SON DAKİKA
Hava Durumu

#Çin

Ekometre - Çin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Putin’den petrol ve dizel ihracatı mesajı Haber

Putin’den petrol ve dizel ihracatı mesajı

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak ise dizel ihracatına yönelik kısıtlamaların planlanandan önce kaldırılmaya başlanacağını bildirdi. Putin ve Trump enerji piyasalarını görüştü Kremlin tarafından yayımlanan açıklamaya göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesinde küresel enerji piyasaları, Ukrayna’daki gelişmeler, İran ve ikili ilişkiler ele alındı. Putin, Rusya’nın ABD ve dünya piyasalarına petrol ile petrol ürünleri tedarik etmeye hazır olduğunu belirterek, bu adımın küresel ekonomi üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini ifade etti. Ukrayna ve İran gündeme geldi Putin, Trump ile görüşmesinde Ukrayna krizinin çözümüne yönelik seçeneklerin kapsamlı biçimde değerlendirildiğini söyledi. İran’daki durumun ve Rusya-ABD ilişkilerinin farklı boyutlarının da görüşüldüğünü belirten Putin, iki ülke arasındaki doğrudan temasların sürdürülmesi konusunda mutabakata varıldığını kaydetti. Putin, başkanlık yönetimleri, istihbarat servisleri ve diğer kurumlar arasındaki iş birliğinin devam edeceğini bildirdi. Trump’tan dizel yakıt tedariki açıklaması ABD Başkanı Donald Trump, Rusya’nın ABD ve küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmesi konusunda Putin ile anlaşmaya vardıklarını açıklamıştı. Haberde yer alan bilgilere göre ilk aşamada 300 bin tonun üzerinde dizel yakıt tedarik edilmesi, kasım ayında ilave 500 bin ton ve sonraki aşamada 1 milyon ton daha dizelin piyasaya sunulması öngörülüyor. ABD’den geçici lisans hazırlığı ABD Hazine Bakanlığının, Rus dizel yakıtının küresel piyasalara arzına izin vermek amacıyla geçici bir genel lisans yayımlayacağı bildirildi. Söz konusu düzenlemenin, Rus petrol ürünlerinin uluslararası piyasalara sunulmasına yönelik sürecin bir parçası olması bekleniyor. Rusya dizel ihracatı kısıtlamalarını erken kaldıracak Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, TASS haber ajansına yaptığı açıklamada, dizel ihracatına yönelik kısıtlamaların planlanandan önce kaldırılmaya başlanacağını söyledi. Rusya’nın önemli dizel yakıt tedarikçilerinden biri olduğunu belirten Novak, ihracat kısıtlamalarının gecikmeden kaldırılması yönünde adım atacaklarını ifade etti. İç piyasanın ihtiyacı karşılanacak Novak, ihracatın artırılmasına rağmen Rusya iç piyasasının dizel yakıt ihtiyacının tamamen karşılanacağını vurguladı. Rafinerilerdeki bakım çalışmalarının tamamlanmasıyla kasım ve aralık aylarında ihracatın artırılabileceğini belirtti. ABD’nin küresel enerji piyasasını istikrara kavuşturma ve enerji ticaretini normalleştirme yönündeki adımlarını olumlu karşıladıklarını söyleyen Novak, Rusya’nın daha öngörülebilir bir enerji piyasası oluşturulması amacıyla ABD ile eş güdüme hazır olduğunu kaydetti. Kremlin’den sevkiyat açıklaması Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov, Putin ile Trump arasındaki telefon görüşmesinde Rus petrol ürünlerinin ABD pazarına olası sevkiyatının da ele alındığını bildirdi. Uşakov, görüşmenin hazırlık sürecine ilişkin bilgi verirken Trump’ın 7 Ekim’de Putin’in doğum gününü kutlamak istediğini ilettiğini, telefon görüşmesinin Putin’in Türkmenistan ziyaretinin ardından planlandığını aktardı. Görüşmenin başında Trump’ın Putin’in doğum gününü kutladığını ve eşinin selamlarını ilettiğini belirten Uşakov, liderlerin çeşitli diplomatik girişimlerin hazırlıklarını da değerlendirdiğini söyledi. Ukrayna müzakerelerinin yeniden başlatılması değerlendirildi Uşakov, görüşmede Ukrayna konusunda yürütülen müzakere sürecinin de gündeme geldiğini belirtti. Önceki görüşmelerde üçlü müzakerelerin düzenlenmesi ihtimalinin ele alındığını ancak koşulların değiştiğini ifade etti. Uşakov, Kiev yönetiminin Rusya’daki seçimleri engellemeye yönelik girişimlerde bulunduğunu öne sürerek müzakere sürecinin sekteye uğradığını savundu. Putin’in müzakerelerin yeniden başlatılmasının zamanlamasını değerlendireceklerini söylediğini aktaran Uşakov, Trump’ın da ilgili mesajları Miami’de bulunan Ukrayna heyetine ileteceğini bildirdi. Yüz yüze görüşme gündeme gelmedi Uşakov, telefon görüşmesinde Putin ile Trump arasında yüz yüze bir toplantı yapılmasının ele alınmadığını söyledi. Bununla birlikte iki liderin yakın dönemde Çin’i aynı zaman diliminde ziyaret etme ihtimali bulunduğunu ve bu vesileyle görüşebileceklerini ifade etti. Telefon görüşmesi 1,5 saat sürdü Putin ile Trump arasındaki telefon görüşmesinin yaklaşık 1,5 saat sürdüğünü belirten Uşakov, liderlerin spor konusunu da konuştuğunu ve Rus buz hokeyi oyuncusu Aleksandr Oveçkin’in gündeme geldiğini aktardı. Uşakov, Trump’ın Putin’e akşam saatlerinde, gece veya ertesi gün yeniden iletişim kurmaya hazır olduğunu söylediğini bildirdi. Görüşmenin hangi lider tarafından sonlandırıldığı sorusuna ise “Aynı anda.” yanıtını verdi.

