SON DAKİKA
Hava Durumu

#Döviz Kuru

Ekometre - Döviz Kuru haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Döviz Kuru haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Borsa İstanbul güne sınırlı düşüşle başladı Haber

Borsa İstanbul güne sınırlı düşüşle başladı

Küresel piyasalarda artan risk iştahı izlenirken, Borsa İstanbul’da 12.300 ve 12.200 puan seviyeleri destek, 12.600 ve 12.700 puan seviyeleri ise direnç olarak takip ediliyor. Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, önceki gün alış ağırlıklı seyrin etkisiyle yüzde 1,42 değer kazanarak 12.443,92 puandan günü tamamladı. Endeks yeni işlem gününe ise sınırlı düşüşle başladı. BIST 100, önceki kapanışa göre 6,32 puan ve yüzde 0,05 gerileyerek 12.437,59 puana indi. Bankacılık ve holding geriledi Açılışta bankacılık endeksi yüzde 0,10, holding endeksi ise yüzde 0,73 değer kaybetti. Sektör endeksleri arasında günün ilk bölümünde en fazla yükseliş yüzde 0,44 ile turizm sektöründe gerçekleşti. En fazla gerileyen sektör endeksi ise yüzde 6,54 düşüşle finansal kiralama, faktoring oldu. Küresel piyasalarda risk iştahı Küresel piyasalarda ise ABD tahvil faizlerindeki yükselişe rağmen yapay zeka yatırımlarına yönelik iyimserlik ve güçlü bilanço beklentileri risk iştahını destekliyor. Piyasalarda yatırımcıların şirket bilançoları ve küresel ekonomik verilerin yanı sıra ABD faiz politikasına ilişkin beklentileri de yakından takip ettiği belirtiliyor. Ekonomik veriler izlenecek Analistler, bugün yurt içinde reel efektif döviz kuru ile aylık fiyat gelişmeleri raporunun takip edileceğini belirtti. Yurt dışında ise Avro Bölgesi'ndeki perakende satış verileri ile ABD'nin dış ticaret dengesinin yatırımcıların odağında olacağı ifade edildi. BIST 100’de kritik seviyeler Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 12.300 ve 12.200 puan seviyeleri destek olarak öne çıkıyor. Yukarı yönlü hareketlerde ise 12.600 ve 12.700 puan seviyeleri direnç konumunda bulunuyor. Endeksin bu seviyelere yönelik hareketi, gün içindeki yön açısından yakından izlenecek.

Çin’in yeni ticaret rotası Türkiye için ne anlama geliyor? Haber

Çin’in yeni ticaret rotası Türkiye için ne anlama geliyor?

