SON DAKİKA
Hava Durumu

#Cevdet Yılmaz

Ekometre - Cevdet Yılmaz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cevdet Yılmaz haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Borsa İstanbul’da Fed baskısı Haber

Borsa İstanbul’da Fed baskısı

Yarım günlük seansta yatırımcıların odağında Fed’in faiz kararı ve endeksin 11.000 puan desteği bulunuyor. Borsa İstanbul’da yatay seyir yeni işlem gününde de devam etti. Küresel piyasalardaki teknoloji hissesi iyimserliği BIST 100 endeksinde güçlü bir yükselişe dönüşmezken bankacılık ve holding hisselerindeki kayıplar endeks üzerinde baskı oluşturdu. BIST 100 güne yatay başladı BIST 100 endeksi, açılışta önceki kapanışına göre 0,07 puanlık düşüşle 11.150,96 puana geriledi. Endeks, önceki işlem gününü 11.151,03 puandan tamamlamıştı. Açılış verileri, piyasada belirgin bir yön değişikliğinin yaşanmadığını ortaya koydu. Bankacılık ve holding hisselerinde kayıp Açılışta bankacılık endeksi yüzde 0,44, holding endeksi ise yüzde 0,61 değer kaybetti. Sektör endeksleri arasında metal eşya makina yüzde 2,74 yükselişle pozitif ayrıştı. Finansal kiralama ve faktoring endeksi ise yüzde 2,12 düşüşle en fazla gerileyen sektör oldu. Fed kararı öncesi temkinli bekleyiş Küresel piyasalarda teknoloji hisselerindeki yükselişin desteğiyle olumlu bir görünüm öne çıksa da Borsa İstanbul’da yatırımcıların Fed kararı öncesinde temkinli hareket ettiği görülüyor. ABD Merkez Bankasının açıklayacağı faiz kararı; dolar, tahvil faizleri ve küresel risk iştahı üzerinden gelişmekte olan ülke piyasalarının yönünü etkileyebilecek başlıca gelişmeler arasında yer alıyor. Piyasalarda faiz oranlarının sabit tutulması beklentisi öne çıkarken karar metnindeki mesajlar ve aralık ayına ilişkin faiz politikası sinyalleri yakından izlenecek. Daha şahin bir iletişim, dolar ve ABD tahvil faizlerini destekleyerek gelişmekte olan piyasalarda risk iştahını sınırlayabilir. Daha dengeli mesajlar ise hisse senedi piyasalarına destek sağlayabilir. BIST 100’de 11.000 puan desteği öne çıkıyor Teknik görünümde 11.000 ve 10.900 puan seviyeleri destek, 11.300 ve 11.400 puan seviyeleri ise direnç olarak takip ediliyor. Dar bantta hareket eden endeks açısından 11.000 puan üzerindeki seyrin korunması ve 11.300 puan direncinin aşılıp aşılamaması, kısa vadeli yön arayışında belirleyici olacak. Borsa İstanbul’da bugün yarım gün seans Borsa İstanbul’da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı öncesinde bugün işlemler saat 13.00’e kadar sürecek. 29 Ekim Perşembe günü ise resmi tatil nedeniyle piyasalar kapalı olacak. Kısa seans nedeniyle gün içindeki fiyat hareketlerinin sınırlı kalması mümkün. Fed kararının ardından oluşacak küresel piyasa tepkisinin, tatil sonrasındaki işlemlerde daha belirgin hissedilmesi beklenebilir. Pay piyasasında takas takvimi değişti 27 Ekim Salı ve 28 Ekim Çarşamba günlerinde gerçekleştirilen pay piyasası işlemlerinin takası 2 Kasım Pazartesi günü yapılacak. 26 Ekim Pazartesi tarihli işlemlerin takası ise 30 Ekim Cuma günü gerçekleştirilecek. Cumhuriyet Bayramı tatili nedeniyle 28 Ekim’deki işlemlerin takas süreci kasım ayına uzanacak. Yurt içinde dış ticaret ve H-ÜFE verileri izlenecek Yurt içinde eylül ayı dış ticaret dengesi ve Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) verileri takip edilecek. Küresel piyasalarda ise ABD’den açıklanacak toptan eşya stokları ve haftalık mortgage başvuruları gündemde olacak. Piyasaların ana gündem maddesi, TSİ 21.00’de açıklanacak Fed faiz kararı ve TSİ 21.30’da başlayacak Fed Başkanı Kevin Warsh’ın basın toplantısı olacak. Fon ödemelerinde yeni aşama Yurt içi piyasalarda izlenen bir diğer konu, olağanüstü tasfiye kapsamındaki fon ödemeleri oldu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın verdiği bilgiye göre, 23 Ekim itibarıyla toplam 93 fona ve 71 bin 899 hesaba 68 milyar lira ödeme yapıldı. Olağanüstü tasfiye kapsamında 1 milyon liraya kadar olan ödemelerin cuma günü İş Bankası ve Ziraat Bankası üzerinden başlaması planlanıyor. Piyasada yön arayışı Fed sonrasında sürecek Borsa İstanbul’da yarım günlük seansın ardından Cumhuriyet Bayramı tatiline girilecek olması, yatırımcıların Fed kararına yönelik beklentilerini öne çıkarıyor. BIST 100’de kısa vadeli görünüm açısından 11.000 puan desteğinin korunması ve 11.300 puan direncinin aşılması yakından izlenecek. Küresel piyasalardaki fiyatlamalar ve Fed’in vereceği mesajlar, tatil sonrasındaki işlemlerde endeksin yönü üzerinde etkili olabilecek.

