SON DAKİKA
Hava Durumu

#Döviz

Ekometre - Döviz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Döviz haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Başarının temelinde ortak akıl var Haber

Başarının temelinde ortak akıl var

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) çatısı altındaki 70 meslek komitesini buluşturan Müşterek Meslek Komiteleri Toplantısı ile Mart Ayı Meclis Toplantısı, BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Toplantıya BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, yönetim kurulu üyeleri, meclis başkanlık divanı, meclis üyeleri ve komite üyeleri katıldı. Toplantıda sektörel gelişmeler, ekonomideki mevcut durum ve komitelerin çalışmaları ele alınarak değerlendirmelerde bulunuldu. Program kapsamında ayrıca Emekli Diplomat Gülru Gezer, Orta Doğu’da yaşanan savaşın siyasi ve diplomatik etkilerine ilişkin bir sunum gerçekleştirirken, Ekonomist Hakan Kara da küresel gelişmelerin ekonomi üzerindeki yansımalarını değerlendirdi. “Projelerin Temelinde Ortak Akıl Var” BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, BTSO’nun 60 bini aşan üyesiyle Türkiye’nin en büyük ticaret ve sanayi odalarından biri olduğunu söyledi. İsmail Kuş, kurumun büyüklüğünün yalnızca üye sayısından kaynaklanmadığını belirterek, bu gücün Bursa’nın köklü üretim kültürü, tüccarın emeği ve girişimcilerin cesaretiyle şekillendiğini ifade etti. Bursa’nın birlikte üretmeye inanan bir şehir olduğunu vurgulayan Kuş, BTSO’nun da bu kültürün kurumsal temsilcisi olduğunu dile getirdi. BTSO çatısı altında karar alma süreçlerinde “ortak akıl” anlayışının benimsendiğini kaydeden İsmail Kuş, “TEKNOSAB, BUTEKOM, GUHEM ve Bursa Business School gibi dev projelerimizin her birinde, komitelerimizin fikri, emeği ve imzası var. Bu projeler, Bursa iş dünyasının birlikte hayal kurup birlikte başarma azminin birer eseridir.” dedi. “Meslek Komiteleri, Karar Mekanizmalarının Merkezinde Yer Alıyor” BTSO meslek komitelerinin Odanın çalışmalarının omurgasını oluşturduğunu ifade eden İsmail Kuş, “2013 yılında başlattığımız değişimle, komitelerimizi kağıt üzerinde kalan yapılar olmaktan çıkarıp, BTSO’nun en güçlü karar mekanizması haline getirdik. Bugün komite üyelerimiz Ankara’da hangi kapıyı çalarlarsa çalsınlar, karşılarında kendilerini dikkatle dinleyen, çözüm odaklı bir muhatap buluyorlar. Bunun temel sebebi, Bursa’nın Türkiye ekonomisine yön veren, her alanda öncü bir şehir olmasıdır. En önemlisi de Bursa iş dünyasının; ortak hareket kültürüyle tek ses, tek yürek olmayı başarmış olmasıdır. Bizler, bu birliktelikten aldığımız güçle geleceği inşa ediyoruz.” diye konuştu. “Proaktif Bir Yaklaşım Sergiliyoruz” “Bizim yönetim anlayışımız; sadece sorunları konuşmak değil, o sorunların üzerine gitmek ve somut neticeler almaktır.” diyen İsmail Kuş şöyle devam etti: “Sektörlerimizin nabzını tutuyor, tıkanıklıkları yerinde görüyor ve vakit kaybetmeden her mesele için uygulanabilir bir yol haritası ortaya koyuyoruz. Bunun en çarpıcı örneğini, Orta Doğu’da bir aydır devam eden ve vicdanlarımızı yaralayan savaş sürecinde bir kez daha sergiledik. Dualarımız ve en büyük temennimiz, bu savaşın biran evvel son bulması, bölge halkının huzura kavuşmasıdır. Ancak bu insani hassasiyetimizin yanında, bölgedeki ateşin ekonomimize, tedarik zincirlerimize ve sektörlerimize yansıyan maliyet yüklerini de görmezden