SON DAKİKA
Hava Durumu

#Donald Trump

Ekometre - Donald Trump haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Donald Trump haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Hürmüz için kritik diplomasi Haber

Hürmüz için kritik diplomasi

Associated Press’e konuşan bölgesel ve ABD’li yetkililere göre arabulucular, iki taraf arasında çatışmaların sona ermesini ve boğazın yeniden açılmasını sağlayacak kapsamlı bir anlaşma üzerinde çalışıyor. İran’ın geçen hafta sunduğu ve Hürmüz Boğazı’nın yedi gün içinde yeniden açılmasını öngören teklif ABD Başkanı Donald Trump tarafından kamuoyu önünde reddedilmişti. Buna karşın AP’nin son haberine göre perde arkasındaki arabuluculuk girişimleri devam ediyor. Arabuluculuk trafiği yeniden hızlandı AP’ye konuşan üç bölgesel yetkili ile iki ABD’li yetkili, arabulucuların hem Washington hem de Tahran ile temas halinde olduğunu ve dolaylı müzakerelerin yeniden başlamasının beklendiğini aktardı. Görüşmelerin merkezinde çatışmaların sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden gemi trafiğine açılması bulunuyor. Anlaşmanın ilk aşamasında Hürmüz hedefleniyor Görüşülen taslakta ilk aşamada Hürmüz Boğazı’nın yeniden ulaşıma açılması ve ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasının kaldırılması öngörülüyor. Daha sonraki aşamada ise yaptırımların kaldırılması ve İran’ın nükleer programına ilişkin başlıkların ele alınması planlanıyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin geçen hafta açıkladığı teklifte de ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukayı kaldırması, İran petrolüne yönelik yaptırımları hafifletmesi ve Lübnan’ı da kapsayan bir ateşkes sağlanması karşılığında Hürmüz’ün yedi gün içinde açılması önerilmişti. Trump teklifi reddetti ancak temas kapısı kapanmadı Trump, İran’ın teklifini kabul etmediğini açıklarken, ABD’li yetkililerin İran ile görüşmeleri sürdürmesi bekleniyor. AP’nin son haberinde de ABD’nin İran’ın teklifini resmi olarak kabul etmediği, ancak arabulucuların yeni bir uzlaşma zemini oluşturmak için çalışmayı sürdürdüğü bildirildi. Nükleer dosya anlaşmanın kilit başlıklarından Washington’ın beklentileri arasında İran’ın nükleer programına ilişkin tavizler de bulunuyor. AP’ye göre ABD tarafı, nükleer müfettişlerin İran’a yeniden erişim sağlaması gibi adımların görüşmelerin bir parçası olmasını istiyor. İran ise Hürmüz’ün açılması karşılığında ABD’nin ekonomik baskıyı hafifletmesini ve nükleer görüşmelerin yeniden başlatılmasını talep ediyor. Tahran’ın son önerisi, Haziran ayında kısa sürede çöken mutabakatın bazı unsurlarını yeniden gündeme getiriyor. Katar arabuluculuk sürecinde öne çıkıyor Diplomatik temaslarda Katar önemli bir arabulucu rolü üstleniyor. Erakçi’nin Katarlı arabulucularla görüşmesi ve ABD’nin yanıtının İran tarafına iletilmesi bekleniyor. İran yönetimi, bundan sonraki adımlarını Washington’dan gelecek resmi yanıta göre belirleyeceğini ifade ediyor. Hürmüz küresel enerji piyasasının odağında Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışmalar yalnızca bölgesel güvenliği değil, küresel enerji ticaretini de etkiliyor. AP’ye göre savaşın başlamasının ardından Körfez ülkeleri petrol ihracatını alternatif güzergâhlara yönlendirmeye çalışırken, taşıma maliyetleri ve enerji piyasalarındaki riskler yükseldi. Brent petrolünün 108 doların üzerine çıkması da Hürmüz’deki belirsizliğin enerji piyasaları üzerindeki etkisini gündemde tutuyor. Babülmendep cephesindeki risk de sürüyor Diplomatik sürecin bir diğer önemli boyutunu Kızıldeniz’in güney girişindeki Babülmendep Boğazı oluşturuyor. AP, İran destekli Husilerin bölgedeki faaliyetlerinin enerji ve deniz taşımacılığı üzerindeki baskıyı artırdığını bildiriyor. İran ise Husilerin kendi talepleri doğrultusunda hareket ettiğini ve Suudi Arabistan ile yaşanan gerilimin ABD-İran çatışmasından ayrı değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Bununla birlikte Tahran, taraflar arasında arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu belirtiyor. Diplomasi sürüyor, anlaşmazlıklar devam ediyor ABD ile İran arasındaki temel anlaşmazlıklar henüz aşılmış değil. Hürmüz Boğazı’nın açılması, ABD ablukasının kaldırılması, petrol yaptırımları, nükleer program ve bölgesel ateşkes başlıkları müzakerelerin ana gündemini oluşturuyor. Trump’ın İran’ın son teklifini reddettiğini açıklamasına rağmen arabulucuların temaslarını sürdürmesi, diplomatik kanalın tamamen kapanmadığını gösteriyor. Ancak AP’nin aktardığına göre taraflar arasındaki önemli görüş ayrılıkları devam ediyor.

