SON DAKİKA
Hava Durumu

#Çin

Ekometre - Çin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Küresel yetenek açığı yüzde 70'i aştı Haber

Küresel yetenek açığı yüzde 70'i aştı

Yetenek açığı yüzde 78 olarak ölçülen ve 41 ülke içerisinde 12. sıraya çıkan Türkiye'de ise iş dünyasının bulmakta en zorlandığı teknik beceriler üretim ve imalat ile yapay zekâ ilişkili beceriler oldu. Araştırmaya göre yapay zekâ becerileri küresel çapta ilk kez en zor bulunan yetkinlikler haline gelerek mühendislik ve BT'yi geride bıraktı. ManpowerGroup tarafından 41 ülkede 39 binden fazla işverenle gerçekleştirilen 2026 Küresel Yetenek Açığı Araştırması'na göre küresel ölçekte 2026 yılında işverenlerin yüzde 70'ten fazlası, ihtiyaç duydukları yetenekleri bulmakta zorlandıklarını belirtiyor. Bu oran, bir önceki yıl yüzde 74 olan orana kıyasla sınırlı bir iyileşmeye işaret etse de yetenek açığının küresel ölçekte devam ettiğini gösteriyor. Yetenek açığının yüzde 78 olarak ölçüldüğü Türkiye ise 41 ülke içerisinde 12. sıraya yükseldi. Türkiye geçen yıl yüzde 76 ile yetenek açığı sıralamasında 21. sırada yer almıştı. Yüzde 87 ile Slovakya işverenlerin vasıflı yeteneklere ulaşmada en çok zorluk çeken ülke olurken bu ülkeyi yüzde 84 ile Yunanistan ve yine yüzde 84 ile Japonya takip etti. Çin işverenlerin boş pozisyonları doldurmakta en az zorlanan ülke oldu. Bu ülkeyi yüzde 57 ile Polonya ve yüzde 60 ile Finlandiya takip etti. Yapay zekâ ilk kez, işverenlerin bulmakta en çok zorlandığı beceri oldu Araştırma yapay zekâ (AI) becerilerinin ilk kez, küresel ölçekte işverenlerin bulmakta en çok zorlandığı yetkinlikler haline gelerek, geleneksel mühendislik ve BT becerilerini geride bıraktığını da ortaya çıkardı. Yapay zekâ model ve uygulama geliştirme ile yapay zekâ okuryazarlığı küresel ölçekte bulunması en zor beceriler sıralamasında ilk sıraya yerleşti. Türkiye'de iş dünyasının bulmakta en zorlandığı teknik beceriler listesinin başında üretim ve imalat yer alırken, bunu yapay zekâ modeli ve uygulaması geliştirme ile yapay zekâ okuryazarlığı takip etti. Türkiye ve dünyada bulunması en zor teknik beceriler Türkiye Dünya 1 Üretim ve İmalat Yapay Zekâ Modeli ve Uygulama Geliştirme 2 Yapay Zekâ Modeli ve Uygulama Geliştirme Yapay Zekâ Okuryazarlığı 3 Yapay Zekâ Okuryazarlığı Mühendislik 4 Mühendislik Satış ve Pazarlama 5 Operasyon ve Lojistik Üretim ve İmalat Türkiye ve dünyada en kritik davranışsal yetkinlikler Türkiye Dünya 1 İletişim, İş Birliği ve Takım Çalışması İletişim, İş Birliği ve Takım Çalışması 2 Profesyonellik ve İş Disiplini Profesyonellik ve İş Disiplini 3 Uyum Yeteneği ve Öğrenmeye Açıklık Uyum Yeteneği ve Öğrenmeye Açıklık 4 Eleştirel Düşünme ve Problem Çözme Etik Değerler ve Dürüstlük 5 Zaman Yönetimi Zaman Yönetimi “Yapay zekâ işleri ortadan