SON DAKİKA
Hava Durumu

#Avrupa

Ekometre - Avrupa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Elektrikli araçta küresel satış 1,83 milyona ulaştı Haber

Elektrikli araçta küresel satış 1,83 milyona ulaştı

Londra merkezli veri analiz şirketi Benchmark Mineral Intelligence'ın ağustos ayına ilişkin verileri, elektrikli araç pazarında bölgeler arasındaki farklılaşmanın belirginleştiğini ortaya koydu. Dünya genelinde elektrikli araç satışları ağustosta 1,83 milyon adede ulaşırken, satışlar geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2 arttı. Ocak-ağustos döneminde ise küresel satışlar yıllık bazda yüzde 4 artışla 13,4 milyon adede yükseldi. Avrupa'da satışlar yüzde 36 arttı Küresel pazardaki en güçlü büyüme Avrupa'da görüldü. Avrupa'da ağustos ayında elektrikli araç satışları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 36 artarak 380 bin oldu. Bununla birlikte satışlar temmuza kıyasla yaz dönemindeki mevsimsel yavaşlamanın etkisiyle yüzde 15 geriledi. Bölgede ocak-ağustos dönemindeki toplam satışlar ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 artarak 3,3 milyona ulaştı. Çin'de gerileme devam etti Dünyanın en büyük elektrikli araç pazarı Çin'de ise ağustos ayında düşüş kaydedildi. Çin'deki elektrikli araç satışları yıllık bazda yüzde 11 azalarak 1,03 milyon seviyesine geriledi. Ocak-ağustos döneminde de satışlar yüzde 12 düşüşle 6,9 milyon oldu. Böylece Çin, küresel elektrikli araç pazarındaki ağırlığını korurken yılın ilk sekiz ayında satışların daraldığı başlıca büyük pazar olarak öne çıktı. Kuzey Amerika'da sert düşüş Kuzey Amerika'da da elektrikli araç satışlarında belirgin bir gerileme yaşandı. Bölgede ağustos ayındaki satışlar geçen yılın aynı ayına göre yüzde 33 düşerek 140 bine indi. Ocak-ağustos döneminde ise satışlar yüzde 21 azalarak 1 milyon seviyesinde gerçekleşti. Pazarın görünümü bölgelere göre ayrışıyor Benchmark Mineral Intelligence verileri, küresel elektrikli araç pazarındaki büyümenin bölgelere eşit dağılmadığını gösterdi. Avrupa'daki güçlü artış küresel satışları desteklerken, Çin ve Kuzey Amerika'daki gerilemeler toplam büyümenin daha sınırlı kalmasına neden oldu. Ocak-ağustos döneminde küresel satışların yüzde 4 artması, elektrikli araçlara yönelik talebin genel olarak devam ettiğini ancak pazar dinamiklerinin bölgesel olarak önemli ölçüde farklılaştığını ortaya koydu.

Macaristan 10 Rus diplomatı sınır dışı etti Haber

Macaristan 10 Rus diplomatı sınır dışı etti

Rusya ile Avrupa ülkeleri arasındaki diplomatik gerilim yeniden yükseldi. Almanya’nın Rusya’ya yönelik diplomatik ve kültürel kurumlara ilişkin kararlarının ardından Macaristan da 10 Rus diplomatın ülkeyi terk etmesini istedi. Budapeşte yönetimi, diplomatların faaliyetlerinin Viyana Sözleşmesi kapsamında kabul edilemez olduğunu belirtirken, kararın Macaristan’ın güvenliği ve egemenliğini korumaya yönelik olduğunu açıkladı. Moskova’dan sert karşılık mesajı Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Macaristan’ın kararının Rusya-Macaristan ilişkilerini olumsuz etkileyeceğini söyledi. Peskov, Rusya’nın Macaristan ile ilişkilerini geliştirmeye açık olduğunu belirterek, diplomatik ilişkilerdeki mevcut birikimin zarar görmesini istemediklerini ifade etti. Ancak Peskov, Moskova’nın karara karşılık vereceğini net biçimde ortaya koydu: “Bu eylemler, cevapsız kalmayacak.” Rusya Dışişleri Bakanlığı da Macaristan’ın kararına karşılık verileceğini açıkladı. Bakanlık Sözcüsü Maria Zaharova, Rusya’nın yanıtının “sert ve acı verici” olacağını belirtti. Macaristan: Diplomatların faaliyetleri kabul edilemez Macaristan Dışişleri Bakanı Anita Orbán, 10 Rus diplomatı sınır dışı etme kararının diplomatik ilişkilerin kesilmesi anlamına gelmediğini söyledi. Orbán, Budapeşte’nin Rusya ile gerekli diyaloğu sürdürmeye devam edeceğini, ancak ilişkilerin karşılıklı saygı ve kurallara uyulması temelinde yürütülmesi gerektiğini belirtti. Macaristan hükümeti diplomatların hangi faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Almanya ile Rusya arasında da diplomatik gerilim tırmanıyor Macaristan’ın kararının öncesinde Almanya ile Rusya arasında da karşılıklı diplomatik adımlar atılmıştı. Almanya’nın Bonn’daki Rus Başkonsolosluğu ile Berlin’deki Rus Evi'ne yönelik kararlarının ardından Moskova, Almanya’nın St. Petersburg Başkonsolosluğunun faaliyet iznini geri çekti ve başkonsolosluğun 18 Eylül’e kadar faaliyetlerini sonlandırmasını istedi. Moskova’dan Ukrayna görüşmelerine ilişkin mesaj Peskov, Ukrayna konusunda ABD aracılığıyla yürütülen görüşmelere ilişkin de açıklamalarda bulundu. Henüz üzerinde uzlaşılmış bir yol haritası bulunmadığını belirten Peskov, Rusya, ABD ve Ukrayna arasındaki üçlü müzakerelerin yeniden başlatılması konusunda siyasi iradenin bulunduğunu söyledi. Kremlin Sözcüsü, ABD tarafıyla temasların sürdüğünü ve görüşmelerin yeniden başlatılmasını umduklarını ifade etti. Peskov ayrıca Ukrayna ile esir asker değişimi ve ABD ile tutuklu takasına ilişkin temasların devam ettiğini belirtti. Böylece Macaristan’ın 10 Rus diplomatı sınır dışı etme kararı, Moskova ile Avrupa arasındaki diplomatik gerilimin yeniden tırmandığı bir dönemde yeni bir kriz başlığı olarak öne çıktı.