Nawrocki’den BM’de Rusya’ya karşı ortak yanıt çağrısı Haber

Nawrocki’den BM’de Rusya’ya karşı ortak yanıt çağrısı

Nawrocki, NATO’nun Avrupa güvenliğindeki rolüne dikkat çekerken BM’nin uluslararası hukuku koruyacak şekilde reforme edilmesi gerektiğini söyledi. Rusya’ya karşı ortak mücadele çağrısı Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Avrupa güvenliği, Rusya’nın faaliyetleri ve uluslararası sistemin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Polonya Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Nawrocki, Rusya’nın sabotaj, siber saldırılar ve istikrarsızlaştırıcı operasyonları kapsayan geniş çaplı bir hibrit savaş yürüttüğünü ifade etti. Rusya’nın komşu bir ülkeyi ele geçirme ve bölgeyi istikrarsızlaştırma girişimlerinin BM Şartı’nda yer alan ilkelerle çeliştiğini savunan Nawrocki, uluslararası toplumun bu faaliyetlere karşı kararlı, tutarlı ve ortak bir yanıt vermesi gerektiğini söyledi. Polonya savunma yatırımlarını sürdürüyor Nawrocki, Polonya’nın Rusya ile çatışma arayışında olmadığını belirterek ülkesinin ittifaklarını güçlendirdiğini, ordusunu geliştirdiğini ve askeri teçhizatını modernize ettiğini dile getirdi. Bu adımların savaş yürütmek amacıyla değil, savaşı önlemek için atıldığını ifade eden Nawrocki, Rusya’nın hibrit operasyonlarının devletleri zayıflatmayı, toplumsal güveni sarsmayı ve uluslararası toplumun birlikteliğini bozmayı hedeflediğini öne sürdü. Polonya Cumhurbaşkanı, söz konusu eylemlerin münferit olaylar olmadığını, planlı ve uzun vadeli bir stratejinin parçası olduğunu savundu. Nawrocki, Polonya’nın NATO’yu Avrupa güvenliğinin garantörü olarak görmeye devam ettiğini vurguladı. İki devletli çözüm mesajı Konuşmasında İsrail-Filistin meselesine de değinen Nawrocki, İsrail ve Filistin’in barış içinde bir arada yaşamasını sağlayacak iki devletli çözümün hayata geçirilmesi için çalışacaklarını belirtti. Polonya’nın G20 çalışmalarına sürekli katılım sağlamayı hedeflediğini ifade eden Nawrocki, ülkesinin bu platformda Orta Avrupa’nın sesini duyuracağını söyledi. Nawrocki, ABD’nin dönem başkanlığı kapsamında Polonya’yı G20 çalışmalarına davet ettiği için ABD Başkanı Donald Trump’a teşekkür etti. BM’de reform çağrısı Nawrocki, demografik krizin dünya genelindeki önemli yapısal sorunlardan biri olduğunu belirterek yaşlanan nüfus ve düşen doğum oranlarının devletler üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Çözümün aileyi koruyan ve ebeveynliğin toplumsal önemini güçlendiren politikaları da içermesi gerektiğini ifade etti. Yapay zekâ konusuna da değinen Nawrocki, teknolojinin insanlığın hizmetinde kullanılması gerektiğini, yapay zekânın manipülasyon, istikrarsızlaştırma veya uluslararası düzeni zayıflatma amacıyla kullanılmaması gerektiğini kaydetti. BM’nin değişen dünya koşullarına uyum sağlaması gerektiğini belirten Nawrocki, uluslararası hukukun ihlal edilmesine karşılık verebilen, kuralları uygulayabilen ve cezasızlığa izin vermeyen bir uluslararası örgüte ihtiyaç olduğunu söyledi.

