SON DAKİKA
Hava Durumu

#Enerji Maliyetleri

Ekometre - Enerji Maliyetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Maliyetleri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Petrolde 100 dolar alarmı yeniden çaldı Haber

Petrolde 100 dolar alarmı yeniden çaldı

Küresel yakıt arzındaki sıkışıklığın derinleşmesi, enerji fiyatları ve enflasyon açısından yeni bir baskı yaratıyor. Petrol piyasasında Çin kaynaklı yeni gelişme fiyatları yeniden yukarı taşıdı. Brent petrolün Aralık vadeli kontratı 1 Ekim’de 100 dolar seviyesini aşarken, Çinli rafinerilerin ekim ayı için Hong Kong ve Makao dışındaki bölgelere petrol ürünü ihracatını askıya aldığı bildirildi. Çin ihracatı durdurdu Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Çinli rafineriler, petrol ürünleri ihracatını yeni bir duyuruya kadar durdurdu. Kararın, zaten arz sıkıntısıyla karşı karşıya olan küresel yakıt piyasasındaki baskıyı artırabileceği belirtiliyor. Çin’in bu adımı, ülkenin kendi iç piyasasındaki yakıt arzına ilişkin endişelerin arttığı şeklinde değerlendiriliyor. UBS analisti Giovanni Staunovo, ihracat kısıtlamasının Çin’de iç piyasadaki ürün bulunabilirliği konusunda kaygılara işaret edebileceğini belirtti. Brent eylülde yüzde 14 yükseldi Petrol fiyatlarındaki yükselişin boyutu, eylül performansında da dikkat çekti. Kasım vadeli Brent kontratı 30 Eylül’de 103,50 dolar seviyesinde kapandı ve eylül ayını yaklaşık yüzde 14 artışla tamamladı. Aralık vadeli kontrat ise yeni referans kontrat haline geldi. ABD’nin Batı Teksas türü ham petrolü WTI da yükselerek 90 doların üzerine çıktı. Piyasalarda petrol fiyatlarının seyri açısından küresel arz koşulları ve Orta Doğu’daki gelişmeler yakından izleniyor. Dizel arzında baskı büyüyor Küresel dizel piyasasında da arzın sıkılaştığı belirtiliyor. Orta Doğu ve Ukrayna bağlantılı saldırıların rafinaj kapasitesini azaltması, piyasadaki ürün arzını sınırlarken Çin’in ihracat kararının alternatif yakıt kaynaklarını daha da daraltabileceği ifade ediliyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişin kalıcı hale gelmesi halinde enerji maliyetleri üzerinden küresel enflasyon baskısının yeniden güçlenmesi, petrol ithalatçısı ülkelerin ekonomileri açısından ise daha yüksek maliyet anlamına gelebilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Avdagiç: Türkiye küresel ticarette avantajlı Haber

Avdagiç: Türkiye küresel ticarette avantajlı

Avdagiç, Türkiye’nin ekonomik altyapısı, nitelikli iş gücü ve lojistik avantajlarıyla değişen ticaret ortamında önemli fırsatlara sahip olduğunu belirtti. İstanbul Ticaret Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen İstanbul Ticaret Kongresi, kamu, iş dünyası, akademi ve uluslararası kuruluşların temsilcilerini bir araya getirdi. “Değişen Dünyada İstikrar Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası” temasıyla gerçekleştirilen kongrede, dünya ticaretindeki dönüşüm, ekonomik riskler ve Türkiye’nin küresel ticaretteki konumu ele alındı. Kongreye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç ile iş dünyası ve akademi temsilcileri katıldı. Küresel ticarette maliyet baskısı artıyor İTO Başkanı Şekib Avdagiç, kongrede yaptığı konuşmada, küresel ticaretin jeopolitik ve jeoekonomik gerilimlerin etkisiyle önemli bir dönüşümden geçtiğini ifade etti. Korumacı ticaret politikaları, yüksek gümrük tarifeleri, tedarik zincirlerindeki sorunlar ve enerji ile lojistik maliyetlerindeki dalgalanmaların dünya ekonomisi açısından risk oluşturduğunu belirten Avdagiç, dijital ve yeşil dönüşümle birlikte teknolojik gelişmelerin de ticaretin işleyişini değiştirdiğini söyledi. Avdagiç, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı verilerine göre küresel mal ve hizmet ticaretinin 2025 yılında 35,2 trilyon doları aşarak tarihî en yüksek seviyesine ulaştığını aktardı. Buna karşın korumacı politikaların güçlenmesi, jeopolitik gerilimler ve tedarik zincirlerindeki kırılmaların maliyetleri artırarak küresel ticaret açısından ciddi tehditler oluşturduğunu kaydetti. Dünya Ticaret Örgütünün değerlendirmelerine de değinen Avdagiç, küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 6,9’a kadar azalabileceği ve ticarette parçalanma riskinin özellikle yoksul ülkeler üzerinde etkili olabileceği yönündeki öngörüleri gündeme getirdi. Türkiye’nin rekabet avantajlarına dikkat çekti Avdagiç, Türkiye’nin son 25 yılda elde ettiği ekonomik birikimin ve altyapı yatırımlarının, değişen küresel ticaret ortamında ülkeye avantaj sağladığını belirtti. Türkiye’nin nitelikli iş gücü, lojistik kapasitesi, yakın tedarik üssü konumu, savunma sanayisindeki birikimi ve ikiz dönüşüm alanındaki çalışmalarıyla öne çıktığını ifade eden Avdagiç, küresel ticaretin yeniden yapılandırılmasında Türkiye’nin önemli bir rol üstlenebileceğini söyledi. Avdagiç, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Kongremizin temasında ortaya koyduğumuz gibi, küresel ticaretin sorumluluk perspektifiyle yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır. O yüzden bu kongrede soyut bir başlık konuşmuyoruz. Dört oturuma yayılmış somut bir yol haritası sunuyoruz.” Ticarette rekabet koşulları değişiyor Küresel ticarette rekabetin artık yalnızca fiyat ve kalite üzerinden şekillenmediğini belirten Avdagiç, işletmelerin finansmana erişim, enerji maliyetleri, teslimat güvenilirliği, mevzuata uyum ve bilgi kapasitesi gibi alanlarda da rekabet etmek zorunda kaldığını ifade etti. Bu unsurları kapsayan yeni bir ticaret yaklaşımına ihtiyaç duyulduğunu belirten Avdagiç, kongrenin dört oturumuyla bu dönüşüme yönelik somut bir yol haritası ortaya koymayı amaçladıklarını söyledi.

