SON DAKİKA
Hava Durumu

#Dijital Dönüşüm

Ekometre - Dijital Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dijital Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BTSO’nun hizmet kalitesine 7 yıldızlı tescil Haber

BTSO’nun hizmet kalitesine 7 yıldızlı tescil

TOBB 2026 Akreditasyon Sertifika Töreni, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla Ankara’daki TOBB İkiz Kuleler Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Yenilenen sistem kapsamında Türkiye’de ilk kez verilmeye başlanan 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaya hak kazanan 4 oda ve borsadan biri olan BTSO, 60 bini aşkın üyesine sunduğu hizmetlerin kalitesini ve kurumsal gelişim anlayışını en üst seviyede tescilledi. Burkay: “Dönüşüm Yolculuğumuzun Güçlü Bir Sonucu” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, törende yaptığı değerlendirmede, 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaktan büyük gurur duyduklarını belirtti. Başarının 2013 yılından bu yana kararlılıkla sürdürdükleri dönüşüm çalışmalarının sonucu olduğunu ifade eden Burkay, şunları kaydetti: “Yenilenen TOBB Akreditasyon Sistemi kapsamında en üst seviye olan 7 yıldızlı akreditasyonu almaya hak kazanan 4 oda ve borsadan biri olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu başarı, 2013 yılından bu yana kararlılıkla sürdürdüğümüz dönüşüm yolculuğunun, üyelerimizi merkeze alan hizmet anlayışımızın, yenilikçi projelerimizin ve kurumsal gelişim vizyonumuzun güçlü bir sonucudur.” Burkay, elde edilen başarıda emeği bulunan BTSO çalışanlarını tebrik ederek, belgenin 60 bini aşkın BTSO üyesi ve Bursa iş dünyası için hayırlı olmasını diledi. Türkiye’deki oda ve borsa sisteminin gelişimine öncülük eden TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na da teşekkür eden Burkay, akreditasyon sisteminin uluslararası ölçekte örnek gösterilen bir yapıya dönüşmesinde Hisarcıklıoğlu’nun ortaya koyduğu vizyonun önemli rol oynadığını vurguladı. Hisarcıklıoğlu: “Şehrinizi Marka Yapmak İçin Liderliği Siz Üstleneceksiniz” TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da törende yaptığı konuşmada, 11’i ilk kez olmak üzere 73 oda ve borsaya akreditasyon sertifikası verildiğini söyledi. Akreditasyon sisteminin oda ve borsaların kurumsal dönüşümünde temel bir rol üstlendiğini belirten Hisarcıklıoğlu, sistem sayesinde kurumların kendilerini geliştirdiğini, yeni projeler ürettiğini ve uluslararası iş birlikleri kurduğunu ifade etti. Oda ve borsaların bugüne kadar 2 bin 750 projeyi hayata geçirdiğini aktaran Hisarcıklıoğlu, 30’dan fazla ülkedeki oda ve borsalarla ortak çalışmalar yürütüldüğünü bildirdi. Hisarcıklıoğlu, oda ve borsaların uluslararası yarışmalarda ödüller kazandığına işaret ederek, şöyle konuştu: “Akreditasyon sistemi sayesinde oda ve borsalarımız kendilerini dönüştürüyor ve geliştiriyor, proje üretiyor, yurt dışına açılıyor, illerine ve ilçelerine kaynak sağlıyor. Yaptıkları projelerle dünyadaki oda ve borsaların katıldığı yarışmalarda ödül alıyorlar, dünya şampiyonu oluyorlar. Oda ve borsalarımız, girişimcilerimize en iyi şekilde hizmet üreten ve sunan merkezler haline geldi.” Şehirlerin markalaşma sürecinde oda ve borsalara önemli sorumluluklar düştüğünü vurgulayan Hisarcıklıoğlu, “İlin ve ilçenin kanaat önderleri sizlersiniz. Şehrinizi marka yapmak için liderliği de sizler üstleneceksiniz. Camiamıza ve girişimcilerimize rehberlik edeceksiniz.” ifadelerini kullandı. Akreditasyon Sistemine Yeni Standartlar Eklendi Hisarcıklıoğlu, değişen ekonomik ve ticari şartlara uyum sağlanması amacıyla TOBB Akreditasyon Sistemi’nin standartlarının yenilendiğini belirtti. Yeni sistemde e-ticaret, tedarik zinciri, AR-GE faaliyetleri, sosyal sorumluluk, yerel değerlerin tanıtımı, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm gibi alanların değerlendirme kapsamına alındığını bildiren Hisarcıklıoğlu, daha önce kullanılan A, B ve C sınıfı kategorilerinin yerine 4, 5, 6 ve 7 yıldızlı puanlama sistemine geçildiğini kaydetti. Bolat: “Akreditasyon Modeli İslam Ülkelerine de Yayılıyor” Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise TOBB tarafından yürütülen akreditasyon çalışmalarının, Türkiye genelindeki oda ve borsaların hizmet kalitesini ve çalışma disiplinini geliştirmeyi hedeflediğini söyledi. Akreditasyon sisteminin meslek kuruluşlarının kurumsal kapasitesini güçlendirdiğini belirten Bolat, modelin Türkiye sınırlarını aşarak İslam ülkelerindeki ticaret odaları tarafından da örnek alınmaya başladığını ifade etti. Küresel ekonomide korumacılık eğilimlerinin arttığına ve dijital dönüşümün rekabet koşullarını değiştirdiğine dikkati çeken Bolat, Türk sanayisinin üretim ve ihracat gücünün korunmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi. Bolat, Türkiye’nin ticari diplomasi faaliyetleri ile uluslararası ticaret müzakerelerini TOBB ve özel sektör kuruluşlarıyla yakın iş birliği içinde sürdürdüğünü belirterek, oda ve borsaların iş dünyasına rehberlik eden güçlü kurumlar haline gelmesinin Türkiye ekonomisine önemli katkılar sunduğunu kaydetti. BTSO, 60 Bini Aşkın Üyesine Sunduğu Hizmeti Tescilledi TOBB Akreditasyon Kurulu Başkanı Faik Yavuz’un da akreditasyon sisteminin oda ve borsaların kurumsal kapasitesine sağladığı katkılara ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu programın sonunda, belge almaya hak kazanan kurumlara sertifikaları takdim edildi. Toplam 289 oda ve borsanın akreditasyon sürecini tamamladığı sistemde BTSO, en üst seviye olan 7 yıldızlı akreditasyon belgesiyle Bursa iş dünyasına sunduğu hizmetlerin kalitesini bir kez daha ulusal ölçekte tescillemiş oldu. BTSO’nun elde ettiği 7 yıldızlı akreditasyon; üyelerini merkeze alan hizmet yaklaşımının, kurumsal gelişim çalışmalarının, yenilikçi projelerinin ve sürdürülebilir dönüşüm vizyonunun önemli bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Dijital dönüşümün püf noktaları anlatıldı Haber

