SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dış Ticaret

Ekometre - Dış Ticaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dış Ticaret haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

EKK yeni programı hızla devreye alacak Haber

EKK yeni programı hızla devreye alacak

Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısının ardından yapılan açıklamada, "Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır." ifadesi kullanıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantıya, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci ve Ahmet Baha Öğütken, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanı Ümit Önal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar ve bazı bakan yardımcıları katıldı. Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, küresel ekonominin, belirsizliklerin ve jeopolitik gerginliklerin arttığı zorlu bir dönemden geçtiğine işaret edilerek, uygulanan program sayesinde makrofinansal istikrarın önemli ölçüde güçlendiği, ekonomideki kırılganlıklar azalırken, şoklara karşı dayanıklılığın arttığı belirtildi. "Bölgemizde yaşanan gelişmelerin ekonomimize olası etkilerini en aza indirmek ve piyasaların sağlıklı işleyişini sürdürmek için gerekli tedbirler alınmaktadır" ifadesine yer verilen açıklamada, artan petrol fiyatlarına yönelik eşel mobil sisteminin geçici olarak uygulamaya alındığı, gübre başta olmak üzere kritik tarımsal girdilere yönelik dış ticaret tedbirlerinin getirildiği ve stratejik stok yönetiminin güçlendirildiği kaydedildi. "Aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir" Açıklamada, turizm sektörüne yönelik destek paketinin devreye alındığı ve ihracatçıların kefalet limitleri artırılarak finansmana erişimlerinin kolaylaştırıldığı hatırlatılarak, "Tedarik zincirlerinde değişimin hız kazandığı, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı bir dönemde, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretimi güçlendirmek amacıyla aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir." değerlendirmesinde bulunuldu. Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile stratejik yatırımlar ve yüksek teknolojili üretimin desteklendiği anımsatılan açıklamada, şunlar paylaşıldı: "KOSGEB aracılığıyla KOBİ'lerimizin finansmana erişimini kolaylaştıran, üretim kapasitesini geliştiren, yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıran, rekabetçiliğini güçlendiren ve inovasyon odaklı üretimlerini destekleyen adımlar atılmaktadır. Ayrıca savunma sanayimizin yerli ve milli imkanlarla geliştirilmesi, ihracat ve yüksek teknoloji üretimi teşvik edilmekte, bu alandaki yatırım ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz hafta açıklanan 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' kapsamında atılacak hukuki, idari, mali ve kurumsal adımlarla, ülkemizin bölgesel bir yönetim merkezi haline gelmesi, küresel transit ticaretten daha fazla pay alması, girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi ve İstanbul Finans Merkezi'nin önde gelen finans merkezlerinden biri olması hedeflenmektedir. Program çerçevesinde hayata geçirilecek yatırımcı dostu düzenlemeler, vergi teşvikleri, 'Tek Durak Büro' uygulamasıyla sadeleştirilen ve hızlandırılan bürokratik süreçler ile İstanbul Finans Merkezi (İFM) odaklı politikalar sayesinde daha rekabetçi bir yatırım ortamı oluşturulması amaçlanmaktadır." "Türkiye önemli bir potansiyele sahip" EKK toplantısında, imalat sanayisindeki gelişmeler ile KOBİ'lerin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların da değerlendirildiği aktarılan açıklamada, "Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır." bilgisi verildi. Toplantıda, son dönemdeki finansal gelişmelerin ele alındığı, ABD/İsrail-İran savaşının finansal piyasalar ve bankacılık sektörü üzerindeki muhtemel etkilerinin Kurul üyeleriyle istişare edildiği belirtilen açıklamada, şunlar dile getirildi: "İFM başta olmak üzere finansal sistemimizin küresel piyasalardan daha fazla pay almasını hedefleyen tedbirler gözden geçirilmiştir. Kamu bankalarının yurt dışında şube açmalarına ilişkin yürütülen çalışmalar ele alınmıştır. Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve jeostratejik konumuyla önemli bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, ülkemizi enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz."

Ticaret savaşları Türkiye'nin cari açığını tırmandırdı Haber

Ticaret savaşları Türkiye'nin cari açığını tırmandırdı

Türkiye şubat ayında 7 milyar 501 milyon do­larla geçen yılın ay­nı ayına göre yüzde 43,8 daha fazla cari işlemler açığı verdi. Böylece, savaşın henüz baş­lamadığı ancak artan jeopoli­tik gerilimle olumsuz etkile­rinin yoğun hissedildiği ara­lık-şubat döneminde üç ay üst üste 7 milyar doların üzerinde seyreden cari açıkta büyüme eğilimi kalıcı bir görüntü ver­di. 28 Şubat’ta fiilen başlayan sıcak savaşın cari açığa etki­si ise gelecek ay açıklanacak mart verisinde görülecek. Merkez Bankası verileri­ne göre şubatta cari açık aynı zamanda, ABD’nin açıkladı­ğı fahiş gümrük vergileri üze­rine şiddetlenen küresel tica­ret savaşı etkisiyle arızi yük­selişle 8 milyar doları aştığı Nisan 2025’ten sonraki döne­min en yüksek aylık düzeyini gördü. Anılan ayda 8,4 milyar dolar olan aylık cari açık, ma­yısta 1,1 milyar, haziranda 2,2 milyar dolara gerilemiş, izle­yen üç ayda ise cari denge faz­la vermişti. Türkiye, kasım­dan itibaren 4,1 milyar dolar­la yeniden cari açık vermeye başladı. Aralıktaki 7,4 milyar dolardan sonra bu yıl ocakta da 7 milyar doların üzerinde bir cari açık verildi, büyüme ivmesi şubatta da devam etti. Ocak-şubat dönemi kümüla­tif cari açığı geçen yılın eş dö­nemine göre yüzde 57,2 artışla 14 milyar 543 milyon dolar ol­du. Şubat sonu itibarıyla yıllık cari işlemler açığı da 35 mil­yar 447 milyon dolarla, son 26 ayın en yüksek düzeyine çıktı. Enerji ve altın hariç açık da büyüdü Enerji ve altın hariç cari iş­lemler dengesi de şubat ayın­da 3 milyar 408 milyon dolarla geçen yılın aynı ayındakinin 5,7 kat üzerinde gerçekleşti. Bu bazda ilk iki aydaki açık 6 milyar 255 milyon dolara ulaş­tı. Nisan 2025’te 4 milyar 707 milyon dolar açık verdikten sonra, ekim sonuna kadar faz­la veren, kasımdan itibaren yeniden açık vermeye başla­yan altın ve enerji hariç den­gede de şubatta söz konusu dö­nemin en yüksek açığı verildi. Yıllıklandırılmış verilere göre enerji ve altın hariç dengede Şubat 2025’te 32 milyar 708 milyon dolar olan fazla, bu yıl aynı ayda 10 milyar 308 mil­yon dolara kadar geriledi. Rezervde yılık erime 24,2 milyar dolar Yıllıklandırılmış verilere göre ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 73,2 milyar dolar oldu. Bu dönemde hizmetler alanında 62,6 milyar dolar net giriş kaydedilirken, birincil gelir dengesinde 24 milyar, ikincil gelir dengesinde ise 875 milyon dolar net çıkış yaşandı. Son bir yılda 35,4 milyar dolar olan cari işlemler açığı, bir yıl önceki düzeyine göre yüzde 113,3 büyüdü. Son bir yıldaki cari açık da ağırlıkla bankalar ve şirketlerin kullandığı dış krediler, yabancıların mevduat hareketleri ve ticari krediler yoluyla finanse edildi. Yıllık cari açığın finansmanına net doğrudan yatırımlar 2,6 milyar dolar, net portföy yatırımları 2,4 milyar dolar katkı verdi. Aynı dönemde dışarıdan net 38 milyar dolar kredi ve net 1,3 milyar dolar ticari kredi kullanıldı. Buna karşılık yabancıların efektif ve mevduatlarında net 11,5 milyar dolar azalış yaşandı. Böylece “diğer yatırımlar” alanındaki net katkı 27,9 milyar dolar oldu. Net hata ve noksan verisine göre son bir yılda 21,4 milyar dolarlık kaynağı belirsiz çıkış yaşanırken, Merkez Bankası’nın döviz rezervleri 24,2 milyar dolar azaldı. Cari açığı dış ticaret büyüttü Şubat ayında da cari açığı büyüten ana faktör dış ticaretteki gelişmeler oldu. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret verilerine göre aylık ihracat 20 milyar 670 milyon dolarla geçen yılın aynı ayındakinin yüzde 2,2 altında kalırken, ithalat yüzde 5,7 artışla 28 milyar 148 milyon dolar oldu ve 7 milyar 478 milyon dolarla geçen yıla göre yüzde 36,6 daha büyük dış ticaret açığı verildi. Uluslararası taşımacılık, turizm, dış müteahhitlik gibi faaliyetleri kapsayan hizmetler alanında kaydedilen aylık net 2 milyar 14 milyon dolarlık giriş geçen yılın aynı ayındakinin yüzde 11,1 altında kaldı ve bunun dış ticarette oluşan açığı kompanse etme oranı geriledi. Hizmetler alanındaki net girişlerin net 1 milyar 841 milyon dolarını seyahat gelirleri de geçen yıla göre yüzde 2,5 geriledi. Karşılıklı yatırımlardaki gelir-giderler ile faiz gelir-giderini kapsayan “birincil gelir dengesi” de şubatta net 1 milyar 859 milyon dolar açık verdi. Karşılıksız transferlerle ilgili ikincil gelir dengesinde de 178 milyon dolar açık oluştu. Bir ayda 10 milyar dolar rezerv kullanımı Portföy yatırımlarındaki net giriş ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 69,6 azalarak 780 milyon dolarda kaldı. Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 932 milyon ve DİBS piyasasında 366 milyon dolar net alış yaptığı görüldü. Yurt dışındaki tahvilde ise yurt dışı yerleşikler banka ihraçlarında 43 milyon ve genel hükümet ihraçlarında 674 milyon dolar net alış, diğer sektör ihraçlarında ise 81 milyon dolar net satış yaptı. Yurt dışı yerleşiklerin açtığı krediler ve mevduatları kapsayan diğer yatırımlarda ise bir aylık net giriş 2 milyar 734 milyon dolarla geçen yıla göre yüzde 75,8 arttı. Bakır'ın haberine göre, Yurt dışından bankalar 17 milyon, genel hükümet 226 ve diğer sektörler 1 milyar 478 milyon dolar net kredi kullanımı gerçekleştirdi. Diğer yatırımlar altında, yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, Türk lirası cinsinden 882 milyon dolar net artış ve yabancı para cinsinden 2 milyar 390 milyon dolar net azalış olmak üzere toplam 1 milyar 508 milyon dolar net azalış kaydetti. Bu gelişmelerle cari açığı karşılayacak toplam döviz girişi 3 milyar 376 milyon dolarda kaldı. Net hata noksan kalemindeki 6 milyar 471 milyon dolarlık sistem dışına çıkışla birlikte büyüyen finansman ihtiyacı, rezerv varlıkları bir ayda net 10 milyar 630 milyon dolar eritti.

UİB' nin İhracat uzmanlığı programı sona erdi Haber

UİB' nin İhracat uzmanlığı programı sona erdi

7 Şubat 2026 tarihinde başlayan ve 40 katılımcının iştirakiyle 2 ay devam eden İhracat Uzmanlığı Programı kapsamında katılımcılara dış ticaretin temel kavramlarından başlayarak, ihracatta kullanılan belgeler, pazar araştırması, fiyatlandırma, lojistik süreçler ve pazara giriş stratejileri gibi kritik başlıklarda kapsamlı eğitimler verildi. Bunun yanı sıra dış ticaret sözleşmeleri, uluslararası pazarlama ve markalaşma, yazışma teknikleri, ödeme yöntemleri ve finansman konuları da hem teorik hem uygulamalı olarak ele alındı. Eğitim içeriğinde ayrıca Dahilde ve Hariçte İşleme Rejimleri, e-ihracat süreçleri ile ihracata yönelik devlet destekleri ve destek yönetim sistemlerinin kullanımı da yer aldı. Programın son gününde düzenlenen yüz yüze eğitimde sektör temsilcileri deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. MÜSİAD Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hüseyin Kul, 34 ülkeye gerçekleştirdikleri ihracat tecrübesinden yola çıkarak hedef pazar seçimi, rekabet analizi, müşteri bulma ve inovasyonun önemine dikkat çekti. Hizmet İhracatçıları Birliği Genel Sekreteri Dr. Fatih Özer ise hizmet sektörünün küresel ölçekte artan rolüne vurgu yaparak, hizmet ihracatının stratejik önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kapanış oturumunda konuşan UİB Genel Sekreteri Mümin Karacakayalılar, programın ihracata başlamak isteyen firmaların çalışanları ile dış ticaret alanında kariyer hedefleyen profesyoneller için önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Karacakayalılar, “İhracat Akademisi’nin ilkini başarıyla tamamlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Başta Ticaret Bakanlığımız İhracat Genel Müdürlüğümüz olmak üzere, eğitimin hazırlanmasında emeği geçen tüm paydaşlara ve katılımcılarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

