Bugun...
SON DAKİKA

Barışta yarış?

 Tarih: 04-01-2018 19:22:00
Fahrettin Gülener

Gelişmiş dünya milletlerinin pazarlardaki davranışları “kıyasıya rekabete” dayanır. Daha kaliteli, daha ekonomik fiyatlarla ve koşulsuz müşteri memnuniyeti esaslarına dayandırılmış ne kadar prensip varsa, hepsini bu “kıyasıya rekabet” şartlarında izlersiniz. Bu izlemeye bakarak sanırsınız ki; bu insanlar kim bilir nasıl bir sosyal davranış içindedirler? Belki de gırtlak-boğaz misali bir yaşam biçimi söndürmektedirler…?

Hayır! hiç de öyle bir durum yok...! Kıyasıya rekabetin en koyusu bile sergilenirken; ince bir nezaket, çok dikkat isteyen bir sosyal ilişkiler toplamını içinde barındırır. Herkes işini en iyi şekilde yapar, üst düzey kalite anlayışını ortaya koyar, kârlılık yarışında dayanabildiği ölçüde fiyatlarını düşürür.. Satış sonrası hizmetlerde geleceği düşünerek müşteriye daima hizmet etme ve yanında olabilme kurallarını korur.

Barış şartlarını bozmadan, pazar ve piyasalarda müşteri tutabilmenin erdemine ’’BARIŞTA YARIŞ’’ diyoruz. Bu ifadenin ülkemizce benimsendiği bir centilmenlik dönemini özlemekle 45 yıllık iş hayatımı devretmek üzereyim.. Ne kadarını bulabildim? Bana bu soruyu sormayın lütfen. İllâki bir cevap bulmak isterseniz; benim yerime kendinizi koyarak bir cevap arayınız. Göreceksiniz ki, yolumuz henüz çok uzun; anlayışımız hiçbir bilgesel tabana temele dayanmıyor ne yazık ki?

Biz niye böyleyiz? Kolaycılık, yetersiz kültürleşme, yetersiz tahsil, yetersiz din ve ahlâk bilgisi, yetersiz dünya fuarı görgüsü ve (affedersiniz) yetersiz vicdan olsa gerektir derim. Uzun yıllar öncesinde sokakta bir afiş beni çok etkilemişti. “Türklük gurur ve şuuru, İslâm ahlâk ve fazileti’’ diye yazıyordu. Bu yazıyı ilk defa okuyanlarla birlikte her ilgiliye sorasım geliyor. Hani bu yazının gereğini yapan toplumsal örneklerimiz, nerede?

Daha beteri var; Ülke ekonomimizin %70-80 puanlık bölümü kayıtdışı durumundadır. Yani; fatura verilmez, alınmaz! Sigortasız adam çalıştırılır! Devlete ödenmesi gereken vergi, fon ve primler ödenmeyip üç yıl içinde af bekleyerek sıyrılma kültürü; hangi inanca, hangi din anlayışına, hangi millet kültürüne uyar?

Yüksek oktanlı benzin isteyen motorumuza düşük oktanlı benzin koyamayız. Hele ki, bu benzine su katamayız. Çünkü; araç ömrüne bir bedel ödedik, bunun karşılığını engelleyecek hiçbir hareketi kendimiz yapmayacağımız gibi başkasına da yaptırmayız. Peki; bazı yakıt istasyonlarında “kimyasal çürük katkı maddeleri” yoluyla %5-7 oranında para kaybettiğimizi hatırlayalım. Hatta bir miktar su basıldığını da hatırlayalım. Şu soruyu sormanın tam sırasıdır. Nasıl bir Türklük gururu, şuuru ve nasıl bir İslam ve Ahlâk fazileti yaşamaktayız? Kendimizi kandırmaktan vazgeçtiğimizi inandığımızda ancak; BARIŞTA YARIŞ nasıl yapılacakmış; öğrenebiliriz.

 

  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI