SON DAKİKA
Hava Durumu

#Enerji Maliyetleri

Ekometre - Enerji Maliyetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Maliyetleri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Fed kararı öncesi Euro için kritik eşik Haber

Fed kararı öncesi Euro için kritik eşik

Küresel piyasaların gözü Fed'in faiz kararına çevrilirken euro/dolar paritesinde de kritik bir eşik gündeme geldi. ING, ABD Merkez Bankası'nın faiz kararı ve sonrasında vereceği mesajların doların seyri açısından belirleyici olacağını değerlendirdi. ING'nin tahminine göre Fed'in faiz artırması ve yeni sıkılaşma sinyalleri vermesi halinde euro üzerindeki baskı artabilir. Böyle bir senaryoda euro/dolar paritesinin 1,15 seviyesine kadar gerilemesi bekleniyor. Euro/dolar paritesi mevcut durumda 1,1533 seviyesinde işlem görüyor. ING'den euro için 1,15 senaryosu ING Stratejisti Francesco Pesole, küresel hisse senetleri ile kısa vadeli faizlerin euro/dolar paritesinin mevcut dönemdeki en önemli belirleyicileri arasında yer aldığını belirtti. Pesole'ye göre Fed'in faiz artışıyla birlikte piyasa beklentilerini daha da sıkılaştırması, risk iştahını zayıflatabilir. Bu durum doların güçlenmesine ve euro/dolar paritesinin ING'nin kısa vadeli hedefi olan 1,15 seviyesine çekilmesine neden olabilir. FED'in mesajı piyasalar için kritik Piyasalarda Fed'in çarşamba günü açıklayacağı faiz kararı yakından takip edilecek. Kararın yanı sıra Fed yetkililerinin para politikasının geleceğine ilişkin vereceği mesajlar da paritenin yönü açısından önem taşıyor. Faiz artışının ardından yeni sıkılaşma adımlarına açık kapı bırakılması, dolar üzerindeki desteği güçlendirebilecek unsurlar arasında değerlendiriliyor. Buna karşılık daha temkinli bir Fed mesajının euro üzerindeki baskıyı sınırlayabileceği belirtiliyor. Yüksek petrol fiyatları tahvil piyasasını da baskılıyor Euro Bölgesi tahvil piyasasında da satış baskısı devam ediyor. Petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde seyretmesi, enerji maliyetleri üzerinden enflasyon endişelerini artırırken merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceğine ilişkin beklentileri güçlendiriyor. Bu beklenti, küresel tahvil piyasalarında getirilerin yüksek seviyelerde kalmasına neden oluyor. Gözler ecb'nin ardından fed'e çevrildi Avrupa Merkez Bankası'nın geçen hafta gerçekleştirdiği 25 baz puanlık faiz artışının ardından piyasalarda odak noktası Fed'e döndü. Fed'in de 25 baz puanlık faiz artışına gitmesi beklenirken, euro/dolar paritesi açısından asıl belirleyicinin kararın kendisinden çok Fed'in vereceği yönlendirme olması bekleniyor. Alman tahvil faizi 15 yılın zirvesine yakın Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi 0,9 baz puan yükselerek yüzde 3,545 seviyesine çıktı. Getiri, pazartesi günü görülen yüzde 3,554'lük 15 yılın zirvesinin hemen altında bulunuyor. Commerzbank Stratejisti Christoph Rieger, tahvil piyasalarının kritik seviyelerde kalıcı bir güç kazanmakta zorlandığını belirtti. Rieger, 10 yıllık Alman tahvil faizinin yüzde 3,5'in üzerinde yeni zirveleri test ettiğine dikkat çekti. Euro / Dolarda yönü fed belirleyecek Önümüzdeki günlerde euro/dolar paritesinin seyrinde Fed'in faiz kararı ve karar metnindeki mesajlar belirleyici olacak. Faiz artışıyla birlikte şahin bir ton kullanılması halinde doların güçlenmesi ve paritenin 1,15 seviyesine gerilemesi gündeme gelebilir. Daha ılımlı bir Fed yaklaşımı ise euro üzerindeki satış baskısının azalmasını sağlayabilir.