İngiltere'de faiz artışı beklentisi güçleniyor Haber

İngiltere'de faiz artışı beklentisi güçleniyor

Capital Economics, politika faizinin iki adet 25 baz puanlık artışla yüzde 3,75'ten yüzde 4,25'e çıkabileceğini öngörürken, enflasyonun gelecek yılın başında yüzde 4,2 seviyesine ulaşabileceğini tahmin ediyor. İngiltere ekonomisinde enerji maliyetleri ve yeniden hızlanan fiyat baskıları, para politikasının geleceğine ilişkin beklentileri değiştirmeye başladı. İngiltere Merkez Bankası, eylül toplantısında politika faizini yüzde 3,75 seviyesinde sabit tutarken, enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerindeki etkisine dikkat çekti. Öncü Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri de şirketlerin maliyetleri ve satış fiyatlarında baskının yeniden güçlendiğine işaret etti. Ekonomistler, enflasyonun 2027'nin ilk aylarında yüzde 4 seviyesinin üzerine çıkabileceğini değerlendiriyor. BoE'de faiz artışı tartışması yeniden gündemde İngiltere Merkez Bankası, eylül toplantısında politika faizini yüzde 3,75'te sabit tuttu. Karar, Para Politikası Kurulu üyelerinin 6'ya karşı 3 oyuyla alındı. Üç kurul üyesi, faiz oranının yüzde 4'e yükseltilmesi yönünde oy kullandı. Oylama sonucu, enflasyonist baskılar karşısında kurul içinde faiz politikasına ilişkin farklı görüşlerin bulunduğunu ortaya koydu. Enflasyonun yüzde 4'ü aşması bekleniyor BoE, eylül ayındaki değerlendirmesinde enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümünü olumsuz etkilediğini belirtti. Mevcut enerji fiyatları üzerinden yapılan hesaplamalara göre tüketici enflasyonunun 2026'nın son çeyreğinde yaklaşık yüzde 3,75'e, 2027'nin ilk çeyreğinde ise yüzde 4'ün biraz üzerine çıkabileceği öngörüldü. Enerji maliyetlerinin seyri ve bu maliyetlerin şirketler tarafından ürün ve hizmet fiyatlarına yansıtılması, enflasyonun gelecek dönemdeki yönü açısından kritik unsurlar arasında yer alıyor. PMI verileri maliyet baskısına işaret etti Eylül ayına ilişkin öncü PMI göstergeleri, İngiltere'de şirketlerin girdi maliyetleri ve satış fiyatlarında yeniden artan baskıları ortaya koydu. RSM UK ekonomisti Thomas Pugh, hem girdi maliyetleri hem de satış fiyatları göstergelerinin son aylarda görülen yüksek seviyelere yaklaştığını belirtti. Pugh, enerji maliyetlerindeki yükselişin enflasyonun gelecek yılın başında yüzde 4'ün üzerine çıkmasına neden olabileceğini ve bu durumun BoE üzerindeki faiz artışı baskısını artırabileceğini ifade etti. Capital Economics'ten yüzde 4,25 faiz tahmini Capital Economics, İngiltere Merkez Bankası'nın önümüzdeki dönemde iki faiz artışı gerçekleştirebileceğini öngörüyor. Kurumun tahminine göre politika faizi, mevcut yüzde 3,75 seviyesinden iki adet 25 baz puanlık artışla yüzde 4,25'e yükselebilir. Capital Economics kıdemli ekonomisti Ashley Webb, enerji maliyetlerindeki yükselişin şirketlerin girdi maliyetlerini artırdığını ve firmaların bu artışları satış fiyatlarına yansıtmaya başladığını belirtti. Enflasyon için yüzde 4,2 tahmini Capital Economics, İngiltere'de enflasyonun 2027'nin başlarında yaklaşık yüzde 4,2 seviyesine ulaşabileceğini tahmin ediyor. Bununla birlikte, iş gücü piyasasındaki zayıflığın ücret ve fiyatlar üzerinden ortaya çıkabilecek ikinci tur enflasyon etkilerini sınırlayabileceği değerlendiriliyor. İş gücü piyasasındaki gelişmeler, ücret artışlarının seyri ve şirketlerin maliyet artışlarını tüketici fiyatlarına ne ölçüde yansıttığı, enflasyonun kalıcılığı açısından önem taşıyor. Piyasa fiyatlamaları daha yüksek faiz patikasına işaret ediyor Piyasa fiyatlamaları, bazı ekonomist tahminlerinin üzerinde bir faiz patikasına işaret ediyor. BoE'nin eylül toplantısı tutanaklarında, kısa vadeli faiz eğrisinin 2027 sonuna doğru yaklaşık yüzde 4,9 seviyesine kadar yükseldiği belirtilmişti. Banka, söz konusu fiyatlamada artan risk primlerinin de etkili olduğunu vurguladı. Son piyasa fiyatlamalarında kasım ayında faiz artışı ihtimalinin de belirgin şekilde yükseldiği ifade ediliyor. Kasım toplantısı yakından izlenecek İngiltere Merkez Bankası'nın bir sonraki faiz kararı 5 Kasım'da açıklanacak. Toplantı öncesinde enerji fiyatlarının seyri, enflasyon beklentileri, ücret artışları ve iş gücü piyasasının görünümü yakından takip edilecek. BoE, eylül kararında enflasyon risklerinin yukarı yönlü olduğunu belirtirken, Orta Doğu kaynaklı enerji şokunun ne kadar kalıcı olacağının para politikasının yönü açısından belirleyici olacağına dikkat çekti.