DEİK Başkanı Nail Olpak, ABD pazarındaki kaybını alternatif pazarlara yönelerek telafi etmeye çalışan Çin’in küresel rekabet haritasını değiştirdiğini belirterek, Türkiye açısından hem yeni rekabet alanlarının hem de fırsatların ortaya çıktığını söyledi. Çin ihracatını farklı pazarlara yönlendirdi Olpak, ABD’nin 2025 yılında uygulamaya koyduğu ek gümrük tarifeleri sonrasında Çin’in ABD pazarındaki konumunun gerilediğini, bunun üzerine ülkenin ihracat pazarlarını çeşitlendirme stratejisini hızlandırdığını ifade etti. Çin’in ABD’ye yaptığı ihracatın toplam dış satımı içindeki payı 2024’te yüzde 14,68 iken 2025’te yüzde 11,14’e geriledi. Olpak, ABD pazarındaki gerilemenin Çin’i Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN), Afrika, Orta Doğu ve Avrupa gibi farklı coğrafyalarda yeni ticaret kanalları oluşturmaya yönelttiğini belirterek, yaşanan dönüşümün yalnızca ABD ile Çin arasındaki tarife anlaşmazlığından ibaret olmadığını, küresel ticaret rotalarının yeniden şekillendiğini söyledi. Çin’in yöneldiği pazarlar Türkiye için de kritik Çin’in alternatif pazarlardaki ağırlığının arttığına dikkat çeken Olpak, 2024-2025 döneminde Çin’in ihracatının Afrika’ya yüzde 25,9, Orta Doğu’ya yüzde 9,7 ve Avrupa Birliği’ne yüzde 8,63 yükseldiğini belirtti. Afrika’da Nijerya, Orta Doğu’da Birleşik Arap Emirlikleri ve Avrupa Birliği’nde Almanya’nın Çin açısından öne çıkan pazarlar olduğunu ifade eden Olpak, bu coğrafyaların aynı zamanda Türk iş dünyasının güçlü olduğu veya büyümeyi hedeflediği bölgeler olduğuna dikkat çekti. Olpak, “Önümüzdeki dönemi yalnızca bir rekabet riski olarak değil, değişen küresel ticaret dengeleri içerisinde Türkiye için yeni fırsatların ortaya çıktığı bir dönem olarak da okumalıyız” dedi. Yeni dönemde rekabetin yalnızca fiyat ve teknoloji üzerinden şekillenmeyeceğini vurgulayan Olpak, güvenilir tedarikçi, öngörülebilir iş ortağı ve sürdürülebilir ilişki kurabilme kapasitesinin giderek daha önemli hale geldiğini belirterek bu süreci küresel ticarette yükselen bir “güven rekabeti” olarak nitelendirdi. Afrika ve Orta Doğu yakından izlenmeli Olpak, Çin’in Almanya pazarındaki yükselişinin Türkiye açısından henüz doğrudan ve belirgin bir tehdit oluşturmadığını, buna karşılık Afrika ve Orta Doğu’nun daha yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi. 2025 yılında Çin’in Mısır’a ihracatının 19,97 milyar dolara ulaştığını, Türkiye’nin ihracatının ise 4,07 milyar dolar seviyesinde kaldığını belirten Olpak, aradaki farkın Çin lehine açıldığına işaret etti. Türkiye’nin Afrika’daki konumunun yalnızca fiyat rekabeti üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Olpak, Türkiye’nin ticaretin yanı sıra müteahhitlik, yatırım, lojistik ve sanayi iş birliklerinde önemli bir birikime sahip olduğunu söyledi. Olpak, Türkiye’nin rekabet modelinin kalite, güven, sürdürülebilir ortaklık, yerel iş birlikleri ve karşılıklı kazanım üzerine kurulması gerektiğini belirterek, özellikle Afrika ve Orta Doğu’da uzun vadeli ilişki kurma kapasitesinin önemli bir avantaj sağlayabileceğini kaydetti. Türkiye üretim ve yatırım merkezi olabilir Çin’in BAE’ye ihracatının 72,9 milyar dolara yükseldiğini, Türkiye’nin bu ülkeye ihracatının ise 9,28 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu belirten Olpak, Türk şirketlerinin katma değerli üretime daha fazla odaklanması gerektiğini vurguladı. Yeni dönemde yalnızca hangi ülkeye ne kadar ihracat yapıldığının değil, hangi ürünün hangi teknoloji seviyesi ve katma değerle ihraç edildiğinin de önem kazandığını belirten Olpak, Türkiye’nin rekabet gücünü artırmak için daha fazla katma değer, güçlü markalar, teknoloji, inovasyon ve kalıcı iş ortaklıklarına odaklanması gerektiğini söyledi. ABD ile Çin arasındaki ticaret geriliminin küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Olpak, Türkiye’nin bu süreçte üretim ve yatırım merkezi olarak konumunu güçlendirebileceğini ifade etti. Tedarik zincirlerinde yeni fırsatlar Olpak, küresel ticarette artık yalnızca düşük maliyetli üretimin değil, güvenli üretim, hızlı erişim, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve uzun vadeli iş ortaklıklarının da önem kazandığını belirtti. Avrupa’ya yakınlık, güçlü sanayi altyapısı, yetişmiş insan kaynağı, lojistik kabiliyetleri ve farklı coğrafyalarla kurulan ekonomik ilişkilerin Türkiye’yi değişen küresel tedarik zincirlerinde önemli bir alternatif haline getirdiğini söyledi. Olpak, ABD-Çin ticaretindeki dönüşümün yalnızca ihracat pazarlarında oluşabilecek rekabet açısından değil, Türkiye’ye gelebilecek yeni yatırımlar ve üretim fırsatları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. DEİK yeni ticaret alanlarını takip ediyor Küresel ticarette korumacılığın, bölgeselleşmenin ve tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesinin önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacağını belirten Olpak, DEİK’in 153 iş konseyiyle Türk özel sektörünün yeni pazar ve iş birliklerine ulaşması için çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Olpak, Çin’in değişen ihracat stratejisinin de bu çerçevede takip edildiğini belirterek, hangi pazarlarda rekabetin arttığının ve hangi alanlarda yeni fırsatlar oluştuğunun veriye dayalı olarak analiz edilmesi gerektiğini ifade etti. Olpak’tan kur artışı uyarısı Olpak, ihracatçıların enflasyon ile döviz kuru arasındaki makasın azaltılması, döviz kurlarının bir miktar yükselmesi ve döviz bozdurma konusundaki bazı desteklerin artırılması yönünde talepleri bulunduğunu söyledi. Kur artışının kısa vadede ihracat açısından çözüm gibi görülebileceğini ancak ithalatın ihracattan yüksek olduğu bir ekonomide maliyetlerin de buna bağlı olarak artabileceğini belirten Olpak, bu nedenle kur artışının orta vadeli bir çözüm olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Fon soruşturmalarına ilişkin açıklama Fon soruşturmalarıyla ilgili bir soru üzerine Olpak, hukuki sürecin devam ettiğini belirterek, “Yanlış yapan kim varsa üzerine gidilmeli, o yanlışların hesabı sorulmalı” dedi.