Barış masasının devrilmesi dünyadaki ticaret dengelerini bozacak Haber

Barış masasının devrilmesi dünyadaki ticaret dengelerini bozacak

Ortaya çıkan tablonun, mevcutta devam eden belirsizliği daha da artacağını belirten DIŞYÖNDER Başkanı Dr. Hakan Çınar, konuya ilişkin olarak “en büyük belirsizlik ne olacak diye düşündüğümüzde, şüphesiz ilk akla gelen soru bundan sonra Hürmüz Boğazı’na ilişkin İran’ın nasıl bir aksiyon alacağı, ardından da petrolün seyri olacak. Bu günden itibaren Hürmüz Boğazı riski kalıcı bir fiyatlama unsuru haline gelebilir, enerji fiyatları artık sadece arz-talep değil jeopolitik risk primiyle belirlenmeye başlar ve navlun piyasasında geçici oynaklık değil, kalıcı bir belirsizlik dönemine girilir. Sigorta maliyetleri de savaş riski ile daha fazla yükseliş gösterecektir. Savaşın sona ermeyecek olması ile birlikte dünyadaki petrol ve doğalgaz fiyatlarında üretim maliyetleri yukarı seyredecek, ülkemiz ve bizim gibi enerjide önemli ölçüde dışa bağımlı ülkeler için rekabette önemli bir kayıp dönemine girilecektir. Öte yandan lojistik süreler açısından bakıldığında alternatif rotalara yönelineceği için süre ve maliyet artışları da yaşanacaktır. Körfez ve Kızıldeniz hattının yüksek riskli bir koridor olduğu düşünüldüğünde buradaki durum dezavantajlara yol açacak, CDS ve risk primi oynaklığı ile finansmana erişim de zorlaşacaktır. Üretimdeki aksamalar ile firmaların stok politikaları değişeceğinden just in time modeli gitgide zayıflayacaktır. Firmaların daha fazla stok tutmak zorunda kalması da kritik girdilerde mali yükü arttıracak, yanı sıra depolama ve finansman maliyetleri de yükselecektir.” Küresel stagflasyon riskini daha fazla konuşacağız Çınar sözlerine şöyle devam etti: “Dünya artık daha fazla küresel stagflasyon riski altında diyebilirim. Stagflasyon; ekonomik durgunluk, yüksek enflasyon ve artan işsizlik oranlarının aynı anda yaşandığı, klasik ekonomik politika araçlarının etkisiz kaldığı nadir ve zor bir süreçtir. Bugün küresel ölçekte yaşanan gelişmeler, bu riskin yalnızca teorik bir ihtimal olmaktan çıkıp somut bir senaryo haline gelmeye başladığını göstermekte. Bu dezavantajların tamamı ülkeler arası ticaretin öncelikle azalacağını işaret ediyor. Elbette bir gün bu savaş bitecek ve her şey normale dönecek, ancak o esnada kazananlar ve kaybedenler olacak. Ülkemiz açısından bakıldığında enerji maliyetlerinin yükelmesi dezavantaj olsa da, pek çok avantaja da sahip konumda olduğumuza işaret etmek isterim. Avrupa’ya yakınlığımız, olumlu bir dönüşe ve tekstil ve hazır giyim başta olmak üzere bazı sektörlerde siparişlerin artmasına neden olacaktır. Bu durum ülkemiz için lojistik üs olma şansını da güçlendirecektir. Dünyadaki dış ticaret dengeleri bozulacak, ama gelişmelerin bir kısmı bizim lehimize olacaktır.” Hedef pazarı sadece Ortadoğu ve Afrika ülkeleri olan ihracatçılarımızın ise bir süre alternatif bölgelere yönelip bu dönemi atlatmalarının ama ilişkilerini sürdürmenin gerektiğini savunan Çınar sözlerini “savaş her ne kadar istemediğimiz bir durum yaratmış olsa da, Türkiye’nin bu yeni çizilen tablodaki yerinin daha önemli hale geleceğine ve dış ticarette güçleneceğine inanıyorum. Yeter ki bu dönemde iç sistemlerimizi ve bürokrasilerimizi doğru yönetmeyi başaralım” diyerek noktaladı.

İthalatta sınırlı düşüş değerde artış Haber

İthalatta sınırlı düşüş değerde artış

İthalatta sınırlı gerileme görülürken, dış ticaret haddindeki yükseliş gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Şubat 2026 dönemine ilişkin dış ticaret endeksleri, ihracatta çarpıcı bir ayrışmaya işaret etti. İhracat birim değer endeksi, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,7 artış kaydetti. Alt kalemlerde gıda, içecek ve tütün grubunda yüzde 12,5, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 9,7 ve imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 13,3 artış görüldü. Yakıt grubunda ise yüzde 6,8’lik düşüş yaşandı. Buna karşılık ihracat miktar endeksi aynı dönemde yüzde 10,1 azaldı. En sert gerileme yüzde 35,6 ile yakıt grubunda gerçekleşirken, gıda, içecek ve tütünde yüzde 13,9, ham maddelerde yüzde 8,7 ve imalat sanayinde yüzde 7,0 düşüş kaydedildi. İthalat tarafında ise birim değer endeksi yıllık bazda yüzde 5,0 arttı. Gıda, içecek ve tütünde yüzde 4,7, imalat sanayinde yüzde 7,2 artış görülürken; yakıtlarda yüzde 14,5, ham maddelerde ise yüzde 7,0 düşüş kaydedildi. İthalat miktar endeksi ise aynı dönemde yüzde 1,3 geriledi. Gıda, içecek ve tütünde yüzde 2,7, ham maddelerde yüzde 6,6 ve yakıtlarda yüzde 5,6 düşüş yaşanırken, imalat sanayinde yüzde 6,1 artış dikkat çekti. Arındırılmış verilerde yatay seyir Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre ihracat miktar endeksi, Ocak ayında 139,0 seviyesindeyken Şubat ayında yüzde 0,1 azalarak 138,8’e geriledi. İthalat miktar endeksi ise aynı dönemde yüzde 0,7 artışla 126,9’dan 127,9’a yükseldi. Dış ticaret haddinde iyileşme İhracat ve ithalat birim değer endekslerinin oranı ile hesaplanan dış ticaret haddi, Şubat 2025’teki 86,4 seviyesinden 6,3 puan artarak Şubat 2026’da 92,7’ye çıktı.

