SON DAKİKA
Hava Durumu

#Enerji Fiyatları

Ekometre - Enerji Fiyatları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Fiyatları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Dış ticaret açığı haziranda 10,4 milyar dolar oldu Haber

Dış ticaret açığı haziranda 10,4 milyar dolar oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan geçici dış ticaret verilerine göre, dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 26,2 artarak 10 milyar 370 milyon dolara yükseldi. Genel ticaret sistemi kapsamında hazırlanan verilere göre, Haziran ayında ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21,7 artışla 24 milyar 915 milyon dolar olurken, ithalat yüzde 23 artarak 35 milyar 285 milyon dolara ulaştı. Böylece ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 71,4'ten yüzde 70,6'ya geriledi. Yılın ilk altı aylık döneminde ise ihracat yüzde 3,5 artışla 135 milyar 980 milyon dolara, ithalat yüzde 4,6 yükselişle 189 milyar 120 milyon dolara çıktı. Ocak-Haziran döneminde dış ticaret açığı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,4 artarak 53 milyar 140 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Aynı dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 72,6'dan yüzde 71,9'a geriledi. Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç tutulduğunda da dış ticaret hacmindeki artış sürdü. Haziran ayında enerji ve altın hariç ihracat yüzde 23,2 artışla 23 milyar 302 milyon dolara, ithalat ise yüzde 24,3 yükselişle 28 milyar 16 milyon dolara ulaştı. Bu kapsamda enerji ve altın hariç dış ticaret açığı 4 milyar 713 milyon dolar olurken, dış ticaret hacmi yüzde 23,8 artarak 51 milyar 318 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 83,2 olarak hesaplandı. Haziran verileri, dış ticarette ihracatın güçlü performansını koruduğunu ancak ithalattaki daha hızlı artışın dış ticaret açığını genişletmeye devam ettiğini ortaya koydu. Önümüzdeki dönemde küresel talep koşulları, enerji fiyatları ve döviz kuru gelişmelerinin dış ticaret dengesi üzerinde belirleyici olmayı sürdüreceği değerlendiriliyor.