Petrol fiyatları 101 doları aştı Haber

Petrol fiyatları 101 doları aştı

Petrol piyasasında gözler yeniden Ortadoğu’daki gelişmelere çevrildi. Hürmüz Boğazı’nda tankerleri hedef alan saldırıların artması ve Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon ile Husiler arasındaki çatışmalar, enerji arzının güvenliğine ilişkin endişeleri güçlendirdi. Brent petrol çarşamba günü varil başına 101 doların üzerine çıkarak önceki seansta elde ettiği kazanımları genişletti. Ham petrolün varil fiyatı da 90 doların üzerine yükselerek beş haftanın en düşük seviyelerinden toparlandı. Petrol fiyatlarındaki yükselişte Ortadoğu’daki enerji akışlarına yönelik riskler belirleyici olurken, artan enflasyon baskıları ve faiz artırımı endişeleri de piyasanın gündemindeki yerini korudu. Hürmüz Boğazı’nda risk yükseldi İran’ın son günlerde Hürmüz Boğazı’ndan geçen tankerlere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı bildirildi. İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları, ekim ayında şimdiye kadar 9 olay kaydetti. Ortadoğu’daki enerji akışlarına yönelik devam eden riskler, bölgeden arzın artırılabileceğine ilişkin işaretlerin piyasa üzerindeki etkisini sınırladı. Buna karşın tankerlerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerini sürdürdüğü belirtildi. Suudi Arabistan’da petrol akışı toparlanıyor Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’ndaki ham petrol pompalama kapasitesi günlük 5,8 milyon varile çıkarıldı. Basra Körfezi kaynaklı enerji akışlarında toparlanma işaretleri görülmesine rağmen petrol fiyatları hafta boyunca yüksek seviyelerini korudu. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon ise Husilerin Suudi Arabistan’daki Khamis Mushait yönüne fırlattığı bir balistik füzenin önlenerek imha edildiğini açıkladı. Yakıt piyasasında arz baskısı artıyor Ortadoğu’daki saldırılar, bölgesel enerji sevkiyatlarında toparlanma görülmesine rağmen piyasalardaki arz risklerinin yüksek kalmasına neden oluyor. Rusya’nın dizel ihracatına yönelik kısıtlamaları ve rafinerilerde yaşanan aksaklıklar da yakıt piyasasındaki arzı sıkılaştıran unsurlar arasında yer alıyor. Çin’in ekim ayında yakıt ihracatının bir bölümünü askıya aldığına ilişkin haberler de piyasadaki arz baskısını artırdı. G7 ülkelerinin acil durum ham petrol ve dizel rezervlerini piyasaya sürme planının ise petrol ve yakıt piyasalarında kısmi bir rahatlama sağlayabileceği değerlendiriliyor. EIA fiyat beklentilerini yükseltti ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA), küresel petrol stoklarındaki hızlı düşüş ve arz risklerini gerekçe göstererek 2026 ve 2027 yıllarına ilişkin petrol fiyat tahminlerini yükseltti. EIA verilerine göre, 25 Eylül itibarıyla ABD’de benzin stokları beş yıllık ortalamanın yüzde 7 altında bulunuyor. Aynı dönemde rafineri kullanım oranı yüzde 92,5 seviyesinde gerçekleşti. Petrol piyasasında fiyatların yönü açısından bundan sonraki süreçte Ortadoğu’daki güvenlik gelişmeleri, enerji sevkiyatlarının seyri ve küresel arz koşulları yakından izlenecek.

