SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ar-Ge

Ekometre - Ar-Ge haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ar-Ge haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İzocam’a iki prestijli ödül birden Haber

İzocam’a iki prestijli ödül birden

İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru, Yılın Yeşil Yapı Malzemesi & Teknolojisi 2025 ödülleri kapsamında “Yılın Yeşil Yapı Malzemesi” seçilirken; İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası, Şantiye'nin Yıldızı 2025 ödüllerinde “Şantiye® Özel Ödülü”ne layık görüldü. Türkiye'nin en büyük yalıtım üreticisi İzocam, Ar-Ge ve inovasyon alanındaki başarılarını iki ayrı prestijli ödülle taçlandırdı. Firmanın, yalıtım sektöründe fark yaratan ürünleri arasında yer alan İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru, Yılın Yeşil Yapı Malzemesi & Teknolojisi 2025 ödülleri kapsamında “Yılın Yeşil Yapı Malzemesi” ödülüne layık görülürken; İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası ise Şantiye'nin Yıldızı 2025 ödüllerinde “Şantiye® Özel Ödülü”ne layık görüldü. Şantiye® Dergisi ve Dijital Platformları tarafından bu yıl 6’ncısı düzenlenen “Yılın Yeşil Yapı Malzemesi & Teknolojisi” ve “Şantiye’nin Yıldızı” ödülleri, yeni-inovatif-sürdürülebilir çözümlerin inşaat sektörüne daha yakından tanıtılması amacıyla gerçekleştiriliyor. İzocam HT camyünü prefabrik boru, sanayi tesislerine özel olarak geliştirildi Sektörde 60 yılı aşkın deneyimiyle sürdürülebilir, güvenli ve yüksek kaliteli yalıtım çözümleri sunan İzocam, geçen sene piyasaya kazandırdığı yeni ürünü "HT Camyünü Prefabrik Boru" ile yüksek sıcaklıklarda yalıtım performansını bir üst seviyeye taşıdı. Performans, güvenlik ve konforu bir arada sunduğu bu ürününü sanayi tesislerine özel olarak tasarlayan lider firma, endüstriyel yalıtıma güçlü bir katkı daha sunmuş oldu. Yüzde 80’e kadar geri dönüştürülmüş içeriğe sahip camyününden imal edilen ve dış yüzeyi alüminyum folyo ile kaplanan bu inovatif ürün, 450°C’ye kadar sıcaklıklara dayanıklılığı ile öne çıkıyor. Sanayi tesisleri, enerji santralleri, doğalgaz ve petrokimya hatları gibi yüksek sıcaklıkla çalışan sistemlerde ideal bir çözüm sunan bu benzersiz ürün, tesisatlarda ve boru hatlarında ısı yalıtımı, terleme ve donmaya karşı koruma gibi temel işlevlerinin yanı sıra; basınçlı su borularında titreşim ve ses yalıtımı amacıyla da kullanılıyor. A sınıfı yangın dayanımı ile öne çıkan “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru”, yangın güvenliği açısından da önemli bir avantaj sunuyor. Yüksek sıcaklıklarda bile düşük ısı iletkenlik değerleriyle mükemmel bir enerji tasarrufu sağlayan ürün, çalışanlar için daha sessiz, güvenli ve konforlu bir ortam yaratılmasına katkıda bulunuyor. Modüler yapısı sayesinde kolay montaj imkânı sunan “İzocam HT Camyünü Prefabrik Boru”, montaj sürecinde zaman ve iş gücünden de önemli ölçüde tasarruf edilmesini sağlıyor. Böylece büyük ölçekli endüstriyel projelerde hem ekonomik hem de verimli bir tercih olarak öne çıkıyor. İzocam everest mineral asma tavan levhası ile yalıtımı zirveye taşıdı İzocam, geçen yıl sektöre kazandırdığı diğer ürünü “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası” ile de iç mekan tasarımında estetik ve işlevi bir arada sunuyor. Üstün teknik performansı şık tasarımla birleştiren bu özel ürün, modern mimarinin ihtiyaçlarına kusursuz bir çözüm getirirken yalıtımı da zirveye taşıyor. “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”, yüksek performanslı mineral yün yapısı sayesinde A sınıfı yangın dayanımı sunarken, aynı zamanda ses ve ısı yalıtımında da üstün bir performans sergiliyor. Farklı en, boy ve kalınlık seçenekleri ile projelere esneklik kazandıran bu yenilikçi çözüm, üzerindeki dekoratif cam tülü kaplama sayesinde estetik beklentileri de karşılıyor. Ofislerden okullara, kamu binalarından alışveriş merkezlerine kadar birçok alanda kullanım için ideal olan ürün, mekanlara güvenli ve konforlu bir atmosfer kazandırıyor. Mineral yünün doğal ses yutma özelliği, “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”nın en güçlü yönlerinden biri. Ortamda oluşan gürültüyü önemli ölçüde azaltarak daha huzurlu ve verimli yaşam alanları sunan “İzocam Everest Mineral Asma Tavan Levhası”, okul ve ofislerde hem öğrenciler hem de çalışanlar için dikkatlerini daha kolay toplayarak, performanslarını artırabilecekleri ortamların oluşmasına maksimum katkı sağlıyor.

