SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dijital Dönüşüm

Ekometre - Dijital Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bilişim sektörünün yol haritası İTO’da masaya yatırıldı Haber

Bilişim sektörünün yol haritası İTO’da masaya yatırıldı

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Bilgi Teknolojileri Meslek Komitesi, bilgi teknolojileri sektörünün mevcut durumunu değerlendirmek ve sektörün öncelikli ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla çalışma toplantısı düzenledi. İTO Yönetim Kurulu Üyesi Murat Hazıroğlu’nun başkanlığındaki toplantıya Meslek Komitesi üyeleri ve sektör temsilcileri katıldı. Dijital dönüşüm rekabet gücünün temel unsuru Toplantıda sektörün gelişim alanlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Murat Hazıroğlu, bilgi teknolojilerinin artık yalnızca teknoloji sektörünü ilgilendiren bir alan olmaktan çıktığını, ekonominin farklı sektörlerinde doğrudan belirleyici rol üstlendiğini söyledi. Üretimden ticarete, finanstan hizmetlere kadar geniş bir alanda dijital dönüşümün etkisinin arttığına dikkat çeken Hazıroğlu, işletmelerin rekabet güçlerini koruyabilmeleri için teknoloji yatırımlarını artırmaları gerektiğini belirtti. Hazıroğlu, özellikle KOBİ’lerin yeni teknolojilere erişiminin kolaylaştırılmasının ve dijital altyapılarının güçlendirilmesinin önemine işaret ederek, İTO’nun sektör temsilcilerinin karşılaştığı sorunları takip ettiğini ve iş dünyasının taleplerini ilgili kurumlara aktardığını ifade etti. İnsan kaynağı ve girişimcilik potansiyeline vurgu Bilgi teknolojileri sektörünün sürdürülebilir büyümesi için kamu, özel sektör ve girişimcilik ekosistemi arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Hazıroğlu, Türkiye’nin sahip olduğu insan kaynağı ve girişimcilik potansiyelinin daha yüksek ekonomik değere dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Hazıroğlu, İTO olarak sektörün gelişimini destekleyecek işbirliklerine katkı sunmaya ve üyelerin beklentilerini ilgili platformlarda gündeme taşımaya devam edeceklerini belirtti. TÜBİTAK’ın özel sektör destekleri anlatıldı Toplantıda İTO Bilgi Teknolojileri Meslek Komitesi Başkanı Bekir Sami Nalbantoğlu da komitenin yürüttüğü çalışmalar ve sektörün gündemindeki başlıklar hakkında katılımcılara bilgi verdi. Program kapsamında TÜBİTAK Özel Sektör İş Geliştirme Direktörü Mahmut Bulut tarafından bir sunum gerçekleştirildi. Sunumda TÜBİTAK’ın özel sektöre yönelik destek mekanizmaları, girişimcilik ekosistemi, iş geliştirme imkanları ve bilgi teknolojileri sektörüne yönelik fırsatlar ele alındı. Toplantının devamında sektör temsilcileri, bilgi teknolojileri sektörünün mevcut durumu, ihtiyaçları ve karşılaştıkları sorunlara ilişkin değerlendirmelerini TÜBİTAK yetkilileriyle paylaştı. Katılımcılar ayrıca sektörün gelişimine yönelik görüş ve önerilerini aktardı.

GITEX AI Türkiye İstanbul’da başladı Haber

GITEX AI Türkiye İstanbul’da başladı

Türkiye’nin yapay zekâ ve teknoloji ekosistemini küresel yatırımcılarla buluşturan GITEX AI Türkiye 2026, İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. 10 Eylül’e kadar devam edecek etkinlik; teknoloji şirketleri, girişimler, yatırımcılar, kamu temsilcileri ve teknoloji yöneticilerini bir araya getiriyor. Etkinlikte Türkiye’nin dijital ekonomisinin geliştirilmesi, yapay zekâ altyapısının güçlendirilmesi ve teknoloji şirketlerinin küresel pazarlara açılması öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. 