Akaryakıtta Eşel Mobil dönemi bitiyor zamlar geliyor Haber

Akaryakıtta Eşel Mobil dönemi bitiyor zamlar geliyor

Motorin daha önce sistemden çıkarılırken, benzin ve LPG'de kalan uygulamanın da kaldırılmasıyla akaryakıtta serbest piyasa fiyatlamasına geçilecek. Eşel mobil kademeli olarak kaldırıldı Akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin tüketiciye yansımasını sınırlamak amacıyla 5 Mart 2026'da devreye alınan eşel mobil sistemi, yaklaşık yedi ayın ardından tamamen sona eriyor. Sistem kapsamında petrol fiyatlarındaki artışın belirli bir bölümü ÖTV'den karşılanarak pompa fiyatındaki yükseliş sınırlandırılıyordu. Temmuz ayında yapılan düzenlemeyle sistemin üç ay içinde kademeli olarak sonlandırılması kararlaştırılmıştı. Buna göre rafineri fiyatlarındaki artışların ÖTV üzerinden karşılanma oranı önce yüzde 50'ye, ardından 1 Ağustos-30 Eylül döneminde yüzde 25'e düşürüldü. Sistem için belirlenen son tarih ise 1 Ekim oldu. Motorin sistemden çıkarılmıştı Eşel mobilde ilk önemli değişiklik ağustos ayında motorin için yapıldı. Motorin eşel mobil kapsamından çıkarılırken, ÖTV tutarı ağustos ayının kalan bölümünde sıfırlandı ve yıl sonuna kadar her ay 3 lira artırılacak şekilde kademeli bir uygulamaya geçildi. Buna göre motorindeki ÖTV eylülde 3 lira, ekimde 6 lira, kasımda 9 lira ve aralıkta 12 lira olarak uygulanacak. 1 Ocak 2027'den itibaren ise ÖTV'nin litre başına 13,9006 liraya çıkarılması öngörülüyor. Benzin ve LPG'de de son gün Motorinin ardından benzin ve LPG'de uygulanan eşel mobil mekanizması da 30 Eylül itibarıyla sona eriyor. Böylece 1 Ekim'den itibaren rafineri fiyatlarındaki değişimlerin ÖTV üzerinden otomatik olarak dengelenmesini sağlayan mekanizma bulunmayacak. Yeni dönemde akaryakıt fiyatlarının petrol fiyatları, döviz kuru ve piyasa koşullarındaki değişimlere daha doğrudan tepki vermesi bekleniyor. Eşel mobil sisteminin sonlandırılmasıyla birlikte ÖTV'nin fiyat hareketlerine bağlı otomatik ayarlanması da sona erecek. Sistemin amacı neydi? Mart ayında uygulamaya alınan sistemde, petrol ürünlerinin fiyatındaki artışın yüzde 75'ine kadar olan bölümünün ÖTV'den karşılanmasına imkan sağlanmıştı. Örneğin vergisiz akaryakıt fiyatındaki 10 liralık artışın 7,5 liralık bölümü vergiden karşılanırken, 2,5 liralık bölümünün pompa fiyatına yansıması öngörülüyordu. Hazine ve Maliye Bakanlığı, sistemin devreye alınmasında temel amacın jeopolitik gelişmeler kaynaklı petrol fiyat artışlarının enflasyon ve vatandaş bütçesi üzerindeki etkisini sınırlamak olduğunu açıklamıştı. Sistemin sonlandırılmasına ilişkin temmuz düzenlemesinde ise petrol fiyatlarındaki düşüş eğilimi ve bütçe üzerindeki etkinin sona erdirilmesi gerekçeleri yer aldı. Akaryakıtta yeni dönem başlıyor 1 Ekim itibarıyla eşel mobil mekanizmasının tamamen kaldırılmasıyla birlikte akaryakıt fiyatlarında vergisel tampon mekanizması sona ermiş olacak. Bundan sonraki süreçte benzin ve LPG fiyatlarındaki değişimlerin petrol piyasalarındaki gelişmeler ve döviz hareketleriyle birlikte izlenmesi gerekecek.

