SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dijital Dönüşüm

Ekometre - Dijital Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Çilek’e üst düzey atama Haber

Çilek’e üst düzey atama

Çilek, büyüme hedefleri doğrultusunda teknoloji altyapısını ve dijital yetkinliklerini geliştirmeye yönelik çalışmalarına hız veriyor. Bu kapsamda Şafak İnce, Teknoloji Grup Başkanı olarak Çilek yönetim kadrosuna katıldı. Yeni görevinde İnce; şirketin teknoloji stratejisinin geliştirilmesi, dijital dönüşüm sürecinin yönetilmesi, iş süreçlerinin teknolojiyle daha etkin ve verimli hale getirilmesi ve şirket genelinde dijital yetkinliklerin güçlendirilmesine yönelik çalışmalara liderlik edecek. Üretimden satışa, operasyonlardan kurumsal süreçlere kadar farklı alanlarda teknolojinin daha etkin kullanılmasını hedefleyen Çilek; veri odaklı çalışma yapısını geliştirmeyi, dijital sistemler arasındaki entegrasyonu artırmayı ve sürdürülebilir teknoloji altyapıları oluşturmayı amaçlıyor. Şirket, bu doğrultuda teknoloji yatırımlarını uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli unsurlarından biri olarak konumlandırıyor. Dijital dönüşüm ve teknoloji yönetimi alanlarında 20 yılı aşkın deneyime sahip olan Şafak İnce; kariyeri boyunca CarrefourSA, LC Waikiki ve Gürmen Grup bünyesinde çeşitli yöneticilik görevlerinde bulundu. Kurumsal teknoloji stratejilerinin oluşturulması, dijital dönüşüm yol haritalarının hayata geçirilmesi, yazılım geliştirme organizasyonlarının yönetimi, bilgi güvenliği, altyapı ve operasyon süreçlerinin ölçeklenmesi ile uçtan uca dijital dönüşüm, kurumsal uygulama mimarisi ve teknoloji odaklıiş dönüşümüalanlarında çalışmalar yürüten İnce, son olarak Gürmen Teknoloji’de Genel Müdür ve Ramsey-KİP’te teknolojiden sorumlu İcra Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Çilek, gerçekleştirilen üst düzey atamayla birlikte teknoloji yönetimini kurumsal stratejisinin önemli bir parçası olarak güçlendirmeyi ve dijital dönüşüm çalışmalarını bütüncül bir yaklaşımla ileri taşımayı hedefliyor.

Müze ve Ören yerlerinde dijital dönüşüm için geri sayım Haber

Müze ve Ören yerlerinde dijital dönüşüm için geri sayım

Yerli ve millî altyapıyla yürütülen çalışmaların 2026 yılı sonuna kadar tamamlanacağını belirten Ersoy, “Kültürel mirasımızı teknolojinin imkânlarıyla buluşturacak, ziyaretçilerimize daha hızlı, güvenli ve nitelikli bir deneyim sunacağız.” dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, müze ve ören yerlerinde yeni nesil ziyaretçi deneyiminin oluşturulmasına yönelik çalışmalar kapsamında Türk Telekom heyetini Bakanlıkta kabul etti. Görüşmeye Kültür ve Turizm Bakan Yardımcıları Nadir Alpaslan, Gökhan Yazgı ve Serdar Çam, Türk Telekom Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ebubekir Şahin, Kültür ve Turizm Bakanı Başdanışmanı Tayfun Topal, DÖSİM Başkanı Fatih Mehmet Özveren, Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü Ferit Meftun Harmankaya ile Türk Telekom Kurumsal Satış Genel Müdür Yardımcısı Feyzullah Tecirli katıldı. Görüşmede, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türk Telekom arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında yürütülen çalışmaların mevcut durumu ve uygulama takvimi ele alındı. Bakan Ersoy, çalışmaların geldiği aşamaya ilişkin heyetten bilgi alırken sürecin bundan sonraki adımları hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. 216 Müze ve Ören yerinde bütünleşik dijital yapı Türkiye genelindeki 216 müze ve ören yerini kapsayan projeyle gişe operasyonlarından ziyaretçi hizmetlerine, veri güvenliğinden müze mağazalarına kadar uzanan bütünleşik bir dijital yapı kurulacak. Yerli ve millî altyapıyla hayata geçirilecek yeni sistem kapsamında akıllı biletleme, çok kanallı dijital ödeme, yapay zekâ destekli veri analitiği, dijital ziyaretçi yönetimi, sesli rehber, dijital arşivleme, artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik uygulamaları devreye alınacak. Fiber altyapı, yaygın kablosuz internet sistemleri ve 5G entegrasyonuyla ziyaretçilere daha hızlı, güvenli ve nitelikli hizmet sunulması amaçlanıyor. Kültürel mirasa ilişkin stratejik veriler ise ülke sınırları içerisindeki yerli ve millî altyapılarda korunacak. Müze mağazaları da dönüşüme dahil edilecek Dijital dönüşüm süreci yalnızca giriş ve biletleme sistemleriyle sınırlı kalmayacak. Müze mağazaları, kafeteryalar, satış alanları ve diğer ziyaretçi hizmetleri de yeni yapı kapsamında ele alınacak. Müze mağazalarında geleneksel Türk el sanatlarından Türk kahvesi ve lokumuna, Türk halıcılığından geleneksel süsleme sanatlarına kadar Türkiye’nin kültürel değerlerini yansıtan ürünlere yer verilecek. Bakanlık tarafından belgelendirilen Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı sanatçılar ile geleneksel el sanatları ustalarından temin edilecek ürünlerin yurt dışı satışlarının da yaygınlaştırılması hedefleniyor. T.C. Kimlik kartları müzekart olarak kullanılacak Yeni sistemle birlikte kullanım süresi devam eden mevcut Müzekartlarda herhangi bir değişiklik yapılmayacak. Kullanım süresi sona eren kartlarda ise T.C. kimlik kartları Müzekart olarak kullanılabilecek. Vatandaşlar, e-Devlet veya mobil uygulama üzerinden Müzekart ücretini ödedikten sonra gişede sıra beklemeden kimlik kartlarını okutarak müze ve ören yerlerine giriş yapabilecek. Çalışmalar 2026 sonunda tamamlanacak Görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Bakan Ersoy, şunları kaydetti: “Müze ve ören yerlerimizde hayata geçireceğimiz dijital dönüşüm çalışmalarının geldiği aşamayı Türk Telekom heyetiyle Bakanlığımızda değerlendirdik. Türkiye genelinde 216 müze ve ören yerini kapsayan projenin uygulama takvimi ve bundan sonraki adımları hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Yerli ve millî altyapıyla hayata geçireceğimiz yeni sistemle akıllı biletlemeden dijital ziyaretçi yönetimine, veri güvenliğinden yeni nesil müzecilik uygulamalarına kadar pek çok alanda kapsamlı bir dönüşüm sağlayacağız. 2026 yılı sonuna kadar tamamlayacağımız çalışmalarla kültürel mirasımızı teknolojinin imkânlarıyla buluşturacak, ziyaretçilerimize daha hızlı, güvenli ve nitelikli bir deneyim sunacağız.”