Cevdet Yılmaz’dan fon yatırımı yapan Özel Kalem Müdürü’ne destek Haber

Cevdet Yılmaz’dan fon yatırımı yapan Özel Kalem Müdürü’ne destek

Fon krizine ilişkin tartışmalar sürerken, soruşturma ve iddialar kapsamında gündeme gelen isimlere yenileri ekleniyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM’de yaptığı değerlendirmede Özel Kalem Müdürü Fatih Kılıç’ın söz konusu fonda yatırımının bulunduğunu açıkladı. Özlale’den fon soruları Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, TBMM’de Cevdet Yılmaz’a iki bakan ve Özel Kalem Müdürü Fatih Kılıç hakkında sorular yöneltti. Özlale, kabinede görev yapan bir bakanın kendi adına değil babası adına fona para yatırıp yatırmadığını ve yatırılan paranın 470 milyon liradan 830 milyon liraya çıkarılıp çıkarılmadığını sordu. Özlale ayrıca başka bir bakanın fonla ilgili gelişmeler kamuoyuna yansımadan önce 170 milyon lirayla sistemden çıkıp çıkmadığını ve Cevdet Yılmaz’ın Özel Kalem Müdürü Fatih Kılıç’ın Pusula kapalı fonunda parasının bulunup bulunmadığını gündeme getirdi. Kılıç’ın 7 milyon liralık yatırımı Cevdet Yılmaz, Fatih Kılıç hakkındaki soruya verdiği yanıtta, olayların ortaya çıkmasının ardından Özel Kalem Müdürü’nün kendisiyle görüştüğünü belirtti. Yılmaz’ın aktardığına göre Kılıç, bazı arkadaşlarıyla birlikte para toplayarak söz konusu fona yatırım yaptıklarını ve toplam yatırım tutarının 7 milyon lira olduğunu söyledi. Kılıç’ın, yatırımın ardından büyük kayıp yaşadığını Yılmaz’a aktardığı belirtildi. “Hukuka aykırı bir işlem varsa hesabını sorarım” Yılmaz, Kılıç’ın fon yatırımında hukuka aykırı bir işlem bulunması halinde bunun araştırılması gerektiğini belirterek, kamu görevlilerinin fon veya borsaya yatırım yapmasının tek başına suç oluşturmayacağını savundu. Cevdet Yılmaz, “455 bin 758 yatırımcıdan biri de Fatih Kılıç” ifadelerini kullanarak, hukuka aykırı işlem veya suç teşkil eden bir durum varsa bunun belgeleriyle birlikte yargıya taşınması gerektiğini söyledi. Bakanlarla ilgili sorular yanıtsız kaldı Ümit Özlale’nin iki bakanla ilgili yönelttiği iddialara ise Cevdet Yılmaz tarafından yanıt verilmedi.