Dijital dönüşümün püf noktaları anlatıldı

Bursa Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi Yalçın Aras Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinlikte, üretimde verimliliği artıran, maliyetleri optimize eden ve operasyonel süreçleri daha güvenli hale getiren dijital çözümler hakkında kapsamlı bilgi anlatıldı. Etkinliğe, Marmara ve İç Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Derneği (MARSİFED) Başkanı Osman Akın, Tüm Mühendis Kadınlar Derneği (TÜMKAD) Başkanı Ülfet Öztürk, Bilişim Sektörü İş İnsanları Derneği (BİSİAD) Başkanı İdris Doğrul’un yanı sıra NOSAB bünyesinde faaliyet gösteren fabrikaların temsilcileri ve Vodafone Business iş ortağı işletmelerin yetkilileri katıldı. Vodafone Business’ın işletmelere özel çözümleri tanıtıldı Etkinliğin ilk oturumunda Vodafone Business IoT Çözüm Satış Müdürü Simay Gülbeyaz, akıllı fabrika uygulamaları, nesnelerin interneti (IoT), özel mobil şebekeler (MPN), gerçek zamanlı konumlandırma sistemleri (RTLS/RFID), görüntü işleme teknolojileri ve dijital üretim süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sunumda, fabrikalarda dijitalleşmenin üretim süreçlerine sağladığı katkılar ile kağıtsız üretim hedefi doğrultusunda geliştirilen çözümler katılımcılarla paylaşıldı. Gülbeyaz’ın ardından söz alan Vodafone Business Bölge Çözüm Satış Müdürü Tansel Çınar, bulut teknolojilerinin işletmelere sunduğu avantajları anlattı. Sunumda; veri güvenliği, ölçeklenebilir altyapı, esnek kullanım modeli ve fiziksel donanım yatırımı gerektirmeyen "kullandığın kadar öde" yaklaşımı öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Çınar, bulut çözümlerinin işletmelerin dijital dönüşüm süreçlerinde sağladığı esneklik ve operasyonel verimliliğe ilişkin bilgiler verdi. Siber risklerle mücadele yöntemleri ele alındı Etkinliğin siber güvenlik oturumunda ise güvenlik operasyon merkezi (SOC), güvenlik bilgi ve olay yönetimi (SIEM), zafiyet tarama ve yönetimi, siber tehdit istihbaratı ve politika optimizasyonu gibi konular ele alındı. İşletmelerin dijital varlıklarını korumaya yönelik bütünleşik güvenlik yaklaşımı aktarılırken, olası siber risklerin tespit edilmesi ve bunlara hızlı müdahale edilmesine yönelik uygulamalar hakkında katılımcılar bilgilendirildi. Programın son bölümünde Vodafone Business Ürün Yöneticileri Gökçe Yılmaz ve Eren Er, Sabit Kablosuz Erişim (FWA) ve SD-WAN çözümlerini anlattı. Modern işletmeler için hızlı, esnek ve güvenli ağ altyapıları sunan bu yeni nesil teknolojilerin; bağlantı yönetimi, ağ performansı, operasyonel süreklilik ve farklı lokasyonların merkezi şekilde yönetilmesine sağladığı katkılar örnek uygulamalarla katılımcılarla paylaşıldı.

