SON DAKİKA
Hava Durumu

#Borçlanma

Ekometre - Borçlanma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Borçlanma haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Avrupa’da borç alarmı büyüyor Haber

Avrupa’da borç alarmı büyüyor

Avrupa’da artan kamu borcu ve bütçe açıkları, finans piyasalarında endişeleri artırıyor. Fransa’daki mali sorunların ardından yatırımcıların odağı İtalya’ya çevrilirken Başbakan Giorgia Meloni hükümetinin savunma ve enerji harcamalarına yönelik planları, ülkenin mali görünümüne ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Goldman Sachs, artan bütçe açıkları ve yüksek borçlanma maliyetlerinin İtalya’nın kamu borcunu azaltmasını zorlaştırabileceğine dikkat çekti. PIMCO ise İtalya’nın Fransa’ya kıyasla bazı yapısal avantajlara sahip olduğunu değerlendiriyor. Fransa’dan sonra İtalya gündemde Avrupa’da kamu maliyesine yönelik kaygılar giderek daha fazla ülkenin ekonomik görünümünü etkiliyor. Fransa’da artan borç yükü ve siyasi belirsizliklerin ardından İtalya’nın bütçe dengesi ve borçlanma politikaları da uluslararası yatırımcıların yakın takibine girdi. Meloni hükümetinin savunma ve enerji harcamaları için hazırladığı yeni mali plan, bütçe açığı tahminlerinin yükselmesine neden oldu. Yüksek faiz oranları ve artan kamu harcamaları, ülkenin borçlanma maliyetleri üzerindeki baskıyı artırabilecek başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Meloni hükümetinden 28 milyar euroluk mali plan İtalya hükümeti, savunma ve enerji harcamalarını karşılamak amacıyla 2027 ve 2028 yıllarını kapsayan ek mali esneklik planı hazırladı. Avrupa Birliği’nin belirli koşullarda kamu harcamalarına esneklik sağlayan mali kuralları kapsamında değerlendirilen planın, iki yıllık dönemde yaklaşık 29 milyar euroya kadar ek mali alan oluşturabileceği belirtiliyor. Hükümetin 2 Ekim’de kabul ettiği kamu maliyesi planında, Avrupa Birliği’nin ulusal muafiyet mekanizmasından yararlanılması öngörülüyor. Söz konusu tutar, tamamı kullanılmış bir borçlanma miktarından ziyade planlanan ek mali esnekliği ifade ediyor. Bütçe açığı hedefleri yukarı çekildi İtalya’nın yeni mali çerçevesinde bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranının 2027’de yüzde 3,4, 2028’de ise yüzde 3,2 olması bekleniyor. Hükümetin açıkladığı bütçe açığı projeksiyonları şöyle: 2026: GSYİH’nin yüzde 2,9’u 2027: GSYİH’nin yüzde 3,4’ü 2028: GSYİH’nin yüzde 3,2’si 2029: GSYİH’nin yüzde 2,3’ü Tahminler, bütçe açığının 2026’da yüzde 3 seviyesinin altında kalmasının ardından 2027 ve 2028’de yeniden bu eşiği aşabileceğine işaret ediyor. Goldman Sachs’tan yüzde 137 borç tahmini Goldman Sachs Kıdemli Avrupa Ekonomisti Filippo Taddei, İtalya hükümetinin bütçe açığı hedeflerini yukarı yönlü revize etmesini önemli bir gelişme olarak değerlendirdi. Taddei’ye göre genişleyen bütçe açıkları ve sıkı finansman koşulları, kamu borcunun milli gelire oranının düşürülmesini zorlaştırabilir. Goldman Sachs, İtalya’nın kamu borcunun GSYİH’ye oranının 2028’de yaklaşık yüzde 137’ye ulaşabileceğini öngörüyor. Bu tahmin, ülkenin yüksek borç yükünün önümüzdeki yıllarda da Avrupa ekonomisinin temel risk başlıklarından biri olabileceğini gösteriyor. İtalya hükümetinin kendi projeksiyonlarında ise kamu borcu oranının 2027’de yüzde 138,5 civarında zirve yaptıktan sonra 2028’de yüzde 137,9’a gerilemesi bekleniyor. Bu nedenle İtalya’nın Avrupa’nın en yüksek borç oranına sahip ülkesi olacağı kesinleşmiş değil. Ülkenin sıralamadaki konumu, diğer Avrupa ekonomilerinin borç dinamiklerine de bağlı olacak. Seçim belirsizliği yatırımcıların odağında İtalya’nın mali görünümünü etkileyen unsurlar arasında siyasi gelişmeler de bulunuyor. Olağan takvime göre en geç Aralık 2027’de yapılması beklenen genel seçimler öncesinde siyasi partilerin ekonomi politikaları ve harcama vaatleri yatırımcılar tarafından yakından izleniyor. Seçim dönemlerinde kamu harcamalarını artırmaya yönelik vaatlerin öne