Şimşek: Dezenflasyon süreci beklenenden uzun sürebilir Haber

Şimşek: Dezenflasyon süreci beklenenden uzun sürebilir

Motorindeki uygulamanın ise yıl sonuna kadar kısmi olarak sürdürüleceğini belirten Şimşek, 2026 bütçesinde sistem nedeniyle önemli miktarda kamu gelirinden feragat edildiğini söyledi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Orta Vadeli Program (OVP), bütçe dengesi, enflasyon ve reel sektöre yönelik desteklere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, ekonomi politikasında dezenflasyon hedefinin korunduğunu ancak sürecin öngörülenden daha yavaş ilerlediğini belirtti. Eşel mobil 2027'de devam etmeyecek Akaryakıt fiyatlarına yönelik eşel mobil uygulamasının geleceğine ilişkin açıklama yapan Şimşek, gelecek yılın bütçe planlamasında sistemin devamının öngörülmediğini söyledi. Şimşek, uygulamanın motorinde yıl sonuna kadar kısmi olarak sürdürüleceğini belirterek, bunun nedeninin motorinin taşımacılık ve tarım başta olmak üzere rekabet gücü açısından önemli bir maliyet unsuru olması olduğunu ifade etti. Bakan Şimşek, 2026 yılında eşel mobil uygulaması nedeniyle kamu gelirlerinden önemli ölçüde feragat edildiğini de kaydetti. Bütçe açığı beklentisi yüzde 3,1 Şimşek, OVP açısından en bağlayıcı hedefin bütçe olduğunu vurguladı. 2026 yılında bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,5 olan hedefin altında, yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini belirten Şimşek, eşel mobil nedeniyle gelir kaybına rağmen bütçe performansının hedeflerin üzerinde olduğunu söyledi. Dezenflasyon süreci beklenenden uzun sürebilir Ekonomi politikalarının temel çerçevesinin son üç yıldır korunduğunu belirten Şimşek, önceliğin dezenflasyon olduğunu ancak sürecin arzulanan hızda ilerlemediğini ifade etti. Şimşek, dış şokların enflasyon görünümü üzerinde önemli etkisi bulunduğunu belirterek, savaş yaşanmamış olsaydı enflasyonun mevcut seviyesinden en az 7 puan daha düşük olacağını söyledi. Yıl sonu enflasyonuna ilişkin de değerlendirmede bulunan Şimşek, savaşın etkisi olmasaydı yıl sonunda enflasyonun yüzde 20-22 civarında gerçekleşebileceğini ifade etti. Kamu çalışanları ve emeklilere enflasyon mesajı Şimşek, kamu çalışanları ve emeklilerin maaşlarının en az enflasyon oranında artırılacağını belirtti. Dezenflasyon politikasının seçim sürecinde de sürdürüleceğini kaydeden Şimşek, hayat pahalılığıyla mücadelenin ekonomi yönetiminin öncelikleri arasında bulunduğunu vurguladı. 2026 büyüme beklentisi yüzde 3,3 Türkiye ekonomisinin yaşanan dış şoka rağmen 2026 yılında yüzde 3,3 büyümesinin beklendiğini belirten Şimşek, büyüme hedefindeki sapmanın şokun büyüklüğüne kıyasla sınırlı kaldığını söyledi. Tek haneli enflasyon sonrası kur rejimi mesajı Şimşek, Türkiye'de normal koşullarda dalgalı kur rejiminin ideal olduğunu ancak mevcut şartların daha esnek bir kur rejimine geçişe izin vermediğini söyledi. Enflasyonun tek haneye gerilemesi halinde daha esnek bir kur rejiminin gündeme gelebileceğini belirten Şimşek, mevcut koşullarda ise bunun için erken olduğunu ifade etti. Reel sektöre hedefli destek vurgusu Ekonomi politikalarında yalnızca kur üzerinden değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını belirten Şimşek, rekabet gücünün artırılması için enerji maliyetleri, finansmana erişim ve verimlilik gibi başlıkların birlikte ele alınacağını söyledi. Şimşek, reel sektöre yönelik desteklerin seçici ve hedefli şekilde sürdürüleceğini belirtirken, genel para politikasının gevşetilmesi yaklaşımını doğru bulmadıklarını ifade etti. Çiftçi kredilerinde ortalama faiz yüzde 12 Tarım sektörüne yönelik finansman desteğine de değinen Şimşek, çiftçilere kullandırılan kredilerde ortalama faiz oranının yüzde 12 olduğunu söyledi. Yaklaşık 1 milyon çiftçiye kredi imkânı sağlandığını belirten Şimşek, kredi faizlerinin yüzde 70'inin kamu tarafından karşılandığını ifade etti. Eximbank'ın kredi kapasitesi 60 milyar dolara ulaştı İhracatçılara yönelik desteklerin artırıldığını belirten Şimşek, Eximbank'ın bu yıl sağlayabileceği kredi kapasitesinin 60 milyar dolara yükseldiğini söyledi. Şimşek ayrıca belirlenen 284 ürün grubunda yatırım yapacak şirketlere 10 yıl vadeli, toplam büyüklüğü 750 milyar TL olan yatırım kredisi imkânı sunulduğunu belirtti. İmalat sanayisine yönelik işletme sermayesi desteğinin ise bu yıl 250 milyar TL ile başlatılacağını ve ilerleyen dönemde artırılabileceğini açıkladı. Sosyal konut programına 250 milyar TL Deprem konutlarının önemli ölçüde tamamlandığını belirten Şimşek, önümüzdeki birkaç yıl boyunca yılda 750 bin sosyal konut inşa edilmesinin planlandığını söyledi. Sosyal konut programı için bütçeden 250 milyar TL kaynak ayrılacağını açıkladı. 2027 bütçesinde gelir artışı bekleniyor Şimşek, 2027 bütçesinde gelir artışının önemli bölümünün nominal GSYH büyümesinden kaynaklanacağını, kalan bölümün ise eşel mobil uygulamasının sona ermesi ve kayıt dışılıkla mücadeleden elde edilecek gelirlerle ilişkilendirildiğini belirtti. Bu çerçevede 2027 yılı itibarıyla eşel mobil uygulamasının bütçe planlamasından çıkarılması, akaryakıt fiyatlarının kamu gelirleri ve tüketici fiyatları üzerindeki etkisi açısından izlenecek başlıklardan biri olacak.

