SON DAKİKA
Hava Durumu

#Almanya

Ekometre - Almanya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Almanya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Otomotiv ihracatı beş ayda 17 milyar dolara ulaştı Haber

Otomotiv ihracatı beş ayda 17 milyar dolara ulaştı

Türkiye ihracatında birinci sıradaki yerini koruyan endüstrinin toplam ihracattan aldığı pay ise yüzde 16,8 olarak gerçekleşti. Yılın ilk beş ayında otomotiv endüstrisi ihracatı yüzde 2,6 artarak 17 milyar dolar barajına ulaştı. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, sektörel liderliğin sürdüğüne dikkat çekerek “Mayıs ayında işgünü sayısının geçen yıla göre az olması ihracatımıza olumsuz yansıdı. İlk 10 pazarın 9’unda yaşanan düşüşlere karşı Fransa pazarındaki yüzde 18’lik büyüme ve ABD ile Norveç gibi stratejik pazarlardaki ürün bazlı yüksek oranlı artışlarımız önem taşıyor” dedi. Tedarik Endüstrisi ihracatı 1 milyar 215 milyon dolar Mayıs ayında en büyük ürün grubu olan Tedarik Endüstrisi ihracatı yüzde 14 azalış ile 1 milyar 215 milyon dolar olarak gerçekleşti ve otomotiv ihracatında en büyük payı almaya devam etti. Binek Otomobiller ihracatı yüzde 23 azalarak 1 milyar 13 milyon dolar, Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlar ihracatı yüzde 27 düşüşle 543 milyon dolar, Otobüs-Minibüs-Midibüs ihracatı yüzde 2,5 düşüşle 269 milyon dolar oldu. Buna karşılık Çekiciler ihracatı yüzde 13 artışla 168 milyon dolara yükseldi. Tedarik Endüstrisinde en fazla ihracat yapılan ülke Almanya olurken, bu ülkeye ihracat yüzde 11 azaldı. Önemli pazarlardan Fransa’ya yüzde 13, ABD’ye yüzde 18, Romanya’ya yüzde 28, Polonya’ya yüzde 19, İspanya’ya yüzde 14, Belçika’ya yüzde 17 ihracat düşüşü yaşandı. Binek otomobillerde en fazla ihracat yapılan ülke olan Fransa’ya ihracat yüzde 48 artış gösterdi. Önemli pazarlardan İsveç’e yüzde 122, Yunanistan’a yüzde 42 ihracat artışı yaşanırken; İspanya’ya yüzde 27, İtalya’ya yüzde 38, Almanya’ya yüzde 36, Slovenya’ya yüzde 33, Birleşik Krallık’a yüzde 57, Polonya’ya yüzde 41, Belçika’ya yüzde 43 ihracat düşüşü görüldü. Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlarda Fransa’ya yüzde 40 ihracat artışı yaşanırken; Birleşik Krallık’a yüzde 59, Almanya’ya yüzde 29, İspanya’ya yüzde 31, İtalya’ya yüzde 14, Slovenya’ya yüzde 30, Belçika’ya yüzde 35 ihracat düşüşü kaydedildi. Otobüs-Minibüs-Midibüs ürün grubunda ABD'ye yüzde 582, İtalya'ya yüzde 129, Romanya'ya yüzde 56 ihracat artışı yaşanırken; Fransa'ya yüzde 28, Birleşik Krallık'a yüzde 55 düşüş oldu. Çekicilerde ise Norveç’e yüzde 257, Almanya’ya yüzde 50, Slovenya’ya yüzde 42 ihracat artışı sağlandı. Almanya liderliğini korudu, Fransa yükselişini sürdürdü Mayıs ayında otomotiv sektörü ihracatında yer alan ilk 10 ülkeden Fransa dışındaki 9’unda düşüş kaydedildi. Almanya, 526 milyon dolarlık ihracat rakamı ile en fazla ihracat yapılan ülke konumunu sürdürürken, bu ülkeye yönelik ihracat yüzde 16 azaldı. Fransa, 452 milyon dolarlık ihracat ile ikinci büyük pazar olurken, bu ülkeye yönelik otomotiv ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 18 artış gösterdi. Üçüncü büyük pazar İtalya’ya yönelik ihracat ise yüzde 8 azalışla 294 milyon dolar olarak gerçekleşti. Mayıs ayında diğer önemli pazarlardan Hollanda’ya yüzde 15, İsveç’e yüzde 33, Mısır’a yüzde 37 ihracat artışı yaşandı. Buna karşılık Birleşik Krallık’a yüzde 49, İspanya’ya yüzde 27, Slovenya’ya yüzde 26, Belçika’ya yüzde 33, Polonya’ya yüzde 27, Romanya’ya yüzde 29 ihracat düşüşü gerçekleşti. AB Ülkelerinin payı yüzde 75 Mayıs ayında Avrupa Birliği ülkeleri yüzde 75 pay ve 2 milyar 453 milyon dolar ile ülke grubu bazında ihracatta ilk sıradaki ağırlığını korudu. AB ülkelerine yönelik ihracat bu dönemde yüzde 13 azaldı. Diğer Avrupa Ülkeleri yüzde 9,5 pay ile ülke grupları arasında ikinci sırada yer alırken, mayıs ayında Diğer Avrupa Ülkelerine yüzde 42, Orta Doğu Ülkeleri’ne ise yüzde 26 ihracat düşüşü yaşandı.