350’den fazla şirket ve girişim İstanbul’da GITEX AI Türkiye, 350’den fazla kurumsal katılımcı ve girişimi, 100 konuşmacıyı ve 75 milyar doların üzerinde varlığı yöneten 150 yatırımcıyı bir araya getiriyor. Etkinliğe 70 ülkeden binlerce teknoloji yöneticisi de katılıyor. Yapay zekâdan bulut teknolojilerine, veri merkezlerinden siber güvenliğe, fintekten akıllı altyapılara kadar geniş bir teknoloji gündemi ele alınıyor. Etkinlikte Google Cloud, HPE & NVIDIA, AWS, Huawei, Dell Technologies, SAP ve TrendAI gibi küresel teknoloji şirketlerinin yanı sıra Türkiye’den Trendyol, Andevos ve Halkbank ile çeşitli teknokent ve teknoparklar da yer alıyor. Türkiye’nin yapay zekâ hedefleri gündemde GITEX AI Türkiye, Türkiye’nin 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı kapsamında hedeflerini hızlandırdığı bir dönemde gerçekleştiriliyor. Plan kapsamında; 1 GW veri merkezi kapasitesine ulaşılması,yapay zekâ altyapısına özel sektörden 10 milyar dolar yatırım çekilmesi,iki yıl içinde 5 milyon kişiye yapay zekâ okuryazarlığı kazandırılması hedefleniyor. “Türkiye’yi dünyanın buluşma noktası olarak tanımlıyoruz” Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi İletişim Dairesi Başkanı Gökhan Yücel, açılış konuşmasında Türkiye’de yaklaşık 1.500 aktif yapay zekâ şirketi bulunduğunu belirtti. Yücel, Türkiye’nin dört saatlik uçuş mesafesinde 1,3 milyar kişiye ve toplam 35 trilyon dolarlık pazara erişebildiğini ifade ederek, ülkeyi yalnızca bir köprü olarak değil, küresel teknoloji ekosisteminin buluşma noktası olarak konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi. Yapay zekâ altyapısı için yatırımlar güçleniyor Etkinliğin ilk gününde yapay zekânın ihtiyaç duyduğu işlem gücü, bulut teknolojileri ve veri merkezi kapasitesi de gündeme geldi. Dell Technologies Türkiye Ülke Müdürü İlker Rodoplu, dijital dönüşümün artık iş sürekliliği ve rekabet gücü açısından temel bir gereklilik haline geldiğini belirtti. Huawei ise Türkiye’deki yapay zekâ ve bulut altyapısına yönelik yatırımlarını ve gelecek dönem planlarını paylaştı. Şirket, 2023’ten bu yana Türkiye’de yerel bulut altyapısı hizmeti sunarken, Ankara’da 2024 yılında açtığı felaket kurtarma merkeziyle desteklenen üç erişilebilirlik bölgesine sahip altyapısını da kullanıyor. Huawei Cloud Türkiye Satış Direktörü Safder Baydur, küresel veri merkezi kapasitesinin 2020’de yaklaşık 60 gigavattan 2024’te 97 gigavata yükseldiğini, 2030 için ise 226 gigavatlık kapasite öngörüldüğünü belirtti. GITEX ile Terminal İstanbul arasında iş birliği Etkinliğin ilk gününde GITEX ile Terminal İstanbul arasında Mutabakat Zaptı imzalandı. Anlaşmayla Terminal İstanbul’un dünyanın farklı noktalarında düzenlenen GITEX etkinliklerinde yer alması ve Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminin uluslararası yatırımcılarla daha güçlü şekilde buluşturulması hedefleniyor. Terminal İstanbul projesi kapsamında eski Atatürk Havalimanı terminallerinin yaklaşık 500 bin metrekarelik alanda inovasyon ve girişimcilik merkezine dönüştürülmesi planlanıyor. Teknoloji şirketleri için uzun vadeli sermaye vurgusu Etkinliğin yatırım gündeminde teknoloji şirketlerinin küresel ölçekte büyümesi için uzun vadeli sermayenin önemi de ele alındı. Türkiye Varlık Fonu Yatırımlar Genel Müdürü ve Türkiye Teknoloji Fonu Yönetim Kurulu Üyesi Bilal Bedir, varlık fonlarının uzun vadeli yatırım yaklaşımıyla teknoloji ekosistemine daha fazla kurumsal ve uluslararası sermaye çekebileceğini ifade etti. Fintek dönüşümünde yapay zekâ ve açık bankacılık öne çıkıyor GITEX AI Türkiye’nin gündeminde finans teknolojileri de önemli bir yer tuttu. Bankalar, fintek şirketleri ve teknoloji sağlayıcıları; yapay zekâ, açık bankacılık ve akıllı otomasyonun finansal hizmetleri nasıl dönüştürdüğünü ele aldı. Halkbank da yapay zekâ, dijital bankacılık ve yeni nesil teknolojilere yönelik yatırımlarını etkinlikte gündeme getirdi. Türk teknoloji şirketi Andevos ise ödeme, kiosk yönetimi, açık bankacılık ve yapay zekâ destekli çözümlerini tanıtıyor. Etkinlik 10 Eylül’de devam edecek GITEX AI Türkiye, 10 Eylül sabahı gerçekleştirilecek bakan konuşmasının ardından yapay zekâ, veri merkezleri, akıllı altyapı, fintek, siber güvenlik, ileri üretim ve kurumsal dijital dönüşüm oturumlarıyla devam edecek.