çıkması, bütçe açıklarını azaltmayı amaçlayan mali disiplin politikalarının uygulanmasını zorlaştırabiliyor. Yatırımcılar bu nedenle yalnızca İtalya’nın mevcut borç seviyesini değil, seçim sonrasında izlenebilecek ekonomi politikalarını da değerlendiriyor. Yükselen tahvil faizleri borçlanma maliyetlerini artırıyor İtalya’nın kamu borcuna ilişkin endişeler, devlet tahvili piyasasında da etkisini gösteriyor. Özellikle 10 yıllık İtalyan devlet tahvillerinin getirileri, ülkenin finansman koşullarını değerlendirmek açısından önem taşıyor. Tahvil getirilerinin yüksek seviyelerde kalması, yeni borçlanmaları ve vadesi gelen borçların yeniden finanse edilmesini daha maliyetli hale getirebilir. Bu durum, yüksek borç stokuna sahip ülkelerde faiz giderlerinin bütçe üzerindeki yükünü artırabilir. İtalya’da genişleyen bütçe açıklarının yüksek finansman maliyetleriyle aynı döneme denk gelmesi, kamu borcunun sürdürülebilirliğine ilişkin tartışmaları güçlendiriyor. UBS’nin İtalyan tahvillerine yönelik pozisyonu Uluslararası yatırım bankası UBS’nin İtalyan devlet tahvillerine yönelik kısa pozisyon aldığına ilişkin değerlendirmeler de piyasalardaki risk algısı açısından dikkat çekiyor. Kısa pozisyon, bir finansal varlığın fiyatındaki düşüşten kazanç sağlamayı amaçlayan yatırım stratejisi olarak biliniyor. Tahvil fiyatları ile getirileri genellikle ters yönde hareket ettiğinden, tahvil fiyatlarındaki düşüş getiri oranlarını yükseltebiliyor. Bununla birlikte UBS’nin yaklaşımı, bütün yatırımcıların İtalya için aynı risk senaryosunu benimsediği anlamına gelmiyor. PIMCO’ya göre İtalya’nın Fransa karşısında avantajları var Küresel varlık yönetim şirketi PIMCO’nun Portföy Yöneticisi Konstantin Veit, İtalya’nın Fransa’ya kıyasla bazı yapısal avantajlara sahip olduğunu savunuyor. Veit’in değerlendirmesinde iki ülkenin devlet tahvillerindeki yatırımcı dağılımı öne çıkıyor. Fransız devlet tahvillerinde yabancı yatırımcıların önemli paya sahip olması, piyasa dalgalanmalarına karşı hassasiyeti artırabilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor. İtalya’da ise yerli yatırımcı tabanının daha güçlü olması, tahvil piyasasında istikrar sağlayabilecek faktörlerden biri olarak gösteriliyor. İtalya’nın birincil bütçe dengesi de bu karşılaştırmada önem taşıyor. Kamu gelirleri ile faiz dışı harcamalar arasındaki farkı ifade eden birincil bütçe dengesinin Fransa’ya kıyasla daha güçlü olması, İtalya açısından olumlu bir unsur olarak değerlendiriliyor. Veit ayrıca İtalya’nın siyasi yapısına ve geçmişte zorlu mali kararları uygulama deneyimine dikkat çekiyor. Fransa ve İtalya’nın borç riskleri farklılaşıyor Fransa ve İtalya, yüksek kamu borçları, bütçe açıkları ve borçlanma maliyetleri nedeniyle Avrupa piyasalarında yakından izlenen ekonomiler arasında bulunuyor. Ancak iki ülkenin yatırımcı tabanı, birincil bütçe dengesi ve siyasi koşulları bakımından farklılıkları bulunuyor. İtalya’da yüksek borç stoku ve faiz giderleri öne çıkarken Fransa’da bütçe açıkları ve siyasi belirsizlikler önemli risk başlıkları arasında yer alıyor. Bu farklılıklar, iki ülkenin mali sorunlarının piyasalarda aynı şekilde fiyatlandırılmayabileceğine işaret ediyor. Avrupa’da yeni bir borç krizi yaşanır mı? Avrupa’da artan kamu borcu, yüksek tahvil getirileri ve bütçe açıkları, yeni bir borç krizi ihtimaline ilişkin tartışmaları gündemde tutuyor. Goldman Sachs, genişleyen bütçe açıkları ve finansman maliyetlerinin İtalya’nın borç oranını yüksek tutabileceğine dikkat çekerken PIMCO, ülkenin Fransa’ya kıyasla sahip olduğu yapısal avantajları öne çıkarıyor. İtalya’nın önümüzdeki dönemdeki mali görünümü, bütçe hedeflerinin uygulanmasına, faiz oranlarının seyrine, ekonomik büyümeye ve seçim sonrasında izlenecek politikalara bağlı olacak. Mevcut göstergeler kamu maliyesi üzerindeki baskının arttığına işaret etse de İtalya’da yeni bir borç krizinin kaçınılmaz olduğu sonucuna varmak için yeterli veri bulunmuyor.

