SON DAKİKA
Hava Durumu

#Bursa

Ekometre - Bursa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Mesleki gelişime BUMİAD desteği Haber

Mesleki gelişime BUMİAD desteği

Hüseyin Gürkan’ın Divan Başkanlığı’nda toplanan BUMİAD Mali Genel Kurulu’nda, derneğin 2025 yılı çalışmaları değerlendirildi. Yapılan oylamada BUMİAD Yönetim Kurulu’nun 2025 Yılı Faaliyet Raporu ile 2026 yılı için hazırlanan tahmini bütçe ve diğer gündem maddeleri oybirliği ile kabul edildi. Bursa’daki mühendis ve mimar iş insanlarının bir araya gelerek kurdukları BUMİAD’ın bu alanda Türkiye’deki ilk dernek olduğuna işaret eden BUMİAD Başkanı Mustafa Gümüş, derneğin kuruluşundan bugüne değin geçen süreçte emeği bulunan bütün başkanlar ile yönetim kurullarına teşekkür etti. Bursa’nın daha güzel, yaşanabilir ve daha güçlü bir ekonomiye sahip olabilmesi için çalıştıklarını belirten Gümüş, “Kentlilik bilinci ve duyarlılığıyla uzmanlık alanımıza giren sorunların çözüme kavuşturulması amacıyla raporlar hazırlamakta, etkinlikler düzenlemekteyiz. Bunun yanı sıra üyelerimizin mesleki, kişisel ve kültürel gelişimlerine katkı sağlayıcı eğitim programlarımızla farkındalık oluşturmaktayız. Sivil toplum kuruluşu olmanın verdiği sosyal sorumluluk gereği çalışmalarımıza bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de artan tempoyla devam edeceğiz” diye konuştu. Yönetimlerine duydukları güven ve verdikleri destek nedeniyle BUMİAD üyelerine teşekkür eden BUMİAD Başkanı Mustafa Gümüş, oluşumlarını birlik ve beraberlik duygusuyla daha da güçlendireceklerini sözlerine ekledi.

Pirge bu yıl da ihracatın metalik yıldızı oldu Haber

Pirge bu yıl da ihracatın metalik yıldızı oldu

Pirge, 2025 yılında İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği’nin (İDDMİB) gerçekleştirdiği 13,5 milyar dolarlık ihracata sağladığı katkı ile İhracatın Metalik Yıldızı Ödülleri’nde Paslanmaz Çelik Mutfak Bıçakları kategorisi 1’incilik ödülünü almaya hak kazandı. Ticaret Bakanı Yardımcısı Ö. Volkan Ağar ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe’nin katılımıyla 12 Şubat’ta Renaissance Polat İstanbul Otel’de gerçekleştirilen ödül töreninde Pirge adına ödülü Pirge Ticari Direktörü Sedat Yamansucu ve Pirge Global Satış Müdürü Mustafa Doğanay aldı. “5 yıllık süreçte toplam ciro içindeki ihracat payını çok daha yukarılara taşımak istiyoruz” Pirge Ticari Direktör’ü Sedat Yamansucu, “Pirge olarak her geçen gün artırdığımız ihracatla 147 yıllık keskinlik, paslanmazlık ve tasarım mükemmelliği anlayışımızı ülkemiz sınırları dışına taşımanın gururunu yaşıyoruz. Bununla birlikte ihracatımızla ülkemiz ekonomisine döviz girdisi sağlarken, Türkiye'nin önde gelen ihracatçı birliklerinden biri olan İDDMİB’in 2025 yılında gerçekleştirdiği 13,5 milyar dolarlık ihracatta katkımızın olduğunu bilmek mutluluğumuzu artırıyor. Pirge olarak 2025 yılında gerçekleştirdiğimiz ihracatla bu yıl da İhracatın Metalik Yıldızı Ödülü’nün sahibi olduk. Bugün itibarıyla 85 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Giderek sayısını ve oranını artırdığımız ihracatta istikrarlı hedeflerimizi koruyoruz. Farklı pazarlara yönelik çözümler sunan serilerimizle yeni ülkeler, yeni pazarlar kısa vadeli hedeflerimiz arasındayken, önümüzdeki 5 yıllık süreçte toplam ciro içindeki ihracat payını çok daha yukarılara taşımak istiyoruz. Amerika, Uzak Doğu ve İngiltere gibi daha önce girmediğimiz pazarlara girmek de gelecekteki öncelikli ihracat hedeflerimiz arasında” açıklamalarında bulundu.