Avdagiç: Türkiye küresel ticarette avantajlı Haber

Avdagiç: Türkiye küresel ticarette avantajlı

Avdagiç, Türkiye’nin ekonomik altyapısı, nitelikli iş gücü ve lojistik avantajlarıyla değişen ticaret ortamında önemli fırsatlara sahip olduğunu belirtti. İstanbul Ticaret Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen İstanbul Ticaret Kongresi, kamu, iş dünyası, akademi ve uluslararası kuruluşların temsilcilerini bir araya getirdi. “Değişen Dünyada İstikrar Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası” temasıyla gerçekleştirilen kongrede, dünya ticaretindeki dönüşüm, ekonomik riskler ve Türkiye’nin küresel ticaretteki konumu ele alındı. Kongreye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç ile iş dünyası ve akademi temsilcileri katıldı. Küresel ticarette maliyet baskısı artıyor İTO Başkanı Şekib Avdagiç, kongrede yaptığı konuşmada, küresel ticaretin jeopolitik ve jeoekonomik gerilimlerin etkisiyle önemli bir dönüşümden geçtiğini ifade etti. Korumacı ticaret politikaları, yüksek gümrük tarifeleri, tedarik zincirlerindeki sorunlar ve enerji ile lojistik maliyetlerindeki dalgalanmaların dünya ekonomisi açısından risk oluşturduğunu belirten Avdagiç, dijital ve yeşil dönüşümle birlikte teknolojik gelişmelerin de ticaretin işleyişini değiştirdiğini söyledi. Avdagiç, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı verilerine göre küresel mal ve hizmet ticaretinin 2025 yılında 35,2 trilyon doları aşarak tarihî en yüksek seviyesine ulaştığını aktardı. Buna karşın korumacı politikaların güçlenmesi, jeopolitik gerilimler ve tedarik zincirlerindeki kırılmaların maliyetleri artırarak küresel ticaret açısından ciddi tehditler oluşturduğunu kaydetti. Dünya Ticaret Örgütünün değerlendirmelerine de değinen Avdagiç, küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 6,9’a kadar azalabileceği ve ticarette parçalanma riskinin özellikle yoksul ülkeler üzerinde etkili olabileceği yönündeki öngörüleri gündeme getirdi. Türkiye’nin rekabet avantajlarına dikkat çekti Avdagiç, Türkiye’nin son 25 yılda elde ettiği ekonomik birikimin ve altyapı yatırımlarının, değişen küresel ticaret ortamında ülkeye avantaj sağladığını belirtti. Türkiye’nin nitelikli iş gücü, lojistik kapasitesi, yakın tedarik üssü konumu, savunma sanayisindeki birikimi ve ikiz dönüşüm alanındaki çalışmalarıyla öne çıktığını ifade eden Avdagiç, küresel ticaretin yeniden yapılandırılmasında Türkiye’nin önemli bir rol üstlenebileceğini söyledi. Avdagiç, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Kongremizin temasında ortaya koyduğumuz gibi, küresel ticaretin sorumluluk perspektifiyle yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır. O yüzden bu kongrede soyut bir başlık konuşmuyoruz. Dört oturuma yayılmış somut bir yol haritası sunuyoruz.” Ticarette rekabet koşulları değişiyor Küresel ticarette rekabetin artık yalnızca fiyat ve kalite üzerinden şekillenmediğini belirten Avdagiç, işletmelerin finansmana erişim, enerji maliyetleri, teslimat güvenilirliği, mevzuata uyum ve bilgi kapasitesi gibi alanlarda da rekabet etmek zorunda kaldığını ifade etti. Bu unsurları kapsayan yeni bir ticaret yaklaşımına ihtiyaç duyulduğunu belirten Avdagiç, kongrenin dört oturumuyla bu dönüşüme yönelik somut bir yol haritası ortaya koymayı amaçladıklarını söyledi.

