SON DAKİKA
Hava Durumu

#Almanya

Ekometre - Almanya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Almanya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Almanya uyardı: Babülmendep’te risk büyüyor Haber

Almanya uyardı: Babülmendep’te risk büyüyor

Hinterseher, petrol ve LNG sevkiyatlarının daha fazla kısıtlanabileceği uyarısında bulundu. Almanya, Yemen’de Husilerin Kızıldeniz’in girişindeki stratejik Babülmendep Boğazı çevresinde artan kontrolüne ilişkin endişesini dile getirdi. Berlin, bölgedeki gelişmelerin uluslararası deniz ticaretinin yanı sıra küresel enerji piyasaları açısından da risk oluşturabileceği uyarısında bulundu. “Son haberler endişe verici” Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Martin Hinterseher, Berlin’de düzenlenen basın toplantısında Yemen ve Kızıldeniz’deki gelişmeleri değerlendirdi. Babülmendep Boğazı başta olmak üzere bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Hinterseher, son gelişmelerin Almanya açısından endişe verici olduğunu söyledi. Hinterseher, bölgede bir liman kentinin ele geçirilmesiyle sonuçlanan gelişmelerin de yakından izlendiğini belirterek, Husilerin haftalardır uluslararası deniz trafiğini kısıtlamaya ve gemileri rehin almaya çalıştığını ifade etti. Husilerin Suudi Arabistan’daki enerji tesislerini de hedef aldığını belirten Hinterseher, Yemen hükümetine yönelik saldırıların son dönemde yoğunlaştığını kaydetti. Berlin’den Yemen hükümetine destek Hinterseher, İran ve Husilerin faaliyetlerini kınadıklarını belirterek, Almanya’nın Yemen’in meşru hükümetini desteklediğini söyledi. Berlin’in açıklaması, Babülmendep çevresindeki askeri hareketliliğin yalnızca Yemen’deki çatışmalar açısından değil, bölgesel güvenlik ve uluslararası ticaret açısından da değerlendirildiğini ortaya koydu. Petrol ve LNG sevkiyatı riske girebilir Babülmendep Boğazı çevresinde Husilerin kontrolünün artmasının enerji piyasaları açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Hinterseher, bölgeden gerçekleştirilen petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatlarının daha fazla kısıtlanabileceği uyarısında bulundu. Böyle bir gelişmenin küresel enerji arzını olumsuz etkileyebileceğini belirten Hinterseher, bölgedeki gelişmelerin enerji piyasaları tarafından yakından izlendiğini ifade etti. Suudi Arabistan’ın petrol üretimine dikkat çekti Hinterseher ayrıca Suudi Arabistan’ın petrol üretimindeki düşüşe dikkat çekti. Riyad’ın OPEC’e, 4 Ağustos itibarıyla günlük petrol üretiminin yaklaşık 6 milyon varile gerilediğini bildirdiğini aktaran Hinterseher, bunun Suudi Arabistan’ın 1990’dan bu yana kaydettiği en düşük üretim seviyesi olduğunu belirtti. Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, bölgedeki gelişmelerin enerji piyasaları üzerindeki olası etkilerinin yakından takip edildiğini vurguladı.

