SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dış Ticaret

Ekometre - Dış Ticaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dış Ticaret haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Para Politikası Kurulu toplantı özeti açıklandı Haber

Para Politikası Kurulu toplantı özeti açıklandı

Küresel Ekonomi 1. Jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında yüksek seyir ve belirgin oynaklık gözlenmektedir. Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin belirsizliklerin süresi ve ölçüsü enerji fiyatlarının gelecekteki seyri açısından belirleyici olmaya devam edecektir. 2. Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle, başta Orta Doğu ve Afrika ülkeleri olmak üzere birçok ekonomide 2026 yılı için büyüme öngörüleri aşağı yönde güncellenmiştir. Diğer taraftan, 2027 yılında baz etkilerinin de devreye girmesi ile büyüme oranlarının toparlanması beklenmektedir. Bu çerçevede, küresel ölçekte zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği; Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin yıllık bazda bir önceki PPK dönemine göre 2026 yılı için bir miktar aşağı,2027 yılı için ise bir miktar yukarı yönde revize edilerek sırasıyla yüzde 1,9 ve yüzde 2,4 oranında artacağı tahmin edilmektedir. 3. Emtia fiyatlarındaki yükseliş küresel enflasyon üzerindeki riskleri artırmıştır. Merkez bankaları söz konusu riskleri gözetmeye devam ederken, gelişmelerin büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini de dikkate almaktadır. Gelişmiş ülke merkez bankalarının fiyatlanan politika faizi patikaları, geçtiğimiz PPK dönemine göre belirgin olarak yukarı kaymıştır. Jeopolitik gelişmelerin neden olduğu arz şokunun ne kadar kalıcı olacağı ve enflasyon beklentilerini ne ölçüde bozacağı küresel para politikalarının seyri açısından önem taşımaktadır. Son dönemde, artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından portföy çıkışları gözlenirken, portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskler canlılığını korumaktadır. Parasal ve Finansal Koşullar 4. Bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması 13 Mart–17 Nisan döneminde yüzde 3,2 seviyesine ulaşmıştır. Bu artışta ihtiyaç ve taşıt kredileri etkili olmuştur. Türk lirası (TL) ticari kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 2,9, kur etkisinden arındırılmış yabancı para ticari kredilerdeki 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması ise yüzde 2,5 seviyesine yükselmiştir. 5. TL mevduat faiz oranları, 13 Mart ile biten haftaya kıyasla 260 baz puan artarak 17 Nisan ile biten haftada yüzde 47,2 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde TL ticari kredi faizleri (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 121 baz puan artışla yüzde 49,3 seviyesinde oluşmuştur. İhtiyaç kredisi (Kredili Mevduat Hesabı hariç) faizleri 441 baz puan artarak yüzde 63,1; konut kredisi faizleri 267 baz puan artarak yüzde 36,8; oynak bir seyir izleyen taşıt kredisi faizleri ise 397 baz puan artarak yüzde 39,6 seviyesinde gerçekleşmiştir. 6. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 27 Mart tarihinde, makrofinansal istikrarı güçlendirmek amacıyla Türk lirası cinsinden kredi büyümesine dayalı zorunlu karşılık uygulamasında değişiklikler yapmıştır. Buna göre, deprem bölgesine kullandırılan kredilere ilişkin istisnalar kaldırılmış, istisna krediler arasında yer alan esnaf kredilerinin kapsamı daraltılmıştır. 7. TCMB brüt uluslararası rezervleri, 13 Mart’tan bu yana 15,2 milyar ABD doları azalarak 17 Nisan itibarıyla 174,5 milyar ABD dolarına gerilemiştir. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 11 Mart’tan bu yana yaklaşık 20 baz puan düşerek 21 Nisan itibarıyla 233 baz puan seviyesine gerilemiştir. Türk lirasının 1 ay vadeli kur oynaklığı 21 Nisan itibarıyla 11 Mart’a kıyasla yüzde 9,3 seviyesine gerilerken, 12 ay vadeli kur oynaklığı yüzde 21,0 seviyesine yükselmiştir.Önceki PPK toplantı haftasından 17 Nisan’a kadar Devlet İç Borçlanma Senetleri piyasasından 4,2 milyar ABD doları çıkış, hisse senedi piyasasına ise 0,5 milyar ABD doları giriş olmak üzere toplam 3,7 milyar ABD doları net portföy çıkışı gerçekleşmiştir. Talep ve Üretim 8. Şubat ayında perakende satış hacim endeksinde aylık bazda yüzde 0,2 oranında azalış, çeyreklik bazda ise yüzde 4,5 oranında artış gerçekleşmiştir. Altın hariç perakende satışlarda aylık bazda sınırlı yükseliş gözlenmekle birlikte çeyreklik artış manşet rakama göre daha düşük olmuştur. Aynı dönemde ticaret satış hacim endeksi, aylık bazda yüzde 0,6 oranında düşüş, çeyreklik bazda ise yüzde 1,2 oranında artış göstermiştir. Hizmet üretim endeksinde şubat ayında, aylık bazda yüzde 1,2, çeyreklik bazda ise yüzde 1,1 oranında artış olmuştur. Ulaştırma ve konaklama gibi hanehalkı talebiyle daha yakından ilişkilendirilebilecek alt kalemlerde çeyreklik görünüm daha zayıftır. Kartla yapılan harcamalar ilk çeyrekte sınırlı bir artış göstermiştir. Beyaz eşya satışları şubat ayında yükselmekle birlikte çeyreklik olarak düşmüştür. Otomobil satışları ise yılın ilk çeyreğinde gerilemiştir. İmalat sanayi firmalarına yönelik anket verileri, yılın ilk çeyreğinde kayıtlı iç piyasa siparişlerinde bir miktar artışa, geleceğe yönelik iç piyasa sipariş beklentilerinde ise gerilemeye işaret etmiştir. Nisan ayına ilişkin veriler, kayıtlı iç piyasa siparişlerinde ılımlı bir seyir ile geleceğe yönelik iç piyasa sipariş beklentilerinde sınırlı bir iyileşme ima etmektedir. Özetle, göstergeler iktisadi faaliyette yavaşlamaya işaret etmektedir. 9. Şubat ayında sanayi üretim endeksi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda yüzde 2,6 oranında, takvim etkilerinden arındırılmış olarak yıllık bazda yüzde 2,2 oranında artmıştır. Çeyreklik bazda sanayi üretimi, şubat ayı itibarıyla ilk çeyrekte yatay seyretmiştir. Şubat ayında, ocak ayında sanayi üretimindeki daralmada önemli rolü olan inşaat bağlantılı sektörlerin üretiminde artış olmakla birlikte, söz konusu artış ocak ayındaki gerilemeyi kısmen telafi etmiştir. Böylece, şubat ayı itibarıyla inşaat bağlantılı sektörlerde üretim çeyreklik olarak azalmıştır. Tipik oynaklık sergileyen diğer ulaşım ve benzeri sektörler dışlandığında, sanayi üretimi çeyreklik bazda sınırlı bir gerileme göstermiştir. Bu çerçevede, sanayi üretiminin ana eğilimi zayıf seyretmektedir. İmalat sanayine yönelik anket göstergeleri, mart ayında savaş kaynaklı etkilerle geleceğe yönelik üretim beklentilerinde bozulma ima etmiştir. Nisan ayı iktisadi yönelim anketi verileri de üretim beklentilerindeki zayıf seyrin sürdüğüne işaret etmektedir. Diğer taraftan kapasite kullanım oranı mart ve nisan aylarında yatay bir seyir izlemiştir. İnşaat üretim endeksi ise, şubat ayı itibarıyla yılın ilk çeyreğinde çeyreklik bazda yüzde 0,4 oranında, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise yüzde 6,9 oranında yükseliş kaydetmiştir. Böylece, ilk çeyrekte inşaat üretim endeksinin çeyreklik ve yıllık büyüme oranları gerilemiştir. 