Yeni OVP açıklandı: Enflasyon hedefi yükseldi Haber

Yeni OVP açıklandı: Enflasyon hedefi yükseldi

Büyüme beklentisi ise yüzde 3,3’e çekildi. Hükümet, enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a gerilemesini hedefliyor. Türkiye ekonomisinin gelecek üç yılına ilişkin hedefleri içeren yeni Orta Vadeli Program (OVP) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklandı. Programda büyüme ve enflasyon hedeflerinde önemli değişikliklere gidildi. 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 3,3 olarak belirlenirken, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28,4’e yükseltildi. Hükümet, büyümenin 2027’de yüzde 4,2’ye, 2028’de yüzde 4,6’ya ve 2029’da yüzde 5’e ulaşmasını öngörürken, enflasyonun aynı yıllarda sırasıyla yüzde 21, yüzde 13,5 ve yüzde 9 seviyelerine gerilemesini hedefliyor. Enflasyon tahmini 12 puan yükseldi 2026-2028 dönemini kapsayan önceki OVP’de yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 16 olarak belirlenmişti. Yeni programda 2026 yılı için bu tahmin yüzde 28,4’e çıkarıldı. Böylece enflasyon beklentisi bir önceki programa göre 12,4 puan yükselmiş oldu. Cevdet Yılmaz, küresel ekonomik görünümdeki değişimlerin ve jeopolitik gelişmelerin yeni programın hazırlanmasında etkili olduğunu belirtti. Yılmaz, dünya ekonomisinin ekonomik ve teknolojik gelişmelerin iç içe geçtiği, öngörülebilirliğin azaldığı bir dönemden geçtiğini ifade ederek, bölgedeki savaşların da ekonomik dengeler üzerindeki etkisine dikkat çekti. 2026 büyüme beklentisi yüzde 3,3 Yılmaz, 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,3 olarak güncellediklerini açıkladı. Sanayi büyümesi beklentisinin de yüzde 2,3’e indirildiğini belirten Yılmaz, buna karşın büyümenin sonraki yıllarda kademeli olarak güçlenmesini beklediklerini söyledi. Buna göre büyümenin 2027’de yüzde 4,2, 2028’de yüzde 4,6 ve 2029’da yüzde 5 seviyesine ulaşması öngörülüyor. Yılmaz, ihracatçıların zorlu dış talep koşullarına rağmen 2026 yılında başarılı bir performans gösterdiğini belirtti. Jeopolitik risklerdeki artışın da ekonomi üzerinde önemli etkiler yarattığını ifade eden Yılmaz, enerji ithalatı beklentisinin 63 milyar dolardan 71 milyar dolara çıkarılmasında bu gelişmelerin etkili olduğunu söyledi. “Enflasyon kontrolden çıkabilirdi” Programın soru-cevap bölümünde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise enflasyon hedeflerindeki sapmaya ilişkin özeleştiri yaptı. Şimşek, mevcut ekonomik koşullarda enflasyonun yalnızca düşmemekle kalmayıp kontrolden çıkabileceğini, ancak bunun gerçekleşmediğini belirtti. Başlangıçta belirlenen hedeflerin iddialı olduğunu ifade eden Şimşek, “Biz ataleti muhtemelen düşük ölçtük. Açık konuşalım burada.” değerlendirmesinde bulundu. Enflasyonun 2029’da tek haneye inmesi hedefleniyor Yeni OVP’de hükümetin enflasyonla mücadelede kademeli düşüş hedefi korunuyor. 2026 sonunda yüzde 28,4 olması beklenen enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a gerilemesi hedefleniyor. Yılmaz, mayıs 2024’te yüzde 75,5 seviyesine yükselen enflasyonun uygulanan politikalarla belirgin bir düşüş eğilimine girdiğini söyledi. Ancak savaş koşullarının oluşturduğu arz yönlü baskılar nedeniyle düşüş eğiliminin geçici olarak yataylaştığını belirten Yılmaz, Merkez Bankası hesaplamalarına göre savaşın enflasyon üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkisinin yaklaşık 7 puan olduğunu aktardı. Milli gelir 1,8 trilyon doları aşacak OVP kapsamında Türkiye ekonomisinin büyüklüğüne ilişkin hedefler de açıklandı. Yılmaz, 2026 sonunda milli gelirin Cumhuriyet tarihinde ilk kez 1,8 trilyon doları aşmasının beklendiğini belirtti. Kişi başına milli gelirin de ilk kez 20 bin doları geçmesinin öngörüldüğünü söyledi. Program döneminde yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması ve daha fazla kişinin işgücüne katılması hedefleniyor. Program sonunda milli gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, mal ve hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara çıkarılması amaçlanıyor. TL mevduatın payı yüzde 61,5’e yükseldi Yılmaz, uygulanan ekonomi politikalarının Türk lirasına güveni artırdığını savundu. TL mevduatının toplam mevduat içerisindeki payının yüzde 31,6’dan 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5’e yükseldiğini belirten Yılmaz, bu gelişmenin uygulanan politikaların sonuç verdiğinin göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. Bütçe açığının da kademeli olarak düşürülmesi hedefleniyor. 