SON DAKİKA
Hava Durumu

#Enerji Fiyatları

Ekometre - Enerji Fiyatları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Fiyatları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Para Politikası Kurulu toplantı özeti açıklandı Haber

Para Politikası Kurulu toplantı özeti açıklandı

Küresel Ekonomi 1. Jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında yüksek seyir ve belirgin oynaklık gözlenmektedir. Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin belirsizliklerin süresi ve ölçüsü enerji fiyatlarının gelecekteki seyri açısından belirleyici olmaya devam edecektir. 2. Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle, başta Orta Doğu ve Afrika ülkeleri olmak üzere birçok ekonomide 2026 yılı için büyüme öngörüleri aşağı yönde güncellenmiştir. Diğer taraftan, 2027 yılında baz etkilerinin de devreye girmesi ile büyüme oranlarının toparlanması beklenmektedir. Bu çerçevede, küresel ölçekte zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği; Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin yıllık bazda bir önceki PPK dönemine göre 2026 yılı için bir miktar aşağı,2027 yılı için ise bir miktar yukarı yönde revize edilerek sırasıyla yüzde 1,9 ve yüzde 2,4 oranında artacağı tahmin edilmektedir. 3. Emtia fiyatlarındaki yükseliş küresel enflasyon üzerindeki riskleri artırmıştır. Merkez bankaları söz konusu riskleri gözetmeye devam ederken, gelişmelerin büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini de dikkate almaktadır. Gelişmiş ülke merkez bankalarının fiyatlanan politika faizi patikaları, geçtiğimiz PPK dönemine göre belirgin olarak yukarı kaymıştır. Jeopolitik gelişmelerin neden olduğu arz şokunun ne kadar kalıcı olacağı ve enflasyon beklentilerini ne ölçüde bozacağı küresel para politikalarının seyri açısından önem taşımaktadır. Son dönemde, artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından portföy çıkışları gözlenirken, portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskler canlılığını korumaktadır. Parasal ve Finansal Koşullar 4. Bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması 13 Mart–17 Nisan döneminde yüzde 3,2 seviyesine ulaşmıştır. Bu artışta ihtiyaç ve taşıt kredileri etkili olmuştur. Türk lirası (TL) ticari kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 2,9, kur etkisinden arındırılmış yabancı para ticari kredilerdeki 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması ise yüzde 2,5 seviyesine yükselmiştir. 5. TL mevduat faiz oranları, 13 Mart ile biten haftaya kıyasla 260 baz puan artarak 17 Nisan ile biten haftada yüzde 47,2 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde TL ticari kredi faizleri (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 121 baz puan artışla yüzde 49,3 seviyesinde oluşmuştur. İhtiyaç kredisi (Kredili Mevduat Hesabı hariç) faizleri 441 baz puan artarak yüzde 63,1; konut kredisi faizleri 267 baz puan artarak yüzde 36,8; oynak bir seyir izleyen taşıt kredisi faizleri ise 397 baz puan artarak yüzde 39,6 seviyesinde gerçekleşmiştir. 6. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 27 Mart tarihinde, makrofinansal istikrarı güçlendirmek amacıyla Türk lirası cinsinden kredi büyümesine dayalı zorunlu karşılık uygulamasında değişiklikler yapmıştır. Buna göre, deprem bölgesine kullandırılan kredilere ilişkin istisnalar kaldırılmış, istisna krediler arasında yer alan esnaf kredilerinin kapsamı daraltılmıştır. 7. TCMB brüt uluslararası rezervleri, 13 Mart’tan bu yana 15,2 milyar ABD doları azalarak 17 Nisan itibarıyla 174,5 milyar ABD dolarına gerilemiştir. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 11 Mart’tan bu yana yaklaşık 20 baz puan düşerek 21 Nisan itibarıyla 233 baz puan seviyesine gerilemiştir. Türk lirasının 1 ay vadeli kur oynaklığı 21 Nisan itibarıyla 11 Mart’a kıyasla yüzde 9,3 seviyesine gerilerken, 12 ay vadeli kur oynaklığı yüzde 21,0 seviyesine yükselmiştir.Önceki PPK toplantı haftasından 17 Nisan’a kadar Devlet İç Borçlanma Senetleri piyasasından 4,2 milyar ABD doları çıkış, hisse senedi piyasasına ise 0,5 milyar ABD doları giriş olmak üzere toplam 3,7 milyar ABD doları net portföy çıkışı gerçekleşmiştir. Talep ve Üretim 8. Şubat ayında perakende satış hacim endeksinde aylık bazda yüzde 0,2 oranında azalış, çeyreklik bazda ise yüzde 4,5 oranında artış gerçekleşmiştir. Altın hariç perakende satışlarda aylık bazda sınırlı yükseliş gözlenmekle birlikte çeyreklik artış manşet rakama göre daha düşük olmuştur. Aynı dönemde ticaret satış hacim endeksi, aylık bazda yüzde 0,6 oranında düşüş, çeyreklik bazda ise yüzde 1,2 oranında artış göstermiştir. Hizmet üretim endeksinde şubat ayında, aylık bazda yüzde 1,2, çeyreklik bazda ise yüzde 1,1 oranında artış olmuştur. Ulaştırma ve konaklama gibi hanehalkı talebiyle daha yakından ilişkilendirilebilecek alt kalemlerde çeyreklik görünüm daha zayıftır. Kartla yapılan harcamalar ilk çeyrekte sınırlı bir artış göstermiştir. Beyaz eşya satışları şubat ayında yükselmekle birlikte çeyreklik olarak düşmüştür. Otomobil satışları ise yılın ilk çeyreğinde gerilemiştir. İmalat sanayi firmalarına yönelik anket verileri, yılın ilk çeyreğinde kayıtlı iç piyasa siparişlerinde bir miktar artışa, geleceğe yönelik iç piyasa sipariş beklentilerinde ise gerilemeye işaret etmiştir. Nisan ayına ilişkin veriler, kayıtlı iç piyasa siparişlerinde ılımlı bir seyir ile geleceğe yönelik iç piyasa sipariş beklentilerinde sınırlı bir iyileşme ima etmektedir. Özetle, göstergeler iktisadi faaliyette yavaşlamaya işaret etmektedir. 9. Şubat ayında sanayi üretim endeksi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda yüzde 2,6 oranında, takvim etkilerinden arındırılmış olarak yıllık bazda yüzde 2,2 oranında artmıştır. Çeyreklik bazda sanayi üretimi, şubat ayı itibarıyla ilk çeyrekte yatay seyretmiştir. Şubat ayında, ocak ayında sanayi üretimindeki daralmada önemli rolü olan inşaat bağlantılı sektörlerin üretiminde artış olmakla birlikte, söz konusu artış ocak ayındaki gerilemeyi kısmen telafi etmiştir. Böylece, şubat ayı itibarıyla inşaat bağlantılı sektörlerde üretim çeyreklik olarak azalmıştır. Tipik oynaklık sergileyen diğer ulaşım ve benzeri sektörler dışlandığında, sanayi üretimi çeyreklik bazda sınırlı bir gerileme göstermiştir. Bu çerçevede, sanayi üretiminin ana eğilimi zayıf seyretmektedir. İmalat sanayine yönelik anket göstergeleri, mart ayında savaş kaynaklı etkilerle geleceğe yönelik üretim beklentilerinde bozulma ima etmiştir. Nisan ayı iktisadi yönelim anketi verileri de üretim beklentilerindeki zayıf seyrin sürdüğüne işaret etmektedir. Diğer taraftan kapasite kullanım oranı mart ve nisan aylarında yatay bir seyir izlemiştir. İnşaat üretim endeksi ise, şubat ayı itibarıyla yılın ilk çeyreğinde çeyreklik bazda yüzde 0,4 oranında, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise yüzde 6,9 oranında yükseliş kaydetmiştir. Böylece, ilk çeyrekte inşaat üretim endeksinin çeyreklik ve yıllık büyüme oranları gerilemiştir. 10. Şubat ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam 32,2 milyon kişi seviyesinde gerçekleşmiş ve bir önceki çeyrek ortalamasına kıyasla yüzde 1,3 oranında azalmıştır. Bu dönemde, işgücüne katılım oranı çeyreklik olarak 0,8 puan düşmüştür. İstihdamda ve katılım oranındaki gerilemelerin birbirini büyük ölçüde dengelemesiyle işsizlik oranı çeyreklik olarak yüzde 8,3 seviyesinde yatay seyretmiştir. Anket göstergeleri, imalat sanayi firmalarının geleceğe yönelik istihdam beklentilerinde tarihsel ortalamanın altında seyreden görünümün devamına işaret etmektedir. 11. Şubat ayında cari işlemler dengesi aylık bazda 7,5 milyar ABD doları açık vermiştir. 12 aylık birikimli cari açık önceki aya kıyasla 2,3 milyar ABD doları artarak 35,4 milyar ABD doları olmuştur. Seyahat gelirleri aylık bazda 2,7 milyar ABD doları, 12 aylık birikimli olarak 60,1 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir. Hizmetler dengesi fazlası ise 62,6 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşerek güçlü seyrini sürdürmüştür. 12. Mart ayında mevsimsellikten arındırılmış olarak ihracat ve ithalat, savaşın olumsuz etkilerine rağmen artış kaydetmiştir. Bununla birlikte, 12 aylık birikimli dış ticaret açığı bir önceki aya göre yükselmiştir. Söz konusu dönemde, altın ithalatı bir miktar gerilemiştir. Mart ayı itibarıyla 12 aylık birikimli altın ithalatı 23,6 milyar ABD doları olmuştur. Mevcut veriler ışığında, 12 aylık birikimli cari açığın mart ayında artacağı öngörülmektedir. Yakın dönemde gerçekleşen jeopolitik gelişmelerin cari açık üzerindeki olumsuz etkilerinin nisan ayında da süreceği, söz konusu etkilerin boyutunun ise gelişmelerin süresi ve ölçüsüne göre farklılaşacağı değerlendirilmektedir. Yılın ilk çeyreğinde mevsimsellikten arındırılmış tüketim malı ithalatı bir önceki çeyreğe göre gerilemiştir. Mart ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri ve nisan ayı için yüksek frekanslı öncü verilerle beraber değerlendirildiğinde, üç aylık ortalama eğilimler, ihracatta ve ithalatta sınırlı artışa işaret etmektedir. 