Mayıs ayında ihracat yüzde 9,3 geriledi Haber

Mayıs ayında ihracat yüzde 9,3 geriledi

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, mayıs ayında ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,3 azalarak 22 milyar 504 milyon dolar, ithalatın ise yüzde 10,7 düşüşle 28 milyar 103 milyon dolar olarak gerçekleştiğini açıkladı. Ankara'da düzenlenen Mayıs Ayı Dış Ticaret Verileri Basın Toplantısı'nda konuşan Bolat, bayram tatili nedeniyle mayıs ayında resmi çalışma günlerinin azalmasının dış ticaret verileri üzerinde etkili olduğunu belirtti. İhracatta yaşanan gerilemeye rağmen günlük bazda önemli bir rekora imza atıldığını vurgulayan Bolat, 22 Mayıs 2026 tarihinde 2,4 milyar dolarlık ihracatla tüm zamanların en yüksek günlük ihracat rakamına ulaşıldığını söyledi. İthalat tarafında da düşüş yaşandığını belirten Bolat, mayıs ayında mal ithalatının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,7 gerileyerek 28,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini ifade etti. Dış ticaret açığındaki iyileşmeye dikkat çeken Bolat, mayıs ayında açığın yıllık bazda yüzde 15,7 azalarak 5,6 milyar dolara düştüğünü ve son 9 ayın en düşük seviyesinin görüldüğünü kaydetti. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise geçen yılın aynı ayına göre 1,2 puan artarak yüzde 80,1'e yükseldi. Böylece söz konusu oran son 20 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe de mayıs ayında yedi iş gününün bayram tatili nedeniyle kaybedildiğini belirterek, ihracattaki düşüşte takvim etkisinin önemli rol oynadığını söyledi. İlk beş aylık dönemde ihracatın 111,2 milyar dolara, son 12 aylık ihracatın ise 273,5 milyar dolara yükseldiğini belirten Gültepe, otomotiv sektörünün 3,3 milyar dolarla ihracat liderliğini sürdürdüğünü ifade etti. Gültepe, Avrupa ve ABD'de talebin canlanmaya başladığını, Çin'de ise üretim maliyetlerinin yükseldiğini belirterek Türkiye'nin yeni siparişler açısından fırsatlar yakalayabileceğini söyledi. Ancak sanayi üretimindeki yavaşlamaya dikkat çeken Gültepe, rekabet gücünün artırılması için üretim maliyetleriyle fiyatlar arasında daha sağlıklı bir denge kurulması gerektiğini vurguladı. Mayıs ayında en fazla ihracat yapılan ülkeler Almanya, ABD, İtalya, Birleşik Krallık ve İspanya olurken, Körfez ülkelerine yapılan ihracat ise yüzde 16,2 gerileyerek 2,24 milyar dolar seviyesinde kaldı.

Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak oldu Haber

Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak oldu

2018-2026 yılları arasında Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı olarak yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörüne 8 yıl emek veren Hayrettin Uçak, önümüzdeki dönemde Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı olarak ihracatın gelişimi için mesaisine devam edecek. 2026 yılı nisan ayında yapılan ihracatçı birlikleri genel kurul toplantıları sonrasında oluşan Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu ilk toplantısını Ege İhracatçı Birlikleri’nde gerçekleştirdi. Toplantıda Sektör Kurulu Başkan Yardımcılıklarına, İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Melisa Tokgöz Mutlu ve Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ömer Faruk Kuşçulu seçildiler. Üç sektör ortak hareket edecek Türkiye’nin yıllık 58-60 milyon ton yaş meyve sebze ürettiğini bunun taze meyve sebze, meyve sebze mamulleri ve kuru meyve olarak katma değere dönüştüğünü vurgulayan Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, önümüzdeki dönemde öncelikli çalışma alanlarının meyve sebze üretiminde kalite ve gıda güvenliğini artırmak olacağını, üç sektörün bu çabada ortak hareket edeceğini dile getirdi. Meyve sebze sektörü olarak 10 milyar dolar ihracat hedefiyle yola çıkıyoruz Meyve sebze mamulleri, taze meyve sebze ve kuru meyve sektörlerinde pestisit sorununun önüne geçmek için Tarım ve Orman Bakanlığı, üreticiler, tüccarlar, üniversiteler iş birliğinde yoğun bir mesai vereceklerinin altını çizen Başkan Uçak, “Pestisit sorunu 3 sektörümüzün ortak sorunu. O nedenle ortak hareket edeceğiz. Ben değil biz mantığıyla sektörümüzün sorunlarını çözme gayreti içinde olacağız. Üç sektörümüzün toplamda yıllık 8,3 milyar dolar seviyesinde olan ihracatını 10 milyar dolara çıkarmak için kalite ve gıda güvenliği başlıkları yanında pazarlamada da birlikte hareket edeceğiz. TURQUALITY Projeleri, URGE Projeleri, Fuarlar ve Sektörel Ticaret Heyetlerine ağırlık vereceğiz” şeklinde konuştu. Sektör kurulundaki diğer üyeler kimler? Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu’nda, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cevdek Çekok, EYMSİB Başkan Yardımcısı Kenan Unat, Yönetim Kurulu Üyeleri Deniz Celep, Tolga Selim Kağan, Martin Sanford, İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyeleri Ali Başman ve Emre Erbalcı, Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alistair Baran Blake ve Yönetim Kurulu Üyesi Emre Kamiloğlu Sektör Kurulu Üyesi olarak görev yapacaklar. Meyve Sebze Mamullerinde Kuru Domates İhracat Rekortmeni Oldu Türkiye, 2025 yılında 2,1 milyon ton meyve sebze mamulleri ihraç ederek 2,5 milyar dolar döviz geliri elde ederken, en çok ihraç edilen ürün 185,5 milyon dolarla kuru domates oldu. Biber turşusu 146,5 milyon dolarlık ihracat gelirini hanesine yazdırırken, üçüncü sırada 124 milyon dolarla kornişon turşuları yer aldı. Almanya, ABD ve İngiltere ilk üç ülke Türkiye’nin meyve sebze mamulleri ihracatının zirvesinde 165 milyon dolarla yer alan Almanya, zirveyi Amerika Birleşik Devletleri’nden gelir aldı. Amerika Birleşik Devletleri 162 milyon dolarlık ihracatla ikinci sıraya yerleşirken, İngiltere 86 milyon dolarlık Türk lezzetleri talep etti.

Yıldız Demir Çelik küresel arenadaki yerini güçlendirdi Haber

Yıldız Demir Çelik küresel arenadaki yerini güçlendirdi

Sektörün küresel ölçekte en önemli ticaret fuarlarından biri olan Tube & Wire, bu yıl 13–17 Nisan tarihleri arasında Almanya’nın Düsseldorf şehrinde düzenlendi. Yıldızlar Yatırım Holding iştiraki Yıldız Demir Çelik, fuarda EPD belgeli (Environmental Product Declaration-Çevresel Ürün Beyanı) asitlenmiş, soğuk haddelenmiş, galvanizli ve boyalı ürün gruplarını sektör profesyonelleriyle buluşturarak uluslararası iş birliklerini geliştirmeye yönelik önemli temaslarda bulundu. Şirket, fuarda Çelik Servis Merkezi, akredite laboratuvar ve dijital hizmetlerle desteklenen yaklaşımını paydaşlarının bilgisine sundu. Bu bütünsel yapı, uçtan uca müşteri deneyimi odağında kurgulanıyor. Türkiye’de sektöründe ilk ve tek olan müşteri deneyimi organizasyonuyla şirket; üretimden satışa, teknik hizmetlerden lojistiğe uzanan tüm süreçleri aynı anlayışla yönetiyor. Bu yaklaşımı kesintisiz bir değer zinciri olarak ele alan şirket, uluslararası pazarlarda güvenilir ve uzun vadeli bir iş ortağı olma hedefinin altının çizdi. “Müşteri deneyimini iş yapış biçimimizin merkezine alıyoruz” Müşteri deneyimini yalnızca bir destek fonksiyonu değil, tüm operasyonların merkezinde konumlanan stratejik bir yaklaşım olarak ele aldıklarını belirten Yıldız Demir Çelik Genel Müdürü Selçuk Yılmaz, “Bugün müşteri deneyimi; üretimden satışa, Müşteri Teknik Hizmetler’den lojistiğe, kalite ve bakım ekiplerinden pazarlama, insan kaynakları, finans ve satın almaya kadar tüm temas noktalarında belirleyici bir rol oynuyor. Biz de süreçlerimizi bu anlayışla, uçtan uca ve kesintisiz bir yapı içinde yönetiyoruz. Tube & Wire Fuarı’nda bu yaklaşımımızı iş ortaklarımızla buluşturarak, uzun vadeli iş birliklerimizi daha da güçlendirme fırsatı bulduk. Bu fuar, yalnızca ürünlerimizi tanıttığımız bir platform değil; aynı zamanda çalışma biçimimizi ve önceliklerimizi ortaya koyduğumuz önemli bir buluşma noktası oldu. Sürdürülebilirlik ve şeffaflık beklentilerinin giderek arttığı bir dönemde, EPD belgeli ürünlerimiz çevresel performans kriterleri açısından uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzü destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Yıldız Demir Çelik olarak önümüzdeki dönemde de ‘Her adımda sorumlu üretim, her adımda önce insan ve her adımda gelecek’ yaklaşımıyla uzun vadeli değer yaratmaya ve güvenilir bir iş ortağı olmayı sürdüreceğiz” dedi.