2026 yılı için daha önce yüzde 3,5 olarak öngörülen bütçe açığının alınan tedbirlerle yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Sosyal konut yatırımları artırılacak Yeni programda konut politikası da öncelikli alanlar arasında yer aldı. Yılmaz, dar ve orta gelirli vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırmak amacıyla sosyal konut yatırımlarının yüzde 150 artırılacağını açıkladı. Ekonomik güvenlik ve dayanıklılığın da programın temel unsurlarından biri olduğunu belirten Yılmaz, kritik alanlarda dışa bağımlılığın azaltılmasını ve ekonominin dış şoklara karşı direncinin güçlendirilmesini hedeflediklerini söyledi. Yılmaz’dan seçim açıklaması Cevdet Yılmaz, OVP’nin hazırlanmasında seçim takvimine ilişkin herhangi bir spekülatif varsayım yapılmadığını söyledi. Yılmaz, programın seçimlerin zamanında yapılacağı varsayımıyla hazırlandığını belirterek, 2028 baharı veya yazına doğru bir seçim öngördüklerini ifade etti. Seçimin daha erken bir tarihe alınmasının ise Meclis’in takdirinde olduğunu belirten Yılmaz, şimdiden farklı bir varsayım üzerinden hareket etmenin doğru olmayacağını söyledi. İş dünyası OVP’yi nasıl değerlendirdi? İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, yeni OVP’de üretim ve ihracatın yanı sıra küresel yatırımların ve yeteneklerin teşvik edilmesine yönelik düzenlemelere kapsamlı biçimde yer verilmesini olumlu karşıladıklarını belirtti. Avdagiç, dezenflasyon programının kararlı biçimde uygulanmasının ve oluşacak alanın kademeli faiz normalizasyonuna dönüştürülmesinin önemine dikkat çekti. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe ise yeni programın küresel belirsizlikleri ve mevcut ekonomik koşulları dikkate alan daha temkinli bir çerçeve sunduğunu ifade etti. Gültepe, imalat sanayisinin üretim ve ihracat kapasitesinin korunmasına verilen önemi vurgularken, finansman, işletme sermayesi ve emek yoğun sektörlere yönelik desteklerin somutlaştırılmasını olumlu değerlendirdi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Başkanı Nail Olpak da OVP’yi Türkiye ekonomisinin gelecek üç yıllık yol haritasını ortaya koyması ve iş dünyasının planlamalarına rehberlik etmesi açısından önemli bulduklarını belirtti. İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz ise fiyat istikrarı, büyüme, yatırım ve ihracatı güçlendirmeye yönelik hedeflerin önemine dikkat çekti. Kopuz, seçici finansman imkanlarının yatırım yapan, ihracat gerçekleştiren, istihdam sağlayan ve katma değer üreten işletmelere yönlendirilmesinin üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artıracağını ifade etti. YENİ Parti’den OVP’ye sert eleştiri YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç ise yeni OVP’yi önceki programlarla karşılaştırarak hükümetin hedeflerinde ciddi sapmalar yaşandığını savundu. Genç, 2023’te açıklanan hedefler gerçekleşseydi, o yıl sonunda 100 lira olan bir mal sepetinin 2026 sonunda yaklaşık 166 liraya çıkacağını, gerçekleşmeler ve yeni OVP tahmini dikkate alındığında ise aynı sepetin yaklaşık 243 liraya ulaştığını belirtti. Genç, “OVP artık ekonominin önünü göstermiyor, gerçekleşmelerin arkasından hedef değiştiriyor” değerlendirmesinde bulundu. “Enflasyon hedefi 8,5’ten 28,4’e çıktı” Genç, 2026 yılı enflasyon hedefinin son üç yılda sürekli yukarı yönlü revize edildiğine dikkat çekti. 2023’te yüzde 8,5 olarak açıklanan 2026 enflasyon hedefinin 2024’te yüzde 9,7’ye, 2025’te yüzde 16’ya ve yeni programda yüzde 28,4’e yükseldiğini belirten Genç, üç yıl içerisinde tahminin yaklaşık 3,3 katına çıktığını söyledi. Genç, yalnızca son bir yıldaki artışın 12,4 puan olduğunu ve bunun yüzde 77,5’lik yükselişe karşılık geldiğini ifade etti. Büyüme hedefi de aşağı çekildi Genç, enflasyon hedefindeki yükselişin yanı sıra büyüme beklentisindeki gerilemeye de dikkat çekti. 2026 yılı için üç yıl önce yüzde 5 olarak açıklanan büyüme hedefinin yeni OVP’de yüzde 3,3’e indirildiğini belirten Genç, “Üç yılda daha yüksek enflasyon, daha düşük büyüme tablosuyla karşı karşıyayız” dedi. Genç ayrıca, geçen yılki OVP’de 2027 yılı için yüzde 9 olarak öngörülen enflasyonun yeni programda yüzde 21’e çıkarıldığını, tek haneli enflasyon hedefinin ise 2027’den 2029’a ötelenmiş olduğunu belirtti. 2024 yılında açıklanan OVP’de 2027 enflasyonunun yüzde 7 olarak öngörüldüğünü hatırlatan Genç, yeni hedeflerin önceki programlarla arasındaki farkın ekonomik beklentiler açısından önemli bir sapmaya işaret ettiğini savundu.