Yapay zekâ şirketlerin rekabet haritasını yeniden çiziyor Haber

Yapay zekâ şirketlerin rekabet haritasını yeniden çiziyor

Çevrim içi gerçekleştirilen seminerde, yapay zekânın şirketlerin stratejik karar alma mekanizmalarından üretim ve Ar-Ge süreçlerine kadar yarattığı dönüşüm mercek altına alındı. Uygulamalı Veri Analitiği Eğitmeni Dr. Atilla Yardımcı’nın katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte; veri odaklı yönetim, yapay zekâ destekli stratejik karar alma, üretim ve Ar-Ge’de yapay zekâ uygulamaları ile yeni nesil teknolojilerin iş dünyası üzerindeki etkileri değerlendirildi. Seminerin açılışında konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, yapay zekânın kısa süre içerisinde teknoloji dünyasının gündeminden çıkarak şirketlerin strateji, yönetim ve rekabet gündeminin merkezine yerleştiğine dikkat çekti. “Asıl mesele yapay zekâya sahip olmak değil, onu değere dönüştürmek” Yapay zekâyı yalnızca işleri hızlandıran ya da belirli görevleri otomatikleştiren bir teknoloji olarak değerlendirmenin artık yeterli olmadığını vurgulayan Özhelvacı, şirketler açısından asıl rekabet alanının “veriden değer yaratmak” olduğunu söyledi. Özhelvacı, “Bugün asıl dönüşüm; şirketlerin sahip oldukları veriyi nasıl yönettikleri, bu veriden nasıl anlam ürettikleri ve elde ettikleri içgörüleri ne ölçüde doğru ve hızlı kararlara dönüştürebildikleriyle gerçekleşiyor. Önümüzdeki dönemde fark yaratacak olan, yalnızca yapay zekâ araçlarına sahip olmak değil; doğru veriyi, doğru teknolojiyle ve doğru yönetim anlayışıyla bir araya getirebilmek olacak” dedi. Kuruluşların yüzde 88’i yapay zekâ kullanıyor Yapay zekânın küresel ölçekte ulaştığı yaygınlığa ilişkin güncel verileri de paylaşan Özhelvacı, Stanford Üniversitesi’nin 2026 Yapay Zekâ Endeksi Raporu’na göre 2025 yılında araştırma kapsamındaki kuruluşların yüzde 88’inin yapay zekâyı en az bir iş fonksiyonunda kullandığını belirtti. Üretken yapay zekânın ise kuruluşların yüzde 70’inde en az bir iş fonksiyonuna girdiğini ifade eden Özhelvacı, küresel kurumsal yapay zekâ yatırımlarındaki hızlı yükselişe dikkat çekti. Özhelvacı, “Bu tablo bize yapay zekânın artık bir deneme alanı olmaktan çıktığını gösteriyor. Yapay zekâ; şirketlerin rekabet gücünü, verimliliğini ve gelecekteki iş modellerini şekillendiren temel unsurlardan biri haline geldi” diye konuştu. Türkiye’de yapay zekâ kullanımı yükseliyor Türkiye’de de şirketlerin yapay zekâ kullanımının giderek yaygınlaştığını belirten Özhelvacı, TÜİK verilerine göre yapay zekâ kullandığını belirten girişimlerin oranının 2021 yılında yüzde 2,7 iken 2025 yılında yüzde 7,5’e yükseldiğini hatırlattı. 250 ve üzeri çalışanı bulunan büyük ölçekli girişimlerde ise bu oranın yüzde 24,1’e ulaştığını kaydetti. Yapay zekânın şirketlerin temel faaliyet alanlarına giderek daha fazla entegre olduğuna dikkat çeken Özhelvacı, yapay zekâ kullanan girişimlerin yüzde 41,1’inin teknolojiden üretim veya hizmet süreçlerinde, yüzde 41’inin Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinde, yüzde 40’ının ise işletme süreçleri ve yönetim organizasyonunda yararlandığını ifade etti. “Dönüşümü izleyen değil, yöneten şirketlere ihtiyacımız var” EGİAD’ın dijital dönüşümü yalnızca teknolojik bir değişim olarak değerlendirmediğini belirten Özhelvacı, dönüşümün insan kaynağından yönetim kültürüne, üretim süreçlerinden şirketlerin karar alma mekanizmalarına kadar geniş bir alanı yeniden şekillendirdiğini vurguladı. EGİAD’ın üyelerinin yeni teknolojileri anlamalarına ve şirketlerinde uygulamalarına katkı sağlamayı kurumsal önceliklerinden biri olarak gördüğünü ifade eden Özhelvacı, şöyle devam etti: “EGİAD olarak hedefimiz; üyelerimizin bu değişimi dışarıdan izleyen değil, kendi şirketlerinde yöneten ve geliştiren liderler olmasıdır. Yapay zekâyı yalnızca teknolojik bir araç olarak değil, şirketlerimizin rekabet gücünü artıracak stratejik bir dönüşüm alanı olarak görüyoruz. Veri odaklı yönetim kültürünü geliştirebilen, teknolojiyi doğru insan kaynağı ve doğru stratejiyle buluşturabilen şirketlerin yeni dönemin kazananları arasında yer alacağına inanıyoruz.” Yaratıcı yıkımın yeni itici gücü: Yapay zekâ EGİAD tarafından hazırlanan “Yaratıcı Yıkım Sürecinde İzmir – Üçüz Dönüşüm ile İşgücü Piyasasının Yeniden Tasarımı” başlıklı rapora da değinen Özhelvacı, Joseph Schumpeter’in “yaratıcı yıkım” yaklaşımının günümüz ekonomisinde yapay zekâ ve veri teknolojileri üzerinden yeniden karşılık bulduğuna dikkat çekti. Ekonomik gelişmenin mevcut yapıların yerini daha yenilikçi ve daha fazla değer üreten yapılara bırakmasıyla gerçekleştiğini hatırlatan Özhelvacı, “Bugün yapay zekâ ve veri analitiği yaratıcı yıkım sürecinin en güçlü itici unsurları arasında yer alıyor. İş modellerimizden üretim süreçlerimize, çalışanlarımızdan beklediğimiz yetkinliklerden karar alma mekanizmalarımıza kadar çok geniş bir alan yeniden şekilleniyor. Bu dönüşüm karşısında beklemek değil, hazırlanmak; uyum sağlamak değil, mümkün olduğunca dönüşüme yön vermek gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu. EGİAD’dan öğrenen ve dönüşen iş dünyası vurgusu EGİAD’ın bir iş insanları derneği olmanın yanı sıra bir liderlik ve öğrenme platformu olduğuna işaret eden Özhelvacı, yapay zekâ ve veri okuryazarlığının önümüzdeki dönemde iş dünyasının temel yetkinlikleri arasında yer alacağını ifade etti. Miuul’un katkılarıyla gerçekleştirilen seminerin şirketlerin dijital dönüşüm yolculuklarına somut katkı sağlamasını hedeflediklerini belirten Özhelvacı, “İş dünyasında artık soru, ‘Yapay zekâyı kullanacak mıyız?’ değil; ‘Yapay zekâyı ne kadar doğru, verimli ve stratejik kullanacağız?’ sorusudur. Teknoloji hızla değişiyor. Rekabet avantajını ise bu değişimin hızına yetişenlerden çok, onu doğru okuyup kendi iş modeline dönüştürebilenler elde edecek” dedi.

