SON DAKİKA
Hava Durumu

#E-Ticaret

Ekometre - E-Ticaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, E-Ticaret haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması 19. kez sahiplerini buldu Haber

Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması 19. kez sahiplerini buldu

Garanti BBVA’nın, Ekonomist Dergisi ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) iş birliğiyle bu yıl 19.sunu gerçekleştirdiği Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nın sonuçları açıklandı. 28 Nisan akşamı gerçekleştirilen ödül töreninde, beş kategorinin birincileri ödüllerini aldılar. Yarışmada, Gurvita kurucusu Bahar Şamhili Tanju, “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” seçildi. Bahar Alan, Novavera girişimiyle “Türkiye'nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi”, Hülya Tomak Blueit girişimiyle “Türkiye'nin Teknolojide Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi” oldu. İpek Tüysüzoğlu, Yugen girişimiyle “Türkiye'nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi” seçilirken, “Türkiye'nin Kadın Kooperatifi” ödülünü ise Tekfındık Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi adına Sıla Elevli aldı. “Her hikaye kendi içinde eşsiz ve değerli” Ödül töreninde konuşan Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, “Bu akşam sadece bir ödül töreni için değil, 20 yıla yayılan güçlü bir dönüşümün parçası olarak buradayız. Kadın girişimciliğini geçmişten bugüne hep bütünsel bir yaklaşımla ele aldık. Finansman, eğitim, pazar erişimi ve cesaretlendirme olmak üzere dört temel alanda kurguladığımız modelimizle somut etki yaratmayı hedefledik ve bu yolda emin adımlarla yürüyoruz. Son beş yılda kadın girişimcilere sağladığımız finansman 350 milyar TL’yi aştı. Türkiye Kadın Girişimci Akademisi ile 6.000 kadın girişimciye ulaştık; Ticaretin Kadınları platformu ile onları yeni pazarlara taşıdık. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması da bu yaklaşımımızın en güçlü yansımalarından biri. 2007 yılında 103 başvuruyla başlayan bu yolculuk bugün 50 bini aşkın başvuruya ulaşarak ekosistem içinde başlı başına bir markaya dönüştü. Başvuruların ve ilginin her geçen gün artması, bize bu alanda yapacak daha çok işimiz olduğunu da gösteriyor. Bugün girişimcilik daha erken başlıyor, yeni nesil girişimciler ise daha en başından global düşünüyor. Verdiğimiz desteklerin yanı sıra, kadın girişimcileri küresel ağlarla buluşturarak uluslararası başarı hikâyelerine katkı sağlamayı da hedefliyoruz. İnanıyoruz ki kadınların ekonomiye eşit katılımı yalnızca bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda güçlü bir kalkınma meselesi. Bu akşam burada gördüğümüz tüm girişimciler yalnızca kendi başarılarını değil, başka kadınlara ilham veren güçlü hikâyeleri temsil ediyor. Biz de bu yolculuğun bir parçası olmaktan büyük bir gurur duyuyor, ‘Birlikte yaparız’ diyerek bu hikâyeyi birlikte büyütmeye devam ediyoruz.” dedi. KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, “Garanti BBVA ve Ekonomist Dergisi ile birlikte sürdürdüğümüz iş birliğinin, kadın girişimciliğini destekleyen güçlü ve sürdürülebilir bir etki alanına dönüşmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması, 19 yılı geride bırakırken bir yarışma olmanın ötesine geçerek; kadınların potansiyelini görünür kılan, ilham veren ve cesaretlendiren güçlü bir platform haline gelmiştir. 2007 yılında 103 kadının ‘ben de varım’ diyerek başvurduğu bu yolculuk, bugün 50 bini aşkın girişimcinin hikâyesine ev sahipliği yapıyor. Bugün her başvuruyla birlikte karşımıza çıkan hikâyeler, kadınların üretme gücünü, kararlılığını ve dönüşüm yaratma kapasitesini açıkça ortaya koyuyor. Kadın girişimciler yalnızca ekonomik değer üretmekle kalmıyor; geliştirdikleri yenilikçi, sürdürülebilir ve kapsayıcı iş modelleriyle de toplumsal fayda yaratarak daha kapsayıcı bir geleceğin inşasına katkı sağlıyor. Ödüllendirdiğimiz her başarı; cesaretin, azmin ve istikrarlı emeğin güçlü bir yansıması olurken, başka kadınlara ilham veren ve “ben de yapabilirim” duygusunu pekiştiren çok kıymetli örnekler de sunuyor. KAGİDER olarak inancımız çok net: Kadınların iş dünyasında daha güçlü temsil edilmesi sürdürülebilir kalkınmanın en önemli anahtarlarından biridir. Bu nedenle kadın girişimcilerin yolculuklarını desteklemeye, onları görünür kılmaya ve başarı hikâyelerini çoğaltmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki; kadınların güçlenmesi yalnızca bugünü değil, geleceği de dönüştürür” dedi. Ekonomist Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Talip Yılmaz, “Ekonomist Dergisi, kadın konusuna ayrıca önem veren, önceliklendiren bir yayın politikası izliyor. Kadının iş hayatındaki yerini önceliklendiren haber ve araştırmalar hazırlıyor. Etkinlikler düzenliyor. Bu kapsamda Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması, alanında Türkiye’nin en uzun soluklu çalışması. Garanti BBVA ve KAGİDER gibi çok değerli iki kuruluşla birlikte hayata geçirdiğimiz ve 19 yaşında olan bu yarışma, Türkiye’nin kadın girişimciliği ekosisteminin gelişmesine büyük katkı sundu. Bu güne kadar 50 binin üzerinde kadın girişimci yarışmayı katıldı. Kadın girişimciliği ekosisteminin girişimcilik ekosisteminden aldığı pay yüzde 3-4’erden aradan geçen yıllar içinde yüzde 18’lere yükseldi. Yine kadın girişimciliğinde geleneksel sektörlerin yanında bugün e-ticaret, oyun teknoloji, bilimin farklı dallarında alanında işler olduğunu görüyoruz. Bu başarıda muhakkak ki topluma rol model olan yarışmanın ve yarışmacılarımızın büyük etkisi oldu,” dedi. Kazananlar hakkında Bahar Şamhili Tanju – “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” / Gurvita Gurvita, geleneksel üretim yöntemlerini modern tüketim alışkanlıklarıyla buluşturarak katma değerli gıda ürünleri geliştiren bir girişim olarak öne çıkıyor. Kemik suyu gibi yüksek besin değerine sahip ürünleri daha erişilebilir ve sürdürülebilir bir modelle Türkiye’de ve yurt dışında başarıyla sunuyor. Bahar Alan – “Türkiye’nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi” / Novavera Zeytinyağı Novavera, sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla yüksek kaliteli zeytinyağı üretimi gerçekleştirerek hem yerel kalkınmaya katkı sağlıyor hem de uluslararası pazarlarda Türkiye’yi temsil ediyor. Hülya Tomak – “Türkiye’nin Teknolojide Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi” / Blueit Blueit, su tüketimi ve yönetimi konusunda farkındalık yaratmayı hedefleyen teknoloji tabanlı çözümleriyle sürdürülebilir kaynak kullanımına ve daha yaşanılabilir bir dünyaya katkı sunuyor. İpek Tüysüzoğlu – “Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi” / Yugen Yugen, nar kabuğu gibi doğal atıklardan alternatif deri üretimi gerçekleştirerek döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir üretim alanında yenilikçi bir model ortaya koyuyor. Sıla Elevli – “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” / Tekfındık Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi fındık tarımını geleneksel sınırlarının ötesine taşıyarak modern teknolojiler ve sürdürülebilir üretim modelleriyle yeniden kurgulayan bir yapı sunuyor. Yürütülen çalışmalarla bölge tarımını veri odaklı ve yüksek verimli bir yapıya dönüştürürken, kadın üreticilerin ekonomik hayata katılımını güçlendiren ve yerel kalkınmaya somut katkı sağlayan kapsayıcı bir model geliştiriyor.

