SON DAKİKA
Hava Durumu

#Enflasyon

Ekometre - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Benzine zam geliyor Haber

Benzine zam geliyor

Brent petrol fiyatlarındaki hareketlilik, döviz kurundaki dalgalanmalar ve vergi artışları, akaryakıt fiyatları üzerinde doğrudan etkili oluyor. Bu gelişmeler, vatandaşların “Benzin ne kadar oldu?”, “Motorin litre fiyatı kaç TL?”, “LPG fiyatları güncel ne kadar?” gibi sorulara yanıt aramasına neden oluyor. İşte 26 Ocak 2026 Pazartesi günü itibarıyla güncel benzin, motorin ve LPG fiyatları… Global piyasalarda yaşanan dalgalanmalar, döviz kurundaki hareketlilik ve peş peşe gelen ÖTV zamları, akaryakıt fiyatları üzerinde etkili olmaya devam ediyor. Vatandaşlar, günlük yakıt maliyetlerini takip edebilmek için “Bugün benzin ne kadar?”, “Motorin fiyatı kaç TL?”, “Akaryakıt fiyatlarında son durum ne?” gibi sorulara yanıt arıyor. Benzinin litre fiyatına 27 Ocak 2026 Salı gününden itibaren geçerli olmak üzere 1 lira 11 kuruş zam bekleniyor. Peki, 26 Ocak 2026 Pazartesi itibarıyla İstanbul, Ankara ve İzmir’de benzin ve motorin fiyatları ne kadar? İşte il il güncel benzin ve motorin fiyatları… İstanbul Avrupa yakası akaryakıt fiyatları Benzin litre fiyatı: 54.10 TL Motorin litre fiyatı: 57.34 TL LPG litre fiyatı: 29.29 TL İstanbul Anadolu yakası akaryakıt fiyatları Benzin litre fiyatı: 53.92 TL Motorin litre fiyatı: 57.16 TL LPG litre fiyatı: 28.69 TL Ankara akaryakıt fiyatları Benzin litre fiyatı: 55.00 TL Motorin litre fiyatı: 58.42 TL LPG litre fiyatı: 29.17 TL İzmir akaryakıt fiyatları Benzin litre fiyatı: 55.27 TL Motorin litre fiyatı: 58.69 TL LPG litre fiyatı: 29.09 TL

TÜİK Aralık ayı enflasyonunu 0.89 olarak açıkladı Haber

TÜİK Aralık ayı enflasyonunu 0.89 olarak açıkladı

Buna göre enflasyon aylık bazda yüzde 0,89 olarak yıllık bazda ise yüzde 30,89 olarak seyretti. TÜİK'in açıkladığı Aralık 2025 enflasyon verilerine göre Tüketici Fiyat Endeksi aylık bazda yüzde 0,89 arttı. Yıllık enflasyon ise yüzde 30,89 seviyesinde gerçekleşti. Böylece 6 aylık enflasyon da belli olmuş oldu. İTO ise İstanbul'un enflasyonunu aynı dönem için yüzde 1,23 olarak açıkladı. Aralık ayı enflasyonu belli oldu mu, yüzde kaç? Türkiye İstatistik Kurumu saat 10.00’da Aralık ayı enflasyon verilerini duyurdu. Buna göre aylık enflasyon yüzde 0,89, yıllık enflasyon ise yüzde 30,89 olarak kayıtlara geçti. Aylık ve yıllık enflasyonun son bir yıllık seyri Enflasyon verilerine göre yıllık ve aylık TÜFE rakamları son aylarda şu şekilde gerçekleşti: 12-2025: Yıllık yüzde 30,89 Aylık yüzde 0,89 11-2025: Yıllık yüzde 31,07 – Aylık yüzde 0,87 10-2025: Yıllık yüzde 32,87 – Aylık yüzde 2,55 09-2025: Yıllık yüzde 33,29 – Aylık yüzde 3,23 08-2025: Yıllık yüzde 32,95 – Aylık yüzde 2,04 07-2025: Yıllık yüzde 33,52 – Aylık yüzde 2,06 06-2025: Yıllık yüzde 35,05 – Aylık yüzde 1,37 05-2025: Yıllık yüzde 35,41 – Aylık yüzde 1,53 04-2025: Yıllık yüzde 37,86 – Aylık yüzde 3,00 03-2025: Yıllık yüzde 38,10 – Aylık yüzde 2,46 02-2025: Yıllık yüzde 39,05 – Aylık yüzde 2,27 01-2025: Yıllık yüzde 42,12 – Aylık yüzde 5,03 12-2024: Yıllık yüzde 44,38 – Aylık yüzde 1,03 11-2024: Yıllık yüzde 47,09 – Aylık yüzde 2,24 10-2024: Yıllık yüzde 48,58 – Aylık yüzde 2,88 09-2024: Yıllık yüzde 49,38 – Aylık yüzde 2,97 08-2024: Yıllık yüzde 51,97 – Aylık yüzde 2,47 07-2024: Yıllık yüzde 61,78 – Aylık yüzde 3,23 06-2024: Yıllık yüzde 71,60 – Aylık yüzde 1,64 05-2024: Yıllık yüzde 75,45 – Aylık yüzde 3,37 İstanbul'da enflasyon aylık yüzde 1,23 İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, aralık ayında bir önceki aya kıyasla perakende fiyatlar İstanbul'da yüzde 1,23, yıllık ise yüzde 37,68 artış gösterdi. Toptan eşya enflasyonu ise yüzde 23,25 olarak gerçekleşti.