Şimşek New York'ta yatırımcılara seslendi Haber

Şimşek New York'ta yatırımcılara seslendi

Şimşek; savunma sanayii, turizm, sağlık turizmi, televizyon dizileri ve mobil oyunlar başta olmak üzere dijital hizmet ihracatını fırsat sunan alanlar arasında gösterdi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) tarafından düzenlenen 19. Türkiye Yatırım Konferansı, New York'ta ABD'li doğrudan yatırımcılarla Türk iş dünyasını bir araya getirdi. Konferansın ilk gününde Citi iş birliğiyle gerçekleştirilen "Türkiye'nin Ekonomik Görünümü ve Yatırım Fırsatları Toplantısı"na Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan katıldı. Program kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın da yer aldığı yuvarlak masa toplantıları düzenlenirken, 400'den fazla iş insanının katıldığı bir resepsiyon gerçekleştirildi. Şimşek yatırım fırsatlarını sıraladı Türkiye'nin nitelikli iş gücü, gelişmiş imalat ve hizmet sektörleriyle güvenilir bir tedarikçi konumunda olduğunu belirten Şimşek, ABD'li yatırımcılara farklı sektörlerdeki potansiyeli aktardı. Bakanın öne çıkardığı alanlar arasında savunma sanayii, turizm, sağlık turizmi, televizyon dizileri ve mobil oyunlar başta olmak üzere dijital hizmet ihracatı yer aldı. Şimşek, savunma sanayiinin imalat sanayisindeki dönüşümün önemli itici güçlerinden biri olduğunu ifade etti. Ekonominin dayanıklılığına vurgu yaptı Küresel koşullara ve bölgesel çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisinin güçlü ve dayanıklı olduğunu savunan Şimşek, ekonominin şoklara karşı direncini destekleyen yapısal unsurlara dikkat çekti. Şimşek, sabit sermaye yatırımlarının kişi başına gelire oranla yüksek olduğunu ve son iki yılda verimlilik artışında güçlü bir ivme yakalandığını söyledi. Toplam borçluluk oranının düşük olması, kamu maliyesindeki hareket alanı, azalan dış kırılganlıklar, artan uluslararası rezervler ve Kur Korumalı Mevduat'tan (KKM) çıkışın ekonominin dayanıklılığını desteklediğini belirtti. Vergi teşvikleriyle yatırım ortamı güçlendirilecek Türkiye'nin stratejik konumu, gelişmiş imalat ve hizmet sektörleri, altyapısı ve nitelikli iş gücüyle güvenilir bir tedarikçi olduğunu belirten Şimşek, yeşil ve dijital dönüşüm ile üretken altyapı yatırımlarının hızlandırıldığını ifade etti. Bakan, son dönemde açıklanan vergi teşvikleriyle yatırım ve ihracat ortamının güçlendirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Şimşek, Türkiye'nin büyük ve emsallerine kıyasla güçlü büyüyen bir ekonomi olduğunu belirterek, sanayide dönüşümün yanı sıra dijital hizmet ihracatında da fırsatlar bulunduğunu dile getirdi. Türk ve Amerikalı iş insanları temaslarını sürdürdü Konferans kapsamında bir araya gelen Türk ve Amerikalı iş dünyası temsilcileri, ikili ticari ilişkilerin geliştirilmesi ve yeni iş birliği imkanlarını değerlendirdi. Etkinlikte gerçekleştirilen görüşmelerle önümüzdeki dönemde Türkiye'ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların artırılmasına katkı sağlanması hedefleniyor.