kaldırmıyor, işleri dönüştürüyor” Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan ManpowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı, “Yapay zekâ becerilerinin en zor bulunan yetkinlikler listesinin zirvesine çıkması, yetenek dünyasındaki dönüşümün hızını açıkça ortaya koyuyor. Şirketler bu değişime, çalışanlarını yeniden beceri kazandırmaya yönelik programlar ve daha esnek iş gücü modelleriyle karşılık veriyor; artık mevcut becerilerin yanı sıra potansiyele göre işe alım yapmanın önemini kabul ediyorlar. Bununla birlikte, çalışanların yeni teknolojileri doğru ve güvenle kullanabilmesi için yapay zekâ okuryazarlığını yaygınlaştırmaya odaklanıyorlar. Yapay zekâ işleri ortadan kaldırmıyor, işleri dönüştürüyor. Verimlilik artışını kariyer gelişimiyle birleştirebilen şirketler yetenek açığının yüksek olduğu bu ortamda rekabette öne çıkacak.” dedi. Türkiye ve dünyada sektörler genelinde yetenek açığı Küresel Yetenek Açığı Araştırması'nda sektörlere göre yetenek açığına bakıldığında ise Türkiye'de ticaret ve lojistik en fazla yeteneğe ihtiyaç duyulan sektör olurken bilişim yetenek açığının en az olduğu sektör oldu. Buna karşın bilişim, küresel yetenek açığında ilk sırada, ticaret ve lojistik 8. sırada yer aldı. Türkiye Dünya 1 Ticaret ve Lojistik (%89) Bilişim (%75) 2 İnşaat ve Emlak (%80) Ağırlama (%74) 3 Profesyonel, Bilimsel ve Teknik Hizmetler (%79) Kamu Sektörü, Sağlık ve Sosyal Hizmetler (%74) 4 Ağırlama (%78) Profesyonel, Bilimsel ve Teknik Hizmetler (%73) 5 Kamu Hizmetleri (%74) İmalat (%72) 6 Kamu Sektörü, Sağlık ve Sosyal Hizmetler (%74) İnşaat ve Emlak (%71) 7 İmalat (%73) Finans ve Sigorta (%71) 8 Finans ve Sigorta (%72) Ticaret ve Lojistik (%69) 9 Bilişim (%69) Kamu Hizmetleri ve Doğal Kaynaklar (%68) Türkiye ve dünyada şirket büyüklüğüne göre yetenek açığı Şirket büyüklüğüne göre yetenek açığı sıralamasında ülkemizde ilk sırada çalışan sayısı 250-999 olan şirketler yer alırken dünyada listenin başında çalışan sayısı 1.000-4.999 olan şirketler bulunuyor. Türkiye Dünya 1 250–999 çalışan (%80) 1.000–4.999 çalışan (%75) 2 10–49 çalışan (%78) 5.000+ çalışan (%74) 3 10'dan az çalışan (%77) 50–249 çalışan (%73) 4 50–249 çalışan (%77) 10–49 çalışan (%72) 5 1.000–4.999 çalışan (%75) 250–999 çalışan (%72) 6 5.000+ çalışan (%70) 10'dan az çalışan (%64) En fazla yetenek ihtiyacı Marmara Bölgesi'nde Türkiye genelinde bölgelere göre yetenek açığı incelendiğinde ise yüzde 82 ile Marmara Bölgesi ilk sırada yer alarak en fazla yetenek ihtiyacı duyulan bölge oldu. Marmara'yı sırasıyla yüzde 81 ile Doğu Anadolu, yüzde 80 ile Ege ve yüzde 78 ile İç Anadolu bölgeleri takip etti. Yetenek açığının nispeten daha düşük olduğu diğer bölgeler ise yüzde 70 ile Akdeniz, yüzde 68 ile Güneydoğu Anadolu ve yüzde 61 ile Karadeniz.