BAE’den Almanya’ya 40 milyar euroluk yatırım hamlesi Haber

BAE’den Almanya’ya 40 milyar euroluk yatırım hamlesi

Berlin’deki temaslarda enerji, yapay zeka, dijital altyapı ve ileri teknoloji alanlarında işbirliğinin güçlendirilmesi kararlaştırıldı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Almanya ile ekonomik ve stratejik ilişkilerini yeni yatırımlarla güçlendirmeye hazırlanıyor. BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan’ın 9-11 Eylül 2026 tarihlerindeki Almanya ziyareti kapsamında, ülkenin Almanya’da 40 milyar euroluk yatırım paketi planladığı açıklandı. Almanya ve BAE liderlerinin ortak açıklamasına göre yatırım paketinin, Almanya’nın sanayi rekabetçiliğini, teknolojik kapasitesini ve uzun vadeli ekonomik büyümesini desteklemesi hedefleniyor. Paketin önemli başlıkları arasında gelişmiş dijital altyapı ve yaklaşık 1 gigavat kapasiteli yeni veri merkezleri bulunuyor. BAE’nin açıklamasına göre 40 milyar euroluk paketin 10 milyar euroluk bölümü Bavyera’daki yatırımlara ayrılacak. Yatırımların sanayi, ileri teknoloji, yapay zeka, dijital altyapı ve enerji gibi stratejik alanlara yönelmesi bekleniyor. Berlin’de stratejik ortaklık yeniden canlandırıldı Ziyaret kapsamında BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier tarafından askeri törenle karşılandı. Al Nahyan, temasları kapsamında Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile de görüştü. İki ülke liderleri, 2004 yılında kurulan Kapsamlı Stratejik Ortaklığı yeniden canlandırmak amacıyla yeni bir Stratejik Diyalog mekanizması oluşturulmasını kararlaştırdı. Yeni mekanizmanın uluslararası ve bölgesel güvenlik, savunma, ticaret ve yatırım, enerji ve iklim, gelişmekte olan teknolojiler, dijitalleşme, ulaşım, çevre, kültür ve eğitim gibi alanlarda işbirliğini koordine etmesi planlanıyor. Almanya-BAE Yatırım Konseyi kuruluyor Ziyaret kapsamında kamu ve özel sektör arasındaki yatırımları güçlendirmek amacıyla Almanya-BAE Yatırım Konseyi kurulmasına yönelik ortak niyet beyanı da imzalandı. Konseyin iki ülke arasındaki yatırımları teşvik eden ve kamu ile özel sektör arasındaki işbirliğini güçlendiren bir platform olarak faaliyet göstermesi planlanıyor. 29 anlaşmanın değeri 9,3 milyar euroyu aştı Ekonomik temasların en dikkat çekici sonuçlarından biri de iki ülke şirketleri arasında imzalanan anlaşmalar oldu. BAE ve Alman şirketleri arasında 29 mutabakat zaptı ve anlaşma imzalanırken, söz konusu anlaşmaların toplam değerinin 9,356 milyar euroyu aştığı açıklandı. Anlaşmalar, iki ülke arasındaki özel sektör işbirliğinin kapsamının genişletilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Enerji ve sanayi alanında Covestro, RWE, ADNOC ve Masdar gibi şirketler arasındaki ortaklıkların da genişletilmesi gündeme geldi. BAE’nin yatırım kuruluşu XRG’nin Alman kimya şirketi Covestro’daki yaklaşık 15 milyar euroluk mevcut yatırımı da iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Enerji ve teknolojide işbirliği genişliyor Yeni yatırım paketinde enerji güvenliğinin yanı sıra ileri teknoloji ve dijital altyapı öne çıkıyor. İki ülke, yapay zeka, veri merkezleri, enerji ve yeni teknolojilerde ortak projelerin geliştirilmesini hedeflerken, Almanya’nın sanayi ve teknoloji kapasitesi ile BAE’nin yatırım gücünün bir araya getirilmesi amaçlanıyor. Bu kapsamda yaklaşık 1 GW kapasiteli yeni nesil veri merkezlerinin kurulması planlanıyor. BAE, Almanya’nın Körfez’deki önemli ticaret ortağı BAE, Almanya’nın Körfez bölgesindeki en önemli ticaret ortağı konumunda bulunuyor. Almanya hükümeti de iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da geliştirilmesini stratejik ortaklığın temel başlıklarından biri olarak değerlendiriyor. Berlin yönetimi, enerji, yatırım, savunma teknolojileri, yapay zeka ve ticaret başta olmak üzere farklı alanlarda BAE ile işbirliğinin derinleştirilmesini destekliyor. Berlin’deki son ziyaretle birlikte iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığın yalnızca mevcut ticaret hacminin artırılmasıyla sınırlı kalmayıp, enerji, teknoloji, dijital altyapı ve yüksek katma değerli sanayiyi kapsayan daha geniş bir yatırım ilişkisine dönüştürülmesi hedefleniyor.

Macaristan 10 Rus diplomatı sınır dışı etti Haber

Macaristan 10 Rus diplomatı sınır dışı etti

Rusya ile Avrupa ülkeleri arasındaki diplomatik gerilim yeniden yükseldi. Almanya’nın Rusya’ya yönelik diplomatik ve kültürel kurumlara ilişkin kararlarının ardından Macaristan da 10 Rus diplomatın ülkeyi terk etmesini istedi. Budapeşte yönetimi, diplomatların faaliyetlerinin Viyana Sözleşmesi kapsamında kabul edilemez olduğunu belirtirken, kararın Macaristan’ın güvenliği ve egemenliğini korumaya yönelik olduğunu açıkladı. Moskova’dan sert karşılık mesajı Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Macaristan’ın kararının Rusya-Macaristan ilişkilerini olumsuz etkileyeceğini söyledi. Peskov, Rusya’nın Macaristan ile ilişkilerini geliştirmeye açık olduğunu belirterek, diplomatik ilişkilerdeki mevcut birikimin zarar görmesini istemediklerini ifade etti. Ancak Peskov, Moskova’nın karara karşılık vereceğini net biçimde ortaya koydu: “Bu eylemler, cevapsız kalmayacak.” Rusya Dışişleri Bakanlığı da Macaristan’ın kararına karşılık verileceğini açıkladı. Bakanlık Sözcüsü Maria Zaharova, Rusya’nın yanıtının “sert ve acı verici” olacağını belirtti. Macaristan: Diplomatların faaliyetleri kabul edilemez Macaristan Dışişleri Bakanı Anita Orbán, 10 Rus diplomatı sınır dışı etme kararının diplomatik ilişkilerin kesilmesi anlamına gelmediğini söyledi. Orbán, Budapeşte’nin Rusya ile gerekli diyaloğu sürdürmeye devam edeceğini, ancak ilişkilerin karşılıklı saygı ve kurallara uyulması temelinde yürütülmesi gerektiğini belirtti. Macaristan hükümeti diplomatların hangi faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Almanya ile Rusya arasında da diplomatik gerilim tırmanıyor Macaristan’ın kararının öncesinde Almanya ile Rusya arasında da karşılıklı diplomatik adımlar atılmıştı. Almanya’nın Bonn’daki Rus Başkonsolosluğu ile Berlin’deki Rus Evi'ne yönelik kararlarının ardından Moskova, Almanya’nın St. Petersburg Başkonsolosluğunun faaliyet iznini geri çekti ve başkonsolosluğun 18 Eylül’e kadar faaliyetlerini sonlandırmasını istedi. Moskova’dan Ukrayna görüşmelerine ilişkin mesaj Peskov, Ukrayna konusunda ABD aracılığıyla yürütülen görüşmelere ilişkin de açıklamalarda bulundu. Henüz üzerinde uzlaşılmış bir yol haritası bulunmadığını belirten Peskov, Rusya, ABD ve Ukrayna arasındaki üçlü müzakerelerin yeniden başlatılması konusunda siyasi iradenin bulunduğunu söyledi. Kremlin Sözcüsü, ABD tarafıyla temasların sürdüğünü ve görüşmelerin yeniden başlatılmasını umduklarını ifade etti. Peskov ayrıca Ukrayna ile esir asker değişimi ve ABD ile tutuklu takasına ilişkin temasların devam ettiğini belirtti. Böylece Macaristan’ın 10 Rus diplomatı sınır dışı etme kararı, Moskova ile Avrupa arasındaki diplomatik gerilimin yeniden tırmandığı bir dönemde yeni bir kriz başlığı olarak öne çıktı.

