SON DAKİKA
Hava Durumu

#Döviz Kuru

Ekometre - Döviz Kuru haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Döviz Kuru haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Beyaz et sektörüne kayyım atandı Haber

Beyaz et sektörüne kayyım atandı

TÜİK istatistiklerine göre tavuk eti üretimi son dönemde yükseliş eğilimini korurken, kesilen tavuk sayısında da artış kaydedildi. Kırmızı ete kıyasla daha ulaşılabilir fiyatlı bir protein kaynağı olarak öne çıkan beyaz et, tüketicilerin tercihleri arasında önemli yer tutmayı sürdürdü. 13 şirkete denetim kayyımı, 32 yöneticiye gözaltı Öte yandan sabah saatlerinde Adalet Bakanı Akın Gürlek, beyaz et sektöründe serbest rekabet ortamını ihlal ederek fiyatları tüketici aleyhine yönlendirdiği değerlendirilen eylemlere yönelik olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 8 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirildiğini açıkladı. Operasyon kapsamında 32 şüpheli hakkında gözaltı, arama ve el koyma işlemleri uygulanırken, soruşturma kapsamındaki 13 şirkete denetim kayyımı atandı. Kayyım atanan şirketler arasında Banvit, Akpiliç, Bakpiliç, Aspiliç, Bupiliç, Erpiliç, Gedik Pazarlama, Hastavuk, Keskinoğlu, Şenpiliç, Orvital, Aypi ve Lezita yer aldı. Soruşturma kapsamında bazı üst düzey yöneticiler hakkında da gözaltı işlemi gerçekleştirildi. TÜİK verileri arz sorununa işaret etmiyor Sektör temsilcileri ve piyasa uzmanları, TÜİK tarafından açıklanan verilerin üretim tarafında arz sıkıntısı bulunmadığını gösterdiğini belirtiyor. Buna karşın yürütülen soruşturmanın, fiyat oluşum süreçleri üzerindeki etkilerinin önümüzdeki dönemde daha net ortaya çıkacağı değerlendiriliyor. Maliyet baskısı devam ediyor Beyaz et sektörü son yıllarda artan yem maliyetleri, enerji giderleri ve döviz kuru baskısıyla mücadele ediyor. Kamu otoriteleri ise özellikle temel gıda ürünlerinde fiyat oluşumlarını yakından takip ediyor. Aynı gün açıklanan üretim verileri ile gerçekleştirilen operasyon, beyaz et sektörünün hem ekonomik hem de hukuki açıdan yoğun bir denetim sürecinden geçtiğini gözler önüne serdi. Operasyonda gözaltına alınan isimler de şöyle: Tolga Gündüz (Banvit CEO), Emre Karabatak (Banvit Muhasebe Müdürü), Levent Aytimur (Banvit Finans Yöneticisi), Mustafa Fahrettin Aksoy (Akpiliç Yönetim Kurulu Başkanı), Bahattin Bak (Bakpiliç Şirket Ortağı), Seyfi Sedat Demirci (Bakpiliç Muhasebe Müdürü), Galip Yeşilbaş (Aspiliç Yönetim Kurulu Başkanı), Arif Yakup Kaplan (Aspiliç Genel Müdür Yardımcısı), Onur Özkul (Bupiliç Yönetim Kurulu Üyesi), Mustafa Baramuk (Bupiliç Finansman Yöneticisi), Hüseyin Durmaz (Bupiliç Muhasebe Müdürü), Mehmet Aydın (Erpiliç Müdür Yardımcısı), Musa Erkal (Erpiliç Muhasebe Müdürü), Mustafa Ericek (Erpiliç Yönetim Kurulu Başkan Vekili), Nihat Özbey (Gedik Pazarlama Müdürü), Hüsnüye Kara (Gedik Finansman Yöneticisi), Özer Usta (Hastavuk Genel Müdürü), Özgür Yılmaz (Hastavuk Yönetim Kurulu Başkan Vekili), Özer Matlı (Keskinoğlu Yönetim Kurulu Üyesi), Pınar Kap (Keskinoğlu Muhasebe Müdürü), Başak Kılıç (Şenpiliç Muhasebe Müdürü), Zeynep Çiçek (Şenpiliç Finansman Yöneticisi), Batuhan Tiryakioğlu (Orvital Yönetim Kurulu Başkanı), Özkan Gültekin (Orvital Yönetici), İsmail Hakkı Aydın (Aypi Yönetim Kurulu Üyesi), Ergun Abalıoğlu (Lezita Yönetim Kurulu Üyesi), Muammer Harmancı (Lezita Genel Müdür Yardımcısı) ve Musa Örsan Dursun (Lezita Finansman Yöneticisi)