10. Şubat ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam 32,2 milyon kişi seviyesinde gerçekleşmiş ve bir önceki çeyrek ortalamasına kıyasla yüzde 1,3 oranında azalmıştır. Bu dönemde, işgücüne katılım oranı çeyreklik olarak 0,8 puan düşmüştür. İstihdamda ve katılım oranındaki gerilemelerin birbirini büyük ölçüde dengelemesiyle işsizlik oranı çeyreklik olarak yüzde 8,3 seviyesinde yatay seyretmiştir. Anket göstergeleri, imalat sanayi firmalarının geleceğe yönelik istihdam beklentilerinde tarihsel ortalamanın altında seyreden görünümün devamına işaret etmektedir. 11. Şubat ayında cari işlemler dengesi aylık bazda 7,5 milyar ABD doları açık vermiştir. 12 aylık birikimli cari açık önceki aya kıyasla 2,3 milyar ABD doları artarak 35,4 milyar ABD doları olmuştur. Seyahat gelirleri aylık bazda 2,7 milyar ABD doları, 12 aylık birikimli olarak 60,1 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir. Hizmetler dengesi fazlası ise 62,6 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşerek güçlü seyrini sürdürmüştür. 12. Mart ayında mevsimsellikten arındırılmış olarak ihracat ve ithalat, savaşın olumsuz etkilerine rağmen artış kaydetmiştir. Bununla birlikte, 12 aylık birikimli dış ticaret açığı bir önceki aya göre yükselmiştir. Söz konusu dönemde, altın ithalatı bir miktar gerilemiştir. Mart ayı itibarıyla 12 aylık birikimli altın ithalatı 23,6 milyar ABD doları olmuştur. Mevcut veriler ışığında, 12 aylık birikimli cari açığın mart ayında artacağı öngörülmektedir. Yakın dönemde gerçekleşen jeopolitik gelişmelerin cari açık üzerindeki olumsuz etkilerinin nisan ayında da süreceği, söz konusu etkilerin boyutunun ise gelişmelerin süresi ve ölçüsüne göre farklılaşacağı değerlendirilmektedir. Yılın ilk çeyreğinde mevsimsellikten arındırılmış tüketim malı ithalatı bir önceki çeyreğe göre gerilemiştir. Mart ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri ve nisan ayı için yüksek frekanslı öncü verilerle beraber değerlendirildiğinde, üç aylık ortalama eğilimler, ihracatta ve ithalatta sınırlı artışa işaret etmektedir. 13. Cari açığın finansmanı tarafında, bankacılık sektörünün 12 aylık birikimli uzun vadeli borç çevirme oranı şubat ayında yüzde 159,7 olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu oran, bankacılık sektörü dışındaki firmalarda yüzde 214,9 olmuştur. Bu çerçevede, yurt dışı borçlanma imkanlarının yüksek seviyelerini koruduğu değerlendirilmiştir. Enflasyon Gelişmeleri ve Beklentiler 14. Tüketici fiyatları mart ayında yüzde 1,94 oranında artmış, yıllık enflasyon 0,66 puan azalarak yüzde 30,87’ye gerilemiştir. Mart ayında tüketici enflasyonunda, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan enerji fiyatları ve bunun ulaştırma hizmetlerine olan yansımaları öne çıkmıştır. Bu çerçevede, yıllık enflasyon enerji ile hizmet gruplarında bir miktar yükselirken, diğer ana gruplarda gerilemiştir. Yıllık tüketici enflasyonundaki düşüşe karşın, B endeksinin (işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı ile C endeksinin (gıda ve alkolsüz içecekler, enerji, alkollü içecekler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı her iki endekste de yaklaşık 0,20 puan artışla sırasıyla yüzde 30,11 ve yüzde 29,68 olarak gerçekleşmiştir. 15. Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, gıda ve alkolsüz içecekler, alkol-tütün-altın ve temel mallar gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla sırasıyla 0,83, 0,22 ve 0,21 puan azalırken; enerji ve hizmet gruplarının katkıları sırasıyla 0,35 ve 0,25 puan artmıştır. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışı bir önceki aya kıyasla zayıflamıştır. Bu dönemde gıda enflasyonu yavaşlarken, gıda dışı tüketici enflasyonu enerji fiyat gelişmelerine bağlı olarak yükselmiştir. 16. Mart ayında tüketici enflasyonundaki yükselişte enerji grubunun etkisi öne çıkmıştır. Bu dönemde, enerji fiyatları ham petrol fiyatlarındaki gelişmelere istinaden akaryakıt fiyatları öncülüğünde yüzde 4,75 oranında artarken, eşel mobil uygulaması uluslararası enerji fiyat gelişmelerinin enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırlamıştır. Yağışlara bağlı olarak hidroelektriğin elektrik üretimindeki artan payı ile son kaynak tedarik tarifesi (SKTT) üzerinden elektrik fiyatında kaydedilen gerileme bu grupta daha olumsuz bir görünümü sınırlayan bir diğer unsur olmuştur. Yılın ilk iki ayında gıda enflasyonunda gözlenen yüksek seyir mart ayında yavaşlamıştır. İşlenmemiş gıda fiyatlarında temelde sebze ile et fiyatları öne çıkarken, işlenmiş gıda grubunda fiyat artışları önemli ölçüde yavaşlamıştır. Hizmet enflasyonu aylık bazda gerilerken, mevsimsel etkilerden arındırıldığında, haberleşme ile jeopolitik gelişmelerle güçlenen ulaştırma hizmetleri fiyatlarındaki artışların da katkısıyla yüksek seyrini korumuştur. Diğer taraftan, temel mal grubu enflasyonu, giyim ve ayakkabı fiyatlarında mevsimsel gerilemeye ek olarak, dayanıklı tüketim malları fiyatlarındaki görünümün etkisiyle düşük seyrini sürdürmüştür. 17. Enflasyonun ana eğilimi mart ayında gerilemiştir. Ana eğilim bileşenlerinden olan, mevsimsellikten arındırılmış aylık B enflasyonu düşerken, C enflasyonu yükselmiştir. Bu ayrışmada işlenmiş gıda enflasyonundaki yavaşlama etkili olmuştur. Fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplardan temel mallarda bir miktar yükselmekle birlikte ılımlı seyrini sürdürmüş, hizmette yatay seyretmiş, işlenmiş gıdada ise önemli ölçüde zayıflamıştır. Ana eğilim göstergeleri, üç aylık ortalamalar bazında ise belirgin bir değişim göstermemiştir. 18. Mart ayı itibarıyla son üç aylık dönemde mevsim etkilerinden arındırılmış ortalama enflasyon bir önceki aya kıyasla hem temel mallarda hem de hizmetler sektöründe görece yatay seyretmiştir. 