Yılmaz: Türkiye’nin değeri yeniden keşfediliyor Haber

Yılmaz: Türkiye’nin değeri yeniden keşfediliyor

Yılmaz, 2026 sonunda yüzde 20’nin altında enflasyon hedefini gerçekçi gördüğünü de açıkladı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Avrupa Birliği ile ilişkiler, enflasyon hedefleri ve finansal görünüm başta olmak üzere ekonomi gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. AB’nin güvenlik ve ekonomik meydan okumalarla karşı karşıya olduğunu belirten Yılmaz, Türkiye ile yeni bir gündem oluşturma çabasının güçlendiğini ifade etti. “AB çok önemli meydan okumalarla karşı karşıya” Avrupa Birliği Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos ile yaptığı görüşmeye ilişkin konuşan Yılmaz, “Ben bu görüşmeyi önemli buldum doğrusu. Yani bu sıradan bir görüşme değildi. Yeni döneme dair bir yaklaşım hissettiğimi ifade edebilirim.” dedi. Yılmaz, Avrupa’nın Ukrayna-Rusya Savaşı ve güvenlik endişeleriyle karşı karşıya olduğunu belirterek, “Burada da Türkiye'nin önemi, Türkiye'nin değeri yeniden keşfediliyor.” ifadelerini kullandı. Avrupa’nın hem güvenlik hem ekonomik rekabet açısından çıkış aradığını belirten Yılmaz, Türkiye ile Avrupa’nın birçok başlıkta ortak menfaatlere sahip olduğunu söyledi. “Enflasyon düşmeye devam edecek” Reel sektörün krediye erişimine ilişkin soruya yanıt veren Yılmaz, 2026’da finansal perspektifin daha olumlu olacağını belirterek, “Enflasyon düşmeye devam edecek. Dezenflasyon süreci devam edecek. Faiz indirim döngüsüne zaten girdi Türkiye.” dedi. Genel istikametin daha düşük enflasyon ve daha düşük faize doğru olduğunu ifade eden Yılmaz, finansal koşulların iyileşeceğini ve selektif destek politikalarının süreceğini kaydetti. “2026 sonunda yüzde 20’nin altında enflasyon” Merkez Bankasının enflasyon hedeflerine ilişkin değerlendirmede bulunan Yılmaz, programın istikametinin net olduğunu vurgulayarak, “Daha düşük enflasyona doğru gidiyoruz.” dedi. Sebze ve gıda fiyatlarının ocak ayında beklentilerin üzerinde geldiğini ancak yıllık bazda dezenflasyonun sürdüğünü belirten Yılmaz, “2026 sonunda yüzde 20'nin altında bir enflasyon hedefini gerçekçi görüyorum.” ifadesini kullandı. “Ekonomiyi insan odaklı görüyoruz” Bütçe disiplinine dikkat çeken Yılmaz, bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3’ün bir miktar altında beklediklerini belirterek bunun önemli bir başarı olduğunu söyledi. “Ekonomiyi insan odaklı görüyoruz.” diyen Yılmaz, enflasyon düştükçe özellikle sıkıntı yaşayan emeklilere yönelik adımlar atılacağını ifade etti. “Türkiye’ye sermaye akışı sağlanıyor” Yabancı yatırımcı ilgisine ilişkin konuşan Yılmaz, doğrudan uluslararası yatırımların geçen yıl yüzde 12’nin üzerinde arttığını, borsaya ciddi ilgi olduğunu söyledi. “Geleceği daha olumlu okuyup, bunun üzerinden Türkiye'ye sermaye akışı sağlandığını görüyoruz.” diyen Yılmaz, bu eğilimin güçlenerek devam edeceğini beklediğini ifade etti. Yılmaz, Türkiye’nin daha fazla demokrasi ve daha güçlü bir adalet ve hukuk düzeni hedefi doğrultusunda yoluna devam ettiğini vurguladı.

