SON DAKİKA
Hava Durumu

#Antalya

Ekometre - Antalya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Antalya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Konut fiyatları enflasyona yenildi: Reel kayıp yüzde 6,2 Haber

Konut fiyatları enflasyona yenildi: Reel kayıp yüzde 6,2

Eylül 2026 itibarıyla ortalama konut satış fiyatı 5 milyon 412 bin 500 TL’ye yükseldi. Konut satışları ise yılın ilk dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,2 geriledi. Konut fiyatları enflasyonun gerisinde kaldı Eylül 2026 verilerine göre Türkiye genelinde ortalama konut metrekare satış fiyatı 43 bin 300 TL, ortalama konut satış fiyatı ise 5 milyon 412 bin 500 TL olarak hesaplandı. Konut metrekare fiyatları son bir yılda nominal olarak yüzde 22,5 artmasına rağmen, enflasyondan arındırılmış yıllık değişim yüzde eksi 6,2 oldu. Son altı aylık dönemde nominal artış yüzde 7,2’de kalırken reel değişim yüzde eksi 5,1 olarak gerçekleşti. Veriler, konut fiyatlarının TL bazında yükselmeye devam etmesine karşın enflasyon karşısında değer kaybettiğini ortaya koydu. Yıllık fiyat artışında İstanbul ilk sırada Eylül ayında en fazla konut satışı yapılan 30 il arasında yıllık fiyat artışının en yüksek olduğu şehir yüzde 28,1 ile İstanbul oldu. İstanbul’u yüzde 27,9 ile Ankara, yüzde 26,5 ile Kocaeli, yüzde 24,6 ile Adana ve yüzde 23,7 ile Kayseri izledi. Bununla birlikte, söz konusu 30 ilin tamamında konut fiyatları yıllık bazda reel olarak geriledi. Reel kaybın en sınırlı kaldığı iller yüzde 1,9 ile İstanbul ve yüzde 2,1 ile Ankara oldu. Kocaeli’de reel düşüş yüzde 3,1, Adana’da yüzde 4,6, Kayseri’de ise yüzde 5,3 olarak kaydedildi. Beş büyük ilde de reel kayıp yaşandı Beş büyük il arasında yıllık konut metrekare fiyat artışında İstanbul yüzde 28,1 ile ilk sırada yer aldı. Ankara yüzde 27,9, Antalya yüzde 23,6, Bursa yüzde 21,8 ve İzmir yüzde 20,8 artışla İstanbul’u takip etti. Ancak beş büyük ilin tamamında reel fiyat değişimi negatif gerçekleşti. Ortalama konut satış fiyatı İstanbul’da 7 milyon 569 bin 430 TL’ye ulaştı. İzmir’de 6 milyon 668 bin 40 TL, Antalya’da 6 milyon 174 bin 630 TL, Ankara’da 5 milyon 248 bin 360 TL ve Bursa’da 4 milyon 792 bin 60 TL olarak hesaplandı. Eylülde konut satışları yüzde 9,3 azaldı Türkiye genelinde eylül ayında 142 bin 390 konut satıldı. Satışlar, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,3 geriledi. İpotekli konut satışları ise aynı dönemde yüzde 5,1 artarak 23 bin 397’ye yükseldi. İlk el konut satışları yüzde 3,9 artışla 51 bin 519 olurken, ikinci el satışlar yüzde 15,3 düşüşle 90 bin 871 olarak gerçekleşti. Dokuz aylık satışlar 1,09 milyonda kaldı 2026 yılının ocak-eylül döneminde toplam konut satışları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,2 azalarak 1 milyon 92 bin 919 oldu. Bu dönemde ilk el konut satışları yüzde 0,6 düşüşle 359 bin 913’e, ikinci el satışlar ise yüzde 10 gerileyerek 733 bin 6’ya indi. Toplam satışlardaki düşüşe karşın ipotekli konut satışları yüzde 24,7 artarak 212 bin 210’a ulaştı. Veriler, konut piyasasında ikinci el satışların zayıfladığı, kredili alımların ise artış gösterdiği bir tabloya işaret etti. Finansman koşulları satışları etkiliyor Konut piyasasına ilişkin değerlendirmelerde, yeni konut projelerinde sunulan kampanya ve ödeme kolaylıklarının ilk el satışları desteklediği belirtiliyor. İkinci el piyasasında ise finansman koşullarının yanı sıra alıcılarla satıcıların fiyat beklentileri arasındaki farkın satışları zorlaştırabildiği ifade ediliyor. Konut fiyatlarındaki nominal artışın enflasyonun gerisinde kalması ve iller arasındaki fiyat hareketlerinin farklılaşması, gayrimenkullerin güncel piyasa koşullarına göre fiyatlandırılmasını daha önemli hale getiriyor.

