SON DAKİKA
Hava Durumu

#Borçluluk

Ekometre - Borçluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Borçluluk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Küresel ekonominin patronları İstanbul’da buluşuyor Haber

Küresel ekonominin patronları İstanbul’da buluşuyor

Fed ve İngiltere Merkez Bankası’ndan üst düzey isimlerin de katılacağı forumda faiz, borçluluk, yapay zeka ve küresel ekonomik belirsizlikler masaya yatırılacak. Küresel ekonomide faiz politikaları, artan borçluluk ve jeopolitik belirsizliklerin öne çıktığı bir dönemde merkez bankalarının üst düzey yöneticileri İstanbul’da buluşacak. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ev sahipliğinde düzenlenecek İstanbul Ekonomi Forumu, 8-9 Ekim tarihlerinde İstanbul Finans Merkezi’ndeki TCMB yerleşkesinde gerçekleştirilecek. Forumda farklı bölgelerden merkez bankası başkanları, başkan yardımcıları, bakanlar ve üst düzey politika yapıcıları bir araya gelecek. 16 merkez bankası başkanı katılacak İstanbul Ekonomi Forumu’na 2 bakan, 16 merkez bankası başkanı ve 8 merkez bankası başkan yardımcısının katılması bekleniyor. Katılımcılar arasında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile TCMB Başkanı Fatih Karahan da bulunuyor. ABD Merkez Bankası (Fed) Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller ve İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey de forumda yer alacak üst düzey isimler arasında bulunuyor. Para politikası masada Forumun temel gündem maddeleri arasında küresel ekonomide artan parçalanma ve belirsizlik ortamında para politikalarının nasıl şekilleneceği yer alıyor. Merkez bankalarının değişen küresel koşullara vereceği tepkiler, para politikası kararlarının büyüme ve enflasyon üzerindeki etkileri ile finansal istikrar açısından ortaya çıkabilecek sonuçlar değerlendirilecek. Borç yükü tartışılacak Küresel ekonominin önemli gündem başlıklarından biri olan borç dinamikleri de forum kapsamında ele alınacak. Kamu ve özel sektör borçluluğu, yükselen borçlanma maliyetleri ve finansman koşullarındaki değişimlerin ekonomik büyüme ve finansal istikrar üzerindeki etkileri değerlendirilecek. Yapay zeka da gündemde Forumda para politikalarının yanı sıra teknolojik dönüşümün ekonomi üzerindeki etkileri de tartışılacak. Yapay zeka ve dijital inovasyonun makroekonomik politikalar, verimlilik, finansal sistem ve merkez bankacılığı üzerindeki etkileri ele alınacak. Teknolojik gelişmelerin ekonomik karar alma süreçlerinde oluşturduğu fırsatlar ve yeni riskler de gündemin önemli başlıkları arasında bulunacak. Küresel işbirliği hedefleniyor İstanbul Ekonomi Forumu’nun farklı ülkelerden politika yapıcıları aynı platformda buluşturarak uluslararası ekonomik diyaloğu güçlendirmesi hedefleniyor. Merkez bankaları arasındaki işbirliğinin geliştirilmesinin yanı sıra küresel ekonominin daha dayanıklı, yenilikçi ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasına yönelik politikalar da değerlendirilecek. İstanbul Ekonomi Forumu, 8-9 Ekim tarihlerinde İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Vestel’de finansal baskı sürüyor satışlar yüzde 48 geriledi Haber