ABD borsalarında sessiz alarm Haber

ABD borsalarında sessiz alarm

Uzmanlara göre piyasadaki görünüm sağlıklı bir sektör rotasyonundan çok, yatırımcıların zorunlu pozisyon tasfiyesine işaret ediyor ve bu durum yeni bir düzeltme riskini artırıyor. ABD hisse senedi piyasalarında ilk bakışta sakin bir görünüm hakim olsa da, endeksin perde arkasında dikkat çekici hareketlilik yaşanıyor. Gösterge S&P 500 Endeksi dar bir bantta işlem görmeye devam ederken, sektörler arasındaki performans farkı son yılların en yüksek seviyelerine ulaştı. Piyasa analiz şirketi Sevens Report verilerine göre, 2026 yılı başından bu yana S&P 500'de en iyi ve en kötü performans gösteren sektörler arasındaki haftalık getiri farkı sekiz kez çift haneli seviyelere çıktı. Uzmanlar, benzer bir tablonun bu yüzyılda yalnızca 2000, 2001 ve 2009 yıllarında görüldüğüne dikkat çekiyor. Endeks sakin, piyasa hareketli ABD piyasalarının korku göstergesi olarak kabul edilen VIX Endeksi, yaklaşık 18 seviyesinde seyrederek düşük volatilite sinyali veriyor. Ancak sektör ve hisse bazındaki fiyat hareketleri bunun tam tersini gösteriyor. Endeks genelinde görülen yatay seyir, bazı sektörlerde yaşanan sert yükselişlerin diğer sektörlerdeki güçlü satışlarla dengelenmesinden kaynaklanıyor. Bu da piyasa genelinin olduğundan daha sakin görünmesine neden oluyor. "Bu normal bir sektör rotasyonu değil" Sevens Report Analisti Tyler Richey, geçmişte benzer ayrışmaların yaşandığı dönemlerin büyük bölümünde piyasalarda sert dalgalanmalar ve önemli zirvelerin oluştuğunu belirtiyor. BTIG LLC Baş Piyasa Teknisyeni Jonathan Krinsky ise yaşanan hareketlerin klasik sektör rotasyonundan farklı olduğunu ifade ediyor. Krinsky'ye göre piyasadaki fiyatlamalar, yatırımcıların belirli pozisyonları isteyerek değiştirmesinden çok, risk azaltmak amacıyla zorunlu pozisyon kapatmalarını yansıtıyor. Piyasa genişliği zayıflıyor Analistlerin dikkat çektiği bir diğer unsur ise piyasa genişliğindeki bozulma. S&P 500 endeksi yatay seyrederken bazı hisseler güçlü yükselişler kaydediyor, buna karşılık çok sayıda hisse sert değer kaybediyor. Bu durum, endeks performansı ile piyasadaki genel eğilim arasında belirgin bir uyumsuzluk oluştuğunu gösteriyor. Uzmanlar, sağlıklı boğa piyasalarında yükselişin daha geniş bir hisse grubuna yayılması gerektiğini, mevcut tabloda ise yükselişin sınırlı sayıda hisse tarafından taşındığını vurguluyor. Jeopolitik riskler ve yapay zekâ belirsizliği Piyasadaki dalgalanmayı artıran başlıca faktörler arasında Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeler de yer alıyor. Yatırımcılar, İran kaynaklı gelişmelerin enerji fiyatları, küresel enflasyon ve merkez bankalarının para politikalarına olası etkilerini yakından izliyor. Öte yandan son iki yılın en güçlü yatırım teması olan yapay zekâ konusunda da soru işaretleri artmaya başladı. Yüksek değerlemelerin sürdürülebilirliği ve yapay zekâ yatırımlarının şirket kârlılıklarına ne ölçüde katkı sağlayacağı, özellikle teknoloji hisselerinde sert fiyat hareketlerine neden oluyor. Bilanço sezonu oynaklığı artırıyor ABD'de devam eden bilanço sezonu da sektörler arasındaki ayrışmayı hızlandırıyor. Şirketlerin açıkladığı finansal sonuçlar ve gelecek döneme ilişkin beklentiler, yatırımcıların sektörler arasında hızla pozisyon değiştirmesine yol açıyor. Bu nedenle endeks genel olarak sakin görünse de hisse bazındaki oynaklık yüksek seviyesini koruyor. Analistler temkinli olunması gerektiğini söylüyor Uzmanlar, S&P 500'ün güçlü görünümünün piyasanın tamamını yansıtmadığı görüşünde birleşiyor. Sektörler arasındaki olağan dışı performans farkları, zayıflayan piyasa genişliği, jeopolitik riskler ve teknoloji hisselerindeki yüksek değerlemeler birlikte değerlendirildiğinde, ABD borsalarında önümüzdeki dönemde düzeltme olasılığının göz ardı edilmemesi gerektiği belirtiliyor. Piyasa uzmanlarına göre yatırımcıların yalnızca endeks seviyelerine değil, endeksin altında oluşan sektör dinamiklerine ve sermaye akımlarına da dikkat etmesi, önümüzdeki süreçte daha sağlıklı yatırım kararları alınması açısından kritik önem taşıyor.