Demir-çelik ihracatında ağustos atağı Haber

Demir-çelik ihracatında ağustos atağı

Türkiye genelinde Almanya, ADMİB’de ise İtalya ağustosun en büyük pazarı oldu. İlk 10 pazar içinde Türkiye’nin ABD’ye ihracatı yüzde 137, ADMİB’in Estonya’ya ihracatı yüzde 210 arttı. Ağustos ayı ihracat performansını değerlendiren ADMİB Başkanı Rahmi İncetan, “Türkiye demir-çelik sektörü olarak ağustos ayında ihracatımızı artırmayı başardık. Özellikle ADMİB’in çelik ihracatındaki yüzde 48,1’lik artış, firmalarımızın zorlu küresel koşullara rağmen pazarlardaki varlığını koruduğunu gösteriyor. Bu olumlu tablonun sürdürülebilir olması için maliyet ve rekabet koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.” dedi. Türkiye’nin demir ve demir dışı metaller ile çelik sektörlerindeki ihracat performansı ağustos ayında da yükselişini sürdürdü. Türkiye genelinde ağustos ayında demir ve demir dışı metaller ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19,3 artarak 1,3 milyar dolar olurken, çelik ihracatı yüzde 12,2 artışla 1,5 milyar dolara çıktı. Böylece iki sektörün toplam ağustos ihracatı 2,8 milyar doları aştı. ADMİB’in ağustos ayı performansında ise çelik ihracatındaki yükseliş dikkat çekti. Birliğin demir ve demir dışı metaller ihracatı yüzde 12,7 artışla 73 milyon dolar olurken, çelik ihracatı yüzde 48,1 artışla 270 milyon dolara ulaştı. Ocak-ağustos döneminde ADMİB’in demir ve demir dışı metaller ihracatı yüzde 3,7 artışla 549 milyon dolara, çelik ihracatı ise yüzde 19,9 artışla 1,7 milyar dolara yükseldi. ADMİB’in yılın ilk sekiz ayındaki toplam demir ve demir dışı metaller ile çelik ihracatı 2,2 milyar doları aştı. Türkiye genelinde ABD ve Mısır’a ihracatta güçlü artış Türkiye’nin demir-çelik ve demir dışı metaller ihracatında ağustos ayında en büyük pazar Almanya oldu. Almanya’ya 222,4 milyon dolarlık ihracat yapılırken, İtalya 182,1 milyon dolarla ikinci, Birleşik Krallık 163,8 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı. İspanya’ya 162,8 milyon dolar, ABD’ye ise 154,4 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. İlk 10 pazar içinde ihracatını oransal olarak en fazla artıran ülke yüzde 137 ile ABD olurken, Mısır’a ihracat yüzde 134, İspanya’ya yüzde 69, Bulgaristan’a yüzde 56 ve Birleşik Krallık’a yüzde 50 arttı. Ocak-ağustos döneminde de Almanya ilk sıradaki yerini korudu. Bu dönemde Almanya’ya yapılan ihracat 1,73 milyar dolara ulaşırken, İtalya 1,48 milyar dolarla ikinci sırada yer aldı. Romanya 1,2 milyar dolarla üçüncü, Birleşik Krallık 1,09 milyar dolarla dördüncü, Bulgaristan ise 975 milyon dolarla beşinci sırada yer aldı. İlk 10 pazar arasında en yüksek artış yüzde 281 ile Fransa’da kaydedilirken, Almanya’ya ihracat yüzde 260, Polonya’ya yüzde 222 ve Bulgaristan’a yüzde 123 arttı. ADMİB’de ağustosun lideri İtalya, en hızlı artış Estonya’da ADMİB’in ağustos ayı ihracatında İtalya 31,7 milyon dolarla ilk sırada yer alırken, İspanya 24,6 milyon dolarla ikinci, Mısır 23,4 milyon dolarla üçüncü oldu. Romanya’ya 20 milyon dolar, Irak’a ise 17,9 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. İlk 10 pazar içinde en güçlü artış yüzde 210 ile Estonya’da yaşandı. Birleşik Krallık’a ihracat yüzde 170, Romanya’ya yüzde 148, İspanya’ya yüzde 133, Mısır’a yüzde 127 ve İtalya’ya yüzde 123 arttı. Ocak-ağustos döneminde ADMİB’in en büyük pazarı 155,5 milyon dolarla Romanya olurken, Mısır 140,5 milyon dolarla ikinci, İtalya 133,4 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı. Fas’a 