SON DAKİKA
Hava Durumu

#Cop31

Ekometre - Cop31 haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cop31 haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bursa’da gençlerden sanayi atıklarına yenilikçi çözüm Haber

Bursa’da gençlerden sanayi atıklarına yenilikçi çözüm

9 takımın katıldığı yarışmada, sanayi işletmelerinin atık ve yan ürünlerini yeniden ekonomiye kazandırmayı hedefleyen SİNA projesiyle Next-Gen Leaders takımı birinciliği elde etti. Avrupa Birliği tarafından desteklenen ve Avrupa Birliği Bilgi Merkezleri Ağı kapsamında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) iş birliğiyle düzenlenen EU Climate Ideathon (AB İklim Fikir Maratonu), üniversite öğrencilerinin iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik yenilikçi ve uygulanabilir çözüm önerileri geliştirmelerini amaçlıyor. Türkiye genelinde 18 şehirde gerçekleştirilen programda öğrenciler; temiz enerji, sıfır atık, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik gibi alanlarda projeler hazırlıyor. Uzman eğitimleri ve mentorluk desteğiyle geliştirilen fikirler, yerel yarışmalarda jüri değerlendirmesine sunuluyor. Bursa Yerel Finali’nde de 31 üniversite öğrencisinden oluşan 9 takım, yaklaşık üç aylık hazırlık sürecinin ardından projelerini sundu. Eğitimler, çevrim içi oturumlar ve mentorluk çalışmalarıyla fikirlerini geliştiren öğrenciler, iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlayabilecek çözüm önerileriyle birincilik için yarıştı. Sanayide döngüsel ekonomiyi destekleyen proje birinci oldu Yarışmada Alara Saygı, Nehir Erduğan, Sergen Gayretli ve İclal Selvi’den oluşan Next-Gen Leaders takımı, SİNA (Symbiotic Industrial Network Architecture) projesiyle birinciliği kazandı. Sanayide döngüsel ekonomiyi güçlendirmeyi amaçlayan proje, bir işletmenin üretim sürecinde ortaya çıkan atık ve yan ürünlerin başka işletmeler tarafından ham madde olarak değerlendirilmesini esas alıyor. Dijital eşleştirme sistemiyle işletmeler arasında kaynak paylaşımını kolaylaştırmayı hedefleyen SİNA, üretimde atık miktarının azaltılması, kaynak verimliliğinin artırılması ve karbon emisyonlarının düşürülmesine yönelik bir model sunuyor. Bursa’yı ulusal finalde temsil edecekler Bursa Yerel Finali’nde projeler, akademi, kamu ve özel sektör temsilcilerinden oluşan beş kişilik jüri tarafından değerlendirildi. Bursa Yerel Finali’ni birincilikle tamamlayan Next-Gen Leaders takımı, 11-15 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) kapsamında düzenlenecek ulusal finalde Bursa’yı temsil etme hakkı kazandı. Türkiye’nin farklı şehirlerinden başarılı takımların katılacağı finalde, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik geliştirilen projeler değerlendirilecek.

