SON DAKİKA
Hava Durumu

#Almanya

Ekometre - Almanya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Almanya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yıldız Demir Çelik küresel arenadaki yerini güçlendirdi Haber

Yıldız Demir Çelik küresel arenadaki yerini güçlendirdi

Sektörün küresel ölçekte en önemli ticaret fuarlarından biri olan Tube & Wire, bu yıl 13–17 Nisan tarihleri arasında Almanya’nın Düsseldorf şehrinde düzenlendi. Yıldızlar Yatırım Holding iştiraki Yıldız Demir Çelik, fuarda EPD belgeli (Environmental Product Declaration-Çevresel Ürün Beyanı) asitlenmiş, soğuk haddelenmiş, galvanizli ve boyalı ürün gruplarını sektör profesyonelleriyle buluşturarak uluslararası iş birliklerini geliştirmeye yönelik önemli temaslarda bulundu. Şirket, fuarda Çelik Servis Merkezi, akredite laboratuvar ve dijital hizmetlerle desteklenen yaklaşımını paydaşlarının bilgisine sundu. Bu bütünsel yapı, uçtan uca müşteri deneyimi odağında kurgulanıyor. Türkiye’de sektöründe ilk ve tek olan müşteri deneyimi organizasyonuyla şirket; üretimden satışa, teknik hizmetlerden lojistiğe uzanan tüm süreçleri aynı anlayışla yönetiyor. Bu yaklaşımı kesintisiz bir değer zinciri olarak ele alan şirket, uluslararası pazarlarda güvenilir ve uzun vadeli bir iş ortağı olma hedefinin altının çizdi. “Müşteri deneyimini iş yapış biçimimizin merkezine alıyoruz” Müşteri deneyimini yalnızca bir destek fonksiyonu değil, tüm operasyonların merkezinde konumlanan stratejik bir yaklaşım olarak ele aldıklarını belirten Yıldız Demir Çelik Genel Müdürü Selçuk Yılmaz, “Bugün müşteri deneyimi; üretimden satışa, Müşteri Teknik Hizmetler’den lojistiğe, kalite ve bakım ekiplerinden pazarlama, insan kaynakları, finans ve satın almaya kadar tüm temas noktalarında belirleyici bir rol oynuyor. Biz de süreçlerimizi bu anlayışla, uçtan uca ve kesintisiz bir yapı içinde yönetiyoruz. Tube & Wire Fuarı’nda bu yaklaşımımızı iş ortaklarımızla buluşturarak, uzun vadeli iş birliklerimizi daha da güçlendirme fırsatı bulduk. Bu fuar, yalnızca ürünlerimizi tanıttığımız bir platform değil; aynı zamanda çalışma biçimimizi ve önceliklerimizi ortaya koyduğumuz önemli bir buluşma noktası oldu. Sürdürülebilirlik ve şeffaflık beklentilerinin giderek arttığı bir dönemde, EPD belgeli ürünlerimiz çevresel performans kriterleri açısından uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzü destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Yıldız Demir Çelik olarak önümüzdeki dönemde de ‘Her adımda sorumlu üretim, her adımda önce insan ve her adımda gelecek’ yaklaşımıyla uzun vadeli değer yaratmaya ve güvenilir bir iş ortağı olmayı sürdüreceğiz” dedi.

Avrupa MB yetkilileri mali kriz riskine karşı uyardı Haber

Avrupa MB yetkilileri mali kriz riskine karşı uyardı

Avrupa Birliği yetkilileri, İran savaşı sonrası yükselen enerji fiyatlarının mali krize dönüşmemesi için üye ülkelere uyarılarda bulundu. Avrupa Komisyonu’nun üye devletlerle yaptığı görüşmelerde, enerji sübvansiyonları, vergi indirimleri ve fiyat tavanlarının kapsam ve süre açısından sınırlı tutulması gerektiği ifade edildi. AB Enerji Komiseri Dan Jorgensen, Financial Times’a yaptığı açıklamada, “Ekonominin bir sektöründe yaşananlar tüm topluma yayılabilir” diyerek koordineli ve temkinli adımlar atılması gerektiğini söyledi. ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ardından Avrupa’da petrol ve doğalgaz fiyatlarının yüzde 60 yükseldiği, dizel ve jet yakıtı arzına ilişkin endişelerin arttığı belirtildi. ECB’den “ölçülü adım” çağrısı Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, geniş kapsamlı ve açık uçlu desteklerin talebi aşırı artırarak enflasyonu tetikleyebileceği uyarısında bulundu. Lagarde, politika yapıcıları “geçici, hedefli ve ölçülü” önlemler almaya çağırdı. AB Ekonomi Komiseri Valdis Dombrovskis ise yalnızca kısa vadeli acil adımların atılması gerektiğini, aşırı kamu harcamalarının ciddi mali sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. AB genelinde vergi tartışması Öte yandan Almanya, İspanya, İtalya, Portekiz ve Avusturya’nın maliye bakanları, Avrupa Komisyonu’ndan enerji şirketlerine yönelik AB genelinde “beklenmedik kâr vergisi” uygulanmasını talep etti. Polonya’nın ise yakıt üzerindeki KDV ve özel tüketim vergilerini düşürerek aylık yaklaşık 370 milyon euro tutarında vergi gelirinden vazgeçtiği aktarıldı.