Piyasalardan faiz kararına ilk tepki Haber

Piyasalardan faiz kararına ilk tepki

Kararın ardından ekonomistler, TCMB'nin piyasa beklentilerini karşıladığını ve finansal piyasalarda sürpriz yaratmadığını ifade etti. Uzmanlar, karar sonrası döviz kuru, tahvil piyasası ve Borsa İstanbul'daki dengeli görünümün para politikasına duyulan güvenin göstergesi olduğunu belirtti. "Piyasalar şaşırtılmadı" Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yüksel Okşak, Merkez Bankası'nın mevcut jeopolitik riskleri ve enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkilerini dikkate alarak hareket ettiğini söyledi. Okşak, iç talepte yavaşlama sinyallerinin sürdüğüne dikkat çekerek, TCMB'nin enflasyondaki riskleri büyük ölçüde maliyet kaynaklı değerlendirdiğini ve gerektiğinde ilave adımlar atabileceği mesajını verdiğini ifade etti. "Karar güven unsurunu güçlendirdi" Stratejist Cüneyt Paksoy ise Merkez Bankası'nın mevcut koşullarda finansal istikrarı önceliklendirdiğini belirterek, kararın ardından piyasalarda oluşan sakin fiyatlamaların dikkat çekici olduğunu söyledi. Paksoy, gösterge tahvil faizlerinde sınırlı gerileme ve kur tarafındaki dengeli görünümün, yatırımcıların TCMB'nin politikalarına duyduğu güveni yansıttığını ifade etti. "Türkiye ilk pozitif ayrışan ülkelerden biri olabilir" Jeopolitik risklerin azalması ve enerji fiyatlarının normalleşmesi halinde Türkiye'nin olumlu ayrışabilecek ekonomiler arasında yer aldığını vurgulayan Paksoy, özellikle petrol fiyatlarının yeniden 75-85 dolar bandına gerilemesinin piyasalar açısından önemli bir destek oluşturacağını belirtti. Paksoy'a göre mevcut süreçte enflasyonun seyri ve küresel gelişmeler faiz indirimlerinin zamanlamasında belirleyici olmaya devam edecek. Yapısal adımlar vurgusu Ekonomistler, para politikasının yanı sıra yatırım ortamını güçlendirecek yapısal reformların da önem taşıdığına dikkat çekiyor. Uzmanlara göre Merkez Bankası mevcut dönemde "bekle-gör" yaklaşımını korurken, finansal istikrarı destekleyen adımların sürdürülmesi piyasalar açısından olumlu bir görünüm oluşturuyor.

