SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dış Politika

Ekometre - Dış Politika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dış Politika haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

AB'de dış politika için kritik çağrı Haber

AB'de dış politika için kritik çağrı

Avrupa Birliği'nde dış politika kararlarının alınma biçimine ilişkin reform tartışmaları yeniden gündeme geldi. Almanya, Fransa ve İspanya'nın da aralarında bulunduğu 11 üye ülke, oybirliği kuralının ve veto mekanizmasının ortak hareket kabiliyetini sınırlandırdığı gerekçesiyle karar alma sisteminde değişiklik yapılması çağrısında bulundu. Euronews'in haberine göre Almanya, Fransa, İspanya, Avusturya, Danimarka, Belçika, Finlandiya, Lüksemburg, Hollanda, Romanya ve İsveç tarafından imzalanan ortak mektup, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'a gönderildi. "Meşruiyetimiz var ama gücümüz olmamalı" Mektupta, AB'nin uzlaşı kültürünün Birliğin meşruiyetinin temel unsurlarından biri olduğu vurgulanarak, mümkün olan her durumda uzlaşma arayışının sürdürülmesi gerektiği belirtildi. Ancak uzlaşının ortak hareket etmeyi engelleyen bir mekanizmaya dönüşmemesi gerektiğine dikkat çekilen mektupta, aksi durumda Birliğin meşruiyete sahip olmakla birlikte siyasi gücünü kullanamayacağı ifade edildi. 11 ülke, özellikle dış politika alanında kararların tek bir üye ülkenin vetosuyla bloke edilmesinin AB'nin uluslararası gelişmelere hızlı ve etkili biçimde yanıt verme kapasitesini zayıflattığı görüşünü ortaya koydu. Dış politikada "yapıcı çekimserlik" önerisi Ortak mektupta, AB'nin karşı karşıya olduğu jeopolitik ortamın önemli ölçüde değiştiği belirtildi. Stratejik rekabetin, artan istikrarsızlığın ve kurallara dayalı uluslararası düzeni zayıflatmaya yönelik girişimlerin Birliğin dış eylemlerini daha karmaşık hale getirdiği ifade edildi. Bu koşullarda AB'nin kendi çıkarlarını savunabilmesinin, sahip olduğu siyasi, ekonomik ve diplomatik ağırlığı kolektif olarak ne kadar hızlı ve etkili biçimde kullanabildiğine bağlı olduğu kaydedildi. Bu nedenle 11 ülke, dış politika kararlarında "yapıcı çekimserlik" uygulamasının daha fazla kullanılmasını önerdi. Ayrıca üye ülkelerin karşılıklı dayanışma ilkesine bağlı kalması, dış politika kararlarının başka ve ilgisiz meselelerle ilişkilendirilmemesi ve oybirliği şartının yerine nitelikli çoğunluk sistemine geçiş için farklı seçeneklerin değerlendirilmesi istendi. AB'nin karar alma sistemi tartışılıyor Dış politika kararlarında reform yapılması gerektiği yönündeki görüş, bazı AB ülkelerinde giderek daha fazla destek buluyor. Eleştirilerin merkezinde, Birliğin dış politika yapısının karmaşık olması ve mevcut karar alma mekanizmalarının değişen jeopolitik koşullara yeterince hızlı uyum sağlayamaması bulunuyor. Bu tartışmalar kapsamında haziran ayında Almanya ve Fransa'nın öncülük ettiği üç farklı seçeneği içeren bir belge basına yansımıştı. Söz konusu seçeneklerden ikisinin AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği makamının rolünü zayıflatacağı, birinin ise makamın etkisini artıracağı belirtilmişti. Reform önerileri dışişleri bakanlarının gündeminde AB'nin dış politika karar alma mekanizmasına ilişkin reform önerilerinin, yarın yapılması beklenen gayriresmi AB Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda ele alınması bekleniyor. Toplantıda özellikle oybirliği kuralının yarattığı sınırlamalar, yapıcı çekimserliğin kapsamının genişletilmesi ve dış politika alanında nitelikli çoğunluk sistemine geçiş seçeneklerinin değerlendirilmesi bekleniyor.

