SON DAKİKA
Hava Durumu

#Elektrikli Araçlar

Ekometre - Elektrikli Araçlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Elektrikli Araçlar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ABD ve ÇİN ticaret savaşını şimdilik öteledi Haber

ABD ve ÇİN ticaret savaşını şimdilik öteledi

Kararla birlikte karşılıklı tarifelerin düşük seviyelerde tutulması ve nadir toprak elementlerinin tedarikinin sürdürülmesi hedefleniyor. İki ülke arasındaki müzakerelerde gözler şimdi daha kapsamlı bir ekonomik anlaşma ihtimaline çevrildi. ABD ile Çin arasında ticaret politikaları kapsamında yürütülen müzakerelerde ateşkesin uzatılması konusunda anlaşmaya varıldı. 10 Kasım'da sona ermesi beklenen mevcut düzenleme, iki aylık ek süreyle 10 Ocak'a kadar devam edecek. Karar, iki ülke arasındaki tarifeler ve stratejik hammaddelerin ticareti konusunda yaşanan gerilimin geçici olarak sınırlandırılması açısından önem taşıyor. Tarifelerdeki geçici düzenleme uzatıldı ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, ateşkesin uzatılmasındaki temel hedeflerden birinin karşılıklı tarifelerin daha uzun süre düşük seviyelerde tutulması olduğunu açıkladı. Washington ve Pekin arasında uygulanan ticaret ateşkesi, iki ülkenin ekonomik ilişkilerindeki gerilimi azaltan başlıca düzenlemelerden biri olarak öne çıkıyor. Yeni uzatma kararı, taraflara mevcut ticaret koşullarını korumak ve müzakereleri sürdürmek için ek zaman sağlıyor. Kritik hammaddelerin tedariki gündemde Müzakerelerin önemli başlıklarından biri de nadir toprak elementlerinin uluslararası tedariki oldu. Bessent, uzatmanın bu stratejik hammaddelerin akışının devam etmesine katkı sağlamasının beklendiğini belirtti. Nadir toprak elementleri; savunma sanayisi, elektrikli araçlar, yarı iletkenler ve ileri teknoloji üretiminde kullanılıyor. Bu nedenle söz konusu kaynakların ihracatı ve tedarik zincirlerinin güvenliği, ABD ile Çin arasındaki ekonomik görüşmelerde öncelikli konular arasında yer alıyor. Trump ve Şi görüşmesi öncesinde yeni adım Ateşkesin uzatılması, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında yapılması planlanan görüşmenin öncesinde gerçekleşti. İki liderin ticaret ilişkilerinin yanı sıra yapay zekâ, Tayvan, İran ve ikili ekonomik iş birliği konularını ele alması bekleniyor. Bessent, uzatma kararını Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile gerçekleştirdiği temasların ardından duyurdu. Tarafların son dönemde ticaret, yapay zekâ ve kritik mineraller başta olmak üzere çeşitli alanlarda görüşmeler yürüttüğü bildirildi. Pekin'den istikrarlı ilişki mesajı Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Washington ziyareti kapsamında yaptığı açıklamada, görüşmelerin her iki taraf için de verimli sonuçlar doğurmasını beklediğini söyledi. Şi, ABD ile Çin'in birbirini yalnızca rakip olarak değerlendirmek yerine ortaklık ve istikrarlı ilişkiler geliştirmeye odaklanması gerektiğini vurguladı. Çin liderinin açıklamalarında tarifeler veya nadir toprak elementlerine yönelik doğrudan bir değerlendirme yer almadı. İki ülkeye kapsamlı anlaşma için iki aylık süre Ateşkesin 10 Ocak'a kadar uzatılması, ABD ve Çin'e daha kapsamlı bir ticaret anlaşması üzerinde çalışmak için ek süre kazandırdı. Bessent, müzakerelerin yalnızca mevcut ateşkesin korunmasıyla sınırlı kalmayacağını, daha geniş kapsamlı ekonomik bir anlaşma üzerinde de çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti. Ticaret anlaşmazlıkları henüz çözülmüş değil Ateşkesin uzatılması, iki ülke arasındaki ticari gerilimi kısa vadede sınırlandırsa da temel anlaşmazlıklar gündemdeki yerini koruyor. Tarifeler, kritik mineraller, teknoloji transferi, yapay zekâ ve tarımsal ürün alımları, Washington ile Pekin arasındaki görüşmelerin öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor. Yeni süreçte, Trump ile Şi arasındaki görüşmenin sonuçları ve tarafların 10 Ocak'a kadar kalıcı bir ticaret anlaşmasına yönelik ilerleme sağlayıp sağlayamayacağı izlenecek.

