Bugun...
Bizi izleyin:
    • BIST
      0
      % 6,59
      BIST
    • DOLAR
      3,77
      % 0,01
      Dolar
    • EURO
      4,63
      % 0,02
      Euro
    • ALTIN
      162,49
      % 0,04
      Altın


Yılmaz Velioğlu


Facebookta Paylaş









Enflasyon-Faiz ilişkisi
Tarih: 15-10-2017 01:55:00 Güncelleme: 15-10-2017 01:55:00


Enflasyon ve faiz ilişkisi, üzerinde sürekli nedensellik bağı kurulan bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkıyor. Faizler yüksek olduğu için mi enflasyon artıyor, yoksa enflasyon arttığı için mi faizler yükseliyor? Hangisi diğerinin sebebidir? Böyle bir tartışmanın ortaya çıkması aslında bir sonuçtan türetilen beyin fırtınasıdır. O sonuç da, iki kavramın uzun vadede birlikte hareket ettiğidir. İkisi de sürekli aynı yönde hareket ettiği için, hangisinin tetikleyici olduğu sorunsalı gündeme oturmaktadır.

Bu konuda, iktisat literatüründe başvurulabilecek en önemli isim Irving Fisher’dır. ‘Fisher etkisi’ olarak ekonomi kuramına yerleşen bu düşünce; beklenen enflasyondaki bir birimlik değişimin nominal faizleri aynı yönde ve aynı düzeyde etkileyeceğini açıklar. İktisatçılar arasında sebep-sonuç ilişkisini her iki yönde de öne sürenleri görebiliyoruz. Öncelikle kavramları tanımlayarak alfabemizi oluşturalım. Enflasyon; fiyatlar genel seviyesindeki artış anlamına geliyor. Tabi buradaki artış geçici değil, süreklilik arzeden bir duruma atıf yapıyor. Faiz ise kısaca paranın fiyatı olarak tanımlanabilir. Enflasyondan kastedilen fiyatlardaki sürekli artış iki sebepten ortaya çıkabilir. Birincisi, talepte yaşanan artışın etkisi ile fiyatların artıyor olması, diğeri ise o ürünü oluşturmak için gereken girdilerin fiyatlarındaki artış yani maliyet artışı kaynaklı olmasıdır. Özellikle ülkemizde bu sebep-sonuç ilişkisi yapılıyorsa, üzerinde duracağımız nokta ikincisi, yani maliyet artışına dayalı enflasyondur. Peki, faizin buradaki payı, etkisi nedir ve ne şekildedir? Faizi, Merkez Bankaları’nın para politikası aracı olarak zaman zaman başvurdukları bir silah olarak tanımlayabiliriz. Faizin enflasyona sebep olduğu görüşü penceresinden bakarsak; faiz artarsa, kaynak kullanım maliyeti artacak, işletmeler daha yüksek oranlarla borçlanacak, katlandıkları bu maliyeti de fiyatlarına yansıtacaklardır. Böylelikle enflasyon artacaktır. Peki bu denklemi bir adım daha öteye götürelim ve günümüzdeki tartışmaya da ışık tutmaya çalışalım. Faizin ve enflasyonun yüksek olduğu bir (x) zamanında olalım. Neye göre, kime göre yüksek sorusunu es geçiyorum. Bu (x) zamanında enflasyonu düşürmek için faizleri indirmek tek başına çözüm müdür? Dış ticaret açığı veren bir ülke ekonomisi için cevap hayır… Peki, faizlerin yüksek kalması olumlu bir şey midir? Bunun da cevabı hayır…

Dış ticaret açığı veren bir ekonomide, yani ithalata dayalı büyüyen, hammaddeyi ithal eden, dövize hassasiyeti yüksek bir ortamda, faizi indirdiğinizde kur artacaktır. Döviz kurunun artması iç piyasada girdi maliyetini arttıracağı için fiyatlar genel seviyesini yukarı çekebilir. Fakat bu tepkiler anlık olacaktır. Yani aslında bir yıllık bir periyoddan sonra enflasyon da belli bir mertebeye inebilir. Karşıt görüş açısında da bakalım; faizleri indirirseniz, finansman maliyeti düşer, ürün daha ucuza üretilir ve fiyatı düşer. Görüldüğü üzere; her iki görüş de mantıklı sebeplerle konuyu açıklayabiliyor. Ama burada dikkat edilmesi gereken nokta; hangisinin duyarlılığı-payı fazladır. Bir örnekle konunun derinlerine inmeye çalışalım. Kurşun kalem üreten bir fabrikamız olsun. Bir kalemi 100 TL’ye sattığımızı farzedelim. Fiyatı analizde kolaylık sağlaması için uç noktada alıyorum. 100 TL satış fiyatı varken, o firmanın birim maliyeti toplam 90 TL olsun, yani her kalemden 10 TL kar elde etsin… 90 TL’lik maliyetinin içinde de 5 TL finansman gideri, 50 TL de dövize endeksli hammadde maliyeti olsun. Geriye kalanı da diğer genel gider maliyetleri olarak düşünelim. Faizlerdeki %20’lik bir düşüş firmanın finansman maliyetini 4 TL’ye indirir. Bunu da doğrudan satış fiyatına yansıtsa kalem 99 TL’ye satılır. Dövizde ise değil %20, %10’luk bir artış olsa, 50 TL’lik hammaddesi 55 TL’ye gelir. Her ikisinin aynı anda olduğu senaryoda, faizi indirmek satış fiyatını arttırıp, enflasyonu yukarı yönde etkileyecektir. Dolayısıyla, değişkenlerin toplam denklem içindeki payı son derece önemlidir. Hatta böyle bir örnekte faizi arttırmak, enflasyonu geçici olarak indirmek anlamına dahi gelebilir. Uzun vadedeki birlikte hareket etme prensibinin geçerli olduğunu ortaya koyarak bunu söyleyebiliriz.

Aslında bu iki kavram doğrudan birbirlerinin sebebi ya da sonucu değildir. Her ülkenin kendi dinamikleri, hatta dünyadaki o anki konjonktür bu sebep sonuç ilişkisini yer değiştirebilir. Gelişmiş ekonomilere bakalım. Faiz oranları % 0-1-2 dolaylarında değişiyor. Enflasyonu da %2 seviyesinde oturtma peşindeler. Hatta çok düşük enflasyonu istemiyorlar. Faiz artışına sıcak bakmak için de enflasyonun seyrini izliyorlar. Yani enflasyonu arttırmak ya da indirmek için hemen faiz silahına sarılmıyorlar. Dolayısıyla hangisi sebep, hangisi sonuç sorunsalından öte; her ikisini de o dönemin dinamikleri çerçevesinde kontrol altında tutmak ideal olandır. Klasik olarak söylenmesi gereken yumurta mı tavuk mu diyaloğuna hiç girmeyeceğim. Yumurtayı sabah kahvaltıda, tavuğu da akşam fırınlanmış olarak düşünmeye devam edin bence… Bu eylem, hangisinin hangisinden olduğunu düşünmekten daha çok fayda sağlar, emin olun…

 

 

 





YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
FOTO GALERİ
  • Porsche kompakt SUV Macan
    resim yok
  • EGD Ödül Töreni 2017
    EGD Ödül Töreni 2017
  • Atatürk
    Atatürk
  • Fantastik
    Fantastik
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • Bebişler
    Bebişler
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • İsmail Tunçbilek Derdin ne
    İsmail Tunçbilek Derdin ne
  • Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
    Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
  • Kubat Ötme Bülbül
    Kubat Ötme Bülbül
  • Osmanlı
    Osmanlı
VİDEO GALERİ
YUKARI