BNP Paribas Cardif Türkiye'de yeni atama Haber

BNP Paribas Cardif Türkiye'de yeni atama

Hayat sigortacılığı ve BES alanlarındaki faaliyetleriyle, koruma sigortaları alanında Türkiye’nin önde gelen sigorta kuruluşları arasında yer alan BNP Paribas Cardif Türkiye’nin Verimlilik, Teknoloji ve Operasyon Genel Müdür Yardımcılığı görevine 22 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla Ümit Helva atandı. Bilgi teknolojileri, dijital dönüşüm, operasyon yönetimi ve müşteri deneyimi alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip olan Ümit Helva, kariyeri boyunca teknoloji ve iş hedeflerini bir araya getiren başarılı dönüşüm projelerine liderlik etmiştir. Kariyerine yazılım mühendisi olarak başlayan Helva; KoçSistem, Hewlett-Packard (HP), Turkcell ve Dias Teknoloji gibi sektörünün öncü kurumlarında farklı liderlik görevleri üstlenmiştir. Ümit Helva, Turkcell’de Bilgi Teknolojileri Direktörü olarak müşteri ve kanal çözümleri, dijital kanallar, e-ticaret platformları, CRM dönüşümü, veri analitiği ve saha operasyonları gibi kritik alanlardan sorumlu olmuştur. Son olarak Dias Teknoloji’de ise Yazılım Çözümlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Helva, kurumun teknoloji organizasyonunun yapılandırılmasına, bulut dönüşümü, güvenlik, CRM, ERP ve yapay zekâ tabanlı çözümlerinin geliştirilmesine liderlik etmiştir. Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü mezunu olan Ümit Helva; teknoloji liderliği, dijital dönüşüm, çevik organizasyonlar ve operasyonel mükemmeliyet alanlarında güçlü bir uzmanlığa sahiptir.

ATM'den gram altın satışı başladı Haber

ATM'den gram altın satışı başladı

Türkiye'de bankacılık hizmetlerinde dijital dönüşüm yeni bir aşamaya taşındı. Müşteri deneyimini geliştirmeyi hedefleyen bazı bankalar, ATM'ler üzerinden fiziki gram altın satışını pilot olarak başlattı. Uygulama sayesinde vatandaşlar, belirlenen ATM'lerden güvenli ve hızlı şekilde sertifikalı gram altın satın alabiliyor. Uzmanlar, yeni uygulamanın özellikle kuyumcuların kapalı olduğu saatlerde ve acil altın ihtiyacının bulunduğu dönemlerde önemli kolaylık sağlayacağını belirtiyor. ATM'den altın almak nasıl mümkün olacak? Yeni sistem kapsamında altın satışına uygun hale getirilen ATM'lere özel altın modülleri yerleştirildi. Kullanıcılar; banka kartı,kredi kartıveya karekod yöntemiyle ATM'ye giriş yaptıktan sonra "Altın İşlemleri" menüsünden istedikleri gramajı seçebiliyor. Ödeme işleminin tamamlanmasının ardından sertifikalı ve özel ambalajlı gram altın, ATM'nin teslim bölümünden kullanıcıya veriliyor. Güvenlik ön planda Bankalar, sahtecilik riskine karşı kapsamlı güvenlik önlemleri aldıklarını belirtiyor. ATM'lerde satılan altınların; Darphane veya akredite rafineriler tarafından üretildiği,özel güvenlik ambalajı taşıdığı,karekod ve seri numarasıyla takip edilebildiği ifade ediliyor. Bu sayede fiziki altın alımlarında güvenilirliğin artırılması hedefleniyor. İlk etapta pilot uygulama ATM üzerinden gram altın satışı şimdilik büyükşehirlerde bulunan yoğun işlem hacmine sahip belirli noktalarda uygulanıyor. Bankacılık sektörü temsilcileri, kullanıcı talebinin yüksek olması halinde uygulamanın Türkiye genelindeki daha fazla ATM'ye yaygınlaştırılmasının planlandığını belirtiyor. Finansal hizmetlerde yeni dönem Bankalar son yıllarda ATM'leri yalnızca para çekme ve yatırma cihazı olmaktan çıkararak çok daha geniş kapsamlı finansal hizmet merkezlerine dönüştürüyor. Fiziki gram altın satışının da bu dönüşümün son adımlarından biri olduğu değerlendirilirken, uygulamanın hem müşteri deneyimini geliştirmesi hem de altına erişimi kolaylaştırması bekleniyor.