Avrupa MB yetkilileri mali kriz riskine karşı uyardı Haber

Avrupa MB yetkilileri mali kriz riskine karşı uyardı

Avrupa Birliği yetkilileri, İran savaşı sonrası yükselen enerji fiyatlarının mali krize dönüşmemesi için üye ülkelere uyarılarda bulundu. Avrupa Komisyonu’nun üye devletlerle yaptığı görüşmelerde, enerji sübvansiyonları, vergi indirimleri ve fiyat tavanlarının kapsam ve süre açısından sınırlı tutulması gerektiği ifade edildi. AB Enerji Komiseri Dan Jorgensen, Financial Times’a yaptığı açıklamada, “Ekonominin bir sektöründe yaşananlar tüm topluma yayılabilir” diyerek koordineli ve temkinli adımlar atılması gerektiğini söyledi. ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ardından Avrupa’da petrol ve doğalgaz fiyatlarının yüzde 60 yükseldiği, dizel ve jet yakıtı arzına ilişkin endişelerin arttığı belirtildi. ECB’den “ölçülü adım” çağrısı Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, geniş kapsamlı ve açık uçlu desteklerin talebi aşırı artırarak enflasyonu tetikleyebileceği uyarısında bulundu. Lagarde, politika yapıcıları “geçici, hedefli ve ölçülü” önlemler almaya çağırdı. AB Ekonomi Komiseri Valdis Dombrovskis ise yalnızca kısa vadeli acil adımların atılması gerektiğini, aşırı kamu harcamalarının ciddi mali sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. AB genelinde vergi tartışması Öte yandan Almanya, İspanya, İtalya, Portekiz ve Avusturya’nın maliye bakanları, Avrupa Komisyonu’ndan enerji şirketlerine yönelik AB genelinde “beklenmedik kâr vergisi” uygulanmasını talep etti. Polonya’nın ise yakıt üzerindeki KDV ve özel tüketim vergilerini düşürerek aylık yaklaşık 370 milyon euro tutarında vergi gelirinden vazgeçtiği aktarıldı.