Otomotiv Endüstrisinin mart ayı ihracatı 3,3 milyar dolar oldu Haber

Otomotiv Endüstrisinin mart ayı ihracatı 3,3 milyar dolar oldu

OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik: “Otomotiv endüstrisi olarak martta yaşadığımız kısmi daralmaya rağmen ülke ihracatındaki liderliğimizi ve stratejik önemimizi korumaya devam ediyoruz. Binek otomobillerdeki düşüşe karşılık Otobüs ve Minibüs grubundaki yüzde 10’luk artış, ürün çeşitliliğimizin küresel pazardaki rekabet gücünü ve esnekliğini bir kez daha kanıtladı. Bu yıl sonundaki sürdürülebilir ihracat hedeflerimize kararlılıkla ilerliyoruz.” Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, Türkiye ihracatının lideri otomotiv endüstrisinin mart ayı ihracatı yüzde 6,3 düşüşe rağmen Türkiye ihracatında birinci sıradaki yerini korudu. Geçen ay 3 milyar 293 milyon dolarlık ihracata imza atan sektörün ülke ihracatından aldığı pay da %16,9 oldu. Mart ayında Binek otomobiller ihracatı %20 azalırken, Otobüs minibüs midibüs ihracatı %10 arttı. İspanya’ya %23, Slovenya’ya %16, Polonya’ya %20 ihracat düşüşü dikkat çekti. Yılın ilk üç ayında otomotiv endüstrisi ihracatı %4,3 artmış ve 9 milyar 896 milyon USD olarak gerçekleşti. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, “Otomotiv endüstrisi olarak martta yaşadığımız kısmi daralmaya rağmen ülke ihracatındaki liderliğimizi ve stratejik önemimizi korumaya devam ediyoruz. Binek otomobillerdeki düşüşe karşılık Otobüs ve Minibüs grubundaki yüzde 10’luk artış, ürün çeşitliliğimizin küresel pazardaki rekabet gücünü ve esnekliğini bir kez daha kanıtladı. Bu yıl sonundaki sürdürülebilir ihracat hedeflerimize kararlılıkla ilerliyoruz” dedi. Tedarik endüstrisi 1,3 milyar dolar oldu Martta en büyük ürün grubu olan Tedarik Endüstrisi ihracatı geçen senenin aynı dönemine göre hemen hemen aynı kalarak 1 milyar 318 milyon USD oldu. Binek Otomobiller ihracatı %20 azalarak 909 milyon USD, Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlar ihracatı %3,5 düşüşle 553 milyon USD, Otobüs-minibüs-midibüs ihracatı %10 artışla 293 milyon USD ve Çekiciler ihracatı da %5 artışla 178 milyon USD olarak gerçekleşti. Tedarik Endüstrisinde en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu ve bu ülkeye ihracat %2 arttı. Önemli pazarlardan İtalya’ya %25, Birleşik Krallık’a %13, Hollanda’ya %25 ve Slovenya’ya %71 ihracat artışı yaşandı. Buna karşılık Romanya’ya %20, İspanya’ya %18 ihracat düşüşü oldu. Martta Binek otomobillerde en fazla ihracat yapılan ülke olan Fransa’ya ihracat %18 azaldı. İspanya’ya %30, Slovenya’ya %19, Birleşik Krallık’a %21, Polonya’ya %49, Belçika’ya %32 ihracat düşüşü, Fas’a %100, Mısır’a %50 ihracat artışı yaşandı. Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlarda ise Birleşik Krallık’a %1, Fransa’ya %51, Avustralya’ya %134 ihracat artışı, Almanya’ya %12, Slovenya’ya %32, İtalya’ya %25, İspanya’ya %45 ihracat düşüşü kaydedildi. Otobüs Minibüs Midibüs ürün grubunda Fransa’ya %14, Almanya’ya %29, Birleşik Krallığa %48 ihracat düşüşü yaşanırken, İtalya’ya %56, Romanya’ya %204, İspanya’ya %200, Çekya’ya %143 ihracat artışı kaydedildi. Çekicilerde ise Almanya’ya %35, Birleşik Krallık’a %14 ihracat düşüşü, Fransa, İtalya ve Polonya’ya üç haneli artışlar yaşandı. Almanya’ya ihracatta yüzde 6 düşüş Martta en fazla ihracat yapılan ülke olan Almanya yüzde 6 düşüşle 525 milyon USD’lik ihracat yapıldı. İkinci büyük Pazar Fransa’ya yüzde 1 düşüşle 456 milyon USD’lik ihracat yapılırken, İtalya’ya yönelik ihracatımız ise %8 artışla 306 milyon USD oldu. Önemli pazarlardan İspanya’ya %23, Slovenya’ya %16, Belçika’ya %13, Polonya’ya %20 ihracat düşüşü yaşanırken, Fas ve Çekya’ya %36, Avustralya ve Sırbistan’a %23, İsveç’e %29 ihracat artışı oldu. AB ülkelerine ihracatta yüzde 6 azalış oldu Martta yüzde 74’lük pay ile en büyük pazar olarak Avrupa Birliği ülkelerine yüzde 6 azalışla 2 milyar 440 milyon USD ihracat yapıldı. Diğer Avrupa Ülkeleri %10,8 pay ile ülke grupları arasında ikinci sırada yer aldı. Mart ayında Orta Doğu Ülkeleri’ne %63 ihracat düşüşü yaşanırken, Okyanusya Ülkelerine ihracat %33 arttı.