Vergi denetiminde yapay zeka dönemi Haber

Vergi denetiminde yapay zeka dönemi

Türkiye, kayıt dışı ekonomi ve vergi kayıp-kaçağıyla mücadelede dijital denetim kapasitesini yapay zeka ve büyük veri teknolojileriyle genişletmeye hazırlanıyor. 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'da kayıt dışılığın azaltılması ve vergi denetimlerinin etkinliğinin artırılması için dijital dönüşüm araçlarının daha yoğun kullanılacağı belirtilirken, bu kapsamda vergi ihbarlarının analizinde yapay zeka destekli İhbar İşleme Sistemi'nin (VDK-İHS) hayata geçirilmesi öngörülüyor. Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'nın mevcut proje tanımına göre VDK-İHS, farklı kanallardan gelen yüksek hacimli ve farklı formatlardaki ihbarları analiz ederek denetim komisyonlarına karar desteği sunacak şekilde tasarlanıyor. Sistem şu aşamada proje evresinde bulunuyor. On binlerce ihbar tek bir dijital yapıda analiz edilecek Vergi ihbarları, kayıt dışı ekonomi ve vergi kayıp-kaçağıyla mücadelede önemli veri kaynaklarından biri. Ancak ihbarların farklı kanallardan gelmesi, metinlerin farklı formatlarda bulunması ve ihbar sayısının yüksek olması, bunların geleneksel yöntemlerle değerlendirilmesini zorlaştırıyor. Vergi Denetim Kurulu'nun verilerine göre 2024 yılında 10 binden fazla ihbar, 23 komisyon ve 193 müfettiş tarafından değerlendirildi. VDK-İHS projesi, bu iş yükünün önemli bölümünün dijital araçlarla analiz edilmesini amaçlıyor. Sistemin farklı kaynaklardan gelen ihbarları tek bir yapıda toplaması, metinleri analiz edilebilir veriye dönüştürmesi ve geçmiş kararlarla karşılaştırması planlanıyor. Bu dönüşümün kritik noktası ise ihbarların yalnızca arşivlenen belgeler olmaktan çıkarılarak analiz edilebilir veri varlıklarına dönüştürülmesi olacak. Yapay zeka ihbarın içeriğini analiz edecek VDK-İHS'nin tasarımında birden fazla yapay zeka ve veri işleme teknolojisinin birlikte kullanılması planlanıyor. Sistem kapsamında farklı kaynaklardan gelen ihbarların toplanması, taranmış veya el yazısıyla hazırlanmış belgelerin OCR teknolojisiyle okunabilir hale getirilmesi ve metinlerin doğal dil işleme yöntemleriyle analiz edilmesi öngörülüyor. Böylece sistem, ihbarın yalnızca metnini saklamakla kalmayacak; içerikte yer alan kişi, kurum, işlem ve diğer kritik unsurları da belirleyerek bunları veri tabanında ilişkilendirebilecek. Bu yapı, aynı kişi veya şirketin farklı ihbarlarda geçmesi ya da farklı ihbarlar arasında bağlantılar bulunması halinde bunların daha hızlı fark edilmesine imkân sağlayabilecek. Geçmiş kararlar yapay zekanın referansı olacak Sistemin en dikkat çekici bileşenlerinden biri ise geçmiş ihbarlar ve komisyon kararlarının yeni ihbarlarla karşılaştırılması. Vergi Denetim Kurulu'nun proje açıklamasına göre VDK-İHS'de RAG (Retrieval-Augmented Generation) mimarisinden yararlanılması planlanıyor. Bu yapı sayesinde yeni bir ihbar, geçmiş ihbar ve kararların bulunduğu veri havuzuyla karşılaştırılabilecek; benzer vakalar belirlenerek karar sürecine öneri üretilebilecek. Buradaki amaç, yapay zekanın tek başına vergi incelemesi kararı vermesi değil, komisyonların değerlendirme sürecine emsal vakalar ve ilgili bilgiler üzerinden karar desteği sağlamak. Sistem ayrıca ihbarın özetlenmesi, ilgili olabilecek vergi türlerinin belirlenmesi ve uygulanabilecek mevzuat hükümlerinin eşleştirilmesi konusunda da öneriler sunacak şekilde tasarlanıyor. Hedef yalnızca ihbarları değerlendirmek değil Yeni dönemde kayıt dışı ekonomiyle mücadele, yalnızca gelen ihbarların incelenmesine dayalı olmayacak. Orta Vadeli Program kapsamında büyük veri üzerinde sektörel, finansal ve tematik risk analizlerinin geliştirilmesi; elde edilen sonuçların ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılması ve denetim süreçlerinin risk odaklı yürütülmesi hedefleniyor. Kayıt dışı istihdam ve ücretle mücadelede de veri analizine dayalı risk odaklı denetimlerin artırılması planlanıyor. Bu yaklaşım, denetim kaynaklarının tüm mükelleflere aynı yoğunlukta yöneltilmesi yerine daha yüksek risk taşıdığı değerlendirilen sektör, işletme ve işlem gruplarına odaklanmasını amaçlıyor. Birden fazla dijital sistem birlikte çalışacak Kayıt dışılıkla mücadelede yalnızca VDK-İHS'nin kullanılması planlanmıyor. Orta Vadeli Programda Depozito Bilgi Yönetim Sistemi (DBYS), Kıymetli Maden Takip Sistemi (KMTS), İnşaat Demiri İzleme Sistemi (İDİS), Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi (UTTS) ve Bandrollü Ürün İzleme Sistemi (BÜİS) gibi izleme sistemlerinin de kayıt dışılığın ve vergi kayıp-kaçağının azaltılmasında kullanılacağı belirtiliyor. Bu sistemlerden elde edilen farklı veri setlerinin daha etkin analiz edilmesi, vergi denetiminde üçüncü taraf idari verilerden yararlanılması ve riskli işlemlerin daha erken aşamada belirlenmesi hedefleniyor. Organize vergi kaçakçılığına karşı ağ analizi Yeni yaklaşımın bir diğer boyutu organize vergi kaçakçılığıyla mücadele. Vergi Denetim Kurulu'nun yapay zeka destekli Vergi İstihbarat Sistemi (VDK-VİS) de mükellefleri tek tek değerlendirmek yerine aralarındaki ekonomik ilişkileri bir ağ içerisinde analiz etmeye yönelik geliştiriliyor. Sistem; ortaklar, yöneticiler, alıcılar, satıcılar, finansal işlem tarafları ve diğer bağlantılar üzerinden ilişkileri analiz ederek sahte belge organizasyonları, zincirleme fatura ilişkileri ve döngüsel işlemler gibi daha karmaşık yapıların ortaya çıkarılmasına odaklanıyor. Bu sistemin VDK-İHS ile birlikte değerlendirilmesi, ihbarlardan elde edilen bilgilerin daha geniş bir vergi istihbaratı yapısının parçası haline gelmesinin önünü açabilir. Gayrimenkul ve hasılat denetimi de sıkılaşacak Kayıt dışılıkla mücadele programı yalnızca yapay zeka uygulamalarından oluşmuyor. Gayrimenkullerin gerçek değerleri üzerinden işlem görmesini sağlayacak çalışmaların sürdürülmesi, vergi denetiminde Dijital Uyum Projesi (VDK-DUYU) kapsamında çalışmalar yapılması ve Risk Analiz Sistemi (VDK-RAS) üzerinden mükellef analizi ve seçiminin devam ettirilmesi planlanıyor. Mükelleflerin yıllık gelirlerinin doğru şekilde kavranması ve beyan edilmesi amacıyla hasılat denetimleri de sürdürülecek. Vergi denetiminde model değişiyor Atılan adımların ortak noktası, vergi denetiminin yalnızca geçmişte gerçekleşmiş işlemleri inceleyen bir yapı olmaktan çıkarılarak veriye dayalı, risk odaklı ve daha öngörücü bir modele taşınması. Vergi Denetim Kurulu, bu dönüşümü “Denetim 3.0” olarak tanımlıyor. Kurulun açıklamasına göre bu yaklaşım, büyük dil modelleri ve yapay zeka uygulamalarıyla veriyi yalnızca analiz eden değil, denetim süreçlerini yönlendiren ve karar mekanizmalarına katkı sağlayan sistemler oluşturmayı hedefliyor. VDK-İHS de bu dönüşümün ihbar ayağını oluşturuyor. Sistem tamamlandığında amaç, ihbarların insan gücüyle tek tek tarandığı geleneksel yapı yerine; veriyi okuyan, benzer vakaları bulan, bağlantıları ortaya çıkaran ve denetim komisyonlarına gerekçeli öneriler sunan bir dijital altyapı oluşturmak. Böylece kayıt dışı ekonomiyle mücadelede yapay zekanın rolü yalnızca otomatik veri analiziyle sınırlı kalmayacak; risk tespiti, ihbar değerlendirmesi, vergi istihbaratı ve denetim kararlarının hazırlanmasına kadar uzanan daha geniş bir sürecin parçası haline gelecek.

