SON DAKİKA
Hava Durumu

#Enerji Tüketimi

Ekometre - Enerji Tüketimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Tüketimi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Akıllı şehirlerin başarısında entegre sistemler öne çıkıyor Haber

Akıllı şehirlerin başarısında entegre sistemler öne çıkıyor

Uluslararası deneyimler de akıllı şehirlerde başarının yalnızca cihaz ve sensör sayısıyla değil, farklı sistemlerin birlikte çalışması ve verinin ortak platformlarda yönetilmesiyle şekillendiğini gösteriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı’ ile akıllı şehir uygulamalarının 81 il ölçeğinde yaygınlaştırılması hedefleniyor. Birlikte çalışabilir sistemler, ortak veri yönetimi ve yerli teknolojilerin geliştirilmesinin öne çıktığı plan; kaynakların etkin kullanıldığı, mükerrer yatırımların önlendiği, standartları belirlenmiş bütüncül bir akıllı şehir yaklaşımını esas alıyor. Akıllı şehir teknolojilerinde en az yüzde 80 yerli üretim hedefi de yerli teknoloji şirketleri açısından önemli bir ölçeklenme alanı yaratıyor. Nu Teknoloji ise bu dönüşüme sensör ve cihazların yanı sıra haberleşme altyapısı, yazılım, veri yönetimi ve entegrasyon kabiliyetini de içeren yerli teknoloji çözümleriyle katkı sunmayı hedefliyor. Nu Teknoloji'nin akıllı şehir yaklaşımında enerji tüketimi, hava kalitesi, çevresel ölçüm, aydınlatma, atık yönetimi ve kent mobilyaları gibi farklı alanlardan elde edilen veriler ortak bir dijital ekosistemin parçaları olarak ele alınıyor. Merkezi yönetim platformuyla farklı sistemlerden gelen veriler tek ekrandan izlenebiliyor; alarm ve anomaliler görülebiliyor, performans karşılaştırılabiliyor ve gerektiğinde daha hızlı aksiyon alınabiliyor. Böylece verinin enerji ve kaynak kullanımından bakım süreçlerine kadar şehir operasyonlarında somut faydaya dönüşmesi amaçlanıyor. Bu yapının haberleşme katmanında ise mesh mimarisi öne çıkıyor. Nu Teknoloji'nin IoT çözümlerinde kullandığı mesh tabanlı yapıda cihazlar yalnızca merkezi bir noktaya değil, birbirleri üzerinden de veri aktarabiliyor. Bu yapı geniş alanlara yayılan IoT uygulamalarında kapsama ve ölçeklenebilirliği destekliyor. Sistemleri konuşturmak dünyanın da gündeminde Sistemlerin birlikte çalışması, dünyadaki akıllı şehir çalışmalarının da temel gündemlerinden biri. OECD'nin Smart City Data Governance: Challenges and the Way Forward çalışması, şehirlerde farklı sistemlerden elde edilen verilerin birbirinden kopuk “veri silolarında” kalmasının birlikte çalışabilirliğin önündeki önemli engellerden biri olduğuna dikkat çekiyor. OECD; farklı şehir birimleri ve sektörlerden gelen verilerin paylaşılabildiği platformları ve ortak veri standartlarını akıllı şehir dönüşümünün önemli unsurları arasında gösteriyor. “Türkiye’nin 81 ili kapsayan yeni yol haritasını önemli buluyoruz” Nu Teknoloji Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, Türkiye'nin akıllı şehirlerle ilgili yeni dönemini şu şekilde değerlendirdi: “Bir şehre binlerce sensör yerleştirmek onu tek başına akıllı hale getirmiyor. Asıl dönüşüm; enerjiden hava kalitesine, aydınlatmadan atık yönetimine kadar farklı sistemlerin birbiriyle konuşabildiği ve üretilen verinin tek yönetim katmanında anlamlı hale getirilebildiği zaman başlıyor. Türkiye'nin 81 ili kapsayan yeni yol haritasını bu nedenle önemli buluyoruz. Önümüzdeki dönemde teknoloji sayısından çok, bu teknolojilerin ne kadar entegre, ölçeklenebilir ve yönetilebilir olduğuna bakmamız gerekecek. Yerli ve milli teknoloji de bizim için yalnızca bir cihazın ülkemizde üretilmesi anlamına gelmiyor. Kritik şehir altyapılarında teknolojiyi geliştirme kabiliyetinin, sistem bilgisinin ve veriyi yönetme yetkinliğinin ülkede kalması bunun önemli bir parçası. Türkiye'nin önündeki bu ölçeklenme fırsatının, burada geliştirilen ve sahada doğrulanan teknolojilerin uluslararası pazarlara taşınmasına da katkı sağlayacağına inanıyoruz.”