 Teksüt en başarılı ihracatçılar arasında Haber

 Teksüt en başarılı ihracatçılar arasında

Başarılı İhracatçılar 2025 Ödül Töreni’nde Teksüt adına ödülü Teksüt İhracat Uzmanı Deniz Yavuz Balcan aldı. Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen yurtdışında başarılı olmanın yolunun üretim gücü, kalite, bilgi ve deneyimden geçtiğini paylaştı. Teksüt olarak bu yıl kuruluşlarının 70. yılında aldıkları bu ödülün kendileri için çok anlamlı olduğunun altını çizdi. Süt ve süt ürünleri sektörü olarak dünya ile rekabet gücüne sahip olduklarını paylaşarak Teksüt olarak taşıdıkları bayrağı daha da ileriye götürme kararlılığında olduklarını aktardı. Türkiye’nin en köklü süt ve süt ürünleri kuruluşu Teksüt, İstanbul Avrupa, İstanbul Anadolu, Bursa, İzmir ve Ankara Bölge müdürlükleri ve dağıtım merkezleri ile Türkiye’nin büyük bir kısmına ürünlerini ulaştırıyor. Marketlerin yanı sıra Türkiye’nin önde gelen e-ticaret platformlarında ürünlerini müşterileri ile buluşturuyor. Türkiye’nin süt ve süt ürünlerini 4 kıtada 43 ülkeye ihraç ediyor. İhracat yaptığı ülkeler Japonya’dan Amerika’ya kadar 4 kıtada geniş bir coğrafyaya dağılıyor. Aldıkları ödülü değerlendiren Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen belirsizliklerin arttığı dünyada en iyi sonucu elde edebilmek için gelişmeleri çok yakından takip ettiklerini paylaştı. Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen, düzenli ve planlı bir şekilde hem yurt içinde hem de yurtdışında satışlarını artırmak için çalışmalar yaptıklarını aktararak şunları söyledi: “Teksüt olarak üretim, kalite, satış, pazarlama ihracat ve insan kaynakları da dahil olmak üzere bir bütün olarak hareket ediyor, planlamalar yapıyoruz. Hem Türkiye’de hem de yurtdışında Teksüt ürünlerinin pazar payını artırabilmek için üretim altyapımızı güçlendiriyoruz, çalışanlarımıza yatırım yapıyoruz. Teksüt olarak hem Asya’daki hem de Avrupa’daki fuarlara katılıyoruz, gelişmeleri yakından takip ediyoruz.” 70 yıldır süt ürünleri üretiyor Mert Özmen sözlerine şöyle devam etti; “Ülkemizin gücünü, dinamik yapısını, daha başarılı işler yapmak için sahip olduğu enerjiyi bu tür organizasyonlarda görmek, ileriye dönük planlarımızı ve yatırımlarımızı yaparken en bize en büyük motivasyon kaynağı oluyor. Teksüt olarak büyüme hedefimizde bir değişiklik olmadan aynı kararlılıkla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kuruluş tarihimiz olan 1956 yılı itibarıyla bugün Türkiye’nin en köklü süt ve süt ürünleri firmasıyız. Bugün hem Türkiye’de hem de dünyanın 43 ülkesinde ürünlerimizi sunmanın gururunu yaşıyoruz.”

Craftgate ve TKPAY’den stratejik iş birliği Haber

Craftgate ve TKPAY’den stratejik iş birliği

TKPAY’in dahil olduğu ilk ödeme orkestrasyonu platformu olan Craftgate üye işyerleri, herhangi bir ek geliştirme sürecine ihtiyaç duymadan TKPAY’in kullanıcı odaklı ödeme çözümlerini mevcut ödeme akışlarına dahil ederek, müşterilerine daha geniş ve esnek ödeme seçenekleri sunabiliyor. Dijital ticaretin hacmi büyüdükçe ödeme sistemleri çok daha katmanlı ve zengin bir yapıya evriliyor. Ödeme orkestrasyonu platformu Craftgate ve Türk Hava Yolları’nın “fintech” iştiraki TKPAY, ödeme dünyasındaki bu çeşitliliği işletmeler için erişilebilir ve yönetilebilir bir rekabet avantajına dönüştürmek üzere iş birliğine imza attı. Fintek ekosisteminden iki güçlü oyuncunun bu iş birliği hem işletmeler hem de son kullanıcılar için daha kapsayıcı, esnek ve bütüncül bir ödeme deneyimi sağlayacak. İş birliği kapsamında, TKPAY’in havacılık ve seyahati merkeze alan ödeme altyapısı doğrudan Craftgate’in orkestrasyon ağına entegre ediliyor. Craftgate’in ödeme sağlayıcılarını tek çatı altında toplayan mimarisi sayesinde üye işyerleri, mevcut sistemleri üzerinden hiçbir ek yazılım geliştirmesi yapmadan TKPAY’in sunduğu alternatif ödeme deneyimini ödeme seçeneklerine dahil edebiliyor. TKPAY’in sunduğu hızlı, pratik ve kullanıcı dostu ödeme deneyimini mevcut ödeme akışlarına zahmetsizce entegre edebilecek Craftgate üye işyerleri, daha akıcı bir satın alma süreciyle son kullanıcı deneyimini iyileştirebilecek. Bu sayede ödeme başarı oranları ve müşteri memnuniyeti üzerinde olumlu etki yaratabilecek. İş birliğinin kısa vadeli öncelikleri arasında, entegrasyonun e-ticaret işletmeleri tarafından hızla benimsenmesi ve aktif kullanımının artırılması yer alıyor. Orta vadede ise TKPAY’in sunduğu ödeme deneyiminin, Craftgate üye işyerleri aracılığıyla farklı sektörlerde daha geniş bir kullanım alanı bulması hedefleniyor. Bu sinerjiyle Türkiye ödeme ekosisteminde daha entegre, daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapının desteklenmesi amaçlanıyor. İş birliği hakkında konuşan Craftgate Kurucu Ortağı ve CEO’su Hakan Erdoğan, “Ödeme dünyasındaki fragmantasyon, doğru teknoloji ve doğru iş birlikleriyle yönetildiğinde online ödeme alan işletmeler için güçlü bir değere dönüşüyor. TKPAY gibi güvenilir ve ekosistemde öne çıkan oyuncuların Craftgate bünyesinde yer alması, hem sunduğumuz değeri büyütüyor hem de Türkiye ödeme ekosisteminin gelişimine katkı sağlıyor.” dedi. Türk Hava Yolları Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş. (TKPAY) Genel Müdürü Mustafa Ekmen ise açıklamasında, “Craftgate ile gerçekleştirdiğimiz bu entegrasyon, Türk Hava Yolları Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş. (TKPAY)’nin ödeme çözümlerini binlerce işyerine hızlı ve zahmetsiz şekilde ulaştırmamızı sağlıyor. Havacılık ve seyahat sektöründe ödeme yönetmek uzmanlık istiyor. Çoklu para birimi, dinamik fiyatlandırma, anlık iptal/iade akışları, farklı satış kanalları… Bir seyahat işletmesinin ödeme altyapısından beklentisi son derece yüksek ve bu beklentiyi karşılayamamak, doğrudan gelir kaybına dönüşüyor. Craftgate ile kurduğumuz entegrasyon, bu karmaşıklığı işletmeler adına çözüyor. Seyahat ekosistemindeki işyerleri artık TKPAY'nin ödeme altyapısına tek bir entegrasyonla bağlanabiliyor. Ek geliştirme yükü yok, uzun onboarding süreçleri yok. Türk Hava Yolları’nın kurumsal güvencesiyle desteklenen, dönüşüm odaklı bir ödeme deneyimi hazır. Seyahat sektörü hız ve güven ister. Ödeme altyapısı da öyle olmalı.” ifadelerini kullandı.