Konut fiyatları yükseliyor ama enflasyona yeniliyor Haber

Konut fiyatları yükseliyor ama enflasyona yeniliyor

Konut fiyatları enflasyonun gerisinde kaldı Ağustos 2026 konut değer verilerine göre Türkiye genelinde ortalama konut metrekare satış fiyatı 42 bin 488 TL, ortalama konut satış fiyatı ise 5 milyon 311 bin TL olarak hesaplandı. Konut metrekare fiyatları son bir yılda nominal olarak yüzde 23,5 yükseldi. Ancak enflasyondan arındırılmış yıllık değişimin yüzde -6,2 seviyesinde gerçekleşmesi, konut fiyatlarının Türk lirası cinsinden artmasına rağmen reel olarak değer kaybetmeye devam ettiğini ortaya koydu. Veriler, konut piyasasında fiyat artışlarının enflasyon karşısında yeterli seviyeye ulaşamadığını gösterdi. Ankara konut fiyat artışında öne çıktı En fazla konut satışı yapılan 30 il arasında yıllık konut metrekare fiyat artışının en yüksek olduğu il yüzde 28,2 ile Ankara oldu. Ankara'yı yüzde 27,8 ile Kocaeli, yüzde 27,2 ile İstanbul, yüzde 24,9 ile Antalya ve yüzde 24,8 ile Elazığ izledi. Enflasyondan arındırılmış yıllık değişimde ise 30 ilin tamamında konut fiyatları reel olarak geriledi. Ankara, yüzde -2,6 ile reel değer kaybının en sınırlı olduğu il olurken, Kocaeli'de yüzde -2,9, İstanbul'da yüzde -3,4, Antalya'da yüzde -5,1 ve Elazığ'da yüzde -5,2 oranında reel değişim kaydedildi. Beş büyük ilde konut fiyatları Nüfus bakımından Türkiye'nin en büyük beş ili arasında yıllık konut metrekare fiyat artışında Ankara ilk sırada yer aldı. Yıllık nominal fiyat değişimleri şöyle gerçekleşti: Ankara: yüzde 28,2 İstanbul: yüzde 27,2 Antalya: yüzde 24,9 Bursa: yüzde 21,3 İzmir: yüzde 20,6 Beş büyük ilin tamamında yıllık reel değişim negatif oldu. Reel değer kaybının en sınırlı olduğu il ise yüzde -2,6 ile Ankara olarak kaydedildi. Ortalama konut satış fiyatlarında İstanbul 7 milyon 359 bin 550 TL ile ilk sırada yer aldı. İstanbul'u 6 milyon 574 bin 320 TL ile İzmir, 6 milyon 132 bin 170 TL ile Antalya, 5 milyon 132 bin 140 TL ile Ankara ve 4 milyon 737 bin 460 TL ile Bursa takip etti. İstanbul'da ortalama konut fiyatı 1,4 milyon TL arttı İstanbul'da ortalama konut satış fiyatı Ağustos 2025'te 5 milyon 996 bin 58 TL seviyesindeyken, Ağustos 2026'da 7 milyon 359 bin 550 TL'ye yükseldi. Böylece İstanbul'da ortalama bir konutun nominal satış fiyatı bir yıl içinde yaklaşık 1,4 milyon TL arttı. Fiyatlardaki yükseliş, reel değer değişimiyle birlikte değerlendirildiğinde nominal artış ile enflasyondan arındırılmış performans arasındaki farkı ortaya koydu. Konut satışları ağustosta geriledi Resmi konut satış istatistiklerine göre Türkiye genelinde ağustos ayında 127 bin 410 konut satıldı. Satışlar, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14,7 azaldı. Aynı dönemde ipotekli konut satışları yüzde 7,2 artarak 22 bin 131'e ulaştı. Ocak-ağustos döneminde toplam konut satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,8 gerilerken, ipotekli satışlarda yüzde 27,6 artış gerçekleşti. Bu veriler, toplam konut satışlarında düşüş yaşanırken kredi kullanılarak gerçekleştirilen alımlarda artış olduğunu gösterdi. En fazla satış İstanbul'da gerçekleşti Beş büyük il arasında ağustos ayında en yüksek konut satışı İstanbul'da kaydedildi. İllere göre konut satışları şöyle sıralandı: İstanbul: 20 bin 426 Ankara: 10 bin 851 İzmir: 6 bin 532 Antalya: 5 bin 855 Bursa: 3 bin 914 İstanbul, hem ortalama konut satış fiyatında hem de toplam satış adedinde beş büyük il arasında öne çıktı. İpotekli satışlardaki artış piyasada finansman etkisini gündeme getirdi Konut piyasasına ilişkin değerlendirmelerde, toplam satışlar gerilerken ipotekli satışların yükselmesi dikkat çeken gelişmeler arasında gösterildi. Yılın ilk sekiz ayında toplam konut satışları yüzde 6,8 azalırken ipotekli satışların yüzde 27,6 artması, kredi kullanılarak gerçekleştirilen konut alımlarında hareketlilik yaşandığına işaret etti. Konut fiyatları nominal olarak yükselmeye devam etse de reel gerilemenin sürmesi, piyasanın fiyat artışları ile satın alma gücü arasındaki denge açısından izlenmesini gerektiriyor. Önümüzdeki dönemde finansman koşullarındaki değişimlerin konut talebine ve satış hacmine etkisi, sektörün yönünü belirleyecek temel unsurlar arasında yer alacak.