Elektrikli havacılıkta yeni eşik Haber

Elektrikli havacılıkta yeni eşik

Havacılıkta elektrikli dönüşüm için dikkat çekici bir test gerçekleştirildi. İsveç kökenli Heart Aerospace’in geliştirdiği tamamen elektrikli X1, New York’ta yapılan ilk uçuşunda 27 dakika boyunca havada kaldı. Uçağın bu test için yalnızca yaklaşık 5 dolarlık elektrik tüketmesi, elektrikli havacılığın en önemli vaatlerinden biri olan düşük enerji maliyetini yeniden gündeme taşıdı. Bölgesel yolcu uçağı ölçeğinde tasarlanan X1, 30 koltuklu bir uçağın boyutlarına yaklaşan yapısıyla şimdiye kadar uçurulan en büyük tamamen bataryalı uçaklardan biri olarak öne çıktı. Yaklaşık 76 feet uzunluğundaki ve 25 bin poundun üzerindeki ağırlığa sahip uçak, Heart Aerospace için asıl hedef olan ticari modelin geliştirilmesinde bir test platformu görevi görüyor. 5 dolarlık uçuş, milyon dolarlık bir pazarın kapısını aralayabilir Elektrikli motorların havacılık sektörüne sağlayabileceği en büyük avantajlardan biri, yakıt ve bakım giderlerinde yaratabileceği düşüş. X1'in ilk uçuşunda ortaya çıkan yaklaşık 5 dolarlık enerji maliyeti, bu potansiyelin somut örneklerinden biri oldu. Ancak sektör açısından asıl soru, bu düşük maliyetin ticari uçuşlarda ne ölçüde sürdürülebileceği. Çünkü elektrikli uçakların önündeki en büyük engel hâlâ batarya teknolojisi. Bugünkü bataryalar, geleneksel uçak yakıtına kıyasla ağırlıkları başına çok daha az enerji depoluyor. Ayrıca uçuş sırasında yakıt tüketen geleneksel uçakların aksine bataryaların ağırlığı değişmiyor. Bu durum, özellikle daha uzun mesafelerde elektrikli uçakların menzilini ciddi biçimde sınırlıyor. Heart, tam elektrikten hibrit modele yöneliyor Heart Aerospace, bu teknik engeli aşmak için tamamen elektrikli bir yolcu uçağı yerine hibrit bir mimari üzerinde çalışıyor. Şirketin ticari hedefi olan ES-30, kısa mesafelerde batarya gücünden yararlanacak, daha uzun uçuşlarda ise menzil uzatıcı motorlarla desteklenecek. Tam elektrikli kullanımda yaklaşık 125 mil menzil hedeflenirken, hibrit sistem sayesinde toplam menzilin 500 mile kadar çıkarılması planlanıyor. Bu yaklaşım, özellikle kısa mesafeli bölgesel hava taşımacılığı için elektrikli havacılığı daha uygulanabilir hale getirmeyi amaçlıyor. Hedef: İşletme maliyetlerinde yüzde 40'a varan düşüş Heart Aerospace'in hesaplamalarına göre ES-30, geleneksel bölgesel uçaklara kıyasla operasyon ve bakım maliyetlerini yüzde 40'a kadar azaltabilir. Elektrik motorlarının daha az hareketli parçaya sahip olması, bakım süreçlerinin sadeleşmesini sağlayabilir. Daha düşük enerji maliyetleriyle birleştiğinde bu durum, özellikle kısa ve sık uçuş yapan bölgesel havayolları için önemli bir maliyet avantajı yaratabilir. Şirket, X1 testlerinden elde edilen verileri bu ekonomik modelin teknik altyapısını güçlendirmek için kullanacak. Test uçağından ticari yolcu uçağına X1'in görevi yalnızca uçabilmek değil. Test uçuşlarında toplanan aerodinamik veriler, enerji tüketimi ölçümleri ve uçuş performansı sonuçları, ES-30'un tasarımında kullanılacak. Heart Aerospace CEO'su Anders Forslund, ilk uçuşu ticari ölçekte elektrikli havacılığın mümkün olup olmadığını test eden önemli bir aşama olarak değerlendiriyor. Şirketin geliştirdiği teknoloji, havayolu sektörünün de dikkatini çekmiş durumda. United Airlines, Air Canada ve JSX'in hibrit-elektrikli ES-30 programına ilgi gösteren şirketler arasında bulunduğu belirtiliyor. Gözler 2031'e çevrildi Heart Aerospace, elektrikli havacılık yarışında daha güçlü bir konum elde etmek amacıyla merkezini Göteborg'dan Los Angeles'a taşıdı. Şirket böylece elektrikli ve hibrit havacılık teknolojilerine yatırım yapan şirketlerin yoğunlaştığı ABD ekosistemine daha yakın bir yapı kurmayı hedefliyor. Planlamaya göre 30 koltuklu ES-30'un ticari teslimatları 2031 yılında başlayacak. X1'in yalnızca 27 dakikalık ilk uçuşu, henüz elektrikli yolcu uçaklarının günlük hava taşımacılığında kullanılabileceği anlamına gelmiyor. Ancak test, havacılık sektörünün en zor dönüşümlerinden birinde önemli bir eşiğin geçildiğini gösteriyor: Elektrikli sistemler artık küçük deneysel araçların ötesine geçerek bölgesel yolcu uçaklarının ölçeğinde sınanmaya başlanıyor.

