SON DAKİKA
Hava Durumu

#Avrupa

Ekometre - Avrupa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Avrupa savunma endeksi geriledi Haber

Avrupa savunma endeksi geriledi

Avrupa savunma sanayi hisselerinde son aylarda dikkat çekici bir düzeltme yaşanıyor. Son yılların en güçlü yatırım temalarından biri olan sektör, yükselen finansman maliyetleri ve değişen savaş teknolojilerinin etkisiyle yeni bir dönüşüm sürecine girdi. Stoxx Europe Targeted Defence Endeksi, yıl başında gördüğü zirveden bu yana yüzde 15'in üzerinde değer kaybetti. Analistler, bu geri çekilmenin yalnızca piyasa düzeltmesi değil, savunma sektöründeki yapısal dönüşümün de bir göstergesi olduğunu değerlendiriyor. Dev şirketlerde milyarlarca euroluk kayıp Sektörün önde gelen şirketleri arasında yer alan BAE Systems, Rolls-Royce, Thales, Leonardo ve Rheinmetall'in piyasa değerlerinde milyarlarca euroluk erime yaşandı. Uzmanlara göre yatırımcılar artık savunma harcamalarının büyüklüğünden çok, bu harcamaların nasıl finanse edileceğine odaklanıyor. Citi Avrupa Savunma Analisti Charles Armitage, piyasanın önceki dönemde savunma bütçelerindeki artışı fiyatladığını, yeni dönemde ise finansman ve sürdürülebilirlik konularının öne çıktığını belirtti. Borçlanma baskısı artıyor Yükselen faiz oranları ve enflasyon beklentileri, Avrupa hükümetlerinin savunma harcamalarını borçlanma yoluyla finanse etmesini zorlaştırıyor. Enerji maliyetlerindeki yükselişin de kamu bütçeleri üzerindeki baskıyı artırması, yatırımcıların sektörün uzun vadeli büyümesine ilişkin daha temkinli yaklaşmasına neden oluyor. Barclays Avrupa Hisse Senedi Stratejisi Başkanı Emmanuel Cau, piyasaların savunma harcamalarının sürdürülebilirliğini sorgulamaya başladığını ifade etti. Yeni gözde: Drone ve yapay zekâ Kurumsal yatırımcıların savunma sektöründeki pozisyonlarını azaltmaya başladığına işaret eden veriler, sermayenin yeni nesil savunma teknolojilerine yöneldiğini gösteriyor. Özellikle insansız hava araçları, yapay zekâ destekli savunma sistemleri, elektronik harp çözümleri ve yazılım tabanlı teknolojiler geliştiren şirketler yatırımcıların radarına girmiş durumda. Fransız drone üreticisi Parrot ile İsveç merkezli MilDef'in son dönemde gösterdiği performans, bu değişimin somut örnekleri arasında gösteriliyor. Sektörde yapısal dönüşüm Analistler, Avrupa savunma sanayiinde yaşanan değişimin geçici bir fiyat hareketinden çok daha fazlası olduğuna dikkat çekiyor. Geleneksel ağır savunma sanayi şirketlerinden teknoloji odaklı savunma firmalarına doğru yaşanan sermaye kaymasının, geleceğin savaş teknolojilerine yönelik beklentileri yansıttığı belirtiliyor. Bununla birlikte uzmanlar, savunma sektöründe alınan siparişlerin gelir ve kârlılığa dönüşüm sürecinin beklenenden daha uzun sürmesinin sektör hisseleri üzerindeki baskıyı bir süre daha devam ettirebileceğini değerlendiriyor.