Küresel piyasalarda savaşın faturası 14 trilyon dolar Haber

Küresel piyasalarda savaşın faturası 14 trilyon dolar

Orta Doğu’da bir ayı geride bırakan askeri gerilim, küresel hisse senedi piyasalarında yaklaşık 14 trilyon dolarlık değer kaybına yol açarken, borsaların toplam piyasa değeri 157,5 trilyon dolardan 143,5 trilyon dolara geriledi. ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı saldırılar ve ardından Tahran yönetiminin misillemeleri sonrası bölgesel bir gerginliğe dönüşen çatışmalar 1 ayı geride bıraktı. ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan Orta Doğu'daki gerilimlerde ilk ay geride kalırken çatışmaların piyasalarda oluşturduğu tahribat dikkat çekici boyutlara ulaştı. Savaşın başladığı 28 Şubat'tan itibaren geçen bir ayda, küresel borsaların 157,5 trilyon dolar olan toplam piyasa değeri 30 Mart itibarıyla 143,5 trilyon dolara indi. Bu dönemde piyasalardaki değer kaybı yaklaşık 14 trilyon dolar olarak hesaplandı. Söz konusu kayıp, Almanya, Japonya, İngiltere ve Fransa gibi birçok gelişmiş ülkenin yıllık Gayri Safi Yurt İçi Hasılasını (GSYH) geride bıraktı. En fazla Güney Kore borsası geriledi Bu dönemde Amerika, Avrupa ve Asya'daki en çok takip edilen ülke endekslerinin tamamı negatif seyrederken, en fazla gerileyen borsa yüzde 16,8 ile Güney Kore'de Kospi endeksi oldu. Analistler, Temmuz 2025’ten bu yana yükseliş trendinde olan Kospi endeksindeki geri çekilmelerde, dünya genelinde artan risk algısına ek olarak yatırımcıların kar realizasyonu isteğinin de etkili olduğunu belirtti. Bu endeksi, yüzde 12 kayıpla Japonya'da Nikkei 225, yüzde 10,7 düşüşle Almanya'da DAX 40 endeksi, yüzde 9,4 azalışla Fransa'da CAC 40 endeksi, yüzde 7,6 değer kaybıyla İspanya'da IBEX 35 endeksi, yüzde 7,2 geri çekilmeyle İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi ve FTSE 100 endeksi izledi. Bu dönemde Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 6, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 7,4 geriledi. ABD'de New York borsasında da büyük kayıplar görüldü. Savaşın başından beri S&P 500 endeksi yüzde 7,7, Nasdaq endeksi yüzde 8,2 ve Dow Jones endeksi yüzde 7,6 değer kaybetti. Söz konusu gelişmelerle piyasalarda "korku endeksi" olarak bilinen ve S&P 500'deki dalgalanmayı gösteren VIX Endeksi, bu periyotta yaklaşık yüzde 46'lık artışla 31,3 seviyesine çıktı. Merkez Bankalarına yönelik "Şahinleşen" beklentiler tahvil piyasalarını sarstı Savaş süresinde ABD ve İran tarafından savaşın seyrine ilişkin gelen çelişkili mesajlar, piyasalarda risk algısının yüksek kalmasına neden oldu. Gelişmelere ilişkin olumlu ve olumsuz haberler piyasalarda dalgalanmaları beraberinde getirirken, petrol fiyatlarındaki artışın devam etmesi, küresel çapta enflasyon endişelerinin sürmesine yol açtı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabileceğine ilişkin görüşler öne çıkıyor. Başta Fed olmak üzere önemli merkez bankalarının para politikalarında beklenen gevşeme sürecini öteleyebileceği değerlendiriliyor. Piyasa fiyatlamalarında Fed başta olmak üzere önemli merkez bankalarına yönelik daha önceki "güvercin" beklentiler, yerini "şahin" adımlara bıraktı. Para piyasalarında, bankanın bu yıl politika faizini sabit tutması güçlü şekilde fiyatlanırken olası faiz artırımı