Petrol piyasasında yükseliş molası Haber

Petrol piyasasında yükseliş molası

ABD ham petrol stoklarında beklentilerin aksine görülen 7,1 milyon varillik artış satış baskısını güçlendirirken, Suudi Arabistan’daki Yanbu terminaline ilişkin arz belirsizliği fiyatlardaki gerilemeyi sınırlıyor. Petrol piyasasında önceki gün yaşanan sert yükselişin ardından yeni günde aşağı yönlü hareket öne çıktı. ABD’den gelen stok verileri fiyatlar üzerinde baskı oluştururken, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu terminalinde yaşanan operasyonel belirsizlik arz endişelerinin devam etmesine neden oluyor. Brent 108 doların üzerinde tutundu Brent petrol yüzde 0,52 gerileyerek 108,18 dolardan işlem gördü. Gün içerisinde Brent’in gördüğü en düşük seviye 107,51 dolar oldu. ABD tipi Batı Teksas petrolü (WTI) ise yüzde 1,03 düşüşle 104,75 dolara indi. WTI gün içinde 104,27 dolara kadar geriledi. Dört ayın zirvesinin ardından geri çekilme Brent petrol, önceki seansta 108,75 dolarla 19 Mayıs’tan bu yana en yüksek kapanışını gerçekleştirmişti. Fiyatlardaki yükselişte, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyısında bulunan Yanbu terminalindeki yüklemelerin durması ve bazı Avrupa sevkiyatlarının iptal edilmesi etkili olmuştu. ABD stokları beklentiyi tersine çevirdi Piyasanın yönünü değiştiren gelişmelerden biri ABD ham petrol stoklarından geldi. Öncü verilere göre ABD’de ham petrol stokları geçen hafta 7,1 milyon varil arttı. Piyasa beklentisi ise yaklaşık 1,6 milyon varillik düşüş yönündeydi. Beklentilerin aksine gerçekleşen yüksek stok artışı, piyasadaki arz endişelerinin bir bölümünü hafifleterek petrol fiyatlarında satış baskısının güçlenmesine yol açtı. Yanbu’daki arz belirsizliği devam ediyor Petrol fiyatlarındaki düşüşün önündeki en önemli unsurlardan biri ise Suudi Arabistan’daki operasyonel belirsizlik. Doğu-Batı Boru Hattı’na yönelik saldırının ardından Yanbu terminalindeki petrol yüklemelerinin henüz tam kapasiteye dönmediği belirtiliyor. Boru hattı ve terminal operasyonlarının tamamen normale döneceği tarihin netleşmemesi, küresel petrol arzına ilişkin risklerin piyasada canlı kalmasına neden oluyor. Avrupa’da alternatif tedarik arayışı Yanbu’daki aksamanın bazı Avrupa sevkiyatlarının iptal edilmesine neden olması, rafinerileri alternatif kaynaklara yöneltiyor. Kuzey Denizi, ABD, Kazakistan, Cezayir ve Guyana gibi bölgelerden gerçekleştirilebilecek ek tedarik seçenekleri öne çıkarken, gelişmeler vadeli piyasaların yanı sıra fiziki petrol ticaretine de yansıyor. Türkiye için enerji maliyeti riski devam ediyor Brent petrolün zirve seviyesinden sınırlı ölçüde gerilemesi kısa vadede bir rahatlama sağlasa da fiyatın 100 doların üzerinde seyretmesi, Türkiye açısından enerji maliyetleri bakımından risk oluşturmaya devam ediyor. Petrol fiyatlarındaki yüksek seyir; enerji ithalatı, akaryakıt maliyetleri, enflasyon ve cari denge üzerindeki olası etkileri nedeniyle yakından takip ediliyor. Piyasada gözler resmi stok verisinde Petrol piyasasının bir sonraki önemli gündem maddesi ABD’nin resmi stok verileri olacak. Öncü verilerde görülen 7,1 milyon varillik artışın teyit edilmesi halinde satış baskısının devam etmesi mümkün. Buna karşılık Yanbu’daki operasyonel sorunların uzaması veya yeni arz kesintilerinin gündeme gelmesi, petrol fiyatlarındaki düşüşü sınırlayabilecek unsurlar arasında bulunuyor.