  ‘Deli Ayten’ Müzikali yüreklere işledi  Haber

  ‘Deli Ayten’ Müzikali yüreklere işledi 

Sanatın birleştirici gücünün toplumun her kesimine ulaştığı oyun, izleyicilere duygu dolu anlar yaşattı. Osmangazi Belediyesi’nin kültür ve sanat etkinlikleri kapsamında düzenlediği ‘Osmangazi’de Tiyatro Zamanı’, Bursalıları etkileyici bir yapımla buluşturdu. Arda Mat’ın yazıp yönettiği ‘Deli Ayten’ müzikali, Ahmet Vefik Paşa Bursa Devlet Tiyatrosu’nda sahnelendi. Başrollerini Arda Mat, Sara Atmaca ve Bahtiyar Özdemir’in paylaşarak karakterlere hayat verdiği komedi, müzikal, dram ve biyografi türlerini bir araya getiren oyun izleyicilerden yoğun ilgi görürken, salon tamamen doldu. Gerçek bir yaşam hikayesinden sahneye uyarlanan ‘Deli Ayten’ müzikali, fakir bir Roman çocuğu olarak dünyaya gelen ve küçük yaşta geçirdiği menenjit hastalığı sonrası konuşma yetisini kaybeden Ayten’in hüzünlü hayatını anlatıyor. Genç yaşta mahallelerinin müzisyeni Cümbüş Hasan’a aşık olan Ayten’in, aşkı uğruna verdiği mücadele ve yaşadığı büyük kayıpla aklını yitirerek 33 yıl boyunca Bursa sokaklarında elinde cümbüşüyle Hasan’ı arayışı, seyirciyi hem güldürdü hem de derinden etkiledi. Ötekileştirilen kadınların sessiz hikayesini sahneye taşıyan oyun, izleyicilerin kalbinde buruk ama sıcak bir iz bıraktı. “Aşkından deliren bir kadının hikayesi” Oyunun yazarı ve yönetmeni Arda Mat, hikayenin Bursa’da çok bilinen bir yaşam öyküsüne dayandığını belirterek, “Aslında herkesin deli diye tanıdığı bir kadının hikayesi bu. Biz, deliliğinden ziyade neden delirdiği ile ilgili bir oyun çıkarttık. Uzun araştırmalar da yaptık. Bursa’da çok bilinen, meşhur bir hikaye olduğu için aşkından deliren bir kadının hikayesi çıktı karşımıza. Sahneye taşımaktan son derece mutluyuz. İlgi de çok yoğundu. Osmangazi Belediyesi’ne çok teşekkür ediyoruz. Özellikle böyle tiyatro oyunlarının Osmangazi Belediyesi tarafından sahnelenmesi, bir tiyatrocu olarak beni mutlu ediyor” diye konuştu. “İnanılmaz Rağbet Gördü” ‘Deli Ayten’ karakterini sahneleyen Sara Atmaca ise oldukça mutlu olduklarını ifade ederek, “Bursa’nın çok bilindik, esnaf tarafından da oldukça sevilen bir yüzü olan Deli Ayten’i canlandırmak benim için çok güzel bir deneyim oldu. Oyun inanılmaz rağbet gördü. Gerçekten çok keyifliydi, salon tamamen doluydu. Bu yoğun ilgiden dolayı çok mutluyuz” diye konuştu. “Osmangazi Belediyesi sanatçıların arkasında durduğu için minnettarız” İlk kez bir tiyatro oyununda sahne alan ses sanatçısı Bahtiyar Özdemir de, “Bursa’nın adeta kendi markası haline gelmiş bir insanın, garibanlığından başlayıp bir aşk hikayesine uzanan o hüzünlü öyküsünü sahneye taşımak benim için çok anlamlıydı. Bu süreçte başta Arda hocam olmak üzere tüm ekibe teşekkür ediyorum. Ayrıca Bursa’da sanatın ve sanatçının her zaman yanında olan Osmangazi Belediyesi’ne de ayrı bir parantez açmak isterim. Çünkü sanatçının her zaman desteğe ihtiyacı var; belediye demek halk demek. Bu anlamda Osmangazi Belediyesi, halkın yanında durduğu gibi sanatçıların ve tiyatronun da arkasında duruyor. Kendilerine minnettarız” açıklamalarında bulundu. Toplam iki buçuk saat süren oyun, yüreklere işleyen son sahnesiyle birlikte Bursalılar tarafından ayakta alkışlandı. Oyunun sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mutlu Esendemir, ekip adına oyunun yazarı ve yönetmeni Arda Mat’a plaket takdim etti.