Küresel Trendler ve Türkiye’nin avantajı Haber

Küresel Trendler ve Türkiye’nin avantajı

Uluslararası taşımacılık ve entegre lojistik çözümleri sunan Lanes Lojistik, hava kargo pazarına yönelik 2026 beklentilerini ve Türkiye’nin bu pazardaki konumunu forwarder perspektifiyle değerlendirdi. Lanes Lojistik Operasyon Direktörü Ali Demircan, küresel gelişmeler ışığında sektöre dair öngörülerini paylaştı. 2026’da Hava Kargoda Yeni Dönem: Hız, Güvenilirlik ve Kapasite Yönetimi 2026 yılı itibarıyla hava kargo pazarında en belirleyici unsurların başında hız ve güvenilirlik geliyor. Özellikle ilaç, teknoloji, otomotiv yan sanayi ve e-ticaret ürünlerinde zamanında teslimat, rekabet avantajının ana unsurlarından biri haline gelmiş durumda. Pandemi sonrası dönemde yolcu uçuşlarının artmasıyla birlikte belly kapasite yeniden yükselişe geçse de, küresel talepteki artış kapasite yönetimini hâlâ kritik bir konu olarak öne çıkarıyor. Forwarder firmalar açısından bu durum; doğru havayolu iş birlikleri, etkin kapasite planlaması ve alternatif uçuş rotaları oluşturma becerisini daha da önemli hale getiriyor. Ali Demircan, hava kargonun dönüşümünü şu sözlerle değerlendirdi: “Artık hava kargo yalnızca hızlı taşımacılık değil; planlama, kapasite erişimi ve operasyonel güvenilirliğin birleştiği bir hizmet haline geldi. Forwarder firmalar için bu alanda güçlü ağ ve doğru zamanlama en kritik rekabet unsuru.” E-Ticaretin Yükselişi ve Hava Kargoya Etkisi Küresel e-ticaret hacmindeki büyüme, hava kargo talebini doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biri olmaya devam ediyor. Özellikle Asya–Avrupa ve Amerika hatlarında artan küçük hacimli ancak yüksek frekanslı gönderiler, operasyonel süreçlerin yeniden yapılandırılmasını gerektiriyor. Bu yeni yapı, forwarder firmaların daha esnek, hızlı ve teknoloji destekli çözümler sunmasını zorunlu kılıyor. Mikro dağıtım, hızlı gümrükleme süreçleri ve entegre lojistik çözümleri; e-ticaret lojistiğinde öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Demircan’a göre, bu dönüşüm kaçınılmaz: “E-ticaretin büyümesiyle birlikte hava kargo operasyonları daha parçalı ama daha yoğun bir yapıya evriliyor. Bu da forwarder firmalar için operasyonel kabiliyet ve dijital altyapıyı vazgeçilmez kılıyor.” Maliyet Dinamikleri ve Rekabet Baskısı Hava kargo, diğer taşıma modlarına kıyasla daha yüksek maliyetli bir seçenek olsa da, sağladığı hız avantajı nedeniyle kritik sektörlerde tercih edilmeye devam ediyor. 2026 yılında yakıt maliyetleri, karbon regülasyonları ve operasyonel giderler; fiyatlandırma üzerinde belirleyici olmaya devam edecek. Bu noktada forwarder firmalar, konsolidasyon çözümleri, doğru hat planlaması ve yük optimizasyonu ile müşterilerine maliyet avantajı sunmayı hedefliyor. Özellikle parsiyel hava kargo çözümleri ve multimodal entegrasyon (hava + karayolu) modelleri daha fazla öne çıkıyor. “Tek başına hız artık yeterli değil; maliyet ve hız dengesini doğru kurabilmek gerekiyor,” diyen Demircan, sözlerine şöyle devam etti: “Forwarder olarak müşterilerimize yalnızca en hızlı değil, aynı zamanda en verimli çözümü sunmak zorundayız.” Türkiye’nin Stratejik Avantajı Türkiye, coğrafi konumu sayesinde Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Afrika arasında doğal bir lojistik köprü konumunda bulunuyor. Bu avantaj, hava kargo operasyonlarında da önemli fırsatlar sunuyor. İstanbul başta olmak üzere gelişmiş havalimanı altyapısı ve geniş uçuş ağı, Türkiye’yi bölgesel bir hava kargo merkezi haline getirme potansiyeline sahip. Özellikle transit taşımacılıkta artan talep, Türkiye’nin hub olma rolünü güçlendirirken; hızlı gümrük süreçleri ve altyapı yatırımları bu potansiyelin hayata geçirilmesinde kritik rol oynuyor. Demircan, Türkiye’nin konumunu şu sözlerle değerlendirdi: “Türkiye, doğru yatırımlar ve süreç iyileştirmeleriyle hava kargoda bölgesel bir dağıtım merkezi olabilir. Coğrafi avantajımızı operasyonel hız ve dijitalleşme ile desteklediğimizde çok daha güçlü bir konuma ulaşacağız.” Dijitalleşme ve Operasyonel Şeffaflık Hava kargo operasyonlarında dijitalleşme, 2026 yılında fark yaratan en önemli unsurlardan biri olmaya devam ediyor. Gerçek zamanlı takip sistemleri, otomatik rezervasyon altyapıları ve veri analitiği destekli planlama; operasyonel verimliliği artırırken müşteri deneyimini de iyileştiriyor. Forwarder firmalar için dijitalleşme artık bir tercih değil, zorunluluk. Özellikle zaman hassasiyeti yüksek gönderilerde anlık bilgi akışı ve proaktif iletişim, müşteri memnuniyetinin temelini oluşturuyor. Hava Kargoda Rekabetin Yeni Tanımı 2026 yılında hava kargo sektörü; hız, maliyet yönetimi, kapasite erişimi ve dijitalleşme ekseninde yeniden şekilleniyor. Türkiye ise sahip olduğu stratejik konum ve gelişen altyapısıyla bu dönüşümde önemli bir oyuncu olma potansiyelini sürdürüyor. Ali Demircan değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Hava kargo, küresel ticaretin en kritik taşıma modlarından biri haline geldi. Forwarder firmalar olarak bizler, müşterilerimize sadece taşıma hizmeti değil; hız, güvenilirlik ve öngörü sunuyoruz. Lanes Lojistik olarak güçlü operasyonel yapımız ve uluslararası ağımızla, Türkiye’nin hava kargo potansiyelini en verimli şekilde değerlendirmeye devam edeceğiz.”