2026'nın en büyük riski enflasyon Haber

2026'nın en büyük riski enflasyon

Enflasyon riski ve somut kâr beklentisi kıskacında kalan teknoloji devlerinin, piyasalardaki gelişmelerin korunup korunamayacağı önümüzdeki dönemin en kritik ekonomi başlığı olmaya aday görünüyor. Yapay zekâ yatırımları son yıllarda küresel piyasalarda güçlü bir yükseliş sergilerken, “balon” tartışmaları da giderek yoğunlaşıyor. Financial Times’ın düzenlediği yıllık yatırımcı yuvarlak masa toplantısında bir araya gelen uzmanlar, yapay zekâ şirketlerinin değerlemelerinin ne kadar sürdürülebilir olduğu ve 2026’da sert bir düzeltme ihtimali olup olmadığı sorularını ele aldı. Uzman görüşleri ikiye ayrıldı Toplantıya katılan gazeteciler, fon yöneticileri ve yatırım stratejistleri arasında ortak bir görüş oluşmadı. Bazı uzmanlar yapay zekâ hisselerinde balon sinyalleri gördüklerini dile getirirken, portföy yöneten isimler mevcut değerlemelerin geçmişte yaşanan dot-com balonuna kıyasla daha sağlam temellere dayandığını savundu. Fon yöneticisi Simon Edelsten, günümüzde öne çıkan yapay zekâ şirketlerinin güçlü bilançolara sahip olduğunu vurgulayarak, “2000 yılındaki gibi temelsiz değerlemeler yok” değerlendirmesinde bulundu. Nvidia, Amazon ve Microsoft gibi şirketlerin pahalı olmasına rağmen aşırı uçta olmadıkları görüşü öne çıktı. Talep güçlü, beklentiler yüksek Fidelity’den Niamh Brodie-Machura, yapay zekâya yönelik talebin tedarik zincirinin tamamına yayıldığını ve arzın bu talebi henüz karşılayamadığını belirtti. Ancak yatırımcıların artık yapılan harcamaların somut kazanca dönüşmesini görmek istediğini ifade etti. Beklentilerin karşılanmaması halinde piyasalarda sert dalgalanmalar yaşanabileceği uyarısı yapıldı. Geçmiş balonlarla benzerlik tartışması FT yazarı Stuart Kirk, geçmişte birçok balona tanıklık ettiğini belirterek daha temkinli bir tablo çizdi. Kirk, “Her balonda ‘bu kez farklı’ denir ama sonuç değişmez” sözleriyle yapay zekâ hisselerindeki yükselişe mesafeli yaklaştığını dile getirdi. Katie Martin ise yapay zekânın dönüştürücü etkisini kabul etmekle birlikte, piyasalarda ciddi bir “köpük” oluştuğunu savundu. Martin, bazı hisse hareketlerinin yatırımcı davranışlarında aşırılığa işaret ettiğini ve bunun klasik balon göstergeleri arasında yer aldığını ifade etti. 2026 için en büyük risk: Enflasyon Uzmanların ortaklaştığı en önemli risk başlığı enflasyon oldu. Enflasyonun yeniden yükselmesi ve merkez bankalarının faiz indirimlerini durdurmak zorunda kalması halinde, başta yapay zekâ hisseleri olmak üzere tüm piyasalarda satış baskısının artabileceği belirtildi.