Bursa makine sektörü temsilcileri ITES China Fuarı’na çıkarma yaptı Haber

Bursa makine sektörü temsilcileri ITES China Fuarı’na çıkarma yaptı

Türkiye’nin ihracat odaklı büyümesinde yurt dışı iş programları büyük önem taşırken, BTSO da firmaların dış ticaret hacmini artırmak hedefiyle 2026 yılında farklı coğrafyalara yönelik iş programlarını sürdürüyor. BTSO öncülüğünde yürütülen 3. Makine Teknolojileri UR-GE Projesi kapsamında UR-GE üyeleri ilk yurt dışı programını sektörün en önemli organizasyonlarından ITES China Fuarı’na çıkarma yaparak gerçekleştirdi. 120 bine yakın kişi, bin 600’ün üzerinde firmanın katıldığı fuarda, BTSO UR-GE projesi üyeleri son teknolojileri yerinde inceleme fırsatı buldu. BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, meclis ve komite üyeleri ve 80’i aşkın firma temsilcisinin yer aldığı heyet, fuarı detaylı bir şekilde incelerken farklı coğrafyalardan katılımcılarla görüşme imkanı yakaladı. “Hedefimiz Ülke İhracatına Katkı Koymak” BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, Makine UR-GE’nin 81 sektör paydaşıyla birlikte ITES China Makine, Otomasyon, Ekipmanları ve Elektronik Fuarı’nı ziyaret ettiklerini söyledi. Bu fuarın otomasyon teknolojileri ve elektronik açısından son derece belirleyici ve öncelikli bir organizasyon olduğunu söyleyen Şener, “Bizler de bu fuarda üretimlerimizin çeşitliliğini artırmak ve rekabet kapasitemizi geliştirmek için incelemelerde bulunuyoruz. Aktif olan 17 UR-GE’mizin önemli projelerinden biri makine UR-GE’miz. Bu fuarda hem Çin pazarını analiz etme hem de üretim teknolojileri hakkında bilgi edinme fırsatı bulduk. Çin, yüksek miktarda makine ithalatı yapan ve Amerika, Japonya, Almanya ile İtalya gibi güçlü rakiplerle rekabet ettiğimiz bir pazar. Biz de firmalarımızla birlikte bu pazarda yerimizi güçlendirmek adına sahada incelemeler gerçekleştirdik. Makine UR-GE’si olarak ilk kez Çin’e yönelik bir program düzenledik ve bu ziyaret tüm katılımcılar için oldukça verimli geçti. Ticaret Bakanlığımızın desteğiyle yürüttüğümüz UR-GE projeleriyle üyelerimizin ihracat performansını artırırken yeni pazarlara açılmalarını da sağlıyoruz. Bu çalışmalarla hem sektörümüzün uluslararası rekabet gücünü artırmayı hem de ülke ihracatına katkı sunmayı hedefliyoruz.” dedi. “Farklı İş Yapma Biçimleri Öğreniyoruz” Çin pazarına yönelik UR-GE programı kapsamında savunma ve enerji alanında sektöre ve firmalarına neler katabileceklerini araştırmak amacıyla fuara katıldıklarını söyleyen UR-GE Üyesi Faruk Önal, “BTSO’nun düzenlediği UR-GE programları firmalar için son derece önemli ve faydalı. Mümkün oldukça tüm UR-GE organizasyonlarına katılarak farklı iş yapma biçimlerini ve yenilikleri yerinde görüyoruz. Elde ettiğimiz bu kazanımları Bursa’da firmamızda uygulayarak kendimizi geliştirmeye ve ihracatımıza katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bu projelerin hayata geçmesini sağlayan ve desteklerini esirgemeyen BTSO Başkanımız İbrahim Burkay’a da teşekkür ediyorum.” dedi. “Dünyanın Birçok Pazarına Ulaşabiliyoruz” BTSO’nun makine UR-GE kümelenmesi sayesinde dünyanın birçok pazarına ulaşabildiklerini söyleyen UR-GE Üyesi Emre Bahtiyar, “Gerçekten güzel bir organizasyon, hepimiz için verimli oldu. Şehrimiz makine sektöründe iyi bir konumda olsa da Çin, maliyetler ve yenilikler açısından ciddi bir rakibimiz. Özellikle yapay zekânın makinelere entegrasyonu konusunda önemli adımlar attıklarını görüyoruz. Biz de bu gelişmeleri yakından takip etmek ve bu alanlarda neler yapabileceğimizi öngörmek adına buradayız.” dedi. “Bizler İçin Önemli Bir Deneyim ve Kazanım” BTSO 9.Meslek Komitesi Başkanı Tülay Kurtul, BTSO makine UR-GE projesi kapsamında geniş bir heyetle Çin’de düzenlenen ITES Fuarı’na katıldıklarını söyledi. Fuarda sergilenen yeni teknolojileri yerinde inceleyerek Türk sanayisinin rekabet gücünü artırmaya yönelik fırsatları değerlendirmek amacıyla bu organizasyonda yer aldıklarını söyleyen Kurtul, “Burada sektörümüz açısından neler yapabileceğimizi görmek ve gelişen teknolojileri yakından takip etmek için kapsamlı incelemelerde bulunuyoruz. Çin pazarına yönelik ilk kez gerçekleştirilen bu UR-GE programı, firmalarımız açısından önemli bir deneyim ve kazanım sağlıyor. Elde ettiğimiz bilgileri ve gözlemleri kendi üretim süreçlerimize yansıtarak daha rekabetçi bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu değerli organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.” dedi. UR-GE Üyesi Mehmet Parladı ise, “Sektörün yönünü ve yeni teknolojileri yerinde görmek bizim için çok değerli. UR-GE projeleri firmalarımıza büyük katkılar sağlıyor.” dedi.