Avdagiç: Avrupa’nın doğal üretim üssü adayıyız Haber

Avdagiç: Avrupa’nın doğal üretim üssü adayıyız

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “Avrupa’nın tedarikini yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel 'warflation (savaş kaynaklı enflasyon)’ riskinden üretim, verimlilik ve ihracat üçgenini uzak tutmalıyız” çağrısı yaptı. Avdagiç, İTO’nun nisan ayı Meclis Toplantısı’nda küresel enerji krizinden Türkiye ekonomisine ve tedarik zinciri kırılmalarına dair değerlendirmelerde bulundu. Büyüme için 3 öneri Küresel ‘savaşflasyon’ riskinin dikkate alınması gereken bir etken olduğunu vurgulayan Avdagiç, Türkiye ekonomisinin iç talep desteğiyle büyümesini sürdürdüğünü, bununla birlikte dış talebin zayıflaması ve maliyetlerdeki artışın büyümenin kompozisyonunu etkileyebileceğini kaydetti. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye'nin kendi iç dinamikleriyle büyüyebileceğini belirterek, üç temel öneri sıraladı. Avdagiç, “Bizim kendi gücümüz, kendi çözümlerimizdir. Şöyle ki; yenilenebilir kaynaklarla ve nükleer güçte kapasite artışıyla enerji bağımlılığını düşürebiliriz. Katma değerli üretim yapısı ve ihracat kompozisyonuyla dış kaynak ihtiyacını karşılarız. Arz yönlü politikalar ve yapısal reformlarla da enflasyon sorununun üstesinden pekala gelebiliriz" dedi. Fırsat penceresi konjonktürel değil Türkiye'nin önündeki fırsat penceresinin konjonktürel değil, yapısal bir nitelik taşıdığını belirten Avdagiç, şöyle devam etti: “Eskiden enflasyon, deflasyon ya da stagflasyonu bilir ve fiyat artışıyla bağlantısını kurardık. Şimdi 'warflation (savaş kaynaklı enflasyon)' diye yeni bir kavram daha üretildi. Bununla da savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgası kastediliyor. Bu yeni rejimde büyüme yavaşlarken fiyatlar yükseliyor. Dünyada savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgasıyla karşı karşıyayız. Türkiye’nin hep dikkat çektiğimiz potansiyeli, bugün çok daha yüksek bir gerçekleşme şansına sahip: Avrupa’nın tedarikini daha yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Gümrük Birliği entegrasyonu, Türkiye’nin ‘Made in EU’ düzenlemesine dahil edilmesi, gelişmiş sanayi altyapısı ve tedarik avantajı, Türkiye’yi Avrupa için stratejik bir üretim ortağı konumuna taşıyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel ‘warflation’ riskinden ‘üretim, verimlilik ve ihracat’ üçgenini uzak tutmalıyız.” Temel zorluğumuz fiziksel kıtlık Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının gittikçe zayıfladığına dikkat çeken Avdagiç, “Uzmanlar dünya ekonomisinin yeniden düşük büyüme, yüksek enflasyon patikasına yaklaştığını söylüyorlar” dedi. Şekib Avdagiç, savaş sona erdirilmezse giderek büyüyen ham petrol kıtlığının tarımdan petrokimyasallara, tekstilden sağlık sektörüne kadar birçok üründe darboğaza yol açabileceğini vurgulayarak, “Temel zorluk artık fiyat olmaktan çıktı, temel zorluk dünya çapında fiziksel kıtlığa dönüşmeye başladı. Arz kıtlığı ve artan fiyatların yarattığı etki, tüketici pazarının her köşesine yayılıyor" dedi. Barışla yeni bir dönem bekliyoruz Küresel dönüşümün Türkiye açısından hem riskler hem fırsatlar içerdiğinin altını çizen Avdagiç, “ABD-İran arasındaki kırılgan ateşkesin barışa dönmesiyle dezavantajlarımızın geçici ve yönetilebilir, güçlü avantajlarımızın ise kalıcı ve stratejik nitelikte olduğu yeni bir dönem bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Yüzde 7’ye yaklaşan kur-enflasyon makası ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor Başkan Avdagiç, Türkiye’nin dış ticaret hedefleri için enflasyonla kur arasındaki korelasyonun giderek açıldığını belirtti. Avdagiç, “Sadece yılın ilk çeyreğinde dahi kur ile enflasyon arasındaki makasın yüzde 7’ye yaklaşması, ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor. Türkiye’nin dış ticaret hedefleri açısından enflasyon ile kur arasındaki korelasyonun giderek zayıfladığına dikkat çekiyoruz. Yılın ilk üç ayında kümülatif enflasyon yüzde 10’a ulaşırken, kur artışı yüzde 3 seviyesinde kaldı. Son iki yıllık döneme baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Tüketici ve üretici enflasyonunun ortalaması yüzde 70’e ulaşırken, kurdaki artış yüzde 42 seviyesinde gerçekleşti. Böylece iki yılda kur ile enflasyon arasındaki fark 28 puan oldu. Kurun enflasyona paralel hareket etmemesi, zamanla yapısal bir rekabet gücü kaybına dönüşme riski taşıyor. Bu sürecin önüne geçmek zorundayız” dedi. Bu tablonun yansımasının dış ticaret verilerimizde de görüldüğüne dikkati çeken Avdagiç, 2026'nın ilk çeyreğinde ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3.1 azaldığını, ithalatımızın ise yüzde 4.7 arttığını kaydetti. Şekib Avdagiç, şöyle devam etti: “Bundan sonraki süreçte enflasyonla kur arasındaki korelasyonun paralel gitmesi, hatta bir miktar kur lehine bir sürecin devreye girmesinin, Türkiye'nin rekabetçiliği açısından elzem hale geldiğini düşünüyoruz. Sürdürülebilir bir ihracat büyümesi için enflasyonun kalıcı olarak dizginlenmesinin yanında Türk Lirasının gerçekçi bir seviyede seyretmesi son derece önemli. Katma değerli ürünlere geçişin hız kazanması adına da bunun gerekli olduğuna inanıyoruz.” Merkez Bankası'nın üretimi de gözeten politika duruşu istikrarın sigortası olacaktır İTO Başkanı Avdagiç, TCMB’nin para politikası beklentilerine ilişkin ise şunları söyledi: “Savaş öncesinde oluşan faiz indirimi beklentilerinin, artan enflasyon riski ve küresel sıkılaşma koşulları nedeniyle belirgin şekilde zayıfladığı görülüyor. Piyasa beklentileri, kısa vadede faiz indirimlerinin ötelenebileceği ve para politikasında daha uzun süre sıkı duruşun korunacağı yönünde şekillenmeye başladı. Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı ve finansal istikrarın korunmasına yönelik üretimi de gözeten hassas kurgulanmış politika duruşu, bir bütün olarak ekonomik istikrarın sigortası olacaktır.” SOFTITO’da yetenekli gençlerimize dijital bilezik kazandırıyoruz 2026 yılının İTO ve üyeleri için dijital dönüşümün bir ileri safhaya taşındığı yapay zeka dönemi olacağını, bu yönde projelere ve faaliyetlere ağırlık vereceklerini hatırlatan Şekib Avdagiç, “Artık üretimden eğitime, gündelik hayattan kültüre kadar her safhada yapay zeka, odak noktamızda yer alıyor. Bizler de ya kendimizi dönüştüreceğiz ya da başkalarının dönüştüreceği bir varlık haline geleceğiz. Üretimimizi, sanayimizi yapay zeka ile yeniden tasarlamamız gerekiyor” dedi. Yapay zekanın, Türkiye’nin ekonomik gelişimi için de stratejik bir teknoloji olduğunun altını çizen Avdagiç, bu yöndeki faaliyetleri ve projeleriyle İTO Teknoloji Ekosistemi oluşturduklarını, SoftITo, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi ve Teknopark İstanbul ile birbirini tamamlayan üç kritik yapı kurduklarını anımsattı. Avdagiç, Meclis üyelerine de şu çağrıda bulundu: “Sizlere bir duyurum var: Şimdi bu yapının önemli bir ayağı olan SoftITo’da 4. Dönemi başlatıyoruz. Yetenekli gençlerimize dijital bilezik kazandırıyoruz. 320 saatlik eğitim sonucunda bu alanda aranan vasıflarla donatıyoruz. Müracaatları 19 Nisan 2026 tarihine kadar alıyoruz.”