Elektrikli otomobilde büyük yarış başlıyor Haber

Elektrikli otomobilde büyük yarış başlıyor

Fiyat, menzil, şarj süresi ve teknolojinin aynı anda belirleyici hale geldiği pazarda, yeni modellerin devreye girmesiyle 2027’nin elektrikli otomobiller açısından kritik bir rekabet yılı olması bekleniyor. Elektrikli araçlar otomotivin merkezine yerleşti Elektrikli araçlar son 10 yılda otomotiv sektöründeki en hızlı dönüşüm alanlarından biri haline geldi. Pandemi sonrasında değişen tedarik zincirleri, batarya yatırımlarındaki artış, kullanım maliyetlerini düşürme arayışı ve enerji piyasalarındaki belirsizlikler elektrikli araçlara yönelik ilgiyi destekledi. İlk nesil elektrikli otomobiller yaklaşık 80 kilometrelik menzil sunarken, günümüzde birçok model 500 kilometrenin üzerinde yol alabiliyor. Batarya teknolojisindeki ilerlemeler, elektrikli araçların günlük kullanımın yanı sıra uzun mesafeli yolculuklarda da daha fazla tercih edilmesinin önünü açıyor. IEA verilerinde elektrikli araçların payı artıyor Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2026 tarihli Global EV Outlook raporuna göre, dünya genelinde elektrikli otomobil satışları 2025’te yüzde 20 artarak 20 milyon adedi aştı. Böylece dünyada satılan her dört yeni otomobilden biri elektrikli hale geldi. IEA verilerine göre elektrikli otomobillerin 2026’nın ilk yarısında küresel yeni otomobil satışlarındaki payı yüzde 24 seviyesine ulaştı. Bu oranın yıl sonunda yüzde 29’a çıkabileceği öngörülüyor. Batarya teknolojisi menzili değiştirdi Elektrikli araçlardaki dönüşümün temel unsurlarından biri batarya teknolojisindeki gelişmeler oldu. 2010’lu yılların başında elektrikli otomobillerin ortalama menzili yaklaşık 127 kilometre seviyesindeyken, bu rakam 2020’de 350 kilometreye yükseldi. IEA’nın 2026 verilerine göre bataryalı elektrikli araçların ortalama menzili yaklaşık 380 kilometreye ulaştı. Özellikle orta, üst ve SUV segmentlerinde 500 kilometrenin üzerinde menzil sunan modellerin yaygınlaşması, elektrikli otomobillerin uzun yol kullanımına ilişkin çekinceleri azaltıyor. Batarya maliyetleri geriliyor Elektrikli otomobillerin fiyatını belirleyen en önemli kalemlerden biri olan bataryalarda da maliyet düşüşü yaşanıyor. Otomotiv Uzmanı Murat Boyacıoğlu, IEA verilerine göre lityum-iyon batarya paketlerinin ortalama fiyatının 2025 yılında yüzde 8 gerileyerek kilovatsaat başına 108 dolara düştüğünü belirtti. Üretim kapasitesindeki artış, daha düşük maliyetli LFP bataryaların yaygınlaşması ve sektördeki yoğun rekabet, maliyetlerdeki düşüşün başlıca nedenleri arasında gösteriliyor. Boyacıoğlu’na göre batarya maliyetlerindeki gerileme üreticilere iki önemli seçenek sunuyor. Üreticiler aynı batarya kapasitesiyle daha uzun menzil sağlayabilirken, daha küçük bataryalar kullanarak araç maliyetlerini de aşağı çekebiliyor. 2027’de yeni modeller sahneye çıkıyor Murat Boyacıoğlu, batarya teknolojisindeki ilerlemelerin yalnızca menzili artırmadığını, aynı zamanda araç fiyatlarının düşürülmesi ve şarj sürelerinin kısaltılması açısından da önemli fırsatlar yarattığını belirtti. Boyacıoğlu, üreticilerin 2027 ürün planlamalarında çok sayıda yeni elektrikli model bulunduğuna dikkat çekerek Volkswagen Grubu’nun yeni modelleri, Hyundai’nin Türkiye’deki elektrikli araç üretimi ve Togg’un yeni modeli T10F’in pazara girmesinin rekabeti artıracağını ifade etti. Enerji piyasasındaki dalgalanma elektrikliye ilgiyi artırıyor Elektrikli araçlara yönelik ilgiyi etkileyen faktörlerden biri de petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar oldu. Özellikle 2026 yılında Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gerilim ve petrol arzına yönelik riskler, küresel enerji piyasalarında belirsizliği artırdı. Brent petrol fiyatının 100 doların üzerine çıkması, elektrikli araçların kullanım maliyeti açısından sunduğu avantajı daha görünür hale getirdi. Boyacıoğlu, enerji piyasalarındaki gelişmelerin elektrikli araçlara yönelimi destekleyeceğini belirterek yeni model yatırımları, menzil teknolojilerindeki gelişmeler ve artan üretim