SON DAKİKA
Hava Durumu

#Çin

Ekometre - Çin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Çin ve Almanya kültürel iş birliğini güçlendiriyor Haber

Çin ve Almanya kültürel iş birliğini güçlendiriyor

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in eşi Peng Liyuan ile Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier'in eşi Elke Büdenbender'in Pekin'deki buluşması da iki ülke halkları arasındaki kültürel etkileşimin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. CGTN'de yayımlanan makalede, Çin ve Almanya arasındaki kültür alışverişinin iki toplumun birbirini daha yakından tanımasına, karşılıklı anlayışın gelişmesine ve dostluk bağlarının güçlenmesine katkı sağladığı belirtildi. Çin'e 27-31 Ekim tarihlerinde resmi ziyarette bulunan Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier'e eşlik eden Elke Büdenbender, cuma günü Pekin'de düzenlenen çay resepsiyonunda Peng Liyuan ile bir araya geldi. Görüşmede Peng, 2017 yılında Devlet Başkanı Xi Jinping ile birlikte gerçekleştirdiği Almanya ziyaretini hatırlatarak iki ülke arasındaki dostane ilişkilerden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Büdenbender'in kadın ve çocukların haklarının korunmasına yönelik uzun yıllara dayanan çalışmalarını da takdir etti. İki isim, Çin ve Almanya arasındaki kültürel etkileşimi ve halklar arasındaki ilişkileri konu alan kısa filmi birlikte izledi. Peng, iki ülkenin eğitim ve kültür başta olmak üzere farklı alanlarda kapsamlı iş birlikleri yürüttüğünü belirterek, kültür alışverişinin sürdürülmesinin karşılıklı anlayışı ve dostluğu daha da geliştireceğini ifade etti. Büdenbender ise ev sahipliği dolayısıyla Peng'e teşekkür ederek, iki ülke arasındaki kültürel ilişkilere ve halklar arası etkileşime katkı sunmaya devam etmeye hazır olduklarını kaydetti. Eğitim ve dil programları ilişkileri destekliyor Çin ile Almanya arasındaki kültürel etkileşim; dil eğitimi, festivaller, sanat, turizm ve öğrenci programları gibi farklı alanlarda gelişiyor. Hannover'deki Leibniz Konfüçyüs Enstitüsü, yaz kampları, uzaktan dil eğitimi programları ve konuşma yarışmaları düzenleyerek Alman öğrencilerin Çin diline ve kültürüne ilgisini artırmayı hedefliyor. Bonn merkezli Burg Çin Korosu da Yunnan eyaletinde düzenlenen Yi Meşale Festivali'ne 80 öğrenci ve öğretmenle katıldı. Katılımcılar festival etkinliklerinde yerel halkla bir araya geldi, 60'tan fazla Çince şarkı öğrendi ve bölgenin kültürel geleneklerini yakından tanıdı. Festivaller ve sanat etkinlikleri öne çıkıyor İki ülke arasındaki kültürel etkileşimde festivaller ve sanat organizasyonları da önemli yer tutuyor. Berlin Belediye Binası, 12 yıldır Çin Yeni Yılı galasına ev sahipliği yapıyor. Etkinliklerde dans, halk müziği ve dövüş sanatları gösterileri izleyicilerle buluşuyor. Frankfurt Bahar Festivali kapsamında Chaoshan Yingge dans grubu ile Ansai bel davulları Almanya sokaklarında sahne alırken, Duisburg'daki Çin Festivali'nde konserler ve film gösterimleri tai chi ile pop-elektronik müziği bir araya getiriyor. Chengdu'da düzenlenen bir sergi ise Çinli ve Alman sanatçıları teknoloji ve algı temaları etrafında buluşturdu. Turizm ve seyahat bağlantıları genişliyor Kültürel ilişkilerin gelişmesinde turizm faaliyetleri de etkili oluyor. Berlin'de düzenlenen Gansu kültür turizmi tanıtım etkinliği, Alman seyahat sektöründen 40'ın üzerinde temsilciyi bir araya getirdi. Bir Alman seyahat acentesinin Türkiye üzerinden Çin'e uzanan rotada 38 karavanla bir yolculuk organize ettiği de aktarıldı. Çin'in Alman vatandaşlarına yönelik vizesiz seyahat uygulamasının 2026 yılı boyunca devam etmesi, iki ülke arasındaki karşılıklı seyahatleri kolaylaştıran gelişmeler arasında gösterildi. CGTN'nin değerlendirmesine göre Çin ve Almanya arasındaki kültür alışverişi, tekil etkinliklerin ötesine geçerek eğitim, sanat, turizm ve toplumsal etkileşimi kapsayan geniş bir iş birliği ağına dönüşüyor.