Bursa makine sektörü temsilcileri ITES China Fuarı’na çıkarma yaptı Haber

Bursa makine sektörü temsilcileri ITES China Fuarı’na çıkarma yaptı

Türkiye’nin ihracat odaklı büyümesinde yurt dışı iş programları büyük önem taşırken, BTSO da firmaların dış ticaret hacmini artırmak hedefiyle 2026 yılında farklı coğrafyalara yönelik iş programlarını sürdürüyor. BTSO öncülüğünde yürütülen 3. Makine Teknolojileri UR-GE Projesi kapsamında UR-GE üyeleri ilk yurt dışı programını sektörün en önemli organizasyonlarından ITES China Fuarı’na çıkarma yaparak gerçekleştirdi. 120 bine yakın kişi, bin 600’ün üzerinde firmanın katıldığı fuarda, BTSO UR-GE projesi üyeleri son teknolojileri yerinde inceleme fırsatı buldu. BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, meclis ve komite üyeleri ve 80’i aşkın firma temsilcisinin yer aldığı heyet, fuarı detaylı bir şekilde incelerken farklı coğrafyalardan katılımcılarla görüşme imkanı yakaladı. “Hedefimiz Ülke İhracatına Katkı Koymak” BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, Makine UR-GE’nin 81 sektör paydaşıyla birlikte ITES China Makine, Otomasyon, Ekipmanları ve Elektronik Fuarı’nı ziyaret ettiklerini söyledi. Bu fuarın otomasyon teknolojileri ve elektronik açısından son derece belirleyici ve öncelikli bir organizasyon olduğunu söyleyen Şener, “Bizler de bu fuarda üretimlerimizin çeşitliliğini artırmak ve rekabet kapasitemizi geliştirmek için incelemelerde bulunuyoruz. Aktif olan 17 UR-GE’mizin önemli projelerinden biri makine UR-GE’miz. Bu fuarda hem Çin pazarını analiz etme hem de üretim teknolojileri hakkında bilgi edinme fırsatı bulduk. Çin, yüksek miktarda makine ithalatı yapan ve Amerika, Japonya, Almanya ile İtalya gibi güçlü rakiplerle rekabet ettiğimiz bir pazar. Biz de firmalarımızla birlikte bu pazarda yerimizi güçlendirmek adına sahada incelemeler gerçekleştirdik. Makine UR-GE’si olarak ilk kez Çin’e yönelik bir program düzenledik ve bu ziyaret tüm katılımcılar için oldukça verimli geçti. Ticaret Bakanlığımızın desteğiyle yürüttüğümüz UR-GE projeleriyle üyelerimizin ihracat performansını artırırken yeni pazarlara açılmalarını da sağlıyoruz. Bu çalışmalarla hem sektörümüzün uluslararası rekabet gücünü artırmayı hem de ülke ihracatına katkı sunmayı hedefliyoruz.” dedi. “Farklı İş Yapma Biçimleri Öğreniyoruz” Çin pazarına yönelik UR-GE programı kapsamında savunma ve enerji alanında sektöre ve firmalarına neler katabileceklerini araştırmak amacıyla fuara katıldıklarını söyleyen UR-GE Üyesi Faruk Önal, “BTSO’nun düzenlediği UR-GE programları firmalar için son derece önemli ve faydalı. Mümkün oldukça tüm UR-GE organizasyonlarına katılarak farklı iş yapma biçimlerini ve yenilikleri yerinde görüyoruz. Elde ettiğimiz bu kazanımları Bursa’da firmamızda uygulayarak kendimizi geliştirmeye ve ihracatımıza katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bu projelerin hayata geçmesini sağlayan ve desteklerini esirgemeyen BTSO Başkanımız İbrahim Burkay’a da teşekkür ediyorum.” dedi. “Dünyanın Birçok Pazarına Ulaşabiliyoruz” BTSO’nun makine UR-GE kümelenmesi sayesinde dünyanın birçok pazarına ulaşabildiklerini söyleyen UR-GE Üyesi Emre Bahtiyar, “Gerçekten güzel bir organizasyon, hepimiz için verimli oldu. Şehrimiz makine sektöründe iyi bir konumda olsa da Çin, maliyetler ve yenilikler açısından ciddi bir rakibimiz. Özellikle yapay zekânın makinelere entegrasyonu konusunda önemli adımlar attıklarını görüyoruz. Biz de bu gelişmeleri yakından takip etmek ve bu alanlarda neler yapabileceğimizi öngörmek adına buradayız.” dedi. “Bizler İçin Önemli Bir Deneyim ve Kazanım” BTSO 9.Meslek Komitesi Başkanı Tülay Kurtul, BTSO makine UR-GE projesi kapsamında geniş bir heyetle Çin’de düzenlenen ITES Fuarı’na katıldıklarını söyledi. Fuarda sergilenen yeni teknolojileri yerinde inceleyerek Türk sanayisinin rekabet gücünü artırmaya yönelik fırsatları değerlendirmek amacıyla bu organizasyonda yer aldıklarını söyleyen Kurtul, “Burada sektörümüz açısından neler yapabileceğimizi görmek ve gelişen teknolojileri yakından takip etmek için kapsamlı incelemelerde bulunuyoruz. Çin pazarına yönelik ilk kez gerçekleştirilen bu UR-GE programı, firmalarımız açısından önemli bir deneyim ve kazanım sağlıyor. Elde ettiğimiz bilgileri ve gözlemleri kendi üretim süreçlerimize yansıtarak daha rekabetçi bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu değerli organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.” dedi. UR-GE Üyesi Mehmet Parladı ise, “Sektörün yönünü ve yeni teknolojileri yerinde görmek bizim için çok değerli. UR-GE projeleri firmalarımıza büyük katkılar sağlıyor.” dedi.