Yılmaz: Yüzde 30'un biraz üstünde enflasyonla yılı kapatacağız Haber

Yılmaz: Yüzde 30'un biraz üstünde enflasyonla yılı kapatacağız

Yüzde 30'un biraz üstünde bir enflasyonla bu yılı kapatacağız inşallah. Gelecek seneki hedefimiz yüzde 20'nin altına indirmek" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Ankara Sanayi Odası (ASO) tarafından bir otelde düzenlenen ASO 62. Kuruluş Yılı Ödül Töreni'ne katıldı. Dünya ekonomisinin büyümesi tarihsel ortalamanın altında Burada konuşan Yılmaz, dünya ekonomisinin büyümesinin tarihsel ortalamalarının altında seyrettiğini, dünya ticaretinin bunun da altında büyüdüğünü, savaşların yanı sıra ticaret savaşlarının da yaşandığını söyledi. ABD, Çin ve Avrupa Birliği gibi büyük ekonomik aktörlerin politikalarının ciddi şekilde yakından takip edilmesi ve Türkiye'nin buna göre stratejik olarak konumlandırılması gerektiğine işaret eden Yılmaz, "Dünyanın bu hali içinde Türkiye ekonomisi son 22-23 yılda dünyadan çok daha hızlı bir şekilde büyüdü. Dünya ortalama yüzde 3,5 büyürken, bizim ekonomimiz yıllık ortalama yüzde 5,4 büyüme kaydetti. Dünyadan 1,9 puan her yıl daha fazla büyüdük. Bu önemli bir başarı" ifadelerini kullandı. Bu yılki ekonomik büyüme beklentisi Yılmaz, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,3 büyümesini beklediklerini dile getirerek, şunları kaydetti: "Bu yıl ekonomimiz 1,5 trilyon dolar seviyesini aşmış olacak. Bundan 22-23 yıl önce 238 milyar dolarlık bir ekonomimiz vardı. Bu sene inşallah 1,5 trilyon doları aşan bir ekonomik büyüklüğü görmüş olacağız. Geçen yıl itibarıyla nominal dolar bazında dünyanın 17. büyük ekonomisiyiz. Satın alma gücüne göre 12. büyük ekonomisiyiz. Bu yıl IMF'nin dünyadaki ülkelerle ilgili tahminlerinin gerçekleşmesi halinde Türkiye nominal dolar bazında dünyanın 16. büyük ekonomisi olacak. Satın alma gücü paritesiyle ise 11. büyük ekonomi olacağız, IMF'nin tahminlerinin gerçekleşmesi halinde." 'Türkiye tarihinde ilk defa yüksek gelirli ülkelerden biri olacak' "'Son çeyrek asırda Türkiye neyi başardı?' diye soracak olursanız, Türkiye alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi ve burada kalıcı hale geldi. Bu yılki gerçekleşmeler ışığında Türkiye, tarihinde ilk defa yüksek gelirli ülkelerden biri haline gelecek Dünya Bankası hesaplamalarına göre. İlk defa yüksek gelirli ülkeler ligine alt basamaktan da olsa bir adım atmış olacak. Ama bu daha zorlu bir dönem. Burada kalıcı olmak önemli olan ve ilerlemek. Bu da rakamsal dönüşümlerin ötesinde niteliksel bir değişimi gerektiriyor. Sadece rakamları büyüterek bu ligde kalamazsınız. Kurumlarınızı dönüştürmeniz lazım. Reformlar yapmanız lazım. Sadece devlet olarak değil, firmalar, kamu, sivil toplum bütün unsurlarıyla, ülkemizin bir dönüşüm sürecinden geçmesi gerekiyor." Merkez Bankası rezervi 180,6 milyar dolar Merkez Bankası rezervlerinin 21 Kasım itibarıyla 180,6 milyar dolar olduğunu hatırlatan Yılmaz, şöyle devam etti: "Bu resmi rezervimiz. Bir de bizim milletin rezervi var. Özellikle bu altın rezervi… Dünyada birçok ülkeden biraz ayrışıyoruz. Finans hesaplarına bu girmediği için bunu gösteremiyoruz maalesef. Milli rezervimizi gösteremiyoruz. Ama son dönemlerde özellikle altın fiyatlarının da artmasıyla hem Merkez Bankamızın hem de milletimizin rezervinde önemli bir artış olduğunu ifade etmek istedim. Keşke tabii bu rezervler sisteme daha fazla girse. Sisteme, finansal piyasalarımıza, yatırımların finansmanına daha fazla dahil olsa, bu bize ayrı bir güç verecektir diye inanıyorum." 'Yüzde 30'un biraz üstünde enflasyonla yılı kapatacağız' Yılmaz, birinci önceliklerinin enflasyon olduğunu vurgulayarak, bu konuda kararlı ve bütüncül bir politika takip ettiklerini söyledi. Geçen yılın mayıs ayında enflasyonun yüzde 75'lere ulaştığını, en yüksek zirveyi gördüğünü, o tarihten bugüne dezenflasyon sürecinin devam ettiğini anımsatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "En son yüzde 32,9 gibi bir rakama geldi. Yani yaklaşık 43 puan geriledi enflasyon. Ama hâlâ hane halklarında ve reel kesimde beklentileri arzu ettiğimiz ölçüde iyileştirebilmiş değiliz. Orada da bir iyileşme var, geriye gidiyor ama tam arzu ettiğimiz yerde değiliz. Şu anda yüzde 32,9. Eylül ayında biraz beklentinin üstünde gelmişti. Gıda fiyatlarından kaynaklı. Çünkü aynı yılda hem don hem kuraklığı yaşadık. Tarımdaki bu gelişme, büyümemizi bir miktar aşağı çekti, gıda enflasyonunu da bir miktar yukarıya taşımış oldu. Ancak burada da özellikle ekim ve bu kasım ayında da bunu gözlemliyoruz. Enflasyon yeniden ana eğilimine, düşüş eğilimine girmiş durumda. Bu ayın enflasyonunun da yine iyi bir noktada geleceğini öncü göstergelerden tahmin edebiliyoruz. Dolayısıyla tekrar o arzu ettiğimiz patikaya enflasyonun geldiğini söyleyebilirim. Yüzde 30'un biraz üstünde bir enflasyonla bu yılı kapatacağız inşallah. Gelecek seneki hedefimiz yüzde 20'nin altına indirmek, 2027'de ise hedefimiz tek haneli rakamlara ülkemizi yeniden kavuşturmak." 'Yeni bir teşvik sistemine geçtik' COP31'in gelecek yıl Türkiye'de yapılacağını hatırlatan Yılmaz, özel sektörün COP'a iyi hazırlanması gerektiğini, böylece enerji dönüşümünden su meselesine, yeşil finansa varıncaya kadar birçok konuyu Türkiye'nin gündem haline getirebileceğini, sanayinin uluslararası birtakım kaynaklar, teknolojiler ve imkanları kazanabileceğini söyledi. Yılmaz, yüksek teknolojinin Ankara'nın ihracatındaki payının yüzde 13,3 ile gelişmiş ülkelerin oranından dahi yüksek olduğunu belirterek, şu değerlendirmede bulundu: "Yeni teşviklerde Yerel Kalkınma Hamlesi dediğimiz yeni bir teşvik sistemine geçtik. Her il için her yıl 4 tane öncelikli konu belirliyoruz. 'Her ilin kendine göre üstünlüğü var.' diyoruz. Bu, gelecek yıllarda tabii farklılaşarak devam edecek. Bu yıl için Ankara'ya belirlediğimiz 4 alan şunlar, medikal enzim ve boyar madde üretimi, bitkisel kaynaklı katma değerli gıda takviyeleri, elektrikli-elektronik atıkların geri dönüşümü, tıbbi ürün ve ambalajların yerli üretimi. Bu 4 başlıkta 5,4 milyar liralık bir yatırım teklifi gelmiş durumda. İnşallah Ankara bunları da başaracak ve yeni hamlelerle devam edecek." Google Cloud ve Turkcell ortaklığı İstanbul'da lansmanı yapılan Google Cloud ve Turkcell’in ortaklığında gerçekleştirilecek Türkiye'nin ilk hiper ölçekli veri depolama projesini anımsatan Yılmaz, "1 milyar dolar Turkcell, 2 milyar dolar Google Cloud, toplamda 3 milyar dolarlık bir proje. Tabii bunun bir de tetikleyeceği projeler var. Altyapı oluşunca birçok startup oluşacak, dijital firmalar oluşacak. Onları hesapladığımızda 10 milyar dolara giden bir büyüklükten bahsediliyor. Bu projeye karar verildi ve bu proje Ankara'da yapılacak. Bu projenin Ankara'ya kazandırılmasıyla, Ankara'nın dijital ekonomi anlamında altyapısı çok daha farklı bir seviyeye yükselmiş olacak" diye konuştu.