Küresel piyasalarda savaşın faturası 14 trilyon dolar Haber

Küresel piyasalarda savaşın faturası 14 trilyon dolar

Orta Doğu’da bir ayı geride bırakan askeri gerilim, küresel hisse senedi piyasalarında yaklaşık 14 trilyon dolarlık değer kaybına yol açarken, borsaların toplam piyasa değeri 157,5 trilyon dolardan 143,5 trilyon dolara geriledi. ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı saldırılar ve ardından Tahran yönetiminin misillemeleri sonrası bölgesel bir gerginliğe dönüşen çatışmalar 1 ayı geride bıraktı. ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan Orta Doğu'daki gerilimlerde ilk ay geride kalırken çatışmaların piyasalarda oluşturduğu tahribat dikkat çekici boyutlara ulaştı. Savaşın başladığı 28 Şubat'tan itibaren geçen bir ayda, küresel borsaların 157,5 trilyon dolar olan toplam piyasa değeri 30 Mart itibarıyla 143,5 trilyon dolara indi. Bu dönemde piyasalardaki değer kaybı yaklaşık 14 trilyon dolar olarak hesaplandı. Söz konusu kayıp, Almanya, Japonya, İngiltere ve Fransa gibi birçok gelişmiş ülkenin yıllık Gayri Safi Yurt İçi Hasılasını (GSYH) geride bıraktı. En fazla Güney Kore borsası geriledi Bu dönemde Amerika, Avrupa ve Asya'daki en çok takip edilen ülke endekslerinin tamamı negatif seyrederken, en fazla gerileyen borsa yüzde 16,8 ile Güney Kore'de Kospi endeksi oldu. Analistler, Temmuz 2025’ten bu yana yükseliş trendinde olan Kospi endeksindeki geri çekilmelerde, dünya genelinde artan risk algısına ek olarak yatırımcıların kar realizasyonu isteğinin de etkili olduğunu belirtti. Bu endeksi, yüzde 12 kayıpla Japonya'da Nikkei 225, yüzde 10,7 düşüşle Almanya'da DAX 40 endeksi, yüzde 9,4 azalışla Fransa'da CAC 40 endeksi, yüzde 7,6 değer kaybıyla İspanya'da IBEX 35 endeksi, yüzde 7,2 geri çekilmeyle İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi ve FTSE 100 endeksi izledi. Bu dönemde Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 6, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 7,4 geriledi. ABD'de New York borsasında da büyük kayıplar görüldü. Savaşın başından beri S&P 500 endeksi yüzde 7,7, Nasdaq endeksi yüzde 8,2 ve Dow Jones endeksi yüzde 7,6 değer kaybetti. Söz konusu gelişmelerle piyasalarda "korku endeksi" olarak bilinen ve S&P 500'deki dalgalanmayı gösteren VIX Endeksi, bu periyotta yaklaşık yüzde 46'lık artışla 31,3 seviyesine çıktı. Merkez Bankalarına yönelik "Şahinleşen" beklentiler tahvil piyasalarını sarstı Savaş süresinde ABD ve İran tarafından savaşın seyrine ilişkin gelen çelişkili mesajlar, piyasalarda risk algısının yüksek kalmasına neden oldu. Gelişmelere ilişkin olumlu ve olumsuz haberler piyasalarda dalgalanmaları beraberinde getirirken, petrol fiyatlarındaki artışın devam etmesi, küresel çapta enflasyon endişelerinin sürmesine yol açtı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabileceğine ilişkin görüşler öne çıkıyor. Başta Fed olmak üzere önemli merkez bankalarının para politikalarında beklenen gevşeme sürecini öteleyebileceği değerlendiriliyor. Piyasa fiyatlamalarında Fed başta olmak üzere önemli merkez bankalarına yönelik daha önceki "güvercin" beklentiler, yerini "şahin" adımlara bıraktı. Para piyasalarında, bankanın bu yıl politika faizini sabit tutması güçlü şekilde fiyatlanırken olası faiz artırımı