Temmuz 2026 faiz oranı açıklandı Haber

Temmuz 2026 faiz oranı açıklandı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 23 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen Para Politikası Kurulu toplantısının ardından faiz kararını açıkladı. Piyasaların yakından izlediği TCMB faiz kararı kapsamında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranında değişikliğe gidilmedi. Böylece Merkez Bankası faiz oranı yüzde 37 seviyesinde korunurken, gözler enflasyonun seyri ve 10 Eylül 2026 tarihinde açıklanacak bir sonraki faiz kararına çevrildi. Merkez Bankası Faiz kararı Merkez Bankası faiz kararı ne oldu sorusu, Temmuz 2026 Para Politikası Kurulu toplantısının ardından yanıt buldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bıraktı. TCMB faiz kararı ile birlikte politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranında değişiklik yapılmadı. Böylece Merkez Bankası faiz oranı, haziran ayındaki toplantının ardından temmuz ayında da yüzde 37 düzeyinde korundu. Kararla birlikte TCMB, 2026 yılının ocak ayında gerçekleştirdiği 100 baz puanlık indirimin ardından üst üste dört toplantıda politika faizini değiştirmemiş oldu. Temmuz 2026 tcmb faiz kararı yüzde kaç oldu? Temmuz 2026 TCMB faiz kararı kapsamında politika faizi yüzde 37 olarak belirlendi. Merkez Bankası, yılın beşinci Para Politikası Kurulu toplantısında faiz oranını değiştirmeyerek mevcut sıkı para politikası duruşunu sürdürdü. Merkez Bankası faiz kararı; mevduat faizleri, kredi maliyetleri, döviz kuru, altın fiyatları ve Borsa İstanbul’daki fiyatlamalar açısından yakından takip ediliyor. Politika faizinin sabit tutulması, TCMB’nin para politikasında hızlı bir gevşeme adımı yerine enflasyon verilerini ve ekonomik gelişmeleri izlemeyi tercih ettiğine işaret ediyor. Merkez Bankası 2026 faiz kararları Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2026 yılında aldığı faiz kararları şöyle: 22 Ocak 2026: 100 baz puan indirim yapıldı, politika faizi yüzde 38’den yüzde 37’ye çekildi. 12 Mart 2026: Politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakıldı. 22 Nisan 2026: Politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakıldı. 11 Haziran 2026: Politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakıldı. 23 Temmuz 2026: Politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakıldı. Böylece Merkez Bankası, ocak ayında yaptığı faiz indiriminin ardından mart, nisan, haziran ve temmuz aylarında politika faizini değiştirmedi. 2026 Merkez Bankası toplantı takvimi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın resmi Para Politikası Kurulu takvimine göre 2026 yılının kalan faiz kararları 10 Eylül, 22 Ekim ve 10 Aralık tarihlerinde açıklanacak. Toplantı tarihi – Karar özeti – Politika faizi 22 Ocak 2026 – 100 baz puan indirim – yüzde 37 12 Mart 2026 – Sabit bırakıldı – yüzde 37 22 Nisan 2026 – Sabit bırakıldı – yüzde 37 11 Haziran 2026 – Sabit bırakıldı – yüzde 37 23 Temmuz 2026 – Sabit bırakıldı – yüzde 37 10 Eylül 2026 – Gelecek toplantı – Henüz açıklanmadı 22 Ekim 2026 – Gelecek toplantı – Henüz açıklanmadı 10 Aralık 2026 – Gelecek toplantı – Henüz açıklanmadı Faiz kararı neden sabit kaldı? Merkez Bankası faiz kararında enflasyonun seviyesi ve ana eğilimi, iç talepteki gelişmeler, döviz kuru hareketleri, enerji fiyatları, küresel ekonomik görünüm ve jeopolitik riskler etkili oluyor. Politika faizinin temmuz ayında da yüzde 37 seviyesinde sabit tutulması, TCMB’nin enflasyondaki düşüş eğiliminin kalıcılığını görmek istediği şeklinde değerlendiriliyor. Haziran ayında açıklanan önceki kararda da TCMB, politika faizini yüzde 37’de tutmuş; gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5 seviyesinde korumuştu. Enflasyon yüzde kaç oldu? Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan son verilere göre tüketici fiyatları Haziran 2026’da bir önceki aya kıyasla yüzde 0,99 arttı. Yıllık enflasyon ise yüzde 32,11 seviyesinde gerçekleşti. Tüketici fiyatlarındaki artış, 2025 yılının aralık ayına göre yüzde 17,76 olurken on iki aylık ortalamalara göre enflasyon yüzde 32,03 olarak hesaplandı. Son açıklanan enflasyon verileri şöyle: Aylık enflasyon: Yüzde 0,99 Yıllık enflasyon: Yüzde 32,11 2025 yılı aralık ayına göre değişim: Yüzde 17,76 On iki aylık ortalamalara göre değişim: Yüzde 32,03 Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi ise Haziran 2026’da aylık yüzde 1,80, yıllık yüzde 28,09 arttı. Enflasyon faiz kararını nasıl etkiliyor? Enflasyon görünümü, Merkez Bankası faiz kararının temel belirleyicileri arasında yer alıyor. TCMB, politika faizini belirlerken aylık enflasyon gelişmelerini, fiyat artışlarının ana eğilimini, enflasyon beklentilerini ve iç talebin gücünü birlikte değerlendiriyor. Yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 32,11 seviyesinde bulunmasına karşın politika faizinin yüzde 37 düzeyinde tutulması, sıkı para politikası duruşunun korunması açısından önemli görülüyor. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir gerileme sağlanması, gelecek dönemde faiz indirimi için alan oluşturabilir. Ancak enerji fiyatları, döviz kuru, ücret ve vergi ayarlamaları ile jeopolitik gelişmelerin enflasyon üzerindeki olası etkileri, faiz kararlarında ihtiyatlı hareket edilmesine neden olabilir. Politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit bırakılması, bankaların fonlama maliyetleri ile mevduat ve kredi faizlerinin kısa vadeli seyri açısından önem taşıyor. Faiz oranının değiştirilmemesi, mevcut para politikası sıkılığının korunacağı anlamına geliyor. Bununla birlikte bankaların uyguladığı ihtiyaç, konut ve taşıt kredisi faizleri yalnızca politika faizine göre belirlenmiyor. Bankaların kaynak maliyetleri, mevduat toplama ihtiyacı, vade yapısı, kredi riski ve makroihtiyati düzenlemeler de tüketici ve ticari kredi faizlerini etkiliyor. Mevduat ve kredi faizleri nasıl etkilenir? Merkez Bankası faiz kararı, bankaların Türk lirası mevduata sunduğu getiriler açısından yakından izleniyor. Politika faizinin sabit tutulması, mevduat faizlerinde kısa vadede sert bir değişiklik oluşmayabileceğine işaret ediyor. Kredi faizlerinde ise bankaların maliyetleri ve kredi politikaları belirleyici olmaya devam edecek. İhtiyaç, konut, taşıt ve ticari kredi faizlerinde bankadan bankaya farklılık görülebilecek. TCMB’nin sıkı para politikası duruşunu koruması, kredi büyümesinin kontrollü seyretmesi ve Türk lirası tasarrufların desteklenmesi bakımından önem taşıyor. DOLAR, ALTIN VE BORSA FAİZ KARARINDAN NASIL ETKİLENİR? Merkez Bankası faiz kararı sonrasında piyasalarda ilk olarak döviz kurları, gram altın, tahvil faizleri ve Borsa İstanbul’daki hareketler takip ediliyor. Politika faizinin piyasa beklentilerine paralel biçimde sabit bırakılması durumunda fiyat hareketleri sınırlı kalabilir. Buna karşılık karar metninde para politikasının geleceğine ilişkin verilen mesajlar, piyasalarda kararın kendisinden daha etkili olabilir. Yatırımcılar özellikle enflasyon görünümü, olası faiz indiriminin zamanı, Türk lirası likiditesi ve sıkı para politikasının ne kadar sürdürüleceğine ilişkin ifadeleri izleyecek. Merkez Bankası bir sonraki faiz kararı ne zaman? Merkez Bankası’nın bir sonraki faiz kararı 10 Eylül 2026 tarihinde açıklanacak. TCMB’nin resmi toplantı takvimine göre eylül ayındaki kararın özeti ise 17 Eylül 2026 tarihinde yayımlanacak. Eylül ayındaki toplantıya kadar açıklanacak temmuz ve ağustos enflasyon verileri, döviz kuru hareketleri, iç talepteki görünüm ve küresel piyasalardaki gelişmeler yakından izlenecek. Piyasalar, gelecek toplantıda politika faizinin yeniden sabit bırakılması veya faiz indirimi yapılması ihtimalini açıklanacak ekonomik verilere göre fiyatlayacak. Piyasaların odağında enflasyon verileri olacak Temmuz 2026 Merkez Bankası faiz kararının ardından piyasaların odağı yeniden enflasyon verilerine çevrildi. Özellikle aylık enflasyonun ana eğilimi, hizmet fiyatları, kira artışları ve enerji maliyetleri para politikasının yönü açısından önem taşıyacak. TCMB’nin gelecek faiz kararlarında toplantı bazlı ve veri odaklı yaklaşımını sürdürmesi beklenirken, enflasyonda kalıcı gerileme görülmeden hızlı bir faiz indirimi sürecinin başlaması ihtiyatla değerlendiriliyor. Merkez Bankası faiz kararı kapsamında politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit bırakılması, enflasyonla mücadelede sıkı para politikası duruşunun temmuz ayında da devam ettiğini gösterdi.