KTO’ da “güncel vergi mevzuatı ve yeni gelişmeler” semineri Haber

KTO’ da “güncel vergi mevzuatı ve yeni gelişmeler” semineri

TOBB Konya GGK İcra Kurulu Başkanı Muharrem Erhan Öncan da TOBB Konya Genç Girişimciler Kurulu olarak, Konya’da girişimcilerin her adımında yanlarında olmaya çalıştıklarını söyledi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Konya Genç Girişimciler Kurulu (GGK) organizasyonuyla, Konya Defterdarlığı ve Konya Vergi Denetim Kurulu katkılarıyla Konya Ticaret Odası (KTO) ev sahipliğinde “Güncel Vergi Mevzuatı ve Yeni Gelişmeler” semineri gerçekleştirildi. KTO Konferans Salonu’nda düzenlenen programa; KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, Konya Vergi Denetim Kurulu Başkanı Haluk Özyürek, Konya Defterdarı Yusuf Hamzaoğlu, Konya Defterdarlığı Grup Müdürü Mehmet Say, Konya Sanayi Odası (KSO) Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Özarpa, KTO Yönetim Kurulu Üyesi Serhat Yaya ve iş dünyasının temsilcileri katıldı. ÖNCAN: Program iş dünyası için önemli bir fırsat Programın açılış konuşmasını yapan TOBB Konya GGK İcra Kurulu Başkanı Muharrem Erhan Öncan, verginin girişimciler için ticari hayata atılmanın en somut göstergelerinden biri olduğunu belirterek, programın iş dünyası için önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. TOBB Konya Genç Girişimciler Kurulu olarak, Konya’da girişimcilerin her adımında yanlarında olmaya çalıştıklarını belirten Öncan; “Biliyorsunuz, bir girişimci için vergiyle tanışmak aslında o girişimin kağıt üzerinde değil, sahada da gerçekleştiğinin en somut ispatıdır. Yani vergi ödemeye başlamak, 'Ben artık bu piyasada ben de varım' demenin bir nevi tescilidir. Katılımınız için hepinize çok teşekkür ediyor; programımızın hem şehrimiz hem de işletmelerimizin geleceği için verimli geçmesini temenni ediyorum” dedi. ÖZTÜRK: “Mevzuata hâkimiyet rekabetin belirleyicisi” Programda konuşan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk ise, günümüz ekonomik koşullarında işletmeler için yalnızca üretim ve ticaretin değil, mevzuata hâkimiyetin de büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Öztürk, “İçinden geçtiğimiz küresel ekonomik süreçte işletmelerimizin rekabet gücünü belirleyen en önemli unsurlardan biri de mevzuata hâkimiyet olmuştur. Ticaret artık doğru üretim kadar doğru bilgiyle hareket etmeyi ve değişimleri yakından takip etmeyi gerektiriyor” dedi. Vergi sisteminin ekonomik yapıdaki rolüne de değinen Öztürk, verginin sadece bir yük değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın teminatı olduğunu ifade ederek, “Kamu hizmetlerinin devamlılığı ve toplumsal refahın artırılması vergi sistemiyle mümkündür” diye konuştu. “İş dünyası sade, öngörülebilir ve adil sistem bekliyor” İş dünyasının en temel beklentisinin öngörülebilir ve adil bir vergi sistemi olduğunu vurgulayan Başkan Öztürk, özellikle üretim ve yatırım süreçlerinde mali yüklerin rekabet gücünü zayıflatmayacak şekilde düzenlenmesinin önemine işaret etti. Dünyadaki başarılı örneklere dikkat çeken Başkan Öztürk, üretimi, Ar-Ge’yi ve ihracatı teşvik eden vergi politikalarının ülkeleri küresel rekabette öne çıkardığını belirtti. Öztürk, Türkiye’de de bu yönde atılacak adımların reel sektöre önemli katkılar sağlayacağını dile getirdi. Konya Ticaret Odası olarak üyelerin yaşadığı sorunları yakından takip ettiklerini ifade eden Başkan Öztürk, bu sorunların ilgili mercilere iletilerek çözüm süreçlerinde aktif rol üstlendiklerini belirterek; “Bugün gerçekleştirdiğimiz bu programı yalnızca bir bilgilendirme toplantısı olarak değil, kamu ile iş dünyası arasındaki iletişimi güçlendiren önemli bir platform olarak değerlendiriyoruz” dedi. TOBB Konya Genç Girişimciler Kurulu’nun organizasyondaki rolüne de değinen Öztürk, genç girişimcilerin ekonominin dinamizmini temsil ettiğini belirterek kurulun bu tür etkinliklerle iş dünyasına önemli katkı sunduğunu ifade etti. Başkan Öztürk, Konya Defterdarı Yusuf Hamzaoğlu’na, Konya iş âleminin talep ve beklentilerine gösterdiği hassasiyet, çözüm odaklı yaklaşımı ve yapıcı iş birliği anlayışı nedeniyle teşekkür etti. Programda güncel vergi uygulamaları ele alındı Açılış konuşmalarının ardından Öncan moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda; Konya Vergi Denetim Kurulu Başkanı Haluk Özyürek, Konya Defterdarı Yusuf Hamzaoğlu ve Konya Defterdarlığı Grup Müdürü Mehmet Say tarafından güncel vergi mevzuatı ve yeni gelişmelere ilişkin kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Seminer, katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.

