benzin üretimi yüzde 20,31 artarak 528 bin 121 ton oldu. Motorin üretimi ise yüzde 4,30 artışla 1 milyon 467 bin 986 ton seviyesinde kaydedildi.

GES Projelerini doğru yönetenler kazanacak Haber

GES Projelerini doğru yönetenler kazanacak

EPDK’nın lisanssız elektrik üretiminde saatlik mahsuplaşma uygulamasına son şeklini vermesini değerlendiren Tek Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Şahintaş, yeni dönemde plansız fazla üretim anlayışının geride kalacağını belirterek, “Artık kazananlar yalnızca üretim yapanlar değil, üretimini doğru yönetenler olacak” dedi. 1 Haziran 2026 itibariyle yürürlülüğe girecek yeni düzenleme ile sistemin temel yapısı korunurken, mahsuplaşma yöntemi aylık bazdan saatlik baza taşınıyor. Böylece lisanssız üretimde tüketicilerin kendi elektrik ihtiyacını karşılamasına odaklanan, daha dinamik ve veri temelli bir yapı hayata geçiriliyor. Yeni modele göre tüketiciler, bir önceki yılki tüketimlerinin en fazla iki katı kadar üretim yapabilecek. Tüketici, bu sınır dahilinde yaptığı üretimin kullanmadığı kısmının satışından gelir elde edebilecek. Belirlenen sınırın üzerindeki üretim ise Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması kapsamında sisteme aktarılacak. Tüketim-üretim optimizasyonu kritik hale geliyor Düzenlemeyi değerlendiren Tek Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Şahintaş, saatlik mahsuplaşma uygulamasının GES yatırımlarında planlama, takip ve yönetim süreçlerini çok daha önemli hale getirdiğini söyledi. Şahintaş, “Yeni düzenleme, lisanssız elektrik üretiminde önemli bir dönemin başlangıcıdır. Artık bir tesisin ne kadar elektrik ürettiği kadar, bu elektriğin hangi saatlerde üretildiği ve tüketildiği ile ihtiyaç fazlası üretimin nasıl yönetildiği de belirleyici olacak. Bu nedenle plansız fazla üretim dönemi geride kalıyor. GES yatırımlarında doğru kapasite, doğru tüketim analizi ve doğru yönetim modeli öne çıkıyor” dedi. Saatlik mahsuplaşma uygulamasıyla birlikte özellikle sanayi tesisleri ve yüksek elektrik tüketimine sahip işletmeler için saatlik tüketim profilinin artık yatırım kararlarının merkezinde yer alacağını ifade eden Şahintaş, “Yeni dönemde kazananlar üretimini, tüketimini, tedarik anlaşmasını ve fazla enerji yönetimini birlikte ele alanlar olacaktır.” ifadelerini kullandı. Takip altyapısı olan firmalar avantaj sağlayacak Yeni düzenlemenin veri yönetimi, dijital izleme ve performans takibi altyapısını daha stratejik hale getirdiğini kaydeden Şahintaş, GES yatırımlarında satış sonrası izleme süreçlerinin yatırımcı açısından kritik önem taşıyacağını belirtti. Şahintaş, “Santral kurulduktan sonra süreç bitmiyor; aksine asıl değer, üretimin doğru izlenmesi, performansın takip edilmesi ve tüketimle uyumlu şekilde yönetilmesiyle ortaya çıkıyor. Tek Enerji olarak mühendislik, kurulum, izleme, raporlama ve danışmanlık süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Bu süreçte plansız kapasite artışı yerine, işletmenin gerçek ihtiyacına uygun, finansal geri dönüşü doğru hesaplanmış ve enerji yönetimiyle desteklenmiş projeler önem kazanacaktır. Tek Enerji olarak biz de yatırımcılarımızın yalnızca bugünkü enerji ihtiyacını değil, gelecekteki enerji yönetimini de dikkate alan çözümler geliştirmeyi sürdürmeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.