Morgan Stanley'den Türkiye analizi Haber

Morgan Stanley'den Türkiye analizi

Banka, ilk faiz indiriminin yılın son çeyreğinde gerçekleşmesini bekliyor. ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, Türkiye ekonomisine ilişkin yayımladığı son değerlendirmede, yükselen petrol fiyatları ve Orta Doğu'da yeniden tırmanan jeopolitik gerilimin enflasyon görünümünü olumsuz etkileyebileceğini bildirdi. Banka, bu gelişmelerin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz indirim sürecini geciktirebileceğine dikkat çekti. Raporda, Türkiye'nin enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan en fazla etkilenen CEEMEA (Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) ülkeleri arasında yer aldığı belirtilirken, artan enerji maliyetlerinin dezenflasyon sürecini zorlaştırabileceği vurgulandı. Morgan Stanley analistleri, mevcut görünüm altında ilk faiz indiriminin ancak 2026'nın dördüncü çeyreğinde gerçekleşmesini beklediklerini, yıl sonu politika faizi tahminlerini ise yüzde 35 seviyesinde koruduklarını açıkladı. Raporda, yükselen enerji fiyatları, döviz kuru üzerindeki baskı, küresel risk iştahındaki zayıflama ve iç talebin beklenenden güçlü seyretmesi halinde yalnızca faiz indirimlerinin ertelenmesinin değil, gerektiğinde ilave parasal sıkılaştırmanın da gündeme gelebileceği ifade edildi. Banka, faiz indirimlerinin daha erken başlayabilmesi için aylık enflasyonda belirgin bir yavaşlama, döviz piyasasında istikrarın güçlenmesi ve ekonomik büyümede daha net bir dengelenme görülmesi gerektiğini değerlendirdi. Piyasaların gözü şimdi TCMB'nin bu hafta gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısına çevrilmiş durumda. Morgan Stanley'nin değerlendirmesi, küresel gelişmelerin para politikası üzerindeki etkisinin önümüzdeki dönemde daha belirgin hissedilebileceğine işaret ediyor.

Çip hisselerindeki satış küresel piyasalarda risk iştahını düşürdü Haber

Çip hisselerindeki satış küresel piyasalarda risk iştahını düşürdü

Özellikle yarı iletken şirketlerinde görülen değer kayıpları ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, yatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşmasına neden oldu. Yapay zekâ yatırımlarının kârlılığa ne zaman dönüşeceğine ilişkin belirsizlikler, teknoloji hisseleri üzerindeki baskıyı artırırken, ABD ile İran arasında tırmanan gerilim de piyasalardaki temkinli görünümü güçlendirdi. Analistler, Hürmüz Boğazı'nda yaşanabilecek yeni aksaklıkların petrol fiyatlarını yukarı taşıyarak küresel enflasyon üzerinde yeniden baskı oluşturabileceğine dikkat çekiyor. ABD'de açıklanan enflasyon verileri fiyat baskılarında sınırlı bir yavaşlamaya işaret etse de, yükselen enerji maliyetlerinin bu görünümü bozabileceği endişesi öne çıkıyor. Fed yetkililerinden gelen açıklamalar da enflasyonla mücadelenin henüz tamamlanmadığı mesajını verdi. Teknoloji hisselerinde sert satış New York borsasında yarı iletken sektöründeki satışlar endeksleri aşağı çekti. TSMC, Intel, AMD, Micron, Arm Holdings ve Broadcom hisselerinde yüzde 2 ila yüzde 6 arasında değişen kayıplar yaşandı. Nasdaq Endeksi günü yüzde 1,47 düşüşle tamamlarken, S&P 500 yüzde 0,51, Dow Jones ise yüzde 0,20 geriledi. Petrol yükseldi, altın baskı altında Orta Doğu'daki gelişmelerin etkisiyle Brent petrolün varil fiyatı 84 doların üzerine çıkarken, yatırımcıların güvenli liman tercihlerinde doların öne çıkması altın fiyatlarını baskıladı. Yüksek petrol fiyatlarının enflasyon riskini artırması, Fed'in faizleri uzun süre yüksek tutabileceği beklentisini güçlendirdi. Asya ve Avrupa'da da satışlar öne çıktı Avrupa borsalarında şirket bilançoları ve teknoloji hisselerine yönelik değerleme endişeleri satış baskısını artırırken, Asya piyasalarında özellikle Japonya öncülüğünde sert kayıplar görüldü. Çip sektörüne bağımlı piyasalarda teknoloji hisselerindeki düşüşler bölge endekslerini aşağı çekti. Yatırımcılar bugün küresel piyasalarda açıklanacak makroekonomik verilerin yanı sıra enerji fiyatları, Orta Doğu'daki gelişmeler ve merkez bankalarından gelecek mesajları yakından izlemeyi sürdürecek.