Alman devlerinden hükümete acil reform çağrısı Haber

Alman devlerinden hükümete acil reform çağrısı

İş dünyası, üretim ve istihdamın Almanya’da korunması için maliyetlerin düşürülmesini ve çalışma hayatında daha fazla esneklik sağlanmasını istiyor. Almanya’da sanayinin önde gelen temsilcileri, hükümete yönelik reform baskısını artırdı. Otomotiv ve sanayi sektörünün büyük şirketleri ile işveren örgütleri, Berlin yönetimine gönderdikleri ortak mesajda, yüksek enerji maliyetleri ve artan iş gücü maliyetlerinin ülkenin küresel rekabet gücünü tehdit ettiğini belirterek yapısal reformların gecikmeden hayata geçirilmesini istedi. Özellikle Bavyera ve Baden-Württemberg'deki iş dünyası temsilcilerinin öncülük ettiği çağrıda, hükümetin koalisyon programında yer alan ekonomi ve çalışma hayatına yönelik reformları hızlandırması talep edildi. İş dünyasına göre Almanya'nın önündeki temel mesele, yalnızca mevcut ekonomik yavaşlamayı aşmak değil; şirketlerin üretim, yatırım ve istihdam için ülkeyi uzun vadede cazip bir merkez olarak görmeye devam etmesini sağlamak. Yüksek maliyetler sanayiyi zorluyor Alman sanayisi son yıllarda enerji fiyatları, küresel rekabetin sertleşmesi ve yüksek maliyetler nedeniyle önemli bir baskı altında bulunuyor. Şirketler, enerji maliyetlerinin kalıcı biçimde daha rekabetçi seviyelere çekilmesini isterken, sosyal güvenlik sisteminden kaynaklanan mali yüklerin de işverenler ve çalışanlar açısından sürdürülebilir hale getirilmesini talep ediyor. Almanya'da 2026 yılı için sosyal güvenlik sistemine ilişkin hesaplama sınırları da ücret gelişimine paralel olarak yeniden artırıldı. Federal Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı, bu düzenlemelerin sosyal güvenlik sisteminin finansman tabanını ve ödeme dengesini korumayı amaçladığını belirtiyor. Ancak iş dünyası, primler ve diğer yan maliyetlerdeki yükselişin toplam iş gücü maliyetini artırarak Almanya'nın uluslararası rekabetçiliğini zayıflattığı görüşünde. İş dünyasının beklentisi: Daha düşük maliyet, daha fazla esneklik Sanayi temsilcilerinin hükümetten beklentileri birkaç ana başlıkta toplanıyor. İlk sırada enerji fiyatlarının düşürülmesi bulunuyor. Özellikle enerji yoğun sektörler açısından yüksek maliyetlerin üretim yatırımları üzerinde baskı oluşturduğu belirtiliyor. İkinci önemli başlık ise sosyal güvenlik yükleri. İş dünyası, artan maliyetlerin hem şirketlerin yatırım kararlarını hem de istihdam kapasitesini olumsuz etkilediğini savunuyor. Reform çağrısında ayrıca: çalışma hayatında daha fazla esneklik sağlanması,bürokratik süreçlerin azaltılması,kamu hizmetlerinde dijitalleşmenin hızlandırılması,yatırım süreçlerinin kolaylaştırılması gibi talepler öne çıkıyor. Berlin reform gündemini hızlandırmak istiyor Federal hükümet de ekonominin yeniden güçlendirilmesini öncelikli başlıklardan biri olarak görüyor. Hükümetin açıkladığı reform programlarında büyümenin desteklenmesi, rekabet gücünün artırılması, bürokrasinin azaltılması, sosyal güvenlik sisteminin uzun vadeli sürdürülebilirliğinin sağlanması ve iş gücü piyasasının güçlendirilmesi yer alıyor. Temmuz ayında hükümet, bu alanları kapsayan toplam 34 önlem üzerinde uzlaşıldığını açıklamıştı. Ancak iş dünyasının temel eleştirisi, reform başlıklarının belirlenmesinin tek başına yeterli olmadığı yönünde. Şirketler, özellikle maliyet baskısının devam ettiği mevcut dönemde uygulamaya geçiş sürecinin hızlandırılmasını istiyor. Sanayinin geleceği Almanya'nın gündeminde Almanya'nın güçlü sanayi altyapısı uzun yıllardır Avrupa ekonomisinin temel taşı olarak görülüyor. Ancak enerji maliyetleri, küresel tedarik ve rekabet koşullarındaki değişim, iş gücü açığı ve yüksek üretim maliyetleri bu model üzerinde yeni baskılar oluşturuyor. Hükümet de rekabet gücünü artırmak amacıyla yatırım ve reform odaklı bir politika izliyor. 2026 bütçe ve mali planında büyümeyi destekleyecek yatırımların yanı sıra kamu harcamalarında yapısal düzenlemeler ve sosyal güvenlik reformları öne çıkarılıyor. Alman iş dünyasının son çağrısı ise Berlin'e açık bir mesaj niteliği taşıyor: Reformların etkisini gösterebilmesi için yalnızca planlanması değil, hızla uygulamaya geçirilmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde Almanya'nın enerji maliyetlerinden sosyal güvenlik sistemine, çalışma hayatından bürokrasiye kadar uzanan reform gündemini ne hızla hayata geçireceği, ülkenin sanayi üretimi ve küresel rekabet gücü açısından belirleyici olacak.