kapasitesinin sektörü yeni bir döneme taşıyacağını söyledi. Tüketicinin önceliği değişiyor Elektrikli otomobil satın almayı düşünen tüketicilerin kararında üç başlık öne çıkıyor: menzil, şarj altyapısı ve fiyat. Murat Boyacıoğlu, yeni dönemde daha verimli elektrik motorları, yazılım optimizasyonları, gelişmiş batarya kimyaları ve hızlı şarj teknolojilerinin önem kazanacağını ifade etti. Üreticilerin temel hedefinin aynı batarya kapasitesiyle daha fazla menzil elde etmek veya daha küçük bataryayla benzer performans sunmak olduğunu belirten Boyacıoğlu, bu dönüşümün özellikle Çin ve diğer Asya ülkelerinde daha hızlı ilerlediğini söyledi. 500 Kilometre menzil tek başına yeterli olmayacak Elektrikli otomobillerde 500 kilometrenin üzerindeki menzil tüketici açısından önemli bir avantaj sağlasa da batarya kapasitesini sürekli büyütmek maliyet ve ağırlık açısından yeni sorunlar yaratabiliyor. Bataryanın büyümesi aracın ağırlığını ve maliyetini artırırken, enerji tüketimini de etkileyebiliyor. Bu nedenle üreticilerin menzil, fiyat, verimlilik ve şarj süresi arasında optimum dengeyi kurması gerekiyor. 2027’de rekabetin yalnızca menzil üzerinden yürümeyeceğini belirten Boyacıoğlu, tüketicinin uygun fiyat, yeterli menzil, hızlı şarj ve gelişmiş teknolojiyi aynı otomobilde görmek istediğini kaydetti. Türkiye’de elektrikli araç pazarı büyüyor Türkiye Elektrikli ve Hibrid Araçlar Derneği (TEHAD) Başkanı Berkan Bayram da küresel elektrikli araç pazarındaki büyümenin Türkiye’ye de yansıdığını belirtti. Bayram, dünya genelinde elektrikli araç satışlarının 2025 sonunda 20 milyon seviyesine ulaştığını, Türkiye’de ise aynı dönemde yaklaşık 189 bin elektrikli otomobil satıldığını ifade etti. Türkiye’nin artık yalnızca elektrikli otomobillerin satıldığı bir pazar olmaktan çıktığını belirten Bayram, batarya teknolojileri, şarj altyapısı ve yapay zeka uygulamalarının yanı sıra üretim ekosisteminin de geliştiğine dikkat çekti. Bayram, Türkiye’nin küresel elektrikli araç pazarından daha fazla pay alabilmesi için teknoloji ve üretim alanındaki yetkinliklerin artırılması gerektiğini söyledi. Yangın riskinde istatistikler ne diyor? Son dönemde elektrikli araç yangınlarının kamuoyunda daha fazla gündeme gelmesinin tüketici algısını etkilediğini belirten Bayram, araç başına düşen yangın vakalarının elektrikli otomobillerde daha düşük olduğunu savundu. Bayram’ın aktardığı verilere göre her 100 bin araç başına yangın vakası hibrit modellerde 3 bin 475, içten yanmalı araçlarda 1.530, elektrikli araçlarda ise 25 olarak hesaplanıyor. Elektrikli araç yangınlarının haber değeri nedeniyle daha fazla görünür hale geldiğini belirten Bayram, kamuoyundaki algının her zaman istatistiklerle örtüşmeyebileceğini ifade etti. Bayram ayrıca elektrikli araçlarda batarya koruma sistemlerinin güvenlik açısından kritik olduğunu, özellikle aracın alt bölümüne alınan darbelerin dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguladı. İkinci el elektrikli araçta batarya kontrolü kritik İkinci el elektrikli otomobil satın alacak tüketicilerin yalnızca aracın dış görünümünü ve elektronik sistemlerini kontrol etmesinin yeterli olmayacağı belirtiliyor. Berkan Bayram, satın alma öncesinde aracın mutlaka ekspertize götürülmesi gerektiğini söyledi. Özellikle aracın liftle kaldırılarak alt bölümünün incelenmesi, daha önce darbe alıp almadığının ve batarya muhafazasının durumunun kontrol edilmesi önem taşıyor. Servis geçmişi de ikinci el elektrikli otomobillerde dikkat edilmesi gereken temel kriterler arasında yer alıyor. 2027’de rekabetin parametreleri değişecek Elektrikli otomobil pazarında önümüzdeki dönemde yalnızca daha uzun menzil sunmak yeterli olmayacak. Üreticiler fiyat, batarya kapasitesi, enerji verimliliği, şarj süresi, yazılım ve sürüş teknolojilerini aynı denklem içinde optimize etmek zorunda kalacak. Yeni modellerin artmasıyla birlikte 2027, elektrikli otomobillerde tüketicinin daha fazla seçenekle karşılaşacağı ve üreticilerin fiyat-performans dengesinde daha yoğun rekabet edeceği bir dönem olarak öne çıkıyor.

