SON DAKİKA
Hava Durumu

#Avrupa Birliği

Ekometre - Avrupa Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Birliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Trump AB'yi bölmeye çalışıyor Haber

Trump AB'yi bölmeye çalışıyor

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, ABD’nin Avrupa Birliği üzerinde siyasi ve ekonomik baskı kurarak Avrupa’yı bölmeye çalıştığını söyledi. Financial Times gazetesine konuşan Kallas, Washington yönetiminin tarifeler, ekonomik tehditler ve güvenlik bağımlılığını kullanarak Brüksel’i baskı altına almaya çalıştığını ifade etti. ABD’nin Avrupa’daki aşırı sağ ve AB karşıtı partilere verdiği desteğin de birlik içindeki tartışmaları artırdığını belirten Kallas, “ABD çok açık şekilde Avrupa’yı bölmek istiyor. Avrupa Birliği’ni sevmiyorlar” dedi. Financial Times gazetesine konuşan Kallas, ABD’nin tarifeler, ekonomik tehditler ve güvenlik bağımlılığını kullanarak Brüksel’i baskı altına aldığını, ayrıca Avrupa’daki aşırı sağ ve AB karşıtı partilere destek verdiğini belirtti. “ABD çok açık şekilde Avrupa’yı bölmek istiyor. Avrupa Birliği’ni sevmiyorlar” dedi. Kallas, ABD’nin ulusal güvenlik ve savunma stratejilerinde Avrupa’da “direniş oluşturma” ve askeri desteği “kalibre etme” ifadelerine dikkat çekerek, ilişkilerin karmaşık bir döneme girdiğini vurguladı. Trump’ın Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’a ve Almanya’daki aşırı sağ adaylara verdiği destek, AB içinde tartışmaları artırdı. Kallas, 27 üye ülkenin ABD ile ilişkilerde farklı tutumlar sergilediğini, ancak yanıtın bireysel değil ortak verilmesi gerektiğini söyledi. Fransa’nın öne çıkardığı “daha özerk Avrupa” fikrinin güçlendiğini kabul eden Kallas, hızlı adımların ters etki yaratabileceğini belirtti. “Amerika’dan almak zorundayız çünkü elimizde gerekli imkânlar yok. Ama aynı zamanda kendi savunma sanayimize yatırım yapmalıyız” dedi. Kallas, güçlü adımların kısa vadede acı verici olabileceğini, ancak uzun vadede Avrupa’nın birlik içinde kalmasının ABD’nin anlayacağı tek mesaj olduğunu ifade etti.