ABD ve ÇİN ticaret savaşını şimdilik öteledi Haber

ABD ve ÇİN ticaret savaşını şimdilik öteledi

Kararla birlikte karşılıklı tarifelerin düşük seviyelerde tutulması ve nadir toprak elementlerinin tedarikinin sürdürülmesi hedefleniyor. İki ülke arasındaki müzakerelerde gözler şimdi daha kapsamlı bir ekonomik anlaşma ihtimaline çevrildi. ABD ile Çin arasında ticaret politikaları kapsamında yürütülen müzakerelerde ateşkesin uzatılması konusunda anlaşmaya varıldı. 10 Kasım'da sona ermesi beklenen mevcut düzenleme, iki aylık ek süreyle 10 Ocak'a kadar devam edecek. Karar, iki ülke arasındaki tarifeler ve stratejik hammaddelerin ticareti konusunda yaşanan gerilimin geçici olarak sınırlandırılması açısından önem taşıyor. Tarifelerdeki geçici düzenleme uzatıldı ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, ateşkesin uzatılmasındaki temel hedeflerden birinin karşılıklı tarifelerin daha uzun süre düşük seviyelerde tutulması olduğunu açıkladı. Washington ve Pekin arasında uygulanan ticaret ateşkesi, iki ülkenin ekonomik ilişkilerindeki gerilimi azaltan başlıca düzenlemelerden biri olarak öne çıkıyor. Yeni uzatma kararı, taraflara mevcut ticaret koşullarını korumak ve müzakereleri sürdürmek için ek zaman sağlıyor. Kritik hammaddelerin tedariki gündemde Müzakerelerin önemli başlıklarından biri de nadir toprak elementlerinin uluslararası tedariki oldu. Bessent, uzatmanın bu stratejik hammaddelerin akışının devam etmesine katkı sağlamasının beklendiğini belirtti. Nadir toprak elementleri; savunma sanayisi, elektrikli araçlar, yarı iletkenler ve ileri teknoloji üretiminde kullanılıyor. Bu nedenle söz konusu kaynakların ihracatı ve tedarik zincirlerinin güvenliği, ABD ile Çin arasındaki ekonomik görüşmelerde öncelikli konular arasında yer alıyor. Trump ve Şi görüşmesi öncesinde yeni adım Ateşkesin uzatılması, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında yapılması planlanan görüşmenin öncesinde gerçekleşti. İki liderin ticaret ilişkilerinin yanı sıra yapay zekâ, Tayvan, İran ve ikili ekonomik iş birliği konularını ele alması bekleniyor. Bessent, uzatma kararını Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile gerçekleştirdiği temasların ardından duyurdu. Tarafların son dönemde ticaret, yapay zekâ ve kritik mineraller başta olmak üzere çeşitli alanlarda görüşmeler yürüttüğü bildirildi. Pekin'den istikrarlı ilişki mesajı Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Washington ziyareti kapsamında yaptığı açıklamada, görüşmelerin her iki taraf için de verimli sonuçlar doğurmasını beklediğini söyledi. Şi, ABD ile Çin'in birbirini yalnızca rakip olarak değerlendirmek yerine ortaklık ve istikrarlı ilişkiler geliştirmeye odaklanması gerektiğini vurguladı. Çin liderinin açıklamalarında tarifeler veya nadir toprak elementlerine yönelik doğrudan bir değerlendirme yer almadı. İki ülkeye kapsamlı anlaşma için iki aylık süre Ateşkesin 10 Ocak'a kadar uzatılması, ABD ve Çin'e daha kapsamlı bir ticaret anlaşması üzerinde çalışmak için ek süre kazandırdı. Bessent, müzakerelerin yalnızca mevcut ateşkesin korunmasıyla sınırlı kalmayacağını, daha geniş kapsamlı ekonomik bir anlaşma üzerinde de çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti. Ticaret anlaşmazlıkları henüz çözülmüş değil Ateşkesin uzatılması, iki ülke arasındaki ticari gerilimi kısa vadede sınırlandırsa da temel anlaşmazlıklar gündemdeki yerini koruyor. Tarifeler, kritik mineraller, teknoloji transferi, yapay zekâ ve tarımsal ürün alımları, Washington ile Pekin arasındaki görüşmelerin öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor. Yeni süreçte, Trump ile Şi arasındaki görüşmenin sonuçları ve tarafların 10 Ocak'a kadar kalıcı bir ticaret anlaşmasına yönelik ilerleme sağlayıp sağlayamayacağı izlenecek.

İran'dan Washington'a savaşın sona ermesi şartı Haber

İran'dan Washington'a savaşın sona ermesi şartı

Bekayi, görüşmede savaşın sona erdirilmesi, ABD'nin saldırılarının ve ekonomik yaptırımlarının durdurulması ile İran varlıklarının serbest bırakılması gibi şartların iletildiğini bildirdi. İran ile ABD arasında New York'ta gerçekleşen temaslara ilişkin Tahran'dan açıklama geldi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, iki ülke arasındaki görüşmenin Katarlı bir arabulucu aracılığıyla gerçekleştirildiğini ve İran'ın taleplerinin ABD tarafına iletildiğini söyledi. İran devlet televizyonuna göre Bekayi, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu kapsamında New York'ta bulunan İran ve ABD heyetleri arasındaki temasa ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran şartlarını ABD'ye iletti Bekayi, temasın İran'ın şartlarını karşı tarafa aktarmak amacıyla yapıldığını belirtti. İranlı sözcü, talepler arasında savaşın tüm alanlarda sona erdirilmesi, ABD'nin saldırgan eylemlerinin, deniz ablukasının ve ekonomik savaşın durdurulması ile İran varlıklarının serbest bırakılmasının bulunduğunu ifade etti. Bekayi'nin açıklaması, iki ülke arasındaki diplomatik temasların sürdüğü bir dönemde geldi. Trump görüşmeyi doğruladı ABD Başkanı Donald Trump, daha önce yaptığı açıklamada, ABD'li yetkililerin New York'ta İran heyeti temsilcileriyle yaklaşık üç saat süren bir görüşme gerçekleştirdiğini bildirmişti. Trump, görüşmenin "çok iyi geçtiğini" söylemişti. İran devlet televizyonu da İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile Trump'ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner'in New York'ta bir araya geldiğini aktardı. Görüşmenin ABD'li yetkililerin ısrarlı talebi üzerine gerçekleştiği belirtildi. Diplomatik temasların seyri izleniyor İran'ın açıklaması ve ABD tarafının görüşmeye ilişkin değerlendirmeleri, iki ülke arasındaki müzakerelerin seyrine ilişkin yeni bir gelişme olarak öne çıktı. Tarafların savaşın sona erdirilmesi, ekonomik yaptırımlar ve İran varlıklarının durumu gibi başlıklarda nasıl bir yol izleyeceği, önümüzdeki dönemde diplomatik gündemin temel konuları arasında yer alacak.