Mayıs ayında ihracat yüzde 9,3 geriledi Haber

Mayıs ayında ihracat yüzde 9,3 geriledi

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, mayıs ayında ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,3 azalarak 22 milyar 504 milyon dolar, ithalatın ise yüzde 10,7 düşüşle 28 milyar 103 milyon dolar olarak gerçekleştiğini açıkladı. Ankara'da düzenlenen Mayıs Ayı Dış Ticaret Verileri Basın Toplantısı'nda konuşan Bolat, bayram tatili nedeniyle mayıs ayında resmi çalışma günlerinin azalmasının dış ticaret verileri üzerinde etkili olduğunu belirtti. İhracatta yaşanan gerilemeye rağmen günlük bazda önemli bir rekora imza atıldığını vurgulayan Bolat, 22 Mayıs 2026 tarihinde 2,4 milyar dolarlık ihracatla tüm zamanların en yüksek günlük ihracat rakamına ulaşıldığını söyledi. İthalat tarafında da düşüş yaşandığını belirten Bolat, mayıs ayında mal ithalatının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,7 gerileyerek 28,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini ifade etti. Dış ticaret açığındaki iyileşmeye dikkat çeken Bolat, mayıs ayında açığın yıllık bazda yüzde 15,7 azalarak 5,6 milyar dolara düştüğünü ve son 9 ayın en düşük seviyesinin görüldüğünü kaydetti. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise geçen yılın aynı ayına göre 1,2 puan artarak yüzde 80,1'e yükseldi. Böylece söz konusu oran son 20 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe de mayıs ayında yedi iş gününün bayram tatili nedeniyle kaybedildiğini belirterek, ihracattaki düşüşte takvim etkisinin önemli rol oynadığını söyledi. İlk beş aylık dönemde ihracatın 111,2 milyar dolara, son 12 aylık ihracatın ise 273,5 milyar dolara yükseldiğini belirten Gültepe, otomotiv sektörünün 3,3 milyar dolarla ihracat liderliğini sürdürdüğünü ifade etti. Gültepe, Avrupa ve ABD'de talebin canlanmaya başladığını, Çin'de ise üretim maliyetlerinin yükseldiğini belirterek Türkiye'nin yeni siparişler açısından fırsatlar yakalayabileceğini söyledi. Ancak sanayi üretimindeki yavaşlamaya dikkat çeken Gültepe, rekabet gücünün artırılması için üretim maliyetleriyle fiyatlar arasında daha sağlıklı bir denge kurulması gerektiğini vurguladı. Mayıs ayında en fazla ihracat yapılan ülkeler Almanya, ABD, İtalya, Birleşik Krallık ve İspanya olurken, Körfez ülkelerine yapılan ihracat ise yüzde 16,2 gerileyerek 2,24 milyar dolar seviyesinde kaldı.