Küresel piyasalar baskı altında Haber

Küresel piyasalar baskı altında

Yatırımcılar bugün ABD Merkez Bankası'nın (Fed) yayımlayacağı toplantı tutanaklarında faiz politikasının geleceğine ilişkin ipuçlarını arayacak. Küresel piyasalarda haftanın üçüncü işlem gününde riskten kaçış eğilimi öne çıkıyor. Enerji fiyatlarındaki yükseliş, tahvil piyasalarındaki satış baskısı ve özellikle çip şirketlerinde görülen sert kayıplar hisse senedi piyasalarını aşağı çekiyor. Reuters'a göre ABD'nin 30 yıllık tahvil faizi salı günü yaklaşık 20 yılın en yüksek seviyelerinden birine yükseldikten sonra yüzde 5,27 civarında dengelendi. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi de yüzde 4,69 seviyesinde bulunuyor. Petrol 91 doların üzerinde Küresel piyasaların en önemli risklerinden biri enerji fiyatlarındaki yükseliş olmaya devam ediyor. Brent petrolün varil fiyatı 91 doların üzerinde seyrediyor. ABD ile İran arasındaki gerilim ve Hürmüz Boğazı'na ilişkin belirsizlikler, petrol arzına yönelik endişeleri canlı tutuyor. Brent petrol salı günü 91,6 dolar civarına kadar yükselmişti. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, piyasalar açısından yalnızca enerji maliyetleri anlamına gelmiyor. Daha yüksek petrol fiyatlarının enflasyonu yeniden yukarı çekebileceği endişesi, merkez bankalarının faiz indirimleri konusunda daha temkinli davranabileceği beklentisini güçlendiriyor. Tahvil satışları borsaları baskılıyor Küresel tahvil piyasasındaki satış dalgası da riskli varlıklar üzerindeki baskıyı artırıyor. ABD'de uzun vadeli tahvil getirilerindeki yükselişe Avrupa ve Japonya piyasalarındaki hareketler de eşlik ediyor. Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,9 seviyesinin üzerine çıkarken, Almanya ve Fransa'da uzun vadeli borçlanma maliyetleri de son yılların yüksek seviyelerine ulaştı. Yüksek tahvil getirileri, şirketlerin finansman maliyetlerini artırırken hisse senetlerinin değerlemeleri üzerinde de baskı yaratıyor. Özellikle gelecekteki nakit akışlarına daha yüksek iskonto oranı uygulanan teknoloji şirketleri bu ortamdan daha fazla etkileniyor. Teknoloji hisselerinde sert kayıplar Wall Street'te teknoloji hisselerindeki satışlar salı günü belirginleşti. Nvidia, Micron Technology ve Broadcom gibi çip şirketlerinin hisselerindeki düşüşler, Nasdaq başta olmak üzere ABD borsalarını aşağı çekti. S&P 500 yüzde 0,69, Nasdaq yüzde 1,33 ve Dow Jones yüzde 0,22 geriledi. Asya piyasalarında da teknoloji satışları hızlandı. Güney Kore'de Kospi yaklaşık yüzde 6 düşerken, Japonya'nın Nikkei 225 endeksi yüzde 3'ün üzerinde geriledi. Samsung Electronics ve SK Hynix hisselerindeki sert kayıplar, bölge borsalarındaki satışlarda belirleyici oldu. Gözler Fed tutanaklarında Piyasaların bugün en fazla takip edeceği gelişme ise Fed'in temmuz ayındaki Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısına ilişkin tutanaklar olacak. Yatırımcılar özellikle Fed üyelerinin enflasyon, enerji fiyatları ve faiz politikasına ilişkin değerlendirmelerine odaklanacak. Son dönemde açıklanan bazı zayıf ABD ekonomik verileri, kısa vadede faiz artışı beklentilerini sınırlarken, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve uzun vadeli tahvil getirilerindeki artış Fed'in önündeki enflasyon riskini yeniden gündeme taşıyor. Bu nedenle tutanaklarda özellikle enflasyonun görünümüne ve faiz indirimlerinin zamanlamasına ilişkin ifadeler piyasaların yönü açısından önem taşıyor. Avrupa'da da satış baskısı sürüyor Avrupa borsalarında da tahvil faizleri ve enerji fiyatları nedeniyle risk iştahı zayıf. Fransa'nın CAC 40 endeksi yüzde 0,82, Almanya'nın DAX 40 endeksi yüzde 0,71 ve İtalya'nın FTSE MIB endeksi yüzde 1,06 geriledi. İngiltere'nin FTSE 100 endeksi ise yüzde 0,07 yükseldi. Almanya'da yatırımcı güvenini ölçen ZEW endeksinin ağustosta 34,2 puana yükselmesi ise Avrupa ekonomisine ilişkin beklentiler açısından olumlu bir gelişme oldu. Buna karşın yüksek enerji maliyetleri ve kamu borçlarının finansmanına ilişkin endişeler Avrupa tahvil piyasalarındaki baskının sürmesine neden oluyor. Asya'da teknoloji şoku Asya borsalarında satışların merkezinde teknoloji ve yarı iletken şirketleri yer aldı. Güney Kore'de Kospi yüzde 5,7 gerilerken, Japonya'da Nikkei 225 yüzde 3,1 ve Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 2 değer kaybetti. Hong Kong'da Hang Seng ise yüzde 0,2 yükseldi. Asya piyasalarındaki düşüşte ABD teknoloji hisselerindeki satışların yanı sıra yüksek tahvil getirileri ve küresel faiz beklentileri etkili oldu. Borsa İstanbul güne düşüşle başladı BIST 100 endeksi salı gününü yüzde 0,03 düşüşle 14.127,98 puandan tamamladı. Endeks bugün ise yüzde 0,17 düşüşle 14.103,63 puandan açıldı. Bilişim endeksi açılışta yüzde 1,63 gerileyerek en fazla düşen sektör oldu. Analistler BIST 100'de 14.000 ve 13.900 seviyelerini destek, 14.300 ve 14.400 puanları ise direnç olarak izliyor. Piyasaların gündeminde yoğun veri akışı Bugün yatırımcıların izleyeceği başlıkların başında Fed tutanakları geliyor. Bunun yanında Avro Bölgesi enflasyon verisi ve ABD mortgage başvuruları da takip edilecek. Küresel piyasalarda kısa vadede yönü belirleyecek üç temel unsur ise petrol fiyatları, tahvil getirileri ve Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentiler olacak. Petrolün 90 doların üzerinde kalması ve uzun vadeli tahvil faizlerinin yüksek seviyelerini koruması halinde hisse senetlerinde oynaklığın devam etmesi beklenirken, Fed tutanaklarının vereceği mesajlar piyasanın bundan sonraki yönü açısından belirleyici olabilir.