KOBİ’lere küresel rekabet desteği Haber

KOBİ’lere küresel rekabet desteği

İşletme başına 30 milyon TL ile 75 milyon TL arasında kredi imkânı sunulan programda, 20 puanlık geri ödemesiz finansman desteği ve Kredi Garanti Fonu kefaleti seçeneği bulunuyor. Başvurular 30 Eylül 2026’ya kadar yapılabilecek. Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmaya yönelik KOSGEB desteklerinde yeni dönem başladı. Küresel Rekabetçilik Destek Programı’nın 2026 yılı ilk başvuru dönemi 7 Eylül’de açıldı. KOBİ’ler, üretimden ihracata, Ar-Ge’den dijital dönüşüme kadar küresel rekabetçiliklerini güçlendirecek yatırımları için program kapsamında finansman desteğinden yararlanabilecek. Başvuruların 30 Eylül 2026 tarihinde sona ereceği programda işletme başına kredi üst limiti 75 milyon TL olarak uygulanacak. Programın amacı ise yalnızca KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak değil; yenilikçi ürün geliştirme, yüksek katma değerli üretim, verimlilik, tedarik zinciri yönetimi ve uluslararası pazarlara açılma kapasitesini güçlendirmek. Destek kapsamı geniş tutuldu KOSGEB’in program kapsamında desteklediği harcamalar, KOBİ’lerin doğrudan üretim ve rekabetçilik kapasitesini artırmaya yönelik alanlarda yoğunlaşıyor. Destek kapsamında makine, teçhizat ve kalıp yatırımları, küresel rekabetçiliği artırmaya yönelik yatırım harcamaları arasında yer alıyor. Bunun yanında işletmelerin rekabet gücünü destekleyen kurumsal yazılım alımları da finansman kapsamında değerlendiriliyor. Program, nitelikli insan kaynağına yönelik personel giderlerini de kapsıyor. Eğitim, danışmanlık ve yönlendirme, belgelendirme, test ve analiz, pazarlama, tasarım ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin hizmet alımları da desteklenebilecek giderler arasında bulunuyor. Bunlara ek olarak proje kapsamında ihtiyaç duyulan işletme sermayesi giderleri için de finansman imkânı sağlanacak. Bu kapsam, desteğin yalnızca makine yatırımlarına yönelik klasik bir yatırım finansmanı olmaktan çıkarak işletmelerin üretim, teknoloji, insan kaynağı ve pazarlama kapasitesini birlikte geliştirmesini hedeflediğini gösteriyor. 75 milyon TL’ye kadar kredi kullanılabilecek Programda işletme başına 30 milyon TL kredi alt limiti, 75 milyon TL kredi üst limiti uygulanacak. Projelerin süresi 24 ay, kredi vadesi ise 36 ay olarak belirlendi. İşletmelerin finans kuruluşlarından kullanacakları krediler için 20 puanlık geri ödemesiz finansman desteği sağlanacak. KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaleti imkânından yararlanılması da mümkün olacak. Bu yapı, özellikle yüksek yatırım maliyeti gerektiren makine, teknoloji, dijitalleşme ve üretim kapasitesi yatırımlarında KOBİ’lerin kredi maliyetini azaltmayı hedefliyor. Programa her KOBİ başvuramıyor Küresel Rekabetçilik Destek Programı, tüm KOBİ’lere açık genel bir finansman programı niteliğinde değil. Başvuru için işletmelerin öncelikle belirli temel koşulları karşılaması gerekiyor. Başvuracak işletmelerin KOSGEB Veri Tabanı’nda kayıtlı ve aktif olması, güncel İşletme Beyanı’na sahip bulunması ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında tanımlanan gerçek veya tüzel kişi statüsünde faaliyet göstermesi gerekiyor. Bunun yanı sıra işletmelerin belirlenen uygunluk kriterlerinden en az birini karşılaması gerekiyor. İhracatını ve Ar-Ge’sini artıran şirketler öne çıkıyor Program kapsamında hızlı büyüyen işletmeler için ihracat ve teknoloji odaklı kriterler öne çıkıyor. Bu kapsamda hızlı büyüyen işletmelerin orta-yüksek veya yüksek teknoloji düzeyinde faaliyet göstermesi ve son üç yılın her birinde ihracatını bir önceki yıla göre artırmış olması kriterlerden biri olarak belirleniyor. Bir diğer kriter ise hızlı büyüyen işletmelerin son üç yılın her birinde hem ihracatını hem de Ar-Ge harcamalarını artırmış olması. Bunun yanında yüksek teknoloji düzeyinde faaliyet gösteren orta ölçekli işletmeler de programa başvurabilecek. Bu işletmelerin Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında belirlenen öncelikli ürünler listesinde yer alan ürünlere ilişkin faaliyet yürütmesi gerekiyor. Turcorn 100 Programı kapsamına alınan işletmeler de başvuru yapabilecek. 2025’ten bu yana milyarlarca liralık finansman Küresel Rekabetçilik Destek Programı 2025 yılında uygulanmaya başladı. Program kapsamında bugüne kadar 71 KOBİ için toplam 3 milyar TL finansman imkânı sağlandığı belirtildi. Verilen bilgilere göre bu işletmelerden 43 KOBİ toplam 1,3 milyar TL finansmana erişti. Programın temel hedefi, KOBİ’lerin yalnızca mevcut üretim kapasitelerini büyütmesi değil; yüksek katma değerli ürün geliştirmesi, uluslararası pazarlarda daha güçlü rekabet etmesi ve sürdürülebilir büyüme kapasitesi oluşturması. Başvurular 30 Eylül’de sona erecek KOSGEB’in 2026 yılı Küresel Rekabetçilik Destek Programı kapsamında ilk başvuru dönemi 7 Eylül 2026’da başladı. Programa başvurmak isteyen işletmelerin başvurularını 30 Eylül 2026 tarihine kadar tamamlaması gerekiyor. Program özellikle ihracatını büyütmek, üretim kapasitesini artırmak, teknoloji yatırımı yapmak, Ar-Ge faaliyetlerini geliştirmek veya dijital dönüşüm yatırımlarını hızlandırmak isteyen KOBİ’ler açısından önemli bir finansman kanalı oluşturuyor. KOSGEB’in bu programla ortaya koyduğu çerçeve, KOBİ desteklerinde yalnızca işletme sayısını artırmaya değil, yüksek katma değerli üretim ve uluslararası rekabet kapasitesi bulunan işletmelerin ölçeklenmesine odaklanan bir yaklaşımın öne çıktığını gösteriyor.