Batısiad’da görev dağılımı yapıldı Haber

Batısiad’da görev dağılımı yapıldı

Görev dağılımı sonucunda başkan yardımcıları, genel sekreter ve sayman üye ile yönetim kurulu üyelerinin görev alanları belirlendi. Buna göre, Ahmet Er’in başkanlığındaki Yönetim Kurulu’nda başkan vekilliği görevine Salih Altuğ getirildi, Altuğ aynı zamanda ekonomi ve OSB’lerden sorumlu olacak. BATISİAD’da başkan yardımcıları; Ali Ömeroğlu, Gürcan Yılmaz, İkbal İbrahimoğlu, İbrahim İsmailoğlu ve Cihat Yusufoğlu olurken, genel sekreterliğe Rafet Emin Demir, Sayman üyeliğe ise Hasip Semerci seçildi. BATISİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Er, kuruluştan itibaren olduğu gibi bu dönemde de Batı Trakya kökenli girişimcilerin Türkiye'deki ve Balkanlar'daki sesi olma misyonuyla faaliyetlere devam edeceklerini belirterek, “Türkiye ve Batı Trakya arasında kurulan bağın önemi bir sembolü konumunda olan BATISİAD olarak, dernek merkezimizin tamamlanması ile birlikte Bursa ekonomisi ve ülke ekonomisiyle ilgili etkinlikler gerçekleştireceğiz. Amacımız hem üyelerimizin gelişimlerine katkıda bulunmak, hem de ekonomiye katma değer sağlamak” dedi. Yönetim Kurulu görev dağılımı şöyle oldu : *Yönetim Kurulu Başkanı : Ahmet Er, *Yönetim Kurulu Başkan Vekili : Salih Altuğ (Ekonomi ve OSB’lerden Sorumlu) *Yönetim Kurulu Başkan Yrd. : Ali Ömeroğlu (Tanıtım, Medya ve Organizasyonlardan Sorumlu) *Yönetim Kurulu Başkan Yrd. : Gürcan Yılmaz (Dış İlişkilerden Sorumlu) *Yönetim Kurulu Başkan Yrd. : İkbal İbrahimoğlu (İdari İşlerden Sorumlu) *Yönetim Kurulu Başkan Yrd. : İbrahim İsmailoğlu (STK’lardan Sorumlu) *Yönetim Kurulu Başkan Yrd. : Cihat Yusufoğlu (Halkla İlişkilerden Sorumlu) *Genel Sekreter : Rafet Emin Demir *Sayman : Hasip Semerci *Yönetim Kurulu Üyesi : Ekrem Tuna (Ar-Ge’den Sorumlu) *Yönetim Kurulu Üyesi : Adnan Yakupoğlu (Sosyal İşlerden Sorumlu) *Yönetim Kurulu Üyesi : Halit Şefikoğlu (Yerel Yönetimlerden Sorumlu) *Yönetim Kurulu Üyesi : İsmail Tatar (Sanayi ve KOBİ’lerden Sorumlu) *Yönetim Kurulu Üyesi : Kadir Güleryüz (Genç Girişimcilerden Sorumlu) *Yönetim Kurulu Üyesi : Rıdvan Hatipoğlu (Üretim ve Ticari İşlerden Sorumlu) Yönetim Kurulu toplantısında ayrıca, Yüksek İstişare Kurulu Başkanlığı görevine ise Rıdvan Güler getirildi.

İMO Bursa şubesi uyarıyor: Depreme hazır mıyız? Haber

İMO Bursa şubesi uyarıyor: Depreme hazır mıyız?