Alman ekonomisinde güven artıyor Haber

Alman ekonomisinde güven artıyor

Ifo İş Dünyası Güven Endeksi 86,6 seviyesine yükselirken, gelecek döneme ilişkin beklentiler üst üste üçüncü ayda da iyileşti. Ancak mevcut ekonomik koşullara ilişkin değerlendirmelerde zayıflama dikkat çekti. Avrupa'nın en büyük ekonomisi olan Almanya'da iş dünyasının geleceğe yönelik iyimserliği güçleniyor. Ifo Enstitüsü tarafından açıklanan temmuz ayı verileri, iş dünyası güveninin beklentilerin üzerinde arttığını ortaya koyarken, ekonomik toparlanmaya ilişkin umutları da destekledi. Verilere göre Ifo İş Dünyası Güven Endeksi, temmuz ayında 86,6 seviyesine yükselerek piyasa beklentisi olan 86,0 puanın üzerine çıktı. Beklentiler güçlenmeye devam ediyor Ekonominin geleceğine ilişkin beklentileri gösteren Beklentiler Endeksi, haziran ayında revize edilen 84,3 seviyesinden 86,7 puana yükseldi. Piyasalar endeksin 84,8 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyordu. Böylece Alman şirketlerinin gelecek aylara ilişkin beklentileri üst üste üçüncü ayda da iyileşme gösterdi. Mevcut koşullar zayıfladı Olumlu beklentilere rağmen mevcut ekonomik koşulları ölçen Cari Koşullar Endeksi ise beklentilerin aksine geriledi. Endeks, haziran ayındaki 87,0 seviyesinden 86,5 puana düştü. Bu tablo, şirketlerin geleceğe daha umutlu baktığını ancak mevcut faaliyet ortamında enerji maliyetleri, yüksek finansman giderleri ve küresel belirsizliklerin etkisini hissetmeye devam ettiğini gösteriyor. Ifo Başkanı: "Ekonomi daha az karamsar" Ifo Başkanı Clemens Fuest, Basra Körfezi'nde süren jeopolitik belirsizliklere rağmen Alman ekonomisinin önceki aylara kıyasla daha az karamsar bir görünüm sergilediğini söyledi. Son dönemde Alman hükümetinin büyümeyi desteklemeye yönelik reform paketlerini açıklaması da iş dünyasının beklentilerini olumlu etkileyen gelişmeler arasında yer aldı. Toparlanma sinyalleri güçleniyor Son haftalarda açıklanan PMI verileri, yatırımcı güven endeksleri ve diğer öncü göstergeler de Almanya ekonomisinde toparlanma eğiliminin güçlendiğine işaret ediyor. Almanya Ekonomi Bakanlığı da yayımladığı son raporda, ekonomik göstergelerin yılın ikinci yarısında büyümenin yeniden ivme kazanabileceğini gösterdiğini belirtti. Riskler devam ediyor Buna karşın ekonomistler, toparlanmanın önünde önemli risklerin bulunduğuna dikkat çekiyor. Özellikle; Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler,enerji fiyatlarındaki yükseliş,Çin ekonomisindeki yavaşlama,ihracat talebindeki zayıflama Almanya'nın ihracata dayalı ekonomik yapısı açısından en önemli risk unsurları olarak görülüyor. Avrupa ekonomisi için kritik gösterge Ifo İş Dünyası Güven Endeksi, Avrupa ekonomisinin yönünü gösteren en önemli öncü göstergelerden biri olarak kabul ediliyor. Temmuz ayında beklentilerin üzerinde gelen veriler, Alman şirketlerinin geleceğe ilişkin güveninin yeniden güçlenmeye başladığını ortaya koyarken, mevcut ekonomik koşullardaki zayıflık ise toparlanma sürecinin kırılganlığını koruduğunu gösteriyor. Ekonomistler, önümüzdeki aylarda enerji fiyatlarının seyri, Avrupa Merkez Bankası'nın para politikası ve küresel ticaretteki gelişmelerin Alman ekonomisinin toparlanma hızını belirleyecek temel unsurlar olacağını değerlendiriyor.

Alüminyum stokları 27 yılın en düşük seviyesine indi Haber

Alüminyum stokları 27 yılın en düşük seviyesine indi

Uzmanlar, jeopolitik risklerin ve arz sıkışıklığının sanayi üretiminde maliyet baskısını artırabileceğine dikkat çekiyor. Küresel emtia piyasalarında alüminyum arzına ilişkin endişeler büyüyor. Londra Metal Borsası'na (LME) kayıtlı alüminyum stokları, 24 Temmuz itibarıyla 271 bin 275 tona gerileyerek yaklaşık 27 yılın en düşük seviyesine indi. Veriler, küresel sanayinin temel hammaddelerinden biri olan alüminyumda arz-talep dengesinin giderek sıkılaştığına işaret ediyor. Arz sıkışıklığı stokları eritti Piyasa uzmanlarına göre stoklardaki hızlı düşüşün arkasında, Orta Doğu'da devam eden jeopolitik gerilimlerin tedarik zincirlerinde oluşturduğu baskı bulunuyor. Olası arz kesintilerine karşı önlem almak isteyen sanayi kuruluşları ve nihai kullanıcılar, ihtiyaçlarını güvence altına almak amacıyla LME depolarındaki metalleri çekmeye devam ediyor. Bu durum, borsa stoklarının hızla erimesine neden olurken, piyasalarda arz güvenliğine ilişkin endişeleri de artırıyor. Küresel tüketimin bir günlük ihtiyacının altında Dikkat çeken bir diğer gelişme ise mevcut LME stoklarının, dünya genelindeki alüminyum tüketiminin bir günlük ihtiyacını dahi karşılayamayacak seviyeye gerilemiş olması. Analistler, bu durumun olası yeni arz kesintilerinde fiyatların çok daha sert hareket etmesine neden olabileceğini değerlendiriyor. Diğer metallerde de gerileme yaşandı LME verilerine göre yalnızca alüminyum değil, birçok sanayi metalinde de stoklar azaldı. Son verilere göre; Alüminyum: 1.500 ton azaldı.Bakır: 3.800 ton geriledi.Çinko: 2.075 ton düştü.Kurşun: 1.050 ton azaldı.Kalay: 375 ton geriledi. Buna karşılık alüminyum alaşımı, kobalt, NASAAC ve nikel stoklarında ise değişiklik yaşanmadı. Sanayi için ne anlama geliyor? Alüminyum; otomotiv, inşaat, savunma, havacılık, beyaz eşya, ambalaj ve yenilenebilir enerji başta olmak üzere birçok stratejik sektörde yoğun olarak kullanılıyor. Stokların tarihi düşük seviyelere gerilemesi halinde; üretim maliyetlerinin artması,sanayi şirketlerinin hammaddeye erişiminin zorlaşması,küresel alüminyum fiyatlarında yukarı yönlü baskının sürmesi,üretici ülkelerin arz politikalarının daha yakından izlenmesi bekleniyor. Gözler jeopolitik gelişmelerde Uzmanlar, alüminyum piyasasının yönünü önümüzdeki dönemde Orta Doğu'daki gelişmeler, enerji maliyetleri ve küresel sanayi talebinin belirleyeceğini ifade ediyor. LME stoklarının 27 yılın en düşük seviyesine inmesi, küresel metal piyasalarında arz güvenliği konusunun yeniden ön plana çıktığını gösterirken, sanayi üreticileri açısından da kritik bir uyarı niteliği taşıyor.