Piyasada denetim bilançosu 8 ayda 2,24 milyar TL ceza Haber

Piyasada denetim bilançosu 8 ayda 2,24 milyar TL ceza

Ticaret Bakanlığı, 2026 yılının ağustos ayı itibarıyla piyasa denetimlerine ilişkin sekiz aylık bilançosunu açıkladı. Buna göre yılın ilk sekiz ayında yaklaşık 322 bin firma ve 39 milyon ürün denetlenirken, mevzuata aykırı faaliyetleri tespit edilen işletmelere toplam 2,24 milyar TL idari para cezası uygulandı. Denetimler, Ticaret Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatının yanı sıra Ticaret İl Müdürlükleri ve ilgili genel müdürlükler tarafından farklı alanlarda gerçekleştirildi. 81 ilde 229 bin firma denetlendi 81 ildeki Ticaret İl Müdürlükleri aracılığıyla 2026’nın ilk sekiz ayında 229 bin 643 firma denetlendi. Bu denetimlerde mevzuata aykırılığı tespit edilen 47 bin 474 firmaya toplam 777 milyon 631 bin TL idari para cezası uygulandı. İstanbul, firma denetimlerinde öne çıkan illerden biri oldu. Kentte yılın ilk sekiz ayında 123 bin 759 firma denetlenirken, tespit edilen aykırılıklar nedeniyle 578 milyon 534 bin TL idari para cezası kesildi. Ürün denetimlerinde ise aynı dönemde Ankara’da 14 milyon 514 bin 943, İstanbul’da 5 milyon 151 bin 297, Antalya’da ise 4 milyon 425 bin 23 ürün incelendi. Ağustosta 39 bin firma mercek altında Ticaret Bakanlığı Merkez ve Taşra Teşkilatı tarafından yalnızca ağustos ayında gerçekleştirilen denetimlerde 39 bin 758 firma ve 4 milyon 964 bin 776 ürün incelendi. Bu denetimlerde mevzuata aykırılığı tespit edilen 8 bin 951 işletmeye toplam 366 milyon 584 bin TL idari para cezası uygulandı. Fahiş fiyat ve stokçuluğa yönelik denetimler İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından haksız ticari uygulamalar, stokçuluk ve fahiş fiyat kapsamında 2026 yılında 54 bin 823 firma denetlendi. Denetimler sonucunda 5 bin 574 gerçek ve tüzel kişiye toplam 692 milyon 28 bin TL idari para cezası uygulandı. Bu kapsamda fahiş fiyat uygulamalarına ilişkin cezalar 399 milyon 546 bin TL olurken, otomotiv sektöründe 142 milyon 630 bin TL, emlak sektöründe 39 milyon 28 bin TL, kuyum sektöründe ise 13 milyon 122 bin TL idari para cezası uygulandı. Ticari elektronik ileti, çalışma saatleri ve lisanslı depolara yönelik denetimlerde uygulanan toplam ceza tutarı ise 91 milyon 842 bin TL olarak gerçekleşti. Tüketici denetimlerinde 771 milyon TL ceza Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen denetimlerde de tüketicilerin günlük yaşamda taraf olduğu sözleşmeler, reklamlar ve haksız ticari uygulamalar mercek altına alındı. 2026’nın ilk sekiz ayında bu kapsamda 37 bin 445 gerçek ve tüzel kişi denetlendi. Aykırı eylemlerde bulunduğu belirlenen 1.342 gerçek ve tüzel kişiye toplam 771 milyon 93 bin TL idari para cezası uygulandı. Ceza tutarının 540 milyon 144 bin TL’si ön ödemeli konut satışları, abonelik sözleşmeleri, mesafeli satışlar, taksitli satışlar, paket turlar ve devre tatil gibi tüketici sözleşmelerindeki aykırılıklardan kaynaklandı. Reklam ve haksız ticari uygulamalara yönelik denetimlerde 218 milyon 478 bin TL, piyasa gözetimi ve ürün güvenliği denetimlerinde ise 12 milyon 471 bin TL idari para cezası uygulandı. Rekabet Kurumu’ndan 19,7 milyar TL ceza Rekabet Kurumu da 2026 yılının ilk sekiz ayındaki çalışmalarına ilişkin verileri paylaştı. Kurum, 2025 yılında 227 firmaya 13 milyar 230 milyon 770 bin TL idari para cezası uygularken, 2026’nın ilk sekiz ayında çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren 248 firmaya 19,7 milyar TL idari para cezası verdi. Cezaların uygulandığı alanlar arasında başta işgücü piyasaları, bilişim teknolojileri ve platform hizmetleri, otomotiv sektörü ve gıda endüstrisi olmak üzere farklı sektörler yer aldı. Denetimlerde öncelik enflasyon ve fahiş fiyat Ticaret Bakanlığı açıklamasında, öncelikli hedefin enflasyon, fahiş fiyat, stokçuluk ve haksız ticari uygulamalarla mücadele etmek olduğu vurgulandı. İç piyasada dengenin sağlanması ve tüketicilerin huzur ve refahının korunması amacıyla denetim ve çalışmaların titizlikle sürdürüleceği belirtildi.