Bakırda düşüş başladı Haber

Bakırda düşüş başladı

LME’de bakır ton başına 13.978 dolara gerilerken, Şanghay Vadeli İşlemler Borsası’nda fiyat yüzde 1,02 düştü. Bakır piyasasında son dönemde arz endişeleriyle güçlenen yükseliş ivmesi, LME depolarındaki stok artışının ardından yerini sınırlı bir geri çekilmeye bıraktı. Londra Metal Borsası’nda bakır yüzde 0,06 düşüşle ton başına 13.978 dolara geriledi. Şanghay Vadeli İşlemler Borsası’nda ise bakır kontratı yüzde 1,02 değer kaybederek ton başına 106.880 yuana indi. Stok artışı fiyatları baskıladı Bakır fiyatlarındaki geri çekilmede LME depolarındaki yaklaşık 20 bin tonluk stok artışı etkili oldu. Fiziki metal stoklarının yükselmesi, son dönemde piyasayı destekleyen arz sıkışıklığı endişelerinin bir bölümünü hafifletti. Bakır, küresel ekonomideki sanayi ve altyapı yatırımlarının yanı sıra elektrik şebekeleri, yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar ve veri merkezleri gibi alanlardan gelen talep nedeniyle yatırımcıların yakından izlediği metaller arasında bulunuyor. Nitekim ağustos ayının ortasında LME bakır stoklarındaki düşüş arz kaygılarını artırmış ve fiyatların altı ayın üzerindeki seviyelere yükselmesine neden olmuştu. Arz tarafındaki gelişmeler yakından izleniyor Bakır piyasasında stok hareketlerinin yanı sıra maden ve izabe tesislerindeki üretim gelişmeleri de fiyatlamada belirleyici oluyor. Geçtiğimiz günlerde Grasberg madeninden cevher işleyen bir izabe tesisindeki kesinti, küresel arz endişelerini artırarak bakırın rekor seviyelere yaklaşmasına neden olmuştu. Ağustos ayının başında LME bakır fiyatı 14 bin doların üzerinde kalırken, arz tarafındaki gelişmeler piyasanın ana gündemlerinden biri haline geldi. Bu nedenle son düşüş, bakırda uzun vadeli arz-talep görünümünün değiştiği anlamına gelmekten çok, stoklardaki kısa vadeli hareketin fiyat üzerindeki baskısının arttığına işaret ediyor. Alüminyumda da geri çekilme Sanayi metallerinin genelinde de zayıf bir görünüm öne çıktı. Alüminyum fiyatları LME’de yüzde 0,31, Şanghay’da ise yüzde 1,13 geriledi. Piyasada özellikle Orta Doğu'daki üretimin yeniden devreye alınmasına ilişkin beklentiler takip ediliyor. Emirates Global Aluminium'un üretimi savaş öncesi seviyelere yeniden yaklaştırma planı, bölgedeki arz görünümüne ilişkin endişelerin azalmasına katkı sağlıyor. Şirketin, Abu Dabi'deki üretimin yeniden artırılması için yaklaşık 400 milyon dolar yatırım yaptığı ve üretimi 2027'nin ilk çeyreğinde savaş öncesi seviyelere getirmeyi hedeflediği bildiriliyor. Diğer metallerde karışık seyir Diğer baz metallerde ise hareketler daha sınırlı kaldı. LME'de çinko ve kurşun fiyatları yatay seyrederken nikel yüzde 0,13 geriledi. Şanghay'da nikeldeki kayıp yüzde 0,59 oldu. Kalay ise LME'de yüzde 0,15 yükselmesine karşın Şanghay'da yüzde 1,4 değer kaybetti. Gözler yeniden arz ve talep dengesinde Bakır piyasasında kısa vadeli fiyatlamada stok verileri öne çıkarken, orta ve uzun vadede küresel elektrikleşme, enerji dönüşümü, veri merkezleri ve altyapı yatırımlarından kaynaklanan talep artışı izleniyor. Bu nedenle LME stoklarındaki artış fiyatları kısa vadede aşağı çekse de piyasanın temel gündemi değişmiş değil. Önümüzdeki dönemde maden ve izabe tesislerindeki üretim, küresel ekonomik aktivite ve Çin'in bakır talebi fiyatların yönü açısından belirleyici olacak. Bakırın son haftalarda 14 bin dolar seviyesine yaklaşması ve üzerine çıkması, piyasada arzın ne kadar kritik hale geldiğini gösterirken, stoklardaki yeni hareketler fiyatların bu seviyelerde kalıcı olup olmayacağı konusunda önemli bir gösterge olarak öne çıkıyor.

