SON DAKİKA
Hava Durumu

#Deik

Ekometre - Deik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Deik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yalçındağ: Gümrük Birliği güncellemesi zaruridir Haber

Yalçındağ: Gümrük Birliği güncellemesi zaruridir

DEİK Türkiye-Almanya İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, "Küresel gelişmelerin baş döndürücü bir hızda ilerlediği günümüzde, 30 yıldır aynı şekilde sürdürdüğümüz Gümrük Birliği'ni, yeşil ve dijital dönüşümü ve çağın küresel ticari gereksinimlerini de dikkate alarak güncellememiz zaruri önemdedir" dedi. Almanya'ya yapılan ihracat 1,7 milyar dolar arttı Almanya'ya yapılan ihracat bir önceki yıla nazaran 1 milyar 732 milyon dolar artarak 19 milyar 834 milyon dolar seviyesine ulaşıp listede zirveyi alırken Birleşik Krallık 14,2 milyar dolarla ikinci, ABD ise 13,2 milyar dolarla üçüncü sırada kendine yer buldu. Mehmet Ali Yalçındağ: Türkiye, tarihi olarak Avrupa'nın ayrılmaz bir parçasıdır Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Almanya İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, ihracat verilerine ilişkin soruları yanıtladı. Türkiye'nin Almanya'ya yaptığı yaklaşık 20 milyar dolarlık ihracatın, toplam ihracatın yüzde 8,36'sına denk geldiğine dikkati çeken Yalçındağ, şöyle konuştu: "Almanya'nın Avrupa kıtası için bir üretim ve dağıtım merkezi olduğu düşünüldüğünde, hem lojistik avantaj hem de coğrafi konum nedeniyle Türkiye vazgeçilmez bir 'nearshoring' merkezi olarak öne çıkıyor. Özellikle otomotiv ve makinelerde kurulmuş olan, geliştirilen veya hedeflenen tedarik zincirlerinin varlığı ihracatı da artırıyor. Mevcut siyasi ve ekonomik konjonktürün dayadığı belirsizlikler yumağında ise hem geçmişten gelen sınanmış ticari ilişkiler hem de zaruri olan bölgesel işbirlikleri Türkiye'yi Almanya için vazgeçilmez bir ticari ve ekonomik partner olarak öne çıkarıyor. Almanya ve AB'yi Türkiye'den ayrı düşünemezsiniz, bu bir tercih değildir. Türkiye, tarihi olarak Avrupa’nın ayrılmaz bir parçasıdır." Güncel gelişmelerin dayattığı zorlukların aşılması için Türkiye, Almanya ve AB arasındaki işbirliklerinin artması gerektiğini vurgulayan Yalçındağ, bu sebeple ticaretin rakamlarla ortaya koyduğu rasyonel partnerliğin politik safhada da güçlendirilmesi gerektiğini savundu. Yalçındağ, "Bunun için de Almanya ve AB'nin rasyonel hareket etmesi ve ortak bir vizyonu yakalamak için çaba sarf etmesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye olmadan Avrupa, Avrupa olmadan Türkiye eksik kalır ifadesini tekrar ederek, Avrupa'nın Türkiye ile birlikte kazanacak çok şeyi olduğunu en kısa zamanda idrak etmesini temenni ediyorum." dedi. İKİLİ TİCARİ İLİŞKİLERİN GÜÇLENDİRİLMESİNE YÖNELİK ÖNCELİKLİ ALANLAR Türkiye-Almanya ticari ilişkilerinin daha da derinleştirilmesi için önceliklendirilmesi gereken politika araçları, yatırım modelleri ve işbirliği mekanizmalarına da değinen Yalçındağ, öncelikle Türkiye'nin, Avrupa'nın bir parçası olarak görülmesi ve bu bağlam içerisinde her türlü ilişkinin sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Yalçındağ, Avrupa Birliği üyelik sürecinde Almanya'nın Türkiye'ye destek olması gerektiğini dile getirerek, şöyle devam etti: "Son zamanlardaki gelişmeler, özellikle Şansölye Friedrich Merz'in Türkiye ziyareti sırasındaki açıklamaları olumlu yönde bir yaklaşım olarak algılansa da bölgenin karşı karşıya olduğu sorunların aciliyeti göz önünde bulundurulduğunda yeterli değildir. İlk ve en önemli adımın bu olacağı kanaatindeyim. Ayrıca özellikle Türk iş dünyası özelinde, iyi ilişkilerimiz ve farklı işbirliği imkanlarımız bulunan Alman kamu ve özel sektör temsilcilerine, ülkelerinin politikalarını etkileme kabiliyetleri göz önünde bulundurulup bu meseleleri her fırsatta, her platformda ve her seviye için dile getirmek şarttır. Ülkemizin stratejik hedefleri arasında yerini koruyan AB'ye tam üyelik, Türkiye-Almanya ticari ilişkilerini de doğal olarak etkileyeceği için bu meseleye doğrudan eğilmek de hayati önem taşımaktadır." İş dünyasının gerçekleştirdiği faaliyetleri "ticari diplomasi" olarak da gördüklerinin altını çizen Yalçındağ, karar alma süreçlerini etkileyebilecek mekanizmaların önemini vurguladı. Yalçındağ, "Almanya ile ticari ilişkileri derinleştirmek için hedef sektörlerin ve işbirliği imkanlarının derinlemesine incelenmesi ne kadar zaruri ise hem iş dünyası hem de karar alıcılar nezdinde ticari diplomasi faaliyetleri yürüterek karar alma süreçlerini