senaryoları hala masada kalmayı sürdürüyor. Özellikle son dönemde açıklanan makroekonomik verilerin enflasyonda katılığa işaret etmesi ve jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerinden ek baskı yaratması, piyasalarda faiz indirim beklentilerinin zayıflamasına neden oldu. Bu gelişmeler ışığında dünya genelinde devam eden enflasyon endişeleri küresel tahvil piyasalarını da sarstı. ABD, Avrupa ve Asya tarafında ülke tahvil piyasaları satış baskısı altında kalırken, ABD 10 yıllık tahvil faizi 27 Mart'ta yüzde 4,4870 seviyesine çıkarak Temmuz 2025'ten bu yana en yüksek seviyesini test etti. Avrupa'da tahvil faizleri son 18 yılın zirvelerinde Avrupa'da artan enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıları güçlendireceğine yönelik endişelerle, para piyasalarında Avrupa Merkez Bankasının (ECB) yıl sonuna kadar 3 faiz artırımına gidebileceği fiyatlanmaya başlandı. Devam eden enflasyon kaygıları bölge tahvillerinde satış baskısının sürmesine neden oldu. Bu süreçte Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,09 ile, Haziran 2011'den, Fransa'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,83 ile Haziran 2009'dan, İngiltere'nin 10 yıllık tahvil faizi de yüzde 4,99 ile Temmuz 2008'den bu tarafa en yüksek seviyesini gördü. Asya'da Çin tahvilleri ayrıştı Asya tarafında enflasyonist baskıların sürdüğü Japonya'da, para politikasının sıkılaşabileceği tahminleri öne çıkıyor. Piyasalarda Japonya Merkez Bankasının (BoJ) nisan ayında faiz artırımına gidebileceği öngörüleri yüzde 70 ihtimalle fiyatlanıyor. Bu süreçte Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,39'le 1999'dan bu yana en yüksek seviyeyi görürken, Çin'in 10 yıllık tahvil faizleri ise çatışmaların başından itibaren yüzde 1,80 ile yatay seviyesini korudu. Analistler, bu süreçte Çin tahvillerinin ise deflasyon risklerinden dolayı Çin Merkez Bankasının (PBoC) para politikasında sıkılaşmaya gidemeyeceği düşüncesiyle bu ülkelerden ayrıştığını belirtti. FED Başkanı Powell "Temkinli duruş" mesajları verdi ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell dün, Harvard Üniversitesinde "İktisadın İlkeleri" dersinde konuşma yaptığı konuşmada, Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin benzin fiyatlarını etkileyeceğini belirterek, "Ancak politikalarımızın, gelişmelerin seyrini bekleyip görmek için uygun bir konumda olduğunu düşünüyoruz." dedi. Powell, para politikası araçlarının, talep üzerinde etkisi olduğunu ve arz şoklarıyla karşılaşıldığında kısa vadede kayda değer bir etkisi bulunmadığını belirtti. Bir arz şoku meydana geldiğinde, "Buna bir tepki verilmeli mi?" sorusunun gündeme geldiğine işaret eden Powell, enerji şoklarının genellikle oldukça hızlı şekilde ortaya çıkıp kaybolma eğiliminde olduğunu, para politikasının ise uzun ve değişken gecikmelerle işlediğini vurguladı. Powell, para politikasının etkileri hissedilmeye başladığında, petrol fiyatlarındaki şokun muhtemelen çoktan geride kalacağına değinerek, arz şoklarının art arda yaşanmasının zamanla enflasyon beklentilerinin yükselmesine yol açabileceğinin altını çizdi. Bu gelişmelere paralel olarak ABD-İran hattındaki gelişmeler ve bunların küresel ekonomiye olası etkilerinin nisan ayında da piyasalarda ana gündem maddesi olması bekleniyor.