Türkiye’den çıkan sağlık teknolojisi girişimi Haber

Türkiye’den çıkan sağlık teknolojisi girişimi

Ledbim venture stüdyo modeliyle geliştirdiği sağlık yazılımlarını Avrupa’ya ihraç ediyor. 100’ün üzerinde kurumsal müşteriyle çalışan şirketin portföyünün yaklaşık yüzde 70’i sağlık teknolojilerinden oluşuyor. Eczane yönetimi ve sağlık veri sistemlerine odaklanan çözümler geliştiren Ledbim’in WISE ERP/CRM sistemi, Lokman Ecza Deposu’nda yıllık ortalama 5-10 milyon lira düzeyinde operasyonel verimlilik sağlamasıyla öne çıkıyor. Şirket, kaynaklarının yüzde 20’sini Ar-Ge’ye ayırarak yeni nesil sağlık teknolojileri ürünleri geliştirmeye devam ediyor. Sağlık teknolojileri alanında faaliyet gösteren Ledbim, venture stüdyo modeliyle geliştirdiği yazılım ürünlerini uluslararası pazarlara taşıyor. İngiltere’de özel kliniklere geliştirilen CRM çözümleriyle başlayan yazılım ihracatı bugün, Avrupa pazarında aktif kullanılan ürünlerle büyümeye devam ediyor. Ledbim Kurucusu Taha Öz, şirketin küresel büyüme stratejisini ve venture stüdyo modelinin sunduğu avantajları değerlendirdi. Teknoloji ihracatının kuruluş vizyonlarının merkezinde yer aldığını vurgulayan Öz, müşteri bazlı hizmetten ürün ihracatına geçişle birlikte küresel pazarlara odaklandıklarını ifade etti. “Venture stüdyo modeline geçmeden önce İngiltere’deki özel kliniklere CRM sistemleri geliştirip ihraç ettik. Bu deneyim, farklı sağlık sistemi dinamiklerinde ürün geliştirebileceğimizi bize erken gösterdi. Bugün ise kendi ürünlerimizi küresel pazarlara taşıyoruz” diyen Öz, Hollanda, Almanya ve Fransa’da aktif varlığı bulunan Menta ürününün bu dönüşümün somut örneği olduğunu belirtti. Öz, Avrupa’nın komşu ülkeleri ve MENA bölgesine yönelik girişimlerin de sürdüğünü aktararak, “Venture stüdyo modeli bize coğrafyayı; ürünün büyüme ekseni olarak tasarlama imkânı sağladı” dedi. Sağlık teknolojilerinde küresel ölçekte büyüme vizyonu Ledbim’in geliştirdiği WISE ERP/CRM sisteminin, Lokman Ecza Deposu’nda operasyonların yönetildiği merkezi yazılım altyapısı haline geldiğini vurgulayan Öz, “Sistem sayesinde depo operasyonlarında yılda ortalama 5-10 milyon TL arasında operasyonel açık tespit edilerek kâra dönüştürülebiliyor” dedi. Öz, “WISE yazılımımız ile Lokman Ecza Deposu, Türkiye’nin ilk tek merkezden ve en kolaylaştırılmış şartlar ile tüm ülkeye çevrimiçi satış yapan ecza deposu konumuna yükseldi. Toplamda 30 bini aşkın ürünü ileri ERP, İntralojistik ve otomasyon sistemleriyle yönettiğimiz altyapı, 2025 yılında ulusal ölçekte devreye alındı. E-ticaret sistemiyle sektörde yeni bir dönemin kapısı aralanmış oldu” diye ekledi. Ledbim’in spinoff bir şirket olduğunu sözlerine ekleyen Öz, “Başlangıçta Lokman Ecza Deposu’nun yazılım departmanı olarak faaliyet gösteriyorduk. WISE, tam da bu geçiş döneminde, Lokman için yazılmaya başlanan ve Ledbim bağımsızlaştıktan sonra ilk büyük projemiz haline gelen entegre bir ERP/CRM çözümü. Lokman’ın tüm deposu bu yazılım üzerinden yönetiliyor. Bizim için anlamı ise rakamın çok daha ötesinde: WISE, Lokman’ın kurumsallaşma sürecinde belirleyici rol oynadı. Süreçleri kişiye bağımlı olmaktan çıkarıp sürdürülebilir ve denetlenebilir bir sistem altyapısına bizzat dönüştürdük. Daha önce parçası olduğumuz bir kurumda bu dönüşümü yaşatmış olmak, taşıdığımız sorumluluğun ve yapabileceğimizin en somut kanıtı” ifadelerini kullandı. Ledbim ’de tüm kararlar veriye dayanıyor Venture stüdyo modeliyle ürün geliştiren Ledbim ‘de ürün geliştirme süreçlerinin merkezinde veri ve ölçüm metrikleri yer alıyor. Tüm kararların veriye dayalı olduğunu belirten Taha Öz, “Bu tercih aynı zamanda çalışma şeklimizin temeli. Geliştirdiğimiz her ürünün içine baştan kapsamlı ölçüm metrikleri yerleştiriyoruz. Bu metrikler hem MVP sürecinde hem de olağan akışta düzenli olarak değerlendiriliyor. Bir sonraki adımda alınması gereken kararları doğrudan şekillendiriyor. Ürün tarafında olduğu kadar ekip tarafında da aynı anlayışı uyguluyoruz. Ekip, çıktıları sürekli ölçümleyerek olası sorunları henüz etki yaratmadan tespit ediyor ve ilgili ekip arkadaşlarımızla birlikte çözüme ulaştırıyoruz. Veri, bizim için hem ürünü geliştiren hem de organizasyonu sağlıklı tutan ortak dil.” Türkiye’nin ilk eczane teknisyeni AI asistanını geliştiriyoruz Önümüzdeki dönemde sağlık sektöründe en büyük dönüşümün yapay zekâ ile yaşanacağını belirten Taha Öz, Ledbim’in bu dönüşümde aktif rol almayı hedeflediğini ifade etti. Öz, “Sağlıkta önümüzdeki dönemin belirleyici gücü yapay zekâ olacak. Müşteri ilişkilerinden tanıya, ürün tüketim alışkanlıklarından günlük sağlık verilerinin işlenmesine kadar AI hayatın her noktasına dokunacak. Bu dönüşümde en kritik mesele veri gizliliği, sağlık verileri son derece hassas ve bu konuyu her zaman önceliğimizin merkezine koyuyoruz. Ledbim olarak buna somut bir cevap üretiyoruz: Türkiye’nin ilk eczane teknisyeni AI asistanını geliştiriyoruz. Ayrıca dijital dönüşüm süreçlerini istedikleri hızda ilerletemeyen paydaşlarımız için bu geçişi kolaylaştıracak AI ürünleri üzerinde çalışıyoruz. Kendimizi bu dönüşümün sahada uygulayıcısı olarak konumlandırıyoruz” diye konuştu.