Vestel’de finansal baskı sürüyor satışlar yüzde 48 geriledi

Şirket 9,74 milyar TL ana ortaklık net zararı açıklarken, FAVÖK 2,7 milyar TL negatife döndü ve net borç 105,95 milyar TL’ye yükseldi. Vestel Elektronik’in 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin finansal sonuçları, şirketin operasyonel performansı ve bilançosu üzerindeki baskının devam ettiğini gösterdi. Şirketin ilk yarı net satışları 46,91 milyar TL oldu. Geçen yılın aynı döneminde 89,79 milyar TL olan satışlar böylece yaklaşık yüzde 48 geriledi. Satışlardaki düşüş brüt kâra da yansıdı. Geçen yılın ilk yarısında 15,2 milyar TL seviyesinde bulunan brüt kâr, bu yıl 6,3 milyar TL’ye geriledi. Brüt kâr marjı da yaklaşık yüzde 17’den yüzde 13,4’e düştü. FAVÖK negatife döndü Vestel’in operasyonel performansındaki bozulma FAVÖK rakamında da görüldü. Şirket, geçen yılın ilk yarısında 924,8 milyon TL FAVÖK açıklarken, 2026’nın aynı döneminde 2,7 milyar TL negatif FAVÖK kaydetti. Böylece FAVÖK marjı yaklaşık yüzde 5,8 negatife geriledi. İkinci çeyrekte de belirgin bir toparlanma görülmedi. Şirketin ikinci çeyrek satışları yaklaşık 24,4 milyar TL olurken, dönem net zararı 6,9 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Net zarardaki düşüş operasyonel kârdan gelmedi Vestel’in ana ortaklık net zararı geçen yılın ilk yarısındaki 16,70 milyar TL’den 9,74 milyar TL’ye geriledi. Ancak net zarardaki bu düşüş, şirketin esas faaliyet performansında bir iyileşme olduğu anlamına gelmiyor. Yüksek enflasyon ortamında finansal tablolara yansıyan net parasal pozisyon kazancı, zararın daha düşük gerçekleşmesinde önemli rol oynadı. Şirketin ilk altı ayda kaydettiği net parasal pozisyon kazancı 12,56 milyar TL oldu. Bu tutar geçen yılın aynı döneminde 9,07 milyar TL seviyesindeydi. Dolayısıyla satışlardaki sert düşüş ve FAVÖK’ün negatife dönmesine karşın net zararın gerilemesinde operasyonel performanstan ziyade parasal pozisyon kazancının etkisi öne çıktı. Net borç 106 milyar TL’ye yaklaştı Bilanço tarafında da borçluluk dikkat çekti. Vestel’in net borcu mart sonunda 99,34 milyar TL iken haziran sonunda 105,95 milyar TL’ye yükseldi. Üç aylık dönemde net borç yaklaşık yüzde 7 arttı. Aynı dönemde özkaynaklar 28,23 milyar TL’den 21,89 milyar TL’ye geriledi. Özkaynaklardaki düşüş yaklaşık yüzde 22 olarak gerçekleşti. Toplam varlıklar ise 213,41 milyar TL’den 203,67 milyar TL’ye düşerek yaklaşık yüzde 5 geriledi. Dönen varlıklardaki daralma ise yüzde 13 seviyesinde oldu. Bu görünüm, şirketin finansman ve bilanço üzerindeki baskısının sürdüğüne işaret ediyor. Net borç, özkaynağın 4,8 katına çıktı Haziran sonu itibarıyla 105,95 milyar TL net borca karşılık 21,89 milyar TL özkaynak bulunuyor. Buna göre Vestel’in net borç/özkaynak oranı yaklaşık 4,8 kat seviyesinde bulunuyor. Şirket açısından önümüzdeki dönemde satışların yeniden büyümesi kadar operasyonel kârlılığın toparlanması ve borçluluğun kontrol altına alınması da önem taşıyor. Vestel’in 2025 yıl sonu finansallarında da ana ortaklığa ait özkaynakların 26,88 milyar TL, net dönem zararının ise 31,11 milyar TL olduğu görülüyor. Finansal yeniden yapılandırma süreci Vestel’in ilk yarı finansal sonuçları, şirketin haziran ayında yaptığı finansal yeniden yapılandırma başvurusunun ardından geldi. Şirket 26 Haziran 2026 tarihinde Türk finans kuruluşlarına finansal yeniden yapılandırma başvurusunda bulunduğunu açıkladı. Başvurunun amacı, mevcut konsolide kredilerin geri ödeme planı ve vade yapısının şirket faaliyetlerinden sağlanan konsolide nakit akışıyla uyumlu hale getirilmesi olarak açıklandı. İlk yarı sonuçları birlikte değerlendirildiğinde Vestel’de temel gündemin satışların yeniden toparlanması, operasyonel kârlılığın pozitife dönmesi ve yüksek borçluluğun yönetilmesi olduğu görülüyor.