Demir çelik sektöründe dev buluşma Haber

Demir çelik sektöründe dev buluşma

Ege Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, EİB Konferans Salonu’nda fiziki katılımın yanı sıra eş zamanlı webinar yayınıyla hibrit formatta yapıldı. Demir çelik sektöründe bilgi birikiminin yeni nesillere aktarılmasını hedefleyen organizasyon, sektörün deneyimli isimlerini, aktif profesyonellerini ve genç kuşağı aynı platformda buluşturdu. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen panel oturumunda, çelik sektörünün önde gelen isimleri mesleki deneyimlerini, sektörde yaşanan dönüşümleri ve geleceğe yönelik değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. Organizasyon; sektör profesyonellerinin yanı sıra genç mühendisler, üniversite öğrencileri, akademisyenler ve kurum temsilcilerinin katılımıyla kuşaklar arası etkileşime zemin hazırladı. Açılış konuşmalarını, SteelRadar Yönetim Kurulu Başkanı Cem Öztüre ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan’ın gerçekleştirildiği “Deneyimden Geleceğe” başlıklı panel oturumunda ise Kibar Dış Ticaret A.Ş. Orta Doğu & Kuzey Afrika Ticaret Müdürü Barış Yüce, Çelik Dış Ticaret Derneği Yönetim Kurulu Danışmanı Mete Bülent Adalı, Çelik Dış Ticaret Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci, Karabük Demir Çelik (KARDEMİR) Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Dr. S. Tuğrul İmer ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü Cem Öztüre üstlendi. Panelin açılış konuşmasını yapan Cem Öztüre, Türk çelik sanayisinin dünyada 7., Avrupa’da ise 1. sırada yer aldığını vurgulayarak; "Bugün 38 milyon ton üretim yapıyorsak, bu noktaya hiç de kolay gelinmedi. Bu başarı, bugün bu salonda bulunan sanayici üstatlarımızın eseridir. Yarın bu koltuklara sizler geçeceksiniz. Türk mühendisleri bugün Orta Doğu’dan Afrika’ya kadar dünyanın her yerindeki tesisleri yönetiyor. Sizler bu tecrübelerle yoğrulup bayrağı daha ileriye taşıyacaksınız," dedi. Ege Demir ve DemirDışı İhracatçılar Birliği Başkanı Yalçın Ertan yaptığı açılış konuşmasında; “Ege Demir ve Demir Dışı İhracatçılar Birliği olarak SteelRadar ile gerçekleştirdiğimiz bu buluşma, tam olarak bilgi birikiminin kuşaktan kuşağa aktarılması ihtiyacına cevap veren çok kıymetli bir adımdır. Demir ve çelik sektörü, ülkemizin üretim gücünü ve ihracat kapasitesini doğrudan yansıtan en stratejik alanlardan biridir. Ege bölgemiz; liman altyapısı, sanayi birikimi, lojistik avantajları ve nitelikli insan kaynağı ile sektörümüzün en önemli buluşma noktasıdır. Rakamlara bakacak olursak; 2025 yılında 2 milyar 591 milyon dolarlık bir ihracatla ülkemize devasa bir katkı sağladık. Türkiye bugün dünyada çok önemli bir çelik üreticisi ve ihracatçısı konumundadır. Özellikle uzun ürünlerde Çin'den sonra dünyanın ikinci büyük ihracatçısıyız. Bugünün öğrencileri yarının sektör temsilcileri olacaktır. Sektörümüzün sürdürülebilir başarısı, sizlerin bu deneyimlerden faydalanmasına ve doğru yönlendirilmesine bağlıdır. Sizlerin sektörü yakından tanıması bizim için bir sosyal sorumluluktur. Hepinize katılımlarınız için teşekkür ediyorum." Yalçın Ertan: "Genç ihracatçılar asla pes etmeyin" Kendi başarı hikayesini anlatan Yalçın Ertan, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik eğitimi ve ABD’deki master sürecinin ardından 1980 ihtilalinden hemen sonra ülkesine dönerek dış ticaretin "alfabesinin" yazıldığı yılları şu sözlerle aktardı; "Aydın Atça’dan çıkıp dünya pazarlarına uzanan 1982’de Metaş grubunda dış ticaret hamlesine başladığımızda alfabenin başındaydık. Diğer ülke temsilcileri bize ikinci sınıf tüccar muamelesi yapıyordu ama biz hiçbir zaman yılmadık ve özgüveni kaybetsek pazara girmek için sefere çıkar gibi gider, işi almadan geri dönmezdik. 15 yıl boyunca yılda 250 gün seyahat ettim. Ağırlıklı olarak inşaat demiri ve profil üretirken bugün ürün yelpazesi çok genişlemiş ve ülke olarak bugün Avrupa’nın bir numaralı üreticisine dönüştük. Gençler, annemin bir sözü vardır: 'Oğlum malına değil, pazarına güven.' Pazarınız kuvvetliyse, satış kanallarınız iyiyse malınızı satma şansınız daha yüksektir. Antenlerinizi dik tutun, iyi ilişkiler içinde olun, taahhütlerinizi yerine getirin, kokuyu iyi alın, çok çalışın, yılmayın ve asla pes etmeyin." "Nane şekerinden ihracat imparatorluğuna" Çelik Dış Ticaret Derneği Başkanı Namık Ekinci, çocuk yaşta başlayan ticaret tutkusunu ve sektördeki devrim niteliğindeki adımlarını paylaşarak"11 yaşımda mısırları pişirip satarak ticarete başladım. Karabük’teki haddehanelerde sırtımda demir taşıdım; Türkiye’de ilk 'prim sistemini' ben uyguladım. 