Merkel’in anıları Avrupa siyasetinin perde arkasını açıyor Haber

Merkel’in anıları Avrupa siyasetinin perde arkasını açıyor

Avro krizinden göç politikalarına, Avrupa Birliği’nin geleceğinden NATO’ya, Ukrayna’dan Rusya ile ilişkilere uzanan eser; kriz yönetimi, siyasi liderlik ve diplomasi alanlarında birinci elden tanıklıklar sunuyor. Türkiye’nin Avrupa’nın göç politikasındaki rolüne de geniş yer ayıran kitap, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler öğrencileri için önemli bir kaynak niteliği taşıyor. Angela Merkel’in Doğu Almanya’da geçen çocukluk yıllarından Berlin Duvarı’nın yıkılışına, bilim insanlığından Almanya’nın ilk kadın şansölyesi oluşuna uzanan yaşamını anlatan Özgürlük: Anılar 1954–2021, Kadim Yayınları etiketiyle Türkçede okurla buluştu. Deniz Weber’in çevirisiyle yayımlanan 720 sayfalık eser, Merkel’in kişisel hikâyesi üzerinden Avrupa’nın geçirdiği dönüşümü ve küresel siyasette değişen güç dengelerini ele alıyor. Liderler arasında kapalı kapılar ardında yürütülen görüşmeler, ülkeler arasındaki çıkar çatışmaları ve kriz dönemlerinde alınan kararlar, dönemin en etkili siyasi aktörlerinden birinin gözünden aktarılıyor. Kriz anlarında masada hangi seçenekler vardı? Angela Merkel’in 2005–2021 yıllarını kapsayan görev dönemi, Avrupa ve dünya siyasetinin en sert sınavlarına sahne oldu. Avro Bölgesi’ni sarsan ekonomik kriz, Avrupa Birliği’nin geleceğine ilişkin tartışmalar, artan göç hareketleri, NATO’nun değişen rolü, Ukrayna meselesi, Rusya ile yürütülen ilişkiler, Donald Trump dönemi ve pandemi kitabın başlıca siyasi konularını oluşturuyor. Merkel, yalnızca aldığı kararları değil, bu kararlar öncesinde masada bulunan seçenekleri, karşılaştığı itirazları ve değerlendirdiği riskleri de anlatıyor. Kamuoyuyla paylaşmadığı tereddütlerine de yer veren eski Almanya Şansölyesi, siyasi kararların hangi baskılar, belirsizlikler ve çıkar dengeleri içinde şekillendiğini ortaya koyuyor. Bu yönüyle eser; kriz yönetimi, siyasi liderlik, Avrupa siyaseti, diplomasi ve uluslararası güvenlik alanlarında çalışan öğrenciler, akademisyenler ve araştırmacılar için birinci elden değerlendirmeler sunan önemli bir kaynak niteliği taşıyor. Merkel’in anlatımında Türkiye krizin kilit aktörü Kitabın Türkiye’ye ayrılan bölümlerinde, 2015 yılında Avrupa’nın karşı karşıya kaldığı mülteci krizinin perde arkası dikkat çekiyor. Merkel, Suriye’de başlayan savaşın ardından üç milyondan fazla insanın Türkiye’ye sığındığını hatırlatırken, Avrupa’nın Türkiye’nin üstlendiği ağır sorumluluğu uzun süre yeterince görmediğini ve gerektiği ölçüde takdir etmediğini ifade ediyor. Türkiye’de yaşayan mültecilerin sağlık ve eğitim hizmetlerine ulaşabilmesi, çalışma imkânı bulabilmesi ve kendilerine bir gelecek kurabilmesi için Avrupa Birliği’nin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savunan Merkel, Türkiye’nin katkısı olmadan Ege’deki geçişlerin düzenlenmesinin ve insan kaçakçılığıyla etkili biçimde mücadele edilmesinin mümkün olmadığını anlatıyor. Eserde, Merkel ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yürütülen diplomasiye ilişkin ayrıntılara da yer veriliyor. New York ve İstanbul’daki görüşmelerden AB–Türkiye Eylem Planı’na, vize serbestisi tartışmalarından 18 Mart 2016 tarihli AB–Türkiye Mutabakatı’na uzanan süreci aktaran Merkel, hem Avrupa’dan hem de kendi ülkesinden gelen eleştirilere rağmen Türkiye ile iş birliğinde neden ısrar ettiğini açıklıyor. Merkel’in kitapta yer alan, “Bu süreci düzenlemek ve yönetmek ancak Türkiye ile birlikte mümkündü ve bunun ertelenmeye tahammülü yoktu” sözleri, Türkiye işe iş birliğine verdiği önemi açık biçimde ortaya koyuyor. Mutabakatın ardından Balkan güzergâhı üzerinden Kuzey Avrupa’ya ulaşan mülteci sayısının %95 oranında azalması da iş birliğinin somut sonuçlarından biri olarak aktarılıyor. Beyaz Saray’dan Kremlin’e uzanan diplomasi trafiği Kitapta Beyaz Saray’dan Kremlin’e uzanan yoğun diplomasi trafiğine de geniş yer ayrılıyor. Merkel; Vladimir Putin ve Donald Trump başta olmak üzere dünya liderleriyle gerçekleştirdiği görüşmeleri, ortak karar almanın zorlaştığı anları ve devletler arasındaki güç mücadelesini kendi tanıklığıyla anlatıyor. Bu anlatım, uluslararası ilişkiler teorilerinin somut siyasi gelişmeler üzerinden incelenmesine imkân sağlıyor. Diplomatik müzakerelerin nasıl yürütüldüğü, liderlerin devletler arası ilişkilerdeki etkisi ve kriz dönemlerinde verilen kararların uzun vadeli sonuçları somut olaylar üzerinden izlenebiliyor. Tartışılan kararlarını yıllar sonra yeniden değerlendiriyor Özgürlük: Anılar 1954–2021, olayları kronolojik biçimde aktarmakla yetinmiyor. Merkel, iktidarı döneminde aldığı ve uzun süre tartışılan kararları yıllar sonra yeniden değerlendiriyor; hangi seçeneklerle karşı karşıya kaldığını, hangi riskleri gözettiğini ve tercihlerini hangi gerekçelerle yaptığını açıklıyor. Siyasi gücün sınırları, liderlik sorumluluğu, özgürlük anlayışı ve demokratik yönetim gibi kavramlar da Merkel’in kişisel deneyimleri üzerinden ele alınıyor. Hayatının ilk 35 yılını Doğu Almanya’da geçiren Merkel’in özgürlükle kurduğu ilişki, kitabın düşünsel zeminini oluşturuyor. Seyahat etmenin, düşüncelerini açıklamanın ve kendi yaşamı hakkında karar vermenin devlet tarafından sınırlandırıldığı bir sistemde büyüyen Merkel, özgürlüğün kendiliğinden var olmadığını, kazanılması ve korunması gerektiğini vurguluyor. Almanya’nın ilk kadın şansölyesinin yaşamı ve siyasi deneyimleri üzerinden şekillenen eser; siyaset, toplum, birey ve iktidar arasındaki ilişkiye yakından bakma imkânı sunuyor.