Girişimci-Kadınlara-Teknoloji-Gücü-Ekometre Haber

Girişimci-Kadınlara-Teknoloji-Gücü-Ekometre

2017 yılından bu yana yürüttüğü Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü programı kapsamında kadın kooperatiflerine süresiz yüzde 1 komisyon oranı, süresiz ücretsiz kargo, ücretsiz fotoğraf çekimi desteği ve reklam bakiyesi desteği gibi avantajlarla yerel üretimi dijital ekonomide sürdürülebilir kılmayı hedefliyor. Kadın kooperatiflerini e-ticaret ekosisteminin paydaşları arasında konumlandıran Hepsiburada, Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü programı ile 72 bini aşkın girişimci kadın ve 320'den fazla kooperatifi kapsayan, Türkiye'nin en geniş dijital girişimci kadın ağlarından birini oluşturdu. Geleneksel üretimi katma değerli ürünlere dönüştürerek kooperatiflerin markalaşma ve görünürlüğünü artıran Hepsiburada, yerel emeği dijital ekonomide kalıcı ve sürdürülebilir kılmayı hedefliyor. Komisyonsuz satış ve ücretsiz kargo desteği Uluslararası Kooperatifler Günü’nde yerel dayanışmanın önemine dikkat çeken Hepsiburada, platforma kayıtlı tüm kadın kooperatiflerine kalıcı finansal ve operasyonel avantajlar sunmaya devam ediyor. Süresiz yüzde 1 komisyon oranı ve iadeler dahil tüm siparişlerde sağlanan ücretsiz kargo imkanıyla kooperatiflerin operasyonel maliyetleri azaltılıyor. Hepsiburada, iadeleri de kapsayacak şekilde tüm siparişlerde kargo maliyetini tamamen üstlenirken ürünlerin dijital ortamda en iyi şekilde sunulabilmesi için 500 ürüne kadar ücretsiz fotoğraf çekimi desteği veriyor., 5.000 TL değerinde HepsiAd reklam bakiyesiyle de platform içi görünürlük artırılıyor. “Girişimci Kadınlar Finansal Engelleri Aşıyor” projesi kapsamında ise dokuz farklı banka aracılığıyla avantajlı kadın bankacılığı ürün ve hizmetlerine kolayca erişim sağlanıyor. 5 ilden 5 kadın kooperatifine dijital dönüşüm desteği Hepsiburada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile 2024 yılında imzalanan "Türkiye'nin Girişimci Kadınları" protokolü kapsamında Nisan ayı itibarıyla "Gelenekten Geleceğe: Kadın Kooperatifleri Dijitalleşiyor" projesiyle, pilot olarak seçilen 5 kadın kooperatifini e-ticaret ve markalaşma süreçlerinde uçtan uca destekliyor. Türkiye'nin farklı bölgelerini temsil eden Manisa'dan Soma Kadın Atölyesi El Sanatları Üretim ve Pazarlama Kooperatifi, Hatay'dan Defne Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, Kars'tan 4K Karslı Kadınları Kalkındırma Kooperatifi, Denizli'den Pamuk Eller Üretiyor Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ve İzmir'den Foça FOKOOP Doğal Ürünler Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Hepsiburada’nın uzman ekipleri tarafından kapsamlı bir eğitim ve danışmanlık sürecine dahil ediliyor. Ücretsiz ürün fotoğraf çekimleri gerçekleştirilen ve e-ticaret mağazaları açılan kooperatifler; e-ticarete giriş, avantajlı satış koşulları, ürün geliştirme ve ambalajlama, HepsiAd reklam çözümleri, e-ticarette satış artırma stratejileri ve yapay zeka kullanımı gibi başlıklarda eğitimler alırken, Hepsiburada ekiplerinden e-ticaret ve ürün geliştirme konularında danışmanlık desteği de alıyor. Ayrıca kasım ayına kadar akıllı telefonla fotoğraf ve video üretimi, sosyal medya ve iletişim, görsel tasarım ile müşteri yönetimi gibi başlıklarda yeni eğitimler gerçekleştirilecek. Beş kadın kooperatifi, Hepsiburada ve KAGİDER iş birliğiyle yürütülen Yol Arkadaşın Burada Eğitim ve Mentörlük Programı'na da dahil edildi. Program kapsamında kooperatifler, KAGİDER üyesi deneyimli girişimci kadınlardan mentörlük desteği alacak. Kadın kooperatiflerinin ürünlerini daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedefleyen Hepsiburada, desteğini satışa yönelik uygulamalarla da sürdürüyor. Bu kapsamda, 4 Temmuz Uluslararası Kooperatifler Günü'ne özel platformda kadın kooperatiflerinin ürünlerinin öne çıkarıldığı kampanya 6 Temmuz'a dek devam edecek. Kampanya ile kadın kooperatiflerinin görünürlüğünün artırılması ve satışlarının desteklenmesi hedefleniyor.