Ekonomide yeni nesil yeteneklere ihtiyaç artıyor Haber

Ekonomide yeni nesil yeteneklere ihtiyaç artıyor

TÜİK verileri, önümüzdeki yıllarda bu oranın daha da gerileyeceğine işaret ediyor. Uzmanlara göre eğitim, teknoloji, girişimcilik ve iş dünyasıyla gençler arasındaki bağın güçlendirilmesi ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor. Türkiye’nin genç nüfusu önemli bir ekonomik potansiyel oluşturmaya devam ederken, demografik değişim bu avantajın gelecekte aynı ölçüde korunamayabileceğini gösteriyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı verilerine göre, 15-24 yaş grubundaki genç nüfus 12 milyon 708 bin 348 kişi oldu. Gençlerin toplam nüfus içindeki payı ise yüzde 14,8 olarak gerçekleşti. TÜİK’in nüfus projeksiyonları da genç nüfusun toplam nüfus içerisindeki payının önümüzdeki yıllarda azalabileceğine işaret ediyor. Ana senaryoya göre genç nüfus oranının 2040’ta yüzde 12,2’ye, 2060’ta yüzde 10,3’e ve 2080’de yüzde 8,8’e gerilemesi bekleniyor. Gençlerin işgücüne katılımı yüzde 47,6 Demografik değişimin yanı sıra gençlerin eğitim ve istihdam süreçlerine katılımı da Türkiye ekonomisinin geleceği açısından kritik başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. TÜİK verilerine göre gençlerde işgücüne katılma oranı 2025 yılında yüzde 47,6 oldu. Bu oran genç erkeklerde yüzde 60,1, genç kadınlarda ise yüzde 34,3 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerin oranı yüzde 23,3 seviyesinde bulundu. Bu tablo, genç nüfusun yalnızca sayısal büyüklüğüyle değil, sahip olduğu becerilerin ekonomiye ne ölçüde aktarılabildiğiyle değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Teknoloji ve girişimcilik öne çıkıyor Ekonomide yaşanan dijital dönüşüm, gençlerin sahip olması gereken yetkinliklerin de değişmesine neden oluyor. Yazılım, yabancı dil, finansal okuryazarlık, dijital pazarlama ve girişimcilik gibi alanlarda kazanılan beceriler, gençlerin hem geleneksel iş piyasasında hem de yeni nesil çalışma modellerinde daha güçlü bir konuma gelmesini sağlayabiliyor. Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve NEFA Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu Mehmet Konuralp Yılmaz da genç nüfusun üretim ve girişimcilik süreçlerine daha fazla dahil edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Yılmaz, ülkelerin rekabet gücünün yalnızca doğal kaynaklarla değil, nitelikli insan kaynağıyla da belirlendiğini belirterek, Türkiye’nin genç nüfus potansiyelinin doğru eğitim ve fırsatlarla desteklenmesi gerektiğini ifade ediyor. “Gençlerin üretime katılımı güçlendirilmeli” Yılmaz’a göre gençlerin yalnızca kamu istihdamına odaklanmak yerine üretim, girişimcilik ve yatırım alanlarında da aktif rol üstlenmesi gerekiyor. Özel sektörün gençlere daha fazla sorumluluk vermesi ve onların kendilerini geliştirebilecekleri çalışma ortamları oluşturması gerektiğini belirten Yılmaz, gençlere yönelik yatırımların uzun vadeli ekonomik getirisine dikkat çekiyor. Yılmaz’ın değerlendirmeleri, Türkiye’de genç nüfusun gelecekteki büyüklüğünden çok, mevcut genç nüfusun eğitim, istihdam, girişimcilik ve teknoloji alanlarında ne ölçüde ekonomiye kazandırılabildiği tartışmasını öne çıkarıyor. Demografik avantaj için zaman daralıyor Türkiye halen 12,7 milyonluk 15-24 yaş grubu nüfusuyla önemli bir genç insan kaynağına sahip. Ancak TÜİK projeksiyonları, bu avantajın önümüzdeki on yıllarda kademeli olarak azalabileceğini gösteriyor. Bu nedenle gençlere yönelik eğitim ve istihdam politikalarının yanı sıra girişimcilik, teknoloji ve mesleki yetkinlik yatırımlarının da uzun vadeli ekonomik planlamanın bir parçası olması bekleniyor. Türkiye’nin genç nüfus avantajını sürdürülebilir ekonomik güce dönüştürmesinde belirleyici unsur ise yalnızca gençlerin sayısı değil; ne kadarının eğitim aldığı, istihdama katıldığı, girişim kurduğu ve katma değer üreten alanlarda çalıştığı olacak.

Şirketlerin odağında verimlilik var Haber

Şirketlerin odağında verimlilik var

İşletmeler, yeni yatırımlarda seçici davranırken mevcut kaynaklardan daha yüksek verim elde etmeye odaklanıyor. Yüksek faiz ve finansman maliyetleri, şirketlerin yalnızca yeni yatırım kararlarını değil, mevcut kaynaklarını kullanım biçimlerini de yeniden değerlendirmesine neden oluyor. Bu dönemde maliyet yönetiminin yanı sıra üretim süreçlerinde verimliliğin artırılması, işletmeler açısından stratejik bir öncelik haline geliyor. Uzmanlara göre verimlilik artık yalnızca maliyetleri azaltmaya yönelik bir araç olarak değil, şirketlerin rekabet gücünü ve yatırım kapasitesini doğrudan destekleyen önemli bir unsur olarak değerlendiriliyor. Küçük kayıplar büyük maliyetlere dönüşüyor Üretim süreçlerinde ortaya çıkan zaman, iş gücü, enerji, hammadde ve kapasite kayıpları, tek tek bakıldığında küçük görünse de toplamda işletmeler için önemli maliyetler oluşturabiliyor. Bu nedenle şirketlerin öncelikle mevcut üretim süreçlerini ölçmesi, verimlilik kayıplarının hangi noktalarda ortaya çıktığını belirlemesi ve darboğazları tespit etmesi önem taşıyor. Süreçlerin ölçülmesi ve doğru analiz edilmesi, işletmelerin mevcut kapasitesinden daha fazla çıktı elde etmesine imkan sağlarken, kaynak kullanımındaki iyileşmeler de maliyet baskısının azaltılmasına katkı sunuyor. Faiz tek başına rekabet gücünü belirlemiyor Faiz oranları şirketlerin yatırım kararlarında önemli bir parametre olmayı sürdürürken, işletmelerin kendi süreçlerinde yaratabilecekleri verimlilik artışlarının da rekabet gücü açısından kritik olduğu belirtiliyor. Şirketlerin finansman koşullarının iyileşmesini beklemek yerine, kontrol edebildikleri alanlarda verimlilik çalışmalarına yönelmesi önem kazanıyor. Özellikle sanayi işletmelerinde süreçlerin yeniden değerlendirilmesi, kapasite kullanımının artırılması ve kaynak israfının azaltılması öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Teknoloji yatırımı tek başına yeterli değil Sanayide dijital dönüşüm ve Endüstri 4.0 uygulamalarının yalnızca yeni makine veya otomasyon yatırımı olarak değerlendirilmemesi gerektiği belirtiliyor. Verimlilik artışı için teknolojik altyapının yanı sıra süreç yönetimi, insan kaynağı ve operasyonel performansın da birlikte ele alınması gerekiyor. Doğru teknolojinin doğru üretim sürecine entegre edilmesi, yatırımların geri dönüşünü artırırken işletmelerin mevcut kapasitesini daha etkin kullanmasına da imkan sağlayabiliyor. Daha az kaynakla daha fazla üretim hedefi Yüksek finansman maliyetlerinin şirketler üzerindeki baskısının devam ettiği ortamda, daha az kaynak kullanarak daha fazla çıktı üretebilmek rekabet avantajının önemli unsurlarından biri haline geliyor. Şirketlerin bugün gerçekleştireceği süreç iyileştirmeleri ve verimlilik yatırımları, yalnızca mevcut maliyet baskısının yönetilmesine değil, gelecekteki yatırım kapasitesinin güçlendirilmesine de katkı sağlayabilir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde işletmeler açısından “daha fazla yatırım” kadar “mevcut kaynaklarla daha fazla üretim” yaklaşımının da öne çıkması bekleniyor.

