SON DAKİKA
Hava Durumu

#Enerji Güvenliği

Ekometre - Enerji Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Merkez Bankası başkanları küresel ekonomide risklere dikkat çekti Haber

Merkez Bankası başkanları küresel ekonomide risklere dikkat çekti

TCMB Başkanı Fatih Karahan jeopolitik gelişmelerin enerji ve ticaret akışlarını yeniden şekillendirdiğini belirtirken, Fransa Merkez Bankası Başkanı Emmanuel Moulin yapay zeka yatırımlarının mevcut aşamada enflasyonist baskı oluşturduğunu söyledi. Jeopolitik riskler öne çıkıyor İstanbul Ekonomi Forumu kapsamında düzenlenen “Küresel Ekonomide Stratejik Görünüm” panelinde küresel ekonominin karşı karşıya olduğu riskler ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, son 5-6 yılda küresel ekonomide önemli değişimler yaşandığını belirterek, ekonomi politikası yapıcıları açısından istisnai bir dönemden geçildiğini ifade etti. Jeopolitik gelişmelerin enerji ve ticaret akışlarını giderek daha fazla şekillendirdiğine işaret eden Karahan, merkez bankaları açısından temel meselenin ortaya çıkan etkilerin ne kadarının geçici, ne kadarının kalıcı olduğunu belirlemek olduğunu söyledi. Merkez bankalarının iletişim stratejileri değişiyor Karahan, merkez bankalarının piyasalarla iletişim konusunda önemli deneyim kazandığını ancak firmalar ve hane halklarıyla iletişimin de giderek daha önemli hale geldiğini dile getirdi. Sosyal medya üzerinden ekonomi ve enflasyon konusunda görüş paylaşan “influencer” ve “finfluencer”ların sayısının arttığını belirten Karahan, bu görüşlerin her zaman yeterli uzmanlık bilgisine dayanmadığını söyledi. Merkez bankalarının doğru bilgiye sahip kurumlar olarak sosyal medya ve diğer iletişim kanallarında daha görünür olması gerektiğini ifade eden Karahan, beklentileri daha etkin yönetebilmek için farklı iletişim yöntemleri üzerinde çalıştıklarını aktardı. Yapay zeka yatırımları hızlanıyor Karahan, yapay zeka yatırımlarının artırılması gerektiğini belirtirken, enerji güvenliği ve savunma gibi alanlarda da uzun vadeli yatırımların önemini koruduğunu söyledi. Küresel nüfusun yaşlanmasının tasarruf eğilimlerini değiştirdiğine ve kamu harcamaları üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Karahan, asıl sorunun gerçekleştirilen yatırımların ne kadar hızlı biçimde verimlilik artışına dönüşeceği olduğunu ifade etti. Yeşil dönüşüm faizleri etkileyebilir Fransa Merkez Bankası Başkanı Emmanuel Moulin, merkez bankalarının güvenilirliğinin uzun vadeli enflasyon beklentilerinin istikrarı açısından kritik olduğunu söyledi. Moulin, Fransa Merkez Bankası tarafından yapılan çalışmalara göre merkez bankası güvenilirliğinin 1970'lerdeki kadar düşük olması halinde, 2022-2024 döneminde politika faizinin yüzde 4 yerine yüzde 8 seviyesine çıkarılmasının gerekebileceğini belirtti. Yeşil dönüşüm için yapılacak yatırımların orta vadede reel faiz oranlarını yukarı çekebileceğini ifade eden Moulin, dönüşüm kaynaklı arz şoklarının enflasyonist etkilerini kontrol altında tutmak için reel faizlerde önemli ve kalıcı artış gerekebileceğini kaydetti. Yapay zeka yatırımları enflasyonist baskı yaratıyor Moulin, yapay zeka yatırımlarında son dönemde güçlü bir artış yaşandığına dikkat çekti. Atıfta bulunduğu bir çalışmaya göre yapay zeka yatırımlarının geçen yüzyıldaki demir yolu ve diğer altyapı yatırımlarını aştığını ve GSYH'nin yaklaşık yüzde 3,6'sına ulaştığını belirten Moulin, mevcut aşamada yapay zeka yatırımlarının açık biçimde enflasyonist bir etki yarattığını söyledi. Bu yatırımların verimlilik üzerindeki etkisinin henüz tam olarak ortaya çıkmadığını belirten Moulin, uzun vadede verimlilik artışının faiz oranları üzerinde aşağı yönlü bir etki oluşturabileceğini ifade etti. Avrupa’da bankacılık birliği çağrısı Hollanda Merkez Bankası Başkanı Olaf Sleijpen, kamu maliyesindeki dengelerin güçlendirilmesinin hem kamu hem de özel yatırımlar için alan yaratacağını söyledi. Mali konsolidasyonun ekonomilerin şoklara karşı hareket alanını genişleteceğini belirten Sleijpen, birçok ülkede bu esnekliğin ya bulunmadığını ya da önemli ölçüde azaldığını ifade etti. Küresel ölçekte kamu borcunun yüksek seviyelerde bulunduğuna dikkat çeken Sleijpen, özel yatırımların canlandırılması için borç yükünün azaltılması gerektiğini söyledi. Sleijpen ayrıca Avrupa’da bankacılık birliğinin tamamlanması ve gerçek anlamda bir tasarruf ve yatırım birliği oluşturulması gerektiğini dile getirdi. Merkez bankaları krizlere hazırlıklı olmalı Suudi Arabistan Merkez Bankası Başkanı Ayman Al-Sayari ise küresel gelişmelerin mevcut politika çerçevelerinde köklü değişiklikler gerektirmediğini ancak hazırlıklı olmanın önemini artırdığını belirtti. Enflasyonist baskıların geçici olup olmadığının veya ikinci tur etkiler yoluyla kalıcı hale gelip gelmediğinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Al-Sayari, bu gelişmelerin enflasyon beklentileri üzerinde etkili olabileceğine işaret etti. Merkez bankalarının likidite ve kriz yönetimi çerçevelerinin önceden oluşturulması ve gerektiğinde hızlı biçimde devreye alınabilecek durumda olması gerektiğini belirten Al-Sayari, jeopolitik şokların sınır ötesi niteliğine dikkat çekti. Al-Sayari, uluslararası koordinasyon ve zamanında bilgi paylaşımının önemini vurgulayarak, krizler ortaya çıkmadan önce tampon mekanizmaların oluşturulmasının ekonomik dayanıklılığı artıracağını söyledi.

