SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ecb

Ekometre - Ecb haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ecb haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Karahan: Enflasyon beklentileri iyileştikçe faizler geriliyor Haber

Karahan: Enflasyon beklentileri iyileştikçe faizler geriliyor

TCMB Başkanı Fatih Karahan, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası'nda (ETSO) düzenlenen toplantıda yaptığı sunumda, Merkez Bankası'nın reel sektörle güçlü bir iletişim içinde olduğunu söyledi. 2013 yılından bu yana farklı sektör ve ölçeklerdeki firmalarla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Karahan, "2026 yılında Erzurum ve bölge illerinde 132, son beş yılda ise toplam 1.413 firma ile görüşme yaptık." ifadelerini kullandı. Karahan, bu görüşmelerden elde edilen güncel bilgilerin para politikası kararlarında önemli rol oynadığını, firmalardan gelen beklenti ve önerilerin ilgili kamu kurumlarıyla paylaşıldığını belirterek, reel sektörle çift yönlü bir iletişim yürüttüklerini söyledi. Dezenflasyonda ilerleme sürüyor Sunumunda enflasyondaki gelişmelere de değinen Karahan, Temmuz ayında yıllık enflasyonun yüzde 31,8 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlattı. Mayıs 2024'ten bu yana enflasyonda genele yayılan bir gerileme yaşandığını belirten Karahan, özellikle kira ve eğitim kalemlerindeki katılığın azalmasının dezenflasyon sürecini desteklediğini ifade etti. İş yeri kira enflasyonundaki düşüşün maliyet baskılarını hafiflettiğini vurgulayan Karahan, iç talepte dengelenmenin sağlandığını, tüketici ve firmaların enflasyon beklentilerinde de gerileme görüldüğünü söyledi. Buna karşın gıda fiyatlarında ürün bazında yüksek oynaklığın sürdüğünü, jeopolitik gelişmeler nedeniyle enerji fiyatlarında yukarı yönlü baskının devam ettiğini belirten Karahan, kira ve eğitimde dezenflasyonun süreceğini, ancak savaş kaynaklı maliyet artışlarının yurt içi fiyatlar üzerinde etkisini sürdürdüğünü kaydetti. "Politika faizindeki gerileme piyasa faizlerine yansımaktadır" İç talepteki yavaşlamanın daha belirgin hale geldiğini ifade eden Karahan, bu durumun ithalattaki artışı da 2022'ye kıyasla sınırladığını söyledi. Reel sektörün enflasyon beklentilerinin savaş dönemindeki yükselişin ardından gerilemeye başladığını dile getirdi. Kredi faizlerinin enflasyon ve enflasyon beklentilerinden doğrudan etkilendiğini vurgulayan Karahan, şöyle konuştu: "Faiz indirimleri ancak enflasyon kontrol altındayken etkili olabilir. Enflasyon beklentileri iyileştikçe kredi ve tahvil faizleri gerilemektedir. Politika faizindeki gerileme piyasa faizlerine yansımaktadır." Küresel risklere dikkat çekti Karahan, savaşın küresel ekonomiye etkilerinin sürdüğünü belirterek, küresel büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edilirken enflasyon tahminlerinin yükseldiğini söyledi. Savaşın enflasyonist baskıları artırdığını ifade eden Karahan, yıl sonu piyasa beklentilerine göre ABD Merkez Bankası (Fed) politika faizinin yüzde 3,97, Avrupa Merkez Bankası (ECB) politika faizinin ise yüzde 2,59 seviyesinde öngörüldüğünü aktardı. Jeopolitik gelişmeler ve yapay zekâ yatırımlarının küresel büyüme dinamiklerini değiştirdiğini belirten Karahan, küresel tedarik zincirlerindeki yeniden yapılanmanın Türkiye'nin ihracatına olumlu katkı sağladığını ve ihracatçı firmaların beklentilerinin olumlu seyrettiğini söyledi. "Sıkı para politikası sürecek" Fiyat istikrarının yatırım ve üretim ortamını güçlendirdiğini vurgulayan Karahan, dezenflasyon sürecinin verimliliği desteklediğini belirtti. Çalışan başına üretimin 2026 yılının ilk çeyreğinde yıllık yüzde 3,8 arttığını ifade eden Karahan, sıkılaşma dönemlerinde AR-GE harcamalarının yükseldiğini ve yüksek verimliliğe sahip firmaların ekonomik dalgalanmalara karşı daha dayanıklı olduğunu söyledi. Konuşmasının sonunda para politikasına ilişkin mesaj veren Karahan, fiyat istikrarı sağlanıncaya kadar sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: "Kurul, politika faizine ilişkin adımları enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilimi ve beklentilerini dikkate alarak belirleyecektir. Para politikası kararları toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması halinde para politikası duruşu ilave sıkılaştırılacaktır."