Petrolde 100 dolar alarmı yeniden çaldı Haber

Petrolde 100 dolar alarmı yeniden çaldı

Küresel yakıt arzındaki sıkışıklığın derinleşmesi, enerji fiyatları ve enflasyon açısından yeni bir baskı yaratıyor. Petrol piyasasında Çin kaynaklı yeni gelişme fiyatları yeniden yukarı taşıdı. Brent petrolün Aralık vadeli kontratı 1 Ekim’de 100 dolar seviyesini aşarken, Çinli rafinerilerin ekim ayı için Hong Kong ve Makao dışındaki bölgelere petrol ürünü ihracatını askıya aldığı bildirildi. Çin ihracatı durdurdu Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Çinli rafineriler, petrol ürünleri ihracatını yeni bir duyuruya kadar durdurdu. Kararın, zaten arz sıkıntısıyla karşı karşıya olan küresel yakıt piyasasındaki baskıyı artırabileceği belirtiliyor. Çin’in bu adımı, ülkenin kendi iç piyasasındaki yakıt arzına ilişkin endişelerin arttığı şeklinde değerlendiriliyor. UBS analisti Giovanni Staunovo, ihracat kısıtlamasının Çin’de iç piyasadaki ürün bulunabilirliği konusunda kaygılara işaret edebileceğini belirtti. Brent eylülde yüzde 14 yükseldi Petrol fiyatlarındaki yükselişin boyutu, eylül performansında da dikkat çekti. Kasım vadeli Brent kontratı 30 Eylül’de 103,50 dolar seviyesinde kapandı ve eylül ayını yaklaşık yüzde 14 artışla tamamladı. Aralık vadeli kontrat ise yeni referans kontrat haline geldi. ABD’nin Batı Teksas türü ham petrolü WTI da yükselerek 90 doların üzerine çıktı. Piyasalarda petrol fiyatlarının seyri açısından küresel arz koşulları ve Orta Doğu’daki gelişmeler yakından izleniyor. Dizel arzında baskı büyüyor Küresel dizel piyasasında da arzın sıkılaştığı belirtiliyor. Orta Doğu ve Ukrayna bağlantılı saldırıların rafinaj kapasitesini azaltması, piyasadaki ürün arzını sınırlarken Çin’in ihracat kararının alternatif yakıt kaynaklarını daha da daraltabileceği ifade ediliyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişin kalıcı hale gelmesi halinde enerji maliyetleri üzerinden küresel enflasyon baskısının yeniden güçlenmesi, petrol ithalatçısı ülkelerin ekonomileri açısından ise daha yüksek maliyet anlamına gelebilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.

ABD tahvil faizinde 24 yılın zirvesi Haber

ABD tahvil faizinde 24 yılın zirvesi

Küresel tahvil piyasasında satış dalgası hız kazanırken, yükselen enerji fiyatları, enflasyon endişeleri ve yüksek kamu borçları yatırımcıların risk algısını artırıyor. ABD tahvil piyasasında yaşanan sert satış dalgası küresel finans piyasalarını yeniden hareketlendirdi. ABD’nin 10 yıllık Hazine tahvili getirisi perşembe günü yüzde 5,342’ye kadar çıkarak 2002 başından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Getiri aynı zamanda 2007’de görülen önceki zirveyi de aştı. Tahvil satışları hızlandı Tahvil getirilerindeki yükseliş yalnızca ABD ile sınırlı kalmadı. Fransa’nın 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 5’e yaklaşırken, İngiltere’nin 30 yıllık tahvil getirisi 1998’den bu yana ilk kez yüzde 6 seviyesini aştı. Japonya’da da uzun vadeli tahvil getirileri son yılların en yüksek seviyelerine çıktı. ABD’nin 10 yıllık tahvil getirisi, küresel borçlanma maliyetleri ve varlık fiyatları açısından temel göstergelerden biri olarak kabul ediliyor. Getirilerin yükselmesi, devletlerin yanı sıra şirketler ve hanehalkları açısından da finansman maliyetlerinin artması anlamına geliyor. Petrol fiyatları baskıyı artırıyor Tahvil piyasasındaki hareketliliğin önemli nedenlerinden biri yükselen enerji fiyatları. Brent petrolün fiyatı bugün yeniden 100 dolar seviyesine yaklaşırken, Çin’in petrol ürünleri ihracatını Hong Kong ve Makao dışındaki bölgelere durdurması küresel yakıt arzına ilişkin endişeleri artırdı. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, enflasyonun daha uzun süre yüksek kalabileceği beklentisini güçlendirirken yatırımcıların faizlerin daha uzun süre yüksek seviyelerde kalacağı yönündeki beklentilerini de besliyor. Reuters, ABD 10 yıllık tahvil getirisinin üçüncü çeyrekte yaklaşık 90 baz puan yükselerek bu yüzyılın en sert çeyreklik artışını kaydettiğini bildiriyor. Küresel borçlanma maliyeti yeniden gündemde Tahvil getirilerindeki yükselişin kalıcı hale gelmesi, dünya genelinde kamu borçlarının finansmanını daha pahalı hale getirebilir. Aynı zamanda mortgage kredilerinden şirket tahvillerine kadar geniş bir alanda borçlanma maliyetleri üzerinde baskı oluşturabilir. Piyasalarda bundan sonraki süreçte özellikle ABD 10 yıllık tahvil getirisinin yüzde 5 seviyesinin üzerinde kalıp kalmayacağı ve yükselişin diğer büyük ekonomilerin tahvil piyasalarına ne ölçüde yayılacağı izlenecek.