Tesla son yılların en zayıf performansını sergiledi Haber

Tesla son yılların en zayıf performansını sergiledi

Tesla, Çin pazarında Ekim ayında 26 bin 6 araç satarak son üç yılın en zayıf performansını sergiledi. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35,8 oranında düşüş anlamına geliyor. Eylül ayında Model Y L teslimatlarının başlamasıyla satışlar 71 bin 525 adet seviyesindeydi. İhracatta rekor, iç pazarda çöküş Çin’de üretilen Tesla araçlarının ihracatı ise Ekim ayında 35 bin 491 adet ile son iki yılın en yüksek seviyesine çıktı. Ancak buna rağmen şirketin Çin elektrikli araç pazarındaki pazar payı yüzde 8,7’den yüzde 3,2’ye gerileyerek son üç yılın en düşük oranına indi. Avrupa’da da tablo parlak değil Tesla’nın Çin’deki zayıf performansı, Almanya, İspanya, Hollanda ve İskandinav ülkelerindeki düşük satışlarla birlikte Avrupa genelinde de zorluklar yaşadığını ortaya koyuyor. Çin, Tesla’nın ABD’den sonra en büyük ikinci pazarı konumunda. Xiaomi yükselişini sürdürüyor Tesla’nın düşüş yaşadığı dönemde Xiaomi, elektrikli araç pazarında hızla yükseliyor. Şirket, Tesla’ya rakip olarak sunduğu SU7 sedan ve YU SUV modelleriyle Ekim ayında 48 bin 654 adetlik rekor satış gerçekleştirdi. Sedan modellerinde bazı güvenlik endişeleri gündeme gelse de, Xiaomi’nin satış ivmesi artmaya devam ediyor. Çin genelinde otomotiv satışları geriledi Ülke genelinde Ekim ayında otomobil satışlarında düşüş yaşandı. Uzmanlara göre bu gerilemede, tüketici güveninin zayıflaması ve hükümet teşvikleri ile vergi indirimlerinin azalması etkili oldu.