Anne Krueger: ABD kendi ördüğü ticaret duvarının altında kalacak Haber

Anne Krueger: ABD kendi ördüğü ticaret duvarının altında kalacak

Kariyerini, "piyasa bozucu unsurlar" ve "rant arayışları”nın tehlikelerine karşı uyarmaya adayan Krueger bugün 92 yaşında ve halen Johns Hopkins Üniversitesi’nde Uluslararası Ekonomi Profesörü olarak görev yapıyor. Birçok ekonomist Krueger’ın geçmiş uyarılarının bugün kehanet niteliği taşıdığını söylese de kendisi henüz “maç sayısının atılmadığı” görüşünde. “Trump fena halde yanlış hesap yaptı” Piyasaların Trump benzeri “korumacı” siyasetçilere karşı kendi savunma hattını kurduğunu söyleyen Krueger, bu “gizli direniş” esnasında en büyük zararı ABD’nin göreceğini savunuyor. Ona göre "Trumponomics" ile yükselen gümrük duvarları, küresel ticareti yavaşlatmanın ötesinde inovasyonu boğarak ABD ekonomisini vuran bir bumeranga dönüşüyor. Krueger, “Trump'ın şimdiye kadar yaptıkları piyasa ekonomisini gerçekten zayıflattı ve rant arayışını güçlendirdi. Bu durum devam ettiği sürece, ekonomik büyümeye zarar vereceği açık. Pek çok Amerikalı bunun ABD'yi nasıl etkileyeceği konusunda çok endişeli” dedi. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artışın bu yılın geri kalanına zarar vereceğini de vurgulayan Krueger, şunları söyledi: “Sadece ithalatçılar değil herkes etkilenecek. Bu durum, etkisi itibarıyla yüksek bir gümrük vergisinden farksız. En iyi tahminler, dünya ekonomisi için büyümenin olması gerekenin yüzde birkaç puan altında kalacağı yönünde.” Krueger’in İran ile ilgili yorumu da dikkat çekici: “Bence Trump fena halde yanlış hesap yaptı. İran halkının kendi hükümetlerine sahip olma arzusunu feci şekilde küçümsedi. Bu yüzden bugün eskisinden daha az emin, daha az güvenli görünüyor. ABD'deki kamuoyu yoklamaları da halkın olanlardan hoşlanmadığını gösteriyor. Bu yüzden geri adım atılabileceğine dair bazı sinyaller var ama ben bir ekonomistim, siyaset bilimci değil.” “Türkiye’nin yakaladığı ivme tek bir şartla taçlanabilir” Gelişmekte olan ekonomilerin bu dönüşüm krizini görece daha iyi atlattığını söyleyen Krueger, Türkiye’nin ise 2001 sonrası yakaladığı ivmenin ancak tek bir şartla taçlanabileceğini vurguluyor: Enflasyon sendromunu bitirmek. Bunun ülkeyi dış şoklara karşı koruyan en iyi kalkan olacağını belirten Krueger, jeopolitik saf tartışmalarına da son noktayı koyuyor: “Türkiye’nin üretken bir ekonomi olarak doğal kaderi Rusya veya diğer alternatifler değil, Avrupa tedarik zinciriyle tam entegrasyondur.”

Abdullah Gül Yunanistan'daki Delfi Ekonomi Forumu'na katıldı Haber

Abdullah Gül Yunanistan'daki Delfi Ekonomi Forumu'na katıldı

Delfi Ekonomi Forumu'nda katıldığı sohbette konuşan 11. Cumhurbaşkanı Gül, dünyanın küresel bir kriz ve belirsizlik döneminden geçtiğine işaret etti. Kurallara dayalı düzen aşındırılıyor Gül, bazı güçlü devletlerin kurallara dayalı düzeni ve uluslararası normları aşındırdığını ifade etti. Gazze, İran ve Lübnan'a yönelik saldırıların yıkıcı olduğunu belirten Gül, "Bu operasyonlar uluslararası kuralları hiçe saydı. Ciddi insan hakları ihlallerine neden oldu. Uzmanlara ve Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına göre Gazze'deki durum soykırım oldu" dedi. ABD, İllegal eylemlerin kapılarını aralıyor' ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının da uzun vadede bölgesel ve küresel anlamda stratejik sonuçları olacağını vurgulayan Gül, "Amerikalı yetkililer bile Tahran'ın ABD için yakın bir tehdit oluşturmadığını kabul ediyor. Bu şekilde davranarak, ABD diğer güçler için de illegal eylemlerin kapılarını aralıyor" diye konuştu. Gül, bu süreçte ABD'nin imajının zedelendiğini ve Körfez ülkelerinin de ABD'nin gücüne olan güvenini kaybettiğini belirtti. Hürmüz Boğazı'nın yeni bir sorun olduğuna işaret eden Gül, küresel enerji arzının da olumsuz etkilendiğini kaydetti. 'İsrail bölgedeki acının sorumlusudur' Gül, İsrail'in her zamankinden daha izole olduğunu belirterek, "İsrail bölgedeki acının sorumlusudur. Komşu ülkelere yönelik sözde tampon bölge, işgal ve yasa dışı yerleşim politikaları sürdükçe bölgedeki olumsuz hava değişmeyecektir" dedi. Bu arada, Avrupa'nın stratejik özerklik gereksinimine de değinen Gül, "Ankara, Avrupa'nın bugün ihtiyaç duyduğu askeri kabiliyet ve stratejik erişime sahiptir" diye konuştu.