Çin’in yeni ticaret rotası Türkiye için ne anlama geliyor? Haber

Çin’in yeni ticaret rotası Türkiye için ne anlama geliyor?

DEİK Başkanı Nail Olpak, ABD pazarındaki kaybını alternatif pazarlara yönelerek telafi etmeye çalışan Çin’in küresel rekabet haritasını değiştirdiğini belirterek, Türkiye açısından hem yeni rekabet alanlarının hem de fırsatların ortaya çıktığını söyledi. Çin ihracatını farklı pazarlara yönlendirdi Olpak, ABD’nin 2025 yılında uygulamaya koyduğu ek gümrük tarifeleri sonrasında Çin’in ABD pazarındaki konumunun gerilediğini, bunun üzerine ülkenin ihracat pazarlarını çeşitlendirme stratejisini hızlandırdığını ifade etti. Çin’in ABD’ye yaptığı ihracatın toplam dış satımı içindeki payı 2024’te yüzde 14,68 iken 2025’te yüzde 11,14’e geriledi. Olpak, ABD pazarındaki gerilemenin Çin’i Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN), Afrika, Orta Doğu ve Avrupa gibi farklı coğrafyalarda yeni ticaret kanalları oluşturmaya yönelttiğini belirterek, yaşanan dönüşümün yalnızca ABD ile Çin arasındaki tarife anlaşmazlığından ibaret olmadığını, küresel ticaret rotalarının yeniden şekillendiğini söyledi. Çin’in yöneldiği pazarlar Türkiye için de kritik Çin’in alternatif pazarlardaki ağırlığının arttığına dikkat çeken Olpak, 2024-2025 döneminde Çin’in ihracatının Afrika’ya yüzde 25,9, Orta Doğu’ya yüzde 9,7 ve Avrupa Birliği’ne yüzde 8,63 yükseldiğini belirtti. Afrika’da Nijerya, Orta Doğu’da Birleşik Arap Emirlikleri ve Avrupa Birliği’nde Almanya’nın Çin açısından öne çıkan pazarlar olduğunu ifade eden Olpak, bu coğrafyaların aynı zamanda Türk iş dünyasının güçlü olduğu veya büyümeyi hedeflediği bölgeler olduğuna dikkat çekti. Olpak, “Önümüzdeki dönemi yalnızca bir rekabet riski olarak değil, değişen küresel ticaret dengeleri içerisinde Türkiye için yeni fırsatların ortaya çıktığı bir dönem olarak da okumalıyız” dedi. Yeni dönemde rekabetin yalnızca fiyat ve teknoloji üzerinden şekillenmeyeceğini vurgulayan Olpak, güvenilir tedarikçi, öngörülebilir iş ortağı ve sürdürülebilir ilişki kurabilme kapasitesinin giderek daha önemli hale geldiğini belirterek bu süreci küresel ticarette yükselen bir “güven rekabeti” olarak nitelendirdi. Afrika ve Orta Doğu yakından izlenmeli Olpak, Çin’in Almanya pazarındaki yükselişinin Türkiye açısından henüz doğrudan ve belirgin bir tehdit oluşturmadığını, buna karşılık Afrika ve Orta Doğu’nun daha yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi. 2025 yılında Çin’in Mısır’a ihracatının 19,97 milyar dolara ulaştığını, Türkiye’nin ihracatının ise 4,07 milyar dolar seviyesinde kaldığını belirten Olpak, aradaki farkın Çin lehine açıldığına işaret etti. Türkiye’nin Afrika’daki konumunun yalnızca fiyat rekabeti üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Olpak, Türkiye’nin ticaretin yanı sıra müteahhitlik, yatırım, lojistik ve sanayi iş birliklerinde önemli bir birikime sahip olduğunu söyledi. Olpak, Türkiye’nin rekabet modelinin kalite, güven, sürdürülebilir ortaklık, yerel iş birlikleri ve karşılıklı kazanım üzerine kurulması gerektiğini