Motorine dev zam geldi Haber

Motorine dev zam geldi

Brent petrol ve döviz kurundaki hareketlilik akaryakıt fiyatlarını yukarı çekmeye devam ediyor. Benzinin ardından motorinin litre fiyatında da yüksek oranlı zam pompa fiyatlarına yansıdı. Motorinin litre fiyatına 6,62 TL zam yapıldı. Gece yarısından itibaren geçerli olan artışla birlikte motorin fiyatları birçok kentte 100 TL sınırına yaklaşırken, akaryakıt tabelaları yeniden değişti. Motorine 6,62 tl zam Akaryakıt fiyatlarında son dönemde yaşanan yükselişin ardından motorin cephesinde de beklenen zam gerçekleşti. Benzinin litre fiyatına 12 Eylül'de yaklaşık 3,20 TL zam gelmesinin ardından bu kez motorin fiyatlarında önemli bir artış yaşandı. Zam sonrasında motorinin litre fiyatı İstanbul'da 95 TL'nin üzerine çıkarken, bazı doğu illerinde 100 TL seviyesine yaklaştı. Brent petrol 107 doları aştı Akaryakıt fiyatlarındaki yükselişte küresel petrol piyasalarındaki hareketlilik de etkili oluyor. Brent petrol vadeli işlemleri yüzde 1,6 yükselişle 107,39 dolar seviyesine çıkarken, Batı Teksas türü (WTI) ham petrol vadeli işlemleri yüzde 1,7 artarak 103,09 dolara yükseldi. Petrol fiyatlarındaki yükselişte arz belirsizlikleri etkili olurken, küresel piyasalardaki gelişmeler Türkiye'deki akaryakıt fiyatlarına da yansıyor. İstanbul'da motorin 95,60 tl 15 Eylül 2026 itibarıyla verilen Petrol Ofisi fiyatlarına göre İstanbul'da akaryakıt fiyatları şöyle: İstanbul Avrupa Yakası Benzin: 80,26 TLMotorin: 95,60 TLLPG: 34,99 TL İstanbul Anadolu Yakası Benzin: 80,12 TLMotorin: 95,46 TLLPG: 34,39 TLİZMİR'DE MOTORİN 97,02 TL İzmir'de güncel akaryakıt fiyatları: Benzin: 81,52 TLMotorin: 97,02 TLLPG: 34,99 TLANKARA'DA MOTORİN 96,75 TL Başkentte güncel fiyatlar ise şöyle: Benzin: 81,25 TLMotorin: 96,75 TLLPG: 35,09 TLAKARYAKIT FİYATLARI PETROL VE DÖVİZE GÖRE DEĞİŞİYOR Türkiye'de akaryakıt fiyatları başta Brent petrol fiyatları ve döviz kuru olmak üzere küresel piyasalardaki gelişmelerden etkileniyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişin yanı sıra kur hareketleri de pompa fiyatları üzerinde belirleyici oluyor. Motorine gelen son zamla birlikte özellikle uzun yol yapan sürücülerin ve ticari araç kullanıcılarının akaryakıt maliyetlerindeki artışın daha da belirginleşmesi bekleniyor.