13. Cari açığın finansmanı tarafında, bankacılık sektörünün 12 aylık birikimli uzun vadeli borç çevirme oranı şubat ayında yüzde 159,7 olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu oran, bankacılık sektörü dışındaki firmalarda yüzde 214,9 olmuştur. Bu çerçevede, yurt dışı borçlanma imkanlarının yüksek seviyelerini koruduğu değerlendirilmiştir. Enflasyon Gelişmeleri ve Beklentiler 14. Tüketici fiyatları mart ayında yüzde 1,94 oranında artmış, yıllık enflasyon 0,66 puan azalarak yüzde 30,87’ye gerilemiştir. Mart ayında tüketici enflasyonunda, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan enerji fiyatları ve bunun ulaştırma hizmetlerine olan yansımaları öne çıkmıştır. Bu çerçevede, yıllık enflasyon enerji ile hizmet gruplarında bir miktar yükselirken, diğer ana gruplarda gerilemiştir. Yıllık tüketici enflasyonundaki düşüşe karşın, B endeksinin (işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı ile C endeksinin (gıda ve alkolsüz içecekler, enerji, alkollü içecekler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı her iki endekste de yaklaşık 0,20 puan artışla sırasıyla yüzde 30,11 ve yüzde 29,68 olarak gerçekleşmiştir. 15. Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, gıda ve alkolsüz içecekler, alkol-tütün-altın ve temel mallar gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla sırasıyla 0,83, 0,22 ve 0,21 puan azalırken; enerji ve hizmet gruplarının katkıları sırasıyla 0,35 ve 0,25 puan artmıştır. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışı bir önceki aya kıyasla zayıflamıştır. Bu dönemde gıda enflasyonu yavaşlarken, gıda dışı tüketici enflasyonu enerji fiyat gelişmelerine bağlı olarak yükselmiştir. 16. Mart ayında tüketici enflasyonundaki yükselişte enerji grubunun etkisi öne çıkmıştır. Bu dönemde, enerji fiyatları ham petrol fiyatlarındaki gelişmelere istinaden akaryakıt fiyatları öncülüğünde yüzde 4,75 oranında artarken, eşel mobil uygulaması uluslararası enerji fiyat gelişmelerinin enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırlamıştır. Yağışlara bağlı olarak hidroelektriğin elektrik üretimindeki artan payı ile son kaynak tedarik tarifesi (SKTT) üzerinden elektrik fiyatında kaydedilen gerileme bu grupta daha olumsuz bir görünümü sınırlayan bir diğer unsur olmuştur. Yılın ilk iki ayında gıda enflasyonunda gözlenen yüksek seyir mart ayında yavaşlamıştır. İşlenmemiş gıda fiyatlarında temelde sebze ile et fiyatları öne çıkarken, işlenmiş gıda grubunda fiyat artışları önemli ölçüde yavaşlamıştır. Hizmet enflasyonu aylık bazda gerilerken, mevsimsel etkilerden arındırıldığında, haberleşme ile jeopolitik gelişmelerle güçlenen ulaştırma hizmetleri fiyatlarındaki artışların da katkısıyla yüksek seyrini korumuştur. Diğer taraftan, temel mal grubu enflasyonu, giyim ve ayakkabı fiyatlarında mevsimsel gerilemeye ek olarak, dayanıklı tüketim malları fiyatlarındaki görünümün etkisiyle düşük seyrini sürdürmüştür. 17. Enflasyonun ana eğilimi mart ayında gerilemiştir. Ana eğilim bileşenlerinden olan, mevsimsellikten arındırılmış aylık B enflasyonu düşerken, C enflasyonu yükselmiştir. Bu ayrışmada işlenmiş gıda enflasyonundaki yavaşlama etkili olmuştur. Fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplardan temel mallarda bir miktar yükselmekle birlikte ılımlı seyrini sürdürmüş, hizmette yatay seyretmiş, işlenmiş gıdada ise önemli ölçüde zayıflamıştır. Ana eğilim göstergeleri, üç aylık ortalamalar bazında ise belirgin bir değişim göstermemiştir. 18. Mart ayı itibarıyla son üç aylık dönemde mevsim etkilerinden arındırılmış ortalama enflasyon bir önceki aya kıyasla hem temel mallarda hem de hizmetler sektöründe görece yatay seyretmiştir. 19. Hizmet sektöründe hâkim olan fiyatlama davranışı önemli bir atalete ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olmakta ve hizmet enflasyonu mal enflasyonuna göre yüksek seyretmektedir. Mart ayı itibarıyla yıllık bazda mal enflasyonu yüzde 26, hizmet enflasyonu ise yüzde 40 civarında seyretmektedir. Mart ayında hizmet sektörü alt kalemleri arasında ulaştırma hizmetleri aylık yüzde 5,06’lık artış ile öne çıkmış, bu gelişmede akaryakıt fiyat gelişmelerinin yansımaları hissedilmiştir. Haberleşme hizmetlerinde aylık enflasyon yüzde 3,03 ile görece yüksek seyretmiştir. Diğer hizmetler grubunda en belirgin yükseliş yüzde 4,51 ile paket turda gözlenmiş, bunu yüzde 4,35 oranındaki artışla finansal hizmetler kalemi izlemiştir. Eğitim hizmetlerinde ise aylık fiyat artışı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla daha düşük gerçekleşmiştir. Bu dönemde, kira enflasyonu aylık bazda yüzde 2,42 olurken yıllık bazda yüzde 52,45’e gerilemiştir. Lokanta-otel grubunda fiyatlar, yüzde 1,18 ile bir önceki aya göre sınırlı oranda artmıştır. 20. Yurt içi üretici fiyatları mart ayında yüzde 2,30 oranında artmış, yıllık üretici enflasyonu 0,52 puan yükselişle yüzde 28,08 olmuştur. Tüketici fiyatlarında olduğu gibi üretici tarafında da enerji fiyat gelişmeleri öne çıkmıştır. Enerji fiyatları aylık yüzde 4,65 oranı ile belirgin ölçüde yükselirken, yağışların seyrine bağlı olarak elektrikte üretici fiyatlarının gerilemesi, enerji fiyatlarında daha olumsuz bir görünümü sınırlamıştır. Mart ayında dayanıklı tüketim ile sermaye malları fiyatlarında ılımlı bir seyir izlenmiştir. Eşel mobil mekanizması tüketici fiyat artışlarını sınırlarken, vergi dışı derlenen üretici fiyatları küresel gelişmelerden daha fazla etkilenmektedir. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde tüketici ve üretici enflasyonları arasında bir ayrışma gözlenmesi söz konusu olabilecektir. 21. Brent ham petrol fiyatları jeopolitik gelişmelerin etkisiyle hem mart hem de nisan ayında genel olarak yükseliş göstermiş ve güçlü oynaklık sergilemiştir. Petrol fiyatlarına benzer şekilde, TTF doğal gaz fiyatları arz kısıtları endişesiyle mart ayının ortalarında belirgin bir oranda yükseldikten sonra nisan ayında düşüş eğilimi göstermiştir. Ayrıca enerji ile bağlantılı emtia fiyatları dalgalı bir seyir izlemiştir. Enerji ve hammadde akışındaki küresel ölçekte kesintiler, özellikle petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yüksek artışla birlikte üretim maliyetlerini artırarak küresel ölçekte enflasyonist baskı oluşturma riski taşımaktadır. 22. Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi mart ayında tarihsel ortalamasının üzerinde seyretmiştir. Mart ayında, Hürmüz Boğazı kaynaklı riskler ve alternatif rota arayışları teslimat sürelerini uzatırken, güvenlik riskleri nedeniyle sigorta primleri ve navlun fiyatları yükselmiştir. Nisan ayında, Çin’e yönelik konteyner endeksi yüksek seviyelerini sürdürürken, küresel konteyner endeksinde ve kuru yük taşımacılık endekslerinde de belirgin fiyat artışları kaydedilmiştir. Döviz kuru sepeti nisan ayının ilk üç haftası itibarıyla ılımlı seyrini sürdürmüştür. Mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat sanayi PMI verileri mart ayında hem girdi fiyatlarında hem de ürün fiyatlarında yükselişe işaret etmiştir. Veriler teslim sürelerinde kısmi bir uzamaya işaret ederken, henüz üretimi aksatacak boyutta bir tedarik sorununu ima etmemektedir. 23. Nisan ayında enflasyon beklentilerinde yükseliş gözlenmiştir. Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi 2,2 puan yükselerek yüzde 27,5 seviyesinde; 2027 yıl sonu enflasyon beklentisi 1,4 puan artışla yüzde 20,1 düzeyinde gerçekleşmiştir. On iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 1,2 puan yukarı yönlü güncelleme ile yüzde 23,4 olurken, yirmi dört ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,7 puan artışla yüzde 18,0 oranında ölçülmüştür. 5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,3 puan yükselerek yüzde 11,9 düzeyine çıkmıştır. Reel sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların on iki ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi, mart ayında 0,9 puan artarak yüzde 32,9 seviyesine yükselmiştir. Aynı dönemde hane halkının on iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 1,1 puan artarak yüzde 49,9 olmuştur. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir. Yakın dönemdeki gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki olası ikincil etkileri önem taşıyacaktır. 24. Öncü veriler, nisan ayında tüketici fiyatlarının seyrinde enerji ve gıda fiyatlarının öne çıkacağına, ana eğilimin ise bir miktar yükseleceğine işaret etmektedir. Yurt içi enerji fiyatlarında meskenlere yönelik doğalgaz ve elektrik fiyat artışlarına istinaden önemli bir yükseliş izlenmektedir. Doğalgazda, elektriktekine benzer şekilde, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmiştir. Bu uygulamanın da etkisiyle nisan ayında meskenlere yönelik doğal gaz fiyatları yüksek bir oranda artmaktadır. Jeopolitik gelişmelerle artan petrol fiyatlarının etkisiyle akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş sürmektedir. Öncü veriler nisan ayında gıda fiyatlarında bir miktar yükselişe işaret etmektedir. İşlenmemiş gıda fiyatları temelde sebze ile et kalemleri öncülüğünde artarken, işlenmiş gıda tarafında ekmek fiyatlarındaki yükseliş öne çıkmaktadır. Hizmet grubunda, akaryakıt fiyatlarındaki artışın yansımasıyla ulaştırma hizmetlerinde (özellikle havayolu taşımacılığı tarafında) artış devam etmektedir. Temel mal grubunda yeni sezona geçişle giyim ve ayakkabı tarafında mevsimsel fiyat artışları izlenirken, dayanıklı tüketim mallarında aylık enflasyon mobilya ve beyaz eşyadaki artışlara karşın, otomobil sektöründeki indirim kampanyaları ile ılımlı seyretmektedir. Emtia fiyatlarındaki oynaklığın ve arz kısıtlarının boyutu dikkate alındığında, enflasyon görünümüne yönelik belirsizlik önemli ölçüde yükselmiştir. Söz konusu gelişmeler ile yurt içi enerji fiyatlarının maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. Para Politikası 25. Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tutmuştur. 26. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır. 27. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. 28. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.