İşletmelerde yeniden değerleme uygulaması gündemde Haber

İşletmelerde yeniden değerleme uygulaması gündemde

Patronların yeniden değerlemeyle nasıl daha az vergi ödeyebileceğine dair ip uçları bu haberde. Yeniden değerleme, işletmeye dahil ta­şınmazlar ve amortismana tabi diğer ik­tisadi kıymetlerin vergi usul kanununa göre tespit edilen değerlerinin ve amor­tismanlarının yeniden değerleme ora­nı ile çarpılması suretiyle tespit edilme­si işlemidir. Dünya Gazetesi Yazarı Mahmut Bülent Yıldırım bugünkü yazısında bununla ilgili şunları yazdı: "Vergisiz yeniden değerleme olarak adlandırılan ve Vergi Usul Kanu­nunun mükerrer 298/ç maddesinde dü­zenlenmiş olan uygulama hem işletme­lerin öz kaynaklarını artırmakta hem de daha az vergi ödenmesini sağlamaktadır. Yeniden değerleme uygulamasından kimler yararlanabilir? Yeniden Değerleme uygulamasından, tam mükellefiyete tabi ve bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefle­ri ve kurumlar vergisi mükellefleri (kol­lektif şirketler, adî komandit şirketler ve adî şirketler dâhil) yararlanabilmekte­dir. Uygulama zorunlu değil, mükellefle­re sağlanmış bir haktır. Yeniden değerleme uygulamasından; Dar mükellefiyet esasında vergilendiri­lenler, İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, Serbest meslek kazanç defteri tutan serbest meslek erbapları, Münhasıran sürekli olarak işlenmiş al­tın, gümüş alım-satımı ve imali ile iştigal eden mükellefler, Kayıtlarını TL dışında­ki başka para birimi üzerinden tutanlar yararlanamaz. Yeniden değerleme ora­nı ilgili yıl için ve geçici vergi dönemle­ri için Gelir İdaresi tarafından ilan edilir. Hangi kıymetler yeniden değerlemeye tabi? Değerlemenin yapılacağı dönem sonu itibarıyla aktifte bulunan amortismana tabi taşınmazlar, gayrimenkullerin mü­temmim cüzileri ve teferruatları, tesisat ve makinalar, gemiler ve diğer taşıtlar, gayri maddi haklar, demirbaşlar, şerefi­yeler, aktifleştirilen Ar-Ge harcamaları, özel maliyet bedelleri, aktifleştirilen ku­ruluş giderleri yeniden değerlemeye tabi. Buna göre 31.12.2024 tarihli bilançoda bulunan ve 2025 dönem sonunda aktif­te bulunmaya devam eden amortismana tabi sabit kıymetler için yeniden değer­leme yapılabilir. 2025 hesap döneminde aktife giren ancak dönem sonunda aktif­te olmayan sabit kıymetler için yeniden değerleme yapılamaz. Boş arsa ve araziler ile yapılmakta olan yatırımlar hesabında takip edilen tutar­lar amortismana tabi olmadığından bu kıymetler için yeniden değerleme yapı­lamaz. Ayrıca, iktisadi kıymetlerin alım, satım, inşa işleriyle devamlı olarak uğra­şanların bu amaçla aktiflerinde bulunan emtia niteliğindeki kıymetler de yeniden değerlemeye tabi değildir. Yeniden değerlemenin avantajları Yeniden değerleme uygulamasının en önemli özelliği; uygulamanın vergisel bir maliyeti olmadığı gibi, sabit kıymetlerin yeniden değerlenmiş tutarı üzerinden amortisman ayrılabilmesi neticesinde vergi matrahını düşürerek daha az vergi ödenmesine yol açmasıdır. Yeniden değerleme uygulamasının ver­gisel avantajları olduğu gibi işletmele­rin öz kaynak yapılarının güçlenmesine de olumlu katkıları bulunmaktadır. Bu avantajları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz. -Öz kaynaklarda artış sağlar. -Ek amortisman gideri yapılır. -İktisadi kıymetin satışında yüksek maliyet bedeli dikkate alınarak kârı azal­tır. -Finans kurumları nezdinde kredibili­te artışı sağlar -Finansman gider Kısıtlaması uygula­masında vergi avantajı sağlar -Ortaklardan daha yüksek tutarda borçlanma imkanı sağlanır. -Öz kaynakların artışı nedeni ile bor­ca batıklık veya teknik iflastan uzaklaş­ma sağlar.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.