Petrolde yatırımcı stratejisi değişti gözler 3-6 aylık işlemlerde Haber

Petrolde yatırımcı stratejisi değişti gözler 3-6 aylık işlemlerde

Petrol piyasasında jeopolitik risklerin yükselmesi yatırımcıların işlem stratejilerini de değiştirdi. İran ve Ukrayna’daki savaşların üretim, ticaret akışları ve rafine petrol ürünleri arzında yarattığı belirsizlik, uzun vadeli pozisyonlara yönelik iştahı azaltırken 3-6 aylık işlemleri öne çıkardı. Morgan Stanley Küresel Petrol Ticareti Eş Başkanı Brendan Ross, yatırımcıların türev piyasalarda daha seçici pozisyon almaya başladığını belirtti. Petrol yatırımcısı riskini kısa vadeye çekiyor Singapur’da düzenlenen Asya Pasifik Petrol Konferansı’nda konuşan Ross, artan jeopolitik risklerin yatırımcı davranışlarını değiştirdiğini söyledi. Ross’a göre yatırımcılar artık hangi riskleri almak istediklerini daha net belirliyor ve portföylerinde taşımak istemedikleri riskleri azaltıyor. Bu eğilim, işlemlerde özellikle önümüzdeki 3 ila 6 aylık dönemin ağırlık kazanmasına neden oluyor. Uzun vadeli petrol kontratlarında likidite azalıyor Yatırımcıların daha kısa vadeli pozisyonlara yönelmesi, uzun vadeli petrol kontratlarının işlem hacmi ve likiditesi üzerinde baskı oluşturuyor. Ross, yatırımcıların daha seçici hale gelmesinin uzun vadeli kontratlarda likiditeyi azalttığını ve bunun ileri vadeli fiyatlamalara ilişkin belirsizliği artırdığını ifade etti. Böylece piyasada uzun vadeli fiyat yönü belirlemekten ziyade, daha yakın vadelerde ortaya çıkabilecek risklere karşı pozisyon alma eğilimi güçleniyor. Savaşlar petrol fiyatlarında sert dalgalanma yarattı Jeopolitik gelişmeler petrol piyasasındaki oynaklığın temel unsurlarından biri haline geldi. ABD ile İran arasındaki çatışmalarda yaşanan hızlı gelişmeler, Washington ile Tahran arasında zaman zaman yeniden başlayan görüşmeler ve Ukrayna’nın Rusya’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları fiyatlarda sert hareketlere neden oldu. Brent petrol fiyatı yıl içerisinde varil başına yaklaşık 60 dolar ile 126 dolar arasında geniş bir bantta hareket etti. Rafine ürünlerde fiyat baskısı daha güçlü Jeopolitik risklerin etkisi yalnızca ham petrol fiyatlarında görülmedi. Üretim tesislerinde ve ticaret rotalarında yaşanan aksamalar, özellikle rafine petrol ürünlerinde arz endişelerini artırdı. Dizel başta olmak üzere rafine ürünlerdeki fiyat hareketleri ham petrole kıyasla daha sert seyretti. ABD’de perakende dizel fiyatları geçen hafta rekor seviyeye ulaşırken, küresel arz sıkışıklığının etkisi Avrupa’daki akaryakıt maliyetlerine de yansıdı. Ross, fiziksel petrol piyasası ile finansal piyasa arasındaki ayrışmanın özellikle rafine petrol ürünlerinde daha belirgin hale geldiğine dikkat çekti. Yatırımcı uzun vadeli yön yerine risk yönetimine odaklanıyor Petrol piyasasındaki mevcut görünüm, yatırımcıların uzun vadeli fiyat tahminlerinden ziyade kısa ve orta vadeli riskleri yönetmeye yöneldiğini gösteriyor. Jeopolitik gelişmelerin hızlı değişmesi, enerji altyapısına yönelik saldırılar ve ticaret rotalarındaki belirsizlikler, uzun vadeli pozisyonların taşıdığı riski artırıyor. Bu nedenle yatırımcılar daha ileri vadeli kontratlardan uzaklaşırken 3-6 aylık işlemler petrol piyasasında giderek daha fazla öne çıkıyor.