Müzakere haberleri piyasalara nefes aldırdı Haber

Müzakere haberleri piyasalara nefes aldırdı

Spot altın, ons başına 4 bin 841,76 dolar seviyesinde sabit kaldı. Değerli metal, gün içinde 8 Nisan’dan bu yana en yüksek seviyesini test etti. ABD’de Haziran vadeli altın kontratları ise yüzde 0,3 artışla 4 bin 866,50 dolara yükseldi. Gram altın ne kadar? Gram altın, yeni güne 6 bin 935 lira seviyesinden başladı. Uzmanlar uyarıyor: Ralli var ama güvenli liman değil Cnbc-E'de yer alan habere göre OCBC analistleri, altın ve gümüşte gece saatlerinde güçlü bir yükseliş görüldüğünü, ancak genel piyasa sinyalinin savunmacı pozisyonlardan ziyade “risk iştahına” işaret ettiğini ifade etti. Petrol düştü, borsalar yükseldi İran’ın ABD ve İsrail ile yeniden müzakere masasına dönebileceğine yönelik beklentiler, küresel piyasalarda risk iştahını artırdı. Bu gelişmeyle birlikte petrol fiyatları gerilerken, hisse senedi piyasalarında yükseliş görüldü. Daha önce çatışmalar nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanması enerji arzı üzerinde baskı yaratmıştı. Zayıflayan dolar, altına destek verdi ABD dolarının bir ayın en düşük seviyelerine yakın seyretmesi, dolar bazlı emtiaları diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar için daha cazip hale getirerek altına destek verdi. Görüşmeler yeniden başlayabilir ABD Başkanı Donald Trump, hafta sonu çöken müzakerelerin ardından İran ile barış görüşmelerinin önümüzdeki iki gün içinde Pakistan’da yeniden başlayabileceğini açıkladı. Washington yönetimi, müzakerelerin başarısız olmasının ardından İran limanlarına yönelik abluka kararı almıştı. ABD’de açıklanan verilere göre üretici fiyatları mart ayında beklentilerin altında arttı. Hizmet maliyetleri değişmezken, İran ile süren savaşın etkisiyle yükselen enerji fiyatları enflasyonist baskıları artırmaya devam etti. Faiz indirimi beklentisi yükseldi Piyasalarda, ABD Merkez Bankası’nın bu yıl 25 baz puanlık faiz indirimi yapma ihtimali yüzde 30’a yükseldi. Geçen hafta bu oran yaklaşık yüzde 13 seviyesindeydi. Savaş öncesinde ise yıl içinde iki faiz indirimi beklentisi öne çıkıyordu. Diğer değerli metallerde son durum ne? Diğer değerli metallerde ise yükseliş görüldü. Spot gümüş yüzde 0,4 artışla 79,87 dolara, platin yüzde 1,1 yükselişle 2.127,45 dolara, paladyum ise yüzde 0,1 artışla 1.596,28 dolara çıktı.