Kiralama sektörü elektrikli araca  temkinli yaklaşıyor Haber

Kiralama sektörü elektrikli araca temkinli yaklaşıyor

Yaz sezonunda turizm destekli talep artışıyla kısa dönem segmenti büyürken, operasyonel filo tarafında yüksek finansman maliyetleri ve TCO baskısı daralmayı beraberinde getirdi. Kiralama sektöründe de faaliyetleri bulunan Aşin Otomobil’in Genel Müdürü Okan Erdem “Kısa dönemde çift haneli talep potansiyeli korunuyor; filo tarafında yeniden büyüme finansman koşullarına bağlı. 2026 yılı için temkinli yaklaşıyoruz. Diğer yandan satışlarda tüm sektörün dikkatini çeken elektrikli araç rüzgârı henüz kiralama sektörüne sirayet etmedi. İkinci el değeri belirsizliği nedeniyle elektriklileşme kiralamada daha yavaş olacaktır diye düşünüyoruz.” ifadelerine yer verdi. Araç kiralama sektörüyle ilgili yeni yıl beklentilerini paylaşan ve yılın ilk üç çeyreğini değerlendiren Aşin Otomobil Genel Müdürü Okan Erdem “2025’te kısa dönem kiralamada hem yerli hem yabancı müşteri talebinin desteğiyle güçlü bir sezon gördük. 2026’da da turizmin seyri ve araç bulunurluğuyla çift haneli talep potansiyelinin korunacağını düşünüyoruz. Operasyonel filo tarafında ise faiz ve finansmana erişim belirleyici olacak; koşullar iyileşirse yataydan ılımlı büyümeye dönüş mümkün görünüyor.” dedi. 2025’in ilk üç çeyreğinde tablo ayrıştı Turizm sezonunun etkisiyle yaz aylarında günlük ve kısa dönem kiralamalar yüzde 20 bandında artarken operasyonel filo kiralama tarafında daralma gözlemlenmeye devam ediyor. Araç parkının ilk yarıda yüzde 6,5 daraldığını hatırlatan Erdem, “Uzun dönem yani operasyonel filo kiralama tarafında küçük ve orta ölçekli şirketlerin kira kontratlarını yenilemediğini gözlemledik. Bazı şirketler ise daha mütevazı araçlara yöneldi. Diğer yandan elektrikli araçlara olan ilgi kiralama tarafında artsa da özellikle ikinci el piyasa değerinin korunması endişeleri gözetilmeye devam ediyor.” açıklamasını yaptı. Tüketici alışkanlıkları oto kiralamada da değişiyor Öte yandan son yıllardaki tüketici alışkanlıkları değişimi, araç kiralama sektörüne de yansıyor. Hızlı ve temassız deneyimler, mobil uygulamalar, hızlı ve pratik teslim-iadeler, şeffaf ücretlendirmeler ve yalın sözleşmeler kısa süreli kiralamalarda tercih sebebi oluyor. Özellikle kurdaki artışa karşı önlem olarak birçok tüketici tatil döneminde erken rezervasyona yöneliyor. Büyük ve global ölçekli şirketler ise sürdürülebilirlik adımlarını desteklemek adına operasyonel filo kiralama aracı olarak elektrikli araçlara yönelmeye başladı. Elektrikliye geçiş kiralamada daha yavaş olacak 2026 yılına ilişkin öngörülerini paylaşan Erdem, sigorta, finansman gibi maliyet baskıları nedeniyle kısa dönem kiralamada fiyatların artabileceğini belirtirken, rekabetçi fiyat politikasının ve erken rezervasyonların tüketicilerin lehine olacağını söyledi. Faiz ve finansman koşullarında kademeli iyileşme olduğu takdirde operasyonel filo kiralamanın büyüme potansiyeli taşıdığını aktaran Erdem “Elektrikli araçlar, satışlarda her geçen ay payını yükseltse de kiralama sektörü daha muhafazakâr bir yapıya sahip. Bakım maliyetleri içten yanmalılara nazaran çok daha düşük olsa da ikinci el değeri belirsizliği nedeniyle elektrikli araçlara geçiş kademeli olacaktır diye düşünüyoruz. Mevcut dinamikler de bize bunu gösteriyor. Hibrit araçlar geçiş dönemi için ayrı bir önem teşkil ediyor.” ifadeleriyle konuşmasını sonlandırdı.

Çin elektrikli araçların ihracat lisansını zorunlu tutacak Haber

Çin elektrikli araçların ihracat lisansını zorunlu tutacak

Kararın, sektörün "sağlıklı gelişimini" desteklemeyi amaçladığı belirtildi. Otomobil üreticilerinin, elektrikli araç sektörünün "sağlıklı gelişimini" desteklemek amacıyla 1 Ocak 2026'dan itibaren Çin'den elektrikli araç ihraç edebilmeleri için izin almaları gerekecek. Çin Ticaret Bakanlığı, Cuma günü yaptığı açıklamada 1 Ocak 2026’dan itibaren ihracat lisansı zorunluluğu getirileceğini duyurdu. Bu kararın, elektrikli araç sektörünün “sağlıklı gelişimini” teşvik etmeyi amaçladığı belirtildi. Düzenleme, sektörü halihazırda izin gerektiren diğer otomobil türleri ve motosikletlerle aynı seviyeye taşıyor. Bu durum, Çin’in dünyanın en büyük otomobil pazarı üzerindeki yönetimini sıkılaştırdığına işaret ediyor. Fiyat rekabetinin bazı üreticileri zor durumda bırakmasının ardından yetkililer, sektördeki uzun vadeli istikrar konusunda kaygı duymaya başladı. Şimdiye kadar yüksek indirimlere karşı baskı uygulandı ve üreticilere tedarikçilerine ödemelerini hızlandırma talimatı verildi. İlk 7 ayda avrupa'ya 19 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleşti BYD, Neo ve Xpeng gibi üreticilerin ihracatlarındaki artış, özellikle Avrupa Birliği’nin (AB) yüksek gümrük vergileriyle akışı yavaşlatmaya çalışması sebebiyle jeopolitik gerilimlerin merkezinde yer alıyor. Buna rağmen sevkiyatlar büyük ölçüde devam etti. Bu yılın ilk yedi ayında Çinli üreticiler, geçen yılki seviyeye yakın, 19 milyar doların üzerinde elektrikli araç ihracatı gerçekleştirdi. Avrupa, tarifelere rağmen en büyük pazar olmayı sürdürdü. Tesla, Volkswagen ve BMW için zorluk yaratacak Pekin’in yeni düzenlemesinin Batılı otomobil üreticilerine yaratması bekleniyor. Tesla, Volkswagen ve BMW, Çin’deki fabrikalarından ihraç ettikleri elektrikli modeller sayesinde hem düşük üretim maliyetlerinden hem de güçlü tedarik zincirinden faydalanıyor. Tesla’nın Şanghay fabrikası Model 3 Sedan ve Model Y SUV üretiyor. Ancak Çin Binek Otomobil Birliği’ne göre, fabrikadan yapılan sevkiyatlar 2025’in ilk sekiz ayının yedisinde yıllık bazda düşüş gösterdi. Volkswagen, yılın başlarında Çin’den Asya’nın diğer pazarlarına, Güney Amerika’ya ve Orta Doğu’ya ihracatı artırmayı planladığını açıklamıştı. Şirket ayrıca Cupra Tavascan SUV’yi Avrupa’ya gönderiyor. BMW ise ortağı Great Wall Motor ile birlikte Avrupa için Çin’de elektrikli Mini Cooper ve Aceman modelleri üretiyor. Alman üreticilerden konuyla ilgili şimdilik bir açıklama yapılmadı.