belirterek, özellikle Afrika ve Orta Doğu’da uzun vadeli ilişki kurma kapasitesinin önemli bir avantaj sağlayabileceğini kaydetti. Türkiye üretim ve yatırım merkezi olabilir Çin’in BAE’ye ihracatının 72,9 milyar dolara yükseldiğini, Türkiye’nin bu ülkeye ihracatının ise 9,28 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu belirten Olpak, Türk şirketlerinin katma değerli üretime daha fazla odaklanması gerektiğini vurguladı. Yeni dönemde yalnızca hangi ülkeye ne kadar ihracat yapıldığının değil, hangi ürünün hangi teknoloji seviyesi ve katma değerle ihraç edildiğinin de önem kazandığını belirten Olpak, Türkiye’nin rekabet gücünü artırmak için daha fazla katma değer, güçlü markalar, teknoloji, inovasyon ve kalıcı iş ortaklıklarına odaklanması gerektiğini söyledi. ABD ile Çin arasındaki ticaret geriliminin küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Olpak, Türkiye’nin bu süreçte üretim ve yatırım merkezi olarak konumunu güçlendirebileceğini ifade etti. Tedarik zincirlerinde yeni fırsatlar Olpak, küresel ticarette artık yalnızca düşük maliyetli üretimin değil, güvenli üretim, hızlı erişim, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve uzun vadeli iş ortaklıklarının da önem kazandığını belirtti. Avrupa’ya yakınlık, güçlü sanayi altyapısı, yetişmiş insan kaynağı, lojistik kabiliyetleri ve farklı coğrafyalarla kurulan ekonomik ilişkilerin Türkiye’yi değişen küresel tedarik zincirlerinde önemli bir alternatif haline getirdiğini söyledi. Olpak, ABD-Çin ticaretindeki dönüşümün yalnızca ihracat pazarlarında oluşabilecek rekabet açısından değil, Türkiye’ye gelebilecek yeni yatırımlar ve üretim fırsatları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. DEİK yeni ticaret alanlarını takip ediyor Küresel ticarette korumacılığın, bölgeselleşmenin ve tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesinin önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacağını belirten Olpak, DEİK’in 153 iş konseyiyle Türk özel sektörünün yeni pazar ve iş birliklerine ulaşması için çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Olpak, Çin’in değişen ihracat stratejisinin de bu çerçevede takip edildiğini belirterek, hangi pazarlarda rekabetin arttığının ve hangi alanlarda yeni fırsatlar oluştuğunun veriye dayalı olarak analiz edilmesi gerektiğini ifade etti. Olpak’tan kur artışı uyarısı Olpak, ihracatçıların enflasyon ile döviz kuru arasındaki makasın azaltılması, döviz kurlarının bir miktar yükselmesi ve döviz bozdurma konusundaki bazı desteklerin artırılması yönünde talepleri bulunduğunu söyledi. Kur artışının kısa vadede ihracat açısından çözüm gibi görülebileceğini ancak ithalatın ihracattan yüksek olduğu bir ekonomide maliyetlerin de buna bağlı olarak artabileceğini belirten Olpak, bu nedenle kur artışının orta vadeli bir çözüm olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Fon soruşturmalarına ilişkin açıklama Fon soruşturmalarıyla ilgili bir soru üzerine Olpak, hukuki sürecin devam ettiğini belirterek, “Yanlış yapan kim varsa üzerine gidilmeli, o yanlışların hesabı sorulmalı” dedi.