19. Hizmet sektöründe hâkim olan fiyatlama davranışı önemli bir atalete ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olmakta ve hizmet enflasyonu mal enflasyonuna göre yüksek seyretmektedir. Mart ayı itibarıyla yıllık bazda mal enflasyonu yüzde 26, hizmet enflasyonu ise yüzde 40 civarında seyretmektedir. Mart ayında hizmet sektörü alt kalemleri arasında ulaştırma hizmetleri aylık yüzde 5,06’lık artış ile öne çıkmış, bu gelişmede akaryakıt fiyat gelişmelerinin yansımaları hissedilmiştir. Haberleşme hizmetlerinde aylık enflasyon yüzde 3,03 ile görece yüksek seyretmiştir. Diğer hizmetler grubunda en belirgin yükseliş yüzde 4,51 ile paket turda gözlenmiş, bunu yüzde 4,35 oranındaki artışla finansal hizmetler kalemi izlemiştir. Eğitim hizmetlerinde ise aylık fiyat artışı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla daha düşük gerçekleşmiştir. Bu dönemde, kira enflasyonu aylık bazda yüzde 2,42 olurken yıllık bazda yüzde 52,45’e gerilemiştir. Lokanta-otel grubunda fiyatlar, yüzde 1,18 ile bir önceki aya göre sınırlı oranda artmıştır. 20. Yurt içi üretici fiyatları mart ayında yüzde 2,30 oranında artmış, yıllık üretici enflasyonu 0,52 puan yükselişle yüzde 28,08 olmuştur. Tüketici fiyatlarında olduğu gibi üretici tarafında da enerji fiyat gelişmeleri öne çıkmıştır. Enerji fiyatları aylık yüzde 4,65 oranı ile belirgin ölçüde yükselirken, yağışların seyrine bağlı olarak elektrikte üretici fiyatlarının gerilemesi, enerji fiyatlarında daha olumsuz bir görünümü sınırlamıştır. Mart ayında dayanıklı tüketim ile sermaye malları fiyatlarında ılımlı bir seyir izlenmiştir. Eşel mobil mekanizması tüketici fiyat artışlarını sınırlarken, vergi dışı derlenen üretici fiyatları küresel gelişmelerden daha fazla etkilenmektedir. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde tüketici ve üretici enflasyonları arasında bir ayrışma gözlenmesi söz konusu olabilecektir. 21. Brent ham petrol fiyatları jeopolitik gelişmelerin etkisiyle hem mart hem de nisan ayında genel olarak yükseliş göstermiş ve güçlü oynaklık sergilemiştir. Petrol fiyatlarına benzer şekilde, TTF doğal gaz fiyatları arz kısıtları endişesiyle mart ayının ortalarında belirgin bir oranda yükseldikten sonra nisan ayında düşüş eğilimi göstermiştir. Ayrıca enerji ile bağlantılı emtia fiyatları dalgalı bir seyir izlemiştir. Enerji ve hammadde akışındaki küresel ölçekte kesintiler, özellikle petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yüksek artışla birlikte üretim maliyetlerini artırarak küresel ölçekte enflasyonist baskı oluşturma riski taşımaktadır. 22. Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi mart ayında tarihsel ortalamasının üzerinde seyretmiştir. Mart ayında, Hürmüz Boğazı kaynaklı riskler ve alternatif rota arayışları teslimat sürelerini uzatırken, güvenlik riskleri nedeniyle sigorta primleri ve navlun fiyatları yükselmiştir. Nisan ayında, Çin’e yönelik konteyner endeksi yüksek seviyelerini sürdürürken, küresel konteyner endeksinde ve kuru yük taşımacılık endekslerinde de belirgin fiyat artışları kaydedilmiştir. Döviz kuru sepeti nisan ayının ilk üç haftası itibarıyla ılımlı seyrini sürdürmüştür. Mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat sanayi PMI verileri mart ayında hem girdi fiyatlarında hem de ürün fiyatlarında yükselişe işaret etmiştir. Veriler teslim sürelerinde kısmi bir uzamaya işaret ederken, henüz üretimi aksatacak boyutta bir tedarik sorununu ima etmemektedir. 23. Nisan ayında enflasyon beklentilerinde yükseliş gözlenmiştir. Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi 2,2 puan yükselerek yüzde 27,5 seviyesinde; 2027 yıl sonu enflasyon beklentisi 1,4 puan artışla yüzde 20,1 düzeyinde gerçekleşmiştir. On iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 1,2 puan yukarı yönlü güncelleme ile yüzde 23,4 olurken, yirmi dört ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,7 puan artışla yüzde 18,0 oranında ölçülmüştür. 5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,3 puan yükselerek yüzde 11,9 düzeyine çıkmıştır. Reel sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların on iki ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi, mart ayında 0,9 puan artarak yüzde 32,9 seviyesine yükselmiştir. Aynı dönemde hane halkının on iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 1,1 puan artarak yüzde 49,9 olmuştur. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir. Yakın dönemdeki gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki olası ikincil etkileri önem taşıyacaktır. 24. Öncü veriler, nisan ayında tüketici fiyatlarının seyrinde enerji ve gıda fiyatlarının öne çıkacağına, ana eğilimin ise bir miktar yükseleceğine işaret etmektedir. Yurt içi enerji fiyatlarında meskenlere yönelik doğalgaz ve elektrik fiyat artışlarına istinaden önemli bir yükseliş izlenmektedir. Doğalgazda, elektriktekine benzer şekilde, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmiştir. Bu uygulamanın da etkisiyle nisan ayında meskenlere yönelik doğal gaz fiyatları yüksek bir oranda artmaktadır. Jeopolitik gelişmelerle artan petrol fiyatlarının etkisiyle akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş sürmektedir. Öncü veriler nisan ayında gıda fiyatlarında bir miktar yükselişe işaret etmektedir. İşlenmemiş gıda fiyatları temelde sebze ile et kalemleri öncülüğünde artarken, işlenmiş gıda tarafında ekmek fiyatlarındaki yükseliş öne çıkmaktadır. Hizmet grubunda, akaryakıt fiyatlarındaki artışın yansımasıyla ulaştırma hizmetlerinde (özellikle havayolu taşımacılığı tarafında) artış devam etmektedir. Temel mal grubunda yeni sezona geçişle giyim ve ayakkabı tarafında mevsimsel fiyat artışları izlenirken, dayanıklı tüketim mallarında aylık enflasyon mobilya ve beyaz eşyadaki artışlara karşın, otomobil sektöründeki indirim kampanyaları ile ılımlı seyretmektedir. Emtia fiyatlarındaki oynaklığın ve arz kısıtlarının boyutu dikkate alındığında, enflasyon görünümüne yönelik belirsizlik önemli ölçüde yükselmiştir. Söz konusu gelişmeler ile yurt içi enerji fiyatlarının maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. Para Politikası 25. Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tutmuştur. 26. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır. 27. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. 28. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.