TOBB Çimento meclisi başkanlığına Adil Sani Konukoğlu seçildi Haber

TOBB Çimento meclisi başkanlığına Adil Sani Konukoğlu seçildi

TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, TOBB Çimento ve Çimento Ürünleri Meclis Başkanlığı görevine seçildi. Konukoğlu, sektörün yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda ortak akıl ve iş birliğiyle çalışmalarını sürdüreceklerini vurguladı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) T. Çimento ve Çimento Ürünleri Meclisi Toplantısı’nda gerçekleştirilen seçim sonucunda TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, TOBB Çimento ve Çimento Ürünleri Meclisi’nin Başkanı oldu. Seçimin ardından değerlendirmelerde bulunan Konukoğlu, “TOBB Çimento ve Çimento Ürünleri Meclis Başkanlığı görevini üstlenmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sektörümüz, yeşil dönüşümden dijitalleşmeye, sürdürülebilirlikten uluslararası rekabete kadar birçok başlıkta önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Meclisimiz çatısı altında tüm paydaşlarımızla birlikte hareket ederek sektörümüzün rekabet gücünü artıracak, sürdürülebilir büyümesini destekleyecek ve ülkemizin kalkınma hedeflerine katkı sunacak çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. Toplantıda sektörün mevcut durumu ve geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Konukoğlu, küresel ölçekte yaşanan ekonomik dalgalanmalar, enerji maliyetleri, iklim politikaları ve ticaret düzenlemelerinin üretim modellerini yeniden şekillendirdiğini belirterek, Türk çimento sektörünün bu dönüşüm sürecine güçlü yatırımlarla hazırlandığını ifade etti. TÜRKÇİMENTO verilerine göre 2025 yılında sektörün toplam çimento üretiminin 97,8 milyon tona ulaştığını belirten Konukoğlu, iç satışların 82,2 milyon ton, ihracatın ise 15,6 milyon ton olarak gerçekleştiğini söyledi. Üretilen çimentonun yaklaşık yüzde 16’sının dış pazarlara ihraç edildiğini vurgulayan Konukoğlu, sektörün üretim kapasitesi, ihracat gücü ve iç pazar dinamizmi açısından güçlü performansını sürdürdüğünü kaydetti. “Üçüz dönüşüm sektörümüzün yol haritasını oluşturuyor” Çimento sektörünün tarihinin en kapsamlı dönüşüm süreçlerinden birini yaşadığını ifade eden Konukoğlu, sektörün odağında yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve insan odaklı dönüşüm olmak üzere üç temel başlığın yer aldığını belirtti. Bu süreci “üçüz dönüşüm” olarak tanımlayan Konukoğlu, dijitalleşme, veri odaklı yönetim anlayışı, yapay zeka uygulamaları ve ileri üretim teknolojilerinin enerji verimliliğinden karbon emisyonlarının azaltılmasına kadar birçok alanda dönüşümün temel unsurları haline geldiğini söyledi. Türk çimento sektörünün sürdürülebilirlik yatırımlarını kararlılıkla sürdürdüğünü belirten Konukoğlu, bugün 17 fabrikada, 27 hatta kurulu atık ısı geri kazanım tesisleri sayesinde toplam 164,5 megawatt enerji üretimi gerçekleştirildiğini ifade etti. Bu yatırımlar sayesinde yaklaşık 2,6 milyon kişinin günlük elektrik tüketimine denk bir enerji üretim kapasitesine ulaşıldığını belirten Konukoğlu, sektörün elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 10’unun da atık ısı geri kazanımı, güneş ve rüzgar gibi sürdürülebilir kaynaklardan karşılandığını kaydetti. Yeşil çimento hedefleri öne çıkıyor Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda alternatif yakıt kullanım oranlarının artırılması, klinker oranının düşürülmesi ve düşük karbonlu yeni nesil üretim teknolojilerinin yaygınlaştırılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Konukoğlu, yeşil çimento kullanımının sektörün dönüşümünde kritik rol oynadığını söyledi. Kamu projelerinde yeşil çimento kullanımının teşvik edilmesine yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Konukoğlu, önümüzdeki 10 yıllık dönemde yaklaşık 11 milyon ton karbon emisyonu azaltımının hedeflendiğini belirtti. Uluslararası iş birlikleri güçleniyor Konuşmasında Çin Çimento Birliği ile geliştirilen stratejik iş birliğine de değinen Konukoğlu, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ile Çin’in dijitalleşme, otomasyon ve yapay zeka alanlarındaki deneyiminin birleşmesinin sektör açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. Konukoğlu, önümüzdeki dönemde teknoloji paylaşımı, pilot projeler, ortak eğitim programları ve uzman değişimleri gibi alanlarda iş birliklerinin geliştirilmesini hedeflediklerini belirterek, bu çalışmaların Emisyon Ticaret Sistemi ve sınırda karbon düzenlemeleri gibi küresel mekanizmalara uyum sürecine de katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.