Barış masasının devrilmesi dünyadaki ticaret dengelerini bozacak Haber

Barış masasının devrilmesi dünyadaki ticaret dengelerini bozacak

Ortaya çıkan tablonun, mevcutta devam eden belirsizliği daha da artacağını belirten DIŞYÖNDER Başkanı Dr. Hakan Çınar, konuya ilişkin olarak “en büyük belirsizlik ne olacak diye düşündüğümüzde, şüphesiz ilk akla gelen soru bundan sonra Hürmüz Boğazı’na ilişkin İran’ın nasıl bir aksiyon alacağı, ardından da petrolün seyri olacak. Bu günden itibaren Hürmüz Boğazı riski kalıcı bir fiyatlama unsuru haline gelebilir, enerji fiyatları artık sadece arz-talep değil jeopolitik risk primiyle belirlenmeye başlar ve navlun piyasasında geçici oynaklık değil, kalıcı bir belirsizlik dönemine girilir. Sigorta maliyetleri de savaş riski ile daha fazla yükseliş gösterecektir. Savaşın sona ermeyecek olması ile birlikte dünyadaki petrol ve doğalgaz fiyatlarında üretim maliyetleri yukarı seyredecek, ülkemiz ve bizim gibi enerjide önemli ölçüde dışa bağımlı ülkeler için rekabette önemli bir kayıp dönemine girilecektir. Öte yandan lojistik süreler açısından bakıldığında alternatif rotalara yönelineceği için süre ve maliyet artışları da yaşanacaktır. Körfez ve Kızıldeniz hattının yüksek riskli bir koridor olduğu düşünüldüğünde buradaki durum dezavantajlara yol açacak, CDS ve risk primi oynaklığı ile finansmana erişim de zorlaşacaktır. Üretimdeki aksamalar ile firmaların stok politikaları değişeceğinden just in time modeli gitgide zayıflayacaktır. Firmaların daha fazla stok tutmak zorunda kalması da kritik girdilerde mali yükü arttıracak, yanı sıra depolama ve finansman maliyetleri de yükselecektir.” Küresel stagflasyon riskini daha fazla konuşacağız Çınar sözlerine şöyle devam etti: “Dünya artık daha fazla küresel stagflasyon riski altında diyebilirim. Stagflasyon; ekonomik durgunluk, yüksek enflasyon ve artan işsizlik oranlarının aynı anda yaşandığı, klasik ekonomik politika araçlarının etkisiz kaldığı nadir ve zor bir süreçtir. Bugün küresel ölçekte yaşanan gelişmeler, bu riskin yalnızca teorik bir ihtimal olmaktan çıkıp somut bir senaryo haline gelmeye başladığını göstermekte. Bu dezavantajların tamamı ülkeler arası ticaretin öncelikle azalacağını işaret ediyor. Elbette bir gün bu savaş bitecek ve her şey normale dönecek, ancak o esnada kazananlar ve kaybedenler olacak. Ülkemiz açısından bakıldığında enerji maliyetlerinin yükelmesi dezavantaj olsa da, pek çok avantaja da sahip konumda olduğumuza işaret etmek isterim. Avrupa’ya yakınlığımız, olumlu bir dönüşe ve tekstil ve hazır giyim başta olmak üzere bazı sektörlerde siparişlerin artmasına neden olacaktır. Bu durum ülkemiz için lojistik üs olma şansını da güçlendirecektir. Dünyadaki dış ticaret dengeleri bozulacak, ama gelişmelerin bir kısmı bizim lehimize olacaktır.” Hedef pazarı sadece Ortadoğu ve Afrika ülkeleri olan ihracatçılarımızın ise bir süre alternatif bölgelere yönelip bu dönemi atlatmalarının ama ilişkilerini sürdürmenin gerektiğini savunan Çınar sözlerini “savaş her ne kadar istemediğimiz bir durum yaratmış olsa da, Türkiye’nin bu yeni çizilen tablodaki yerinin daha önemli hale geleceğine ve dış ticarette güçleneceğine inanıyorum. Yeter ki bu dönemde iç sistemlerimizi ve bürokrasilerimizi doğru yönetmeyi başaralım” diyerek noktaladı.

JPMorgan Türkiye için faiz beklentisini yükseltti Haber

JPMorgan Türkiye için faiz beklentisini yükseltti

JPMorgan, Türkiye ekonomisine yönelik yayımladığı raporda, enerji fiyatlarındaki yükselişin oluşturduğu risklere dikkat çekerek faizlerdeki yüksek seyrin beklenenden daha uzun süre korunabileceği öngörüsünde bulundu. Raporda Türkiye’de yıllık enflasyonun mart ayında yüzde 30,87’ye gerilediği hatırlatılırken, yıl sonu enflasyon beklentisi enerji fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle daha önce yüzde 26,4 olan seviyesinde yüzde 28’e yükseltildi. Faiz beklentisi de yükseldi JPMorgan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın politika faizine ilişkin yıl sonu beklentisini yüzde 32’den yüzde 34’e çıkardı. Kısa vadede faiz artışı ihtimalinin de masada olduğu ifade edilerek, TCMB'nin 22 Nisan'da yapacağı PPK toplantısında politika faizini yüzde 37'den yüzde 40'a yükseltmesini bekledikleri belirtildi. Gecelik borç verme faizinin de yüzde 43’e çıkması beklenirken, temmuzda faiz indirimlerinin yeniden başlayabileceği öngörüldü. Faiz indirimlerinde yıl sonuna dek 100'er baz puanlık 3 adım beklendiği belirtildi. Elektrik ve doğalgaza zam beklentisi Raporda, elektrik ve doğalgaz fiyatlarında artış öngörülürken, bu kalemlerde yıllık enflasyonun yüzde 39 seviyesine ulaşabileceği tahmin edildi. JPMorgan’a göre enerji fiyatları kaynaklı enflasyon baskısı devam ettiği sürece, para politikasında sıkı duruş korunacak. Bu da Türkiye’de faizlerin beklenenden daha uzun süre yüksek kalacağı anlamına geliyor.