İTO’dan yeni OVP için üretim çağrısı Haber

İTO’dan yeni OVP için üretim çağrısı

Avdagiç, yeni OVP için finansman, kur, vergi ve sosyal güvenlik yükleri ile ithalat politikalarını kapsayan 5 maddelik öneri sundu. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, İTO’nun ağustos ayı Meclis Toplantısı’nda Türkiye ekonomisinin gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sıkı para politikasının enflasyonla mücadelede önemli bir dengeleme sağladığını belirten Avdagiç, yüksek faiz ve finansman maliyetlerinin özellikle üretici firmalar ve KOBİ’ler üzerindeki baskısına dikkat çekti. Avdagiç, eylül ayında güncellenmesi beklenen OVP’de para politikasının yanında, dezenflasyon sürecine zarar vermeyecek şekilde “hedefli bir üretim koruma politikası” geliştirilmesini önerdi. “Türkiye’nin yeni ekonomik politikası, enflasyonu düşürmek ile üretimi korumak arasında bir tercih yapmak arasında sıkışamaz” diyen Avdagiç, üretim kapasitesini, ihracatı ve yatırımları koruyacak seçici ve hedefli finansman mekanizmalarına ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. Üretim ve ihracata yönelik 5 maddelik öneri Avdagiç, yeni OVP kapsamında reel sektörün finansmana erişimini güçlendirmek amacıyla beş başlıkta politika önerisi sundu. 1. Uzun vadeli finansman güçlendirilmeli İhracatçı ve üretici firmalar için uzun vadeli, sürdürülebilir ve öngörülebilir finansman kanallarının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Avdagiç, Eximbank ve benzeri mekanizmaların yalnızca mevcut ihracatçılara değil, ihracat potansiyeli taşıyan üreticilere de açılmasını istedi. İşletme sermayesi ve yatırım kredilerinde üretim ve ihracat performansının dikkate alınması gerektiğini kaydetti. 2. Yatırım ve işletme kredileri ayrıştırılmalı Avdagiç, yatırım kredileri ile işletme sermayesi kredilerinin birbirinden ayrılması gerektiğini belirterek, teknoloji yatırımı yapan, ihracat kapasitesi oluşturan ve ithal girdiyi azaltan yatırımlar için daha uzun vadeli ve düşük maliyetli finansman kanalları oluşturulmasını önerdi. 3. Kur ve ihracatçı arasındaki maliyet dengesi korunmalı İhracatçıların artan maliyet baskısıyla karşı karşıya kaldığını belirten Avdagiç, kurun ihracatçının maliyet artışlarını karşılayabilecek şekilde dengelenmesine yönelik mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bu kapsamda döviz dönüşüm desteğinin sembolik olmaktan çıkarılarak daha etkin hale getirilmesini isteyen Avdagiç, enflasyon ile kur arasındaki farkın ihracatçı üzerindeki baskıyı artırmasının önüne geçilmesi gerektiğini ifade etti. 4. Üretim ve istihdama yönelik seçici destek sağlanmalı Üretim yapan ve istihdam sağlayan firmaların vergi ve sosyal güvenlik yükleri konusunda seçici düzenlemelerin gündeme alınmasını isteyen Avdagiç, özellikle yüksek istihdam ve ihracat sağlayan sektörlerde maliyet artışlarının istihdam kaybına dönüşmesini önleyecek mekanizmalar geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. 5. İthalat politikası sanayi politikasıyla birlikte ele alınmalı Avdagiç, ithalat politikasının yalnızca korumacı reflekslerle değil, sanayi politikası perspektifiyle ele alınması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin üretmediği kritik girdilerde maliyetleri düşürecek bir gümrük rejiminin uygulanması, yerli üretim kapasitesinin bulunduğu alanlarda ise haksız rekabetin önlenmesi gerektiğini belirtti. “Üretim tabanının korunması gerekiyor” Sıkı para politikasının enflasyonun düşürülmesi açısından önemli olduğunu ancak bunun üretim tarafındaki maliyetinin giderek daha görünür hale geldiğini belirten Avdagiç, yüksek faizlerin işletme sermayesi maliyetlerini artırdığını, özellikle KOBİ’lerin finansmana erişim sorunlarının sürdüğünü söyledi. Avdagiç, “Geldiğimiz noktada temel sorun, dezenflasyonun kendisi değil, dezenflasyonun üretim kapasitesi üzerindeki maliyetinin giderek artmasıdır” değerlendirmesinde bulundu. Üretim tabanının korunması gerektiğini vurgulayan Avdagiç, ihracatın sürdürülebilirliğinin yalnızca dış talebe değil, Türkiye’deki üretim kapasitesine ve bu kapasitenin maliyet ve finansman koşullarına da bağlı olduğunu ifade etti. “Emek yoğun sektörlerde kapasite kaybına izin verilmemeli” Tekstil, hazır giyim, mobilya, metal ve makine gibi emek yoğun sektörlerde yüksek finansman maliyetlerinin firmaların fiyat rekabetçiliğini zorladığını belirten Avdagiç, bu alanlarda kapasite kaybının önlenmesi gerektiğini söyledi. Avdagiç, kısa vadede dezenflasyonun korunmasının, orta ve uzun vadede ise üretim kapasitesi ile ihracat rekabetçiliğinin sürdürülebilmesinin birlikte ele alınması gerektiğini kaydetti. “Türkiye bunu başarabilecek güce sahip” Türkiye’nin enflasyonla mücadele ile üretimin korunması arasında bir tercih yapmak zorunda olmadığını belirten Avdagiç, seçici, hedefli ve etkili politika araçları geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin ekonomik birikimi ve kapasitesiyle kendi çıkış yolunu oluşturabileceğini söyleyen Avdagiç, iş dünyası olarak hükümetin beklentileri karşılayacak adımları hızlandıracağına inandıklarını belirtti. Avdagiç’ten “Terörsüz Türkiye” mesajı İTO Başkanı Avdagiç, konuşmasında “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin siyasi partilerin geniş mutabakatıyla yasalaşmasını değerlendiren Avdagiç, sürecin Türkiye için yeni bir dönemin kapılarını araladığını söyledi. Avdagiç, iş dünyası olarak sürecin milli birlik ve ekonomik kalkınmaya olumlu katkı sağlamasını temenni ettiklerini belirterek, yasada af düzenlemesine yer verilmemesini ve eli kana bulaşmış kişilerin kapsam dışında tutulmasını önemsediklerini ifade etti. Türkiye’nin 40 yılı aşkın süredir terörle mücadele ettiğini belirten Avdagiç, bundan sonraki dönemde ülkenin üretim ve kalkınma gündeminin daha güçlü şekilde öne çıkacağına inandıklarını söyledi. İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde veri bilimi bölümü açıldı Avdagiç ayrıca İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde Veri Bilimi ve Analitiği Bölümünün açıldığını duyurdu. İş dünyasının dijital dönüşüm ve veri odaklı karar alma süreçlerine uyum sağlaması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Avdagiç, üniversitenin dijital dönüşüm alanındaki insan kaynağı ihtiyacına yönelik olarak 2026-2027 akademik yılında Veri Bilimi ve Analitiği Bölümü’ne ilk kez öğrenci kabul edeceğini açıkladı.