2026’nın ikinci yarısında dijitalleşme hız kazanacak Haber

2026’nın ikinci yarısında dijitalleşme hız kazanacak

Yılın ilk yarısında e-Envanter Defteri uygulamasının hayata geçmesi ve e-Gider Pusulası'nın uygulamaya alınması, dijital dönüşüm sürecinin yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Yılın ikinci yarısında ise e-Fatura ve e-İrsaliye tarafındaki mükellef sayısındaki artışlar ile birlikte işletmelerin e-belgelere olan ilgisinin daha da artması bekleniyor. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın dijitalleşme vizyonu doğrultusunda yıllardır devam eden e-Dönüşüm süreci, artık yalnızca e-Fatura ve e-Arşiv Fatura ile sınırlı değil. Bugün işletmeler, e-Defter, e-İrsaliye, e-Müstahsil Makbuzu, e-Serbest Meslek Makbuzu ve diğer elektronik belgeleri aktif olarak kullanırken, yeni uygulamalar da sisteme dahil olmaya devam ediyor. e-Dönüşüm, iş dünyasının en önemli başlıklarından biri olmaya devam edecek Gelinen noktada e-Dönüşüm artık yalnızca yasal bir zorunluluk olarak değerlendirilmiyor. Aynı zamanda, işletmelerin verimliliklerini artıran, operasyonel süreçlerini hızlandıran ve kayıt düzenini güçlendiren bir dönüşüm aracı haline gelmiş durumdadır. 2026’nın ikinci yarısında da yeni düzenlemeler, yeni uygulamalar ve artan kullanım oranlarıyla, e-Dönüşüm gündemi iş dünyasının en önemli başlıklarından biri olmaya devam edeceği görülüyor. Bu yılın ikinci yarısında da yeni düzenlemeler, yeni uygulamalar ve artan kullanım oranlarıyla, e-Dönüşümün iş dünyasının ajandasında yer alacağını ifade eden Kolaysoft Teknoloji e-Dönüşüm Direktörü Sıla Gül Ottan, şunları söyledi: “Bu yıl, 1 Temmuz itibariyle e-Fatura ve e-İrsaliye uygulamalarına dahil olacak yeni mükelleflerle birlikte, sistem üzerindeki işlem hacminin daha da büyümesi bekleniyor. Bu durum, işletmelerin e-Dönüşüm süreçlerini son güne bırakmadan planlamalarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu yıl ilk kez gönderilmeye başlanan e-Envanter Defteri, işletmeler açısından önemli bir yenilik olarak dikkatleri çekiyor. Özellikle stok takibi ve dönem sonu envanter işlemlerinin elektronik ortama taşınması, kayıtların daha düzenli tutulmasına ve süreçlerin dijitalleşmesine katkı sağlıyor. Son dönemin en dikkat çeken gelişmelerinden biri ise, e-Gider Pusulası oldu. Vergi mükellefi olmayan kişilerden mal veya hizmet temin edilmesi durumunda düzenlenen gider pusulasının elektronik ortama taşınması, hem belge düzenleme süreçlerini kolaylaştırıyor, hem de arşivleme ve erişim konusunda önemli avantajlar sağlıyor. Önümüzdeki dönemde e-Gider Pusulası’nın birçok sektörde yaygın olarak kullanılacağını düşünüyorum. Özellikle çok sayıda gider pusulası düzenleyen işletmeler açısından elektronik ortamın sağlayacağı hız, maliyet avantajı ve operasyonel kolaylıklar dikkat çekici olacak. Yeni düzenlemeler ve uygulamaların etkisiyle e-Dönüşümün, yılın ikinci yarısında da iş dünyasının ajandasında güçlü bir şekilde yer almaya devam edecek.” dedi.