Kia yılın en iyi otomobil üreticisi seçildi Haber

Kia yılın en iyi otomobil üreticisi seçildi

Bu yıl yedincisi gerçekleştirilen BBC TopGear.com EV Ödülleri, en başarılı elektrikli araçları ve sektörde dönüşüme öncülük eden markaları ödüllendirdi. Kia’nın bu prestijli ödüle layık görülmesi, markanın elektrikli mobilite alanındaki stratejik kararlılığını ve uluslararası ölçekte yakaladığı güçlü ivmeyi ortaya koydu. Kia’nın son yıllarda elde ettiği başarılar, markanın elektrikli araç segmentindeki kalıcı yükselişini destekliyor. Marka; 2024 yılında EV3 ile “Yılın En İyi Crossover Modeli”, 2023 yılında EV9 ile “Yılın En İyi Aile Otomobili”, 2022 yılında “Yılın En İyi Otomobil Üreticisi” ve 2021 yılında EV6 ile “Yılın En İyi Crossover Modeli” ödüllerinin sahibi olmuştu. Bu süreklilik, Kia’nın ürün geliştirmedeki kalite anlayışını ve inovasyondaki iddiasını güçlü bir şekilde yansıtıyor. TopGear.com Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Ollie Kew, “Kia’nın farklı segmentlerde konumlanan ve çeşitli ihtiyaçlara yönelik seçenekler sunan elektrikli araç ürün gamı, sektörde yüksek kalite ve istikrarlı tutarlılığıyla ayrışıyor. Kia’nın elektrikli modelleri, vadedilen menzil tutarlılığının yanı sıra konforlu sürüş yaklaşımıyla da ön plana çıkıyor. Marka, kompakt segmentten başlayarak EV9 ile üst segmente uzanan geniş ürün yelpazesiyle dikkat çekiyor.” ifadelerini kullandı. Kia Avrupa Ürün, Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Başkan Yardımcısı Pablo Martinez Masip ise, “TopGear.com tarafından ‘Yılın En İyi Otomobil Üreticisi’ seçilmek, Kia’nın Avrupa’daki elektrikli mobilite stratejisinin güçlü bir göstergesidir. Kompakt ve erişilebilir modellerden yüksek performanslı araçlara kadar uzanan geniş portföyümüzle, farklı müşteri ihtiyaçlarına yanıt veriyoruz. Bu ödül, dönüşüm yolculuğumuzdaki kararlılığımızı ve Avrupa’da lider bir marka olma hedefimizi pekiştiriyor.” dedi. Kia, 2026 yılı içerisinde Türkiye’de satışa sunmayı planladığı EV2 ve Niro EV ile elektrikli araç ürün gamını genişletmeyi hedefliyor.