EKK yeni programı hızla devreye alacak Haber

EKK yeni programı hızla devreye alacak

Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısının ardından yapılan açıklamada, "Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır." ifadesi kullanıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantıya, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci ve Ahmet Baha Öğütken, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanı Ümit Önal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar ve bazı bakan yardımcıları katıldı. Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, küresel ekonominin, belirsizliklerin ve jeopolitik gerginliklerin arttığı zorlu bir dönemden geçtiğine işaret edilerek, uygulanan program sayesinde makrofinansal istikrarın önemli ölçüde güçlendiği, ekonomideki kırılganlıklar azalırken, şoklara karşı dayanıklılığın arttığı belirtildi. "Bölgemizde yaşanan gelişmelerin ekonomimize olası etkilerini en aza indirmek ve piyasaların sağlıklı işleyişini sürdürmek için gerekli tedbirler alınmaktadır" ifadesine yer verilen açıklamada, artan petrol fiyatlarına yönelik eşel mobil sisteminin geçici olarak uygulamaya alındığı, gübre başta olmak üzere kritik tarımsal girdilere yönelik dış ticaret tedbirlerinin getirildiği ve stratejik stok yönetiminin güçlendirildiği kaydedildi. "Aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir" Açıklamada, turizm sektörüne yönelik destek paketinin devreye alındığı ve ihracatçıların kefalet limitleri artırılarak finansmana erişimlerinin kolaylaştırıldığı hatırlatılarak, "Tedarik zincirlerinde değişimin hız kazandığı, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı bir dönemde, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretimi güçlendirmek amacıyla aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir." değerlendirmesinde bulunuldu. Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile stratejik yatırımlar ve yüksek teknolojili üretimin desteklendiği anımsatılan açıklamada, şunlar paylaşıldı: "KOSGEB aracılığıyla KOBİ'lerimizin finansmana erişimini kolaylaştıran, üretim kapasitesini geliştiren, yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıran, rekabetçiliğini güçlendiren ve inovasyon odaklı üretimlerini destekleyen adımlar atılmaktadır. Ayrıca savunma sanayimizin yerli ve milli imkanlarla geliştirilmesi, ihracat ve yüksek teknoloji üretimi teşvik edilmekte, bu alandaki yatırım ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz hafta açıklanan 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' kapsamında atılacak hukuki, idari, mali ve kurumsal adımlarla, ülkemizin bölgesel bir yönetim merkezi haline gelmesi, küresel transit ticaretten daha fazla pay alması, girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi ve İstanbul Finans Merkezi'nin önde gelen finans merkezlerinden biri olması hedeflenmektedir. Program çerçevesinde hayata geçirilecek yatırımcı dostu düzenlemeler, vergi teşvikleri, 'Tek Durak Büro' uygulamasıyla sadeleştirilen ve hızlandırılan bürokratik süreçler ile İstanbul Finans Merkezi (İFM) odaklı politikalar sayesinde daha rekabetçi bir yatırım ortamı oluşturulması amaçlanmaktadır." "Türkiye önemli bir potansiyele sahip" EKK toplantısında, imalat sanayisindeki gelişmeler ile KOBİ'lerin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların da değerlendirildiği aktarılan açıklamada, "Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır." bilgisi verildi. Toplantıda, son dönemdeki finansal gelişmelerin ele alındığı, ABD/İsrail-İran savaşının finansal piyasalar ve bankacılık sektörü üzerindeki muhtemel etkilerinin Kurul üyeleriyle istişare edildiği belirtilen açıklamada, şunlar dile getirildi: "İFM başta olmak üzere finansal sistemimizin küresel piyasalardan daha fazla pay almasını hedefleyen tedbirler gözden geçirilmiştir. Kamu bankalarının yurt dışında şube açmalarına ilişkin yürütülen çalışmalar ele alınmıştır. Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve jeostratejik konumuyla önemli bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, ülkemizi enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz."