senaryoları hala masada kalmayı sürdürüyor. Özellikle son dönemde açıklanan makroekonomik verilerin enflasyonda katılığa işaret etmesi ve jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerinden ek baskı yaratması, piyasalarda faiz indirim beklentilerinin zayıflamasına neden oldu. Bu gelişmeler ışığında dünya genelinde devam eden enflasyon endişeleri küresel tahvil piyasalarını da sarstı. ABD, Avrupa ve Asya tarafında ülke tahvil piyasaları satış baskısı altında kalırken, ABD 10 yıllık tahvil faizi 27 Mart'ta yüzde 4,4870 seviyesine çıkarak Temmuz 2025'ten bu yana en yüksek seviyesini test etti. Avrupa'da tahvil faizleri son 18 yılın zirvelerinde Avrupa'da artan enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıları güçlendireceğine yönelik endişelerle, para piyasalarında Avrupa Merkez Bankasının (ECB) yıl sonuna kadar 3 faiz artırımına gidebileceği fiyatlanmaya başlandı. Devam eden enflasyon kaygıları bölge tahvillerinde satış baskısının sürmesine neden oldu. Bu süreçte Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,09 ile, Haziran 2011'den, Fransa'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,83 ile Haziran 2009'dan, İngiltere'nin 10 yıllık tahvil faizi de yüzde 4,99 ile Temmuz 2008'den bu tarafa en yüksek seviyesini gördü. Asya'da Çin tahvilleri ayrıştı Asya tarafında enflasyonist baskıların sürdüğü Japonya'da, para politikasının sıkılaşabileceği tahminleri öne çıkıyor. Piyasalarda Japonya Merkez Bankasının (BoJ) nisan ayında faiz artırımına gidebileceği öngörüleri yüzde 70 ihtimalle fiyatlanıyor. Bu süreçte Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,39'le 1999'dan bu yana en yüksek seviyeyi görürken, Çin'in 10 yıllık tahvil faizleri ise çatışmaların başından itibaren yüzde 1,80 ile yatay seviyesini korudu. Analistler, bu süreçte Çin tahvillerinin ise deflasyon risklerinden dolayı Çin Merkez Bankasının (PBoC) para politikasında sıkılaşmaya gidemeyeceği düşüncesiyle bu ülkelerden ayrıştığını belirtti. FED Başkanı Powell "Temkinli duruş" mesajları verdi ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell dün, Harvard Üniversitesinde "İktisadın İlkeleri" dersinde konuşma yaptığı konuşmada, Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin benzin fiyatlarını etkileyeceğini belirterek, "Ancak politikalarımızın, gelişmelerin seyrini bekleyip görmek için uygun bir konumda olduğunu düşünüyoruz." dedi. Powell, para politikası araçlarının, talep üzerinde etkisi olduğunu ve arz şoklarıyla karşılaşıldığında kısa vadede kayda değer bir etkisi bulunmadığını belirtti. Bir arz şoku meydana geldiğinde, "Buna bir tepki verilmeli mi?" sorusunun gündeme geldiğine işaret eden Powell, enerji şoklarının genellikle oldukça hızlı şekilde ortaya çıkıp kaybolma eğiliminde olduğunu, para politikasının ise uzun ve değişken gecikmelerle işlediğini vurguladı. Powell, para politikasının etkileri hissedilmeye başladığında, petrol fiyatlarındaki şokun muhtemelen çoktan geride kalacağına değinerek, arz şoklarının art arda yaşanmasının zamanla enflasyon beklentilerinin yükselmesine yol açabileceğinin altını çizdi. Bu gelişmelere paralel olarak ABD-İran hattındaki gelişmeler ve bunların küresel ekonomiye olası etkilerinin nisan ayında da piyasalarda ana gündem maddesi olması bekleniyor.