Otomotiv Endüstrisinin mart ayı ihracatı 3,3 milyar dolar oldu Haber

Otomotiv Endüstrisinin mart ayı ihracatı 3,3 milyar dolar oldu

OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik: “Otomotiv endüstrisi olarak martta yaşadığımız kısmi daralmaya rağmen ülke ihracatındaki liderliğimizi ve stratejik önemimizi korumaya devam ediyoruz. Binek otomobillerdeki düşüşe karşılık Otobüs ve Minibüs grubundaki yüzde 10’luk artış, ürün çeşitliliğimizin küresel pazardaki rekabet gücünü ve esnekliğini bir kez daha kanıtladı. Bu yıl sonundaki sürdürülebilir ihracat hedeflerimize kararlılıkla ilerliyoruz.” Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, Türkiye ihracatının lideri otomotiv endüstrisinin mart ayı ihracatı yüzde 6,3 düşüşe rağmen Türkiye ihracatında birinci sıradaki yerini korudu. Geçen ay 3 milyar 293 milyon dolarlık ihracata imza atan sektörün ülke ihracatından aldığı pay da %16,9 oldu. Mart ayında Binek otomobiller ihracatı %20 azalırken, Otobüs minibüs midibüs ihracatı %10 arttı. İspanya’ya %23, Slovenya’ya %16, Polonya’ya %20 ihracat düşüşü dikkat çekti. Yılın ilk üç ayında otomotiv endüstrisi ihracatı %4,3 artmış ve 9 milyar 896 milyon USD olarak gerçekleşti. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, “Otomotiv endüstrisi olarak martta yaşadığımız kısmi daralmaya rağmen ülke ihracatındaki liderliğimizi ve stratejik önemimizi korumaya devam ediyoruz. Binek otomobillerdeki düşüşe karşılık Otobüs ve Minibüs grubundaki yüzde 10’luk artış, ürün çeşitliliğimizin küresel pazardaki rekabet gücünü ve esnekliğini bir kez daha kanıtladı. Bu yıl sonundaki sürdürülebilir ihracat hedeflerimize kararlılıkla ilerliyoruz” dedi. Tedarik endüstrisi 1,3 milyar dolar oldu Martta en büyük ürün grubu olan Tedarik Endüstrisi ihracatı geçen senenin aynı dönemine göre hemen hemen aynı kalarak 1 milyar 318 milyon USD oldu. Binek Otomobiller ihracatı %20 azalarak 909 milyon USD, Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlar ihracatı %3,5 düşüşle 553 milyon USD, Otobüs-minibüs-midibüs ihracatı %10 artışla 293 milyon USD ve Çekiciler ihracatı da %5 artışla 178 milyon USD olarak gerçekleşti. Tedarik Endüstrisinde en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu ve bu ülkeye ihracat %2 arttı. Önemli pazarlardan İtalya’ya %25, Birleşik Krallık’a %13, Hollanda’ya %25 ve Slovenya’ya %71 ihracat artışı yaşandı. Buna karşılık Romanya’ya %20, İspanya’ya %18 ihracat düşüşü oldu. Martta Binek otomobillerde en fazla ihracat yapılan ülke olan Fransa’ya ihracat %18 azaldı. İspanya’ya %30, Slovenya’ya %19, Birleşik Krallık’a %21, Polonya’ya %49, Belçika’ya %32 ihracat düşüşü, Fas’a %100, Mısır’a %50 ihracat artışı yaşandı. Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlarda ise Birleşik Krallık’a %1, Fransa’ya %51, Avustralya’ya %134 ihracat artışı, Almanya’ya %12, Slovenya’ya %32, İtalya’ya %25, İspanya’ya %45 ihracat düşüşü kaydedildi. Otobüs Minibüs Midibüs ürün grubunda Fransa’ya %14, Almanya’ya %29, Birleşik Krallığa %48 ihracat düşüşü yaşanırken, İtalya’ya %56, Romanya’ya %204, İspanya’ya %200, Çekya’ya %143 ihracat artışı kaydedildi. Çekicilerde ise Almanya’ya %35, Birleşik Krallık’a %14 ihracat düşüşü, Fransa, İtalya ve Polonya’ya üç haneli artışlar yaşandı. Almanya’ya ihracatta yüzde 6 düşüş Martta en fazla ihracat yapılan ülke olan Almanya yüzde 6 düşüşle 525 milyon USD’lik ihracat yapıldı. İkinci büyük Pazar Fransa’ya yüzde 1 düşüşle 456 milyon USD’lik ihracat yapılırken, İtalya’ya yönelik ihracatımız ise %8 artışla 306 milyon USD oldu. Önemli pazarlardan İspanya’ya %23, Slovenya’ya %16, Belçika’ya %13, Polonya’ya %20 ihracat düşüşü yaşanırken, Fas ve Çekya’ya %36, Avustralya ve Sırbistan’a %23, İsveç’e %29 ihracat artışı oldu. AB ülkelerine ihracatta yüzde 6 azalış oldu Martta yüzde 74’lük pay ile en büyük pazar olarak Avrupa Birliği ülkelerine yüzde 6 azalışla 2 milyar 440 milyon USD ihracat yapıldı. Diğer Avrupa Ülkeleri %10,8 pay ile ülke grupları arasında ikinci sırada yer aldı. Mart ayında Orta Doğu Ülkeleri’ne %63 ihracat düşüşü yaşanırken, Okyanusya Ülkelerine ihracat %33 arttı.