Kurumlar vergisi beyanı ve ödemesi için son 3 gün Haber

Kurumlar vergisi beyanı ve ödemesi için son 3 gün

2025 hesap dönemine ait kurumlar vergisi beyannamelerinin verilmesi ve tahakkuk eden vergi ödemeleri için son tarih 30 Nisan Perşembe olarak belirlenirken; mükelleflerin GİB dijital kanalları üzerinden beyanlarını sunmaları, AR-GE ve teşviklerden yararlanmaları ve şartları sağlayan uyumlu mükelleflerin yüzde 5’lik vergi indiriminden faydalanmak için süreci zamanında tamamlamaları gerekiyor. Kurumlar vergisi mükellefi sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler ile iş ortaklıkları için beyanname dönemi devam ediyor. Bu çerçevede, 2025 hesap dönemine yönelik beyannameler 30 Nisan Perşembe günü sonuna kadar Gelir İdaresi Başkanlığına (GİB) verilebilecek. Beyannamelere ilişkin ödemelerin de aynı tarihe kadar yapılması gerekiyor. Öte yandan, özel hesap dönemi tayin edilen kurumlar ise vergilerini, beyannamelerini verdikleri ilgili ayın sonuna kadar ödeyebiliyor. Mükellefler, vergilerini GİB'e ait "gib.gov.tr" internet sitesinden, Dijital Vergi Dairesi ve GİB mobil uygulaması üzerinden, anlaşmalı bankaların banka-kredi kartı veya hesaplarından, yabancı ülkede faaliyet gösteren bankaların kartlarıyla ödeyebiliyor. Ayrıca anlaşmalı bankaların şubeleri, internet, telefon ve mobil bankacılık gibi alternatif kanallar ile PTT şubelerinden de ödeme gerçekleştirilebiliyor. Uyumlu mükelleflere yüzde 5 indirim Beyannamelere, bilanço, gelir tablosu, işletme hesabı özeti, kesinti yoluyla ödenen vergiler, serbest bölgelerde elde edilen kazançlar, teknogirişim ve teknokent sermaye destekleri, yabancı ülkelerde ödenen vergiler, temel mali tablolar, kurum ortaklarına ve yönetim kurulu üyelerine ilişkin bildirimler gibi bilgi ve belgelerin eklenmesi gerekiyor. AR-GE, tasarım, nakdi sermaye artışı, sınai mülkiyet hakkı istisnası gibi indirim ve istisnalara ilişkin bilgi ve belgelerin de beyannameyle sunulması önem taşıyor. Kurumlar vergisi mükelleflerinden (finans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri ile emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları hariç) belirlenen şartları taşıyanların beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin yüzde 5'i indirime tabi tutuluyor. Bunun için indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergilerin kanuni süresinde ödenmesi ve belirtilen sürede kesinleşmiş olması koşuluyla beyannamelerdeki vergi türleri itibarıyla ikmalen, resen veya idarece yapılmış tarhiyatın bulunmaması gibi şartlar aranıyor.

Franklin Electric İzmir Torbalı’daki yeni Fabrikasını açtı Haber

Franklin Electric İzmir Torbalı’daki yeni Fabrikasını açtı

Franklin Electric, İzmir Torbalı’da kurulan yeni fabrikasının resmi açılışını gerçekleştirdi. 5 milyon Euro yatırımla 14 bin 600 metrekare alana kurulan yeni fabrika, Franklin Electric’in üretim kapasitesini artırmanın yanı sıra, bölgesel lojistik gücünü ve operasyonel verimliliğini de ileri bir seviyeye taşıyacak. Çevre dostu tasarımı, ileri üretim teknolojileri ve sürdürülebilirlik odaklı yapısıyla dikkat çeken tesisin aynı zamanda istihdama katkı sağlaması ve bölge ekonomisine uzun vadeli değer yaratması bekleniyor. Franklin Electric fabrika açılış töreni; Torbalı Ticaret Odası Başkanı Abdulvahap Olgun, DİSK Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar, Franklin Electric Global Operasyonlar Yönetim Kurulu Başkanı Brent Spikes, Franklin Electric EMEA Satış Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Apaydın, Franklin Electric EMEA Üretim Operasyonları Direktörü Görkem Aydonat, Franklin Electric çalışanları ve çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi. Franklin Electric EMEA Satış Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Apaydın, açılışta gerçekleştirdiği konuşmasında şunları söyledi: “1944 yılında ABD’de kurulan Franklin Electric, başlangıçta bir motor üreticisi olarak faaliyetlerine başlamış, bugün ise başta dalgıç pompalar ve motorlar olmak üzere su sistemleri, enerji ve endüstriyel çözümler alanında küresel bir lider konumuna ulaşmıştır. “Türkiye’yi bölgesel bir merkez haline getirmeyi hedefliyoruz” Franklin Electric olarak, dünya genelindeki üretim tesislerimiz ve satış organizasyonumuzla geniş bir coğrafyaya hizmet sunuyoruz. Türkiye, bizim için stratejik öneme sahip pazarlar arasında yer alıyor. Gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla hem üretim gücümüzü artırmayı hem de Türkiye’yi bölgesel bir merkez haline getirmeyi hedefliyoruz. Faaliyetlerimizi uzun vadeli bir perspektifle ele alıyor, yerel pazara değer katarken global büyüme hedeflerimize de katkı sağlamayı amaçlıyoruz.” 2011 yılında İMPO Motor Pompa’nın gruba katılmasıyla Franklin Electric’in Türkiye yapılanmasının önemli ölçüde güçlendiğini belirten Apaydın, 2018 itibarıyla İMPO’nun tamamen Franklin Electric bünyesine dahil olmasıyla daha güçlü bir organizasyon yapısı ve daha yüksek hedeflerle yola devam ettiklerini ifade etti. Apaydın sözlerine şöyle devam etti: “İzmir Torbalı’da bulunan iki fabrikamız, 400 kişilik uzman kadromuz, güçlü Ar-Ge’miz ve gelişmiş üretim altyapımızla 50’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirerek küresel ölçekte değer üretiyoruz. Franklin Electric’in mühendislik gücü ve global bilgi birikimiyle desteklenen bu yapı, hem ürün kalitesinin iyileştirilmesine hem de yenilikçi çözümlerin hayata geçirilmesine olanak tanıyor.” Franklin Electric EMEA Üretim Operasyonları Direktörü Görkem Aydonat ise konuşmasında şunları kaydetti: “Bugün yalnızca yeni bir tesisin açılışını değil, aynı zamanda büyüme, yenilik ve güçlü iş birlikleriyle şekillenen yeni bir dönemin başlangıcını da hep birlikte kutluyoruz. Bu büyüme yolculuğunun temelleri, 1969 yılında İzmir’de İMPO Motor Pompa tarafından atıldı. Kuruluş yıllarında özellikle Batı Anadolu’daki tarımsal sulama ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi hedefleyen İmpo, zaman içerisinde tarımsal alanla sınırlı kalmayarak dalgıç motor ve dalgıç pompa teknolojilerine odaklanmış, ürün gamını sürekli genişletmiştir. Bugün 4 ila 10 inç arasında 350’den fazla dalgıç pompa tipi ve 0,5 HP’den 250 HP’ye kadar dalgıç motor üretimiyle, Türkiye’nin sektöründeki en kapsamlı üreticilerinden biri konumundadır. “Geleceğe yatırım yaparak büyümemizi sürdürüyoruz” İMPO Motor Pompa’nın 2018 yılında Franklin Electric bünyesine katılmasıyla birlikte, şirketin global entegrasyon süreci hız kazanmış; üretim gücü, mühendislik kapasitesi ve uluslararası rekabet yetkinliği daha da güçlenmiştir. Bugün geldiğimiz noktada, yalnızca mevcut kapasitemizi korumakla kalmıyor, aynı zamanda geleceğe yatırım yaparak büyümemizi sürdürüyoruz. Kalite ve Ar-Ge yatırımları da İMPO’nun büyüme sürecindeki en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Bu yaklaşım, yıllar içinde markamızın “güvenilir yerli üretici” algısını güçlendirmiş; hem yurt içinde hem de yurt dışında tercih edilen bir marka haline gelmesine olanak sağlamıştır” dedi.