Siemens Türkiye, COP31’de iklim hedeflerini teknolojiyle buluşturacak Haber

Siemens Türkiye, COP31’de iklim hedeflerini teknolojiyle buluşturacak

Yeşil Bölge’de İklim Destekçisi olarak yer alacak şirket, üçü Yeşil Bölge’de, biri Mavi Bölge’de olmak üzere toplam dört panelde enerji dönüşümü, sanayinin karbonsuzlaşması ve iklime dayanıklı altyapıları ele alacak. Siemens Türkiye'nin Gaziantep'te su yönetimi, AGT Ağaç'ta enerji verimliliği ve Gebze Üretim Tesisi'nde düşük karbonlu üretim alanlarında hayata geçirdiği projeler, teknolojinin sürdürülebilirlik hedeflerine katkısını ortaya koyan örnekler arasında yer alacak. Şirket, Teknoloji, İnovasyon ve Bilgi Hub’ındaki standıyla da ziyaretçilerle buluşacak. Türkiye’nin sanayi ve teknoloji dönüşümüne 170 yıldır katkı sunan Siemens Türkiye, COP31 kapsamında sürdürülebilir dönüşüme yönelik teknoloji ve uygulamalarını uluslararası katılımcılarla buluşturmaya hazırlanıyor. Enerji dönüşümü, sanayinin karbonsuzlaşması, enerji ve kaynak verimliliği ile iklime dayanıklı altyapılar başlıklarında çalışmalarını paylaşacak şirket, kendi operasyonlarında elde ettiği sonuçların yanı sıra müşterileriyle hayata geçirdiği projelerin somut çıktılarını da zirve gündemine taşıyacak. Young Guru Academy (YGA) iş birliğiyle yürütülen Climathon çalışmaları da gençlerin iklim odaklı çözüm önerileriyle programda yer alacak. Dört panelde sürdürülebilir dönüşümün farklı boyutları ele alınacak Siemens Türkiye, COP31 kapsamında Yeşil Bölge’de üç, Mavi Bölge’de bir olmak üzere toplam dört panelde yer alacak. Müşterileriyle birlikte gerçekleştireceği oturumlarda sanayide enerji verimliliği, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim ve kaynak yönetimi alanlarında hayata geçirilen uygulamalar ve elde edilen sonuçlar paylaşılacak. Gaziantep'teki su iletim altyapısı ve AGT Ağaç'ın üretim süreçlerinde gerçekleştirilen enerji verimliliği çalışmaları, teknoloji uygulamalarının farklı sektörlerde yarattığı etkiyi ortaya koyacak. YGA iş birliğiyle yürütülen Climathon çalışmaları ise Yeşil ve Mavi Bölge'de gerçekleştirilecek oturumlarda ele alınacak. Gençlerin iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik geliştirdiği fikir ve çözüm önerilerinin paylaşılacağı panellerde, inovasyonun sürdürülebilir dönüşümdeki rolü ve gençlerin bu süreçte üstlenebileceği sorumluluklar değerlendirilecek. Müşteri projeleriyle enerji ve kaynak verimliliğine katkı Siemens Türkiye'nin müşterileriyle farklı sektörlerde hayata geçirdiği projeler, teknolojinin enerji ve kaynak verimliliği alanında sağladığı katkıyı somut sonuçlarla ortaya koyuyor. Gaziantep'te sanayinin su ihtiyacının sürdürülebilir biçimde karşılanmasına yönelik geliştirilen Fırat-Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi Su İletim Hattı projesi, iklime dayanıklı altyapılar açısından önemli bir örnek oluşturuyor. Fırat Nehri'nden alınan suyun organize sanayi bölgesine iletilmesini sağlayan sistem, günlük 80 bin ile 120 bin metreküp arasında su iletim kapasitesine sahip. Yeraltı su kaynakları üzerindeki baskının azaltılmasına katkı sağlayan projede, enerji otomasyonu ve şebeke yönetimi çözümleriyle sistemin verimli işletilmesi hedefleniyor. Projenin işletme ve bakım süreçlerinde yaklaşık 500 bin avroluk tasarruf potansiyeli bulunuyor. AGT Ağaç ile gerçekleştirilen çalışmada ise üretim süreçlerinin dijital enerji yönetimi ve proses yönetimi çözümleriyle iyileştirilmesine odaklanılıyor. Proje kapsamında yıllık 159 bin MMBtu enerji tasarrufu sağlanırken, enerji tüketiminde yüzde 4,9 iyileşme ve yaklaşık 5.350 ton CO₂ emisyon azaltımı elde ediliyor. Dijital teknolojilerin üretim süreçlerine entegre edilmesi, enerji kullanımının daha etkin yönetilmesini ve kaynak verimliliğinin artırılmasını destekliyor. Siemens Türkiye, kendi operasyonlarında karbon ayak izini azaltıyor Siemens Türkiye, sürdürülebilirlik hedeflerini yalnızca müşterileriyle gerçekleştirdiği projelerle değil, kendi operasyonlarında hayata geçirdiği uygulamalarla da destekliyor. Şirketin operasyonel karbon ayak izi, 2019 yılına kıyasla 2025'te yaklaşık yüzde 70 azalarak 4.500 ton CO₂e seviyesine geriledi. Elektrik tüketiminde yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanan Siemens Türkiye, 2022-2025 döneminde enerji tüketimini de yüzde 13 azalttı. Düzenli depolamaya gönderilen atık miktarı ise 81 tondan 13 tona düşürüldü. Gebze Üretim Tesisi'nde yürütülen BOLD (Building Our Low-carbon Destination) programı, Siemens Türkiye'nin düşük