EKK yeni programı hızla devreye alacak Haber

EKK yeni programı hızla devreye alacak

Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısının ardından yapılan açıklamada, "Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır." ifadesi kullanıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantıya, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci ve Ahmet Baha Öğütken, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanı Ümit Önal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar ve bazı bakan yardımcıları katıldı. Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, küresel ekonominin, belirsizliklerin ve jeopolitik gerginliklerin arttığı zorlu bir dönemden geçtiğine işaret edilerek, uygulanan program sayesinde makrofinansal istikrarın önemli ölçüde güçlendiği, ekonomideki kırılganlıklar azalırken, şoklara karşı dayanıklılığın arttığı belirtildi. "Bölgemizde yaşanan gelişmelerin ekonomimize olası etkilerini en aza indirmek ve piyasaların sağlıklı işleyişini sürdürmek için gerekli tedbirler alınmaktadır" ifadesine yer verilen açıklamada, artan petrol fiyatlarına yönelik eşel mobil sisteminin geçici olarak uygulamaya alındığı, gübre başta olmak üzere kritik tarımsal girdilere yönelik dış ticaret tedbirlerinin getirildiği ve stratejik stok yönetiminin güçlendirildiği kaydedildi. "Aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir" Açıklamada, turizm sektörüne yönelik destek paketinin devreye alındığı ve ihracatçıların kefalet limitleri artırılarak finansmana erişimlerinin kolaylaştırıldığı hatırlatılarak, "Tedarik zincirlerinde değişimin hız kazandığı, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı bir dönemde, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretimi güçlendirmek amacıyla aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir." değerlendirmesinde bulunuldu. Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile stratejik yatırımlar ve yüksek teknolojili üretimin desteklendiği anımsatılan açıklamada, şunlar paylaşıldı: "KOSGEB aracılığıyla KOBİ'lerimizin finansmana erişimini kolaylaştıran, üretim kapasitesini geliştiren, yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıran, rekabetçiliğini güçlendiren ve inovasyon odaklı üretimlerini destekleyen adımlar atılmaktadır. Ayrıca savunma sanayimizin yerli ve milli imkanlarla geliştirilmesi, ihracat ve yüksek teknoloji üretimi teşvik edilmekte, bu alandaki yatırım ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz hafta açıklanan 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' kapsamında atılacak hukuki, idari, mali ve kurumsal adımlarla, ülkemizin bölgesel bir yönetim merkezi haline gelmesi, küresel transit ticaretten daha fazla pay alması, girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi ve İstanbul Finans Merkezi'nin önde gelen finans merkezlerinden biri olması hedeflenmektedir. Program çerçevesinde hayata geçirilecek yatırımcı dostu düzenlemeler, vergi teşvikleri, 'Tek Durak Büro' uygulamasıyla sadeleştirilen ve hızlandırılan bürokratik süreçler ile İstanbul Finans Merkezi (İFM) odaklı politikalar sayesinde daha rekabetçi bir yatırım ortamı oluşturulması amaçlanmaktadır." "Türkiye önemli bir potansiyele sahip" EKK toplantısında, imalat sanayisindeki gelişmeler ile KOBİ'lerin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların da değerlendirildiği aktarılan açıklamada, "Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır." bilgisi verildi. Toplantıda, son dönemdeki finansal gelişmelerin ele alındığı, ABD/İsrail-İran savaşının finansal piyasalar ve bankacılık sektörü üzerindeki muhtemel etkilerinin Kurul üyeleriyle istişare edildiği belirtilen açıklamada, şunlar dile getirildi: "İFM başta olmak üzere finansal sistemimizin küresel piyasalardan daha fazla pay almasını hedefleyen tedbirler gözden geçirilmiştir. Kamu bankalarının yurt dışında şube açmalarına ilişkin yürütülen çalışmalar ele alınmıştır. Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve jeostratejik konumuyla önemli bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, ülkemizi enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz."