Enflasyonun ana eğilimi martta geriledi Haber

Enflasyonun ana eğilimi martta geriledi

TCMB Mart Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu’nda akaryakıt fiyatlarındaki yüzde 9,52’lik yükselişin ulaştırma hizmetlerini doğrudan etkilediği vurgulanırken; gıda enflasyonundaki yavaşlama ve dayanıklı tüketim mallarındaki ılımlı seyrin, genel enflasyon görünümündeki bozulmayı dengelediği belirtildi. TCMB, Mart Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporuna göre, tüketici fiyatları mart ayında yüzde 1,94 arttı, yıllık enflasyon 0,66 puan azalışla yüzde 30,87 seviyesinde gerçekleşti. Mart ayında tüketici enflasyonunda, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak enerji fiyatları ve bunun ulaştırma hizmetlerine olan yansımaları öne çıktı. İlgili dönemde, enerji fiyatları ham petrol fiyatlarındaki gelişmelere istinaden akaryakıt fiyatları öncülüğünde yüzde 4,75 artarken eşel mobil uygulaması uluslararası enerji fiyat gelişmelerinin enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı. Enerji dışı aylık tüketici enflasyonu ise yüzde 1,74 ile sınırlı oranda gerçekleşti. Yılın ilk iki ayında gıda enflasyonunda gözlenen yüksek seyir mart ayında hız kesti. Temel mal enflasyonu dayanıklı tüketim mallarındaki görünümün de etkisiyle düşük seyrini sürdürdü. Diğer taraftan, mevsimsel etkilerden arındırıldığında, aylık hizmet enflasyonu jeopolitik gelişmelerle güçlenen ulaştırma fiyatları kaynaklı olarak yüksek seyrini korudu. Yurt içi üretici fiyatları mart ayında yüzde 2,30 artışla yüksek seyretmeye devam etti ve yıllık üretici enflasyonu 0,52 puanlık artışla yüzde 28,08 oldu. Eşel mobil uygulaması tüketici fiyatları üzerinde sınırlayıcı bir etki oluştururken vergi dışı derlenen üretici fiyatlarının küresel gelişmelerden daha fazla etkilendiği görüldü. Tüketici fiyatları mart ayında arttı Rapora göre, mart ayında tüketici fiyatları artışı yüzde 1,94 olarak gerçekleşti ve yıllık enflasyon 0,66 puan azalarak yüzde 30,87‘ye geriledi. Yıllık tüketici enflasyonundaki düşüşe karşın B ve C endekslerinin yıllık değişim oranları yaklaşık 0,20’şer puan artışla sırasıyla yüzde 30,11 ve 29,68 olarak gerçekleşti. Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, gıda ve alkolsüz içecekler, temel mallar ile alkol tütün ve altın gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla sırasıyla 0,84, 0,30 ve 0,22 puan azalırken enerji ile hizmet gruplarının katkıları sırasıyla 0,36 ve 0,34 puan arttı. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle tüketici fiyatlarının aylık artışı bir önceki aya kıyasla zayıfladı. Bu dönemde gıda enflasyonu yavaşlarken gıda dışı tüketici enflasyonu enerji fiyat gelişmelerine bağlı olarak yükseldi. Aylık artışlar, B endeksinde düşerken C endeksinde yükseliş kaydetti. Fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplardan temel mallarda bir miktar yükselirken hizmette yatay seyretti, işlenmiş gıdada ise önemli ölçüde zayıfladı. TCMB bünyesinde takip edilen göstergeler, mart ayında enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret etti. Göstergeler üç aylık ortalamalar bazında ise belirgin bir değişim sergilemedi. Hizmet fiyatları mart ayında yüzde 2,39 yükseldi, grup yıllık enflasyonu 0,59 puan artarak yüzde 40,26 seviyesinde gerçekleşti. Bu gelişmede ulaştırma hizmetleri etkili olurken yıllık enflasyon ulaştırma ve haberleşmede arttı, diğer alt gruplarda geriledi. Jeopolitik gelişmelerle mart ayında, artan akaryakıt fiyatlarının etkisiyle ulaştırma hizmetleri fiyatları aylık yüzde 6,07 yükseldi. Bu dönemde, hava yolu ile yurt dışı yolcu taşımacılığı fiyatları (yüzde 10,94) öne çıktı, şehir içi ulaşım hizmetleri fiyat ayarlamalarının gerçekleşen ve sarkan etkileri ile yükselirken şehirlerarası otobüs ücretlerinde akaryakıta ek olarak bayram etkisi gözlendi. Haberleşme hizmetlerinde aylık enflasyon yüzde 3,03 ile görece yüksek seyretti. Kiralarda aylık artış yüzde 2,41 olurken, kira yıllık enflasyonu 1,46 puan azalışla yüzde 52,45’e geriledi. Öte yandan, eğitim başta olmak üzere diğer hizmetler ile lokanta-otel hizmetleri alt grupları bu dönemde görece ılımlı bir seyir izledi. Temel mal grubu fiyatları sınırlı arttı Temel mal grubu fiyatları mart ayında yüzde 0,44 ile sınırlı bir oranda arttı, grup yıllık enflasyonu 0,51 puan düşüşle yüzde 16,06’ya geriledi. Bu dönemde, dayanıklı mal (altın hariç) fiyatları yüzde 0,81 ile ılımlı bir oranda yükseldi. Mart ayında beyaz eşya, otomobil ve mobilya fiyatları sırasıyla yüzde 2,39, yüzde 0,93 ve yüzde 0,76 artarken, diğer elektrikli ve elektriksiz alet fiyatları yüzde 0,26 azaldı. Bu dönemde, giyim ve ayakkabı fiyatları yüzde 2,17 geriledi. Diğer temel mallar alt grubunda aylık enflasyon yüzde 2,20 ile önceki aya kıyasla güçlendi. Enerji fiyatları mart ayında yüzde 4,75 arttı, grup yıllık enflasyonu 6,05 puan yükselerek yüzde 34,24 oldu. Bu gelişmede, ham petrol fiyatlarına paralel olarak artan akaryakıt fiyatları (yüzde 9,52) öne çıktı. Eşel mobil uygulamasıyla, rafineri ürün fiyatlarındaki artışların önemli bir bölümünün maktu ÖTV tutarından karşılanması daha olumsuz bir görünümü sınırladı. Ayrıca, yağışlara bağlı olarak hidroelektriğin elektrik üretimindeki artan payı neticesinde son kaynak tedarik tarifesi (SKTT) kaynaklı elektrik fiyatındaki gerilemenin (yüzde eksi 1,24) sürmesi olumlu katkı verdi. Gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatlarının artışı yavaşladı Gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatlarının artışı yüzde 1,79 ile son iki aya kıyasla yavaşladı, grup yıllık enflasyonu ise 4,09 puan düşüşle yüzde 32,36 oldu. Yıllık enflasyon işlenmemiş gıdada belirgin oranda gerilerken, işlenmiş gıdada görece yatay seyretti. Ayrıca bu dönemde her iki grupta aylık fiyat artışları ivme kaybetti. İşlenmemiş gıda grubunda yılın ilk iki ayında sebze fiyatlarında kaydedilen yüksek artışlar, mart ayında yerini görece düşük oranlı bir yükselişe bırakırken et fiyatlarındaki güçlü seyir devam etti. Mart ayında işlenmiş gıdada aylık fiyat artışının yüzde 0,62 ile son iki aya kıyasla belirgin bir şekilde yavaşladığı izlendi. Alkollü içecekler ve tütün grubunda fiyatlar, tütün ürünlerinde şubat ayında yapılan artışın mart ayına sarkan etkisiyle yüzde 4,36 yükseldi. Yurt içi üretici fiyatları arttı Yurt içi üretici fiyatları mart ayında yüzde 2,30 artışla yüksek seyretmeye devam etti ve yıllık üretici enflasyonu 0,52 puan yükselerek yüzde 28,08 oldu. Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, enerji fiyatları jeopolitik gelişmelerin etkisiyle yüzde 4,65 ile yüksek bir oranda arttı. Diğer taraftan, yağışların seyrine bağlı olarak elektrikte üretici fiyatlarının yüzde 11,2 gerilemesi, enerjide daha olumsuz bir görünümü sınırladı. Ayrıca, dayanıklı tüketim ile sermaye malları fiyatlarında ılımlı bir seyir (sırasıyla yüzde 0,89 ve yüzde 0,68 artış) izlendi. Eşel mobil mekanizması tüketici fiyatları üzerinde sınırlayıcı bir etki oluştururken vergi dışı derlenen üretici fiyatları küresel gelişmelerden daha fazla etkilendi. TCMB açıklamasında "Bu nedenle gelecek dönemde üretici ve tüketici enflasyonları arasında bir ayrışma gözlenmesi söz konusu olabilecektir." değerlendirmesine yer verdi.