ABD ve ÇİN ticaret savaşını şimdilik öteledi Haber

ABD ve ÇİN ticaret savaşını şimdilik öteledi

Kararla birlikte karşılıklı tarifelerin düşük seviyelerde tutulması ve nadir toprak elementlerinin tedarikinin sürdürülmesi hedefleniyor. İki ülke arasındaki müzakerelerde gözler şimdi daha kapsamlı bir ekonomik anlaşma ihtimaline çevrildi. ABD ile Çin arasında ticaret politikaları kapsamında yürütülen müzakerelerde ateşkesin uzatılması konusunda anlaşmaya varıldı. 10 Kasım'da sona ermesi beklenen mevcut düzenleme, iki aylık ek süreyle 10 Ocak'a kadar devam edecek. Karar, iki ülke arasındaki tarifeler ve stratejik hammaddelerin ticareti konusunda yaşanan gerilimin geçici olarak sınırlandırılması açısından önem taşıyor. Tarifelerdeki geçici düzenleme uzatıldı ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, ateşkesin uzatılmasındaki temel hedeflerden birinin karşılıklı tarifelerin daha uzun süre düşük seviyelerde tutulması olduğunu açıkladı. Washington ve Pekin arasında uygulanan ticaret ateşkesi, iki ülkenin ekonomik ilişkilerindeki gerilimi azaltan başlıca düzenlemelerden biri olarak öne çıkıyor. Yeni uzatma kararı, taraflara mevcut ticaret koşullarını korumak ve müzakereleri sürdürmek için ek zaman sağlıyor. Kritik hammaddelerin tedariki gündemde Müzakerelerin önemli başlıklarından biri de nadir toprak elementlerinin uluslararası tedariki oldu. Bessent, uzatmanın bu stratejik hammaddelerin akışının devam etmesine katkı sağlamasının beklendiğini belirtti. Nadir toprak elementleri; savunma sanayisi, elektrikli araçlar, yarı iletkenler ve ileri teknoloji üretiminde kullanılıyor. Bu nedenle söz konusu kaynakların ihracatı ve tedarik zincirlerinin güvenliği, ABD ile Çin arasındaki ekonomik görüşmelerde öncelikli konular arasında yer alıyor. Trump ve Şi görüşmesi öncesinde yeni adım Ateşkesin uzatılması, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında yapılması planlanan görüşmenin öncesinde gerçekleşti. İki liderin ticaret ilişkilerinin yanı sıra yapay zekâ, Tayvan, İran ve ikili ekonomik iş birliği konularını ele alması bekleniyor. Bessent, uzatma kararını Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile gerçekleştirdiği temasların ardından duyurdu. Tarafların son dönemde ticaret, yapay zekâ ve kritik mineraller başta olmak üzere çeşitli alanlarda görüşmeler yürüttüğü bildirildi. Pekin'den istikrarlı ilişki mesajı Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Washington ziyareti kapsamında yaptığı açıklamada, görüşmelerin her iki taraf için de verimli sonuçlar doğurmasını beklediğini söyledi. Şi, ABD ile Çin'in birbirini yalnızca rakip olarak değerlendirmek yerine ortaklık ve istikrarlı ilişkiler geliştirmeye odaklanması gerektiğini vurguladı. Çin liderinin açıklamalarında tarifeler veya nadir toprak elementlerine yönelik doğrudan bir değerlendirme yer almadı. İki ülkeye kapsamlı anlaşma için iki aylık süre Ateşkesin 10 Ocak'a kadar uzatılması, ABD ve Çin'e daha kapsamlı bir ticaret anlaşması üzerinde çalışmak için ek süre kazandırdı. Bessent, müzakerelerin yalnızca mevcut ateşkesin korunmasıyla sınırlı kalmayacağını, daha geniş kapsamlı ekonomik bir anlaşma üzerinde de çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti. Ticaret anlaşmazlıkları henüz çözülmüş değil Ateşkesin uzatılması, iki ülke arasındaki ticari gerilimi kısa vadede sınırlandırsa da temel anlaşmazlıklar gündemdeki yerini koruyor. Tarifeler, kritik mineraller, teknoloji transferi, yapay zekâ ve tarımsal ürün alımları, Washington ile Pekin arasındaki görüşmelerin öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor. Yeni süreçte, Trump ile Şi arasındaki görüşmenin sonuçları ve tarafların 10 Ocak'a kadar kalıcı bir ticaret anlaşmasına yönelik ilerleme sağlayıp sağlayamayacağı izlenecek.