Türk müteahhitlik sektörü dünya ikinciliğine yükseldi Haber

Türk müteahhitlik sektörü dünya ikinciliğine yükseldi

Türk firmalarının üstlendiği 24,9 milyar dolarlık proje hacmiyle Türkiye, uluslararası proje değerinde de dünya 7'nciliğine yükseldi. Türk müteahhitlik sektörü küresel pazardaki güçlü konumunu yeni bir rekorla pekiştirdi. Ticaret Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, Engineering News-Record (ENR) tarafından hazırlanan 2026 yılı “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhitlik Firması” listesinde 48 Türk şirketi yer aldı. Böylece Türkiye, listedeki firma sayısını son üç yılda istikrarlı biçimde artırırken, 75 firmayla ilk sırada bulunan Çin'in ardından dünya ikinciliğine yerleşti. Türk müteahhitlik şirketleri, üstlendikleri projelerin toplam değeri bakımından da geçen yıla göre iki basamak yükselerek dünyanın en büyük 7'nci uluslararası müteahhitlik gücü oldu. Türk firma sayısı üç yılda 43'ten 48'e çıktı Türk müteahhitlik sektörünün ENR listesindeki yükselişi son yıllarda hız kazandı. 2024 yılında 43 Türk firmasının yer aldığı listede bu sayı 2025'te 45'e, 2026'da ise 48'e ulaştı. Ticaret Bakanlığı, küresel pazarlarda yaşanan jeopolitik ve ekonomik belirsizliklere rağmen Türk müteahhitlik firmalarının uluslararası rekabet gücünü koruduğunu ve dünya ligindeki güçlü konumunu daha da ileri taşıdığını bildirdi. Firma sayısı bakımından Türkiye, 48 şirketle Çin'in ardından ikinci sırada yer aldı. Uluslararası proje hacmi 24,9 milyar dolara ulaştı Listede yer alan Türk firmalarının geçen yıl üstlendiği uluslararası projelerin toplam değeri 24,9 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu tutar 2024 yılında 20,8 milyar dolar seviyesindeydi. Türk müteahhitlik firmalarının, ENR listesinde bulunan 250 şirketin toplam uluslararası proje hacmi içindeki payı ise yüzde 4,5 oldu. Proje değerleri açısından Türkiye; Çin, Fransa, İspanya, ABD, Güney Kore ve İtalya'nın ardından dünya 7'nciliğine yükseldi. Türkiye, geçen yıla göre iki sıra ilerleyerek Japonya, Hollanda ve Hindistan'ı geride bıraktı. İlk 100'de 7 Türk şirketi yer aldı Türk firmalarının listedeki başarısı yalnızca toplam şirket sayısıyla sınırlı kalmadı. ENR'nin 2026 listesinde ilk 100 şirket arasına 7 Türk müteahhitlik firması girmeyi başardı. Bu şirketlerden ikisi ilk 50 içerisinde yer alarak Türkiye'nin uluslararası müteahhitlik pazarındaki konumunu daha da güçlendirdi. Küresel müteahhitlik gelirleri 550 milyar doları aştı ENR raporunda yer alan 2025 yılı verilerine göre, dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firmasının toplam gelirleri yüzde 9,7 artarak 550,6 milyar dolara yükseldi. Küresel pazardaki büyümeye rağmen sektörün önünde önemli riskler bulunuyor. Jeopolitik belirsizlikler, tedarik zincirindeki aksamalar, artan maliyetler, nitelikli iş gücü eksikliği ve iklim değişikliğine bağlı olumsuz hava koşulları sektörün temel sorunları arasında gösteriliyor. Buna karşılık yerel ortaklıklar, etkin risk yönetimi, teknik kapasite, dijitalleşme ve kamu-özel işbirliği modelleri firmaların uluslararası rekabette öne çıkmasını sağlayan başlıca unsurlar olarak değerlendiriliyor. Teknik müşavirlikte de Türk firmalarının sayısı arttı Ticaret Bakanlığı'nın açıklamasına göre ENR'nin “2026 En Büyük 225 Uluslararası Teknik Müşavirlik Firması” listesinde de Türkiye'nin temsil gücü arttı. Listedeki Türk firma sayısı geçen yıla göre bir artarak 9'a yükseldi. Türkiye, firma sayısı bakımından ABD, Çin, İtalya, Güney Kore ve İspanya'nın ardından Japonya ile birlikte dünya 6'ncılığını korudu. 138 ülkede 567,8 milyar dolarlık dev proje hacmi Türk müteahhitlik sektörünün yurtdışı yolculuğu 1972 yılında başladı. Aradan geçen 50 yılı aşkın sürede sektör, faaliyet gösterdiği ülke ve üstlendiği proje sayısını önemli ölçüde artırdı. Bugün itibarıyla Türk şirketleri 138 ülkede toplam 12 bin 952 müteahhitlik projesi üstlenirken, bu projelerin toplam değeri 567,8 milyar doların üzerine çıktı. Türk teknik müşavirlik firmaları da yine 138 ülkede yaklaşık 3,8 milyar dolar değerinde 3 bin 177 uluslararası proje aldı. Yeni hedef pazarlar Libya, Irak, Avrupa, Ukrayna ve Suriye Ticaret Bakanlığı, Türk müteahhitlik ve teknik müşavirlik şirketlerinin yeni projelere erişimini kolaylaştırmak ve uluslararası pazarlarda karşılaştıkları sorunlara çözüm üretmek amacıyla ticari diplomasinin imkanlarını kullanmaya devam edecek. Bu kapsamda sektörün güçlü olduğu Libya ve Irak başta olmak üzere önemli potansiyel taşıyan pazarlarda ikili temaslar, üst düzey görüşmeler ve ticaret heyetleriyle Türk firmalarına destek sağlanacak. Avrupa'da ise Portekiz ve Romanya gibi yeni fırsatlar sunan pazarlarda işbirliği imkanlarının geliştirilmesi ve Türk şirketlerinin pazar varlığının güçlendirilmesi hedefleniyor. Önümüzdeki dönemde Ukrayna ve Suriye'nin yeniden imar süreçlerinde Türk müteahhitlik sektörünün aktif rol üstlenmesine yönelik çalışmaların da sürdürülmesi planlanıyor. Bakanlık ayrıca İngiltere ve Japonya ile üçüncü ülkelerde işbirliği programları yürüterek sektörün yeni pazarlara erişimini ve proje finansmanına ulaşmasını desteklemeyi hedefliyor.