Türk ihracatçıları Çin yolcusu Haber

Türk ihracatçıları Çin yolcusu

Türkiye’nin Çin’e yaptığı ihracatın 2026 yılının ocak – eylül döneminde yüzde 41’lik artışla 2,1 milyar dolardan 3 milyar dolara çıktığını, hedeflerinin orta vadede Çin’e ihracatı 10 milyar dolara çıkarmak olduğunu dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Çin Uluslararası İthalat Fuarı’na 9. kez Türkiye Milli Katılım Organizasyonu yapacaklarını, gıda, kozmetik, tekstil ve hizmet sektöründe faaliyet gösteren 15 firmayla Türkiye’nin Çin’e ihracatının artması için mesai vereceklerini belirtti. Çin’in, 2025 yılında 3 trilyon 772 milyar dolar ihracatla dünya lideri olduğuna dikkati çeken Öztürk, “Çin, ithalat için uzak bir ülke olmadığı gibi ihracat içinde uzak bir ülke değil. Çin, 2025 yılında 2 trilyon 583 milyar dolarlık ithalatla dünyanın en büyük ikinci ithalatçısı ülke konumunda. Çin’i bir ülke olarak değil, bir kıta olarak değerlendirmek gerekiyor” şeklinde konuştu. Çin’de sağlıklı ürünlere talep artıyor “Son yıllarda Çin pazarına yönelik yoğun çalışma yürüyoruz” diyen Öztürk şöyle devam etti; “Çin pazarında özellikle gıda ürünlerine yönelik tüketim alışkanlıklarında önemli bir dönüşüm yaşanıyor. “Sağlıklı ürünler”, ürün içeriğinin açık ve şeffaf biçimde belirtildiği clean label yaklaşımı ve doğal koruyucuların kullanımı gibi trendler giderek güçleniyor. İhracatımızı mevcut hammaddeden yüksek katma değerli ve tüketici odaklı ürünlere kaydırmakta. Burada üç alan özellikle öne çıkıyor: Kozmetik ve kişisel bakım ürünleri: Türk gülünden elde edilen doğal kozmetik ürünleri, doğal içerikli bakım ürünleri, aromatik ürünler ve premium kişisel bakım ürünleri. Sağlıklı ve fonksiyonel gıda: Kuru meyveler, Antep fıstığı, bal, zeytinyağı, doğal atıştırmalıklar, sağlıklı/organik ürünler ve hazır tüketilebilir gıdalar. Premium Türk gıda ürünleri: Zeytinyağı, kuru meyve, fındık, Antep fıstığı, bal ve seçilmiş işlenmiş gıda ürünleri. Çin'de sağlık odaklı, hazır tüketilebilir ve hazır pişirilebilir gıdalara yönelik talebin arttığına ilişkin güncel tüketim araştırmaları bulunuyor. Türkiye bu sektörlerde güçlü üretici. Çin pazarında sağlıklı gıda ürünleri sektörlerinde büyüyecek potansiyele sahibiz.” Çin’de 300 milyon alım gücü yüksek tüketici var Çin’de alım gücü Avrupalı tüketiciler seviyesinde 300 milyon insan yaşadığını paylaşan Öztürk, “Türk firmalarının Çin pazarında başarılı olması için Çin'in Z kuşağı tüketicilerine kişiselleştirilmiş ve niş ürünlerle ulaşabiliriz. Firmalarımız Çince ambalajları olan Z kuşağının taleplerine uygun ürün gamıyla Çin pazarında daha kalıcı olabilirler. Çin pazarında batı benzeri tüketim alışkanlıkları hızla artmakta. Eskiden tasarruf odaklı olan Çinli tüketiciler, artık kaliteli ve sağlıklı ürünlere daha çok harcama yapıyor, dünyayı geziyor, farklı mutfakları ve yaşam tarzlarını deneyimliyor. Biz de bu değişime cevap verebilmek için, Türk zeytinyağı, kuru incir, üzüm, kayısı, şarap gibi Ege Bölgesi’nin öne çıkan ürünlerini, ayrıca organik tarım ürünlerimizi ve yüksek kaliteli sanayi ürünlerimizi Çinli tüketiciler için potansiyel arz ediyor. Çin’de sosyal medya kullanımı çok yaygın ve Çinlilerin tüketim tercihlerinde etkili oluyor. Bu kapsamda Birliğimizin wechat hesabı üzerinden firmalarımızı ve ürünlerini tanıtmaya devam ediyoruz. İsteyen firmalarımıza da kendi hesabımızdan üzerinden tanıtım yapma olanağı veriyoruz” ifadelerini kullandı. Ülkemizde yetişen pek çok ürünün Çin'in karantina listesinde olduğu için ihraç edilemediğini aktaran Öztürk, Türkiye ile Çin arasında 15 Ekim 2025 tarihinde yetiştiricilik ve avcılık yoluyla elde edilen su ürünlerini kapsayan iki yeni protokol hayata geçirildiğini bu gelişme sonrasında Türkiye’den Çin’e su ürünleri ihracatının 2026 yılının ocak – eylül döneminde 3 kat artışla 18 milyon dolara ulaştığını ifade etti. Türkiye’den defne yaprağı ihracatına olanak sağlayacak anlaşmanın kısa süre önce imzalandığını hatırlatan Öztürk, “Ülkemizden Çin’e yapılan defne yaprağı ihracatı geçtiğimiz yıllarda 15 milyon doları aşmıştı. Bu anlaşmayla defne yaprağı ihracatında bu parlak günlere geri dönmeyi hedefliyoruz. Ülkemizde yetişen pek çok ürün Çin’in karantina listesinde olduğu için ihraç edilemiyor. Kanatlı sektörü, Çin’in karantina listesinden çıkmayı bekliyor. Ülkemizin yıllara göre değişmekle birlikte, yıllık 60–75 bin ton arası işlenmiş tavuk ayağı ihracat kapasitesi bulunmakta. Buna benzer anlaşmaların hızla yürürlüğe girmesi iki ülke arası ticaret dengesi açısından kritik öneme sahip. Çin’e ihracat için bitki sağlığı sertifikası yapılmasını beklediğimiz bir diğer ürün kiraz. Türk ürünlerinin Çin’e ihracatıyla ilgili karşılıklı anlaşmalar hayata geçtiği takdirde Çin’e orta vadede ihracatımız 10 milyar dolara ulaşacak. Çin İthalat Fuarı’nda bu zeminin oluşması için çaba göstereceğiz” dedi. “Türkiye’nin Çin’e yaptığı her 100 dolarlık ihracatın 18 dolarında Ege İhracatçı Birlikleri’nin imzası var” diye konuşan EİB Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Çin Uluslararası İthalat Fuarı sırasında Çin’in en büyük e-ticaret platformlarından JD.com, China General Chamber of Commerce ve Çin’in en büyük kargo firmalarından YTO Express firması ile görüşmeler yapacaklarını sözlerine ekledi. Türk ihracatçılarla Çinli ithalatçılar 9 Kasım’da networking etkinliğinde buluşacak Ege İhracatçı Birlikleri, Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nda geçen yıllardaki gibi 2026 yılında da, Türk ihracatçılarla, Çinli ithalatçıların ikili iş görüşmeleri yapabilmesine zemin hazırlayacak Türkiye’nin Çin’e ihracatının ivme kazanmasını sağlayacak networking etkinliği düzenleyecek. EİB, 9 Kasım 2026 Pazartesi günü yapılacak bu etkinlikte Türkiye’nin Çin’e ihracatta sektörel çeşitliliğin artması için mesai verecek. EİB 2026’da Çin pazarında dört kez boy gösterdi Ege İhracatçı Birlikleri 2026 yılında Xiamen International Stone Fuarı ve Çin’in Batıya açılan kapısı olan Urumçi’de ‘2026 Çin Avrasya Expo Fuarı’nın Milli Katılım organizasyonu gerçekleştirmiş, Türkiye İhracatçılar Meclisi’yle iş birliğinde gıda ihracatçılarına yönelik Guanco Gıda Sektörel Ticaret Heyeti düzenlemişti. Türkiye’nin Çin’e ihracatı yüzde 41 arttı Türkiye’nin Çin’e ihracatı, 2026 yılının ocak-eylül döneminde yüzde 41’lik artışla 2 milyar 121 milyon dolardan 2 milyar 994 milyon dolara yükseldi. Madencilik sektörü Çin’e 1 milyar 648 milyon dolarlık ihracatla açık ara zirvede yer alırken, kimya sektörü 618,5 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Türk gıda ihracatçıları Çin’e yaptıkları ihracatla 210 milyon doları hanelerine yazdırdı. 2026 yılının Ocak – Eylül döneminde Ege İhracatçı Birlikleri’nden Çin’e yapılan ihracat yüzde 43’lük artışla 378 milyon dolardan 542 milyon dolara ulaştı. Madencilik sektörü 454 milyon dolarlık ihracatla Ege İhracatçı Birlikleri’nden Çin’e yapılan ihracatın aslan payını aldı. Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Çin’e 25,5 milyon dolar ihracat yaparken, Çin’e ihracatta üçüncü 10,5 milyon dolarla Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği oldu.