Jeopolitik riskler azalırken ekonomik belirsizlikler sürüyor Haber

Jeopolitik riskler azalırken ekonomik belirsizlikler sürüyor

Küresel piyasalar yeni haftaya karışık bir görünümle başladı. ABD ile İran arasında diplomatik temasların yeniden başlayacağı yönündeki açıklamalar, jeopolitik tansiyonun düşeceği beklentisini güçlendirirken, yatırımcıların odağı ekonomik veriler ve merkez bankalarının para politikalarına çevrildi. Orta Doğu'da uzlaşı beklentisi piyasaları rahatlattı ABD Başkanı Donald Trump, İran ile müzakerelerin yeniden başlayacağını ve taraflar arasında anlaşma sağlanabileceği konusunda iyimser olduğunu açıkladı. Trump ayrıca Hürmüz Boğazı'nın yeniden tam kapasiteyle açık kalması ve İran'ın nükleer programına ilişkin uzlaşının yakın olduğunu ifade etti. Bu açıklamalar jeopolitik risk algısını azaltırken, petrol fiyatlarında da gerilemeye neden oldu. Ancak yüksek tahvil faizleri ve küresel büyümeye ilişkin belirsizlikler piyasalardaki iyimserliği sınırlıyor. ABD verileri Fed beklentilerini değiştirdi ABD'de enflasyonun yavaşlaması ve büyüme verilerinin beklentilerin altında kalması, Fed'in agresif faiz artırımlarına devam edeceği yönündeki beklentileri zayıflattı. Piyasalarda yıl sonuna kadar tek bir faiz artışı öngörülürken, yatırımcılar bu hafta açıklanacak tarım dışı istihdam verisini yakından takip edecek. Asya borsalarında çip baskısı Çin'in yapay zeka ve yarı iletken teknolojilerindeki yatırımları sektör genelinde rekabet ve kârlılık endişelerini artırırken, teknoloji hisselerindeki satış baskısı yeni haftada da devam etti. Güney Kore'de SK Hynix ve Samsung Electronics hisselerinde sert kayıplar yaşanırken, Japonya ve Çin'de açıklanan ekonomik veriler de piyasalara destek vermedi. Kapanışa yakın işlemlerde; Japonya Nikkei 225 Endeksi yüzde 1,2,Güney Kore Kospi Endeksi yüzde 5,4,Çin Şanghay Bileşik Endeksi yüzde 0,7 gerilerken,Hong Kong Hang Seng Endeksi yatay seyir izledi.Tahvil faizleri gerilerken petrol düştü ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,70'e, 30 yıllık tahvil faizi ise yüzde 5,24 seviyesine geriledi. Dolar endeksi 99,7 seviyesinde dengelenirken, ons altın faiz artışı beklentilerinin zayıflamasıyla yükselişini sürdürdü. Brent petrolün varil fiyatı ise arz endişelerinin azalmasının etkisiyle yüzde 5'in üzerinde değer kaybederek 83,4 dolar seviyesine geriledi. Avrupa'da gözler ekonomik verilere çevrildi Avrupa piyasalarında da Orta Doğu'daki gerilimin azalması olumlu karşılandı. Bu hafta açıklanacak üretici enflasyonu ve PMI verilerinin Avrupa ekonomisinin büyüme görünümüne ilişkin önemli sinyaller vermesi bekleniyor. Para piyasalarında Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) eylül ayında faiz artırma olasılığı yüksek fiyatlanmaya devam ediyor. Yurt içinde enflasyon verisi öne çıkıyor Yurt içinde yatırımcıların odağında temmuz ayı enflasyon rakamları bulunuyor. Ekonomistlerin beklentisi, Tüketici Fiyat Endeksi'nin (TÜFE) temmuz ayında yüzde 1,82 artacağı yönünde. Analistler, BIST 100 Endeksi'nde 13.300 ve 13.200 puanı destek, 13.600 ve 13.700 puanı ise direnç seviyeleri olarak değerlendiriyor.