Haziranda yağışlar geçen yıla göre yüzde 90 arttı Haber

Haziranda yağışlar geçen yıla göre yüzde 90 arttı

Ancak yağış miktarı uzun yıllar ortalamasının yüzde 30 altında kaldı. En fazla yağış Rize'de, en az yağış ise Mardin'de kaydedildi. Türkiye'de haziran ayında yağışlar geçen yılın aynı dönemine göre önemli ölçüde artarken, uzun yıllar ortalamasının altında kaldı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün 2026 Haziran Ayı Alansal Yağış Raporu, yağışların bölgelere göre büyük farklılık gösterdiğini ortaya koydu. Rapora göre, Türkiye genelinde haziran ayında metrekareye ortalama 23,7 kilogram yağış düştü. Haziran ayı uzun yıllar ortalaması 33,6 kilogram olurken, geçen yılın aynı döneminde bu miktar 12,5 kilogram olarak ölçülmüştü. Böylece haziran yağışları, geçen yıla göre yüzde 90 artarken, uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 30 azaldı. Rize zirvede, Mardin dipte İl bazında en fazla yağış metrekareye 121,1 kilogramla Rize'de kaydedildi. En az yağış alan il ise 0,3 kilogramla Mardin oldu. Normaline göre yağış artışının en yüksek olduğu il Muğla olurken, en sert düşüş yüzde 95 ile Mardin'de gerçekleşti. Öte yandan Bartın son 23 yılın, Mardin son 20 yılın ve Giresun son 13 yılın en kurak haziran ayını yaşadı. Bazı illerde yağışlar arttı, bazı bölgelerde sert düştü Haziran ayında Aydın, Muğla, Manisa, Uşak, Denizli, Burdur, Isparta ile Afyonkarahisar'ın güneybatısı ve Antalya'nın kuzeybatısında yağışlar normalin yüzde 80'in üzerinde arttı. Buna karşın Marmara'nın büyük bölümü, Güneydoğu Anadolu, Kuzey Ege, Bartın, Sinop, Kastamonu, Samsun, Mersin, Hatay ve Kaş çevrelerinde yağışlar normaline göre yüzde 80'in üzerinde azaldı. Yağışlı gün sayısı da geriledi Türkiye genelinde haziran ayında ortalama 4,8 gün yağış görülürken, 1991-2020 döneminin haziran ayı ortalaması 6,5 gün olarak hesaplandı. En fazla yağışlı gün Trabzon, Rize, Artvin, Bayburt, Erzurum, Ardahan, Kars, Iğdır ve Ağrı çevrelerinde 15 ila 20 gün arasında gerçekleşirken, Güneydoğu Anadolu ile Balıkesir, Manisa ve İzmir çevrelerinde yağışlı gün sayısı yer yer bir güne kadar düştü. Beş bölgede geçen yıla göre yüzde 100'ü aşan artış Rapora göre Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde haziran yağışları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 100'ün üzerinde arttı. Buna karşılık Karadeniz Bölgesi'nde artış yüzde 28 ile sınırlı kalırken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yağışlar geçen yıla göre yalnızca yüzde 12 yükseldi ve bölge metrekareye 1,9 kilogram yağışla en kurak bölgelerden biri olmayı sürdürdü.