AB Gümrük Veri Merkezi kuruyor Haber

AB Gümrük Veri Merkezi kuruyor

Avrupa Birliği, gümrük birliğinde kendi reformunu yapıyor. Herhangi bir üye ülkeye ithal edilen mal, hammadde tedarikçisine kadar izlenebilecek. Böylece 2028’den itibaren e-ticaret trafiği kontrol altına alınacak. Avrupa Birliği, ticareti kontrol altına almak için Gümrük Veri Merkezi kuruyor. Avrupa Komisyonu’nun, 2023 yılında gümrük uygulamalarında reform önerisiyle Avrupa Birliği Gümrük Otoritesi (European Union Customs Authority-EUCA) kurulması sürecinde yeni aşamaya gelindi. Merkezin kurulacağı yer için şehirler aday olurken, ortak gümrük veri merkezi, ticaretin tek noktadan takibini sağlayacak. Gümrük Veri Merkezi ile AB’ye girecek her türlü ithalat malı, üye ülkelerin tamamında aynı kurallara tabi tutulacak. Ayrıca hangi gümrükten ne geçtiği, menşeinin, hacminin ve frekansının ne olduğu tek ekrandan takip edilebilecek. Ürün güvenliği ve sahtecilik Bu reform sayesinde özellikle e-ticaret, ürün güvenliği, çevre standartları, uluslararası yaptırımlara uyulup uyulmadığı, dolandırıcılık, sahtecilik ve vergi kaçakçılığı gibi konular daha iyi yönetilecek. Bu merkezle birlikte ulusal gümrük idareleri arasında koordinasyon gelişecek ve daha iyi risk yönetimi sağlanacak. Bu sürecin, yurt dışından e-ticaret kapsamında sipariş verilen paketlerle de ilgili olduğu kaydedildi. Buna göre 150 Euro altındaki paketler için kategori başına 3 Euro sabit gümrük vergisi, yeni merkez devreye girene kadar uygulamada olacak. 2028’den sonra uygulama değişecek. AB’ye ne kazandıracak? Avrupa Birliği içindeki gümrük birliğini modernize etmeyi amaçlayan reform paketinin parçası olan bu çalışma, e-ticaret hacminin çığ gibi büyümesinden, jeopolitik risklerin artmasından ve ulusal sistemlerin parçalanmışlığından kaynaklanan sorunların çözülmesini sağlayacak. AB için öne çıkan diğer faydalar ise şunlar: Avrupa Birliği ortak gümrük veri merkezi sayesinde ticarette teknik engelleri daha etkin şekilde uygulayacak. Özellikle Çin ürünlerine anti damping önlemlerinin uygulamasında etkinliği artıracak. Ucuz e-ticaret ürünlerine karşı rekabet eşitliği desteklenecek. İthal edilen ürünlerde hammadde temininin nereden yapıldığı sorgulanabilecek. Yeşil Mutabakat kriterlerine, karbon emisyonu kurallarına, ‘Özen Yükümlülüğü Yasaları’na uygunluk daha kolay denetlenebilecek. İşletmeleri nasıl etkileyecek? AB’nin gümrüklerinde canlı veriye dayanan dijital dönüşüm yaşanırken, bu pazara mal ihracat edecek firmaların da kendi verisini derinlemesine kontrol etmesi gerekecek. Kaynak sorgulamasının artacağı yönündeki açıklamalar bunu işaret ediyor. Özellikle e-ticaret yapan işletmeler için yeni uygulamalara uyum süreçleri yeni maliyetler oluşturacak. Firmaların izlenebilirlik (traceability) sistemlerine ve yeni yazılımlara yatırım yapması gerekecek. 