Altında düşüş sürüyor: Gözler FED' e çevrildi Haber

Altında düşüş sürüyor: Gözler FED' e çevrildi

Ortadoğu'da gerilimin azalması ve petrol fiyatlarındaki geri çekilmeye rağmen altın fiyatlarında düşüş eğilimi devam ediyor. Uzmanlara göre yüksek faiz beklentileri, güçlü dolar ve yükselen tahvil getirileri altın üzerinde baskı oluşturuyor. Ons altın, önceki günkü yükselişin ardından yeniden satış baskısıyla karşılaştı. Dün yüzde 1,5'in üzerinde değer kaybeden ons altın 4.126 dolara gerilerken, bu sabah işlemlerinde 4.059 dolar seviyesine kadar çekildi. Yurt içinde ise gram altın 6.180 TL seviyesine indikten sonra sabah saatlerinde 6.068 TL civarında işlem gördü. Faiz beklentileri altını baskılıyor Analistlere göre altın fiyatlarındaki düşüşün en önemli nedeni, küresel enflasyon baskılarının sürmesi ve merkez bankalarının faizleri uzun süre yüksek seviyelerde tutacağı beklentisi. Avrupa'da yükselen enflasyonun ardından Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz artırımı kararı alması, piyasalarda sıkı para politikalarının devam edeceği görüşünü güçlendirdi. ABD'de de enerji fiyatlarının etkisiyle enflasyonun yüksek seyretmesi, yatırımcıların Fed'den yeni faiz artışları beklemesine neden oluyor. Güçlü dolar ve tahvil faizleri etkili Faiz beklentilerinin güçlenmesiyle birlikte ABD tahvil faizlerinde yükseliş yaşanırken dolar endeksi de 101 seviyesinin üzerinde kalmayı sürdürüyor. Yüksek faiz ortamı ve güçlü dolar, faiz getirisi olmayan altının yatırımcılar açısından cazibesini azaltıyor. 4 bin dolar seviyesi kritik Piyasa uzmanları, ons altında 4 bin ila 4 bin 10 dolar aralığının kritik destek bölgesi olduğunu belirtiyor. Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentilerde değişiklik yaşanmaması halinde ons altının kısa vadede 4 bin doların altını test edebileceği değerlendiriliyor. Bununla birlikte uzmanlar, olası geri çekilmelerin ardından tepki yükselişlerinin görülebileceğini ancak faiz görünümünde değişim olmadığı sürece bu yükselişlerin kalıcı olmasının zor olduğunu ifade ediyor.