Savaşın AB’ye enerji maliyeti 35 milyar Euro Haber

Savaşın AB’ye enerji maliyeti 35 milyar Euro

AB Komisyonu’nun Enerjiden Sorumlu Üyesi Dan Jorgensen, kriz sürecinin başlamasından bu yana Avrupa ülkelerinin enerji için normal seviyelerin yaklaşık 35 milyar euro üzerinde ödeme yaptığını söyledi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde düzenlenen gayriresmi AB enerji bakanları toplantısının ardından konuşan Jorgensen, yaşanan süreci “fosil yakıt krizi” olarak tanımladı. “Avrupa hâlâ kırılgan” Jorgensen, AB’nin 2022’ye kıyasla daha hazırlıklı olduğunu, yenilenebilir enerji kapasitesinin arttığını ve enerji tedarikinin çeşitlendirildiğini belirtti. Ancak küresel piyasalardaki fiyat artışlarının Avrupa ekonomisini hâlâ ciddi şekilde etkilediğini vurguladı. AB’nin fosil yakıtlara bağımlılığını azaltması gerektiğini ifade eden Jorgensen, özellikle sanayi üretimi ve vatandaşların enerji maliyetleri konusunda baskı altında olduğunu söyledi. Jet yakıtı için gözlem merkezi kuruldu AB Komisyonu, olası arz sorunlarını izlemek amacıyla Avrupa’daki jet yakıtı hareketlerini takip edecek özel bir gözlem merkezi kurduğunu duyurdu. Jorgensen, kısa vadede ciddi bir arz güvenliği problemi beklenmediğini ancak Orta Doğu’daki gelişmelerin ve hava yolu şirketlerinin vereceği tepkilerin süreci belirleyeceğini ifade etti. Bazı hava yolu şirketlerinin şimdiden uçuş iptallerine başladığına dikkat çekti. GKRY’den yeni doğal gaz hamlesi GKRY Enerji Bakanı Michael Damianos ise Avrupa’nın ithal fosil yakıtlara bağımlılığının ekonomik ve güvenlik açısından ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Damianos, Romanya, Yunanistan, Polonya ve GKRY’deki yeni doğal gaz keşiflerinin Avrupa’nın enerji güvenliğine katkı sağlayabileceğini belirtti. Özellikle GKRY merkezli Kronos sahasında yürütülen görüşmelerin son aşamaya geldiğini ifade eden Damianos, anlaşmanın sağlanması halinde Avrupa pazarına ilk gaz akışının 2027 sonu veya 2028 başında başlayabileceğini açıkladı. Afrodit sahasında ise ilk gaz üretiminin 2030-2031 döneminde başlamasının planlandığı bildirildi. LNG ve enerji güvenliği gündemde AB yetkilileri, küresel LNG piyasasındaki dalgalanmalar ve Orta Doğu’daki jeopolitik risklerin Avrupa enerji güvenliği açısından yeni baskılar oluşturduğuna dikkat çekiyor. Birlik, enerji arz güvenliğini artırmak için hem yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmayı hem de yerli doğal gaz kaynaklarını sisteme dahil etmeyi hedefliyor.