Türkiye’den çıkan sağlık teknolojisi girişimi Haber

Türkiye’den çıkan sağlık teknolojisi girişimi

Ledbim venture stüdyo modeliyle geliştirdiği sağlık yazılımlarını Avrupa’ya ihraç ediyor. 100’ün üzerinde kurumsal müşteriyle çalışan şirketin portföyünün yaklaşık yüzde 70’i sağlık teknolojilerinden oluşuyor. Eczane yönetimi ve sağlık veri sistemlerine odaklanan çözümler geliştiren Ledbim’in WISE ERP/CRM sistemi, Lokman Ecza Deposu’nda yıllık ortalama 5-10 milyon lira düzeyinde operasyonel verimlilik sağlamasıyla öne çıkıyor. Şirket, kaynaklarının yüzde 20’sini Ar-Ge’ye ayırarak yeni nesil sağlık teknolojileri ürünleri geliştirmeye devam ediyor. Sağlık teknolojileri alanında faaliyet gösteren Ledbim, venture stüdyo modeliyle geliştirdiği yazılım ürünlerini uluslararası pazarlara taşıyor. İngiltere’de özel kliniklere geliştirilen CRM çözümleriyle başlayan yazılım ihracatı bugün, Avrupa pazarında aktif kullanılan ürünlerle büyümeye devam ediyor. Ledbim Kurucusu Taha Öz, şirketin küresel büyüme stratejisini ve venture stüdyo modelinin sunduğu avantajları değerlendirdi. Teknoloji ihracatının kuruluş vizyonlarının merkezinde yer aldığını vurgulayan Öz, müşteri bazlı hizmetten ürün ihracatına geçişle birlikte küresel pazarlara odaklandıklarını ifade etti. “Venture stüdyo modeline geçmeden önce İngiltere’deki özel kliniklere CRM sistemleri geliştirip ihraç ettik. Bu deneyim, farklı sağlık sistemi dinamiklerinde ürün geliştirebileceğimizi bize erken gösterdi. Bugün ise kendi ürünlerimizi küresel pazarlara taşıyoruz” diyen Öz, Hollanda, Almanya ve Fransa’da aktif varlığı bulunan Menta ürününün bu dönüşümün somut örneği olduğunu belirtti. Öz, Avrupa’nın komşu ülkeleri ve MENA bölgesine yönelik girişimlerin de sürdüğünü aktararak, “Venture stüdyo modeli bize coğrafyayı; ürünün büyüme ekseni olarak tasarlama imkânı sağladı” dedi. Sağlık teknolojilerinde küresel ölçekte büyüme vizyonu Ledbim’in geliştirdiği WISE ERP/CRM sisteminin, Lokman Ecza Deposu’nda operasyonların yönetildiği merkezi yazılım altyapısı haline geldiğini vurgulayan Öz, “Sistem sayesinde depo operasyonlarında yılda ortalama 5-10 milyon TL arasında operasyonel açık tespit edilerek kâra dönüştürülebiliyor” dedi. Öz, “WISE yazılımımız ile Lokman Ecza Deposu, Türkiye’nin ilk tek merkezden ve en kolaylaştırılmış şartlar ile tüm ülkeye çevrimiçi satış yapan ecza deposu konumuna yükseldi. Toplamda 30 bini aşkın ürünü ileri ERP, İntralojistik ve otomasyon sistemleriyle yönettiğimiz altyapı, 2025 yılında ulusal ölçekte devreye alındı. E-ticaret sistemiyle sektörde yeni bir dönemin kapısı aralanmış oldu” diye ekledi. Ledbim’in spinoff bir şirket olduğunu sözlerine ekleyen Öz, “Başlangıçta Lokman Ecza Deposu’nun yazılım departmanı olarak faaliyet gösteriyorduk. WISE, tam da bu geçiş döneminde, Lokman için yazılmaya başlanan ve Ledbim bağımsızlaştıktan sonra ilk büyük projemiz haline gelen entegre bir ERP/CRM çözümü. Lokman’ın tüm deposu bu yazılım üzerinden yönetiliyor. Bizim için anlamı ise rakamın çok daha ötesinde: WISE, Lokman’ın kurumsallaşma sürecinde belirleyici rol oynadı. Süreçleri kişiye bağımlı olmaktan çıkarıp sürdürülebilir ve denetlenebilir bir sistem altyapısına bizzat dönüştürdük. Daha önce parçası olduğumuz bir kurumda bu dönüşümü yaşatmış olmak, taşıdığımız sorumluluğun ve yapabileceğimizin en somut kanıtı” ifadelerini kullandı. Ledbim ’de tüm kararlar veriye dayanıyor Venture stüdyo modeliyle ürün geliştiren Ledbim ‘de ürün geliştirme süreçlerinin merkezinde veri ve ölçüm metrikleri yer alıyor. Tüm kararların veriye dayalı olduğunu belirten Taha Öz, “Bu tercih aynı zamanda çalışma şeklimizin temeli. Geliştirdiğimiz her ürünün içine baştan kapsamlı ölçüm metrikleri yerleştiriyoruz. Bu metrikler hem MVP sürecinde hem de olağan akışta düzenli olarak değerlendiriliyor. Bir sonraki adımda alınması gereken kararları doğrudan şekillendiriyor. Ürün tarafında olduğu kadar ekip tarafında da aynı anlayışı uyguluyoruz. Ekip, çıktıları sürekli ölçümleyerek olası sorunları henüz etki yaratmadan tespit ediyor ve ilgili ekip arkadaşlarımızla birlikte çözüme ulaştırıyoruz. Veri, bizim için hem ürünü geliştiren hem de organizasyonu sağlıklı tutan ortak dil.” Türkiye’nin ilk eczane teknisyeni AI asistanını geliştiriyoruz Önümüzdeki dönemde sağlık sektöründe en büyük dönüşümün yapay zekâ ile yaşanacağını belirten Taha Öz, Ledbim’in bu dönüşümde aktif rol almayı hedeflediğini ifade etti. Öz, “Sağlıkta önümüzdeki dönemin belirleyici gücü yapay zekâ olacak. Müşteri ilişkilerinden tanıya, ürün tüketim alışkanlıklarından günlük sağlık verilerinin işlenmesine kadar AI hayatın her noktasına dokunacak. Bu dönüşümde en kritik mesele veri gizliliği, sağlık verileri son derece hassas ve bu konuyu her zaman önceliğimizin merkezine koyuyoruz. Ledbim olarak buna somut bir cevap üretiyoruz: Türkiye’nin ilk eczane teknisyeni AI asistanını geliştiriyoruz. Ayrıca dijital dönüşüm süreçlerini istedikleri hızda ilerletemeyen paydaşlarımız için bu geçişi kolaylaştıracak AI ürünleri üzerinde çalışıyoruz. Kendimizi bu dönüşümün sahada uygulayıcısı olarak konumlandırıyoruz” diye konuştu.