Depremin bir beka sorunu olduğunu söyleyen İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, “Depremi afete çeviren inşaat mühendisliği bilimini yok sayan, hatalı ve sorumsuz insanlar eliyle yapılan uygulamalar olup, afetlere engel olmak mümkün olmasa da afetlerin yol açacağı hasarları ortadan kaldırabilir ya da en aza indirebiliriz” dedi. İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, 6 Şubat Depremlerinin yıldönümünde uyarılarda bulunarak basın açıklaması yaptı: “Bugün ülkemizi derinden sarsan ve tüm yurttaşlarımızın hafızalarında unutulmayacak acılar bırakan 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıldönümünü geride bırakıyoruz. Aynı gün ardı ardına Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli meydana gelen depremlerde resmî verilere göre yaklaşık 39.530 bina yıkılmış, 200.350 bina ağır hasar almıştır. 11 ilde 14 milyonu aşkın nüfusu doğrudan etkileyen bu yıkımın sonucunda 50 binin üzerinde yurttaşımız hayatını kaybetmiştir. Bu büyük felakette hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyoruz. Altını çizerek ifade etmek gerekir ki Türkiye’de deprem “beklenmedik” bir doğa olayı değil; tam olarak ne zaman, nerede ve ne büyüklükte olacağı tespit edilemese de öngörülebilir ve etkileri büyük ölçüde azaltılabilir bir gerçektir. Denilebilir ki yıkımın büyüklüğü, depremin ölçüsünden çok; yapı üretiminin kalitesi, denetimin niteliği ve risk azaltma politikalarıyla doğrudan ilişkilidir. Aynı büyüklükteki depremlerin farklı ülkelerde bu ölçekte yıkıma ve can kaybına yol açmaması, sorunun doğada değil, insan eliyle yaratılan zaaflarda olduğunu açıkça göstermektedir. Dahası, ülkemizde orta büyüklükte sayılabilecek depremlerde bile büyük yıkımların meydana geldiği bilinmektedir. Son olarak 2025 yılında Balıkesir Sındırgı’da 10 Ağustos ve 27 Ekim tarihlerinde meydana gelen 6,1 ve 6,0 büyüklüğündeki iki deprem sonucu toplam 729 binadaki 1036 bağımsız bölüm ağır hasarlı veya yıkık olarak tespit edilmiştir. Yine 23 Nisan 2025 tarihinde Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nde yaşayan yurttaşlarımızda büyük endişe yaratmış; depremin ardından iletişim ağının çökmesi, deprem toplanma alanlarının ve acil ulaşım yollarının yetersizliği, daha büyük bir olası depremde yaşanacaklar konusunda ne yazık ki iyimser varsayımlarda bulunmayı güçleştirmiştir. Hala Hangi Kentte Kaç Yapının Riskli Olduğu Net Biçimde Ortaya Konmamıştır Bugün gelinen noktada Türkiye’deki yapı stokunun önemli bir bölümünün hâlâ yüksek deprem riski altında olduğu bir sır değildir. Mevcut binaların birçoğunun hasar görebilirliği yüksek olan 2000 yılı öncesi inşa edilmiş binalardan oluşması bir yana, son 25 yılda çıkarılan 6 imar affı yasasıyla mevzuata aykırı eklenti veya değişiklikler, gerekli tedbirler alınmadan kâğıt üstünde yasal hale getirilerek, mühendislik hizmeti almamış kaçak yapıların yasallaşması sağlanmıştır. TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonunun 2023 tarihli raporu ülke genelinde 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiğini; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise sadece İstanbul’da yaklaşık 600 bin konutun çok riskli olduğunu, toplamda 1,5 milyon konutun dönüşmesi gerektiğini ifade etmektedir. Resmî makamların açık beyanlarıyla ülke genelindeki yapı stokunun ne kadar sorunlu olduğu gözler önüne serilmiştir. Buna rağmen, hâlâ bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanteri oluşturulmamış, hangi kentte kaç yapının riskli olduğu net biçimde ortaya konmamıştır. Risk bilinmeden, öncelik belirlenmeden, etkili bir dönüşümden söz etmek de mümkün değildir. Dönüşüm Yalnızca Eski Binaların Yıkılıp Yenilerinin Yapılması Değildir Yaklaşık on üç yıldır yürürlükte olan kentsel dönüşüm uygulamalarının bir kısmı gerçek amacından uzaklaşıp deprem riskini azaltmaktan çok, arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere indirgenmiştir. Oysa dönüşüm, yalnızca eski binaların yıkılıp yenilerinin yapılması değildir. Zemin özelliklerinden nüfus yoğunluğuna, ulaşım altyapısından toplanma alanlarına kadar pek çok unsurun birlikte ele alınmasını gerektiren kamusal bir planlama meselesidir. Bugüne kadar gerçekleştirilen dönüşüm uygulamaları, ülke genelindeki riskli yapı miktarıyla karşılaştırıldığında son derece sınırlı kalmıştır. Kentsel dönüşüm planlamasında öncelik göçme riski taşıyan yapılara verilmelidir. Bu sebeple şehirlerimizde yapı stoğu envanteri, saha çalışmaları ile gerçek manada çıkartılmalıdır. Depreme hazırlık konusu ise ne yazık ki afet sonrasına sıkışan, sürekliliği olmayan bir başlık olarak ele alınmaktadır. Oysa asıl belirleyici olan, deprem olmadan önce yapılanlardır. Okulların, hastanelerin, kamu binalarının ve altyapı sistemlerinin ne ölçüde güvenli olduğu ne kadarının güçlendirildiği ya da yenilendiği şeffaf ve bütüncül bir şekilde paylaşılmadığı için hâlâ net değildir. Vurgulamak gerekir ki afet yönetimi, yalnızca arama-kurtarma ya da yardım ulaştırma kapasitesiyle değil, risk azaltma ve hazırlık düzeyiyle ölçülür ki bu faaliyetlerde bile ne kadar hazırlıklı olunduğu da 6 Şubat Depremlerinin ardından açık bir şekilde görülmüştür(!) Toplanma Alanları, Afet Sonrası Değil; Afet Öncesi Planlamanın Asli Unsuru Toplanma alanlarına erişimin zor olduğunun altını çizen Erdem şunları söyledi: “Afet anında insanların nereye gideceğini bilmediği, toplanma alanlarına erişimin fiilen mümkün olmadığı bir kent düzeni, depremin kendisi kadar tehlikelidir. Toplanma alanları, afet sonrası değil; afet öncesi planlamanın asli unsuru olmak zorundadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki deprem toplanma alanları salt boş bir alanı ifade etmez: üzerinde geçici barınma alanlarının kurulabileceği; elektrik, su, ısınma, duş, tuvalet gibi temel ihtiyaçların karşılanabileceği altyapıya sahip büyük ve geniş alanlar olarak tarif edilmektedir.” Uygulamaların İnşaat Mühendisliği Bilimi Öncelenerek Planlanması Gerekir Başkan Serdar Atilla Erdem İnşaat Mühendisliği mesleğinin önemini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Açıkça görülmektedir ki yaşanan her büyük doğa olayı, gerekli önlemlerin vaktinde alınmaması nedeniyle birer afete dönüşerek büyük can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Bu sebeple inşaat mühendisliği bilimi öncelenerek yapılacak uygulamaların planlanması yadsınamayacak bir gerçekliktir. Bu tablo, risk azaltma ve hazırlık çalışmalarının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi olarak bir kez daha vurguluyoruz: afetler kader değildir, bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan uygulamalarda ısrarın acı sonuçlarıdır. İvedi olarak yapılması gerekenler bellidir: Ülke çapında güncel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalı, kentsel dönüşüm rant odaklı değil risk temelli bir kamu politikası olarak uygulanmalı, yapı üretiminin tüm aşamaları; proje, imalat ve denetim süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin tam ve doğru bir biçimde verilebilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, uygulamalar sıkı bir şekilde denetlenmelidir. Bursa’mızın Olası Bir Afete Hazır Hale Getirilmesi İçin Hazırladığımız Rapor Yetkililerimize İletilmiştir İMO Bursa Şubesi olarak kentsel dönüşüm ve afetlere hazırlık komitemizin hazırlamış olduğu kapsamlı ve geniş rapor tamamlanarak Bursa Valiliği başta olmak üzere Çevre İl Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi, İlçe Belediyeleri, AFAD vb. ilgili kurumlara tarafımızca teslim edilmiştir. Deprem riski yüksel bölgelerin başında yer alan Bursa’mızın ivedilikle, olası bir afete hazır hale getirilmesi hepimizin birinci önceliği olmalıdır. Afetlere hazırlık için aşağıda başlıklar halinde sıraladığımız konuların vakit kaybetmeden çalışılarak tamamlanması son derece önemlidir. Bu başlıkları özetle şu şekilde sıralayabiliriz: Stratejik Planlama ve Kurumsal Koordinasyon, Yapı Stoğu Envanterinin Saha Çalışmaları ile Bilimsel Olarak Çıkartılması, Toplanma ve Barınma Alanlarının Belirlenmesi, Sığınak ve Güvenli Alan Kontrolleri, Afet Yönetiminde Uzman Ekiplerin Güçlendirilmesi, Lojistik Alanların Planlanması, Toplumsal Farkındalık ve Eğitim başlıklarında hazırların tamamlanması, Afet Tehlikesinin ve Risk Unsurlarının Belirlenmesi, Kentsel Dönüşüm Süreçlerinin Bilimsel ve Bütüncül Planlanması, Yapı Stoğunun Depreme Hazır Hale Getirilmesi, Yapı Denetim Sisteminin Güçlendirilmesi ve Yetkin Mühendislik Uygulamalarının Hayata Geçirilmesi. 6 Şubat Depremleri, etkilediği coğrafi alanın genişliği, nüfusun fazlalığı ve yıkımın boyutu itibarıyla, yıllarca etkisini sürdürecek bir toplumsal travma yaratmıştır. Bununla birlikte bilimin ve mühendislik uygulamalarının gelişimine, ülkemizin bu alandaki beşerî kaynaklarına dayanarak, Türkiye gibi aktif fay hatlarıyla örülü bir coğrafyada deprem endişesiyle yaşama çaresizliğine mahkûm olmadığımız rahatlıkla söylenebilir. Bu sebeple afetleri bir beka sorunu olarak görüyor; mühendislik biliminin ışığında kanun ve yönetmeliklerdeki eksiklerin tamamlanarak çağımıza uygun hale getirilmesinin elzem olduğunu söylüyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi “deprem öldürmez, mühendislik hizmeti almamış bina öldürür. 1999 Depremi de 6 Şubat Depremi de on binlerce insanımızın yitip gitmesine, devletimizin sırtına yüz milyarlarca dolar maddi yük binmesine sebep olmuştur. Yani hem milletimize hem de devletimize maddi, manevi çok ağır bedeller ödetmiştir. Peki bu iki büyük depremde de can ve mal kayıplarımızın tek sorumlusu inşaat mühendisliği mesleği midir? Elbette değildir. Mesleğimizin icrasındaki denetim ile kanuni ve mesleki eksiklerden kaynaklandığı apaçık ortadadır. Peki maddi ve manevi kayıplara sebep olan deprem sizce de başlı başına bir beka sorunu değil midir? Depremin vereceği hasarları engellemek, yukarıda bahsettiğimiz gibi inşaat mühendislerinin mesleki sorunlarını çözmekle hallolacağı apaçık ortadayken daha neyi bekliyoruz? O zaman gelin ne yapılması gerektiğini konuşalım. Öncelikle devlet ve millet olarak inşaat mühendisliği mesleğine hak ettiği değeri gösterip ardından gerekenleri yapmak için en acilinden bir eylem planı ortaya koyalım. Yapı Denetim Kanunu, Şantiye Şefliği Yönetmeliği ve 1938 yılında yürürlüğe giren Mimarlık ve Mühendislik Hakkındaki Kanun ve Müteahhitlik Yasası’nın eksikliklerinin yasal düzenlemelerle tamamlanıp çağına uygun hale getirilmeli ve Yetkin ve Uzman Mühendislik Yasası bir an önce düzenlenerek hayata geçirilmelidir. Tabii bu konuda en önemli görev devletimize düşmekte olup acilen kanuni ve hukuki düzenlemelerin yapılması şarttır.” Sonuç olarak diyoruz ki deprem bir beka sorunudur. Depremi beka sorunu olmaktan çıkarmanın tek yolu ise asli meslek grubu olan inşaat mühendislerinin önünü açacak doğru planlama ve doğru uygulamalar adına hukuki düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi ve mesleğin kronik sorunlarının çözülmesidir. 6 Şubat’ta yitirdiklerimize karşı sorumluluğumuz, aynı acıların bir daha yaşanmaması için bugünden harekete geçmektir. Bilimin ve mühendisliğin uyarılarını dikkate almadan geçen her gün, yeni felaketlerin zeminini hazırlamaktadır.”