Trump'tan BM kürsüsünde İran mesajı Haber

Trump'tan BM kürsüsünde İran mesajı

Trump, Tahran'la yaşanan krizin anlaşmayla ya da daha sert bir müdahaleyle çözülmesi gerektiğini savunurken Rusya-Ukrayna Savaşı, Küba ve Grönland konusunda da açıklamalarda bulundu. Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'nun yüksek düzeyli katılım haftası New York'ta başladı. ABD Başkanı Donald Trump, Genel Kurul kapsamında yaptığı konuşmada dış politika, bölgesel çatışmalar ve ABD'nin uluslararası güvenlik politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının ilk bölümünde Amerikan iç politikası ve ekonomisine odaklanan Trump, yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde kendi yönetiminin politikalarını savundu. ABD Başkanı, görev süresince sekiz savaşı sona erdirdiğini öne sürerek Rusya-Ukrayna Savaşı, İran'la yaşanan gerilim ve Gazze'deki insani kriz başta olmak üzere çeşitli bölgesel sorunların çözümü için çaba gösterdiklerini ifade etti. İran'la anlaşma için seçim sonrasını işaret etti Trump, İran'la yaşanan gerilime ilişkin açıklamasında, 3 Kasım'da yapılacak seçimlerin ardından bir anlaşmaya varılabileceğine inandığını söyledi. ABD Başkanı, "Seçimlerden hemen sonra İran'la bir anlaşmaya varacağımıza inanıyorum çünkü onların bunu yapmaması mantıklı değil." ifadelerini kullandı. İran'ın ABD'deki seçim sonuçlarını beklediğini öne süren Trump, söz konusu seçimlerde kendisinin aday olmadığını, Cumhuriyetçi Parti'nin yarışacağını belirtti. Trump, İran'la anlaşma yapılması veya ülkeye karşı daha sert bir adım atılması arasında karar verilmesi gereken bir aşamada olduklarını savundu. İran'la yaşanan krizin bir şekilde çözülmesi gerektiğini belirten ABD Başkanı, sürecin hızlı biçimde sonuçlandırılması gerektiğini dile getirdi. Rusya-Ukrayna Savaşı için çözüm mesajı Rusya-Ukrayna Savaşı'na da değinen Trump, çatışmaların sona erdirilmesi için çalıştıklarını ve savaşın durmasını istediklerini söyledi. ABD Başkanı, Rusya ve Ukrayna liderleriyle yakın iş birliği içinde olduklarını belirterek, "Rusya ve Ukrayna'nın liderleriyle çok yakın işbirliği içindeyiz ve bu konuyu halledeceğiz." dedi. Trump'tan Küba yönetimine yönelik sert açıklamalar Latin Amerika'daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Trump, Küba yönetimini eleştirdi. Küba'daki yönetimin başarısız olduğunu savunan ABD Başkanı, ülkedeki siyasi ve ekonomik durumun köklü biçimde değişmesini hedeflediklerini ifade etti. Trump, "Komünist rejimin büyük bir baskı altında olduğu Küba'daki durumun da kökten değişmesini hedefliyoruz. Küba, başarısız olmuş bir devlet. Küba, çöküyor ve çökecek." ifadelerini kullandı. Trump'ın konuşması sırasında salonda bulunan Küba heyetinin ayağa kalkarak protesto amacıyla salonu terk ettiği görüldü. Grönland'da askeri üs açıklaması Trump, Danimarka ve Grönland'la yürütülen anlaşma kapsamında bölgedeki Amerikan askeri varlığına ilişkin de açıklamalarda bulundu. Grönland'da askeri varlığın ABD'nin güvenliği açısından önem taşıdığını belirten Trump, bölgede iki büyük askeri üs inşa edileceğini söyledi. ABD Başkanı, "Grönland'da uygun yerlerde geniş çaplı bir askeri varlık oluşturma sürecine derhal başlayacağız. Orada iki adet çok büyük askeri üs inşa edeceğiz." ifadelerini kullandı. Trump'ın açıklamaları, ABD'nin İran, Avrupa'nın kuzeyi ve Latin Amerika'ya yönelik dış politika önceliklerine ilişkin mesajlarıyla birlikte Genel Kurul konuşmasının öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Trump’tan Pezeşkiyan’a görüşme mesajı Haber