Sanayici karbon sertifikası sürecine hazır mı? Haber

Sanayici karbon sertifikası sürecine hazır mı?

Şimdi ise gözler Şubat 2027'de başlayacak karbon sertifikası satışlarına çevrildi. Isıtma sektörünün öncü sanayi kuruluşlarından Çukurova Isı, sanayicilerin karbon maliyetlerinden etkilenmemek için bugünden enerji tüketimi yoğun sistemleri gözden geçirmeleri ve verimlilik yatırımlarını hızlandırmaları gerektiğine dikkat çekti. Avrupa Birliği'nin iklim politikaları kapsamında uygulamaya aldığı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), 2026 yılıyla birlikte mali yükümlülük dönemine geçmişti. Bu yeni dönemde, AB pazarına ihracat yapan şirketler, ürünlerinin karbon emisyonlarını raporlamakla kalmayıp bu emisyonlar için mali sorumluluk da üstlenmeye başladı. Sanayiciler şimdi de mekanizmanın en kritik aşamalarından biri olan karbon sertifikası sürecine hazırlanıyor. Sertifika uygulaması Şubat 2027’de başlayacak Şubat 2027’de başlayacak sertifika uygulamasıyla birlikte demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, hidrojen ve elektrik sektörlerinde faaliyet gösteren AB ithalatçıları, SKDM yükümlülükleri kapsamında 2026 ve 2027 yılı ithalatlarına ilişkin sertifika satın alacak. SKDM sertifikalarının fiyatı ise Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi'nde (AB ETS) oluşan karbon fiyatlarına göre belirlenecek. 2026 yılı ithalatları için sertifika bedeli, 2026 yılı boyunca oluşan karbon fiyatlarının çeyrek dönem ortalaması esas alınarak hesaplanacak. 2027 ve sonraki yıllarda ise sertifika fiyatı, satışın yapıldığı haftadan önceki haftada Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi’nin (AB ETS) karbon fiyatına göre belirlenecek. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, şunları söyledi: "Karbon emisyonu artık ticaretin önemli maliyet kalemlerinden biri" “SKDM, artık yalnızca çevresel bir düzenleme değil, ihracat yapan sanayiciler açısından doğrudan maliyet oluşturan bir mekanizma haline geldi. Şimdi ise karbon sertifikası süreci devreye giriyor. Sertifika satın alma uygulamasıyla birlikte karbon emisyonları doğrudan ticari maliyete dönüşecek. Dolayısıyla sanayicilerin yalnızca emisyonlarını hesaplamaları değil, bu emisyonları azaltacak yatırımları da hızla hayata geçirmeleri gerekiyor. Düşük karbonlu üretim yapan işletmeler hem daha düşük karbon maliyetleriyle karşılaşacak hem de Avrupa pazarındaki rekabet gücünü artıracak." dedi. Sanayiciler enerji tüketen sistemleri gözden geçirmeli “SKDM kapsamında ürünlerin karbon emisyonları, gerçek üretim verileriyle birlikte hesaplanıyor. Bu nedenle üretim süreçlerinde enerji tüketimini azaltacak yatırımlar oldukça önemli” diyen Osman Ünlü, şu değerlendirmede bulundu: Sertifika maliyetlerini minimize ediyor "Sanayicilerin ilk olarak tesislerindeki yüksek enerji tüketen sistemleri analiz etmeleri gerekiyor. Isıtma sistemleri de bunların başında geliyor. Fabrikalarda kullanılan eski ve verimsiz sistemlerin yerine yüksek verimli teknolojilere geçilmesi, hem enerji tüketimini hem de karbon emisyonlarını önemli ölçüde azaltıyor. Biz de Çukurova Isı olarak, sanayicilerin emisyon yükünü azaltmalarına katkı sağlayan çözümler geliştiriyoruz. Avrupa Komisyonu'nun Ecodesign (ErP) Direktifi'ne uygun olarak geliştirdiğimiz Goldsun CPH seramik plakalı radyant ısıtıcı ürünümüzle geleneksel ısıtma sistemlerinden %70 daha verimli ısıtma sağlıyoruz. İşletmeler daha düşük enerji tüketimi sayesinde hem enerji maliyetlerini düşürüyor hem de ürünlerinin gömülü karbon emisyonlarını azaltarak SKDM kapsamında doğacak sertifika maliyetlerini minimize edebiliyor.” Bugün yapılan yatırımlar, yarının rekabet gücünü şekillendirecek Önümüzdeki yıllarda ücretsiz karbon tahsisatlarının kademeli olarak kaldırılmasıyla birlikte karbon maliyetlerinin daha da artmasının beklendiğini vurgulayan Ünlü, firmaların bugünden atacakları enerji verimliliği adımlarının hem işletme maliyetlerini hem de gelecekteki ihracat performanslarını doğrudan etkileyeceğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.