Şişecam’ın 'Geleceğe ilerleyen kadınlar’ projesi tamamlandı Haber

Şişecam’ın 'Geleceğe ilerleyen kadınlar’ projesi tamamlandı

Kurulduğu günden bu yana üretimden Ar-Ge’ye, satış-pazarlamadan bilgi teknolojilerine kadar her alanda kadınların iş hayatında var olmasını destekleyen Şişecam, 2025 yılının sonunda başladığı Geleceğe İlerleyen Kadınlar sosyal sorumluluk projesinin ilk etabını tamamladı. İstanbul, Kocaeli, Mersin, Eskişehir, Bursa, Kırklareli, Ankara, Balıkesir ve Denizli’den 960 genç kadın, STEM, yapay zekâ, öz gelişim ve liderlik alanında toplam 13 eğitim aldı. Program boyunca ayrıca 7 farklı deneyim aktarım seansında Şişecam’ın liderleri katılımcılarla bir araya geldi. 48 yeni proje fikri geliştirildi Program sonunda düzenlenen ideathon kapsamında katılımcılar, toplumsal fayda yaratmaya yönelik 48 yenilikçi proje fikri geliştirdi. Bu projeler teknoloji, sürdürülebilirlik, toplumsal cinsiyet eşitliği, yerel kalkınma ve sosyal inovasyon gibi farklı alanlarda çözüm önerileri sundu. Toplumsal cinsiyet eşitliğini kurumsal bir değer olarak benimseyen Şişecam, “Geleceğe İlerleyen Kadınlar” programıyla genç kadınların potansiyellerini keşfetmelerine, teknolojiye ve geleceğin becerilerine erişim sağlamalarına destek olmaya devam edecek. Program, bilimsel çerçeveye dayanarak hazırlandı UNESCO ve küresel eğitim politikaları; kapsayıcı eğitim, mentorluk, rol modellerle buluşma ve teknoloji odaklı beceri gelişiminin, genç kadınların akademik ve profesyonel yaşama güçlü bir başlangıç yapmalarında kritik rol oynadığını vurguluyor. Şişecam’ın “Geleceğe İlerleyen Kadınlar” programı tam da bu bilimsel çerçeveye dayanarak tasarlandı. Program, genç kadınların geleceğin becerilerine erişimini artırmak, STEM ve yapay zekâ alanlarında güçlendirmek, inovasyon süreçlerine katılımlarını desteklemek ve toplumsal cinsiyet eşitliği bilincini yaygınlaştırmak amacıyla hayata geçirildi. Bu yönüyle, Şişecam’ın başlattığı program yalnızca katılımcıların bireysel gelişimine değil; aynı zamanda toplumun yenilik kapasitesinin, ekonomik dinamizminin ve eşitlik düzeyinin güçlenmesine yönelik stratejik bir yatırım niteliği taşıyor.