Erdoğan’dan dış politika mesajı Haber

Erdoğan’dan dış politika mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada Türkiye’nin dış politikadaki bağımsız duruşuna ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi. Bölgesel gelişmeler ve Türkiye’ye yönelik girişimlere değinen Erdoğan, ülkenin dış politikasının belirlenmesinde millet iradesinin tek belirleyici olduğunu söyledi. Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilkelerinden ve ulusal çıkarlarından taviz vermeyeceğini belirterek, bölgede barış ve istikrarın sağlanması yönündeki politikaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. “Türkiye’nin dış politikasını Türk milleti belirler” Türkiye’nin bölgesel barışı ve istikrarı önceleyen aktif dış politikasının bazı çevreleri rahatsız ettiğini dile getiren Erdoğan, Türkiye’nin kendi vatandaşlarının yanı sıra bölgedeki tüm halklar için barış ve kalkınma istediğini söyledi. Türkiye’ye yönelik son dönemde yürütülen kampanyaları da değerlendiren Erdoğan, ülkenin tarihsel birikimi ve devlet tecrübesiyle hareket ettiğini vurguladı. Erdoğan, “Türkiye Cumhuriyeti ne ilkelerinden ne de ulusal çıkarlarından taviz verir” mesajını verirken, Türkiye’ye güvenen dost ve kardeş ülkelerin yarı yolda bırakılmayacağını belirtti. “Kimsenin planına göre hareket etmeyiz” Bölgede farklı senaryoların hayata geçirilmeye çalışıldığının farkında olduklarını ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin bu girişimlere karşı kararlı bir tutum sergileyeceğini söyledi. Bölgesinde barışın tesis edilmesi için mücadele etmekten geri durmayacaklarını belirten Erdoğan, komşu ülkelerin toparlanmasına destek vermeye devam edeceklerini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasının en dikkat çeken bölümünde ise Türkiye’nin dış politika çizgisine ilişkin şu mesajı verdi: “Bu ülkenin dış politikasını sadece ve sadece Türk milleti belirler. Milletten başka hiçbir aktör Türkiye’ye ve Türk dış politikasına rota ve sınır çizemez.”

Erdoğan: Türkiye karamsar tablonun dışındadır Haber

Erdoğan: Türkiye karamsar tablonun dışındadır

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında toplandı. Yaklaşık üç saat süren toplantının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarda bulundu. Erdoğan, "Türkiye’nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Tabii burada bir hususun özellikle vurgulanması gerektiğine inanıyorum. Değerli arkadaşlar, İran’a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonomi yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleşiyor." dedi. Hürmüz Boğazı kaynaklı gerilimin ekonomilere etkisine değinen Erdoğan Türkiye'nin aldığı önlemler hakkında "Gübre ve ham madde tedarik yerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde de gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transferini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız." şeklinde konuştu Erdoğan savaşın küresel ticarete etkileri hakkında ise, "Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından, özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz. Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyumuzla paylaştık. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkânını devreye aldık. Bu kredi 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum." ifadelerini kullandı. İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan satır başları: "Aile, dış politika, ekonomi, enerji ve diğer başlıklarda kapsamlı istişareler yaptığımız bir kabine toplantımızı daha tamamlamış bulunuyoruz. Öncelikle aldığımız kararların ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum. Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken kimileri de yolsuzluklarını perdelemek için Nutuk önünde poz verirken Cumhurbaşkanı ve kabinesi olarak Türkiye Yüzyılı'nı inşa mücadelemizi azimle sürdürüyoruz. Türkiye yapay gündemlere takılmadan hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Açık ve net ifade etmek isterim ki hükümetimiz gündemine hakimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Hangi bahaneyle olursa olsun kimse Türkiye'nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. "Milletimize hizmet etme peşindeyiz" Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır; o da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı havanda su dövmek olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil iş yapma, hizmet üretme, milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Biz ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın biz işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz. Türkiye'yi güçlü ekonomisiyle, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu haline getirmeye bakıyoruz. Nitekim son toplantımızdan bu yana teknolojiden ulaştırmaya, iletişimden tarıma geniş bir yelpazede eser ve hizmet maratonumuzu sürdürdük. 27 Mart Cuma günü İstanbul'da önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptık. Dünya Ekonomik Forumu Ülke Stratejisi Toplantısı vesilesiyle küresel iş dünyasının üst düzey yöneticilerini Türkiye'de ağırladık. Toplantıya 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans, varlık yönetimi gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan yatırımcılar iştirak etti. İlgili bakanlarımız toplantıda iş dünyası temsilcilerine Türkiye'nin yatırım iklimi, küresel değer zincirlerindeki konumu, sunduğu yatırım fırsatları ve ekonomik görünümü hakkında bilgi verdi. 'Ne gerek var' denen yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye'yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye'nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Tabii burada bir hususun özellikle vurgulanması gerektiğine inanıyorum. Değerli arkadaşlar, İran'a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonomi yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleşiyor. "Küresel ekonomiyi derinden sarsıyor" Hürmüz Boğazı fiilen kapandı. Hürmüz sıradan bir geçiş olmanın ötesinde dünyadaki petrolün yüzde 20'sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamul de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz'ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma, sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. "Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır" Mesela Avrupa'nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100, petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti. Dünyaya şöyle bir göz attığımızda tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye'nin Basra'dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10'luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılmaktadır. Gübre ve hammadde tedariklerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergilerini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde de gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Yine sivil havacılık, denizcilik ve karayolu tarafında da önlemlerimizi aldık. Aziz milletim, hîn-i hacette kullanmak amacıyla biriktirdiğimiz rezervlerimiz aynı şekilde yeterli ve güçlüdür. Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın milli gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörümüze kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktadayız. Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. "Vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk" Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra Eşel Mobil sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet Eşel Mobil sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Ancak biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz. Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyumuzla paylaştık. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkanını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. "Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın" Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın. İş dünyamız müsterih olsun. Türkiye stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkezi'yle ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantımızda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye'nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.