Şimşek kasım ayı enflasyon verilerini değerlendirdi Haber

Şimşek kasım ayı enflasyon verilerini değerlendirdi

Şimşek ayrıca, 2026 yılında dezenflasyon sürecine katkı sağlayacak unsurları da sıraladı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kasımda son 2,5 yılın en düşük aylık enflasyonunun gerçekleştiğini belirterek, "Kasımda yıllık enflasyon son 4 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 31,1'e geriledi ve 2024 yılı Mayıs ayına göre iyileşme 44 puanı aştı." ifadesini kullandı. Enflasyondaki düşüş trendine dikkati çeken Şimşek, "Son 2,5 yılın en düşük aylık enflasyonu gerçekleşti. Kasımda yıllık enflasyon son 4 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 31,1'e geriledi ve 2024 yılı Mayıs ayına göre iyileşme 44 puanı aştı. Yıllık temel mal enflasyonu yüzde 19'un altına düştü. Ağustos-ekim aylarında uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde gerçekleşen gıda enflasyonu kasımda normalleşti. Aylık enflasyondaki ılımlı seyrin aralıkta devam etmesini bekliyoruz." ifadesini kullandı. Şimşek, 2026'da dezenflasyon sürecine katkı sağlayacak temel unsurları ise şöyle sıraladı: "Destekleyici küresel finansal koşullar ve ılımlı emtia fiyatları, sıkı para politikası, güçlenen finansal istikrar, destekleyici maliye politikası, vergi ve harç güncellemeleri ile yönetilen-yönlendirilen fiyatların bütçe imkanları dahilinde enflasyon hedefleriyle uyumlu belirlenmesi, eğitimde kural bazlı fiyatlama, enflasyondaki düşüşün devamıyla beklentilerdeki iyileşmenin hızlanması, gıda, konut ve enerji başta olmak üzere birçok alanda uygulanan arz yönlü politikalar." Bakan Şimşek, fiyat istikrarını merkeze alan programı kararlılıkla uygulamaya devam edeceklerinin altını çizdi.

2026'da ekonomide umut ışığı var mı? Haber

2026'da ekonomide umut ışığı var mı?