Fransa İngiltere ve Almanya: Savunma eylemimiz hazır Haber

Fransa İngiltere ve Almanya: Savunma eylemimiz hazır

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ABD ve İsrail’in saldırılarına misilleme yapan İran’a ilişkin ortak açıklama yaptı. Açıklamada, "E3 liderleri, İran’ın, ilk ABD ve İsrail askeri operasyonlarına katılmayan ülkeler dahil bölge ülkelerine karşı başlattığı ayrım gözetmeyen ve orantısız füze saldırıları karşısında dehşete düşmüştür. İran’ın pervasız saldırıları, yakın müttefiklerimizi hedef almış olup, bölgedeki askeri personelimizi ve sivillerimizi tehdit etmektedir." ifadelerine yer verildi. İran’a saldırılarını derhal durdurması çağrısı yapılan açıklamada, E3 ülkelerinin ve bölgedeki müttefiklerinin çıkarlarını savunmak için "İran’ın füze ve İHA fırlatma kapasitesini kaynağında yok etmeye yönelik gerekli ve orantılı savunma tedbirlerinin desteklenmesi dahil adımlar atılacağı" kaydedildi. İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattı. İran da İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi. ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü. İran Kızılayı, ülkeye yönelik bombardımanlarda 201 kişinin hayatını kaybettiğini, 747 kişinin yaralandığını duyurdu.

Almanya PMI verileri en hızlı düşüşünü kaydetti Haber

Almanya PMI verileri en hızlı düşüşünü kaydetti

Hizmetler büyümeyi sürüklerken, imalatta sınırlı toparlanmaya rağmen işten çıkarmalar devam etti. HCOB Flash Almanya PMI verilerine göre, Ocak ayında özel sektörde iş faaliyetlerindeki büyüme hız kazandı. HCOB Flash Almanya Bileşik PMI Üretim Endeksi, Aralık ayındaki 51,3 seviyesinden 52,5’e yükselerek son üç ayın en yüksek değerine ulaştı. Veriler 12-21 Ocak tarihleri arasında derlendi. Hizmetler sektörü büyümenin ana sürükleyicisi olurken, Hizmetler PMI İş Faaliyeti Endeksi 52,7’den 53,3’e çıkarak üç ayın zirvesini gördü. İmalat sektöründe üretim, Aralık ayında 48,3 olan endeksin Ocak’ta 50,5’e yükselmesiyle yeniden sınırlı da olsa büyüme bölgesine geçti. İmalat PMI ise 47,0’den 48,7’ye yükselerek üç ayın en yüksek seviyesine çıktı. Yeni siparişler Ocak ayında son dört ayda üçüncü kez arttı. Artış ağırlıklı olarak hizmetler sektöründen kaynaklanırken, imalatta önceki iki aydaki düşüşlerin ardından sınırlı bir toparlanma kaydedildi. Yurt dışından gelen toplam yeni işler ise hizmetlerdeki artış ve imalattaki düşüşün yavaşlamasıyla dengeye yaklaştı. 2009'dan sonra ilk Buna karşın istihdam koşulları bozuldu. Pandemi dönemi hariç tutulduğunda, toplam istihdam Kasım 2009’dan bu yana en hızlı düşüşünü kaydetti. Gerileme imalatta sürerken, hizmetlerdeki istihdam azalması son beş buçuk yılın en sert düşüşü oldu. Girdi maliyetleri neredeyse üç yılın en hızlı artışını gösterirken, çıktı fiyatlarındaki artış Mayıs 2023’ten bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Ocak ayında iş dünyasının önümüzdeki 12 aya ilişkin beklentileri de yükselerek Şubat 2022’den bu yana en olumlu düzeye ulaştı. Hamburg Commercial Bank Baş Ekonomisti Dr. Cyrus de la Rubia, verilerin "yıla genel olarak iyi bir başlangıcı" işaret ettiğini belirterek, imalat sektörü çıktısının ve yeni siparişlerin, sınırlı da olsa, büyümeye döndüğünü ifade etti. Hizmetler sektöründeki daha güçlü toparlanmanın ise daha cesaret verici olduğu vurguladı. Ancak Rubia, mütevazı toparlanma sinyallerine rağmen istihdam konusunda farklı bir tablo çizdi. Hizmet şirketlerinin Ocak'ta işgücünü "önemli ölçüde azalttığına" dikkat çeken Rubia, bunun talep endişelerinden ziyade verimlilik önlemlerine işaret edebileceğini söyledi. İmalat sektöründeki işten çıkarmaların ise "aralıksız devam ettiği"ni ve bu sürecin 2023 ortasından beri sürdüğü belirtilerek, bunun yapısal bir sorun olup olmadığı tartışmasına dikkat çekti.