Küresel piyasalarda savaşın faturası 14 trilyon dolar Haber

Küresel piyasalarda savaşın faturası 14 trilyon dolar

Orta Doğu’da bir ayı geride bırakan askeri gerilim, küresel hisse senedi piyasalarında yaklaşık 14 trilyon dolarlık değer kaybına yol açarken, borsaların toplam piyasa değeri 157,5 trilyon dolardan 143,5 trilyon dolara geriledi. ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı saldırılar ve ardından Tahran yönetiminin misillemeleri sonrası bölgesel bir gerginliğe dönüşen çatışmalar 1 ayı geride bıraktı. ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan Orta Doğu'daki gerilimlerde ilk ay geride kalırken çatışmaların piyasalarda oluşturduğu tahribat dikkat çekici boyutlara ulaştı. Savaşın başladığı 28 Şubat'tan itibaren geçen bir ayda, küresel borsaların 157,5 trilyon dolar olan toplam piyasa değeri 30 Mart itibarıyla 143,5 trilyon dolara indi. Bu dönemde piyasalardaki değer kaybı yaklaşık 14 trilyon dolar olarak hesaplandı. Söz konusu kayıp, Almanya, Japonya, İngiltere ve Fransa gibi birçok gelişmiş ülkenin yıllık Gayri Safi Yurt İçi Hasılasını (GSYH) geride bıraktı. En fazla Güney Kore borsası geriledi Bu dönemde Amerika, Avrupa ve Asya'daki en çok takip edilen ülke endekslerinin tamamı negatif seyrederken, en fazla gerileyen borsa yüzde 16,8 ile Güney Kore'de Kospi endeksi oldu. Analistler, Temmuz 2025’ten bu yana yükseliş trendinde olan Kospi endeksindeki geri çekilmelerde, dünya genelinde artan risk algısına ek olarak yatırımcıların kar realizasyonu isteğinin de etkili olduğunu belirtti. Bu endeksi, yüzde 12 kayıpla Japonya'da Nikkei 225, yüzde 10,7 düşüşle Almanya'da DAX 40 endeksi, yüzde 9,4 azalışla Fransa'da CAC 40 endeksi, yüzde 7,6 değer kaybıyla İspanya'da IBEX 35 endeksi, yüzde 7,2 geri çekilmeyle İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi ve FTSE 100 endeksi izledi. Bu dönemde Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 6, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 7,4 geriledi. ABD'de New York borsasında da büyük kayıplar görüldü. Savaşın başından beri S&P 500 endeksi yüzde 7,7, Nasdaq endeksi yüzde 8,2 ve Dow Jones endeksi yüzde 7,6 değer kaybetti. Söz konusu gelişmelerle piyasalarda "korku endeksi" olarak bilinen ve S&P 500'deki dalgalanmayı gösteren VIX Endeksi, bu periyotta yaklaşık yüzde 46'lık artışla 31,3 seviyesine çıktı. Merkez Bankalarına yönelik "Şahinleşen" beklentiler tahvil piyasalarını sarstı Savaş süresinde ABD ve İran tarafından savaşın seyrine ilişkin gelen çelişkili mesajlar, piyasalarda risk algısının yüksek kalmasına neden oldu. Gelişmelere ilişkin olumlu ve olumsuz haberler piyasalarda dalgalanmaları beraberinde getirirken, petrol fiyatlarındaki artışın devam etmesi, küresel çapta enflasyon endişelerinin sürmesine yol açtı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabileceğine ilişkin görüşler öne çıkıyor. Başta Fed olmak üzere önemli merkez bankalarının para politikalarında beklenen gevşeme sürecini öteleyebileceği değerlendiriliyor. Piyasa fiyatlamalarında Fed başta olmak üzere önemli merkez bankalarına yönelik daha önceki "güvercin" beklentiler, yerini "şahin" adımlara bıraktı. Para piyasalarında, bankanın bu yıl politika faizini sabit tutması güçlü şekilde fiyatlanırken olası faiz artırımı