Orta Doğu gerilimiyle küresel enerji güvenlik ağı çöküyor Haber

Orta Doğu gerilimiyle küresel enerji güvenlik ağı çöküyor

ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ve İran'ın misillemeleri ile İran savaşı, enerjiyi ve sıvılaştırılmış doğalgaz tedarik zincirinin her noktasını etkiledi. WSJ'daki habere göre Hürmüz Boğazı'nın da kapanmasıyla oluşan petroldeki arz krizinin yaratacağı tahribat öngörülemiyor. LNG, savaş alanının ta kendisi haline gelirken, dünya da bu konuda zorlu bir sınava giriyor Wall Street Journal'daki habere göre İran'daki savaş, bölgesel LNG tedarik zincirinin her noktasını parçaladı. Dünyanın en büyük LNG üreticilerinden biri olan Katar'a İran'ın düzenlediği misilleme saldırıları, Ras Laffan tesisine zarar vererek kapasitesinin yaklaşık yüzde 17'sini beş yıla kadar devre dışı bıraktı ve ülkenin devasa genişleme planlarını geciktirdi. Salı günü ise QatarEnergy; Çin, Güney Kore, İtalya ve Belçika'daki müşterileri de dahil olmak üzere bazı LNG tedarik sözleşmelerinde mücbir sebep ilan etti. "LNG, savaş alanının ta kendisi oldu" Yani on yıllar boyunca sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG), enerji krizleri sırasında küresel ekonominin güvenilir bir çıkış noktası görevi görülürken, şimdi savaş alanının ta kendisi haline geldi. Tüm bunlarla beraber küresel LNG'nin yaklaşık beşte birini taşıyan Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemi trafiği de felç olmuş durumda. Körfez'den gelen arz konusunda alıcı güveni de sarsılmış durumda. Uzmanlar, Trump yönetimi ve İran kısa süre içinde savaşı sona erdirmek konusunda anlaşsalar bile, LNG piyasası üzerindeki sonuçların uzun süreli ve petrol piyasasına göre daha da derin olacağını söylüyor. Ham petrolün aksine, dünyada acil durumlarda kullanılabilecek büyük bir stratejik doğalgaz rezervi bulunmamakta. Ortadoğu petrolünün bir kısmı karayolu boru hatlarıyla Hürmüz Boğazı'nı atlayarak Katar'a taşınabilirken, Katar LNG'sinin alternatif çıkış yolları yok. Öte yandan, sıvılaştırma tesisleri, inşası yıllar süren ve geleneksel petrol sahalarına göre onarımı çok daha uzun süren son derece uzmanlaşmış mühendislik mega projeler olarak biliniyor. "Savaş bir gecede bitse bile, doğalgaz piyasasının normale dönmesi çok uzun sürecek" WSJ'a konuşan Oxford Üniversitesi'nde öğretim görevlisi ve eski enerji ticaret yöneticisi Adi Imsirovic "Savaş bir gecede bitse bile, doğalgaz piyasasının normale dönmesi petrol piyasasına göre çok daha uzun sürecektir. Sistemdeki açığın büyük bir kısmı eskiden LNG tarafından karşılanıyordu, bu nedenle zincirleme etkiler çok büyük" dedi. LNG krizi, zengin ülkeleri uzun süreli enerji kaynaklı enflasyon dalgasıyla tehdit ederken, aynı zamanda kırılgan gelişmekte olan ekonomileri yakıtı kısıtlamaya ve fabrika üretim hatlarını kapatmaya zorluyor. Ayrıca küresel mahsul verimini de tehlikeye atıyor. Uzmanlara göre bu yeni gerçeklik, LNG'nin jeopolitik bir güvenlik ağı olarak uzun süredir sahip olduğu itibarını da zedeliyor. Rusya'nın 2022'de Ukrayna'ya saldırısının ardından