SON DAKİKA
Hava Durumu

#Afet Yönetimi

Ekometre - Afet Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Afet Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İMO Bursa şubesi uyarıyor: Depreme hazır mıyız? Haber

İMO Bursa şubesi uyarıyor: Depreme hazır mıyız?

Depremin bir beka sorunu olduğunu söyleyen İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, “Depremi afete çeviren inşaat mühendisliği bilimini yok sayan, hatalı ve sorumsuz insanlar eliyle yapılan uygulamalar olup, afetlere engel olmak mümkün olmasa da afetlerin yol açacağı hasarları ortadan kaldırabilir ya da en aza indirebiliriz” dedi. İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, 6 Şubat Depremlerinin yıldönümünde uyarılarda bulunarak basın açıklaması yaptı: “Bugün ülkemizi derinden sarsan ve tüm yurttaşlarımızın hafızalarında unutulmayacak acılar bırakan 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıldönümünü geride bırakıyoruz. Aynı gün ardı ardına Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli meydana gelen depremlerde resmî verilere göre yaklaşık 39.530 bina yıkılmış, 200.350 bina ağır hasar almıştır. 11 ilde 14 milyonu aşkın nüfusu doğrudan etkileyen bu yıkımın sonucunda 50 binin üzerinde yurttaşımız hayatını kaybetmiştir. Bu büyük felakette hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyoruz. Altını çizerek ifade etmek gerekir ki Türkiye’de deprem “beklenmedik” bir doğa olayı değil; tam olarak ne zaman, nerede ve ne büyüklükte olacağı tespit edilemese de öngörülebilir ve etkileri büyük ölçüde azaltılabilir bir gerçektir. Denilebilir ki yıkımın büyüklüğü, depremin ölçüsünden çok; yapı üretiminin kalitesi, denetimin niteliği ve risk azaltma politikalarıyla doğrudan ilişkilidir. Aynı büyüklükteki depremlerin farklı ülkelerde bu ölçekte yıkıma ve can kaybına yol açmaması, sorunun doğada değil, insan eliyle yaratılan zaaflarda olduğunu açıkça göstermektedir. Dahası, ülkemizde orta büyüklükte sayılabilecek depremlerde bile büyük yıkımların meydana geldiği bilinmektedir. Son olarak 2025 yılında Balıkesir Sındırgı’da 10 Ağustos ve 27 Ekim tarihlerinde meydana gelen 6,1 ve 6,0 büyüklüğündeki iki deprem sonucu toplam 729 binadaki 1036 bağımsız bölüm ağır hasarlı veya yıkık olarak tespit edilmiştir. Yine 23 Nisan 2025 tarihinde Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nde yaşayan yurttaşlarımızda büyük endişe yaratmış; depremin ardından iletişim ağının çökmesi, deprem toplanma alanlarının ve acil ulaşım yollarının yetersizliği, daha büyük bir olası depremde yaşanacaklar konusunda ne yazık ki iyimser varsayımlarda bulunmayı güçleştirmiştir. Hala Hangi Kentte Kaç Yapının Riskli Olduğu Net Biçimde Ortaya Konmamıştır Bugün gelinen noktada Türkiye’deki yapı stokunun önemli bir bölümünün hâlâ yüksek deprem riski altında olduğu bir sır değildir. Mevcut binaların birçoğunun hasar görebilirliği yüksek olan 2000 yılı öncesi inşa edilmiş binalardan oluşması bir yana, son 25 yılda çıkarılan 6 imar affı yasasıyla mevzuata aykırı eklenti veya değişiklikler, gerekli tedbirler alınmadan kâğıt üstünde yasal hale getirilerek, mühendislik hizmeti almamış kaçak yapıların yasallaşması sağlanmıştır. TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonunun 2023 tarihli raporu ülke genelinde 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiğini; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise sadece İstanbul’da yaklaşık 600 bin konutun çok riskli olduğunu, toplamda 1,5 milyon konutun dönüşmesi gerektiğini ifade etmektedir. Resmî makamların açık beyanlarıyla ülke genelindeki yapı stokunun ne kadar sorunlu olduğu gözler önüne serilmiştir. Buna rağmen, hâlâ bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanteri oluşturulmamış, hangi kentte kaç yapının riskli olduğu net biçimde ortaya konmamıştır. Risk