Yapay zeka ile reklam modelleri baştan yazılıyor Haber

Yapay zeka ile reklam modelleri baştan yazılıyor

Kullanıcıların bilgiye ulaşma, ürün araştırma ve satın alma kararlarını dönüştüren platformun e-ticaret alanına adım atması, dijital reklamcılıkta köklü bir dönüşümün kapısını aralayıp aralamayacağı sorusunu da beraberinde getirdi. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Dijital Pazarlama Okulu Kurucusu Yasin Kaplan, ChatGPT’de klasik reklam anlayışından ziyade, yapay zekâ ve makine öğrenimi destekli, bağlamsal reklam modellerinin ön plana çıkacağını belirtti. Kaplan, bu yeni dönemde kullanıcı odaklı, daha akıllı ve kişiselleştirilmiş bir dijital pazarlama alanının oluşacağını ifade etti. Her geçen gün büyümeye devam eden dijital pazarlama sektörü, yapay zekâ kullanımının artmasıyla birlikte yeni bir dönüşüm sürecine hazırlanıyor. ChatGPT’ye eklenen alışveriş özelliğiyle birlikte reklamların nasıl konumlanacağı tartışılırken, sektör; kullanıcı deneyimini merkeze alan, satın alma sürecini kısaltan ve marka–kullanıcı etkileşimini artıran yeni nesil reklam modellerine yöneliyor. Yapay Zekâ Destekli Alışveriş, Dijital Pazarlamanın Kurallarını Değiştiriyor ChatGPT’ye gelen alışveriş özelliğinin dijital reklamcılığı farklı bir boyuta taşıyacağına dikkat çeken Yasin Kaplan, şu değerlendirmelerde bulundu: “ChatGPT, yalnızca bir yapay zekâ aracı olmanın ötesine geçerek dijital reklamcılık açısından yepyeni bir mecra oluşturma potansiyeline sahip. OpenAI’nin açıkladığı reklam yaklaşımında en önemli nokta, reklamların ChatGPT’nin verdiği yanıtları etkilemeyecek olması ve yanıt bağımsızlığının korunması. Bu da kullanıcı güvenini koruyan, daha şeffaf bir reklam ekosistemi anlamına geliyor. Google ve Meta gibi büyük platformların dışında, daha etkileşimli, niş ve kullanıcıya özel bir alan oluşuyor. Burada ürünü arayan değil, ürün hakkında soru soran kullanıcıya ulaşmak mümkün hâle geliyor. Kullanıcının sorduğu sorular anlık olarak analiz edilerek, bağlamla uyumlu ve ihtiyaç odaklı reklamlar gösterilebilir. Bu yaklaşım, geleneksel dijital reklamlarda sıkça karşılaşılan reklam körlüğü sorununa da önemli bir çözüm sunabilir.” Kaplan, ChatGPT’de reklam alanlarının kontrollü ve ayrı alanlarda konumlanmasının dijital pazarlamanın dinamiklerini önemli ölçüde değiştireceğini vurgulayarak şöyle devam etti: “ChatGPT’de reklamların belirli alanlarda ve açık şekilde ‘reklam’ olarak etiketlenmesi, kullanıcı deneyimini bozmadan marka görünürlüğü sağlamayı mümkün kılacaktır. Bu durum, web sitelerindeki blog ve içerik alanlarının önemini daha da artırabilir. Kullanıcı faydasını önceleyen, bilgilendirici içerikler öne çıkarken; yalnızca ürünü değil, ürün bilgisini merkeze alan reklam çalışmalarının etkileşimi artacaktır. Artık Google’da üst sıralarda yer almak tek başına yeterli olmayacak. Yapay zekâ destekli içerik yönetimi ve çok kanallı görünürlük, dijital pazarlamanın temel unsurlarından biri hâline gelecek.” Dijital pazarlamada SEO’nun öneminin daha da artacağını belirten Kaplan, ChatGPT’nin kullanıcı alışkanlıklarını değiştirdiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “ChatGPT ile birlikte kullanıcılar, klasik arama motorlarında yapmadıkları kadar uzun, detaylı ve net sorgularla ürün ve hizmet önerileri istiyor. ChatGPT ise bu taleplere; ürün görselleri, fiyat bilgileri, kullanıcı yorumları ve mağaza bağlantılarını içeren kapsamlı yanıtlar sunabiliyor. Örneğin ‘1000 TL ile 3000 TL arasında akıllı özelliklere sahip erkek saatleri önerir misin?’ gibi bir sorguda sistem, web üzerindeki farklı kaynakları analiz ederek en uygun seçenekleri kullanıcıya sunabiliyor. Bu kaynaklar yalnızca markaların kendi web siteleriyle sınırlı kalmıyor; bloglar, forumlar, haber siteleri, YouTube videoları ve diğer dijital platformlar da önemli referans noktaları hâline geliyor.” Kaplan, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Bu da markalar için önemli bir gerçeği ortaya koyuyor: Ürününüzün yalnızca kendi web sitenizde yer alması artık yeterli değil. Farklı platformlarda görünür olmak, ChatGPT gibi yapay zekâ sistemleri için güçlü bir referans oluşturuyor. Daha spesifik ve detaylı sorgulara verilen nokta atışı yanıtlar sayesinde kullanıcıların satın alma yolculuğu kısalıyor ve daha bilinçli hâle geliyor. Bu da dijital reklamcılıkta daha akıllı, daha hedefli ve kullanıcı odaklı bir dönemin başladığını gösteriyor.”