Çin imalat sektöründe büyüme sürüyor Haber

Çin imalat sektöründe büyüme sürüyor

S&P Global tarafından açıklanan verilere göre, Çin RatingDog genel imalat PMI endeksi ekimde 52,0 seviyesinde gerçekleşti. Eylül ayında 52,1 olan endeksteki sınırlı gerilemeye rağmen imalat sektöründeki büyüme eğilimi korundu. Endeksin üst üste 11 aydır 50 seviyesinin üzerinde bulunması, 2021 yılının ortalarından bu yana sektörde kaydedilen en uzun kesintisiz iyileşme dönemine işaret etti. Üretim artışı nisan ayından bu yana en yüksek seviyede Ekim ayında imalat sanayi üretimindeki artış hız kazandı ve nisan ayından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Yeni siparişlerdeki büyüme ise eylül ayına yakın bir tempoda sürdü. Böylece yeni siparişlerdeki genişleme eğilimi 18 aya yaklaştı. Yeni ihracat siparişleri de artışını üst üste dördüncü aya taşıdı. Ancak ihracat siparişlerindeki büyüme hızı son üç ayın en düşük seviyesine geriledi. Maliyet baskısı hafifledi, fabrika çıkış fiyatları geriledi Ekim ayı verileri, imalat sektöründe maliyet baskılarının hafiflediğini ortaya koydu. Girdi fiyatlarındaki artış eylül ayına kıyasla yavaşlayarak yıl başından bu yana kaydedilen ortalamanın altına indi. Yoğun rekabetin etkisiyle fabrika çıkış fiyatları ise son üç ayda ikinci kez düşüş gösterdi. Bu gelişme, üreticilerin fiyatlama gücü üzerindeki baskının sürdüğüne işaret etti. Özel sektör PMI verisi resmi göstergeden ayrıştı Çin'in özel sektör ağırlıklı imalat göstergesi ile resmi PMI verisi ekim ayında farklı yönlerde hareket etti. Resmi imalat PMI endeksi, eylüldeki 50,1 seviyesinden 49,3'e gerileyerek daralma bölgesine geçti. Buna karşılık özel sektör ve küçük ölçekli şirketleri daha fazla kapsayan RatingDog imalat PMI endeksi 52,0 seviyesinde kalarak büyümeye işaret etti. Üretim ve siparişlerdeki artışa rağmen riskler sürüyor Ekim ayı verileri, Çin imalat sektörünün yılın son çeyreğine üretim ve yeni siparişlerdeki büyümeyi koruyarak başladığını gösterdi. Bununla birlikte fabrika çıkış fiyatlarında yeniden görülen düşüş ve iş dünyası güvenindeki zayıflama, sektörün önümüzdeki dönemde karşı karşıya kalabileceği riskler arasında öne çıktı.