etkileyebilecek mekanizmaları sağlamak da o kadar zaruridir." şeklinde konuştu. GÜmrük Birliği ve 'MADE IN EUROPE' Yalçındağ, Gümrük Birliği protokolü ile Avrupa'nın son dönemde Asya ülkelerine karşı bir tedbir olarak gündeme getirdiği "Made in Europe" konularına da değinerek, şu ifadeleri kullandı: "Küresel gelişmelerin baş döndürücü bir hızda ilerlediği günümüzde 30 yıldır aynı şekilde sürdürdüğümüz Gümrük Birliği'ni, yeşil ve dijital dönüşümü ve çağın küresel ticari gereksinimlerini de dikkate alarak güncellememiz de zaruri önemdedir. Avrupa'nın son dönemde Asya ülkelerine karşı bir tedbir olarak gündeme getirdiği 'Made in Europe' ile Avrupa'da üretilen ürünlerin desteklenmesi ve teşvik edilmesi konusu bir diğer önemli konudur. Türkiye'nin mevcut durumda AB ile arasında Gümrük Birliği mekanizması bulunmasına rağmen yeni uygulamanın sadece AB'ye üye ülkeleri kapsaması ve Gümrük Birliği ilişkisi olan Türkiye'yi dışarıda bırakması durumunda gümrük mekanizmamız fiilen işlevsiz olacaktır. Bu çerçevede, henüz net bir karar alınmamış olmakla beraber bizler ticari diplomasi faaliyetlerimiz çerçevesinde bunun lobisini yapıyoruz." Almanya'ya ihracatta 2025 yılında ivme kazanan sektörler Yalçındağ, Almanya ile dış ticarette Türkiye'nin ihracat kompozisyonunda öne çıkan sektörler ile 2025 yılında ivme kazanan alanlar ve mevcut güçlü konumunu koruyan sektörlere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Otomotiv, makine, metal ürünleri, elektrik ekipmanları gibi sektörlerin ana omurgayı oluşturduğunu anlatan Yalçındağ, şöyle devam etti: "Otomotiv ve makinelerin, bahsettiğim kilitlenmiş ve karşılıklı bağımlılıklar yürütülen tedarik zincirlerinin bir sonucu olarak ağırlığını sürdürdüğünü söylemek mümkün. TİM tarafından açıklanan son raporda, özellikle otomotiv sektöründe Almanya'ya yaptığımız ihracatın yıllık yüzde 36,1 artarak 6,5 milyar doları aştığını görüyoruz. Bu sebeple bir kez daha Türk-Alman ilişkilerinin ticari ayağında tedarik zincirlerinin ne kadar önemli olduğunu, bu başarıyı kritik sektörler başta olmak üzere birçok alana yayabileceğimizi ve Avrupa Birliği ülkeleri de dahil edildiğinde bölgenin kendi kendine yetebilecek bir vaziyet içerisinde, karşı karşıya kaldığımız belirsizlik çağında ayakta kalabileceğini görüyoruz." Yalçındağ, Almanya pazarında Türkiye'nin ihracat potansiyelini artırabilecek alanlar ve dış ticaret çerçevesinde stratejik konumlanma önerilerine ilişkin şunları söyledi: "Avrupa'nın, temelde Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle enerji tedarikinde zorlandığı bu dönemde, ülkemizin jeopolitiği ve yenilenebilir enerji alanındaki kararlılığı, bizi Almanya ile birbirini tamamlayan iki ortak haline getirebilir. Ayrıca yüksek katma değerli ürünler ve özellikle sanayide dijitalleşmeye bağlı ticari faaliyetler yüksek potansiyele sahip. Tüm bu alanda ürün kalitesini koruyarak ülkemizin coğrafi konumu ve güçlü lojistik ağıyla anılan sektörlerde sağlanacak tedarik zincirleri, tabiri caizse, bulmacanın parçalarını bir araya getirerek hem ticari ve ekonomik safhada stratejik bir ortaklığı hem de politik anlamda da yakınlaşmayı zaruri hale getirecektir." 2026 beklentileri Yalçındağ, 2026 yılına ilişkin Türkiye-Almanya ticaret hacmi beklentileri, bu hacim içerisinde Türkiye'nin ihracat payının konumlanışı ile Almanya özelinde yükseliş potansiyeli en yüksek görülen sektörlere değindi. Almanya'nın büyüme rakamlarının 2026 içerisinde zayıf kalmaması ve sınamalara reaksiyon gösterebilme durumunda, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artacağını belirten Yalçındağ, şunları kaydetti: "DEİK Türkiye-Almanya İş Konseyi olarak, karşı kanat kuruluşumuz Alman-Türk İş Konseyi ve bağımsız araştırma kuruluşlarıyla işbirliği içerisinde, ticaret hacmimizin doğal seyrini tespit etmek ve ortada duran muazzam potansiyeli gerçekleştirerek ticaret hacmini katlamak amacıyla neler yapılabileceğine dair yoğun çalışma sürdürüyoruz. Potansiyeli yüksek sektörler ise otomotiv, makineler, elektrik-elektronik ve savunma-havacılık sektörleri olarak yorumlanabilir. Özellikle, 2025 yılında yüzde 50'ye yakın artış ile 10 milyar dolar küresel ihracatı geçen Türk savunma ve havacılık sektöründeki başarımızın ikili ilişkilerimiz açısından da yüksek potansiyel barındırdığını düşünüyorum. Avrupa'nın kendi güvenliğini sağlamaya ve bunun için harcamalarını artırmaya angaje olduğu bu dönemde, sadece Almanya ile değil bölgedeki tüm ülkelerle aramızda muazzam bir imkan bulunuyor."