Yenişehir’de Endüstri Bölgesi kuruluyor Haber

Yenişehir’de Endüstri Bölgesi kuruluyor

Bursa’nın tarım ve lojistik üssü olan Yenişehir, son aylarda yapılan girişimlerle sanayi ve teknoloji alanında da Türkiye’nin yükselen yıldızı olma yolunda kararlı adımlarla ilerliyor. Yenişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde yürütülen imar revizyonları, Sümbüllük Bacasız Sanayi Bölgesi’ndeki altyapı çalışmaları ve Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile yakalanan ivmenin ardından, ilçede büyük bir alanda Endüstri Bölgesi kurulması için somut bir süreç hayata geçirildi. Yenişehir’de resen Endüstri Bölgesi kurulmasına yönelik etüt çalışmaları yürütülürken, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ilgili kurumların görüşlerini almaya başladı. Bu gelişme, Yenişehir’in sanayi ve üretim vizyonu açısından bugüne kadar atılmış en stratejik ve en güçlü adımlardan biri olarak öne çıkıyor. ‘Gece gündüz çalışıyoruz’ Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, Yenişehir’in planlı sanayileşme ile kalkınacağını vurguladı. Başkan Özel, Yenişehir’in geleceği için yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirterek, “Yenişehir’imizin kalkınması ve gelişmesi için gece gündüz çalışıyoruz. Tarımı güçlendirmek, sanayiyi büyütmek ve istihdamı artırmak adına ilgili kurumlarla sürekli görüşmeler gerçekleştiriyoruz” dedi. Yenişehir için büyük dönüşüm ve gelişim süreci Başkan Özel sözlerini şöyle sürdürdü: “Yenişehir’imiz artık kabuğunu kırıyor. Yenişehir Organize Sanayi Bölgemizdeki revizyonlar, Sümbüllük Bacasız Sanayi Bölgesi’ndeki altyapı çalışmalarıyla birlikte sanayi alanında büyük bir dönüşüm sürecine girmişti. Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile tarım ve sanayi entegrasyonunu sağlamak adına önemli bir adım atılmıştı. Şimdi ise Bakanlığımızın planladığı bu dev Endüstri Bölgesi projesiyle ilçemizin; tarım ve lojistik merkezi olmasının yanısıra, sanayinin ve teknolojinin de merkezi yapma yolunda çok güçlü bir kapı daha aralıyoruz.” ‘Endüstri bölgesi, yenişehir için büyük bir vizyon’ Yenişehir’e yapılacak bu büyük yatırımın on binlerce kişilik istihdam sağlayacağına vurgu yapan Başkan Ercan Özel, Endüstri Bölgesi’nin ilçeye kazandıracağı avantajları sıralarken; “Endüstri Bölgelerinin her şeyden önce planlı sanayileşmenin en güçlü adımı” olduğunu ifade etti. Bu projeyle Fabrikaların yerleşim yerlerine ya da doğal alanlara gelişigüzel kurulmasının önüne geçileceğini, sanayi faaliyetlerinin, önceden belirlenmiş ve altyapısı hazırlanmış alanlarda toplanacağını, bu da hem düzenli büyümeyi hem de sağlıklı bir kentleşmeyi beraberinde getireceğini bildirdi. Başkan Özel; “Endüstri Bölgelerinin aynı zamanda çevreyi ve tarımı koruyan bir model olduğunu, atık yönetimi, arıtma tesisleri ve emisyon kontrollerinin merkezi şekilde yapılacağını, böylelikle tarım arazilerimizin ve yaşam alanlarımızın sanayinin olumsuz etkilerinden korunmuş olacağını ifade ederken, Yenişehir’in bereketli topraklarını koruyarak üretimi büyütmeyi hedefliyoruz” dedi. Yenişehir’in dönüm noktası Endüstri Bölgesinin, üretim verimliliğini artıran bir yapıya sahip olacağını anlatan Başkan Ercan Özel, “Bursa’da 4 tane Endüstri Bölgesi var. 5’ncisi ise ilçemizde kurulacak. Bizim hedefimiz; Yenişehir’i sadece bugünün değil, geleceğin de üretim, sanayi ve teknoloji merkezi haline getirmek. Bu Endüstri Bölgesi, ilçemizin kalkınma yolculuğunda çok önemli bir dönüm noktası olacak. Yenişehir kazanacak, Bursa kazanacak, Türkiye kazanacak” ifadelerini kullandı. Başkan özel’den özel teşekkür Başkan Özel açıklamasının sonunda, Yenişehir’in gelişmesi ve kalkınması için bizlerden desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mehmet Fatih Kacır’a, il başkanımız sayın Davut Gürkan’a ve Bursa Milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Saadet Partisi’nden geçim tepkisi Haber