80’li yıllarda İran ve Irak savaşırken, her iki ülkeye girebilmek için iki ayrı pasaport taşırdık. Irak'ta rakiplerimizden gizlenerek otel odalarından çıkmadan operasyon yönetirdik. 2000 yılına kadar Türkiye’nin yaptığı toplam çelik ihracatının %65’inin ilk ihracatçısı olma gururunu yaşadım. Dürüstlük ve strateji en büyük sermayenizdir." Muammer Bilgiç: "Türkiye’nin çelik başarısı bir 'üniversite' disiplinidir" Sektörün duayen isimlerinden Muammer Bilgiç, Türk çelik sektörünün tarihsel gelişimini ve kurumsallaşma sürecini şu derinlikli analizle aktardı. Bilgiç; "Türkiye bugün dünyanın on yedinci büyük ekonomisidir ama hiçbir sanayi dalında Avrupa'nın bir numarası değildir; bir tek demir çelik hariç! Bu devasa başarı tesadüf değildir. Her şeyin kaynağı Karabük’tür; Karabük aslında bir sektörel 'üniversite'dir. 1956’da kurulan Metaş ise Türkiye’nin özel sektördeki ilk ark ocaklı demir çelik tesisidir ve dünyadaki ikinci sürekli döküm makinesi orada kurulmuştur. Metaş ve Ekinciler gibi kurumlar, sadece çelik değil, insan yetiştirmişlerdir. Filmaşin üretiminden kaynak elektroduna kadar Türkiye’nin bugün dünyayla yarıştığı pek çok katma değerli ürünün tohumları o dönemdeki 'insana yatırım' vizyonuyla atılmıştır. Bu büyüklük kolay elde edilmedi, kıymetini bilmek zorundayız." "ODTÜ diplomasıyla 3 ay hurda ayıkladım" Çelik Dış Ticaret Derneği Danışmanı Mete Bülent Adalı, kariyerin mutfak kısmına vurgu yaparak; "Metalürji mühendisi olarak işe başladığımda, işin mutfağını öğrenmem için beni hurda sahasına soktular. Üç ay boyunca elimle hurda ayıkladım, bakırı demirden temizledim. İşin tozunu yutmadan masada kazanamazsınız. Haritayı önünüze koyun; hangi milletin neyi sevdiğini, Arapların ve Hintlilerin ticaret kültürünü öğrenin," tavsiyesinde bulundu. "Mülakatta istek ve süreklilik arıyoruz" Kardemir Satış ve Pazarlama GMY Tuğrul İmer, Kardemir’in stratejik önemini ve insan kaynağı kriterlerine değinerek; "Ray ve demir yolu tekerleği gibi kritik ürünlerde Türkiye'nin tek üreticisiyiz. Ancak dünya değişiyor, Avrupa CBAM ile artık kapıları zorlaştırıyor. Yeni pazarlar (Kuzey Afrika, ABD, Ukrayna) arayışındayız. Mülakatlarda adayların üniversitesinden ziyade o 'istek' ışığını ve sürekliliğini görmeye çalışıyoruz. İngilizce ve piyasa analizi yeteneği bizim için olmazsa olmazdır." "Zor zamanlarda pozitif strateji kazandırır" İzmir Demir Çelik (İDÇ) İhracat Satış Müdürü Eftal Pehlivan, sektördeki zorluklara rağmen iyimserliğini koruduğunu belirterek; "Şartlar kolay değil ama ben her zaman pozitif bakmayı tercih ediyorum. Hürmüz Boğazı'ndaki lojistik sıkıntılar bizim gibi Avrupa’ya yakın ve elektrikli ark ocağına sahip tesisler için fırsatlar yaratıyor. Doğru zamanda doğru yerde olmak ve network’ü güçlü tutmak bizi rakiplerimizin önüne geçirecektir. 'Made in EU' standartları önümüzde yeni kapılar açıyor,"dedi. "Yapay Zekanın yapamadığını insan tasarımı yapar" OSP Demir Celik Genel Müdürü Zühtü Özçelik, sanayici bakış açısıyla; "Türkiye'nin en büyük kaybı insanların çok erken emekli olmasıdır. 60-65 yaş, bir insanın en verimli dönemidir. Ben mülakatlarda belgelere değil, azme bakarım. Makine bir şekilde kurulur ama yapay zekada olmayan tek şey insani tasarım gücüdür. Kaizen (sürekli iyileştirme) felsefesini hayatınızın merkezine koyun," dedi. "Merak sizi marin sektörüne lider yapar" SAM Mekanik Enerji Taahhüt ve Ticaret Genel Müdürü Levent Bilgili, meraka dayalı inovasyonun gücünü, geliştirdiği elektrikli tekne projesiyle anlattı; "Mühendislik eğitimi bir unvandır; asıl güç araştırmacı ruhtadır. Sırf meraktan yaptığım elektrikli tekne sayesinde bugün Temsa ve Skoda gibi devlerle marin sektörü üzerine çalışıyorum. Katma değer sağladığınız sürece iş hayatında varsınız." İnteraktif Soru-Cevap ve yoğun katılım Panelin ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde, genç mühendis adayları ve akademisyenler merak ettikleri konuları duayen isimlere yöneltti. Sektörel daralmadan yeşil dönüşüme, kariyer basamaklarından yeni pazar stratejilerine kadar pek çok konunun detaylandırıldığı bu bölümde, kuşaklar arası dinamik bir diyalog kuruldu. Etkinlik, EİB Konferans Salonu’nu dolduran yüzlerce fiziksel katılımcının yanı sıra webinar üzerinden takip eden izleyicilerle birlikte yoğun bir katılıma sahne oldu. SteelRadar, "Deneyimden Geleceğe" serisiyle Türkiye'nin farklı sanayi bölgelerinde tecrübeyi yeni nesillere taşımaya devam edecek. Etkinlik, panelistlere plaketlerin takdim edilmesinin ardından sona erdi.