115,5 milyon dolar, Almanya’ya ise 113,5 milyon dolarlık ihracat yapıldı. İlk 10 pazar içinde ihracatın en fazla arttığı ülke yüzde 106 ile Birleşik Krallık oldu. Ukrayna’ya ihracat yüzde 67, Libya’ya yüzde 65, Romanya ve Fas’a ihracat yüzde 43 arttı. Ürün bazında Türkiye’de diğer demir-çelik, ADMİB’de boru öne çıktı Türkiye’nin demir-çelik ve demir dışı metaller ihracatında ağustos ayında en fazla ihracat diğer demir-çelik ürün grubunda gerçekleştirildi. Bu gruptan 261,6 milyon dolarlık ihracat yapılırken, demir-çelik çubuk ihracatı 234 milyon dolar, demir-çelik inşaat aksamı ihracatı 230,7 milyon dolar oldu. Demir-çelik yassı sıcak ürünleri 199,6 milyon dolarla dördüncü, demir-çelik boru ihracatı ise 187,2 milyon dolarla beşinci sırada yer aldı. Ocak-ağustos döneminde de sıralamanın ilk üçünde değişiklik yaşanmadı. Diğer demir-çelik ürün grubunda 2,08 milyar dolarlık ihracata ulaşılırken, bunu 1,81 milyar dolarla demir-çelik çubuk ve 1,73 milyar dolarla demir-çelik inşaat aksamı izledi. Demir-çelik yassı sıcak ürünleri 1,38 milyar dolarla dördüncü, alüminyum çubuk ve profiller ise 1,37 milyar dolarla beşinci sırada yer aldı. ADMİB’in ağustos ayındaki demir-çelik ve demir dışı metaller ihracatında en yüksek payı demir-çelik boru ürün grubu aldı. Boru ihracatı 78,1 milyon dolara ulaşırken, demir-çelik yassı sıcak ürünleri 71,8 milyon dolarla ikinci sırada yer aldı. Demir-çelik yassı kaplama ürünleri 34,8 milyon dolar, demir-çelik inşaat aksamı 26 milyon dolar ve diğer demir-çelik ürünleri 20,6 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Sekiz aylık dönemde de boru ihracatı ADMİB’in en önemli ürün grubu olmayı sürdürdü. Ocak-ağustos döneminde demir-çelik boru ihracatı 403,1 milyon dolara ulaşırken, yassı sıcak ürün ihracatı 349,5 milyon dolar, yassı kaplama ürünleri ihracatı 252,3 milyon dolar oldu. İnşaat aksamı 199,2 milyon dolarla dördüncü, diğer demir-çelik ürünleri ise 130,8 milyon dolarla beşinci sırada yer aldı. “Rekabet gücümüzü maliyet yapımızla birlikte ele almalıyız” Ağustos ayı ihracat rakamlarını değerlendiren ADMİB Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi İncetan, küresel rekabetin ihracatçılar üzerindeki maliyet baskısını artırdığını belirterek, destek mekanizmalarının üretim yapısı ve maliyet koşulları dikkate alınarak şekillendirilmesi gerektiğini söyledi. İncetan, şöyle devam etti: “Türkiye demir-çelik sektörü olarak ağustos ayında ihracatımızı artırmayı başardık. Özellikle ADMİB’in çelik ihracatındaki yüzde 48,1’lik artış, firmalarımızın zorlu koşullara rağmen pazarlardaki varlığını koruduğunu gösteriyor. Ancak bu artışın sürdürülebilir olması için maliyet ve rekabet koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Çin ile fiyat rekabetinde ciddi zorluklar yaşarken, bazı ürün gruplarında Avrupa’daki rakiplerimize karşı maliyet avantajımızı kaybettik. Maliyet artışlarını fiyatlara tam olarak yansıtamadığımız için de kâr marjlarımız baskı altında. Bu nedenle ihracat desteklerinin enerji, işçilik, finansman ve lojistik gibi temel maliyet unsurlarının dikkate alınarak tasarlanması büyük önem taşıyor. Döviz dönüşüm desteğinin devamına ilişkin yaklaşımı olumlu buluyoruz. Demir-çelik ve demir dışı metaller sektörlerinin de yeni düzenlemelerde güçlü şekilde desteklenmesini bekliyoruz. Rekabet gücümüzü korumak için mevcut pazarları güçlendirirken, yeni pazarlara yönelecek ve daha yüksek katma değerli ürünlere odaklanacağız.”