Yılın ilk yarısında kurulan şirket sayısı yüzde 9,3 arttı Haber

Yılın ilk yarısında kurulan şirket sayısı yüzde 9,3 arttı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) yayımladığı Haziran 2026 Kurulan ve Kapanan Şirket İstatistikleri, yılın ilk yarısında girişimcilik eğiliminin güçlenmeye devam ettiğini ortaya koydu. Ocak-haziran döneminde kurulan şirket sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,3 artarken, kapanan şirket sayısı yüzde 1,4 geriledi. Haziran ayında ise hem şirket kuruluşlarında hem de kapanışlarda artış yaşandı. Ay boyunca 9 bin 639 şirket kurulurken, 3 bin 293 şirket faaliyetini sonlandırdı. İlk 6 ayın görünümü Gösterge Ocak-Haziran 2025 Ocak-Haziran 2026 Değişim Kurulan şirket 52.226 57.062 %9,3 ↑ Kapanan şirket 13.677 13.484 %1,4 ↓ Kurulan gerçek kişi işletmesi 8.261 8.855 %7,2 ↑ Kurulan kooperatif 988 814 %17,6 ↓ Kaynak: TOBB Haziran 2026 Kurulan ve Kapanan Şirket İstatistikleri. Haziranda şirket kuruluşları hızlandı Haziranda kurulan şirket sayısı mayıs ayına göre yüzde 26,1, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 31,5 arttı. Aynı dönemde kapanan şirket sayısı aylık bazda yüzde 58,9, yıllık bazda ise yüzde 28,2 yükseldi. Haziran ayı özeti Gösterge Haziran 2026 Aylık Değişim Yıllık Değişim Kurulan şirket 9.639 %26,1 ↑ %31,5 ↑ Kapanan şirket 3.293 %58,9 ↑ %28,2 ↑ Kurulan gerçek kişi işletmesi 1.631 %41,3 ↑ %45,1 ↑ Kurulan kooperatif 204 %102 ↑ %51,1 ↑ En fazla şirket ticaret sektöründe kuruldu Haziran ayında kurulan şirket ve kooperatiflerin 3 bin 272'si toptan ve perakende ticaret, 1.372'si inşaat, 1.244'ü ise imalat sektöründe faaliyet göstermeye başladı. Gerçek kişi ticari işletmelerinde ise en yoğun kuruluş 714 işletmeyle inşaat sektöründe gerçekleşti. Şirket sermayelerinde güçlü artış Kurulan şirketlerin toplam sermayesi haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 126,3 arttı. Ay içinde kurulan 9 bin 639 şirket ve kooperatifin 8 bin 606'sını limited, 1.032'sini anonim şirketler oluşturdu. Yabancı ortaklı şirket sayısı 894'e ulaştı Haziranda 894 yabancı ortaklı şirket kuruldu. Bu şirketlerin 419'u Suriyeli, 109'u Türk, 54'ü ise İranlı ortaklı olarak kayıtlara geçti. Kurulan yabancı ortaklı şirketlerde yabancı sermayenin toplam sermaye içindeki payı yüzde 77,5 oldu. Bursa ilk 5 il arasında Haziranda en fazla şirket kurulan il 3 bin 486 şirketle İstanbul oldu. İstanbul'u Ankara, İzmir ve Antalya izlerken, Bursa 346 yeni şirketle Türkiye genelinde beşinci sırada yer aldı. En fazla şirket kurulan ilk 5 il İl Kurulan Şirket İstanbul 3.486 Ankara 1.069 İzmir 553 Antalya 450 Bursa 346