Küresel Piyasalar haftaya karışık başladı Haber

Küresel Piyasalar haftaya karışık başladı

ABD-İran Görüşmeleri yakından izleniyor ABD ve İran heyetleri arasında İsviçre'de yürütülen diplomatik temaslar sürerken, taraflardan gelen açıklamalar piyasalarda temkinli iyimserliği destekledi. Müzakereler sırasında ABD Başkanı Donald Trump'ın sert açıklamaları dikkat çekerken, İran Meclis Başkanı ve Müzakere Heyeti Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf, ABD'nin tehditlerini önemsemediklerini söyledi. Zaman zaman tansiyon yükselse de tarafların müzakere masasında kalmayı sürdürmesi, Orta Doğu'da kalıcı bir barış ihtimaline yönelik beklentileri canlı tutuyor. Enerji Piyasalarında Hürmüz etkisi Küresel enerji arzının kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'ndaki tanker trafiğinde geçen haftaya göre yavaşlama görüldü. Petrol fiyatları üzerindeki etkileri yakından takip edilen gelişmeler, görüşmelerde ilerleme sağlansa bile enerji arzına yönelik risklerin tamamen ortadan kalkmadığına işaret ediyor. Gözler ABD verilerinde Bu hafta ABD'de açıklanacak kişisel tüketim harcamaları (PCE) enflasyon verisi ile büyüme rakamları piyasaların yönü açısından belirleyici olacak. Geçen hafta Fed Başkanı Kevin Warsh'ın şahin tondaki açıklamaları sonrasında para piyasalarında, yıl sonuna kadar bir faiz artışı daha yapılacağı beklentisi güç kazandı. ABD'nin 2 yıllık tahvil faizi yüzde 4,22'ye, 10 yıllık tahvil faizi ise yüzde 4,48'e yükseldi. Dolar güçlenirken altın destek buldu Fed'in sıkı para politikasını koruyacağı beklentisiyle dolar endeksi yükselişini sürdürerek 100,9 seviyesine çıktı. Yüksek faiz beklentileri altın üzerinde baskı oluştursa da ABD-İran görüşmelerinde kaydedilen ilerleme güvenli liman talebini destekledi. Altının ons fiyatı haftaya yüzde 0,6 yükselişle 4.180 dolar seviyesinden başladı. ABD endeks vadeli kontratları ise haftaya negatif seyirle giriş yaptı. Avrupa'da Lagarde'ın mesajları bekleniyor Avrupa piyasalarında gözler Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde'ın Avrupa Parlamentosu'nda yapacağı konuşmaya çevrildi. Yatırımcılar, Lagarde'ın açıklamalarından ECB'nin faiz politikalarına ilişkin yeni sinyaller arayacak. Para piyasalarında bankanın yıl sonuna kadar en az bir faiz artışı daha yapacağı beklentisi öne çıkıyor. Bunun yanında açıklanacak PMI verileri de Avrupa ekonomisinin görünümüne ilişkin önemli ipuçları verecek. Asya Piyasalarında Pozitif Hava Asya borsalarında Hong Kong hariç pozitif görünüm öne çıktı. Çin Merkez Bankası'nın kredi faiz oranlarını değiştirmemesi piyasalar tarafından beklentiler doğrultusunda karşılandı. Yarı iletken sektöründeki yükselişler dikkat çekerken, Güney Koreli çip üreticisi SK Hynix'in hisseleri yüzde 3,9 değer kazandı. Kapanışa yakın işlemlerde Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,9, Güney Kore Kospi endeksi yüzde 0,5 ve Çin Şanghay Bileşik Endeksi yüzde 0,8 yükselirken, Hong Kong Hang Seng Endeksi yüzde 0,7 geriledi. Yurt İçinde Gözler Enflasyon Beklentilerinde Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi cuma gününü yüzde 0,63 düşüşle 14.734 puandan tamamladı. Bugün yurt içinde tüketici güven endeksi, sektörel enflasyon beklentileri ve Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi verileri takip edilecek. Analistler, BIST 100 endeksinde 14.600 ve 14.500 puanı destek, 14.800 ve 14.900 puanı ise direnç seviyeleri olarak değerlendiriyor.