Fed kararı öncesi altın geriledi Haber

Fed kararı öncesi altın geriledi

Ons altın 4.030 dolar civarına gerilerken piyasaların odağı Fed’in faiz kararına çevrildi. Analistler, aralık ayında faiz artırımı sinyalinin güçlenmesi halinde altındaki satış baskısının artabileceğine dikkat çekiyor. Altın fiyatları, ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz kararı öncesinde yeniden düşüşe geçti. Gram altın günün ilk bölümünde 6.522 TL’yi gördükten sonra gerileyerek 6.456 TL seviyesinde işlem gördü. Gün içindeki en düşük seviye ise 6.444 TL olarak kaydedildi. Ons altın da 4.070 dolara kadar yükseldikten sonra yönünü aşağı çevirdi ve 4.030 dolar civarına çekildi. Doların güçlenmesi ve ABD tahvil faizlerinin yüksek seyretmesi, faiz getirisi bulunmayan altın üzerindeki baskıyı artıran unsurlar arasında yer alıyor. İç piyasada gram altının yönünü belirleyen unsurlar arasında ons altının yanı sıra dolar/TL kuru ve fiziki piyasadaki alış-satış farkları da bulunuyor. Altın fiyatları neden düşüyor? Altındaki geri çekilmede ABD ekonomisinin dirençli görünümü, enflasyonun hedef seviyenin üzerinde seyretmesi ve Fed’in aralık ayında yeniden faiz artırabileceği beklentisi etkili oluyor. ABD’de eylül ayında dayanıklı mal siparişleri yüzde 1,8 arttı. Ulaşım hariç siparişlerde yüzde 0,5 yükseliş kaydedilirken uçak hariç savunma dışı sermaye malları siparişleri de yüzde 0,5 arttı. Tüketici güven endeksi ekimde 91,7’ye yükselerek piyasa beklentilerini aştı. Mevcut durum endeksi 120,4, beklentiler endeksi ise 72,6 oldu. Eylül ayında yeni konut satışları yıllıklandırılmış 676 bin seviyesinde gerçekleşti. Bu rakam, yaklaşık 650 bin olan piyasa beklentisinin üzerinde kaldı. Richmond Fed imalat endeksi ise eksi 2 olarak açıklandı. ABD’de eylül ayı tüketici enflasyonunun aylık yüzde 0,6, yıllık yüzde 3,7 artması da fiyat baskılarının sürdüğüne işaret etti. Bu görünüm, Fed’in faizleri yüksek tutabileceği veya ilerleyen dönemde yeniden sıkılaştırmaya gidebileceği beklentilerini canlı tutuyor. Fed faiz kararı saat kaçta açıklanacak? Fed’in faiz kararı bugün saat 21.00’de açıklanacak. Fed Başkanı Kevin Warsh’ın basın toplantısının ise saat 21.30’da başlaması bekleniyor. Piyasalardaki temel beklenti, politika faizinin yüzde 3,75-4,00 aralığında sabit tutulması yönünde. Vadeli piyasa fiyatlamaları da faiz değişikliği yapılmaması olasılığının yüzde 90’ın üzerinde olduğuna işaret ediyor. Bununla birlikte yatırımcıların asıl odağı, kararın kendisinden çok Fed’in aralık ayına ilişkin vereceği mesajlar olacak. Aralık ayında faiz artırımı gündeme gelebilir BBVA Research, Fed’in ekim ayında faizleri sabit tutmasını ancak karar metninde şahin bir iletişim benimsemesini bekliyor. Kuruma göre enflasyonun yüksek seyretmesi, aralık ayında yeni bir faiz artırımını gündemde tutabilir. Morgan Stanley Baş ABD Ekonomisti Michael Gapen de Fed’in ekimde bekleyeceği, ancak daha sonraki bir toplantıda faiz artırımı ihtimalinin devam edeceği görüşünde. Gapen, ABD ekonomisinin ilave sıkılaştırmayı kaldırabilecek güçte olduğuna dikkat çekiyor. Goldman Sachs emtia stratejisti Daan Struyven’in değerlendirmesinde de aralık ayı öne çıkıyor. Bankanın temel senaryosuna göre Fed, aralık ayında son bir faiz artırımına gidebilir ve ardından sıkılaştırma döngüsünü tamamlayabilir. Yüksek faizler kısa vadede altını baskılayabilecek olsa da faiz artışlarının bir bölümünün fiyatlara yansımış olması ve merkez bankalarının altın alımlarını sürdürmesi, orta vadeli görünümü destekleyen unsurlar arasında gösteriliyor. UBS ve Standard Chartered hangi seviyelere dikkat çekiyor? UBS, ons altında 4.000 dolar seviyesini yakından izliyor. Banka stratejisti Giovanni Staunovo, fiyatların kısa vadede bu desteği yeniden test edebileceğini, ancak yapısal alıcıların devreye girerek bu bölgede taban oluşumuna katkı sağlayabileceğini değerlendiriyor. Merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirmesi, kamu borçlarına ilişkin endişeler ve Çin kaynaklı talep, UBS’ye göre altının uzun vadeli yatırım gerekçelerini destekliyor. Standard Chartered Küresel Emtia Araştırmaları Başkanı Suki Cooper ise daha temkinli bir görünüm çiziyor. Cooper, altının mevcut seviyelerde kalıcı bir taban oluşturması gerektiğini belirterek 3.886 dolar seviyesinin aşağı kırılması durumunda düzeltmenin derinleşebileceği uyarısında bulunuyor. Kısa vadede fiyatların yatay bir seyir izleyebileceği değerlendirilirken Çin, Hindistan ve merkez bankalarından gelen talebin uzun vadeli görünümü destekleyebileceği belirtiliyor. 30 analistin altın tahmini yükseldi 27 Ekim’de yayımlanan ve 30 analist ile traderın katıldığı piyasa araştırmasına göre, 2026 yılı için ortalama ons altın tahmini 4.495 dolar oldu. 2027 yılı ortalama tahmini ise önceki anketteki 4.610 dolardan 4.650 dolara yükseldi. Tahminler, kısa vadede faiz ve dolar kaynaklı baskılara rağmen gelecek yıl için toparlanma beklentisinin korunduğunu gösteriyor. Fed faizi sabit tutarsa altın yükselir mi? Fed’in faizleri sabit tutması büyük ölçüde fiyatlandığı için altının yönü, yalnızca kararın kendisine değil, açıklama metnine ve basın toplantısındaki mesajlara bağlı olacak. Fed aralık ayında faiz artırımı ihtimalini güçlü biçimde vurgularsa ABD tahvil faizleri ve dolar yükselebilir. Böyle bir senaryoda ons altında 4.000 dolar çevresindeki desteğin yeniden test edilmesi gündeme gelebilir. Buna karşılık Fed daha temkinli bir dil kullanır ve yeni bir faiz artırımına ilişkin net sinyal vermezse piyasanın aralık beklentisi zayıflayabilir. Tahvil faizlerinin gerilemesi ve doların değer kaybetmesi, altın fiyatlarına destek sağlayabilir. Fed faiz indirirse altın ne olur? Faiz indirimi, diğer koşullar aynı kaldığında altın için destekleyici kabul ediliyor. Faizlerin düşmesi, yatırımcının faiz getirisi bulunmayan altını elde tutmasının fırsat maliyetini azaltabiliyor. Doların ve reel tahvil getirilerinin gerilemesi de ons altının yükselişini destekleyebiliyor. Ancak mevcut toplantıda faiz indirimi piyasanın temel beklentisi değil. Bu nedenle altının yönü açısından Fed’in gelecekteki para politikası ve aralık ayına ilişkin vereceği mesajlar belirleyici olacak. 28 Ekim 2026 güncel altın fiyatları Altın türü Son fiyat Değişim Alış Satış Ons altın 4.034,53 dolar -%0,63 4.034,25 dolar 4.034,82 dolar Gram altın 6.464,41 TL -%0,55 6.462,71 TL 6.463,63 TL Gram altın serbest/spot 6.457,87 TL +%0,61 6.451,57 TL 6.457,87 TL Çeyrek altın 10.558,61 TL +%0,61 10.322,50 TL 10.558,61 TL Yarım altın 21.117,23 TL +%0,61 20.580,49 TL 21.117,23 TL Tam altın 42.105,30 TL +%0,61 41.290,02 TL 42.105,30 TL Cumhuriyet altını 43.434,00 TL +%0,60 42.792,00 TL 43.434,00 TL Ata altın 43.655,19 TL +%0,61 42.580,33 TL 43.655,19 TL 24 ayar has altın 6.419,22 TL -%0,09 6.322,93 TL 6.592,54 TL Has altın (0,995) 6.431,31 TL -%0,57 6.430,40 TL 6.431,31 TL 22 ayar bilezik 5.889,58 TL +%0,61 5.883,83 TL 5.889,58 TL Altın fiyatları farklı piyasa ve veri sağlayıcılarında değişiklik gösterebildiğinden, güncel alış-satış fiyatları işlem yapılacak piyasadan ayrıca kontrol edilmelidir.