karbonlu üretim yaklaşımının önemli örneklerinden birini oluşturuyor. Programın 2021-2024 dönemini kapsayan ilk fazında güneş enerjisi sistemleri, LED aydınlatma ve yeşil enerji uygulamalarıyla tesisin enerji ve kaynak verimliliği geliştirildi. Yıllık yaklaşık 1,3 GWh yenilenebilir enerji üretimine ulaşan tesiste enerji tüketiminde yüzde 30, su tüketiminde yüzde 50 tasarruf sağlanırken, inşaat atıklarının yüzde 75'i geri kazanıldı. Programın 2026-2027 dönemini kapsayan ikinci fazında ise yeni nesil ısı pompası sistemleri, atık ısı geri kazanımı ve yapay zekâ destekli bina otomasyonu gibi teknolojilerin devreye alınması planlanıyor. Bu çalışmalarla 2027 yılına kadar karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 93, enerji, doğal gaz ve su tüketiminin ise yüzde 54 azaltılması hedefleniyor. Siemens Türkiye'nin müşterileriyle yürüttüğü enerji verimliliği çalışmaları da bu yaklaşımın farklı sektörlerdeki etkisini ortaya koyuyor. Dört ülkede 22 müşteriyle gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında 448 enerji tasarrufu önleminin uygulanmasına destek verildi. Projelerle yaklaşık 21,72 milyon avroluk tasarruf potansiyeli oluşturulurken, 148 bin ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağlandı. Siemens'in demiryolu ulaşımına yönelik teknolojileri de sürdürülebilir dönüşümün hızlandırılmasına katkı sağlıyor. Railigent® X platformu, yapay zekâ destekli varlık yönetimi ve operasyon optimizasyonuyla demiryolu işletmelerinin enerji tüketimini yüzde 10-20 oranında azaltmasına yardımcı oluyor. Dijital ikizler, kestirimci bakım ve durum izleme uygulamaları plansız duruşların azaltılmasını, ekipman ömrünün uzatılmasını ve ağ dayanıklılığının artırılmasını destekliyor. Siemens Velaro yüksek hızlı tren platformu ise kısa mesafeli hava ulaşımı ve karayoluna kıyasla daha düşük karbonlu bir alternatif sunuyor. Yolcu-kilometre başına havacılığa göre yüzde 90'a varan CO₂ azaltım potansiyeliyle ulaşım kaynaklı emisyonların düşürülmesine katkı sağlıyor. Siemens Teknolojileri, COP31 ziyaretçileriyle buluşacak Siemens Türkiye, COP31 kapsamında Teknoloji, İnovasyon ve Bilgi Hub'ında yer alacak standıyla da ziyaretçilerini ağırlayacak. Stantta dijitalleşme, otomasyon, elektrifikasyon ve yapay zekâ alanlarındaki teknoloji çözümleri tanıtılacak. Ziyaretçiler, bu teknolojilerin sanayi, enerji sistemleri ve altyapılarda sürdürülebilir dönüşüme nasıl katkı sağladığını yakından inceleme fırsatı bulacak. “Teknoloji ve inovasyon, sürdürülebilir dönüşümde belirleyici bir rol oynuyor” Siemens AG İcra Kurulu Başkan Yardımcısı ve Küresel Sürdürülebilirlik Başkanı Eva Riesenhuber, Siemens'in sürdürülebilirlik yaklaşımına ve teknolojinin bu dönüşümdeki rolüne ilişkin şunları söyledi: “İnsanlar ve gezegen için daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek; sanayi, enerji sistemleri, binalar ve ulaşım alanlarında dönüşümü gerektiriyor. Teknoloji ve inovasyon, bu dönüşümün hayata geçirilmesinde belirleyici bir rol oynuyor. Siemens olarak teknolojiyi kaynak verimliliğini artırmak, altyapıların dayanıklılığını güçlendirmek ve iklim hedeflerini somut sonuçlara dönüştürmek için kullanıyoruz. COP31'i bu etkiyi ortaya koymak, deneyimleri paylaşmak ve iş birliklerini güçlendirmek için önemli bir fırsat olarak görüyoruz.” “Teknoloji ve mühendislik gücümüzle sürdürülebilir dönüşümü destekliyoruz” Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Gelis ise teknolojinin sürdürülebilir dönüşümdeki rolüne dair şöyle konuştu: “Sürdürülebilir dönüşümün hız kazanmasında teknolojinin sunduğu olanakların somut uygulamalara dönüştürülmesi büyük önem taşıyor. Siemens Türkiye olarak dijitalleşme, elektrifikasyon, otomasyon ve yapay zekâ alanındaki yetkinliklerimizle sanayinin dönüşümünü destekliyoruz. Kendi operasyonlarımızda enerji tüketimimizi ve karbon emisyonlarımızı azaltmaya yönelik elde ettiğimiz sonuçları, müşterilerimizle gerçekleştirdiğimiz projelere taşıyoruz. Gaziantep'te su yönetimi, sanayide enerji verimliliği ve Gebze Üretim Tesisimizde düşük karbonlu üretim alanlarında hayata geçirdiğimiz çalışmalar, teknolojinin sürdürülebilirlik hedeflerine nasıl katkı sağlayabildiğini gösteriyor. COP31'i bu deneyimleri uluslararası katılımcılarla paylaşmak, teknolojinin sunduğu fırsatları değerlendirmek ve yeni iş birliklerini geliştirmek açısından önemli bir platform olarak görüyoruz. Türkiye'nin sürdürülebilir dönüşüm yolculuğuna teknoloji ve mühendislik gücümüzle katkı sağlamayı sürdüreceğiz.”