WEF'ten küresel ekonomi uyarısı Haber

WEF'ten küresel ekonomi uyarısı

Katılımcıların yüzde 56'sı önümüzdeki bir yılda istikrarlı veya iyileşen bir ekonomik görünüm beklerken, jeopolitik çatışmalar, yüksek enflasyon, daralan mali destekler ve yapay zeka yatırımlarının yarattığı belirsizlikler öne çıktı. Dünya Ekonomik Forumu (WEF), kamu ve özel sektörde görev yapan başekonomistlerin katılımıyla hazırlanan Başekonomistlerin Değerlendirmeleri raporunu yayımladı. Araştırma, küresel ekonominin gelecek bir yılına ilişkin beklentileri ve büyümeyi etkileyebilecek yapısal riskleri ele aldı. Ekonomide istikrarlı görünüm beklentisi Ankete katılan başekonomistlerin yüzde 56'sı, önümüzdeki 12 ayda küresel ekonominin istikrarlı kalmasını veya iyileşmesini bekliyor. Buna karşın katılımcıların yüzde 97'si jeopolitik çatışmaları gelecek yıl boyunca belirsizliğin önemli kaynaklarından biri olarak gösteriyor. Başekonomistlerin yalnızca dörtte biri, küresel ekonominin daha dayanıklı hale geleceğini öngörüyor. Mali desteğin yerini yeni dayanıklılık unsurları alıyor Başekonomistlerin yüzde 69'u, mali desteğin 2020'den bu yana küresel ekonomi açısından en önemli dayanıklılık kaynaklarından biri olduğunu belirtiyor. Ancak bu desteğin önümüzdeki 12 ay boyunca aynı rolü sürdüreceğini düşünenlerin oranı yüzde 28'de kalıyor. Ekonomistlerin çoğu, gelecekte ekonomik dayanıklılığın esnek tedarik zincirlerine, teknolojik yeniliklere ve enerji piyasalarına uyum sağlama kapasitesine daha fazla bağlı olacağını düşünüyor. ABD ve Çin, ekonomik şoklara karşı en yüksek dayanıklılığı gösterebilecek ülkeler arasında değerlendiriliyor. Yapay zeka yatırımları büyümenin yeni dinamiği Ankete katılanların yüzde 97'si, gelecek bir yılda yapay zeka kullanımının artacağını tahmin ediyor. Katılımcıların yüzde 69'u ise bu teknolojinin önemli verimlilik artışı sağlayacağını öngörüyor. Yapay zeka alanındaki rekabetin ABD ve Çin arasında yoğunlaşması beklenirken, başekonomistlerin yüzde 69'u iki ülke arasındaki teknolojik farkın daralacağını düşünüyor. Aynı orandaki katılımcı, Çin'in büyük dil modellerinin 12 ay içinde ABD'deki muadillerine yetişebileceği görüşünde. Veri merkezi yatırımlarına ilişkin beklentiler Her 10 başekonomistten yaklaşık 8'i, veri merkezi yatırımlarının küresel ekonomik büyümenin önemli bir bölümünü oluşturacağını düşünüyor. Bununla birlikte, katılımcıların yüzde 79'u bu yatırımların yerel topluluklardan ciddi direnç görebileceğini öngörüyor. Veri merkezlerinin istihdam yaratma kapasitesine ilişkin beklentiler ise daha sınırlı. Başekonomistlerin yüzde 61'i, bu yatırımların istihdam oluşturma açısından önemli bir paya sahip olacağını düşünmüyor. Katılımcıların çoğu, veri merkezi yatırımlarının elektrik ve su fiyatlarını artırabileceği görüşünde. Jeoekonomik parçalanma riski artıyor Başekonomistlerin yüzde 77'si, gelecek yıl jeoekonomik parçalanmanın artmasını bekliyor. Katılımcıların yüzde 55'i ABD'de, yüzde 43'ü ise Avrupa'da gümrük vergilerinin yükseleceğini tahmin ediyor. Ankete katılanların üçte ikisi küresel ticaret hacminin artacağını düşünürken, yüzde 83'ü Çin'in ABD dışındaki pazarlara yönelik ihracatının büyümesini bekliyor. Hindistan, Güneydoğu Asya, Orta Asya ve ABD, ekonomik görünüm açısından en olumlu değerlendirilen bölgeler arasında yer alıyor. Çin'in görünümünün ise zayıfladığı belirtiliyor. Ekonomistlerin yaklaşık üçte biri Çin'de zayıf büyüme bekliyor. Avrupa ekonomisinde sınırlı bir iyileşme öngörülmesine rağmen, katılımcıların yüzde 61'i bölgede zayıf veya çok zayıf büyüme tahmininde bulunuyor. Para politikalarında farklılaşma beklentisi Başekonomistlerin yaklaşık üçte biri, ABD, Çin ve Avrupa'da işsizliğin artacağını öngörüyor. Katılımcılar ayrıca para politikalarında ülkeler ve bölgeler arasında farklı yönlere doğru bir ayrışma yaşanabileceğini değerlendiriyor. Ankete göre, Japonya'da para politikasının sıkılaşmasını bekleyenlerin oranı yüzde 70, Avro Bölgesi için yüzde 53, ABD için ise yüzde 42 olarak ölçüldü. Gıda ve enerji maliyetlerinde artış beklentisi Başekonomistlerin yüzde 88'i gıda, yüzde 83'ü elektrik ve yüzde 77'si ulaşım maliyetlerinde artış bekliyor. Katılımcıların çoğu, birçok bölgede reel gelirlerin azalacağını veya mevcut seviyelerde kalacağını tahmin ediyor. Hükümetlerin temel ihtiyaç ürünlerinde vergi indirimleri ve tavan fiyat gibi görünür önlemlere başvurması beklenirken, düşük gelirli hanelere yönelik vergi indirimi öngören ekonomistlerin oranı yüzde 36'da kalıyor. WEF'ten dayanıklılık çağrısı WEF Ekonomik Büyüme ve Dönüşüm Bölümü Başkanı Attilio Di Battista, değerlendirmesinde başekonomistlerin küresel ekonomide istikrar beklentisini koruduğunu ancak belirsizliğin yüksek seviyede olduğunu belirtti. Di Battista, jeopolitik dalgalanmalar, olası varlık fiyatı düzeltmeleri, yapay zeka yatırımlarına yönelik artan denetimler ve yaşam maliyeti baskılarının küresel ekonomi açısından risk oluşturduğunu ifade etti. Son yıllarda yaşanan krizlerin aşılmasında hükümet desteklerinin önemli rol oynadığını belirten Di Battista, mali kapasitenin ilerleyen dönemde daralabileceğine dikkat çekerek, yeni bir şok ortaya çıkmadan önce dayanıklılığın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