Putin’den petrol ve dizel ihracatı mesajı Haber

Putin’den petrol ve dizel ihracatı mesajı

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak ise dizel ihracatına yönelik kısıtlamaların planlanandan önce kaldırılmaya başlanacağını bildirdi. Putin ve Trump enerji piyasalarını görüştü Kremlin tarafından yayımlanan açıklamaya göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesinde küresel enerji piyasaları, Ukrayna’daki gelişmeler, İran ve ikili ilişkiler ele alındı. Putin, Rusya’nın ABD ve dünya piyasalarına petrol ile petrol ürünleri tedarik etmeye hazır olduğunu belirterek, bu adımın küresel ekonomi üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini ifade etti. Ukrayna ve İran gündeme geldi Putin, Trump ile görüşmesinde Ukrayna krizinin çözümüne yönelik seçeneklerin kapsamlı biçimde değerlendirildiğini söyledi. İran’daki durumun ve Rusya-ABD ilişkilerinin farklı boyutlarının da görüşüldüğünü belirten Putin, iki ülke arasındaki doğrudan temasların sürdürülmesi konusunda mutabakata varıldığını kaydetti. Putin, başkanlık yönetimleri, istihbarat servisleri ve diğer kurumlar arasındaki iş birliğinin devam edeceğini bildirdi. Trump’tan dizel yakıt tedariki açıklaması ABD Başkanı Donald Trump, Rusya’nın ABD ve küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmesi konusunda Putin ile anlaşmaya vardıklarını açıklamıştı. Haberde yer alan bilgilere göre ilk aşamada 300 bin tonun üzerinde dizel yakıt tedarik edilmesi, kasım ayında ilave 500 bin ton ve sonraki aşamada 1 milyon ton daha dizelin piyasaya sunulması öngörülüyor. ABD’den geçici lisans hazırlığı ABD Hazine Bakanlığının, Rus dizel yakıtının küresel piyasalara arzına izin vermek amacıyla geçici bir genel lisans yayımlayacağı bildirildi. Söz konusu düzenlemenin, Rus petrol ürünlerinin uluslararası piyasalara sunulmasına yönelik sürecin bir parçası olması bekleniyor. Rusya dizel ihracatı kısıtlamalarını erken kaldıracak Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, TASS haber ajansına yaptığı açıklamada, dizel ihracatına yönelik kısıtlamaların planlanandan önce kaldırılmaya başlanacağını söyledi. Rusya’nın önemli dizel yakıt tedarikçilerinden biri olduğunu belirten Novak, ihracat kısıtlamalarının gecikmeden kaldırılması yönünde adım atacaklarını ifade etti. İç piyasanın ihtiyacı karşılanacak Novak, ihracatın artırılmasına rağmen Rusya iç piyasasının dizel yakıt ihtiyacının tamamen karşılanacağını vurguladı. Rafinerilerdeki bakım çalışmalarının tamamlanmasıyla kasım ve aralık aylarında ihracatın artırılabileceğini belirtti. ABD’nin küresel enerji piyasasını istikrara kavuşturma ve enerji ticaretini normalleştirme yönündeki adımlarını olumlu karşıladıklarını söyleyen Novak, Rusya’nın daha öngörülebilir bir enerji piyasası oluşturulması amacıyla ABD ile eş güdüme hazır olduğunu kaydetti. Kremlin’den sevkiyat açıklaması Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov, Putin ile Trump arasındaki telefon görüşmesinde Rus petrol ürünlerinin ABD pazarına olası sevkiyatının da ele alındığını bildirdi. Uşakov, görüşmenin hazırlık sürecine ilişkin bilgi verirken Trump’ın 7 Ekim’de Putin’in doğum gününü kutlamak istediğini ilettiğini, telefon görüşmesinin Putin’in Türkmenistan ziyaretinin ardından planlandığını aktardı. Görüşmenin başında Trump’ın Putin’in doğum gününü kutladığını ve eşinin selamlarını ilettiğini belirten Uşakov, liderlerin çeşitli diplomatik girişimlerin hazırlıklarını da değerlendirdiğini söyledi. Ukrayna müzakerelerinin yeniden başlatılması değerlendirildi Uşakov, görüşmede Ukrayna konusunda yürütülen müzakere sürecinin de gündeme geldiğini belirtti. Önceki görüşmelerde üçlü müzakerelerin düzenlenmesi ihtimalinin ele alındığını ancak koşulların değiştiğini ifade etti. Uşakov, Kiev yönetiminin Rusya’daki seçimleri engellemeye yönelik girişimlerde bulunduğunu öne sürerek müzakere sürecinin sekteye uğradığını savundu. Putin’in müzakerelerin yeniden başlatılmasının zamanlamasını değerlendireceklerini söylediğini aktaran Uşakov, Trump’ın da ilgili mesajları Miami’de bulunan Ukrayna heyetine ileteceğini bildirdi. Yüz yüze görüşme gündeme gelmedi Uşakov, telefon görüşmesinde Putin ile Trump arasında yüz yüze bir toplantı yapılmasının ele alınmadığını söyledi. Bununla birlikte iki liderin yakın dönemde Çin’i aynı zaman diliminde ziyaret etme ihtimali bulunduğunu ve bu vesileyle görüşebileceklerini ifade etti. Telefon görüşmesi 1,5 saat sürdü Putin ile Trump arasındaki telefon görüşmesinin yaklaşık 1,5 saat sürdüğünü belirten Uşakov, liderlerin spor konusunu da konuştuğunu ve Rus buz hokeyi oyuncusu Aleksandr Oveçkin’in gündeme geldiğini aktardı. Uşakov, Trump’ın Putin’e akşam saatlerinde, gece veya ertesi gün yeniden iletişim kurmaya hazır olduğunu söylediğini bildirdi. Görüşmenin hangi lider tarafından sonlandırıldığı sorusuna ise “Aynı anda.” yanıtını verdi.