Ulusal su planı su yönetimi yaklaşımını belirliyor Haber

Ulusal su planı su yönetimi yaklaşımını belirliyor

Tarımsal sulama sektörünün öncü firmalarından NETAFIM, Türkiye’deki faaliyetlerini Ulusal Su Planı çerçevesinde konumlandırırken, AR-GE ve üretim çalışmalarını belirlenen su politika ve stratejileriyle eşgüdüm içinde sürdürmeye devam ediyor. İklim risklerine uyum, dijital izlenebilirlik ve karar destek sistemleri ile su–işçilik–enerji ekseninde toplam verimlilik artışı yaklaşımlarında bugüne kadar atılan adımların hızlandırılması ve Ulusal Su Planına tam entegrasyon amacıyla bir “çalışma ve izleme grubu” oluşturan NETAFIM Türkiye Genel Müdürü Pınar Parmaksız, şu değerlendirmede bulundu: “NETAFIM olarak uzun yıllara dayanan saha gözlemlerimizi, elde ettiğimiz verileri ve dünyadaki örnek tarımsal su yönetimi ile verim artırıcı uygulamaları; sürdürülebilirlik stratejilerimizin temel girdileri olarak titizlikle değerlendiriyor, üretim, AR-GE ve ticari faaliyetlerimizin merkezine yerleştiriyoruz. Bu çalışmalarımızın güncel sonuçlarını başta kamu kurumları, üniversiteler, sivil toplum örgütleri, çiftçiler ve diğer paydaşlarımızla paylaşıyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından detaylandırılan ve şekillendirilen Ulusal Su Planı’nı son derece önemli buluyoruz.” Tarımda dijitalleşme ve suyun verimli kullanımı kapsamında, Ulusal Su Planı’nda öngörülen hedeflere ulaşılmasında özel sektörün inisiyatif almasının önemine dikkat çeken Parmaksız, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kuraklığın etkilerini her geçen gün daha fazla hissederken, hassas tarım ve sulama yaklaşımına büyük önem veriyoruz. Çeyrek asrı aşan süredir Türkiye pazarında, tarımsal verimlilik artışını su tasarrufuyla özdeşleştirmek amacıyla damla sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması için ekibimizle birlikte önemli adımlar attık. Dijital tarım ve otomasyonun artık kavramsal bir tercih değil, su yönetiminin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini; bu yaklaşımın her geçen yıl daha fazla benimsendiğini görüyoruz. Dijital dönüşümle su kaynaklarının akıllı teknolojilerle yönetilmesini öngören yeni 10 yıllık Ulusal Su Planı’nın da bu vizyonun güçlenmesinde önemli bir rol oynayacağına inanıyoruz.” Tarım arazilerinin sulanmasına yönelik yapılan yatırımın hem verimli hem de kalıcı olmasının büyük önem taşıdığını belirten Pınar Parmaksız, “Sulama borularını toprak altına indirmek; özellikle buharlaşmaya bağlı su kaybını azaltırken, her sezon tekrar eden serme-toplama işçiliğini de ortadan kaldırıyor. Önümüzdeki dönemde devlet teşviklerinin ve hibelerin, daha kapsamlı bir içerikle toprak altı sulama sistemlerini hem tarlalarda hem de bahçelerde yaygınlaştırmanın önünü açması, hiç şüphesiz 2026–2035 Ulusal Su Planı’nın genel perspektifiyle birebir örtüşecektir.” dedi. Kişi başına günlük su tüketiminin yaklaşık 200 litre seviyelerinden, planın öngördüğü şekilde dört yıl içinde 120 litre düzeylerine indirilmesinin kritik bir hedef olduğuna işaret eden Pınar Parmaksız, şunları söyledi: “Tarımsal faaliyetler, %70 ile hâlihazırda suyu en çok tüketen sektör olma özelliğini koruyor. Bunun temel nedenleri; sulamada doğru bilinen yanlışlar, verimsizlik ve geleneksel uygulamalar. Mevcut kişi başı su tüketimi, Avrupa ülkelerinin ortalamasının yaklaşık %45 üzerinde. NETAFIM’in 110 ülkedeki faaliyetlerinden edindiği deneyimle, suyun daha akılcı kullanılması; gelecek nesillerin iklim riskinin etkilerini daha az hissetmesi ve yönetilebilir bir su kullanımının başta çiftçilerimiz olmak üzere tüm halkımız tarafından içselleştirilmesi doğrultusunda Ulusal Su Planı’nın ortaya koyduğu hedeflere önemli katkı sağlayabileceğimize inanıyorum.”