COP31’de gözler temiz enerji dönüşümünde Haber

COP31’de gözler temiz enerji dönüşümünde

COP31 öncesinde dikkatler Türkiye’ye çevrildi. Stockholm Environment Institute Katılım ve Etki Direktörü Annika Markovic, enerji krizinin mevcut fosil yakıt sistemini daha maliyetli hale getirdiğini belirterek temiz enerjiye geçişin hızlandırılması gerektiğini söyledi. Antalya kritik zirveye hazırlanıyor United Nations Framework Convention on Climate Change kapsamında düzenlenecek COP31 zirvesi, kasım ayında Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Türkiye ile Australia arasında geliştirilen ortak organizasyon modeli, zirvenin dikkat çeken başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. “Enerji COP’u olabilir” Markovic, COP31’in “enerji COP’u” niteliği taşıyabileceğini belirterek, fosil yakıtlardan çıkış konusunda ilerleme sağlanmasının kritik önem taşıdığını ifade etti. Bir önceki zirve olan COP30’da fosil yakıtların aşamalı olarak sonlandırılması konusunda uzlaşma sağlanamadığını hatırlatan Markovic, mevcut jeopolitik ortamın küresel anlaşmaları zorlaştırdığını söyledi. Fatih Birol’un COP31 sürecine verdiği desteğin önemli olduğunu belirten Markovic, temiz enerji dönüşümüne ilişkin küresel çalışmaların daha somut hale gelmesi gerektiğini ifade etti. “Temiz enerjiye geçiş gecikmemeli” Markovic, fosil yakıtlara dayalı mevcut enerji sisteminin sürdürülebilir olmadığını belirterek, enerji güvenliği açısından temiz enerji yatırımlarının hızlandırılması gerektiğini söyledi. Finansman ve fosil yakıtlar en zor başlıklar olacak COP31’de finansman mekanizmaları ve fosil yakıtlardan çıkış sürecinin en zorlu gündem maddeleri arasında yer alması bekleniyor. Markovic, Türkiye ve Avustralya’nın süreci yönetebileceğine inandığını belirterek, zirvenin Paris İklim Anlaşması’nın uygulanması açısından güçlü mesajlar verebileceğini söyledi.

Türk markasından 6 milyon dolarlık yeni fabrika yatırımı Haber

Türk markasından 6 milyon dolarlık yeni fabrika yatırımı

Aromatik bitkiler, uçucu yağlar, takviye edici gıdalar ve fitoterapi temelli ürün gruplarında faaliyet gösteren marka; Türkiye’den doğan üretim modelini küresel ölçekte büyütmeye devam ediyor. Antalya’da 23 yıl önce faaliyetlerine başlayan Talya Bitkisel, Anadolu’nun zengin tıbbi ve aromatik bitki çeşitliliğini katma değerli ürünlere dönüştürerek bugün başta ABD olmak üzere geniş bir coğrafyada satış gerçekleştiriyor. Şirket, 11 yıl önce ABD’de kurduğu yapılanmayla birlikte uluslararası pazardaki operasyonlarını da güçlendirdi. Antalya’dan dünyaya uzanan üretim modeli Antalya Döşemealtı’ndaki üretim tesislerinde faaliyet gösteren Talya Bitkisel; vitamin, mineral, aromaterapi ve kozmetik kategorilerindeki ürünlerini FDA standartlarına uygun şekilde geliştirerek küresel pazarlara sunuyor. Şirket bugün cirosunun önemli bölümünü ihracattan elde ederken, Türkiye’nin bitkisel zenginliğini yüksek katma değerli ürünlerle dünyaya taşımayı sürdürüyor. Takviye edici gıdalar ve aromaterapi ürünleri alanında yaklaşık 23 yıldır faaliyet gösteren Talya Bitkisel, 2025 yılı itibarıyla 6 milyon dolarlık fabrika yatırım sürecini hayata geçirdi. Bu önemli atılım ile birlikte Talya, 2026 yılı itibarıyla gıda takviyeleri alanındaki aylık üretim kapasitesini 1 milyon adetten 10 milyon adede çıkarmayı hedefliyor. Toplam 10 bin metrekarelik alana kurulan üretim tesisinde planlanan yeni üretim hatlarıyla birlikte, şirketin üretim altyapısında kapsamlı bir dönüşüm hayata geçiriliyor. Hedef 40 ülkeden çok daha fazlası Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Talya Bitkisel Kurucusu M. Halis Ertaş: “Türkiye sahip olduğu tıbbi ve aromatik bitki çeşitliliğiyle bu alanda dünyanın en güçlü potansiyellerinden birine sahip. Biz de bu potansiyeli yüksek katma değerli ürünlere dönüştürerek yalnızca üretim yapan değil, global ölçekte marka ihraç eden bir yapı oluşturduk. Bugün 40 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz; ancak hedefimiz bu başarıyı çok daha geniş pazarlara taşımak ve Türkiye’yi fitoterapi ile bitkisel ürünler alanında küresel bir üretim merkezi haline getirmek” ifadelerini kullandı.