gelemezdik. Hızla hareket ettik; sektör paydaşlarımızla bir araya gelerek dar boğazları ve çözüm yollarını tek tek raporladık. Bu kapsamlı dosyayı, çözüm önerilerimizle birlikte ivedilikle ekonomi yönetimimize sunduk. Çünkü biliyoruz ki, belirsizlik dönemlerinde iş dünyasına rehberlik etmek, hem vicdani hem de kurumsal sorumluluğumuzdur.” Beklentimizi Küresel Ekonomik İstikrarın Yeniden Tesis Edilmesi BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, küresel düzeyde yaşanan gelişmelerin sanayi ve ticaret üzerindeki etkilerinin her geçen gün daha belirgin bir şekilde hissedildiğini söyledi. Uğur, “İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan gerilim ve çatışmalar, bölgesel bir kriz olmanın ötesine geçerek küresel ekonomi üzerinde ciddi sonuçlar doğurmaktadır. İş dünyası olarak gelişmeleri dikkatle takip etmek zorundayız. Bu kapsamda geçtiğimiz hafta Bursa Ticaret ve Sanayi Odamızda meclis üyelerimiz ve konsey başkanlarımızın katılımıyla kapsamlı ve verimli bir toplantı gerçekleştirdik. Toplantımızda ele alınan konuları detaylı bir şekilde değerlendirerek rapor haline getirdik ve başta TOBB olmak üzere ilgili kurumlarımızla paylaştık. Müşterek Meslek Komiteleri Toplantımızda da kıymetli hocalarımızın çok değerli sunumlarını dinledik. Bu sunumlar, içinde bulunduğumuz süreci daha iyi analiz etmemize ve önümüzdeki döneme dair daha sağlıklı öngörüler geliştirmemize önemli katkılar sağlamıştır. Temennimiz; yaşanan bu sürecin bir an evvel barışla sonuçlanması, bölgesel gerilimlerin sona ermesi ve küresel ekonomik istikrarın yeniden tesis edilmesidir.” şeklinde konuştu. “Belirsizlik Ortamı Öngörülebilirliği Azaltıyor” Prof. Dr. Hakan Kara, küresel ekonomide artan belirsizliklerin ekonomi politikaları açısından en zor dönemlerden biri olduğunu belirterek, bu süreçlerin öngörülebilirliği azalttığını söyledi. Ekonomik programların uygulanması sırasında yalnızca doğru politikaların değil, aynı zamanda uygun küresel koşulların da önemli olduğuna dikkat çeken Kara, mevcut planlamaların büyük ölçüde olumlu senaryolara göre yapıldığını ifade etti. Son dönemde yaşanan savaşın ise bu dengeleri zorlaştırdığını vurguladı. Küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini değerlendiren Kara, Türkiye’nin dinamik ve çevik bir özel sektöre sahip olduğunu, bu sayede şoklara uyum sağlama kapasitesinin yüksek olduğunu dile getirdi. Ancak bu tür küresel şokların kaçınılmaz olarak ekonomik etkiler oluşturacağını belirten Kara, büyümede yavaşlama, dış açıkta artış, enflasyon ve işsizlikte yükseliş beklendiğini söyledi. İşletmelere Nakit Akışı Uyarısı Kara, talebin güçlü tutulması yönünde ısrar edilmesinin daha büyük sorunlara yol açabileceğini ifade ederek, gerekli önlemlerin erken alınmasının önemine işaret etti. Bu süreçte dış açığın yakından izlenmesi gerektiğini vurgulayan Kara, krediye erişimin zorlaştığını ve faizlerin yüksek seyrettiğini, bu nedenle talep ve kredi büyümesinin baskılanacağını belirtti. Hane halkının genel olarak sakin bir tutum sergilediğini ifade eden Kara, dövize yönelik panik hareketlerinin daha çok yabancı yatırımcılardan geldiğini söyledi. Yerleşiklerin panik yapmaması gerektiğini vurgulayan Kara, kurun kontrol altında tutulmaya çalışıldığını ve faizlerin artırıldığını kaydetti. Rezervlerin ise dikkatle takip edilmesi gereken önemli bir gösterge olduğunu belirtti. Reel sektör için