Savaşın AB’ye enerji maliyeti 35 milyar Euro Haber

Savaşın AB’ye enerji maliyeti 35 milyar Euro

AB Komisyonu’nun Enerjiden Sorumlu Üyesi Dan Jorgensen, kriz sürecinin başlamasından bu yana Avrupa ülkelerinin enerji için normal seviyelerin yaklaşık 35 milyar euro üzerinde ödeme yaptığını söyledi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde düzenlenen gayriresmi AB enerji bakanları toplantısının ardından konuşan Jorgensen, yaşanan süreci “fosil yakıt krizi” olarak tanımladı. “Avrupa hâlâ kırılgan” Jorgensen, AB’nin 2022’ye kıyasla daha hazırlıklı olduğunu, yenilenebilir enerji kapasitesinin arttığını ve enerji tedarikinin çeşitlendirildiğini belirtti. Ancak küresel piyasalardaki fiyat artışlarının Avrupa ekonomisini hâlâ ciddi şekilde etkilediğini vurguladı. AB’nin fosil yakıtlara bağımlılığını azaltması gerektiğini ifade eden Jorgensen, özellikle sanayi üretimi ve vatandaşların enerji maliyetleri konusunda baskı altında olduğunu söyledi. Jet yakıtı için gözlem merkezi kuruldu AB Komisyonu, olası arz sorunlarını izlemek amacıyla Avrupa’daki jet yakıtı hareketlerini takip edecek özel bir gözlem merkezi kurduğunu duyurdu. Jorgensen, kısa vadede ciddi bir arz güvenliği problemi beklenmediğini ancak Orta Doğu’daki gelişmelerin ve hava yolu şirketlerinin vereceği tepkilerin süreci belirleyeceğini ifade etti. Bazı hava yolu şirketlerinin şimdiden uçuş iptallerine başladığına dikkat çekti. GKRY’den yeni doğal gaz hamlesi GKRY Enerji Bakanı Michael Damianos ise Avrupa’nın ithal fosil yakıtlara bağımlılığının ekonomik ve güvenlik açısından ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Damianos, Romanya, Yunanistan, Polonya ve GKRY’deki yeni doğal gaz keşiflerinin Avrupa’nın enerji güvenliğine katkı sağlayabileceğini belirtti. Özellikle GKRY merkezli Kronos sahasında yürütülen görüşmelerin son aşamaya geldiğini ifade eden Damianos, anlaşmanın sağlanması halinde Avrupa pazarına ilk gaz akışının 2027 sonu veya 2028 başında başlayabileceğini açıkladı. Afrodit sahasında ise ilk gaz üretiminin 2030-2031 döneminde başlamasının planlandığı bildirildi. LNG ve enerji güvenliği gündemde AB yetkilileri, küresel LNG piyasasındaki dalgalanmalar ve Orta Doğu’daki jeopolitik risklerin Avrupa enerji güvenliği açısından yeni baskılar oluşturduğuna dikkat çekiyor. Birlik, enerji arz güvenliğini artırmak için hem yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmayı hem de yerli doğal gaz kaynaklarını sisteme dahil etmeyi hedefliyor.

IMF uyardı: Küresel büyüme düşüyor enflasyon artıyor Haber

IMF uyardı: Küresel büyüme düşüyor enflasyon artıyor

IMF Başkanı Kristalina Georgieva, Orta Doğu’daki savaşın uzamasıyla küresel ekonomiye ilişkin iyimser senaryoların geçerliliğini yitirdiğini açıkladı. Petrol fiyatlarının 125 dolara çıkması halinde büyümenin %2’ye gerileyebileceği ve enflasyonun %5,8’e ulaşabileceği uyarısı yapıldı. Küresel ekonomi için iyimser senaryo geçerliliğini kaybetti Uluslararası Para Fonu Başkanı Kristalina Georgieva, Orta Doğu’daki jeopolitik risklerin artmasıyla birlikte küresel ekonomi için daha önce öngörülen olumlu tablonun artık geçerli olmadığını belirtti. IMF’nin kısa süreli çatışma varsayımına dayanan temel senaryosunda, küresel büyümenin %3,1 seviyesinde kalması ve enflasyonun %4,4 civarında seyretmesi bekleniyordu. Ancak mevcut gelişmeler, bu tahminlerin geride kaldığını gösteriyor. IMF: “Olumsuz Senaryo” şimdiden gerçekleşiyor Georgieva, savaşın uzamasıyla birlikte petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıktığını ve bunun küresel enflasyon baskılarını artırdığını vurguladı. IMF’nin daha önce “olumsuz senaryo” olarak tanımladığı sürecin artık fiilen yaşandığını ifade etti. Bu durum, özellikle enerji maliyetleri üzerinden tüm dünyada fiyat artışlarını tetikliyor. 2027 Senaryosu: daha sert ekonomik riskler IMF Başkanı Georgieva, çatışmaların 2027 yılına kadar devam etmesi ve petrol fiyatlarının varil başına 125 dolara yükselmesi durumunda küresel ekonomide daha ağır sonuçların ortaya çıkabileceğini belirtti. Bu senaryoya göre: Küresel büyüme %2 seviyesine gerileyebilirEnflasyon %5,8’e kadar yükselebilirEnflasyon beklentileri bozulabilirIMF’nin Üç Senaryolu Ekonomi Tahmini IMF, Orta Doğu’daki gelişmelerin yarattığı belirsizlik nedeniyle 2026 ve 2027 yıllarına ilişkin üç farklı senaryo oluşturdu: Temel senaryo: Sınırlı etki, dengeli büyümeOrta düzey olumsuz senaryo: Büyümede yavaşlama, enflasyonda artışŞiddetli senaryo: Küresel ekonomik daralma riskiBüyüme ve Enflasyon Beklentileri Ne Diyor? IMF verilerine göre: Olumsuz senaryo:2026 büyüme: %2,5Enflasyon: %5,4Şiddetli senaryo:Büyüme: %2Enflasyon: %5,8SEO Anahtar Kelimeler (arka plan için) IMF, Kristalina Georgieva, küresel ekonomi, petrol fiyatları, enflasyon, büyüme tahmini, Orta Doğu savaşı, ekonomik riskler, 2026 ekonomi, 2027 ekonomi