Fed kararı öncesi Euro için kritik eşik Haber

Fed kararı öncesi Euro için kritik eşik

Küresel piyasaların gözü Fed'in faiz kararına çevrilirken euro/dolar paritesinde de kritik bir eşik gündeme geldi. ING, ABD Merkez Bankası'nın faiz kararı ve sonrasında vereceği mesajların doların seyri açısından belirleyici olacağını değerlendirdi. ING'nin tahminine göre Fed'in faiz artırması ve yeni sıkılaşma sinyalleri vermesi halinde euro üzerindeki baskı artabilir. Böyle bir senaryoda euro/dolar paritesinin 1,15 seviyesine kadar gerilemesi bekleniyor. Euro/dolar paritesi mevcut durumda 1,1533 seviyesinde işlem görüyor. ING'den euro için 1,15 senaryosu ING Stratejisti Francesco Pesole, küresel hisse senetleri ile kısa vadeli faizlerin euro/dolar paritesinin mevcut dönemdeki en önemli belirleyicileri arasında yer aldığını belirtti. Pesole'ye göre Fed'in faiz artışıyla birlikte piyasa beklentilerini daha da sıkılaştırması, risk iştahını zayıflatabilir. Bu durum doların güçlenmesine ve euro/dolar paritesinin ING'nin kısa vadeli hedefi olan 1,15 seviyesine çekilmesine neden olabilir. FED'in mesajı piyasalar için kritik Piyasalarda Fed'in çarşamba günü açıklayacağı faiz kararı yakından takip edilecek. Kararın yanı sıra Fed yetkililerinin para politikasının geleceğine ilişkin vereceği mesajlar da paritenin yönü açısından önem taşıyor. Faiz artışının ardından yeni sıkılaşma adımlarına açık kapı bırakılması, dolar üzerindeki desteği güçlendirebilecek unsurlar arasında değerlendiriliyor. Buna karşılık daha temkinli bir Fed mesajının euro üzerindeki baskıyı sınırlayabileceği belirtiliyor. Yüksek petrol fiyatları tahvil piyasasını da baskılıyor Euro Bölgesi tahvil piyasasında da satış baskısı devam ediyor. Petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde seyretmesi, enerji maliyetleri üzerinden enflasyon endişelerini artırırken merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceğine ilişkin beklentileri güçlendiriyor. Bu beklenti, küresel tahvil piyasalarında getirilerin yüksek seviyelerde kalmasına neden oluyor. Gözler ecb'nin ardından fed'e çevrildi Avrupa Merkez Bankası'nın geçen hafta gerçekleştirdiği 25 baz puanlık faiz artışının ardından piyasalarda odak noktası Fed'e döndü. Fed'in de 25 baz puanlık faiz artışına gitmesi beklenirken, euro/dolar paritesi açısından asıl belirleyicinin kararın kendisinden çok Fed'in vereceği yönlendirme olması bekleniyor. Alman tahvil faizi 15 yılın zirvesine yakın Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi 0,9 baz puan yükselerek yüzde 3,545 seviyesine çıktı. Getiri, pazartesi günü görülen yüzde 3,554'lük 15 yılın zirvesinin hemen altında bulunuyor. Commerzbank Stratejisti Christoph Rieger, tahvil piyasalarının kritik seviyelerde kalıcı bir güç kazanmakta zorlandığını belirtti. Rieger, 10 yıllık Alman tahvil faizinin yüzde 3,5'in üzerinde yeni zirveleri test ettiğine dikkat çekti. Euro / Dolarda yönü fed belirleyecek Önümüzdeki günlerde euro/dolar paritesinin seyrinde Fed'in faiz kararı ve karar metnindeki mesajlar belirleyici olacak. Faiz artışıyla birlikte şahin bir ton kullanılması halinde doların güçlenmesi ve paritenin 1,15 seviyesine gerilemesi gündeme gelebilir. Daha ılımlı bir Fed yaklaşımı ise euro üzerindeki satış baskısının azalmasını sağlayabilir.