E-ticarette “agentic” dönüşüm Haber

E-ticarette “agentic” dönüşüm

"Agentic commerce" olarak tanımlanan bu yeni dönem, alışverişte keşiften satın almaya, teslimattan iadeye kadar tüm süreçleri yeniden tanımlarken, markalar için geleneksel SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) stratejilerinin yerini GEO (Generative Engine Optimization) alıyor. Türkiye, yapay zekâ ve e-ticaret alanında hızla büyüyen bir pazar konumunda. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de e-ticaret hacmi 2024 yılında bir önceki yıla göre %61,7 artarak 3 trilyon 162 milyar TL'ye ulaştı. Bu süreçte yapay zekâ da e-ticaretin temel taşlarından biri haline gelerek, müşteri memnuniyetini artırma, operasyonel verimliliği optimize etme ve satışları artırma konularında şirketlere eşi benzeri görülmemiş fırsatlar sunuyor. Yapay zekâ algoritmaları, büyük veri setlerini analiz ederek müşteri davranışlarını anlıyor, kişiye özel ürün önerileri sunuyor ve satın alma süreçlerini daha akıcı hale getiriyor. Bu durum, online alışverişi sadece bir işlem olmaktan çıkarıp, her bir kullanıcı için özelleştirilmiş, akıllı ve otonom bir deneyime dönüştürüyor. Yeni Bir Döneme Giriliyor E-ticaret hacmindeki büyüme ve kullanıcı deneyimindeki değişim Agentic Commerce gibi yenilikçi yaklaşımlarla daha da ivme kazanmaya hazırlanıyor. Geleneksel alışveriş süreçlerinde kullanıcılar birçok site ve platform arasında bölünmüş, zaman alıcı bir yolculuk yaşarken; Agentic Commerce ile bu süreç, amaca ve niyete odaklı, akıllı AI agentlar tarafından baştan sona entegre edilmiş, akışkan ve kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüşüyor. Bu agentlar, kullanıcı ihtiyaçlarını önceden algılıyor, pazarlık yapıyor, seçenekler arasında geziniyor ve işlemleri otonom bir biçimde gerçekleştiriyor. McKinsey’in projeksiyonuna göre, yalnızca ABD’de 2030'a kadar agentic commerce ile yönetilen B2C pazarında yıllık 1 trilyon dolara yakın yeni gelir oluşturulması, küresel çapta ise bu rakamın 3-5 trilyon dolar seviyelerine ulaşması bekleniyor. "Yapay zekâ, online alışverişin DNA'sını yeniden yazıyor" Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Cerebrum Tech İş Geliştirme ve Üründen Sorumlu Başkan Yardımcısı Tolga Tunç, yapay zekânın sadece bir teknoloji trendi olmadığını, aynı zamanda bir iş yapış biçimi devrimi olduğunu vurguladı. Tunç, şunları söyledi: "Yapay zekâ, online alışverişin DNA'sını yeniden yazıyor. Artık müşterilere sadece ürün satmıyoruz; onlara akıllı, kişiselleştirilmiş ve sorunsuz bir deneyim sunuyoruz. Cerebrum Tech olarak, geliştirdiğimiz yenilikçi yapay zekâ çözümleriyle hem işletmelerin bu dönüşüme adapte olmalarını sağlıyor hem de son kullanıcıların hayatını kolaylaştırıyoruz. Geleceğin perakendesi, veriyi anlayan, yorumlayan ve bu veriden değer üreten yapay zekâ sistemleri üzerine kurulacak." SEO'dan GEO'ya: Görünürlüğün yeni kuralları Agentic Commerce'in yükselişi, markaların dijital pazarlama stratejilerini de temelden değiştiriyor. Klasik SEO’nun etkisi zayıflarken, GEO (Generative Engine Optimization) öne çıkıyor. Markaların artık kataloglarını ve içeriklerini üretken yapay zekâ platformları tarafından kolayca okunup işlenebilecek şekilde hazırlaması gerekiyor. Gartner’ın verilerine göre, 2026’ya kadar geleneksel arama motoru kullanımı %25 azalacak; çünkü kullanıcılar ürün araştırması ve satın alma için giderek daha fazla yapay zekâ tabanlı çözümleri tercih ediyor. Araştırmalara göre, kullanıcıların yüzde 44’ü yapay zekâ destekli aramaları ana kaynağı olarak görüyor; klasik arama motorlarını tercih edenlerin oranı ise yüzde 31’de kalıyor. Bu ortamda Ayakta kalmak isteyen e-ticaret firmalarının; dijital stratejilerini dönüştürerek SEO’dan GEO’ya bütçe ve öncelik kaydırması; yapay zekâ sohbetlerini ve platformlarını yakından takip etmesi; tüm satış ve destek süreçlerini yapay zekâ sohbetine entegre etmesi kaçınılmaz bir hal alıyor. Cerebrum Tech İş Geliştirme ve Üründen Sorumlu Başkan Yardımcısı Tolga Tunç, bu yeni döneme adaptasyonun kritik önem taşıdığını belirtti: “İş ortaklarımızın bu yeni döneme hızla adapte olabilmesi için agentic AI çözümlerimizle müşteri davranışlarını anlık olarak analiz ediyor, kişiselleştirilmiş ürün ve hizmet içerikleri sunuyor ve GEO’ya tam uyumlu ürün katalogları geliştiriyoruz. Vizyonumuz, markaların yalnızca bugünün değil, geleceğin dijital ticaret ekosisteminde de birbirinden güçlü ve görünür hale gelmelerini sağlamak.”