uyarılarda da bulunan Kara, işletmelerin özellikle nakit akışını iyi yönetmesi gerektiğini ifade etti. Artan maliyetlerin aynı oranda fiyatlara yansıtılamayabileceğini ve bu durumun kâr marjlarını daraltabileceğini belirten Kara, döviz açık pozisyonuna karşı da dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Dövizle borçlanmanın cazip görünse de riskli hale geldiğine dikkat çekti. “Küresel İstikrarsızlıkta Trump Etkisi” Emekli Diplomat Gülru Gezer, küresel ölçekte artan istikrarsızlıkların hem siyasi hem ekonomik açıdan yeni riskler doğurduğunu belirterek, sürecin yönünün öngörülemez hale geldiğini söyledi. Jeopolitik risklerin doğası gereği tahmin edilmesi ve yönetilmesinin zor olduğuna dikkat çeken Gezer, bu kırılgan yapının yalnızca bugüne ait olmadığını vurguladı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası sistemin, yeni bir küresel savaşın önüne geçmek amacıyla inşa edildiğini hatırlatan Gezer, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere birçok küresel ve bölgesel yapının bu süreçte ortaya çıktığını ifade etti. ABD’de Donald Trump etkisinin de mevcut dalgalanmada önemli rol oynadığını belirten Gezer, bu gelişmelerin arkasında stratejik hesapların bulunduğunu dile getirdi. “Türkiye Enerji Hub’ı ve Transit Geçiş Güzergahı Olabilir” Enerji boyutuna da değinen Gezer, Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji arzı açısından kritik önemde olduğunu söyledi. Günlük yaklaşık 2 milyon varil petrolün bu hat üzerinden taşındığını ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin buradan geçtiğini belirten Gezer, geçişlerin aksamasının özellikle Asya ülkelerini ve Çin’i doğrudan etkilediğini kaydetti. Bölgede yaşanan gerilimin deniz trafiğini ciddi şekilde yavaşlattığını, bekleyen gemi sayısının 2 bine ulaştığının ifade edildiğini aktaran Gezer, İran’ın askeri kapasitesinin sınırlı olduğunu ancak füze, drone ve boğazı kapatma gibi asimetrik araçlara sahip olduğunu ifade etti. Artan gerilimle birlikte enerji fiyatlarının yükseldiğini ve bunun küresel piyasalara olduğu kadar ABD iç piyasasına da yansıdığını söyledi. Türkiye açısından olası fırsatlara da değinen Gezer, enerji ve ticaret koridorlarının çeşitlendirilmesi arayışının hız kazandığını belirtti. Bu kapsamda Kerkük–Ceyhan hattının yeniden devreye alınmasının ve Kalkınma Yolu Projesi gibi girişimlerin önemine işaret etti. Türkiye’nin bir enerji merkezi (hub) ve transit geçiş güzergâhı olma potansiyelinin öne çıktığını vurguladı. Siyasi ve Ekonomik İstikrar ile Askeri Caydırıcılık Vurgusu Belirsizlikler karşısında Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarını koruması ile askeri caydırıcılığını güçlendirmesi gerektiğini belirten Gezer, uluslararası sistemin tamamen çökmemesi için orta ölçekli güçlerin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini ifade etti. Bölgesel ittifakların önemine dikkat çeken Gezer, terörle mücadelede kararlılık ve istikrarsızlığa karşı “sıfır tolerans” yaklaşımının sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Diplomasinin özellikle kriz ve savaş dönemlerinde daha da kritik hale geldiğini vurgulayan Gezer, çatışmaların önlenmesi için erken ve etkin diplomatik girişimlerin şart olduğunu belirtti. Dünyanın artık 1990’ların düzeninden uzaklaştığını ifade eden Gezer, orta ve uzun vadeli stratejiler geliştirilmesinin kaçınılmaz olduğunu sözlerine ekledi.