Mobilya ihracatında Avrupa atağı: Fransa pazarı öne çıktı Haber

Mobilya ihracatında Avrupa atağı: Fransa pazarı öne çıktı

Genel tabloda sınırlı daralma yaşanırken Fransa, Fas, Birleşik Krallık ve ABD gibi önemli pazarlardaki artışlar dikkat çekti. Fransa'ya ihracat Türkiye genelinde yüzde 27, AKAMİB bölgesinde ise yüzde 272,6 yükseldi. Sektör temsilcileri, artan maliyetler karşısında ihracatçının fiyat rekabetini koruyabilmesi için desteklerin güçlendirilmesini istiyor. Türkiye mobilya, kâğıt ve orman ürünleri sektörü ağustos ayında ihracatta sınırlı bir gerileme yaşarken, bazı önemli pazarlardaki güçlü büyüme dikkat çekti. Sektörün toplam ihracatı ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,1 azalarak 648 milyon 507 bin dolar oldu. Aynı dönemde Akdeniz Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği'nin (AKAMİB) ihracatı yüzde 11,3 gerileyerek 73 milyon 832 bin dolar olarak gerçekleşti. Ocak-ağustos döneminde Türkiye geneli sektör ihracatı yüzde 0,8 düşüşle 5 milyar 121 milyon dolara inerken, AKAMİB'in ihracatı yüzde 14,3 azalarak 540 milyon 473 bin dolara geriledi. Toplam ihracattaki sınırlı daralmaya karşın ülke bazındaki sonuçlar, sektörün farklı pazarlarda birbirinden oldukça farklı bir performans sergilediğini ortaya koydu. Özellikle Fransa'daki yükseliş, ihracat açısından öne çıkan gelişmelerden biri oldu. Fransa'da dikkat çeken yükseliş Türkiye genelinde ağustos ayında sektörün en fazla ihracat yaptığı ülkeler Irak, ABD, Birleşik Krallık, Fas ve Fransa oldu. İlk 10 pazar arasında en yüksek artış yüzde 27 ile Fransa'da gerçekleşti. Fransa'yı yüzde 21,7'lik artışla Fas, yüzde 13,9 ile Birleşik Krallık ve yüzde 10,6 ile ABD izledi. AKAMİB'in ağustos ayı ihracatında ise Irak ilk sıradaki yerini korudu. Fransa, Suriye, Romanya ve Çin de Birliğin en fazla ihracat gerçekleştirdiği pazarlar arasında yer aldı. AKAMİB açısından en dikkat çekici gelişme yine Fransa'da yaşandı. Birliğin Fransa'ya ihracatı ağustosta yüzde 272,6 arttı. Fas'a ihracat yüzde 30,1, Suriye ve ABD'ye ihracat ise yüzde 16 yükseldi. Sekiz aylık tabloda da Fransa öne çıkıyor Fransa'daki hareketlilik yalnızca ağustos ayıyla sınırlı kalmadı. Ocak-ağustos döneminde Türkiye'nin sektör ihracatında ilk 10 pazar arasında en güçlü artışlardan biri Fransa'da kaydedildi. Bu dönemde Fransa'ya ihracat yüzde 18,5 arttı. Bulgaristan'a ihracat da yüzde 13,1 yükseldi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) yapılan ihracat ise yüzde 17,6 artışla 86,3 milyon dolara ulaştı. Türkiye'nin sekiz aylık sektör ihracatında Irak, 620,7 milyon dolarla liderliğini sürdürdü. Irak'ın ardından Birleşik Krallık, ABD, Fas ve Libya geldi. AKAMİB'in ocak-ağustos dönemindeki ihracatında da Irak ilk sırada yer alırken Suriye, Fransa, Almanya ve Romanya öne çıkan diğer pazarlar oldu. Bu dönemde en yüksek artış İran pazarında gerçekleşti. İran'a ihracat yüzde 135,6 yükselirken Fransa'ya ihracat yüzde 72,3, Suriye'ye ihracat yüzde 28,4 ve KKTC'ye ihracat yüzde 7,3 arttı. İhracatçı büyümeden önce rekabet gücünü korumak istiyor Sektörün ihracat rakamları, pazar çeşitliliğinin önemini ortaya koyarken üretim maliyetlerindeki artış da ihracatçıların gündemindeki temel sorunlardan biri olmaya devam ediyor. Mobilya üretiminin önemli ölçüde nitelikli insan emeğine dayanması nedeniyle işçilik maliyetleri sektörün toplam maliyet yapısında önemli bir paya sahip. Enerji, hammadde, lojistik ve finansman giderlerindeki artışlar da eklendiğinde ihracatçının uluslararası pazarlarda fiyat rekabetini koruması zorlaşıyor. AKAMİB Başkanı Adem Derinel, ağustos ayı ihracat sonuçlarını değerlendirirken, bazı pazarlardaki güçlü artışların sektörün yeni fırsatları değerlendirme kapasitesini gösterdiğini belirtti. Derinel, Fransa, Fas, Birleşik Krallık ve ABD gibi pazarlarda elde edilen kazanımların önemine dikkat çekerek, bu ivmenin kalıcı hale gelmesi için ihracatçının maliyet yapısını dikkate alan destek mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu ifade etti. “Fiyat rekabetinde elimizi güçlendirecek desteklere ihtiyaç var” Adem Derinel, küresel pazarlarda rekabetin artık yalnızca kalite ve tasarım üzerinden şekillenmediğini, fiyat unsurunun da giderek daha belirleyici hale geldiğini vurguladı. Derinel, döviz dönüşüm desteğinin ihracatçının finansal yapısını güçlendiren önemli araçlardan biri olduğunu belirterek, destek mekanizmalarının sektörlerin üretim ve maliyet yapıları dikkate alınarak kurgulanması gerektiğini söyledi. Mobilya sektörünün yüksek istihdam sağlayan ve emek yoğun üretim yapan bir yapıya sahip olduğunu belirten Derinel, sektörün daha yüksek oranlarda desteklenmesinin uluslararası fiyat rekabetinde ihracatçının elini güçlendireceğini ifade etti. Yeni pazarlar için maliyet baskısının azaltılması gerekiyor Sektörün önündeki temel sorunlardan biri, artan maliyetlerin ürün fiyatlarına aynı ölçüde yansıtılamaması. İhracatçı, bir yandan mevcut pazarlardaki konumunu korumaya çalışırken diğer yandan yeni pazarlara ulaşabilmek için maliyet avantajını korumak zorunda. Bu nedenle sektör temsilcileri; finansmana erişimin kolaylaştırılması, üretim maliyetlerinin azaltılması ve katma değerli üretimin teşvik edilmesine yönelik desteklerin güçlendirilmesini bekliyor. Ağustos verileri, Türk mobilya sektörünün genel ihracatında henüz güçlü bir büyüme ivmesinin oluşmadığını gösterirken, Fransa başta olmak üzere bazı pazarlardaki yüksek oranlı artışlar yeni ihracat fırsatlarının bulunduğuna işaret ediyor. Sektör açısından önümüzdeki dönemin belirleyici unsuru ise bu pazar kazanımlarının ne ölçüde kalıcı hale getirilebileceği olacak. Bunun için ihracatçının yalnızca yeni talep alanlarına ulaşması değil, aynı zamanda artan üretim ve finansman maliyetleri karşısında rekabet gücünü koruyabilmesi gerekiyor.