GlassHouse'tan Bursa’ya yatırım Haber

GlassHouse'tan Bursa’ya yatırım

Türkiye’nin lider BT altyapı hizmet sağlayıcısı GlassHouse, yurt içindeki büyümesini sürdürerek Bursa’da yeni ofisini hizmete açtı. e& (etisalat and)’in küresel gücünü yerel uzmanlığıyla buluşturan şirket; yönetilen bulut, SAP ve uçtan uca BT altyapı hizmetlerini bölgedeki kurumlara daha yakından sunmayı hedefliyor. 2004 yılından bu yana Türkiye’nin önde gelen kuruluşlarının güvenilir BT altyapı iş ortağı olan GlassHouse, büyüme ve yatırım stratejisi doğrultusunda Bursa’da yeni bir ofis açtı. Ülkenin en büyük sanayi ve üretim merkezlerinden biri olan Bursa’da fiziksel olarak konumlanan şirket; bölgedeki kurumların dijital dönüşüm süreçlerine daha yakın, daha hızlı destek vermeyi amaçlıyor. Bursa, 2025'te yaklaşık 18 milyar dolarlık ihracatla Türkiye'nin toplam dış satımının yüzde 6,5'ini karşılayarak İstanbul ve Kocaeli'nin ardından ülkenin üçüncü büyük ihracat merkezi oldu. Otomotivden tekstile, gıdadan ileri üretime kadar geniş bir sanayi ekosistemine ev sahipliği yapan kent; yüksek performanslı, güvenli ve sürdürülebilir BT altyapılarına yönelik hızla artan bir talebe sahne oluyor. GlassHouse yeni ofisiyle bu talebi yerinde karşılayarak, Yönetilen Bulut Hizmetleri, SAP Altyapı ve Danışmanlık Hizmetleri, Veri Yedekliliği ve İş Sürekliliği ile uçtan uca BT yönetimi çözümlerini Bursalı kurumların hizmetine sunacak. 2024 yılında; Orta Doğu, Avrupa, Asya ve Afrika’da 32 ülkede faaliyet gösteren e& grubunun şirketlerinden e& (etisalat and) ailesine katılan GlassHouse, bu güçlü ortaklığın kazandırdığı uluslararası bilgi birikimini sahadaki yerel uzmanlığıyla birleştiriyor. Şirket; İstanbul, Ankara, İzmir, Katar ve Güney Afrika ofislerinin ardından Bursa açılımını da küresel gücünü Anadolu’nun üretim merkezlerine taşıma vizyonunun somut bir adımı olarak konumlandırıyor. “Neredeysen oradayız” anlayışıyla Bursa’da Bursa’ya açılan yeni ofis için değerlendirmede bulunan GlassHouse CEO’su Alp Bağrıaçık; “Bursa, Türkiye’nin üretim ve sanayi gücünün kalbinde yer alıyor. Otomotivden tekstile, bu güçlü ekosistemdeki kurumların rekabette öne geçmesi; esnek, güvenli ve sürdürülebilir bir BT altyapısına sahip olmalarına bağlı. ‘Neredeysen oradayız’ anlayışımızla bu ekosisteme bizzat yakınlaşıyor; yönetilen bulut ve uçtan uca BT altyapı hizmetlerimizi Bursa’daki iş ortaklarımızın hizmetine sunuyoruz” dedi. “Yatırımlarımıza ve büyümemize devam ediyoruz” e& (etisalat and) ailesine katılımlarıyla birlikte küresel bir gücü arkalarına aldıklarını vurgulayan Bağrıaçık; “Sahip olduğumuz uluslararası gücü, GlassHouse’un yerel uzmanlığıyla birleştiriyoruz. Bursa ofisimiz bu vizyonun en somut adımlarından biri. GlassHouse olarak yatırımlarımıza ve büyümemize ara vermeden devam ediyor; kurumların karmaşık BT yükünü üstlenerek onların asıl işlerine, yani büyümeye güvenle odaklanmalarını sağlıyoruz” diye konuştu.