Merkez Bankası faiz indirimine ara verdi piyasalar temkinli Haber

Merkez Bankası faiz indirimine ara verdi piyasalar temkinli

Enerji fiyatları ve küresel belirsizlikler şirketlerin nakit akışını baskılayabilir Yüksek faiz ortamının bir süre daha devam edecek olması, talepteki zayıflama ile birleştiğinde firmaların nakit akışı yönetimini ve alacak tahsilat süreçlerini daha kritik hale getiriyor. Merkez Bankası yılın ilk faiz kararını ocak ayında açıklamış ve politika faizinde 100 baz puanlık indirime giderek, oranı yüzde 38’den yüzde 37 seviyesine çekmişti. Orta Doğu’daki savaşın piyasalarda yarattığı oynaklığa karşı ilave adımlar atan Merkez Bankası, bir hafta vadeli repo ihalelerine geçici süreyle ara vermiş ve Türk Lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerini devreye alacağını kamuoyuyla paylaşmıştı. Yılın ikinci Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini yüzde 37’de sabit bırakma kararı veren kurul, ayrıca Merkez Bankası’nın gecelik vadede borç verme faizini yüzde 40’ta, gecelik borçlanma faizini ise yüzde 35,5 düzeyinde sabit tuttu. Ticari alacak sigortası ve ticari risk yönetimi alanında dünyada ve Türkiye’de lider konumda bulunan Coface’ın değerlendirmelerine göre mevcut finansal koşullar, şirketlerin yalnızca yeni finansmana erişimini değil, aynı zamanda mevcut ticari alacakların yönetimini de stratejik bir gündem maddesi haline getiriyor. Özellikle tahsilat sürelerinin uzaması ve ödeme zincirindeki kırılganlıkların artması, risk yönetimi ve alacak sigortası gibi çözümlerin önemini daha da artırıyor. Bu süreçte firmaların nakit akışlarını daha yakından izlemeleri, müşteri risk analizlerini güçlendirmeleri ve alternatif finansman yöntemlerine yönelmeleri kritik bir gereklilik olarak öne çıkıyor. ‘Faiz indirimlerine verilen ara, reel sektörde baskıyı artırabilir.’ Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Coface Ekonomisti Seltem İyigün, mevcut makroekonomik gelişmelerin reel sektör üzerindeki baskıyı artırabileceğine dikkat çekiyor. Seltem İyigün açıklamasında şu ifadelere yer veriyor: ‘Orta Doğu’da son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelerin Türkiye ekonomisini ağırlıklı olarak enerji fiyatları üzerinden etkilemesi bekleniyor. Bu durumun da enflasyon ve cari açık üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturma riski bulunuyor. Nitekim gelişmelerin başladığı 28 Şubat’ın hemen ardından Merkez Bankası, olası enflasyonist etkileri sınırlamak amacıyla TL fonlama faizini artırarak likiditeyi sıkılaştırdı. Bu çerçevede son toplantıda da faiz indirimlerine ara verilmesi kararı alındı. Yurt içi belirsizlikler ve zirai don nedeniyle 2025’te ivme kaybeden dezenflasyon sürecinin, 2026 yılı başında gıda ve küresel petrol fiyatlarındaki artışla birlikte daha temkinli ve yavaş bir ilerleme göstermesi bekleniyor. Bununla birlikte, faiz indirimlerine verilen bu ara, halihazırda yüksek faiz ortamı ve zayıflayan talep nedeniyle finansal görünümü zayıflayan reel sektör açısından, finansman maliyetlerinin bir süre daha yüksek seyretmesi anlamına geliyor. Yurt içi satışlardaki yavaşlama ise yurt dışı piyasalardaki belirsizlikler nedeniyle ihracat ile tam olarak telafi edilemiyor. Yüksek borçluluk, düşük karlılık, yüksek finansman maliyetleri ve aylık kredi kısıtlamaları gibi unsurların yanı sıra savaş nedeniyle ham madde tedarikinde yaşanabilecek aksaklıklar ve fiyat artışları da önümüzdeki dönemde reel sektör üzerinde baskı oluşturabilir. Nitekim Hürmüz Boğazı’ndan yapılan hammadde tedariki sadece LNG ve petrol ile sınırlı değil. Türkiye, tüm imalat sanayine girdi teşkil eden kritik petrokimya ve plastik hammadde ürünlerinin büyük bölümünü Orta Doğu’dan ithal ediyor. Bölgedeki tedarik sorunları, daha önceden yaşanan finansman ve ciro sorunlarına ek olarak reel sektör için ciddi bir üretim sorunu yaratıyor. Son dönemde tahsilat ve ödemelerde gözlemlenen gecikmeler de bu genel çerçevede değerlendirilebilir.’