bilinmeden, öncelik belirlenmeden, etkili bir dönüşümden söz etmek de mümkün değildir. Dönüşüm Yalnızca Eski Binaların Yıkılıp Yenilerinin Yapılması Değildir Yaklaşık on üç yıldır yürürlükte olan kentsel dönüşüm uygulamalarının bir kısmı gerçek amacından uzaklaşıp deprem riskini azaltmaktan çok, arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere indirgenmiştir. Oysa dönüşüm, yalnızca eski binaların yıkılıp yenilerinin yapılması değildir. Zemin özelliklerinden nüfus yoğunluğuna, ulaşım altyapısından toplanma alanlarına kadar pek çok unsurun birlikte ele alınmasını gerektiren kamusal bir planlama meselesidir. Bugüne kadar gerçekleştirilen dönüşüm uygulamaları, ülke genelindeki riskli yapı miktarıyla karşılaştırıldığında son derece sınırlı kalmıştır. Kentsel dönüşüm planlamasında öncelik göçme riski taşıyan yapılara verilmelidir. Bu sebeple şehirlerimizde yapı stoğu envanteri, saha çalışmaları ile gerçek manada çıkartılmalıdır. Depreme hazırlık konusu ise ne yazık ki afet sonrasına sıkışan, sürekliliği olmayan bir başlık olarak ele alınmaktadır. Oysa asıl belirleyici olan, deprem olmadan önce yapılanlardır. Okulların, hastanelerin, kamu binalarının ve altyapı sistemlerinin ne ölçüde güvenli olduğu ne kadarının güçlendirildiği ya da yenilendiği şeffaf ve bütüncül bir şekilde paylaşılmadığı için hâlâ net değildir. Vurgulamak gerekir ki afet yönetimi, yalnızca arama-kurtarma ya da yardım ulaştırma kapasitesiyle değil, risk azaltma ve hazırlık düzeyiyle ölçülür ki bu faaliyetlerde bile ne kadar hazırlıklı olunduğu da 6 Şubat Depremlerinin ardından açık bir şekilde görülmüştür(!) Toplanma Alanları, Afet Sonrası Değil; Afet Öncesi Planlamanın Asli Unsuru Toplanma alanlarına erişimin zor olduğunun altını çizen Erdem şunları söyledi: “Afet anında insanların nereye gideceğini bilmediği, toplanma alanlarına erişimin fiilen mümkün olmadığı bir kent düzeni, depremin kendisi kadar tehlikelidir. Toplanma alanları, afet sonrası değil; afet öncesi planlamanın asli unsuru olmak zorundadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki deprem toplanma alanları salt boş bir alanı ifade etmez: üzerinde geçici barınma alanlarının kurulabileceği; elektrik, su, ısınma, duş, tuvalet gibi temel ihtiyaçların karşılanabileceği altyapıya sahip büyük ve geniş alanlar olarak tarif edilmektedir.” Uygulamaların İnşaat Mühendisliği Bilimi Öncelenerek Planlanması Gerekir Başkan Serdar Atilla Erdem İnşaat Mühendisliği mesleğinin önemini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Açıkça görülmektedir ki yaşanan her büyük doğa olayı, gerekli önlemlerin vaktinde alınmaması nedeniyle birer afete dönüşerek büyük can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Bu sebeple inşaat mühendisliği bilimi öncelenerek yapılacak uygulamaların planlanması yadsınamayacak bir gerçekliktir. Bu tablo, risk azaltma ve hazırlık çalışmalarının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi olarak bir kez daha vurguluyoruz: afetler kader değildir, bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan uygulamalarda ısrarın acı sonuçlarıdır. İvedi olarak yapılması gerekenler bellidir: Ülke çapında güncel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalı, kentsel dönüşüm rant odaklı değil risk temelli bir kamu politikası olarak uygulanmalı, yapı üretiminin tüm aşamaları; proje, imalat ve denetim süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin tam ve doğru bir biçimde verilebilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, uygulamalar sıkı bir şekilde denetlenmelidir. Bursa’mızın Olası Bir Afete Hazır Hale Getirilmesi İçin Hazırladığımız Rapor Yetkililerimize İletilmiştir İMO Bursa Şubesi olarak kentsel dönüşüm ve afetlere hazırlık komitemizin hazırlamış olduğu kapsamlı ve geniş rapor tamamlanarak Bursa