YUM-BİR’den küresel masada stratejik temaslar Haber

YUM-BİR’den küresel masada stratejik temaslar

YUM-BİR Başkanı İbrahim Afyon öncülüğündeki yaklaşık 20 kişilik heyet, üç gün boyunca küresel sektör temsilcileriyle temaslarda bulunarak Türkiye’nin üretim gücünü ve sektörel önceliklerini uluslararası platformda doğrudan paylaştı. Afyon, konferans kapsamında küresel üretim ve ticaret dengelerine dikkat çekerek, Türkiye’nin uluslararası platformlarda daha aktif rol üstlenme hedefini vurguladı. Küresel temaslar antalya’da zirveye taşınıyor Konferans kapsamında YUM-BİR heyeti, WEO Başkanı Juan Felipe Montoya Muñoz, Başkan Yardımcısı Roger Pelissero ve Genel Sekreteri Julian Madeley ile bir araya geldi. Görüşmelerde, Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek 7. Yumurta Zirvesi’ne WEO yönetimi davet edilirken, Pelissero’nun Eylül ayında WEO Başkanlığı’nı devralmasının ardından zirveye başkan sıfatıyla katılması öngörülüyor. Ayrıca, küresel ölçekte bir WEO toplantısının İstanbul’da gerçekleştirilmesi yönündeki öneri de paylaşılırken, bu yaklaşımın prensipte olumlu karşılandığı ve sürece yönelik çalışmaların başlatılabileceği ifade edildi. Bu temaslar, Türkiye’nin uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapma kapasitesini güçlendiren somut bir adım olarak öne çıktı. Afyon: “Türkiye küresel masada daha güçlü” Varşova temaslarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan YUM-BİR Başkanı İbrahim Afyon, “Bu yıl WEO’ya Türkiye’den güçlü bir katılım sağladık. Yaklaşık 20 kişilik delegasyonumuzla hem sektörü yerinde takip ettik hem de aktif temaslarda bulunduk. Küresel ölçekte üretimin güçlü seyrettiği, ancak ticaret akışlarının aynı paralellikte ilerlemediği bir dönemden geçiyoruz. Bu durum birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de iç piyasa dengelerini doğrudan etkiliyor. Bu çerçevede gerçekleştirdiğimiz görüşmeler, Türkiye’nin uluslararası platformlarda daha etkin bir rol üstlenme iradesini ortaya koydu. Antalya’da düzenlenecek 7. Yumurta Zirvesi ile bu temasları daha ileri taşıyarak somut iş birliklerine dönüştürmeyi hedefliyoruz.” dedi. Küresel gündem: Sürdürülebilirlik ve arz güvenliği ön planda Konferansta üretim, kanatlı sağlığı ve biyogüvenlik başlıkları detaylı şekilde ele alınırken, özellikle sürdürülebilirlik ve arz güvenliği konularının önümüzdeki dönemde belirleyici olacağı vurgulandı. Afyon, Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesiyle bu sürecin önemli aktörlerinden biri olduğunu belirterek, yumurtanın erişilebilirliği ve yüksek besin değeriyle stratejik bir protein kaynağı olma özelliğini koruduğunu ifade etti. Ülkeler arası iş birliklerinin güçlendirilmesinin sektörün sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu belirten Afyon, Varşova’da kurulan temasların Antalya’da somut çıktılara dönüşmesinin hedeflendiğini dile getirdi.