REK endeksi TÜFE bazında bir önceki aya göre 3,16 puan arttı Haber

REK endeksi TÜFE bazında bir önceki aya göre 3,16 puan arttı

TÜFE bazlı endeks 102,17'ye çıktıTürkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, Reel Efektif Döviz Kuru (REK) endeksi, TÜFE bazında ocakta bir önceki aya göre 3,16 puan artışla 102,17 seviyesine ulaştı ve Aralık 2025'teki 99,01 seviyesinin üzerine çıktı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) "Reel Efektif Döviz Kuru Gelişmeleri"ni yayımladı ve REK hesaplamasına ilişkin baz yılını güncelledi. Buna göre, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilen TÜFE hesaplamasında yapılan baz yılı değişikliği doğrultusunda, REK hesaplamasına ilişkin baz yılı 2025 olarak güncellendi. 2025=100 bazlı reel efektif döviz kuru endeksi, TÜFE bazında ocakta bir önceki aya kıyasla 3,16 puan artarak 102,17 oldu. Endeks, 2025 Aralık'ta 99,01 düzeyindeydi. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) bazında reel efektif döviz kuru endeksi ise bu dönemde 0,96 puan artarak 99,95'e çıktı. Böylece Türk lirasının değeri, geçen yılın aynı dönemine göre TÜFE bazında 2,57 puan, Yİ-ÜFE bazında 3,88 puan azaldı. TCMB'nin REK endeksi gelişmeleri değerlendirmesinde şu ifadeye yer verildi: "REK endeksindeki artış, temel olarak TÜFE'deki artışın nominal kurdaki artıştan daha fazla olmasından kaynaklanmıştır. TÜFE bazlı REK endeksine etki eden bileşenler incelendiğinde, Türk lirası karşısında, dolar ve euro bir önceki aya göre sırasıyla ortalama yüzde 1,24 ve yüzde 1,44 oranında değer kazanmıştır. TÜFE ise bir önceki aya göre yüzde 4,84 oranında artarken, Yİ-ÜFE yüzde 2,67 oranında artmıştır." Değerlendirmede, Türkiye TÜFE’si endeksin artışına katkıda bulunurken, Dünya TÜFE Sepeti ile Nominal Kur Sepetindeki değişimin endeksi azaltıcı yönde etkilediği ifade edildi.

Dolar 35 TL'yi aştı Haber

Dolar 35 TL'yi aştı

Dolar/TL, son saatlerde 35,02 seviyesinden işlem görerek önemli bir eşiği aştı. Bir süredir 35 sınırına yakın işlem gören parite, bugünkü yükselişle birlikte rekor seviyesini yenilemeye devam etti ve 35 TL’nin üzerinde işlem görmeye başladı. Bununla birlikte euro/TL’de %0,3’ü bulan günlük artışla 36,8 seviyelerinden işlem görürken Eylül dönemindeki rekor seviyesinden %4,6 kadar uzakta bulunuyor. Küresel bazda dolar endeksi ise Fed kararı öncesi yatay seyrini korurken 107 sınırının hemen altında seyretmeye devam ediyor.  Fed kararları öncesi piyasada karışık görünüm Küresel piyasalarda dikkatler, ABD Merkez Bankasının (Fed) alacağı para politikası kararlarında. Fed'in bu akşam politika faizini 25 baz puan indirmesi bekleniyor. Karar sonrası Fed Başkanı Jerome Powell'ın açıklamaları ve verilecek ipuçları, gelecekteki para politikalarına dair önemli sinyaller barındırabilir. Analistler, toplantının gelecek döneme dair belirsizliklerin artması nedeniyle önem taşıdığını belirtiyor ve ardından piyasalarda dalgalanmaların artabileceğine işaret ediyor. Dolar/TL yıl sonuna doğru %19 değer artışıyla devam ediyor Dolar/TL kuru yıl başından bu yana %19,16 oranında artarken, Aralık ayının başından bu yana kurdaki yükseliş %1,13 oldu. Dolar endeksi de Aralık ayına %1,12 artışla devam ederken 105,78 seviyesinden 106,96’ya kadar yükseldi. Trump’ın ABD Başkanlığına seçilmesiyle güçlü dolar algısı yeniden yükselirken dolar, majör para birimlerine karşı değer artışını devam ettiriyor. Bu süreçte Euro’nun zayıfladığı görülürken EUR/USD paritesi, %5,75 düşüşle 1,05’in altını test etmeye başladı.