DEİK seçimlerinde adaylık kriterleri tartışması Haber

DEİK seçimlerinde adaylık kriterleri tartışması

İş dünyasının gözü Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) seçimlerinde. DEİK İş Konseyleri Olağan Seçimli Genel Kurulları, 17 Ocak 2026 Cumartesi günü İstanbul’da yapılacak. 153 iş konseyinin seçiminin gerçekleştirileceği genel kurul öncesinde rekabet de giderek kızışıyor. Ülkeler arası ticari ilişkileri geliştirmek amacıyla faaliyet gösteren DEİK, “Ticari Diplomasi” anlayışıyla yurt içi ve yurt dışı yatırım fırsatlarını ülke ekonomisine kazandırmak için çalışmalar yürütüyor. Bu nedenle DEİK iş konseylerinde görev almak, iş dünyası açısından büyük önem taşıyor. DEİK’te aday olacak isimler için net ve bağlayıcı kurallar bulunuyor. Buna rağmen, adaylık kriterlerini karşılamayan bazı isimlerin başkanlık için başvuru yaptığı iddiaları kulislerde konuşuluyor. İş Konseyi Başkanı olarak görev yapacak isimlerin herhangi bir siyasi partide aktif görev almaması gerekiyor. Ayrıca, bir takvim yılı içerisinde altı aydan fazla yurt dışında bulunan kişilerin başkan adayı olması mümkün değil. Kurallar bu kadar açık olmasına rağmen, kriterleri taşımayan bazı adayların başvurularının kabul edildiği öne sürülüyor. Adaylıklar kabul edilecek mi? Mevcut tablo, DEİK koridorlarında rahatsızlığa neden olurken, iş konseylerine aday olan bazı isimlerin, “Kriterleri karşılamayan kişilerin aday olması asla kabul edilemez” yönündeki tepkilerini DEİK yönetimine ilettiği belirtiliyor. DEİK’in mevcut yönetiminin adaylık başvurularına ilişkin sessizliğini koruduğu, kriterlere uymayan başvuruların son güne kadar kabul edilebileceğinin konuşulduğu ifade ediliyor. Seçilirlerse görevden düşerler DEİK seçim yönergesinin 6’ncı maddesinde, “Bir takvim yılı içerisinde altı aydan fazla yurt dışında bulunduğu tespit edilenlerin, seçildikleri görevler tespit edildiği andan itibaren kendiliğinden düşer” hükmü yer alıyor. Buna rağmen kriterleri karşılamayan adayların seçilmesi durumunda, görevlerinin daha sonra düşeceği ve bunun kurum içinde ciddi bir kaosa yol açabileceği dile getiriliyor. Çeşitli grupların hedefinde Siyasetten ve günlük tartışmalardan uzak, ticari diplomasi faaliyetleri yürütmesiyle bilinen DEİK’te, geçmiş seçimlerde de benzer tartışmalar yaşanmıştı. Daha önce bazı iş dünyası örgütlerinin oluşturduğu gruplaşmaların tepki çektiği DEİK’te, bu seçim döneminde de benzer bir tablonun ortaya çıkabileceği ifade ediliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.