Otomotiv ihracatı Ağustosta 2,8 milyar dolar Haber

Otomotiv ihracatı Ağustosta 2,8 milyar dolar

Türkiye ihracatında birinci sıradaki yerini koruyan endüstrinin toplam ihracattan aldığı pay ise yüzde 11,9 oldu. Yılın ilk sekiz ayında otomotiv endüstrisi ihracatı ise 27,2 milyar dolar barajını aştı. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, “Euro/TL kur artışı enflasyona göre çok geride kalıyor, satışımız döviz ile ama giderlerimizin önemli bir kısmı TL bazında ve uzun süredir artarak devam eden €/TL ile enflasyon arasındaki fark tüm ihracatçıları olumsuz etkiliyor” dedi. Ağustos ayında en büyük ürün grubu olan Tedarik Endüstrisi ihracatı 1 milyar 208 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yılın ocak-ağustos döneminde ise tedarik endüstrisi ihracatı 10 milyar 677 milyon dolara ulaştı ve toplam otomotiv ihracatından yüzde 39,2 pay aldı. Ağustos ayında Binek Otomobiller ihracatı 626 milyon dolar, Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlar ihracatı 521 milyon dolar, Otobüs-Minibüs-Midibüs ihracatı 189 milyon dolar ve Çekiciler ihracatı 184 milyon dolar oldu. Tedarik Endüstrisinde en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu. Almanya liderliğini korudu Geçen ay Almanya, 489 milyon dolarlık ihracat rakamı ile en fazla ihracat yapılan ülke konumunu sürdürdü. Birleşik Krallık, 305 milyon dolarlık ihracat ile ikinci büyük pazar oldu. Üçüncü büyük pazar Fransa’ya yönelik ihracat ise 288 milyon dolar olarak gerçekleşti. AB Ülkelerinin payı yüzde 70 Ağustos ayında Avrupa Birliği Ülkeleri yüzde 70 pay ile Ülke Grubunda ilk sıradaki yerini korudu. AB Ülkelerine ihracat ise 1 milyar 942 milyon dolar oldu. Diğer Avrupa Ülkeleri yüzde 13 pay ile ülke grupları arasında ikinci sırada yer aldı. Yılın ilk sekiz ayı bütününde ise AB ülkeleri yüzde 74 pay ve 20 milyar 60 milyon dolar ihracat ile en önemli pazar konumunu sürdürdü.