Türkiye ekonomisi küresel yatırımcılara anlatıldı Haber

Türkiye ekonomisi küresel yatırımcılara anlatıldı

Ekonomi yönetimi tarafından yapılan sunumlarda artan rezervler, düşük borçluluk, üretim kapasitesi ve azalan dış kırılganlıklar öne çıkarılırken, yeşil ve dijital dönüşüm ile yüksek katma değerli yatırımların önemi vurgulandı. Küresel koşullara karşı ekonomik dayanıklılık mesajı New York'ta gerçekleştirilen 19. Türkiye Yatırım Konferansı kapsamında ABD'li doğrudan yatırımcılarla bir araya gelen ekonomi yönetimi, Türkiye'nin makroekonomik görünümünü ve yatırım fırsatlarını değerlendirdi. Toplantılarda, zorlu küresel ekonomik koşullar ve bölgede devam eden çatışmaların yarattığı risklere karşı Türkiye ekonomisinin dayanıklılığı ele alındı. Ekonomik görünümü destekleyen unsurlar arasında rezervlerdeki artış, kamu maliyesindeki hareket alanı ve dış kırılganlıklardaki azalma gösterildi. Üç gün sürecek konferans kapsamında yatırımcı buluşmaları ve sektörel oturumlarla Türkiye'nin büyüme potansiyeli ile yatırım ortamının değerlendirilmesi planlandı. Yatırım ve verimlilik büyümenin temel unsurları arasında Toplantılarda Türkiye'de sabit sermaye yatırımlarının kişi başına gelir seviyesine kıyasla yüksek olduğu, son iki yılda verimlilik artışında da ivme yakalandığı belirtildi. Üretim kapasitesini genişleten yatırımlar ve verimlilik kazanımları, orta vadeli büyüme görünümünü destekleyen başlıca unsurlar arasında değerlendirildi. Yüksek teknoloji ve katma değerli yatırımların çekilmesine yönelik teşvikler de yatırım gündeminin önemli başlıkları arasında yer aldı. Borçluluk ve kamu maliyesi öne çıktı Türkiye ekonomisinin toplam borçluluk oranının görece düşük olması, yatırımcı görüşmelerinde öne çıkan konulardan biri oldu. Kamu maliyesindeki hareket alanının ekonomik şoklara karşı tampon oluşturabileceği belirtilirken, dış kırılganlıklardaki gerileme ve finansal göstergelerdeki iyileşmenin ekonomik dayanıklılığa katkı sağladığı ifade edildi. Ekonomi politikalarının temel hedefleri arasında makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi ve dış kaynaklı risklere karşı dirençli bir yapı oluşturulması gösterildi. Rezerv artışı ve kur korumalı mevduattan çıkış süreci Uluslararası rezervlerdeki artış ve kur korumalı mevduat sisteminden çıkış süreci de ekonomik görünümün değerlendirildiği başlıklar arasında yer aldı. Bu gelişmelerin dış finansman risklerini azaltması, para politikasının etkinliğini desteklemesi ve ekonomik şoklara karşı dayanıklılığı artırması bekleniyor. Rezervlerin seyri ile finansal istikrar göstergeleri, Türkiye ekonomisinin dış dengesi ve yatırımcı güveni açısından takip edilen unsurlar arasında bulunuyor. Türkiye'nin tedarik zincirlerindeki rolü Türkiye'nin stratejik coğrafi konumu, üretim altyapısı, imalat ve hizmet sektörlerindeki kapasitesi ile nitelikli iş gücü, yatırımcı sunumlarında öne çıkarılan avantajlar arasında yer aldı. Küresel tedarik zincirlerindeki dönüşüm sürecinde Türkiye'nin üretim ve lojistik altyapısı üzerinden yeni yatırım fırsatları sunabileceği belirtildi. Yüksek katma değerli üretimin geliştirilmesi ve küresel şirketlerle iş birliğinin artırılması, yatırım gündeminin temel başlıkları arasında gösterildi. Yeşil ve dijital dönüşüm yatırım gündeminde Yeşil dönüşüm, dijitalleşme, sanayide dönüşüm ve üretken altyapı yatırımları, Türkiye'nin yatırım çekme stratejisinde öne çıkan alanlar arasında yer aldı. Yatırım teşviklerinin üretim ve ihracat kapasitesini geliştirmeye, teknoloji yoğun yatırımları artırmaya yönelik hedeflerle ilişkilendirildiği belirtildi. Konferansın stratejik yatırım başlıkları arasında yarı iletkenler, mobilite, yeşil enerji, ileri imalat, dijital teknolojiler, iletişim ve uzay sektörleri yer aldı. Bu alanlar, küresel yatırım eğilimleri ve teknolojik dönüşüm çerçevesinde Türkiye'nin yatırım çekme potansiyelinin değerlendirildiği sektörler olarak öne çıktı. Savunma sanayii ve dijital hizmetlerde büyüme potansiyeli Toplantılarda Türkiye'nin farklı sektörlerdeki üretim ve ihracat kapasitesi de ele alındı. Savunma sanayii, turizm, sağlık turizmi, televizyon dizileri, mobil oyunlar ve dijital hizmet ihracatı, büyüme ve uluslararası pazarlara açılım fırsatları açısından öne çıkarılan alanlar arasında yer aldı. Savunma sanayiinin imalat sektöründeki teknolojik dönüşüme katkı sağlayabileceği, dijital hizmetler ve yaratıcı sektörlerin ise ihracat çeşitliliğini artırabileceği değerlendirildi. Para politikası ve dezenflasyon süreci Yatırımcı toplantılarında para politikası ve makroekonomik görünüm de gündeme geldi. Görüşmelerde fiyat istikrarı, dezenflasyon süreci ve para politikasının görünümü ele alınırken, enflasyonla mücadele programının ekonomik istikrar ve yatırım kararları üzerindeki etkileri değerlendirildi. Para politikası uygulamalarının yanı sıra mali disiplin ve büyüme hedefleri, yatırımcıların Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerini şekillendiren temel politika başlıkları arasında bulunuyor. Orta Vadeli Program yatırımcılara anlatıldı Eylül ayının başında açıklanan Orta Vadeli Program'ın üç yıllık yol haritası da görüşmelerin gündeminde yer aldı. Program kapsamında fiyat istikrarı, büyüme hedefleri, mali disiplin ve kamu maliyesinin görünümü değerlendirildi. Ekonomi politikalarının önümüzdeki dönemde yatırım ortamı, finansman koşulları ve büyüme dinamikleri üzerindeki etkileri yatırımcılar açısından önem taşıyor. Yatırım görüşmeleri farklı sektörlere yayılıyor 21-23 Eylül tarihleri arasında New York'ta gerçekleştirilen konferans kapsamında enerji, finans, teknoloji, havacılık, otomotiv ve diğer stratejik sektörlerde yatırım ve iş birliği fırsatlarının ele alınması planlandı. Programın ilerleyen oturumlarında yüksek teknoloji yatırımları, şirketler arası ortaklıklar ve Türkiye'nin küresel tedarik zincirlerindeki rolünün değerlendirilmesi öngörülüyor. Türkiye'nin yatırım ortamına ilişkin mesajlarda makroekonomik istikrar, üretim kapasitesi ve teknolojik dönüşümün yanı sıra küresel sermaye ile iş birliğinin geliştirilmesi öne çıkıyor.