Valiliği başta olmak üzere Çevre İl Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi, İlçe Belediyeleri, AFAD vb. ilgili kurumlara tarafımızca teslim edilmiştir. Deprem riski yüksel bölgelerin başında yer alan Bursa’mızın ivedilikle, olası bir afete hazır hale getirilmesi hepimizin birinci önceliği olmalıdır. Afetlere hazırlık için aşağıda başlıklar halinde sıraladığımız konuların vakit kaybetmeden çalışılarak tamamlanması son derece önemlidir. Bu başlıkları özetle şu şekilde sıralayabiliriz: Stratejik Planlama ve Kurumsal Koordinasyon, Yapı Stoğu Envanterinin Saha Çalışmaları ile Bilimsel Olarak Çıkartılması, Toplanma ve Barınma Alanlarının Belirlenmesi, Sığınak ve Güvenli Alan Kontrolleri, Afet Yönetiminde Uzman Ekiplerin Güçlendirilmesi, Lojistik Alanların Planlanması, Toplumsal Farkındalık ve Eğitim başlıklarında hazırların tamamlanması, Afet Tehlikesinin ve Risk Unsurlarının Belirlenmesi, Kentsel Dönüşüm Süreçlerinin Bilimsel ve Bütüncül Planlanması, Yapı Stoğunun Depreme Hazır Hale Getirilmesi, Yapı Denetim Sisteminin Güçlendirilmesi ve Yetkin Mühendislik Uygulamalarının Hayata Geçirilmesi. 6 Şubat Depremleri, etkilediği coğrafi alanın genişliği, nüfusun fazlalığı ve yıkımın boyutu itibarıyla, yıllarca etkisini sürdürecek bir toplumsal travma yaratmıştır. Bununla birlikte bilimin ve mühendislik uygulamalarının gelişimine, ülkemizin bu alandaki beşerî kaynaklarına dayanarak, Türkiye gibi aktif fay hatlarıyla örülü bir coğrafyada deprem endişesiyle yaşama çaresizliğine mahkûm olmadığımız rahatlıkla söylenebilir. Bu sebeple afetleri bir beka sorunu olarak görüyor; mühendislik biliminin ışığında kanun ve yönetmeliklerdeki eksiklerin tamamlanarak çağımıza uygun hale getirilmesinin elzem olduğunu söylüyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi “deprem öldürmez, mühendislik hizmeti almamış bina öldürür. 1999 Depremi de 6 Şubat Depremi de on binlerce insanımızın yitip gitmesine, devletimizin sırtına yüz milyarlarca dolar maddi yük binmesine sebep olmuştur. Yani hem milletimize hem de devletimize maddi, manevi çok ağır bedeller ödetmiştir. Peki bu iki büyük depremde de can ve mal kayıplarımızın tek sorumlusu inşaat mühendisliği mesleği midir? Elbette değildir. Mesleğimizin icrasındaki denetim ile kanuni ve mesleki eksiklerden kaynaklandığı apaçık ortadadır. Peki maddi ve manevi kayıplara sebep olan deprem sizce de başlı başına bir beka sorunu değil midir? Depremin vereceği hasarları engellemek, yukarıda bahsettiğimiz gibi inşaat mühendislerinin mesleki sorunlarını çözmekle hallolacağı apaçık ortadayken daha neyi bekliyoruz? O zaman gelin ne yapılması gerektiğini konuşalım. Öncelikle devlet ve millet olarak inşaat mühendisliği mesleğine hak ettiği değeri gösterip ardından gerekenleri yapmak için en acilinden bir eylem planı ortaya koyalım. Yapı Denetim Kanunu, Şantiye Şefliği Yönetmeliği ve 1938 yılında yürürlüğe giren Mimarlık ve Mühendislik Hakkındaki Kanun ve Müteahhitlik Yasası’nın eksikliklerinin yasal düzenlemelerle tamamlanıp çağına uygun hale getirilmeli ve Yetkin ve Uzman Mühendislik Yasası bir an önce düzenlenerek hayata geçirilmelidir. Tabii bu konuda en önemli görev devletimize düşmekte olup acilen kanuni ve hukuki düzenlemelerin yapılması şarttır.” Sonuç olarak diyoruz ki deprem bir beka sorunudur. Depremi beka sorunu olmaktan çıkarmanın tek yolu ise asli meslek grubu olan inşaat mühendislerinin önünü açacak doğru planlama ve doğru uygulamalar adına hukuki düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi ve mesleğin kronik sorunlarının çözülmesidir. 6 Şubat’ta yitirdiklerimize karşı sorumluluğumuz, aynı acıların bir daha yaşanmaması için bugünden harekete geçmektir. Bilimin ve mühendisliğin uyarılarını dikkate almadan geçen her gün, yeni felaketlerin zeminini hazırlamaktadır.”