Şişecam verimlilik, maliyet ve finansman yönetimine odaklandı Haber

Şişecam verimlilik, maliyet ve finansman yönetimine odaklandı

2026 yılının ilk altı ayında 122 milyar TL net satış elde eden şirketin uluslararası satışlarının toplam satışlar içindeki payı yüzde 61 seviyesinde gerçekleşirken, yatırımları 12 milyar TL'ye, ihracatı ise 464 milyon dolara ulaştı. İlk yarıda Türkiye ve Avrupa’da yeni kaplamalı cam hatlarını devreye alan Şişecam, Avrupa'da ayrıca ilk cam ambalaj tesisi yatırımı olan Macaristan'da önemli bir eşiği geride bıraktı. Cam ve kimyasallar sektörlerinin küresel oyuncusu Şişecam, 2026 yılı ilk yarı finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, yılın ilk altı ayında 122 milyar TL net satış gerçekleştirirken, toplam satışları içinde uluslararası satışların payı yüzde 61 oldu. Aynı dönemde 12 milyar TL yatırım yapan Şişecam'ın ihracatı 464 milyon dolar olarak gerçekleşti. Şirket ilk altı ayda 2,8 milyon ton cam, 2,2 milyon ton soda külü ve 2 milyon ton endüstriyel hammadde üretti. Can Yücel: "Önceliğimiz verimlilik, maliyet ve finansman yönetimi ile operasyonel çeviklik oldu" Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, yılın ilk yarısını değerlendirirken şunları söyledi: "Küresel ekonomideki belirsizliklerin, enerji ve lojistik maliyetlerindeki dalgalanmaların devam ettiği bir dönemi geride bıraktık. Bu süreçte küresel üretim ağımız, güçlü müşteri portföyümüz ve çevik yönetim anlayışımız sayesinde operasyonel ve finansal performansımızı korurken yeni fırsatları değerlendirmeye de devam ettik. İlk yarıdaki önceliğimiz verimlilik artışı, maliyet ve finansman yönetimi ile operasyonel çeviklik oldu. Güçlü bilanço ve sağlıklı nakit akışı hedefimiz doğrultusunda nakit yaratımı ve likidite yönetimine öncelik verdik. İşletme sermayesi yönetiminde disiplinli yaklaşımımızı ve sadeleşme çalışmalarımızı sürdürdük. Fon kaynaklarımızı ve nakit varlıklarımızı en verimli şekilde yönetmeye odaklandık. Yılın ilk çeyreğinde yatırımcıların yoğun ilgisiyle tamamlanan Eurobond ihracımız ve uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz iş birlikleri; kısa-orta vadeli likidite yönetimimizi ve uzun vadeli hedeflerimizi desteklememize katkı sağladı." Tarsus yatırımıyla kaplamalı cam kapasitesi yüzde 17 arttı Şişecam, yılın ilk çeyreğinde Bulgaristan ve İtalya'daki düz cam tesislerinde devreye aldığı iki yeni kaplamalı cam hattı ile Avrupa'daki kaplama kapasitesini yaklaşık iki katına çıkararak katma değerli ürün portföyünü genişletti.​ Yılın ikinci çeyreğinde ise Tarsus’taki yeni kaplamalı cam hattını tamamlayan Şişecam; yıllık 7 milyon metrekare kapasiteli bu yeni yatırımla, toplam kaplamalı cam kapasitesini yüzde 17 artırarak yıllık 48,1 milyon metrekareye ulaştırdı. Şirket, yıl sonuna kadar Hindistan'da devreye alacağı yıllık 4,5 milyon metrekare kapasiteli yeni hattıyla bu alandaki küresel varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Dünyanın en büyük düz cam üretim komplekslerinden birini devreye aldı