Petrol fiyatları 101 doları aştı Haber

Petrol fiyatları 101 doları aştı

Petrol piyasasında gözler yeniden Ortadoğu’daki gelişmelere çevrildi. Hürmüz Boğazı’nda tankerleri hedef alan saldırıların artması ve Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon ile Husiler arasındaki çatışmalar, enerji arzının güvenliğine ilişkin endişeleri güçlendirdi. Brent petrol çarşamba günü varil başına 101 doların üzerine çıkarak önceki seansta elde ettiği kazanımları genişletti. Ham petrolün varil fiyatı da 90 doların üzerine yükselerek beş haftanın en düşük seviyelerinden toparlandı. Petrol fiyatlarındaki yükselişte Ortadoğu’daki enerji akışlarına yönelik riskler belirleyici olurken, artan enflasyon baskıları ve faiz artırımı endişeleri de piyasanın gündemindeki yerini korudu. Hürmüz Boğazı’nda risk yükseldi İran’ın son günlerde Hürmüz Boğazı’ndan geçen tankerlere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı bildirildi. İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları, ekim ayında şimdiye kadar 9 olay kaydetti. Ortadoğu’daki enerji akışlarına yönelik devam eden riskler, bölgeden arzın artırılabileceğine ilişkin işaretlerin piyasa üzerindeki etkisini sınırladı. Buna karşın tankerlerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerini sürdürdüğü belirtildi. Suudi Arabistan’da petrol akışı toparlanıyor Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’ndaki ham petrol pompalama kapasitesi günlük 5,8 milyon varile çıkarıldı. Basra Körfezi kaynaklı enerji akışlarında toparlanma işaretleri görülmesine rağmen petrol fiyatları hafta boyunca yüksek seviyelerini korudu. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon ise Husilerin Suudi Arabistan’daki Khamis Mushait yönüne fırlattığı bir balistik füzenin önlenerek imha edildiğini açıkladı. Yakıt piyasasında arz baskısı artıyor Ortadoğu’daki saldırılar, bölgesel enerji sevkiyatlarında toparlanma görülmesine rağmen piyasalardaki arz risklerinin yüksek kalmasına neden oluyor. Rusya’nın dizel ihracatına yönelik kısıtlamaları ve rafinerilerde yaşanan aksaklıklar da yakıt piyasasındaki arzı sıkılaştıran unsurlar arasında yer alıyor. Çin’in ekim ayında yakıt ihracatının bir bölümünü askıya aldığına ilişkin haberler de piyasadaki arz baskısını artırdı. G7 ülkelerinin acil durum ham petrol ve dizel rezervlerini piyasaya sürme planının ise petrol ve yakıt piyasalarında kısmi bir rahatlama sağlayabileceği değerlendiriliyor. EIA fiyat beklentilerini yükseltti ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA), küresel petrol stoklarındaki hızlı düşüş ve arz risklerini gerekçe göstererek 2026 ve 2027 yıllarına ilişkin petrol fiyat tahminlerini yükseltti. EIA verilerine göre, 25 Eylül itibarıyla ABD’de benzin stokları beş yıllık ortalamanın yüzde 7 altında bulunuyor. Aynı dönemde rafineri kullanım oranı yüzde 92,5 seviyesinde gerçekleşti. Petrol piyasasında fiyatların yönü açısından bundan sonraki süreçte Ortadoğu’daki güvenlik gelişmeleri, enerji sevkiyatlarının seyri ve küresel arz koşulları yakından izlenecek.