Yalçındağ: Gümrük Birliği güncellemesi zaruridir Haber

Yalçındağ: Gümrük Birliği güncellemesi zaruridir

DEİK Türkiye-Almanya İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, "Küresel gelişmelerin baş döndürücü bir hızda ilerlediği günümüzde, 30 yıldır aynı şekilde sürdürdüğümüz Gümrük Birliği'ni, yeşil ve dijital dönüşümü ve çağın küresel ticari gereksinimlerini de dikkate alarak güncellememiz zaruri önemdedir" dedi. Almanya'ya yapılan ihracat 1,7 milyar dolar arttı Almanya'ya yapılan ihracat bir önceki yıla nazaran 1 milyar 732 milyon dolar artarak 19 milyar 834 milyon dolar seviyesine ulaşıp listede zirveyi alırken Birleşik Krallık 14,2 milyar dolarla ikinci, ABD ise 13,2 milyar dolarla üçüncü sırada kendine yer buldu. Mehmet Ali Yalçındağ: Türkiye, tarihi olarak Avrupa'nın ayrılmaz bir parçasıdır Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Almanya İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, ihracat verilerine ilişkin soruları yanıtladı. Türkiye'nin Almanya'ya yaptığı yaklaşık 20 milyar dolarlık ihracatın, toplam ihracatın yüzde 8,36'sına denk geldiğine dikkati çeken Yalçındağ, şöyle konuştu: "Almanya'nın Avrupa kıtası için bir üretim ve dağıtım merkezi olduğu düşünüldüğünde, hem lojistik avantaj hem de coğrafi konum nedeniyle Türkiye vazgeçilmez bir 'nearshoring' merkezi olarak öne çıkıyor. Özellikle otomotiv ve makinelerde kurulmuş olan, geliştirilen veya hedeflenen tedarik zincirlerinin varlığı ihracatı da artırıyor. Mevcut siyasi ve ekonomik konjonktürün dayadığı belirsizlikler yumağında ise hem geçmişten gelen sınanmış ticari ilişkiler hem de zaruri olan bölgesel işbirlikleri Türkiye'yi Almanya için vazgeçilmez bir ticari ve ekonomik partner olarak öne çıkarıyor. Almanya ve AB'yi Türkiye'den ayrı düşünemezsiniz, bu bir tercih değildir. Türkiye, tarihi olarak Avrupa’nın ayrılmaz bir parçasıdır." Güncel gelişmelerin dayattığı zorlukların aşılması için Türkiye, Almanya ve AB arasındaki işbirliklerinin artması gerektiğini vurgulayan Yalçındağ, bu sebeple ticaretin rakamlarla ortaya koyduğu rasyonel partnerliğin politik safhada da güçlendirilmesi gerektiğini savundu. Yalçındağ, "Bunun için de Almanya ve AB'nin rasyonel hareket etmesi ve ortak bir vizyonu yakalamak için çaba sarf etmesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye olmadan Avrupa, Avrupa olmadan Türkiye eksik kalır ifadesini tekrar ederek, Avrupa'nın Türkiye ile birlikte kazanacak çok şeyi olduğunu en kısa zamanda idrak etmesini temenni ediyorum." dedi. İKİLİ TİCARİ İLİŞKİLERİN GÜÇLENDİRİLMESİNE YÖNELİK ÖNCELİKLİ ALANLAR Türkiye-Almanya ticari ilişkilerinin daha da derinleştirilmesi için önceliklendirilmesi gereken politika araçları, yatırım modelleri ve işbirliği mekanizmalarına da değinen Yalçındağ, öncelikle Türkiye'nin, Avrupa'nın bir parçası olarak görülmesi ve bu bağlam içerisinde her türlü ilişkinin sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Yalçındağ, Avrupa Birliği üyelik sürecinde Almanya'nın Türkiye'ye destek olması gerektiğini dile getirerek, şöyle devam etti: "Son zamanlardaki gelişmeler, özellikle Şansölye Friedrich Merz'in Türkiye ziyareti sırasındaki açıklamaları olumlu yönde bir yaklaşım olarak algılansa da bölgenin karşı karşıya olduğu sorunların aciliyeti göz önünde bulundurulduğunda yeterli değildir. İlk ve en önemli adımın bu olacağı kanaatindeyim. Ayrıca özellikle Türk iş dünyası özelinde, iyi ilişkilerimiz ve farklı işbirliği imkanlarımız bulunan Alman kamu ve özel sektör temsilcilerine, ülkelerinin politikalarını etkileme kabiliyetleri göz önünde bulundurulup bu meseleleri her fırsatta, her platformda ve her seviye için dile getirmek şarttır. Ülkemizin stratejik hedefleri arasında yerini koruyan AB'ye tam üyelik, Türkiye-Almanya ticari ilişkilerini de doğal olarak etkileyeceği için bu meseleye doğrudan eğilmek de hayati önem taşımaktadır." İş dünyasının gerçekleştirdiği faaliyetleri "ticari diplomasi" olarak da gördüklerinin altını çizen Yalçındağ, karar alma süreçlerini etkileyebilecek mekanizmaların önemini vurguladı. Yalçındağ, "Almanya ile ticari ilişkileri derinleştirmek için hedef sektörlerin ve işbirliği imkanlarının derinlemesine incelenmesi ne kadar zaruri ise hem iş dünyası hem de karar alıcılar nezdinde ticari diplomasi faaliyetleri yürüterek karar alma süreçlerini etkileyebilecek mekanizmaları sağlamak da o kadar zaruridir." şeklinde konuştu. GÜmrük Birliği ve 'MADE IN