Trump’tan Pezeşkiyan’a görüşme mesajı

İran konusunda karar aşamasında olduğunu belirten Trump, yakın gelecekte “büyük gelişmeler” yaşanabileceğini söyledi. Açıklamalar, ABD ile İran arasındaki savaşın ardından diplomatik temas beklentilerini yeniden gündeme taşıdı. Trump’tan İran konusunda dikkat çeken mesaj ABD ile İran arasındaki savaş ve bölgesel gerilim devam ederken, diplomasi ihtimali yeniden gündeme geldi. ABD Başkanı Donald Trump, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bu hafta New York’ta görüşme olasılığına açık olduğunu belirtti. Fox News’e konuşan Trump, İran konusunda henüz nihai kararını vermediğini ifade etti. ABD Başkanı, yakın zamanda önemli gelişmeler yaşanabileceği mesajını verirken, Washington ile Tahran arasındaki olası diplomatik temaslara ilişkin beklentileri artırdı. Trump ayrıca İran’ın bundan sonraki süreçte daha temkinli hareket etmesi gerektiğini söyledi. Pezeşkiyan da New York’ta bulunacak İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmaları kapsamında New York’ta bulunması bekleniyor. Trump’ın da aynı dönemde kentte temaslar gerçekleştirecek olması, iki lider arasında görüşme ihtimalini gündeme getirdi. Ancak Trump ile Pezeşkiyan arasında kesinleşmiş resmi bir görüşme takvimi bulunmuyor. Piyasalar diplomasi ihtimaline odaklandı Trump’ın açıklamaları, ABD ile İran arasındaki çatışmanın diplomatik yollarla hafifletilebileceği beklentisini güçlendirdi. Enerji piyasalarında da savaşın sona ermesine yönelik bir diplomatik kanal açılması ihtimali yakından takip ediliyor. Brent petrolün varil fiyatı 102 doların altına gerilerken, Batı Teksas tipi ham petrol yaklaşık 98 dolar seviyesinde işlem gördü. Piyasalarda, diplomatik gelişmelerin Orta Doğu kaynaklı arz risklerini azaltabileceği değerlendiriliyor. Hürmüz Boğazı’nda enerji akışı sürüyor Petrol fiyatlarındaki düşüşte, Hürmüz Boğazı üzerinden enerji sevkiyatlarının devam etmesi de etkili oldu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Başkanı Amiral Brad Cooper, son iki haftada Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan ham petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz miktarının son altı ayın en yüksek seviyesine ulaştığını açıkladı. Cooper, boğazdaki ana geçiş güzergâhlarının mayınlardan temizlendiğini ve Basra Körfezi ülkelerinin son aylarda Hürmüz Boğazı üzerinden 1 milyar varilden fazla ham petrol sevk ettiğini belirtti. Petrol piyasasında arz baskısı tartışılıyor Guotai Junan Futures Kıdemli Petrol Analisti Xuyi Zhao, petrol piyasasının görünümünde değişim yaşandığını söyledi. Zhao, piyasanın sürekli kötüleşen arz koşullarının hâkim olduğu bir görünümden, arz sıkışıklığının en sert bölümünün geride kalmış olabileceğinin tartışıldığı yeni bir aşamaya geçtiğini belirtti. Bununla birlikte Zhao, petrol fiyatlarında kalıcı bir düşüş trendinin başladığını söylemek için erken olduğunu ifade etti. Analist, Brent petrolün varil fiyatının 100 dolar civarında dengelenebileceği değerlendirmesinde bulundu. Hürmüz Boğazı’nın stratejik rolü gündemde Enerji piyasalarında Hürmüz Boğazı’nın küresel petrol ve LNG ticaretindeki gelecekteki rolü de tartışılıyor. Katar Enerji Bakanı Saad Al-Kaabi, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’ın Hürmüz Boğazı’nın iki yıl içinde stratejik önemini kaybedebileceği yönündeki değerlendirmesine karşı çıktı. Al-Kaabi, boğazın küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretindeki önemini koruyacağını savundu. BM Genel Kurulu’nda kritik temaslar bekleniyor Donald Trump’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu haftasında İran’ın yanı sıra Çin ve Körfez ülkelerinin liderleriyle de görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor. Bu nedenle New York’taki diplomatik temaslar, ABD-İran savaşının geleceği ve bölgedeki enerji arzının seyri açısından yakından izlenecek. Trump ile Pezeşkiyan arasında doğrudan bir görüşme gerçekleşmesi halinde, bu temas savaşın ardından iki ülke arasındaki diplomasi süreci açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