Eti Bakır, iklim ve doğa raporunu yayımladı Haber

Eti Bakır, iklim ve doğa raporunu yayımladı

Eti Bakır sektörde ilk kez iklim ve doğa bağlantılı risk ve fırsatların ele alındığı İklim ve Doğa Bağlantılı Risk ve Fırsat Değerlendirme Raporu’nu yayımladı. Türkiye’nin bakır ihtiyacının yaklaşık %25’ini karşılayan Eti Bakır, madencilik ve metal sektörünün geleceğini yalnızca doğal kaynakların verimli kullanımı değil, iklim değişikliği ve doğa kaybının beraberinde getirdiği risklere karşı dayanıklılık kapasitesinin de belirleyeceği yaklaşımıyla, “İklim ve Doğa Bağlantılı Risk ve Fırsat Değerlendirme Raporu 2025”i yayımladı. 1 Ocak–31 Aralık 2025 dönemine ait veriler temel alınarak hazırlanan rapor; Samsun, Mazıdağı, Küre, Adıyaman, Siirt, Murgul, Cerattepe ve İzmir olmak üzere şirketin 8 işletmesini kapsıyor. Doğayla uyumlu üretim modeli Sürdürülebilirliği sadece çevresel etkileri yönetmek olarak değil, uzun vadeli değer yaratma kapasitelerini belirleyen bir unsur olarak gördüklerini kaydeden Eti Bakır Genel Müdürü Asım Akbaş, “COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olması, iklim değişikliğiyle mücadelenin yalnızca uluslararası taahhütlerle değil, reel sektörün üretim süreçlerinde hayata geçirdiği somut uygulamalarla da ele alınması açısından önemli bir fırsat. Cengiz Holding olarak iklim değişikliğiyle mücadeleyi; kaynakların verimli kullanılması, döngüsel ekonominin güçlendirilmesi, yenilenebilir enerji kullanımının artırılması, su kaynaklarının korunması ve doğal yaşamın desteklenmesiyle birlikte değerlendiriyoruz. Eti Bakır’ın Türkiye madencilik sektöründe bir ilk olma özelliği taşıyan Entegre İklim ve Doğa Raporu da bu yaklaşımımızın önemli bir yansıması. Eti Bakır’ın 8 işletmesini kapsayan rapor; iklim ve doğa bağlantılı risk ve fırsatları yalnızca çevresel etkiler açısından değil, üretimin sürekliliği ve uzun vadeli değer yaratma perspektifiyle ele alıyor” diye konuştu. Madencilikte döngüsel ekonomi Eti Bakır’ın entegre üretim modelinin doğa ve iklim perspektifinden değerlendirildiği raporda Küre–Mazıdağı–Samsun arasındaki üretim zinciri öne çıkıyor. Bir işletmede ortaya çıkan malzemenin diğer tesislerde hammadde olarak değerlendirilmesi, doğal kaynak kullanımının azaltılmasına ve döngüsel ekonominin güçlendirilmesine katkı sağlıyor. Samsun İzabe ve Elektroliz Tesisi’nde ise metal içeren artık ürünler ve proseslerden ortaya çıkan kükürt dioksit; entegre üretim modeli içerisinde değerlendirilerek katot bakır, sülfürik asit, fosforik asit ve gübre üretiminde kullanılıyor. Tesiste yıllık yaklaşık 5.919 ton bakır ve 680 bin ton sülfürik asit geri kazanılıyor. 54,4 Hektarlık yeni saha ihtiyacı ortadan kalktı Eti Bakır’ın uluslararası standartları baz alarak hazırlamış olduğu “İklim ve Doğa Bağlantılı Risk ve Fırsat Değerlendirme Raporu”nda işletmeleri özelinde doğaya yapmış oldukları etkiler anlatıldı. Mazıdağı Metal Geri Kazanım ve Entegre Gübre Tesisleri’nde yılda yaklaşık 500 bin ton ikincil hammadde geri kazanılırken, böylece 54,4 hektarlık yeni bir madencilik alanına duyulabilecek ihtiyacın önüne geçiliyor. Tesis aynı zamanda yılda yaklaşık 528 bin ton ithalat ikamesi sağlayan gübre üretimi gerçekleştiriyor. Yenilenebilir elektrik kullanımıyla da yılda 85.809 MWh elektrik üretimi ve 53.562 ton karbon emisyonunun önlenmesine katkı sağlayan tesis, bu yolla her yıl 11 bin 600 binek aracın ürettiği karbon emisyonu miktarı kadar emisyon salınımının önüne geçiyor. Yakıt tasarrufu sağlandı Eti Bakır’ın doğa ve iklim bağlantılı uygulamalarında lojistik süreçler de önemli bir yer tutuyor. Cerattepe İşletmesi’nde kullanılan teleferik sistemi, karayolu taşımacılığı ihtiyacını azaltarak yılda yaklaşık 1 milyon litre yakıt tüketiminin ve buna bağlı emisyonların önlenmesine katkı sağlıyor. Engellenen yakıt, bir binek araç dünyanın çevresini 300’den fazla kez dönebileceği miktarı oluşturuyor. Murgul İşletmesi’nde ise yenilenebilir elektrik kullanımıyla 29.877 ton karbon emisyonunun önlenmesine katkı sağlanırken, rehabilitasyon çalışmaları kapsamında 2006 yılından bu yana 1 milyon metrekarenin üzerinde alan yeniden doğaya kazandırıldı ve 815 binden fazla fidan dikildi. Küre’de suyun devridaim oranı % 92 Doğal kaynakların verimli kullanımının öne çıktığı işletmelerden biri de Küre. İşletmede proses suyunun yaklaşık yüzde 92’si geri kazanılarak yeniden kullanılıyor. Ayrıca yılda yaklaşık 250 bin ton pirit atığının geri kazanılması, yeni birincil madencilik faaliyetleri ile ilave atık depolama altyapısı ihtiyacının azaltılmasına katkı sağlıyor. Eti Bakır’ın raporunda tesisler genelinde kapalı devre proses suyu sistemlerinin yaygınlaştırıldığı ve işletmeye göre yüzde 80 ila yüzde 95 seviyelerine ulaşan su geri kazanım oranlarının sağlandığı da belirtiliyor.