EİB'den Ağustos ayında 1 milyar 605 milyon dolarlık ihracat Haber

EİB'den Ağustos ayında 1 milyar 605 milyon dolarlık ihracat

Türkiye’nin ihracatı ise Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 8 artışla 23 milyar 466 milyon dolar oldu. EİB’nin 2026 yılının Ocak-Ağustos döneminde ihracatı yüzde 5 artışla 12 milyar 784 milyon dolar olurken son bir yıllık dönemde ihracatı ise yüzde 4 artışla 19 milyar 129 milyon dolar olarak gerçekleşti. Sanayi ihracatı Ağustos ayında yüzde 1 artışla 824 milyon dolar, tarım ihracatı yüzde 6 artışla 632 milyon dolar, madencilik ihracatı ise yüzde 38 artışla 148 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği 206 milyon dolarlık ihracatla zirvedeki yerini korudu. Ege Maden İhracatçıları Birliği yüzde 38 artışla 148 milyon dolarlık ve Ege Tütün İhracatçıları Birliği yüzde 38 artışla 121 milyon dolarlık döviz getirerek Ağustos ayında ihracatını en fazla artıran Birlikler oldu. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği yüzde 11 artışla 175 milyon dolarlık ihracatla Ağustos ayını geride bıraktı. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği yüzde 13 artışla 112 milyon dolarlık, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Ağustos ayında yüzde 3 artışla 104 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği yüzde 3 artışla 97 milyon dolar, Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 60 milyon dolar ihracatı kayda aldı. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 57 milyon dolar, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği yüzde 7 artışla 35 milyon dolar ihracat yaptı. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği 16 milyon dolar, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği 14 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdı. 185 ülke ve gümrüklü bölgeye ihracat yaptık Ağustos ayında 185 ülke ve gümrüklü bölgeye ihracat yapıldığını, 87 ülkeye ihracatın artırıldığını aktaran Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, “Almanya, ABD ve İspanya en büyük ihraç pazarlarımız olmayı sürdürdü. Avrupa Birliği'ne ihracatımız yüzde 6 artışla 764 milyon dolara yükselirken, toplam ihracatta AB’nin payı yüzde 53’e ulaştı. Son bir yıllık ihracatımızda ilk kez 19 milyar dolar barajını aşarak 19 milyar 129 milyon dolara ulaştık. Ağustos ayındaki yüzde 4’lük ihracat artışı potansiyelimizi yansıtmıyor. İhracatımızın ekonomik büyümeye güçlü katkı verebilmesi için çift haneli büyüme rakamlarına ulaşmamız gerekiyor.” dedi. İhracatçıların yüksek faiz, enflasyon ve döviz kuru üçgeninde rekabetçiliklerini korumakta zorlandıklarını vurgulayan Öztürk, “Enflasyon yüzde 30’un üzerinde direncini korurken yüksek faizler yatırımcının hareket alanını daraltıyor, döviz kurlarındaki artış ise enflasyonun gerisinde kalıyor. Sağlıklı ve sürdürülebilir bir ekonomi için büyümenin sanayi ve ihracat destekli olması gerekiyor.” diye konuştu. “İhracatçının finansmana erişimi güçlendirilmeli” İhracatçının uygun maliyetli finansmana erişiminin kritik hale geldiğine dikkati çeken Öztürk sözlerini şöyle tamamladı: “Yüksek faiz-düşük kur sarmalından çıkmamız gerekiyor. Üretimin katma değere ve ihracat gelirine dönüşmesi için ihracatçılarımız uygun finansman modelleriyle desteklenmeli. Üreticimizin emeğinin karşılığını alması, sanayimizin çarklarının dönmesi, istihdamın korunması ve toplumun refahının artması için ihracatımızın yolculuğundaki taşları hep birlikte temizlemeliyiz.”

AB'de dış politika için kritik çağrı Haber

AB'de dış politika için kritik çağrı

Avrupa Birliği'nde dış politika kararlarının alınma biçimine ilişkin reform tartışmaları yeniden gündeme geldi. Almanya, Fransa ve İspanya'nın da aralarında bulunduğu 11 üye ülke, oybirliği kuralının ve veto mekanizmasının ortak hareket kabiliyetini sınırlandırdığı gerekçesiyle karar alma sisteminde değişiklik yapılması çağrısında bulundu. Euronews'in haberine göre Almanya, Fransa, İspanya, Avusturya, Danimarka, Belçika, Finlandiya, Lüksemburg, Hollanda, Romanya ve İsveç tarafından imzalanan ortak mektup, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'a gönderildi. "Meşruiyetimiz var ama gücümüz olmamalı" Mektupta, AB'nin uzlaşı kültürünün Birliğin meşruiyetinin temel unsurlarından biri olduğu vurgulanarak, mümkün olan her durumda uzlaşma arayışının sürdürülmesi gerektiği belirtildi. Ancak uzlaşının ortak hareket etmeyi engelleyen bir mekanizmaya dönüşmemesi gerektiğine dikkat çekilen mektupta, aksi durumda Birliğin meşruiyete sahip olmakla birlikte siyasi gücünü kullanamayacağı ifade edildi. 11 ülke, özellikle dış politika alanında kararların tek bir üye ülkenin vetosuyla bloke edilmesinin AB'nin uluslararası gelişmelere hızlı ve etkili biçimde yanıt verme kapasitesini zayıflattığı görüşünü ortaya koydu. Dış politikada "yapıcı çekimserlik" önerisi Ortak mektupta, AB'nin karşı karşıya olduğu jeopolitik ortamın önemli ölçüde değiştiği belirtildi. Stratejik rekabetin, artan istikrarsızlığın ve kurallara dayalı uluslararası düzeni zayıflatmaya yönelik girişimlerin Birliğin dış eylemlerini daha karmaşık hale getirdiği ifade edildi. Bu koşullarda AB'nin kendi çıkarlarını savunabilmesinin, sahip olduğu siyasi, ekonomik ve diplomatik ağırlığı kolektif olarak ne kadar hızlı ve etkili biçimde kullanabildiğine bağlı olduğu kaydedildi. Bu nedenle 11 ülke, dış politika kararlarında "yapıcı çekimserlik" uygulamasının daha fazla kullanılmasını önerdi. Ayrıca üye ülkelerin karşılıklı dayanışma ilkesine bağlı kalması, dış politika kararlarının başka ve ilgisiz meselelerle ilişkilendirilmemesi ve oybirliği şartının yerine nitelikli çoğunluk sistemine geçiş için farklı seçeneklerin değerlendirilmesi istendi. AB'nin karar alma sistemi tartışılıyor Dış politika kararlarında reform yapılması gerektiği yönündeki görüş, bazı AB ülkelerinde giderek daha fazla destek buluyor. Eleştirilerin merkezinde, Birliğin dış politika yapısının karmaşık olması ve mevcut karar alma mekanizmalarının değişen jeopolitik koşullara yeterince hızlı uyum sağlayamaması bulunuyor. Bu tartışmalar kapsamında haziran ayında Almanya ve Fransa'nın öncülük ettiği üç farklı seçeneği içeren bir belge basına yansımıştı. Söz konusu seçeneklerden ikisinin AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği makamının rolünü zayıflatacağı, birinin ise makamın etkisini artıracağı belirtilmişti. Reform önerileri dışişleri bakanlarının gündeminde AB'nin dış politika karar alma mekanizmasına ilişkin reform önerilerinin, yarın yapılması beklenen gayriresmi AB Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda ele alınması bekleniyor. Toplantıda özellikle oybirliği kuralının yarattığı sınırlamalar, yapıcı çekimserliğin kapsamının genişletilmesi ve dış politika alanında nitelikli çoğunluk sistemine geçiş seçeneklerinin değerlendirilmesi bekleniyor.