Petrol piyasasında tansiyon düşüyor Haber

Petrol piyasasında tansiyon düşüyor

Brent petrolün varil fiyatı 101 dolar seviyesine gerilerken, düşüş serisi dördüncü işlem gününe taşındı. Piyasada jeopolitik risk priminin azalması ve bölgedeki petrol akışının beklenenden güçlü seyretmesi, fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturdu. Petrol fiyatlarında düşüş hızlandı Kasım vadeli Brent petrolün varil fiyatı gün içinde yüzde 2'yi aşan düşüşle 101,71 dolara kadar geriledi. ABD tipi Batı Teksas petrolü (WTI) ise yüzde 2'nin üzerinde değer kaybederek 98,15 doları gördü. Böylece Brent petrol, haziran ayından bu yana en uzun günlük düşüş serisine yöneldi. Petrol piyasasındaki satışlarda, ABD ile İran arasında diplomatik temas ihtimalinin güçlenmesi ve Hürmüz Boğazı üzerinden enerji sevkiyatlarının tamamen durmadığına ilişkin veriler etkili oldu. Diplomasi beklentisi risk primini azalttı ABD ile İran arasında diplomatik bir çözüm ihtimalinin yeniden gündeme gelmesi, savaşın enerji arzı üzerindeki etkilerine yönelik endişelerin kısmen hafiflemesini sağladı. KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, ABD-İran savaşında gerilimi azaltabilecek diplomatik bir yol ortaya çıkabileceği beklentisinin petrol fiyatlarındaki risk priminin bir bölümünü ortadan kaldırdığını belirtti. Piyasalar, savaşın seyri ve enerji arzına yönelik olası etkiler açısından diplomatik gelişmeleri yakından izlemeyi sürdürüyor. Trump-Pezeşkiyan görüşmesi gündemde ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için New York'ta bulunması beklenen İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüşmeye açık olabileceğini söyledi. Trump'ın aynı hafta Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Körfez ülkelerinin liderleriyle de temaslarda bulunması bekleniyor. Piyasalarda, bu görüşmelerden ABD-İran savaşının geleceğine ilişkin diplomatik bir sinyal çıkıp çıkmayacağı takip ediliyor. Bununla birlikte taraflar arasındaki karşılıklı tehditlerin sürdüğü ve henüz somut bir ateşkes anlaşmasının bulunmadığı belirtiliyor. Hürmüz Boğazı'nda enerji akışı sürüyor Petrol fiyatlarındaki düşüşte etkili olan bir diğer unsur, Hürmüz Boğazı üzerinden enerji sevkiyatlarının beklenenden daha dirençli seyretmesi oldu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, petrol ve LNG hareketlerinin son iki haftada altı ayın en yüksek seviyesine çıktığını bildirirken, piyasa verileri boğazdaki gemi trafiğinin savaş öncesi seviyelere göre hâlâ oldukça düşük olduğunu gösteriyor. Reuters'ın Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, 13 Eylül haftasında 13 tanker yaklaşık 34 milyon varil petrol taşıyarak Hürmüz Boğazı'ndan çıkış yaptı. Bu hacmin yaklaşık yarısını Suudi Arabistan sevkiyatları oluşturdu. Buna karşın boğazdan geçen toplam gemi sayısı savaş öncesi seviyelerin oldukça altında kalmaya devam ediyor. Bu nedenle enerji akışındaki toparlanmanın tam anlamıyla normalleşme anlamına gelmediği değerlendiriliyor. Suudi Arabistan'ın petrol ihracatı toparlandı Petrol piyasasında arz endişelerini azaltan gelişmelerden biri de Suudi Arabistan'ın ihracatındaki toparlanma oldu. Kpler verilerine göre ülkenin petrol ihracatı ağustos ayında günlük yaklaşık 2,4 milyon varile kadar geriledikten sonra eylülde yeniden günlük 4 milyon varilin üzerine çıktı. Saudi Aramco, Husilerin Doğu-Batı boru hattına yönelik saldırılarının ardından Yanbu üzerinden bazı sevkiyatları durdurmuş, ancak Hürmüz Boğazı üzerinden ihracatı artırmıştı. Suudi Arabistan'ın son günlerde Hürmüz üzerinden gerçekleştirdiği sevkiyatların artması, piyasalarda en olumsuz arz senaryolarına ilişkin endişelerin bir bölümünü hafifletti. Orta Doğu'daki petrol akışı beklentileri aştı JPMorgan analistleri, Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı boru hattındaki aksamalara rağmen Orta Doğu'daki petrol akışlarının beklenenden güçlü kaldığına dikkat çekti. Bölgedeki toplam petrol akışının son 10 günde günlük ortalama 17,1 milyon varil seviyesinde olduğu belirtiliyor. Bu seviye, 2025 ortalamasının altında kalmasına rağmen savaş sırasında öngörülen en kötümser arz senaryolarına kıyasla daha yüksek bir akışa işaret ediyor. Petrol sevkiyatlarının tamamen durmaması, piyasalarda arz açığına ilişkin beklentilerin yeniden değerlendirilmesine neden oluyor. Brent petrolde 100 dolar seviyesi izleniyor Guotai Junan Futures Kıdemli Petrol Analisti Xuyi Zhao, piyasanın giderek "arz koşulları daha ne kadar kötüleşebilir?" sorusundan "arz sıkışıklığının en kötü bölümü geride kalmış olabilir mi?" sorusuna geçtiğini belirtti. Zhao, buna rağmen kalıcı bir düşüş trendinin oluştuğunu söylemek için erken olduğunu ve Brent petrol fiyatının kısa vadede 100 dolar civarında dengelenebileceğini değerlendirdi. Bu değerlendirme, petrol fiyatlarının sert yükselişin ardından daha yatay ve dalgalı bir seyir izleyebileceğine yönelik beklentileri yansıtıyor. Petrol fiyatları yıl başından bu yana yüksek Son dört işlem günündeki düşüşe rağmen Brent petrol, yıl başından bu yana yüksek seviyelerde kalmaya devam ediyor. ABD-İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyatların aksaması, Husilerin Suudi Arabistan'ın enerji altyapısına yönelik saldırıları ve Rusya-Ukrayna savaşında enerji tesislerinin hedef alınması, petrol fiyatlarını destekleyen başlıca unsurlar arasında yer aldı. Özellikle motorin ve diğer rafine petrol ürünlerinde yaşanan fiyat artışları, ham petroldeki yükselişin üzerine çıkarak küresel enflasyon baskısını artırdı. Piyasaların odağında diplomasi ve Hürmüz Boğazı var Petrol fiyatlarının bundan sonraki seyri açısından iki temel gelişme öne çıkıyor. Bunlardan ilki, ABD-İran savaşında diplomatik temasların somut bir sonuca dönüşüp dönüşmeyeceği. İkincisi ise Hürmüz Boğazı üzerinden enerji sevkiyatlarının ne ölçüde toparlanacağı. Diplomatik gerilimin azalması ve Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkelerinin ihracatını artırması, ham petrol üzerindeki jeopolitik risk priminin daha da gerilemesine yol açabilir. Buna karşılık savaşın yeniden şiddetlenmesi veya Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyatların kesintiye uğraması, Brent petrol fiyatlarında yeniden yukarı yönlü hareketi gündeme getirebilir.