TCMB: Enflasyonun ana eğilimi haziranda geriledi Haber

TCMB: Enflasyonun ana eğilimi haziranda geriledi

TCMB'nin yayımladığı Haziran Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu'na göre, tüketici fiyatları haziranda aylık bazda yüzde 0,99 artarken, yıllık enflasyon 0,50 puan gerileyerek yüzde 32,11'e düştü. Enerji fiyatları enflasyonu aşağı çekti Raporda, uluslararası petrol fiyatlarındaki gerilemenin etkisiyle akaryakıt fiyatlarının aylık bazda yüzde 4 düştüğü belirtildi. Elektrik fiyatları yüzde 2,69, doğalgaz fiyatları ise yüzde 2,09 artmasına rağmen enerji grubundaki genel görünüm enflasyonu aşağı yönlü destekledi. Gıdada sebze fiyatları geriledi Gıda grubunda fiyat artışlarının ılımlı seyrini koruduğu belirtilirken, işlenmemiş gıda tarafında özellikle sebze fiyatlarındaki düşüş dikkat çekti. İşlenmemiş gıda fiyatları aylık yüzde 2,83 azalırken, taze sebze ve meyve fiyatları yüzde 10,22 geriledi. Buna karşın işlenmiş gıda grubunda fiyat artışlarının yüksek seyrini sürdürdüğü ifade edildi. Hizmet ve üretici enflasyonu da yavaşladı Akaryakıt fiyatlarındaki düşüşün ulaştırma hizmetlerine yansımasıyla hizmet enflasyonu da ivme kaybetti. Hizmet fiyatları haziranda aylık yüzde 1,69 artarken, yıllık artış oranı yüzde 39,64'e geriledi. Öte yandan üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) aylık bazda yüzde 1,80 yükselirken, yıllık üretici enflasyonu 0,84 puan azalarak yüzde 28,09 oldu. TCMB, bu görünüm doğrultusunda haziran ayında tüketici enflasyonunun ana eğiliminin bir önceki aya göre sınırlı ölçüde gerilediği değerlendirmesinde bulundu.

Elektrik ve doğal gaz faturalarında ağır tablo Haber

Elektrik ve doğal gaz faturalarında ağır tablo

Türkiye, yüzde 26'lık enerji enflasyonuyla OECD ülkeleri arasında ilk sırada yer alırken, uzmanlar sorunun temelinde iç dinamiklerin bulunduğuna dikkat çekiyor. Artan hayat pahalılığı ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, vatandaşın fatura yükünü her geçen gün ağırlaştırıyor. Dört kişilik bir ailenin asgari yaşam standardı için ödemesi gereken aylık elektrik faturası yaklaşık 745 TL'ye ulaştı. Mevcut asgari ücret dikkate alındığında, bir çalışan aylık gelirinin yaklaşık yüzde 2,6'sını yalnızca elektrik faturası için harcıyor. Kış aylarında doğal gaz faturalarının 2 bin TL'nin üzerine çıkmasıyla birlikte enerji giderlerinin toplamı, asgari ücretli bir hanenin gelirinin en az yüzde 10'unu oluşturuyor. OECD'de açık ara ilk sırada Şubat 2026 verilerinde Türkiye, yüzde 26 enerji enflasyonuyla 36 OECD ülkesi arasında açık ara ilk sırada yer aldı. OECD ortalaması ise eksi yüzde 0,6 seviyesinde bulunuyor. Birçok ülkede enerji fiyatları gerilerken, bazı ülkelerde sınırlı artışlar yaşanıyor. Listede Türkiye'yi yüzde 7,4 ile Avustralya, yüzde 7,1 ile Slovenya takip ediyor. Böylece Türkiye'nin enerji enflasyonu, en yakın ülkenin yaklaşık üç ila dört katına ulaşıyor. "Sorunun kaynağı içeride" TMMOB Makina Mühendisleri Odası'nın hazırladığı "Türkiye'nin Enerji Görünümü 2026 Oda Raporu", tablonun yalnızca yüksek enflasyonla açıklanamayacağını ortaya koyuyor. Raporda, aynı küresel koşullarda birçok ülkede enerji fiyatlarının gerilediği veya sınırlı yükseldiği, buna karşın Türkiye'de sert artışların yaşandığı belirtilerek, sorunun temel nedeninin iç ekonomik dinamikler olduğu vurgulanıyor. Raporda ayrıca, açıklanan verilerin son elektrik ve doğal gaz zamlarını henüz içermediği, bu nedenle önümüzdeki aylarda Türkiye ile OECD ortalaması arasındaki farkın daha da büyüyebileceği ifade ediliyor. 42,3 milyon konut abonesi zamdan etkilendi Rapora göre, 1 Ocak 2024 - 4 Nisan 2026 döneminde elektrik tarifelerine yapılan zamlar abone gruplarına göre farklılık gösterdi. 2024 verilerine göre Türkiye'deki 50,8 milyon elektrik abonesinin yüzde 83,3'ünü oluşturan 42,3 milyon mesken abonesi, yüzde 115'i aşan fiyat artışıyla zamlardan en fazla etkilenen kesim oldu. Aynı dönemde net asgari ücretteki artış yüzde 65,1 seviyesinde kaldı. Raporda, son elektrik zammının ardından düşük kademeli mesken abonelerinde 100 TL'lik bir elektrik faturasının 74,89 TL'sinin dağıtım bedeli, 15,26 TL'sinin enerji bedeli ve 9,85 TL'sinin vergilerden oluştuğu bilgisine de yer verildi.