Markalar elektrikli araç çalışmalarına neden ara verdi? Haber

Markalar elektrikli araç çalışmalarına neden ara verdi?

Türkiye’de elektrikli araç piyasası hızla büyüyor. Öyle ki Türkiye, bu konuda dünyanın birçok ülkesinden çok daha hızlı ilerliyor. Ancak elektrikli araçları enerji sektöründen altyapı üretimine, şarj istasyonlarına kadar birçok başlıktan bağımsız düşünmek mümkün değil. Konuyla ilgili ciddi bir açıklama, işin uzmanından geldi. Elektrikli araçların şarj sistemlerinde dev kabloların temel içeriği olan bakırın Türkiye’deki en büyük tedarikçilerinden Bakırsan’ın içinde bulunduğu Toptaş Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Toptaş, elektrikli araç piyasasında yaşanacak önemli kırılmalara dikkat çekti. Elektrikli araç şarj istasyonlarının ikinci nesle geçişe hazırlandığını hatırlatan Toptaş, fakat çağrı cihazlarının patlaması, ertesi gün de telsiz cihazlarının infilak etmesinin ardından durumun değiştiğini, “uzaktan kontrol edilebilirlik” durumunun gerçek bir tehdit olduğunu ve elektrikli araç piyasasının açığının da bu olduğunu belirtti. Kendilerinin enerji sektörünün ihtiyacı kabloların üretiminde ana aktörlerinden olduğuna dikkat çeken Uğur Toptaş, “Yani enerjinin kablosu ham madde olarak bizden geçiyor diyebiliriz. Elektrikli araçlar trend oldu şu anda bu elektrikli araçlarımızın bir de şarj istasyonları var. Bir süredir yeni nesil şarj istasyonu arayışları için ar-ge çalışmaları var. Biz firmalara zenginleştirilmiş özel tipte bir bakır tedariği yapıyoruz” dedi. Önceki gün Lübnan’da Hizbullah’ın iletişim kurmak için kullandığı çağrı cihazlarının patlaması sonucu en az 9 kişinin ölmüş, 3 bine yakın kişinin de yaralanmıştı. Dün de Hizbullah’ın kullandığı telsizler uzaktan erişim yöntemiyle patlatıldı ve 14 kişinin ölmesine, 500’den fazla kişinin de yaralanmasına sebep oldu. Benzer bir durumun elektrikli araç piyasası için de geçerli olduğunu hatırlatan Toptaş, “Elektrikli araçlarda bazı markalar karar alıp çalışmalarına ara verdiler” dedi. Elektrikli araç çalışmalarına neden ara verildi? Çalışmalara ara verilmesinin nedenini de anlatan Uğur Toptaş, “Yaydığı manyetik alan yüzünden kullanıcılarına baş ağrısı şikayetiyle hastaneye başvurma yoğunluğu yaşatmasından dolayı, bu araştırmalarını ve geliştirmelerini durdurma kararı aldı birçok firma. Elektrikli araçlar bundan 2 ay öncesine kadar çok yüksek bir trend olduğundan dolayı şarj istasyonları yeni nesil yani ikinci nesle geçmeye çalışıyordu. Fakat çağrı cihazı olayından sonra olay nereye gidecek, açıkçası belirsiz” ifadelerini kullandı. ‘Şarj istasyonu çalışmalarının da durdurulacağına inanıyorum’ Enerjinin lojistik kısmının bakırla çözüldüğünü, başka hiçbir metalin alternatif olamadığını belirten Toptaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Toptaş, “Daha doğrusu optimal maliyet ve optimal enerji tasarrufu bakırda sağlanabiliyor. Ayrıca optimal iletkenlik de bakırda bulunduğu için bakır kullanılıyor” dedi. Şimdilerde elektrikli araç üreticilerinin temel tartışma ve araştırma konusunun yeni nesil şarj istasyonları olduğunu belirten Toptaş, “İki gün önce konuşuyor olsaydık eğer ben bununla ilgili daha pozitif düşüncelere sahip olurdum. Şu anda elektrikli araçlarla ve bu şarj istasyonlarının ar-ge’leriyle alakalı çalışmaların durdurulacağına inanıyorum. İki tane sebebi var. Ana sebep, kullanıcılarda ortaya çıkardığı baş ağrısı ve diğer sağlık problemleri. Sağlık da her şeyden önce geliyor burada. Ne aracın ekonomikliği ne aracın başka bir özelliğinden daha önemsiz değil. Öte yandan bir de elektrikli araçların başka bir şekilde kontrol edilebilme tehdidi söz konusu. Bundan dolayı ben ilginin ve tercihin azalacağına inanıyorum elektrikli araçlarda” değerlendirmesini yaptı. Toptaş: ABD manuel vitesli araçları topluyor 2024 itibarıyla teknoloji savaşlarının bambaşka bir evreye taşındığına da dikkat çeken Uğur Toptaş, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) dünyadan manuel vitesli araç topladığını ve bunun teknoloji savaşlarının ne kadar yakıcı hale geleceğinin bir fragmanı olduğunu söyledi. Toptaş, “ABD’nin bu uygulaması özellikle de 2024 yılının Mart ayında yaşanan güneş patlamasının ardından hareketlendi. Hala da uygulama devam ediyor. Bunu okumak ve gelecekte yaşanacakları bu paralelde değerlendirmek önemli” diye konuştu. Türkiye’de Teknoloji Devrimi: Karanlık fabrikalar’ geliyor! Türkiye’nin bakır üretiminde de önemli gelişmeler yaşandığını belirten Uğur Toptaş, “Bakır üretim tesisleri yeni nesle evriliyor artık. Karanlık fabrikalar oluşturulmaya başlıyor. Hatta bir tane tesis var tahminen 6 ay sonra faaliyete girecek. Türkiye için teknolojik bir devrim diyebilirim. Endişe ediyoruz onlarda da ne kadar başarıya gidebilecekler, Türkiye’de bir ilk olacak çünkü. Bizim sektörün de, sanayinin de teknolojiyle entegre olup bir an önce karanlık fabrika meselesini çözmesi gerekiyor” dedi. Uğur Toptaş, karanlık fabrikaların çalışma mantığını şöyle anlattı: “Normalde içerde bulunan işçinin, personelin yapmış olduğu işleri yapan robotik ekipmanlar var. Yani örnek veriyorum, malzeme geldi bunu alıp işleyip bir noktaya getireceğiz, bunun geçeceği etaplar için malzemenin bir yerden alınıp bir yere indirilmesi otomatik ekipmanlarla yapılacak. Diğer tarafta, işlenirken çıkan ürünün kalıplarından ayrılması, atılması, diğer tarafa aktarılması... Eskiden 60-70 kişinin götürdüğü işi sadece operatör olarak 4-5 kişinin götüreceği bir durum bu. Elbette istihdam olarak bakıldığında bir dezavantaj ama birçok sektör var, birçok meslek var. Bu kalıcı bir problem olmaz. Maliyetlerin aşağıya düşmesi, perakendede halkı rahatlatacak bir operasyon olduğu için destekliyoruz.” ‘Konut fiyatlarını bile düşürür’ Sanayideki bu gelişmelerin konut fiyatlarına bile etkisinin olacağını savunan Toptaş “Teknolojik olarak gelişmek her zaman, bence insanoğlu adına faydalı bir şeydir. Maliyet olarak da faydalıdır. Bu şekilde devam edilmesi gerekiyor” dedi. Türkiye’nin dev tüketim maddesi: Bakır Türkiye’nin bakır tüketim hacminin yıllık 500 bin ton olduğunu vurgulayan Bakırsan Bakır Sanayi kurucusu Uğur Toptaş, “Cevherden elde ediyoruz biz bu bakırın bir kısmını ama küçük bir kısmını… Geri kalanını dünyadan ithal ediyoruz. Bu tekniklere yatırımlar bu senelere kadar çok zayıftı. Yapılmaya başlandı ama devletin teşviklerinin arttırılması gerekiyor. Ciddi bir potansiyelimiz var. Bununla alakalı yer altı madenlerimiz çok zengin. Sadece yatırım maliyetleri çok yüksek. Fakat üretim olarak dünyada şu anda iyi bir aktörüz” ifadelerini kullandı. ‘rusya-ukrayna savaşı Türkiye’nin önemini artırdı’ Dünyadaki bakırın yüzde 30'unu Rusya’nın ürettiğini ve buradan dünyaya dağıldığını belirten Toptaş, “Malumunuz Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan dolayı da Rusya'nın zaten bir partneri olduk. Onların bakırları genellikle Türkiye tarafında kullanılıyor. Burada işleniyor, buradan ihracat yapılıyor. Bundan dolayı Türkiye'nin önemi 3 ise 6'ya, 7'ye, 10'a yükselmiş diyebiliriz bu noktada. Tabii savaş üzücü bir olay. Tabii ki bu savaşın bir an önce bitmesini, bu problemlerin ortadan kalkmasını istiyoruz. Çünkü bu savaş orada bölgesel olarak gözükse de bu biraz da kontrollü bir bölgesel savaş olmaktan çıkıyor. Dünyadaki aktörler ortada, diğer ülkeler ortada konuya müdahil olan. Bunların çözülmesi ve dünyanın bir an önce barışa gitmesini temenni ediyoruz. Ancak bu savaş Türkiye’nin sanayi üretimindeki değerini de bize göstermiş oldu” dedi.