Avrupa'nın doğalgaz boru hattı tedarikini kesmesiyle, deniz yoluyla taşınan LNG sevkiyatları bu boşluğu hızla doldurmaya yardımcı oldu. 2011'deki Fukuşima felaketinin ardından, LNG sevkiyatları Japonya'nın nükleer reaktörlerini kapatmasının şokunu absorbe etti ve elektrik şebekesinin çalışmasını sağladı. Rystad Energy danışmanlık firmasının kıdemli analisti Jan-Eric Fähnrich "Bu, doğalgaz piyasası için yönsel bir değişim: zaman içinde daha fazla arz esnekliği beklemekten, daha sıkı dengeler ve daha büyük altyapı riskiyle karşı karşıya kalmaya doğru bir geçiş. Şimdi önemli olan sadece kaybedilen hacim değil, aynı zamanda oluşturulan emsaldir. Körfez'deki kritik enerji altyapısının savunmasız olduğu görüldüğünde, alıcılar bu riski ilk kesintiden daha uzun süre fiyatlandıracaklardır." değerlendirmesinde bulundu. "Savaş özellikle asya'yı orantısız şekilde etkiliyor" Katar ve BAE ihracatının durmasıyla birlikte, Avrupa ve Asya, ABD ve Avustralya'dan gelen boş kapasite için agresif bir şekilde rekabet etmek zorunda kalıyor. Veri sağlayıcısı Kpler'e göre, Avrupa'ya gitmesi planlanan yaklaşık 11 LNG tankeri 3 Mart'tan bu yana Asya'ya yönlendirildi. Geçtiğimiz hafta, Louisiana'daki Plaquemines LNG terminalinde yüklediği kargoyu taşıyan ve yaklaşık üç futbol sahası uzunluğundaki La Seine adlı tanker, yolculuğunun ortasında rotasını değiştirdi. Kpler verilerine göre, tanker batı Fransa'daki bir ithalat terminali yerine Asya'da daha yüksek fiyat veren bir alıcıya yöneldi. Rystad'a göre, İran savaşının sonuçları Asya'yı orantısız bir şekilde etkiliyor. Çin, Katar LNG'sinin en büyük ithalatçısı olup ihracatının yaklaşık dörtte birini satın alırken, Hindistan yaklaşık yüzde 10'unu ithal ediyor. LNG'lerinin çoğunu Körfez'den alan Asya'daki gelişmekte olan ülkeler, fiyatların yüksekliği nedeniyle özellikle zor durumda kalıyorlar. Planlar teker teker erteleniyor Saldırılardan önce, Katar'ın devasa Kuzey Sahası genişletme projesinin bu yılın sonlarından itibaren piyasayı yeni LNG ile doldurması bekleniyordu. Körfez'deki altyapı hasarı ve lojistik felci, bu planları erteleyecek gibi görünüyor. Rystad, genişlemede bir yıla kadar gecikmeler olabileceğini, Ras Laffan'ın yeniden inşasının ise beş yıl sürebileceğini tahmin ediyor. Danışmanlık firması Eurasia Group, müşterilerine gönderdiği bir raporda, "Aşırı arz beklenirken, küresel doğalgaz piyasası artık yetersiz arz (ve pahalılık) durumuna düşecek" diye yazdı. En büyük LNG ihracatçısı olan ABD, kıtlık döneminde büyük bir kazanç elde edecek olsa da, yeni ihracat kapasitesi eklemek yıllar alacak. Yine de yöneticiler, fiyatların hızla yükselmesinin talep düşüşüne ve ekonomik yavaşlamaya yol açabileceği konusunda uyarıyor. Shell, küresel LNG talebinin 2040 yılına kadar yüzde 68'e kadar artacağını öngörüyor. Ancak LNG'nin taşınabilirliğini sağlayan mühendislik, altyapısını benzersiz derecede kırılgan hale getiriyor. Uzmanlara göre savaş devam ettiği sürece kırılganlıklar ve belirsizlikler dünyayı ve enerji piyasalarını sarsmaya devam edecek gibi görünüyor...