2026 Türkiye Ekonomisi paneli Haber

2026 Türkiye Ekonomisi paneli

Prof. Dr. M. Ege Yazgan, Prof. Dr. Asaf Savaş Akat ve Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu’nun katıldığı panelde artan gıda enflasyonu, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gelişmelerin ekonomiye yansımaları değerlendirildi. İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi ile Finansal Uygulama ve Araştırma Merkezi (BİLGİ CEFIS) Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmelerin ve 2026 yılına ilişkin görünümün ele alındığı bir panel düzenledi. Panelde 2025 yılında uygulanan dezenflasyon ve dengelenme politikalarının sonuçları değerlendirilirken, 2026 yılına girerken artan gıda enflasyonu, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkileri çok boyutlu olarak ele alındı. Kur dinamikleri, cari denge ve para politikasının karşı karşıya olduğu yeni kısıtlar panelin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serda Selin Öztürk moderatörlüğünde düzenlenen panelde, İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. M. Ege Yazgan, Prof. Dr. Asaf Savaş Akat ve Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Serda Selin Öztürk, açılış konuşmasında 2025 yılının dezenflasyon süreci ile 2026 yılında öne çıkan yeni risklerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Panelde İran-İsrail gerilimiyle petrol fiyatlarında oluşan yukarı yönlü baskının enflasyon, üretim maliyetleri, kârlılıklar, cari açık ve döviz talebi üzerindeki etkileri ele alındı. Ayrıca gıda fiyatları ve arz yönlü gelişmelerin enflasyon üzerindeki etkisi ile enerji fiyatlarındaki artışın Türkiye ekonomisine yansımaları değerlendirildi. ‘Enflasyon iyileşirken başka dengesizlikler birikiyor’ 2025 yılı Türkiye ekonomisini değerlendiren Prof. Dr. Asaf Savaş Akat, enflasyonda yaşanan kısmi iyileşmeye rağmen ekonomide farklı alanlarda dengesizliklerin biriktiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Akat, “2025 yılında yüzde 3.6 büyümeye rağmen istihdamda bir artış yaşanmadığını görüyoruz. Yumuşak bir dezenflasyon olsa da verimlilik, rekabet gücü, talebin yapısı ve yatırımlar açısından ciddi sorunlarımız var ve bu sorunlar birikiyor. Bu tabloda enflasyon yükselmiyor, ancak düşmüyor da. Bu durum enflasyonun giderek yapışkan hale geldiğini gösteriyor. Böylesine tekrar eden, kronik bir hastalığa dönüşmüş enflasyon klasik mücadele yöntemleriyle çözülemez, daha köklü müdahaleler gerektiren bir operasyon işidir” dedi. ‘Fiyatlama davranışında belirgin bir kırılma yaşıyoruz’ Enflasyonla mücadelede politika alanının sınırlı olduğunu ve çözümün fiyatlama davranışının düzelmesi ile güvenin yeniden inşa edilmesine bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. M. Ege Yazgan, “2022’den itibaren Türkiye’de hizmetler sektöründe fiyatlama davranışında çok belirgin bir kırılma yaşıyoruz. Fiyatların değişme sıklığı artarken bu güncellemeler çok daha yüksek oranlarda yapılıyor. Hizmetler sektörü döviz kuru şoklarına cevabını fiyat hareketlerini yukarıya doğru çekerek veriyor. Bu ortamda yeni bir döviz kuru hareketi de benzer şekilde etki edecektir. Krediyi artırırsanız bu sadece fiyatlara yansır. Bu nedenle mevcut koşullarda politika alanı oldukça sınırlı” diye konuştu. Mevcut ekonomik durumu iyileştirmek için üretimin artırılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yazgan, “Üretimi artırıcı yatırımları, gerekirse teşviklerle desteklemek gerekiyor. Kısa sürede sonuç alınabilecek alanlardan biri ise tarım. Arz tarafının güçlendirilmesi kritik önem taşıyor” dedi. ‘Tarımsal arz ve verimlilikte gerileme yaşanıyor’ Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu ise artan gıda enflasyonunun arkasındaki yapısal sorunlara dikkat çekti. Türkiye’nin nüfus dinamikleri, göç ve turizm hareketliliği nedeniyle güçlü bir talep yapısına sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Aslanoğlu, buna karşın tarımsal arz ve verimlilikte gerileme yaşandığını ifade etti. Prof. Dr. Aslanoğlu, “Planlama eksikliği ve günlük politikaların etkisiyle tarımla uğraşanların sayısı azalırken üretim verimliliği düşüyor. Bu durum temel bir yapısal sorun yaratıyor. Türkiye’nin arz kapasitesini artırmadan ve uzun vadeli, kapsamlı bir planlama yapmadan gıda enflasyonunu kalıcı biçimde düşürmek mümkün değil” dedi. ‘Jeopolitik gelişmeler ekonomi politikalarının yönünü belirleyebilir’ Türkiye ekonomisinin mevcut koşullarını ve önümüzdeki döneme ilişkin temel riskleri değerlendiren Prof. Dr. Aslanoğlu, jeopolitik gelişmelerin belirleyici rolüne dikkat çekti: “Bugün en büyük belirsizlik, bölgedeki gerilimlerin ne kadar süreceğidir. Sürecin kısa sürmesi halinde tablo yönetilebilir; ancak uzaması durumunda ekonomi politikası hedeflerinin ve çerçevesinin yeniden değerlendirilmesi gerekebilir. Bu süreçte büyümeden sert şekilde vazgeçmek ya da kurda ani ve sert hareketlere izin vermek ekonomiye zarar verir. Önümüzdeki dönemde iç talebin desteklendiği bir yapı sürerken enflasyonun görece yüksek seyretmesi olasıdır. Uzun vadede ise temel ihtiyaç, doğru fiyatların oluştuğu, beklentilerin çıpalandığı ve dış talebe dayalı büyüme ile desteklenen güçlü bir ekonomik çerçevedir” dedi.