Avdagiç: Avrupa’nın doğal üretim üssü adayıyız Haber

Avdagiç: Avrupa’nın doğal üretim üssü adayıyız

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “Avrupa’nın tedarikini yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel 'warflation (savaş kaynaklı enflasyon)’ riskinden üretim, verimlilik ve ihracat üçgenini uzak tutmalıyız” çağrısı yaptı. Avdagiç, İTO’nun nisan ayı Meclis Toplantısı’nda küresel enerji krizinden Türkiye ekonomisine ve tedarik zinciri kırılmalarına dair değerlendirmelerde bulundu. Büyüme için 3 öneri Küresel ‘savaşflasyon’ riskinin dikkate alınması gereken bir etken olduğunu vurgulayan Avdagiç, Türkiye ekonomisinin iç talep desteğiyle büyümesini sürdürdüğünü, bununla birlikte dış talebin zayıflaması ve maliyetlerdeki artışın büyümenin kompozisyonunu etkileyebileceğini kaydetti. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye'nin kendi iç dinamikleriyle büyüyebileceğini belirterek, üç temel öneri sıraladı. Avdagiç, “Bizim kendi gücümüz, kendi çözümlerimizdir. Şöyle ki; yenilenebilir kaynaklarla ve nükleer güçte kapasite artışıyla enerji bağımlılığını düşürebiliriz. Katma değerli üretim yapısı ve ihracat kompozisyonuyla dış kaynak ihtiyacını karşılarız. Arz yönlü politikalar ve yapısal reformlarla da enflasyon sorununun üstesinden pekala gelebiliriz" dedi. Fırsat penceresi konjonktürel değil Türkiye'nin önündeki fırsat penceresinin konjonktürel değil, yapısal bir nitelik taşıdığını belirten Avdagiç, şöyle devam etti: “Eskiden enflasyon, deflasyon ya da stagflasyonu bilir ve fiyat artışıyla bağlantısını kurardık. Şimdi 'warflation (savaş kaynaklı enflasyon)' diye yeni bir kavram daha üretildi. Bununla da savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgası kastediliyor. Bu yeni rejimde büyüme yavaşlarken fiyatlar yükseliyor. Dünyada savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgasıyla karşı karşıyayız. Türkiye’nin hep dikkat çektiğimiz potansiyeli, bugün çok daha yüksek bir gerçekleşme şansına sahip: Avrupa’nın tedarikini daha yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Gümrük Birliği entegrasyonu, Türkiye’nin ‘Made in EU’ düzenlemesine dahil edilmesi, gelişmiş sanayi altyapısı ve tedarik avantajı, Türkiye’yi Avrupa için stratejik bir üretim ortağı konumuna taşıyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel ‘warflation’ riskinden ‘üretim, verimlilik ve ihracat’ üçgenini uzak tutmalıyız.” Temel zorluğumuz fiziksel kıtlık Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının gittikçe zayıfladığına dikkat çeken Avdagiç, “Uzmanlar dünya ekonomisinin yeniden düşük büyüme, yüksek enflasyon patikasına yaklaştığını söylüyorlar” dedi. Şekib Avdagiç, savaş sona erdirilmezse giderek büyüyen ham petrol kıtlığının tarımdan petrokimyasallara, tekstilden sağlık sektörüne kadar birçok üründe darboğaza yol açabileceğini vurgulayarak, “Temel zorluk artık fiyat olmaktan çıktı, temel zorluk dünya çapında fiziksel kıtlığa dönüşmeye başladı. Arz kıtlığı ve artan fiyatların yarattığı etki, tüketici pazarının her köşesine yayılıyor" dedi. Barışla yeni bir dönem bekliyoruz Küresel dönüşümün Türkiye açısından hem riskler hem fırsatlar içerdiğinin altını çizen Avdagiç, “ABD-İran arasındaki kırılgan ateşkesin barışa dönmesiyle dezavantajlarımızın geçici ve yönetilebilir, güçlü avantajlarımızın ise kalıcı ve stratejik nitelikte olduğu yeni bir dönem bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Yüzde 7’ye yaklaşan kur-enflasyon makası ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor Başkan Avdagiç, Türkiye’nin