Sonuç yoksa maliyet de yok Haber

Sonuç yoksa maliyet de yok

Bu konuda yenilikçi bir çözüm sunmak için girişimde bulunan ST Endüstri Medya Grup, ''Sonuç yoksa maliyet de yok'' yöntemini geliştirdi. Şirketlerin birbirleriyle iletişimini sağlayan ve karar vericileri fiziki olarak bir araya getiren fuar ve zirve gibi etkinlikler tüm dünyada büyük önem taşıyor. Aynı kesimin dijital ortamlarda da iletişim kurabiliyor oluşu bazen fuarların gerekliliğini sorgulatsa da özellikle uygulama örneklerinin fiziki olarak deneyimlenmesi açısından bu etkinliklere olan ihtiyaç devam ediyor. ''Asıl sorun toplam sahip olma maliyeti'' 28 yıldır fabrikalarla onlara çözümler sunan firmaların birbirleriyle olan iletişimlerine odaklanan ST Endüstri Medya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Recep Akbayrak, ''Günümüzde şirketler için fuar ve zirve gibi etkinliklerin yerini alabilecek bir iletişim kanalı yok, asıl sorun fuarların varlığı değil toplam sahip olma maliyetinin aşırı artmış olmasıdır'' dedi. Maliyetler hakkında bilgiler veren Recep Akbayrak şunları kaydetti; ''Günümüzde fuarlara katılmanın maliyetleri farklılık gösterse de metrekare başına ortalamanın 20.000 TL civarında olduğunu söylemek mümkün.'' ''Orada olmanın bedelini ödüyor, sorgulamıyor'' Tedarikçi firmaların çoğunlukla şov yapmak amacıyla fuarlara katıldığını vurgulayan Akbayrak, ''Özellikle büyük metrekareler ve özel tasarım stantlarla fuarlara katılın firmaların öncelikli amacının rekabet yönetimi olduğunu'' söyledi. “Madem ki rakiplerimin olduğu yerde olacağım o zaman daha gösterişli çok daha prestijli olarak katılmalıyım diye düşünülüyor. Bu duygu tatmin olduğunda da ‘Orada olmanın bedelini ödemiş' olduğunu düşünüyor ve faydası olup olmadığını sorgulamıyor.” ''Sonuç yoksa maliyet de yok'' yöntemi ST Endüstri Medya Grup, fuarlara sadece prestij için değil de sonuç almak için katılan firmalar için yenilikçi bir çözüm geliştirdi. 6-7 Mayıs 2026 tarihlerinde Mövenpick Asia Airport Kurtköy-İstanbul’da düzenlenecek Bakım 4.0 Zirvesi ile katılımcı firmalara, ''Standına gelen ziyaretçiler kadar'' ücret ödeme imkanı sunuyor. Recep Akbayrak, ''Bu yöntemle fuar, zirve ve benzeri etkinliklerin çok daha verimli olmak zorunda kalacağını ve böylece hem katılımcı hem ziyaretçi hem de organizatör şirketler olmak üzere tüm kesimlerin kazanacağını'' söylüyor. Bakım 4.0 Zirvesi Bakım 4.0 Zirvesi’nde otomasyon, dijitalleşme, enerji ve depolama çözümleri alanlarında faaliyet gösteren katılımcı firmalar, üretim sahalarında uygulanmış çözümlerini sergileyecek. Etkinliğin, yatırım, üretim, Ar-Ge ve bakım alanlarında görev yapan yaklaşık 2.000 sektör profesyoneli özel davetle zirvede ağırlanacak. Gerçek vaka analizleri, sorun-çözüm odaklı paneller, deneyim alanları ve teknolojiyi doğrudan test edilebilecek interaktif stantlar zirvede ön plana çıkan başlıklar.