Döviz ve altın satışlarına sınırlama geldi Haber

Döviz ve altın satışlarına sınırlama geldi

Oluşan bu talebe ne Fitch’in not artışı ne de Bakanlığın açıklamaları etkili olamadı. Aradaki fark 1 lirayı aştı. Uzmanların sosyal medya hesaplarından paylaştığına göre, serbest piyasada döviz ve altın satışlarına sınırlama geldi. Türkiye’de piyasalar yeniden deyim yerindeyse ‘dejavu’ oluyor. Geçen sene genel seçimler öncesinde kurda yaşanan hareketlilik ve piyasalardaki makas, seçimler yaklaştıkça açılmıştı. Şimdi aradan geçen hemen hemen 1 yıllık süreçte aynı süreç yine başladı. Seçim öncesinde dövize fiziki talep artınca, yeniden bankalarla piyasalar arasında kur makası açıldı. Bankaların döviz alış ve satış kotasyonları arasındaki fark 1 lirayı geçti. Haftanın ilk iş gününde de döviz kurunda yeni rekor geldi. 32 lirayı geçen kur yeni rekoruna imza atarken, Kapalıçarşı piyasasında 33 lirayı aştı. Cuma günü doların satış fiyatı 31,9620 lira, Euro’nun satış fiyatı ise 35,0400 lira olmuştu. Kapalıçarşı ile bankalar arası farkın açılmasındaki en büyük nedenlerden biri, yoğun talep. Bankaların bu alanda hızlı şekilde işlem yapması zorlaşınca daha fazla likidite sağlamak adına alış-satış arasında farklar gittikçe açılıyor. Uzmanların sosyal medya hesaplarından paylaştığına göre, serbest piyasada döviz ve altın satışlarına sınırlama geldi. 2 bin dolar veya 2 bin Euro üzerinde satışın gerçekleşmediği piyasalarda bir kişiye bir günde bir işlem hakkı tanınıyor. Altın satışı da ancak 30-35 gram arasında yapılıyor. Resmi işlem yapmayan alım satım yerlerinde kurun daha yüksek olduğu da iddia ediliyor.

HSBC 2024 yılı için dolar/TL tahminini yükseltti Haber

HSBC 2024 yılı için dolar/TL tahminini yükseltti

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) artan Döviz talebine yönelik hamleler yaparken, yabancı kurumlar da Dolar/TL kuru tahminlerini güncellemeye başladı. Son olarak HSBC'den gelen analizde dolar/TL tahmininin yukarı yönlü revize edildiği görüldü. Aralarında Murat Toprak'ın da bulunduğu HSBC stratejistlerinin 6 Mart tarihli raporlarına göre, HSBC 2024 yılı için dolar/TL tahminini 33'ten 36'ya yükseltti. Bankanın analizinde değer kaybının beklenenden daha hızlı olduğunu belirtildi. Raporda yeni tahminin TCMB'nin TL'de reel değerleme beklentisine dayandığı belirtildi. HSBC stratejistlerine göre, Türk lirasının değer kazanması TCMB'nin enflasyon hedeflemesi kapsamında bir ara hedef haline geldi. Türk lirasının reel olarak değer kazanma olasılığının yüzde 10 civarında olduğu varsayılıyor. TL'de reel değerlenme beklentisi son dönemde ekonomi yönetiminin vurguladığı temel başlıklardan biri olmuştu. Bloomberg HT yayınında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek TL'de reel olarak değersizleşme olmayacağını vurgulamıştı. Bakan Şimşek konuyla ilgili şu ifadeleri kullanmıştı: "TL'yi destekleyen bir politika seti var. Biz ne aşırı değerli, ne de aşırı değersiz TL isteriz. Seçim belirsizliğinin kalktığı da bir ortamda TL neden enflasyondan daha çok değersizleşsin? Vatandaşın portföy tercihlerine saygılıyım. Bu konuda yönlendirme yapmak istemem. Programımız başarılı bir şekilde uygulandığında TL'de reel değersizleşme olmayacaktır. Başarılı dezenflasyon programlarında mahalli para birimi reel olarak değer kazandı."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.