Elektrik aboneliğinde dijital kimlik doğrulama dönemi başladı Haber

Elektrik aboneliğinde dijital kimlik doğrulama dönemi başladı

Teknoloji ve dijitalleşmeyi odağına alarak grup şirketlerinin operasyonel verimliliğini ve müşteri deneyimini geliştiren Eksim Holding, bu alandaki yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Enerji sektöründe ilk olan proje kapsamında DEPSAŞ Enerji müşterileri, kimlik doğrulaması gerektiren yeni abonelik işlemini mobil uygulama üzerinden dijital olarak yapabiliyor. Müşteriler, DEPSAŞ Mobil uygulaması üzerinden kimliklerini NFC özelliğini kullanarak tarattıktan sonra yine uygulama üzerinden fotoğraflarını çekerek işlemlerini saniyeler içinde tamamlayabiliyor. Dijital kimlik doğrulama özelliğine sahip DEPSAŞ Mobil uygulaması sayesinde kullanıcılar, fiziki olarak hizmet noktalarına gitmelerine gerek kalmadan işlemlerini tek platform üzerinden hızlı ve güvenli şekilde gerçekleştirebiliyor. “Teknolojimizle ilklere imza atarak sektörde öncü rolümüzü sürdürüyoruz” Hayata geçirdikleri yeni projeyle enerji sektöründe yeni bir dönemi başlattıklarının altını çizen Eksim Holding Teknoloji Başkanı Sami Saraç şunları söyledi: “Müşterilerimize sunduğumuz dijital kimlik doğrulaması hizmeti, grup şirketlerimiz genelinde teknoloji odaklı dönüşüm yaklaşımımızın en somut örneklerinden biri oldu. Burada amacımız en son teknolojiyi kullanarak müşterilerimizin hayatını kolaylaştıracak en yeni çözümü kendileriyle buluşturmak. Sağladığımız teknolojiyle müşterilerimiz bulundukları yerden saniyeler içerisinde kimliklerini dijital olarak doğrulayarak işlemlerini kolayca yapabiliyorlar. Kendi alanında bir ilk olan bu çözümün sektörümüzdeki diğer şirketlere de örnek olacağına inanıyoruz. Ar-Ge merkezimiz ve mühendislerimizle müşterilerimiz için yenilikçi teknolojik çözümler üretmeye ve sektörümüze değer katmaya devam edeceğiz.” Abonelik işlemleri DEPSAŞ Mobil ile kolaylaşıyor Eksim Holding’in dijitalleşme vizyonu doğrultusunda yenilenen DEPSAŞ Mobil uygulaması, kullanıcıların birçok işlemi tek platform üzerinden hızlı ve güvenli şekilde gerçekleştirmesine olanak sağlıyor. Uygulama üzerinden yeni abonelik başvurusu, abonelik sonlandırma, geçici açma-kapama, randevu alma, fatura itirazı, güvence bedeli iade talebi, fatura ödeme, tüketim takibi ve planlı kesinti sorgulama gibi işlemler yapılabiliyor. Yeni hayata geçen dijital kimlik doğrulama hizmetinden ilk etapta yıllık tüketimleri 15 bin kW üzerindeki serbest tüketici statüsündeki yeni aboneler faydalanabilecek. Elektrik aboneliğinde dijital kimlik dönemi DEPSAŞ Enerji, yeni abonelik işlemlerinde dijital kimlik doğrulama uygulamasını devreye aldı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki 6 ilde hizmet veren uygulama sayesinde uygun durumdaki yeni aboneler, hizmet noktalarına gitmeden kimliklerini NFC ve yüz doğrulama adımlarıyla mobil uygulama üzerinden doğrulayabilecek. Eksim Holding, enerji sektöründeki dijital dönüşüm çalışmalarına yeni bir uygulama ekledi. DEPSAŞ Enerji müşterileri, kimlik doğrulaması gerektiren yeni abonelik işlemlerini DEPSAŞ Mobil üzerinden gerçekleştirebilecek. Uygulama kapsamında kullanıcılar, akıllı telefonlarının NFC özelliğiyle kimlik kartlarını okuttuktan sonra uygulama üzerinden fotoğraflarını çekerek kimlik doğrulama işlemini tamamlayabiliyor. Yeni sistemle birlikte müşterilerin abonelik işlemleri için hizmet noktalarına gitmesine gerek kalmazken, işlemlerin tek platform üzerinden daha hızlı ve dijital ortamda tamamlanması hedefleniyor. İlk etapta serbest tüketiciler yararlanacak Dijital kimlik doğrulama hizmetinden ilk aşamada yıllık tüketimi 15 bin kWh'ın üzerinde olan serbest tüketici statüsündeki yeni aboneler yararlanabilecek. DEPSAŞ Mobil üzerinden ayrıca yeni abonelik başvurusu, abonelik sonlandırma, geçici açma-kapama, randevu alma, fatura itirazı, güvence bedeli iade talebi, fatura ödeme, tüketim takibi ve planlı kesinti sorgulama gibi işlemler de yapılabiliyor. “Müşterilerimizin hayatını kolaylaştırıyoruz” Eksim Holding Teknoloji Başkanı Sami Saraç, dijital kimlik doğrulama hizmetinin teknoloji odaklı dönüşüm çalışmalarının önemli bir parçası olduğunu belirtti. Saraç, müşterilerin bulundukları yerden kimliklerini dijital olarak doğrulayarak abonelik işlemlerini kısa sürede tamamlayabildiğini ifade ederek, geliştirilen çözümün enerji sektöründeki dijitalleşme çalışmalarına örnek oluşturmasını hedeflediklerini söyledi. Yeni uygulamayla birlikte DEPSAŞ Enerji'nin abonelik süreçlerinde fiziki başvurudan mobil doğrulamaya geçiş hızlandırılırken, dijital hizmetlerin kapsamının da genişletilmesi amaçlanıyor.