dış ticaret hedefleri için enflasyonla kur arasındaki korelasyonun giderek açıldığını belirtti. Avdagiç, “Sadece yılın ilk çeyreğinde dahi kur ile enflasyon arasındaki makasın yüzde 7’ye yaklaşması, ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor. Türkiye’nin dış ticaret hedefleri açısından enflasyon ile kur arasındaki korelasyonun giderek zayıfladığına dikkat çekiyoruz. Yılın ilk üç ayında kümülatif enflasyon yüzde 10’a ulaşırken, kur artışı yüzde 3 seviyesinde kaldı. Son iki yıllık döneme baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Tüketici ve üretici enflasyonunun ortalaması yüzde 70’e ulaşırken, kurdaki artış yüzde 42 seviyesinde gerçekleşti. Böylece iki yılda kur ile enflasyon arasındaki fark 28 puan oldu. Kurun enflasyona paralel hareket etmemesi, zamanla yapısal bir rekabet gücü kaybına dönüşme riski taşıyor. Bu sürecin önüne geçmek zorundayız” dedi. Bu tablonun yansımasının dış ticaret verilerimizde de görüldüğüne dikkati çeken Avdagiç, 2026'nın ilk çeyreğinde ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3.1 azaldığını, ithalatımızın ise yüzde 4.7 arttığını kaydetti. Şekib Avdagiç, şöyle devam etti: “Bundan sonraki süreçte enflasyonla kur arasındaki korelasyonun paralel gitmesi, hatta bir miktar kur lehine bir sürecin devreye girmesinin, Türkiye'nin rekabetçiliği açısından elzem hale geldiğini düşünüyoruz. Sürdürülebilir bir ihracat büyümesi için enflasyonun kalıcı olarak dizginlenmesinin yanında Türk Lirasının gerçekçi bir seviyede seyretmesi son derece önemli. Katma değerli ürünlere geçişin hız kazanması adına da bunun gerekli olduğuna inanıyoruz.” Merkez Bankası'nın üretimi de gözeten politika duruşu istikrarın sigortası olacaktır İTO Başkanı Avdagiç, TCMB’nin para politikası beklentilerine ilişkin ise şunları söyledi: “Savaş öncesinde oluşan faiz indirimi beklentilerinin, artan enflasyon riski ve küresel sıkılaşma koşulları nedeniyle belirgin şekilde zayıfladığı görülüyor. Piyasa beklentileri, kısa vadede faiz indirimlerinin ötelenebileceği ve para politikasında daha uzun süre sıkı duruşun korunacağı yönünde şekillenmeye başladı. Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı ve finansal istikrarın korunmasına yönelik üretimi de gözeten hassas kurgulanmış politika duruşu, bir bütün olarak ekonomik istikrarın sigortası olacaktır.” SOFTITO’da yetenekli gençlerimize dijital bilezik kazandırıyoruz 2026 yılının İTO ve üyeleri için dijital dönüşümün bir ileri safhaya taşındığı yapay zeka dönemi olacağını, bu yönde projelere ve faaliyetlere ağırlık vereceklerini hatırlatan Şekib Avdagiç, “Artık üretimden eğitime, gündelik hayattan kültüre kadar her safhada yapay zeka, odak noktamızda yer alıyor. Bizler de ya kendimizi dönüştüreceğiz ya da başkalarının dönüştüreceği bir varlık haline geleceğiz. Üretimimizi, sanayimizi yapay zeka ile yeniden tasarlamamız gerekiyor” dedi. Yapay zekanın, Türkiye’nin ekonomik gelişimi için de stratejik bir teknoloji olduğunun altını çizen Avdagiç, bu yöndeki faaliyetleri ve projeleriyle İTO Teknoloji Ekosistemi oluşturduklarını, SoftITo, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi ve Teknopark İstanbul ile birbirini tamamlayan üç kritik yapı kurduklarını anımsattı. Avdagiç, Meclis üyelerine de şu çağrıda bulundu: “Sizlere bir duyurum var: Şimdi bu yapının önemli bir ayağı olan SoftITo’da 4. Dönemi başlatıyoruz. Yetenekli gençlerimize dijital bilezik kazandırıyoruz. 320 saatlik eğitim sonucunda bu alanda aranan vasıflarla donatıyoruz. Müracaatları 19 Nisan 2026 tarihine kadar alıyoruz.”