Asya borsaları pozitif seyir izliyor Haber

Asya borsaları pozitif seyir izliyor

Orta Doğu’da gerilimin azalabileceğine yönelik mesajlar ve enerji fiyatlarındaki sınırlı geri çekilme, Asya piyasalarında alımları destekledi. Orta Doğu'daki gelişmelere ilişkin her türlü haber akışı varlık fiyatlarını etkilemeye devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın, önceki günkü Orta Doğu'da bir anlaşma zemini üzerinde çalışıldığına yönelik açıklamalarına ek dün de İran ile müzakere halinde olduklarını ifade etmesi bölgedeki gerilimlerin yakın zamanda sona erebileceğine dair umutları artırdı. Bölgede tansiyonun tam olarak yatışmaması yatırımcıları temkinli hareket etmeye yöneltirken bu durum piyasaların güçlü bir toparlanmaya girmesini engelliyor. Asya piyasalarında enerji maliyetlerindeki sınırlı geri çekilme ve gerilimlerin azalacağına yönelik iyimserliklerle alış ağırlıklı bir seyir izleniyor. Bölge genelinde jeopolitik gelişmeler yakından takip edilirken Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi telefonda görüştü. Erakçi, görüşmede, uluslararası enerji ve mal ticareti açısından kritik bir nakil hattı olan deniz yolunun durumuna ilişkin, "Hürmüz Boğazı herkese açıktır ve tüm gemiler güvenle geçebilir fakat (bizimle) savaşan ülkeler söz konusu değildir." ifadesini kullandı. Çinli Bakan Vang da krizlerin güç kullanımıyla değil diyalog ve müzakereyle çözümünden yana olduklarını, bunun İran devletinin ve halkının çıkarına olduğu kadar uluslararası toplumun da genel arzusu olduğunu vurguladı. Vang, tarafların barış için tüm fırsatları ve fırsat pencerelerini değerlendirmelerini ve barış sürecini en kısa zamanda başlatmalarını umut ettiklerini belirtti. Analistler, Orta Doğu'daki gelişmelerin enerji açısından Çin'i yakından ilgilendirdiğini ifade ederken Çin'in ithal ettiği petrolün yaklaşık yüzde 45'i, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndan geçerek ülkeye ulaştığını hatırlattı. Öte yandan, uluslararası derecelendirme kuruluşu S&P Global Ratings, Orta Doğu savaşının tetiklediği enerji şokuna karşın Asya'da teknoloji odaklı ekonomiler ve sektörlerin desteğiyle büyümenin süreceğini tahmin etti. Buna ek olarak, Çin'de düzenlenen Boao Asya Forumu'nun "Asya'da Ekonomik Görünüm ve Bütünleşmenin Gelişimi" başlıklı raporunda, Asya ülkelerinin toplam gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) bu yıl yüzde 4,5 artacağının öngörüldüğü bildirildi. Raporda Asya-Pasifik ekonomilerinin bölgesel entegrasyon yoluyla küresel değer zincirlerine eklemlenme sürecinin hızlandığı, ülkelerin bölgesel dayanışma sayesinde değer zincirinde hızla üst basamaklara tırmandığına işaret edildi. Makroekonomik veri tarafında ise Japonya'da ekonomik faaliyetlerdeki gelecek yönlü eğilimi ölçmek için kullanılan öncü endeks, ocakta 112,1 oldu. Bu gelişmelerle Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 1,6 yükselişle 5.642 puandan, Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 2,8 artışla 53.727 puandan günü tamamladı. Şu sıralarda Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,2 değer kazancıyla 3.926 puandan, Hong Kong'da Hang Seng endeksi ise bir önceki kapanışına göre yüzde 0,3 primle 25.147 puandan işlem görüyor. Hindistan'da Sensex endeksi ise yüzde 2,2 yükselişle 75.668 puan seviyesinde bulunuyor.

Çin rafine ürün ihracatını durdurdu Haber

Çin rafine ürün ihracatını durdurdu

Ortadoğu'da derinleşen krizin küresel petrol sevkiyat hatlarını kesintiye uğratmasıyla birlikte Pekin yönetimi, iç piyasa arzını güvence altına almak için stratejik bir adım attı. Çin’in en üst düzey ekonomik planlama organı olan Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu (NDRC), ülkenin en büyük rafineri yöneticileriyle yaptığı görüşmede rafine ürün ihracatının derhal durdurulmasını talep etti. Sözlü olarak iletilen talimat doğrultusunda, rafinerilerden yeni ihracat sözleşmesi imzalamamaları ve halihazırda mutabık kalınmış sevkiyatların iptali için görüşmelere başlamaları istendi. Kapsamdaki şirketler; PetroChina, Sinopec, CNOOC, Sinochem Group ve özel sektör devi Zhejiang Petrochemical olarak sıralandı. Jet yakıtı, gemi yakıtı ile Hong Kong ve Makao’ya yapılan sevkiyatlar bu kısıtlamadan muaf tutuldu. Çin, ham petrol ithalatının yaklaşık yarısını Basra Körfezi'nden karşılıyor. Hafta sonu başlayan askeri operasyonlar sonrası bölgeden petrol çıkışının durma noktasına gelmesi, Pekin'i "önce iç piyasa" stratejisine yöneltti. Asya enerji piyasasında domino etkisi Asya'nın en büyük üçüncü akaryakıt ihracatçısı olan Çin'in bu hamlesi, bölgedeki arz dengelerini sarsabilir. Japonya, Endonezya ve Hindistan'daki rafinerilerin de benzer şekilde kapasite düşürdüğü veya ihracatı askıya aldığı belirtiliyor. Goldman Sachs ve diğer finans kuruluşları, ekonomik dayanıklılığın sürdüğünü belirtse de, enerji arzındaki bu tip ani kesintilerin enflasyonist baskıları yeniden tetikleyebileceği ve küresel ticaret rotalarını zorlayacağı öngörülüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.