2028’den itibaren firmalar için AB Gümrük Veri Merkezi ile online etkileşim dönemi başlayacak. Yeni merkezin faaliyete geçmesiyle dijital beyanların zorunlu olması bekleniyor. AB’nin gümrük veri merkezine tutarsız veya eksik veri giren firmalar ‘yüksek riskli’ kategorisine alınabilecek. Doküman ve test süreci de rekabet konusunda dezavantaj oluşturabilecek alanlardan. Türk ihracatçıları, çevre kriterleri ve ürün güvenliği gibi başlıklarda AB standartlarına daha sıkı uymak zorunda kalacak. Beyanname işlemleri, teminatlar ve gümrük kapılarındaki işlemlerde kriterlere tam uyum gerekecek. AB içindeki ticarette ve ortak transit için zorunlu olan Yeni Bilgisayarlı Transit Sistemi (NCTS) süreçleri değişecek. Ayrıca bu yılın son çeyreğinden itibaren e-ticaret için AB çapında gümrük işlem ücreti (handling fee) eklenmesi öngörülüyor. Avrupa Gümrük Merkezi’nin tam olarak faaliyete başlamasıyla (2028 sonrası) gümrüklerde ‘tam rejim’ uygulanacak, malların tamamı tarife bazında vergilendirilecek. AB Gümrüklerinde hızlı geçiş imkanı olabilir Diğer yandan, sistem oturdukça AB gümrüklerinde tek tip uygulamaların artması ve prosedürün hızlanması bekleniyor. Gümrük Veri Merkezi sayesinde giriş beyanları bir merkezde toplanacak, risk bazlı kontroller yapılacak, yüksek riskli mallara odaklanmak daha kolay olacak, düşük riskli mallarda/firmalarda işlem kolaylaşacak. AB kurumlarından paylaşılan bilgilere göre tek bir giriş beyanı ile AB genelinde işlem yapılabilecek. Böylece uyumlu şirketlere AB genelinde daha az kontrol ve hızlı geçiş imkanı tanınabilecek. İTO Başkanı Avdagiç: Ticareti daha sıkı kayıt altına alacaklar İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, önceki hafta düzenlenen tekstil sektörü değerlendirme toplantısında, Avrupa Birliği’nde gümrük denetim uygulamasındaki değişimlere dikkat çekti. Uluslararası kurumların ve kuruluşların baskısıyla, ‘ticareti kayıt altına alma’ anlamında çok daha ciddi düzenlemeler yapılacağını söyleyen Avdagiç, “Bir ürün paketinin ticaretinin, hem alan hem satan hem diğer ilgililer açısından daha ayrıntılı ve etkili şekilde kayıt içine alınacağı bir dünyaya doğru gidiyoruz. Dolayısıyla birçok ülkede Türkiye’den gelecek ürünlere yönelik gümrük önlemlerinin artabileceğini öngörüyoruz. Bu yönde baskı daha da artacak, bunu görüyoruz” dedi. EUCA merkezi olmaya aday kentler Avrupa Birliği Gümrük Otoritesi’nin (EUCA) idari merkezinin hangi şehirde olacağı birkaç hafta içinde belli olacak. EUCA’nın merkezi olmaya şu 9 şehir aday: Bükreş (Romanya), Liege (Belçika), Lille (Fransa), Malaga (İspanya), Porto (Portekiz), Roma (İtalya), The Hague (Hollanda), Warşova (Polonya), Zagreb (Hırvatistan). EUCA, ulusal gümrükleri koordine edecek, risk analizi yapacak, kriz yönetimi sağlayacak ve veri merkezini yönetecek. Avrupa Parlamentosu’nun ve Avrupa Konseyi’nin bu kurumun nerede kurulacağına önümüzdeki günlerde karar vermesi bekleniyor. İdari merkezin belli olmasından sonra kurulum ve dijitalleşme çalışmaları başlayacak. Bu sürecin ardından operasyonların 2028’de başlayabileceği öngörülüyor.