Küresel piyasalarda savaşın faturası 14 trilyon dolar Haber

Küresel piyasalarda savaşın faturası 14 trilyon dolar

Orta Doğu’da bir ayı geride bırakan askeri gerilim, küresel hisse senedi piyasalarında yaklaşık 14 trilyon dolarlık değer kaybına yol açarken, borsaların toplam piyasa değeri 157,5 trilyon dolardan 143,5 trilyon dolara geriledi. ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı saldırılar ve ardından Tahran yönetiminin misillemeleri sonrası bölgesel bir gerginliğe dönüşen çatışmalar 1 ayı geride bıraktı. ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan Orta Doğu'daki gerilimlerde ilk ay geride kalırken çatışmaların piyasalarda oluşturduğu tahribat dikkat çekici boyutlara ulaştı. Savaşın başladığı 28 Şubat'tan itibaren geçen bir ayda, küresel borsaların 157,5 trilyon dolar olan toplam piyasa değeri 30 Mart itibarıyla 143,5 trilyon dolara indi. Bu dönemde piyasalardaki değer kaybı yaklaşık 14 trilyon dolar olarak hesaplandı. Söz konusu kayıp, Almanya, Japonya, İngiltere ve Fransa gibi birçok gelişmiş ülkenin yıllık Gayri Safi Yurt İçi Hasılasını (GSYH) geride bıraktı. En fazla Güney Kore borsası geriledi Bu dönemde Amerika, Avrupa ve Asya'daki en çok takip edilen ülke endekslerinin tamamı negatif seyrederken, en fazla gerileyen borsa yüzde 16,8 ile Güney Kore'de Kospi endeksi oldu. Analistler, Temmuz 2025’ten bu yana yükseliş trendinde olan Kospi endeksindeki geri çekilmelerde, dünya genelinde artan risk algısına ek olarak yatırımcıların kar realizasyonu isteğinin de etkili olduğunu belirtti. Bu endeksi, yüzde 12 kayıpla Japonya'da Nikkei 225, yüzde 10,7 düşüşle Almanya'da DAX 40 endeksi, yüzde 9,4 azalışla Fransa'da CAC 40 endeksi, yüzde 7,6 değer kaybıyla İspanya'da IBEX 35 endeksi, yüzde 7,2 geri çekilmeyle İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi ve FTSE 100 endeksi izledi. Bu dönemde Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 6, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 7,4 geriledi. ABD'de New York borsasında da büyük kayıplar görüldü. Savaşın başından beri S&P 500 endeksi yüzde 7,7, Nasdaq endeksi yüzde 8,2 ve Dow Jones endeksi yüzde 7,6 değer kaybetti. Söz konusu gelişmelerle piyasalarda "korku endeksi" olarak bilinen ve S&P 500'deki dalgalanmayı gösteren VIX Endeksi, bu periyotta yaklaşık yüzde 46'lık artışla 31,3 seviyesine çıktı. Merkez Bankalarına yönelik "Şahinleşen" beklentiler tahvil piyasalarını sarstı Savaş süresinde ABD ve İran tarafından savaşın seyrine ilişkin gelen çelişkili mesajlar, piyasalarda risk algısının yüksek kalmasına neden oldu. Gelişmelere ilişkin olumlu ve olumsuz haberler piyasalarda dalgalanmaları beraberinde getirirken, petrol fiyatlarındaki artışın devam etmesi, küresel çapta enflasyon endişelerinin sürmesine yol açtı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabileceğine ilişkin görüşler öne çıkıyor. Başta Fed olmak üzere önemli merkez bankalarının para politikalarında beklenen gevşeme sürecini öteleyebileceği değerlendiriliyor. Piyasa fiyatlamalarında Fed başta olmak üzere önemli merkez bankalarına yönelik daha önceki "güvercin" beklentiler, yerini "şahin" adımlara bıraktı. Para piyasalarında, bankanın bu yıl politika faizini sabit tutması güçlü şekilde fiyatlanırken olası faiz artırımı senaryoları hala masada kalmayı sürdürüyor. Özellikle son dönemde açıklanan makroekonomik verilerin enflasyonda katılığa işaret etmesi ve jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerinden ek baskı yaratması, piyasalarda faiz indirim beklentilerinin zayıflamasına neden oldu. Bu gelişmeler ışığında dünya genelinde devam eden enflasyon endişeleri küresel tahvil piyasalarını da sarstı. ABD, Avrupa ve Asya tarafında ülke tahvil piyasaları satış baskısı altında kalırken, ABD 10 yıllık tahvil faizi 27 Mart'ta yüzde 4,4870 seviyesine çıkarak Temmuz 2025'ten bu yana en yüksek seviyesini test etti. Avrupa'da tahvil faizleri son 18 yılın zirvelerinde Avrupa'da artan enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıları güçlendireceğine yönelik endişelerle, para piyasalarında Avrupa Merkez Bankasının (ECB) yıl sonuna kadar 3 faiz artırımına gidebileceği fiyatlanmaya başlandı. Devam eden enflasyon kaygıları bölge tahvillerinde satış baskısının sürmesine neden oldu. Bu süreçte Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,09 ile, Haziran 2011'den, Fransa'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,83 ile Haziran 2009'dan, İngiltere'nin 10 yıllık tahvil faizi de yüzde 4,99 ile Temmuz 2008'den bu tarafa en yüksek seviyesini gördü. Asya'da Çin tahvilleri ayrıştı Asya tarafında enflasyonist baskıların sürdüğü Japonya'da, para politikasının sıkılaşabileceği tahminleri öne çıkıyor. Piyasalarda Japonya Merkez Bankasının (BoJ) nisan ayında faiz artırımına gidebileceği öngörüleri yüzde 70 ihtimalle fiyatlanıyor. Bu süreçte Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,39'le 1999'dan bu yana en yüksek seviyeyi görürken, Çin'in 10 yıllık tahvil faizleri ise çatışmaların başından itibaren yüzde 1,80 ile yatay seviyesini korudu. Analistler, bu süreçte Çin tahvillerinin ise deflasyon risklerinden dolayı Çin Merkez Bankasının (PBoC) para politikasında sıkılaşmaya gidemeyeceği düşüncesiyle bu ülkelerden ayrıştığını belirtti. FED Başkanı Powell "Temkinli duruş" mesajları verdi ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell dün, Harvard Üniversitesinde "İktisadın İlkeleri" dersinde konuşma yaptığı konuşmada, Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin benzin fiyatlarını etkileyeceğini belirterek, "Ancak politikalarımızın, gelişmelerin seyrini bekleyip görmek için uygun bir konumda olduğunu düşünüyoruz." dedi. Powell, para politikası araçlarının, talep üzerinde etkisi olduğunu ve arz şoklarıyla karşılaşıldığında kısa vadede kayda değer bir etkisi bulunmadığını belirtti. Bir arz şoku meydana geldiğinde, "Buna bir tepki verilmeli mi?" sorusunun gündeme geldiğine işaret eden Powell, enerji şoklarının genellikle oldukça hızlı şekilde ortaya çıkıp kaybolma eğiliminde olduğunu, para politikasının ise uzun ve değişken gecikmelerle işlediğini vurguladı. Powell, para politikasının etkileri hissedilmeye başladığında, petrol fiyatlarındaki şokun muhtemelen çoktan geride kalacağına değinerek, arz şoklarının art arda yaşanmasının zamanla enflasyon beklentilerinin yükselmesine yol açabileceğinin altını çizdi. Bu gelişmelere paralel olarak ABD-İran hattındaki gelişmeler ve bunların küresel ekonomiye olası etkilerinin nisan ayında da piyasalarda ana gündem maddesi olması bekleniyor.