Şimşek’ten ekonomi mesajları Haber

Şimşek’ten ekonomi mesajları

Toplantıda emeklilerin gelirlerini artırabilecek modeller ile 60 yaş üzerindeki ihtiyaç sahiplerine yönelik konut ve gıda desteği önerisi de gündeme geldi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, MKYK toplantısında ekonominin mevcut görünümü ve önümüzdeki döneme ilişkin hedefler hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Yaklaşık iki saat süren toplantıda ekonomi programının uygulanması sırasında karşılaşılan sorunlar, enflasyonla mücadelede fiyatlama davranışlarının etkisi ve faiz politikasının geleceği ele alındı. Emeklilere yönelik olası destek modelleri de toplantının dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. Enflasyonla mücadelede geçmiş dönem etkisi Şimşek’in sunumunda enflasyonla mücadeleyi zorlaştıran unsurlardan biri olarak geçmiş enflasyona dayalı fiyatlama davranışlarına dikkat çekildi. Toplantıda özellikle kira ve diğer mal ve hizmet fiyatlarının belirlenmesinde geçmiş enflasyonun referans alınmasının, enflasyon gerilese bile fiyat artışlarının yüksek seyretmesine yol açabildiği değerlendirmesi yapıldı. Bu durumun dezenflasyon sürecini zorlaştıran ve fiyatlama davranışlarını yeniden besleyen bir döngü oluşturduğu görüşü dile getirildi. Faiz politikasında jeopolitik riskler izleniyor Ekonomi sunumunda faiz politikasının önündeki riskler de değerlendirildi. Devam eden savaşlar ve diğer jeopolitik gelişmelerin döviz kuru üzerinde yeni baskılar oluşturabileceğine dikkat çekildi. Kurda yaşanabilecek hareketliliğin ise enflasyon görünümünü olumsuz etkileyebileceği belirtildi. Bu nedenle jeopolitik risklerin, faiz politikasında hızlı adımlar atılmasının önündeki önemli unsurlardan biri olduğu ifade edildi. Kur hareketleri ekonomi yönetiminin takibinde Toplantıda jeopolitik gelişmelerin yalnızca döviz kuru üzerindeki etkileri değil, kur üzerinden fiyatlara yansıyabilecek olası sonuçları da ele alındı. Döviz kurunda yaşanabilecek yeni bir hareketliliğin enflasyonist baskıyı artırabileceği ve para politikasının hareket alanını daraltabileceği değerlendirildi. Emekliler için yeni modeller gündemde MKYK toplantısında emeklilerin gelirlerini artırmaya yönelik olası düzenlemeler de gündeme geldi. Emeklilerin ekonomik koşullarını desteklemek amacıyla farklı gelir artırıcı ve sosyal destek modelleri üzerinde çalışma yapılabileceği belirtildi. Ancak toplantıda gündeme gelen seçeneklerin henüz kesinleşmiş bir düzenleme niteliği taşımadığı ve uygulanacak modelin netleşmediği ifade edildi. 60 yaş üzerindeki ihtiyaç sahipleri için destek önerisi Toplantıda dikkat çeken önerilerden biri de 60 yaş üzerindeki ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik konut ve gıda desteği oldu. Önerinin, özellikle düşük gelirli ve ihtiyaç sahibi kesimlerin yaşam maliyetlerini azaltmaya yönelik bir sosyal destek modeli olarak değerlendirildiği öğrenildi. 2027 ve 2028 için yeni düzenleme sinyali Şimşek’in emeklilere ilişkin değerlendirmelerinde 2027 ve 2028 yılları da gündeme geldi. Bu dönemde emeklilerin gelirlerini artırmaya yönelik bazı düzenlemelerin ele alınabileceği mesajının verildiği öğrenildi. Bununla birlikte söz konusu düzenlemelerin kapsamı, içeriği ve ne şekilde uygulanacağı konusunda şu aşamada kesinleşmiş bir karar bulunmuyor. MKYK toplantısındaki değerlendirmeler, ekonomi programının enflasyonla mücadele ve fiyat istikrarı hedefleri yanında, önümüzdeki yıllarda sosyal destek ve emeklilerin gelir durumuna ilişkin başlıkların da gündemde tutulacağını gösterdi.