Almanya’da istihdam alarmı Haber

Almanya’da istihdam alarmı

Uzmanlar, işsizliğin artışında mevsimsel etkilerin yanı sıra ekonomik aktivitedeki zayıflığın da belirleyici olduğunu değerlendiriyor. Almanya ekonomisinden son dönemde gelen toparlanma sinyallerine karşın iş gücü piyasasındaki durgunluk ağustos ayında da devam etti. Ülkede işsiz sayısı 3 milyon sınırının üzerinde kalırken, işsizlik oranı da yükseldi. Almanya Federal İş Ajansı'nın (BA) açıkladığı verilere göre işsiz sayısı ağustosta bir önceki aya kıyasla 54 bin kişi artarak 3 milyon 61 bine ulaştı. İşsiz sayısı geçen yılın aynı ayına göre de 36 bin kişi arttı. İşsizlik oranı ise temmuzdaki yüzde 6,4 seviyesinden ağustosta yüzde 6,5’e yükseldi. İş gücü piyasasında hareketlilik sınırlı Federal İş Ajansı Başkanı Andrea Nahles, ağustos verilerini değerlendirirken iş gücü piyasasında son aylarda görülen zayıf görünümün devam ettiğine dikkat çekti. Nahles, iş gücü piyasasının ağustosta geleneksel mevsimsel etkilerin ötesinde kayda değer bir dinamizm ortaya koymadığını belirtti. Bu tablo, Almanya ekonomisinde büyüme tarafında ortaya çıkan olumlu sinyallerin henüz istihdam piyasasına güçlü biçimde yansımadığını gösteriyor. İşsizlikte 3 milyon eşiği ikinci ayda da aşıldı Almanya’da işsiz sayısı yaz tatili döneminin başlamasıyla birlikte temmuz ayında nisan ayından bu yana ilk kez 3 milyon seviyesinin üzerine çıkmıştı. Ağustosta da bu seviyenin üzerinde kalınması, iş gücü piyasasındaki zayıflığın yalnızca tek aylık mevsimsel bir hareket olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. İşsiz sayısındaki aylık artışın yanı sıra yıllık bazda da yükseliş görülmesi, ekonomik aktivitedeki zayıflığın istihdam üzerindeki etkisinin devam ettiğine işaret ediyor. Mevsimsellik tek başına açıklamıyor Almanya’da yaz aylarında işsizlikte belirli ölçüde artış yaşanması olağan kabul ediliyor. Ancak uzmanlar, temmuzdan itibaren görülen yükselişin yalnızca mevsimsel faktörlerle açıklanamayacağına dikkat çekiyor. Ekonomideki dönemsel zayıflık ve şirketlerin istihdam konusunda temkinli davranması, iş gücü piyasasındaki durgunluğun diğer önemli unsurları arasında gösteriliyor. Bu nedenle önümüzdeki aylarda istihdam verilerinin seyri, Almanya ekonomisindeki toparlanmanın ne kadar güçlü ve kalıcı olduğunun önemli göstergelerinden biri olacak. Büyüme sinyalleri istihdamı destekleyecek mi? Almanya ekonomisinde son dönemde daha olumlu büyüme sinyalleri görülmeye başlanması, iş gücü piyasası açısından da beklentileri destekliyor. Ancak ekonomik büyümenin istihdama yansıması genellikle gecikmeli gerçekleşebiliyor. Şirketlerin üretim ve sipariş görünümüne ilişkin güveninin güçlenmesi halinde yeni istihdam yaratma eğiliminin de önümüzdeki dönemde artabileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle Almanya açısından kritik soru yalnızca ekonominin yeniden büyümeye başlaması değil, bu büyümenin yeni istihdam yaratıp yaratamayacağı olacak. Avrupa ekonomisi için kritik gösterge Almanya, Avrupa'nın en büyük ekonomisi olması nedeniyle iş gücü piyasasındaki gelişmeler yalnızca ülke ekonomisi açısından değil, Avro Bölgesi'nin genel görünümü açısından da önem taşıyor. İşsizliğin yüksek seviyelerde kalması iç talep ve tüketici güveni üzerinde baskı yaratabilirken, istihdam piyasasındaki toparlanmanın hızlanması ekonomik büyümenin daha geniş bir tabana yayılmasına katkı sağlayabilir. Ağustos verileri ise Almanya ekonomisinin toparlanma sürecine girdiğine ilişkin olumlu sinyallerin henüz iş gücü piyasasında belirgin bir karşılık bulmadığını ortaya koyuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.