Alman devlerinden hükümete acil reform çağrısı Haber

Alman devlerinden hükümete acil reform çağrısı

İş dünyası, üretim ve istihdamın Almanya’da korunması için maliyetlerin düşürülmesini ve çalışma hayatında daha fazla esneklik sağlanmasını istiyor. Almanya’da sanayinin önde gelen temsilcileri, hükümete yönelik reform baskısını artırdı. Otomotiv ve sanayi sektörünün büyük şirketleri ile işveren örgütleri, Berlin yönetimine gönderdikleri ortak mesajda, yüksek enerji maliyetleri ve artan iş gücü maliyetlerinin ülkenin küresel rekabet gücünü tehdit ettiğini belirterek yapısal reformların gecikmeden hayata geçirilmesini istedi. Özellikle Bavyera ve Baden-Württemberg'deki iş dünyası temsilcilerinin öncülük ettiği çağrıda, hükümetin koalisyon programında yer alan ekonomi ve çalışma hayatına yönelik reformları hızlandırması talep edildi. İş dünyasına göre Almanya'nın önündeki temel mesele, yalnızca mevcut ekonomik yavaşlamayı aşmak değil; şirketlerin üretim, yatırım ve istihdam için ülkeyi uzun vadede cazip bir merkez olarak görmeye devam etmesini sağlamak. Yüksek maliyetler sanayiyi zorluyor Alman sanayisi son yıllarda enerji fiyatları, küresel rekabetin sertleşmesi ve yüksek maliyetler nedeniyle önemli bir baskı altında bulunuyor. Şirketler, enerji maliyetlerinin kalıcı biçimde daha rekabetçi seviyelere çekilmesini isterken, sosyal güvenlik sisteminden kaynaklanan mali yüklerin de işverenler ve çalışanlar açısından sürdürülebilir hale getirilmesini talep ediyor. Almanya'da 2026 yılı için sosyal güvenlik sistemine ilişkin hesaplama sınırları da ücret gelişimine paralel olarak yeniden artırıldı. Federal Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı, bu düzenlemelerin sosyal güvenlik sisteminin finansman tabanını ve ödeme dengesini korumayı amaçladığını belirtiyor. Ancak iş dünyası, primler ve diğer yan maliyetlerdeki yükselişin toplam iş gücü maliyetini artırarak Almanya'nın uluslararası rekabetçiliğini zayıflattığı görüşünde. İş dünyasının beklentisi: Daha düşük maliyet, daha fazla esneklik Sanayi temsilcilerinin hükümetten beklentileri birkaç ana başlıkta toplanıyor. İlk sırada enerji fiyatlarının düşürülmesi bulunuyor. Özellikle enerji yoğun sektörler açısından yüksek maliyetlerin üretim yatırımları üzerinde baskı oluşturduğu belirtiliyor. İkinci önemli başlık ise sosyal güvenlik yükleri. İş dünyası, artan maliyetlerin hem şirketlerin yatırım kararlarını hem de istihdam kapasitesini olumsuz etkilediğini savunuyor. Reform çağrısında ayrıca: çalışma hayatında daha fazla esneklik sağlanması,bürokratik süreçlerin azaltılması,kamu hizmetlerinde dijitalleşmenin hızlandırılması,yatırım süreçlerinin kolaylaştırılması gibi talepler öne çıkıyor. Berlin reform gündemini hızlandırmak istiyor Federal hükümet de ekonominin yeniden güçlendirilmesini öncelikli başlıklardan biri olarak görüyor. Hükümetin açıkladığı reform programlarında büyümenin desteklenmesi, rekabet gücünün artırılması, bürokrasinin azaltılması, sosyal güvenlik sisteminin uzun vadeli sürdürülebilirliğinin sağlanması ve iş gücü piyasasının güçlendirilmesi yer alıyor. Temmuz ayında hükümet, bu alanları kapsayan toplam 34 önlem üzerinde uzlaşıldığını açıklamıştı. Ancak iş dünyasının temel eleştirisi, reform başlıklarının belirlenmesinin tek başına yeterli olmadığı yönünde. Şirketler, özellikle maliyet baskısının devam ettiği mevcut dönemde uygulamaya geçiş sürecinin hızlandırılmasını istiyor. Sanayinin geleceği Almanya'nın gündeminde Almanya'nın güçlü sanayi altyapısı uzun yıllardır Avrupa ekonomisinin temel taşı olarak görülüyor. Ancak enerji maliyetleri, küresel tedarik ve rekabet koşullarındaki değişim, iş gücü açığı ve yüksek üretim maliyetleri bu model üzerinde yeni baskılar oluşturuyor. Hükümet de rekabet gücünü artırmak amacıyla yatırım ve reform odaklı bir politika izliyor. 2026 bütçe ve mali planında büyümeyi destekleyecek yatırımların yanı sıra kamu harcamalarında yapısal düzenlemeler ve sosyal güvenlik reformları öne çıkarılıyor. Alman iş dünyasının son çağrısı ise Berlin'e açık bir mesaj niteliği taşıyor: Reformların etkisini gösterebilmesi için yalnızca planlanması değil, hızla uygulamaya geçirilmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde Almanya'nın enerji maliyetlerinden sosyal güvenlik sistemine, çalışma hayatından bürokrasiye kadar uzanan reform gündemini ne hızla hayata geçireceği, ülkenin sanayi üretimi ve küresel rekabet gücü açısından belirleyici olacak.