BTM' den 10 yılda 2 milyar dolarlık ekosistem Haber

BTM' den 10 yılda 2 milyar dolarlık ekosistem

Bu yıl 10’uncu yaşını kutlamaya hazırlanan Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi’nin (BTM) Genel Müdürü Dr. Önder Kul, gelinen noktayı tek cümle ile özetledi: 10 yıl önce bir fikirdik, bugün 2 milyar doları aşan bir ekosistem haline geldik. İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından kurulan ve fikir aşamasındaki girişimleri küresel ölçekte değer üreten yapılara dönüştüren BTM, bugün girişimcilik ekosisteminin merkezinde konumlanıyor. BTM Genel Müdürü Dr. Önder Kul, gelinen noktayı şöyle özetledi: “10 yıl önce bir fikirdik, bugün 2 milyar doları aşan bir ekosistem haline geldik.” BTM’nin yalnızca bir kuluçka merkezi olmadığına dikkat çeken Kul, ortaya koydukları somut çıktılara da vurgu yaptı. Kul, “Bugün geldiğimiz noktada BTM, girişimciliğin konuşulduğu bir alan değil; üretildiği, yatırım aldığı ve global ölçekte karşılık bulduğu bir yapı. Geride kalan 10 yıl içinde 12 bin 500’den fazla girişimciye doğrudan destek sağladık. Bugün BTM girişimlerinin ulaştığı toplam portföy büyüklüğü 2 milyar doların üzerine çıkmış durumda. Aynı şekilde 410 milyon doların üzerinde yatırım değerlemesi, oluşturduğumuz yapının sürdürülebilirliğini ve etkisini açıkça ortaya koyuyor” dedi. Fikirlerin ticarileştiği bir yapı kurduk BTM’nin yaklaşımının klasik destek modellerinden ayrıştığını belirten Kul, “Al fikrini gel, fikrin iş yapsın mottosu ile yola çıktık. Ancak bugün geldiğimiz noktada erken seviyeden ileri aşamaya kadar tüm girişimleri kapsayan desteklere sahip bir yapı haline geldik. Girişimcilerimize yalnızca alan değil; yatırımcıya erişim, mentörlük, uluslararası bağlantılar ve pazara açılma imkanı sunuyoruz. Bu sayede fikirler raflarda kalmıyor, şirketlere dönüşüyor, ticarete katkı sunuyor” dedi. BTM’nin, girişimcilik ekosisteminde otorite olarak kabul edilen UBI Global tarafından “Dünyanın En İyi Üçüncü Kuluçka Merkezi” seçildiğini hatırlatan Kul, uluslararası büyüme stratejilerine de değindi. BTM’nin artık küresel ölçekte oyun kuran bir yapıya dönüştüğünü söyleyen Kul, “BTM bugün dünyanın önemli girişimcilik merkezlerinde yer alarak global bir oyuncu olma yolunda ilerliyor. Londra’nın dönüşüm hikâyesinin en güçlü simgelerinden biri haline gelen Battersea Power Station’da konumlanmamız, bu vizyonun somut bir göstergesi. Aynı şekilde Dubai World Trade Centre’deki varlığımızla Körfez pazarına doğrudan erişim sağlıyoruz. BTM artık yerel bir yapı değil, global bir oyuncu” dedi. Yeni dönemde Avrupa ve Balkanlar’a açılım kapsamında Saraybosna’da da bir ofis açtıklarını belirten Kul, “Bosna Hersek’te hayata geçirdiğimiz yapılanma ile Balkanlar’dan Avrupa’ya uzanan bir girişimcilik köprüsü kuruyoruz. Bu ofisimiz, bölgedeki girişimciler için önemli bir merkez olacak. Saraybosna’da attığımız adım, Balkanlar’dan Avrupa’ya uzanan yeni bir girişimcilik hattının başlangıcı. Bu bölgeyi yalnızca izlemiyoruz, şekillendirmek de istiyoruz” dedi. 2026’da küresel vitrin genişliyor Uluslararası Teknoloji Pazarlama Ofisleri’nin (UTPO) girişimlerin globalleşmesinde kritik rol oynadığını vurgulayan Kul, “Yüzde 75’e varan finansman desteğiyle girişimcinin dünyaya açılmasını bir maliyet kalemi olmaktan çıkarıp stratejik bir avantaja dönüştürdük. Bu model, girişimlerin globalleşme sürecini hızlandıran önemli bir kaldıraç görevi görüyor” dedi. BTM’nin girişimcileri global sahneye taşıma hedefinin altını da çizen Kul, “2026 yılında 30’u aşkın ulusal ve uluslararası fuarla girişimcilerimizi dünyanın farklı pazarlarına taşıyacağız. Bizim için görünürlük değil, erişim önemli” dedi. Bir yandan dünyada açılımlarını sürdürürken bir yandan da yurt içindeki etkin stratejilerine devam edeceklerinin altını çizen Kul, BTM’nin yürüttüğü tematik programların ekosistemde önemli bir derinlik oluşturduğunu ifade eden Kul, İstanbul Kalkınma Ajansı ve uluslararası paydaşlarla hayata geçirilen programların girişimcilik tabanını genişlettiğini belirtti. “Erken aşama girişimlerden yatırımcı geliştirmeye, lise düzeyinden kurumsal iş birliklerine kadar geniş bir yelpazede programlar yürütüyoruz. Amacımız yalnızca bugünün değil, geleceğin girişimcilik ekosistemini de inşa etmek” diyen Kul, yeni dönemde hayata geçirilecek Yatırımcı Hızlandırma Programı, BİGG Cube ve yapay zekâ odaklı dönüşüm programlarının bu vizyonun bir parçası olduğunu söyledi. “BTM bu hikayenin merkezinde kalacak” Geçen yılın ikinci yarısında uygulamaya aldıkları Kampus Elçisi programına da değinen Kul, “24 üniversitede 34 kampüs elçisiyle girişimciliği sahaya taşıyoruz. Girişimciyi mezun olduktan sonra değil, daha okuldayken yakalıyoruz. Bu programla girişimcilik kültürünü üniversite ortamında yaygınlaştırıyor, genç yetenekleri erken aşamada keşfediyor ve onları ekosistemimize kazandırıyoruz” ifadelerini kullandı. 2025 başında BTM TEKMER’i faaliyete geçirdiklerini de hatırlatan Kul, “BTM TEKMER teknoloji odaklı girişimler için önemli bir merkez oldu. Girişimcilere mentorluk, eğitim, yatırımcı erişimi ve güçlü bir iş ağı sunarak fikirlerin ticarileşmesini ve sürdürülebilir şirketlere dönüşmesini sağlıyoruz” dedi. Dr. Önder Kul, BTM’nin önümüzdeki dönem vizyonunu ise “Türkiye’den çıkan girişimlerin dünyada daha fazla söz sahibi olduğu bir döneme giriyoruz. BTM bu hikayenin merkezinde olmaya devam edecek” sözleriyle özetledi.