Merkez Bankası faiz indirimine ara verdi piyasalar temkinli Haber

Merkez Bankası faiz indirimine ara verdi piyasalar temkinli

Enerji fiyatları ve küresel belirsizlikler şirketlerin nakit akışını baskılayabilir Yüksek faiz ortamının bir süre daha devam edecek olması, talepteki zayıflama ile birleştiğinde firmaların nakit akışı yönetimini ve alacak tahsilat süreçlerini daha kritik hale getiriyor. Merkez Bankası yılın ilk faiz kararını ocak ayında açıklamış ve politika faizinde 100 baz puanlık indirime giderek, oranı yüzde 38’den yüzde 37 seviyesine çekmişti. Orta Doğu’daki savaşın piyasalarda yarattığı oynaklığa karşı ilave adımlar atan Merkez Bankası, bir hafta vadeli repo ihalelerine geçici süreyle ara vermiş ve Türk Lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerini devreye alacağını kamuoyuyla paylaşmıştı. Yılın ikinci Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini yüzde 37’de sabit bırakma kararı veren kurul, ayrıca Merkez Bankası’nın gecelik vadede borç verme faizini yüzde 40’ta, gecelik borçlanma faizini ise yüzde 35,5 düzeyinde sabit tuttu. Ticari alacak sigortası ve ticari risk yönetimi alanında dünyada ve Türkiye’de lider konumda bulunan Coface’ın değerlendirmelerine göre mevcut finansal koşullar, şirketlerin yalnızca yeni finansmana erişimini değil, aynı zamanda mevcut ticari alacakların yönetimini de stratejik bir gündem maddesi haline getiriyor. Özellikle tahsilat sürelerinin uzaması ve ödeme zincirindeki kırılganlıkların artması, risk yönetimi ve alacak sigortası gibi çözümlerin önemini daha da artırıyor. Bu süreçte firmaların nakit akışlarını daha yakından izlemeleri, müşteri risk analizlerini güçlendirmeleri ve alternatif finansman yöntemlerine yönelmeleri kritik bir gereklilik olarak öne çıkıyor. ‘Faiz indirimlerine verilen ara, reel sektörde baskıyı artırabilir.’ Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Coface Ekonomisti Seltem İyigün, mevcut makroekonomik gelişmelerin reel sektör üzerindeki baskıyı artırabileceğine dikkat çekiyor. Seltem İyigün açıklamasında şu ifadelere yer veriyor: ‘Orta Doğu’da son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelerin Türkiye ekonomisini ağırlıklı olarak enerji fiyatları üzerinden etkilemesi bekleniyor. Bu durumun da enflasyon ve cari açık üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturma riski bulunuyor. Nitekim gelişmelerin başladığı 28 Şubat’ın hemen ardından Merkez Bankası, olası enflasyonist etkileri sınırlamak amacıyla TL fonlama faizini artırarak likiditeyi sıkılaştırdı. Bu çerçevede son toplantıda da faiz indirimlerine ara verilmesi kararı alındı. Yurt içi belirsizlikler ve zirai don nedeniyle 2025’te ivme kaybeden dezenflasyon sürecinin, 2026 yılı başında gıda ve küresel petrol fiyatlarındaki artışla birlikte daha temkinli ve yavaş bir ilerleme göstermesi bekleniyor. Bununla birlikte, faiz indirimlerine verilen bu ara, halihazırda yüksek faiz ortamı ve zayıflayan talep nedeniyle finansal görünümü zayıflayan reel sektör açısından, finansman maliyetlerinin bir süre daha yüksek seyretmesi anlamına geliyor. Yurt içi satışlardaki yavaşlama ise yurt dışı piyasalardaki belirsizlikler nedeniyle ihracat ile tam olarak telafi edilemiyor. Yüksek borçluluk, düşük karlılık, yüksek finansman maliyetleri ve aylık kredi kısıtlamaları gibi unsurların yanı sıra savaş nedeniyle ham madde tedarikinde yaşanabilecek aksaklıklar ve fiyat artışları da önümüzdeki dönemde reel sektör üzerinde baskı oluşturabilir. Nitekim Hürmüz Boğazı’ndan yapılan hammadde tedariki sadece LNG ve petrol ile sınırlı değil. Türkiye, tüm imalat sanayine girdi teşkil eden kritik petrokimya ve plastik hammadde ürünlerinin büyük bölümünü Orta Doğu’dan ithal ediyor. Bölgedeki tedarik sorunları, daha önceden yaşanan finansman ve ciro sorunlarına ek olarak reel sektör için ciddi bir üretim sorunu yaratıyor. Son dönemde tahsilat ve ödemelerde gözlemlenen gecikmeler de bu genel çerçevede değerlendirilebilir.’

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.