Şişecam, Tarsus'ta ilk çeyrekte devreye aldığı yeşil saha düz cam yatırımındaki TR9 hattını tamamlayarak, yıllık 432 bin ton brüt üretim kapasitesine ulaştı. Bu stratejik adımla Tarsus düz cam tesisi, dünyanın en büyük düz cam üretim komplekslerinden biri haline geldi. Ayrıca, Kuzey İtalya düz cam fabrikasında planlanan periyodik bakım ve soğuk tamir çalışmaları başarıyla tamamlandı ve üretim yeniden başladı. Şişecam, bu planlı duruş yönetimi sayesinde Avrupa’daki diğer üretim tesislerinin kapasite kullanım oranlarını dengeli bir şekilde optimize etmeyi başardı. Avrupa'daki ilk cam ambalaj tesisi Macaristan'da üretime hazırlanıyor Şişecam, Avrupa'daki ilk cam ambalaj üretim tesisi olan Macaristan yatırımında önemli bir aşamayı tamamladı. Şirket, yıllık brüt 198 bin ton kapasiteli ilk fırınını test üretimlerine başlamak üzere ateşledi. Tesisin tam kapasiteyle devreye alınmasıyla birlikte Avrupa pazarındaki operasyonel gücün ve tedarik kabiliyetinin daha da artırılması hedefleniyor. ABD'deki büyüme planlarında ilerleme Şişecam, ABD'deki doğal soda külü faaliyetlerini sürdürürken, aynı bölgede geliştirdiği Pasifik Soda yatırımında ise izin süreçlerinde son aşamaya geldi. Şirket, değişen piyasa koşullarını dikkate alarak yatırımın en uygun şartlarda ilerletilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Yenilenebilir enerji kapasitesi yıl sonunda 106 MW'a ulaşacak Karbonsuz üretim hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarına devam eden Şişecam, daha önce devreye aldığı 25 MW kurulu güce sahip güneş enerjisi santrallerine Manisa'da kurulan 20 MW'lık yeni tesisi ekledi. Böylece şirketin toplam GES kurulu gücü 45 MW'a ulaştı. Yıl sonuna kadar Kars'ta devreye alınması planlanan 61 MW kapasiteli yeni yatırımla toplam kapasitenin 106 MW'a yükselmesi hedefleniyor. İhracat liderliği ve uluslararası başarılar Şişecam, 2025 yılında gerçekleştirdiği 938 milyon dolarlık ihracat performansıyla Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından bir kez daha sektörünün ihracat lideri seçildi. Şirket ayrıca, dünyada ilk kez dijital müzakere edilebilir enstrüman olarak yapılandırılan Working Capital Note işlemiyle GTR Awards 2025 kapsamında "En İyi İşlem" ödülüne layık görüldü. Kurumsal yönetim uygulamalarıyla World Finance tarafından Türkiye'nin en iyisi seçilen Şişecam, TSRS uyumlu sürdürülebilirlik raporunu bağımsız güvence sürecinden geçirerek yayımladı. "Uzun vadeli rekabet gücümüzü artıracak alanlara odaklanıyoruz" Yılın geri kalanına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Can Yücel şunları söyledi: "Değişen piyasa koşullarına uyum sağlamayı sürdürürken, uzun vadeli rekabet gücümüzü artıracak alanlara odaklanacağız. Verimlilik programlarımızı yaygınlaştıracak, katma değerli ürünlerin portföyümüzdeki payını artıracak, yeni pazarlardaki etkinliğimizi geliştirecek ve sürdürülebilirlik çalışmalarımızı ileri taşıyacağız. Aynı zamanda bilanço yapımızı daha da güçlendirmeye ve finansal dayanıklılığımızı korumaya devam edeceğiz."

