
Pandemi sonrasında patlak veren Rusya-Ukrayna savaşı ve onun ardından Orta Doğu’da Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gerilimler, enerji arz güvenliğinin ülkeler için ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösterdi. Jeopolitik krizler sırasında enerji akışında yaşanan aksamalar ve hızla yükselen fiyatlar, özellikle Avrupa’da ciddi ekonomik baskı yarattı. Avrupa’da enerji fiyatları yüzde 50’yi aşarken benzin litre fiyatı 1.6 Euro’dan 2.23 Euro’ya kadar yükseldi. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki sert artış, hem hanehalkı bütçelerini hem de sanayi üretimini zorluyor. Enerji tedarikini çeşitlendirmekte geç kalan ülkeler kriz dönemlerinde yüksek maliyetlerle ithalata yönelirken, kaynaklarını çeşitlendiren ülkeler ise enerji arzını daha istikrarlı şekilde sürdürebiliyor. Bu süreçte Türkiye, sondaj, altyapı yatırımları ve enerji anlaşmaları sayesinde doğu ile batı arasında kritik bir enerji köprüsü haline geldi.
LNG sevkiyatı aksadı
Orta Doğu’da tırmanan gerilim, küresel enerji piyasalarında yeni bir şok yarattı. İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan çatışmaların ardından Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler, Katar’dan Avrupa’ya LNG sevkiyatlarının aksamasına yol açtı. Sevkiyatların durması ve tanker rotalarının Asya’ya yönelmesi üzerine Avrupa’nın referans doğalgaz fiyatı olan TTF endeksi bir günde yüzde 40’tan fazla yükseldi. AB Enerji Komiseri Dan Jørgensen, Hürmüz krizi sonrasında yaptığı değerlendirmede, Azerbaycan gazının Avrupa enerji güvenliği açısından kritik bir rol oynamaya devam ettiğini vurguladı.
Avrupa’nın sağlam enerji hattı
Avrupa Birliği, yılda 400 milyar metreküpün üzerinde doğalgaz ithalatı gerçekleştiriyor. Bu ithalatın büyük bölümü Norveç, ABD, Körfez ülkeleri ve Kuzey Afrika’dan sağlanıyor. Ancak son yıllarda Azerbaycan başta olmak üzere Türk Devletleri Teşkilatı ülkelerinden gelen gazın payı da artıyor. Azerbaycan gazı, Güney Gaz Koridoru kapsamında yer alan Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) ve Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP) üzerinden Avrupa’ya ulaştırılıyor. Avrupa Komisyonu, enerji arzını çeşitlendirmek amacıyla bu hatlar üzerinden yapılacak ithalatı artırma seçeneğini gündeminde tutuyor. Türkiye, ayrıca TürkAkım boru hattı üzerinden de Avrupa’ya gaz sevkiyatında önemli bir rol üstleniyor. Bu hatlar, Türkiye’yi doğu ile batı arasında stratejik bir enerji geçiş noktası haline getiriyor.
Avrupa için türkmen gazı
Türkiye, Azerbaycan gazının Avrupa’ya taşınmasındaki rolünün yanı sıra Orta Asya enerji kaynaklarının batıya ulaştırılması için de girişimlerini sürdürüyor. Son dönemde Türkiye ile Türkmenistan arasında yapılan anlaşma kapsamında Türkmen gazının swap yöntemiyle Türkiye’ye ulaştırılması konusunda önemli bir adım atıldı. Bu model sayesinde yeni bir boru hattı yatırımı yapılmadan gaz akışı sağlanabilecek.
Enerji uzmanı Rauf Mammadov, Türkmen gazının hem Türkiye’nin artan iç talebine katkı sağlayacağını hem de Avrupa için Rusya’ya bağımlı olmayan rekabetçi bir tedarik kaynağı oluşturacağını belirtti. Mammadov’a göre bu anlaşma, Türkiye’nin enerji ticaretinde merkez ülke olma hedefiyle uyumlu şekilde bölgesel rolünü güçlendirirken Avrupa’nın enerji çeşitlendirme stratejisine de önemli katkı sağlayacak. Türkmen gazının İran üzerinden kesintisiz akışının sağlanması, yıllardır gündemde olan Trans-Hazar Boru Hattı projesine alternatif bir güzergâh olarak da değerlendiriliyor.
Türk devletlerinin payı artabilir
Türkmen gazı girişimiyle birlikte Avrupa Birliği’nin Türkiye üzerinden gelecek ek doğalgaz ithalatını artırması bekleniyor. AB’nin yayımladığı enerji raporlarında, Türkiye’nin doğalgaz merkezi olma hedefinin özellikle Rus gazına bağımlılığı azaltma sürecinde önemli bir rol oynadığı belirtiliyor. AB Enerji Komiseri Dan Jørgensen de “Gelecekte Azerbaycan’dan daha fazla gaz alabiliriz” diyerek, Güney Gaz Koridoru’nun genişleme potansiyeline dikkat çekti. Bu genişlemenin, Türkmenistan başta olmak üzere Türk Devletleri Teşkilatı ülkelerinin gazının Avrupa enerji sistemine entegrasyonunu da hızlandırabileceği değerlendiriliyor.
Yeni hatlar Türkiye’nin rolünü artıracak
Suriye’de iç savaşın sona ermesiyle birlikte Orta Doğu’daki enerji hatları da yeniden şekillenmeye başladı. Bu kapsamda Türkiye ile Suriye arasında inşa edilen yeni doğalgaz boru hattı, Ağustos 2025’te devreye alındı. Türkiye ilk kez Suriye’ye doğrudan gaz sevkiyatına başladı. Enerji Uzmanı Altuğ Karataş, bu hattın ilerleyen dönemde Körfez ülkelerine kadar uzanabilecek bir enerji güzergâhının temelini oluşturabileceğini belirtti. Karataş’a göre bu gelişme yalnızca Türkiye değil, Avrupa’nın enerji güvenliği açısından da önemli bir alternatif. Yeni enerji bağlantılarıyla birlikte Türkiye’nin enerji koridoru konumunun daha da güçlenmesi bekleniyor. Karataş, bu durumu, “Körfezden Suriye’ye çekilecek 100 km doğalgaz hattıyla körfez doğrudan AB bölgesine bağlanacak” diye değerlendirdi.
Enterkonekt hatlarla elektrik ihracatı artıyor
Türkiye yalnızca doğalgaz ticaretinde değil, yenilenebilir enerji üretimi ve elektrik ticaretinde de bölgesel bir oyuncu haline geliyor. Güneş, rüzgar, hidroelektrik ve jeotermal yatırımlarındaki artışla birlikte Türkiye’nin elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların payı yüzde 40’ın üzerine çıktı. Avrupa elektrik sistemi ile kurulan enterkonekt iletim hatları sayesinde Türkiye, geçtiğimiz yıl Avrupa Birliği ülkelerine 650 milyon Euro’yu aşan elektrik ihracatı gerçekleştirdi. Bunun yanı sıra Türkiye, yenilenebilir enerji ekipmanları ve teknolojilerinde de üretim kapasitesini artırıyor. Özellikle rüzgar türbinleri ve güneş enerjisi ekipmanları alanındaki yerli üretim sayesinde sektörden ekonomiye 2.2 milyar dolarlık ihracat geliri sağlandı. Depolama teknolojileri, yeni iletim hatları ve enterkonekt bağlantılar sayesinde Türkiye’nin Avrupa, Türk Devletleri ve çevre ülkelere uzanan enerji ağlarında daha aktif rol üstlenmesi bekleniyor.