Enerji şoku faiz indirimini engelliyor Haber

Enerji şoku faiz indirimini engelliyor

Yıla faiz indirimi beklentisiyle giren piyasalarda ‘şahin’ politikaların devam edeceği beklentisi hakim olmaya başladı. Küresel piyasalar nisan ayına İran merkezli jeopolitik gerilimlerin gölgesinde girerken, tedarik endişeleriyle 115 dolar seviyelerine kadar tırmanan Brent petrol, yüksek enflasyonun kalıcı hale geleceği korkusunu tetikleyerek, para politikasının dizginlerini elinde tutan merkez bankalarının mevcut planlarını doğrudan etkiledi. Yaşanan bu ani enerji şoku, yıla faiz indirim döngüsü beklentisiyle giren majör merkez bankalarının nisan ayındaki toplantılarında planları değiştirdi. 29 Nisan’da toplanacak ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerini ertelemesi bekleniyor. Fed, kararını 30 Nisan’da açıklayacak. Avrupa Merkez Bankası’nın da (ECB) olası bir ‘faiz artırımı’ senaryosu dahi yeniden dillendirilmeye başlandı. İngiltere Merkez Bankası’na (BOE) yönelik faiz indirimi beklentileri ise yerini sabit tutma eğilimine bırakırken, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz artıracağına ilişkin öngörüler güçlendi. 22 Nisan’da toplanacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da değişen bu küresel ve yerel şartlar ışığında faiz kararını piyasalarla paylaşacak. Enerjide ‘hürmüz’ çıkmazı İstanbul Ticaret’e değerlendirmede bulunan Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan ve halen devam eden mevcut savaş halinin en çok enerji piyasalarını vurduğunu belirtti. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki sert artışın nedenlerini detaylandıran Bal, “Bölgedeki altyapı tesislerinin zarar görmesi ve üretimin ilerleyen sürece dair ne kadar hasar alacağına ilişkin belirsizliğin yanı sıra dünyadaki petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine hizmet eden Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması, enerji maliyetlerinde ciddi bir artışı beraberinde getirdi” dedi. Enerji maliyetlerinin artmasının küresel çapta enflasyon ve büyüme üzerinde olumsuz etkiler yarattığına dikkat çeken Bal, savaş sona erse dahi petrol fiyatlarının çok hızlı bir şekilde savaş öncesi seviyelere dönmesinin ana senaryo olmadığını vurguladı. İndirim döngüsü şimdilik rafa kalktı Son bir buçuk aylık süreçte artan maliyetler ve enflasyon tarafında gündeme gelen endişelerin merkez bankalarının stratejilerini doğrudan değiştirdiğini ifade eden Bal, “Savaş öncesinde küresel piyasalarda hâkim olan kademeli faiz indirim döngüsü şu an için rafa kaldırılmış durumda. Merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelediğini söyleyebiliriz” dedi. Küresel çapta çok hızlı bir şahinleşme ve sert faiz artırımları beklemediklerini dile getiren Bal, beklentilerindeki değişimi şu sözlerle aktardı: “Fed’e ilişkin genel beklentiler, bu yıl faiz indirimi yapılmaması yönünde ama kuvvetli bir faiz artırım beklentisi yok. Avrupa Merkez Bankası’nda ise bu yıl faiz değişimi beklenmiyordu, şimdi ‘bir artırım olabilir’ düşüncesi daha ağır basıyor. Fed ve İngiltere Merkez Bankası gibi faiz indirim döngüsünde olan merkez bankalarının bu döngüyü şu an için ertelemesi anlamına geliyor.” Enerji maliyetlerindeki tırmanış, zayıflayan faiz indirimi beklentileri ve riskli varlıklara yönelik azalan iştahın, gelişmekte olan ülkelerden para çıkışlarına sebep olduğunu belirten Bal, jeopolitik riskler sürdükçe bu çıkış eğiliminin devam edebileceğinin altını çizdi. Güvenli liman arayışında yatırımcıların ağırlıklı olarak tahvil ve dolara yöneldiğini aktaran Bal, değerli metallerdeki alışılagelmişin aksine yaşanan düşüşe dikkat çekti: “Normal şartlarda güvenli liman talebiyle altın talep görür, ancak içinde bulunduğumuz sürecin faiz indirim beklentilerini zayıflatması, tahvil faizlerini yükseltmesi ve dolara olan ilgiyi artırması, altını ve gümüşü zayıflatan bir faktör. Enerji maliyetleri yüksek seyretmeye devam ederse altın ve gümüş tarafı zayıf kalmaya devam edebilir.” TCMB için beklenti Küresel jeopolitik tablonun yurt içine yansımalarını da değerlendiren Bal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) cephesinde de indirim beklentilerinin ötelendiğini kaydetti. Yüzde 1.94 gelen mart enflasyonunun ardından nisan ayının da marttan düşük olmayacağına işaret eden Bal, “Hâlihazırda zaten üst banttan fonlama yapıldığını görüyoruz. Dolayısıyla kısa vadeli bir faiz indirimi şu an bizim taraf için de yok” dedi. Küresel enflasyon korkusunun yeni bir faza geçebileceği uyarısında da bulunan Bal, “savaş uzamaya devam eder, daha da şiddetlenir ve enerji maliyetlerindeki artış eğilimi tekrar hızlanacak olursa hem bizde hem dünyada faiz artırım ihtimalleri daha ciddi konuşulmaya başlanabilir” değerlendirmesinde bulundu. Piyasalar yön arıyor İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, yıla başlarken dünyada enflasyonun kontrol altına alındığı ve gelişmekte olan ülkelerde dezenflasyon sürecinin devam ettiği iyimser bir tablo olduğunu hatırlattı. Ancak jeopolitik gerilimlerin bu durumu hızla tersine çevirdiğini belirten Altunsaray, “ABD, İran ve İsrail savaşının başlaması, devamında Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve petrolde arz sıkıntısının devreye girmesiyle beraber petrol fiyatlarında ciddi artışlar gördük” dedi. Dünya LNG ticaretinin de sekteye uğramasıyla enerji maliyetlerinin ciddi oranda tırmandığını vurgulayan Altunsaray, enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü her hareketin tarihi olarak enflasyonist baskı yarattığını ifade etti. Fiyat istikrarının merkez bankalarının ana görevi olduğunu hatırlatan Altunsaray, değişen beklentileri şu sözlerle özetledi: “Şu an enerji maliyetlerinin artmasından dolayı küresel bir enflasyon riski olduğunu düşünecek olursak merkez bankalarının faiz indirimlerinin rafa kalktığını söyleyebiliriz. Hatta Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BOE) gibi kimi merkez bankalarından faiz artışları bile bekleniyor.” Gelişmekte olan borsalardan çıkış hızlandı Gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz politikalarındaki şahinleşme eğiliminin piyasalardaki para akışını doğrudan değiştirdiğini vurgulayan Altunsaray, bu durumun borsalar üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekti. Ocak başından şubat sonuna kadarki süreci örnek gösteren Altunsaray, “Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının faiz indirimi yaptığı ya da beklendiği dönemlerde genelde gelişmekte olan ülkelerin borsalarına ve piyasalarına para girişi olduğunu görmüşüzdür” dedi. Ancak mevcut tabloda rüzgarın tersine döndüğünü belirten Altunsaray, “Faiz indirimi beklentileri değişip merkez bankalarının faiz politikaları sıkılaşma anlamında değiştiği zaman, gelişmekte olan ülkelerin borsalarından çıkış olup paranın sabit getirili ürünlere gittiğini görmüşüzdür. Aslında şu anda gerçekleşen durum tam olarak bu” değerlendirmesinde bulundu. Yeni güvenli liman talebi Yatırımcıların bu belirsizlik ortamında nasıl bir strateji izlemesi gerektiğine de değinen Altunsaray, portföylerin bir miktar nakitte tutulmasının veya para piyasası fonları (PPF) ile mevduat gibi sabit getirili enstrümanlarda değerlendirilmesinin daha kritik olacağını kaydetti. Altın fiyatlarında yaşanan geri çekilmenin arka planını da açıklayan Altunsaray, şunları söyledi: “Şu an merkez bankalarının altın satması, Körfez ülkelerinden likidite ihtiyacı dolayısıyla altın satılması ve dolar endeksinin (DXY) güçlenmesi geri çekilmelere sebep oldu. Aynı zamanda Fed’in faiz indirimlerini ötelemesi dünyada doları güçlendirdi. Bu yüzden güvenli liman tarafının, piyasadaki belirsizlikten dolayı şu an için sabit getirili ürünlerde olduğunu düşünüyorum.”