Afet yönetiminde yeni nesil teknolojiler bir arada Haber

Afet yönetiminde yeni nesil teknolojiler bir arada

u gerekliliğin ışığında Yıldız Teknik Üniversitesi ile birlikte düzenlenen NADMEX 2025 Afet Yönetimi Fuarı ve Zirvesi, tamamen elektrikten bağımsız çalışan yeni nesil acil tahliye sistemlerinden sahada konaklamayı mümkün kılan modüler yaşam birimlerine, akıllı su–enerji yönetimiyle çalışan mobil hijyen kabinlerinden profesyonel arama–kurtarma ekipmanlarına kadar uzanan kapsamlı bir teknoloji portföyünü bu yıl yeniden sektörle buluşturuyor. “Hayat Değerlidir” temasıyla düzenlenen etkinlik, afet yönetiminde inovasyonun ve kurumlar arası iş birliğinin hayati önemini bir kez daha görünür kılıyor. Afet yönetiminde “Hayat değerlidir” teması Bu yılki etkinlik, “Hayat Değerlidir” temasının odağında afetlere hazırlık bilincini artıran çözümleri kamu yöneticileri, akademisyenler ve sektör temsilcileriyle buluştururken, teknolojinin afet yönetimindeki dönüştürücü etkisini de görünür kılıyor. İstanbul Vali Yardımcısı Mahmut Hersanlıoğlu’nun da dahil olduğu bu teknik ziyaretler, NADMEX’in kamu nezdindeki stratejik önemini güçlendiren bir unsur olarak öne çıktı. Türkiye’nin afet yönetimine hizmet eden tüm kurum ve yapıları bir araya getiren NADMEX 2025, bu yıl da çok güçlü bir ekosistemin buluşma noktası oldu. AFAD, Türk Kızılay, UMKE, AKOM, yerel yönetimler, akredite arama–kurtarma ekipleri, üniversiteler, uzman dernekler, kamu kurumları ve özel sektör temsilcileri geniş bir katılım sağladı. Etkinlik, kurumlar arası koordinasyonu güçlendiren, bilgi paylaşımını artıran ve afet yönetiminin tüm aşamalarına entegre çözümler sunan stratejik bir platform olarak konumlandı. Acil durumlarda hızlı ve güvenli tahliye için yeni nesil teknolojiler Bu yıl fuarın en çok dikkat çeken yeniliklerinden biri, elektrikten tamamen bağımsız çalışan mekanik–hidrolik acil tahliye sistemleri oldu. Yüksek katlı binalarda deprem, yangın ve benzeri acil durumlarda hızlı ve kontrollü tahliye sağlayan bu yapı; kullanıcı ağırlığını algılayan fren mekanizmasıyla iniş hızını otomatik ayarlıyor. Eğitim gerektirmeden herkes tarafından kullanılabilen tasarım, 10 metreden 100 metreye kadar güvenli tahliye imkânı sunuyor. Konutlar, oteller, sağlık kuruluşları ve kamu binaları gibi çok katlı yapılarda kritik bir güvenlik unsuru haline gelen bu teknoloji, uluslararası sertifikalara sahip oluşuyla fuarda büyük ilgi gördü. Saha koşulları için modüler yaşam ve operasyon birimleri NADMEX 2025’in öne çıkan bir diğer alanı, sahada uzun süreli yaşam ve operasyon gereksinimlerini karşılamak için geliştirilen modüler yaşam birimleriydi. Zorlu arazi koşullarına dayanıklı gövdeleri, optimize edilmiş iç ergonomileri ve tam donanımlı teknik altyapılarıyla dikkat çeken bu üniteler; ısıtma–soğutma sistemlerinden duş ve tuvalet alanlarına, jeneratör destekli enerji altyapısından