Tekstil sektöründe oyunun kuralları çok hızlı değişiyor Haber

Tekstil sektöründe oyunun kuralları çok hızlı değişiyor

TİM Başkanı Gültepe, hazır giyimin Türkiye’de bitmediğini ve bitmeyeceğini ifade ederek, fiyat odaklı rekabet şansının azaldığını, Bangladeş’le, Hindistan’la, Vietnam’la fiyat rekabeti yapamayacaklarını ancak moda endüstrisinin yıllarca ihracata liderlik ettiğini, Türkiye'de cari açığın azalmasına en büyük katkıyı veren, küresel oyuncu olduklarından bahsederek bu sektörü kaybetmeye niyetli olmadıklarından bahsetti. Mustafa Gültepe, Türkiye’nin orta ve uzun vadeli hedeflerine ulaşabilmesi için 27 sektörün hepsinden katkı almak durumunda olduğunu ifade ederek, emek yoğun sektörlerini oyuna dahil etmek için acil destek gerektiğini vurguladı. Yaptıkları girişimler sonucunda 2025'te başlatılan istihdam desteğinin önemli bir adım olduğunu ancak mevcut koşullarda 3 bin 500 liralık desteğin yetmediğini söyleyen Gültepe, "İstihdam desteğinin 6 bin liraya, asgari ücret desteğinin 2 bin 500 liraya çıkarılması, döviz dönüşüm desteğinin daha etkin ve verimli bir şekilde uygulanması, ihracatçımızın uzun vadeli ve düşük faizli finansmana erişimini sağlayacak politikaların devreye alınması gerekiyor. Dört başlık altında topladığımız taleplerimizi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a bizzat arz ettim." diye konuştu. Gültepe, hazır giyimin Türkiye’de bitmediğini ve bitmeyeceğini ifade ederek, fiyat odaklı rekabet şansının azaldığını, Bangladeş’le, Hindistan’la, Vietnam’la fiyat rekabeti yapamayacaklarını ancak moda endüstrisinin yıllarca ihracata liderlik ettiğini, Türkiye'de cari açığın azalmasına en büyük katkıyı veren, küresel oyuncu olduklarından bahsederek bu sektörü kaybetmeye niyetli olmadıklarından bahsetti. Moda endüstrisinin global marka çıkarma aşamasına geldiğini belirten Gültepe, "Bu sektörde oyunun kuralları çok hızlı değişiyor. Yazılımcı diliyle konuşmak gerekirse her üç beş yılda, bir üst sürüme geçmemiz gerekiyor. Dolayısıyla yüksek teknolojiyi, AR-GE’yi, inovasyonu, tasarımı, markalaşmayı daha çok işin içine katacağız. Daha fazla katma değerli üretime odaklanacağız. Dijital ve yeşil dönüşümü daha da hızlandıracağız." açıklamasında bulundu. Gültepe 8 yıllık başkanlık döneminin sonuna yaklaştığını hatırlatarak, hiçbir zaman bireysel ikbal peşinde olmadığını her zaman sektörün çıkarlarını savunduğunu söyledi. İHKİB'den yapılan açıklamaya göre, birlik tarafından düzenlenen ve Trendyol işbirliği ile gerçekleştirilen ödül töreninde 42’si platin, 53’ü altın, 143’ü gümüş, 179’u bronz ve 768’i başarı ödülü olmak üzere toplam bin 185 firmaya plaket ve sertifika verildi. "Başarının izinde ihracatın peşinde" sloganı ile düzenlenen ödül töreninde konuşan Gültepe, hazır giyim sektörünün katma değerli üretimi, istihdamı ve ihracatı ile ülke ekonomisi için stratejik önemini sürdürdüğünü vurgulayarak, sektörün global marka çıkarma aşamasına geldiğini ve üç yıldır zorluklar yaşandığını söyledi. Sektörün daralma yaşadığını belirten Gültepe, "Cari açığın kapatılmasına 12 milyar dolardan fazla katkı sağlayan moda endüstrisini feda etmeyeceğiz. Hazır giyim gibi ilklere imza atan bir sektörde 20 milyar doların altına düşmeyi istemezdik. Ancak maliyetlerle kur arasında denge bozuldu. Ocak 2022’den Ocak 2026’ya kadar dört yılda; asgari ücret yüzde 560, enflasyon yüzde 367, dolar kuru yüzde 217, avro kuru ise yüzde 228 arttı. Enflasyonla kur arasında 150 puanlık fark oluştu. Bu fark nedeniyle tekstilden mobilyaya, makineden deriye, birçok sektörümüzün rekabet gücü zayıfladı." dedi. Bu tür görevlerin fedakarlık ve sorumluluk istediğini aktaran Gültepe, "8 yıllık başkanlık görevim boyunca bu sorumluluğu tüm benliğimde hissettim. Bana duyduğunuz güven için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Nisan ayında yapılacak genel kurulda aynı güveni Mustafa Paşahan kardeşimize de göstereceğinize inanıyorum." ifadelerini kullandı. "Markaların ülkesi bir türkiye hayal ediyoruz" İHKİB Başkan Yardımcısı Mustafa Paşahan da küresel modaya yön veren, markaların ülkesi bir Türkiye hayal ettiklerini söyleyerek, bir yandan sektörün güncel sorunlarına çözüm üretirken diğer taraftan moda endüstrisinin geleceğini kurguladıklarını vurguladı. Sektörde iddialı olabilmek için ikiz dönüşümü hızla tamamlamak durumunda olduklarını belirten Paşahan, "İHKİB olarak bu bilinçle yıllardır ikiz dönüşüm üzerinde çalışıyoruz. Bugüne kadar tasarımı ve ikiz dönüşümü odağına alan 12 projeyi tamamladık. Geçen yıl üç yeni projeyi başlattık." ifadelerini kullandı. Paşahan, hayata geçirdikleri projeler için Avrupa Birliği’nden (AB), ulusal ve uluslararası kuruluşlardan hibe destekleri sağladıklarını dile getirerek, sağlanan desteklerle sektöre kalıcı kurumlar kazandırdıkların ve Ekoteks’i bu desteklerle dünyanın sayılı laboratuvarlarından biri haline getirdiklerini kaydetti. KOBİ’lere hizmet veren Dijital Dönüşüm Merkezi’ni bu desteklerle kurduklarına dikkati çeken Paşahan şunları kaydetti: "Bu desteklerle kurduğumuz İstanbul Moda Akademisi’nde (İMA) moda endüstrimiz için tasarımcı ve donanımlı insan kaynağı yetiştiriyoruz. İMA, EKOTEKS ve Dijital Dönüşüm Merkezinin her biri alanında marka iştirakler. Üçü de moda endüstrimiz için değer yaratıyor, markalı ihracat için kaldıraç görevi üstleniyor. Şimdi bu üç kurumu tek çatı altında topluyoruz. 14 bin metrekare kapalı alana sahip Tasarım ve Eğitim Merkezimizin inşaatı tamamlandı. Taşınma sürecimizi de başlattık. Sektörümüze şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Biz birilerinin hayal bile edemediği projelerle sektörü geleceğe hazırlıyoruz. Birilerinin vaat olarak sunduklarını zaten sektöre kazandırmış olmanın gururunu yaşıyoruz."