EİB'den Ağustos ayında 1 milyar 605 milyon dolarlık ihracat Haber

EİB'den Ağustos ayında 1 milyar 605 milyon dolarlık ihracat

Türkiye’nin ihracatı ise Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 8 artışla 23 milyar 466 milyon dolar oldu. EİB’nin 2026 yılının Ocak-Ağustos döneminde ihracatı yüzde 5 artışla 12 milyar 784 milyon dolar olurken son bir yıllık dönemde ihracatı ise yüzde 4 artışla 19 milyar 129 milyon dolar olarak gerçekleşti. Sanayi ihracatı Ağustos ayında yüzde 1 artışla 824 milyon dolar, tarım ihracatı yüzde 6 artışla 632 milyon dolar, madencilik ihracatı ise yüzde 38 artışla 148 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği 206 milyon dolarlık ihracatla zirvedeki yerini korudu. Ege Maden İhracatçıları Birliği yüzde 38 artışla 148 milyon dolarlık ve Ege Tütün İhracatçıları Birliği yüzde 38 artışla 121 milyon dolarlık döviz getirerek Ağustos ayında ihracatını en fazla artıran Birlikler oldu. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği yüzde 11 artışla 175 milyon dolarlık ihracatla Ağustos ayını geride bıraktı. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği yüzde 13 artışla 112 milyon dolarlık, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Ağustos ayında yüzde 3 artışla 104 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği yüzde 3 artışla 97 milyon dolar, Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 60 milyon dolar ihracatı kayda aldı. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 57 milyon dolar, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği yüzde 7 artışla 35 milyon dolar ihracat yaptı. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği 16 milyon dolar, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği 14 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdı. 185 ülke ve gümrüklü bölgeye ihracat yaptık Ağustos ayında 185 ülke ve gümrüklü bölgeye ihracat yapıldığını, 87 ülkeye ihracatın artırıldığını aktaran Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, “Almanya, ABD ve İspanya en büyük ihraç pazarlarımız olmayı sürdürdü. Avrupa Birliği'ne ihracatımız yüzde 6 artışla 764 milyon dolara yükselirken, toplam ihracatta AB’nin payı yüzde 53’e ulaştı. Son bir yıllık ihracatımızda ilk kez 19 milyar dolar barajını aşarak 19 milyar 129 milyon dolara ulaştık. Ağustos ayındaki yüzde 4’lük ihracat artışı potansiyelimizi yansıtmıyor. İhracatımızın ekonomik büyümeye güçlü katkı verebilmesi için çift haneli büyüme rakamlarına ulaşmamız gerekiyor.” dedi. İhracatçıların yüksek faiz, enflasyon ve döviz kuru üçgeninde rekabetçiliklerini korumakta zorlandıklarını vurgulayan Öztürk, “Enflasyon yüzde 30’un üzerinde direncini korurken yüksek faizler yatırımcının hareket alanını daraltıyor, döviz kurlarındaki artış ise enflasyonun gerisinde kalıyor. Sağlıklı ve sürdürülebilir bir ekonomi için büyümenin sanayi ve ihracat destekli olması gerekiyor.” diye konuştu. “İhracatçının finansmana erişimi güçlendirilmeli” İhracatçının uygun maliyetli finansmana erişiminin kritik hale geldiğine dikkati çeken Öztürk sözlerini şöyle tamamladı: “Yüksek faiz-düşük kur sarmalından çıkmamız gerekiyor. Üretimin katma değere ve ihracat gelirine dönüşmesi için ihracatçılarımız uygun finansman modelleriyle desteklenmeli. Üreticimizin emeğinin karşılığını alması, sanayimizin çarklarının dönmesi, istihdamın korunması ve toplumun refahının artması için ihracatımızın yolculuğundaki taşları hep birlikte temizlemeliyiz.”