New York Borsası haftaya yükselişle başladı Haber

New York Borsası haftaya yükselişle başladı

ABD hisse senetleri, enerji fiyatlarındaki gerileme ve tahvil getirilerindeki düşüşün etkisiyle haftaya pozitif başladı. Açılışta Dow Jones endeksi 254 puan artarak 51 bin 936,76 seviyesine yükseldi. S&P 500 endeksi yüzde 0,55 değer kazanarak 7 bin 692,83 puana çıktı. Teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi ise yüzde 0,76 yükselişle 26 bin 723,19 puana ulaştı. Nasdaq, üç ana endeks arasında en güçlü açılışı gerçekleştirdi. Petrol fiyatlarındaki düşüş piyasaları destekledi Piyasalardaki olumlu havanın temel unsurlarından biri petrol fiyatlarındaki gerileme oldu. Brent petrolün varil fiyatı, Orta Doğu’da diplomatik temasların yeniden başlayabileceğine yönelik beklentiler ve Körfez bölgesindeki arz akışının toparlandığına ilişkin işaretlerle 101 dolar seviyesine geriledi. Enerji fiyatlarındaki düşüş, son dönemde artan maliyetlerin enflasyon üzerindeki baskısını azaltabileceği beklentisini güçlendirdi. Bu gelişme, küresel hisse senedi piyasalarında risk iştahını destekleyen unsurlar arasında yer aldı. ABD tahvil getirileri geriledi Wall Street’te yükselişi destekleyen bir diğer gelişme tahvil piyasasında yaşandı. ABD’nin 10 yıllık tahvil getirisi, geçen hafta yüzde 5 seviyesinin üzerine çıkmasının ardından yeni haftada geri çekildi. Uzun vadeli tahvil faizlerindeki düşüş, özellikle teknoloji ve büyüme şirketlerinin değerlemeleri üzerindeki baskıyı hafifletti. Faizlerdeki gerileme, yatırımcıların yeniden daha riskli varlıklara yönelmesine katkı sağladı. Piyasalarda Trump-Şi zirvesi izleniyor ABD ile Çin arasındaki diplomatik temaslar da yatırımcıların gündemindeki önemli başlıklardan biri oldu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng, New York’taki görüşmelerini tamamladı. Görüşmelerin, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında 24 Eylül’de yapılması planlanan zirvenin gündemini şekillendirmesi bekleniyor. Zirvede ticaret ateşkesinin sürdürülmesi, yapay zekâ, kritik tedarik zincirleri ve jeopolitik gelişmelerin ele alınması öngörülüyor. İki ülke arasında kapsamlı bir politika değişikliği beklentisi sınırlı kalırken, ticari gerilimin yeniden tırmanmaması piyasalarda olumlu karşılanıyor. Yapay zekâ hisselerinde toparlanma Geçen hafta satış baskısıyla karşılaşan teknoloji ve yarı iletken şirketlerinde yeni haftada toparlanma görüldü. Yapay zekâ talebinin güçlü kalmaya devam ettiğine ilişkin değerlendirmeler, teknoloji hisselerine yönelik ilgiyi destekledi. Intel, AMD ve Super Micro Computer gibi çip ve yapay zekâ yatırımlarıyla bağlantılı şirketlerde yükselişler görüldü. Yapay zekâ altyapısına yönelik yatırımların devam etmesi, sektör hisselerinde toparlanmayı destekleyen temel unsurlar arasında yer aldı. Accenture ve Anthropic’ten 2 milyar dolarlık yapay zekâ anlaşması Teknoloji sektöründe öne çıkan gelişmelerden biri, Accenture ile Anthropic arasında yapılan yeni anlaşma oldu. İki şirket, ileri yapay zekâ modellerinin bağımsız olarak değerlendirilmesi ve güvenlik testlerinin yürütülmesi amacıyla önümüzdeki beş yıl içinde toplam en az 2 milyar dolarlık kaynak ayıracaklarını açıkladı. Anlaşmanın ardından Accenture hisselerinde yükseliş görülürken, gelişme yapay zekâ güvenliği ve altyapısına yönelik yatırımların devam ettiğine ilişkin beklentileri destekledi. Fed politikası belirsizliği sürüyor Borsalardaki yükselişe rağmen para politikası kaynaklı riskler tamamen ortadan kalkmış değil. Fed, geçen hafta politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 aralığına yükseltti. Piyasalarda ekim ayında yeni bir faiz artışı yapılabileceğine ilişkin beklentiler de izlenmeye devam ediyor. Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, güçlü talebin enerji ve diğer arz şoklarıyla birleşmesi halinde enflasyon baskısının artabileceğine dikkat çekti. Yatırımcılar, enerji fiyatlarındaki gelişmelerin yanı sıra Fed yetkililerinin önümüzdeki günlerde vereceği mesajları da takip edecek. Piyasaların gündeminde dört başlık var Wall Street’te haftanın kalanında Fed yetkililerinin faiz politikasına ilişkin açıklamaları, Trump-Şi zirvesinden çıkacak mesajlar, ABD ile İran arasında doğrudan temas kurulma ihtimali ve petrol fiyatlarının seyri öne çıkacak. Enerji fiyatlarındaki düşüşün devam etmesi ve tahvil getirilerinin gerilemesi, hisse senedi piyasalarındaki olumlu havayı destekleyebilir. Buna karşılık enflasyon veya faiz artışı beklentilerinin güçlenmesi, piyasalarda oynaklığın yeniden artmasına neden olabilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.