İş dünyası Gümrük Birliğinde güncelleme istiyor Haber

İş dünyası Gümrük Birliğinde güncelleme istiyor

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında 1996 yılından bu yana yürürlükte olan Gümrük Birliği (GB), özellikle sanayi malları üzerinden kurgulanarak ikili ticaret hacmini önemli ölçüde büyüttü. Ancak aradan geçen 30 yılda küresel ticaret yapısı kökten değişti. Hizmetler, dijital ekonomi, yeşil dönüşüm ve kamu alımları gibi yeni alanlar mevcut anlaşmanın yenilenmesi ihtiyacını ortaya çıkardı. İkili ticaret hacminin 8 kat artarak 230 milyar doları aştığı ve ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 100 seviyesine yakın seyrettiği bildirildi. Bu süreçte orta-yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payının yüzde 43.5’e yükselmesi ve Türkiye’nin dünya ihracatından aldığı payın iki katına çıkması dikkat çekti. Ancak mevcut yapının artık küresel ekonominin yeni dinamiklerini karşılamakta zorlandığı değerlendirmesi yapılıyor. 3 AŞAMALI SÜREÇ Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik müzakerelerin resmen başlayabilmesi için ilk adımın AB Komisyonu tarafından atılması gerekiyor. Komisyon, güncelleme için kapsam ve çerçeveyi içeren müzakere taslağını hazırlayarak yetki talebinde bulunuyor. Ancak Komisyon tek başına müzakere başlatamıyor. Resmi yetkilendirme kararı ise üye ülkeleri temsil eden AB Konseyi tarafından alınıyor. Konsey, Komisyon’a müzakere yetkisi verdiği takdirde süreç teknik olarak başlatılmış sayılıyor. Mevcut aşamada beklenen adımın bu yetkilendirme kararı olduğu belirtiliyor. Müzakereler tamamlandıktan sonra ortaya çıkacak nihai anlaşma metninin yürürlüğe girebilmesi için ise Avrupa Parlamentosu onayı gerekiyor. TÜRKİYE REKABET GÜCÜNÜ KORUMALI Türk özel sektörü, AB üyesi ülkelerin siyasi başlıkları bir yana bırakıp resmi görüşmelerin başlaması için kapıyı açmasını talep ediyor. Çünkü değişen dünya konjonktürüyle birlikte AB’nin tedarik kanallarını Türkiye ile güvenceye alması mümkün. Türkiye ise hem yeni gelişen sektörleri kapsayan hem de üçüncü ülkelerle ticarette yaşanan asimetriyi gideren bir Gümrük Birliği güncellemesi ile rekabet gücünü korumak istiyor. ‘KAZAN-KAZAN’ FORMÜLÜ Türk iş dünyasında güncelleme süreci ‘kazan-kazan’ formülü çerçevesinde ele alınarak şu başlıklar öne çıkarılıyor: 1. Hizmetler, tarım ve kamu alımlarının kapsama alınması 2. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmalarında (STA) eş zamanlı ve bağlayıcı katılım sağlanması 3. Ulaştırma kotalarının kaldırılması ve lojistik engellerin azaltılması 4. Yeşil ve dijital dönüşüm sürecinin finansman ve teknik işbirliğiyle desteklenmesi 5. Uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının güçlendirilmesi ve karar süreçlerine daha etkin katılım sağlanması. Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin, mevcut ticaret hacmini artırmanın ötesinde, Avrupa değer zincirlerinin güçlendirilmesi ve küresel rekabette konumun sağlamlaştırılması açısından yapısal bir adım olacağı değerlendiriliyor. STA’LARDA UYUMSUZLUK VAR İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Gümrük Birliği’nin şu anki halinde yaşanan en büyük sorunlardan birinin iki tarafın bağımsız olarak imzaladığı STA’ların giderek uyumsuzluk yaratması olduğunu söyledi. Zeytinoğlu, “STA konusunda AB ve Türkiye arasında giderek artan bir uyumsuzluk var. Türkiye’nin 44 STA’sına karşılık AB’nin 80’e yakın ülke ve bölge ile ticaret, ortaklık anlaşmaları bulunuyor. AB ile ticaret anlaşması bulunan ülkeler Türkiye pazarına da gümrüksüz erişim sağlarken, Türkiye ayrı bir STA’sı olmadığı zaman bu ülkeyle ticaretini serbestleştiremiyor. Yani mütekabiliyet ortadan kalkıyor” diye konuştu. HİNDİSTAN-MERCOSUR FAKTÖRÜ AB, Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) ve Hindistan Anlaşması ile ticari ağlarını 1 milyar 800 milyona yakın bir nüfusu kapsayan coğrafyaya kadar genişletti. AB, bunun yanı sıra Endonezya ile STA müzakerelerini tamamlarken, Meksika ile Global Anlaşması’nı modernize etti. Bu durumun AB’nin Çin ve ABD dışında önemli ticaret oyuncuları ile serbest ticaret ağını giderek genişletip, konsolide etmesi anlamına geldiğini söyleyen Zeytinoğlu, şu uyarıyı yaptı: “Gümrük Birliği’nin yapısı gereği, ticaretteki değişimlere