Artan enerji fiyatlarının ABD ekonomisi üzerindeki etkileri Haber

Artan enerji fiyatlarının ABD ekonomisi üzerindeki etkileri

ABD Merkez Bankası (Fed) yetkilileri, Orta Doğu’daki çatışmaların ekonomik görünüm üzerindeki etkilerine ilişkin kaygılarını dile getirmeyi sürdürüyor. Fed Guvernörü Lisa Cook, yaptığı değerlendirmede, "İran savaşı nedeniyle şu anda enflasyon riskinin daha büyük olduğunu söyleyebilirim. İşgücü piyasasına gelince, dengede olduğunu düşünüyorum, ancak bu denge çok kırılgan" ifadelerini kullandı. Cook, gümrük tarifelerinin enflasyonu zaten hedefin üzerine taşıdığını belirterek, bölgedeki gelişmelerin bu baskıyı daha da artırabileceğine dikkat çekti. “Bu durumdan tahmin ettiğimizden çok daha uzun süre kurtulamayabiliriz. Bu yüzden şu anda risk dengesi daha çok enflasyon tarafına kaymış durumda” dedi. Faizlerde ''bekle-gör yaklaşımı Cook, para politikasına ilişkin net bir yönlendirme yapmazken, aynı gün konuşan diğer Fed yetkilileri faiz oranlarında temkinli bir duruş benimsediklerini ortaya koydu. Fed Guvernörü Michael Barr, mevcut koşullarda veri odaklı hareket etmenin önemine işaret ederek, “Koşulları değerlendirmek için biraz zaman ayırmak mantıklı. Mevcut politika duruşumuz, gelen verileri değerlendirirken beklemede kalmamız için bizi iyi bir konuma getiriyor” dedi. Enerji ve emtia fiyatları belirleyici olacak Barr, savaş öncesinde de gümrük vergilerinin enflasyon üzerindeki etkisinin kalıcı olabileceğine yönelik endişelerin bulunduğunu hatırlattı. Çatışmaların uzaması halinde ise daha geniş çaplı etkiler görülebileceğini belirtti. “Enerji fiyatları ve diğer emtia fiyatlarındaki artışın hem fiyatlar hem de ekonomik faaliyetler üzerinde daha geniş kapsamlı etkileri olabilir” diyen Barr, “Özellikle, bir başka fiyat şokunun uzun vadeli enflasyon beklentilerini artırabileceğinden endişeliyim” ifadelerini kullandı. Jefferson: Enerji fiyatları kritik olacak Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson da savaşın süresi ve enerji maliyetlerinin seyrinin ekonomi açısından belirleyici olacağını vurguladı. Jefferson, “Enerji fiyatlarındaki uzun süreli artış, diğer birçok ürün üzerinde yukarı yönlü fiyat baskısı yaratabilir” değerlendirmesinde bulunarak, “Bir politika yapıcı olarak, bu yüksek maliyetlerin ekonomi genelinde fiyatlara yansıyıp yansımadığını izleyeceğim” dedi. Risk dengesi enflasyına kayıyor Fed yetkililerinin açıklamaları, Orta Doğu’daki gelişmelerin ABD ekonomisi açısından yeni bir belirsizlik başlığı oluşturduğunu ortaya koydu. Özellikle enerji fiyatları üzerinden oluşabilecek baskının, enflasyonun yeniden hız kazanmasına yol açabileceği ve politika yapıcıların bu nedenle temkinli hareket ettiği görülüyor.

Merkez Bankası faiz indirimine ara verdi piyasalar temkinli Haber

Merkez Bankası faiz indirimine ara verdi piyasalar temkinli

Enerji fiyatları ve küresel belirsizlikler şirketlerin nakit akışını baskılayabilir Yüksek faiz ortamının bir süre daha devam edecek olması, talepteki zayıflama ile birleştiğinde firmaların nakit akışı yönetimini ve alacak tahsilat süreçlerini daha kritik hale getiriyor. Merkez Bankası yılın ilk faiz kararını ocak ayında açıklamış ve politika faizinde 100 baz puanlık indirime giderek, oranı yüzde 38’den yüzde 37 seviyesine çekmişti. Orta Doğu’daki savaşın piyasalarda yarattığı oynaklığa karşı ilave adımlar atan Merkez Bankası, bir hafta vadeli repo ihalelerine geçici süreyle ara vermiş ve Türk Lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerini devreye alacağını kamuoyuyla paylaşmıştı. Yılın ikinci Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini yüzde 37’de sabit bırakma kararı veren kurul, ayrıca Merkez Bankası’nın gecelik vadede borç verme faizini yüzde 40’ta, gecelik borçlanma faizini ise yüzde 35,5 düzeyinde sabit tuttu. Ticari alacak sigortası ve ticari risk yönetimi alanında dünyada ve Türkiye’de lider konumda bulunan Coface’ın değerlendirmelerine göre mevcut finansal koşullar, şirketlerin yalnızca yeni finansmana erişimini değil, aynı zamanda mevcut ticari alacakların yönetimini de stratejik bir gündem maddesi haline getiriyor. Özellikle tahsilat sürelerinin uzaması ve ödeme zincirindeki kırılganlıkların artması, risk yönetimi ve alacak sigortası gibi çözümlerin önemini daha da artırıyor. Bu süreçte firmaların nakit akışlarını daha yakından izlemeleri, müşteri risk analizlerini güçlendirmeleri ve alternatif finansman yöntemlerine yönelmeleri kritik bir gereklilik olarak öne çıkıyor. ‘Faiz indirimlerine verilen ara, reel sektörde baskıyı artırabilir.’ Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Coface Ekonomisti Seltem İyigün, mevcut makroekonomik gelişmelerin reel sektör üzerindeki baskıyı artırabileceğine dikkat çekiyor. Seltem İyigün açıklamasında şu ifadelere yer veriyor: ‘Orta Doğu’da son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelerin Türkiye ekonomisini ağırlıklı olarak enerji fiyatları üzerinden etkilemesi bekleniyor. Bu durumun da enflasyon ve cari açık üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturma riski bulunuyor. Nitekim gelişmelerin başladığı 28 Şubat’ın hemen ardından Merkez Bankası, olası enflasyonist etkileri sınırlamak amacıyla TL fonlama faizini artırarak likiditeyi sıkılaştırdı. Bu çerçevede son toplantıda da faiz indirimlerine ara verilmesi kararı alındı. Yurt içi belirsizlikler ve zirai don nedeniyle 2025’te ivme kaybeden dezenflasyon sürecinin, 2026 yılı başında gıda ve küresel petrol fiyatlarındaki artışla birlikte daha temkinli ve yavaş bir ilerleme göstermesi bekleniyor. Bununla birlikte, faiz indirimlerine verilen bu ara, halihazırda yüksek faiz ortamı ve zayıflayan talep nedeniyle finansal görünümü zayıflayan reel sektör açısından, finansman maliyetlerinin bir süre daha yüksek seyretmesi anlamına geliyor. Yurt içi satışlardaki yavaşlama ise yurt dışı piyasalardaki belirsizlikler nedeniyle ihracat ile tam olarak telafi edilemiyor. Yüksek borçluluk, düşük karlılık, yüksek finansman maliyetleri ve aylık kredi kısıtlamaları gibi unsurların yanı sıra savaş nedeniyle ham madde tedarikinde yaşanabilecek aksaklıklar ve fiyat artışları da önümüzdeki dönemde reel sektör üzerinde baskı oluşturabilir. Nitekim Hürmüz Boğazı’ndan yapılan hammadde tedariki sadece LNG ve petrol ile sınırlı değil. Türkiye, tüm imalat sanayine girdi teşkil eden kritik petrokimya ve plastik hammadde ürünlerinin büyük bölümünü Orta Doğu’dan ithal ediyor. Bölgedeki tedarik sorunları, daha önceden yaşanan finansman ve ciro sorunlarına ek olarak reel sektör için ciddi bir üretim sorunu yaratıyor. Son dönemde tahsilat ve ödemelerde gözlemlenen gecikmeler de bu genel çerçevede değerlendirilebilir.’