Bilişim sektörünün yol haritası İTO’da masaya yatırıldı Haber

Bilişim sektörünün yol haritası İTO’da masaya yatırıldı

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Bilgi Teknolojileri Meslek Komitesi, bilgi teknolojileri sektörünün mevcut durumunu değerlendirmek ve sektörün öncelikli ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla çalışma toplantısı düzenledi. İTO Yönetim Kurulu Üyesi Murat Hazıroğlu’nun başkanlığındaki toplantıya Meslek Komitesi üyeleri ve sektör temsilcileri katıldı. Dijital dönüşüm rekabet gücünün temel unsuru Toplantıda sektörün gelişim alanlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Murat Hazıroğlu, bilgi teknolojilerinin artık yalnızca teknoloji sektörünü ilgilendiren bir alan olmaktan çıktığını, ekonominin farklı sektörlerinde doğrudan belirleyici rol üstlendiğini söyledi. Üretimden ticarete, finanstan hizmetlere kadar geniş bir alanda dijital dönüşümün etkisinin arttığına dikkat çeken Hazıroğlu, işletmelerin rekabet güçlerini koruyabilmeleri için teknoloji yatırımlarını artırmaları gerektiğini belirtti. Hazıroğlu, özellikle KOBİ’lerin yeni teknolojilere erişiminin kolaylaştırılmasının ve dijital altyapılarının güçlendirilmesinin önemine işaret ederek, İTO’nun sektör temsilcilerinin karşılaştığı sorunları takip ettiğini ve iş dünyasının taleplerini ilgili kurumlara aktardığını ifade etti. İnsan kaynağı ve girişimcilik potansiyeline vurgu Bilgi teknolojileri sektörünün sürdürülebilir büyümesi için kamu, özel sektör ve girişimcilik ekosistemi arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Hazıroğlu, Türkiye’nin sahip olduğu insan kaynağı ve girişimcilik potansiyelinin daha yüksek ekonomik değere dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Hazıroğlu, İTO olarak sektörün gelişimini destekleyecek işbirliklerine katkı sunmaya ve üyelerin beklentilerini ilgili platformlarda gündeme taşımaya devam edeceklerini belirtti. TÜBİTAK’ın özel sektör destekleri anlatıldı Toplantıda İTO Bilgi Teknolojileri Meslek Komitesi Başkanı Bekir Sami Nalbantoğlu da komitenin yürüttüğü çalışmalar ve sektörün gündemindeki başlıklar hakkında katılımcılara bilgi verdi. Program kapsamında TÜBİTAK Özel Sektör İş Geliştirme Direktörü Mahmut Bulut tarafından bir sunum gerçekleştirildi. Sunumda TÜBİTAK’ın özel sektöre yönelik destek mekanizmaları, girişimcilik ekosistemi, iş geliştirme imkanları ve bilgi teknolojileri sektörüne yönelik fırsatlar ele alındı. Toplantının devamında sektör temsilcileri, bilgi teknolojileri sektörünün mevcut durumu, ihtiyaçları ve karşılaştıkları sorunlara ilişkin değerlendirmelerini TÜBİTAK yetkilileriyle paylaştı. Katılımcılar ayrıca sektörün gelişimine yönelik görüş ve önerilerini aktardı.