senaryoları hala masada kalmayı sürdürüyor. Özellikle son dönemde açıklanan makroekonomik verilerin enflasyonda katılığa işaret etmesi ve jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerinden ek baskı yaratması, piyasalarda faiz indirim beklentilerinin zayıflamasına neden oldu. Bu gelişmeler ışığında dünya genelinde devam eden enflasyon endişeleri küresel tahvil piyasalarını da sarstı. ABD, Avrupa ve Asya tarafında ülke tahvil piyasaları satış baskısı altında kalırken, ABD 10 yıllık tahvil faizi 27 Mart'ta yüzde 4,4870 seviyesine çıkarak Temmuz 2025'ten bu yana en yüksek seviyesini test etti. Avrupa'da tahvil faizleri son 18 yılın zirvelerinde Avrupa'da artan enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıları güçlendireceğine yönelik endişelerle, para piyasalarında Avrupa Merkez Bankasının (ECB) yıl sonuna kadar 3 faiz artırımına gidebileceği fiyatlanmaya başlandı. Devam eden enflasyon kaygıları bölge tahvillerinde satış baskısının sürmesine neden oldu. Bu süreçte Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,09 ile, Haziran 2011'den, Fransa'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,83 ile Haziran 2009'dan, İngiltere'nin 10 yıllık tahvil faizi de yüzde 4,99 ile Temmuz 2008'den bu tarafa en yüksek seviyesini gördü. Asya'da Çin tahvilleri ayrıştı Asya tarafında enflasyonist baskıların sürdüğü Japonya'da, para politikasının sıkılaşabileceği tahminleri öne çıkıyor. Piyasalarda Japonya Merkez Bankasının (BoJ) nisan ayında faiz artırımına gidebileceği öngörüleri yüzde 70 ihtimalle fiyatlanıyor. Bu süreçte Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,39'le 1999'dan bu yana en yüksek seviyeyi görürken, Çin'in 10 yıllık tahvil faizleri ise çatışmaların başından itibaren yüzde 1,80 ile yatay seviyesini korudu. Analistler, bu süreçte Çin tahvillerinin ise deflasyon risklerinden dolayı Çin Merkez Bankasının (PBoC) para politikasında sıkılaşmaya gidemeyeceği düşüncesiyle bu ülkelerden ayrıştığını belirtti. FED Başkanı Powell "Temkinli duruş" mesajları verdi ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell dün, Harvard Üniversitesinde "İktisadın İlkeleri" dersinde konuşma yaptığı konuşmada, Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin benzin fiyatlarını etkileyeceğini belirterek, "Ancak politikalarımızın, gelişmelerin seyrini bekleyip görmek için uygun bir konumda olduğunu düşünüyoruz." dedi. Powell, para politikası araçlarının, talep üzerinde etkisi olduğunu ve arz şoklarıyla karşılaşıldığında kısa vadede kayda değer bir etkisi bulunmadığını belirtti. Bir arz şoku meydana geldiğinde, "Buna bir tepki verilmeli mi?" sorusunun gündeme geldiğine işaret eden Powell, enerji şoklarının genellikle oldukça hızlı şekilde ortaya çıkıp kaybolma eğiliminde olduğunu, para politikasının ise uzun ve değişken gecikmelerle işlediğini vurguladı. Powell, para politikasının etkileri hissedilmeye başladığında, petrol fiyatlarındaki şokun muhtemelen çoktan geride kalacağına değinerek, arz şoklarının art arda yaşanmasının zamanla enflasyon beklentilerinin yükselmesine yol açabileceğinin altını çizdi. Bu gelişmelere paralel olarak ABD-İran hattındaki gelişmeler ve bunların küresel ekonomiye olası etkilerinin nisan ayında da piyasalarda ana gündem maddesi olması bekleniyor.