Ticaret savaşları Türkiye'nin cari açığını tırmandırdı Haber

Ticaret savaşları Türkiye'nin cari açığını tırmandırdı

Türkiye şubat ayında 7 milyar 501 milyon do­larla geçen yılın ay­nı ayına göre yüzde 43,8 daha fazla cari işlemler açığı verdi. Böylece, savaşın henüz baş­lamadığı ancak artan jeopoli­tik gerilimle olumsuz etkile­rinin yoğun hissedildiği ara­lık-şubat döneminde üç ay üst üste 7 milyar doların üzerinde seyreden cari açıkta büyüme eğilimi kalıcı bir görüntü ver­di. 28 Şubat’ta fiilen başlayan sıcak savaşın cari açığa etki­si ise gelecek ay açıklanacak mart verisinde görülecek. Merkez Bankası verileri­ne göre şubatta cari açık aynı zamanda, ABD’nin açıkladı­ğı fahiş gümrük vergileri üze­rine şiddetlenen küresel tica­ret savaşı etkisiyle arızi yük­selişle 8 milyar doları aştığı Nisan 2025’ten sonraki döne­min en yüksek aylık düzeyini gördü. Anılan ayda 8,4 milyar dolar olan aylık cari açık, ma­yısta 1,1 milyar, haziranda 2,2 milyar dolara gerilemiş, izle­yen üç ayda ise cari denge faz­la vermişti. Türkiye, kasım­dan itibaren 4,1 milyar dolar­la yeniden cari açık vermeye başladı. Aralıktaki 7,4 milyar dolardan sonra bu yıl ocakta da 7 milyar doların üzerinde bir cari açık verildi, büyüme ivmesi şubatta da devam etti. Ocak-şubat dönemi kümüla­tif cari açığı geçen yılın eş dö­nemine göre yüzde 57,2 artışla 14 milyar 543 milyon dolar ol­du. Şubat sonu itibarıyla yıllık cari işlemler açığı da 35 mil­yar 447 milyon dolarla, son 26 ayın en yüksek düzeyine çıktı. Enerji ve altın hariç açık da büyüdü Enerji ve altın hariç cari iş­lemler dengesi de şubat ayın­da 3 milyar 408 milyon dolarla geçen yılın aynı ayındakinin 5,7 kat üzerinde gerçekleşti. Bu bazda ilk iki aydaki açık 6 milyar 255 milyon dolara ulaş­tı. Nisan 2025’te 4 milyar 707 milyon dolar açık verdikten sonra, ekim sonuna kadar faz­la veren, kasımdan itibaren yeniden açık vermeye başla­yan altın ve enerji hariç den­gede de şubatta söz konusu dö­nemin en yüksek açığı verildi. Yıllıklandırılmış verilere göre enerji ve altın hariç dengede Şubat 2025’te 32 milyar 708 milyon dolar olan fazla, bu yıl aynı ayda 10 milyar 308 mil­yon dolara kadar geriledi. Rezervde yılık erime 24,2 milyar dolar Yıllıklandırılmış verilere göre ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 73,2 milyar dolar oldu. Bu dönemde hizmetler alanında 62,6 milyar dolar net giriş kaydedilirken, birincil gelir dengesinde 24 milyar, ikincil gelir dengesinde ise 875 milyon dolar net çıkış yaşandı. Son bir yılda 35,4 milyar dolar olan cari işlemler açığı, bir yıl önceki düzeyine göre yüzde 113,3 büyüdü. Son bir yıldaki cari açık da ağırlıkla bankalar ve şirketlerin kullandığı dış krediler, yabancıların mevduat hareketleri ve ticari krediler yoluyla finanse edildi. Yıllık cari açığın finansmanına net doğrudan yatırımlar 2,6 milyar dolar, net portföy yatırımları 2,4 milyar dolar katkı verdi. Aynı dönemde dışarıdan net 38 milyar dolar kredi ve net 1,3 milyar dolar ticari kredi kullanıldı. Buna karşılık yabancıların efektif ve mevduatlarında net 11,5 milyar dolar azalış yaşandı. Böylece “diğer yatırımlar” alanındaki net katkı 27,9 milyar dolar oldu. Net hata ve noksan verisine göre son bir yılda 21,4 milyar dolarlık kaynağı belirsiz çıkış yaşanırken, Merkez Bankası’nın döviz rezervleri 24,2 milyar dolar azaldı. Cari açığı dış ticaret büyüttü Şubat ayında da cari açığı büyüten ana faktör dış ticaretteki gelişmeler oldu. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret verilerine göre aylık ihracat 20 milyar 670 milyon dolarla geçen yılın aynı ayındakinin yüzde 2,2 altında kalırken, ithalat yüzde 5,7 artışla 28 milyar 148 milyon dolar oldu ve 7 milyar 478 milyon dolarla geçen yıla göre yüzde 36,6 daha büyük dış ticaret açığı verildi. Uluslararası taşımacılık, turizm, dış müteahhitlik gibi faaliyetleri kapsayan hizmetler alanında kaydedilen aylık net 2 milyar 14 milyon dolarlık giriş geçen yılın aynı ayındakinin yüzde 11,1 altında kaldı ve bunun dış ticarette oluşan açığı kompanse etme oranı geriledi. Hizmetler alanındaki net girişlerin net 1 milyar 841 milyon dolarını seyahat gelirleri de geçen yıla göre yüzde 2,5 geriledi. Karşılıklı yatırımlardaki gelir-giderler ile faiz gelir-giderini kapsayan “birincil gelir dengesi” de şubatta net 1 milyar 859 milyon dolar açık verdi. Karşılıksız transferlerle ilgili ikincil gelir dengesinde de 178 milyon dolar açık oluştu. Bir ayda 10 milyar dolar rezerv kullanımı Portföy yatırımlarındaki net giriş ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 69,6 azalarak 780 milyon dolarda kaldı. Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 932 milyon ve DİBS piyasasında 366 milyon dolar net alış yaptığı görüldü. Yurt dışındaki tahvilde ise yurt dışı yerleşikler banka ihraçlarında 43 milyon ve genel hükümet ihraçlarında 674 milyon dolar net alış, diğer sektör ihraçlarında ise 81 milyon dolar net satış yaptı. Yurt dışı yerleşiklerin açtığı krediler ve mevduatları kapsayan diğer yatırımlarda ise bir aylık net giriş 2 milyar 734 milyon dolarla geçen yıla göre yüzde 75,8 arttı. Bakır'ın haberine göre, Yurt dışından bankalar 17 milyon, genel hükümet 226 ve diğer sektörler 1 milyar 478 milyon dolar net kredi kullanımı gerçekleştirdi. Diğer yatırımlar altında, yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, Türk lirası cinsinden 882 milyon dolar net artış ve yabancı para cinsinden 2 milyar 390 milyon dolar net azalış olmak üzere toplam 1 milyar 508 milyon dolar net azalış kaydetti. Bu gelişmelerle cari açığı karşılayacak toplam döviz girişi 3 milyar 376 milyon dolarda kaldı. Net hata noksan kalemindeki 6 milyar 471 milyon dolarlık sistem dışına çıkışla birlikte büyüyen finansman ihtiyacı, rezerv varlıkları bir ayda net 10 milyar 630 milyon dolar eritti.