EUROPE' Yalçındağ, Gümrük Birliği protokolü ile Avrupa'nın son dönemde Asya ülkelerine karşı bir tedbir olarak gündeme getirdiği "Made in Europe" konularına da değinerek, şu ifadeleri kullandı: "Küresel gelişmelerin baş döndürücü bir hızda ilerlediği günümüzde 30 yıldır aynı şekilde sürdürdüğümüz Gümrük Birliği'ni, yeşil ve dijital dönüşümü ve çağın küresel ticari gereksinimlerini de dikkate alarak güncellememiz de zaruri önemdedir. Avrupa'nın son dönemde Asya ülkelerine karşı bir tedbir olarak gündeme getirdiği 'Made in Europe' ile Avrupa'da üretilen ürünlerin desteklenmesi ve teşvik edilmesi konusu bir diğer önemli konudur. Türkiye'nin mevcut durumda AB ile arasında Gümrük Birliği mekanizması bulunmasına rağmen yeni uygulamanın sadece AB'ye üye ülkeleri kapsaması ve Gümrük Birliği ilişkisi olan Türkiye'yi dışarıda bırakması durumunda gümrük mekanizmamız fiilen işlevsiz olacaktır. Bu çerçevede, henüz net bir karar alınmamış olmakla beraber bizler ticari diplomasi faaliyetlerimiz çerçevesinde bunun lobisini yapıyoruz." Almanya'ya ihracatta 2025 yılında ivme kazanan sektörler Yalçındağ, Almanya ile dış ticarette Türkiye'nin ihracat kompozisyonunda öne çıkan sektörler ile 2025 yılında ivme kazanan alanlar ve mevcut güçlü konumunu koruyan sektörlere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Otomotiv, makine, metal ürünleri, elektrik ekipmanları gibi sektörlerin ana omurgayı oluşturduğunu anlatan Yalçındağ, şöyle devam etti: "Otomotiv ve makinelerin, bahsettiğim kilitlenmiş ve karşılıklı bağımlılıklar yürütülen tedarik zincirlerinin bir sonucu olarak ağırlığını sürdürdüğünü söylemek mümkün. TİM tarafından açıklanan son raporda, özellikle otomotiv sektöründe Almanya'ya yaptığımız ihracatın yıllık yüzde 36,1 artarak 6,5 milyar doları aştığını görüyoruz. Bu sebeple bir kez daha Türk-Alman ilişkilerinin ticari ayağında tedarik zincirlerinin ne kadar önemli olduğunu, bu başarıyı kritik sektörler başta olmak üzere birçok alana yayabileceğimizi ve Avrupa Birliği ülkeleri de dahil edildiğinde bölgenin kendi kendine yetebilecek bir vaziyet içerisinde, karşı karşıya kaldığımız belirsizlik çağında ayakta kalabileceğini görüyoruz." Yalçındağ, Almanya pazarında Türkiye'nin ihracat potansiyelini artırabilecek alanlar ve dış ticaret çerçevesinde stratejik konumlanma önerilerine ilişkin şunları söyledi: "Avrupa'nın, temelde Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle enerji tedarikinde zorlandığı bu dönemde, ülkemizin jeopolitiği ve yenilenebilir enerji alanındaki kararlılığı, bizi Almanya ile birbirini tamamlayan iki ortak haline getirebilir. Ayrıca yüksek katma değerli ürünler ve özellikle sanayide dijitalleşmeye bağlı ticari faaliyetler yüksek potansiyele sahip. Tüm bu alanda ürün kalitesini koruyarak ülkemizin coğrafi konumu ve güçlü lojistik ağıyla anılan sektörlerde sağlanacak tedarik zincirleri, tabiri caizse, bulmacanın parçalarını bir araya getirerek hem ticari ve ekonomik safhada stratejik bir ortaklığı hem de politik anlamda da yakınlaşmayı zaruri hale getirecektir." 2026 beklentileri Yalçındağ, 2026 yılına ilişkin Türkiye-Almanya ticaret hacmi beklentileri, bu hacim içerisinde Türkiye'nin ihracat payının konumlanışı ile Almanya özelinde yükseliş potansiyeli en yüksek görülen sektörlere değindi. Almanya'nın büyüme rakamlarının 2026 içerisinde zayıf kalmaması ve sınamalara reaksiyon gösterebilme durumunda, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artacağını belirten Yalçındağ, şunları kaydetti: "DEİK Türkiye-Almanya İş Konseyi olarak, karşı kanat kuruluşumuz Alman-Türk İş Konseyi ve bağımsız araştırma kuruluşlarıyla işbirliği içerisinde, ticaret hacmimizin doğal seyrini tespit etmek ve ortada duran muazzam potansiyeli gerçekleştirerek ticaret hacmini katlamak amacıyla neler yapılabileceğine dair yoğun çalışma sürdürüyoruz. Potansiyeli yüksek sektörler ise otomotiv, makineler, elektrik-elektronik ve savunma-havacılık sektörleri olarak yorumlanabilir. Özellikle, 2025 yılında yüzde 50'ye yakın artış ile 10 milyar dolar küresel ihracatı geçen Türk savunma ve havacılık sektöründeki başarımızın ikili ilişkilerimiz açısından da yüksek potansiyel barındırdığını düşünüyorum. Avrupa'nın kendi güvenliğini sağlamaya ve bunun için harcamalarını artırmaya angaje olduğu bu dönemde, sadece Almanya ile değil bölgedeki tüm ülkelerle aramızda muazzam bir imkan bulunuyor."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.