Belçika’da kuraklık tarımı vurdu Haber

Belçika’da kuraklık tarımı vurdu

Hayvancılıkta ise yem sıkıntısı büyürken, süt ineklerinde verim kaybı yüzde 30-40’a ulaşıyor. Belçika’da uzun süredir etkisini sürdüren aşırı sıcaklar ve kuraklık, tarım ve hayvancılık sektörlerinde ciddi kayıplara yol açıyor. Belçika’nın Le Soir gazetesinde yer alan habere göre, olağanüstü seviyelere ulaşan sıcaklıklar ve yağış eksikliği, ülke genelinde meyve, sebze ve tahıl üretimini olumsuz etkiliyor. Tarım sektörü temsilcileri mevcut koşulları bazı ürünler açısından “felaket” olarak değerlendiriyor. İlkbaharda görece elverişli hava koşullarından yararlanan tahıl ürünleri, haziran sonundaki aşırı sıcaklar ve temmuz ayındaki kuraklıktan zarar gördü. Patateste kayıp yüzde 50’ye çıkabilir Kuraklıktan en fazla etkilenen ürünlerden biri patates oldu. Büyüme döneminde yeterli su alamayan patateslerde verim kaybının şu anda yaklaşık yüzde 30 seviyesinde olduğu tahmin ediliyor. Önümüzdeki haftalarda yeterli yağış gerçekleşmemesi halinde kaybın yüzde 50’ye kadar çıkabileceği öngörülüyor. Kuraklık nedeniyle patateslerin yeterli büyüklüğe ulaşamaması da üreticilerin karşı karşıya olduğu sorunlar arasında bulunuyor. Yem sıkıntısı hayvancılığı zorluyor Kuraklık ve aşırı sıcaklar, tarımsal üretimin yanı sıra hayvancılık sektörünü de etkiliyor. Tahıl üretimindeki kayıpların hayvan yemi fiyatlarını artırmasından endişe edilirken, özellikle büyükbaş hayvan yetiştiricileri yem temininde zorluk yaşıyor. Normal koşullarda yaz aylarını meralarda geçiren hayvanlar, otlakların kuruması nedeniyle kış için ayrılan yemlerle daha erken beslenmeye başlandı. Kuraklığın Avrupa’nın geniş bir bölümünü etkilemesi, çiftçilerin başka ülkelerden yem temin etme imkanlarını da sınırlandırıyor. Kış aylarında sürülerini beslemekte zorlanabileceğini düşünen bazı yetiştiricilerin ise hayvanlarını erken kesime göndermeye başladığı belirtiliyor. Süt üretimi yüzde 40’a kadar düşüyor Aşırı sıcakların oluşturduğu stres süt sığırlarını da olumsuz etkiliyor. Sıcaklık stresinin süt veriminde yüzde 30 ila 40 arasında düşüşe neden olduğu belirtiliyor. Hayvanların yeterli beslenememesi ve meraların kuruması da süt üretimindeki kaybı artırıyor. Kümes hayvanları da sıcaklardan etkileniyor Açık havada veya kısmen açık alanlarda yetiştirilen kümes hayvanlarında da sıcaklık kaynaklı sorunlar yaşanıyor. Aşırı sıcaklar tavuklarda ölüm oranlarını artırırken, et kalitesini ve yumurta üretimini de olumsuz etkiliyor. Sıcaklık stresinin hayvanların genel verimliliği üzerinde baskı oluşturduğu belirtiliyor. Belçika’da yağışların yetersiz kalmaya devam etmesi halinde tarımsal üretimdeki kayıpların daha da artmasından ve bunun gıda ile hayvan yemi fiyatlarına yansımasından endişe ediliyor.