E-Ticarette başarının formülü Haber

E-Ticarette başarının formülü

Artık kullanıcılar sadece ürünleri satın almakla yetinmiyor, hızlı teslimat, sesli alışveriş ve kişiselleştirilmiş deneyimler bekliyor. Bu beklentileri yakalayabilen markalar, 2025 yılının son çeyreğinde satış performanslarını arttıracak ve kullanıcı bağlılığını güçlendirecek. E-Ticaretin Genel Tablosu Bu yıl global perakende e-ticaret satışlarının 6,42 trilyon dolara, mobil ticaretin ise 2,5 trilyon dolar gelir yaratması bekleniyor. Kullanıcılar her temas noktasında sorunsuz, ilgili ve kişiselleştirilmiş deneyimler talep ediyor. Bu da markaların stratejilerini daha dikkatli planlamasını ve yenilikçi çözümler geliştirmesini zorunlu kılıyor. İşte Takip Edilmesi Gereken 5 Trend 1. Hızlı Ticaret (Quick Commerce) Ultra hızlı teslimat sunan uygulamalar artık bir standart hâline geldi. Kullanıcılar “şimdi ya da asla” beklentisiyle alışveriş yapıyor. Quick commerce’in gelirinin 2025 sonunda 195 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. Markalar için hızlı teslimat sadece lojistik değil, aynı zamanda kullanıcı deneyimi ve bağlılık stratejisinin de temel taşı. 2. Sesli Ticaret (Voice Commerce) Alexa, Siri ve Google Assistant gibi sesli asistanlar üzerinden alışveriş giderek yaygınlaşıyor. Sesle optimize edilmiş içerik ve keşif akışları, özellikle Gen Z ve Milenyum kuşağı kullanıcılar arasında önem kazanıyor. Sesli ticaret pazarının 2025 sonunda 151,4 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu trend, kullanıcıların alışveriş yolculuğunu daha doğal ve hızlı hâle getiriyor. 3. Chatbotlar Dönüşüm Motoruna Dönüşüyor Yapay zekâ destekli mobil chatbotlar artık sadece müşteri desteği vermekle kalmıyor; kullanıcıları alışveriş sürecinde yönlendiriyor, ek satış fırsatları yaratıyor ve kaybı azaltıyor. E-ticaret ve perakende işletmelerinin büyük çoğunluğu bu teknolojiyi kullanıyor veya uygulamayı planlıyor. Chatbotlar, Q4 gibi yoğun sezonlarda satış performansını artıran kritik araçlar arasında yer alıyor. 4. Gizlilik Odaklı Kişiselleştirme Çerez kullanımının azalması ve yeni veri çerçeveleri, kişiselleştirme stratejilerini yeniden şekillendiriyor. Markalar artık toplulaştırılmış veri kümeleri ve öngörücü analitik kullanarak, daha güvenli ve etkili kişiselleştirilmiş deneyimler sunuyor. Kullanıcı güvenini korumak ve aynı zamanda deneyimi özelleştirmek, e-ticarette başarıyı belirleyen unsurlar arasında. 5. DTC Markaların Mobil Yatırımları Doğrudan tüketiciye satış yapan (DTC) markalar, müşteri ilişkilerini güçlendirmek ve deneyimleri ölçeklenebilir şekilde kişiselleştirmek için mobil uygulamalara yatırım yapıyor. Bu yatırımlar, bağlılığı artırıyor ve uzun vadede gelir performansına doğrudan katkı sağlıyor. Son Çeyrekte Dikkat Edilmesi Gerekenler Singles’ Day, Black Friday ve yılın son çeyreğine özel diğer büyük alışveriş etkinlikleri yaklaşırken, bu trendler markaların stratejilerinde öncelik kazanıyor. Hızlı teslimat, sesli alışveriş, chatbot optimizasyonları ve mobil DTC yatırımları, kullanıcı etkileşimini artırmak ve sezon satış performansını yükseltmek için kritik araçlar olarak öne çıkıyor. 2025’in son çeyreği, e-ticarette sadece ürünün değil, deneyimin de kazandırdığı bir dönem olacak. Hız ve kişiselleştirilmiş deneyimler, bu sezonun kazananlarını belirleyecek. Ve tüm bu trendleri hayata geçirirken, Adjust’in mobil pazarlama ve ölçümleme çözümleri markalar için kritik bir destek sunuyor. Hızlı teslimat ve DTC stratejilerini optimize etmek, sesli ve chatbot tabanlı alışveriş deneyimlerini kişiselleştirmek, kullanıcı davranışlarını doğru analiz etmek ve kampanya performansını gerçek zamanlı ölçmek Adjust ile mümkün oluyor. Mobil uygulama yatırımlarını doğru yönlendirmek ve maksimum satış performansı elde etmek için Adjust, markaların stratejik iş ortağı olarak öne çıkıyor.