Avrupa MB yetkilileri mali kriz riskine karşı uyardı Haber

Avrupa MB yetkilileri mali kriz riskine karşı uyardı

Avrupa Birliği yetkilileri, İran savaşı sonrası yükselen enerji fiyatlarının mali krize dönüşmemesi için üye ülkelere uyarılarda bulundu. Avrupa Komisyonu’nun üye devletlerle yaptığı görüşmelerde, enerji sübvansiyonları, vergi indirimleri ve fiyat tavanlarının kapsam ve süre açısından sınırlı tutulması gerektiği ifade edildi. AB Enerji Komiseri Dan Jorgensen, Financial Times’a yaptığı açıklamada, “Ekonominin bir sektöründe yaşananlar tüm topluma yayılabilir” diyerek koordineli ve temkinli adımlar atılması gerektiğini söyledi. ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ardından Avrupa’da petrol ve doğalgaz fiyatlarının yüzde 60 yükseldiği, dizel ve jet yakıtı arzına ilişkin endişelerin arttığı belirtildi. ECB’den “ölçülü adım” çağrısı Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, geniş kapsamlı ve açık uçlu desteklerin talebi aşırı artırarak enflasyonu tetikleyebileceği uyarısında bulundu. Lagarde, politika yapıcıları “geçici, hedefli ve ölçülü” önlemler almaya çağırdı. AB Ekonomi Komiseri Valdis Dombrovskis ise yalnızca kısa vadeli acil adımların atılması gerektiğini, aşırı kamu harcamalarının ciddi mali sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. AB genelinde vergi tartışması Öte yandan Almanya, İspanya, İtalya, Portekiz ve Avusturya’nın maliye bakanları, Avrupa Komisyonu’ndan enerji şirketlerine yönelik AB genelinde “beklenmedik kâr vergisi” uygulanmasını talep etti. Polonya’nın ise yakıt üzerindeki KDV ve özel tüketim vergilerini düşürerek aylık yaklaşık 370 milyon euro tutarında vergi gelirinden vazgeçtiği aktarıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.