GITEX AI Türkiye İstanbul’da başladı Haber

GITEX AI Türkiye İstanbul’da başladı

Türkiye’nin yapay zekâ ve teknoloji ekosistemini küresel yatırımcılarla buluşturan GITEX AI Türkiye 2026, İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. 10 Eylül’e kadar devam edecek etkinlik; teknoloji şirketleri, girişimler, yatırımcılar, kamu temsilcileri ve teknoloji yöneticilerini bir araya getiriyor. Etkinlikte Türkiye’nin dijital ekonomisinin geliştirilmesi, yapay zekâ altyapısının güçlendirilmesi ve teknoloji şirketlerinin küresel pazarlara açılması öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. 350’den fazla şirket ve girişim İstanbul’da GITEX AI Türkiye, 350’den fazla kurumsal katılımcı ve girişimi, 100 konuşmacıyı ve 75 milyar doların üzerinde varlığı yöneten 150 yatırımcıyı bir araya getiriyor. Etkinliğe 70 ülkeden binlerce teknoloji yöneticisi de katılıyor. Yapay zekâdan bulut teknolojilerine, veri merkezlerinden siber güvenliğe, fintekten akıllı altyapılara kadar geniş bir teknoloji gündemi ele alınıyor. Etkinlikte Google Cloud, HPE & NVIDIA, AWS, Huawei, Dell Technologies, SAP ve TrendAI gibi küresel teknoloji şirketlerinin yanı sıra Türkiye’den Trendyol, Andevos ve Halkbank ile çeşitli teknokent ve teknoparklar da yer alıyor. Türkiye’nin yapay zekâ hedefleri gündemde GITEX AI Türkiye, Türkiye’nin 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı kapsamında hedeflerini hızlandırdığı bir dönemde gerçekleştiriliyor. Plan kapsamında; 1 GW veri merkezi kapasitesine ulaşılması,yapay zekâ altyapısına özel sektörden 10 milyar dolar yatırım çekilmesi,iki yıl içinde 5 milyon kişiye yapay zekâ okuryazarlığı kazandırılması hedefleniyor. “Türkiye’yi dünyanın buluşma noktası olarak tanımlıyoruz” Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi İletişim Dairesi Başkanı Gökhan Yücel, açılış konuşmasında Türkiye’de yaklaşık 1.500 aktif yapay zekâ şirketi bulunduğunu belirtti. Yücel, Türkiye’nin dört saatlik uçuş mesafesinde 1,3 milyar kişiye ve toplam 35 trilyon dolarlık pazara erişebildiğini ifade ederek, ülkeyi yalnızca bir köprü olarak değil, küresel teknoloji ekosisteminin buluşma noktası olarak konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi. Yapay zekâ altyapısı için yatırımlar güçleniyor Etkinliğin ilk gününde yapay zekânın ihtiyaç duyduğu işlem gücü, bulut teknolojileri ve veri merkezi kapasitesi de gündeme geldi. Dell Technologies Türkiye Ülke Müdürü İlker Rodoplu, dijital dönüşümün artık iş sürekliliği ve rekabet gücü açısından temel bir gereklilik haline geldiğini belirtti. Huawei ise Türkiye’deki yapay zekâ ve bulut altyapısına yönelik yatırımlarını ve gelecek dönem planlarını paylaştı. Şirket, 2023’ten bu yana Türkiye’de yerel bulut altyapısı hizmeti sunarken, Ankara’da 2024 yılında açtığı felaket kurtarma merkeziyle desteklenen üç erişilebilirlik bölgesine sahip altyapısını da kullanıyor. Huawei Cloud Türkiye Satış Direktörü Safder Baydur, küresel veri merkezi kapasitesinin 2020’de yaklaşık 60 gigavattan 2024’te 97 gigavata yükseldiğini, 2030 için ise 226 gigavatlık kapasite öngörüldüğünü belirtti. GITEX ile Terminal İstanbul arasında iş birliği Etkinliğin ilk gününde GITEX ile Terminal İstanbul arasında Mutabakat Zaptı imzalandı. Anlaşmayla Terminal İstanbul’un dünyanın farklı noktalarında düzenlenen GITEX etkinliklerinde yer alması ve Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminin uluslararası yatırımcılarla daha güçlü şekilde buluşturulması hedefleniyor. Terminal İstanbul projesi kapsamında eski Atatürk Havalimanı terminallerinin yaklaşık 500 bin metrekarelik alanda inovasyon ve girişimcilik merkezine dönüştürülmesi planlanıyor. Teknoloji şirketleri için uzun vadeli sermaye vurgusu Etkinliğin yatırım gündeminde teknoloji şirketlerinin küresel ölçekte büyümesi için uzun vadeli sermayenin önemi de ele alındı. Türkiye Varlık Fonu Yatırımlar Genel Müdürü ve Türkiye Teknoloji Fonu Yönetim Kurulu Üyesi Bilal Bedir, varlık fonlarının uzun vadeli yatırım yaklaşımıyla teknoloji ekosistemine daha fazla kurumsal ve uluslararası sermaye çekebileceğini ifade etti. Fintek dönüşümünde yapay zekâ ve açık bankacılık öne çıkıyor GITEX AI Türkiye’nin gündeminde finans teknolojileri de önemli bir yer tuttu. Bankalar, fintek şirketleri ve teknoloji sağlayıcıları; yapay zekâ, açık bankacılık ve akıllı otomasyonun finansal hizmetleri nasıl dönüştürdüğünü ele aldı. Halkbank da yapay zekâ, dijital bankacılık ve yeni nesil teknolojilere yönelik yatırımlarını etkinlikte gündeme getirdi. Türk teknoloji şirketi Andevos ise ödeme, kiosk yönetimi, açık bankacılık ve yapay zekâ destekli çözümlerini tanıtıyor. Etkinlik 10 Eylül’de devam edecek GITEX AI Türkiye, 10 Eylül sabahı gerçekleştirilecek bakan konuşmasının ardından yapay zekâ, veri merkezleri, akıllı altyapı, fintek, siber güvenlik, ileri üretim ve kurumsal dijital dönüşüm oturumlarıyla devam edecek.