COP31’de gözler temiz enerji dönüşümünde Haber

COP31’de gözler temiz enerji dönüşümünde

COP31 öncesinde dikkatler Türkiye’ye çevrildi. Stockholm Environment Institute Katılım ve Etki Direktörü Annika Markovic, enerji krizinin mevcut fosil yakıt sistemini daha maliyetli hale getirdiğini belirterek temiz enerjiye geçişin hızlandırılması gerektiğini söyledi. Antalya kritik zirveye hazırlanıyor United Nations Framework Convention on Climate Change kapsamında düzenlenecek COP31 zirvesi, kasım ayında Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Türkiye ile Australia arasında geliştirilen ortak organizasyon modeli, zirvenin dikkat çeken başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. “Enerji COP’u olabilir” Markovic, COP31’in “enerji COP’u” niteliği taşıyabileceğini belirterek, fosil yakıtlardan çıkış konusunda ilerleme sağlanmasının kritik önem taşıdığını ifade etti. Bir önceki zirve olan COP30’da fosil yakıtların aşamalı olarak sonlandırılması konusunda uzlaşma sağlanamadığını hatırlatan Markovic, mevcut jeopolitik ortamın küresel anlaşmaları zorlaştırdığını söyledi. Fatih Birol’un COP31 sürecine verdiği desteğin önemli olduğunu belirten Markovic, temiz enerji dönüşümüne ilişkin küresel çalışmaların daha somut hale gelmesi gerektiğini ifade etti. “Temiz enerjiye geçiş gecikmemeli” Markovic, fosil yakıtlara dayalı mevcut enerji sisteminin sürdürülebilir olmadığını belirterek, enerji güvenliği açısından temiz enerji yatırımlarının hızlandırılması gerektiğini söyledi. Finansman ve fosil yakıtlar en zor başlıklar olacak COP31’de finansman mekanizmaları ve fosil yakıtlardan çıkış sürecinin en zorlu gündem maddeleri arasında yer alması bekleniyor. Markovic, Türkiye ve Avustralya’nın süreci yönetebileceğine inandığını belirterek, zirvenin Paris İklim Anlaşması’nın uygulanması açısından güçlü mesajlar verebileceğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.