E-ticaret hacmi 3 trilyon TL'ye ulaştı Haber

E-ticaret hacmi 3 trilyon TL'ye ulaştı

Türkiye e-ticaret ekosisteminin önde gelen aktörlerini bir araya getiren, e-ticaretin geleceğinin rekabet, regülasyon ve tüketici deneyimi odağında konuşulduğu "Yapay Zeka Çağında e-Ticaretin Geleceği" zirvesi İstanbul'da başladı. Ticaret Bakanlığının himayesinde, İstanbul Ekonomik Araştırmalar Derneği (İEAD) ev sahipliğinde, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye e-Ticaret Sektör Meclisi, Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Dijital Teknolojiler İş Konseyi işbirliğinde İstanbul'da düzenlenen zirvenin açılışında konuşan Bolat, e-ticaret sektöründeki gelişmeleri paylaştı. Kovid-19'un e-ticaret sektörünün Türkiye'de anlaşılmasının ve bir anda kıymetlenmesinin önemli etkisi olduğunu dile getiren Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kovid-19 ile birlikte karantina günleri ve ayları başlayınca, herkes evine çekilmek zorunda kalınca, üretim, ticaret ve alışveriş yavaşlayınca e-ticaret sektörü, bilişim sektörü çok kıymetlendi. Tıpkı sağlık, lojistik, tarım ve gıda sektörü gibi. Bunlar Kovid-19 döneminin parlayan yıldızlarıydı. Şöyle ki 2019'da genel ticaret içinde yüzde 4,5 payı olan e-ticaret sektörü geçen yıl itibarıyla yüzde 19,5'e kadar yükseldi. Daha da önü açık görünüyor." "Buradaki sonuçlardan istifade edeceğiz" Bakan Bolat, dünya ticaretindeki trendlerin etkisiyle son yıllarda işletmelerin hem iç hem de yurt dışı pazarlarda online kanallar aracılığıyla ticarete daha yoğun bir şekilde sarıldığını belirterek, Kovid-19 ortaya çıktığında henüz e-ticarete girmeyen işletmelerin duyduğu pişmanlıktan bahsetti. O dönemde online satışa geçmiş olan şirketlerin öne çıkmayı başardığını anımsatan Bolat, bugün düzenlenen sempozyumda e-ticaretin yapay zeka açısından geleceğinin, ihtiyaç duyulan regülasyonların ve mevcut durumun ele alınacağını anlattı. Bolat, "Bu açıdan çok faydalı sonuçlar çıkacağına inanıyorum. Buradaki konuşmaların ve sonuçların da inşallah raporlaştırılmasını ve bizim de bundan istifade edeceğimizi belirtmek istiyorum." diye konuştu. "İnternetten sipariş verenlerin oranı yüzde 55,7'ye yükseldi" Ticaret Bakanı Bolat, 2022 yılında 5,5 trilyon dolar olan küresel e-ticaret hacminin geçen yıl itibarıyla 7 trilyon dolara yükseldiğini kaydederek, 2026'da 8 trilyon doları aşmasının beklendiğini söyledi. Bolat, "Ülkemizde de baktığımızda genç ve dinamik bir nüfusa sahip olmamız, yoğun bir şekilde mobil cihaz kullanılması, internetin ve sosyal medyanın yaygınlığı, coğrafi konumumuzun ülkemize kazandırdığı bölgesel güç olabilme avantajı gerek milli düzeyde gerekse uluslararası düzeyde e-ticaret sektörünün ufkunun açık, geleceğinin parlak olduğunu göstermektedir." şeklinde konuştu. Türk filmlerinin yurt dışında çok izlenmesinin Türk ürünlerinin tercih edilmesine dolaylı etki sağladığına değinen Bolat, şu değerlendirmelerde bulundu: "E-ticaret çalışmalarının da aynı şekilde yaygınlaştığını görmekten memnuniyet duyuyoruz. Avrupa'da bile, Kafkaslar'da, Orta Asya'da, Orta Doğu'da, Balkanlar'da, Afrika'da e-ihracatımızın yaygınlaşmakta olduğunu görmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz ama tek başımıza değiliz tabii. Çok büyük devler, dev oyuncular var. Onlarla rekabet edebilmek kolay değil ama bu gelişme dış ticaret çalışmalarımızda yeni bir alan haline geldi. Müzakere alanı, anlaşma alanı haline geldi. Bütün bu konularda siz değerli sektör paydaşlarıyla istişare ve koordinasyon içinde çalışıyoruz. Ülkemizde TÜİK verilerine göre internet üzerinde mal ve hizmet siparişi veren fertlerin oranı 2020'de Kovid-19'un ilk yılında yüzde 35 iken bu yıl yüzde 55,7'ye yükseldi. 5 yılda iki katından fazla e-ticaretle sipariş verme oranı yükselmiş oldu." "Türkiye'de e-ticaret hacmi 3 trilyon lirayı aştı" Bakan Bolat, Türkiye'de e-ticaret hacminin 2024'te bir önceki yıla göre yüzde 61,7 artarak 3 trilyon lirayı aştığını belirterek, bu rakamın 90 milyar dolara tekabül ettiğini bildirdi. Söz konusu rakama ilişkin detaylar paylaşan Bolat, toplam e-ticaretinin 3'te 2'sinin perakende e-ticaretten geldiğini söyledi. Bolat, Ticaret Bakanlığı olarak e-ticaret konusunda yaptıkları çalışmalara değinerek, bu alanda hayata geçirilen düzenlemelere ilişkin örnekler verdi. Türk üreticilerin ve pazar yerlerinin dünyadaki rekabet gücünü koruyabilmek, yurt dışına yönelik satışları ve sektördeki ileri teknoloji yatırımlarını teşvik etmek amacıyla Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanun'da geçen yıl yapılan düzenlemelere ilişkin bilgi veren Bolat, "Bazı yurt dışı pazar yerlerinin bizim pazarımızda çok ciddi pazar payı alarak yurt içindeki işletmeleri silip süpürebilme tehlikesi vardı bunu önlemek istedik." dedi. Bolat, bu düzenlemenin ardından yönetmelikte de değişiklikler yaptıklarını, burada özellikle satıcıların da şikayetlerini dikkate aldıklarını vurguladı. "Ekonominin makro göstergelerinde ve bütün göstergelerde olumlu bir trend söz konusu" Ticaret Bakanı Bolat, yurt dışına satışlarda verilen destek ve teşviklerden bahsetti. Bu düzenlemelerle e-ihracatı ve istihdamı artırmayı hedeflediklerinin altını çizen Bolat, şunları kaydetti: "Ticaret Bakanlığı olarak sektöre yön gösteren, yol açan, sektörle birlikte omuz omuza geleceği şekillendiren bir bakanlığız. 21 Kasım'da sektör oyuncularıyla, siz değerli işletmelerle birlikte bir e-ticaret festivali düzenleyeceğiz. Buradaki amacımız ekonomiyi canlandırmak ve ekonomideki canlılığı artırmaktır. Sosyal medyada ne kadar felaket senaryosu çizilmeye çalışılsa da memnuniyetle görüyoruz ki ekonominin makro göstergelerinde ve bütün göstergelerde olumlu bir trend, güçlü bir istikrara doğru iyileşme söz konusu. Salgın, savaşlar ve depremler sonrasında yaralarımızı hızla sardık. Ülke, millet ve toplum olarak meydan okumalarla karşı karşıya kaldığımızda gerçek gücümüzü ortaya koyan ve dayanıklılığı çok güçlü olan bir ülke ve milletiz. Hangi doğal afet, hangi uluslararası kriz olduysa her birinden adeta Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi teğet geçerek güçlü bir şekilde tekrar zirveye doğru tırmanmayı başarabiliyoruz." "Teşvikte e-ticareti de unutmuyoruz" Bakan Ömer Bolat, e-ticaret ile ilgili aktörlerle etkileşim içinde çalışma yapmaya devam edeceklerini belirterek, birçok ilde e-ticaret konusunda farkındalık, tanıtım ve bilinirlik eğitimleri yapılacağını, toplam 30 ilde bu eğitimlerin planlandığını, 2026 başında tamamlanacağını söyledi. Bütçelerinin yüzde 60'ını mal ve hizmet ihracatına destek olarak sunduklarını dile getiren Bolat, "Burada e-ticareti de unutmadık. e-Kolay İhracat Platformu var. Bu şekilde e-ihracatı ve diğer mal ve hizmet ihracatını teşvikte e-ticareti de unutmuyoruz. Onu da aynı şekilde destekliyoruz." diye konuştu. Bolat, e-ihracat yapan şirketlerin işlerini kolaylaştırmak ve ihracatlarını artırmak için hayata geçirdikleri uygulamalardan bahsederek, bu alanda düzenlenen etkinliklere ilişkin örnekler verdi. Bu yıl 21 Kasım'da düzenleyecekleri e-ticaret festivalinin yanı sıra Ankara'da e-ihracat zirvesi de düzenleyeceklerini kaydeden Bolat, sözlerini şöyle tamamladı: "Bir yıl Ankara'da bir yıl İstanbul'da. İstanbul'daki Küresel E-İhracat Zirvesini IGEXX'i de 2026 eylül başında düzenleyeceğiz. E-ihracat desteklerinin inceleme süreçlerini hızlandıran dijital teşvik takip modülümüz çalışmakta. Bütün amacımız sürdürülebilir ihracat hamlesini başarmaktır ama esas hedefimiz kaliteli, itibarlı, teknolojisi iyi olan Türk ürünlerinin dünya vitrinine taşınmasını ve dünya alıcılarıyla buluşmasını sağlamak, ülkemize döviz kazandırmak ve dövizin bir sorun olmasını engellemektir. Ticaretin yeni otobanı olan dijital pazarlarda Türk firmalarının ve ürünlerinin daha çok pay almasını sağlamaktır." Bakan Bolat, konuşmasının ardından etkinliğin sponsor firmalarının temsilcilerine plaket takdim etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.