Borsa Ortadoğu'da barış bekliyor Haber

Borsa Ortadoğu'da barış bekliyor

Yıla oldukça güçlü bir başlangıç yapan ve şubat ayında 14 bin 532 puanla tüm zamanların rekorunu test eden Borsa İstanbul (BIST 100) endeksi, ABD, İsrail ve İran hattında patlak veren çatışmalardan etkilendi. Bölgede jeopolitik gerilimlerin hızla tırmanması küresel risk iştahını baskılarken, tedarik zinciri endişeleri ve petrol fiyatlarındaki sert yükseliş enflasyonist korkuları yeniden alevlendirdi. Yatırımcıların riskli varlıklardan kaçarak güvenli liman arayışına girdiği bu zorlu süreçte, BıST 100 endeksi 13 bin puanın altını görerek satış dalgalarına maruz kalsa da savaşın yarattığı küresel sarsıntıya rağmen Borsa İstanbul’un gelişmekte olan diğer piyasalarla (EM) kıyaslandığında bu şoku nispeten daha az hasarla atlatması dikkat çeken bir diğer unsur oldu. Ekonomi yönetiminin savaşın olası etkilerini sınırlamak adına esnek ve proaktif bir yaklaşım benimsemesi, uygulanan güçlü rezerv yönetimi ve Türkiye’nin süreçteki arabuluculuk adımları, yurt içi piyasaların direncini önemli ölçüde artırdı. Gelişmekte olan birçok ülke borsası artan enerji maliyetleri ve enflasyon baskılarıyla daha derin sarsıntılar yaşarken; Borsa İstanbul, güven veren yatırım ortamı ve alınan önlemlerin katkısıyla süreci rakiplerine kıyasla daha sınırlı kayıplarla ve pozitif bir ayrışmayla yönetmeyi başardı. Borsada yeni rota ne olacak? Piyasalardaki bu tablo, tarafların müzakere masasına oturması ve bölgede kalıcı bir barışın sağlanabileceğine yönelik güçlü sinyallerin gelmesiyle yerini temkinli bir iyimserliğe bırakmaya hazırlanıyor. Diplomatik uzlaşı ile jeopolitik tansiyonun düşmesi durumunda; enerji maliyetleri üzerindeki baskının hafiflemesi, küresel piyasalarda risk iştahının yeniden canlanması ve yabancı fonların Borsa İstanbul gibi gelişmekte olan piyasalara geri dönmesi bekleniyor. Uzmanlar, savaş fiyatlamasının devreden çıkmasıyla birlikte çatışma öncesi seviyelerine doğru kayıplarını telafi eden BıST 100 endeksinin önümüzdeki süreçteki olası yükseliş senaryolarını ve yeni dönemde hangi sektörlerin öne çıkabileceğini İstanbul Ticaret için değerlendirdi. Fiyatlamada ana beklenti petrol Geçtiğimiz 28 Şubat’tan bu yana jeopolitik gelişmelerin piyasalar üzerinde belirleyici bir rol üstlendiğini belirten Gedik Yatırım-Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, haber akışlarına bağlı oynaklığın ciddi şekilde arttığına dikkat çekti. aBD ve İran arasında gündeme gelen ateşkes ihtimalinin piyasalara nefes aldırdığını hatırlatan Bal, BıST 100 endeksinde 14 bin puanın üzerine doğru yaşanan toparlanmanın da bu haberlerle desteklendiğini ifade etti. Bu süreçte takip ettikleri en önemli göstergenin petrol fiyatları olduğunun altını çizen uzman isim, enerji maliyetlerindeki artışın küresel enflasyonist baskı yaratarak merkez bankalarını daha sıkı bir duruşa zorladığını belirtti. Bal, bu durumun zayıflayan faiz indirimi beklentileriyle birleştiğinde gelişmekte olan piyasalardan çıkış eğilimini hızlandırdığını vurguladı. Endekste 15 bin puan hedefi Olası bir diplomatik anlaşma durumunda petrol fiyatlarının nerede dengeleneceğinin kritik bir eşik olacağını ifade eden Onurcan Bal, savaşın sona ermesinin enerji fiyatlarını hemen eski seviyelerine düşürmeyeceğini tahmin ettiğini belirtti. Bölgedeki enerji altyapılarında oluşan hasarın boyutu tam bilinmediği için düşüşün zaman alabileceğini söyleyen Bal, petrolün kademeli de olsa düşüş eğilimine girdiği senaryoda Borsa İstanbul için yeni hedeflerin gündeme geleceğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu: “Böyle bir senaryoda Borsa İstanbul’da özellikle 14 bin 530 civarında bulunan zirve seviyesi aşılabilirse, kısa vadede 14 bin 750-15 bin bölgesine doğru teknik bir hareket söz konusu olabilir.” Ralli için gözler enflasyonda Savaş riskinin ortadan kalkmasının borsada ilk etapta bir toparlanma yaratacağını, ancak soluksuz bir ralliden ziyade kontrollü bir seyir beklediğini belirten Onurcan Bal, savaşın Türkiye’nin dezenflasyon sürecine kaçınılmaz etkileri olduğunu hatırlattı. Merkez Bankası’nın enflasyondaki yüksek seyir nedeniyle mart ayını pas geçtiğini ve bu ay da yüzde 2.5 civarında bir aylık enflasyon beklediklerini söyleyen Bal, yabancı çıkışları ve carry trade pozisyonlarının terse dönmesi ve rezervlerde yaşanan düşüşe de dikkat çekti. Kısa vadede bir faiz indirimi beklemediklerini dile getiren Bal, “Piyasada