Küresel piyasalar baskı altında Haber

Küresel piyasalar baskı altında

Yatırımcılar bugün ABD Merkez Bankası'nın (Fed) yayımlayacağı toplantı tutanaklarında faiz politikasının geleceğine ilişkin ipuçlarını arayacak. Küresel piyasalarda haftanın üçüncü işlem gününde riskten kaçış eğilimi öne çıkıyor. Enerji fiyatlarındaki yükseliş, tahvil piyasalarındaki satış baskısı ve özellikle çip şirketlerinde görülen sert kayıplar hisse senedi piyasalarını aşağı çekiyor. Reuters'a göre ABD'nin 30 yıllık tahvil faizi salı günü yaklaşık 20 yılın en yüksek seviyelerinden birine yükseldikten sonra yüzde 5,27 civarında dengelendi. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi de yüzde 4,69 seviyesinde bulunuyor. Petrol 91 doların üzerinde Küresel piyasaların en önemli risklerinden biri enerji fiyatlarındaki yükseliş olmaya devam ediyor. Brent petrolün varil fiyatı 91 doların üzerinde seyrediyor. ABD ile İran arasındaki gerilim ve Hürmüz Boğazı'na ilişkin belirsizlikler, petrol arzına yönelik endişeleri canlı tutuyor. Brent petrol salı günü 91,6 dolar civarına kadar yükselmişti. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, piyasalar açısından yalnızca enerji maliyetleri anlamına gelmiyor. Daha yüksek petrol fiyatlarının enflasyonu yeniden yukarı çekebileceği endişesi, merkez bankalarının faiz indirimleri konusunda daha temkinli davranabileceği beklentisini güçlendiriyor. Tahvil satışları borsaları baskılıyor Küresel tahvil piyasasındaki satış dalgası da riskli varlıklar üzerindeki baskıyı artırıyor. ABD'de uzun vadeli tahvil getirilerindeki yükselişe Avrupa ve Japonya piyasalarındaki hareketler de eşlik ediyor. Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,9 seviyesinin üzerine çıkarken, Almanya ve Fransa'da uzun vadeli borçlanma maliyetleri de son yılların yüksek seviyelerine ulaştı. Yüksek tahvil getirileri, şirketlerin finansman maliyetlerini artırırken hisse senetlerinin değerlemeleri üzerinde de baskı yaratıyor. Özellikle gelecekteki nakit akışlarına daha yüksek iskonto oranı uygulanan teknoloji şirketleri bu ortamdan daha fazla etkileniyor. Teknoloji hisselerinde sert kayıplar Wall Street'te teknoloji hisselerindeki satışlar salı günü belirginleşti. Nvidia, Micron Technology ve Broadcom gibi çip şirketlerinin hisselerindeki düşüşler, Nasdaq başta olmak üzere ABD borsalarını aşağı çekti. S&P 500 yüzde 0,69, Nasdaq yüzde 1,33 ve Dow Jones yüzde 0,22 geriledi. Asya piyasalarında da teknoloji satışları hızlandı. Güney Kore'de Kospi yaklaşık yüzde 6 düşerken, Japonya'nın Nikkei 225 endeksi yüzde 3'ün üzerinde geriledi. Samsung Electronics ve SK Hynix hisselerindeki sert kayıplar, bölge borsalarındaki satışlarda belirleyici oldu. Gözler Fed tutanaklarında Piyasaların bugün en fazla takip edeceği gelişme ise Fed'in temmuz ayındaki Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısına ilişkin tutanaklar olacak. Yatırımcılar özellikle Fed üyelerinin enflasyon, enerji fiyatları ve faiz politikasına ilişkin değerlendirmelerine odaklanacak. Son dönemde açıklanan bazı zayıf ABD ekonomik verileri, kısa vadede faiz artışı beklentilerini sınırlarken, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve uzun vadeli tahvil getirilerindeki artış Fed'in önündeki enflasyon riskini yeniden gündeme taşıyor. Bu nedenle tutanaklarda özellikle enflasyonun görünümüne ve faiz indirimlerinin zamanlamasına ilişkin ifadeler piyasaların yönü açısından önem taşıyor. Avrupa'da da satış baskısı sürüyor Avrupa borsalarında da tahvil faizleri ve enerji fiyatları nedeniyle risk iştahı zayıf. Fransa'nın CAC 40 endeksi yüzde 0,82, Almanya'nın DAX 40 endeksi yüzde 0,71 ve İtalya'nın FTSE MIB endeksi yüzde 1,06 geriledi. İngiltere'nin FTSE 100 endeksi ise yüzde 0,07 yükseldi. Almanya'da yatırımcı güvenini ölçen ZEW endeksinin ağustosta 34,2 puana yükselmesi ise Avrupa ekonomisine ilişkin beklentiler açısından olumlu bir gelişme oldu. Buna karşın yüksek enerji maliyetleri ve kamu borçlarının finansmanına ilişkin endişeler Avrupa tahvil piyasalarındaki baskının sürmesine neden oluyor. Asya'da teknoloji şoku Asya borsalarında satışların merkezinde teknoloji ve yarı iletken şirketleri yer aldı. Güney Kore'de Kospi yüzde 5,7 gerilerken, Japonya'da Nikkei 225 yüzde 3,1 ve Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 2 değer kaybetti. Hong Kong'da Hang Seng ise yüzde 0,2 yükseldi. Asya piyasalarındaki düşüşte ABD teknoloji hisselerindeki satışların yanı sıra yüksek tahvil getirileri ve küresel faiz beklentileri etkili oldu. Borsa İstanbul güne düşüşle başladı BIST 100 endeksi salı gününü yüzde 0,03 düşüşle 14.127,98 puandan tamamladı. Endeks bugün ise yüzde 0,17 düşüşle 14.103,63 puandan açıldı. Bilişim endeksi açılışta yüzde 1,63 gerileyerek en fazla düşen sektör oldu. Analistler BIST 100'de 14.000 ve 13.900 seviyelerini destek, 14.300 ve 14.400 puanları ise direnç olarak izliyor. Piyasaların gündeminde yoğun veri akışı Bugün yatırımcıların izleyeceği başlıkların başında Fed tutanakları geliyor. Bunun yanında Avro Bölgesi enflasyon verisi ve ABD mortgage başvuruları da takip edilecek. Küresel piyasalarda kısa vadede yönü belirleyecek üç temel unsur ise petrol fiyatları, tahvil getirileri ve Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentiler olacak. Petrolün 90 doların üzerinde kalması ve uzun vadeli tahvil faizlerinin yüksek seviyelerini koruması halinde hisse senetlerinde oynaklığın devam etmesi beklenirken, Fed tutanaklarının vereceği mesajlar piyasanın bundan sonraki yönü açısından belirleyici olabilir.