Uzmanlara göre sonuçlar, ‘geçiş dönemi’ niteliğinde ve 2026 için umut vadediyor. Bankacılık ve sigortacılık güçlü bilançolarla öne çıkarken, reel sektörde yüksek finansman maliyetleri tabloyu sınırladı. Analistler, enflasyon muhasebesinin etkisinin azalmasıyla toparlanmanın hız kazanabileceğini belirtiyor. Borsa İstanbul'da üçüncü çeyrek bilanço dönemi, beklentilerin büyük ölçüde karşılandığı, sektörel ayrışmaların belirginleştiği ve kademeli bir toparlanmanın sinyallerini verdiği bir tabloyla geride kaldı. Piyasa analistlerine göre, ikinci çeyreğe kıyasla operasyonel kârlılıklarda iyileşme görülse de yüksek finansman giderleri özellikle sanayi şirketlerinin net kârları üzerinde baskı oluşturmaya devam etti. Uzmanlar, olumlu bilançoların hisse fiyatlarına yansıması makroekonomik belirsizlikler nedeniyle gecikse de beklentileri aşan sonuçların 'en kötünün geride kaldığı' bir geçiş dönemine işaret ettiğini ve 2026 yılı için önemli bir umut ışığı olduğunu vurguluyor. 2026 için umut ışığı oldu İnfo Yatırım-Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, üçüncü çeyrek bilanço dönemine ilişkin yaptığı değerlendirmede, ikinci çeyreğe göre toparlanmaların olduğunu ve olumlu bir dönem geçirildiğini belirtti. Beklentilerin altında kalabileceği düşünülen dönemin sonuçlarının pozitif olduğuna dikkat çeken Altunsaray, “Özellikle borsada ağırlığı yüksek olan şirketlerde gelen beklenti üzeri olumlu bilançolar, 2026 yılı için umut ışığı oldu diyebiliriz” dedi. Sektörel bazda bankacılık ve sigortacılığın öne çıktığını ifade eden Altunsaray, “XBANK tarafında özel bankların beklenti üzeri bilançolar açıklamasının, genel görünüm açısından olumlu olduğunu söylemek mümkün. Sigortacılık tarafında primlerin güzel gitmesi ve yeniden değerlemelerin devreye gitmesi bilançoları olumlu etkiledi” diye konuştu. Reel sektörde finansman baskısı Reel sektör bilançolarında kısmi toparlanmalar görülse de yüksek finansman maliyetlerinin ve rekabetin kâr marjlarını baskıladığını aktaran Altunsaray, bu durumun sanayi tarafında bilançoların baskılı gelmesine yol açtığını kaydetti. Altunsaray, bu sektördeki toparlanma için “Bu tarafın birazcık daha finansman maliyetinin düşmesiyle bilançoların toparlanacağını düşünüyorum” değerlendirmesini yaptı. Fiyatlara neden yansımadı? Olumlu bilanço sonuçlarının henüz hisse fiyatlarına yansımadığını vurgulayan Altunsaray, “Bunun sebebi ise dezenflasyon süreci ile faiz indirim hızımızın yavaşlaması. Özellikle dezenflasyon sürecinin ve faiz indirimlerinin hızlanmasının fiyatlamaya hızlı yansıyacağını düşünüyorum” dedi. Gelecek döneme ilişkin beklentilerini de paylaşan Altunsaray, “Gelecek bilançolarda enflasyon muhasebesinin etkisinin azalacağını düşünecek olursak toparlanmaların devam edeceğini, en kötünün ise 2. çeyrek bilançolarında kaldığını söylemek doğru olacaktır” dedi. Finansman giderleri İntegral Yatırım Ekonomik Araştırmalar Müdürü Seda Yalçınkaya Özer ise üçüncü çeyrek finansal sonuçlarının önceki çeyreklerden çok farklı ayrışmadığını belirterek, “Genel olarak finansman gideri baskısı devam etti. Enflasyon muhasebesi uyumu bazı şirketlerde daha fazla hissedildi” dedi. Reel bazda kâr marjlarını koruyan şirketlerin yeniden güçlü tarafta ayrıştığını ifade eden Özer, bazı şirketlerin operasyonel verimliliğe verdiği hassasiyetle bilanço yapılarını güçlü kılmakta başarılı olduğunu kaydetti. Özer, “Özellikle maliyet yönetimi ile birlikte brüt kârlılığın daha güçlenmesi, dikkatimizi çeken unsur oldu” diye konuştu. Açıklanan finansallar üzerinden bir analiz de paylaşan Özer, “Tüm endeks dikkate alındığında cirosu, FAVÖK’ü, EFK’sı ve net kârını artıran 62 şirket var” dedi. Sektörel ayrışmalar Bilanço döneminde pozitif ayrışan sektörlere de değinen Özer, şu değerlendirmeyi yaptı: “3. çeyrek bilanço döneminde perakende, telekomünikasyon ve sigorta sektörleri güzel bilançolar açıkladı. Otomotiv sektöründe ise çeyreklik toparlanma izlendi. Çimento sektöründe sınırlı bir toparlanma olurken, demir çelik ve beyaz eşya sektörü zayıf diyebileceğimiz sonuçlar açıkladı.” Özer, piyasanın beklentileri aşan kârlılıklara rağmen durgun seyrini ise “Piyasada hem şirketlerin zayıf kâr dönemi hakim olurken hem de Merkez Bankası’nın faiz indirimi vitesini düşürdüğü fiyatlanıyor” sözleriyle açıkladı. 2025 yılının finansallar açısından zayıf bir yıl olarak kayıtlara geçtiğini belirten Özer, 2024 yılı ikinci çeyreğinde başlayan zayıf bilanço döneminin 2026'da sona ermesi beklentisini paylaştı. Özer, sözlerini şöyle tamamladı: “Merkez Bankası mart ayında faiz indirim döngüsüne başlasaydı muhtemelen 2026 yılı 1. çeyrek sonuçlarda çok daha güçlü bir toparlanma görecektik. Defter değerinin altında fiyatlanan sanayi şirketlerinin 2026 yılında iyi bir fırsat sunabileceğini düşünüyorum.” Toparlanma ve geçiş dönemi Marbaş Menkul Değerler Araştırma Uzmanı Erdem Yıldız, üçüncü çeyrek bilanço döneminde iç dinamiklerdeki değişimle oluşan kademeli toparlanma sürecinin devam ettiğini belirtti. Enflasyondaki aşağı yönlü eğilim ışığında, bilançolar üzerindeki faaliyet gideri, finansman gideri ve net parasal pozisyon kaynaklı baskıların zayıfladığı bir dönemin geride bırakıldığını söyleyen Yıldız, “Bilanço beklentilerinde ise büyük ölçüde beklentilere paralel ya da üzerinde sonuçlar açıklandığını takip ettik. Sonuç olarak beklentiler dahilinde kademeli toparlanma sürecinin devam ettiğini ve geçiş dönemi içerisinde bulunduğumuzu görüyoruz” dedi. Kırılgan yapı sürüyor “2025 ikinci çeyrek itibarıyla sektörel anlamda en kötünün geride kaldığını izlerken üçüncü çeyrek bilançolarında da kademeli toparlanmanın etkilerini takip ettik” diyen Yıldız, buna karşın hem içeride hem de dışarıda PMI verilerinin hâlâ zayıf ve kırılgan yapının sürdüğünü gösterdiğini vurguladı. Yıldız, “Özetle ikinci çeyrek itibariyle en kötü geride kaldı demek mümkün fakat hâlâ sektörel toparlanmaların istenilen seviyelerde olmadığını da belirtmek isteriz” diye konuştu. Hangi sektörler öne çıktı? Bilanço döneminde ön plana çıkan sektörleri sıralayan Erdem Yıldız, bu ayrışmanın arkasındaki dinamikleri şöyle özetledi: - Telekom: Güçlü ARPU büyümesinin devamı ve müşteri kazanımının güçlü sürmesi. - Taahhüt: Backlog büyümesinin güçlü ve sürdürülebilir devam etmesi, döviz bazlı kârlılık kazanımı. - Gıda perakende: Dezenflasyon sürecine rağmen sektörün diri kalması ve operasyonel anlamda büyümenin sürmesi. - Enerji üretim: Özellikle kapasite artışına giden ve hikayesi olan şirketlerde artan enerji üretimi eşliğinde sürdürülebilir kârlılık. - Sigorta: Hayat tarafının düşük baz etkisiyle canlanmaya devam etmesi ve hayat dışı özelinde iştahın sürdürülebilir hale gelmesi. - Banka: Kamu öncülüğünde sektörde net faiz gelirlerinde düşük baz etkisiyle birlikte gözle görülür artışlar. - Sağlık: TTB’nin bileşik yüzde 44 zammı çerçevesinde sağlık turizminin olumsuz etkisine rağmen iştahın artış göstermesi. - Madencilik: Altın fiyatlarının yüksek seyretmesine karşın üretim maliyetlerinin yatay seyretmesi, tenör artışı ve üretim artışı.