adapte olacak şekilde güncellenmesi gerekiyor. Türkiye ve AB, masaya oturup giderek büyüyen sorunları çözmek için çaba sarf etmeli.” TARİFELER VE ÇİN Öte yandan, ABD tarifeleri ve Çin’in agresif dış pazar politikası dikkate alındığında AB’nin ticari kayıpları söz konusu. Bu nedenle AB için de Türkiye ile ekonomik ve sınai tamamlayıcılık, ekonominin dirençliliği ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığı açısından güncelleme kaçınılmaz gözüküyor. Zeytinoğlu, bu durumun AB açısından sadece ticaret değil, yatırım açısından da olumsuz bir tabloya neden olduğunu belirterek, şunları söyledi: “AB açısından Türkiye’nin aldığı ticari korunma tedbirleri sebebiyle kayıplar gerçekleşiyor. Örneğin İtalya’dan yapılan ithalatta 2024 ve 2025 arasında yüzde 18’lik bir azalma var. Ayrıca AB tedarik zincirlerini güçlendirme, daha dayanıklı hale getirme ve çeşitlendirme arayışı içinde. Türkiye, bu açıdan sınai kapasitesi ile önemli bir ortak. Ayrıca ticaretin yanı sıra yatırım boyutuyla da düşündüğümüzde Gümrük Birliği ilişkisinin statik kalması ve yıpranması AB açısından da kayıptır.” AB LİDERLERİNE AÇIK MEKTUP DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri tarafından hazırlanan ve Türk iş dünyasının beklentilerini içeren açık mektup, 26 AB üyesi ülkenin iş konseyi başkanının imzasıyla Avrupa Birliği liderlerine gönderildi. MADE IN EUROPE UYARISI Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve çelik kotalarını ‘yeni ticaret duvarları’ olarak tanımlayan DEİK Başkanı Nail Olpak, AB’nin Made in Europe yaklaşımıyla üretimi kendi sınırları içine çekme eğilimine dikkat çekti. Türkiye’nin bu çemberin dışında bırakılmaması gerektiğinin altını çizen Olpak, Türkiye’nin Avrupa üretim ekosisteminin doğal bir parçası olduğunu vurguladı. ‘TÜRKİYE, AVRUPA İÇİN VAZGEÇİLMEZ ORTAK’ DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ise Türkiye-AB ilişkisinin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik entegrasyon ve ortak üretim anlamına geldiğini söyledi. Türkiye’nin genç nüfusu, sanayi altyapısı, enerji ve lojistik gücüyle Avrupa’nın stratejik geleceğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Yalçındağ, bu yıl somut sonuçlar alınması çağrısında bulundu. İTO BAŞKANI ŞEKİB AVDAGİÇ: BAKANLIĞIN HASSASİYETLE GEREKENİ YAPACAĞINA İNANIYORUZ İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, AB’nin MERCOSUR ve Hindistan ile sonuçlandırdığı serbest ticaret anlaşmalarının, Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği anlaşmasını hızla güncellemesi gerektiğini bir kez daha gösterdiğini söyledi. Avdagiç, “AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarından yana yaşadığımız olumsuzlukların ve risklerin giderilmesi için bir an evvel tedbir alınması yararlı olacaktır. Ticaret Bakanlığı’nın konuyu hassasiyetle ele aldığına ve gerekenleri yapacağına inanıyoruz. Öte yandan, mevcut küresel konjonktürde STA imzaladığımız diğer ülkelerle ithalat-ihracat dengesi göz önüne alınarak STA’ların yeniden müzakere edilmesi ve revize edilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi. BAKAN BOLAT: GÜNCELLEME AB İÇİN DE ZORUNLULUK Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Gümrük Birliği’nin Türkiye ekonomisinin aleyhine işlediği yönündeki görüşlerin gerçeklerle örtüşmediğini belirtti. Bolat, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin yalnızca Türkiye için değil, AB’nin ekonomik güvenliği açısından da zorunluluk haline geldiğini vurguladı. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının yarattığı asimetriler ve karar alma süreçlerine Türkiye’nin sınırlı katılımının güncelleme tartışmalarının merkezinde yer aldığını ifade eden Bolat, taşımacılık kotaları ve iş insanlarının serbest dolaşımının önemine dikkat çekti. Bolat, Avrupa Komisyonu ile ‘Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu’ toplantılarının başlatıldığını, Gümrük Birliği kapsamında sorun oluşturan 29 alt başlıktan 15’inin karşılıklı uzlaşıyla çözüldüğünü belirtti. Kalan başlıklar için temasların ve toplantıların sürdüğünü aktardı. Bolat, müzakerelerin resmen başlayabilmesi için AB Konseyi tarafından Komisyonun yetkilendirilmesi gerektiğini, bu süreç beklenirken teknik diyalog kanallarının işletildiğini söyledi.