Dış ticaretteki tehlikeyi liman tonajları ortaya koydu Haber

Dış ticaretteki tehlikeyi liman tonajları ortaya koydu

Sanayiciler enflasyonla mücadele programının faturasını büyük kapasite kayıplarıyla öderken, limanlardan gelen tonaj verileri, imalatta daralmanın daha da derinleşeceğine işaret ediyor. Ocak 2026’da limanlarda toplam yük elleçlemesi %8,6 gerilerken, ithalattaki tonaj düşüşü % 11,3’e dayandı. Sektör temsilcilerine göre, özellikle taş kömüründe 2 milyon tonu aşan gerileme ve yakıt ithalatındaki sert düşüş, enerji ve demir-çelik gibi ağır sanayide hammadde girişinin yavaşladığını gösterdi. Uzmanlar, bu tablonun son yılların en çarpıcı ocak verisi olduğuna işaret etti. Türk limancılık sektörü, 2025 yılındaki rekor performansın ardından 2026’ya sert frenle başladı. Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaşılan 2025’in ardından, Ocak 2026 verileri sanayi ve dış ticaretteki tehlikeyi liman tonajları üzerinden ortaya koydu. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2026 yılı ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre ihracat, yüzde 3,9 oranında azalarak 20 milyar 328 milyon dolar, ithalat ise yüzde 0,03 oranında artarak 28 milyar 681 milyon dolar oldu. Böylece dış ticaret hacmi yüzde 1,7 oranında azalarak 49 milyar 9 milyon dolar olarak gerçekleşti. Denizcilik Genel Müdürlüğü’nün ocak ayı limanlarda elleçlenen yük istatistikleri ise ithalatın finansal değer bazında düşmemesine rağmen, tonaj bazında yüksek oranda gerilediğine işaret ediyor. Aysel Yücel'in haberine göre ocak ayında toplam yük elleçlemesi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,6 gerileyerek 48,6 milyon tondan 44,4 milyon tona düştü. Tonaj kaybı 4 milyon tonu aştı. İhracatta yüzde 17,1 gerileme yaşanırken ithalattaki kayıp yüzde 11,3’e çıktı. Bu dönemde konteyner hacmi ise yıllık yüzde 6,6 daraldı. “Veriler, temkinli olmamızı gerektiriyor” Türkiye Liman İşletmecileri Derneği (TÜRKLİM) Başkanı Hamdi Erçelik, 2025 yılında limanlarda yüzde 4 artışla 553,2 milyon ton yük elleçlendiğini ve Cumhuriyet tarihinin rekor yılı olduğunu hatırlatarak, “Maalesef 2026’ya iyi başlamadık. Hem ihracatta hem ithalatta önemli oranda daralma yaşanması küresel yavaşlama karşısında temkinli olmamız gerektiğini gösteriyor” dedi. Prof. Dr. Soner Esmer: “Mesleki hayatımda ilk kez böyle bir ocak verisi görüyorum” Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Soner Esmer, Ocak 2026 verilerini değerlendirirken tablonun sıra dışılığına dikkat çekti. Esmer, “Ocak verisi gerçekten çok çarpıcı, ben mesleki hayatım boyunca böyle bir şey görmedim. Limanlardaki yüzde 17,1’lik ihracat tonajı düşüşünün temelinde, Türkiye’nin genel ihracat değerinin de ocak ayında yüzde 3,9 oranında azalma yatıyor. Diğer yandan Ocak 2026’da dış ticaret açığı yüzde 11,2 artışla 8,4 milyar dolara yükseldi. Baskılanan kur ve yüksek üretim maliyetleri, ihracatçının rekabet gücünü zayıflatarak liman çıkış hızını düşürdü. İthalatın değer (finansal tutar) bazında düşmeyip limanlarda tonaj (ağırlık/hacim) bazında yüzde 11,3 düşmesi ise ‘değer-hacim ayrışması’ ile açıklanabilir” diye konuştu. “Hammadde girişinde sert düşüş var” Limanlardaki tonaj rakamlarını asıl şişiren kalemlerin hurda demir, kömür, tahıl, maden veya ham petrol gibi birim değeri düşük ama ağırlığı çok yüksek dökme yükler olduğunu hatırlatan Esmer, “Sanayideki yavaşlama nedeniyle bu ağır ham maddelerin ithalatı kesildiğinde limanlardaki tonaj da düşer. Ocak 2025 ve 2026 ürün bazlı verileri karşılaştırmalı olarak incelediğimde özellikle taş kömürü ve yakıt ithalatında ciddi azalmayı gördüm. Taş kömüründe 2 milyon tonun üzerindeki bu devasa çekilme, toplam ithalat düşüşünün yaklaşık yarısını tek başına açıklıyor. Bu tablo, enerji santralleri ve ağır sanayi (demir-çelik gibi) tesislerinin hammadde girişindeki sert daralmayı temsil ediyor” açıklamasını yaptı. “İmalat sanayiindeki daralmanın somut göstergesi” Metal ürünleri ithalatındaki düşüşe de dikkat çeken Esmer, “Sanayinin ana girdisi olan metal ürünlerindeki bu gerileme, imalat sektöründeki yavaşlamanın limanlardaki somut yansımasıdır. Burada iki ürün kalemi var ancak toplam metal ürünlerinde 800 tonluk düşüş söz konusu. Ayrıca detayda gübre ihracatında da önemli bir düşüş var” dedi. İhracatta boş konteynerde %31 artış var Ocak ayı verilerinin genel olarak umut vermediğini belirten Prof. Dr. Soner Esmer, konteyner tarafında ihracat yükündeki kayba dikkat çekerek, “Limanlarımızda 2026’nın ilk ayında, 2025’in aynı dönemine göre belirgin bir daralma var. Toplam yük elleçlemesi yüzde 8,6 oranında gerilerken tonaj kaybı 4 milyon tonu aştı. Benzer bir tablo konteyner tarafında da hakim. Konteyner hacmi toplamda yüzde 6,6 küçülürken ithalat dahil tüm gümrük rejimlerinde gerileme görüldü. Dikkat çekici bir diğer veri ise ihracat konteynerleri içindeki boş konteyner hareketliliğinin yüzde 31 oranında artış göstermesi oldu" dedi. Yük grupları incelendiğinde sadece sıvı dökme yüklerde sınırlı bir artış gözlemlenirken, kuru dökme ve genel kargoda çift haneli düşüşler yaşandı. Ro-Ro taşımaları yüzde 12, otomobil ve diğer araç taşımaları yüzde 28, kruvaziyer yolcu sayısı ise yüzde 12 geriledi. Liman başkanlıkları bazında toplam yüke bakıldığında ilk sırada yer alan Aliağa’da düşüş yüzde 3,3 olurken, ikinci sıradaki Kocaeli’de yüzde 19,2 gibi oldukça yüksek bir gerileme gerçekleşti. İlk 10 içinde yalnızca Mersin, Ambarlı ve Samsun artış gösterebildi; diğer liman başkanlıklarında düşüş kaydedildi. Konteyner özelinde de benzer şekilde ilk 5 liman içinde sadece Ambarlı ve Mersin büyüme gösterebildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.