Vergi denetiminde yapay zeka dönemi Haber

Vergi denetiminde yapay zeka dönemi

Türkiye, kayıt dışı ekonomi ve vergi kayıp-kaçağıyla mücadelede dijital denetim kapasitesini yapay zeka ve büyük veri teknolojileriyle genişletmeye hazırlanıyor. 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'da kayıt dışılığın azaltılması ve vergi denetimlerinin etkinliğinin artırılması için dijital dönüşüm araçlarının daha yoğun kullanılacağı belirtilirken, bu kapsamda vergi ihbarlarının analizinde yapay zeka destekli İhbar İşleme Sistemi'nin (VDK-İHS) hayata geçirilmesi öngörülüyor. Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'nın mevcut proje tanımına göre VDK-İHS, farklı kanallardan gelen yüksek hacimli ve farklı formatlardaki ihbarları analiz ederek denetim komisyonlarına karar desteği sunacak şekilde tasarlanıyor. Sistem şu aşamada proje evresinde bulunuyor. On binlerce ihbar tek bir dijital yapıda analiz edilecek Vergi ihbarları, kayıt dışı ekonomi ve vergi kayıp-kaçağıyla mücadelede önemli veri kaynaklarından biri. Ancak ihbarların farklı kanallardan gelmesi, metinlerin farklı formatlarda bulunması ve ihbar sayısının yüksek olması, bunların geleneksel yöntemlerle değerlendirilmesini zorlaştırıyor. Vergi Denetim Kurulu'nun verilerine göre 2024 yılında 10 binden fazla ihbar, 23 komisyon ve 193 müfettiş tarafından değerlendirildi. VDK-İHS projesi, bu iş yükünün önemli bölümünün dijital araçlarla analiz edilmesini amaçlıyor. Sistemin farklı kaynaklardan gelen ihbarları tek bir yapıda toplaması, metinleri analiz edilebilir veriye dönüştürmesi ve geçmiş kararlarla karşılaştırması planlanıyor. Bu dönüşümün kritik noktası ise ihbarların yalnızca arşivlenen belgeler olmaktan çıkarılarak analiz edilebilir veri varlıklarına dönüştürülmesi olacak. Yapay zeka ihbarın içeriğini analiz edecek VDK-İHS'nin tasarımında birden fazla yapay zeka ve veri işleme teknolojisinin birlikte kullanılması planlanıyor. Sistem kapsamında farklı kaynaklardan gelen ihbarların toplanması, taranmış veya el yazısıyla hazırlanmış belgelerin OCR teknolojisiyle okunabilir hale getirilmesi ve metinlerin doğal dil işleme yöntemleriyle analiz edilmesi öngörülüyor. Böylece sistem, ihbarın yalnızca metnini saklamakla kalmayacak; içerikte yer alan kişi, kurum, işlem ve diğer kritik unsurları da belirleyerek bunları veri tabanında ilişkilendirebilecek. Bu yapı, aynı kişi veya şirketin farklı ihbarlarda geçmesi ya da farklı ihbarlar arasında bağlantılar bulunması halinde bunların daha hızlı fark edilmesine imkân sağlayabilecek. Geçmiş kararlar yapay zekanın referansı olacak Sistemin en dikkat çekici bileşenlerinden biri ise geçmiş ihbarlar ve komisyon kararlarının yeni ihbarlarla karşılaştırılması. Vergi Denetim Kurulu'nun proje açıklamasına göre VDK-İHS'de RAG (Retrieval-Augmented Generation) mimarisinden yararlanılması planlanıyor. Bu yapı sayesinde yeni bir ihbar, geçmiş ihbar ve kararların bulunduğu veri havuzuyla karşılaştırılabilecek; benzer vakalar belirlenerek karar sürecine öneri üretilebilecek. Buradaki amaç, yapay zekanın tek başına vergi incelemesi kararı vermesi değil, komisyonların değerlendirme sürecine emsal vakalar ve ilgili bilgiler üzerinden karar desteği sağlamak. Sistem ayrıca ihbarın özetlenmesi, ilgili olabilecek vergi türlerinin belirlenmesi ve uygulanabilecek mevzuat hükümlerinin eşleştirilmesi konusunda da öneriler sunacak şekilde tasarlanıyor. Hedef yalnızca ihbarları değerlendirmek değil Yeni dönemde kayıt dışı ekonomiyle mücadele, yalnızca gelen ihbarların incelenmesine dayalı olmayacak. Orta Vadeli Program kapsamında büyük veri üzerinde sektörel, finansal ve tematik risk analizlerinin geliştirilmesi; elde edilen sonuçların ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılması ve denetim süreçlerinin risk odaklı yürütülmesi hedefleniyor. Kayıt dışı istihdam ve ücretle mücadelede de veri analizine dayalı risk odaklı denetimlerin artırılması planlanıyor. Bu yaklaşım, denetim kaynaklarının tüm mükelleflere aynı yoğunlukta yöneltilmesi yerine daha yüksek risk taşıdığı değerlendirilen sektör, işletme ve işlem gruplarına odaklanmasını amaçlıyor. Birden fazla dijital sistem birlikte çalışacak Kayıt dışılıkla mücadelede yalnızca VDK-İHS'nin kullanılması planlanmıyor. Orta Vadeli Programda Depozito Bilgi Yönetim Sistemi (DBYS), Kıymetli Maden Takip Sistemi (KMTS), İnşaat Demiri İzleme Sistemi (İDİS), Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi (UTTS) ve Bandrollü Ürün İzleme Sistemi (BÜİS) gibi izleme sistemlerinin de kayıt dışılığın ve vergi kayıp-kaçağının azaltılmasında kullanılacağı belirtiliyor. Bu sistemlerden elde edilen farklı veri setlerinin daha etkin analiz edilmesi, vergi denetiminde üçüncü taraf idari verilerden yararlanılması ve riskli işlemlerin daha erken aşamada belirlenmesi hedefleniyor. Organize vergi kaçakçılığına karşı ağ analizi Yeni yaklaşımın bir diğer boyutu organize vergi kaçakçılığıyla mücadele. Vergi Denetim Kurulu'nun yapay zeka destekli Vergi İstihbarat Sistemi (VDK-VİS) de mükellefleri tek tek değerlendirmek yerine aralarındaki ekonomik ilişkileri bir ağ içerisinde analiz etmeye yönelik geliştiriliyor. Sistem; ortaklar, yöneticiler, alıcılar, satıcılar, finansal işlem tarafları ve diğer bağlantılar üzerinden ilişkileri analiz ederek sahte belge organizasyonları, zincirleme fatura ilişkileri ve döngüsel işlemler gibi daha karmaşık yapıların ortaya çıkarılmasına odaklanıyor. Bu sistemin VDK-İHS ile birlikte değerlendirilmesi, ihbarlardan elde edilen bilgilerin daha geniş bir vergi istihbaratı yapısının parçası haline gelmesinin önünü açabilir. Gayrimenkul ve hasılat denetimi de sıkılaşacak Kayıt dışılıkla mücadele programı yalnızca yapay zeka uygulamalarından oluşmuyor. Gayrimenkullerin gerçek değerleri üzerinden işlem görmesini sağlayacak çalışmaların sürdürülmesi, vergi denetiminde Dijital Uyum Projesi (VDK-DUYU) kapsamında çalışmalar yapılması ve Risk Analiz Sistemi (VDK-RAS) üzerinden mükellef analizi ve seçiminin devam ettirilmesi planlanıyor. Mükelleflerin yıllık gelirlerinin doğru şekilde kavranması ve beyan edilmesi amacıyla hasılat denetimleri de sürdürülecek. Vergi denetiminde model değişiyor Atılan adımların ortak noktası, vergi denetiminin yalnızca geçmişte gerçekleşmiş işlemleri inceleyen bir yapı olmaktan çıkarılarak veriye dayalı, risk odaklı ve daha öngörücü bir modele taşınması. Vergi Denetim Kurulu, bu dönüşümü “Denetim 3.0” olarak tanımlıyor. Kurulun açıklamasına göre bu yaklaşım, büyük dil modelleri ve yapay zeka uygulamalarıyla veriyi yalnızca analiz eden değil, denetim süreçlerini yönlendiren ve karar mekanizmalarına katkı sağlayan sistemler oluşturmayı hedefliyor. VDK-İHS de bu dönüşümün ihbar ayağını oluşturuyor. Sistem tamamlandığında amaç, ihbarların insan gücüyle tek tek tarandığı geleneksel yapı yerine; veriyi okuyan, benzer vakaları bulan, bağlantıları ortaya çıkaran ve denetim komisyonlarına gerekçeli öneriler sunan bir dijital altyapı oluşturmak. Böylece kayıt dışı ekonomiyle mücadelede yapay zekanın rolü yalnızca otomatik veri analiziyle sınırlı kalmayacak; risk tespiti, ihbar değerlendirmesi, vergi istihbaratı ve denetim kararlarının hazırlanmasına kadar uzanan daha geniş bir sürecin parçası haline gelecek.