Petrolde 100 dolar alarmı yeniden çaldı Haber

Petrolde 100 dolar alarmı yeniden çaldı

Küresel yakıt arzındaki sıkışıklığın derinleşmesi, enerji fiyatları ve enflasyon açısından yeni bir baskı yaratıyor. Petrol piyasasında Çin kaynaklı yeni gelişme fiyatları yeniden yukarı taşıdı. Brent petrolün Aralık vadeli kontratı 1 Ekim’de 100 dolar seviyesini aşarken, Çinli rafinerilerin ekim ayı için Hong Kong ve Makao dışındaki bölgelere petrol ürünü ihracatını askıya aldığı bildirildi. Çin ihracatı durdurdu Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Çinli rafineriler, petrol ürünleri ihracatını yeni bir duyuruya kadar durdurdu. Kararın, zaten arz sıkıntısıyla karşı karşıya olan küresel yakıt piyasasındaki baskıyı artırabileceği belirtiliyor. Çin’in bu adımı, ülkenin kendi iç piyasasındaki yakıt arzına ilişkin endişelerin arttığı şeklinde değerlendiriliyor. UBS analisti Giovanni Staunovo, ihracat kısıtlamasının Çin’de iç piyasadaki ürün bulunabilirliği konusunda kaygılara işaret edebileceğini belirtti. Brent eylülde yüzde 14 yükseldi Petrol fiyatlarındaki yükselişin boyutu, eylül performansında da dikkat çekti. Kasım vadeli Brent kontratı 30 Eylül’de 103,50 dolar seviyesinde kapandı ve eylül ayını yaklaşık yüzde 14 artışla tamamladı. Aralık vadeli kontrat ise yeni referans kontrat haline geldi. ABD’nin Batı Teksas türü ham petrolü WTI da yükselerek 90 doların üzerine çıktı. Piyasalarda petrol fiyatlarının seyri açısından küresel arz koşulları ve Orta Doğu’daki gelişmeler yakından izleniyor. Dizel arzında baskı büyüyor Küresel dizel piyasasında da arzın sıkılaştığı belirtiliyor. Orta Doğu ve Ukrayna bağlantılı saldırıların rafinaj kapasitesini azaltması, piyasadaki ürün arzını sınırlarken Çin’in ihracat kararının alternatif yakıt kaynaklarını daha da daraltabileceği ifade ediliyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişin kalıcı hale gelmesi halinde enerji maliyetleri üzerinden küresel enflasyon baskısının yeniden güçlenmesi, petrol ithalatçısı ülkelerin ekonomileri açısından ise daha yüksek maliyet anlamına gelebilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.

ABD tahvil faizinde 24 yılın zirvesi Haber

ABD tahvil faizinde 24 yılın zirvesi

Küresel tahvil piyasasında satış dalgası hız kazanırken, yükselen enerji fiyatları, enflasyon endişeleri ve yüksek kamu borçları yatırımcıların risk algısını artırıyor. ABD tahvil piyasasında yaşanan sert satış dalgası küresel finans piyasalarını yeniden hareketlendirdi. ABD’nin 10 yıllık Hazine tahvili getirisi perşembe günü yüzde 5,342’ye kadar çıkarak 2002 başından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Getiri aynı zamanda 2007’de görülen önceki zirveyi de aştı. Tahvil satışları hızlandı Tahvil getirilerindeki yükseliş yalnızca ABD ile sınırlı kalmadı. Fransa’nın 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 5’e yaklaşırken, İngiltere’nin 30 yıllık tahvil getirisi 1998’den bu yana ilk kez yüzde 6 seviyesini aştı. Japonya’da da uzun vadeli tahvil getirileri son yılların en yüksek seviyelerine çıktı. ABD’nin 10 yıllık tahvil getirisi, küresel borçlanma maliyetleri ve varlık fiyatları açısından temel göstergelerden biri olarak kabul ediliyor. Getirilerin yükselmesi, devletlerin yanı sıra şirketler ve hanehalkları açısından da finansman maliyetlerinin artması anlamına geliyor. Petrol fiyatları baskıyı artırıyor Tahvil piyasasındaki hareketliliğin önemli nedenlerinden biri yükselen enerji fiyatları. Brent petrolün fiyatı bugün yeniden 100 dolar seviyesine yaklaşırken, Çin’in petrol ürünleri ihracatını Hong Kong ve Makao dışındaki bölgelere durdurması küresel yakıt arzına ilişkin endişeleri artırdı. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, enflasyonun daha uzun süre yüksek kalabileceği beklentisini güçlendirirken yatırımcıların faizlerin daha uzun süre yüksek seviyelerde kalacağı yönündeki beklentilerini de besliyor. Reuters, ABD 10 yıllık tahvil getirisinin üçüncü çeyrekte yaklaşık 90 baz puan yükselerek bu yüzyılın en sert çeyreklik artışını kaydettiğini bildiriyor. Küresel borçlanma maliyeti yeniden gündemde Tahvil getirilerindeki yükselişin kalıcı hale gelmesi, dünya genelinde kamu borçlarının finansmanını daha pahalı hale getirebilir. Aynı zamanda mortgage kredilerinden şirket tahvillerine kadar geniş bir alanda borçlanma maliyetleri üzerinde baskı oluşturabilir. Piyasalarda bundan sonraki süreçte özellikle ABD 10 yıllık tahvil getirisinin yüzde 5 seviyesinin üzerinde kalıp kalmayacağı ve yükselişin diğer büyük ekonomilerin tahvil piyasalarına ne ölçüde yayılacağı izlenecek.

Çin’in yeni ticaret rotası Türkiye için ne anlama geliyor? Haber

Çin’in yeni ticaret rotası Türkiye için ne anlama geliyor?