Avusturya hava sahasını ABD'ye kapattı Haber

Avusturya hava sahasını ABD'ye kapattı

Avusturya, İran’a yönelik olası askeri operasyonlar kapsamında ABD’nin hava sahası kullanım talebine izin vermedi. ORF’nin haberine göre, Avusturya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ülkenin tarafsızlık yasası gereği bu tür askeri uçuşlara onay verilmediği bildirildi. Tarafsızlık yasası gerekçe gösterildi Avusturya Savunma Bakanlığı açıklamasında, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonları için hava sahasını kullanmasına izin verilmediği belirtilirken, kararın ülkenin tarafsızlık politikası çerçevesinde alındığı ifade edildi. ABD’den gelen talebin detaylarına ilişkin ise bilgi paylaşılmadı. Siyasi tepkiler geldi Koalisyon hükümetinde yer alan Sosyal Demokrat Parti’nin Aşağı Avusturya Eyaleti Başkanı Sven Hergovich, yaptığı açıklamada ülkenin aktif bir tarafsızlık politikası izlemesi gerektiğini belirtti. Hergovich, “ABD Başkanı Donald Trump’ın tüm Körfez bölgesini sürüklediği, tamamen çılgın ve uluslararası hukuka aykırı savaşı nedeniyle Avusturya ve Avrupa ekonomik olarak büyük zarar görüyor.” ifadelerini kullandı. Uçuşlara tam yasak çağrısı Hergovich, Savunma Bakanı Klaudia Tanner’in ABD ordusunun Körfez’e yönelik hiçbir uçuşunu onaylamaması gerektiğini vurguladı. Nakliye ve lojistik destek uçuşları dahil tüm faaliyetlerin yasaklanmasının, ABD politikalarına karşı net bir mesaj olacağını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.