Türkiye’den çıkan sağlık teknolojisi girişimi Haber

Türkiye’den çıkan sağlık teknolojisi girişimi

Ledbim venture stüdyo modeliyle geliştirdiği sağlık yazılımlarını Avrupa’ya ihraç ediyor. 100’ün üzerinde kurumsal müşteriyle çalışan şirketin portföyünün yaklaşık yüzde 70’i sağlık teknolojilerinden oluşuyor. Eczane yönetimi ve sağlık veri sistemlerine odaklanan çözümler geliştiren Ledbim’in WISE ERP/CRM sistemi, Lokman Ecza Deposu’nda yıllık ortalama 5-10 milyon lira düzeyinde operasyonel verimlilik sağlamasıyla öne çıkıyor. Şirket, kaynaklarının yüzde 20’sini Ar-Ge’ye ayırarak yeni nesil sağlık teknolojileri ürünleri geliştirmeye devam ediyor. Sağlık teknolojileri alanında faaliyet gösteren Ledbim, venture stüdyo modeliyle geliştirdiği yazılım ürünlerini uluslararası pazarlara taşıyor. İngiltere’de özel kliniklere geliştirilen CRM çözümleriyle başlayan yazılım ihracatı bugün, Avrupa pazarında aktif kullanılan ürünlerle büyümeye devam ediyor. Ledbim Kurucusu Taha Öz, şirketin küresel büyüme stratejisini ve venture stüdyo modelinin sunduğu avantajları değerlendirdi. Teknoloji ihracatının kuruluş vizyonlarının merkezinde yer aldığını vurgulayan Öz, müşteri bazlı hizmetten ürün ihracatına geçişle birlikte küresel pazarlara odaklandıklarını ifade etti. “Venture stüdyo modeline geçmeden önce İngiltere’deki özel kliniklere CRM sistemleri geliştirip ihraç ettik. Bu deneyim, farklı sağlık sistemi dinamiklerinde ürün geliştirebileceğimizi bize erken gösterdi. Bugün ise kendi ürünlerimizi küresel pazarlara taşıyoruz” diyen Öz, Hollanda, Almanya ve Fransa’da aktif varlığı bulunan Menta ürününün bu dönüşümün somut örneği olduğunu belirtti. Öz, Avrupa’nın komşu ülkeleri ve MENA bölgesine yönelik girişimlerin de sürdüğünü aktararak, “Venture stüdyo modeli bize coğrafyayı; ürünün büyüme ekseni olarak tasarlama imkânı sağladı” dedi. Sağlık teknolojilerinde küresel ölçekte büyüme vizyonu Ledbim’in geliştirdiği WISE ERP/CRM sisteminin, Lokman Ecza Deposu’nda operasyonların yönetildiği merkezi yazılım altyapısı haline geldiğini vurgulayan Öz, “Sistem sayesinde depo operasyonlarında yılda ortalama 5-10 milyon TL arasında operasyonel açık tespit edilerek kâra dönüştürülebiliyor” dedi. Öz, “WISE yazılımımız ile Lokman Ecza Deposu, Türkiye’nin ilk tek merkezden ve en kolaylaştırılmış şartlar ile tüm ülkeye çevrimiçi satış yapan ecza deposu konumuna yükseldi. Toplamda 30 bini aşkın ürünü ileri ERP, İntralojistik ve otomasyon sistemleriyle yönettiğimiz altyapı, 2025 yılında ulusal ölçekte devreye alındı. E-ticaret sistemiyle sektörde yeni bir dönemin kapısı aralanmış oldu” diye ekledi. Ledbim’in spinoff bir şirket olduğunu sözlerine ekleyen Öz, “Başlangıçta Lokman Ecza Deposu’nun yazılım departmanı olarak faaliyet gösteriyorduk. WISE, tam da bu geçiş döneminde, Lokman için yazılmaya başlanan ve Ledbim bağımsızlaştıktan sonra ilk büyük projemiz haline gelen entegre bir ERP/CRM çözümü. Lokman’ın tüm deposu bu yazılım üzerinden yönetiliyor. Bizim için anlamı ise rakamın çok daha ötesinde: WISE, Lokman’ın kurumsallaşma sürecinde belirleyici rol oynadı. Süreçleri kişiye bağımlı olmaktan çıkarıp sürdürülebilir ve denetlenebilir bir sistem altyapısına bizzat dönüştürdük. Daha önce parçası olduğumuz bir kurumda bu dönüşümü yaşatmış olmak, taşıdığımız sorumluluğun ve yapabileceğimizin en somut kanıtı” ifadelerini kullandı. Ledbim ’de tüm kararlar veriye dayanıyor Venture stüdyo modeliyle ürün geliştiren Ledbim ‘de ürün geliştirme süreçlerinin merkezinde veri ve ölçüm metrikleri yer alıyor. Tüm kararların veriye dayalı olduğunu belirten Taha Öz, “Bu tercih aynı zamanda çalışma şeklimizin temeli. Geliştirdiğimiz her ürünün içine baştan kapsamlı ölçüm metrikleri yerleştiriyoruz. Bu metrikler hem MVP sürecinde hem de olağan akışta düzenli olarak değerlendiriliyor. Bir sonraki adımda alınması gereken kararları doğrudan şekillendiriyor. Ürün tarafında olduğu kadar ekip tarafında da aynı anlayışı uyguluyoruz. Ekip, çıktıları sürekli ölçümleyerek olası sorunları henüz etki yaratmadan tespit ediyor ve ilgili ekip arkadaşlarımızla birlikte çözüme ulaştırıyoruz. Veri, bizim için hem ürünü geliştiren hem de organizasyonu sağlıklı tutan ortak dil.” Türkiye’nin ilk eczane teknisyeni AI asistanını geliştiriyoruz Önümüzdeki dönemde sağlık sektöründe en büyük dönüşümün yapay zekâ ile yaşanacağını belirten Taha Öz, Ledbim’in bu dönüşümde aktif rol almayı hedeflediğini ifade etti. Öz, “Sağlıkta önümüzdeki dönemin belirleyici gücü yapay zekâ olacak. Müşteri ilişkilerinden tanıya, ürün tüketim alışkanlıklarından günlük sağlık verilerinin işlenmesine kadar AI hayatın her noktasına dokunacak. Bu dönüşümde en kritik mesele veri gizliliği, sağlık verileri son derece hassas ve bu konuyu her zaman önceliğimizin merkezine koyuyoruz. Ledbim olarak buna somut bir cevap üretiyoruz: Türkiye’nin ilk eczane teknisyeni AI asistanını geliştiriyoruz. Ayrıca dijital dönüşüm süreçlerini istedikleri hızda ilerletemeyen paydaşlarımız için bu geçişi kolaylaştıracak AI ürünleri üzerinde çalışıyoruz. Kendimizi bu dönüşümün sahada uygulayıcısı olarak konumlandırıyoruz” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.