Güvenli liman algısı gayrimenkul talebini güçlendiriyor Haber

Güvenli liman algısı gayrimenkul talebini güçlendiriyor

Bu yeni eğilim gayrimenkul piyasasında da etkisini gösterirken, turizm altyapısı, yüksek yaşam potansiyeli ve uluslararası talep avantajıyla Antalya, Manavgat ve Side hattı yatırımcıların radarına daha güçlü girmeye başladı. Jeopolitik riskler ve değişen yatırım tercihleri, gayrimenkulde yeni güvenli liman arayışını hızlandırdı. Türkiye’nin Akdeniz hattı, özellikle Antalya-Manavgat-Side ekseni, bu dönüşümün dikkat çeken adreslerinden biri olarak değerlendiriliyor. Turizm altyapısı, yıl boyu yaşam potansiyeli, uluslararası erişim kolaylığı ve artan güvenli destinasyon algısıyla bölge, yalnızca klasik konut yatırımının değil, daha stratejik ve uzun vadeli yatırım modellerinin de merkezlerinden biri haline geliyor. Uzmanlara göre bu ilgi, dönemsel bir hareketten çok yapısal bir yatırım eğilimine işaret ediyor. Gayrimenkul, turizm ve yatırım alanlarında uzun yıllara dayanan tecrübeye sahip girişimci Ahmet Tanır’a göre, son dönemde değişen yatırım davranışlarında güven, erişilebilirlik ve değer koruma potansiyeli çok daha belirleyici hale gelmiş durumda. Turizm destekli gayrimenkul modeli güçleniyor Klasik konut yatırımının ötesine geçen modelde, gayrimenkul artık turizm ekonomisiyle birlikte okunuyor. Sezonluk kira getirileri, kısa dönem kiralama imkanları, döviz bazlı değer üretim potansiyeli ve yaşam odaklı projeler yatırımcı ilgisini artırıyor. Özellikle Side’nin uluslararası bilinirliği ve Manavgat’ın gelişime açık yapısı, bölgeyi yalnızca tatil odaklı değil, yatırım perspektifiyle de güçlü kılıyor. Tanır, “Burada yatırım sadece konut almak değil; turizmle beslenen bir değer zincirine dahil olmak anlamına geliyor. Bu nedenle bölge, klasik yatırım bölgelerinden farklı bir dinamik taşıyor” değerlendirmesinde bulunuyor. Yaşam odaklı ve uzun vadeli yatırımlar Bölgede yalnızca kısa vadeli yatırım modelleri değil, yaşam temelli yeni yatırım kurgularının da dikkat çekmeye başladığı belirtiliyor. Özellikle uzun süreli yaşam, emeklilik odaklı yerleşim modelleri ve wellness eksenli projeler, Akdeniz hattında yeni bir yatırım segmenti oluşturuyor. Sektör temsilcilerine göre bu dönüşüm, konutu sadece bir varlık değil, yaşam ve gelir modeli olarak konumlandıran yeni bir yatırım yaklaşımına işaret ediyor. Arsa ve proje geliştirmede hareketlilik artıyor Manavgat ve Side hattında artan proje stoğu, arsa geliştirme faaliyetleri ve nitelikli konut projeleri bölgedeki büyümenin diğer dikkat çekici göstergeleri arasında yer alıyor. Villa, rezidans ve karma yaşam projelerine artan ilginin, bölgenin uzun vadeli büyüme potansiyelini desteklediği ifade ediliyor. Bu hareketliliğin geçici olmadığını belirten Ahmet Tanır, “Bugün bu bölge yalnızca bugünün değil, geleceğin yatırım merkezlerinden biri olarak okunmalı” diyor. Doğru lokasyon, doğru zaman, doğru proje Artan ilginin yatırım kararlarını daha stratejik hale getirdiğini vurgulayan Tanır, yeni dönemde doğru lokasyon, doğru zamanlama ve doğru proje seçiminin her zamankinden daha önemli olduğuna dikkat çekerek, “Yatırımcı artık yalnızca fiyat odaklı değil; ulaşım, turizm potansiyeli, yaşam kalitesi ve bölgesel gelişim perspektifiyle karar veriyor. Bu da profesyonel bakışı zorunlu hale getiriyor” dedi. Tanır, özellikle Akdeniz hattının bu anlamda güçlü fırsatlar sunduğunu ifade ediyor. Uzmanlara göre güvenli liman algısı, turizm destekli büyüme ve değişen yatırım tercihleri birlikte değerlendirildiğinde, Akdeniz hattı Türkiye gayrimenkul piyasasında yeni büyüme koridorlarından biri olmayı sürdürüyor. Özellikle Manavgat-Side ekseni, hem değer koruma hem uzun vadeli getiri açısından yatırımcı radarındaki yerini güçlendiriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.