Türkiye yapay zekâda küresel sahneye çıkıyor Haber

Türkiye yapay zekâda küresel sahneye çıkıyor

GITEX Ai Türkiye 2026, 9-10 Eylül’de İstanbul Fuar Merkezi’nde küresel teknoloji şirketleri, yatırımcılar ve girişimcilik ekosistemini bir araya getirecek. Türkiye, yapay zeka ve dijital teknolojilerde küresel yatırım çekim merkezi olma hedefi doğrultusunda yeni bir uluslararası organizasyona hazırlanıyor. Dünyanın önde gelen teknoloji ve yapay zeka etkinlik ağlarından GITEX’in Türkiye organizasyonu olan GITEX Ai Türkiye 2026, 9-10 Eylül tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Etkinlik, Türkiye ile Avrasya bölgesindeki yapay zeka yatırımları, teknoloji iş birlikleri ve girişimcilik ekosistemini küresel yatırımcılarla buluşturmayı amaçlıyor. Yapay zeka ve veri merkezlerine milyarlarca dolarlık yatırım Türkiye’nin bilgi ve iletişim teknolojileri pazarının 2026 yılında 38 milyar dolar seviyesinde olduğu, 2031 yılına kadar 58 milyar dolara ulaşmasının öngörüldüğü belirtiliyor. Türkiye’nin dijital dönüşüm hedefleri kapsamında veri merkezleri ve yapay zeka altyapısına yönelik yatırımlar da artırılıyor. Kamu desteğiyle 3 milyar dolarlık yatırımın harekete geçirilmesi ve özel sektörden 10 milyar dolarlık kaynağın teknoloji yatırımlarına yönlendirilmesi hedefleniyor. Yapay zeka alanında insan kaynağının geliştirilmesi de büyüme stratejisinin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Türkiye'nin Yapay Zeka Eylem Planı kapsamında 100 bin yapay zeka uygulama profesyoneli ve 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı yetiştirilmesi hedefleniyor. Girişim ekosistemi yatırım çekiyor Türkiye'nin teknoloji girişimciliği ekosisteminde de yatırım hareketliliği sürüyor. 2026'nın ilk çeyreğinde Türkiye'deki girişimler 559 milyon dolarlık yatırım çekti. Bu tutarın geçen yılın aynı dönemine göre yedi katın üzerinde artış anlamına geldiği belirtiliyor. Türkiye'nin teknoloji altyapısında ise teknoparklar ve Ar-Ge merkezleri önemli bir rol üstleniyor. Ülkede 100'ün üzerinde teknoparkın yanı sıra çok sayıda Ar-Ge ve tasarım merkezi faaliyet gösteriyor. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi de Türkiye'de 2025'in üçüncü çeyreği itibarıyla 1.059 aktif yapay zeka girişimi bulunduğunu açıklamıştı. GITEX Ai Türkiye İstanbul’da küresel teknoloji ağını buluşturacak GITEX Ai Türkiye 2026, Türkiye'nin Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumunu teknoloji ve yatırım alanında avantaja dönüştürmeyi hedefliyor. İki gün sürecek etkinlikte yapay zeka, 5G ve telekomünikasyon, bulut teknolojileri, siber güvenlik, veri merkezleri, fintech, e-ticaret, oyun, yeşil teknolojiler, sağlık teknolojileri, mobilite, kuantum bilişim ve akıllı üretim gibi alanlar öne çıkacak. Etkinliğin Türkiye ve Avrasya'da teknoloji yatırımlarını, sınır ötesi iş birliklerini ve girişimlerin uluslararası pazarlara erişimini hızlandırması amaçlanıyor. Küresel teknoloji şirketleri İstanbul’a geliyor GITEX Ai Türkiye 2026'da Google Cloud, HPE, NVIDIA, ASUS, Dell Technologies, SAP ve TrendAI gibi küresel teknoloji şirketlerinin yanı sıra Türkiye'nin teknoloji ve girişimcilik ekosisteminden şirketlerin de yer alması bekleniyor. Etkinlikte kamu kurumları, yatırımcılar, girişimler, teknoloji şirketleri ve teknoparkların bir araya gelmesi planlanıyor. GITEX'in resmi organizasyon sayfasında da etkinliğin yatırımcılar, girişimler ve teknoloji şirketleri arasında doğrudan bağlantı kurulmasına yönelik özel programlar içereceği belirtiliyor. Google Cloud’dan Türkiye’ye uzun vadeli yatırım Google Cloud'un etkinliğe ana ortak olarak katılması, şirketin Türkiye'deki uzun vadeli teknoloji yatırımları açısından da dikkat çekiyor. Google, Turkcell ile iş birliği kapsamında Türkiye'de yeni bir Google Cloud bölgesi kurulmasına yönelik yatırım planını daha önce açıklamıştı. HPE ve NVIDIA da yapay zeka altyapısı ve hızlandırılmış bilgi işlem teknolojilerini bir araya getiren çözümlerle etkinlikte yer alacak. Yatırımcılarla girişimler buluşacak GITEX Ai Türkiye 2026'nın önemli başlıklarından biri de girişimcilik ekosistemi olacak. Etkinlik kapsamında farklı ülkelerden yatırımcıların Türkiye'deki yapay zeka, fintech, oyun, e-ticaret, endüstriyel teknoloji ve derin teknoloji girişimleriyle bir araya gelmesi hedefleniyor. Türkiye'deki teknopark ve inovasyon merkezlerinin de etkinlikte yer almasıyla, yerli girişimlerin uluslararası yatırımcılara ve stratejik iş ortaklarına erişiminin artırılması amaçlanıyor. İstanbul teknoloji yatırımlarının yeni buluşma noktası olmayı hedefliyor GITEX Ai Türkiye'nin İstanbul'da düzenlenmesi, Türkiye'nin teknoloji ekosistemini uluslararası yatırımcılarla buluşturma hedefinin önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor. Etkinlik, yapay zeka ve dijital teknolojilerin yanı sıra veri merkezleri, siber güvenlik, bulut bilişim, fintech ve ileri üretim gibi alanlarda yeni yatırım ve iş birliği fırsatlarının oluşturulmasını hedefliyor. GITEX Ai Türkiye 2026, 9-10 Eylül tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.