TÜFE ocak ayında yüzde 4,84 arttı Haber

TÜFE ocak ayında yüzde 4,84 arttı

TCMB'nin Ocak Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu'nda "Yıllık enflasyon gıda ile alkol-tütün-altın gruplarında yükselirken, diğer ana gruplarda geriledi" denildi. Yıllık enflasyon gıda ile alkol-tütün-altın gruplarında yükseldi Rapora göre, tüketici fiyatları ocak ayında yüzde 4,84 arttı, yıllık enflasyon 0,24 puan düşüşle yüzde 30,65 seviyesinde gerçekleşti. Yıllık enflasyon gıda ile alkol-tütün-altın gruplarında yükselirken, diğer ana gruplarda geriledi. Bu dönemde aylık fiyat artışında gıda ve hizmet grupları öne çıktı. Gıda grubu aylık enflasyonunda, başta sebze ve et kalemleri olmak üzere işlenmemiş gıdanın etkisi belirgin oldu. Enerji grubundaki artış sınırlı oldu Hizmet grubunda ocak ayında aylık enflasyon, iş gücü maliyetleri ile dönemsel fiyatlamanın ve geriye doğru endeksleme davranışının yüksek olduğu kalemler öncülüğünde bir önceki aya kıyasla yükseldi. Hizmet grubunun yıllık enflasyonu ise 3,76 puan düşüş ile gerileme eğilimini sürdürdü. Diğer taraftan, temel mal enflasyonu görece ılımlı seyretti. Bu dönemde yönetilen/yönlendirilen fiyat ve maktu vergi güncellemeleri, geçmiş yıllara kıyasla daha düşük bir oranda gerçekleşerek dezenflasyon sürecini destekledi. Enerji grubunda aylık fiyat artışı önceki yılın ocak ayına kıyasla sınırlı oldu. Tüfe'de tüketim sepeti sınıflaması ve baz yılı değiştirildi Rapora göre, Tüketici Fiyat Endeksinde (TÜFE) tüketim sepeti sınıflaması ve baz yılı değiştirildi, endeksin ağırlık yapısı güncellendi. Hizmet sektörünün endeks içindeki payı 7,4 puan artışla yüzde 38,4’e çıkarken, malların ağırlığı yüzde 61,6’ya geriledi. B ve C göstergelerinin ağırlıkları ise sırasıyla 5,2 ve 4,5 puan arttı. Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, enerji, temel mallar ile alkol-tütün ve altın gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla sırasıyla 1,07, 0,34 ve 0,24 puan azalırken, gıda ve alkolsüz içecekler ile hizmet gruplarının katkıları sırasıyla 1,23 ve 0,18 puan arttı. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışı bir önceki aya kıyasla yükseldi. Aylık artışlar bir önceki aya kıyasla B ve C göstergelerinde yükseliş kaydetti. B endeksindeki yükselişte temel mal ve işlenmiş gıda fiyat gelişmeleri etkili oldu. TCMB bünyesinde takip edilen göstergeler, ocak ayında enflasyonun ana eğiliminde döneme özgü bir yükselişe işaret etti. Göstergeler üç aylık ortalamalar bazında ise sınırlı miktarda yükseldi. Hizmet fiyatları ocak ayında yüzde 7,39 arttı, grup yıllık enflasyonu 3,76 puan azalarak yüzde 40,23 oldu. Yıllık enflasyon haberleşme ve ulaştırma gruplarında yükseldi, diğer alt gruplarda ise geriledi. Alt kalemler arasında diğer hizmetler grubu aylık yüzde 9,74’lük artış ile öne çıktı. Bu gelişmede, dönemsel fiyatlamanın ve geçmiş enflasyona endeksleme davranışının yaygın olduğu sağlık (yüzde 18,12), finansal hizmetler (yüzde 14,78) ve eğitim hizmetleri (yüzde 6,61) ile bakım-onarım kalemlerindeki yüksek fiyat artışlarının etkileri hissedildi. Başta hava yolu ile yolcu taşımacılığı (yüzde 36,9 artış) olmak üzere ulaştırma hizmetleri alt grubu enflasyonu (yüzde 8,05 artış) yüksek seyri ile öne çıktı. İş gücü maliyetleri ile gıda fiyatlarındaki gelişmelerin etkisinin gözlendiği lokanta-otel grubunda fiyatlar yüzde 5,86 artarken, haberleşme grubunda da aylık artış yüzde 5,35 ile belirgin oldu. Sözleşme yenileme oranındaki mevsimsel yükselişin de etkisiyle kira aylık artışı yüzde 5,26 olurken, bu grupta yıllık enflasyon 5,06 puan azalışla yüzde 56,55’e geriledi. Bu dönemde yönetilen-yönlendirilen hizmet kalemlerindeki fiyat artışı ise geçmiş yıllara kıyasla daha düşük gerçekleşti. Temel mal grubu fiyatları arttı Temel mal grubu fiyatları ocak ayında yüzde 0,51 ile ılımlı bir oranda arttı, grup yıllık enflasyonu 0,26 puanlık düşüşle yüzde 17,45 oldu. Dayanıklı tüketim mallarında fiyat artışı yüzde 2,91 ile önceki aya kıyasla güçlendi. Bu gelişmede, otomobil, mobilya ve beyaz eşya ile tüketici elektroniği fiyatlarının etkisi öne çıktı. Giyim ve ayakkabı fiyatları mevsimsel etkilerle yüzde 4,83 düştü. Diğer temel mallar alt grubunda aylık enflasyon oranı yüzde 2,40 ile önceki aya kıyasla güçlendi. Bu gelişmede, ilaç fiyatlarındaki artışın sarkan etkisi de etkili oldu. Enerji fiyatları ocak ayında yüzde 2,29 arttı, grup yıllık enflasyonu 4,85 puan gerileyerek yüzde 30,21 oldu. Bu gelişmede, fiyatı belediyelerce belirlenen şebeke suyu tarifesindeki yükseliş (yüzde 7,32) ile son kaynak tedarik tarifesi tüketim limitindeki güncellemeye istinaden elektrik fiyat artışı (yüzde 3,04) öne çıktı. Maktu vergi artışı ocak ayında Yİ-ÜFE artışının ima ettiğinden düşük gerçekleşirken ham petrol fiyat gelişmelerinin de etkisiyle akaryakıt fiyatlarında yükseliş (yüzde 1,59) izlendi. Gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatları arttı Gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatları yüzde 6,59 artış ile öne çıkan bir diğer alt grup oldu. Gıda grubu yıllık enflasyonu bu dönemde 3,38 puan artışla yüzde 31,69’a yükseldi. Yıllık enflasyon işlenmiş gıda grubunda gerilerken, işlenmemiş gıdada belirgin şekilde yükseldi. İşlenmemiş gıda fiyatları aylık bazda yüzde 11,79 arttı ve bu gelişmede sebze ile et fiyatlarının etkisi oldu. İşlenmiş gıda grubunda ise et fiyatlarındaki artışın etkisi işlenmiş et ürünlerinde hissedilirken, çiğ süt fiyat artışı süt ile süt ürünlerine yansımadı. Bununla birlikte, alkollü içecekler ve tütün grubunda maktu ÖTV güncellemesini takiben alkollü içecek fiyatlarında artış izlenirken, tütün grubunda vergi güncellemesinin etkisinin şubat ayında gözlenmesi bekleniyor. Yurt içi üretici fiyatları yükseldi Yurt içi üretici fiyatları ocak ayında yüzde 2,67 arttı, yıllık enflasyon 0,50 puan gerileyerek yüzde 27,17 oldu. Bu dönemde enerji fiyatları (yüzde -1,69) düşerken, dayanıksız (yüzde 4,16) ve dayanıklı (yüzde 4,02) tüketim mal fiyatları yüksek artışları ile öne çıktı. Sektörel bazda incelendiğinde ise diğer mamul eşyalar (altın fiyat etkisini içeren), metal cevherleri, basım ve kayıt hizmetleri, içecekler ve temel eczacılık ürünleri yüksek fiyat artışı gösteren alt gruplar oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.