Türkiye’den çıkan sağlık teknolojisi girişimi Haber

Türkiye’den çıkan sağlık teknolojisi girişimi

Ledbim venture stüdyo modeliyle geliştirdiği sağlık yazılımlarını Avrupa’ya ihraç ediyor. 100’ün üzerinde kurumsal müşteriyle çalışan şirketin portföyünün yaklaşık yüzde 70’i sağlık teknolojilerinden oluşuyor. Eczane yönetimi ve sağlık veri sistemlerine odaklanan çözümler geliştiren Ledbim’in WISE ERP/CRM sistemi, Lokman Ecza Deposu’nda yıllık ortalama 5-10 milyon lira düzeyinde operasyonel verimlilik sağlamasıyla öne çıkıyor. Şirket, kaynaklarının yüzde 20’sini Ar-Ge’ye ayırarak yeni nesil sağlık teknolojileri ürünleri geliştirmeye devam ediyor. Sağlık teknolojileri alanında faaliyet gösteren Ledbim, venture stüdyo modeliyle geliştirdiği yazılım ürünlerini uluslararası pazarlara taşıyor. İngiltere’de özel kliniklere geliştirilen CRM çözümleriyle başlayan yazılım ihracatı bugün, Avrupa pazarında aktif kullanılan ürünlerle büyümeye devam ediyor. Ledbim Kurucusu Taha Öz, şirketin küresel büyüme stratejisini ve venture stüdyo modelinin sunduğu avantajları değerlendirdi. Teknoloji ihracatının kuruluş vizyonlarının merkezinde yer aldığını vurgulayan Öz, müşteri bazlı hizmetten ürün ihracatına geçişle birlikte küresel pazarlara odaklandıklarını ifade etti. “Venture stüdyo modeline geçmeden önce İngiltere’deki özel kliniklere CRM sistemleri geliştirip ihraç ettik. Bu deneyim, farklı sağlık sistemi dinamiklerinde ürün geliştirebileceğimizi bize erken gösterdi. Bugün ise kendi ürünlerimizi küresel pazarlara taşıyoruz” diyen Öz, Hollanda, Almanya ve Fransa’da aktif varlığı bulunan Menta ürününün bu dönüşümün somut örneği olduğunu belirtti. Öz, Avrupa’nın komşu ülkeleri ve MENA bölgesine yönelik girişimlerin de sürdüğünü aktararak, “Venture stüdyo modeli bize coğrafyayı; ürünün büyüme ekseni olarak tasarlama imkânı sağladı” dedi. Sağlık teknolojilerinde küresel ölçekte büyüme vizyonu Ledbim’in geliştirdiği WISE ERP/CRM sisteminin, Lokman Ecza Deposu’nda operasyonların yönetildiği merkezi yazılım altyapısı haline geldiğini vurgulayan Öz, “Sistem sayesinde depo operasyonlarında yılda ortalama 5-10 milyon TL arasında operasyonel açık tespit edilerek kâra dönüştürülebiliyor” dedi. Öz, “WISE yazılımımız ile Lokman Ecza Deposu, Türkiye’nin ilk tek merkezden ve en kolaylaştırılmış şartlar ile tüm ülkeye çevrimiçi satış yapan ecza deposu konumuna yükseldi. Toplamda 30 bini aşkın ürünü ileri ERP, İntralojistik ve otomasyon sistemleriyle yönettiğimiz altyapı, 2025 yılında ulusal ölçekte devreye alındı. E-ticaret sistemiyle sektörde yeni bir dönemin kapısı aralanmış oldu” diye ekledi. Ledbim’in spinoff bir şirket olduğunu sözlerine ekleyen Öz, “Başlangıçta Lokman Ecza Deposu’nun yazılım departmanı olarak faaliyet gösteriyorduk. WISE, tam da bu geçiş döneminde, Lokman için yazılmaya başlanan ve Ledbim bağımsızlaştıktan sonra ilk büyük projemiz haline gelen entegre bir ERP/CRM çözümü. Lokman’ın tüm deposu bu yazılım üzerinden yönetiliyor. Bizim için anlamı ise rakamın çok daha ötesinde: WISE, Lokman’ın kurumsallaşma sürecinde belirleyici rol oynadı. Süreçleri kişiye bağımlı olmaktan çıkarıp sürdürülebilir ve denetlenebilir bir sistem altyapısına bizzat dönüştürdük. Daha önce parçası olduğumuz bir kurumda bu dönüşümü yaşatmış olmak, taşıdığımız sorumluluğun ve yapabileceğimizin en somut kanıtı” ifadelerini kullandı. Ledbim ’de tüm kararlar veriye dayanıyor Venture stüdyo modeliyle ürün geliştiren Ledbim ‘de ürün geliştirme süreçlerinin merkezinde veri ve ölçüm metrikleri yer alıyor. Tüm kararların veriye dayalı olduğunu belirten Taha Öz, “Bu tercih aynı zamanda çalışma şeklimizin temeli. Geliştirdiğimiz her ürünün içine baştan kapsamlı ölçüm metrikleri yerleştiriyoruz. Bu metrikler hem MVP sürecinde hem de olağan akışta düzenli olarak değerlendiriliyor. Bir sonraki adımda alınması gereken kararları doğrudan şekillendiriyor. Ürün tarafında olduğu kadar ekip tarafında da aynı anlayışı uyguluyoruz. Ekip, çıktıları sürekli ölçümleyerek olası sorunları henüz etki yaratmadan tespit ediyor ve ilgili ekip arkadaşlarımızla birlikte çözüme ulaştırıyoruz. Veri, bizim için hem ürünü geliştiren hem de organizasyonu sağlıklı tutan ortak dil.” Türkiye’nin ilk eczane teknisyeni AI asistanını geliştiriyoruz Önümüzdeki dönemde sağlık sektöründe en büyük dönüşümün yapay zekâ ile yaşanacağını belirten Taha Öz, Ledbim’in bu dönüşümde aktif rol almayı hedeflediğini ifade etti. Öz, “Sağlıkta önümüzdeki dönemin belirleyici gücü yapay zekâ olacak. Müşteri ilişkilerinden tanıya, ürün tüketim alışkanlıklarından günlük sağlık verilerinin işlenmesine kadar AI hayatın her noktasına dokunacak. Bu dönüşümde en kritik mesele veri gizliliği, sağlık verileri son derece hassas ve bu konuyu her zaman önceliğimizin merkezine koyuyoruz. Ledbim olarak buna somut bir cevap üretiyoruz: Türkiye’nin ilk eczane teknisyeni AI asistanını geliştiriyoruz. Ayrıca dijital dönüşüm süreçlerini istedikleri hızda ilerletemeyen paydaşlarımız için bu geçişi kolaylaştıracak AI ürünleri üzerinde çalışıyoruz. Kendimizi bu dönüşümün sahada uygulayıcısı olarak konumlandırıyoruz” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.