Türkiye-Fransa ticaret hacmi 24,2 milyar dolara ulaştı Haber

Türkiye-Fransa ticaret hacmi 24,2 milyar dolara ulaştı

İki ülke arasındaki ticaret hacminin son beş yılda yaklaşık yüzde 70 artarak 24,2 milyar dolara yükseldiğini belirten Bolat, ekonomik iş birliğinin daha da güçlendirilmesi için çalışacaklarını söyledi. Türkiye'nin Paris Büyükelçiliği'nde Fransız İş Adamları ve Sanayiciler Derneği (MEDEF) üyeleriyle gerçekleştirilen toplantıda konuşan Bolat, Fransa'nın Türkiye'nin en önemli ve güvenilir ticaret ortaklarından biri olduğunu vurguladı. Türkiye ile Fransa arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkilerin Osmanlı dönemine kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip olduğunu ifade eden Bolat, Fransa'da yaşayan yaklaşık 800 bin Türk vatandaşının iki ülke arasında önemli bir köprü görevi gördüğünü belirtti. Paris'te bulunan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) 3-4 Haziran tarihlerinde düzenlenen Bakanlar Konseyi Toplantısı'na katılmak üzere Fransa'da bulunduğunu hatırlatan Bolat, ziyaret kapsamında Fransa'da yaşayan Türk girişimcilerle de bir araya geleceğini söyledi. Bolat, Fransa Dış Ticaret ve Ekonomik Çekicilikten Sorumlu Delege Bakanı Nicolas Forissier ile yaklaşık 3,5 ay önce İstanbul'da düzenlenen Türkiye-Fransa 8. Dönem Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi (JETCO) Toplantısı kapsamında görüştüklerini anımsatarak, bir sonraki JETCO toplantısının 17 Şubat 2027'de Paris'te gerçekleştirilmesinin planlandığını ifade etti. Türkiye-Fransa ilişkileri ile Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin birbirine bağlı ve entegre konular olduğuna dikkat çeken Bolat, Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyüdüğünü ve ekonominin üst üste 23 çeyrektir büyümesini sürdürdüğünü belirtti. İki ülke arasındaki ticaret hacminin son beş yılda 14 milyar dolardan 24,2 milyar dolara yükseldiğini kaydeden Bolat, "Bu tablo, her iki ülkenin iş dünyası açısından umut verici bir geleceğe işaret ediyor" dedi. Konuşmasında küresel gelişmelere de değinen Bolat, son dönemde Orta Doğu'da yaşanan çatışmaların ve Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin dünya ekonomisi üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirterek, bu durumun tedarik zincirleri ve enerji fiyatları üzerinde önemli baskılar oluşturduğunu söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.