Saadet Partisi’nden geçim tepkisi

Atay, vatandaşın temel geçim ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını belirterek, iktidarın ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Açıklamasında, ülkede gerçek gündemin geçim sıkıntısı olduğunu vurgulayan Atay, “İktidar suni gündemlerle toplumu oyalarken, milletimizin mutfağındaki yangın her geçen gün büyüyor. Bıçak kemiğe dayanmış, hatta kemiği delip geçmiştir” ifadelerini kullandı. “Resmî Rakamlarla Vatandaşın Gerçeği Örtüşmüyor” Sadrettin Atay, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verileri ile vatandaşın çarşıda ve pazarda karşılaştığı fiyatlar arasında ciddi bir fark bulunduğunu belirtti. Maaş artışlarının daha cebe girmeden eridiğini söyleyen Atay, emeklilerin ayın sonunu getiremez hâle geldiğini, asgari ücretlilerin ise açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edildiğini ifade etti. Esnafın da artan kira ve enerji maliyetleri nedeniyle zor günler geçirdiğini dile getirdi. “Faiz Kazandırıyor, Üretici Kaybediyor” Ekonomi politikalarına da değinen Atay, uygulanan yanlış kararlar sonucu bankaların ve faiz çevrelerinin kâr rekorları kırdığını, buna karşın işçi, memur, çiftçi ve üreticinin her geçen gün daha da yoksullaştığını söyledi. Üretim yerine rantın tercih edilmesinin mevcut ekonomik tablonun temel sebeplerinden biri olduğunu kaydetti. “İsraf Sürdükçe Adalet Sağlanamaz” Kamu harcamalarındaki israfa da dikkat çeken Atay, vatandaşa tasarruf çağrısı yapılırken kamudaki savurganlığın devam ettiğini belirtti. Bir yanda çocuklarının beslenme çantasını dolduramayan aileler olduğunu, diğer yanda ise kamu kaynaklarının hoyratça harcandığını ifade eden Atay, “Bu düzen adil değildir” dedi. “Çözüm Üretim ve Adil Paylaşım” Sadrettin Atay açıklamasının sonunda, Türkiye’nin algı yönetimiyle değil, üretime dayalı bir ekonomi anlayışıyla bu krizden çıkabileceğini belirtti. İsrafın sona erdirilmesi, yolsuzlukla samimi mücadele edilmesi ve insanı merkeze alan bir ekonomik modelin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Atay, Saadet Partisi’nin milleti bu ekonomik darboğazdan çıkaracak çözüm önerilerine ve kadrolara sahip olduğunu ifade ederek, “İktidarın unuttuğu yerde biz milletimizin sesi olmaya devam edeceğiz” dedi.