UİB' nin İhracat uzmanlığı programı sona erdi Haber

UİB' nin İhracat uzmanlığı programı sona erdi

7 Şubat 2026 tarihinde başlayan ve 40 katılımcının iştirakiyle 2 ay devam eden İhracat Uzmanlığı Programı kapsamında katılımcılara dış ticaretin temel kavramlarından başlayarak, ihracatta kullanılan belgeler, pazar araştırması, fiyatlandırma, lojistik süreçler ve pazara giriş stratejileri gibi kritik başlıklarda kapsamlı eğitimler verildi. Bunun yanı sıra dış ticaret sözleşmeleri, uluslararası pazarlama ve markalaşma, yazışma teknikleri, ödeme yöntemleri ve finansman konuları da hem teorik hem uygulamalı olarak ele alındı. Eğitim içeriğinde ayrıca Dahilde ve Hariçte İşleme Rejimleri, e-ihracat süreçleri ile ihracata yönelik devlet destekleri ve destek yönetim sistemlerinin kullanımı da yer aldı. Programın son gününde düzenlenen yüz yüze eğitimde sektör temsilcileri deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. MÜSİAD Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hüseyin Kul, 34 ülkeye gerçekleştirdikleri ihracat tecrübesinden yola çıkarak hedef pazar seçimi, rekabet analizi, müşteri bulma ve inovasyonun önemine dikkat çekti. Hizmet İhracatçıları Birliği Genel Sekreteri Dr. Fatih Özer ise hizmet sektörünün küresel ölçekte artan rolüne vurgu yaparak, hizmet ihracatının stratejik önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kapanış oturumunda konuşan UİB Genel Sekreteri Mümin Karacakayalılar, programın ihracata başlamak isteyen firmaların çalışanları ile dış ticaret alanında kariyer hedefleyen profesyoneller için önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Karacakayalılar, “İhracat Akademisi’nin ilkini başarıyla tamamlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Başta Ticaret Bakanlığımız İhracat Genel Müdürlüğümüz olmak üzere, eğitimin hazırlanmasında emeği geçen tüm paydaşlara ve katılımcılarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

Barış masasının devrilmesi dünyadaki ticaret dengelerini bozacak Haber

Barış masasının devrilmesi dünyadaki ticaret dengelerini bozacak

Ortaya çıkan tablonun, mevcutta devam eden belirsizliği daha da artacağını belirten DIŞYÖNDER Başkanı Dr. Hakan Çınar, konuya ilişkin olarak “en büyük belirsizlik ne olacak diye düşündüğümüzde, şüphesiz ilk akla gelen soru bundan sonra Hürmüz Boğazı’na ilişkin İran’ın nasıl bir aksiyon alacağı, ardından da petrolün seyri olacak. Bu günden itibaren Hürmüz Boğazı riski kalıcı bir fiyatlama unsuru haline gelebilir, enerji fiyatları artık sadece arz-talep değil jeopolitik risk primiyle belirlenmeye başlar ve navlun piyasasında geçici oynaklık değil, kalıcı bir belirsizlik dönemine girilir. Sigorta maliyetleri de savaş riski ile daha fazla yükseliş gösterecektir. Savaşın sona ermeyecek olması ile birlikte dünyadaki petrol ve doğalgaz fiyatlarında üretim maliyetleri yukarı seyredecek, ülkemiz ve bizim gibi enerjide önemli ölçüde dışa bağımlı ülkeler için rekabette önemli bir kayıp dönemine girilecektir. Öte yandan lojistik süreler açısından bakıldığında alternatif rotalara yönelineceği için süre ve maliyet artışları da yaşanacaktır. Körfez ve Kızıldeniz hattının yüksek riskli bir koridor olduğu düşünüldüğünde buradaki durum dezavantajlara yol açacak, CDS ve risk primi oynaklığı ile finansmana erişim de zorlaşacaktır. Üretimdeki aksamalar ile firmaların stok politikaları değişeceğinden just in time modeli gitgide zayıflayacaktır. Firmaların daha fazla stok tutmak zorunda kalması da kritik girdilerde mali yükü arttıracak, yanı sıra depolama ve finansman maliyetleri de yükselecektir.” Küresel stagflasyon riskini daha fazla konuşacağız Çınar sözlerine şöyle devam etti: “Dünya artık daha fazla küresel stagflasyon riski altında diyebilirim. Stagflasyon; ekonomik durgunluk, yüksek enflasyon ve artan işsizlik oranlarının aynı anda yaşandığı, klasik ekonomik politika araçlarının etkisiz kaldığı nadir ve zor bir süreçtir. Bugün küresel ölçekte yaşanan gelişmeler, bu riskin yalnızca teorik bir ihtimal olmaktan çıkıp somut bir senaryo haline gelmeye başladığını göstermekte. Bu dezavantajların tamamı ülkeler arası ticaretin öncelikle azalacağını işaret ediyor. Elbette bir gün bu savaş bitecek ve her şey normale dönecek, ancak o esnada kazananlar ve kaybedenler olacak. Ülkemiz açısından bakıldığında enerji maliyetlerinin yükelmesi dezavantaj olsa da, pek çok avantaja da sahip konumda olduğumuza işaret etmek isterim. Avrupa’ya yakınlığımız, olumlu bir dönüşe ve tekstil ve hazır giyim başta olmak üzere bazı sektörlerde siparişlerin artmasına neden olacaktır. Bu durum ülkemiz için lojistik üs olma şansını da güçlendirecektir. Dünyadaki dış ticaret dengeleri bozulacak, ama gelişmelerin bir kısmı bizim lehimize olacaktır.” Hedef pazarı sadece Ortadoğu ve Afrika ülkeleri olan ihracatçılarımızın ise bir süre alternatif bölgelere yönelip bu dönemi atlatmalarının ama ilişkilerini sürdürmenin gerektiğini savunan Çınar sözlerini “savaş her ne kadar istemediğimiz bir durum yaratmış olsa da, Türkiye’nin bu yeni çizilen tablodaki yerinin daha önemli hale geleceğine ve dış ticarette güçleneceğine inanıyorum. Yeter ki bu dönemde iç sistemlerimizi ve bürokrasilerimizi doğru yönetmeyi başaralım” diyerek noktaladı.