Okyanus sıcaklıklarında temmuz rekoru Haber

Okyanus sıcaklıklarında temmuz rekoru

Uzman değerlendirmelerine göre okyanuslardaki olağanüstü ısınma, gelecek aylarda El Niño koşullarının güçlenmesine zemin hazırlayabilir. Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) bünyesinde faaliyet gösteren Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S), Temmuz 2026’ya ilişkin küresel sıcaklık ve iklim verilerini yayımladı. Verilere göre küresel okyanus yüzeyi sıcaklığı temmuz ayında ortalama 20,96 dereceye ulaştı. Böylece okyanuslarda kayıtlardaki en sıcak temmuz ayı yaşandı ve 2023’teki önceki rekor seviye de aşıldı. Temmuz, küresel ölçekte ikinci en sıcak ay oldu Temmuz 2026, küresel kara yüzeyi sıcaklıkları açısından ise kayıtlardaki en sıcak ikinci temmuz olarak kayıtlara geçti. En sıcak temmuz ayı daha önce 2023 yılında yaşanmıştı. Geçen ay küresel kara yüzeyi sıcaklığı ortalama 16,9 derece olarak ölçüldü. Bu değer, 1991-2020 döneminin temmuz ortalamasının 0,67 derece, sanayi öncesi dönemin ise 1,47 derece üzerinde gerçekleşti. Avrupa’da sıcaklık ve yangın baskısı Avrupa genelinde temmuz ayı ortalama kara yüzeyi sıcaklığı 20,49 dereceye yükseldi. Bu değer, 1991-2020 ortalamasının 0,66 derece üzerinde kaydedildi. Avrupa genelinde Temmuz 2026, en sıcak 11’inci temmuz olurken kıtanın batısında çok daha sert koşullar görüldü. Batı Avrupa’da haziran ve temmuz aylarında ortalama sıcaklık 21,62 dereceye ulaşarak kayıtlardaki en yüksek seviyelere çıktı. Aşırı sıcak ve kurak hava koşulları özellikle İspanya ve Fransa’da orman yangınlarının yayılmasını hızlandırırken, bölgede geniş alanları etkileyen yangınlar yaşandı. El Niño etkisinin güçlenmesi bekleniyor Küresel okyanus sıcaklıklarındaki yüksek seyrin, önümüzdeki aylarda iklim sistemleri üzerindeki etkisinin artması bekleniyor. Pasifik Okyanusu’ndaki sıcaklık değişimleriyle yakından bağlantılı olan El Niño koşullarının güçlenmesi halinde, dünyanın farklı bölgelerinde sıcaklık, yağış rejimi ve aşırı hava olaylarında belirgin değişimler yaşanabileceği değerlendiriliyor. Okyanus yüzeyindeki rekor sıcaklıklar, küresel ısınmanın denizler ve iklim sistemleri üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşırken, önümüzdeki dönemde açıklanacak iklim verileri El Niño’nun seyri açısından yakından izlenecek.

NATO 3.0'da Türkiye’nin rolü değişiyor Haber

NATO 3.0'da Türkiye’nin rolü değişiyor

Ekonomist Hakan Topkurulu, kritik sorunun üretim planlamasının Avrupa'nın ihtiyaçlarına göre mi yoksa Türkiye'nin savunma önceliklerine göre mi şekilleneceği olduğunu söyledi. Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'ni "tam bir keskin viraj alma toplantısı" olarak nitelendiren Topkurulu, "NATO arabası bu virajı alırken devrilebilir de yola devam da edebilir. Şu anki izlenim arabanın devrilmeden devam edeceği yönünde" dedi. Trump’ın NATO 3.0'a etkisi Ekonomist Hakan Topkurulu, yaptığı açıklamada NATO 3.0 sürecini değerlendirdi. Amerika Birleşik Devletleri'nin son yıllarda gerileyen gücünü yeniden tesis etmek amacıyla çeşitli adımlar attığını ifade eden Topkurulu, "Trump'ın yeniden iktidara gelmesi, aslında Amerikan hâkim sınıflarının kendi içlerinde aldığı stratejik bir karardır; bunu basit bir halk oylaması olarak düşünmek fazlasıyla iyimser bir yaklaşım olur. Trump, küreselcilerden farklı olarak Amerikan halkına öncelikle 'Biz küçüldük, Amerika'yı yeniden büyük yapacağız' vaadinde bulundu" ifadelerini kullandı. Bu hedef doğrultusunda ilk etapta ekonomik yöntemlerin tercih edildiğini belirten Topkurulu, "Özellikle Çin ve Avrupa başta olmak üzere kendi müttefikleriyle giriştikleri bir gümrük vergisi savaşıyla denediler. Ancak bu savaştan istedikleri sonucu alamadılar ve Amerika'da borçlanma tırmanmaya, dolayısıyla çöküş devam etmeye başladı" değerlendirmesinde bulundu. Venezuela, Grönland ve Panama örnekleri Bunun ardından ABD'nin hedeflerine ulaşmak için doğrudan müdahale yöntemini tercih ettiğini öne süren Topkurulu, "2026'nın hemen başında, 3 Ocak'ta Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu eşiyle birlikte kaçırdılar; Maduro hâlâ hapiste. Ardından Grönland'ı Danimarka'dan almak, Panama Kanalı'nın ABD'ye devredilmesini sağlamak gibi çeşitli seçenekler üzerinde durdular ve nihayetinde İran'a saldırmayı tercih ettiler. Çünkü Venezuela'nın petrolünü şimdilik ele geçirmiş olsalar da bu onlara yetmiyor" dedi. 'Rotamızı kendimiz oluşturmalıyız’ Türkiye'nin savunma sanayisinde önemli başarılar elde ettiğini belirten Topkurulu, NATO ülkelerinin de bunu net şekilde gördüğünü söyledi. NATO 3.0 sürecinde Türkiye açısından en kritik başlığın savunma sanayisi ve silah üretimi olduğunu ifade eden Topkurulu, "Bugüne kadar NATO içinde bir kanat ülkesi görevi gören Türkiye'ye, şimdi çok daha farklı fonksiyonlar yüklenmeye çalışılıyor. Bunlardan en önemlisi, Türkiye'yi Avrupa ülkelerinin konvansiyonel silah tedarikçisi haline getirmek" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin bu süreçte kendi önceliklerini koruması gerektiğini vurgulayan Topkurulu, Avrupa'nın ihtiyaçlarına göre değil, Türkiye'nin kendi savunma ihtiyaçlarına göre üretim ve öncelik planlaması yapılmasının önem taşıdığının altını çizdi.