Elektrikli araç yangınlarında ne yapmalı? Haber

Elektrikli araç yangınlarında ne yapmalı?

Toksit gazın solunması veya ten ile teması öldürücü olabilir. Elektrikli araç ekosistemi hızla gelişirken, bu araçlara ilişkin riskler de artıyor. Endüstriyel yangın ve itfaiye hizmetleri veren Falckon Genel Müdürü Anıl Yamaner ‘’ Her 100 bin elektrikli araçtan 25’i yangın riski ile karşı karşıya. Her geçen gün elektrikli araç sayısı artıyor. Yollarda daha çok bu yangınlardan göreceğiz. Ancak, geleneksel araç yangınlarından farklı olarak, bu tür vakalarda risk daha yüksek, lityum pillerinin söndürülmesi çok daha zor. Bu tür yangınlara müdahale ederken güvenli yöntemler kullanılmalı’’ dedi. 2030 yılına gelindiğinde dünyada satılan araçların yüzde 60’ından fazlasının elektrikli olması beklenirken, Türkiye'nin 2035'te elektrikli araç sayısının 4 milyon 214 bin 273'e, ulaşacağı öngörülüyor. Ayrıca şu an itibariyle Türkiye’de 100 binin üzerine elektrikli araç yollarda. Elektrikli otomobiller giderek daha da popüler hale gelirken son dönemlerde sıkça görülmeye başlanan ve zor söndürülen elektrikli araç yangınları ise insanları bu otomobiller konusunda endişelendiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın hesaplamalarına göre her 100 bin araçtan hibritlerde 3474, benzin ve motorinle çalışanlarda 1529, elektriklilerde ise 25’inde yangın çıkıyor. Bununla birlikte yıl 5 bine yakın elektrikli aracın alev aldığı tahmin ediliyor. Elektrikli araçların çevre ve insan sağlığı açısından olumlu etkileri bulunmasına rağmen, yangın ve yüksek voltaj tehlikeleri gibi potansiyel riskleri de buluyor. Bununla birlikte bu araçlarda kullanılan batarya sistemleri, lityum bazlı piller riskleri daha da artıyor. Endüstriyel yangın ve itfaiye hizmetleri veren Falckon Genel Müdürü Anıl Yamaner ‘’ Benzinle- motorinle çalışan araçların aksine, elektrikli arabalar yanıcı elektrolitler içeren yüksek voltajlı lityum iyon piller kullanır. Bu, elektrikli araba yangınlarının söndürülmesini zorlaştırır. Bir elektrikli araç alev aldığında, pilin yüksek voltajı termal kaçak yaratabilir; bu durumda pil takımı aşırı ısınır ve diğer hücreleri tutuşturarak yoğun ve uzun süreli bir yangına yol açar. Bu termal kaçak, itfaiyeciler için ciddi bir risk oluşturan büyük miktarda ısı, zehirli gaz ve kimyasal toksit açığa çıkarabilir. Toksik gaz denildiğinde en çok korktuğumuz madde hidrojen florürdür (HF). Solunması ve hatta ten ile teması öldürücü olabilen bu gaz su ile buluştuğunda (havadaki ya da tendeki nem, ıslak zeminler, itfaiye suyu, vb.) hidroflorik asite dönüşür. Doğaya asla karışmaması gerekir. Bu yüzden sokaktaki elektrikli araçlara müdahale çok kafa karıştırıcıdır. Bu nedenle itfaiyeciler elektrikli araç yangınlarını güvenli bir şekilde ele almak için belirli yangın söndürme tekniklerini ve ekipmanlarını kullanmak üzere eğitilmelidir. Ayrıca elektrikli arabaların karmaşık elektrik sistemleri ve su kaynaklarına yakınlıkları elektrik çarpması tehlikesi oluşturabilir ve yangın söndürme sürecini daha da karmaşık hale getirebilir. Bu tür yangınları suyla söndürmek, normal içten yanmalı motorlu arabalardan alışık olduğumuz sonuçları vermez. Konteynere daldırma şu an en iyi çözüm gibi görünüyor ’’ dedi Ne yapılmalı? Yangın veya kaza durumda elektrik kaçaklarının oluşması nedeniyle müdahalede bulunan ekiplerin, elektriğe kapılması sonucunda yaralanma veya ölümlerin meydana geldiğini ifade eden Yamaner, olay yerine intikal eden itfaiye ekiplerinin öncelikle aracın elektrikli mi yoksa geleneksel araç mı olduğunu tespit etmeleri gerektiğini söyledi. Yamaner ‘’Benzinli veya dizel bir araba itfaiyeciler tarafından yaklaşık 20 dakikada çok hızlı şekilde söndürülebiliyor. Çünkü yanan şey plastikler, yanıcı maddeler ve bazen de yakıt. İtfaiyeciler 100 yıldır bunu yapıyor, ne yapacağını biliyor. Ancak elektrikli araçlar yeni ve piller çok uzun süre yanabilir. Bu hiç de kolay değil ve uzmanlaşmış bir yaklaşım gerekiyor’’ dedi. Anıl Yamaner, elektrikli araç yangınlarında nasıl müdahale edilmesi gerektiğini şöyle açıkladı; 1-İtfaiyeyi arayın: Aracınızda tutuştuğunu görürseniz, yapılacak en iyi şey itfaiyeyi aramaktır. Lityum yangınını söndürmek ilk etapta zor olmakla kalmaz, aynı zamanda ilk yangından günler sonra bile aniden yeniden alevlenmeye son derece yatkındır. Yangından çıkan dumanın özellikle zehirli olduğunu da hesaba katarsanız, güvenli bir mesafeye gidip profesyonellerin ilgilenmesine izin vermek daha iyi olur. 2-Soğutma: İtfaiyeciler genel sıcaklığı düşürmek için yanan araca su püskürtür. Kesinlikle köpük uygulaması yapılmamalı. Bu tür yangınlarda ortalama 11-30 ton su kullanılması ve suyun direk batarya sistemine işlenmesi gerekir. Bu yaklaşımın dezavantajı, çok miktarda su kullanılması ve potansiyel toksik akıntının oluşmasıdır. 3- Yangının kendi kendine sönmesine izin vermek: Bu yöntem hızlı ve makul derecede etkilidir ancak araba yanarken havaya çok fazla zehirli duman salar. Ayrıca, alevler söndüğünde arabadan geriye pek bir şey kalmaz. 4- Yanan aracı suya daldırmak: Bu yaklaşımla, itfaiyeciler yanan aracı suyla dolu büyük bir metal konteynere koyabilirler. Bu yöntem toksik akış sorununu da ortadan kaldırır ve genellikle sadece su püskürtmekten daha etkilidir. Konteynere daldırma şu an en iyi çözüm. 5- Yangın battaniyeleri: Yangın battaniyeleri de elektrikli araç yangınlarında faydalı olacaktır 6-Tecrit mesafesi: Kazaya uğramış veya yanmış araç, güvenli ortama taşındıktan sonra 300 metre tecrit mesafesi sağlanır. Araç yakınında en az 15 metre alanda yanıcı maddeler bulunmaması gerekir. 7- Termal Kamera kullanımı: Söndürme işlemi bittikten sonra tekrar alev alma ihtimaline karşı 24 saat boyunca termal kamera ile sıcaklık seviyeleri gözlemlenir. 8- Yüksek voltaj levhası: Elektrikli araç yangınlarına müdahale sırasında aracın üstüne ve en az 10 metre uzaklığa yüksek voltaj levhası konulur.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.