KTO Meclisinde iş dünyasının OVP beklentileri değerlendirildi Haber

KTO Meclisinde iş dünyasının OVP beklentileri değerlendirildi

Toplantıda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Konya Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırılarının kabul edilemez olduğunu belirterek, “Suriye’de barışın, istikrarın ve devlet düzeninin yeniden tesis edilmesini son derece önemsiyoruz. Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması vazgeçilmezdir. Hükümetimizin bu doğrultuda izleyeceği politikayı ve atacağı adımları destekliyoruz” dedi. Yeni OVP Reel sektörün temel beklentilerine cevap vermeli Türkiye ekonomisinin gelecek üç yıllık yol haritasını ortaya koyacak 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Programı’nın eylül ayının ilk haftasında açıklanmasının beklendiğini belirten Öztürk, programın temel makroekonomik hedeflerin yanı sıra iş ve yatırım ortamını doğrudan etkileyen politika ve tedbirleri de kapsayacağını ifade etti. Öztürk, bu süreçte iş dünyasının beklenti ve taleplerini ekonomi yönetimine ve TOBB’a ilettiklerini de kaydetti. Mevcut Orta Vadeli Program hedeflerinin gerçekleşme düzeyini değerlendiren Öztürk, istihdam, ihracat ve kişi başına gelir hedeflerinde olumlu bir görünüm oluştuğunu, büyüme ve cari dengede kısmi ilerleme sağlandığını, enflasyon ve dış ticaret dengesinde ise belirgin sapmalar yaşandığını söyledi. Yeni programdan reel sektörün temel beklentilerini paylaşan Öztürk, şunları kaydetti: “Reel sektörün temel beklentisinin fiyat istikrarının sağlanması, enflasyonun hedeflenen rakamlara ve nihayetinde tek haneye düşürülmesi, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir büyüme ortamının oluşturulması, istihdamın artırılması, iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi ve yapısal reformlara öncelik verilmesi olduğunu bir kez daha vurgulamak isteriz. KOBİ’ler öncelikli olmak üzere reel sektörün finansmana erişiminin kolaylaştırılması, emek yoğun sektörlere ek destekler verilmesi, ülkemizin üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesinin korunması, işgücü piyasasında ve mesleki eğitimde reform yapılması, artan korumacılık ve küresel ticaret savaşları döneminde yerli sanayimizin korunması ve rekabet gücünün artırılması bizim açımızdan öncelikli konulardır.” Enflasyonla mücadele sürdürülürken reel sektörün ve üretim gücünün korunmasını sağlayacak dengeli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Öztürk, yatırım ve ihracatı destekleyen finansman modellerinin devreye alınmasının, döviz kuru ile enflasyon arasındaki dengesizliğin giderilmesinin ve kamu ile özel sektör arasında güçlü bir iş birliği kurulmasının programın başarısını artıracağını söyledi. Normalleşme adımı ticari kredi ve finansman maliyetlerine yansıtılmalı OVP kapsamında reel sektörün finansman ihtiyacının ayrı bir öncelikle ele alınması gerektiğini belirten Öztürk, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının son kararına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlama kararını, piyasa fonlama maliyetini 3 puan aşağı çekmesi ve finansal piyasalardaki normalleşme sürecini desteklemesi bakımından olumlu değerlendiriyoruz. Bankalar ve katılım bankaları, bu normalleşme adımını vakit kaybetmeden ticari kredi ve finansman maliyetlerine yansıtmalıdır. Politika faizi ile kredi faizleri arasındaki yüksek fark, reel sektörümüzün taşıma sınırlarını zorlamaktadır. Yüksek kredi maliyetleri, daralan limitler ve ağır teminat şartları üretimi, yatırımı ve ticareti ciddi biçimde baskılamaktadır. Merkez Bankamızdan özellikle KOBİ kredilerinin büyüme sınırlamalarının dışında tutulmasını, ihracatçılarımıza sağlanan reeskont kredilerindeki döviz dönüşüm desteğinin artırılmasını ve reel sektörü destekleyecek finansman imkânlarının genişletilmesini bekliyoruz.” Öztürk, toplantıya katkı sağlayan Meclis Üyelerine teşekkür ederek alınan kararların Konya’ya, Oda üyelerine ve iş dünyasına hayırlı olmasını diledi.