Yapay zekâ çağında rekabetin yeni anahtarı: Marka değeri Haber

Yapay zekâ çağında rekabetin yeni anahtarı: Marka değeri

Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), iş dünyasının rekabet gündemini doğrudan ilgilendiren “Yapay Zekâ Çağında Markalaşma Forumu”nu İzQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirdi. NETNOCON ve İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen forum, markalaşmanın yapay zekâ, algoritmalar, dijital topluluklar, veri temelli müşteri içgörüsü ve yeni nesil tüketici davranışları ekseninde yeniden tanımlandığı dönemi İzmir iş dünyasının gündemine taşıdı. Forumun keynote konuşmacısı, netnografi yönteminin kurucusu, dijital pazarlama ve tüketici kültürü alanında dünyanın önde gelen akademisyenlerinden Prof. Dr. Robert V. Kozinets oldu. Yaklaşık 14 yıl sonra yeniden Türkiye’de iş dünyasıyla buluşan Kozinets, markalaşmanın geleceğine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen “Markalaşmanın Geleceği: Şirketlerin Yol Haritası” başlıklı panelde ise; University of Southern California’dan Dijital Pazarlama ve Tüketici Kültürü Profesörü Prof. Dr. Robert V. Kozinets, Università Cattolica del Sacro Cuore’dan Marka ve Tüketici Kültürü Profesörü Prof. Dr. Rossella Gambetti, University of Southern California’dan İletişim ve Turizm Profesörü Prof. Dr. Ulrike Gretzel ve Pacific University’den Pazarlama ve Tüketici Kültürü alanında çalışmalar yürüten Dr. Öğr. Üyesi Lena Çavuşoğlu yer aldı. Panelin moderasyonunu Dr. Öğr. Üyesi Lena Çavuşoğlu üstlendi. İzmir’i markalaşan bir şehir olarak konumlandıracağız Açılışta konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, markalaşmanın artık yalnızca pazarlama departmanlarının konusu olmadığını belirterek, küresel rekabet gücünü belirleyen stratejik bir liderlik alanına dönüştüğünü söyledi. Özhelvacı, “Bugün yalnızca bir marka forumu düzenlemiyoruz. İzmir iş dünyasını; yapay zekânın, algoritmaların, dijital toplulukların, derin müşteri içgörülerinin ve yeni nesil tüketici davranışlarının şekillendirdiği büyük bir dönüşüm alanıyla buluşturuyoruz. Markalaşmayı yalnızca pazarlamanın bir başlığı olarak değil; şirketlerimizin geleceğe kalma becerisini belirleyen stratejik bir yönetim sorumluluğu olarak ele alıyoruz” dedi. EGİAD’ın 18. Dönem vizyonunun merkezinde yer alan “Üçüz Dönüşüm” yaklaşımına dikkat çeken Özhelvacı, dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve toplumsal dönüşümün birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, yapay zekâ çağında şirketlerin değişimi takip eden değil, değişime yön veren aktörler olması gerektiğini vurguladı. “Algoritmalar görünürlüğü belirliyor, içerikler saniyeler içinde üretiliyor, trendler hızla yayılıyor, veri ise müşteri içgörüsünün ana kaynağı haline geliyor. Böyle bir dönemde markalaşma, yalnızca pazarlama departmanlarının görevi olmaktan çıkıyor; yönetim kurullarının, şirket sahiplerinin ve girişimcilerin sahiplenmesi gereken stratejik bir sorumluluğa dönüşüyor” diyen Özhelvacı, Türkiye’nin üretim gücünü küresel marka değerine dönüştürmesinin kritik önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin üretim gücü, girişimcilik enerjisi, genç insan kaynağı, sanayi tecrübesi ve ihracat kapasitesiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Özhelvacı, bu potansiyelin küresel marka değerine dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Brand Finance Türkiye 2026 verilerine göre Türkiye’nin en değerli 125 markasının toplam değerinin 19,6 milyar dolara yükseldiğini hatırlatan Özhelvacı, bu artışın değerli olduğunu ancak küresel rekabet ölçeğinde Türkiye’nin markalaşma ajandasını daha stratejik, uzun vadeli ve kararlı biçimde ele alması gerektiğini söyledi. Özhelvacı, “Üretim gücümüz var. Girişimcilik enerjimiz var. Genç ve dinamik insan kaynağımız var. Sanayi tecrübemiz ve ihracat kapasitemiz var. Ancak bütün bu değerleri küresel ölçekte daha güçlü marka hikâyelerine dönüştürme konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyacımız var” dedi. İzmir’in köklü ticaret kültürü, güçlü sanayi altyapısı, liman kenti kimliği, yaratıcı sektörleri, tarım ve gıda potansiyeli ile teknoloji ve inovasyon ekosistemi sayesinde önemli bir marka değerine sahip olduğunu kaydeden Özhelvacı, kentin bu potansiyelinin daha görünür ve ayırt edici bir küresel kimliğe taşınması gerektiğini ifade etti. “İzmir’i yalnızca üreten bir şehir olarak değil; tasarlayan, anlatan, dönüştüren, markalaşan ve dünyaya değer sunan bir şehir olarak konumlandırmalıyız” diyen Özhelvacı, genç iş insanlarına bu noktada büyük sorumluluk düştüğünü belirtti. EGİAD Başkanı Özhelvacı, forumun yalnızca bir bilgi paylaşımı değil, İzmir iş dünyası için yeni sorular üretmesi gereken stratejik bir başlangıç olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Markamızı gerçekten tanıyor muyuz? Müşterimizi yeterince dinliyor muyuz? Dijital toplulukların sesini anlayabiliyor muyuz? Yapay zekâyı yalnızca verimlilik aracı olarak mı görüyoruz, yoksa daha derin müşteri içgörüsü üretmek için kullanabiliyor muyuz? İzmir’den dünyaya nasıl daha güçlü markalar çıkarabiliriz? Çünkü bazen dönüşüm, tek bir cevaptan değil; doğru zamanda sorulan güçlü bir sorudan başlar.” Perihan İnci: “Geleceğin rekabeti markalar arasında yaşanacak” EGİAD Danışma Kurulu Başkanı Perihan İnci ise markalaşmanın artık yalnızca şirketlerin değil, şehirlerin ve ülkelerin de rekabet gücünü belirleyen stratejik bir unsur haline geldiğini vurguladı. Yapay zekâ ve veri ekonomisinin şekillendirdiği yeni dünyada üretmenin tek başına yeterli olmadığını belirten İnci, güçlü markaların güven, sürdürülebilirlik, inovasyon ve değer üretimi üzerine inşa edildiğini ifade etti. İzmir’in üretim gücü, limanı, girişimcilik ekosistemi ve uluslararası vizyonuyla önemli bir marka şehir potansiyeline sahip olduğuna dikkat çeken İnci, şunları söyledi: “Önümüzdeki dönemde hem Türkiye markasını hem de İzmir markasını daha güçlü bir şekilde inşa etmek zorundayız. Çünkü geleceğin rekabeti yalnızca ekonomiler arasında değil; markalar arasında yaşanacaktır.” Kozinets: “Markalar mesaj üreten değil, topluluk oluşturan yapılar haline geldi” Forumun keynote konuşmacısı Prof. Dr. Robert V. Kozinets ise, markalaşmanın yapay zekâ çağında köklü bir dönüşüm geçirdiğini belirterek, markaların artık yalnızca ürün ve hizmet sunan yapılar değil, dijital topluluklar içerisinde şekillenen kültürel ekosistemler haline geldiğini söyledi. Günümüz rekabetinde marka değerinin şirketlerin anlattığı hikâyelerden çok, tüketicilerin kendi aralarında kurduğu etkileşimlerden doğduğunu vurgulayan Kozinets, “Markalar mesaj üreten değil, topluluk oluşturan yapılar haline geldi” dedi. Dijital çağda müşteri sadakatinin yerini topluluk aidiyetinin aldığını belirten Kozinets, başarılı markaların tüketicileri yalnızca hedef kitle olarak görmeyip onları marka deneyiminin aktif bir parçası haline getiren kurumlar olacağını ifade etti. Yapay zekânın içerik üretimi, veri analizi ve müşteri deneyimi yönetiminde önemli fırsatlar sunduğunu belirten Kozinets, teknolojinin marka yaratmadığını ancak marka deneyimini büyüttüğünü vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Yapay zekâ marka yaratmaz; marka deneyimini ölçeklendirir. Veri bize ne olduğunu söyler, kültür ise neden olduğunu açıklar.” Yapay zekânın giderek yaygınlaştığı yeni dönemde teknolojinin herkes tarafından erişilebilir hale geleceğini ifade eden Kozinets, sürdürülebilir rekabet avantajının kültürel anlam üretebilen markalar tarafından yaratılacağını belirtti. Tüketici artık hedef kitle değil, marka ortağı Konuşmasında tüketicinin değişen rolüne de dikkat çeken Kozinets, dijital çağın tüketicisini yalnızca satın alma kararı veren bir müşteri olarak değil; içerik üreten, marka hikâyelerini şekillendiren ve kurumların algısını doğrudan etkileyen bir paydaş olarak tanımladı. Markaların tüketicilerle tek yönlü iletişim kurmak yerine ortak değer üretme anlayışıyla hareket etmeleri gerektiğini belirten Kozinets, markalaşmanın geleceğinin katılımcı, topluluk temelli ve insan merkezli modeller üzerinden şekilleneceğini söyledi. Forumda yapılan değerlendirmelerde; yapay zekânın markalar için yalnızca verimlilik sağlayan bir teknoloji değil, tüketiciyi, toplulukları ve kültürel kodları anlamaya imkân veren stratejik bir içgörü altyapısı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, yapay zekâ destekli markalaşma, dijital topluluklar, tüketici deneyimi, kültürel içgörü ve küresel rekabet başlıklarında geleceğin iş dünyasına ilişkin önemli perspektifler kazandı. Yoğun katılımla gerçekleşen forum, İzmir iş dünyası için markalaşmayı yapay zekâ çağının en kritik rekabet başlıklarından biri olarak yeniden gündeme taşırken; şirketlerin yalnızca üretim, fiyat ve kalite avantajıyla değil, anlam yaratan marka hikâyeleri, güçlü müşteri içgörüleri, dijital topluluklarla kurulan güven ilişkisi ve küresel ölçekte ayırt edici konumlanma ile öne çıkabileceği mesajını verdi.