Fed’den 25 baz puanlık faiz artışı Haber

Fed’den 25 baz puanlık faiz artışı

Temmuz 2023’ten bu yana gerçekleştirilen ilk faiz artışı, piyasa beklentileri doğrultusunda geldi. Fed’in yeni projeksiyonları ise yıl içinde bir faiz artışının daha gündemde olduğunu gösterdi. Küresel piyasaların odaklandığı Fed toplantısının ardından faiz kararı açıklandı. Fed, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve ABD’de beklentilerin üzerinde gerçekleşen çekirdek tüketici enflasyonu verilerinin ardından politika faizinde 25 baz puanlık artışa gitti. Piyasalarda yaklaşık yüzde 90 ihtimalle fiyatlanan artış sonrasında politika faizinin hedef aralığı yüzde 3,75-4,00 seviyesine yükseldi. Karar, Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) üyelerinin tamamının oyuyla alındı. Karar metninde enflasyon vurgusu öne çıktı FOMC’nin karar metninde, faiz artışının fiyat istikrarı hedefine ulaşılması açısından önem taşıdığı belirtildi. Metinde, alınan politika adımının Fed’in yüzde 2’lik enflasyon hedefine daha zamanında dönmesine katkı sağlayacağı ifade edildi. Fed yetkilileri ayrıca enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşacağı beklentisini bir yıl öteleyerek 2029 yılına işaret etti. Yeni faiz artışı için kapı açık bırakıldı Toplantının ardından yayımlanan yeni nokta grafiği, Fed yetkililerinin bu yıl içinde ilave bir sıkılaşma adımını gündemde tuttuğunu ortaya koydu. 16 Fed yetkilisi, 2026 yılı sona ermeden en az bir faiz artışı daha yapılması gerektiğini öngördü. Fed yetkililerinin 2026 sonu medyan faiz tahmini de yüzde 3,8’den yüzde 4,1’e yükseltildi. Trump’ın faiz çağrılarına rağmen artış kararı Faiz kararı, ABD Başkanı Donald Trump’ın borçlanma maliyetlerinin düşürülmesi yönündeki çağrıları ve Fed yetkililerine yönelik eleştirilerinin bulunduğu bir dönemde alındı. Fed yönetimi, yükselen enflasyon risklerini dikkate alarak para politikasında sıkılaşma yönünde adım attı. Büyüme tahminleri yukarı çekildi Fed, faiz kararıyla birlikte 2026-2028 dönemine ilişkin makroekonomik projeksiyonlarını da güncelledi. Buna göre Fed’in 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 2,2’den yüzde 2,3’e, 2027 yılı büyüme tahmini ise yüzde 2,3’ten yüzde 2,4’e yükseltildi. İşsizlik oranına ilişkin tahminler de aşağı yönlü revize edildi. 2026 ve 2027 yılları için daha önce yüzde 4,3 olarak öngörülen işsizlik oranı yüzde 4,1’e çekildi. Fed ekonomide verimlilik ve yatırımlara dikkat çekti Komite, ekonomik değerlendirmesinde verimlilik artışının güçlü seyrettiğini, sermaye yatırımlarının sağlamlığını koruduğunu ve istihdam piyasasının dengeli görünümünü sürdürdüğünü belirtti. Fed’in faiz artışıyla birlikte yayımladığı yeni projeksiyonlar, para politikasında enflasyonla mücadele önceliğinin korunduğunu ve yılın geri kalanında yeni bir faiz artışı ihtimalinin gündemde tutulduğunu gösterdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.