KOBİ’lere küresel rekabet desteği Haber

KOBİ’lere küresel rekabet desteği

İşletme başına 30 milyon TL ile 75 milyon TL arasında kredi imkânı sunulan programda, 20 puanlık geri ödemesiz finansman desteği ve Kredi Garanti Fonu kefaleti seçeneği bulunuyor. Başvurular 30 Eylül 2026’ya kadar yapılabilecek. Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmaya yönelik KOSGEB desteklerinde yeni dönem başladı. Küresel Rekabetçilik Destek Programı’nın 2026 yılı ilk başvuru dönemi 7 Eylül’de açıldı. KOBİ’ler, üretimden ihracata, Ar-Ge’den dijital dönüşüme kadar küresel rekabetçiliklerini güçlendirecek yatırımları için program kapsamında finansman desteğinden yararlanabilecek. Başvuruların 30 Eylül 2026 tarihinde sona ereceği programda işletme başına kredi üst limiti 75 milyon TL olarak uygulanacak. Programın amacı ise yalnızca KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak değil; yenilikçi ürün geliştirme, yüksek katma değerli üretim, verimlilik, tedarik zinciri yönetimi ve uluslararası pazarlara açılma kapasitesini güçlendirmek. Destek kapsamı geniş tutuldu KOSGEB’in program kapsamında desteklediği harcamalar, KOBİ’lerin doğrudan üretim ve rekabetçilik kapasitesini artırmaya yönelik alanlarda yoğunlaşıyor. Destek kapsamında makine, teçhizat ve kalıp yatırımları, küresel rekabetçiliği artırmaya yönelik yatırım harcamaları arasında yer alıyor. Bunun yanında işletmelerin rekabet gücünü destekleyen kurumsal yazılım alımları da finansman kapsamında değerlendiriliyor. Program, nitelikli insan kaynağına yönelik personel giderlerini de kapsıyor. Eğitim, danışmanlık ve yönlendirme, belgelendirme, test ve analiz, pazarlama, tasarım ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin hizmet alımları da desteklenebilecek giderler arasında bulunuyor. Bunlara ek olarak proje kapsamında ihtiyaç duyulan işletme sermayesi giderleri için de finansman imkânı sağlanacak. Bu kapsam, desteğin yalnızca makine yatırımlarına yönelik klasik bir yatırım finansmanı olmaktan çıkarak işletmelerin üretim, teknoloji, insan kaynağı ve pazarlama kapasitesini birlikte geliştirmesini hedeflediğini gösteriyor. 75 milyon TL’ye kadar kredi kullanılabilecek Programda işletme başına 30 milyon TL kredi alt limiti, 75 milyon TL kredi üst limiti uygulanacak. Projelerin süresi 24 ay, kredi vadesi ise 36 ay olarak belirlendi. İşletmelerin finans kuruluşlarından kullanacakları krediler için 20 puanlık geri ödemesiz finansman desteği sağlanacak. KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaleti imkânından yararlanılması da mümkün olacak. Bu yapı, özellikle yüksek yatırım maliyeti gerektiren makine, teknoloji, dijitalleşme ve üretim kapasitesi yatırımlarında KOBİ’lerin kredi maliyetini azaltmayı hedefliyor. Programa her KOBİ başvuramıyor Küresel Rekabetçilik Destek Programı, tüm KOBİ’lere açık genel bir finansman programı niteliğinde değil. Başvuru için işletmelerin öncelikle belirli temel koşulları karşılaması gerekiyor. Başvuracak işletmelerin KOSGEB Veri Tabanı’nda kayıtlı ve aktif olması, güncel İşletme Beyanı’na sahip bulunması ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında tanımlanan gerçek veya tüzel kişi statüsünde faaliyet göstermesi gerekiyor. Bunun yanı sıra işletmelerin belirlenen uygunluk kriterlerinden en az birini karşılaması gerekiyor. İhracatını ve Ar-Ge’sini artıran şirketler öne çıkıyor Program kapsamında hızlı büyüyen işletmeler için ihracat ve teknoloji odaklı kriterler öne çıkıyor. Bu kapsamda hızlı büyüyen işletmelerin orta-yüksek veya yüksek teknoloji düzeyinde faaliyet göstermesi ve son üç yılın her birinde ihracatını bir önceki yıla göre artırmış olması kriterlerden biri olarak belirleniyor. Bir diğer kriter ise hızlı büyüyen işletmelerin son üç yılın her birinde hem ihracatını hem de Ar-Ge harcamalarını artırmış olması. Bunun yanında yüksek teknoloji düzeyinde faaliyet gösteren orta ölçekli işletmeler de programa başvurabilecek. Bu işletmelerin Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında belirlenen öncelikli ürünler listesinde yer alan ürünlere ilişkin faaliyet yürütmesi gerekiyor. Turcorn 100 Programı kapsamına alınan işletmeler de başvuru yapabilecek. 2025’ten bu yana milyarlarca liralık finansman Küresel Rekabetçilik Destek Programı 2025 yılında uygulanmaya başladı. Program kapsamında bugüne kadar 71 KOBİ için toplam 3 milyar TL finansman imkânı sağlandığı belirtildi. Verilen bilgilere göre bu işletmelerden 43 KOBİ toplam 1,3 milyar TL finansmana erişti. Programın temel hedefi, KOBİ’lerin yalnızca mevcut üretim kapasitelerini büyütmesi değil; yüksek katma değerli ürün geliştirmesi, uluslararası pazarlarda daha güçlü rekabet etmesi ve sürdürülebilir büyüme kapasitesi oluşturması. Başvurular 30 Eylül’de sona erecek KOSGEB’in 2026 yılı Küresel Rekabetçilik Destek Programı kapsamında ilk başvuru dönemi 7 Eylül 2026’da başladı. Programa başvurmak isteyen işletmelerin başvurularını 30 Eylül 2026 tarihine kadar tamamlaması gerekiyor. Program özellikle ihracatını büyütmek, üretim kapasitesini artırmak, teknoloji yatırımı yapmak, Ar-Ge faaliyetlerini geliştirmek veya dijital dönüşüm yatırımlarını hızlandırmak isteyen KOBİ’ler açısından önemli bir finansman kanalı oluşturuyor. KOSGEB’in bu programla ortaya koyduğu çerçeve, KOBİ desteklerinde yalnızca işletme sayısını artırmaya değil, yüksek katma değerli üretim ve uluslararası rekabet kapasitesi bulunan işletmelerin ölçeklenmesine odaklanan bir yaklaşımın öne çıktığını gösteriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.