Akaryakıta çifte zam Haber

Akaryakıta çifte zam

Akaryakıt fiyatlarında hareketlilik sürüyor. Brent petrol fiyatlarındaki yükseliş, döviz kurundaki değişimler ve vergi düzenlemeleri akaryakıt fiyatlarını doğrudan etkilerken, son zamlarla birlikte benzin ve motorin fiyatları yeniden yükseldi. Benzin ve motorine ne kadar zam geldi? 14 Ağustos 2026 itibarıyla pompaya yansıyan son zamla birlikte benzinin litre fiyatı ortalama 1,05 TL, motorinin litre fiyatı ise 8,89 TL arttı. Motorinde gerçekleşen yüksek artış, akaryakıt fiyatlarında dikkat çekici bir yükselişe neden oldu. Artışın ardından bazı kentlerde benzinin litre fiyatı 74 TL'nin, motorinin litre fiyatı ise 82 TL'nin üzerine çıktı. İstanbul’da benzin ve motorin ne kadar? 17 Ağustos 2026 itibarıyla İstanbul’da akaryakıt fiyatları Avrupa ve Anadolu yakasında farklılık gösteriyor. Güncel fiyatlar şöyle: İstanbul Avrupa Yakası Benzin: 71,43 TL/litreMotorin: 79,68 TL/litreLPG: 33,79 TL/litre İstanbul Anadolu Yakası Benzin: 71,27 TL/litreMotorin: 79,53 TL/litreLPG: 33,19 TL/litreAnkara ve İzmir’de fiyatlar Ankara’da benzinin litre fiyatı 72,40 TL, motorin 80,80 TL, LPG ise 33,89 TL seviyesinde bulunuyor. İzmir’de ise benzin 72,69 TL, motorin 81,07 TL, LPG 33,79 TL seviyesinde. Petrol fiyatları akaryakıtı yukarı çekiyor Akaryakıt fiyatlarında yaşanan son yükselişte küresel petrol piyasalarındaki hareketlilik öne çıkıyor. ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını süresiz sürdürebileceğine ilişkin açıklamaların ardından petrol fiyatlarında yukarı yönlü hareket yaşanması, Türkiye'deki pompa fiyatlarına da yansıdı. Brent petrol fiyatları ve döviz kurundaki değişimlerin yanı sıra vergi düzenlemeleri de akaryakıt fiyatlarının seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor. Araç sahipleri güncel fiyatları takip ediyor Akaryakıtta peş peşe yaşanan fiyat değişimleri, özellikle motorin kullanan araç sahiplerinin yakıt maliyetlerini artırıyor. Fiyatların Brent petrol, döviz kuru ve vergi düzenlemelerindeki değişimlere bağlı olarak yeniden hareketlenebileceği belirtiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.