Yeşil dönüşüm büyümenin anahtarı Haber

Yeşil dönüşüm büyümenin anahtarı

Programdan yararlanabilmek için izlenecek bürokratik ve finansal süreçlerin nasıl olacağıyla ilgili iş dünyasının danıştığı yetkili firma Mavi Yeşil Danışmanlık’ın Kurucusu ve Koordinatörü Makbule Çetin ile bu konuda Mavi Yeşil Danışmanlık ile işbirliği içinde olan Sachi Consultancy Kurucu Ortağı Senem Tanju’nun ortak sunumu, BALKANTÜRKSİAD üyelerince ilgiyle takip edildi. Programın açılışında konuşan BALKANTÜRKSİAD Akademi Başkanı Dr. Fatma Akalp, günümüz iş dünyasında sürdürülebilirlik kavramının firmaların hizmet ve üretim devamlılıklarında ‘olmazsa olmaz’ öneme sahip olduğunu vurguladı. Sürdürülebilirlik olgusunun firmaların Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyumunu zorunlu kıldığını ifade eden Dr. Akalp, gerçekleştirdikleri etkinlikle bu konuda üyelerini bilgilendirmeyi hedeflediklerini dile getirdi. BALKANTÜRKSİAD Başkanı İskender İskenderoğlu da Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyumun önemine dikkat çekerek, iş dünyasının uyum sürecine gereken hassasiyeti göstermesi gerektiğine işaret etti. Bu durumun firmaların geleceğiyle yakından ilgili olduğunu belirten İskenderoğlu, BALKANTÜRKSİAD olarak bu konuda üyelerinin bilgilendirilmesine özen gösterdiklerini vurguladı. 2053’de sıfır emisyon Açılış konuşmalarının ardından sunumda bulunan Sachi Consultancy Kurucu Ortağı Senem Tanju, Türkiye’nin 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedeflediğini belirterek, yeşil dönüşüm hedeflerine erişimde kullanılabilecek finansman imkanlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Yeşil dönüşümün finansmana erişimde, pazarın ve büyümenin anahtarı olduğunu ifade eden Tanju, “Türkiye’nin Avrupa Birliği ile uyumlu enerji dönüşümü için yıllık 15 milyar dolarlık yatırıma ihtiyacı bulunmaktadır. Bununla birlikte küresel yeşil tahvil piyasasında binde 3’lük toplam hacme sahip bulunan Türkiye, son 3 yılda hızlı artış trendine girmiş bulunmaktadır. Bu sevindirici olmakla birlikte istenen seviyelere gelinebilmesinde daha çok yol alınması gerektiği de aşikardır” diye konuştu. Avrupa yeşil mutabakat süreci Türkiye’nin AB ile ekonomik ilişkileri nedeniyle Avrupa Yeşil Mutabakat sürecinin dışında kalmadığını ifade eden Tanju, Temmuz 2021’de Ticaret Bakanlığı tarafından ‘Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nın yayınlandığını vurguladı. Türkiye’nin ayrıca 2021’de Paris İklim Anlaşması’nı onaylayarak resmen Avrupa Yeşil Mutabakat sürecine dahil olduğuna dikkat çeken Tanju, yeşil mutabakat kapsamındaki mevzuatları şöyle sıraladı: Tek Kullanımlık Plastikler Mevzuatı Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Mutabakatı Yapı Malzemeleri Mevzuatı Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Endüstriyel Emisyonlar Direktifi Kapsamında En İyi Teknikler Yeşil Aklamanın Önlenmesine İlişkin Mevzuat Döngüsel Araç Tasarımı Kuralları ve Ömrünü Tamamlamış Araçların (ÖTA) Yönetimine İlişkin Mevzuat Sürdürülebilir Tekstil Stratejisi Sürdürülebilir Kimyasallar Stratejisi Mikroplastik Stratejisi ile Bağlantılı Gereklilikler Kritik ve Stratejik Hammadde Arz Güvenliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) Mevzuatı Responsıble programının amacı Sachi Consultancy Kurucu Ortağı Senem Tanju’nun ardından sunumunu gerçekleştiren Mavi Yeşil Danışmanlık’ın Kurucusu ve Koordinatörü Makbule Çetin, ‘Responsible Programı’nın amacına ilişkin bilgilendirmede bulundu. Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen programın amacının ihracatçıları Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) uyum sürecine hazırlamak olduğunu ifade eden Çetin, “Avrupa Birliği’ne ihracatımızın korunmasını ve artırılmasını hedefleyen Responsible Programı uyarınca 5973 sayılı İhracat Destekleri Hakkında Karar kapsamında son 3 yılda toplam 300 bin dolar ihracat geliştiren firmalara destek sağlanmıştır. Programın 5 yıllık kapsam süresi 13 milyon 645 bin TL’lik üst limiti kapsamaktadır. Bu durum imalatçı ve ihracatçı şirketler için geçerlidir” diye konuştu. Responsible Programı destek mekanizması süreçlerinden de söz eden Çetin, mekanizma süreçlerinin Faz 1, Faz 2 ve Faz 3’ü kapsadığını vurguladı. Faz 1’in mevcut durum analizi ve sürdürülebilirlik yol haritası, Faz 2’nin uygulama danışmanlığı, Faz 3’ün ise izleme ve doğrulama danışmanlığını içerdiğini ifade eden Çetin, “Yeşil Mutabakata Uyum sürecinde sürdürülebilir büyümeyi ve ihracatımızı destekleyen, firmalarımızın Avrupa Birliği pazarlarında ve diğer küresel pazarlarda daha güçlü ve rekabetçi şekilde konumlanmasını hedefleyen desteklerde destek üst limitleri, 2026 yılı için Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ve Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ortalamaları esas alınarak güncellendi. 2026 yılında Yeşil Mutabakat Uyum Projesi desteği yıllık üst limiti şirketler için 17 milyon 640 bin 256 TL olarak belirlenmiştir” dedi. Programa son 3 yılda toplam 300 bin dolar ihracat gerçekleştirmiş olan imalatçı ve ihracatçı şirketlerin başvurabileceğini belirten Çetin, değerlendirme kriterlerini ise şöyle sıraladı: Şirketin Sürdürülebilirlik Vizyonu ve Stratejisi İhracat Vizyonu ve Kültürü Üst Yönetimin Projeyi Sahiplenme Süreci Proje Ekibinin Niteliği Sürdürülebilirlik Stratejisinin Şirketin Mali Yapısına Uygunluğu Sunumların ardından BALKANTÜRKSİAD Başkanı İskender İskenderoğlu, Mavi Yeşil Danışmanlık Kurucusu ve Koordinatörü Makbule Çetin’e; BALKANTÜRKSİAD Başkan Vekili Baha Boztekin ise Sachi Consultancy Ortağı Senem Tanju’ya teşekkür plaketi takdim etti. Plaket takdimlerinin ardından BALKANTÜRKSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ile konuk konuşmacılar hatıra fotoğrafında bir araya geldi. Programın sonunda ise BALKANTÜRKSİAD yönetimi, konuk konuşmacılar ile katılımcılar hep birlikte fotoğraf karesinde buluştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.