REK endeksi TÜFE bazında bir önceki aya göre 3,16 puan arttı Haber

REK endeksi TÜFE bazında bir önceki aya göre 3,16 puan arttı

TÜFE bazlı endeks 102,17'ye çıktıTürkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, Reel Efektif Döviz Kuru (REK) endeksi, TÜFE bazında ocakta bir önceki aya göre 3,16 puan artışla 102,17 seviyesine ulaştı ve Aralık 2025'teki 99,01 seviyesinin üzerine çıktı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) "Reel Efektif Döviz Kuru Gelişmeleri"ni yayımladı ve REK hesaplamasına ilişkin baz yılını güncelledi. Buna göre, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilen TÜFE hesaplamasında yapılan baz yılı değişikliği doğrultusunda, REK hesaplamasına ilişkin baz yılı 2025 olarak güncellendi. 2025=100 bazlı reel efektif döviz kuru endeksi, TÜFE bazında ocakta bir önceki aya kıyasla 3,16 puan artarak 102,17 oldu. Endeks, 2025 Aralık'ta 99,01 düzeyindeydi. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) bazında reel efektif döviz kuru endeksi ise bu dönemde 0,96 puan artarak 99,95'e çıktı. Böylece Türk lirasının değeri, geçen yılın aynı dönemine göre TÜFE bazında 2,57 puan, Yİ-ÜFE bazında 3,88 puan azaldı. TCMB'nin REK endeksi gelişmeleri değerlendirmesinde şu ifadeye yer verildi: "REK endeksindeki artış, temel olarak TÜFE'deki artışın nominal kurdaki artıştan daha fazla olmasından kaynaklanmıştır. TÜFE bazlı REK endeksine etki eden bileşenler incelendiğinde, Türk lirası karşısında, dolar ve euro bir önceki aya göre sırasıyla ortalama yüzde 1,24 ve yüzde 1,44 oranında değer kazanmıştır. TÜFE ise bir önceki aya göre yüzde 4,84 oranında artarken, Yİ-ÜFE yüzde 2,67 oranında artmıştır." Değerlendirmede, Türkiye TÜFE’si endeksin artışına katkıda bulunurken, Dünya TÜFE Sepeti ile Nominal Kur Sepetindeki değişimin endeksi azaltıcı yönde etkilediği ifade edildi.

Dolar 33 lirayı aştı Haber

Dolar 33 lirayı aştı

Önceki günü 32,86'lık gösterge kurla kapatan ve bugün güne 32,94 seviyesinden başlayan dolar/TL'de 33 sınırı aşıldı.  Dolar/TL yerel seçimlerden bu yana geçen üç aya yakın süre yatay seyir izledikten sonra 33 seviyesine doğru yükselişe geçti. TL, haziran ayı başından bugüne dolar karşısında yüzde 2 civarında değer kaybetti. Bu hafta TCMB'nin faiz kararı var Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz kararı, bu hafta öne çıkacak gündem maddeleri arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra gecelik faizlerin dün de dahil olmak üzere dönem dönem politika faizinin altında kalması da piyasada yakından takip ediliyor. Reuters anketine göre TCMB'nin beklentilerin üzerinde seyreden enflasyonu kontrol altına almak adına en son mart ayında yaptığı sıkılaştırma ardından haziranda da politika faizini yüzde 50'de sabit bırakması bekleniyor. Geçen haftanın ilk üç işlem gününde Türkiye piyasaları kapalı idi. Kalan iki günde de hacim zayıf kaldı. Bu süreçte gecelik TL faizinin politika faizinin altına inmesi ardından TCMB'nin likidite adımları da yakından izlenmeye başlandı. Gecelik faiz cuma günü politika faizinin üzerindeydi ancak dün yüzde 49,55 ile bir kez daha politika faizinin altına indi. TCMB'nin yerel seçimlerden bugüne 78 milyar dolara ulaşan rezerv birikimi başta olmak üzere TL likiditesini genişletici birçok etken bulunuyor. TCMB ise lokal bankalarla yaptığı swapları 10 milyar doların altına çekerek, zorunlu karşılıkları artırarak ve depo ihaleleriyle TL likiditesini kontrol etmeye çalışıyor. Süreçte TL gecelik faizi politika faizinin altına bir iki günden uzun kaldığında TCMB'den yeni adım gelebilir beklentisi oluşuyor. Dolar/TL bu sabah saat 08.49 itibarıyla 32,93 seviyesindeydi. TL, dolar karşısında nisan ve mayıs ve haziran ayının ilk yarısında yatay seyir izledikten sonra yükselişe geçti. TL, haziranda dolar karşısında yaklaşık yüzde 2 değer kaybetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.