Cevdet Yılmaz ekim ayı enflasyonunu değerlendirdi Haber

Cevdet Yılmaz ekim ayı enflasyonunu değerlendirdi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Ekim ayında yıllık enflasyon, yüzde 32,87'ye gerilemiş olup dezenflasyon süreci devam etmektedir. Bu görünüm, orta vadeli hedeflerle uyumlu patikanın korunduğuna işaret etmektedir." değerlendirmesinde bulundu. Yılmaz, Sosyal medya hesabından, ekim ayı enflasyon verilerine ilişkin yaptığı paylaşımda, dezenflasyon stratejisini para ve maliye politikaları ile eş güdüm içerisinde, yapısal reformlardan destek alarak kararlı şekilde yürütmeye devam ettiklerini belirtti. Tüketici enflasyonu ekim ayında yüzde 2,55 oranında gerçekleşirken gıda fiyatlarında don ve kuraklığa bağlı olumsuz etkilerin hız kestiğinin, enerji fiyatlarındaki ılımlı seyrin devam ettiğinin, hizmet enflasyonunun ise belirgin şekilde yavaşladığının görüldüğünü bildiren Yılmaz, giyim ve ayakkabı fiyatlarının ise geçen senenin aynı ayında olduğu gibi geçici şekilde artış kaydettiğine işaret etti. Yılmaz, "Ekim ayında yıllık enflasyon, yüzde 32,87'ye gerilemiş olup dezenflasyon süreci devam etmektedir. Bu görünüm, orta vadeli hedeflerle uyumlu patikanın korunduğuna işaret etmektedir. Ekonomi programımız, üretkenliği ve rekabet gücünü artırarak enflasyonu tek haneye indirmeye ve makroekonomik dengeyi tesis etmeye odaklanmıştır." ifadelerini kullandı. "KONUT STOKUNU ARTIRACAK ADIMLARIMIZI DEVREYE ALIYORUZ" Enflasyonun düşüşünü sadece rakamların ima ettiği seviye olarak ele almadıklarını vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti: "Ekonominin tüm alanlarında verimliliği artıran, güveni ve istikrarı pekiştiren, yatırım ortamını iyileştiren ve beklentilere yön veren adımlar atmaya devam ediyoruz. Yapısal reformlar yoluyla üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artırırken arz yönlü politikalar çerçevesinde tarımsal üretimi destekleyecek, enerji arz güvenliğini güçlendirecek ve konut stokunu artıracak adımlarımızı devreye alıyoruz. Program doğrultusunda, enflasyonda düşüş trendinin yeniden devam etmesini öngörüyor, 2026'da yüzde 20'nin altını, 2027'de ise tek haneli seviyeleri hedefliyoruz. Türkiye ekonomisi, kamu kurumları arasındaki etkin koordinasyon ve beklentilerin olumlu yönde şekillenmesiyle, program disiplininden ödün verilmeden, dezenflasyonun kalıcı tesisinde başarıya ulaşacaktır."

Yılmaz:  2026’da enflasyon yüzde 20’nin altında olacak Haber

Yılmaz: 2026’da enflasyon yüzde 20’nin altında olacak

Yılmaz, yıl sonu için yüzde 30 civarında bir enflasyon beklentisi açıkladı. Yılmaz, 2026’da bu oranın yüzde 20’nin altına ineceğini, 2027’de ise tek haneli seviyelere ulaşılacağını söyledi. Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaretinin ardından yaptığı değerlendirmede iki ülke arasındaki ekonomik, ticari ve savunma alanlarındaki görüşmelerin verimli geçtiğini belirtti. Türkiye’nin enerji arz güvenliği ve yatırımların çeşitlendirilmesine yönelik politikalarının sürdüğünü vurgulayan Yılmaz, özellikle enflasyonla mücadeleye odaklandıklarını ifade etti. Enflasyonda kademeli gerileme hedefi Yılmaz, “Son dönemde gıda ve eğitim alanındaki fiyat artışları beklentileri yukarı çekmiş olsa da yıl sonu için enflasyon tahminimiz yüzde 30’lar civarında. 2026’da yüzde 20’nin altında, 2027’de ise tek haneli bir enflasyon öngörüyoruz” dedi. Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde 2023’te yüzde 65 olan yıllık enflasyonun 2024’te yüzde 44’e gerilediği hatırlatılırken, Merkez Bankası’nın tahmin aralığına paralel olarak yıl sonunda 24-29 bandının hedeflendiği ancak bazı kalemlerdeki artışların bu oranı bir miktar yukarı çekebileceği değerlendiriliyor. OVP ile sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarı OVP’nin odak noktası, fiyat istikrarı ve sosyal refah. Program, büyüme ve istihdamı korurken enflasyonu düşürmeyi amaçlıyor. Yılmaz, “Enflasyonu düşürelim ki kalıcı sosyal refah üretmiş olalım” diyerek kısa vadeli ücret artışlarının kalıcı çözüm olmadığını vurguladı. Ekonomide tarihi eşik: yüksek gelir grubuna geçiş OVP hedeflerine göre Türkiye’nin ekonomik büyüklüğü 2025 sonunda 1,5 trilyon doları aşacak. Dünya Bankası’nın Atlas yöntemiyle yapılan sınıflandırmasına göre Türkiye, ilk kez üst orta gelirli ülkeler grubundan yüksek gelirli ülkeler kategorisine geçmeye hazırlanıyor. 2002’de 238 milyar dolar milli gelir ve 3.600 dolar kişi başına gelir seviyesinden bugün AB ortalamasının yüzde 70’ine ulaşan Türkiye, son 22 yılda yıllık ortalama yüzde 5,4 büyüyerek dünya ortalamasının üzerinde performans gösterdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.