AB'nin sınırda karbon düzenlemesi 2026'da yürürlüğe giriyor Haber

AB'nin sınırda karbon düzenlemesi 2026'da yürürlüğe giriyor

AB'ye demir-çelik, çimento, alüminyum gibi karbon yoğun ürünler ihraç eden şirketlerin artık CBAM sertifikası satın alması gerekecek. Avrupa Birliği (AB), 1 Ocak'tan itibaren karbon yoğun sektörlerdeki belirli ürünlerin ithalatında "sınırda karbon vergisi uygulamasını" başlatacak. AB'nin iklim ve çevre hedeflerine yönelik Yeşil Mutabakat çerçevesinde geliştirdiği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (CBAM) 2 yılı aşan geçiş dönemi sona ererken, mali yükümlülüklerinin devreye gireceği asli uygulama dönemi başlıyor. AB'ye ithal edilen ürünlerin emisyon maliyetlerini Avrupa Birliği içindeki üreticilerle eşit hale getirmek için hayata geçirilen ve sınırda karbon vergisi olarak da ifade edilen CBAM ile karbon kaçağının önlenmesi ve adil bir rekabet ortamı sağlaması hedefleniyor. CBAM kapsamında 1 Ocak itibarıyla, AB'nin demir çelik, çimento, alüminyum, gübre ve hidrojen gibi sektörlerde ithal ettiği "karbon yoğun" ürünler için bir karbon vergisi uygulanacak. Bu tarihte, ithalatçılar ve üreticiler için sadece raporlama yeterli olmayacak, aynı zamanda mali yükümlülüklerin başladığı bir dönüm noktasına geçilecek. Böylece, yeni yıldan itibaren AB'ye ithal edilen ürünlerin karbon emisyonları için CBAM sertifikası satın alınması ve teslim edilmesi zorunluluğu başlayacak. Bu çerçevede ithalatçıların söz konusu mallarla bağlantılı emisyonlar için bir karbon bedeli ödemesi gerekecek. Sertifika fiyatları, AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) haftalık ortalama fiyatlarına göre belirlenecek. Bu ürünlerin emisyon verilerinin bağımsız ve akredite kuruluşlar tarafından doğrulanması da zorunlu olacak. Elektrik ve hidrojen hariç olmak üzere ithalatçı başına yıllık toplam 50 tonun altındaki ithalatlar CBAM mali yükümlülüklerinden muaf tutulacak. CBAM'ın bir AB politikası olmasına rağmen küresel ticaret üzerinde bazı değişikliklere neden olması öngörülüyor. AB'ye önemli miktarda ihracat yapan ülkelerin, konumlarını muhafaza edebilmesi için temiz teknolojilere daha fazla yatırım yapmaları ve emisyonlarını düşürmeleri gerekecek. Türkiye-AB Ticaretine etkisi AB ile çok kuvvetli ticari ilişkiye sahip Türkiye de Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamına girecek. AB'nin beşinci büyük ticaret ortağı konumunda bulunan Türkiye ile Avrupa Birliği'nin arasındaki ikili ticaret hacmi yıllık 200 milyar avroyu aşıyor. Toplam mal ihracatının yüzde 40'ından fazlasını AB'ye yapan Türkiye'nin bölgeye 100 milyar avroyu aşan ihracatı bulunuyor. Bu çerçevede Türkiye'nin demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre ve hidrojen sektörleri sınırda karbon vergisinden etkilenecek. SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi'nin analizine göre, Türkiye açısından CBAM kapsamındaki ürünlerin AB'ye ihracatı, toplam ihracatın yaklaşık yüzde 6-7'sine denk geliyor. Bu nedenle karbon vergisinin makroekonomik etkisinin sınırlı olması bekleniyor. Türkiye'nin CBAM'da kırılganlığı, en belirgin şekilde demir-çelik ve alüminyumda ortaya çıkıyor. Türkiye'nin AB'ye ihracatında CBAM kapsamına giren ürünlerin yer aldığı bu sektörler, aynı zamanda yüksek enerji tüketimi, ithal girdi bağımlılığı ve düşük birimli katma değeriyle karakterize ediliyor. Çimento ve gübre sektörlerinde ihracat hacmi görece sınırlı olsa da, bu sektörler de karbon yoğunlukları ve taşımaya dayalı maliyet yapıları nedeniyle benzer bir baskı altında olacak. "Tesis bazlı ve doğrulanabilir emisyon verisi talep edilecek" Londra merkezli Carbonaires Limited Yönetici Ortağı Rasih Öztürkmen, yaptığı değerlendirmede, CBAM'ın 2026'dan itibaren mali bir yükümlülük getireceğini ve 2028'e doğru kapsam ve denetimlerin genişlediği bir ticaret standardı haline geleceğini belirterek, "AB'ye ihracatta artık ürün kadar, ürünün nasıl üretildiği ve bunun ölçülebilir şekilde ispatlanması da belirleyici olacak." dedi. Demir çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerinde, AB'ye ihraç edilen ürünlerin gömülü emisyonları için CBAM sertifikası satın alma yükümlülüğünün de başladığını dile getiren Öztürkmen, "Bu durum, AB ithalatçılarının Türk üreticilerden tesis bazlı ve doğrulanabilir emisyon verisi talep etmesi anlamına geliyor. Veri sunulamaması halinde daha yüksek varsayılan emisyonlar üzerinden maliyet oluşacak." diye konuştu. Öztürkmen, işletmelerin neler yapması gerektiğine işaret ederek, "Şirketler şimdiden, ürün ve tesis bazlı emisyon muhasebesi kurma, ölçüm ve doğrulama süreçlerini erkenden standartlaştırma, 2028'de kapsama girebilecek ürünleri bugünden analiz etme, AB'deki müşterileri ile veri paylaşımını ve maliyet yönetimini ticari olarak netleştirme konularında adımlar atmalı." ifadelerini kullandı. CBAM'ın yalnızca nihai ürünü değil, üretim zincirini de etkilediğini vurgulayan Öztürkmen, "Türkiye'den AB'ye yüksek ihracat yapan sektörlerde, güvenilir emisyon verisi sunabilen üreticiler rekabet avantajı sağlarken, sunamayanlar pazar kaybı riskiyle karşılaşabilir. 2028 sonrası kapsam genişlerse bu etki daha fazla ürüne yayılabilir." değerlendirmesinde bulundu.