İthalatta sınırlı düşüş değerde artış Haber

İthalatta sınırlı düşüş değerde artış

İthalatta sınırlı gerileme görülürken, dış ticaret haddindeki yükseliş gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Şubat 2026 dönemine ilişkin dış ticaret endeksleri, ihracatta çarpıcı bir ayrışmaya işaret etti. İhracat birim değer endeksi, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,7 artış kaydetti. Alt kalemlerde gıda, içecek ve tütün grubunda yüzde 12,5, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 9,7 ve imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 13,3 artış görüldü. Yakıt grubunda ise yüzde 6,8’lik düşüş yaşandı. Buna karşılık ihracat miktar endeksi aynı dönemde yüzde 10,1 azaldı. En sert gerileme yüzde 35,6 ile yakıt grubunda gerçekleşirken, gıda, içecek ve tütünde yüzde 13,9, ham maddelerde yüzde 8,7 ve imalat sanayinde yüzde 7,0 düşüş kaydedildi. İthalat tarafında ise birim değer endeksi yıllık bazda yüzde 5,0 arttı. Gıda, içecek ve tütünde yüzde 4,7, imalat sanayinde yüzde 7,2 artış görülürken; yakıtlarda yüzde 14,5, ham maddelerde ise yüzde 7,0 düşüş kaydedildi. İthalat miktar endeksi ise aynı dönemde yüzde 1,3 geriledi. Gıda, içecek ve tütünde yüzde 2,7, ham maddelerde yüzde 6,6 ve yakıtlarda yüzde 5,6 düşüş yaşanırken, imalat sanayinde yüzde 6,1 artış dikkat çekti. Arındırılmış verilerde yatay seyir Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre ihracat miktar endeksi, Ocak ayında 139,0 seviyesindeyken Şubat ayında yüzde 0,1 azalarak 138,8’e geriledi. İthalat miktar endeksi ise aynı dönemde yüzde 0,7 artışla 126,9’dan 127,9’a yükseldi. Dış ticaret haddinde iyileşme İhracat ve ithalat birim değer endekslerinin oranı ile hesaplanan dış ticaret haddi, Şubat 2025’teki 86,4 seviyesinden 6,3 puan artarak Şubat 2026’da 92,7’ye çıktı.