Küresel Piyasalar haftaya karışık başladı Haber

Küresel Piyasalar haftaya karışık başladı

ABD-İran Görüşmeleri yakından izleniyor ABD ve İran heyetleri arasında İsviçre'de yürütülen diplomatik temaslar sürerken, taraflardan gelen açıklamalar piyasalarda temkinli iyimserliği destekledi. Müzakereler sırasında ABD Başkanı Donald Trump'ın sert açıklamaları dikkat çekerken, İran Meclis Başkanı ve Müzakere Heyeti Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf, ABD'nin tehditlerini önemsemediklerini söyledi. Zaman zaman tansiyon yükselse de tarafların müzakere masasında kalmayı sürdürmesi, Orta Doğu'da kalıcı bir barış ihtimaline yönelik beklentileri canlı tutuyor. Enerji Piyasalarında Hürmüz etkisi Küresel enerji arzının kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'ndaki tanker trafiğinde geçen haftaya göre yavaşlama görüldü. Petrol fiyatları üzerindeki etkileri yakından takip edilen gelişmeler, görüşmelerde ilerleme sağlansa bile enerji arzına yönelik risklerin tamamen ortadan kalkmadığına işaret ediyor. Gözler ABD verilerinde Bu hafta ABD'de açıklanacak kişisel tüketim harcamaları (PCE) enflasyon verisi ile büyüme rakamları piyasaların yönü açısından belirleyici olacak. Geçen hafta Fed Başkanı Kevin Warsh'ın şahin tondaki açıklamaları sonrasında para piyasalarında, yıl sonuna kadar bir faiz artışı daha yapılacağı beklentisi güç kazandı. ABD'nin 2 yıllık tahvil faizi yüzde 4,22'ye, 10 yıllık tahvil faizi ise yüzde 4,48'e yükseldi. Dolar güçlenirken altın destek buldu Fed'in sıkı para politikasını koruyacağı beklentisiyle dolar endeksi yükselişini sürdürerek 100,9 seviyesine çıktı. Yüksek faiz beklentileri altın üzerinde baskı oluştursa da ABD-İran görüşmelerinde kaydedilen ilerleme güvenli liman talebini destekledi. Altının ons fiyatı haftaya yüzde 0,6 yükselişle 4.180 dolar seviyesinden başladı. ABD endeks vadeli kontratları ise haftaya negatif seyirle giriş yaptı. Avrupa'da Lagarde'ın mesajları bekleniyor Avrupa piyasalarında gözler Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde'ın Avrupa Parlamentosu'nda yapacağı konuşmaya çevrildi. Yatırımcılar, Lagarde'ın açıklamalarından ECB'nin faiz politikalarına ilişkin yeni sinyaller arayacak. Para piyasalarında bankanın yıl sonuna kadar en az bir faiz artışı daha yapacağı beklentisi öne çıkıyor. Bunun yanında açıklanacak PMI verileri de Avrupa ekonomisinin görünümüne ilişkin önemli ipuçları verecek. Asya Piyasalarında Pozitif Hava Asya borsalarında Hong Kong hariç pozitif görünüm öne çıktı. Çin Merkez Bankası'nın kredi faiz oranlarını değiştirmemesi piyasalar tarafından beklentiler doğrultusunda karşılandı. Yarı iletken sektöründeki yükselişler dikkat çekerken, Güney Koreli çip üreticisi SK Hynix'in hisseleri yüzde 3,9 değer kazandı. Kapanışa yakın işlemlerde Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,9, Güney Kore Kospi endeksi yüzde 0,5 ve Çin Şanghay Bileşik Endeksi yüzde 0,8 yükselirken, Hong Kong Hang Seng Endeksi yüzde 0,7 geriledi. Yurt İçinde Gözler Enflasyon Beklentilerinde Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi cuma gününü yüzde 0,63 düşüşle 14.734 puandan tamamladı. Bugün yurt içinde tüketici güven endeksi, sektörel enflasyon beklentileri ve Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi verileri takip edilecek. Analistler, BIST 100 endeksinde 14.600 ve 14.500 puanı destek, 14.800 ve 14.900 puanı ise direnç seviyeleri olarak değerlendiriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.