depolama çözümlerine kadar geniş bir yelpazede çözüm sunuyor. Bu yapılar, afet bölgeleri dışında enerji ve madencilik projeleri, askeri operasyonlar ve büyük ölçekli şantiyelerde de sürdürülebilir yaşam alanı sağlayarak saha operasyonlarının kesintisiz devam etmesini mümkün kılıyor. Mobil hijyende akıllı ve hızlı çözümler Afet sonrası en kritik ihtiyaçlardan biri olan hijyen altyapısına yönelik geliştirilen akıllı mobil hijyen kabinleri, fuarın yoğun ilgi gören teknolojileri arasında yer aldı. Yalnızca birkaç dakika içinde kurulabilen ve akıllı su–enerji yönetimiyle tek seferde yüzlerce kullanım sunabilen bu kabinler, afet alanları, geçici kamp bölgeleri ve yoğun insan hareketinin olduğu operasyon sahaları için ideal çözümler sağlıyor. Bireysel hijyenin yanı sıra ortam sağlığını destekleyen yapısı ve sahadan veri toplayarak operasyon ekiplerine bilgi aktaran teknolojisiyle bu kabinler, mobil hijyen alanında yeni bir standart oluşturuyor. Arama–Kurtarma ekipleri için dayanıklı ve hızlı müdahale çözümleri Arama–kurtarma çalışmalarının ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen dayanıklı ve ergonomik profesyonel ekipmanlar, bu yıl fuarın teknik ziyaretçileri tarafından en fazla incelenen ürünlerden biri oldu. Zorlu arazi ve enkaz koşullarına uyum sağlayan tasarımlar, hızlı kurulum özellikleri ve yüksek taşıma dayanımıyla dikkat çekiyor. Afet anında saniyelerin kritik öneme sahip olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu gelişmiş ekipmanların operasyon süreçlerini hızlandırması ve güvenliği artırması, fuarın öne çıkan değerlendirme başlıkları arasında yer aldı. Akademi, STK’lar ve kamu kurumları arasında bilgi paylaşımının güçlenmesi NADMEX 2025 yalnızca teknoloji sergileyen bir fuar değil; aynı zamanda bilgi paylaşımını, eğitim modellerini ve kurumsal iş birliklerini güçlendiren bir platform olarak öne çıktı. Akademisyenlerin, araştırma merkezlerinin, STK’ların ve uzman ekiplerin katılımıyla düzenlenen paneller, teknik oturumlar ve canlı saha gösterimleri; afetlere hazırlık kültürünün toplum genelinde yaygınlaştırılması, erken müdahale mekanizmalarının güçlendirilmesi ve yeni nesil teknolojilerin daha geniş kitlelerle buluşturulması açısından önemli katkılar sundu. Teknoloji, iş birliği ve dayanıklılık üzerine kurulu bir afet vizyonu “Hayat Değerlidir” temasıyla gerçekleştirilen NADMEX 2025, afet yönetiminde teknolojinin, uzmanlığın ve çok paydaşlı iş birliğinin önemini güçlü bir şekilde ortaya koydu. Elektrik bağımsız tahliye sistemleri, modüler yaşam çözümleri, akıllı hijyen kabinleri ve profesyonel kurtarma ekipmanları gibi yenilikler; yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin çok boyutlu afet senaryolarına da hazırlık sağlayan çözümler sunuyor. Etkinlik, Türkiye’nin afetlere karşı daha dirençli bir toplum oluşturma hedefi doğrultusunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.