E-Ticarette rekabetin şifresi değişti Haber

E-Ticarette rekabetin şifresi değişti

Uzmanlara göre yalnızca ürün ve fiyat odaklı rekabet anlayışı yerini müşteri deneyimi, erişilebilirlik ve satış sonrası hizmetlerin belirleyici olduğu yeni bir döneme bırakıyor. Bu süreçte genç çalışanlara daha fazla sorumluluk veren ve karar alma süreçlerine dahil eden şirketler, değişen piyasa koşullarına daha hızlı uyum sağlayabiliyor. Pandemi sonrasında hız kazanan dijital dönüşüm, şirketlerin veri odaklı yönetim modellerine yönelmesini sağladı. Tüketici davranışlarının daha yakından analiz edilmesi, yalnızca satış süreçlerini değil, müşteri memnuniyeti ve marka bağlılığını da stratejik bir unsur haline getirdi. Yaklaşık bin kişilik kadrosuyla faaliyet gösteren Adoba Global, üretim ve e-ticareti aynı çatı altında buluşturan şirketler arasında yer alıyor. Şirket, genç çalışanların aktif rol aldığı organizasyon yapısı, veri temelli karar mekanizmaları ve hızlı aksiyon alma kabiliyetiyle değişen rekabet ortamına uyum sağlayan örnekler arasında gösteriliyor. Genç kadrolar rekabet gücünü artırıyor Yeni nesil tüketici davranışlarının hızla değiştiği günümüzde, genç ekiplerle çalışan şirketler pazardaki eğilimleri daha hızlı okuyabiliyor. Esnek çalışma kültürü ve hızlı karar alma süreçleri, şirketlere önemli avantajlar sağlıyor. Güven ve bağlılık ön plana çıkıyor Uzmanlar, günümüzde rekabetin yalnızca ürün ve fiyat ekseninde şekillenmediğini vurguluyor. Şirketlerin müşterileriyle ve çalışanlarıyla kurduğu güven ilişkisi, sürdürülebilir büyümenin temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Müşteri tarafında güven ve erişilebilirlik önem kazanırken, çalışan tarafında ise sorumluluk paylaşımı, aidiyet duygusu ve gelişim fırsatları şirketlerin verimliliğini doğrudan etkiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.