Alman ekonomisinde güven artıyor Haber

Alman ekonomisinde güven artıyor

Ifo İş Dünyası Güven Endeksi 86,6 seviyesine yükselirken, gelecek döneme ilişkin beklentiler üst üste üçüncü ayda da iyileşti. Ancak mevcut ekonomik koşullara ilişkin değerlendirmelerde zayıflama dikkat çekti. Avrupa'nın en büyük ekonomisi olan Almanya'da iş dünyasının geleceğe yönelik iyimserliği güçleniyor. Ifo Enstitüsü tarafından açıklanan temmuz ayı verileri, iş dünyası güveninin beklentilerin üzerinde arttığını ortaya koyarken, ekonomik toparlanmaya ilişkin umutları da destekledi. Verilere göre Ifo İş Dünyası Güven Endeksi, temmuz ayında 86,6 seviyesine yükselerek piyasa beklentisi olan 86,0 puanın üzerine çıktı. Beklentiler güçlenmeye devam ediyor Ekonominin geleceğine ilişkin beklentileri gösteren Beklentiler Endeksi, haziran ayında revize edilen 84,3 seviyesinden 86,7 puana yükseldi. Piyasalar endeksin 84,8 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyordu. Böylece Alman şirketlerinin gelecek aylara ilişkin beklentileri üst üste üçüncü ayda da iyileşme gösterdi. Mevcut koşullar zayıfladı Olumlu beklentilere rağmen mevcut ekonomik koşulları ölçen Cari Koşullar Endeksi ise beklentilerin aksine geriledi. Endeks, haziran ayındaki 87,0 seviyesinden 86,5 puana düştü. Bu tablo, şirketlerin geleceğe daha umutlu baktığını ancak mevcut faaliyet ortamında enerji maliyetleri, yüksek finansman giderleri ve küresel belirsizliklerin etkisini hissetmeye devam ettiğini gösteriyor. Ifo Başkanı: "Ekonomi daha az karamsar" Ifo Başkanı Clemens Fuest, Basra Körfezi'nde süren jeopolitik belirsizliklere rağmen Alman ekonomisinin önceki aylara kıyasla daha az karamsar bir görünüm sergilediğini söyledi. Son dönemde Alman hükümetinin büyümeyi desteklemeye yönelik reform paketlerini açıklaması da iş dünyasının beklentilerini olumlu etkileyen gelişmeler arasında yer aldı. Toparlanma sinyalleri güçleniyor Son haftalarda açıklanan PMI verileri, yatırımcı güven endeksleri ve diğer öncü göstergeler de Almanya ekonomisinde toparlanma eğiliminin güçlendiğine işaret ediyor. Almanya Ekonomi Bakanlığı da yayımladığı son raporda, ekonomik göstergelerin yılın ikinci yarısında büyümenin yeniden ivme kazanabileceğini gösterdiğini belirtti. Riskler devam ediyor Buna karşın ekonomistler, toparlanmanın önünde önemli risklerin bulunduğuna dikkat çekiyor. Özellikle; Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler,enerji fiyatlarındaki yükseliş,Çin ekonomisindeki yavaşlama,ihracat talebindeki zayıflama Almanya'nın ihracata dayalı ekonomik yapısı açısından en önemli risk unsurları olarak görülüyor. Avrupa ekonomisi için kritik gösterge Ifo İş Dünyası Güven Endeksi, Avrupa ekonomisinin yönünü gösteren en önemli öncü göstergelerden biri olarak kabul ediliyor. Temmuz ayında beklentilerin üzerinde gelen veriler, Alman şirketlerinin geleceğe ilişkin güveninin yeniden güçlenmeye başladığını ortaya koyarken, mevcut ekonomik koşullardaki zayıflık ise toparlanma sürecinin kırılganlığını koruduğunu gösteriyor. Ekonomistler, önümüzdeki aylarda enerji fiyatlarının seyri, Avrupa Merkez Bankası'nın para politikası ve küresel ticaretteki gelişmelerin Alman ekonomisinin toparlanma hızını belirleyecek temel unsurlar olacağını değerlendiriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.