DEİK Başkanı Nail Olpak, ABD pazarındaki kaybını alternatif pazarlara yönelerek telafi etmeye çalışan Çin’in küresel rekabet haritasını değiştirdiğini belirterek, Türkiye açısından hem yeni rekabet alanlarının hem de fırsatların ortaya çıktığını söyledi. Çin ihracatını farklı pazarlara yönlendirdi Olpak, ABD’nin 2025 yılında uygulamaya koyduğu ek gümrük tarifeleri sonrasında Çin’in ABD pazarındaki konumunun gerilediğini, bunun üzerine ülkenin ihracat pazarlarını çeşitlendirme stratejisini hızlandırdığını ifade etti. Çin’in ABD’ye yaptığı ihracatın toplam dış satımı içindeki payı 2024’te yüzde 14,68 iken 2025’te yüzde 11,14’e geriledi. Olpak, ABD pazarındaki gerilemenin Çin’i Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN), Afrika, Orta Doğu ve Avrupa gibi farklı coğrafyalarda yeni ticaret kanalları oluşturmaya yönelttiğini belirterek, yaşanan dönüşümün yalnızca ABD ile Çin arasındaki tarife anlaşmazlığından ibaret olmadığını, küresel ticaret rotalarının yeniden şekillendiğini söyledi. Çin’in yöneldiği pazarlar Türkiye için de kritik Çin’in alternatif pazarlardaki ağırlığının arttığına dikkat çeken Olpak, 2024-2025 döneminde Çin’in ihracatının Afrika’ya yüzde 25,9, Orta Doğu’ya yüzde 9,7 ve Avrupa Birliği’ne yüzde 8,63 yükseldiğini belirtti. Afrika’da Nijerya, Orta Doğu’da Birleşik Arap Emirlikleri ve Avrupa Birliği’nde Almanya’nın Çin açısından öne çıkan pazarlar olduğunu ifade eden Olpak, bu coğrafyaların aynı zamanda Türk iş dünyasının güçlü olduğu veya büyümeyi hedeflediği bölgeler olduğuna dikkat çekti. Olpak, “Önümüzdeki dönemi yalnızca bir rekabet riski olarak değil, değişen küresel ticaret dengeleri içerisinde Türkiye için yeni fırsatların ortaya çıktığı bir dönem olarak da okumalıyız” dedi. Yeni dönemde rekabetin yalnızca fiyat ve teknoloji üzerinden şekillenmeyeceğini vurgulayan Olpak, güvenilir tedarikçi, öngörülebilir iş ortağı ve sürdürülebilir ilişki kurabilme kapasitesinin giderek daha önemli hale geldiğini belirterek bu süreci küresel ticarette yükselen bir “güven rekabeti” olarak nitelendirdi. Afrika ve Orta Doğu yakından izlenmeli Olpak, Çin’in Almanya pazarındaki yükselişinin Türkiye açısından henüz doğrudan ve belirgin bir tehdit oluşturmadığını, buna karşılık Afrika ve Orta Doğu’nun daha yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi. 2025 yılında Çin’in Mısır’a ihracatının 19,97 milyar dolara ulaştığını, Türkiye’nin ihracatının ise 4,07 milyar dolar seviyesinde kaldığını belirten Olpak, aradaki farkın Çin lehine açıldığına işaret etti. Türkiye’nin Afrika’daki konumunun yalnızca fiyat rekabeti üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Olpak, Türkiye’nin ticaretin yanı sıra müteahhitlik, yatırım, lojistik ve sanayi iş birliklerinde önemli bir birikime sahip olduğunu söyledi. Olpak, Türkiye’nin rekabet modelinin kalite, güven, sürdürülebilir ortaklık, yerel iş birlikleri ve karşılıklı kazanım üzerine kurulması gerektiğini belirterek, özellikle Afrika ve Orta Doğu’da uzun vadeli ilişki kurma kapasitesinin önemli bir avantaj sağlayabileceğini kaydetti. Türkiye üretim ve yatırım merkezi olabilir Çin’in BAE’ye ihracatının 72,9 milyar dolara yükseldiğini, Türkiye’nin bu ülkeye ihracatının ise 9,28 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu belirten Olpak, Türk şirketlerinin katma değerli üretime daha fazla odaklanması gerektiğini vurguladı. Yeni dönemde yalnızca hangi ülkeye ne kadar ihracat yapıldığının değil, hangi ürünün hangi teknoloji seviyesi ve katma değerle ihraç edildiğinin de önem kazandığını belirten Olpak, Türkiye’nin rekabet gücünü artırmak için daha fazla katma değer, güçlü markalar, teknoloji, inovasyon ve kalıcı iş ortaklıklarına odaklanması gerektiğini söyledi. ABD ile Çin arasındaki ticaret geriliminin küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Olpak, Türkiye’nin bu süreçte üretim ve yatırım merkezi olarak konumunu güçlendirebileceğini ifade etti. Tedarik zincirlerinde yeni fırsatlar Olpak, küresel ticarette artık yalnızca düşük maliyetli üretimin değil, güvenli üretim, hızlı erişim, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve uzun vadeli iş ortaklıklarının da önem kazandığını belirtti. Avrupa’ya yakınlık, güçlü sanayi altyapısı, yetişmiş insan kaynağı, lojistik kabiliyetleri ve farklı coğrafyalarla kurulan ekonomik ilişkilerin Türkiye’yi değişen küresel tedarik zincirlerinde önemli bir alternatif haline getirdiğini söyledi. Olpak, ABD-Çin ticaretindeki dönüşümün yalnızca ihracat pazarlarında oluşabilecek rekabet açısından değil, Türkiye’ye gelebilecek yeni yatırımlar ve üretim fırsatları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. DEİK yeni ticaret alanlarını takip ediyor Küresel ticarette korumacılığın, bölgeselleşmenin ve tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesinin önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacağını belirten Olpak, DEİK’in 153 iş konseyiyle Türk özel sektörünün yeni pazar ve iş birliklerine ulaşması için çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Olpak, Çin’in değişen ihracat stratejisinin de bu çerçevede takip edildiğini belirterek, hangi pazarlarda rekabetin arttığının ve hangi alanlarda yeni fırsatlar oluştuğunun veriye dayalı olarak analiz edilmesi gerektiğini ifade etti. Olpak’tan kur artışı uyarısı Olpak, ihracatçıların enflasyon ile döviz kuru arasındaki makasın azaltılması, döviz kurlarının bir miktar yükselmesi ve döviz bozdurma konusundaki bazı desteklerin artırılması yönünde talepleri bulunduğunu söyledi. Kur artışının kısa vadede ihracat açısından çözüm gibi görülebileceğini ancak ithalatın ihracattan yüksek olduğu bir ekonomide maliyetlerin de buna bağlı olarak artabileceğini belirten Olpak, bu nedenle kur artışının orta vadeli bir çözüm olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Fon soruşturmalarına ilişkin açıklama Fon soruşturmalarıyla ilgili bir soru üzerine Olpak, hukuki sürecin devam ettiğini belirterek, “Yanlış yapan kim varsa üzerine gidilmeli, o yanlışların hesabı sorulmalı” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.