Avdagiç: Avrupa’nın doğal üretim üssü adayıyız Haber

Avdagiç: Avrupa’nın doğal üretim üssü adayıyız

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “Avrupa’nın tedarikini yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel 'warflation (savaş kaynaklı enflasyon)’ riskinden üretim, verimlilik ve ihracat üçgenini uzak tutmalıyız” çağrısı yaptı. Avdagiç, İTO’nun nisan ayı Meclis Toplantısı’nda küresel enerji krizinden Türkiye ekonomisine ve tedarik zinciri kırılmalarına dair değerlendirmelerde bulundu. Büyüme için 3 öneri Küresel ‘savaşflasyon’ riskinin dikkate alınması gereken bir etken olduğunu vurgulayan Avdagiç, Türkiye ekonomisinin iç talep desteğiyle büyümesini sürdürdüğünü, bununla birlikte dış talebin zayıflaması ve maliyetlerdeki artışın büyümenin kompozisyonunu etkileyebileceğini kaydetti. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye'nin kendi iç dinamikleriyle büyüyebileceğini belirterek, üç temel öneri sıraladı. Avdagiç, “Bizim kendi gücümüz, kendi çözümlerimizdir. Şöyle ki; yenilenebilir kaynaklarla ve nükleer güçte kapasite artışıyla enerji bağımlılığını düşürebiliriz. Katma değerli üretim yapısı ve ihracat kompozisyonuyla dış kaynak ihtiyacını karşılarız. Arz yönlü politikalar ve yapısal reformlarla da enflasyon sorununun üstesinden pekala gelebiliriz" dedi. Fırsat penceresi konjonktürel değil Türkiye'nin önündeki fırsat penceresinin konjonktürel değil, yapısal bir nitelik taşıdığını belirten Avdagiç, şöyle devam etti: “Eskiden enflasyon, deflasyon ya da stagflasyonu bilir ve fiyat artışıyla bağlantısını kurardık. Şimdi 'warflation (savaş kaynaklı enflasyon)' diye yeni bir kavram daha üretildi. Bununla da savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgası kastediliyor. Bu yeni rejimde büyüme yavaşlarken fiyatlar yükseliyor. Dünyada savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgasıyla karşı karşıyayız. Türkiye’nin hep dikkat çektiğimiz potansiyeli, bugün çok daha yüksek bir gerçekleşme şansına sahip: Avrupa’nın tedarikini daha yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Gümrük Birliği entegrasyonu, Türkiye’nin ‘Made in EU’ düzenlemesine dahil edilmesi, gelişmiş sanayi altyapısı ve tedarik avantajı, Türkiye’yi Avrupa için stratejik bir üretim ortağı konumuna taşıyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel ‘warflation’ riskinden ‘üretim, verimlilik ve ihracat’ üçgenini uzak tutmalıyız.” Temel zorluğumuz fiziksel kıtlık Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının gittikçe zayıfladığına dikkat çeken Avdagiç, “Uzmanlar dünya ekonomisinin yeniden düşük büyüme, yüksek enflasyon patikasına yaklaştığını söylüyorlar” dedi. Şekib Avdagiç, savaş sona erdirilmezse giderek büyüyen ham petrol kıtlığının tarımdan petrokimyasallara, tekstilden sağlık sektörüne kadar birçok üründe darboğaza yol açabileceğini vurgulayarak, “Temel zorluk artık fiyat olmaktan çıktı, temel zorluk dünya çapında fiziksel kıtlığa dönüşmeye başladı. Arz kıtlığı ve artan fiyatların yarattığı etki, tüketici pazarının her köşesine yayılıyor" dedi. Barışla yeni bir dönem bekliyoruz Küresel dönüşümün Türkiye açısından hem riskler hem fırsatlar içerdiğinin altını çizen Avdagiç, “ABD-İran arasındaki kırılgan ateşkesin barışa dönmesiyle dezavantajlarımızın geçici ve yönetilebilir, güçlü avantajlarımızın ise kalıcı ve stratejik nitelikte olduğu yeni bir dönem bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Yüzde 7’ye yaklaşan kur-enflasyon makası ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor Başkan Avdagiç, Türkiye’nin dış ticaret hedefleri için enflasyonla kur arasındaki korelasyonun giderek açıldığını belirtti. Avdagiç, “Sadece yılın ilk çeyreğinde dahi kur ile enflasyon arasındaki makasın yüzde 7’ye yaklaşması, ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor. Türkiye’nin dış ticaret hedefleri açısından enflasyon ile kur arasındaki korelasyonun giderek zayıfladığına dikkat çekiyoruz. Yılın ilk üç ayında kümülatif enflasyon yüzde 10’a ulaşırken, kur artışı yüzde 3 seviyesinde kaldı. Son iki yıllık döneme baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Tüketici ve üretici enflasyonunun ortalaması yüzde 70’e ulaşırken, kurdaki artış yüzde 42 seviyesinde gerçekleşti. Böylece iki yılda kur ile enflasyon arasındaki fark 28 puan oldu. Kurun enflasyona paralel hareket etmemesi, zamanla yapısal bir rekabet gücü kaybına dönüşme riski taşıyor. Bu sürecin önüne geçmek zorundayız” dedi. Bu tablonun yansımasının dış ticaret verilerimizde de görüldüğüne dikkati çeken Avdagiç, 2026'nın ilk çeyreğinde ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3.1 azaldığını, ithalatımızın ise yüzde 4.7 arttığını kaydetti. Şekib Avdagiç, şöyle devam etti: “Bundan sonraki süreçte enflasyonla kur arasındaki korelasyonun paralel gitmesi, hatta bir miktar kur lehine bir sürecin devreye girmesinin, Türkiye'nin rekabetçiliği açısından elzem hale geldiğini düşünüyoruz. Sürdürülebilir bir ihracat büyümesi için enflasyonun kalıcı olarak dizginlenmesinin yanında Türk Lirasının gerçekçi bir seviyede seyretmesi son derece önemli. Katma değerli ürünlere geçişin hız kazanması adına da bunun gerekli olduğuna inanıyoruz.” Merkez Bankası'nın üretimi de gözeten politika duruşu istikrarın sigortası olacaktır İTO Başkanı Avdagiç, TCMB’nin para politikası beklentilerine ilişkin ise şunları söyledi: “Savaş öncesinde oluşan faiz indirimi beklentilerinin, artan enflasyon riski ve küresel sıkılaşma koşulları nedeniyle belirgin şekilde zayıfladığı görülüyor. Piyasa beklentileri, kısa vadede faiz indirimlerinin ötelenebileceği ve para politikasında daha uzun süre sıkı duruşun korunacağı yönünde şekillenmeye başladı. Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı ve finansal istikrarın korunmasına yönelik üretimi de gözeten hassas kurgulanmış politika duruşu, bir bütün olarak ekonomik istikrarın sigortası olacaktır.” SOFTITO’da yetenekli gençlerimize dijital bilezik kazandırıyoruz 2026 yılının İTO ve üyeleri için dijital dönüşümün bir ileri safhaya taşındığı yapay zeka dönemi olacağını, bu yönde projelere ve faaliyetlere ağırlık vereceklerini hatırlatan Şekib Avdagiç, “Artık üretimden eğitime, gündelik hayattan kültüre kadar her safhada yapay zeka, odak noktamızda yer alıyor. Bizler de ya kendimizi dönüştüreceğiz ya da başkalarının dönüştüreceği bir varlık haline geleceğiz. Üretimimizi, sanayimizi yapay zeka ile yeniden tasarlamamız gerekiyor” dedi. Yapay zekanın, Türkiye’nin ekonomik gelişimi için de stratejik bir teknoloji olduğunun altını çizen Avdagiç, bu yöndeki faaliyetleri ve projeleriyle İTO Teknoloji Ekosistemi oluşturduklarını, SoftITo, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi ve Teknopark İstanbul ile birbirini tamamlayan üç kritik yapı kurduklarını anımsattı. Avdagiç, Meclis üyelerine de şu çağrıda bulundu: “Sizlere bir duyurum var: Şimdi bu yapının önemli bir ayağı olan SoftITo’da 4. Dönemi başlatıyoruz. Yetenekli gençlerimize dijital bilezik kazandırıyoruz. 320 saatlik eğitim sonucunda bu alanda aranan vasıflarla donatıyoruz. Müracaatları 19 Nisan 2026 tarihine kadar alıyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.