bu savaşın bitmesiyle ilk fiyatlamalarda bir yükseliş görürüz ama bu yükselişin devamlılığı, tekrar faiz indirim beklentilerinin güçlenmesine bağlı” diye konuştu. Bankacılık ve havacılık öne çıkabilir Jeopolitik gerilimin kalıcı olarak azalmasıyla birlikte Borsa İstanbul’da sektörel rotasyon yaşanacağına işaret eden Onurcan Bal, çatışmaların başlamasıyla en büyük tahribatı faiz indirimlerinin zora girmesi nedeniyle bankacılık, gayrimenkul yatırım ortaklığı (GYO) ve havacılık sektörlerinin aldığını belirtti. artan ülke risk priminin (CDS) bankacılığı ekstra baskıladığını söyleyen Bal, barış ihtimalinde yaşanacak değişimi şu sözlerle özetledi: “Riskler yatışırsa bankalar, GYO’lar, havacılık ve holdingler toparlanma anlamında biraz daha öne çıkabilir. Bu süreçte daha kuvvetli kalan savunma ve petrokimya sektöründe ise bu sefer tersi fiyatlamalar görebiliriz.” Bal ayrıca, işlerin iyiye gittiği bir senaryoda telekomünikasyon sektörünün de takip edilebileceğini ekledi. Yabancı için ‘ucuzluk’ fırsatı Bölgede suların durulması ve gıda/enerji kaynaklı risklerin geride kalmasıyla birlikte yabancı yatırımcıların yeniden Türkiye piyasalarına yönelmesini bekleyen Onurcan Bal, yabancı fonların da enflasyon görünümünü ve faiz indirim takvimini yakından izleyeceğini vurguladı. Borsa İstanbul’un son yıllarda dolar bazında sergilediği zayıf performansın yarattığı ucuzluk algısına dikkat çeken Bal, “Dezenflasyon süreci devam ettiği ve Merkez Bankası kademeli faiz indirimlerini sürdürdüğü müddetçe Türk varlıklarına yönelik ilgi korunur” diyerek, barış senaryosunda tahvil ve hisse senedi piyasalarında yabancı girişinin yeniden canlanacağını öngördü. Barış haberiyle yukarı yönlü hareketler hızlanır İran odaklı jeopolitik risklerin son bulmasının Borsa İstanbul’a olumlu yansıyacağını belirten İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, piyasanın yakın zamanda bu senaryoyu test ettiğini vurguladı. Altunsaray, “Aslında bunun ön gösterimini 6-10 Nisan tarihleri arasında Borsa İstanbul tarafında gördük. Ateşkes haberinin gelmesi ve görüşmelerin başlayacağı haberi piyasaya gelince Borsa İstanbul’un hızlı bir şekilde 14 bin puanı geçmesi, jeopolitik risklerin bitmesi ihtimalinde olacak hareketi gösterdi” dedi. Bu süreçte kritik olan noktanın resmi bir barış anlaşmasının imzalanması olduğunun altını çizen uzman isim, “Yeni bir yukarı yönlü ralli hareketinin barış haberi ile gelme ihtimalinin çok yüksek olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Veriler yükselişi sınırlayarabilir Beklenen barış anlaşması güçlü bir katalizör olsa da Altunsaray, savaşın geride bıraktığı ekonomik tahribatın göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda yatırımcıları uyardı. Çatışmaların küresel piyasalardaki yansımalarını değerlendiren Altunsaray, “Atlanmaması gereken nokta; savaş sebebiyle tedarik zincirleri bozuldu, enerji maliyetleri çok arttı ve bunların da enflasyona bir etkisi olacaktır. Bu sebeple de yükselişin ekonomik veriler gelmeye başladıkça sınırlı kalacağını düşünebiliriz” diye konuştu. Piyasalar için ana odak noktasının zamanla değişeceğini belirten Altunsaray, “Asıl hikayenin bu etkilerin azalmaya başladığı zamanda ortaya çıkacağını düşünüyorum” dedi. İki farklı senaryo Jeopolitik tansiyonun düşmesiyle birlikte Borsa İstanbul’da öne çıkacak sektörleri analiz eden Altunsaray, piyasadaki olası sektörel rotasyonu şu sözlerle özetledi: “Tabii ki burada öne çıkacak sektörler aslında savaşla hızı düşen sektörler olacaktır. Örnek olarak bankacılık, ulaştırma ve holdingleri sayabiliriz. Fakat ekonomik veriler geldikçe bu sektörlerde geri çekilmeler görebiliriz.” Açıklanacak enflasyon verilerinin yaratacağı fırsatlara da dikkat çeken Altunsaray, “Küresel enflasyon riskinden özellikle olumlu etkilenebilecek sektörler olarak telekomünikasyon, perakende ve gıda tarafının ön plana çıkmasını bekleyebiliriz. Bu çerçevede doğru risk yönetimi ile bu sektörlere dikkat edilebilir” şeklinde konuştu. Yabancı ilgisinin güçlü bir şekilde artması için küresel çapta likidite oluşumunun şart olduğunu vurgulayan Altunsaray, “Bunun için de gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının tekrar faiz indirimlerini konuşması veya gevşek politikalar uygulaması kritik olacaktır. Ancak son yaşanan küresel enflasyon riski altında bu ihtimalin daha zamanı olduğunu düşünen taraftayım” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.