COP31’de gözler temiz enerji dönüşümünde Haber

COP31’de gözler temiz enerji dönüşümünde

COP31 öncesinde dikkatler Türkiye’ye çevrildi. Stockholm Environment Institute Katılım ve Etki Direktörü Annika Markovic, enerji krizinin mevcut fosil yakıt sistemini daha maliyetli hale getirdiğini belirterek temiz enerjiye geçişin hızlandırılması gerektiğini söyledi. Antalya kritik zirveye hazırlanıyor United Nations Framework Convention on Climate Change kapsamında düzenlenecek COP31 zirvesi, kasım ayında Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Türkiye ile Australia arasında geliştirilen ortak organizasyon modeli, zirvenin dikkat çeken başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. “Enerji COP’u olabilir” Markovic, COP31’in “enerji COP’u” niteliği taşıyabileceğini belirterek, fosil yakıtlardan çıkış konusunda ilerleme sağlanmasının kritik önem taşıdığını ifade etti. Bir önceki zirve olan COP30’da fosil yakıtların aşamalı olarak sonlandırılması konusunda uzlaşma sağlanamadığını hatırlatan Markovic, mevcut jeopolitik ortamın küresel anlaşmaları zorlaştırdığını söyledi. Fatih Birol’un COP31 sürecine verdiği desteğin önemli olduğunu belirten Markovic, temiz enerji dönüşümüne ilişkin küresel çalışmaların daha somut hale gelmesi gerektiğini ifade etti. “Temiz enerjiye geçiş gecikmemeli” Markovic, fosil yakıtlara dayalı mevcut enerji sisteminin sürdürülebilir olmadığını belirterek, enerji güvenliği açısından temiz enerji yatırımlarının hızlandırılması gerektiğini söyledi. Finansman ve fosil yakıtlar en zor başlıklar olacak COP31’de finansman mekanizmaları ve fosil yakıtlardan çıkış sürecinin en zorlu gündem maddeleri arasında yer alması bekleniyor. Markovic, Türkiye ve Avustralya’nın süreci yönetebileceğine inandığını belirterek, zirvenin Paris İklim Anlaşması’nın uygulanması açısından güçlü mesajlar verebileceğini söyledi.

Pekin’den Orta Doğu’ya kritik hamle Haber

Pekin’den Orta Doğu’ya kritik hamle

Orta Doğu’da yükselen savaş gerilimi küresel dengeleri sarsarken, Çin’den dikkat çeken bir diplomatik hamle geldi. Pekin yönetimi, İran ile ABD arasında tırmanan krizin daha büyük bir çatışmaya dönüşmesini önlemek amacıyla diplomasi trafiğini hızlandırdı İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Pekin ziyareti uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, görüşmelerde ateşkes, enerji güvenliği ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim masaya yatırıldı. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin “tam ve kalıcı ateşkes şart” mesajı ise dünya piyasalarında dikkatle takip edildi. ABD ile İran arasında özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden artan tansiyon, petrol piyasalarında da baskıyı artırıyor. Uzmanlara göre Pekin yönetimi, hem enerji arz güvenliğini korumak hem de bölgede arabulucu güç olarak öne çıkmak istiyor. Çin’in son dönemde İran, Pakistan ve Körfez hattında yürüttüğü yoğun diplomasi trafiği bu stratejinin parçası olarak değerlendiriliyor. Washington’un bazı Çinli şirketlere yönelik yaptırım kararları sonrası Pekin’in geri adım atmaması ise küresel güç rekabetinin yeni bir boyuta taşındığı yorumlarına neden oldu. Çin’in İran üzerindeki etkisini kullanarak bölgede denge kurmaya çalıştığı belirtilirken, yaklaşan Trump-Şi zirvesi öncesinde diplomatik temasların daha da hızlanması bekleniyor. Analistler, Orta Doğu’daki gelişmelerin sadece bölgesel değil; enerji, ticaret ve küresel enflasyon açısından da kritik sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek yeni bir kriz, petrol fiyatlarında sert yükseliş riskini gündemde tutuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.