İş dünyasında 'Enflasyon Düzeltmesi' tartışması sürüyor Haber

İş dünyasında 'Enflasyon Düzeltmesi' tartışması sürüyor

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Emre Özerçen, enflasyon düzeltmesinin bir yanda “vergi gelirlerini düşürdü” şeklinde eleştirilirken, diğer yanda şirketlerin ilave vergi ödemek zorunda kaldığına dair tespitler bulunduğunu söyledi. İlk bakışta çelişkili görünen bu iki sonucun aslında aynı sistemin farklı yönlerden ortaya çıkan doğal etkileri olduğunu dile getiren Emre Özerçen şöyle devam etti: “Enflasyon düzeltmesi sonrası birçok işletmede bilançonun yapısı değişti ve matrahı düşüren sonuçlar ortaya çıktı. Aynı uygulama bazı şirketlerde ise tam tersine yapay kâr yarattı. Hatırlanacağı üzere, 2023 yılına ait düzeltme farkları vergilendirilmediği için bu uygulama doğrudan vergi gelirlerini etkilememişti. Ancak bu durum ertelenmiş bir vergi etkisi yaratarak 2024 yılında şirketlerin ödediği kurumlar vergisini azalttı. Keza Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz da bütçe görüşmelerinde kurumlar vergisinde yaşanan düşüşün büyük ölçüde enflasyon düzeltmesi uygulamasından kaynaklandığını ve bu durumun vergi tabanında erozyon yarattığını söyledi” Özerçen, “Vergi gelirlerindeki reel düşüş, kurumlar vergisi tahsilatının hedeflerin gerisinde kalması ve geçici vergi dönemlerindeki uygulamalarla yıl sonu arasındaki uyumsuzluklar; enflasyon düzeltmesinin 2025 hesap dönemi sonunda hem bütçe dengesi hem de vergi sistemi açısından ciddi riskler barındırdığını gösteriyor” diye konuştu. İş yükünü de artırıyor Enflasyon düzeltmesinin özellikle KOBİ’ler ve mali müşavirler için önemli bir iş yükü ve operasyonel karmaşıklık yaratmaya devam ettiğinin de altını çizen Emre Özerçen şunları söyledi: “2025 yılı geçici vergi dönemlerinde düzeltme zorunluluğunun kaldırılması olumlu bir adım olsa da, yıl sonu itibarıyla uygulamanın sürmesi hâlâ ciddi belirsizlikler doğuruyor. Özellikle matrahın aşınması nedeniyle birçok mükellef açısından yüksek tutarlı iade süreçleriyle karşılaşılması muhtemel görünüyor. Bu nedenle, 2025 yıl sonunda enflasyon düzeltmesinin ya tamamen kaldırılması, ertelenmesi ya da en azından vergisiz şekilde uygulanması; hem mükelleflerin gereksiz maliyet ve uyuşmazlıklardan korunmasını sağlayacak; hem de mali idarenin iş yükünü azaltarak bütçe dengesi üzerindeki baskıyı hafifletecektir”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.