AB'den e-İhracat pazarına baskı Haber

AB'den e-İhracat pazarına baskı

Konuyu değerlendiren İTO Başkanı Şekib Avdagiç, "AB’nin en yakın ticaret partnerlerinden Türkiye’nin, devreye alınması planlanan bu düzenlemeden muaf tutulması gerektiği muhakkak" dedi. Avrupa Birliği’nin gelecek yıl itibarıyla 150 avro altındaki yurtdışı siparişlere uygulanan gümrük vergisi muafiyetini kaldırmaya hazırlanması, Türkiye’nin AB pazarına yönelik e-ihracatını da doğrudan etkileyebilecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Düzenlemenin özellikle Çin menşeli gönderileri sınırlama amacı taşıdığı belirtilse de mevcut haliyle Türkiye’den yapılan küçük ölçekli e-ticaret gönderilerinin de bu kapsama girmesi bekleniyor. İş dünyası ve sektör temsilcileri Gümrük Birliği üyeliği ve güçlü tedarik zinciri entegrasyonuna dikkati çekerek, Türkiye’nin bu uygulamadan muaf tutulması gerektiğini vurguluyor. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, konuya ilişkin değerlendirmede, AB'de uygulamada olan 150 avro altı malların gümrüksüz şekilde birliğe girişine ilişkin düzenlemede bir değişikliğe gidilmesinin planlandığını belirterek, AB dışından gelen gönderilerde bu limitin sıfıra indirilerek gümrüğe tabi tutulacağını ifade etti. Avdagiç, AB'nin bu düzenlemeyi özellikle Çin'den gelen mallar için devreye aldığına işaret ederek, "2024 yılında AB’deki 150 avro altındaki tüm e-ticaret gönderilerinin yüzde 91'i Çin'den gelmiş. Ancak halihazırdaki düzenlemede bu yeni uygulamanın hangi ülkeleri kapsayacağı net değil. Bu durum bizim girişimcilerimizi de etkileyebilir. Dolayısıyla belirsizliğin bir an evvel giderilmesi gerekiyor. Bu noktada Gümrük Birliği üyesi olan ve AB’nin en yakın ticaret partnerlerinden Türkiye’nin, devreye alınması planlanan bu düzenlemeden muaf tutulması gerektiği muhakkak." açıklamasını yaptı. "Türkiye, AB ülkeleri ekonomisi için yakın bir ticari müttefiktir" Türkiye'nin AB ülkeleri ekonomisi için Çin gibi bir tehdit olmadığını, bir tamamlayıcı, yakın bir ticari müttefik olduğunu aktaran Şekib Avdagiç, nitekim Ticaret Bakanlığının bu konuda gerekli girişimleri gerçekleştirdiğini belirtti. Avdagiç, bu yıl itibarıyla e-ihracatın 8 milyar dolara ulaşacağının tahmin edildiğini aktararak, şunları dile getirdi: "Bunun önemli bir bölümünü de AB ülkelerine yapıyoruz. Eğer AB Türkiye’yi gümrük muafiyetinin dışında tutarsa, bu durum KOBİ düzeyindeki e-ihracatımızı olumsuz etkileyecektir. Bu bağlamda AB’nin Gümrük Birliği üyesi Türkiye için gerekli düzenlemeyi yapacağına, Ticaret Bakanlığımızın da her türlü girişimi başarıyla yerine getireceğine inanıyoruz." "Düzenleme mevcut haliyle türk e-ihracat pazarına baskı oluşturur" Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe ise AB'nin 2026’dan itibaren 150 avronun altındaki e-ithalatta gümrük vergisi istisnasını kaldırma kararını aslında Çin menşeli gönderileri sınırlamak amacıyla yaptığını belirtti. Türkiye'den giden gönderilerin de aynı kapsamda değerlendirileceğinin anlaşıldığını ifade eden Gültepe, düzenlemenin mevcut haliyle devreye girmesi halinde özellikle Türk tekstil ve hazır giyim sektörünün AB'ye yönelik e-ihracatı üzerinde doğrudan bir baskı oluşturacağını aktardı. Gültepe, Türkiye'nin toplam ihracatı içinde e-ihracatın payının yüzde 2,5 ile yaklaşık 6,5 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirterek, "Bu hacimde AB’nin önemli bir yeri bulunuyor. Ayrıca diğer ülkelerin Türk e-ticaret sitelerinden yaptığı harcamaların toplam e-ticaret içindeki payının yalnızca yüzde 6,2 olması, sektörün hala kırılgan ve ölçek kazanmaya ihtiyaç duyan bir yapıda olduğunu gösteriyor." açıklamasını yaptı. "e-İhracat desteklerinin güçlendirilmesi gibi tedbirler ihracatçılarımız için önemli" Mustafa Gültepe, Avrupa tekstil ve hazır giyim pazarında son yıllarda zaten belirgin bir pazar kaybının yaşanıldığı düşünüldüğünde 150 avro muafiyetinin kaldırılmasının Türk ürünlerini ilave bir maliyet baskısıyla karşı karşıya bırakacağına işaret etti. Bu olumsuz senaryoda özellikle e-ticaret platformları üzerinden satış yapan KOBİ ve üretici atölyelerinde siparişlerin azalması, ciro ve istihdam kaybı riskinin kaçınılmaz olacağını aktaran Gültepe, şunları kaydetti: "Bu nedenle Türkiye’nin AB nezdinde muafiyet talep etmesi, Gümrük Birliği ortaklığı, tedarik zinciri entegrasyonu ve AB’ye uyum kapasitesi gibi güçlü argümanları öne çıkarması kritik önem taşımaktadır. Muafiyet sağlanamazsa, sektörün rekabet gücünü korumak açısından AB’ye yönelik e-ihracat desteklerinin güçlendirilmesi ve lojistik maliyetlerinin azaltılması gibi dengeleyici tedbirler ihracatçılarımız için önem taşımaktadır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.